Bu 8 Gıda İle Kırışıklıklara Veda Edin

Kırışıklıklar birçok kadını endişelendiren kaçınılmaz bir yaşlanma sürecidir. Ancak gençliğin sırrı sadece pahalı kozmetiklerde değil aynı zamanda doğru beslenmede de gizlidir.

Haber Merkezi / Uzmanlara göre, 40 yaşına gelindiğinde insan vücudundaki bağ dokusundaki kolajenin yaklaşık dörtte biri kayboluyor.

Uzmanlar, “Vücut, amino asitlerden kolajen üretiyor ancak bu özellik 20 yaşından sonra giderek azalıyor. Bu nedenle belirli bir beslenme rejimini takip etmek önemlidir” diyor.

Genelde, cildin güzelliğini korumaya yardımcı olan gıdaların bir listesini sunan uzmanlar, özellikle kolajen oluşumunda “C” vitamininin önemini vurguluyorlar. Uzmanlar, bunun için vitamin zenginliği nedeniyle lahana turşusunu en uygun besin olarak kabul ediyorlar.

Karaciğer, yumurta sarısı ve tereyağı, kollajen üretimi ve kıkırdak, bağ ve tendonların sağlığının korunması için önemli olan K2 vitamininin ana kaynaklarıdır.

Çinko ve bakır, cildin elastikiyetini korumaya ve cildin iyileşmesini hızlandırmaya yardımcı olan minerallerdir. Çinko içeriği açısından deniz salyangozları, kırmızı et ve karaciğer önde geliyor.

Uzmanlar, “Cilt güzelliğinin ve sağlığının anahtarı proteindir. Bu bağlamda sığır eti özellikle tavsiye edilir” diye ekliyorlar.

Paylaşın

Cildin Susuz Kaldığını Gösteren Dört İşaret

Sağlıklı ve parlak bir cilt için optimum nemlendirmeyi sürdürmek esastır. Ancak su kaybı, kuru cilt tipi ve belirli cilt rahatsızlıkları gibi faktörler dehidrasyona yol açarak çeşitli cilt sorunlarına neden olabilir.

Haber Merkezi / Cilt susuzluğu, aşırı sıcak hava, yeterli su içmeme ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzı tercihleri ​​nedeniyle epidermiste su kaybı olduğunda ortaya çıkar. Bu durum, ince çizgiler ve kırışıklıklar gibi yaşlanma belirtilerini daha da belirgin hale getirebilir.

Egzama veya sedef hastalığı gibi bazı cilt rahatsızlıkları cildin bariyer fonksiyonunu bozarak su kaybının artmasına ve susuzluğa yol açabilir.

Cilt susuzluğunun en önemli belirtilerinden biri sürekli kuruluk ve gerginliktir. Cilt kurumuş, esnekliğini kaybetmiş ve donuk görünüyorsa, bu cildin yeterli nemli olmadığının açık bir belirtisidir. Nemlendiriciler gibi besleyici cilt ürünleri, cildin su içeriğini yenilemeye yardımcı olur.

Cilt susuzluğunun diğer önemli belirtilerinden biri de, kızarıklık, kaşıntı veya batma hissidir. Bu durum, cildin koruyucu bariyerinin tehlikeye girmesi ve dış tahriş edicilerin daha kolay nüfuz etmesine izin vermesi nedeniyle oluşur. Bu belirtileri hafifletmek için cildi yatıştıran ve besleyen nazik cilt bakım ürünlerini tercih edilmeli.

Cilt susuz kaldığında, donuk görünebilir ve ince çizgilerin, kırışıklıkların görünümü daha belirgin olur. Susuzluk, ciltte dolgunluk ve elastikiyet kaybına yol açarak bu belirtileri daha belirgin hale getirir. Kırışıklıkların görünümünü azaltmak için cilt bakım rutinine besleyici serumlar veya yüz yağları eklenmeli.

