TÜİK Açıkladı: İşsizlik Oranı Yüzde 10,2

15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 74 bin kişi artarak 3 milyon 585 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,1 iken kadınlarda yüzde 14,3 olarak tahmin edildi. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı nisan ayında bir önceki aya göre 1,7 puanlık artış ile yüzde 23,8 oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Nisan 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 74 bin kişi artarak 3 milyon 585 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 10,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,1 iken kadınlarda yüzde 14,3 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı nisan ayında bir önceki aya göre 521 bin kişi artarak 31 milyon 610 bin kişi, istihdam oranı ise 0,8 puan artarak yüzde 48,4 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,9 iken kadınlarda yüzde 31,2 olarak gerçekleşti.

İşgücü nisan ayında bir önceki aya göre 594 bin kişi artarak 35 milyon 195 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,9 puan artarak yüzde 53,9 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,7 iken kadınlarda yüzde 36,4 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,2 puanlık azalış ile yüzde 19,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,7, kadınlarda ise yüzde 25,4 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi nisan ayında bir önceki aya göre 0,2 saat azalarak 44,4 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı nisan ayında bir önceki aya göre 1,7 puanlık artış ile yüzde 23,8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 17,5 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

“Asgari Ücret” İçin Dört Formül Masada

Yeni asgari ücret için 500 dolarlık (1 dolar=23,30 TL) yani 11 bin 650 TL alım gücünü işçi tarafının masaya getirmesi bekleniyor. Asgari ücret için 6 aylık enflasyon rakamları ve refah payı önemli bir kıstas olacak.

5 aylık enflasyon rakamları yüzde 15,26 oldu. 6 aylık enflasyon rakamlarının da yüzde 18-20 bandında olması bekleniyor. Buna refah payı da eklenmesi bekleniyor. Bu veriler beraber değerlendirildiğinde asgari ücretin yüzde 30-35 bandında bir artışla net 11 bin-12 bin TL bandı arasında bir rakamla belirlenmesi ortaya çıktı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın çağrısı üzerine 13 Haziran’da toplanacak.

Duvar Gazetesi’nde yer alan habere göre yeni kabinenin ilk toplantısı asgari ücret, emekli ve memur zammı başta olmak üzere ekonomi ağırlıklı gündemle toplanmıştı. Kabine toplantısında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan kapsamlı bir sunum gerçekleştirmişti.

TÜRK-İş, TİSK ve hükümetten oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu 13 Haziran’da toplanarak taleplerini ileterek ellerindeki verileri paylaşacak. Bununla beraber Asgari Ücret Tespit Komisyonu resmen toplantılarına başlamış olacak.

İşçi, işveren ve hükümetten 5’er kişi olmak üzere komisyon 15 kişiden oluşuyor. Asgari ücret belirlenirken başta enflasyon olmak üzere ücretler ve geçim üzerindeki tüm rakamlar masaya yatırılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ve yeni ekonomi ekinin alacağı yeni tedbirlerle artan alım gücünün korunması için yüzde 5 enflasyon hedefi stratejisi doğrultusunda orta vadeli plan açıklanacak. Merkez Bankası da burada maliye politikasını yöneten Şimşek ile koordineli olarak çalışacak.

Yeni asgari ücret için 500 dolarlık (1 dolar=23,30 TL) yani 11 bin 650 TL alım gücünü işçi tarafının masaya getirmesi bekleniyor.

Asgari ücret için 6 aylık enflasyon rakamları ve refah payı önemli bir kıstas olacak. 5 aylık enflasyon rakamları yüzde 15,26 oldu. 6 aylık enflasyon rakamlarının da yüzde 18-20 bandında olması bekleniyor. Buna refah payı da eklenmesi bekleniyor.

