Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Startını Kartal’da Verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı “Birlikte Değiştirelim” şiarıyla ilk mitingini İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştirdi. 

Miting öncesi Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin eş genel başkanları, eş sözcüleri ve başkanları, kortej halinde mitingin gerçekleştirileceği Kartal Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

Kortejde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Perihan Koca, Pelin Kahiloğulları, Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüleri Barış Kayaoğlu ve Dilşad Canbaz ile partililer yer aldı. Kortejde, “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” pankartı açıldı. Kurulan kortejde HDP bileşenleri Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SODAP, SYKP, Yeşil Sol Gelecek Partisi de yer aldı.

Mitinge ayrıca Karhan Gümrükleme işçileri, Halkevleri, Kaldıraç, Uluslararası İşçi Derneği, LİMTER-İŞ’te örgütlü direnişçi LCW işçileri, Kadın Meclisleri, Demokratik Emekliler Sendikası, Doğu-Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, İstanbul Amed Federasyonu, Muş Dernekler Federasyonu, Silvanlılar Derneği, Batman Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Amed Dernekleri Federasyonu, Birleşik Emekliler Sendikası, KESK Başkanı Mehmet Bozgeyik, Patnos Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul ve Gebze şubeleri ve eş başkanı, Hubyar Sultan Derneği, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nden Şenol Karakaş, Adalet Nöbeti tutan anneler ve DDKD Temsilcisi Mehmet Eminen, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve Abisi Gürkan Korkmaz, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Iğdır Dernekler Federasyonu, Dersim Dernekler Federasyonu, Van Dernekler Federasyonu, Silvan Siirt Dernekler Federasyonu, KAYDER, Bitlis Dernekler Federasyonu, Diyarbakır Bismil Derneği, Diyarbakır Silvan Tokluca Köy Derneği, İkitelli Muş Derneği ile diğer pek çok kurumun yönetici ve üyeleri, yazarlar, sanatçılar da katılarak destek verdi.

Ayrıca tüm engellere rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyen kadınlar ve LGBTİQ+’lar, hakları için yıllarca mücadele eden Emekliler ve EYT’liler; parasız, özgür ve anadilinde eğitim mücadelesi veren gençler, dünyayı emekleriyle var eden ve işyerlerinde direnişe devam eden işçiler ve emekçiler, ülkenin dört bir yanında devam eden ekoloji mücadelesini yürütenler miting kürsüsünden selamlandı.

Barış Anneleri Meclisi üyeleri, beyaz tülbentleriyle Kartal Meydanı’na zılgıtlarla giriş yaptı. Meydandaki kitle, Barış Annelerini alkışlarla karşıladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” sloganıyla gerçekleşen miting öncesinde bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu. Miting alanına gökkuşağı bayraklarıyla girmek isteyenlerin bayrakları polisler tarafından içeri alınmadı. Mitingde Gezi direnişinde hayatını kaybedenlerin isimleri ve hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklanan Gezi tutsaklarının isimleri okundu. Mitinge katılan yurttaşlar, alkışları ve sloganlarıyla Gezi tutsaklarına desteğini ifade etti.

Demirtaş, Demirtaş’ın Sürprizi ile Başladı

Edirne Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana  tutuklu bulunan HDP eski  Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mitinge sosyal medyadan mesaj gönderdi. Demirtaş, paylaşımında “Ben yola çıktım, geliyorum, halayda buluşalım #EmekveÖzgürlükİçin” ifadelerine yer verdi. Ayrıca mitingin startı, sözlerini ve müziğini Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Emekçiyiz” şarkısıyla verildi.

Sefalet düzeni değil, demokratik cumhuriyet”

TÖP Sözcüsü Juilana Gözen: 15 Ocak 2023. Bu tarihi kimse unutmayacak. Bu tarih Türk halkıyla Kürt halkının kendi seçeneğini yarattığı tarih olarak kayıtlara düşecek. İşçilerin insanca çalışabildiği, onurlu bir yaşam sürebildiği günlere bir adım daha atıyoruz. Söz veriyoruz kardeşler; ülkeyi bataklığa sürükleyenleri göndermeye söz veriyoruz. Hoş geldiniz dostlar; emeği ve özgürlüğü için savaşanlar hoş geldiniz. Şimdi emin olun ki birilerinin ödü kopuyor. Yargılanacağı günler yakın diye korkuyorlar, korksunlar, korkmakta haklılar. Çünkü her birinden tek tek hesap soracağız. Bizden çaldıkları ne varsa geri alacağız. Bizden çaldıkları hayatları, hakları geri alacağız. Söz bitti artık kardeşler saflar netleşti. Dibine kadar suça batmış bu faşist iktidar kendi koltuğunu korumak pahasına halka savaş açmış.

Ülkeyi çetelerle, mafyalara tarikatlarla cehenneme çevirdiler, işçileri açlığa sürükleyip neymiş hukuk onun iki dudağının arasındaymış. Neymiş seçim tarihini de kendisi belirleyecekmiş. Seçimlere kimlerin gireceğini belirleyecekmiş. Seçimlerde hangi partilerin yer alacağını belirleyecekmiş. Neymiş milyonlarca insanın iradesi olan HDP’yi kapatacakmış. Ne yaptıysan ne ettiysen bu 20 yıllık iktidarında bu halk sana boyun eğmedi şimdi mi eğecek, hadi oradan hadi oradan.

Diğer taraftan kardeşler, sanki iktidarın ekmeğine yağ sürmek için kurulmuş, ‘İktidar bir hamle yapsın bir Kürtlere, Alevilere, gençlere, kadınlara saldırısın da arkasında dizilelim’ diyen 6’lı Masa. Aman ha işçiler bir adım önce çıkmasın, aman ha gençler ayaklanmasın, kadınlar sokakları doldurmasın. Doldurmasın ki onların iktidarında onların başına bela olmasın. Ama öyle yağma yok. Zamanında işçilerin onlarca grevini yasaklayanlar şimdi bize ekonomik kalkınmadan bahsediyor. Türkiye’yi Orta Doğu’da savaş bataklığına sürükleyenler şimdi bize barıştan bahsediyor. 17 bin faili meçhul ile anılanlar şimdi gelmiş bize iç huzuru anlatıyor. Şimdi onlar bu sicile bu geçmişle burada toplananların, işçilerin Kürtlerin, Alevilerin, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ iradesini yok sayacak öyle mi? Nasıl olsa bizim adayımıza mahkumlar diyecekler öyle mi?

Kardeşler bilsinler ki işçiler, Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar seçeneksiz değil. Biz varız biz. Emek ve Özgürlük İttifakı var. İşte buradayız. İttifakımız patronlarla sendikal ağalarının değil işçilerin ittifakıdır, ittifakımız Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin, Çerkezlerin, Ermenilerin, Arap Alevilerinin ittifakıdır. Bu topraklarda görülecek bir hesabımız var. Hiçbir yere gitmiyoruz, üniversitelerimizi de memleketimizi de biz özgürleştireceğiz diyen gençlerin ittifakıdır ittifakımız. Ve kadınlar, erkek egemenliğinin ‘camını çerçevesini indireceğiz’ diyen kadınların ittifakıdır ittifakımız.

Karadeniz’de gürül gürül akan derelerin Şırnak’ta kesilen ağaçlarla Ege’deki zeytinliklerin ittifakıdır bizim ittifakımız. Bu topraklara onurlu bir barış ve özgürlük getirecek yegane güç işte buradadır sevgili kardeşler. İşte buradayız. Kimsenin şüphesi olmasın devrimciler, sosyalistler, yurtseverler bu toprakların yüz akıdır. Sorumluluğunu bilir ama bizi çantada keklik sananlar bilsinler bu halk kendi seçeneğini yaratmasını da bilir. Kardeşler burada hep birlikte bir söz veriyoruz söz veriyoruz 7 gün boyunca cenazesi yerde yatan Taybet Ana için.