Sağlıklı bir cilde sahip olmak için susuz kalmış cildin belirtilerini bilmek çok önemlidir. Cildi bütünsel formüllerle nemlendirerek nemi geri kazandırabilir, kuruluğu ve gerginliği giderebilir ve ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümü azaltılabilir.

Nemlendirme rutinine, hassas göz çevresini yatıştırmak ve nemlendirmek, şişkinliği ve koyu halkaları azaltmak için özel olarak formüle edilmiş kremler ile başlanmalı. Nemlendirmeyi yenilemek ve doğal ışıltıyı kazandırmak için bitkisel özler ve esansiyel yağlarla zenginleştirilmiş kremler ile devam edilmeli.

Yoğun nemlendirme için derinlemesine beslenme sağlayan kremler susuz kalmış cildi onarmaya ve canlandırmaya yardımcı olur. Nemlendirme seviyesi, nemi hapsetmek ve cildin elastikiyetini artırmak için güçlü bir antioksidan ve hyaluronik asit karışımı olan serumlar ile daha da artırılmalı.

Paylaşın

Kediler Uyurken Neden Yüzlerini Kapatırlar?

Rahatlarına oldukça düşkün olan kediler, hayatlarının neredeyse üçte ikisini uyuyarak geçirirler. Eğer bir kediyi uyurken yüzünü kapattığını fark ettiyseniz, nedenini merak etmiş olabilirsiniz.

Haber Merkezi / Görünen o ki bu hareket, kedilerin uykuya dalmalarını kolaylaştırıyor. Uzmanlara göre, kedilerin yüzlerini kapatması, uykuya dalmalarına çeşitli şekillerde yardımcı oluyor.

Kediler genellikle şekerleme yapmak için güneşli yerler seçerler, ancak ışık parlaması kedilerin hassas gözlerini tahriş edebilir ve uyumalarını engelleyebilir. Kediler, yüzlerini kapatarak kendileri için karanlık bir ortam oluşturabilirler.

Kediler, ayrıca uyurken kıvrılarak vücut ısılarını korumaya çalışabilirler. Uzmanlara göre, bir top gibi kıvrılmak, kuyruğunu sarmak ve yüzünü kapatmak, kedilerin kendi vücut ısılarını korumalarına yardımcı olabilir.

Kedilerin uyurken güvenlik için yüzlerini kapattıkları da ifade ediliyor. Kediler, yüzlerinin savunmasız olduğunu biliyorlar, bu yüzden kediler yüzlerini kapatarak, kendilerini güvende hissediyor olabilirler.

Bazı kediler uyurken sadece rahatlık olsun diye de yüzlerini kapatabilirler. Bu, bizim bir şekerleme sırasında ekstra rahatlık için kollarımızı yastığın etrafına dolamamız veya bacaklarımızın arasına battaniye sıkıştırmamız gibi bir şey.

Kediler, vücutlarını “sahip oldukları” nesnelere ve alanlara sürterek bölgelerini işaretlemeyi severler. Kedi kendi bölgesini işaretlemek için başını yastığa, battaniyeye veya halıya sürtüyor olabilir, bu uyurken yüzünü kapatıyormuş gibi görünebilir.

Sonuncusu ve muhtemelen en komik olanı, kedilerin bakım yaparken uyuyabilirler. Kediler, kendilerini temizlemek için patilerini yalarlar ve yüzlerine sürerler. Bu kedileri yorabilir ve temizlik sırasında uyumalarına neden olabilir.

Paylaşın

Afrika’nın Yaşlanma Karşıtı Sırrı: Baobab Yağı

Afrika’nın cilt bakımında önemli bir yeri olan baobab ağacının tohumlarından elde edilen Baobab yağı, yüzyıllardır Afrika’nın en zorlu çevre koşullarına karşı, cilt için doğal bir kalkan olarak kullanılır.

Haber Merkezi / A, D, E ve F vitaminleri ile omega 3, 6 ve 9 yağ asitleri bakımından zengin olan Baobab yağı, tüm cilt tipleri için adeta çok amaçlı bir kahraman gibidir.