Bu veriler beraber değerlendirildiğinde asgari ücretin yüzde 30-35 bandında bir artışla net 11 bin-12 bin TL bandı arasında bir rakamla belirlenmesi ortaya çıktı. Asgari ücret için refah payı dahil masada 4 formül bulunuyor:

1. Yüzde 20 zam ile belirlenmesi durumda net asgari ücret 10 bin 208 TL, brüt asgari ücret 12 bin 10 TL, işveren maliyeti ise bu durumda 14 bin 111 TL olacak.

Paylaşın

Beş Ayda 730 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Mayıs ayında en az 145 işçi iş kazalarında hayatını kaybederken 2023 yılının ilk beş ayında 730 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi: Ocak’ta 120, Şubat’ta 213, Mart’ta 130, Nisan’da 122 ve Mayıs’ta 145.

Beş ayda en çok iş kazası ‘inşaat, yol işkolunda’ yaşandı, 118 işçi öldü. Onu 94 (27 işçi ve 67 çiftçi) işçiyle tarım, orman işkolu, 82 işçiyle taşımacılık işkolu, 80 işçiyle de konaklama, eğlence işkolu takip etti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) aylık olarak raporlaştırdığı iş cinayetlerinin Mayıs bilançosunu paylaştı.

Buna göre Mayıs’ta en az 145 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2023’ün ilk beş ayında çalışırken ölen işçi sayısı 730 oldu. Ocak’ta 120, Şubat’ta 213, Mart’ta 130, Nisan’da 122 ve Mayıs’ta 145 işçi yaşamını yitirdi.

Rapora göre yılın ilk beş ayında en çok iş cinayeti ‘inşaat, yol işkolunda’ yaşandı, 118 işçi öldü. Onu 94 (27 işçi ve 67 çiftçi) işçiyle tarım, orman işkolu, 82 işçiyle taşımacılık işkolu, 80 işçiyle de konaklama, eğlence işkolu takip etti. İSİG Meclisi hayatını kaybeden 27 işçinin ise işkolunu belirleyemedi.

İş cinayetlerinin nedenlere göre dağılımında da trafik ve servis kazaları başı çekti. Bu nedenle 161 işçi öldü. İSİG Meclisi 6 Şubat depremleri nedeniyle de 110 işçinin öldüğünü tespit etti.

Onu 109 işçiyle ezilme ve göçük, 93 işçiyle yüksekten düşme, 86 işçiyle kalp krizi ve beyin kanaması takip etti. Patlama veya yanma nedeniyle 28 işçi; zehirlenme veya boğulma nedeniyle 26 işçi; şiddet nedeniyle 24 işçi, elektrik çarpması nedeniyle 21 işçi hayatını kaybetti. 17 işçi ise intihar etti.

Ölenlerin 11’i çocuk

Yılın ilk beş ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı da şöyle oldu:

14 yaş ve altı 4 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 7 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 153 işçi,
30-49 yaş arası 314 işçi,
50-64 yaş arası 156 işçi,
65 yaş ve üstü 36 işçi,
Yaşı belirlenemeyen 60 işçi…

İSİG Meclisi verileri paylaşırken “en az” vurgusu yapıyor. Çünkü verilerin yüzde 70’ini ulusal basından, yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiği bilgilerle tespit ediyor.

NOT: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) iş kazalarını, iş cinayetleri olarak tanımıyor.

Paylaşın

Birleşik Kamu-İş: Cumhur İttifakı’nın Doğalgaz Jestini İşçi Cebinden Ödedi

TÜİK’in enflasyon verilerini değerlendiren Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu rakamlara göre zam alacak işçi ve emekçi, aslında Cumhur İttifakı’nın ‘seçim jesti’ olan doğalgaz hamlesini cebinden ödemiştir. Seçim öncesinde en düşük memur maaşının 22 bin lira olacağına dair verilen vaadin peşindeyiz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamada, Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’na atanmasıyla ilgili de “AKP iktidarında uzun yıllar görev yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugünkü tablonun sorumlularından biridir. Emekçilerin çıkar ve beklentileri Şimşek’in politikalarıyla taban tabana zıttır” değerlendirmesini yaptı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, “TÜİK’in Manipülasyonlu Rakamlarına Kanmıyoruz Ve İktidarın Secim Vaatlerinin Pesindeyiz” başlıklı bir açıklama yayınladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ülke, AKP iktidarının uzun süredir yanlış ekonomi politikalarının derin sancılarını yaşamaktadır.

