Taliban’dan Pakistan’ın Başkenti İslamabad’da Bombalı Saldırı

Pakistan Talibanı’nın (TTP), başkent İslamabad’da düzenlediği bombalı saldırıda 1 kişi yaşamını yitirirken, 6 kişi de yaralandı. TTP, İslamabad yönetimi ile başlatılan ateşkesin sona erdiğini ve militanlarına ülke genelinde güvenlik güçlerine saldırı emri verdiğini açıklamıştı. 

Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında 1 polis hayatını kaybetti, iki sivil ile dört polis de yaralandı.

Euronews Türkçe’den Mustafa Bag’in aktardığına göre, İslamabad’ın Emniyet Müdürü Sühyl Zafer, yaptığı açıklamada, polis ekibinin kontrol noktası şüpheli bir aracı durdurmak istediğini ancak araçtaki bir kadın ile bir erkek iki kişinin polisin “dur” ihtarına uymadığını belirtti.

Zafer, bunun üzerine polis ekibinin şüpheli aracı takibe aldığı, emniyet birimleriyle yaşanan kovalamacanın ardından tam şüpheli araca yaklaşıldığı sırada bu araçta bulunan bombanın infilak ettirildiğini söyledi.

Zafer, ‘intihar eylemi’ olarak tanımladığı saldırıda 1 polisin hayatını kaybettiğini, olayda iki sivil ile dört polisin de yaralandığını aktardı. Ayrıca eylemi gerçekleştiren kişilerin de öldüğü bildirildi.

Saldırı sonrası olayın gerçekleştiği bölgeye çok sayıda ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da, aracın patlayıcılarla dolu olduğu ve başkentte önemli bir hedefe doğru gittiği belirtildi, ancak olası hedefle ilgili detay verilmedi.

İçişleri Bakanı Rana Sanaullah, Geo News TV’ye yaptığı açıklamada “Araç hedefine ulaşmış olsaydı ağır kayıplara neden olurdu” ifadesini kullandı.

Ayrıca bakan, başkentin böylesi bir saldırı tehdidi nedeniyle zaten yüksek alarm durumunda olduğunu söyledi.

Başbakan Şahbaz Şerif de, “Kolluk kuvvetlerinin zamanında müdahalesi bir katliamı önledi.” dedi.

Saldırı, parlamento ve hükümet binalarının bulunduğu noktaya giden bir ana yol üzerindeki polis merkezinin yakınında gerçekleşti.

Saldırının sorumluluğunu Pakistan Talibanı (TTP) üstlendi ve bunun liderlerinden birinin öldürülmesinin intikamı gerekçesiyle yapıldığını bildirdi.

Örgütün açıklamasında, “İslam düşmanlarına karşı düzenlenen intihar saldırısının sorumluluğunu üstleniyoruz” denildi.

Pakistan Talibanı (TTP), 28 Kasım’da yaptığı bir açıklama ile, 10 Mayıs’ta İslamabad yönetimi ile başlatılan ateşkesin sona erdiğini ve militanlarına ülke genelinde güvenlik güçlerine saldırı emri verdiğini açıklamıştı.

Örgüt, o tarihten itibaren güvenlik güçlerine saldırılarını yoğunlaştırmış durumda.

Son saldırı, Pakistan ordusunun ülkenin kuzeyindeki bir terörle mücadele merkezinde örgütle rehine kurtarma operasyonuna girdiği çatışmada 25 TTP militanını öldürmesinden iki gün sonra gerçekleşti.

TTP, on yılı aşkın bir süredir hükümeti devirmek ve ülkeyi sert bir İslam hukuku çerçevesinde yönetmek için bombalı saldırılar ve intihar eylemleri düzenliyor.

Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban ile Pakistan Talibanı olarak bilinen Tahrik-i Tuleba-yı Pakistan (Pakistan Taliban Hareketi, TTP) arasında farklılıklar bulunuyor.

Paylaşın

Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne Silahlı Saldırı: 3 Ölü

Fransa’nın başkenti Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, üç kişi de yaralandı. Savcılık, saldırının ardından 69 yaşındaki bir şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.

Haber Merkezi / Saldırının nedeninin henüz bilinmediği, olayla ilgili cinayet soruşturması açıldığı açıklandı.

“Bir kişi yoğun bakımda, iki kişiyse ciddi şekilde yaralandı” diyen Paris savcısı Laure Beccuau, gözaltına alınan şüphelinin de yaralı olduğunu belirtti. Beccuau, şüphelinin Fransız makamlarınca bilinen bir isim olduğunu ifade ederek olayın arkasındaki olası ırkçı unsurların araştırılacağını söyledi.