Tüm cilt tipleri için doğal nemlendirici: Baobab yağı her cilt tipine uygun, harika bir doğal nemlendiricidir. Hızlı emilen formülü yağlı bir kalıntı bırakmadan cilde hızla nüfuz eder.

Bu, onu kuru cilde sahip olup derinlemesine nemlendirmeye ihtiyaç duyanlar veya yağlı cilde sahip olup gözenekleri tıkamayacak hafif bir nemlendirici arayanlar için mükemmel bir seçenek haline getirir.

Kolajen üretimini artırır: Baobab yağının en önemli faydalarından biri ciltte kolajen üretimini desteklemesidir. Kolajen, cildin elastikiyetini ve sıkılığını korumak için gereklidir.

Yaşlandıkça vücudumuz daha az kolajen üretmeye başlar, bu da kırışıklıklara ve sarkık cilde neden olur. Baobab yağını düzenli olarak kullanarak bu yaşlanma belirtileriyle savaşabilir, sağlıklı ve güçlü bir cilde sahip olabilirsiniz.

İltihaplı cildi yatıştırır: İçeriğindeki yüksek A ve E vitamini, hasarlı cilt hücrelerini aktif bir şekilde onarır ve bu durumlarla ilişkili rahatsızlıklara karşı çok ihtiyaç duyulan rahatlamayı sağlar.

Bu, baobab yağını iltihaplı veya tahriş olmuş cildi yatıştırmak isteyen herkes için olmazsa olmaz bir ürün haline getiriyor.

Yara izlerini ve çatlakları azaltır: Baobab yağının güçlü yenileyici özellikleri zamanla yara izlerini ve çatlakları etkin bir şekilde azaltır. İçeriğindeki yüksek esansiyel yağ asitleri cilt elastikiyetini artırır ve hücre yenilenmesini teşvik eder.

Bu iki yönlü yaklaşım sadece yara izlerini azaltmaya yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda düzenli kullanımda çatlak izlerini de etkili bir şekilde en aza indiriyor ve yağın olağanüstü cilt gençleştirme potansiyelini ortaya koyuyor.

Çevresel hasara karşı korur: Cildinizi UV ışınlarının ve kirliliğin zararlı etkilerinden koruyarak çevresel hasara karşı güçlü bir doğal savunma oluşturan Baobab yağı, yüksek antioksidan içeriğiyle cildi etkin bir şekilde korur.

Baobab yağının düzenli kullanımı, çevresel stres faktörlerinin neden olduğu erken yaşlanma belirtilerini önlemede önemli rol oynar ve bu da onu genç bir cilt görünümünü korumada önemli bir yardımcı haline getirir.

Paylaşın

“Phubbing” Kaçınılması Gereken Bir Numaralı Flört Trendi

Her geçen gün ilişkilerimizi mahvedecek yeni bir flört trendi ortaya çıkıyor. En son ortaya çıkan zararlı flört trendi ise “telefon” ve “aşağılama” kelimelerinin birleşimi olan “phubbing”.

Haber Merkezi / Phubbing, karşılıklı iletişimden daha çok telefonuna odaklanan biri tarafından görmezden gelinmeyi ifade ediyor.

Bu sorun, Psychological Reports dergisinde yayınlanan ve ilişkileri nasıl mahvedebileceğini açıklayan bir araştırmanın konusu bile oldu.

Araştırmada, 308 kişiden, partnerleri ile yaşadıkları phubbing seviyesi ile, ilişki memnuniyetlerini karşılaştırmaları istendi. Partneri tarafından phubbinge uğramak, ilişkide daha düşük memnuniyetle ilişkilendirildi.

Araştırmada, “Sonuçlar… partner telefon görüşmesinin, algılanan ilişki kalitesi ve ilişki memnuniyeti üzerinde dolaylıda olsa önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor” denildi:

“Sonuçlar, phubbing davranışlarına maruz kalan bireylerde ilişki doyumu ve algılanan ilişki kalitesinin azaldığını, ilişki doyumu ve ilişki kalitesinin azalmasının ise yaşam doyumuna zarar verdiğini ortaya koymaktadır.”