Hükümet bir yandan seçim öncesi uyguladığı telafi edici politikalarıyla diğer yanda da seçim sonrasına dönük vaatleriyle seçmenlerin desteğini kazanarak ülkeyi 5 yıl daha yönetme yetkisi almıştır. Ancak ekonomik sıkıntının ve yaygın ifadeyle “boş tencere”nin durumu ne olacaktır.

AKP iktidarında uzun yıllar görev yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugünkü tablonun sorumlularından biridir. Emekçilerin çıkar ve beklentileri Şimşek’in politikalarıyla taban tabana zıttır.

İşçileri, memurları ve emeklileri zor günler beklemektedir. AKP iktidarı bir kez daha krizin faturasını işçiye ve memura kesmeye hazırlanmaktadır.

Gerçek piyasa fiyatlarını yansıtmak yerine rakamlarla oynama enstitüsü gibi çalışan TÜİK’in bugün açıkladığı verilere göre enflasyon mayısta aylık bazda sadece yüzde 0,04 artarken yıllık bazda yüzde 39,59’a gerilemiştir. Seçim döneminde “doğalgaz bulunduğu için” 1 ay doğalgazın ücretsiz kullanılmasını müjde olarak sunan hükümet, doğalgazı da enflasyon hesaplamasını dahil etmiş ve bu yolla enflasyonu daha da düşük göstermiştir. Yani bu rakamlara göre zam alacak işçi ve emekçi, aslında Cumhur İttifakı’nın ‘seçim jesti’ olan doğalgaz hamlesini cebinden ödemiştir.

Marketlerde günlük fiyat değişikliği yaşanmaktadır. Yurttaşların ezici çoğunluğu pazarda meyve sebzeyi taneyle almaktadır. Kırmızı ve beyaz et tüketimi hanelerin çoğu için artık lüks tüketim haline gelmiştir. Ülke tarihinde ilk kez beyaz peynirin kilosu gram altını sollamıştır. Ülke genelinde kira ortalaması 7 bin liraya yaklaşmışken aylık enflasyonun yüzde 0.04 arttığını söylemek, açıkça aklımızla alay etmektir.

Halkın gerçek enflasyonunu Konfederasyonumuz Bileşik Kamu-İş’in her ay açıkladığı rakamlar ortaya koymaktadır. Mayıs ayında 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 12 bin liraya dayanmış, yoksulluk sınırı ise 31 bin liraya aşmaktadır.

Ülkenin çalışan nüfusunun büyük çoğunluğu kaçınılmaz mutfak harcamalarından olan yumurta ve sütü savaş zamanlarındaki gibi hesaplayarak almaktadır. Marketlerde bebek mamaları artık özel alarmlarla satılmakta, birçok evde anneler ufacık bebelere su muhallebisinden yalancı mama yapmak zorunda kalmaktadır. Gerçek, kamu emekçilerinin yüzde 90’ından fazlasının kredi ve kredi kartı borcuna batmış olduğudur.

Bu tabloya rağmen enflasyonu düşük göstererek memura ödenecek enflasyon farkını komik bir rakam olarak belirlemek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesinde mitinglerde çok kez sarf ettiği “Yaşadığınız sıkıntıları biliyoruz ve biz çözeceğiz” sözüyle çelişmektedir.

Ayrıca açıklanan bu gerçekdışı enflasyon oranı, tepe taklak giden ekonominin başına getirilen ve adeta kurtarıcı gibi sunulan yeni Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in de bakanlığının ilk gününde söylediği “makro ekonomiyi rahatlatma” sözünün mealini ortaya koymuştur. Ülkenin çalışan nüfusunun ağır geçim sıkıntısını “mikro” olarak görenlerin, patronları rahatlatmak için işçi ve emekçiye kemer sıktırmaya hazırlananların bilmesi gereken şudur ki; üretenlerin, emek verenlerin nefes alamadığı bir ülke ekonomisinin düzlüğe çıkma imkanı yoktur.