Savcı Beccuau, şüphelinin daha önce çadır kamplardaki sığınmacılara yönelik bir saldırı da gerçekleştirdiğini belirtti. Le Parisien gazetesi, şüphelinin geçen yılki saldırıyı kılıçla gerçekleştirdiğini ve olayda yaralananlar olduğunu bildirdi. Gazete, söz konusu kişinin cezaevinden bu ayın ortasında adli kontrol şartıyla çıktığını belirtti.

Saldırı için “dramatik” diyen İçişleri Bakanı Gérald Darmanin de saldırının yaşandığı sokağa gitti. Fransa hükümetinin Kürtlerin bulunduğu bölgelerin korunması için güvenlik tedbirlerinin artırılmasını istediğini açıklayan Darmanin, saldırganın yalnız hareket ettiğinin düşünüldüğünü belirtti ve saldırının nedeniyle ilgili henüz bilgi sahibi olmadıklarını söyledi.

Reuters’ın haberine göre, 10’uncu Bölge Belediye Başkanı Alexandra Cordebard gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırının, Enghien Caddesi’ndeki bir Kürt kültür merkezinin yanı sıra Kürt merkezinin karşısındaki bir restoran ve bir kuaförü hedef aldığını kaydetti.

Saldırının ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, “Kürt toplumu ve onun üzerinden tüm Parisliler, aşırı sağcı bir militan tarafından gerçekleştirilen bu saldırının hedefi oldu. Kürtler nerede yaşarlarsa yaşasınlar, barış ve güvenlik içinde yaşayabilmeliler. Paris bu karanlık saatlerde her zamankinden daha çok onların yanında” ifadelerini kullandı.

Saldırganın demir yollarından emekli Fransız vatandaşı bir kondüktör olduğu aktarılırken BFM TV, saldırganın bir yıl önce bir göçmen kampına da saldırı düzenlediği bilgisini paylaştı. 10’uncu bölgenin belediye başkanı Alexandra Cordebard da “Saldırı Kürt Toplum Merkezi’nde ve merkezinin karşısındaki bir restoran ile bir kuaförde meydana geldi” ifadelerini kullandı.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan bölgedeki görgü tanığı bir dükkan sahibi, “Büyük bir panik yaşandı, kendimizi içeri kitledik” dedi. Görgü tanığı, yedi ya da sekiz el silah sesi duyduğunu ve sokakta kaos yaşandığını söyledi.

Bir başka görgü tanığı da “Yaşlı, beyaz bir adamın Kürt Kültür Merkezine girip ateş açtığını gördük, daha sonra da bitişikteki kuaföre girdi” dedi.

Kürt sanatçı hayatını kaybetti

Hayatını kaybeden üç kişiden birinin Kürt şarkıcı Mîr Perwer olduğu belirlendi. 2020’de dönemin HDP Milletvekili Mehmet Ali Aslan’la birlikte Hasankeyf’te bir program yapan Mîr Perwer şunları söylemişti: “Çocukluktan beri müzikle ilgileniyorum. Üç yıldır profesyonel olarak müzik çalışmaları yapıyorum. Artık Kürtçe radyo kalmadı. Bu nedenle canlı yayın yapıyoruz. Böylece Kürt müziğini ve kültürümü tanıtmak istiyorum.”

Paylaşın

Taliban’dan Kadınlara Eğitim Yasağı Tepkilerine Yanıt: İç İşlerimize Karışmayın

Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Nida Muhammed Nedim, kadın öğrencilerin bakanlık tarafından koyulan kıyafet kurallarına riayet etmediğini belirterek, “Maalesef geçen 14 ayda, İslam Emirliğinin Yüksek Öğretim Bakanlığının kadınların eğitimine ilişkin talimatlarına uyulmadı” dedi.

Nedim, “Kızlara kurallara uygun şekilde hicap giymelerini söyledik ama yapmadılar. Düğüne gider gibi giyiniyorlardı” diye ekledi. Ayrıca bazı konu ve derslerin kadınlara uygun olmadığını iddia eden Nedim, “Tarım, mühendislik gibi bazı alanlar kadınların haysiyet ve şerefine de Afgan kültürüne de uygun değil” dedi.

Afgan bakan, bu sorunlar giderildikten sonra kadınlara yönelik üniversite yasağının ileride gözden geçirilebileceğini sözlerine ekledi.

