Yılın İlk 5 Ayında 690 Bin Kişi İşten Atıldı

İŞKUR verilerine göre yılın ilk beş ayında işverenler tarafından en az 698 bin 757 kişi işten çıkarıldı. İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20.9 artarak 3 milyon 568 bin 171 kişi oldu.

Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) yeni yayımladığı “Aylık İstatistik Bülteni”ni yayımladı.

Yayımlanan verilere göre, yılın ilk beş ayında işverenler tarafından işten çıkarılan en az 689 bin 757 kişi işsizlik ödeneği almak için İŞKUR’a başvurdu. Bu kişilerin ise sadece 336 bin 60’ı bu ödeneği almaya hak kazandı. Mayıs ayında ise 112 bin 657 kişi işten çıkarıldığı için İŞKUR’a başvururken ödenek alabilen kişi sayısı 57 bin 27 kişi olarak kayıtlara geçti.

Haziran 2022 itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20.9 artarak 3 milyon 568 bin 171 kişi oldu. Bu kapsamda kayıtlı işsiz sayısı kadınlarda yüzde 23.3 artışla 1 milyon 744 bin 862 kişi, erkeklerde yüzde 18.8 artışla 1 milyon 823 bin 309’a yükseldi.

Cumhuriyet’in haberine göre, yine İŞKUR verilerine göre, geçen hazirandan 2021’in aynı ayına kıyasla işverenlerin eleman talebini gösteren “açık iş” sayısı toplamda yüzde 31.9 artışla 236 bin 505, özelde yüzde 33.4 artışla 236 bin 45 ve kamuda yüzde 80.1 düşüşle 460 adet oldu. “İşe yerleştirme” ise yüzde 44.5 artışla 154 bin 37 kişi.

Paylaşın

Doktorlar 7-8 Temmuz’da ‘Şiddete Karşı’ İş Bırakıyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Konya Şehir Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ekrem Karakaya’nın bir hasta yakını tarafından silahlı saldırıyla öldürülmesi üzerine basın toplantısı yaptı.

Basın toplantısında konuşan TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Nursel Şahin, şiddetin her geçen gün arttığını, iktidarın da ne toplumu ayrıştıran şiddet dilinden vazgeçtiğini ne de etkili bir şiddet yasası çıkardığını söyledi.

Şahin, “Biz suçluyu biliyoruz. Hastalarımız ve hekimlerimiz ancak birlikte hareket ederek güç alacağız. Öfkemiz mutlaka galebe gelecek” diye konuştu.

TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları da 7-8 Temmuz’da grev kararı aldıklarını duyurdu. Yarın alanda hep birlikte olacaklarını ve gözler görmemeye, kulaklar duymamaya devam ederse daha büyük eylemler de yapacaklarını söyledi.

“Tıkanan sağlık sisteminin sorumluluğu doktorların üzerinde”

TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten tarafından okunan basın açıklaması şöyle:

“Türk Tabipleri Birliği olarak bu şiddet sarmalının genişlemesi karşısında defalarca iktidarı uyardık. Sağlıkta şiddetin münferit olmadığını, bunun toplumsal ve politik bir sorun olduğunu tekrar tekrar açıkladık. Sağlık kurumlarında meydana gelen silahlı saldırıların artışı nedeniyle bu konuda önlemler alınmasını ve 6136 sayılı yasada değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifini önerdik. Ancak tüm uyarılarımız görmezden gelindi, bilinçli bir yaklaşımla şiddetin kaynağı toplumsal bağlamından koparılarak sorun bireylere indirgendi.

“Bugün bu yaklaşımın yıkıcı sonucuyla yeniden karşılaştık. Ülkede artan şiddet iklimi, bizlerin sadece çalışma koşullarını bozmakla kalmadı maalesef can güvenliğimizi de ciddi oranda tehdit eder hale geldi. Her anlamıyla tıkanan sağlık sisteminin tüm sorumluluğu hekimlerin ve sağlık çalışanlarının omuzlarına yıkılmakta, bu durum bizlerin hedef olmasına neden olmakta, sağlık alanında yürütülen politikalar bizlere, şiddet, ölüm, çaresizlik, umutsuzluk olarak geri dönmekte. Dün bize giderlerse gitsinler diyenlere sesleniyoruz, bugün bir meslektaşımız sonsuzluğa gitti. Siz de sorumlususunuz.

“İş bırakıyoruz”

“Şiddet karşısında hekimlerin/sağlık çalışanlarının kılına zarar gelmesine tahammülümüz kalmadı. Şiddet daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, öngörülebilir ve önlenebilir toplumsal bir sorundur ve bu sorun çözüme niyetli bütünlüklü politikalarla aşılabilecektir.

“7 ve 8 Temmuz tarihlerinde ülke genelinde iş bırakıyoruz. Sağlık kurumlarımızın ve sağlık müdürlüklerinin önünde olacağız ve tepkilerimizi haykıracağız.

“Son yolculuğunda meslektaşımızın yanında olacağımızı belirterek şiddet karşındaki taleplerimize kulak tıkayanlardan, söylemleri ve politikalarıyla şiddeti teşvik edenlerden mücadelemizi yükselterek hesap soracağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”

Paylaşın

6 Ayda 842 İşçi İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi tarafından paylaşılan rapora göre 2022 yılının ilk 6 ayında en az 842 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerden 53 kadın 789 ise erkekti.

