ILO’dan Çocuk İşçi Sayısında Artış Uyarısı

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü öncesi, dünyada çocuk işçiliğine dair son durumu değerlendiren Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Çocuk İşçiliği Yetkilisi Benjamin Smith, COVID-19 salgınının çocuk işçiliğinin artışını etkilediğini söyledi.

“ILO olarak COVID-19 dönemi sonrası için yaptığımız tahminler ve ülkelerden aldığımız rakamlar, salgının geçim kaynağı, istihdam ve hane halkının ekonomik durumuna yönelik etkilerinden ötürü çocuk işçiliğinin artmakta olduğunu doğruluyor.” diyen Smith, salgın öncesi döneme ait ILO’nun yaptığı araştırmalara göre dünya genelinde çalışan 160 milyon civarında çocuğun bulunduğunu kaydetti.

Smith, “Tahminlerimize göre bu yılın sonuna doğru dünyada çocuk işçi sayısı yaklaşık 9 milyon artabilir.” dedi.

Çocukların yüzde 70’i tarım sektöründe

Cenevre’de Anadolu Ajansı muhabiri Ömer Faruk Yıldız’a konuşan Smith, çocuk çalışanların genellikle kayıt dışı ekonomi dahilinde istihdam edildiğini belirterek, “İş gücünde yer alan çocukların yüzde 70’i tarım sektöründe çalışıyor ve çocuk işçilerin üçte ikisi aileleriyle beraber iş yapıyor.” ifadelerini kullandı.

Aileleriyle beraber çalışan çocukların yoksulluktan ötürü iş gücüne katılmak zorunda kaldığını söyleyen Smith, “Ebeveynlerin doğru düzgün bir işi olmadığı için çoğu zaman çocuklarını, üretkenliklerine bakmaksızın iş gücünde kullanmak durumunda kalıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Benjamin Smith, ILO’nun bu yılki Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Gününde, bu sorunu çözmek için kilit unsurlardan biri olan “Evrensel Sosyal Koruma” konusuna odaklanacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuk işçiliğine dair UNICEF ile hazırladığımız rapor, ailelere nakit yardımı yapılması, işsizlik sigortası ve emekli maaşında düzenleme gibi tedbirleri içeren sosyal koruma yatırımlarının, çocukların okuluna devam etmesi ve iş gücünden uzak durmasına dair büyük katkılar sunabileceğini gösteriyor.

“Bunun yanı sıra sosyal koruma kapsamında okullara beslenme desteği yapılması da çocukların eğitime devamını teşvik edebilir. Ülkelere mesajımız, kaliteli eğitimin yanı sıra sosyal korumaya da yatırım yapmalarıdır. Bu yatırımlar tabii ki sağlık ve ekonomi alanlarındaki yatırımlarla da tamamlanmalıdır ki eğitimin önündeki engeller kaldırılsın.”

Öğrencilere nakit yardımının da çocukları eğitime devam etmeye teşvik eden önemli bir unsur olduğunu kaydeden Smith, “Temel eğitim birçok ülkede ücretsiz, fakat okul üniforması, ders kitabı veya okula ulaşım gibi masraflar, birçok çocuğun eğitimine engel teşkil edebilecek unsurlar.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik durumu kötü olanların yanı sıra ötekileştirilmiş etnik azınlıklar, yerli topluluklar ve göçmenlerin de günümüzde çocuk işçiliğine en uygun sosyal gruplar arasında yer aldığını vurgulayan Smith, “Her ülke ulusal çocuk işçiliğiyle mücadele politikası benimser ve sosyal koruma sağlayan tedbirler alırsa, ILO olarak belirlediğimiz 2025’e kadar her türlü çocuk işçiliğini sonlandırma hedefinin gerçekleştirilmesi yolunda büyük adımlar atılmış olur.” diye konuştu.

79 milyon çocuk tehlikeli işlerde çalışıyor

ILO ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) 2020’de ortak hazırladığı rapora göre dünyadaki yaklaşık 160 milyon çocuk işçinin içinde yaşları 5 ila 17 olan ve tehlikeli işlerde çalışan 79 milyon çocuk bulunuyor.

Çalıştırılan çocukların 5-11 yaşlarındakilerin yüzde 28’i ve 12-14 yaşlarındakilerin yüzde 35’i okula gitmiyor.

Asya ve Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler, 2008’den bu yana çocuk işçiliği konusunda istikrarlı bir ilerleme kaydederken, Afrika genelinde durum 2020’ye doğru kötüleşti.

En çok çocuk işçi Afrika’da

Çocuk işçiliği oranı Asya ve Pasifik bölgesinde yüzde 13,3’ten 5,6’ya, Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 10’dan 6’ya düşerken, Sahraaltı Afrika bölgesinde ise 2008-2012 döneminde düşüş olsa da 2012’de yüzde 21,4 olan oran 23,9’a yükseldi. Sahraaltı Afrika, çocuk işçilerin en yoğun olduğu bölge olarak dikkati çekiyor.

ILO, çocukların içinde bulunduğu kötü durumu vurgulamanın bir yolu olarak 2002’de ilk kez “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nü başlattı.

“Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” ile çocuk işçiliğine karşı dünya çapında büyüyen hareket için bir katalizör olunması ve çocuk işçiliğine karşı kampanyada hükümetler, sivil toplum, okullar, gençlik ve kadın gruplarıyla medyanın desteği amaçlanıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ücretler Geçen Yılın Gerisine Düştü

Dolar kurundaki yükseliş Türkiye’de reel ücretlerin erimesine yol açtı. Asgari ücretli, memur ve emeklinin bu yıl aldığı zamlı maaşlar, dolar üzerinden hesaplandığına geçen yılki maaşların gerisinde kalıyor.

DW Türkçe’den Pelin Ülker’in haberine göre; Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ülkelerde dolardaki yükseliş her vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Kur artışları, maliyetler üzerinden enflasyonu tırmandırırken, asgari ücret ve diğer ücretler reel anlamda eriyor.

Türkiye’de çalışanların yarısından fazlasını ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri Aralık 2021’de kur ve enflasyon artışlarının gölgesinde yapılmıştı.