Kadınların üniversite eğitimi almasını yasaklayan Taliban, bu kararı eleştiren ülkeleri Afganistan’ın iç işlerine karışmamaları konusunda uyardı.

Uygulanan yasakla ilgili olarak ilk kez kamuoyuna açıklamada bulunan Yüksek Öğretim Bakanı Nida Muhammed Nedim, alınan kararı savundu. Afgan devlet televizyonuna konuşan Nedim, kadın ve erkek öğrencilerin birbiriyle temasının önüne geçilmesi için böyle bir yasak getirmeleri gerektiğini ileri sürdü.

“Düğüne gider gibi giyiniyorlardı”

Kadın öğrencilerin bakanlık tarafından koyulan kıyafet kurallarına riayet etmediğini söyleyen Nedim, “Maalesef geçen 14 ayda, İslam Emirliğinin Yüksek Öğretim Bakanlığının kadınların eğitimine lişkin talimatlarına uyulmadı” dedi. Nedim, “Kızlara kurallara uygun şekilde hicap giymelerini söyledik ama yapmadılar. Düğüne gider gibi giyiniyorlardı” diye ekledi.

Ayrıca bazı konu ve derslerin kadınlara uygun olmadığını iddia eden Nedim, “Tarım, mühendislik gibi bazı alanlar kadınların haysiyet ve şerefine de Afgan kültürüne de uygun değil” dedi. Afgan bakan, bu sorunlar giderildikten sonra kadınlara yönelik üniversite yasağının ileride gözden geçirilebileceğini sözlerine ekledi.

“İç işlerimize karışmayın”

Associated Press’in haberine göre Nedim, yasaklama kararına Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar dâhil birçok ülke tarafından gösterilen tepkiye de yanıt verdi. Nedim, yabancıların Afganistan’ın iç işlerine karışmayı bırakması gerektiğini söyledi.

Eski bir ordu komutanı, emniyet müdürü ve vali olan Nedim, geçen Ekim ayında Yüksek Öğretim Bakanı olarak atanmıştı. Nedim, hem İslami değerlere hem de Afgan kültürüne aykırı olduğu gerekçesiyle kadınların okumasına karşı çıkıyor.

Afganistan’da Ağustos 2021’den beri iktidarda olan Taliban, önceki gün aldığı kararla kadınların üniversite eğitimi almasını bir sonraki emre kadar yasaklamıştı.

Çavuşoğlu: Ciddi endişe kaynağı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün Ankara’da Yemenli mevkidaşıyla düzenlediği ortak basın toplantısında Taliban rejimini eleştirerek “Kız öğrencilerine yönelik eğitim yasağı gerçekten bizleri derinden üzdü. Ciddi bir endişe kaynağıdır” demişti.

Taliban yönetimine kapsayıcı olmaları yönünde tavsiyede bulunduklarını belirten Çavuşoğlu, “Bu yasak İslami de değil insani de. Biz bu kararı reddediyoruz. Kadınların eğitiminin Afganistan’a ne zararı ve bu yasağın ne faydası var? Mantıklı bir açıklaması olsun. Dinimiz İslam, eğitime karşı değil, tam tersine eğitimi destekliyor. Taliban’ın bu kararından vazgeçmesini bekliyoruz” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Afganistan’da Kadınlar Eğitim Hakları İçin Protesto Düzenledi

Afganistan’ın Başkenti Kabil’de onlarca kadın, Taliban yönetiminin kadınlara üniversite eğitimini yasaklamasını protesto etti. Protestoya katılan bazı kadınlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Kadınlar, “haklar ya herkes içindir ya da hiç kimse” sloganı eşliğinde eğitim haklarını savunmak için sokaktaydı.

Başlangıçta ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden Kabil Üniversitesi kampüsü önünde yapılması planlanan protesto gösterisi, bölgeye çok sayıda silahlı güvenlik gücünün konuşlandırılması nedeniyle başka bir noktaya taşınmak zorunda kaldı.

Protestoculardan biri, birden fazla kadın protestocunun kadın polisler tarafından götürüldüğünü, ikisinin daha sonra serbest bırakıldığını, diğer birçok kadınınsa hala gözaltında tutulduğunu söyledi.

Bu yılın başlarında önde gelen kadın aktivistlerin tutuklanmasından bu yana, kadınlar tarafından düzenlenen protesto gösterisi sayısı azaldı. Katılımcılar gözaltı, şiddet ve fişlenme riskiyle karşı karşıya.