İSİG Meclisi tarafından paylaşılan raporda, devam eden işçi direnişleri selamlanırken; yeniden belirlenen asgari ücret ve sonrasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in yaptığı açıklamalar eleştirildi. Bilgin’in açlık sınırının 3 bin 600 lira ile 4 bin lira arasında olduğuna ilişkin açıklamasına karşı farklı sendikalar tarafından yapılan araştırmalar hatırlatılırken, enflasyon ile birlikte fiyatlarda yaşanan artışlara dikkat çekildi.

“İşçi sınıfı sağlıklı ve güvenli çalışmak, yaşamak için örgütlenmelidir” ifadeleri ile raporda yer alan bölümde, “6331 Sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’nın Resmi Gazete’de yayınlanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Bu süreçte 18 bin işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti, yüzbinlerce işçi yaralandı, birçok arkadaşımız sakat kaldı” denilirken, “Meslek hastalıklarına dair ise bir bilgimiz yok, zira tespiti yapılmıyor, gizleniyor” ifadeleri yer aldı.

2022 yılının ilk 6 ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 26’sının (yüzde 3,08) sendikalı işçi, 816’sının ise (yüzde 96,92) sendikasız olduğu bilgisi raporda yer aldı. Söz konusu tabloya karşı örgütlenmenin önemine dikkat çekilen açıklamada, çözüme ilişkin öneriler de yer alırken, mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

2022’nin ilk 6 ayındaki cinayetlerde öne çıkan noktalara da vurgu yapılırken, çocuk işçi ve mülteci/göçmen işçi ölümlerinde artışa işaret edildi. Göçmen/mülteci işçi ölümlerine dair, “Büyük bir çoğunluğunun kayıtdışı olarak çalıştıklarını ve yine bu yüzden iş cinayetlerinin gizlendiğini de unutmamalıyız” denildi.

181 günlük süreçte hayatını kaybedenlerden 729’unun ücretli (işçi ve memur) ve 113’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğu belirtildi.

İş cinayetlerinin iş kollarına göre dağılımı şöyle:

  • İnşaat, Yol iş kolunda 165 işçi
  • Tarım, Orman iş kolunda 144 emekçi (69 işçi ve 75 çiftçi)
  • Taşımacılık işkolunda 98 işçi
  • Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema iş kolunda 58 emekçi
  • Metal iş kolunda 55 işçi
  • Belediye, Genel İşler iş kolunda 49 işçi
  • Sağlık, Sosyal Hizmetler iş kolunda 40 işçi
  • Madencilik iş kolunda 34 işçi
  • Konaklama, Eğlence iş kolunda 32 işçi
  • Enerji iş kolunda 30 işçi
  • Savunma, Güvenlik iş kolunda 22 işçi
  • Gemi, Tersane, Deniz, Liman iş kolunda 21 işçi
  • Petro-Kimya, Lastik iş kolunda 19 işçi
  • Tekstil, Deri iş kolunda 18 işçi
  • Ağaç, Kâğıt iş kolunda 11 işçi
  • Çimento, Toprak, Cam iş kolunda 7 işçi
  • Gıda, Şeker iş kolunda 6 işçi
  • Basın, Gazetecilik iş kolunda 4 işçi
  • Banka, Finans, Sigorta iş kolunda 2 işçi
  • İletişim işkolunda 1 işçi
  • İş kolu belirlenemeyen 26 işçi

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

  • Trafik, Servis Kazası nedeniyle 165 işçi
  • Ezilme, Göçük nedeniyle 155 işçi
  • Yüksekten Düşme nedeniyle 128 işçi
  • Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 100 işçi
  • İntihar nedeniyle 46 işçi
  • Covid-19 nedeniyle 42 işçi
  • Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 41 işçi
  • Elektrik Çarpması nedeniyle 40 işçi
  • Şiddet nedeniyle 31 işçi
  • Patlama, Yanma nedeniyle 29 işçi
  • Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 12 işçi
  • Kesilme, Kopma nedeniyle 6 işçi
  • Diğer nedenlerden dolayı 47 işçi

2022 yılının ilk altı ayında iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle:

  • 53 kadın işçi
  • 789 erkek işçi

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:

  • 14 yaş ve altı 5 çocuk işçi
  • 15-17 yaş arası 17 çocuk/genç işçi
  • 18-27 yaş arası 116 işçi
  • 28-50 yaş arası 416 işçi
  • 51-64 yaş arası 183 işçi
  • 65 yaş ve üstü 58 işçi
  • Yaşı bilinemeyen 47 işçi

2022 yılının ilk 6 ayında 48 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin geldikleri ülkeler ise şöyle:

  • 19 işçi Suriyeli
  • 12 işçi Afganistanlı
  • 4 işçi Özbekistanlı
  • 3 işçi İranlı
  • 2 işçi Türkmenistanlı
  • 1’er işçi Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Rusyalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı.

Not: İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

İşverene 100 TL’lik Asgari Ücret Desteği İşsizlik Fonu’ndan Karşılanacak

İşverene asgari ücret desteğin koşulları belli oldu. Yeni asgari ücret ile birlikte işverene verileceği açıklanan 100 liralık desteğin, İşsizlik Fonu’ndan karşılanacağı ortaya çıktı.

Genel ücret haline gelen asgari ücretin enflasyon karşısında ezilmesiyle birlikte belirlenen yeni tutar da açlık sınırının altında kaldı ve 5 bin 500 lira olarak belirlendi.