Asgari ücret eridi

İlk toplantısını 1 Aralık’ta yapan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, dördüncü toplantı sonrasında 16 Aralık’ta bu yıl için asgari ücreti 4 bin 253 lira 40 kuruş olarak belirlediklerini açıklamıştı. Bu rakam Türk Lirası (TL) bazında yüzde 50’ye yakın bir artış anlamına geliyordu.

Ancak kur artışları bu zammın erimesine yol açtı.

Geçen yıla 7,43 TL’den başlayan dolar kuru, Mart 2021’de 8 TL’yi görmüş, uzun süre bu seviyelerde işlem gördükten sonra ekimde 9 TL geçmişti. Kasım 2021’de 11 TL civarına ulaşan dolar kuru, 20 Aralık’ta 18 TL’yi geçerek tüm zamanların rekorunu kırmıştı.

2021 yılında asgari ücret 2 bin 825 TL 90 kuruş seviyesindeydi. Aynı yıl ortalama dolar kuru ise 8,86 olarak gerçekleşti. Buna göre asgari ücretin karşılığı 319,1 dolar ediyordu.

Dolar kuru 17,20’nin üzerinde

Doların rekor seviyeleri görmesinin ardından 21 Aralık 2021’de Kur Korumalı Mevduat uygulaması devreye alındı. Uygulamayla birlikte dolar, Aralık sonunda 10-11 TL seviyelerine kadar çekilse bunun etkisi uzun sürmedi. Bu yıla 13,4 TL seviyesinden başlayan dolar kuru, yılbaşından bu yana yüzde 28 yükseldi. Mart’ta 14, Mayıs’ta 16 TL’yi geçen kur, dün 17,20 seviyesinin üzerinden işlem gördü.

Son verilere göre bu yıl ortalama dolar kuru 14,51 seviyesinde bulunuyor. Buna göre 4 bin 253 TL’lik asgari ücretin karşılığı 293,1 dolar ediyor. Bu durum, asgari ücretin geçen yıla göre 26 dolar az olduğuna işaret ediyor.

Asgari ücret dolar bazında erirken diğer ücretlerde de durum farklı değil.

Memur zammı havaya uçtu

Ocak ayında emekli ve memura yılın ilk yarısı için enflasyon farkı ödemesi ve yüzde 7,5’lik toplu sözleşme zammı yapılmıştı.

Buna göre yıl başında aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 4 bin 881 TL’den 6 bin 429 TL’ye, en düşük memur emekli aylığı da 3 bin 276 TL’den 4 bin 289 TL’ye yükseltildi. Ancak yılın ilk yarısı için yapılan zam, kur artışıyla havaya uçtu.

Geçen yılın ikinci yarısında 4 bin 881 TL’lik en düşük memur maaşı 495,8 dolara denk gelirken 6 bin 429 TL’lik zamlı maaş 443 dolar ediyor.

En düşük memur emekli aylığı da zam öncesinde 332,8 dolar ederken, zam sonrası 295,6 dolara denk geliyor.

Buna göre yapılan zamma rağmen, artan kur karşısında en düşük kademedeki memurun maaşı 52,8 dolar, en düşük kademedeki memur emeklisinin aylığı da 37,2 dolar eridi.

SSK ve Bağ-Kur emeklisi için de durum değişmedi. SSK, 2000 öncesi en düşük emekli maaşı 2 bin 624 TL’den 3 bin 292 TL’ye çıktı. Ancak dolar bazında 266,6 dolardan 226,9 dolara geriledi.

2000 sonrası SSK emekli maaşı bin 626 TL’den 2.041 TL’ye çıkarılırken bu maaşı alanlar dolar bazında 24,6 dolar kaybetti.

Bu yılın başında 2 bin 350 TL’den 2 bin 949 TL’den yükseltilen Bağ-Kur esnaf emeklisi maaşı da dolar bazında 238,7 dolardan 203 dolara indi.

Doktor ve polis de zararda

Öte yandan geçen yıl 8 bin 277 TL’lik 1/4 derecesinde avukat maaşıyla 841 dolar alınırken bu yıl zamlı 10 bin 551 TL’lik maaşla 727 dolar alınabiliyor.

Yılbaşında 1/4 derecesinde uzman doktor maaşı 2 bin 773 TL artışla 10 bin 93 TL’den 12 bin 866 TL’ye çıkarken dolar bazında 1025,3 dolardan 866,7 dolara indi. Bu maaşı alan doktorların kur kaybı yaklaşık 159 dolar oldu.

8/1 derecesinde polis memuru maaşı 7 bin 431 TL’den 9 bin 473 TL’ye çıktı, ancak maaştaki 2 bin 42 TL’lik artış, dolar bazında 102 dolar zarara döndü.

1/4 derecesinde öğretmen maaşı ise yılbaşında 6 bin 586 TL’den 8 bin 594 TL’ye çıkarılmıştı. Zam öncesinde öğretmen maaşıyla 669 dolar alınıyorken, zamlı maaşla 592,3 dolar alınabiliyor. Öğretmen maaşının da 76,7 doları kur farkına gitti.

Kur da enflasyon da artacak

Ekonomistler dünyadaki merkez bankalarının faiz arttırımına gittiği bu dönemde dolar/TL’de yükselme eğiliminin artacağına işaret ediyor. Maaşlar bir yandan kur artışıyla erirken diğer yandan yükselen enflasyondan da olumsuz etkileniyor.

Mayıs verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 73,5 artarken, aynı dönemde Üretici Fiyat Endeksi’ndeki artış yüzde 132,2 oldu. Üretici fiyatlarındaki yüksek seyrin gelecek aylarda artan maliyetler üzerinden tüketici enflasyonuna yansıması bekleniyor.

Kur artışlarının etkisiyle aralık ayından bu yana gıda, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları katlandı. Yılbaşında vergi, harç ve cezalar zamlanırken, Temmuz ayında yapılması beklenen ÖTV artışı da erkene çekildi. Böylece kur artışıyla maaşı tırpanlanan ücretliler, daha yüksek maliyetle karşı karşıya kaldı.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İşsiz Sayısı 65 Bin Kişi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Nisan 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, işsizlik sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 853 bin kişi oldu.

