Boğulma (Cafe Koroner) nedir, ne yapılmalıdır?

Boğulma (Cafe Koroner); üst solunum yollarının tıkanması demektir. Bu tıkanma boğulmaya neden olabilir ve oldukça tehlikelidir. Ölümle sonuçlanabileceği gibi farklı türde hasarlarda bırakabilir.

‘Cafe koroner’, aslında kalp kriziyle ilgili bir terim değildir. Yemek yiyen bir kişi, boğulmayla karşılaştığında, onu görenler kalp krizi geçirdiğini düşünebildiğinden, bu nedenle boğulmanın diğer bir adı ‘Cafe Koroner’dir.

Boğulma nedenleri nelerdir?

  • Bayılma ve bilinç kaybı sonucu dilin geriye kayması
  • Nefes borusuna sıvı dolması
  • Nefes borusuna yabancı cisim kaçması
  • Asılma
  • Akciğerlerin zedelenmesi
  • Gazla zehirlenme
  • Suda boğulma

Suda boğulmalarda, boğulma sırasında nefes borusu girişinin kasılmasına bağlı olarak çok az miktarda su akciğerlere girer. Suda boğulanlarda özellikle soğuk havalarda 20–30 dakika geçse bile yapay solunum ve kalp mesajına başlanmalıdır.

Suda boğulmalarda, ağızdan ağza ya da ağızdan buruna solunumun suda yaptırılması mümkündür ve bu uygulamaya su içerisinde iken başlanmalıdır. Bu uygulama derin sularda mümkün olmayabilir, bu nedenle hasta/yaralının hızla sığ suya doğru çekilmesi gerekir.

Suya atlama sonucu, boğulma riskinin yanı sıra genel vücut travması ya da omurga kırıkları da akla gelmelidir. Bu nedenle suda, başın çok fazla arkaya itilmemesi gereklidir.

Boğulmalarda genel belirtiler nelerdir?

  • Nefes almada güçlük
  • Gürültülü, hızlı ve derin solunum
  • Ağızda balgam toplanması ve köpüklenme
  • Yüzde, dudaklarda ve tırnaklarda morarma
  • Genel sıkıntı hali, cevaplarda isabetsizlik ve kararsızlık
  • Bayılma

Boğulmalarda genel ilkyardım işlemleri ne olmalıdır?

  • Boğulma nedeni ortadan kaldırılır
  • Bilinç kontrolü yapılır
  • Hastanın yaşamsal bulguları değerlendirilir
  • Temel yaşam desteği sağlanır
  • Derhal tıbbi yardım istenir (112)
  • Yaşam bulguları izlenir
Paylaşın

Biotin (Biyotin) nedir, faydaları nelerdir?

B kompleks grubu vitaminlerinden olan Biotin (Biyotin), vücutta yağ, karbonhidrat ve şeker gibi maddeleri parçalayan enzimlerin önemli bir bileşenidir.

B vitamini kompleksi sağlıklı bir metabolizma, bağışıklık, sindirim ve dolaşım sistemi için hayati önemi olan önemli bir besin grubudur.

Tüm organizmalar için gerekli olan Biotin (Biyotin), hücreler tarafından sentezlenemez ve dış kaynaklardan elde edilmelidir.

Özellikleri;

  • Vücutta biyotin rezervleri birikmez; suda çözünebildiği için kan dolaşımında hareket eder ve fazlası idrar yoluyla vücuttan atılır. Bu nedenle toksik seviyeler çok nadirdir.
  • Vücudumuz biotini doğal olarak üretmez, ancak bağırsak florası olarak adlandırılan bakteriler üretebilirler ve sağlığımız üzerinde olumlu bir etki yaratırlar.
  • Biotin genellikle cilt, saç ve tırnak bakımı için kullanılan kozmetik ürünlerine eklenir.
  • Çiğ yumurta beyazı, biyotini bağlayan ve emilimini engelleyebilen avidin olarak bilinen antimikrobiyal bir protein içerir.
  • Sekiz farklı H vitamini türü vardır, fakat sadece D-Biyotin olarak adlandırılan türü doğal olarak meydana gelir.
  • Vücut tarafından yakıt olarak kullanılan yağ asitleri ve glikozun oluşumu için gereklidir.

Hangi besinlerde bulunur;

  • Yumurta sarısı
  • Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar
  • Tam buğday ekmeği
  • Kırmızı et
  • Somon ve diğer deniz ürünleri
  • Avokado
  • Karnabahar, havuç, mantar gibi bazı sebzeler
  • Süt, peynir ve yoğurt dahil olmak üzere süt ürünleri
  • Fındık, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler
  • Soya fasulyesi, yeşil bezelye, mercimek ve diğer baklagiller
  • Ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı
  • Arpa ve mısır dahil bütün tam tahıllar
  • Muz, çilek, ahududu
  • Maya

Biotin faydaları nelerdir?

Biotin vücutta birçok metabolik faaliyette ihtiyaç duyulan bir vitamindir. Yağ, karbonhidrat ve amino asit metabolizmalarında görev alır. Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olabileceğine dair çalışmalar bulunan biotin;

  • Enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur.
  • Makro besin öğeleri metabolizmasına katkıda bulunur.
  • Saçın korunmasına katkıda bulunur.
  • Mukozanın korunmasına katkıda bulunur.
  • Cildin korunmasına katkıda bulunur.

Ayrıca biotin, hamilelik döneminde kadınların ihtiyaç duyabileceği besinler arasındadır. Ender de olsa hamilelikte biotin eksikliği kadınlarda görülebilmektedir. Bazı folik asit takviyeleri bu sebeple hamilelere özel olarak biotin ile desteklenmektedir.

Bazı hayvan deneylerinde biotinin tip 2 diyabet açısından önemli olduğu ve kandaki glukoz seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabileceği gözlemlenmiştir (1, 2). Ancak bu gibi deneyler henüz net bir sonuca ulaşamamıştır.