2022 yılı için belirlenen asgari ücrete temmuz ayından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 30 zam yapılmasına ilişkin kararın yürürlüğe girmesinin ardından, patronlara verileceği belirtilen 100 liralık desteğin koşulları da torba yasaya eklenen bir madde ile belirlendi.

Buna göre 2022 yılı Temmuz-Aralık döneminde günlük 3,33 liralık tutar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ödenecek primden mahsup edilecek ve bedel İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

Koşullar

Dünya’da Hüseyin Gökçe’nin haberine göre, asgari ücret desteği prime esas günlük kazancı 179 lira (aylık 5 bin 370 lira) ve altında bildirilen sigortalılar için toplam prim ödeme gün sayısını geçmeyecek şekilde hesaplanacak. Toplu sözleşmeye dahil (sendikalı) iş yerlerinde ise bu sınır günlük 358 lira olarak hesaplanacak.

Bu durumdakilerden ilgili koşulları yerine getirmek şartıyla, yılbaşına kadar günlük 3,33 liralık tutar, SGK’ye ödenecek sigorta primlerinden mahsup edilecek. 2022 yılında kurulan iş yerlerinde ise toplam prim ödeme gün sayısına göre destek sağlanacak.

İş yerlerinin 2022 yılı Temmuz-Aralık ayları arasında çalışan sayısı geçen yılın aynı ayına göre azalma olması halinde, azalan aylar için 100 liralık işveren desteğinden yararlanılamayacak.

Fondan yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2022 yılı Temmuz-Aralık ayları/dönemi için kuruma bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen iş yerlerine sağlanan destek, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınacak.

Paylaşın

8 Yılda 18 Bin 685 Yabancı Sağlık Çalışanı Türkiye’de Çalışmaya Başladı

Çoğunluğu hekim ve yoğun bakım hemşireleri olmak üzere, son yıllarda çalışmak amacıyla yurt dışına giden Türk sağlık çalışanlarının sayısı rekor seviyede. Bunun yanısıra, yurt dışından Türkiye’ye çalışmaya gelen yabancı sağlık çalışanları da bulunuyor. 

Bu kişilere dair haberler sosyal medyada yer alırken, “aile hekimlikleri” olarak da bilinen Aile Sağlık Merkezleri’nde (ASM) çok sayıda yabancı kökenli aile hekimi olduğu görülüyor.

Peki Türkiye’deki yabancı sağlık çalışanlarının durumu nedir?

Bu kişiler yurt dışına giden Türk hekimlerinin ve diğer sağlık çalışanlarının yerini doldurabilir mi?

Yabancı sağlık çalışanlarının sayısı belli ancak kaçının hekim olduğu net değil

Konuyla ilgili Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem’e konuşan Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut Türkiye’de göreve başlayan yabancı sağlık çalışanlarının sayısına dair rakam olduğunu ancak bunların kaçının hekim olduğuna dair net bir bilgiye sahip olmadıklarını söyledi.

Çünkü Bulut’un açıklamasına göre Sağlık Bakanlığı bu bilgiyi, TTB ile paylaşmıyor.

Bulut’un TTB kayıtlarına dayanarak verdiği bilgiye göre 2012 ile 2022 arasında Türkiye’de çalışma izni alarak çalışmaya başlayan bütün branşlardaki yabancı sağlık çalışanları (doktor, hemşire, teknik eleman vs. tamamı) ile aynı dönemde yurt dışına gitmek için TTB’den “İyi Hal” belgesi alan ve branşı sadece hekimlik olan Türk çalışanlarının sayıları şöyle:

Her yıl gelen yabancı sağlık çalışanı da yurt dışına giden Türk hekim de arttı

2012: 309 yabancı sağlık çalışanı geldi, 59 Türk hekim yurt dışına gitti

2013: 555 yabancı sağlık çalışanı geldi, 90 Türk hekim yurt dışına gitti

2014: 856 yabancı sağlık çalışanı geldi, 118 Türk hekim yurtdışına gitti

2015: 1056 yabancı sağlık çalışanı geldi, 150 hekim gitti

2016: 1346 yabancı sağlık çalışanı geldi, 245 hekim gitti

2017: 1574 yabancı sağlık çalışanı geldi, 482 hekim gitti

2018: 4144 yabancı sağlık çalışanı geldi, 802 hekim gitti

2019: 4603 yabancı sağlık çalışanı geldi, 1047 hekim gitti

2020: 4242 yabancı sağlık çalışanı geldi, 931 hekim gitti

8 yılda 18 bin 685 yabancı sağlık çalışanı geldi, 3924 Türk hekim gitti

Yani 2012 ile 2020 arasında Türkiye’de 18 bin 685 (sadece doktorlar değil bütün branşlarda) yabancı sağlık çalışanı çalışma izni ile çalışmaya başlarken, aynı dönemde 3924 Türk hekim çalışmak üzere yurt dışına gitti.

Yine aynı tabloda her yıl yurt dışına giden Türk hekimler ile Türkiye’ye gelen yabancı sağlık çalışanlarının sayısının arttığı dikkat çekiyor.

Peki gelen yabancı sağlık çalışanları Türkiye’den giden hekimlerin boşluğunu doldurabilir mi?

“Yabancı hekimler giden Türk hekimlerin yerini dolduramaz”

2020’ye kadar olan net verileri paylaşan Bulut, illerden gelen verilere göre 2021 yılında da Türkiye’ye 4500 kadar yabancı sağlık çalışanının geldiğini bildiklerini kaydetti.