Haber Merkezi /İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 11,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,7 iken kadınlarda yüzde 14,5 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı nisanda bir önceki aya göre 408 bin kişi artarak 30 milyon 371 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puanlık artış ile yüzde 47,1 olarak kaydedildi.

İşgücüne katılma oranı nisan ayında bir önceki aya göre 473 bin kişi artarak 34 milyon 225 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puanlık artış ile yüzde 53,1 oldu.

Genç işsizlik yüzde 20

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puanlık azalış ile yüzde 20’ye geriledi. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 18,1, kadınlarda ise yüzde 23,7 olarak tahmin edildi.

Fiili çalışma süresi 45,1 saat oldu

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi nisanda bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 45,1 saat olarak gerçekleşti.

Geniş tanımlı işsizlik azaldı

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı (geniş tanımlı işsizlik) nisan ayında bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 21,7 olarak kaydedildi.

Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 14,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,5 olarak açıklandı.

Paylaşın

Son 5 Ayda En Az 646 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

İş Sağlığı ve İşçi Meclisi Güvenliği (İSİG), 2022 yılının ilk beş ayını kapsayan İş Cinayetleri Raporu’nu yayımladı. Açılanan rapora göre 151 günde en az 646 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Hayatını kaybeden işçilerden 563’ü ücretli (işçi ve memur) ve 83 kendi nam ve hesabına (çiftçi ve esnaf) çalışan işçilerdi.

İlk beş ayda iş cinayetlerinde ölenlerin 23’ü (yüzde 3,56) sendikalı, 623’ü ise (yüzde 96,44) sendikasızdı. Sendikalı işçiler metal, kimya, sağlık, madencilik, taşımacılık, enerji, güvenlik ve belediye iş kollarında çalışıyordu.

İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerden 43’ü kadın, 603’ü ise erkekti.

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı

İlk beş ayda: 38 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerden 16’sı Suriyeli, 8’i Afganistanlı, 4’ü Özbekistanlı, 3’ü İranlı, Belaruslu, Endonezyalı, Rusyalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Türkmenistanlı ve Ukraynalı.

14 yaş ve altı 3 çocuk işçi hayatını kaybetti.

15-17 yaş arası 12 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 86 işçi, 28-50 yaş arası 322 işçi, 51-64 yaş arası 143 işçi, 65 yaş ve üstü 43 işçi, yaşı bilinmeyen ise 37 işçi hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk beş ayındaki iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

  • İnşaat, yol işkolunda 118 işçi;
  • Tarım, orman işkolunda 103 emekçi (49 işçi ve 54 çiftçi)
  • Taşımacılık işkolunda 76 işçi
  • Metal işkolunda 48 işçi
  • Ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 43 emekçi
  • Belediye, genel işler işkolunda 39 işçi
  • Sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 34 işçi
  • Madencilik işkolunda 28 işçi
  • Konaklama, eğlence işkolunda 27 işçi
  • Enerji işkolunda 21 işçi
  • Savunma, güvenlik işkolunda 21 işçi
  • Petro-kimya, lastik işkolunda 18 işçi
  • Tekstil, deri işkolunda 15 işçi
  • Gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 10 işçi
  • Ağaç, kâğıt işkolunda 8 işçi
  • Çimento, toprak, cam işkolunda 5 işçi
  • Gıda, şeker işkolunda 4 işçi
  • Basın, gazetecilik işkolunda 4 işçi
  • Banka, finans, sigorta işkolunda 2 işçi
  • İşkolu belirlenemeyen 22 işçi.

En fazla ölüm İstanbul’da

Türkiye’nin 73 kentinde ve yurtdışında 11 ülkede iş cinayeti gerçekleşti. En fazla iş cinayetinin gerçekleştiği kent, 96 ölümle İstanbul oldu.

96 ölüm İstanbul’da; 27 ölüm Kocaeli’nde; 24’er ölüm Antalya ve Muğla’da; 23 ölüm İzmir’de; 22 ölüm Mersin’de; 21’er ölüm Bursa ve Manisa’da; 19 ölüm Denizli’de; 18’er ölüm Aydın ve Kayseri’de; 17 ölüm Ankara’da; 16’şar ölüm Gaziantep ve Samsun’da; 15’şer ölüm Konya ve Şanlıurfa’da; 12 ölüm Adana’da; 10’ar ölüm Malatya ve Zonguldak’ta; 9’ar ölüm Balıkesir ve Sakarya’da; 8 ölüm Çanakkale’de; 7’şer ölüm Batman, Hatay ve Kahramanmaraş’ta; 6’şar ölüm Bolu, Eskişehir, Mardin, Sivas ve Trabzon’da; 5’er ölüm Adıyaman, Ağrı, Bilecik, Çorum, Kütahya, Tekirdağ ve Uşak’ta; 4’er ölüm Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Karabük, Kırıkkale, Kırşehir, Ordu, Rize, Sinop ve Yalova’da; 3’er ölüm Artvin, Burdur, Çankırı, Giresun, Kastamonu, Nevşehir, Niğde, Siirt ve Tokat’ta; 2’şer ölüm Afyon, Bartın, Edirne, Hakkari, Iğdır, Kars, Kırklareli, Osmaniye, Şırnak ve Van’da; 1’er ölüm Aksaray, Ardahan, Bayburt, Elazığ, Isparta, Karaman ve Kilis’te meydana geldi.

16 ölüm ise yurtdışında (3’er Irak ve Kuzey Kıbrıs; 2 Rusya; 1’er Azerbaycan, Çin, Dominik, İsrail, Libya, Makedonya, Malta, S.Arabistan) gerçekleşti.