Herat Üniversitesi’nden bir gazetecilik öğrencisi, “Afgan kızlar, ölü bir topluluk haline geldi. Kan ağlıyorlar. Bize karşı tüm güçlerini kullanıyorlar. Yakında kadınların nefes almasının yasaklandığını duyurmalarından korkuyorum.” şeklinde konuştu.

Uluslararası kamuoyu, Afgan kadınların eğitim haklarının ellerinden alınmasını kınadı. “Let her learn” (Öğrenmelerine izin verin) etiketi sosyal medyada gündem oldu.

Taliban hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanı Neda Muhammed Nadim salı günü yayımlanan bir talimatla, kadınların “ikinci bir emre kadar” üniversite öğrenimlerini sürdürmelerini yasaklamıştı.

Örgütün iktidarının başlangıcında kadın hakları için verdiği sözler yerini yasaklara bıraktı. Kadınların yanlarında bir erkek akrabaları olmadan seyahat etmelerine izin verilmiyor ve evlerinden çıkarken burka ya da başörtüsü takmaları gerekiyor.

Kasım ayında, kadınların parklara, bahçelere, spor salonlarına ve hamamlara girişleri de yasaklamıştı.

ABD’nin geçen yıl ağustosta ülkeden çekilmesiyle Taliban önce başkent Kabil’i daha sonra da ülkenin tamamını ele geçirmişti.

Örgüt katı uygulamalarla kadınların halka açık parklara girmesini ve neredeyse sağlık sektörü dışında çalışmalarını yasaklamıştı.

Öte yandan Taliban’ın kız çocuklarının ilkokul eğitimi almasını yasakladığı bildirildi. ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’ın aktardığın göre Taliban yetkilileri, başkent Kabil’de özel okul müdürleri, din adamları ve topluluk temsilcileriyle çarşamba günü bir araya geldi.

Buna göre yetkililer, kadın öğretmenlerin ve personelin okullarda çalışmasının da yasaklandığını duyurdu. Taliban’dan yasağa dair resmi açıklama yapılmazken, düzenlenen görüşmede uygulamanın geçici olacağının söylendiği aktarıldı.

İlkokul çağındaki kızının karardan ötürü çok üzgün olduğunu söyleyen Afgan yurttaş Gulam Server Haydari, “Haberleri duyunca kendisini odaya kilitledi. Sürekli ağlıyor. Tüm umutları suya düştü. Bu durumdan çok yorulduk” dedi.

Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

Paylaşın

Afganistan’da Kızların İlkokula Gitmesi De Yasakladı

Taliban yönetimindeki Afganistan’da kızların ilkokul eğitimi almasının yasaklandığı bildirildi. Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’ın aktardığın göre Taliban yetkilileri, başkent Kabil’de özel okul müdürleri, din adamları ve topluluk temsilcileriyle çarşamba günü bir araya geldi.

Buna göre yetkililer, kadın öğretmenlerin ve personelin okullarda çalışmasının da yasaklandığını duyurdu.

Taliban’dan yasağa dair resmi açıklama yapılmazken, düzenlenen görüşmede uygulamanın geçici olacağının söylendiği aktarıldı.

İlkokul çağındaki kızının karardan ötürü çok üzgün olduğunu söyleyen Afgan yurttaş Gulam Server Haydari, “Haberleri duyunca kendisini odaya kilitledi. Sürekli ağlıyor. Tüm umutları suya düştü. Bu durumdan çok yorulduk” dedi.

Buna ek olarak kadınların camilere girmesine ve dini seminerlere katılmasına izin verilmeyeceği de belirtildi.

Örgüt, salı günü de kadınların üniversitede eğitim görmesinin yasaklandığını duyurmuştu. Üniversiteye giden kadın öğrenciler, Taliban görevlileri tarafından geri gönderilmişti.

ABD’nin geçen yıl ağustosta ülkeden çekilmesiyle Taliban önce başkent Kabil’i daha sonra da ülkenin tamamını ele geçirmişti.

Örgüt katı uygulamalarla kadınların halka açık parklara girmesini ve neredeyse sağlık sektörü dışında çalışmalarını yasaklamıştı.

Kadınlar eğitim hakları için protesto düzenledi

Öte yandan Afganistan’ın Başkenti Kabil’de onlarca kadın, Taliban yönetiminin kadınlara üniversite eğitimini yasaklamasını protesto etti. Protestoya katılan bazı kadınlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Kadınlar, “haklar ya herkes içindir ya da hiç kimse” sloganı eşliğinde eğitim haklarını savunmak için sokaktaydı.