2021’de yurt dışına giden Türk hekim sayısının 1405 olduğunu hatırlatan Bulut, şöyle devam etti:

Elimizde Türkiye’ye gelen yabancı sağlık çalışanlarının kaçının hekim olduğuna dair veri yok. Ancak 2021’de gelen 4500 kişi içinde olsa olsa 300’ü bilemedin 500’ü hekimdir.

Oysa aynı sürede yurt dışına giden Türk hekim sayısı ortada. Dolayısıyla bir kere sayılar bile birbirlerini karşılamıyor.

Ayrıca bizde geçmişte genç ya da pratisyen hekimler yurt dışına giderken artık gidenlerin çoğu uzman hekimler.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şubat ayındaki ‘Giderlerse gitsinler’ açıklamasından sonra gidişler daha da hızlandı” diyen Bulut, “Etik gereği adlarını açıklamam doğru olmaz ama artık yurt dışına giden hekimler arasında isim yapmış cerrahlar ve profesörler bile var. Çünkü hepsinin iyi hal belgesini ben imzalıyorum” açıklamasını yaptı.

Bulut, gelen yabancı hekimlerin ise eğitim durumlarının ve mesleki deneyimlerinin bilinmediğini söyledi ve ekledi: Dolayısıyla asla gidenlerin yerini dolduramazlar.

İstanbul’da 4650 aile hekiminin 500’ü yabancı

Türkiye’deki yabancı hekimlerin cerrahi branşlardan ziyade aile hekimliklerinde yoğunlaştığı görülüyor.

Sosyal medyaya düşen belgeler de daha çok İstanbul’da aile hekimliklerine yapılan atamalarla ilgili oluyor.

İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Serkan Özbakış, Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada İstanbul’da şu an 4650 aile hekimi olduğunu bunun 500 kadarının yabancı hekim olduğunu belirtti.

Özbakış, İstanbul’da beş yıldır yabancı uyruklu hekimlerin aile hekimi olarak görevlendirildiğini de söyledi.

İstanbul’da her ay aile hekimliği için yerleştirmeler yapıldığını kaydeden Özbakış, “Bu yerleştirmeye kamuda çalışan hekimler katılır. Bunun dışında iki veya üç ayda bir de kamu dışından hekim alıyoruz. Kamu dışından alınan hekimliklere genellikle yabancı uyruklu hekimler başvuruyor. Sosyal medyaya en son yansıyan listede geçen ocak ayındaki yerleştirmeye ait” diye konuştu.

“Dil sınavından geçmeden göreve başlatılıyorlar”

Özbakış, buna karşın Anadolu’daki boş aile hekimliklerinin kamudan gelen hekimlerce doldurulabilmesinden dolayı, İstanbul dışında daha az yabancı aile hekiminin olduğunu kaydetti.

İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkanı Özbakış, yabancı aile hekimleri konusunda en önemli sıkıntının dil noktasında yaşandığını belirterek şunları söyledi:

Yurt dışına giden Türk hekimlerin gittikleri ülkelerde önce dil sınavından geçmesi gerektiği halde Türkiye’deki şu anki mevzuatlar gereği yabancı sağlık çalışanlarının işe başladıktan sonraki bir yıl içerisinde Türkçe’yi bildiğini sınava girip göstermesi gerekiyor idareye.

Yani başladığı zaman aslına bakarsanız yeterli bir Türkçeye sahip olmayabiliyor. Onun için sıkıntılar yaşanıyor.

“Dilimize hakim olmayanların görevlendirilmesi sıkıntılar yaratıyor”

Aile hekimleri olarak “Yabancı doktor gelmesin” diye bir tavırlarının söz konusu olamayacağını kaydeden Özbakış, “Gerçekten donanıma sahip, gerekli eğitimleri tamamlamış yabancı uyruklu bir hekim de çalışabilir. Ancak Türkiye’de okumamış, dilimize, kültürümüze, yeterli donanıma sahip olmayan bir kişinin gelip çalışması hem sistem, hem hizmet sunumu açısından sıkıntılar yaratıyor” şeklinde konuştu.

Özbakış, ayrıca yabancı kökenli hekimlerin her semtte görevlendirilebildiklerini ancak mültecilerin yoğun olduğu semtlerde kadro boşluğunun daha fazla olmasından dolayı buralarda yoğunlaştırıldıklarını söyledi.

“Türkiye’de tıp fakültesi okuyan yabancılar ülkelerine dönmüyorlar”

Kendisi de bir aile hekimi olan TTB Merkez Delegesi Dr. Recep Koç da yabancı kökenli hekimlerin ciddi bir kısmının Türkiye’deki tıp fakültelerinde eğitim gördüğünü söyledi.

Türkiye’deki tıp fakültelerinde çok sayıda yabancı kontenjanı açıldığını hatırlatan Koç, “Okulu bitirince ülkelerine dönmüyorlar. Bunlara zorunlu hizmet yok. Bir kısmı ihtisas yapıyor, bir kısmı da pratisyen hekim olarak sözleşmeli olarak aile hekimliklerinde çalışmaya başlıyor. Çünkü artık aile hekimliği cazibeli bir yer değil” dedi.

Recep Koç, “Kamudan hekim bulamadıkları için boş kalan birimlere yabancı uyrukluları yerleştiriyorlar. Son zamanlarda yabancı dil sınavlarını bile işe başladıktan sonra yaptıklarından, Türkçe’yi çok az bilenler bile çalışabilmektedir” diye konuştu.

Paylaşın

DİSK: TÜİK, Gerçekleri Açıkla, Ekmekle Oynama

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜİK önünde yapılan basın açıklamasında, “Türkiye işçi sınıfı adına, emekçiler adına, emekliler adına buradan bir kez daha uyarıyor, bir kez daha söylüyoruz. TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama. İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin ekmeğiyle oynamayın. Bizler, emeğimize, ekmeğimize sahip çıkacağız” dedi.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), resmi enflasyon verilerinin açıklandığı saatte Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) önünde basın açıklaması yaptı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun da katıldığı eylemde “TÜİK, elini cebimizden çek” ve “TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama”, “TÜİK doğruları açıkla”, “Ekmeğe uzanan eller kırılsın”, “Milyonlar işsiz, milyonlar aç” sloganları atıldı.

DİSK Başkanı Çerkezoğlu, burada yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Sevgili işçi arkadaşlarım, sevgili basın emekçileri,

Bugün 4 Temmuz 2022. İşçiler ve çalışanlar için son derece önemli bir gün!

Bugün TÜİK’in gerçekleri açıklaması için, milyonların ekmeğiyle oynamaması için buradayız!

Bugün buradayız çünkü bugün önemli bir gün! TÜİK az önce Haziran 2022 Tüketici Fiyatları Endeksini, enflasyonu açıkladı. TÜİK bunu her ay açıklıyor. Bu ay neden önemli? Bugün 6 aylık enflasyon belli oldu. Bu 6 aylık enflasyon oranı işçiler için, memurlar için, emekliler için büyük önem taşıyor.

Temmuz ayında ücretlere yapılacak zamlar, memur maaşları, emekli aylıkları bu enflasyon oranına göre belirleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu milyonlarca işçinin, memurun, emeklinin ve onlarının ailelerinin kaderini belirliyor. Milyonların cebine girecek para, mutfağına girecek ekmek adeta TÜİK tarafından belirleniyor. TÜİK ülkemizde adeta en büyük patron gibi. Bütün emek gelirleri onun açıkladığı oranlara göre belirleniyor. O nedenle, enflasyonun eksik ölçülmesi, hatalı ölçülmesi emekçilerin hakkının gasp edilmesi demektir.

TÜİK enflasyonu düşük açıklayarak işçinin, memurun, emeklinin ekmeğiyle oynuyor. Onun için buradayız! Ekmeğinizi, emeğimizi savunmak için buradayız. Enflasyonun doğru ölçülmesi için buradayız. TÜİK’e görevini hatırlatmak için buradayız. TÜİK az önce enflasyonu açıkladı. Şaşırdık mı? Hayır! Değişen bir şey var mı? Hayır!

Halkın hissettiği enflasyon başka, işçinin enflasyonu başka, emeklinin enflasyonu başka. TÜİK’in enflasyonu ise çok çok başka! Emeklinin, dar gelirlinin enflasyonu TÜİK’in açıkladığından çok yüksek. Bunu biliyoruz. Ve bu durum asla kabul edilemez!

Sevgili işçi arkadaşlarım, sevgili basın emekçileri,

Kırk kere söyledik, bir daha söylüyoruz: TÜİK işini doğru yapmıyor! TÜİK kendini “enflasyonla mücadele kurumu” olarak görüyor. O yüzden enflasyonu bastırmak için, düşürmek için elinden geleni yapıyor! Oysa TÜİK, kamusal bir veri toplama kurumudur ve görevi enflasyonu doğru ölçmektir. Halka doğru bilgi vermektir. Bu kamusal bir sorumluluktur. Enflasyonla mücadele etmek hükümetin işidir, Merkez Bankası’nın işidir. Maliye Bakanı itiraf etti. İzlenen “milli” ekonomi politikası dar gelirli dışında herkese yarıyormuş! Buradan TÜİK yönetimine sesleniyorum. Enflasyonu doğru ölçün, işinizi doğru yapın. Şeffaf davranın, daha fazla detay açıklayın. Enflasyon hesaplamasını, detay verileri sendikaların, bilim dünyasının denetimine açın, kamuoyu ile paylaşın. Yüksek enflasyon döneminde sırtınızda büyük bir yükümlülük var. Enflasyonu düşük hesapladığınızda milyonların ekmeği ile oynuyorsunuz. Daha fazla şeffaflık, açıklık ve katılımcılıkla hareket edin. Enflasyon hesabından etkilenen kesimleri sürece dahil edin. Kapılarınız açık olsun, şeffaf olun.

Ancak biz “şeffaf olun” dedikçe TÜİK bilgi karartıyor. Bunun son örneği enflasyon esas madde fiyat listesinin açıklamaktan vazgeçilmesidir. TÜİK ve ondan önce farklı adlarla faaliyet yürüten istatistik kurumları 1933 yılından bu yana fiyat verisi açıklıyor. TÜİK 2003 yılından bu yana 232 aydır. 409 malın fiyatını düzenli yayınlıyordu. Haziran ayında madde fiyat listesinin açıklamasından vaz geçildi. Neden? Sorduk. Bilgi edinme hakkına dayanarak sorduk ve madde fiyat listesini istedik. TÜİK yönetimi gayri ciddi bir cevap verdi. Madde fiyat listesi yanlış anlaşılıyormuş! Demek istedikleri şu. Vatandaş madde fiyat listesine bakıyor. Sonra da kendi aldığı malın fiyatına bakıyor. Tutarsızlığı görüyor ve TÜİK’e güvenmiyor. İşte bu yüzden madde fiyat listesini kararttılar. Bugün buraya bunun için de geldik.

TÜİK yönetimine sorduk, yazdık bilgi vermediler. Bilgi istemeye geldik. Buradan TÜİK yönetimine sesleniyorum. Sizin enflasyon verilerinize, sizin işsizlik verilerinize güvenmiyoruz/güvenemiyoruz. Geçmişte işsizlik hesaplamanız da hatalıydı. 10 yıl boyunca geniş tanımlı işsizliği, âtıl işgücünü hesaplamadınız.  10 yıl boyunca DİSK Araştırma Merkezi geniş tanımlı işsizliği hesapladı ve açıkladı. Sonunda 10 yıl sonra Mart 2021’de geniş tanımlı işsizlik açıklamaya başladınız. Enflasyon hesaplaması konusunda da yanlış yapıyorsunuz. Gelin bu hatalı yoldan, yanlış yoldan dönün. İktidarların maşası olmayın, halkın, kamunun kurumu olun.

TÜİK ülkemizin büyük birikme sahip bir kurumudur. Yüzyıllık geçmişi ve birikimi olan bu kurumu ayaklar altına almayın. Bu kurumu daha da şaibeli hale getirmeyin. Enflasyonu doğru hesaplayın. Bir kamu kurumu gibi davranın. Bilimsel davranın, şeffaf davranın, açık davranın. Halkın, emekçinin cebine girecek parayı azaltmayın. Halkın yoksullaşmasına alet olmayın. Madde fiyat listesi dahil nereden ne fiyat derlediğinizi açıklayın. Emekli için, dar gelirli için, işçi için ayrı enflasyon hesaplayın. Hesaplama sürecine sendikaları, meslek örgütlerini, bilimsel kurumları katın. Bunlar mümkün. Yeterli bilimsel dürüstlükle, kamucu bir yaklaşımla bunlar mümkün. Kamusal verileri tahrif etmek, buna girişmek büyük sorumluluktur, suçtur.

Buradan uyarıyoruz, İktidara sesleniyoruz, TÜİK üzerindeki vesayete son verin. TÜİK’i rahat bırakın. TÜİK’in hesaplamalarına müdahale etmeyin. Rakamlarla mücadele ederek enflasyon düşmez. Mızrak çuvala sığmaz. Rakamlarla oynadığınızda enflasyon düşmüyor. Halkın alım gücü düşüyor. Rakamlarla oynadığımızda TÜİK’e olan güven düşüyor. Milyonlarca, işçi ve emekçi, gerçek enflasyonu her gün yaşayarak biliyor. Ve sizin açıkladığınız enflasyona inanmıyor.

Türkiye işçi sınıfı adına, emekçiler adına, emekliler adına buradan bir kez daha uyarıyor, bir kez daha söylüyoruz!

TÜİK gerçekleri açıkla, ekmeğimizle oynama!

İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin ekmeğiyle oynamayın.

Bizler, emeğimize, ekmeğimize sahip çıkacağız!”

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 391, Asgari Ücret 5 Bin 500 TL

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Temmuz’dan itibaren uygulanacak yeni asgari ücretin net 5 bin 500 lira olacağını açıkladı. Türk-İş’in 28 Haziran’da açıkladığı verilere göre, açlık sınırı 6 bin 391 TL’ydi. Bir başka deyişle asgari ücret, açlık sınırından 891 TL düşük.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, hükümeti temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, işçileri temsilen TÜRK-İŞ Genel Başkan Ergün Atalay ve işvereni temsil eden TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol önderliğinde toplanarak yeni asgari ücreti belirlemek üzere toplantılarını tamamladı.

Belirlenen asgari ücreti, İstanbul Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm tarafların katıldığı basın toplantısında açıkladı. Erdoğan zam oranı önce yüzde 25 olarak duyurdu. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin Erdoğan’ın kulağına fısıldayarak uyarıda bulundu. Erdoğan bunun üzerine zam oranını yüzde 30 olarak düzeltti.

Erdoğan “Buna göre yeni asgari ücret net 5 bin 500 lira olacak.” dedi. Adından “İşçi başına devletimiz, işverenlere de 100 lira destek verecektir. Yeni asgari ücretin tüm kesimlere hayırlı olmasını diliyorum. Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

Açlık sınırından 891 TL düşük

Asgari ücret bu haliyle açlık sınırının altında kaldı. Türk-İş’in 28 Haziran’da açıkladığına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 6 bin 391 TL. Bir başka deyişle asgari ücret, açlık sınırından 891 TL düşük.

Yine dört kişilik bir ailenin gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 20 bin 818 TL. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 8 bin 313 TL. Asgari ücretle çalışan bekar bir çalışan, yaşam maliyetini karşılayabilmesi için 2 bin 813 TL daha bulması gerekiyor.

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 391 Liraya Yükseldi

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), 2022 Haziran ayı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ araştırma sonucunu paylaştı. Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 6.391,17 TL’ye çıktı.

Açıklanan verilere göre, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 20.818,14 TL’ye ulaştı. Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 8.313,12 TL’ye yükseldi.

Açıklamada, “Ücretli, maaşlı, yevmiyeli çalışanlar ile esnaf, emekli ve öğrencilerin içinde yaşadığı fiili hayat pahalılığı, enflasyon bugün sıfırlansa bile gelirleri artmadığı sürece aynı kalacaktır. Üstelik fiyatlar hızla tırmanmaya devam ediyor” denildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Hanelerde kullanılan doğalgaza bu ay yapılan yüzde 30’luk zamla birlikte yılbaşından bu yana toplam yüzde 75,5’lik zam yapılmış oldu. Elektrik üretiminde ve sanayide kullanılan doğalgaza da yapılan zamların yanında, sürekli artan benzin ve motorin fiyatları da üretici ve tüketici fiyatlarını arttıran en başat sürükleyici etkenlerdendir. Bu sebeple, önümüzdeki aylarda yüksek enflasyon ile yaşam mücadelesi verilmesi kaçınılmaz görülüyor.

Haziran 2022 Tüketici Güven Endeksi’nin tarihinin en düşük seviyesinde olması fiyatlama davranışları bozulan tüketicilerin de bu öngörüye sahip olduğunu işaret ediyor. Resmi verilerle Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin yıllık yüzde 155 (geçen yılın aynı ayında yüzde 20 idi) olması ve Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’nin %113’e çıkması milli ekonominin temeli olan tarımda, çiftçilerin girdi maliyetlerine yetişememesinin yanında maliyetlerini hesaplamakta bile zorlanmalarına neden olmaktadır. Üretici endişe ve fedakârlığa, tüketici yüksek fiyatlardan almaya mecbur kalmıştır.”

Paylaşın

Türkiye, Çalışanlar İçin En Kötü 10 Ülke Arasında

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) bu yıl dokuzuncusunu yayınladığı Küresel Haklar Endeksine göre Türkiye geçen yıllardaki gibi çalışanlar için en kötü 10 ülke arasında yer aldı.

148 ülkeyi kapsayan endekste Türkiye; Belarus, Brezilya, Kolombiya, Mısır, Myanmar, Filipinler ve Türkiye, Eswatini ve Guatemala’yla birlikte anıldı.

Türkiye, grevlerin bastırılması, sendikacıların tutuklanması ve sistematik olarak sendikal faaliyetlerin engellenmesi nedeniyle en kötü ülkeler arasında gösterildi.

Endeksle birlikte yayınlanan raporda Türkiye için şu ifadeler yer aldı:

“2022’de protestolara yönelik polis baskıları da dahil olmak üzere, işçilerin özgürlükleri ve hakları acımasızca reddedilmeye devam etti. Sendika liderleri keyfi olarak tutuklandı ve evlerine baskın düzenlendi. 1 Mayıs 2021’de İstanbul’da hükümetin katı koronavirüs karantina kurallarına aykırı olarak protesto düzenlemeye çalıştıkları için 212 gösterici gözaltına alındı. Buna ek olarak, işverenler, örgütlenmeye çalışan işçileri sistemli bir şekilde işten çıkararak sistematik bir şekilde sendikayı çökertmeye devam ettiler.”

Xiaomi’ye cep telefonu üreten Salcomp, 150 işçiyi işten çıkartan ve fabrikaya polis sokarak işçileri gözaltına aldıran Farplas ile sendikaya üye oldukları için önce 54 daha sonra da 19 işçiyi işten atan ASD Laminat Türkiye’de işçi haklarını ihlal eden şirketlerin en başında geldi.

Dünyada işçi hakları kötüleşiyor

ITUC, dünyada yükselen enflasyona ve ekonomik duruma vurgu yaparken “İşçi hakları çöküyor” uyarısında bulundu.

Endeksle birlikte yayımlanan rapordan öne çıkanlar şöyle:

  • Bu yıl El Salvador, Nijer ve Suudi Arabistan için ülke notları iyileşirken Ermenistan, Afganistan, Avustralya, Burkina Faso, Gine, Jamaika, Lesoto, Hollanda, Tunus ve Uruguay için kötüleşti.
  • 13 ülkede sendikacılar öldürüldü. Ülkelerin yüzde 41’inde ifade ve toplanma özgürlüğü ihlal edildi. 69 ülkede işçiler keyfi tutuklamalar ve gözaltılar yaşadı. Ülkelerin yüzde 66’sı işçilerin adalete erişimini engelledi veya kısıtladı.
  • 113 ülke, işçileri sendika kurma veya sendikaya katılma haklarından mahrum bıraktı. Bu sayı 2021’de 106’daydı. Afganistan, Burkina Faso, Myanmar, Suriye ve Tunus’taki işçiler, işyeri temsilinden dışlandı.
  • Ülkelerin yüzde 77’si işçilerin sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını engelledi.
  • Ülkelerin yüzde 74’ünde, yetkililer sendikaların tescilini engelledi. Afganistan, Belarus, Mısır, Ürdün, Hong Kong, Myanmar ve Sudan’daki bağımsız sendikal faaliyetlere yönelik devlet baskısı arttı.
  • 50 ülke işçileri fiziksel şiddete maruz bıraktı. 2021’de bu sayı 45’ti.
  • Ülkelerin yüzde 87’si grev hakkını ihlal etti. Belarus, Mısır, Hindistan, Myanmar, Filipinler ve Sudan’daki grevler, sendika liderlerinin tutuklanması veya şiddetli baskıyla söndürüldü.
  • Her beş ülkeden dördü toplu pazarlığı engelledi. Toplu pazarlık hakkı kamuda ve özel sektörde aşındırıldı. Tunus’ta, başbakanın izni olmadan sendikalarla müzakere yapılmasını yasakladı.