Kamu emekçilerinin haklarının savunucusu olan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak uyarıyoruz:

Seçim öncesinde en düşük memur maaşının 22 bin lira olacağına dair verilen vaadin peşindeyiz.

TÜİK’in aksine gerçek enflasyonun da onun yol açtığı tahribatın da peşindeyiz. Bu ağır tablonun yalanlarla kamufle edilmesine geçit vermeyeceğiz!”

Paylaşın

DİSK-AR: TÜİK Veri Karartarak, Milyonlarca Emekçinin Geliriyle Oynadı

TÜİK’in enflasyon ölçümünde doğalgaz fiyatını ‘0’ olarak kabul etmesinin çalışanların ekmeğiyle oynamak olduğunu belirten DİSK-AR, “Doğalgaz bedelinin bir bölümünün veya tamamının Hazine tarafından karşılanması bir gelir desteği, sübvansiyondur. Bu tip desteklerin enflasyon hesabından düşülmesi bu desteklerin yarattığı ek gelirin enflasyon hesaplaması yoluyla geri alınması anlamını taşır ve gelir desteklerini anlamsız kılar” açıklamasında bulundu.

DİSK-AR, açıklamasının devamında, “TÜİK enflasyonu hesaplarken benimsediği doğalgazda 0 fiyat uygulamasıyla gelir destekleri ve sübvansiyonların yaratacağı olumlu etkiyi de sıfırlamaktadır. Bu kabul edilemez” ifadelerine yer verdi. DİSK-AR ayrıca TÜİK’in 4 Haziran 2022’den bu yana madde sepetini listesini yayımlamadığını belirterek yargı kararını hatırlattı ve “veri kararttığını” söyledi. “Milyonlarca emekçinin geliriyle oynamıştır” diye de ekledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mayıs’a ilişkin aylık enflasyonu yüzde 0,04, yıllık enflasyonu da yüzde 39,59 olarak duyurmasıyla ilgili Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) bir açıklama yaptı.

Aylık enflasyonun yüzde 0,04 çıkmasının nedeni olarak TÜİK’in doğalgaz fiyatını ‘0’ kabul etmesi olarak gösteren DİSK-AR, yine doğalgazın enflasyon madde sepetindeki ağırlığının yüzde 2,9 olduğunu aktardı.

TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin giderek tartışmalı hale geldiğini belirtti.

DİSK-AR açıklamasında “Temmuz 2023’te açıklanacak enflasyon oranında da aylık 25 m3 doğalgaz fiyatı düşülerek hesaplama yapılacak. Yaz aylarında doğalgaz tüketimin düşmesi nedeniyle bu durum da enflasyonda aşağı doğru bir baskı yaratacak ve muhtemelen Haziran 2023 enflasyonu da beklenen ve yaşanandan düşük çıkacak. Böylece Temmuz 2023’te altı aylık enflasyona göre zam alacak işçiler büyük kayba uğrayacak” dedi.

TÜİK’in enflasyon ölçümünde doğalgaz fiyatını ‘0’ olarak kabul etmesinin çalışanların ekmeğiyle oynamak olduğunu söyleyen DİSK-AR şu açıklamayı yaptı:

“Doğalgaz bedelinin bir bölümünün veya tamamının Hazine tarafından karşılanması bir gelir desteği, sübvansiyondur. Bu tip desteklerin enflasyon hesabından düşülmesi bu desteklerin yarattığı ek gelirin enflasyon hesaplaması yoluyla geri alınması anlamını taşır ve gelir desteklerini anlamsız kılar.

“TÜİK enflasyonu hesaplarken benimsediği doğalgazda 0 fiyat uygulamasıyla gelir destekleri ve sübvansiyonların yaratacağı olumlu etkiyi de sıfırlamaktadır. Bu kabul edilemez.”