Başlangıçta ülkenin en büyük ve prestijli üniversitelerinden Kabil Üniversitesi kampüsü önünde yapılması planlanan protesto gösterisi, bölgeye çok sayıda silahlı güvenlik gücünün konuşlandırılması nedeniyle başka bir noktaya taşınmak zorunda kaldı.

Protestoculardan biri, birden fazla kadın protestocunun kadın polisler tarafından götürüldüğünü, ikisinin daha sonra serbest bırakıldığını, diğer birçok kadınınsa hala gözaltında tutulduğunu söyledi.

Bu yılın başlarında önde gelen kadın aktivistlerin tutuklanmasından bu yana, kadınlar tarafından düzenlenen protesto gösterisi sayısı azaldı. Katılımcılar gözaltı, şiddet ve fişlenme riskiyle karşı karşıya.

Herat Üniversitesi’nden bir gazetecilik öğrencisi, “Afgan kızlar, ölü bir topluluk haline geldi. Kan ağlıyorlar. Bize karşı tüm güçlerini kullanıyorlar. Yakında kadınların nefes almasının yasaklandığını duyurmalarından korkuyorum.” şeklinde konuştu.

Uluslararası kamuoyu, Afgan kadınların eğitim haklarının ellerinden alınmasını kınadı. “Let her learn” (Öğrenmelerine izin verin) etiketi sosyal medyada gündem oldu.

Taliban hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanı Neda Muhammed Nadim salı günü yayımlanan bir talimatla, kadınların “ikinci bir emre kadar” üniversite öğrenimlerini sürdürmelerini yasaklamıştı.

Örgütün iktidarının başlangıcında kadın hakları için verdiği sözler yerini yasaklara bıraktı. Kadınların yanlarında bir erkek akrabaları olmadan seyahat etmelerine izin verilmiyor ve evlerinden çıkarken burka ya da başörtüsü takmaları gerekiyor.

Paylaşın

Alman Otomotiv Devi Volkswagen, Kovid Faturasını İşçilere Çıkardı

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını nedeniyle kapatılan fabrikada kayıplarını telafi etmek isteyen Volkswagen, fazla mesai yapılmasını talep etti. Normalde günde 8 saat mesai yapılan fabrikada 11 saat mesai yapacağı duyuruldu.

Alman otomotiv devi Volkswagen (VW), artan Kovid vakaları nedeniyle üretimi durdurduğu Çin’deki fabrikasında, kaybın telafi edilmesi için fazla mesai yapılmasını talep etti.

Siçuan eyaletinin başkenti Çengdu’daki fabrikada işçilerin günde 11 saat mesai yapacağı duyuruldu.

VW’nin Çinli otomobil üreticisi FAW Group’la ortak işlettiği fabrikada normalde 8 saat mesai yapılıyordu.

Alman şirket, işçiler arasında artan Kovid vakaları nedeniyle fabrikadaki üretimi 21 Kasım – 5 Aralık arasında durdurma kararı almıştı.

VW’nin bu dönemde ne kadar kayba uğradığı bilinmiyor. Firma, Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Telegraph’ın yorum talebine yanıt vermedi.

Aynı dönemde Alman firma, Jilin eyaletinin başkenti Çangçun’daki iki fabrikada da parça tedarik edilememesi nedeniyle üretime ara vermişti.

Şirketin Çin’deki araba satışları geçen yıl yüzde 14 düşerek 3,3 milyona gerilemişti.

Öte yandan katı pandemi kuralları nedeniyle protestoların yaşandığı Çin’deyse kasımda otomobil satışları yüzde 9,5 düşmüştü.

VW’nin baş finansman yöneticisi Arno Antlitz, artan enflasyon ve talepteki düşüş nedeniyle gelecek yılın çok daha zor geçeceğini söylemişti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yerel ve uluslararası kamuoyundan eleştiri alan “sıfır Kovid” uygulaması kapsamında seyahat kısıtlamaları, toplu testler, imalat, ticaret ve hizmetler sektöründeki işletmelerin faaliyetlerinin kısıtlanması gibi katı ve geniş ölçekli tedbirler alınmıştı.

Vakaları ortaya çıktığı yerde bastırmayı ve bulaşma zincirini kesmeyi hedefleyen bu stratejide, geçen ay patlak veren eylemlerin ardından hafifletmeler yapılmıştı.

Öte yandan yetkililer, özellikle mart sonuna kadar vakaların yüksek seyredeceği uyarısında bulunmuştu. Bunun üzerine bazı şehirlerde “panik alışverişi” yaşanmıştı.