İşçi intiharlarındaki artış

İSİG raporda şu başlıklara da dikkat çekti:

  • Mayıs ayı ile birlikte (havanın ısınması, sezonun başlaması) güvencesiz çalışmanın en yoğun olduğu inşaatlarda ve tarımdaki iş cinayetlerinde bir sıçrama meydana geldi. Bu ay 46 tarım emekçisi ve 35 inşaat işçisi hayatını kaybetti.
  • Diğer yandan geçtiğimiz yıllarda yaz süreciyle birlikte azalan sanayi işkollarındaki ölümler de sürüyor. Benzer bir gerçeklik OHAL sürecinde de (2016-2018) meydana gelmiş ve sanayi işçilerinin ölümünde oransal bir artış yaşanmıştı.
  • İşçiler hayat pahalılığı ve işten çıkarma tehdidi nedeniyle güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edildi. Asgari ücret düzeyinin tüm ücretliler içindeki oranı yüzde 70’e ulaşırken birçok işyerinde sigortalar asgari ücret üzerinden yatırılsa da belli miktarlar elden geri alındı.
  • İşten atılma baskısıyla işçiler daha çok çalıştırıldı, üç işçinin yapacağı iş iki işçiye yaptırıldı. Başta temel gıda, kira, ısınma, ulaşım olmak üzere her şeye yapılan zam furyasında düşük ücret-işsizlik-güvencesiz çalışma cenderesindeki işçilerin fiziki ve ruhsal sağlığı çok etkilendi.
  • Servis/trafik kazalarında tarım sektöründeki hareketlilik ve buna bağlı olarak özellikle traktör taşımacılığı dikkat çekiyor. Tarımda işçilerin kapalı kasa kamyonet, römork, eski araçlar vb. taşınması ile kapasite fazlası yolculuk ve çiftçilerin traktörlerindeki eksiklikler ölüm ve yaralanmalarda başlıca nedenler.
  • Sanayi işkollarında iş cinayetlerinin oransal olarak artışı ile birlikte ezilme, patlama, yanma, elektrik çarpması, zehirlenme vb. ölüm nedenlerinde de gözle görülür bir yaygınlaşma mevcut. Bu noktada İstanbul, Kocaeli, İzmir, Manisa, Bursa, Ankara, Tekirdağ, Sakarya, Gaziantep, Samsun, Konya gibi şehirlerde endüstriyel kazalar olarak adlandırılan iş cinayetleri öne çıkıyor.
  • Ekonomik kriz, mobbing ve fazla çalışmaya bağlı işçi intiharları devam etmektedir. Özellikle geçinemeyen işçilerin banka ve tefecilerden aldıkları borçları geri ödeyememeleri sonucu yapılan baskılar bu intiharların önemli bir nedeni. Yine genç işçi/işsizlerin güvencesizleştirme kıskacında geleceksizleştirilmeleri intiharların diğer önemli nedeni.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), iş kazalarını iş cinayeti olarak tanımlıyor…

Paylaşın

ILO: İşgücü Piyasasının Toparlanması Tersine Döndü

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) çalışma yaşamına ilişkin yeni raporuna göre, küresel krizlerin yanı sıra artan eşitsizlikler, küresel işgücü piyasasındaki toparlanmayı belirgin biçimde tersine çeviriyor.

Rapora göre, 2022’in ilk çeyreğinde dünya genelinde çalışma saatleri koronavirüs öncesi düzeyin (2019 dördüncü çeyrek) yüzde 3,8 altına düştü.

Bu 112 milyon tam zaman eşdeğeri iş açığına karşılık geliyor. Bu rakam, ILO’nun Ocak 2022’de yayınladığı rakamlardan önemli ölçüde düşüşü temsil ediyor.

Halbuki küresel işgücü piyasaları 2021’in dördüncü çeyreğinden kazanım elde ederek çıkmıştı.

Gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler arasındaki ayrışma

Rapora göre, zengin ve yoksul ekonomiler arasındaki büyük ve daha da büyüyen ayrışma var.

Yüksek gelirli ülkeler, çalışma saatlerinde toparlanma yaşarken, düşük gelirli ülkeler kriz öncesi düzeyle karşılaştırmalı olarak yüzde 3,6 ve düşük-orta gelirli ülkeler ise yüzde 5,7 gerileme yaşadı.

Bu ayrışma trendinin 2022’nin ikinci çeyreğinde daha da kötüleşmesi bekleniyor.

Raporda ILO “Gelişmekte olan bazı ülkelerde hükümetlerin, mali alan yetersizliği ve borç sürdürülebilirlik zorlukları nedeniyle eli-kolu bağlı; öte yandan, işletmeler ekonomik ve mali belirsizliklerle karşı karşıya, çalışanlar ise sosyal korumaya yeterli erişime sahip değil” değerlendirmesini yaptı.

“Küresel salgının başlangıcından iki yılı aşkın süre sonra, çalışma yaşamındaki birçok insan, işgücü piyasaları üzerindeki etkilerin altında hala eziliyor” diyen ILO şu verileri paylaştı:

  • Çalışanların çoğunluğu için emek geliri henüz toparlanmadı. 2021’de, her beş çalışandan üçü, emek gelirinin 2019 dördüncü çeyrek düzeyine toparlanamadığı ülkelerde yaşıyordu.
  • Küresel salgın sırasında, çalışılan saatlerde cinsiyete dayalı açık da arttı. 2022 birinci çeyrekte, küresel çalışılan saatlerde cinsiyete dayalı açık, zaten büyük bir açığın mevcut olduğu kriz öncesi düzeye göre (2019 dördüncü çeyrek) 0,7 yüzdelik puan daha büyüdü. En ağır etkilenenler, kayıt dışı çalışan kadınlar oldu. Gelir grupları bakımından da, cinsiyete dayalı açığın en yüksek olduğu ülkeler düşük ve orta gelirliler oldu.

  • 2021 sonu ve 2022 başlarında ileri ekonomilerdeki boş kadrolarda keskin artış, iş arayanlara göre boş kadro sayısının arttığı, dar bir işgücü piyasasına yol açtı. Ancak toplamda, birçok ülkede işsiz ve yetersiz istihdam edilen işgücünün büyüklüğü dikkate alındığında, işgücü piyasalarının genel olarak aşırı ısındığını gösteren güçlü kanıtlar yok.
  • Ukrayna krizinin daha da kötüleştirdiği üretim ve ticaret aksamaları nedeniyle, gıda ve emtia fiyatları, yoksul haneleri ve başta kayıtdışı ekonomide faaliyet gösterenler olmak üzere küçük işletmeleri çok ağır etkiliyor.