DİSK-AR ayrıca TÜİK’in 4 Haziran 2022’den bu yana madde sepetini listesini yayımlamadığını belirterek yargı kararını hatırlattı ve “veri kararttığını” söyledi. “Milyonlarca emekçinin geliriyle oynamıştır” diye de ekledi.

“Emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 66,9”

TÜİK’in ham verilerini veri alarak yeni bir hesaplama yapan DİSK-AR, farklı gelir grupları için belirlediği enflasyon oranlarını ‘olduğundan daha da düşük’ olabileceği uyarısında bulunarak şöyle paylaştı:

Gıda enflasyonu ortalama yüzde 52,5 olarak gerçekleşirken emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 66,9 oldu.

Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 57,1 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 67,7, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 77,5 olarak gerçekleşti.

Dördüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 52 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 38,6 oldu. Böylece en yoksul gelir grubu yüzde 38 oranında gıda enflasyonu hissederken, en yüksek gelir grubu ise yüzde 77 oranında gıda enflasyonu hissetmiş oldu.

Paylaşın

İktisatçı Mustafa Sönmez: Emek Karşıtı Politikalar İzlenecek

Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yönetiminin enflasyon odaklı bir politika izleyeceğini belirten İktisatçı Mustafa Sönmez, bu nedenle yıl sonuna dek düşük istihdam, düşük ücretler ve yüksek vergilerle emekçilere düşen payın gerileyeceği öngörüsünde bulundu.

Mustafa Sönmez, açıklamasının devamında, “Talebi düşürmek isteyecekler, talebi düşürmek için asgari ücret zammı üzerinde çok durmadan geçiştirecekler. Maaşlar bu sakat belirlenen enflasyonla geriletilecek” dedi ve ekledi:

Aslında önümüzde Mehmet Şimşek’in ‘rasyonel politika’ olarak gördüğü bir soğuma dönemi var. Fakat bunun derecesi ne olacak? Bir de yerel seçim gerçeği var. O döneme dek sürmesini istemez Erdoğan. En azından yılın sonuna kadar bir soğutma, yabancıya umut verme, döviz fiyatlarını kontrollü götürme, dengeleri yerine oturtma gibi bir hedefleri olabilir. Yerel seçimlere kadar olan 3 ayda da ekonomiyi yeniden ısıtabilirler. Bunlar kesinlikle talebi kısıcı, istihdamı düşürücü, vergileri artırıcı emek karşıtı politikalar olacaktır.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verileri giderek daha da tartışmalı hale geliyor. Son olarak mayıs ayı verilerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘müjde’ olarak duyurduğu doğalgaz indirimi gerekçe gösterilerek bu kalemin fiyatı sıfır kabul edildi ve enflasyon yüzde 0,04 bulundu. Böylece 53 aydır aralıksız yükselen enflasyon ‘ihmal edilebilir’ bir noktaya getirildi.

TÜİK’in enflasyonu, temmuzda altı aylık enflasyona göre zam olacak emekçileri de şimdiden büyük kayba uğrattı. Olası refah payının dahil edilmediği hesaplamada zam tutarı memur maaşında 3 bin 300 lira, asgari ücrette ise bin 920 lira sınırında kaldı.

Hesaplama yönteminin ‘bilim dışı’ olduğunu belirten iktisatçı Mustafa Sönmez, soL’a yaptığı değerlendirmede ‘politik bir tercih’ olarak nitelediği doğalgaz indiriminin enflasyon sepetine dahil edilmemesi gerektiğini söyledi.

”Metreküpü 5,7 lira olan doğalgaz sıfırlandı. Azalış yüzde 100 diye kabul edildi. Doğalgazın sepetteki payı yüzde 3’e yakın. Dolayısıyla yüzde 100 ucuzlamış bir madde enflasyonu bir anda kendi başına yüzde 3 aşağı çekmiş oldu. Diğer kalemlerdeki yüzde 2’lik artışı doğalgazdaki düşüş dengelemiş oldu. Ve böylece mayıs ayı enflasyonu yüzde 0 olarak takdim edildi, yıllığı da yüzde 40’ın altına düştü.