Günlük ne kadar Biotin almalıyım?

Yetişkinlerde;

  • 18 yaşın üzerindeki yetişkinler için 30 ila 60 mcg (mikrogram) 
  • Hamilelerde ve emziren kadınlarda 35 mcg ve daha fazlası gerekebilir.

Çocuklarda;

  • 0-12 aylık bebekler için 7 mcg
  • 1-3 yaş arası çocuklar için 8-10 mcg
  • 4-8 yaş arası çocuklar için 12-20 mcg
  • 9-13 yaş arası çocuklar için 20-25 mcg
  • 14-18 yaş ergenler için 25-30 mcg

Biotin eksikliği belirtileri;

  • Saçlarda beyazlık, kırılma veya saç dökülmesi
  • Göz, burun ve ağız çevresinde pul pul kırmızı deri döküntüleri
  • Cilt ve göz kuruluğu
  • Tırnaklarda kırılma
  • Depresyon, halüsinasyon, ataksi, nöbetler ve diğer nörolojik bozukluklar
  • El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma
  • Bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına karşı artan duyarlılık
  • Kronik yorgunluk, uykusuzluk
  • İştah kaybı
  • Mide bulantısı
  • Kas ağrısı
  • Sindirim ve bağırsak sistemi sorunları
  • Bilişsel bozukluklar
  • Altı aydan küçüklerde seboroik dermatit (yağlanma ve kepeklenmeye neden olur)

Biotinidaz eksikliği tedavisi;

Biyotinidaz eksikliği, vücudun biotini geri dönüştüremediği kalıtsal bir hastalıktır. Tedavi edilmezse, ciddi sorunlara neden olabilir ve belirtiler çocuklukta artabilir.

  • Biyotinidaz eksikliğinde günlük olarak 5 ila 10 mcg biotin ile oral takviye gereklidir.
  • Holokarboksilaz sentetaz eksikliğinde günlük olarak 10-80 mcg gibi yüksek dozlarda biotin takviyesi alınması gereklidir.

Yetişkinler, gençler ve çocuklar için tedavi dozu, her bir birey için eksiklik şiddetine göre reçeteyle belirlenir. Bir hastalık şüphesiyle kan tahlili yaptıracaksanız ve biotin takviyeleri alıyorsanız mutlaka doktorunuza söyleyin çünkü sonuçlarını etkileyebilir.

Sıkça sorulan sorular

Biotin eksikliği neden olur?

Biotin eksikliği doğuştan gelen emilim problemleri ile ya da biotin yönünden fakir gıdalar tüketmek ile ilişki olabilir. Biotin eksikliğinin ciltte ve saçlarda gözlenen çeşitli belirtileri olsa da bu konuda en güvenilir yöntem, laboratuar tetkikleri ile vitamin ölçümünün yapılması yönündedir. Biotin eksikliği belirtilerine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bir hekime danışarak kan tahlili yolu ile biotin seviyelerinizi kontrol takip edebilirsiniz.

Biotinin saç ile ilişkisi nedir?

Biotin, saç, tırnak ve cilt yapısında bol bulunan keratin proteinin yapımında kullanılır. Bu nedenle de saç için biotin her zaman önemli kabul edilmiştir. Ciddi miktarlarda biotin eksikliği sık görülmese bile biotin eksikliğine sahip kişilerde sık sık saç dökülmesi ve ciltte pul pul kırmızı döküntü oluşumu gözlemlenmiştir.

Biotin vitamini saç uzatır mı?

Yapılan bazı araştırmalara göre biotinin saç uzatabileceği gözlemlenmiştir. 2015 yılında yapılan bir çalışmada, saçları incelmiş kadınlar iki gruba ayrılmış ve ilk gruba 90 gün boyunca günde iki kez biotin içeren bir oral deniz proteini takviyesi (MPS) verilmiştir ve ikinci gruba ise plasebo uygulaması yapılmıştır.

Çalışmanın başında ve sonunda, kafa derisindeki etkilenen bölgelerin dijital görüntüleri çekilmiş, her katılımcının saçı yıkanmış ve dökülen saçlar sayılmıştır. Araştırmacılar, MPS alan kadınların saç dökülmesinden etkilenen bölgelerde önemli miktarda saç büyümesi gözlemlemişler ve daha az saç dökülmeleri yaşandığını belirtmişlerdir. Yine de bu gibi araştırmaların bir kesinliği olduğunu söyleyemeyiz. Saç dökülmesi ya da farklı bir saç sorununuz var ise bir hekime başvurmanız gerekir.

Paylaşın

Bilişsel Davranışsal Terapi nedir, nasıl uygulanır?

Terapi ruhsal rahatsızlık veya sorunları sözel etkileşim yoluyla (görüşmelerle) çözme tekniğine verilen genel addır. Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) ise, düşüncelerinizi ve tepkilerinizi etkileyerek duygularınızı değiştirmenizi sağlar.

Bu tedavi yönteminin etkinliği bilimsel olarak sınanmış ve yüzlerce klinik araştırmayla birçok ruhsal rahatsızlıkta etkili olduğu gösterilmiştir.

Bilişsel Davranışsal Terapi’de kişi ile terapist çeşitli sorunları belirlemek ve anlamak için, iyileşmeyi hedef alan bir işbirliği içinde düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiler konusunda çalışırlar. Bu yaklaşım genellikle “şimdi ve burada” üzerine, yani o anda güncel olarak kişide sıkıntı yaratan sorunlar üzerine odaklanır.

Bilişsel Davranışçı Terapi ile birlikte ilaç tedavisinin birlikte yürümesi mümkündür. İlaç kullanılması gerektiğini düşündüğü durumda terapistiniz bu durumu size söyleyerek durumun avantajlarını ve dezavantajlarını sizinle tartışacaktır.