“İnsan odaklı toparlanma”

Raporda görüşlerine yer verilen ILO Genel Direktörü Guy Ryder, “Küresel işgücü piyasasının toparlanması tersine döndü. Dengesiz ve kırılgan toparlanma, birbirlerini ağırlaştıran krizlerin birleşmesiyle daha da belirsiz hale geldi. Başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, çalışanlar ve aileleri üzerindeki etkiler çok yıkıcı olacak, sosyal ve siyasi depremlere yol açabilecek” dedi.

Ryder “Bugün artık, birlikte çalışmamız ve insan odaklı toparlanmayı yaratmaya odaklanmamız her zamankinden çok daha zorunlu hale geldi” diye konuştu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İşçinin Milli Gelirden Aldığı Pay Düşerken Şirketlerin Arttı

Türkiye’de ücretliler 2019 yılında milli gelirin yüzde 31,4’ünü alırken bu oran 2021’de yüzde 27’ye düştü. Şirketlerin milli gelirden aldığı pay ise son iki senede yüzde 42,9’dan 47’ye yükseldi. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2021 yılında işgücüne yapılan ödemelerin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranı son 10 senedeki en düşük oran olurken net işletme artığı/karma gelirin oranı ise en yüksek seviyeyi gördü.

TÜİK’in resmi verileri son yıllarda emekçilerin giderek fakirleştiğini; sermayenin ise giderek kazancını artırdığını  gösteriyor. Kamuoyunda milli gelir olarak bilinen GSYH’nin nasıl bölüşüldüğüne dair veriler bunu ortaya koyuyor.

Gelir yöntemiyle gayrisafi yurt içi hasıla hesaplamalarına göre 2021 yılında işgücü ödemeleri 1 trilyon 949 milyar 628 milyon lira oldu. Aynı dönemde GSYH ise 7 trilyon 209 milyar 40 milyon gerçekleşti. Buna göre işgücü ödemelerinin milli gelire oranı yüzde 27 oldu. Bu oran 2020’de yüzde 29,4; 2019’da ise yüzde 31,4 olmuştu. Bu sayılar işçilerin milli gelirden aldığı payın Covid-19 salgını döneminde belirgin şekilde düştüğü anlamına geliyor.

2021 yılında net işletme artığı/karma gelir ise 3 trilyon 388 milyar 916 milyon TL oldu. Böylece milli gelirin neredeyse yarısı şirketlere gitmiş oldu. Net işletme artığı/karma gelirinin GSYH’ye oranı yüzde 47 olurken bu pay 2020’de yüzde 43,8 ve 2019’da yüzde 42,7 seviyesinde gerçekleşmişti.

İşçilerin payı son 10 yıldaki en düşük seviyeyi gördü

2012-2021 yılları arasında işgücü ödemelerinin GSYH’ye oranına bakıldığında 2021 yüzde 27 ile en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. 2012’de bu oran yüzde 27,7 idi.

Türkiye’nin milli geliri ne kadar?

Peki, Türkiye’nin milli geliri son 20 senede nasıl seyretti? 2002’de 240,2 milyar Amerikan doları olan GSYH 2021’de 806,8 milyar dolar gerçekleşti. Uluslararası Para Fonu’nun Nisan 2022 tahminine göre Türkiye’nin 2022’deki milli geliri 692,4 milyar dolara düşecek.

IMF’nin tahmini doğru çıkarsa Türkiye’nin GSYH’si 2007 seviyelerine inmiş olacak. Öte yandan, Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı pay 1980’de yüzde 0,86 iken bu oran 2021’de yüzde 0,84’e düşyü. Bu pay IMF’nin tahminine göre 2022’de yüzde 0,67’ye kadar gerileyecek.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İşsizlik Oranı Yılın İlk Çeyreğinde Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 ilk çeyrek işsizlik oranlarını açıkladı. Buna göre işsizlik ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre 50 bin kişi artarak 3 milyon 845 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 11,4 seviyesinde gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre değişim göstermeyerek yüzde 22,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,6 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,8 olarak tahmin edildi.

“Hanehalkı İşgücü Araştırması” sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 50 bin kişi artarak 3 milyon 845 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 11,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 10,2 iken kadınlarda yüzde 13,7 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 188 bin kişi artarak 29 milyon 964 bin kişi, istihdam oranı ise 0,1 puanlık artış ile yüzde 46,6 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 64,0 iken kadınlarda yüzde 29,5 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 238 bin kişi artarak 33 milyon 809 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 52,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3, kadınlarda ise yüzde 34,2 oldu.

Genç işsizlik oranı yüzde 21,1 oldu

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,3 puanlık azalış ile yüzde 21,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 18,5, kadınlarda ise yüzde 26,0 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 139 bin kişi, inşaat sektöründe 36 bin kişi azalırken sanayi sektöründe 70 bin kişi, hizmet sektöründe 292 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 16,1’i tarım, yüzde 21,8’i sanayi, yüzde 5,8’i inşaat, yüzde 56,3’ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,6 saat artarak 45,2 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre değişim göstermeyerek yüzde 22,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,6 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,8 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Maltepe’den İktidara Seslendi

Prim gün sayısını doldurup, yaşı doldurmayı bekleyen Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT), İstanbul Maltepe Etkinlik Alanı’nda miting düzenledi. Miting alanına gelen on binler, sahneden “Varız, biriz, buradayız” yazılı pankartla birlikte “Çıksın artık bu yasa” diye haykırarak mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.

Memleket Partisi lideri Muharrem İnce, Gelecek Partisi ve İYİ Parti temsilcileri, CHP’li vekiller Kani Beko ve Ayan Barut, TİP Milletvekili Ahmet Şık, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, EHP’li Sibel Uzun, Türk-İş Bölge Başkanı Adnan Uyar, Tüm Emekliler Sendikası, Birleşik Emekliler Sendikası ve İstanbul İGDAŞ işçileri de dayanışma için alanda yer aldı.

“Vur vur inlesin, Ankara dinlesin”, “EYT’li hesabı sandıkta soracak”, “EYT haktır, çözümü tektir” gibi sloganların atıldığı mitingde sahnedeki konuşmalarda da “Biz hepimiz hakkımızı istiyoruz. ’99 öncesindeki haklarımız neyse onu istiyoruz ve bizden alınanı istiyoruz. Lütuf da sadaka da istemiyoruz. Biz 35 yıllık hakkımızın bedelini istiyoruz” denildi.