Phubbingin daha önce telefon bağımlılığı ve depresyonla, ergenlerde daha az öz saygı ve ruh haliyle, iletişim ve ilişki kalitesiyle de bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı.

Paylaşın

“Rebecca Sendromu” Nedir, İlişkinizi Mahvedebilir Mi?

“Rebecca Sendromu” veya diğer adıyla “Geriye Dönük Kıskançlık”, ilişkide olan birinin, sevgilisinin eski sevgilisine karşı kıskançlık veya takıntılı olması durumudur. “Geriye dönük” kısmı, sabit ve değiştirilemeyen geçmişi ifade eder.

Haber Merkezi / Terim adını, yazar Daphne du Maurier’in 1938 tarihli Rebecca adlı romanından almıştır. Bu romanda, dul bir adamın ikinci eşinin, kocasının herkesin çok güzel olduğunu iddia ettiği eski karısı Rebecca ile asla rekabet edemeyeceği düşüncesiyle boğuşmasının hikayesi anlatılmaktadır.

Roman, 2020 yılında Rebecca adıyla filme uyarlandı. Filmde başrollerde Lily James ve Armie Hammer yer aldı.

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre “Rebecca Sendromu” birçok kişinin deneyimlediği bir şey. Araştırmaya katılan bin bekar ABD’linin yüzde 56,5’i eski sevgililerinin sosyal medya platformlarındaki profillerine ayda en az  bir kez baktıklarını ifade ettiler.

Bu oran evli çiftlerde yüzde 65,8 ile daha da yüksek olurken, en büyük yüzde ise yüzde 66,7 ile ilişkisi olanlarda görüldü.

Dr. Kate Balestrieri, bir kişinin partnerinin geçmiş ilişkileri üzerine kadar zaman geçmiş olursa olsun partnerine karşı güvensizlik duyguları yaşayabileceğini söylüyor.

Kate Balestrieri, “Bu durum çiftler için gerçekten çok fazla acıya yol açabilir, kişi partnerlerinin geçmiş ilişkilerinin ayrıntılarını anlamaya odaklanır, partnerlerinin eski sevgilileri hakkında düşünüp düşünmediğini veya fanteziler kurup kurmadığını merak eder veya hatta mevcut ilişkilerini geçmiş deneyimleriyle karşılaştırırlar” diyor ve ekliyor:

“Bu, birinin geçmişte yaşadığı ilişkisel travmalar nedeniyle terk edilme korkularını ve bir ilişki için asla yeterince iyi olamayacağına dair düşüncelerini telafi etme yolu olabilir.”

Balestrieri ayrıca, Rebecca Sendromunun bir psikolojik bozukluk olmadığını, ancak başka psikolojik sorunlar da rol oynayabileceğini belirtiyor.

Partnerin geçmiş ilişkileri ve/veya cinsel geçmişi konusunda takıntılı olmak ve partnerinizin eski sevgilisini takip etmek Rebecca Sendromunun en önemli belirtileridir.

Paylaşın

Kimyasal Peelingler Yaşlanma Etkilerini Yavaşlatabilir Mi?

Yaşlanma vücudun doğal bir sürecidir ve bunu durdurmanın da bilinen bir yolu yok. Ancak kimyasal peeling gibi bazı yöntemler yaşlanma belirtileri sürecini yavaşlatabilir.

Haber Merkezi / Cilt yaşlanması, genetik, genler ve metabolik bozukluklar gibi endojen faktörler veya güneş ışığı, yaşam alışkanlıkları ve hava kirliliği gibi ekzojen faktörler gibi birçok faktörden kaynaklanır.