Birçok durum hiç ilaç kullanmadan tedavi edilebileceği gibi sadece ilaç kullanımıyla geçen sorunlar söz konusu olabilir. Her iki tedavi türünün de etkili olduğu durumlarda tercih danışmaya gelen kişiye bağlıdır. Bazı durumlar genellikle iki tedavinin birlikte kullanımına daha iyi cevap verir.

Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) şu konularda size yardımcı olabilir:

  • İnanışlarınızı, fikirlerinizi, tutumunuzu, varsayımlarınızı, zihinsel imgelemelerinizi ve kafanızı meşgul eden konuları değiştirmenize yardımcı olur. Bu, BDT’nin bilişsel, düşünsel kısmıdır.
  • Hayatınızdaki sorunlarla sakince yüzleşmenizi ve iyi sonuçlar almanızı sağlayacak şekilde hareket etmenize sağlar. Bu, BDT’nin davranışsal kısmıdır.
  • Bilişsel davranışsal terapi oldukça etkili bir yöntemdir. İlaç kullanmanıza gerek kalmadan daha iyi hissetmenizi sağlar. Ayrıca ilaç kullanımıyla birlikte de uygulanabilir.

Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) şu sorunlara karşı etkili olabilir:

  • Anksiyete bozuklukları
  • Obsesif kompulsif bozukluk
  • Panik bozukluk
  • Hipokondriyazis
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Yaygın anksiyete bozukluğu
  • Depresyon
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Çift tedavileri ve aile terapileri
  • Alkol ve madde kötüye kullanımı
  • Yeme bozuklukları
  • Somatoform bozukluklar
  • Sosyal fobi
  • Özgül fobiler
  • Tik gibi çeşitli davranış problemleri
  • Yeme bozuklukları
  • Ayrıca KDT’nin aşağıda yer alan diğer durumlarda da tedaviye katkı sağladığı gösterilmiştir:
  • Şizofreni
  • İki uçlu bozukluk (Bipolar bozukluk)
  • Öfke kontrolü
  • Kişilik bozuklukları
  • Ağrı kontrolü
  • Çeşitli sağlık sorunlarına uyum sağlama
  • Uyku bozuklukları

İşe yaradığını nasıl anlayabilirim?

Birçok danışan eğer güvenerek ve inanarak seanslara devam eder ve seans dışı zamanlarda önerilen teknikleri her gün gündelik yaşamlarında kullanırlarsa 4-5 seans sonra belirtilerinde bir azalma farketmeye başlar. Aynı zamanda uygulanan psikolojik testlerde objektif olarak birkaç hafta içinde düşme gerçekleşir. Özetlersek kendisini daha iyi hissetmeye başlar.

Paylaşın

Bigoreksiya Nedir? Teşhis ve Tedavisi

21.Yüzyılda popülerliği artan vücut geliştirme sporuna paralel, hasta sayısı artış göstermektedir.  Bigoreksiya (Kas Dismorfisi) bireyin yapısı normal, hatta olağanüstü büyük ve kaslı olmasına rağmen kendi bedenini küçük, zayıf ve yetersiz olarak tanımlaması durumudur.

Bigoreksiya henüz yapılmış bir klinik araştırma olmadığı için fizik tedavi uzmanları tarafından teşhis edilemez.
Yakın zamanda, psikiyatristler tarafından “Anoreksiyanın zıttı” olarak ifade edilmiştir. Bigoreksiya artık yüzlerce, binlerce kişiyi etkilemektedir.

Vücut geliştirmek, bazı insanların zihnini o kadar çok kurcalamaktadır ki bu kişiler, bir çok önemli olayla ilgilenmezler, ağrıları ya da kırık kemikleri olmasına rağmen çalışmaya devam ederler ve hatta fiziksel gelişim programlarına uymak uğruna işlerini bile kaybedebilirler.

Vücut Geliştirme Nedir?

Vücut geliştirme kaslı bir beden sahibi olabilmek için bir takım ağırlık çalışmaları ve uyarlanmış beslenme programlarının tümünü içerir. Her ne kadar bayan vücut geliştiricileri olsa da daha çok erkek ağırlıklı bir aktivitedir. Vücut geliştiren bireyler vücutlarını bir panelde sergiliyorlar. Bu durum da spor içerisinde rekabete neden olmaktadır. Vücut geliştirmedeki estetik kaygılar, bu sporu diğer güç sporlarından ayırmaktadır. Güç sporlarındaki ana hedef mümkün olan en büyük ağırlığı kaldırmak iken, vücut geliştirme de estetik kaygılar ön plandadır.

Bigoreksiyanın belirtileri;

Bigoreksiyalı bireyler zamanlarının büyük bir çoğunluğunu egzersiz yaparak ,spor merkezlerinde geçirirler ve bu kişiler vücutlarının güçsüz olduklarını düşündükleri için  başkalarının kendi vücutlarını örmelerini istememektedirler.

Semptomlarında bu kişilerin profesyonel hayatlarındaki başarılarına da tesir ettiği ve fiziksel gelişim programları uğruna işlerini aksattıkları hatta işlerini kaybettikleri gözlemlenmiştir.

Kas dismorfunda en çok görülen tutumlardan biri ise sürekli olarak bedenlerini kontrol etmeleridir. Ayna ve benzeri metaryallerle bedenlerinde mevcut olan kaslarını sürekli kontrol etme ve tetkik etme davranışında bulunurlar.

Bu bireyler daha cüsseli görünmek için de çoğu kez kat kat giyinmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca  bu kişiler spor takviyelerine çok miktarda para harcamaları, proteinli besinleri daha çok tercih etme, anormal yeme davranışları ve hatta bazı maddelerin kötüye kullanımınıda belirtiler arasında gösterilebilir.