Federasyonun Yönetim Kurulu üyeleri İsmail Düşünen, Erhan Öncü, Nuh Erdoğan, Murat Kızmaz, Cafer Yağcı, Arzu Lastikçi, Ayfer Özüpak, Mustafa Avcı ile Genel Başkan Gönül Boran Özüpak sahneye çıkarak EYT’lileri selamladı.

Gönül Boran, “Biz Emeklilikte Yaşa Takılanlar olarak Eylül ayından itibaren yaklaşık 25 tane toplantı yaptık. Bu toplantıları Kültür Merkezleri’nde gerçekleştirdik. Bugün Maltepe Miting Alanı’nda milyonlar olup hakkımızı aramak için toplandık. Biriz, hepimiz buradayız.

Bu birlikteliğin sonucunda da davamızın peşinde olduğumuzu göstermek için bugün tüm Türkiye olarak buradayız. Haber kaynaklarımızdan aldığımız bilgiye göre çok farklı farklı sonuçlar çıkartılabiliyor. Bizler yetkili ağızlardan bir cevap almadığımız sürece hiçbir açıklamaya rivayet etmeyeceğiz. Önümüz seçim arefesi ve seçime kadar bu mağduriyete son verilmesini talep edeceğiz. Bunun umudunu taşıyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

TMMOB: Gezi’ye, Emeğimize Ve Mesleğimize Sahip Çıkacağız

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu (İKK), Ankara’nın Kızılay ilçesindeki Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eğitim ve Kültür Merkezi basın açıklaması yaptı.

Gezi Davası’nda ceza alan isimlere destek verilen açıklamada, “Siyasi iktidarın arkadaşlarımız nezdinde cezalandırmak istediği Gezi direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Siyasi iktidarın cezalandırmak istediği, mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir” denildi.

“Hiç kimsenin bu ülkeye, bu halka bu denli kötülük yapmaya, bu denli acı çektirmeye hakkı yok. Ama bilin ki iktidar zorbalığına bugüne kadar hiç boyun eğmedik, bundan sonra da asla boyun eğmeyeceğiz” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Siyasi iktidarın üzerini örtmek istediği başarısızlık tablosunun altında büyük bir toplumsal dram yaşanıyor” vurgusu da yapılarak emeğiyle yaşayan yurttaşların yaşam şartlarına değinildi.

Mimar, mühendis ve şehir plancılarının yaşadığı sorunların emeğiyle geçinen tüm kesimlerin yaşadığı sorunların bir parçası olduğu kaydedilen açıklamada, “Mücadelemizi ortaklaştırmak ve büyütmek zorundayız” denildi ve talepler dile getirildi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından okunan açıklama “Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık dönemde, Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağız” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Gezi direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın arkadaşlarımız nezdinde cezalandırmak istediği Gezi direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır. Siyasi iktidarın cezalandırmak istediği, mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir. TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir. Buradan iktidara sesleniyoruz, hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaya çalışmayın. Buradan aynı zamanda yargı organlarına ve yargıçlara sesleniyoruz, kararlarınızı iktidarın ihtiyaçlarına göre değil, hukukun evrensel ilkelerine göre verin.

Hiç kimsenin bu ülkeye, bu halka bu denli kötülük yapmaya, bu denli acı çektirmeye hakkı yok. Ama bilin ki iktidar zorbalığına bugüne kadar hiç boyun eğmedik, bundan sonra da asla boyun eğmeyeceğiz. Gezi direnişini, Gezi Davası’nda ceza alan arkadaşlarımızı, uğruna bedeller ödediğimiz değerlerimizi, kamusal faydayı ve meslektaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz.

‘Yoksulluk ve geçim sıkıntısı halkın yaşam tarzı haline geldi’

Siyasi iktidarın üzerini örtmek istediği başarısızlık tablosunun altında büyük bir toplumsal dram yaşanıyor. Hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk toplumun tüm kesimlerini tükenme noktasına getirdi. Alın terinin karşılığını alamadan çalışan milyonlarca emekçi ev kirası, ulaşım masrafları ve faturalar nedeniyle ay sonunu getiremez oldu. Milyonlarca kişi geçimini sağlayabilmek için borç batağına sürüklendi. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı halkın yaşam tarzı haline geldi.

Yaşanan bu kriz mühendis, mimar ve şehir plancılarının hayatlarını da çok olumsuz etkiliyor. Başta yeni mezun ve işsiz arkadaşlarımız olmak üzere, kamuda ve özel sektörde her türlü mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetlerini yapan meslektaşlarımız giderek daha büyük bir hayat zorluğu ile baş etmeye çalışıyor. Kamuda çeşitli statülerde çalışan meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal koşulları, üstlendikleri sorumluluklara ve almış oldukları eğitime uymayan bir düzeye gerilemiş durumda. Sistematik biçimde daraltılan iş alanlarımız nedeniyle yıllardır kamuda mühendis, mimar ve şehir plancısı ataması yapılmıyor. Kamu hizmetlerinin niteliği düşerken, meslektaşlarımız da özel sektöre itiliyor. Ücretlerimiz enflasyon karşısında giderek eriyor ve yaşam standardımız dibe doğru çekiliyor. Nitelikli bir eğitim alan, köklü üniversitelerden iyi derecelerle mezun olmuş birçok genç meslektaşımız, mesleki, maddi ve sosyal tatminsizlik nedeniyle geleceğini yurt dışında arıyor.

Yaşadığımız sorunlar, ülkemizde emeğiyle geçinen tüm kesimlerin yaşadığı sorunların bir parçasıdır. Bu sorunların sebebi mevcut siyasi iktidar ve onun 20 yıldır uyguladığı ekonomik-sosyal politikalardır. Bu anlayışın meslektaşlarımızın ve ülkemizin yaşadığı sorunlara çözüm bulma şansı kalmamıştır.