Kovid test kiti, ağrı kesici ve soğuk algınlığı ilacı bulmak zorlaşırken, limon, şeftali konservesi ve takviyeli maden suyu gibi C vitamini içeren yiyecek ve içeceklerin bulunduğu raflar da kısa sürede boşalmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’da Kadınların Üniversiteye Gitmesi Yasaklandı

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban’ın Bakanlar Kurulu, kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını duyurdu. Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

Taliban Geçici Hükümetinin Yüksek Öğretim Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, ülkedeki tüm kamu ve özel üniversitelere konuyla ilgili talimat gönderildiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile kadınların üniversite eğitimi almalarının “ikinci bir bildirime kadar” yasaklandığını söyledi.

Taliban, yönetime geldikten sonra, kız çocuklarının ve kadınların ilkokul ve üniversitelerde eğitim almasına izin vermiş, orta ve lise kademelerindeki eğitimlerine devam etmelerine yasak getirmişti.

Taliban, kadınların üniversitelerde okuyabilecekleri bölümleri ise sınırlandırmış, veterinerlik, mühendislik, ekonomi, tarım ve gazetecilik kadınların eğitim almasının yasak olduğu bölümler olmuştu.

Ayrıca kadın ve erkek öğrencilerin bulunduğu alanlar katı kurallarla ayrılmış, kadın öğrencilere sadece kadın öğretmenler ders vermişti.

Taliban’ın aldığı bu son kararla birlikte kadınların ülkede resmi eğitim alması neredeyse tamamen yasaklanmış oldu.

ABD’den açıklama: “Sonuçları olacak”

Taliban’ın aldığı kadınlara üniversite eğitimi yasağı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından da tepkiyle karşılandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, dün (20 Aralık) yaptığı günlük basın toplantısında bu kararın “sonuçlarının olacağını” söyledi.

Taliban’ın aldığı kararın Afganistan nüfusunun yarısını yüksek eğitimden mahrum bırakacağını kaydeden Price, özetle şöyle konuştu:

“Ayrıca Taliban, Afgan kadınlarını daha karanlık ve kısır bir geleceğe kalıcı olarak mahkum etti. Nüfusunun yarısı keyfi olarak eğitimden alıkonulduğunda hiçbir ülke gelişemez. Eğitim, uluslararası düzeyde tanınan bir insan hakkıdır ve Afganistan’ın ekonomik büyümesi ve istikrarı için esastır. Bu kabul edilemez duruşun Taliban için önemli sonuçları olacak.”

Taliban’a kadınların üniversite eğitimlerini yasaklamasından dolayı hesap soracaklarını aktaran Price, “İşte bunu yapmak için yararlanabileceğimiz birkaç araç. Bugün daha fazla ayrıntıya giremeyeceğim” dedi:

“Taliban’ın bazı üst düzey üyeleri halihazırda belirli önlemlere tabidir. Bir örgüt olarak Taliban belirli önlemlere tabidir. Ve Taliban’ı bugünkü duyurudan sorumlu tutmak için daha neler yapabileceğimize bakacağız.”

Afganistan’da yeniden Taliban dönemi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi 31 Ağustos 2021’de tamamlandı.

Afganistan eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümetini deviren Taliban, 11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve koalisyon güçlerinin işgal ettiği ülkeye yirmi yıl sonra yeniden egemen oldu.

Taliban’ın ülkenin başkenti Kabil’e girmesiyle Taliban’ın hedefinde olan ve Afganistan’dan tahliye edilmeyi talep eden binlerce kişi Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’na gitmiş, havalimanındaki uzun ve yorucu bekleyiş zamanla izdihama dönüşmüştü.

Uluslararası Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nda tahliye için bekleyiş sürerken, 26 Ağustos günü kalabalığı hedef alan bombalı saldırıda 13’ü ABD askeri olmak üzere en az 170 kişi yaşamını yitirdi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktardığına göre, havalimanındaki patlamadan sonra IŞİD saldırıları artmaya devam etti. Ülkenin her yerinde patlama meydana gelirken, özellikle Nangerhar saldırıların en çok yoğunlaştığı il oldu.

8 Ekim 2021’de Kunduz’da, 15 Ekim’de ise Kandahar’da Şii camileri cuma namazı sırasında IŞİD intihar bombacılarınca hedef alındı. Patlamalarda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Paylaşın

Hollanda Başbakanı, Ülkesinin Köleci Geçmişinden Dolayı Özür Diledi

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, ülkesinin yıllarca köleciliği etkinleştirdiğini, teşvik ettiğini, sürdürdüğünü ve bundan yararlandığını vurgulayarak,  “İnsanlar metalaştırıldı. İnsan onuru ayaklar altına alındı. Bunun için özür dilerim” dedi.