Cilt gençleştirme için genellikle yüz, boyun veya ellere uygulanan kimyasal peeling, uzun süredir uygulanan bir kozmetik tedavi yöntemidir. Peeling sonrası cilt bakımı da, tedavi sürecinin başarıya ulaşmada önemli bir rol oynar.

Cilt durumuna bağlı birçok farklı kimyasal peeling yöntemi bulunmaktadır. Kimyasal peeling seviyeleri şunlardır:

Sığ ve çok sığ peelingler: 0,06 -0,45 mm derinlikte stratum corneumun çıkarılması. Sığ ve çok sığ peelingler, ince çizgileri, kuruluğu, düzensiz renklenmeyi ve akneyi tedavi etmek için kullanılır. Sığ ve çok sığ peelingler için kullanılan solüsyonlar genellikle glikolik asit, laktik asit, salisilik asit vb. gibi alfa hidroksi asitleri içerir.

Sığ ve çok sığ peelingler, cilt durumunu iyileştirmek isteyen ancak cildin daha derin peelinglerden iyileşmesi için gerekli zamana sahip olmayanlar için çok uygundur.

Orta peeling: 0,6 mm derinlikte papiller epidermise erişim. Güneşten zarar görmüş ciltler için ürünün daha derine nüfuz etmesini sağlamak için orta peeling prosedürlerinin kullanılması önerilir. Ancak orta dereceli peeling, tedavi edilen bölgelere bağlı olarak kızarıklığa neden olabilir ve cilt 6-7 günlük tedaviden sonra normale döner.

Derin peeling: Yaklaşık 0,8 mm derinliğe sahip orta dermise ulaşan derinin çıkarılmasıdır. Bu işlem, derin yüz kırışıklıklarını ve akne izlerini gidermek için yapılır. Bu güçlü bir işlemdir ve deneyimli doktorlar tarafından yapılır. Derin peelingler pigmentasyonu azaltabileceği veya cildi beyazlatıp değiştirebileceği için genellikle derin ve orta peelinglerin bir kombinasyonu olarak önerilir.

Kimyasal peelingin ilk adımı cildi temizlemek ve gerekirse uyuşturmaktır. Peeling jeli cilde uygulanır ve peelingin türüne ve etkinliğine ve cildin ne kadar hassas olduğuna bağlı olarak birkaç dakikadan bir saate kadar bırakılır. Bu aşamada genellikle hafif ila orta düzeyde kaşıntı, yanma ve batma hissi yaşanır.

Peeling jeli uygulandıktan sonra, asidi nötralize etmek için cilde soğuk kompres uygulanır. Ardından sırasıyla cilt temizlenir, soğuk su, nemlendirici ve güneş kremi uygulanır. Hafif ila orta düzeyde peelinglerde, işlemi daha konforlu hale getirmek için lokal anestezi verilebilir. Çok derin peeling prosedürlerinde, lokal anestezi sedasyonla birleştirilebilir.

Hafif kimyasal peelingler, istenilen sonuçlar elde edilene kadar birkaç haftada bir tekrarlanabilir. Orta dereceli kimyasal peelingler, tedaviler arasında daha fazla iyileşme süresi gerektirir, ancak tekrarlanan tedaviler sonuçları iyileştirir ve uzatır.

Özetlemek gerekirse, cilt yaşlanması, yaş ve vücudun genel yaşlanma durumunu takip eden doğal bir süreçtir. Kimyasal peelingler, bu süreci yavaşlatırken aynı zamanda çilleri, kırışıklıkları ve yaşlanan cildi gidermeye yardımcı olan dermatolojik bir tedavidir.

Paylaşın

Kepekten Bıktınız Mı? İşte En Etkili Beş Çözüm

Kepekle mi mücadele ediyorsun? İster yeni bir ürün deniyor ister yaşam tarzınızda değişiklik yapıyor olun, kepekle mücadelenin tutarlı olmakla ilgili olduğunu unutmayın.