Bigoreksiya oluşumunu etkileyen faktörler;

Bigoreksiya gelişiminde etkili olan faktörler; sosyokültürel baskılar, psikolojik ve fizyolojik faktörler, ailenin rolü ve çeşitli baskılar gibi faktörler arasındaki etkileşim bigoreksiya oluşumuna yol açabilir.

Ayrıca erkek bireylerin medyada ve fitness dergilerinde bulunan erkek modelleri örnek almaları bununla birlikte kişilerin kendi vücutlarından memnun olmama, kendi bedenleri ile ilgili takıntılar oluşturma bigoreksiya oluşumunda etkilidir.

Yapılan bir çalışmada gelecekteki dönemlerde kas dismorfik bozukluğu oluşumunda çocukluk döneminde yaşanan istismarların ilişkili olduğu kabul edilmiştir.

Bigoreksiyanın tedavisi;

Bigoreksiya teşhisi konulmuş kişiler genellikle tedavi olmayı kabul etmemektedirler. Bu bireyler için tedaviyi kabul etmek yenilgiyi kabul etmek anlamına gelir. Bu yüzden bireyleri tedaviye ikna etmek zor olabilir. Tedavileri ilaç tedavisi ve psikolojik tedavi şeklinde olup bireyler için olumlu sonuçlar vermektedir.

Paylaşın

Beverly Hills Diyeti nedir, nasıl yapılır?

Zayıflatma amacıyla geliştirilen moda diyetlerden biri olan Beverly Hills Diyeti, meyve dışında diğer besinlerin yasaklandığı bir diyet türüdür.

Protein B12 vitamini, niasin, riboflavin, kalsiyum,çinko, demir, fosfor ve magnezyumdan yetersiz bir diyettir. Güvenilir değildir, malnütrüsyona yol açabilir, bu nedenle kesinlikle uygulanmamalıdır.

Farklı etaplardan oluşan bu diyet, metabolizmayı hızlandırır ve daha fazla yağ yakılmasını sağlar. Güne meyve ile başlayın ve istediğiniz kadar meyve yiyin. Bununla birlikte, başka bir meyveye geçmeden önce en az bir saat bekleyin.

Örneğin;

  • Sabah: Erik
  • Öğle: Çilek
  • Akşam: Elma

Uyarı;

Diyet yapanların her gün iyi sağlık için gerekli olan mineralleri, vitaminleri ve besin maddelerini almaları çok zor olacaktır. Aşırı meyve tüketimi ve diğer gıdaların tüketiminin kısıtlı olması nedeniyle, ciddi dehidratasyon ve yetersiz beslenmeye neden olabilecek önemli bir ishal riski vardır.

Kilo vermeye faydası olsa da, Beverly Hills diyeti çok kısıtlayıcı bir diyet ve tavsiye edilmiyor. Sağlıklı bir kilo verme hızı haftada 0,5–1 kilogram olmalı.

Ancak unutulmamalıdır ki günlük 800-1000 kalorinin altında alınmasını öneren çok düşük kalorili diyetler tıbbi denetim altında yapılmalıdır. Ayrıca, egzersiz olmadan, tek başına dengeli besleyici bir diyetle sağlıklı kilo verme hedefine ulaşması son derece güçtür.

Paylaşın

Bahar Yorgunluğu Nedir? Belirtileri, Tedavisi

Mevsim geçişlerinden kaynaklanan değişiklikler beraberinde insan metabolizmasında da değişiklikleri beraberinde getiriyor. Bahar Yorgunluğu; mevsim geçişlerinden kaynaklanan ısı, ışık ve nem değişimine vücudumuzun adapte olmaya çalışması sürecidir.

Bir hastalık olarak tanımlanan ve dikkat edilmesi gereken Bahar Yorgunluğu, kronik yorgunluk sendromuna da dönüşebiliyor.

Bahar Yorgunluğunun belirtileri;

Bahar Yorgunluğu güneşin daha dik gelmesi ile ısınan denizlerden daha fazla suyun buharlaşması ve bununla beraber ortaya çıkan nem artışı sonucunda oluşur. Yaz ve sıcak geçen bahar aylarında hava sıcaklığı, yüksek nem ile bir araya gelince bunaltıcı bir gün yaşarız. Kendimizi yorgun ve bitkin hissederiz. Nemliliğin çok yüksek olduğu durumlarda gerçek hava sıcaklığı ile etkin hava sıcaklığı birbirine yakın seyreder.

Fakat sıcak ve kuru bir havaya göre çok daha fazla rahatsız edici bir etkiye sahiptir. Havadaki nem oranı düşük ise, yüksek sıcaklık olsa bile bu durumu dayanılır yapabilir. çünkü cilt üzerinde buharlaşmanın sağladığı bir serinlik etkisi mevcuttur. Ancak yüksek nem cilt ve onu çevreleyen hava içindeki buharlaşmanın etkisini yok ederek gerçek sıcaklığı daha yüksek seviyelerde hissetmemizi sağlayacaktır.

Kısaca; Bahar Yorgunluğu, insanlarda enerji azlığı, halsizlik, isteksizlik, uyku isteği, sabah yataktan zor kalkma, kas, eklem ağrıları, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir.

Bahar Yorgunluğu vücudumuzu nasıl etkiler?