Lahey kentindeki Ulusal Arşiv’de toplanan dinleyicilere hitap eden Başbakan Rutte, “Bugün Hollanda hükümeti adına Hollanda devletinin geçmişteki eylemleri için özür diliyorum” dedi.

Rutte, bu cümlesini İngilizce, Papiamento ve Sranan Tongo dillerinde tekrar etti. Bunlar halen Hollanda Krallığı’na bağlı özerk devletler olan Karayip adalarında ve 1975’te bağımsızlığını kazanan Surinam’da konuşulan diller.

“İnsanlığa karşı suç”

“Hollanda devleti köleleştirilmiş halkların ve onların torunlarının uğratıldığı büyük acıların sorumluluğunu taşımaktadır” ifadelerini kullanan Rutte “Şimdi ve burada yaşayanlar olarak biz bunu sadece tanıyabilir ve köleciliği en açık ifadelerle insanlığa karşı suç olarak kınayabiliriz” dedi.

Hollanda’nın resmi özrü, ülkenin Surinam, Curaçao ve Aruba gibi Karayipler’deki adalarda ve Endonezya gibi sömürgelerinde köleliğin kaldırılmasından yaklaşık 150 yıl sonra geldi. Hollanda 1 Temmuz 1863’te köleliği kaldırma kararı almış ancak bunun tamamen hayata geçmesi 10 yıllık bir geçiş sürecinin ardından 1873’te tamamlanabilmişti.

Rutte’nin resmi özrü, devletin bir tazminat ödememesi nedeniyle eksik bulunuyor. Hollanda Krallığı’na bağlı ada ülkesi Aruba’nın Başbakanı Evelyn Wever-Croes özrü “bir ilk adım” olarak değerlendirdiğini ve kabul ettiğini açıkladı.

Ancak Sint Maarten Başbakanı Silveria Jacobs özrü kabul etmeyeceklerini duyurdu. Jacobs “Şunu açıkça söyleyeyim danışma komitemiz bunu tartışmadan ve ülke olarak bunu tartışmadan özrü kabul etmeyeceğiz” dedi.

16’ncı ve 17’nci yüzyılda “Altın Çağ”ını yaşayan ve dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline gelen Hollanda’nın, köle ticareti amacıyla Güney Amerika ve Karayiplere taşıdığı Afrikalıların sayısının 600 bini geçtiği tahmin ediliyor. Sömürge imparatorluğu doruğunda iken Surinam, Güney Afrika ve Endonezya, Hollanda’nın sömürgeleri arasında yer alıyordu.

Kraliyet Ailesi”nin kölecilik geçmişi araştırılacak

Hollanda Kralı Willem-Alexander da, Kraliyet Ailesi”nin kölecilik tarihindeki rolünün araştırılması için talimat verdi. Araştırma 16. yüzyılın sonlarından sömürgecilik sonrası ve günümüze kadar olan dönemi kapsayacak ve üç yıl sürecek.

Hollanda Kralı, “Tarihsel gerçekleri ve gelişmeleri anlamak ve bunların insanlar ve topluluklar üzerindeki etkileriyle olabildiğince açık ve dürüst bir şekilde yüzleşmek için geçmişe dair derinlemesine bilgi şarttır” diyor.

Araştırmayı Leiden Üniversitesi yürütecek. Tarihçi Gert Oostindie başkanlığındaki bağımsız bir komite de araştırmayı denetleyecek. Hollandalı tüccarlar, “Altın Çağ” adı verilen 17. yüzyıldan itibaren Afrika ve Asya’dan 600 binden fazla insanı kaçırarak köleleştirdi.

Köle ticareti, Hollanda’nın refah toplumuna dönüşmesinde önemli rol oynadı. Yapılan araştırmalara göre, 17. yüzyıldaki ekonomik büyümesin en az yarısı, köle ticareti ile bağlantılı.

Paylaşın

Peru’daki Protestolarda Yaşamını Yitirenlerin Sayısı 23’e Yükseldi

Peru’da, Cumhurbaşkanı Castillo’nun görevden azledilip cezaevine gönderilmesinin ardından başlayan protestolarda 23 kişinin hayatını kaybetti, olaylarda yarısı polis olmak üzere 569 kişinin de yaralandığı kaydedildi. Ölümler nedeniyle dün 2 bakan görevlerinden istifa etmişti.