Bu hesaplama keyfiyeti enflasyona bağlı olarak belirlenen gelirler açısından son derece sakat bir yöntem. Haziran ayında da sıfır enflasyon gelme ihtimali var. Diyecekler ki yılın ilk yarısındaki artış yüzde 15 oldu, bizim yapacağımız artış da bununla sınırlı kalmak durumunda. Bu emek gelirlerini törpülemek, geriletmek açısından insafsız ve bilim dışı bir yöntem.

Bu istisnai bir durum. Ekonomik bir zemini yok, politik bir tasarruf. Onun için bunu sepet dışı bırakmak en mantıklısı. O olmadan sepeti yeniden ağırlıklandırırsınız. Ve ona göre artışları hesaplarsınız.”

Tartışmalı hesaplama yönteminin gelir dağılımını emekçiler aleyhine etkilediğini kaydeden Sönmez, sendikaları harekete geçmeye çağırdı.

”Bir malı seçim vaadi olarak sıfırlamak hiçbir şekilde genel fiyat artışını tespitte dikkate alınmamalı. TÜİK böyle yapmadı ve ‘Avrupa İstatistik Ofisi öneriyor’ diye kendine bir gerekçe buldu. Bu tartışılmalı ve sendikalar tarafından yargıya götürülmeli. Sonuçta bölüşüm ilişkilerine etki eden bir tasarruf bu.”

Şimşek’in ‘rasyonel’ zemini işsizliği tetikleyecek

Sıfırlanan faturaların yükünü emekçilerin ödeyeceğini vurgulayan Sönmez, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı yeniden devralan Mehmet Şimşek’in ‘’rasyonel zemine dönmekten başka çare yok’’ açıklaması da emek karşıtı politikalar izleneceği şeklinde yorumladı.

”Demek ki Erdoğan ve Nebati’nin bu zamana kadar ki icraatlarını irrasyonel buluyor. Rasyonelden kasıt tabi ki bütün neoliberal politikaların ezberinde olduğu ortodoks politikalardır.

Burada aslolan yabancıların güvenini sağlamak ve yabancı yatırım akışını başlatmak. Bunun için de ‘enflasyonu düşürüyoruz’ güvenini vermeleri lazım. Enflasyonu düşürmek için de ekonomiyi soğutmaları lazım. Bu döviz ve enflasyonla ekonomi hala sıcak bir patatestir, soyulabilecek gibi değildir. Soğutmak için faizleri yükseltecekler, politika faizini tekrar kullanılabilir hale getirecekler, TL faizlerini yükselterek dövize gidişin önünü kesecekler. Bu yükselen faiz devlet tahvillerinin faizlerini de yükseltecektir ve yabancılar açısından bu tahvillere yatırım cazip hale gelecektir. Tabi bu ekonomiyi küçültme ve devamında işsizlik anlamına da gelir.”

Şimşek yönetiminin enflasyon odaklı bir politika izleyeceğini belirten Sönmez, bu nedenle yıl sonuna dek düşük istihdam, düşük ücretler ve yüksek vergilerle emekçilere düşen payın gerileyeceği öngörüsünde bulundu.

”Talebi düşürmek isteyecekler, talebi düşürmek için asgari ücret zammı üzerinde çok durmadan geçiştirecekler. Maaşlar bu sakat belirlenen enflasyonla geriletilecek.

Aslında önümüzde Mehmet Şimşek’in ‘rasyonel politika’ olarak gördüğü bir soğuma dönemi var. Fakat bunun derecesi ne olacak? Bir de yerel seçim gerçeği var. O döneme dek sürmesini istemez Erdoğan. En azından yılın sonuna kadar bir soğutma, yabancıya umut verme, döviz fiyatlarını kontrollü götürme, dengeleri yerine oturtma gibi bir hedefleri olabilir. Yerel seçimlere kadar olan 3 ayda da ekonomiyi yeniden ısıtabilirler. Bunlar kesinlikle talebi kısıcı, istihdamı düşürücü, vergileri artırıcı emek karşıtı politikalar olacaktır.”