Bahar yorgunluğu incelendiğinde nemin ne derece hayatımızı etkilediği daha net görülmektedir. Nem artışı vücutta 2 yönlü etki eder. Birincisi; Burun boğaz ve orta soluk yollarında ödeme neden olarak akciğere giden oksijen miktarını azaltır. Vücut oksijen azalmasının etkilerini azaltmak için çeşitli bölgelerdeki kan damarlarını büzer. Bu etki ile ,

  • Mideye giden damarların büzülmesi ile gastritler artar.
  • Troid dokusuna giden damar büzülmesi ile troid hormon salgısı azalır.
  • Kalp ve diğer damarları daraltarak hipertansiyon ve kalp krizleri artar.
  • Cilt damarları daralması ile ciltte kuruma dökülme ve saç dökülmesi gözlenir.
  • Tüm damarlarda genel bir oksijenlenme azlığı nedeni ile halsizlik ve yorgunluk artar. Baş dönmesi ve dengesizlikler sık gözlenir.
  • Akciğer kapasitesi bu bölgedeki ödem nedeni ile daha da azalır. Bu sonuç nefes darlığı ve hareket ile sıkıntı hissini artırırİkincisi; Ortam nem oranında artış ayni zamanda terleme fonksiyonunu bozar. Bu bozulma hem vücut toksinlerinin atılmasını engeller hem de vücudun nem dengesini bozar. Bu da kişinin kendini dengesiz hissetmesine neden olur.

Bahar Yorgunluğundan korunmanın yolları;

  • Kronik yorgunluğa karşı en iyi ilaç tatile çıkmaktır. İmkanlarınızı zorlayarak birkaç günlüğüne de olsa kent dışına kaçın.
  • Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.
  • Her sabah 10-15 dakika aç karnına jimnastik yapın. Ama vücudunuzu aşırı yormaktan da kaçının. Jimnastik yapacağınız odayı ciğerlerinize bol oksijen girmesi için bir süre havalandırmayı unutmayın.
  • Sofranızdan meyve ve sebzeyi eksik etmeyin. Sevmeseniz de mevsimin özelliğini taşıyan meyve ve sebzelerin bütün çeşitlerinden bol miktarda yiyin.
  • Baharda vücudun daha çok vitamin ve minerale ihtiyacı oluyor. Özellikle de B ve C vitaminleri ile potasyuma. B ve C vitaminleri sebze ve meyvelerde, potasyum da domates, patates ve kayısıda bol miktarda bulunuyor.
  • Günde 3 litre su için. Yemek yemeden ve yatmadan önce azar azar içerek vücudunuza ihtiyacı olan suyu sağlayın.
  • Uyku ritmine dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günlük bütün stres nedenlerinizi aklınızdan uzaklaştırın. Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.
  • Alkol kullanıyorsanız, mümkün olduğunca azaltın. Çünkü yorgunluktan kurtulmak için alkole sarılmak çözümü zor problemleri ortaya çıkarabilir.
Paylaşın

Sağlıklı yaşamın sırrı ‘Beslenme ve Egzersiz’

Zaman denilen kavramın insan bedeninde bıraktığı tahribatı en aza indirmenin en önemli noktası ‘Sağlıklı Yaşam’dır.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri ise ‘Beslenme ve Egzersiz’dir. Başka bir deyişle, Sağlıklı Yaşam, ancak Beslenme ve Egzersizle mümkündür.

Egzersiz, en azından günlük yaşam aktivitelerini kimseye muhtaç olmadan ömrünün sonuna kadar sürdürebilmek için gerekli vücut hareketliliğini sağlarken, beslenme ise vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerini dışarıdan vücudumuza almak, sindirmek ve metabolize etmektir.

Her ikisi de yeterli ve dengeli yapılmadığı sürece sağlıklı olmamız veya sağlıklı kalmamız mümkün değildir.

Egzersiz;

Düzenli egzersiz fiziksel, mental ve emosyonel sağlık için büyük önem taşır. Egzersiz enerji harcamasını arttırır, böylelikle ağırlığın korunmasında veya zayıflatmada yararlı etki gösterir.

Düzenli egzersiz serum kolesterol ve glikozunun normal düzeyde tutulmasını sağlar, yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolünü arttırır.

Egzersiz sırasında doğal yatıştırıcılar olan endorfinler salgılanır. Düzenli egzersiz kardiyovasküler sistemi ve iskeleti sağlıklı tutar, böylece yaşlanmayı geciktirir.

Beslenme;

Beslenmede ise, enerji tüketimi fazla enerji harcaması yetersiz ise obezite ve komplikasyonları yaşayacak olmamız kaçınılmazdır. Eğer günlük olarak yağ tüketimimiz fazla ise hormona bağlı kanserler ve kalp damar hastalıklarıyla karşılaşma riskimiz yüksektir.

Günlük beslenmemizde posa tüketimimiz yetersiz ise bağırsak hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, kolesterol yüksekliği sorunları bizi bekliyor olacaktır.

Eğer şeker ve karbonhidrat tüketimimiz yüksek ise; şeker hastalığı abdominal yağlanma, insülin direnci kapımızı kesin çalacaktır. Yüksek alkol tüketimimiz var ise karaciğer hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, hiper tansiyon ve pankreas hastalıkları ciddi bir tehdit olacaktır.

Sonuç olarak; herbirimiz birey olarak sağlık ilkesinden yola çıkarak yaşam şeklimizi düzenlemeye karar vermeli ve yeterli ve dengeli beslenme ile egzersizi iç içe düşünmeliyiz.

 

 

 

Paylaşın

Bakteriyemi nedir? Belirtileri Nedenleri

Bakteriyemi; Geçici, aralıklı veya sürekli olabilen, bazı önemli sağlık sonuçlarına neden olabilen kan dolaşımında bakterilerin varlığıdır.

Farkı bir tanımla Bakteriyemi; Bakterilerin veya bakteri toksinlerinin kana geçmesiyle oluşan ateş, titreme ile seyreden klinik tablonun adıdır. Eş anlamlı olarak septisemi de kullanılır.

Bakteriler kan dolaşımına, enfeksiyon sırasında (zatürree veya menenjit gibi) ciddi bir komplikasyon olarak, ameliyat sırasında (özellikle gastrointestinal sistem gibi) veya arterlere veya damarlara giren yabancı cisimler nedeniyle (uyuşturucu kullanımı) girebilir. Geçici bakteriyemi, diş işlemlerinden veya diş fırçalamadan sonra ortaya çıkabilir.