Haber Merkezi / Saç derinize karşı sabırlı olun ve bu çözümleri deneyin:

Doğru şampuanı seçmek: Kepek için özel olarak formüle edilmiş şampuanlar, mantar enfeksiyonlarıyla mücadele eder ve yağ dengesini düzenleyerek kepeğin azalmasına yardımcı olur.

Saç derisine düzenli bakım yapmak: Saç derisini düzenli olarak nemlendirmek ve temiz tutmak kepeği önleyebilir. Haftada bir kez saç derisi maskeleri kullanmak da faydalı olabilir.

Doğal çözümler: Elma sirkesi, çay ağacı yağı ve aloe vera gibi doğal ürünler, anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellikleri sayesinde kepekle mücadelede etkilidir.

Sağlıklı beslenme: Sağlıklı bir beslenme saç derisinin sağlığını destekler. Omega-3 yağ asitleri, vitaminler ve mineraller içeren yiyecekler tüketmek kepeği azaltmaya yardımcı olabilir.

Stresi yönetmek: Stres kepeği tetikleyebilir. Yoga, meditasyon ve düzenli egzersiz yaparak stres seviyenizi azaltabilirsiniz.

Unutmayın, ciddi ve kontrol edilemeyen kepek sorunları için en iyi adım bir dermatoloğa danışmaktır. Sağlıklı saçlar ve kepeksiz günler dileriz!

Paylaşın

Fondöten Nasıl Uygulanır? Adım Adım Kılavuz

Fondöten nasıl sürülür sorusu, makyaj uygulamasında uzman olanlar için çok kolay bir soru gibi görünebilir, ancak yeni başlayanlar için göz korkutucu bir görev olabilir.

Haber Merkezi / Ancak kusursuz fondöten uygulamasına dair ipuçlarımızla, görev sizin için hiç de zor görünmeyecektir. Sadece doğru ürünü seçtiğinizden ve fondöten sürmeden önce cildinizi temizleyip astarlayarak uygun şekilde hazırladığınızdan emin olun.

1. adım: Temizleme, çoğu zaman tüm makyaj rutinlerinin ilk adımıdır. Bu nedenle, fondöten uygulamadan önce gözenekleri tıkamayan veya aşırı kurutmayan nazik bir temizleyiciyle yüzünüzü temizlediğinizden emin olun. Yüzünüzü temizledikten sonra kurumasını bekleyin.

2. adım: Fondötenler cildi besleyen içeriklerle dolu olsalar da kuruluğa neden olmaları nadir değildir. Bu yüzden bu ikinci adım fondöten uygulama ipuçlarında önemli bir rol oynar. Yüzünüzü temizledikten ve kuruladıktan sonra yüzünüze ve boynunuza bir nemlendirici uygulayın.

Nemlendiriciler cilde su sağlamada, cilt nemini iyileştirmede ve cilt elastikiyetini artırmada önemli bir rol oynar. Bunun dışında, şişkinliği azaltmaya, hiperpigmentasyon belirtilerini ortadan kaldırmaya, cilt sıkılığını geri kazandırmaya ve kuru çizgileri azaltmaya da yardımcı olurlar.

Nemlendirici kullanırken cilt tipinize uygun olduğundan emin olun. Kuru cilde sahip kişiler gliserin, aloe vera, hyaluronik asit vb. gibi içeriklerle dolu ağır bir nemlendirici aramalıdır. Yağlı cilde sahip olanlar ise gözenekleri tıkamayan hafif ve komedojenik olmayan formüller kullanmalıdır.

Hassas cilt tipine sahip kişiler kullandıkları ürünlere dikkat etmeli ve hipoalerjenik ve hassas cilt tipleri için uygun bir nemlendirici seçmelidir. Son olarak karma cilde sahip olanlar yağlılık ve kuruluğu aynı anda gideren bir ürün kullanmalıdır.

Fondöteninizi uygulamadan önce yüzünüze ve boynunuza nemlendirici bir krem ​​sürmek cildinizin beslenmesini ve nemlenmesini sağlarken aynı zamanda cildinizin dolgun ve sıkı görünmesini de sağlar.