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu krizden kurtuluşun yolu, bu krizi yaratan nedenlerin tümüyle ters yüz edilmesinden geçmektedir. Tek adam rejimine karşı halk egemenliği anlayışının, neoliberal politikalara karşı kamucu politikaların, toplumsal kutuplaşmaya karşı bir arada yaşamın, baskı ve zorbalığa karşı demokratik hak ve özgürlüklerin savulması ve geliştirilmesi hepimizin ortak ihtiyacıdır. Ülkemizin geleceğini kurtarabilmek, daha iyi koşullarda yaşayabilmek ve çocuklarımızın geleceğini güvenceye alabilmek için mücadelemizi ortaklaştırmak ve büyütmek zorundayız.

‘Acil taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz’

Bizler, bu ülkenin imarından sanayiine, tarımından enerjisine kadar tüm süreçlerinde yer alan, hayatı yaşanabilir kılan mühendisleri, mimarları, şehir plancıları olarak, acil taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz:

– Nitelikli işgücümüzün heba olmasına neden olan işsizlik sorunu derhal çözülmelidir.

– Tüm meslektaşlarımıza güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

– SGK ile TMMOB arasında ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ‘Asgari Ücret Denetim Protokolü’ ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

– Kamuda mühendis, mimar ve şehir plancılarının istihdamı artırılmalıdır.

– Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri ve özlük hakları iyileştirilmelidir, ek göstergeler 4800-6400 aralığına yük- KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen meslektaşlarımız tüm haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir

– Özelleştirme uygulamalarına son verilmeli, yeniden kamulaştırma yapılmalıdır. Ülkenin yaşanabilir hale gelmesi için tüm alanlarda kamucu politikalar benimsenmelidir.

– Ülkemizin doğal kaynaklarını, ormanlarını, tarım alanlarını ve tarihi mirasını yağmalamayı amaçlayan tüm düzenlemeler geri çekilmelidir.

– Kamusal ve mesleki denetimler toplum güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur, serbestleştirme uygulamalarına son verilmelidir.

– Gezi tutsakları bir an önce serbest bırakılmalıdır. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi direnişi davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.

Bu taleplerimizi hayata geçirmek için mücadeleyi büyüteceğiz. Sesimizi ülkenin her yanında yayacağız. Yaşadığımız tüm baskılara rağmen demokrasiye, özgürlüklere, bağımsızlığa, laikliğe ve toplumculuğa olan bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Ülkemizi kasıp kavuran kriz koşullarında meslektaşlarımızın ekonomik, demokratik ve mesleki faydalarının geliştirilmesi için mücadele etmekten de vazgeçmeyeceğiz. Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık dönemde, Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkacağız.”

Paylaşın

Enflasyon 3 Ayda Asgari Ücretlinin 325 Ekmeğini Yedi

Asgari ücret 1 Ocak 2022’de tarihi bir artışla 2 bin 826 liradan 4 bin 253 TL’ye yükseldi. Bu, yüzde 51 zam demekti. Ancak resmi enflasyonun giderek artması üzerine asgari ücretin alım gücü hızla düştü; düşmeye de devam ediyor. Sene ortasında zam beklentisi doğdu. Resmi veriler asgari ücretin nasıl eridiğini gösteriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ocak 2022’de 1 aylık asgari ücretle 307 litre motorin alınırken bu miktar Nisan 2022’de 198 litreye düştü. Bu da yüzde 36 erime demek. Peki, gıda ve enerji fiyatları karşısında asgari ücretin alım gücü nasıl düştü?

TÜİK’in güvenilirlik karnesi tartışmalı iken resmi veriler de asgari ücretin alım gücünün enflasyon karşısında nasıl hızla eridiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de en temel gıda maddesi ekmekten başlayalım: 1 kg ekmeğin ortalama fiyatı Ocak 2021’de 7,1 TL iken bu fiyat Ocak 2022’de 11,3 liraya; Nisan 2022’de 13,7 TL’ye çıktı. Aylık net asgari ücret 2021’de 2 bin 826 TL iken 2022’de 4 bin 253 liraya yükseldi.

Asgari ücretle alınan ekmek sayısı 3 ayda 325 azaldı

Buna göre Ocak 2021’de 1 aylık asgari ücret ile 397 kg ekmek satın alınırken bu miktar Ocak 2022’de 375 kg’ye; Nisan 2022’de ise 310 kg’ye kadar düştü. Ocak-Nisan 2022 arasını kapsayan son 3 ayda asgari ücretlinin satın alabileceği ekmek miktarı 65 kg azaldı.

Standart ekmek 200 gram olarak hesaplandığında Ocak 2022’de aylık asgari ücretle bin 875 ekmek alınırken bu sayı Nisan 2022’de bin 550 adete düştü. Enflasyonla birlikte 3 ayda asgari ücretli satın alabileceği ekmek miktarı 325 adet azaldı. Bu da 3 ayda yüzde 17 düşüş demek.

Enflasyon 3 ayda 43 kg ayçiçek yağını götürdü

Mutfağın temel ihtiyaçların ayçiçek yağında da benzer bir durum yaşanıyor. Ocak 2021’de 1 kg ayçiçek yağının fiyatı 16,5 TL iken bu fiyat Nisan 2022’de 34,7 TL’ye yükseldi. Ocak 2021’de asgari ücretle 171 kg yağ alınırken bu miktar Nisan 2022’de 123 kg’ye kadar geriledi. Ocak-Nisan arasını kapsayan son 3 ayda ise 1 aylık asgari ücretle alınabilecek ayçiçek yağı miktarı 43 kg azaldı. 3 aydaki bu azalma yüzde 26’ya karşılık geliyor.

Süt ne kadar azaldı?

TÜİK verilerine göre Ekim 2021-Nisan 2022 arasını kapsayan son 6 ayda sütün fiyatı yüzde 50 artış gösterdi. Bu durum asgari ücretle satın alınabilecek süt miktarını da etkiledi. Ocak 2021’de 477 litre süt alınırken bu miktar Aralık 2021’de 315 litreye kadar düştü. Asgari ücrete gelen yüzde 51 zamma rağmen Ocak 2022’de 1 aylık asgari ücretle alınan süt miktarı 437 litre oldu. Asgari ücretteki tarihi artışa rağmen Ocak 2022’de alınan süt miktarı Ocak 2021’den 40 litre eksik oldu. Nisan 2022’de ise asgari ücretle 408 litre süt alınabiliyor. Son 3 ayda düşüş oranı yüzde 7.