Bakteriyemi bazı önemli sağlık sonuçları doğurabilir. Bakterilere immün yanıt, yüksek ölüm oranına sahip sepsise ve septik şoka neden olabilir. Bakteriler ayrıca kan yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir (hematojen yayılma olarak adlandırılır), bu da enfeksiyonlara neden olur. Bakteriyemi tedavisi antibiyotik ile yapılır ve yüksek riskli durumlarda antibiyotik profilaksisi ile korunma sağlanabilir.

Bakteriyemi gelişimine neden olabilecek durumlar:

  • HIV enfeksiyonu
  • İmmun sistemi baskılayan ilaçlar
  • Uzun süren antibiyotik tedavisi; vücudun bakteri florasını değiştirir
  • Uzun süreli veya ciddi hastalık
  • Alkolizm veya diğer madde bağımlılıkları
  • Yetersiz beslenme (malnütrisyon)
  • Kanser için kemoterapi

Bakteriyemiye anında sebep olabilen durumlar:

  • Apseli bir diş de dahil olmak üzere apsenin boşaltılması,
  • Idrar yolu enfeksiyonu, özellikle mesane kateteri varlığında,
  • Dekübitüs ülserleri (bası-yatak yaraları),
  • IV ilaç kullanımı da dahil olmak üzere, sterilize edilmemiş iğneler kullanılan intravenöz prosedürler,
  • Uzun süreli IV damar yolu,

Bakteriemiye en sık neden olan bakteriler:

Staphylococcus, Streptococcus, Pseudomonas, Haemophilus ve Esherichia coli (E. coli) türleri.

Bakteriyemi tedavisi:

Kandaki bakterilerin varlığı neredeyse her zaman antibiyotiklerle tedavi gerektirir.

Bakteriyemi tedavisi ampirik antibiyotik kapsamı ile başlamalıdır. İntravenöz antibiyotiklerle bakteriyemi belirtileri veya semptomları veya pozitif kan kültürü ile başvuran hastalara başlanmalıdır. Antibiyotik seçimi, en olası enfeksiyon kaynağı ve tipik olarak bu enfeksiyona neden olan karakteristik organizmalar tarafından belirlenir.

Diğer önemli hususlar hastanın antibiyotik kullanım geçmişini, mevcut semptomların şiddetini ve antibiyotiklere alerjileri içerir. Kan kültürü izole edilmiş belirli bir bakteri haline döndüğünde, ampirik antibiyotikler, tercihen tek bir antibiyotiğe daraltılmalıdır.

 

Paylaşın

Bakır Kısıtlı Diyet nedir, nasıl uygulanır?

Bakır Kısıtlı Diyet; Vücudun değişik organlarında fazlaca bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan Wilson Hastalığı’nın tedavisinde kullanılan bir diyettir.

Bakır, safra yoluyla dışarı atılmaktadır. Ancak, Wilson hastalığı bulunan bireylerde gerektiği gibi ayrıştırılamaz ve kişinin hayatını tehdit edici miktarda birikir.

Tedavi edilmediğinde öldürücü bir hastalık olan Wilson hastalığı, erken teşhis ile kolayca tedavisi mümkündür ve çoğunlukla hastalar normal yaşantılarını devam ettirir.

Wilson Hastalığının nedeni;

Wilson hastalığında ATP7B adındaki spesifik gen çalışmaz durumdadır. Bu gen karaciğer hücrelerinde bulunan fazla bakırı vücuttan atmaya yardımcı olmaktadır. Vücut normalde fazla bulunan bakırı safra kesesine gönderir.  Vücut bunu gerçekleştiremediğinde ise bakır, karaciğer hücrelerinde birikir. Karaciğerin bakır depolama kapasitesi çok fazla olmadığından bakır kana karışır ve başta beyin olmak üzere vücudun çeşitli organlarında birikir.

Wilson Hastalığının belirtileri;

Wilson hastalığı kalıtsal bir rahatsızlık olsa da, vücuda zarar verici boyuta ulaşması uzun yıllar sonra olabilmektedir. Hastalığın belirtileri genellikle 6-20 yaş arası ortaya çıkmaktadır. Wilson hastalığının genel olarak belirtileri ise şu şekildedir:

  • Karaciğer Problemleri: Wilson hastalığının belirtileri öncelikle karaciğerde ortaya çıkmaktadır. Bakırın karaciğerde birikmesi sonucu sarılık, karın bölgesinde ağrı ve kusmalar görülebilmektedir. Hastalık tedavi edilmez ise siroza yol açarak, karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabilmektedir.
  • Beyin Problemleri: Vücutta bulunan fazla bakır, beyinde biriktikçe değişik belirtiler gösterebilmektedir. Kollarda titreme, hareketlerde yavaşlık, yutkunmada güçlük, konuşmada zorluk, baş ağrıları gibi çeşitli fiziksel sorunlara neden olmaktadır. Ayrıca kişide psikolojik olarak depresyon ve konsantrasyon bozukluklarına rastlanabilir. Tedavi edilmez ise kişinin kaslarında zayıflık ve bunama gibi sorunlara neden olmaktadır.
  • Diğer Problemler: Vücuttan atılamayan fazla bakır gözde korneada da birikebilmektedir. Bu birikim, korneada kahverengimsi bir pigmentleşmeye yol açmaktadır. Wilson hastalığının görülen diğer belirtileri ise, anemi, pankreas iltihabı böbrekte hasar, kalp problemleri, kadınlarda düşük yapma ya da erken doğumdur.

Bakır Kısıtlı Diyeti:

Beslenmede alınan bakır miktarları bu diyetle azaltılmaktadır ve günlük 1 mg kadar alınması gerekmektedir. Yemeğin pişirildiği kapların bir miktar bakırın besinlere geçmesi anlamına geldiğinden, bakır malzemeden tencerelerin kullanılmaması gerekmektedir.

