Asgari Ücret Görüşmeleri: İşveren 8 Bin, Sendikalar 13 Bin Lira

İşçi sendikaları asgari ücret müzakerelerine 10-13 bin TL ile başlamayı planlıyor. İşveren dünyası ise refah payını da kapsayan artışla asgari ücretin 8 bin -8 bin 500 TL arasında belirlenmesini istiyor.

Yüzde 40 oranında zam yapılması halinde asgari ücret 5 bin 500 TL’den 7 bin 700 TL’ye, yüzde 50 oranında artışla ise 8 bin 250 TL’ye çıkacak. Genel öngörü 8 bin TL’nin altında kalmayacağı yönünde.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun çalışma takvimini belirlemek üzere  Perşembe günü Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol ile bir araya gelecek.

Bilgin Çarşamba günü habercilere yaptığı açıklamada Atalay ve Akkol ile komisyon toplantısıyla başlayacak sürecin şartlarını müzakere edeceklerini vurguladı. Bakan, asgari ücret başta olmak üzere çalışma yaşamını ilgilendiren konularda HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile de görüşeceğini söyledi.

Bakan Bilgin: İşçileri enflasyona ezdirmeyeceğiz

Bakanlık olarak asgari ücretle ilgili anket çalışması yaptırdıklarını anımsatan Bilgin, bu çalışmada küçük, orta ve büyük işletmelerde çalışan işçiler ile işverenlerin yanı sıra diğer vatandaşların asgari ücretle ilgili beklentilerini ortaya çıkarmaya çalışacaklarını kaydetti.

Asgari ücret müzakerelerinde “hayat pahalılığı, genel ekonomik durum, mevcut enflasyon ve enflasyon beklentisi, ve refah payı” ölçütleri belirleyici olacak.

Açlık sınırı 7 bin 785 Tl, yoksulluk sınırı 25 bin 365 TL 

Kasım 2022 açlık ve yoksulluk sınırı rakamları Çarşamba günü TÜRK-İŞ tarafından açıklandı. Buna göre gıda enflasyonu yüzde 137’nin üzerinde artarken Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı -açlık sınırı 7 bin 785 liraya dayandı. Yoksulluk sınırı 25 bin 365 liraya yükseldi. Evli olmayan ve çocuksuz bir kişinin yaşam maliyeti ise 10 bin 171,17 TL’ye vardı.

Asgari Ücret Komisyonu’nun ilk toplantısını gelecek hafta yapması bekleniyor. Sürecin sonunda, 2023 asgari ücret düzeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ve işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları temsilcilerince belirlenecek.

Bakan Bilgin habercilere yaptığı açıklamada “İşçileri […] enflasyona ezdirmeyeceğiz.” dedi. Geçen sene […] kümülatif olarak yüzde 94 küsur zam verdik ama enflasyonun tahribatı devam ediyor […] Bunu dikkate alan bir düzenleme yapacağız.” dedi.

Patronlar 8 bin TL, işçiler 13 bin TL diyor 

Sendikalar müzakerelere 10-13 bin TL ile başlamayı planlıyor. İşveren dünyasında ise refah payını da kapsayan artışla asgari ücretin 8 bin -8 bin 500 TL olarak belirlenmesi eğilimi var.

Türk-İş evli olmayan ve çocuksuz bir çalışanın hayat pahalılığına10 bin 171,17 TL’lik bir ücretle karşı koyabileceğini savunuyor. Tespit Komisyonu’nda olmayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise, yoksulluk sınırının 26 bin 123 lira olduğundan hareketle, asgari ücretin en az 13 bin olmasını istiyor.

Yüzde 40 oranında zam yapılması halinde asgari ücret 5 bin 500 TL’den 7 bin 700 TL’ye, yüzde 50 oranında artışla ise 8 bin 250 TL’ye çıkacak. Genel öngörü 8 bin TL’nin altında kalmayacağı yönünde.

Asgari ücret nasıl artabilir?

Asgari Ücretin hangi süre için belirleneceğini tayin eden bir yasa ya da kural yok. Bakanlığın teklifiyle Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun her hangi bir zamanda bir araya gelip yeni asgari ücreti yıllık ya da aylık dilimler için belirlemesi mümkün. Asgari ücretin artışı ücretlinin kıdem ve ihbar tazminatı tutarlarının da artmasına temel oluşturuyor.

Asgari ücretin belirlenmesinde işverenin işçiye ödediği ek ücretler ve sosyal yardımlar dikkate alınmıyor. Ücret belirlenirken genel toplumsal ve ekonomik durum, ücretlilerin geçinme indeksleri, geçim şartlarını da göz önünde bulunduruluyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı 7 Bin 786, Yoksulluk Sınırı 25 Bin 365 Liraya Yükseldi

Dört kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması yani açlık sınırı 7 bin 786 TL’ye, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplamı yani yoksulluk sınırı 25 bin 365 TL’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Yılbaşında açlık sınırı 4 bin 249 TL, yoksulluk sınırı 13 bin 843 TL, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ 5 bin 587 TL’ydi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ‘geçim şartlarını’ ortaya koymak için her ay düzenli olarak yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Kasım sonuçlarını yayımladı.

Araştırmaya göre;

  • Dört kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını (açlık sınırı) 7 bin 786 TL’ye,
  • Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 25 bin 365 TL’ye,
  • Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 10 bin 171 TL’ye yükseldi.

Yılbaşında açlık sınırı 4 bin 249 TL, yoksulluk sınırı 13 bin 843 TL, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ 5 bin 587 TL’ydi.

Ayrıca Kasım 2022 itibariyle asgari ücret 5 bin 500 lira. Asgari ücretle çalışan bekar birisinin geçinebilmek için 4 bin 671 TL daha bulması gerekiyor. Eve asgari ücret giren dört kişilik bir hanenin ise açlık sınırını yakalayabilmesi için 2 bin 286 TL daha gerekiyor.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 4,87 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 137 oldu.

En çok zamlanan ürün siyah zeytin

Araştırmaya göre, Kasım’da süt, peynir ve yoğurt fiyatları arttı. Dana kıyma eti, kuşbaşı ve kuzu eti fiyatları yükseldi. Balık ve tavuk eti fiyatları geriledi.

Kuru fasulye, yeşil mercimek, nohut fiyatı zamlandı. Kırmızı mercimek fiyatı düşerken, yumurtanın fiyatı sabit kaldı. Pirinç ve bulgurun fiyatı arttı. Makarnanın fiyatı düşerken, un ve irmik fiyatları yükseldi. Ekmeğin fiyatı aynı kaldı.

Ayçiçek yağının fiyatı gerilerken, zeytinyağı, tereyağı ve margarin fiyatları arttı. Ihlamur ve bal fiyatı sabit kaldı, reçel fiyatı arttı. Bu ayın en çok zamlanan ürünü yüzde 31 ile siyah zeytin oldu.

Baharatlar, yeşil zeytin ve şeker zamlandı. Bu ay fiyatı en çok düşen ürün yüzde 15 ile pekmez oldu. Salça ve çay fiyatı geriledi.

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin fiyatları artarken pırasa, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları düştü. Patates yüzde 25 zamlandı, brokoli, karnabahar, yeşil lahana, limon fiyatları düştü, domates, salatalık, biberin fiyatı arttı.

Paylaşın

İşverenden Öteleme Ve Taksitlendirme Talebi: EYT’ye ‘Kıdem’ Formülü

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinde, kıdem tazminatı haklarının netleştirilmesi için çalışmalar devam ediyor. İşverenin taleplerini alan Çalışma Bakanlığı’nın alternatif formüller üzerinde çalıştığı aktarıldı.

Milyonlarca vatandaşın merakla beklediği, emeklilikte yaşa takılanların (EYT) durumunu netleştirmeye yönelik mevzuat çalışmalarına kıdem tazminatına çözüm arayışının da eklendiği bildirildi.

EYT düzenlemesiyle birlikte halen 400 bin olan yıllık emekliye ayrılan kişi sayısının 2023’te 2 milyona, sonraki yıllarda da 1.5 milyona çıkacağı, bunun da hem kıdem tazminatına hak kazanan emekçiler hem de kıdemi ödeyecek işverenler yönünden çeşitli mağduriyetlere yol açacağı belirtiliyor.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre; işverenler emeklilikten sonra aynı işyerinde çalışmaya devam edenlere kıdem tazminatlarının EYT’den emekli oldukları gün değil, çalışmaya devam ederken ayrılmak istedikleri gün ödenmesi ile ani ve yüklü ödemelere kolaylık getirilmesi talebinde bulundu. Talepleri alan Çalışma Bakanlığı’nın alternatif formüller üzerinde çalıştığı aktarıldı.

Halen yürürlükte olan İş Kanunu’na göre, yasal süreyi tamamlayıp emekliliğe hak kazanan çalışanlara, aynı işyerinde işine devam etse dahi birikmiş kıdem tazminatının tamamının ödenmesi gerekiyor. Yapılan hesaplamalar, ülke genelinde 49 yaş ve üzerinde ortalama kıdem tazminatı maliyetinin 330 bin TL olduğunu ve her yıl ortalama 400 bin civarında çalışanın emekliye ayrıldığını işaret ediyor.

Ancak EYT ile birlikte sadece 2023 yılında 400 bin emekliye 1.6 milyon kişinin daha ekleneceği ve kıdem tazminatı alacağının 132 milyardan bir anda 660 milyar liraya çıkacağı hesaplanıyor. İşverenler, geçici bir düzenlemeyle kıdem tazminatının emeklilik sonrası ikinci döneme ötelenmesi ile taksitlendirilmesi gibi kolaylıklar talep etti.

Bazı işverenler fırsat kolluyor

Yeni yasanın çıkmasıyla birlikte çalışmaya devam edecek EYT’liler hayat pahalılığı karşısında çifte maaş imkanına kavuşacak. Ancak, birçok işverenin emekliye ayrılıp aynı işyerinde çalışmaya devam etmek isteyen EYT’liyi daha düşük ücretle çalıştırmak için fırsat aradığı öğrenildi.

Bazı işverenlerin, ‘Nasıl olsa emekli aylığın da oldu. Bu maaş sana yeter. Biz de zaten zor durumdayız’ diyerek yeni sözleşmeyi asgari ücretten imzalatacağı ifade edildi. Bazı patronların da emeklilik sonrası yollarını ayıracağı EYT’lilerin listesini şimdiden belirlediği belirtildi.

Paylaşın

Türkiye’de Çalışanların Yaklaşık Yarısı ‘Mutsuz’

SOMDER tarafından yapılan ankete göre, Türkiye’de tüm meslek gruplarında mutsuz olanların oranı neredeyse çalışanların yarısına tekabül ediyor. Ankete göre, kadın çalışanlar erkek çalışanlara göre daha mutlu, ( yüzde 53,1) “mutsuz olduğunu” söyleyen erkek çalışanların oranı ise yüzde 60,9’a ulaşıyor…

Ankette yer alan “Türkiye’nin acil çözülmesi gereken en önemli üç sorunu nedir? sorusuna ise; katılımcıların yüzde 20,3’ü ilk sırada “ekonomi”, yüzde 18,1 ile ikinci sırada “adalet”, yüzde 15,7 ile “eğitim” olduğunu söyledi.

Sosyoloji Mezunları Derneği  (SOMDER), “Farklı Toplumsal Kesimlerden Gençlerin Aktif Vatandaşlık Algıları ve Politikaya Katılım Mekanizmalarına Bakışı” başlıklı araştırmasının sonucunu açıkladı.

Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) Türkiye Temsilciliği tarafından desteklenen Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin saha çalışmasını yaptığı araştırmada 534’ü kadın ve 533’ü erkek toplam 1067 kişiyle görüşüldü.

10 Eylül ile 10 Ekim tarihlerinde yapılan araştırmaya katılanların, yüzde 10’u özel sağlık kuruluşunda, yüzde 10’u nitelikli uzman olarak plazalarda, yüzde 11’i motor-kurye, yüzde 7’si hizmet sektöründe, yüzde 9’u market-mağazalarda, yüzde 8’i depo işçisi, yüzde 12’si ise özel eğitim kurumlarında çalışıyor. Yüzde 20’si öğrenci, yüzde 13’ü işsiz gençlerden oluşuyor.

18-35 yaş aralığındaki öğrenci, çalışan ve işsizlerle yapılan araştırmada görüşmecilere; “Sizce Türkiye’de insanlar mutlu mu” diye soruldu. Katılımcıların; yüzde 96,3’ü “Türkiye’nin mutsuz olduğunu” söyledi.

Tüm meslek gruplarında mutsuz olanların oranı neredeyse çalışanların yarısına tekabül ediyor. Ankete göre; kadın çalışanlar erkek çalışanlara göre daha mutlu, ( yüzde 53,1) “mutsuz olduğunu” söyleyen erkek çalışanların oranı ise yüzde 60,9’a ulaşıyor..

Araştırmaya göre; yaptıkları işten mutsuz olanlar çoğunlukta, çalışanlara “yaptıkları işe devam edip etmeyeceklerini” sorulduğunda ise; yüzde 54,8’i “Evet”, yüzde 41,8’i ise “Hayır” cevabını verdi.

“Türkiye’nin acil çözülmesi gereken en önemli üç sorunu nedir? sorusuna ise; katılımcıların yüzde 20,3’ü ilk sırada “ekonomi”, yüzde 18,1 ile ikinci sırada “adalet”, yüzde 15,7 ile “eğitim” olduğunu söyledi.

Görüşmeciler, devamında yoksulluk (yüzde 12,5), işsizlik (yüzde 12,4), sığınmacılar (yüzde 11,5), sağlık (yüzde 8,9) yanıtlarını verdiler

Katılımcılara “Yaşam Standardınızı ve beklentilerinizi düşündüğünüzde bir yıl öncesine göre durumunuz daha mı iyi oldu?” diye soruldu, yüzde 82,4’i “daha kötü oldu” yüzde 8,6’sı “aynı kaldı” cevabını verirken, daha iyi oldu diyenlerin oranı sadece yüzde 9,0 olarak ölçüldü.

Görüşmecilerin yüzde 65’i “Sizce durumunuz önümüzdeki yıl daha mı iyi olacak” sorusuna “daha kötü olacak” yanıtını verirken, yüzde 13’ü “aynı kalacak” dedi. “Daha iyi olacağına inancı olanların” oranı yüzde 20,1 olarak tespit edildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı 8 Bin 657, Yoksulluk Sınırı 25 Bin 422 Liraya Yükseldi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da açıklanan veriler gerçeğin öyle olmadığını gözler önüne seriyor. Kasım ayında, açlık sınırı 8 bin 657 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı ise 25 bin 422 lira olarak belirlendi.

Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM), Kasım 2022’ye ait açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladı. Buna göre açlık sınırı kasım ayında 8 bin 657 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı ise 25 bin 422 lira olarak belirlendi.

Ekonomik kriz ve yoksulluk hızla derinleşirken, BİSAM’ın yayımladığı kasım ayına ilişkin “Açlık-Yoksulluk Araştırması” raporu, ücretler ile açlık ve yoksulluk sınırı arasındaki uçurumun daha da büyüdüğünü gözler önüne serdi.

‘Açlık sınırı 8 bin 657 lira’

BİSAM’ın raporuna göre Kasım 2022’de dört kişilik bir ailenin yalnızca dengeli beslenmek için yapması gereken aylık harcama, yani açlık sınırı 8 bin 657 liraya ulaştı. Söz konusu miktar ekim ayına göre 434 lira artış gösterdi.

‘Yoksulluk sınırı 25 bin 422 lira’

Verilere göre, dört kişilik bir ailenin tüm ihtiyaçları insan onuruna yaraşır biçimde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcama, yani yoksulluk sınırı ise 25 bin 422 lira olarak belirlendi. Söz konusu veri, bir önceki ayda 24 bin 513 lira olarak açıklanmıştı.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat artışları esas alınarak yapılan araştırmada, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için yapması gereken harcama tutarı ise kasım ayına göre 475 liralık artış göstererek 16 bin 765 lira olarak belirlendi.

‘Süt ürünleri için gereken harcama 2 bin 400 lira’

Kasım 2022’de temel gıda ürünlerinden olan süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama bir önceki aya göre 231 lira artarak 2 bin 400 liraya yükseldi. Söz konusu ürünlerde son bir yıllık dönemdeki artış ise bin 514 liraya ulaştı.

Meyve için harcanması gereken tutar kasımda 1 lira azalırken, Kasım 2021’e göre ise 318 lira artarak 620 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 29 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 772 lira artarak bin 112 lira olarak belirlendi.

Kasım ayında bir önceki aya göre 19 lira artarak 883 liraya yükselen ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama, son bir yılda 289 lira artış gösterdi. Pirinç ve bulgur harcamaları ekim ayına göre 84 lira artarken son bir yılda ise 357 lira zamlanarak 445 liraya yükseldi. Yağ için yapılması gereken harcama ise 13 lira daha artarak 250 liraya ulaştı.

‘Ulaşım giderleri 4 bin 655 lira’

Ulaştırma harcamaları kasım ayında 4 bin 655 liraya yükselirken, haberleşme harcamaları 687 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 593 liraya, eğitim harcamaları 378 liraya, tatil-otel harcamaları bin 504 liraya, çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar ise bin 34 liraya yükseldi.

Kasım 2022’de dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları bin 39 lira, kira dahil barınma harcamaları 3 bin 820 lira, ev eşyası harcamaları 2 bin 265 lira, sağlık harcamaları ise 669 lira olarak belirlendi.

Paylaşın

On Yılda En Az 616 Çocuk, İş Kazalarında Yaşamını Yitirdi

2013 yılından bugüne geçen on yılda en az 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu çocukların 96’sı kız çocuğu 520’si oğlan çocuğuydu. Aynı dönemde tüm yaş gruplarında toplam 18 bin 683 iş kazası sonucu ölüm meydana geldi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla 2013-2022 dönemini kapsayan Çocuk İş Cinayetleri Raporu’nu açıkladı. İSİG Meclisi’nin raporu, son on yılda en az 616 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

Buna göre, 2013-2022 yılları arasında hayatını kaybeden çocukların 211’i 14 yaş ve altında, 405’i ise 15-17 yaş grubundaydı.

Resmi kaynakların çocuk işçiliğine ilişkin verilerinin “kısıtlı ve çelişkili” olduğunu, “güncel olmadığını” ve “gerçekleri yansıtmadığını” Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) “Yıllık İş Kazası İstatistikleri” verileri üzerinden örnekleyen İSİG Meclisi, ardından kendi verilerini paylaştı.

Tüm yaş gruplarında 18 bin 683 iş cinayeti

İSİG Meclisi iş cinayetleri raporlarına göre; 2013 yılından bugüne geçen on yılda en az 616 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

Bu çocukların 96’sı kız çocuğu 520’si oğlan çocuğuydu.

Çocukların dördü 4 yaşında, beşi 5 yaşında, dördü 6 yaşında, beşi 7 yaşında, 12’si 8 yaşında, 12’si 9 yaşında, 24’ü 10 yaşında, 13’ü 11 yaşında, 32’si 12 yaşında, 39’u 13 yaşında, 61’i 14 yaşında, 87’si 15 yaşında, 123’ü 16 yaşında ve 195’i 17 yaşındaydı.

İSİG Meclisi’nin verilerine göre, bu dönemdeki tüm yaş gruplarında toplam 18 bin 683 iş cinayeti sonucu ölüm meydana gelmiştir.

2003-2022 Çocuk İş Cinayetleri Raporu’ndan öne çıkanlar şöyle:

“4 ve 5 yaşlarında çalışırken ölen dokuz çocuk tespit etmiş durumdayız. Bu durum çocuk işçiliğin bu yaşlarda başladığı anlamına geliyor.

Çocuk işçi ölümlerinin 65,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken 14 yaş ve altında bu oran yüzde 34,3.

İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 57,3’ü tarım, yüzde 19,5’i sanayi, yüzde 12,8’i hizmet ve yüzde 10,4’ü inşaat sektöründe çalışıyordu.

İş cinayetlerinde ölen çocukların yüzde 77,4’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 32,6’sı ücretsiz aile işçisi/kendi hesabına (yüzde 20’si çiftçi ve yüzde 12,6’sı esnaf) çalışandı.”

İSİG Meclisi’nin raporu ayrıca hayatını kaybeden 616 çocuk işçiden 70’inin göçmen/mülteci olduğunu da ortaya koydu.

Ölüm sebebi bilinen 616 çocuktan yüzde 28’i trafik servis kazaları sebebiyle yaşamını yitirirken, iş cinayetlerinin yüzde 17’sinin sebebi zehirlenme veya boğulma, yüzde 13’ünün sebebi ezilme veya göçüktü.

“Çocuk işçiliği yasaklanmalı”

İSİG Meclisi, “çocuk işçiliğin getirildiği durumu ve çocuk iş cinayetlerinin bir ‘çocuk emek sömürüsü’ politikası olduğunun” altını çizerek Türkiye’deki çocuk işçiliği karşısında taleplerini özetle şöyle sıraladı:

Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir. Tüm çocuklara parasız ve nitelikli eğitim imkanı sağlanmalıdır.

Çocuk emeğiyle ilgili veriler bilimsel, güvenilir ve düzenli bir şekilde yayınlanmalıdır.

Kayıt-dışı çocuk işçi çalıştırılan kişi ve kurumlara göz yumulmamalı, caydırıcı cezalar verilmelidir.

Yasadışı çocuk işçi çalıştırmayı önlemeye yönelik tedbirler alınmalı, denetimler etkin ve sıkı bir şekilde yapılmalı, ilgili mevzuatlar yürürlüğe koyulmalıdır.

Tüm çocuklar ücretsiz ve detaylı sağlık taramasından geçirilmelidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenme imkânı sağlanmalı, bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilmelidir.

Çocuk işçilik yasaklanmalıdır.

Not: İSİG iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor

Paylaşın

20 Yılda 30 bin 224 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Ekim ayında en az 158 iş kazalarında yaşamı yitirirken, 2022’nin ilk 10 ayında ise 1521 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. AK Parti’nin iktidarda olduğu 20 yılda en az 30 bin 224 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) aylık olarak raporlaştırdığı iş cinayetlerinin Ekim bilançosunu paylaştı.

Üç bölümden oluşan raporun ana gündemini Amasra’da 41 işçinin öldüğü maden patlamasıydı. “Güneşi görebilmek için karanlığı kazan 41 maden işçisi katledildi” diyen İSİG Meclisi, Amasra için Karadon, Elbistan, Kozlu, Soma, Ermenek, Şırnak maden katliamlarına bir yenisinin eklendiğini söyledi.

Maden faciasının bilirkişi raporundan tespitler yaparak patlamanın önüne geçilebileceğini ifade etti.

İSİG Meclisi, Sayıştay ve Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) kendi iç raporlarına rağmen önlem almayan, bütçe ayırmayan TTK’yi, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı ve Çalışma ve Sosyal Güvelik Bakanlığı’nı katliamdan birinci derecede sorumlu tuttu.

AKP’li yıllarda cinayetler: Neo-liberal politikaların sonucu

İSİG Meclisi ayrıca Türkiye’nin AKP iktidarıyla yönetildiği son 20 yıldaki iş cinayetleri üzerinde durdu.

İktidarın neo-liberal politikalarının işçileri öldürdüğünü belirtti. 2013’te çıkartılan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı hatırlatan İSİG Meclisi “Türkiye toplumunun yüzde 80’i proleterleştirildi” dedi.

“Tuzla Tersaneleri, Davutpaşa/OSTİM, Soma, Torunlar, Ermenek, Covid, Silikozis, Asbest, Bartın ve niceleri… Sonuç ortada!” diyerek örneklendirme yaptı. Raporda şöyle dedi:

“Güvencesizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin iktidar yılları boyunca İş Cinayetlerinde 30 bin 224 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetleri sonrasında ise adaletsizlik, cezasızlık sürdü, sürüyor. Davalarda asıl sorumlular mahkemeye çıkartılamadığı gibi tali sorumlular kısa süreli hapis cezalarına çarptırılıyor, bu cezalar para cezasına çevriliyor ve 24 ay taksitlendiriliyor.

“İşyerlerinde işçilere karşı bir savaş yaşanıyor… Hangi savaşta bu kadar arkadaşımızı kaybediyoruz? Tehlikeli işlerde çalışanlar -ki ilk akla gelen maden işçileri- ailesiyle vedalaşmadan işe çıkamıyor. Peki, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar, bürokrasi, patronlar ve onların aklı ne diyor? Kaza, kader, fıtrat, güvensiz davranış, eğitimsizlik vs. Bu cinayetlerin nedeni neoliberal düzenin ucuz ve güvencesiz istihdam politikaları ve sermaye birikim stratejisidir. İşçi sınıfı bu şartlarda çalıştırılırsa ölüm kaçınılmazdır.”

İş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 95’i sendikasız

Rapora göre Ekim’de en az 158 iş cinayeti yaşadı. 2022’nin ilk 10 ayında ise (304 günde) 1521 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Ocak’ta 120, Şubat’ta 109, Mart’ta 122, Nisan’da 129, Mayıs’ta 176, Haziran’da 189, Temmuz’da 172, Ağustos’ta 186 ve Eylül’de 160 işçi çalışırken hayatından oldu.

Yılın ilk 10 ayında hayatını kaybeden işçilerin 1322’si ücretli (işçi ve memur), 199’u ise kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) kişilerdi. Bir başka deyişle ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturdu.

Hayatını kaybedenlerin 90’ı kadın işçi ve 1431’i erkek işçiydi. Ölen işçilerin ise sadece 85’i (yüzde 5,58) sendikalı işçiydi. 1436 işçi (yüzde 94,42) sendikasızdı.

Çocuk işçiler de ölüyor

Bu dönemde 14 yaş ve altı 22 çocuk işçi, 15-17 yaş arası da 32 çocuk/genç işçi çalışırken öldü. Ayrıca 18-27 yaş arası 250 işçi, 28-50 yaş arası 729 işçi, 51-64 yaş arası 314 işçi, 65 yaş ve üstü 85 işçi hayatını kaybetti. İSİG Meclisi hayatını kaybeden 89 işçinin yaşını ise belirleyemedi.

Yine 2022’nin ilk 10 ayında 80 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Bu işçiler Suriye (37), Afganistan (17) Türkmenistan (6) Özbekistan (4), İran (3), Rusya (3) ve Azerbaycan, Belarus, Endonezya, Irak, Kuveyt, Nijerya, Pakistan, Sırbistan, Ukrayna ve Yunanistan (1’er işçi) gelmişti.

2022’nin ilk 10 ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı ise şöyle:

  • Tarım, orman işkolunda 302 emekçi (156 işçi ve 146 çiftçi);
  • İnşaat, yol işkolunda 300 işçi;
  • Taşımacılık işkolunda 173 işçi;
  • Madencilik işkolunda 97 işçi;
  • Metal işkolunda 83 işçi;
  • Belediye, genel işler işkolunda 82 işçi;
  • Ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 79 emekçi;
  • Konaklama, eğlence işkolunda 65 işçi;
  • Sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 56 işçi;
  • Enerji işkolunda 46 işçi;
  • Gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 39 işçi;
  • Petro-kimya, lastik işkolunda 30 işçi;
  • Savunma, güvenlik işkolunda 29 işçi;
  • Tekstil, deri işkolunda 27 işçi;
  • Ağaç, kâğıt işkolunda 20 işçi;
  • Gıda, şeker işkolunda 16 işçi;
  • Çimento, toprak, cam işkolunda 14 işçi;
  • Basın, gazetecilik işkolunda 7 işçi;
  • Banka, finans, sigorta işkolunda 3 işçi;
  • İletişim işkolunda 2 işçi;
  • İşkolu belirlenemeyen 51 işçi

2022 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı da şöyle:

  • Trafik, servis kazası nedeniyle 333 işçi;
  • Ezilme, göçük nedeniyle 288 işçi;
  • Yüksekten düşme nedeniyle 233 işçi;
  • Kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 161 işçi;
  • Patlama, yanma nedeniyle 85 işçi;
  • Elektrik çarpması nedeniyle 75 işçi;
  • Zehirlenme, boğulma nedeniyle 67 işçi;
  • İntihar nedeniyle 60 işçi;
  • Şiddet nedeniyle 60 işçi;
  • Covid-19 nedeniyle 45 işçi;
  • Nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 19 işçi;
  • Kesilme, kopma nedeniyle 12 işçi;
  • Diğer nedenlerden dolayı 83 işçi

İSİG Meclisi raporda ayrıca emekçilere dönük şiddet yaygınlaştığı, moto-kurye ölümlerinin artarak devam ettiği tespitinde bulundu. İş cinayeti davalarında adalet mücadelesinin sürdüğünü söyledi.

Not: İSİG iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Öğretmenler, Talepleri İçin Meydanlara İndi

Öğretmenler, taleplerini dile getirmek için başta İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere ülkenin bir çok kentinde meydanlara indi. Öğretmenlerin talepleri arasında, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun iptali ve 19 Kasım’da düzenlenecek olan Kariyer Basamakları Sınavı’nın iptali ön plana çıktı.

Haber Merkezi / Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Teç Sen, Anadolu Eğitim Sen, Özgür Eğitim Sen, Eğitim Hak Sen, Eksen Eğitim Sen, İdeal Eğitim Sen, Eğitim Söz Sen, Eğitimde Birlik Sen, Eşit Haklar Sendikası, Töb-Sen ve Engelsiz Eğitim Sen olmak üzere toplam 14 öğretmen sendikası taleplerini duyurmak için eylem kararı aldı.

Öğretmenler bugün sabah saatlerinde farklı kentlerde toplanmaya başladı. Ankara’daki eğitim emekçileri Ulus Meydanı’nda buluştu.

Sendikaların ortak talepleri ne?

Ankara’da 12 eğitim sendikası bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendikalar taleplerini şöyle sıraladı:

  • 19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi,
  • Eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmesi,
  • Tüm eğitim çalışanlarının yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışına ilişkin düzenleme yapılması,
  • Kamuda mülakat uygulamasına son verilmesi,
  • Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmesi,
  • Vergi dilimi adaletsizliğine son verilmesi,
  • Öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınması ve kamusal eğitim sağlanması.

İstanbul

İstanbul’da Cemberlitaş’ta buluşan eğitim emekçiler, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürümek isterken polisler tarafından yolları kesildi.

Yollarının kesilmesini alkışlarla protesto eden öğretmenler, “En temel hakkımız valilik tarafından engellenmektedir. Yürüyeceğimiz mesafe yaklaşık 300 metredir, bu ne kamu düzenini bozmak ne de başka bir yurttaşımızın hakkını gasbetmektir. Bu en temel yurttaşlık hakkımızdır ve bu hakkımızı kullanmak için buradayız” diyerek yolun açılmasını talep etti.

Antalya

Öğretmenler Antalya’da da taleplerini dile getirmek için bir araya gelirken, Eğitim Sen Antalya Şubesi örgütlenme sekreteri Çiğdem Altıntaş Peker şunları söyledi:

“Eğitim yıllardır yıllardır çözülemeyen birikmiş sorunları beraberinde taşımaktadır. Var olan iktidar eğitimin sorunlarına çözüm bulmaktan çok uzakta durmakta ve eğitim emekçilerini Öğretmen Meslek Kanunu adı altında 13 maddeden oluşan bir kanunla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kanun, kariyer hiyerarşisini dayatan, öğretmenler odasında huzuru bozan, eşit işe eşit ücret ilkesini yok sayan bir kanundur. Dolayısıyla biz ‘kanun iptal edilsin, kariyer basamağı sınavına son verilsin’ demek için iş bıraktık” dedi.

Mersin

Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve kariyer basamakları sınavının iptali için Mersin’de de iş bırakan eğitim emekçileri, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenledi.

Türkiye’de öğretmen maaşları ortalama 10-11 bin lira civarında seyrediyor. Buna ek ders ücretleri eklendiğinde maaşlar bir miktar artsa da her öğretmenin ek ders geliri bulunmuyor.

Memurluktaki kıdemleri ya da çocuk sayısı gibi etkenlerle maaşlar cüzi seviyede oynasa da çift öğretmen maaşlı dört kişilik bir hanenin geliri, yoksulluk sınırına erişemiyor.

Anadolu Eğitim Sendikası’nın verdiği bilgiye göre, 10 yıl önce Türkiye’deki öğretmenlerin maaşı 977 dolar iken şimdi 512 dolar.

Şubat ayında yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu ise 10 yıllık öğretmenlerin bir sınava girerek ‘uzman’ ya da ‘başöğretmen’ olarak derecelendirilmesini ve buna bağlı olarak maaşlarında zam yapılmasını öngörüyor.

Ancak eğitimciler bir ihtisas mesleği olan öğretmenliğin sınavla derecelendirilemeyeceğini ve bu sınavın öğretmenlerin uzmanlığını test eden bir içeriğe sahip olmadığını değerlendiriyor.

Eğitim sendikaları temsilcileri hiçbir sınava tabi tutulmaksızın, kıdemleri baz alınarak maaşların iyileştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Paylaşın

ILO Açıkladı: Küresel İstihdam Artışı Önemli Ölçüde Gerileyecek

Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ve Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Ukrayna savaşının neden olduğu ekonomik çalkantı ve sıkı para politikasının tüketim üzerindeki etkisinin de katkısıyla küresel istihdam artışının bu çeyrekte önemli ölçüde gerileyeceğini açıkladı.

ILO, 2022’nin başlarında görülen küresel çalışma saatlerindeki toparlanmanın ikinci ve üçüncü çeyreklerde tersine döndüğüne dair şimdiden işaretler olduğunu söyledi.

Açıklamada, Temmuz-Eylül arasında, Kovid pandemisi öncesi karşılaştırma düzeyi olarak kullanılan 2019’un dördüncü çeyreğine göre 40 milyon daha az tam zamanlı iş olduğu belirtildi.

ILO İş Dünyası raporunda, “Mevcut eğilimlere göre, küresel istihdam artışı 2022’nin dördüncü çeyreğinde önemli ölçüde gerileyecek” denildi.

ILO, 2022’nin ortalarında çalışılan saat düzeyindeki gerilemeyi, halk sağlığı kısıtlamalarının yeniden getirilmesine ve Çin’deki işgücü piyasası aksaklıklarının yanı sıra Ukrayna savaşına ve bunun sonucunda enerji ve gıda ihracatındaki kesintilerden kaynaklanan enflasyon baskılarına bağladı.

Raporda ayrıca, aşırı politika sıkılaştırmasının “hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde iş ve gelirlerde aşırı hasara” yol açabileceği belirtildi.

ILO, yılın son aylarında azalan iş ilanları ve artan işsizlik konusunda da uyarıda bulundu. Rapora göre, boş kontenjan artışındaki keskin düşüşlerle birlikte gelişmiş ekonomilerde işgücü piyasasının önemli ölçüde sakinleştiğine dair şimdiden işaretler var.

ILO Başkanı Gilbert Houngbo, en savunmasız kişileri ve işletmeleri desteklemeyi amaçlayan bir dizi politika çağrısında bulundu. Bunlar arasında, beklenmedik şirket karlarının istihdama veya gelir desteğine yönlendirilmesi de yer alıyor.

Houngbo, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “Sosyal paketlere duyulan ihtiyaç ve enflasyonla mücadele için, parasal sıkılaştırmanın gerçekten sosyal önlemlerle iç içe geçmesinin sağlanması gerektiği konusunda yeterince ısrar edemeyiz” dedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Asgari Ücret Sıralamasında Avrupa’da Sondan İkinci

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler, gerçeğin öyle olmadığını gözler önüne seriyor. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinde yer alan 27 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, Arnavutluk’un ardından en düşük asgari ücreti veren ikinci ülke oldu. 

Öte yandan Türkiye’deki asgari ücret yalnızca AB üyesi ülkelerin gerisinde kalmadı, Sırbistan ve Karadağ gibi ülkeler de Türkiye’yi geride bıraktı.

Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde endüstri ilişkileri, emek tarihi ve çalışma hukuku üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Aziz Çelik, Türkiye’deki asgari ücreti değerlendirdi, AB ülkeleri ile durumu kıyasladı.

Prof. Dr. Aziz Çelik Avrupa Birliği’ne (AB) giren gelir düzeyi düşük ülkelerin ortak pazar ve emeğin serbest dolaşımının bir parçası haline gelmesiyle, bu ülkelerde asgari ücretin artmaya başladığını söylüyor.

BBC Türkçe’den Onur Erem’in haberine göre, Avrupa Birliği’ne (AB) giren gelir düzeyi düşük ülkelerin ortak pazar ve emeğin serbest dolaşımının bir parçası haline gelmesiyle, bu ülkelerde asgari ücretin artmaya başladığını söyledi. Öte yandan Türkiye’deki asgari ücret yalnızca AB üyesi ülkelerin gerisinde kalmadı, Sırbistan ve Karadağ gibi ülkeler de Türkiye’yi geride bıraktı.

Öyle ki, Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinde yer alan 27 Avrupa ülkesi arasında Türkiye, Arnavutluk’un ardından en düşük asgari ücreti veren ikinci ülke oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nden Prof. Dr. Yalçın Karatepe, bunda Türk Lirası’nın büyük değer kaybının da etkili olduğunu söyledi.

Prof. Çelik asgari ücretin en az, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının yarısı kadar olması gerektiğini, böylece iki ebeveynin çalıştığı iki çocuklu bir ailenin yoksulluk sınırı üstünde kalabileceğini söyledi.

Türk-İş’e göre ekim ayında dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 24 bin 186 TL oldu. Bunun yarısı 12 bin 93 TL yapıyor. Asgari ücretin bu seviyeye gelmesi için 2.19 katına çıkarılması, başka bir deyişle yüzde 119 zam yapılması gerekiyor.

Asgari ücrette artışın enflasyonu daha da yukarı çekeceğine dair kaygılar da var. Prof. Dr. Yalçın Karatepe “Asgari ücreti artırarak insanları doğal gaz faturalarını ödeyebilir hale getirmeniz enflasyonu artırabilir mi” dedi.

Prof. Aziz Çelik, Türkiye’de işgücünün yarısından fazlasının asgari ücretle çalıştığına ve böylece işçi sınıfının bir ‘asgari ücretliler topluluğuna’ dönüştüğüne de dikkat çekti.

Çelik, “Avrupa ülkelerinde temel ücret belirleyicisi toplu pazarlıklarken Türkiye’de asgari ücret temel ücret belirleyicisi. Bu çok ciddi bir problem. Ben bunu ‘asgari ücret tuzağı’ olarak adlandırıyorum. Asgari ücret bir ortalama ücrete dönüştü” dedi.

Paylaşın