Asgari ücretin alacağı et 3 ayda yüzde 28 azaldı

Et fiyatlarındaki artış dikkat çekici. 1 aylık asgari ücret ile Ocak 2021’de 54 kg dana eti alınırken bu miktar Ocak 2022’de 53 kg oldu. Nisan 2022’de ise bu miktar 38 kg’ye kadar geriledi. Aralık 2021’de asgari ücretle alınabilen dana eti miktarı 36 idi. Bu şunu gösteriyor: Asgari ücrete gelen yüzde 51 zamma rağmen 3 ay sonra neredeyse aynı miktarda dana eti satın alınabiliyor.

Domates almak zorlaştı

Akaryakıt, gübre ve ilaca gelen zamlardan dolayı tarımda üretim maliyetlerinin artması sebze fiyatlarında keskin artışa yol açtı. Bunlardan birisi de domates. 1 aylık asgari ücretle Ocak 2021’de 522 kg domates alınırken bu oran Ocak 2022’de 452 kg’ye; Nisan 2022’de ise 230 kg’ye kadar geriledi. Asgari ücretin alabileceği domates miktarı son üç ayda yüzde 49 düştü. Sebze fiyatları mevsime göre değişiyor. Ancak önceki yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında da düşüş ortada. Üstelik 2022 başında asgari ücrette zam yüzde 50’yi aşmıştı. Nisan 2021’de 392 kg domates alınabiliyordu. Bu da 1 sene içinde yüzde 41 düşüş demek.

Asgari ücretle alınabilecek motorin miktarı 3 ayda yüzde 35 azaldı

Asgari ücretin değerinin düşmesi akaryakıtta daha keskin ortaya çıkıyor. Ocak 2022’de 1 aylık asgari ücret ile 310 LT benzin veya 483 LT LPG veya 307 LT motorin alınırken Nisan 2022’de bu miktarlar 221 LT benzin, 371 LT LPG veya 198 LT motorine düştü. Yani aylık maaş ile satın alınabilecek benzin 88 LT; LPG 112 LT ve motorin ise 109 litre azaldı.

Oran olarak bakıldığında ise 1 aylık asgari ücretle satın alınabilecek benzin miktarı son 3 ayda yüzde 28, LPG yüzde 23 ve motorin yüzde 36 azaldı. Hesaplamalar 1 aylık maaş ile sadece bir akaryakıt türünün satın alınmasına dayanıyor.

Asgari ücret karşısında gıda ve enerji fiyatları nasıl seyretti?

Asgari ücretin satın alma gücünün nasıl düştüğünü endeks yöntemi ile de görmek mümkün. Buna göre asgari ücret ve diğer ürünlerinin fiyatı belirli bir tarihte 100’e eşitleniyor. Yine TÜİK verileri üzerinden asgari ücretin yanı sıra gıda ve alkolsüz içecek endeksini, ekmek, ayçiçek yağı, dana eti, doğal gaz, benzin, LPG ve motorin fiyatlarını Ocak 2022’de 100’e eşitliyoruz.

Asgari ücrete zam gelmediği için asgari ücret endeksi Ocak-Nisan arasında hep 100’de kalıyor. Nisan 2022’de gıda fiyat endeksi 129’a yükseldi. Bu şu demek: Ocak 2022’de 100 TL’ye alınan gıda sepeti Nisan 2022’de 129 TL’ye satın alınabilir. Oysa aynı dönemde asgari ücret hala 100 TL.

Nisan 2022’de ekmek fiyat endeksi 121’e, ayçiçek yağı fiyat endeksi 135’e, doğal gaz endeksi 135’e, benzin fiyat endeksi 140’a, LPG endeksi 130’a ve motorin fiyat endeksi 155’e yükseldi. Asgari ücret endeksi ise değişmeyerek 100’de kaldı.

Grafik asgari ücretin Ocak-Nisan 2022 arasında 100 puanda sabit kalırken diğer ürünlerin fiyatlarının nasıl arttığını gösteriyor. Tüm bu hesaplamalar TÜİK’in açıkladığı resmi verilere dayanıyor.

Uzun vadede gıda fiyatları

Alım gücünün değişimine uzun vadede bakmak da mümkün. Aylık asgari ücret ile gıda ve alkolsüz içecekler endeksini bu kez Ocak 2018’de 100’e eşitliyoruz. Nisan 2022’de asgari ücret 264 puana yükselirken gıda fiyat endeksi 338 puana çıkıyor. Bunun anlamı ise şu: Ocak 2018’de 100 lira olan asgari ücret Nisan 2022’de 264 liraya çıkıyor. Ancak Ocak 2018’de 100 liraya alınan gıda sepeti Nisan 2022’de 338 liraya alınabiliyor. Yani, asgari ücret ile aynı miktarda gıda almak mümkün değil.

Asgari ücret bu dönemde bin 613 liradan 4 bin 253 liraya çıkmasına rağmen aynı daha az gıda satın alabiliyor. Ocak 2018-Nisan 2022 arasında asgari ücret yüzde 164 artarken aynı dönemde gıda fiyatları yüzde 238 yükseldi.

Asgari ücretle çalışan oranı en yüksek Türkiye’de

Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Türkiye’de 2020 yılında kayıtlı işçilerin yüzde 42’si asgari ücretle çalışıyor. SGK verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de çalışan kayıtlı işçi sayısı 15 milyon 203 bin. Bunların 6 milyon 390 bini ise asgari ücretle çalıştı. Buna göre kayıtlı işçilerin yüzde 42’si asgari ücret alıyor. Asgari ücretin biraz üstünde kazananlar da eklendiğinde işçilerin büyük bir kısmı asgari ücret veya asgari ücrete yakın bir aylık alıyor.

AB Türkiye’nin alım gücünü yenide hesaplayacak

Bu arada, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) Türk lirasının hızla değer kaybetmesi üzerine asgari ücretin satın alma gücüne dair daha önce açıkladığı 2021 yılı Türkiye verilerini sistemden kaldırarak yeniden hesaplama yapmaya karar verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın