Çalışanın Maaşı Cebine Girmeden Vergiye Gidiyor!

Türkiye’deki gelir vergisi adaletsizliği nedeniyle çalışanın maaşı daha eline geçmeden kaynağından kesiliyor. Temmuz ayındaki zamla birlikte gelir vergisi dilimleri güncellenmediği için bordroluların mağduriyeti daha da arttı. Aylıklarını brüt üzerinden alan çalışanlar, gelir vergisi dilimlerinde güncelleme yapılmadığı için ağustosta beklediklerinden daha düşük maaş aldı. 

Temmuz ayında memur maaşlarına yapılan zam oranında yani en az yüzde 40 gelir vergisi dilimlerinin artırılması gerekiyordu. Ancak hükümet bunu yapmadı ve gelir vergisi dilimleri aynı bırakıldı. Böyle olunca da normal zamandan çok daha önce, ağustos ayında bir üst dilime giren bordrolu çalışanlar daha fazla vergi ödemeye başladı. İşçinin ve memurun maaşından yapılan gelir vergisi kesintisi büyüdü.

Örneklemek gerekirse, temmuz ayında brüt maaşınıza yüzde 40 zam yapıldığını varsayalım. Gelir vergisi dilimi aynı oranda artırılmadığı için brüt ücret yüzde 40 artarken, ele geçen net maaş bu oranın aşağısında kaldı. Oysa temmuz ayında asgari ücrete, memura, emekliye yapılan enflasyon zammı vergi dilimlerine de artış olarak yansıtılsaydı gelir vergisi azalacağı için hesaba yatan maaş daha fazla olacaktı.

Vergi uzmanları, çalışanın kaybının önüne geçmek için vergi dilimlerinde düzenleme ve güncellemenin şart olduğunu söylüyor.

En düşük işsizlik maaşından bile vergi kesiliyor

Gazete Duvar’dan Sinan Saygılı’nın haberine göre vergi uzmanı Ozan Bingöl, emek gelirlerinin de sermaye gelirleri kadar vergisel olarak korunması gerektiğine işaret ediyor. Kur korumalı mevduatta şirketlere yönelik vergi istisnasının süresinin uzatıldığını hatırlatan Bingöl “Onlara istisna tanınırken bugün en düşük işsizlik maaşı alanlar bile vergi (19 lira) ödüyor” diyor.

Ozan Bingöl’ün yaptığı hesaplamaya göre, brüt maaşı 15 bin lira olan bir çalışanın yıl başında istisnayı düştüğünüz zaman eline geçen net tutar 11 bin 400 lira iken ağustos ayında bu tutar 10 bin 300 liraya düştü. Toplam vergisi kesintisi ise 5 bin liraya dayandı.

İlk vergi dilimi 81 bin lira olmalıydı

Çalışanın aldığı maaş daha eline geçmeden kaynağından vergilerin kesildiğini vurgulayan Bingöl, şu bilgileri aktarıyor: “Yetmiyor iğneden ipliğe kadar her şeye dolaylı vergi ödeniyor, ÖTV ve KDV her yerde. 2002 yılından bugüne kadar gelir vergisi dilimlerini yeniden değerlenme oranından kuruşu kuruşuna artırsaydık bugün ilk vergi dilimi 32 bin lira değil 81 bin 688 lira olacaktı. Temmuz ayındaki maaş zammıyla birlikte gelir vergisi dilimleri güncellenmediği için bordrolular bu vergileme rejiminden dolayı daha çok mağdur oldu.”

Gelir vergisi nasıl hesaplanır?

Gelir vergisi, hükümetin yıl boyunca gerçek kişiler tarafından kazanılan gelirlerden topladığı vergidir. Vergi olarak ne kadar ödeyeceğiniz, yıllık kazancınıza bağlıdır. Maaş yükseldikçe gelir vergisi de artar.

Örnek

  • Çalışanın brüt aldığı maaş 10.000 TL olsun.
  • SGK işçi payı: 10.000 x Yüzde 14 = 1400 TL
  • İşsizlik sigortası işçi payı: 10.000 x Yüzde 1 = 100 TL
  • Bu iki kesinti brüt ücretten düşüldükten sonra kalan miktar gelir vergisi matrahıdır.
  • Gelir vergisi matrahı: 10.000 – 1400 – 100 = 8.500 TL
  • 2022 yılı tarifesine göre 8.500 TL, 32.000 TL’den daha düşük bir meblağ olduğundan işçi ya da gelir sahibi mükellef 1. vergi dilimine girer ve gelir vergisi yüzde 15 oranından hesaplanır.
  • Özetle, mükellefin vergi dilimi kesintisi: 8.500 x yüzde 15 = 1.275 TL yapar.

Örnek

  • Verginin matrahı yani verginin işlem göreceği miktar 34.000 TL olsun.
  • Bu matrahın 32.000 TL’si ilk dilimde kaldığı için yüzde 15’lik orandan işlem görür.
  • Yani 32.000 x yüzde 15 = 4800 TL.
  • Matrahın geri kalan kısmı ise ikinci dilime dahil olduğu için yüzde 20’lik orandan işlem görür.
  • Yani 2000 x yüzde 20 =400 TL. Toplam ödenmesi gereken miktar ise 4800 + 400 = 5.200 TL dir.
Paylaşın

Son 10 Yılda Yabancılar 341 Bin Konut Aldı

Türkiye’de konut fiyatlarında yıllık artış Mayıs 2022 itibariyle yüzde 145’i aştı. Ev ve kira fiyatlarının hızla artmasında yabancıların rolü tartışılıyor. Konut satışlarında yabancıların payı ise son yıllarda hızla artıyor. 

2022’nin ilk yarısında satılan her bin konuttan 49’unu yabancılar aldı. Bu oran Antalya ve İstanbul’da ise çok daha yüksek. Ocak-Haziran aylarında Antalya’da satılan her bin konutun 257’sini; İstanbul’da ise 111’ini yabancılar aldı. Yabancılar 9,5 yılda Türkiye’de 314 bin 310 konut satın aldı. Buna göre 2013-2022 yılları arasında satılan her bin konutun 25’ini yabancılar aldı.

En çok konut satılan alan ülke vatandaşları ise Irak, İran, Rusya ve Suudi Arabistan.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri yabancıların satın aldığı konut sayısının son yıllarda nasıl katlanarak arttığını ortaya koyuyor. Peki, yabancılar Türkiye’de kaç ev satın aldı? Hangi ülkelerin vatandaşları Türkiye’de konut satın alıyor? Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere Arap ülkeleri vatandaşları kaç konut aldı?

2013 yılında yabancı ülke vatandaşları Türkiye’de 12 bin 181 konut alırken bu sayı 2014’te 18 bin 959’a yükseldi. 2015’te 20 bin barajı aşılırken yabancılar 22 bin 830 konut satın aldı. 2016’da 18 bin 189 konutu yabancılar alırken 2017’de bu sayı 22 bin 234 oldu.

Yabancılar 2018’de 39 bin 663 konut alırken bu sayı 2019’da 45 bin 483 oldu. Covid-19 salgınının patlak verdiği 2020’de bu sayı 40 bin 812’ye gerilerken 2021’de tam 58 bin 576 konutu yabancılar satın aldı. 2022 yılının ilk 6 ayında ise bu sayı 35 bin 383 oldu.

2013-2022 yıllarını kapsayan 9,5 yılda yabancılar toplam 314 bin 310 konut satın aldı. Aynı dönemde Türkiye’de satılan toplam konut sayısı ise 12 milyon 804 bin oldu. Buna göre bu dönemde satılan her bin konutun 25’ini yabancılar aldı.

Yıl yıl baktığımızda ise yabancıların aldığı konut sayısı oranının arttığı görülüyor. 2013’te satılan her bin konutun 11’ini yabancılar alırken bu oran sonraki yıllarda sırasıyla 16, 18 ve 14 oldu. 2017 yılında satılan bin konuttan 16’sını yabancılar alırken bu sayı 2018’de 29’a, 2019’da 34’e; 2021’de 39 ve 2022’inin ilk yarısında 49’a yükseldi.

Yabancıların gözdesi İstanbul ve Antalya

Yabancıların konut satın aldıkları şehirlerde ise sürpriz yok. İstanbul açık ara zirvede; ikinci sırada ise Antalya var. 2013-2022 dönemini kapsayan 9,5 yılda yabancılar İstanbul’da 125 bin 179 konut satın aldı. Bu sayı Antalya’da ise 74 bin 65 oldu. Yabancılar Ankara’da ise 15 bin 435 konut satın aldı.

9,5 yılda yabancıların satın aldığı konutların yüzde 40’ı İstanbul’da yer alırken yüzde 24’ü ise Antalya’da bulunuyor. Ankara’nın oranı ise yüzde 5.

Yabancıların en çok tercih ettiği diğer şehirler ise Mersin, Muğla, İzmir, Aydın ve Sakarya. Ancak bu şehirlere ait bazı yılların verisi eksik olduğundan toplam sayıyı hesaplayamadık.

Son 10 yılda Antalya’da satılan 100 konutun 12’sini; İstanbul’da 5’ini yabancılar aldı.

Antalya ve İstanbul’da satılan konutlarda ise yabancıların payı oldukça çarpıcı. Buna göre 2013-2022 dönemini kapsayan 9,5 yılda Antalya’da satılan 100 konutun 12’sini; İstanbul’da 5’ini yabancılar aldı. Bu oran 2022’nin ilk yarısında ise çok daha yüksek. Ocak-Haziran döneminde Antalya’da satılan 100 konuttan 26’ını; İstanbul’da 11’ini yabancılar aldı. Bu, Antalya’da 2022’de satılan 4 konuttan birisini yabancıların aldığı anlamına geliyor.

En çok konut alan yabancılar: Irak, İran, Rusya ve S. Arabistan

2015 yılının başından 2022’in ilk yarısını kapsayan 7,5 yıllık dönemde Türkiye’de en çok konut satın alan yabancılar Irak vatandaşları. Iraklılar bu dönemde 46 bin 230 konut satın aldı. İkinci sıradaki İranlılar 33 bin 404, Ruslar ise 24 bin 87 konut satın aldı.

Bu dönemde yabancıların satın aldığı konutların yüzde 16’sına Irak, yüzde 12’sine İran ve yüzde 9’una Rusya vatandaşları  sahip oldu.

TÜİK en çok konut alan yabancı ülke listesini açıkladığından Suudi Arabistan’ın 2021 ve 2022 bilgileri TÜİK veri setinde yer almıyor. 2021 ve 2022 verileri dahil olmadan Suudi Arabistan vatandaşları 2015-2020 yılları arasında 13 bin 540 konut satın aldı.

2015-2022 döneminde Kuveytliler 13 bin 495, Afganistan vatandaşları ise 13 bin 106 ve Alman vatandaşları 10 bin 981 konut aldı.

Konut fiyatları son 1 yılda yüzde 145 arttı

Merkez Bankası’nın açıkladığı konut fiyat endeksine göre Türkiye’de ev fiyatları Mayıs 2022 itibariyle son bir yılda yüzde 145,5 arttı.

Öte yandan, İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale’nin açıkladığı verilere göre satılık konut ilanlarının ortalama metre kare fiyatı Ocak 2021 ile Nisan 2022 arasını kapsayan ayda TL cinsinde yüzde 171; dolar bazında yüzde 36 yükseldi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜRK-İŞ Açıkladı: Yoksulluk Sınırı 22 Bin Lirayı Aştı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), temmuz ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Buna göre, haziranda 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 22 bin 279 liraya yükseldi. Açlık sınırı ise 6 bin 840 lira oldu. Haziran ayında yoksulluk sınırı 20 bin 818 TL, açlık sınırı ise 6 bin 319 TL olarak hesaplanmıştı. 

Temmuz ayında Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 7,01 oranında gerçekleşti. Son 12 ay itibariyle artış oranı yüzde 128,4 olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ raporunda son fiyat gelişmelerine ilişkin yapılan değerlendirmede, “Hanelerde kullanılan doğal gaza bu ay yapılan yüzde 30’luk zamla birlikte yılbaşından bu yana toplam yüzde 75,5’lik zam yapılmış oldu.

Elektrik üretiminde ve sanayide kullanılan doğal gaza da yapılan zamların yanında, sürekli artan benzin ve motorin fiyatları da üretici ve tüketici fiyatlarını arttıran en başat sürükleyici etkenlerdendir.

Bu sebeple, önümüzdeki aylarda yüksek enflasyon ile yaşam mücadelesi verilmesi kaçınılmaz görülüyor. Haziran 2022 Tüketici Güven Endeksi’nin tarihinin en düşük seviyesinde olması fiyatlama davranışları bozulan tüketicilerin de bu öngörüye sahip olduğunu işaret ediyor” ifadeleri yer aldı.

Ergün Atalay asgari ücret için ‘idare edilebilir’ demişti

Yüksek enflsayon ve hayat pahalılığı sonrasında asgari ücrette yıl ortasında yeniden düzenleme yapılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay’a dönerek “Gırtlağımızı sıkmasınlar” demiş ve o anlar kameralara yansımıştı.

Ergün Atalay da belirlenen yeni asgari ücrete ilişkin daha sonra yaptığı açıklamada, “‘Bu da süper oldu’ demem ama bu ücret de mevcut yapıda idare edilebilecek ücret” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

İBB’den İhraç Edilenler Oturma Eylemi Başlattı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından ihraç edilen Barış Akademisyenleri ile çalışanlar, belediyenin Saraçhane binası önünde süresiz oturma eylemi başlattı. Eylemde, “İşimizi geri istiyoruz” yazılı pankart yanı sıra “KOD-42 al başına çal”, “Barış akademisyenleri onurumuzdur” ve “direne direne kazanacağız” dövizleri taşındı.

İBB tarafından Barış Akademisyeni olması nedeniyle dün işine son verilen Fatma Gül Eryıldız Şenvardar, yönetim tarafından hukuksuz ve keyfi biçimde işine son verilen ve her an işten çıkarılma tedirginliği yaşayan, mobbinge maruz bırakılan, hakları ödenmeyen ve istifaya zorlanan çalışanlar olarak ortak karar dahilinde süresiz eylem kararı aldıklarını söyledi.

Cadı avı başladı

Yakın zamanda güvenlik soruşturmaları bahane edilerek pek çok İBB çalışanı yasal hakları da gasp edilerek işten çıkarıldığını vurgulayan Şenvardar, “İçişleri Bakanının spekülatif açıklamalarıyla başlayan cadı avı, masumiyet karinesi gibi hukukun en temel ilkelerinin çiğnendiği korkunç bir boyut kazandı. İBB yöneticilerinin kendilerine yönelecek olası tehditleri savuşturmak için mesai arkadaşlarını feda etme tutumlarının, AKP iktidarının sınır yoklama stratejisine hizmet ettiğini görmesi gerekiyor. Sivil ölüme mahkum edilerek Kod 42,25 ve 2 gibi işçinin somut olarak hiç bir hak alamadığı kodlarla işinden edilen işçiler olarak biz, İBB yönetiminin bu pervasız tutumunun karşısında mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

İmamoğlu özür dilesin

Taleplerinin karşılanana kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirten Şenvardar, taleplerini şöyle sıraladı: “İBB Saraçhane binası önünde süresiz oturma eylemine başladığımızı duyurmuş oluyoruz. Haksız uygulamalar nedeniyle yaşatılan mağduriyetler için İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu kamuoyu önünde özür dilesin. Haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarılan bütün çalışanlar koşulsuz şartsız işe iade edilsin. İBB’deki hukuksuz işten çıkarmalar sona ermesidir. Asla geri adım atmayacak ve hakkımız olanı alana kadar alanlardan ayrılmayacağız!” diye konuştu.

Eylemin sona ermesi ardından akademisyenler ve işçiler, oturma eylemine geçti. Bu esnada polis, oturma eylemini engelleyeceğini bildirdi. Ancak akademisyenler ve işçiler, engelleme girişimine rağmen eylemlerini sürdürüyor.

(MA)

Paylaşın

Kemal Türkler, 42’nci Ölüm Yıl Dönümünde Anıldı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK),  kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler Topkapı’daki mezarı başında anıldı. Anma, Topkapı Çamlık Mezarlığı girişinden Kemal Türkler’in mezarına kadar süren yürüyüşle başladı.  Ardından Türkler’in mezarının başında saygı duruşu yapıldı.

Saygı duruşundan sonra DİSK Genel Sekreteri ve Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, konuşma yaptı. “Kemal Türkler’in öldürülmesiyle 12 Eylül faşist cuntasının temellerinin atıldığını” belirten Serdaroğlu, “ Türkler’in düşüncelerinin yaşadığını” söyledi.

“Fabrikalarda yaşıyor”

“Kemal Türkler’i vurdular ama binlerce, on binlerce Kemal Türkler bugün fabrikalarda çalışıyor, DİSK’i örgütlemeye uğraşıyor. Kemal Türkler’i öldüren piyasa şarlatanları mezarlarındaki taşlar bile okunmuyor. Ama Türkler’in mezarının başına on binlerce insan geliyor.”

Kemal Türkler’in ailesi adına kızı Nilgün Türkler Soydan, konuştu. Soydan, Can Şafak’ın yazdığı Kemal Türkler’i anlatan kitaptan söz etti ve “Kitap satılık bir kitap değildir. Bunu babam adına önce benden sonra sendika ve vakıftan bir Kemal Türkler armağanı olarak kabul etmenizi istiyorum” dedi.

“İşçi sınıfına darbe”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da “Kemal Türkler işçi sınıfının önünde yürümeye devam ediyor” dedi ve ekledi: “1 Mayıs 1977 katliamıyla başlayan ve Kemal Türkler’in katledilmesiyle devam eden süreç Türkiye’yi 12 Eylül karanlığına götürdü. Hep söylediğimiz gibi, 12 Eylül asla unutulmaması gereken bir darbedir. 12 Eylül sermayenin işçi sınıfına karşı yaptığı darbedir. İşte o nedenle 12 Eylül’den bir buçuk ay önce Kemal Türkler katledilmiştir.”

Anmaya katılanlar

Anma törenine Türkler ailesi, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri Kazım Doğan ve Seyit Aslan, DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Nevzat Karataş, DİSK önceki dönem Genel Başkanlarından Rıdvan Budak, DİSK’e bağlı sendikaların genel başkanları, genel merkez ve şube yöneticileri, DİSK’li işçiler, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

Paylaşın

EYT İçin Geri Sayım: Konuşulan 5 Formül Ortaya Çıktı

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) sigortalı olduktan sonra ‘oyunun kuralı değiştiği’ için iş hayatına başladığında vaat edilenden daha geç emekli olacak geniş bir kitle. Her siyasi görüşten, meslekten ‘üyesi’ var. 8 Eylül 1999’daki düzenlemeyle emeklilikleri ertelendi.

Düzenleme yapıldığında iktidarda olmayan AKP’nin yönetiminde de geri adım atılmadı. Aksine 31 Mayıs 2006’da çıkarılan 5510 sayılı kanunla nihai emeklilik yaşı 65’e kadar çıkarıldı. Muhalefetin mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin teklifleri reddedildi. Gerekçe olarak, ‘oluşacak mali yük’ gösterildi.

Ekonomik krizin etkisiyle seçmen desteğini önemli ölçüde kaybeden iktidar, son dönemde EYT sorununu yeniden gündeme aldı. Çalışmalarla ilgili milliyet.com.tr’ye açıklamalarda bulunan Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Kaya şu ifadeleri kullandı:

“Birincisi biliyorsunuz kısmi emeklilik diye tabir ettiğimiz 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar 15 yıllık sigorta süresi ve 3600 günü tamamladıklarında 50 yaşında kadınlar, 55 yaşında erkekler emekli olabiliyordu. Kademeli yaş şartı getirildiği için 23 Mayıs 2014’ten sonra şartları yerine getirenler emekli olabiliyor. Bu durumda erkekler 60 yaş, kadınlar 58 yaşında emekli olabiliyor.

Yani 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olan kadınlar 15 yıllık sigorta süresi ve 3600 günü tamamladıklarında kadınlar 58 erkekler 60 yaşında emekli olabilir.

1. formül

Birincisi 15 yıl 3600 süresini yerine getiren ve 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlarda emeklilikte yaş şartı aranmayacak. Buna biz kısmi emeklilik şartı diyoruz.

2. formül

İkincisi ise 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar arasında kadınlar 20 yıl, erkekler 25 yıl hizmet süresi aranır. Burada maksimum 5 bin 975 gün prim şartı aranmaktaydı. İkinci alternatif olarak üzerinde çalışılan durum şu; erkekler 25 yıl ve 9 bin günü tamamlamış, kadınlar 20 yıl 7 bin 200 günü tamamlamışsa yaş şartına bakılmaksızın emeklilik formülü üzerinde duruluyor.

3. formül

Üçüncüsü biliyorsunuz eskiden 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar 5 bin gün ile 5 bin 975 gün arasın prim ödeme şartı vardı ve yaş şartı yoktu. Burada bir sınırlama getirilmesi söz konusu olabilecek. 50 yaşını tamamlaması formülü duruluyor.

4. formül

Dördüncü olarak da bekleme süresinde indirim formülü üzerinde duruluyor. Ben 50 yaşıma geldim tamamlamam gün sayısı 5 bin 975 ise bu süreyi yaşı doldurana kadar beklemem gerekiyor. Yaşı bekleme süresini yarı yarıya düşürme formülü üzerinde duruluyor.

5. formül

Beşinci formül ise Avrupa modelidir. Bazı Avrupa ülkelerinde böyle bir uygulama var. 67 yaşında emekli olması gerekirken vatandaş 63 yaşında emekli olma talebinde bulunuyor. Burada maaşında belli bir kesinti yapılarak emekli aylığı bağlanıyor.

Mesela 63 yaşında emeklilik isterse 67 yaşına kadar kesintili emeklilik maaşı alıyor. 67’yi doldurduğu taktirde normal emekliliğe geçiyor. Burada puanlama sistemi var ve bu puanlama sistemini yakalamışsa bundan yararlanabilir.

Bu 5 formül üzerinden çalışma yürütülüyor. Bu formüllerden hangisi Türkiye’deki sosyal güvenlik yapısına uygun olursa, sosyal güvenlikte aktif, pasif dengesini bozmayacak ve ilave yük getirmeyecekse bunlardan birisi hayata geçirilecek.

Bu EYT konusu herkesin ağzında herkes bunu konuşuyor. Buna da belli bir formül getirilecek çözüm üretilecek.”

Paylaşın

Geniş Ve Dar Tanımlı İşsizlik Arasındaki Fark Gittikçe Açılıyor

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işsizlik verilerinin ardından bir rapor yayımladı.

İşsizlik ve İstihdamın Görünümü ismini taşıyan rapora göre geniş tanımlı işsizlik pandemi öncesine göre 2 milyon kişi artarak 8 milyon 387 bin kişiye ulaştı. DİSK-AR raporunda “TÜİK’e göre Mayıs 2019’da yüzde 13,7 olan işsizlik Mayıs 2022’de yüzde 10,9’a düştü. Ancak geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,6’dan yüzde 22,4’e yükseldi.” dedi.

Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik daha yüksek

DİSK-AR, geniş tanımlı işsizlik oranının kadınlarda daha yüksek olduğuna vurgu yaptı. Erkeklerde yüzde 18,7 olan geniş tanımlı işsizliğin kadınlarda yüzde 29’a yaklaştığını belirtti. DİSK-AR “Kadın işsizliği tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olarak görülmeye devam ediyor” dedi ve şu eklemeyi yaptı:

“Mayıs 2022 verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori bu ay da yüzde 29 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. Salgın döneminde diğer işsizlik kategorilerine göre kadın işsizlik türleri genele göre çok daha yüksek gerçekleşti ve bu eğilim devam ediyor.”

Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki fark 11,5 puan

Dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki farkın giderek arttığını belirten DİSK-AR raporunda şöyle dedi:

“Türkiye’de 2018 Eylül’de başlayan ekonomik kriz ve 2020 Mart ayından bu yana yaşanan salgınının da etkisiyle işgücü piyasası dışına çıkış eğilimi artıyor. Zamana bağlı eksik istihdamda artış ve iş bulma ümidinin kaybedilmesine paralel olarak dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki açılıyor. Örneğin, Ocak 2019’da dar tanımlı işsizlik yüzde 13,6 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 19,7 olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizlikten 6,1 puan yüksekti.

“Mayıs 2022’de ise dar tanımlı işsizlik yüzde 10,9 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 22,4 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark bu dönemde 11,5 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeni salgın dönemindeki işten çıkarma yasağının dar tanımlı işsizliği sınırlı düzeyde tutmuş olması ve işbaşında olunan sürenin azalmasıdır. Böylece dar tanımlı işsizlik sınırlı kalırken geniş tanımlı işsizlik fırlamıştır.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik, Mayıs Ayında Yüzde 10.9

15 ve yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı Mayıs ayında bir önceki aya göre 56 bin kişi azalarak 3 milyon 785 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 9,5, kadınlarda ise yüzde 13,8 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İşgücü İstatistikleri Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Verilere göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 56 bin kişi azalarak 3 milyon 785 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik oranı (atıl işgücü) mayısta yüzde 22.4 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,8

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 358 bin kişi artarak 30 milyon 839 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık artış ile yüzde 47,8 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,6 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,6

İşgücü 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 302 bin kişi artarak 34 milyon 624 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık artış ile yüzde 53,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,2, kadınlarda ise yüzde 35,5 oldu.

Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 20,3

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 20,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 17,6, kadınlarda ise yüzde 25,5 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,9 saat azalarak 44,0 saat olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 22,4

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,8 puan artarak yüzde 22,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,0 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,7 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Avukatlardan Ortak Açıklama: Başımız Sağ Olamayacak

Avukat Servet Bakırtaş’ın dün silahlı saldırı sonucu öldürmesinin ardından Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) Türkiye genelinde boykot çağrısına yanıt veren avukatlar eyleme gitti.

TBB Başkanı Erinç Sağkan, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Avukat Bakırtaş’ın ailesi ve çok sayıda avukat İstanbul Adliyesi önündeki eyleme katıldı.

Türkiye’de bütün adliyelerde saat 11.00’de, aynı anda okunan bildiriyi İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu okudu. Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Dün Bakırköy’de bir meslektaşımızı alçakça sıkılan kurşunlara kurban verdik. Avukat Servet Bakırtaş sadece ve yalnız avukatlık yaptığı için öldürüldü. Avukatı, müvekkiliyle özdeşleştiren sapkın zihniyet, silahtan aldığı güç ile ölüm kustu. Bir mesleğin ölümü göze alarak sürdürülmesi, sürdürenler için ne denli onur vesilesi olsa da bu toplumun bir kesimi için utançtır.

Artık bildiriler yazmak, yaslar tutmaktan bıktık. Sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapislere mahkûmiyetleri acımızı hafifletmiyor artık. Her bir avukat ölümünün bir toplumsal ders olmasını bekleyip, bu zavallı yaratıklara bir şeyler anlatmasını beklerken çoğalan ölümler bizden bir parça daha koparmaya devam ediyor. Oysa biz adaletin tecellisi için yapıyoruz bu mesleği. ‘Savunma olmazsa, olmaz yargılama’ diyoruz.

Öylesine kutsiyet yüklüyoruz ki mesleğimize şimdi bir özel müdafi olmazsa bu katil zanlısını da zorunlu olarak bir avukat savunacak. Dün öyle oldu sorguda. Biliyoruz ki başımız sağ olamayacak bizim. Dilenen sabırların sırasız avukat ölümlerine yararı olmayacak. Avukat Servet Bakırtaş ile birlikte verdiğimiz can, taşan sabrımızın durdurduğu son yürek olmayacak.

Duruncaya kadar hukuk adına, durduruluncaya kadar adalet adına atan Servet Bakırtaş’ın yüreği şimdi bizde atacak. Kamusal hizmet veren bir mesleğin mensupları olarak Avukat Servet Bakırtaş’ı düşünce dünyamızda şehit olarak yaşatacağız. Sözün bittiği yerdeyiz.”

Paylaşın

Sağlık Örgütlerinden Ortak Açıklama: Hedef Haline Getiriliyoruz

Sağlık örgütleri, Dr. Ekrem Karakaya’nın görevi başında öldürülmesinin ardından bugün yaptıkları ortak açıklamada, ülkede artan şiddet ikliminin, sadece sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını bozmakla kalmadığını, can güvenliğini de ortadan kaldırdığını belirtiler.

Haber Merkezi / Sağlık örgütleri, açıklamanın devamında, her anlamıyla tıkanan sağlık sisteminin tüm sorumluluğunun hekimlerin ve sağlık emekçilerinin omuzlarına yıkıldığını, bu durumun da sağlık emekçilerini hedef haline getirdiğini, sağlık alanında yürütülen politikaların sağlık çalışanlarına, şiddet, ölüm, çaresizlik ve umutsuzluk olarak geri döndüğünü vurguladılar.

Konya’da, Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’nın görevi başında öldürülmesinin ardından bugün Ankara’da yapılan eylemlerde sağlık örgütleri ortak açıklama yaptı.  Sağlık örgütleri tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Biz Sağlık Emek ve Meslek Örgütleri olarak bu şiddet sarmalının genişlemesi karşısında siyasi iktidarı defalarca uyardık. Sağlıkta şiddetin münferit bir olgu olmadığını, bunun toplumsal ve politik bir sorun olduğunu, gerekçeleriyle birlikte tekrar tekrar ifade ettik. Sağlık kurumlarında meydana gelen silahlı saldırıların artışı nedeniyle bu konuda önlemler alınmasını ve 6136 sayılı yasada değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifleri önerdik. Ancak tüm uyarılarımız görmezden gelindi, bilinçli bir yaklaşımla şiddetin kaynağı toplumsal bağlamından koparılarak sorun bireylere indirgendi.

Sorumlular bu durumu arada bir kınamak dışında bir adım atmadı. Kınamanın bir işe yaramadığı ve sağlıkta şiddet olgusunun çığrından çıktığının bakanlık da farkında olacak ki, sağlıkta şiddet istatistiklerinin yer aldığı “Beyaz Kod” verileri tüm ısrarlarımıza ve konuya dair dava açmamıza rağmen toplumla paylaşılmamaktadır.

Sorumluların bu yaklaşımı bugün yeniden bir cinayetle sonuçlandı. Ülkede artan şiddet iklimi, bizlerin sadece çalışma koşullarını bozmakla kalmamış, can güvenliğimizi de ortadan kaldırmıştır. Her anlamıyla tıkanan sağlık sisteminin tüm sorumluluğu hekimlerin ve sağlık emekçilerinin omuzlarına yıkılmakta, bu durum bizleri hedef haline getirmekte, sağlık alanında yürütülen politikalar bizlere, şiddet, ölüm, çaresizlik ve umutsuzluk olarak geri dönmektedir. Bugün yeniden ve daha güçlü bir şekilde söylüyoruz, sağlık emekçilerine en ufak bir zarar gelmesine tahammülümüz yoktur.

Şiddet daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, öngörülebilir ve önlenebilir toplumsal bir sorundur ve sorun çözmeye niyetli bütünlüklü politikalarla aşılabilecektir. Güvenli çalışma alanı sağlamak siyasal iktidarın sorumluluğundadır. Sağlık Bakanı başta olmak üzere sorumluluğunu yerine getirmeyen yetkililer derhal istifa etmelidir. Bizler bu konuda, yaşam hakkımız ve güvenli çalışma koşulları için, gücümüzü; her yerde, her koşulda, hep birlikte göstermeye hazır olduğumuzu bir kere daha belirtiyoruz.

Bu çerçevede bugün ve yarın ülke genelinde iş bırakıyoruz! Dr. Ekrem Karakaya’nın ailesine ve tüm sevenlerine taziyelerimizi iletiyoruz. Şiddet karşısındaki taleplerimize kulak tıkayanlardan, söylemleri ve politikalarıyla şiddeti teşvik edenlerden mücadelemizi yükselterek hesap soracağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.”

Ankara Tabip Odası, Ankara Dişhekimleri Odası, Ankara Eczacı Odası, Ankara Aile Hekimliği Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası

Paylaşın