10 Ekim’de Suruç’ta kaybettiğimiz arkadaşlarımız yoldaşlarımız için söz veriyoruz. Veysel için, Polen için, Cebrail için, Ezgi için söz veriyoruz. Soma’da tekmelenen maden işçileri için söz veriyoruz. İzmir’de HDP il binasında katledilen Deniz için, Deniz Poyraz için söz veriyoruz. Söz veriyoruz kardeşler, bu iktidarı göndereceğiz, bu iktidarı göndereceğiz, onurlu bir barışı ve demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte emek ve özgürlük ittifakı ile inşa edeceğiz. Yolumuz açık olsun.

“Göndereceğiz: Kamulaştıracağız, demokratikleştireceğiz”

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: Hoş gelmişsiniz, kardeşler, arkadaşlar, hevaller, ne kadar güzelsiniz, ne kadar çoksunuz, yıldızlar kadar çok gelmişsiniz. Hoş gelmişsiniz, sefalar getirmişsiniz. Bugün şansımıza hava güneşli, siz de çok güzelsiniz. Bakıyorum, görüyorum ki işçiler, emekçiler gelmiş buraya, Kürt halkı gelmiş, Aleviler gelmiş, kadın kurtuluş mücadelesi veren kadın kardeşlerimiz gelmiş. Gökkuşağı bayrağını taşıyan, eşitlik isteyen kardeşlerimiz gelmiş. Doğayı savunanlar gelmiş, gençler gelmiş. Ne kadar iyi etmişsiniz.

Buradan sesleniyoruz, defalarca da seslendik. Dedik ki: ‘Bu ülkede bir Kürt meselesi var. “Gelin bunu çözün” dedik. Onlar ne yaptılar? Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da, Şırnak’ta ne yaptılar? Kayyım atadılar kayyım. Var mı böyle eşitlik, var mı böyle aynı gemide olmak, var mı böyle özgürlük, olur mu böyle? Ne yaptılar? Gittiler, Selahattin Demirtaş’ı dört duvarın arasına koydular. Bunu kabul eder miyiz biz? Kabul etmeyiz tabii ki sevgili kardeşler, sevgili yoldaşlar. Dediler ki “Suriye sınırını geçeceğiz, Irak sınırını geçeceğiz”. Dediler ki, “Bir gece ansızın hep bu sınırları geçeceğiz.” Biz onlara buradan diyoruz ki: Devletin kendisinin açıkladığı rakamlara göre bu ülkede halkın yaşadığı bir açlık sınır var. Emekçilerin aldığı ücretler açlık sınırında. Ey AKP, ey Erdoğan, gücün yetiyorsa gel de bu açlık sınırını geç! Bırak Suriye sınırını, Irak sınırını; barıştan yana ol. Operasyonu ve savaşları bırak. Kürt halkıyla barış.

Halklarımız o dağılmış pazar yerlerinde ezik, çürük sebzeleri toplamaya çalışıyor. Halkımız ucuza bayat ekmek alabilmek için fırınlarda sıra bekliyor. Halkımızın durumu bu. Bu mitingin başlığı var ya “yoksulluğa karşı” diye, yoksulluk bu düzeyde. Halkımız başvurduğu hastanelerde randevu alamıyor, inim inim inliyor. Halkımız doktor bulsa ilaç bulamıyor. Bir de bakıyoruz ki öbür tarafta yandaşların koca koca binalarda büyük, mermer hastaneleri duruyor. Böyle sağlık sistemi olmaz. Biz halkın sağlık sorunlarını çözebilmek için çok büyük kamu yatırımları yapacağız ve o yandaşların büyük hastaneleri eğer halka randevu vermiyorsa onları da kamulaştıracağız. Halkımıza o randevuları verecekler!

Bu arada işçi ücretleri açıklandı. Erdoğan işçi ücretlerini açıklarken dedi ki “Bizim sırtımızda yumurta küfesi var.” Sonra da kameralara bakarak gülümsedi. Soruyorum buradan Erdoğan, o esnada kimin için gülümsedin? O esnada patronlar için mi, 5’li çete için mi gülümsedin? Yoksa o vicdansız hükümetin için mi gülümsedin? Buradan sesleniyorum, sakın unutma Erdoğan: Orada güldün ama son gülen iyi güler. Ve halk bu işin sonunda çok iyi gülecek.

Birleşiyoruz, kuvvetleniyoruz. Birleşmiş ve örgütlenmiş bir halkı asla hiçbir kuvvet yenemez. Yenilmedik. Gördüğünüz gibi halkımız burada toplanmış, geri çekilmemiş, korkmamış, yenilmemiş, yenilmedi. Seni yeneceğiz AKP. Seni göndereceğiz AKP, seni GÖN-DE-RE-CEĞİZ! Birleştik, bütün gücümüzle göndereceğiz. “Kim gönderecek beni?” mi diyorsun? Türkiye halkları gönderecek seni. İşçiler ve emekçiler gönderecek. Emek ve Özgürlük ittifakı: Biz göndereceğiz seni!

Göndereceğiz onları! O nedenle diyorum ki, burada sorunları dile getirdiğimiz gibi büyük umutlarımızı da dile getirdik. Büyük gücümüzü de ortaya koyduk. Sevgili hevaller, kardeşler, yoldaşlar: Üreten biziz ve üreten bizsek yöneten de biz olacağız! Yaşasın Emek ve Özgürlük İttifakı! Yolumuz açık olsun.

Bağımsız, demokratik Türkiye ve insanca yaşamı birlikte kazanacağız

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz: Arkadaşlar dediler ki ‘yahu bu miting nasıl olacak, toplayabilecek miyiz?’ Kartal Meydanı almadı, almadı. Helal olsun size. Özgürlük çığlığı geliyor, Türkiye’yi böyle özgürleştireceğiz. Faşizmi sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Hatırlayın Almanya faşizme teslim olduğunda, İtalya faşizme teslim olduğunda ne demişti o Alman papaz: ‘Önce Yahudileri götürdüler sesim çıkmadı, sonra sosyalistleri götürdüler sesim çıkmadı, sonra komünistleri götürdüler sesim çıkmadı, Çingeneleri götürdüler sesim çıkmadı sıra bana geldiğinde baktım ses çıkaracak kimse kalmamıştı.’ Şimdi bugün sana söylüyorum kardeşim bak iyi dinle; Kürtleri götürdüler sesin çıkmadı, belediyelere, kayyım atadılar sesin çıkmadı, HDP’yi kapatmaya çalıştılar sesin çıkmadı, grevleri yasakladılar sesin çıkmadı. Bak sıra sana geldiğinde ses çıkaracak kimse kalmaz, bunu bil. İşte burası ses çıkaranların meydanı buraya gel buraya.

Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Türkiye’nin en büyük şehrinin seçme ve seçilme iradesine darbe vurdukları zaman tereddütsüz oraya gittik. Dedik ki: ‘HDP’li belediyelere uygulanan kayyım ne ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uygulanan operasyon da aynı şeydir.’ Ama sizler de Saraçhane’den buraya geleceksiniz buraya. Emek ve Özgürlük İttifakı olmadan İstanbul bu kuşatmayı kıramaz. Diyarbakır’ı yanına almadan İstanbul bu ablukayı dağıtamaz. Gelin birleşelim, bu ülkeyi birlikte özgürleştirelim. Bu mitingde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Seçim ekonomisi ile giriyor Erdoğan ve yönetimi. Açıkça buradan söylüyoruz, kaşıkla verecekler kepçe ile değil kazanla seçimden sonra geri alacaklar. Halkın tepesine vergiyi, borcu yıkacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Tek adam yönetimini, arkasındaki sermaye düzenini, çete mafya düzeni, bu çürümüş düzeni bizler, halk gönderecek. Çünkü halk birden büyüktür.

Bakın burada dipten gelen bir dalga var bu dalgaya kulak varan. Bekaert’te grev yasağını dinlemediler işçiler, Erdoğan kararnamelerini dinlemediler, fiili grev yaptılar ve kazandılar. EYT’liler uzun süre mücadele ettiler ve emeklilik hakkını kazandılar. Kadınlar bir öğün yemek hakkı için mücadele ettiler, anasınıfında, yurtlarda bir öğün yemek hakkını çocuklar için kazandılar. Liman işçileri, tersane işçileri aramızda dalga dalga geliyor işçiler. Antep’te döküm işçileri ayaktalar. Saya işçileri ayaktalar. Diyarbakır’da, Amed’de bugün fırın işçileri ayaktalar. Metal sektöründe 2 bin işçi grev kararı alıyor. İşte kazana kazana birleşe birleşe geliyoruz. Neşeyle, umutla coşkuyla geliyoruz. Bütün engelleri bütün bariyerleri aşacağız çocuklarımız özgür karınlarının tok olduğu mutlu bir memlekette yaşayacak.

Bitirirken şunu söylemek istiyorum: Burada sadece İstanbul’dan, Türkiye’den yurttaşlarımız yok. Burada Gezi’den Kobanî Davasına kadar tutuklu eş başkanlardan milletvekillerine ve belediye başkanlarımıza kadar tutsak arkadaşlarımız da var, bu mitingde el ele kol kolayız. Bu da böyle bilinsin. Şimdi bize soruyorlar diyorlar ki ‘seçimlerde ne yapacaksınız.’ Biz 5 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı partileri olarak bir bildiri yayınladık. Birinci olarak en geniş toplumsal mutabakatla ortak bir adayın ortaya çıkması için işe başlıyoruz, kolları sıvıyoruz buna var mısınız dedik.

İkinci olarak bak kardeşim bu sese kulak vermiyorsan ısrarla bu sese kulak kapatıyorsan bak sana söylüyorum bu ülkede işçilerin oyları, yoksul emekçilerinin oyları, kamu emekçilerinin oyları, kadınların gençlerin oyları, Kürt halkının oyları, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin oyları çantada keklik değil kardeşim, bunu da bileceksin. Eğer inkarcı tutumunu sürdürürsen Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adayını çıkaracak kardeşim. Halkla birlikte bu meydanlardan çıkaracak. Tekrar soruyorum kardeşlerim bu yetkiyi Emek ve Özgürlük İttifakı partilerine veriyor musunuz? Veriyor musunuz? (Evet sesleri) O zaman göreceksiniz el mi yaman bey mi yaman.

Sözlerimi Nâzım Hikmet’in dizeleriyle bitiriyorum. Nâzım Hikmet’in doğum günü bugün. Şan olsun. Ne diyor Nâzım:

Onlar umudun düşmanıdır sevgilim. Akar suyun meyve çağında ağacın düşmanı sana düşman bana düşman düşünen insana düşman. Vatan ki bu insanların evidir onlar vatana düşman. Ve elbette bir daha geri dönmemecesine yıkılıp gidecekler, ve elbette dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, işçi tulumuyla bu güzel memlekette hürriyet, selam olsun.

Bu meydandan iktidara kaybettireceğimiz seçimin startını veriyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: Merheba hevalino, merheba gelê me yê hêja. Merheba dayikên hêja, ciwanên delal. Hûn bi xêr hatine, ser serê min, ser çavên min re hatine.

Emek burada, özgürlük burada, cesaret burada, kararlılık burada. Sevgili halkımız, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, baş göz üzerine geldiniz. Bugün bu mitingi düzenleyen, bizleri sizlerle buluşturan, bu organizasyonda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar var olsunlar. Bir kez daha görüyoruz ki emek burada, özgürlük burada, cesaret burada kararlılık burada. İyi ki buradasınız, iyi ki varsınız.

Bugün savaşa karşı yoksulluğa karşı baskılara dur demek için buradayız. Tecrit politikalarına, savaş politikalarına, siyasi irade gaspına, kayyım rejimine dur demek için buradayız. Evet bugün kadınların ve gençlerin özgürlüğü için buradayız ama aynı zamanda jin jiyan azadî demek için buradayız. Doğa talanına, yaşam talanına, hukuk talanına dur demek için buradayız sevgili arkadaşlarım. Demokrasinin şehri güzel İstanbul’u karanlığın merkezi yapmaya çalışan AKP-MHP rejimine karşı, dur demek için buradayız.

Bugün Emek ve Özgürlük İttafakı’nın ilk mitingini İstanbul’da gerçekleştiriyoruz. Bu daha başlangıç sevgili arkadaşlarımız. Herkes, 82 milyon bu havayı hissedecek, bu rüzgarı hissedecek, bu havayı soluyacak ve seçimlerde İstanbul bir kez daha kendisini ispat edecek. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın. Çünkü asıl hikaye bizim hikayemizdir. 7 Haziran’da başlayan bir başarı hikayemiz var. bu başarı hikayesini şimdi ülkeyi yönetme hikayesine çevireceğiz. Halklarımızla birlikte, dostlarımızla, bileşenlerimizle, ittifaklarımızla birlikte seçimlere damgamızı vuracağız sevgili arkadaşlarım.

Bizim mücadelemiz İstanbul kadar büyüktür, İstanbul kadar kararlıdır. Bunun için diyoruz ki bizim ittifakımız İstanbul kadar güzeldir, İstanbul’un bahçesidir. Hepimiz için bu ittifak hayırlı uğurlu olsun. Sevgili arkadaşlarım, İstanbul demek elbette ki Türkiye demek. Seçimlerde İstanbul’da kazandık mı Türkiye’de de kazandık demektir. Çünkü şunu biliyoruz İstanbul Amed’dir, Cizîra Botan’dır, Serhat’tır, Akdeniz’dir, Karadeniz’dir, Ege’dir, Çukurova’dır. Yani kısacası İstanbul HDP’dir. Ama şunu da ifade etmek isterim ki bu meydan Mahirlerin, Kemallerin, İboların, Mazlumların, Orhan Doğanların, Berkin Elvanların, Mehmet Sincarların, Musa Anterlerin meydanıdır. İşte bu meydandan yapılacak olan seçimlerin startını verdiğimizi ilan ediyoruz.

Elbette ki hedefimiz daha da büyümektir, bu ittifak daha da büyüyecek, daha da genişleyecek ve bu düzeni mutlaka değiştirecek bu ittifak. Bunun için bu seçimler tarihi öneme sahiptir. Yapılacak olan seçimler aydınlık ile karanlık arasında yapılacak olan bir tercih olacaktır. Demokrasi ile faşizm arasında yapılacak olan bir tercih seçimi olacaktır. Aynı zamanda bu seçimler AKP ve MHP ittifakının fişini çekeceğimiz bir seçim olacaktır.

Onurlu bir barışın yolunu açacaktır, bu seçimler tecride son verileceğinin, bu seçimler aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğimiz bir seçim olacaktır. Buradan kadınlara bunun sözünü veriyorum. Ama bir şey daha daha ifade etmek isterim. İşte şimdiden seçimlere gece demeden, gündüz demeden, 7’den 70’e, Kürd’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle Ermeni’siyle, Süryani’siyle her birimiz çalışacağız, kazanacağız ve başaracağız. Kazanacağız arkadaşlar, başarı bizimdir. Serkeftin hevalino. An azadî, an azadî, an serkeftin an serkeftin. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Gelên Stenbolê yên hêja, gelên Tirkiyeyê yên bi rûmet ez we hemûyan bi dilgermi silav dikim.

Sevgili İstanbul halkları, hepinizi yürekten selamlıyorum. Bu coşkulu buluşmayı gerçekleştiren bütün emekçi arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Sizler sağ olun var olun. Günlerdir söylüyoruz; bekle bizi İstanbul diye. İşte buluşmaya, kucaklaşmaya geliyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Türkiye halklarının bütün renklerinin bulunduğu bu şehirde kucaklaşmaya geliyor dedik. Ve bizleri kucakladınız. Coşkunuzla, heyecanınızla, sevginizle bu sesi bütün ülkeye en gür şekilde yansıttınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun dostlar.

Neden İstanbul’dan başladık çünkü bu zulüm ve yıkım iktidarı İstanbul’u faşizmin üssü yapmak istiyor. Türkiye’ye giydirmek istedikleri rejimi burada pişirmek istiyorlar ama biz dedik ki: ‘Hayır, İstanbul faşizme karşı dimdik duracak ve bunu bu meydanda gösterecek’ dedik, İşte gösteriyoruz hep birlikte. ‘İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız’ dedik. İşte sözümüzün karşılığı sizin yüreklerinizin gümbür gümbür sesidir.

Geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Bütün baskılara, sömürüye, savaş politikalarına, polis baskınlarına, kumpas davalarına rağmen HDP ile birlikte yürüyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Büyüyerek geliyor. Bu ülkeyi güzelleştirmeye geliyor, bu iktidarı göndermeye geliyor, bu düzeni değiştirmeye geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı.

Değiştireceğiz bu düzeni ve göndereceğiz bu iktidarı. Bu iktidar ve düzen savaştan ve sömürüden besleniyor, talandan ve yalandan besleniyor. Biz de diyoruz ki, hep birlikte savaş oyunlarını bozacağız. Savaşa karşı barışın en güçlü ittifakını kuracağız. Her savaş ve operasyon aşımızdan, ekmeğimizden çalınması demektir. Savaş politikalarıyla yoksul halkı daha da yoksullaştırıyorlar. Ekmeği, aşı çalıyorlar. Bu ülkenin geleceğini gasp etmek istiyorlar. Bu ülke halkını daha da yoksullaştırıyorlar. İşte biz buna dur diyoruz, savaşa hayır diyoruz. Yaşasın barış ittifakı.

‘Değiştirmeye geliyoruz’ dedik. Burada başlıyoruz. Seçimler var önümüzde, seçimlerle birlikte hayatın her alanında mücadeleyi büyüteceğiz. Bu ittifakı genişleterek geleceğin inşasının merkezi gücü haline getireceğiz. Yeni bir başlangıç, demokrasi ve barış, emek ve özgürlük üzerine kurulacak yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyet için geliyoruz, eşit yurttaşlık için, doğanın hakları için, kadın hakları için, gençlerin hakları için geliyoruz. Halklar birleşiyor, inançlar, gençler, kadınlar, birleşiyor.

Halkların görkemli mücadelesi bu denizi büyütüyor, gençler önümüzü açıyor. Geliyoruz, değiştirmeye geliyoruz. Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı onurlu barışı kurmak için geliyoruz. Yalana karşı hakikati kurmak için geliyoruz. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz, burada olan olmayan bütün yoldaşlarımızla birlikte bu inançla yürüyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız kimsenin şüphesi olmasın. Bu güç bu ülkeyi demokrasiye barışa emek ve özgürlüğün olduğu bir geleceğe taşıyacak. Em ê bi ser bikevin, bawer bikin, serkeftin ji bo me. Mutlaka kazanacağız. Hepinizi bu inançla bu kararlılıkla yürekten selamlıyorum.

Dertleri halkın değil kendilerinin çıkarını ve iktidarını korumak”

SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu: Hür yaşama özlemini haykırırken, kavgayı sevinçle kuşanan kadınlar merhaba. Üniversitelerde, barikatlarda geleceği bilimle harmanlayan gençler merhaba. Fabrikada, tarlada, sokakta yok sayılan emeklerine bükülmez kılıç olup ısrarla sahip çıkan işçi ve emekçiler merhaba. Tarihin zifiri karanlığını, devrimci kararlılıkla aydınlatanlar, zalimin karşısında kızıl nehir olup akanlar, engin denizlere akanlar, tüm dillerin kültürlerin bir arada yaşamasını savunanlar, dünyayı yeniden kurma cüretini gösteren siper yoldaşlarımız, dostlarımız merhaba.

Hepinizi Sosyalist Meclisler Federasyonu adına selamlıyorum hoş geldiniz yoldaşlar dostlar. Hepinizin bildiği gibi hegemonyasını eşitsizlik, sömürü gasp ve korku üzerinden sürdüren yasakçı iktidarın derdi sermayeye uşaklık etmektir. Yüzde 10 zengin zümrenin hissesini artırmaktır. Bu iktidarın derdi kendinden olmayan kim varsa, kendinden korkmayan kim varsa damgalayıp yasaklamak ve ötekileştirmektir. Dertleri halkın değil kendilerinin ve yüzde 10’luk zengin zümrenin çıkarını ve iktidarını korumak. Irkçılığı, tekçiliği, cinsiyetçiliği yaymak ve sömürüyü aklamaktır. Onların derdi esasta gündem yaratıp yolsuzluklarını, hukuksuzlukların, rant ve talan için yaptıkları soygunun üstünü örtmektir.

Hepinizin bildiği gibi geçen gün iktidarın faşist politikalarının bir yansıması olarak HDP’nin hazine yardımına bloke konuldu. Hep birlikte bu gidişata dur demezsek, birlikte değiştirmek için ısrar etmezsek bu faşist abluka her geçen gün daha da büyüyecek.

Hepinizin bildiği gibi parlamentoda 2023 bütçe görüşmelerinde işçiden, emekçiden, yoksuldan alıp zengine verdiler, eğitime, bilime, istihdama değil savaşa yatırım yaptılar. Bıçağın keskin ucunu emekçiye doğrultup krizin faturasını dar gelirliye, emekçiye ödetmeye çalışıyorlar. İşçiden, emekçiden alıp zenginlere veriyorlar. Biz biliyoruz sahip oldukları servet bizden çaldıklarıdır. Onların sahip olduğu servet işçiden emekçiden çalıntıdır. Bu soygun düzenine, bu bezirgan saltanatına, bu zulüm çarkına dur diyeceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Hakları gasp edilen işçi ve emekçiler olarak hiçbirimiz bu soygun düzenine mecbur değiliz. Şiddete, istismara maruz bırakılan kadınlar, LGBTİ+, çocuklar bunlara mecbur değil.

Daha adil, eşit, özgür bir dünyada yaşayabiliriz, bunu hep birlikte kurabiliriz. İşte Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en güzel örneğidir. Daha da önemlisi artık sermaye partileri arasında tercih yapmaya mecbur değiliz. Kendimizi, kentimizi ülkemizi, ekonomimizi yönettiğimiz, söz, yetki ve kararın işçi ve emekçilerde olduğu bir yaşamı inşa edebiliriz. Biz buna inanıyoruz ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Bir arada durmakta ısrar ederek tüm sorunlarımızı aşabileceğimize inanıyoruz. Irkçılığın, ötekileştirmenin olmadığı eşit, adil ve özgür bir dünyada farklılıklarımızla bir arada yaşayabiliriz. Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte bu yolda birlikte yürüyecek ve birlikte yol alacağız.

Son olarak düşüncelerinden vazgeçirmek için çıplak arama, işkence, tecrit gibi uygulamalara maruz bırakılan binlerce ama binlerce tutsak yoldaşımız var. Ezilen halkların hak mücadelesi için tecrit altında, bilinçlerine tutularak özlemlerini haykıran devrimci tutsaklara buradan selam olsun. Yine insanca onurlu bir yaşam mücadelesi hepinizin bildiği gibi dünyanın her bir köşesinde sürüyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Afrika’ya özgürleşme mücadelesinde omuzlayan ve dövüşenler var. Selam olsun meydanlarda emekçilerin barış sloganlarını haykıranlara. Özgürlük ve barış sloganları haykıranlara selam olsun, işçilere, emekçilere kadınlara gençlere selam olsun. Bu bezirgan saltanatı, bu zulüm sürmesin diye verdiğiniz mücadeleyi ve sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Paylaşın

Memur Ve Emekli Zam Oranlarına KESK’ten Tepki

Memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarına tepki gösteren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Ankara Ulus Meydanı’nda açıklama yaptı.

“Yoksulluk Sınırının Üzerinde, İnsanca Yaşayacak Bir Ücret İstiyoruz” talebiyle bir araya gelen kitle, “Rakamlar Yalan, Yoksulluk Gerçek” pankartı taşıdı. Sık sık “Hükümet zammını al başına çal” , “Zam zulüm işkence işte AKP” sloganları attı.

Açıklamaya Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Cumhuriyet Halk Partisi( CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve birçok kurum temsilcisi katıldı. Kitle adına açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sadri Ünal yaptı.

“Maaş zammı ‘sıfır’ zam demek”

Kamu emekçilerinin ve emeklilerin adeta “Bermuda Şeytan Üçgeni” ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Ünal şöyle devam etti:

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve yandaş konfederasyonun yarattığı girdap ile emekçiler karın tokluğu dahi diyemeyeceğimiz bir sefalet ücreti ile yaşamaya çalışmaktadır. Yıllardır bu üçlü aynı oyunu oynuyor. Yandaş Konfederasyon enflasyon altındaki oranların altına imza atıyor, TÜİK her altı ayda bir iktidarın ekonomi politikalarına uygun oranlar açıklayarak gerçek enflasyonu gizliyor ve iktidar TÜİK verilerine göre enflasyon farkını vererek lütfedercesine artış oranı açıklıyor. Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere enflasyona göre maaş zammı ‘sıfır’ zam demektir. Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir.”

En temel talepleri sağlanıncaya kadar fiili ve meşru mücadeleyi farklı eylem ve etkinliklerle sürdürmeye devam edeceklerini kaydeden Ünal şöyle devam etti:

“İktidarın sermayeden yana politikalarının ağır sonuçlarını yaşayan tüm kesimlerle birlikte mücadele ederek insan onuruna yaraşır bir yaşamı inşa edeceğiz. KESK olarak, iktidarlardan icazet beklemek yerine her zaman olduğu gibi tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini bugünün acil talebi olan en az asgari ücret artışı talebine olduğu kadar, en temel talebimiz olan insanca yaşamaya yetecek yoksulluk sınırı üzerinde ücret talebine sahip çıkmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz.”

“Pası TÜİK’e atıyorlar”

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise “Biz örgütlü mücadele yürütürken karşımıza iktidarın kurmuş olduğu kurumlar bizi kötülükleriyle karşı karşıya bırakıyor. Enflasyon farkını bu ülkede zam olarak yutturmaya çalışıyor, ama yetmiyor üstüne pası TÜİK’e atıyor. Kamu emekçilerinin karnı buna artık tok. Bu sefalet zammına, güvencesiz çalışma bütününe anti demokratik uygulamalarla birleşerek kazanacağız. Birlikte ortak mücadele yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

DİSK-AR Açıkladı: İşsiz Sayısı 8 Milyona Ulaştı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) raporunu referans alarak hazırladığı verilere göre, geniş tanımlı işsiz sayısı pandemi öncesine göre 2,4 milyon artarak 8 milyona ulaştı.

Haber Merkezi / Açıklanan verilere göre, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20,8, geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 27,5 oldu.

TÜİK’in Kasım 2022 Hanehalkı İşgücü Araştırması bugün yayımlandı. Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 10,2, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 20,8 seviyesinde gerçekleşti.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Kasım 2022’de 7 milyon 872 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre Kasım 2019’da yüzde 13,3 olan işsizlik Kasım 2022’de yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıllarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,4’ten yüzde 20,8’e yükseldi.

Ümidini kaybedenlerin sayısı arttı

Öte yandan dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki fark pandemi öncesine göre artış gösterdi. Pandemi öncesinde 6,4 puan olan fark Kasım 2022’de 10,2 oldu. Bu da iş bulma ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısının arttığını gösterdi.

TÜİK verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 27,5 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci en yüksek işsizlik kategorisi yüzde 23,9 ile genç kadın (15-24 yaş) işsizliği oldu.

Öte yandan işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanmasını zorlaştırdı.

Kasım 2022’de TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 576 bin kişi olarak açıklarken İŞKUR’un Kasım 2022 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 408 binde kaldı. Böylece Kasım 2022’de resmi işsizlerin sadece yüzde 11,4’ü işsizlik sigortası alabildi.

Paylaşın

Doktorlar Eylemde: Sağlık Bakanlığı Hakkımızı Gasp Ediyor

Mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yapan hekimler adına açıklama yapan İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç, “Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor” dedi ve ekledi:

“Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir. Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.”

Kılıç, açıklamasının devamında, “Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği (TTB), hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yaptı.

66 uzmanlık derneğinin destek verdiği eylemde  “Muayeneme dokunma” dövizlerinin taşındı. Hekimler sık sık “Emek bizim söz bizim”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

Basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç okudu.

“Yönetmelik değişti ama…”

Kılıç, yönetmeliğin sağlığa etkilerini anlattı ve hekimlerin mesleklerini yapamaz hale getirildiğini söyledi ve ekledi:

“Sağlık Bakanlığı’nın 6 Ekim 2022 tarihinde yaptığı yönetmelik değişiklikleri ile hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkına bir saldırı gerçekleştirdi. Bu düzenlemeye göre 7 Ocak 2023 tarihinden itibaren serbest meslek hakkını kullanan hekimler özel sağlık kuruluşlarıyla sözleşmeleri yoksa hastalarının tedavilerini kesmek zorunda kalacak ve bir daha da hastalarına bakamayacak.

“Bu kuruluşlarla ancak çok az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. Bu nedenle açtığımız davalar ve yapılan etkinlikler üzerine 7 Ocak 2023 tarihinde yönetmelikler yeniden değiştirildi.

Buna göre;

  • Tüm hekimler için sadece bir hastane ile yıllık sözleşme yapılması koşulu aynen korunmuş olup sadece belli koşullarda il sağlık müdürlüklerinin izni ile ameliyatların sözleşme diş hastanede yapılabilmesine izin verildi.
  • Halen muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimler için özel hastane ve tip merkezlerinin toplam kadro sayıları üzerinden getirilen kısıtlama kalkmış gibi gösterilmek istense de hali hazırda muayenehaneleri olanlara branş bazında kadrolu hekim sayısı üzerinden getirilen kısıtlamanın devam etmesi nedeniyle, yine az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. 60 yaş üstü hekimleri için branş bazı kadro kısıtlaması koşulu söz konusu değildir.
  • Yeni muayenehane açacak olan 60 yaş altı hekimler için ise 6 Ekim Yönetmeliği’ndeki tüm kısıtlamalar aynen devam edecek.

“Sağlık Bakanlığı hakkımızı gasp ediyor”

“Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor. Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir.

“Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.

“Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.”

“Öğrencilerin de hakkı gasp ediliyor”

TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Ali İhsan Ökten de  “Serbest hekimlik mesleği uygulama hakkını ortadan kaldıran ‘Medipol Yasası’nı kabul edilemez buluyoruz” dedi.

TTB Özel Hekimlik kolundan Nursen Şahin ise, şunları söyledi: “Bugün burada iktidarın çok uzun süredir kimlerle yan yana olduğunu, kimleri gözettiğini bir kez daha görüyoruz. Bu yönetmelik yalnızca hekimlerin değil tıp fakültelerinde okuyan gençlerin de hakkını gasbetmektedir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı 8 Bin 130, Asgari Ücret 8 bin 506 TL

Aralık ayında açlık sınırı kasım ayına göre 343 lira artarak 8 bin 130 liraya, yoksulluk sınırı da bin 119 lira artarak 26 bin 483 liraya yükseldi. Asgari ücret bir hafta önce hükümet ve işverenler tarafından 8 bin 506 lira olarak belirlenmişti.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Aralık ayına dair açlık ve yoksulluk sınırı verilerini paylaştı. Buna göre açlık sınırı Kasım ayına göre 343 TL artarak 8 bin 130 TL’ye, yoksulluk sınırı da bin 119 TL artarak 26 bin 483 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ’in yıllık çizelgesine göre açlık sınırının, yılın başından beri her ay ortalama olarak 300-400 TL civarında arttığı görülüyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçiyi temsil eden TÜRK-İŞ 9 bin TL talebinde bulunmuş, ancak teklifleri kabul edilmediği için son toplantıya katılmamıştı. Hükümet ve işverenlerin imzasıyla 2023 asgari ücreti 8 bin 506 TL olarak belirlenmişti. TÜRK-İŞ’in açıkladığı Aralık rakamlarına göre yeni asgari ücret açlık sınırından sadece 376 TL fazla ve yoksulluk sınırı asgari ücretin yaklaşık 3 katına denk geliyor.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı açlık sınırı olarak tanımlanırken yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalar da hesaba katılıyor.

“Fiyat artışlarının önüne geçilmeli”

TÜRK-İŞ Aralık ayı verilerine göre aylık gıda harcamalarının tutarı yetişkin erkeklerde 2 bin 452, yetişkin kadınlarda bin 951, 15-19 yaş grubunda 2 bin 422 ve 4-6 yaş grubundaki çocuklarda bin 306 TL olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ’in açıklamasında, ücret gelirlerindeki artışın kısa vadede ferahlık sağladığı, önceliğin fiyat artışlarının önüne geçilmesi olduğu vurgulanarak “Vatandaş, geçen aya göre -yüzde 138 olan ve baz etkisi ile 39 puan azalan yıllık gıda enflasyonuna değil- cebinden çıkan ek harcamaya bakmaktadır” denildi.

“Çocuk sağlığı” vurgusu

Özellikle çocukların beslenmeleri konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çeken TÜRK-İŞ, “Türkiye’de çocuklarına beslenme koymaya maddi durumu yetmeyen aileler, okul kantinlerindeki yiyecekleri satın almakta zorlanan çocuklar, marketlerde bebek mamalarına konulan alarmlar ve çocuk ürünlerinde gerçekleşen polisiye vakalar bunun göstergeleri niteliğindedir” dedi.

Açıklamada, yetersiz beslenmenin bodurluk gibi yansımalarına dikkat çekilerek gelecek nesillerin fizyolojik ve bilişsel gelişimindeki sıkıntıların tüm ülkenin geleceğini olumsuz etkileyeceğine vurgu yapıldı.

Paylaşın

2022 Yılında Her Gün 4 Bin 662 Kişi İşten Atıldı

2022 yılının ilk 11 ayında çalışırken işten atılan ve işsizlik ödeneğine başvuran kişi 1 milyon 538 bin 646 kişi oldu. Ortalama her ay 139 bin 876 her gün ise 4 bin 662 kişi işten atıldı. İşten atılmaların en çok yaşandığı il ise 338 bin 845 kişi ile İstanbul olurken, Ankara’da ise işten atılanların sayısı bu yıl bitmeden 103 bin 60 kişi oldu.

2022 yılının son ayıdan açıklanan kasım ayı işsizlik sigortası verilerine göre fondan aslan payını yine işverenler almaya devam etti. Bu yıl fondan işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı ocak ayında 482 bin kişi iken kasım ayı itibariyle bu sayı 408 bine düştü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 2022 yılında Türkiye’deki emek ve çalışma yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İleri Haber‘in aktardığına göre Ağbaba’nın emek ve çalışma yaşamına ilişkin verileri paylaştığı açıklaması şöyle:

“Bu yılın ilk 11 ayında çalışırken işten atılan ve işsizlik ödeneğine başvuran kişi 1 milyon 538 bin 646 kişi oldu. Erdoğan ve saray sözcüleri her ne kadar, ‘işsizlere iş var iş beğenmiyorlar’ dese de bu yılın 11 ayında ortalama her ay 139 bin 876 her gün ise 4 bin 662 kişi işten atıldı. İşten atılmaların en çok yaşandığı il ise 338 bin 845 kişi ile İstanbul olurken, Ankara’da ise işten atılanların sayısı bu yıl bitmeden 103 bin 60 kişi oldu.

2022 yılının son ayıdan açıklanan kasım ayı işsizlik sigortası verilerine göre fondan aslan payını yine işverenler almaya devam etti. Bu yıl fondan işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı ocak ayında 482 bin kişi iken kasım ayı itibariyle bu sayı 408 bine düştü. Ayrıca; bu yıl ocak-kasım ayları arasında işsizlere fondan verilen ödenek miktarı toplamda 11,2 milyar TL iken, bu aylar arasında işverenlere verilen destek toplamı tamı tamına 25 milyar 52 milyon TL’ye yükseldi. Yani işverenler işsizlerden fondan tam iki kat daha fazla para kullanmış oldu.  Resmi verilerde dahi 3 milyon 5 yüz bin işsizin olduğu ülkede kasım ayı itibariyle işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı resmi verilere göre 408 bin kişi ile sınırlı kaldı.

Yılın ilk 6 ayında yüzde 29,32 ile ikinci kez zam yapılarak 5500 TL’ye çıkartılan asgari ücret, 2023 yılı için belirlenen 8500 TL asgari ücretin alım gücü olarak kat be kat üstünde yer aldı. Daha cebe girmeyen 8500 TL asgari ücret; bulgurda, pirinçte, tavuk etinden, sebzede aralık ayında alım gücü olarak daha şimdiden 5500 TL’nin altında kaldı.

2022 yılında ücretler yüksek enflasyon karşısında erirken, emekçilerin milli gelirden aldığı payda bir yılda 3,2 puan azaldı. 2021 3. çeyrekte yüzde 29,5 olan işgücü ödemelerinin yurt içi hâsıla içindeki payı 2022 3. çeyrekte yüzde 26,3’e geriledi. Emeğin milli gelirden aldığı pay bir yılda 3,2 puan azaldı. Ortalama açlık sınırının 8 bin TL’yi yoksulluk sınırının ise 25 bin TL’yi aştığı 2022 yılında; tüm ücretler açlık ve yoksulluk sınırı altında kaldı.

Çalışan işçi sayısındaki artış ile sendika üyesi olan işçi sayısındaki artış arasındaki fark dikkat çekici boyutlara ulaştı. Çalışma Bakanlığı verilerine göre Ocak 2022’den Temmuz 2022’ye kadar çalışan işçi sayısındaki artış 693 bin kişi iken sendika üyeliğindeki 6 aylık artış ise sadece 91 bin kişi ile sınırlı kaldı. 2022 yılında Türkiye’de 15,9 milyon işçinin sadece yüzde 14,26’sı sendika üyesi olarak kayıtlara geçti. İşçilerin 13,7 milyonu sendika hakkından mahrum kalırken, 2022 yılında yasaklanan iki grev ile AKP iktidarında erteleme adı atında yasaklanan grevlerin sayısı 19’a çıktı.

Denetimsizlik ve ihmal sonucunda, AKP’nin sözde kader dediği düzende işçiler 2022 yılında da iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etti. 2022 yılı henüz bitmeden iş yerlerinde en az 1679 işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.  Yaşların 14 ile 17 arasında değişen 51 çocuk işçi de yaşamını yitirdi.”

Paylaşın

DİSK’ten Erdoğan’a Vergi Dilimi Çağrısı: Yetkini Kullan

DİSK Genel Başkan Çerkezoğlu “Cumhurbaşkanı yetkisini kullanarak ilk gelir vergisi tarife dilimi tutarını 105 bin TL olarak saptamalıdır” dedi. Çerkezoğlu, Gelir vergisi tarife dilimlerinin yeniden değerleme oranında enflasyon ve asgari ücret artışından daha az artırılması nedeniyle çalışanların gelir kaybının büyüdüğünü ifade etti.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu bugünlerde belirlenmesi beklenen vergi dilimlerine ilişkin bir açıklama yaparak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundu.

Ücretlilere uygulanacak ilk vergi dilimi oranının yüzde 10’a düşürülmesini isteyen Çerkezoğlu “Cumhurbaşkanı yetkisini kullanarak ilk gelir vergisi tarife dilimi tutarını 105 bin TL olarak saptamalıdır” dedi.

Gelir vergisi tarife dilimlerinin yeniden değerleme oranında enflasyon ve asgari ücret artışından daha az artırılması nedeniyle çalışanların gelir kaybının büyüdüğünü ifade etti.

Çerkezoğlu, “Bu nedenle çalışanlar hızla ikinci ve üçüncü vergi tarife dilimine giriyor ve yıl içinde ciddi gelir kaybına uğruyorlar” diye konuştu:

Yüksek enflasyonun kemirdiği ücretleri bir yandan da vergi tarife dilimleri kemiriyor. Vergi tarife dilimleri yeniden değerleme oranında artırılsaydı ilk vergi tarife dilimi 2022’de 81 bin 687 TL olmalıydı. Vergi tarife dilimi asgari ücret artış oranında artırılsaydı 2022’de ilk vergi tarife dilimi 109 bin 737 olmalıydı. Oysa 2022’de birinci vergi tarife dilimi 32 bin TL olarak uygulandı. Böylece işçiler hızla ikinci ve üçüncü dilime girdiler ve daha fazla vergi ödediler.

Gelir vergisi tarife dilimleri bugünlerde yeniden saptanacak. Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan düzenlemeye göre yaklaşık yüzde 123 oranındaki yeniden değerleme oranına paralel olarak 2023’te gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi Cumhurbaşkanı herhangi bir yetki kullanmaz ise 70 bin TL olacak.

Cumhurbaşkanı ilgili mevzuat gereğince ortaya çıkan bu tutarı yüzde 50’sine kadar artırmaya, yüzde 50’sine kadar da indirmeye yetkili. Şayet Cumhurbaşkanı üst sınırdan yetkisini kullanırsa ilk dilim 105 bin TL olacak. Cumhurbaşkanı’nı işçilerin yıllardır gelir vergisi tarife dilimlerinde yaşadığı haksızlığını bir nebze olsun gidermeye ve yetkisini kullanarak birinci vergi tarife dilimini 105 bin TL olarak saptamaya çağırıyoruz.

Öte yandan 2006’dan önce olduğu gibi ücretlilerin gelir vergisi oranı, gelir vergisi oranından 5 puan düşük olarak yüzde 10 olarak saptanmalıdır. Bu yönde vergi mevzuatı değişikliği yapılmalıdır.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

DİSK’ten ‘Asgari Ücret’ Tepkisi: Geçinmek Mucizeye Dönüştü

Asgari ücretle ilgili yazılı açıklama yapan DİSK Başkanı Çerkezoğlu, “Asgari ücret tespit sürecindeki bu sorunların iktidarın hatası değil bilinçli tercihi olduğunun farkındayız. İktidarın emeği ucuzlatmaya yönelik bilinçli politikalarıyla işçi, emekçi, emekli, dar gelirli milyonlar için geçinmek neredeyse bir mucizeye dönüştü.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Emeği ucuzlatmak için sendikalaşmanın önüne engeller çıkarılıyor, grevler yasaklanıyor ve  işçi sınıfı yoksulluk sınırının çok altında bir asgari ücrete mahkûm ediliyor.”

Çerkezoğlu, açıklamasında, “Asgari ücret, Tespit Komisyonu tarafından değil Cumhurbaşkanı ve işveren sendikası tarafından belirlenerek, son dönemde sıkça gördüğümüz hukuksuzluklara bir yenisi daha eklendi” ifadelerini de kullandı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 8 bin 500 TL olarak belirlenen asgari ücretle ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada özetle şöyle denildi:

“Asgari ücret, Tespit Komisyonu tarafından değil Cumhurbaşkanı ve işveren sendikası tarafından belirlenerek, son dönemde sıkça gördüğümüz hukuksuzluklara bir yenisi daha eklendi.

Çalışma hayatında hiç bir konuda Üçlü Danışma Kurulu ve Ekonomik Sosyal Konsey gibi sosyal diyalog mekanizmaları işletilmediği gibi milyonları ilgilendiren asgari ücret de benzer şekilde işverenler ve iktidar tarafından belirlendi.

“Yoksulluk sınırı dikkate alınmadı”

Asgari ücret belirlenirken yoksulluk sınırı dikkate alınmadı. Açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının çok uzağında belirlenen 2023 yılı asgari ücreti, Türkiye’de ücretiyle geçinen milyonları yoksulluğa mahkûm etmek anlamına geliyor.

Belirlenen asgari ücretle bir hanede iki kişi çalıştığında dahi yoksulluk sınırının oldukça altında gelir elde ediliyor. Belirlenen rakam 2023’ün ilk aylarında açlık sınırının da altına gerileyecek.

“Resmi enflasyonun baz alınması doğru değil”

Asgari ücretin ve diğer ücretlerin belirlenmesinde sadece enflasyon kriterinin, üstelik hiçbir inandırıcılığı kalmayan resmi enflasyonun baz alınması doğru değildir. Adil bir bölüşüm için ülke ekonomisinin çokça övünülen büyümesi esas alınmalıdır.

Kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla artışının dikkate alınmaması ekonomi büyürken bölüşüm ilişkilerinin bozulmasına neden olmaktadır. Hükümet ve işveren ortaklığı ile asgari ücretin enflasyona hapsedilmesi, gelir eşitsizliğini büyütecek.

“Emekli aylıkları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı”

Asgari ücret 2023 için yüzde 54,5 oranında artırılmıştır. Ancak diğer emek gelirlerine -emekli aylıkları, memur maaşları ve diğer işçi ücretlerine- 6 aylık enflasyon oranında zam yapılması gündemdedir.

6 aylık enflasyon yüzde 18-19 civarında gerçekleşecektir. Bu dengesizlik kabul edilemez. Tüm emek gelirleri asgari ücret oranında artmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.

“Milyonlar için geçinmek mucizeye dönüştü”

Asgari ücret tespit sürecindeki bu sorunların iktidarın hatası değil bilinçli tercihi olduğunun farkındayız. İktidarın emeği ucuzlatmaya yönelik bilinçli politikalarıyla işçi, emekçi, emekli, dar gelirli milyonlar için geçinmek neredeyse bir mucizeye dönüştü.

Emeği ucuzlatmak için sendikalaşmanın önüne engeller çıkarılıyor, grevler yasaklanıyor ve  işçi sınıfı yoksulluk sınırının çok altında bir asgari ücrete mahkûm ediliyor.”

Paylaşın

Asgari Ücret Açıklandı: Türkiye Avrupa’da Kaçıncı Sırada?

Türkiye’de 2023 yılında geçerli olacak net asgari ücret 8 bin 506 lira oldu. Asgari ücretin açıklanmasıyla Avrupa sıralaması da değişti. Ancak sadece Türkiye verisi güncellendi. Eurostat diğer ülkelerin 2023 verilerini önümüzdeki haftalarda açıklayacak. Bu durumda sıralama tekrar değişecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 21 Aralık 2022 kuru itibariyle 2023 yılında brüt asgari ücret 505 Euro oldu. Euro bazında asgari ücret 2022’nin ikinci yarısına göre yüzde 35 yükselmiş oldu. Gelen zam ile birlikte 26 Avrupa ülkesi içinde Türkiye 24 sıradan 21. Sıraya yükseldi.

Türkiye’nin gerisinde Arnavutluk (267 Euro), Bulgaristan (363 Euro), Sırbistan (402 Euro), Letonya (500 Euro) ve Macaristan (504 Euro) yer alıyor. Macaristan ve Letonya’da asgari ücrete çok düşük zam gelmesi durumunda Türkiye’nin iki sıra geriye düşmesi bekleniyor.

Türkiye’de 2023 yılında geçerli olacak net asgari ücret 8 bin 506 lira oldu. Brüt asgari ücret ise 10 bin 8 TL. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aaçıklamasına göre net asgari ücretteki artış oranı ocak ayına göre yüzde 100, temmuz ayına göre yüzde 55 olurken, yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 74 olarak gerçekleşti. 2023 yılında brüt asgari ücret döviz bazında ise 505 euro oldu.

Asgari ücretteki artış sonrası Türkiye, listedeki sıralamada yükseldi ancak Avrupa ülkelerinde 2023 yılında asgari ücretin açıklanması sonrası Türkiye’nin yine en alt sıralara gerileyeceği öngörülüyor.

AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre 2022 yılı ikinci yarısında Türkiye’de brüt asgari ücret 374 Euro oldu. Türkiye 26 ülke arasında sondan üçüncü sıradaydı. Asgari ücretin Türkiye’den daha düşük olduğu ülkeler Bulgaristan ve Arnavutluk ülkeleriydi.

Avrupa’da asgari ücrette Türkiye kaçıncı sırada?

2023 yılında geçerli asgari ücretin açıklanmasıyla Avrupa sıralaması da değişti. Ancak sadece Türkiye verisi güncellendi. Eurostat diğer ülkelerin 2023 verilerini önümüzdeki haftalarda açıklayacak. Bu durumda sıralama tekrar değişecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 21 Aralık 2022 kuru itibariyle 2023 yılında brüt asgari ücret 505 Euro oldu. Euro bazında asgari ücret 2022’nin ikinci yarısına göre yüzde 35 yükselmiş oldu. Gelen zam ile birlikte 26 Avrupa ülkesi içinde Türkiye 24 sıradan 21. Sıraya yükseldi.

Türkiye’nin gerisinde Arnavutluk (267 Euro), Bulgaristan (363 Euro), Sırbistan (402 Euro), Letonya (500 Euro) ve Macaristan (504 Euro) yer alıyor. Macaristan ve Letonya’da asgari ücrete çok düşük zam gelmesi durumunda Türkiye’nin iki sıra geriye düşmesi bekleniyor.

Avrupa’da en yüksek asgari ücret hangi ülkede?

Eurostat verilerine göre Avrupa’da brüt asgari ücretin en yüksek olduğu ülke 2 bin 313 Euro ile Lüksemburg. Bu ülkeyi Belçika (1842 Euro), İrlanda (1775 Euro), Hollanda (1756 Euro) ve Almanya (1744 Euro) takip ediyor.

Euro bazında 1999’da bu ana en yüksek 3. seviye. 1999’dan bu yana Euro bazında brüt asgari ücret daha önce sadece iki kez 500 Euro bandını aşmıştı. 2016 yılında görülen 519 ve 514 Euro’dan sonra 2023 ilk yarısı en yüksek üçüncü seviye olarak kayıtlara geçti. Euro bazında net asgari ücret ise 2023 yılının ilk yarısında 429 Euro oldu.

Eurostat Türkiye’nin satın alma gücü verisini kaldırdı

Nominal asgari ücretin yanında satın alma gücüne göre asgari ücret de önemli bir veri. Ancak Eurostat’ın 2022 ikinci yarısında açıkladığı asgari ücretin satın alma gücü verilerinde Türkiye listede yer almadı. Türkiye’ye ait en güncel veri 2020 ikinci yarısına ait. Sebep ise Türk lirasının euro karşısında değer kaybetmesiyle satın alma gücünün düşmesi.

Türkiye brüt asgari ücret sıralamasında üstlerde yer almamasına rağmen asgari ücretin satın alma gücü listesinde daha üstte yer alıyordu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TÜRK-İŞ’ten ‘Asgari Ücret’ Tepkisi: Beklentiyi Karşılamadı

Yeni asgari ücretin 8 bin 500 TL olarak belirlenmesine tepki gösteren TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, “TÜRK-İŞ temsilcileri, bugünkü mevcut sosyal ve ekonomik şartlarda,  2023 yılı için belirlenen asgari ücretin, çalışanların aileleriyle birlikte geçim şartlarını karşılamadığı görüşündedir. Kamuoyunun beklentisi de giderilmemiştir” dedi ve ekledi

Haber Merkezi /“Asgari ücretin yürürlükte kalacağı dönem boyunca meydana gelecek fiyat artışlarının gerisinde kalması söz konusudur. Ücretli çalışanların satın alma gücü bu nedenle azalmaktadır. Çalışanların satın alma gücünü koruyacak tedbirler uygulanmalıdır.”

Asgari ücret çalışmalarında işçi kesimi tarafından öncelikli olarak, “çalışanların kendileri ve aileleri için insana yakışır bir gelir elde etmeleri için çaba gösterildiği” belirtilen Atalay, “Ancak bu talebimiz dikkate alınmamıştır. Yaklaşımımız işveren ve hükümet temsilcileri tarafından dikkate alınmış olsaydı, işçi kesiminin de onayıyla asgari ücretin oy birliğiyle tespit edilmesi ihtimali ortaya çıkabilirdi” ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından net 8 bin 500 TL olarak açıklanan 2023 yılında uygulanacak asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda çalışan kesimi temsil eden TÜRK-İŞ tarafından yetersiz bulundu.

Erdoğan’ın yeni asgari ücreti açıkladığı sırada yanında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile işveren kesimini temsil eden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol yer alırken çalışanların temsilcisi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) yer almadı.

TÜRK-İŞ yeni asgari ücretin açıklanmasının ardından bir yazılı açıklama yaptı. Yeni asgari ücretin oy çokluğuyla, işveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlendiği ifade edilen açıklamada, “Komisyonda görev yapan işçi kesimi karar toplantısına katılmamıştır” denildi.

“Geçim şartlarını karşılamıyor”

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer aldı:

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimi adına görev yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsilcileri, bugünkü mevcut sosyal ve ekonomik şartlarda, 2023 yılı için belirlenen asgari ücretin, çalışanların aileleriyle birlikte geçim şartlarını karşılamadığı görüşündedir. Kamuoyunun beklentisi de giderilmemiştir. Asgari ücretin yürürlükte kalacağı dönem boyunca meydana gelecek fiyat artışlarının gerisinde kalması söz konusudur. Ücretli çalışanların satın alma gücü bu nedenle azalmaktadır. Çalışanların satın alma gücünü koruyacak tedbirler uygulanmalıdır.”

Asgari ücret çalışmalarında işçi kesimi tarafından öncelikli olarak, “çalışanların kendileri ve aileleri için insana yakışır bir gelir elde etmeleri için çaba gösterildiği” belirtilen açıklamada, “Ancak bu talebimiz dikkate alınmamıştır. Yaklaşımımız işveren ve hükümet temsilcileri tarafından dikkate alınmış olsaydı, işçi kesiminin de onayıyla asgari ücretin oy birliğiyle tespit edilmesi ihtimali ortaya çıkabilirdi” denildi.

Asgari ücreti belirleme çalışmalarının sadece ücretli kesimi değil toplumun tümünü yakından ve doğrudan ilgilendirdiğine vurgu yapılan açıklamada, kamuoyunun beklentisinin karşılanmamadığı kaydedilerek, “Özelikle sendikasız işçilerin önemli bir bölümünün temel meselesi olan asgari ücretin işçi kesiminin savunduğu ilkeler çerçevesinde karara bağlanması, ülkemiz çalışma hayatı açısından önemli bir açılım sağlayacaktı” görüşü dile getirildi.

Anayasaya atıfta bulunuldu

Anayasada asgari ücretin tespitinde “çalışanların geçim şartları” göz önünde bulundurulması hükmünün yer aldığına işaret edilerek, “Ancak TÜİK bu konuda bir çalışma yapmaktan kaçınmıştır” ifadesi kullanıldı.

Açıklama şöyle sona erdi: “Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda görev yapan işçi temsilcileri, bu görüş ve düşüncelerle çalışmalara katkı yapmış ve asgari ücretin bu çerçevede belirlenmesi için çaba göstermiştir. Ancak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücret olması gereken asgari ücret -bir kez daha- pazarlık konusu edilmiş ve karar oy çokluğuyla, işveren ve hükümet temsilcileri tarafından belirlenmiştir. İşçi kesimi alınan karara katılmamıştır.”

Paylaşın