1 mg bakır alınabilecek menü nasıl olur?

Sabahları 1 su bardağı şekerli süt,

5 gün aralıksız 3,5 kibrit kutusu peynir veya haftada 2 gün 1’er yumurta,

2 tatlı kaşığı bal,

Öğlen ve akşam öğünlerinde 1 çay bardağı yoğurt,

1 köfte, 3 yemek kaşığı kadar sebze yemeği, 2 yemek kaşığı makarna ya da 1 yemek kaşığı pirinç pilavı,

Maruldan yapılmış salata, 1 elma ve 1 dilim tuzsuz ekmek.

Diyette alınabilecek besin grupları;

Tüketilebilecek sebze türleri A ve B grubu olarak ayrılmıştır.

A grubu sebzeler:

Marul, lahana ve karnabahar günde iki defa tüketilebilir.

B grubu sebzeler:

Pancar, patlıcan,,bamya, yeşil biber, domates, kuru soğan, bal kabağı ve ıspanak günde 1 defa tüketilebilir.

Tüketilmemesi gereken yasak sebzeler:

Patates, taze fasulye, taze bezelye ve maydanoz bakır içeriği yüksek olan besinlerdir ve tüketilmemeleri gerekmektedir.

Meyveler: A ve B grubu olarak ayrılmıştır.

A grubu meyveler:

Çilek, taze incir, elma, taze üzüm, şeftali, portakal, karpuz ve greyfurt günde iki defa tüketilebilir.

B grubu meyveler:

Kayısı, kiraz, erik, muz, limon ve armut günde 1 defa tüketilebilir.

Tüketilmemesi gereken yasak meyveler:

Kuru kayısı, kuru üzüm, kuru erik ve kuru incir bakır miktarı yüksek olan meyvelerdir ve tüketilmesi yasaktır.

Tamamen yasak besinler:

Zeytin, turşu ve konserve gıdalar, marmelat ve pekmez, kurubaklagiller, mantar ve kurutulmuş meyveler, kuruyemiş ve baharatlar, kabuklu deniz canlıları, balık, dana, kuzu, koyun ve tavuk etleri, sakatat çeşitleri, irmik, bulgur, mısır ve tam buğday unu, kuru maya, kahve, kakao, çikolata, gofret ve hazır gıdaların tamamı.

Yasak olmayan besinler;

Süt, yoğurt, bal, şeker, çay ve asitli içecekler ise yasaklı olmayan besinlerdir.

Paylaşın

B vitaminleri nedir, ne işe yarar?

Vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminlerden olan ve eksikliğinde hem bedensel hem de ruhsal problemlerin görüldüğü B vitaminleri, birkaç çeşittir ve suda çözünürler.

B vitamini sinir sistemi ve cilt sağlığı için çok önemlidir. B vitamini eksiklikleri türlerine göre farklılık gösterse de aslında çok benzerdir. Cilt sağlığının korunması için mutlaka B vitamini eksikliği tedavi edilmelidir.

B vitamini belirtileri genel olarak aynıdır. Ama en belirgin belirtisi kansızlık ve hafıza problemleridir (unutkanlık gibi). Kansızlık görülmesinin sebebi B vitaminlerinin kan hücresi üretici özellikte olmasıdır.

B Vitamini Türleri ve Özellikleri:

B vitamini nedir, B vitamini sekiz çeşittir. Bunlar:

  • B1 (Tiamin)
  • B2 (Riboflavin)
  • B3 (Niasin)
  • B5 (Pantetonik Asit, Pantenol)
  • B6 (Pridoksin, Pridoksamin)
  • B7 (Biyotin)
  • B9 (Folik Asit, Folat)
  • B12 (Kobalamin)

B1 (tiamin) vitamini nedir?

B1 vitamini (tiamin), değişik gıdalarla alınan besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesini ve en önemli enerji kaynaklarından biri olan karbonhidratlardan enerji yapımını sağlar. B1 vitamini, karaciğer ve diğer organ etleri, et, süt, kuru baklagiller, tahıllar (buğday, mısır, pirinç), ceviz, fındık ve yumurta bulunur.

B1 vitamini yetersizliği durumunda şu belirtiler görülür:

  • Yorgunluk ve isteksizlik,
  • İştah azalması,
  • Kusma,
  • Sindirim sisteminde bozukluklar,
  • Kalp yetmezliği,
  • Huzursuzluk,
  • Beriberi denilen ve sinir sistemi bozukluğu şeklinde tanımlanan eklemlerde şişlik ve ağrı,
  • Denge bozukluklarına neden olan hastalıklar.

B1 vitamini, enerji metabolizması için gereklidir. Bu nedenle karbonhidrat tüketen kişilerde B1 vitamini ihtiyacı daha fazladır. B1 vitamini, vücutta depo edilen bir vitamin değildir. Bu nedenle günlük beslenme ile alınması gerekir. Her 1000 kalori için kişinin 0.4 mg B1 vitamini alması önerilir.

B2 (riboflavin) vitamini nedir?

B2 vitamini (riboflavin), karbonhidrat, protein ve yağların metabolizmasında görev alan düzenleyici bir vitamindir. B2 vitamini, ışığa duyarlı ve suda eriyen bir vitamindir. Bu nedenle B2 vitamini bulunan yiyecekler, ışıkta bekletilmemeli ve bu yiyeceklerin suları dökülmemelidir. Örneğin: sebzelerin pişirilme suyu ve yoğurdun suyu. B2 vitamininin bulunduğu besinler; karaciğer, et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllardır.

B2 vitamini yetersizliği belirtileri şöyle sıralanabilir:

  • Dermatit gibi deri rahatsızlıkları,
  • Dudaklarda (keylozis, angular lezyon),
  • Göz çevresinde kesik şeklinde yaralar,
  • Sinir sisteminde bozukluk,
  • Anemi (kansızlık),
  • Gözde yanma ve kızarıklık,
  • İshal.