“Tarihsel eşitsizlik seviyesi”

Endeksin sunumunda görüşlerine yer verilen ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow, dünya genelinde yaşanan ekonomik durumu ‘çoklu ve olağanüstü krizler’ olarak niteledi.

Tarihsel eşitsizlik seviyesi, iklim acil durumu, yaşamları ve geçim kaynaklarını yok eden pandemi, yıkıcı yerel ve küresel çatışmalar yaşandığını dile getiren Burrow “İşçiler bu krizlerin ön saflarında” dedi.

Burrow, 2022 Küresel Haklar Endeksinin, “Hükümetler ve işverenlerin, işçi haklarına saldırmasıyla istikrarsızlığın nasıl istismar edildiğini ortaya koyduğunu” söyledi.

Dünyanın yaşanan hasarı geri almaya başlaması için yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu belirtti.

Burrow bu toplumsal sözleşmenin işler, ücretler, haklar, sosyal koruma, eşitlik ve kapsayıcılığı kapsaması gerektiğini ifade etti.

“İşçiler eşitlik talep ediyor”

“Temelde bu, çalışan insanları tekrar ekonominin merkezine koyacaktır” dedi ve ekledi:

“Savaşların, otoriter hükümetlerin, sömürücü işverenlerin ve iklim üzerindeki hareketsizliğin sonuçlarından ilk zarar görenler çalışan insanlar. Bu krizlerle mücadele planlarında işçilerin çıkarları ön planda tutulmalı ve sendikaları aracılığıyla karar alma süreçlerinde söz sahibi olmalılar.

Tekel gücünün kötüye kullanıldığı, insan ve işçi haklarının ihlal edildiği, barış ve demokrasi mücadelesinin olduğu yerde, emekçilerin sendikaları adaleti, hakları ve temsili kazanmak için oradadır. Sendikalar olmadan, iklim değişikliği ve teknolojik değişim karşısında adil bir geçiş olmayacak.

2022 Küresel Haklar Endeksi, statükonun daha fazla devam edemeyeceğine dair bir kanıt. Mevcut ekonomik model, insan haklarını ve çevreyi hiçe sayan dibe doğru bir yarışı destekledi. Endeksten alınan dokuz yıllık veriler bunun yayıldığını gösteriyor.

İşçiler ve tüketiciler daha iyisini talep ediyor. İş, ücret, haklar, sosyal koruma ve eşitlik talep ediyorlar. Güveni ve yaşamları yeniden inşa etmeye başlayabilecek yeni bir sosyal sözleşme talep ediyorlar.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Memur Eksi 55 Emekli Eksi 62 Zam Alacak

Enflasyon patladığı için devletin halktan bu yıl toplayacağı vergiler yüzde 137.4 artacak. Zam yüzde 40’ta kalırsa emeklinin reel kaybı yüzde 62’yi bulacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Hükümetin devasa ek bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, memur ve emekliye enflasyon farkı dahil temmuzda yüzde 40 civarında bir zam vereceklerini açıklarken, CHP Milletvekili Ünal Demirtaş, “Zam yüzde 40’ta kalırsa memur emekliye eksi yüzde 60 zam vermiş olursunuz. Yani dar gelirli vatandaşları enflasyona ezdirirsiniz” dedi.

Nebati’ye iletildi

Demirtaş, komisyonda Bakan Nebati’ye ilettiği ‘eksi zam’ hesabının ayrıntılarını Sözcü’den Erdoğan Süzer’e açıkladı.

İktidarın yılın başında yasalaşan bütçe ile halktan 1 trilyon 430 milyar lira vergi toplayacağını ilan ettiğini belirten Demirtaş, ancak enflasyonun aşırı yükselmesiyle 1 trilyon 83 milyar lira ilave vergi toplanacağını, böylece 2022 yılında halkın cebinden çıkacak verginin 2 trilyon 514 milyar liraya ulaşacağını söyledi.

Demirtaş, 2022’de yıllık vergi tahsilatının 2021 yılı bütçe kanunundaki gelir tahminine göre yüzde 137.4 artacağını belirtirken, “Bu yüzde 137.4’lük artış halkın bir yıllık dönemde yaşayacağı gerçek enflasyonu gösteriyor” dedi.

Hükümetin vergi hesabının gerçek enflasyonu gösterdiğini belirten Demirtaş, temmuzda yüzde 40 zam verilmesi halinde memur ve memur emeklilerinin reel kaybının yüzde 55.4, işçi emeklilerinin yüzde 61.7 ve asgari ücretlinin de yüzde 26.6 olacağını söyledi.

İşte eksi zam hesabı

Yılın başında memur ve memur emeklilerine yüzde 29.97 zam verilmişti. Temmuzda enflasyon farkı dahil yüzde 40 zam verilirse kümülatif yıllık zam yüzde 81.96 olacak. Yüzde 137.4 artan vergi dikkate alındığında bu kesim eksi 55.44 puanlık net kayıp yaşayacak.

İşçi, esnaf ve çiftçi emeklileri yılın başında yüzde 25.47 zam almıştı. Temmuzda yüzde 40 zam olursa kümülatif zam yüzde 75.66’da kalacak, eksi zam yüzde 61.74’e ulaşacak. Sene başında yüzde 50.5 zam alan asgari ücretli de yüzde 40 zam verilmesi halinde yüzde eksi 26.65 reel kayıp yaşayacak.

Paylaşın