Peru’da, Cumhurbaşkanı Pedro Castillo’nun 7 Aralık’ta Kongrede görevinden azledilip cezaevine gönderilmesinin ardından başlayan protestolarda şimdiye kadar yaşamını yitirenlerin sayısı 23’e çıktı.

Ülkenin birçok kentinde sokağa dökülen binlerce kişi yeni Cumhurbaşkanı Dina Boluarte’nin istifasını ve gözaltında bulunan Castillo’nun serbest bırakılmasını talep etti.

Kamu Denetçiliği Ofisi verilerine göre, ölenlerden 19’u, polis ile göstericiler arasında çıkan arbedede hayatını kaybetti. Olaylarda yarısı polis olmak üzere 569 kişinin de yaralandığı kaydedildi.

Ölümler nedeniyle dün 2 bakan görevlerinden istifa etmiş, Boluarte’nin seçimlerin Aralık 2023’te yapılması önerisi Kongre’de yapılan oylamada reddedilmişti.

Ne olmuştu?

Peru Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, hükümeti devirmekle suçladığı Kongre tarafından “kalıcı ahlaki yetersizlik” suçlamasıyla görevinden azledildi.

Castillo’nun görevinden alınması yönündeki karar, 7 Aralık’taki genel kurul toplantısında altı aleyhte, 10 çekimser oya karşı 101 lehte oyla alındı.

Kongrede Castillo’nun görevden azledilmesi kararına gerekçe olarak “kamu fonksiyonlarını gasp etmeye, devlet yetkilerinin işleyişini engellemeye ve siyasi anayasa tarafından kurulan düzeni ihlal etmeye çalışmak” gösterildi.

Pedro Castillo, Kongreyi feshetme ve ulusal acil durum hükümeti kurma kararının ardından polis tarafından gözaltına alındı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Boluarte, Castillo’nun görevinden alınmasının ardından ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak 8 Aralık’ta yemin etti.

Castillo’nun 7 Aralık’ta azledilmesinin ardından göreve gelen Dina Boluarte, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada, “ülke için sağlıklı olmayan siyasi bir çatışma olduğunu” söylemiş, erken seçim önerisinde bulundu:

“Birkaç gün içinde Kongreye erken seçim önerisini getireceğim, cumhurbaşkanı olarak görevim çoğunluğun iradesine uymaktır.”

Eğer yeni cumhurbaşkanının teklifi kabul edilirse, genel seçimlerin 2026 yılı yerine Nisan 2024’te yapılması bekleniyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

IŞİD’den Kerkük’te Bombalı Saldırı: 9 Polis Yaşamını Yitirdi

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak’ın Kerkük kentinin güneyinde bulunan federal polis gücüne yönelik düzenlediği bombalı saldırıda aralarında bir subayın da bulunduğu dokuz polisin yaşamını yitirdiği duyuruldu.

Kerkük Polisi Müdürlüğü Basın Sorumlusu Amir Nuri, Anadolu Ajansı’na (AA) yaptığı açıklamada, IŞİD’in Kerkük’ün güneyinde bulunan Irak federal polis gücüne yönelik saldırı düzenlediğini söyledi.

Nuri, kentin güneyindeki Rıyad Nahiyesi yakınlarında, IŞİD’in daha önce yola yerleştirdiği bomba düzeneğini, federal polis gücüne ait aracın geçtiği sırada uzaktan kumandayla patlattığını açıkladı.

Saldırıda aralarında bir subayın da bulunduğu dokuz polisin öldüğünü belirten Nuri, saldırı sonrası bölgede operasyon başlatıldığını söyledi.

Euronews’ün Reuters haber ajansından aktardığına göre, saldırı kentin 30 kilometre güneyindeki Safra köyünde gerçekleşti.

AFP haber ajansı ise bombalı saldırının ardından silahlarla doğrudan saldırı düzenlendiğini aktardı. Ajansa konuşan federal polis gücünden bir yetkili faillerden birinin öldürüldüğünü, diğerlerinin arandığını kaydetti.

IŞİD, Haziran 2014’te Irak’ın Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük vilayetlerinin bir kısmını ele geçirmiş, söz konusu bölgeler yıllar içinde örgütten geri alınmıştı.

Eski Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017’de örgüte karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu.

IŞİD’in bölgeden çıkarılması ve kentlerin geri alınmasının üzerinden yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen örgütün özellikle Kerkük, Diyala, Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin kırsal bölgelerindeki saldırıları sürüyor.

Paylaşın