Eğer nemlendiriciler sizin için vazgeçilmez bir ürün değilse, fondöten uygulamadan önce nemlendirici bir serum kullanarak kusursuz ve nemli bir görünüm elde edebilirsiniz.

3. adım: Bir sonraki adım, bir astar uygulamaktır. Bilmeyenler için, yüz astarı makyajın yerinde kalmasına yardımcı olan ve cilde ışıltılı bir çekicilik katan bir makyaj ürünüdür.

Bunun dışında, cildi daha fazla makyaj uygulaması için hazırlar, cilt tonunu eşitler, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır ve ciltte güçlü bir bariyer oluşturur, bu da fondötenin daha uzun süre kalmasına yardımcı olur.

Bir primer seçerken cilt tipinizi hesaba kattığınızdan emin olun. İstenmeyen parlaklık bırakmayan ve gözeneklerinizi tıkamayan matlaştırıcı, ağırlıksız bir primer seçin.

Nemlendirici bir primer, ciddi şekilde susuz kalmış cilde sahip kişiler için en iyi seçimdir; ayrıca ciltlerini uzun süre nemli tutmak için ağır dokulu bir primer de arayabilirler. Cilt hassasiyetleriyle sık sık uğraşıyorsanız, alkol, yapay kokular ve sert kimyasallarla dolu ürünlerden uzak durmanız en iyisidir.

Şimdi, baz uygulamasına gelecek olursak; parmak ucunuza bezelye büyüklüğünde bir miktar baz alın, güzelce yedirin ve yüzünüze belirli bölgeleri hedef alarak eşit bir şekilde uygulayın.

4. adım: İşte son ama en önemli adım: Fondöten. Fondöteni bir sünger veya bir makyaj fırçası ile uygulayabileceğiniz gibi parmaklarınızla uygulayabilirsiniz.

Fondöten fırçayla nasıl sürülür?

Fondöteninizi alın ve ellerinize az miktarda fondöten pompalayın. Ellerinizin arkasının iyice temiz olduğundan emin olun. Şimdi düz bir makyaj fırçası kullanarak fondöteni iyice karıştırın ve yanaklar, alın, boyun, burun, çene ve dudaklar gibi bölgeleri kapsayacak şekilde cildinize uygulayın.

Fondöten fırçanızı kullanarak fondöteni eşit şekilde yayın, fondötenin yüzünüze ve boynunuza eşit şekilde yayıldığından emin olun. Çok fazla fondöten kullanmamaya dikkat edin, çünkü bu, cildinizin kek gibi görünmesine neden olabilir.

Fondöten süngerle nasıl sürülür?

Temiz bir makyaj süngerini alıp hafifçe ıslatın. Sıvı bazlı bir fondöten kullanırken, birkaç damla alın ve elinizin arkasına uygulayın. Şimdi süngerle silerek yüzünüze ve boynunuza uygulayın. Pudra fondöten kullananlar için yapmanız gereken tek şey, fondöten pudrasına hafifçe batırmak ve kullanmaktır.

Fondöteni yüzünüze nokta nokta uygulayın ve sünger yardımıyla güzelce dağıtın. Süngerinizi her kullanımdan sonra temizleyerek tazeliğini korumasını sağlayın.

Fondöten parmaklarla nasıl uygulanır?

Öncelikle ellerinizi iyice temizleyin. Daha sonra ellerinizi kurulayın ve fondöteni bir elinizin arkasına hafifçe sürün. Fondöteni yüzünüze nokta nokta uygulamak için işaret parmağınızı kullanın. Ardından parmak uçlarınızla dairesel hareketlerle güzelce uygulayın.

Cildinize fondöten uyguladıktan sonra, uzun süre kalmasını istersiniz. Fondöteninizin kalıcılığını artırmak için cildinize biraz sabitleyici pudra sürün. Yağlı bir cildiniz varsa, T bölgenize (burun, çene ve alın) sabitleyici pudra uygulamayı unutmayın.