Büyümenin fazla olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde vücudun B2 vitamini ihtiyacı fazladır. Vücutta depo edilmediği için dışarıdan alınması gerekir. İhtiyacın üzerinde alındığı zaman da idrarla atımı fazladır. B2 vitamini ihtiyacı, her 1000 kalori için 0.6 mg’dır.

B3 (niasin, nikotinik asit, vitamin PP) vitamini nedir?

Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında görevli olan niasin, su ve alkolde çözünen asit, alkali, ışık ve ısıya dayanıklı bir vitamindir. Et, balık, kümes hayvanları, karaciğer, maya, tahıllar, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerde B3 vitamini bulunur.

B3 vitamini yetersizliği belirtileri şunlardır:

  • Sinir sistemi, sindirim sistemi ve güneş gören deride simetrik yaralarla kendini gösteren pellegra hastalığı (Bu rahatsızlık, tek yönlü beslenen, özellikle sadece mısır tüketen kişilerde görülür),
  • İştahsızlık,
  • Halsizlik,
  • Kol ve bacakların güneş gören yerlerinde yaralar,
  • Depresyon,
  • Ruhsal bozukluklar.

Besinlerle alınan kaliteli proteinler, vücut için gerekli niasin ihtiyacını giderir. Özellikle de bir amino asit olan triptofan vücutta niasine dönüştüğü için alınan miktar niasin eş değeri olarak saptanmalıdır. Günlük niasin ihtiyacı her 1000 kalori için 6.6 mg’dır.

B5 vitamini (pantotenik asit) nedir?

Pantotenik asit, karbonhidrat, protein ve yağ metabolizması için B grubu vitaminlerinden biridir. Sinir sisteminde, bazı hormonların çalışmasında ve yağların sentezinde etkilidir. B5 vitamini, suda eriyebilir, besinlerin pişirme suyuna geçer, asit ve alkalilere karşı duyarlıdır. Tüm hayvansal ve bitkisel besinleri tüketmekle yeteri kadar B5 vitamini alımı sağlanır.

B5 vitamini eksikliği durumda şunlar görülür:

  • Kusma,
  • Karın ağrıları,
  • Kasılma nöbetleri,
  • Yorgunluk.

B5 vitamini, tüm besinlerde bulunduğu için yetersizlik belirtileri sık görülmez. Günlük B5 vitamini ihtiyacı 4-7 mg kadardır.

B6 vitamini (piridoksin) nedir?

B6 vitamini, suda kolayca çözünen, ışığa ve alkali ortama duyarlı bir vitamindir. Protein, yağ ve karbonhidrat metabolizmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemi için de gerekli bir vitamindir. B6 vitamini; et, karaciğer, böbrek, tahıllar ve kuru baklagillerde bulunur.

B6 vitamini yetersizliğinde şunlar görülür:

  • Deride yara,
  • Sinir sistemine bağlı olarak bayılma nöbetleri (konvulsiyon),
  • Dudak kenarı ve dilde yaralar,
  • Huzursuzluk,
  • Kansızlık (anemi),
  • Büyüme geriliği,
  • Sindirim sistemi bozuklukları,
  • Böbrekte taş oluşumu.

B6 vitamini ihtiyacı, bebekliğinde anne sütü yerine hazır mamalar ile beslenen kişilerde daha fazladır. Kaliteli protein ile beslenen kişilerde B6 vitamini ihtiyacı daha azdır. Günlük ihtiyaç ise 1.5-2 mg’dır.

B7 vitamini (biotin) nedir?

Biotin, bazı hayvanlar için büyüme etmeni olan, yumurta akında bulunan, kayıplara dayanıklı ve suda çözünen bir vitamindir. Biotin, ince bağırsak bakterileri tarafından sentezlenir. Karbonhidrat metabolizmasında görev alır ve enerji oluşumuna katkı sağlar. Biotin tüm yiyeceklerde yeterli miktarda mevcuttur. B7 vitamininin en çok bulunduğu besinler; karaciğer, yumurta sarısı, soya unu, et ve mayadır.

B7 vitamini, günlük tüketilen besinlerde yeterli miktarda bulunduğundan eksikliği pek görülmez. Çiğ yumurtanın besleyici olduğu düşünülür ve bazı kişilerce tüketilir. Ancak çiğ yumurta akında bulunan avidin adlı bir protein, biotin vitamininin vücutta kullanılmasını engeller. Çiğ yumurta yiyen kişilerde saç dökülmesi ve deri yaraları oluşabilir. Bu nedenle yumurtanın pişirilerek tüketilmesi önerilir. B7 vitamininin az tüketiminde kas ağrıları, iştahsızlık görülebilirken kişinin rengi solabilir.

B7, vücutta bağırsak bakterileri tarafından üretilir ve günlük tüketilen besinler ile yeterli miktarda alınabilir. Yetişkinler için önerilen B7 tüketim miktarı günlük 20-30 mcg’dır.

B9 vitamini ((Folik Asit, Folat)) nedir?

Yeşil sebzeler b9 vitamini içerir. Enerji üretimi için gereklidir. B9 vitamini içeren besinler; brokoli, taze soğan, avokado, taze fasulye, kivi, nane, marul gibi tüm yeşil sebzelerde bulunur.

B12 vitamini (Kobalamin),

Büyüme ve gelişme için oldukça önemli bir vitamindir. Diğer B vitamini türleri gibi sinir sisteminin sağlığını koruyucudur. Alyuvarların üretimine yardımcı olan bir vitamindir. B12 vitamini içeren besinler; karides, büyükbaş hayvan karaciğeri, balık, karides, süt ve yumurtada bulunur.

 

Paylaşın