Paylaşın

Kojik Asidin Cilt İçin Şaşırtıcı Faydaları

Asitler cilt bakımı dünyasında her zaman temel bir unsur olmuştur! Yıllardır cilt tonunu açmak, akneyi temizlemek veya yaşlanma belirtileriyle mücadele etmek gibi çeşitli cilt sorunları için asit kullanıyoruz.

Haber Merkezi / Kojik asit, çeşitli mantarlardan elde edilen bir kimyasal ürün veya doğal metabolittir. Kojik asit temelde bir cilt beyazlatıcı, açıcı ve depigmentasyon ajanıdır. Bu, esasen melanin sentezini kısıtlayan kojik asidin tirozin (bir amino asit) inhibe edici özellikleriyle mümkündür.

Güneşe maruz kalma, hormonal dengesizlik, yaşlanma veya ilaçlar ciltte renk bozulmasına ve pigmentasyona neden olabilir. Bir antioksidan, anti – inflamatuar ve anti-proliferatif ajan olarak kojik asidin türevleri, hücreleri onararak ve zararı tersine çevirerek fotohasar, aşırı pigment üretimi, renk bozulması ve oksidatif stresle etkili bir şekilde mücadele eder.

Kojik asidin faydaları:

Cildi Aydınlatır: Yaşlanma karşıtı bir etki sağlayan kojik asit, ciltteki fotohasar belirtilerini, yaşlılık lekelerini ve yara izlerini etkili bir şekilde azaltır.

Akneyle mücadeleye yardımcı olur: Kojik asidin antimikrobiyal etkileri, ciltteki bakterilerin neden olduğu akneyi tedavi etmek ve akneden kaynaklanan sert izleri hafifletmek için değerlidir. Bunların yanı sıra, kojik aside atfedilen antifungal ve antiinflamatuar özellikler de vardır ve bunlar ciltteki maya enfeksiyonu, kandidiyazis ve ayak mantarı gibi mantar enfeksiyonlarıyla mücadelede etkilidir.

Temizleme özellikleri: Kojik asitle hazırlanmış sabunlar veya vücut yıkama ürünleri düzenli kullanıldığında bakteri ve mantarların vücutta neden olduğu enfeksiyonların önlenmesinde de yardımcı olur.

Renk bozulmasını düzeltir: Kojik asidin en önemli özelliği, ciltteki her türlü renk bozulmasını azaltmak, böylece düzensiz cilt tonunun görünümünü tersine çevirmektir. Kojik asit içeren topikal tedaviler koyu lekeler, melazma, hiperpigmentasyon ve güneş lekeleri üzerinde etkilidir.

Kojik asidin farklı formları ve kullanımları:

Kojik asit, birden fazla formatta ve çeşitli uygulamalarda topikal olarak kullanılabilen güçlü bir bileşendir. Genellikle C vitamini, salisilik asit veya glikolik asit gibi diğer iyi bilinen cilt dostu ve doğal bileşenlerle senkronize edilir. Bu tür formüller daha güçlü ve daha belirgin sonuçlara sahiptir.

Kojik asit konsantrasyonu yüksek ürünler kullanmak, özellikle hassas cilt tiplerine sahip kişilerde kontakt dermatite neden olabilir. Bu, kızarıklık, kaşıntı, döküntü, şişme veya herhangi bir cilt rahatsızlığına yol açabilir.

Kojik asit gibi aktif bir bileşen eklerken cilt bakım rutininizi kontrol altında tutun. Güzellik rutininize bir kojik asit ürünü eklemeden önce her zaman dermatoloğunuza danışın.

Hafif peeling özelliklerine sahip güçlü bir formül olan kojik asidin uzun süreli kullanımı cildi güneş yanığına karşı savunmasız hale getirebilir. Bu nedenle, sabah saatlerinde güneş kremi ve koruyucu giysilerle uygulanması önerilir.

Paylaşın