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin, Yoksulluk Sınırı 33 Bin Lirayı Aştı

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarını kapsayan açlık sınırı 10 bin 362 liraya, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı olan yoksulluk sınırı 33 bin 752 liraya yükseldi.

Haber Merkezi /Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırı verilerini açıkladı.

Buna göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı” 10 bin 362 lira oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 33 bin 752 lira olarak hesaplandı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” de aylık 13 bin 439 lira olarak belirlendi. Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 2,23 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 72,18 oldu.

Araştırmaya göre, bu ay süt fiyatları değişmedi, yoğurt fiyatları geriledi, peynir fiyatları yüzde 3 arttı. Et ve Süt Kurumunun, Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği bünyesinde faaliyet gösteren marketlerin bir kısmına nisan sonu itibarıyla ithal edilen karkas etleri düşük fiyattan vermesi sayesinde dana kıyma 190 lira, kuşbaşı 210 liradan satılmaya başlandı.

Buna karşın ulusal zincir marketler ve Ankara’nın dernek üyesi olmayan veya olup da yerli et satmaya devam eden yerel marketlerinden pek çoğunda dana kıyma ortalama 280 lira, kuşbaşı ise ortalama 315 liradan satıldı. Dana eti ortalama fiyatı yüzde 13 artarken, kuzu eti ortalama fiyatı hafif seviyede yükseldi. Kırmızı et fiyatlarındaki artışın beyaz ete talebi artırmasıyla bir ayda tavuk yüzde 6, balık yüzde 5 zamlandı. Kuru fasulyenin fiyatı yüzde 13, kırmızı mercimeğin yüzde 9 yükselirken, nohut fiyatı yüzde 3 geriledi. Yumurta fiyatında ise yüzde 15 artış oldu.

Pirinç fiyatı yüzde 7, un fiyatı yüzde 13 zamlanırken, bulgur fiyatı yüzde 12 düştü. Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin fiyatı yüzde 20 artarken, pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları sınırlı seviyede yükseldi.

Patatesin kilogram fiyatı 17,5 lirayı bulurken geçen ay ortalama 25 liradan satılan soğanın fiyatı 19 liraya indi. Gıda sepetinde bu ayın “zam şampiyonu” yüzde 75’lik fiyat artışıyla havuç oldu ve ortalama fiyatı 35 lirayı gördü. Limon, turp, domates, salatalık fiyatları geriledi, patlıcan ve kabak fiyatları değişmedi. Yaz meyvelerinden tezgahlarda yaygınlaşmaya başlayan kiraz ve karadut 40 liradan satıldı. Tezgahlarda 16 liradan satılan elma, en uygun fiyatlı meyve oldu.

Son bir ayda ayçiçeği yağı ortalama yüzde 3, zeytinyağı yüzde 4 zamlandı. Tereyağı fiyatında değişiklik olmadı, margarin fiyatı yüzde 3 azaldı. Tuz, baharatlar, ıhlamur, zeytin, şeker ve pekmez fiyatları değişmedi. Salça fiyatı sınırlı düzeyde azaldı. Reçel fiyatı hafif seviyede, çay fiyatı yüzde 5, bal fiyatı yüzde 10 zamlandı.

Paylaşın

Türkiye, Sefalet Endeksi’nde Dünya Onuncusu

157 ülkenin yer aldığı sefalet endeksi listesinde Türkiye, 101.601 puanla 10. ülke oldu. Türkiye’de sefalet endeksine en çok etki eden faktörün yüksek enflasyon olduğu belirtildi.

Ekonomist İstihbarat Birimi, Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Ekonomik Görünümü Raporu, Dünya Bankası, Uluslararası Çalışma Örgütü, ülkelerin merkez bankaları ve istatistik kurumları, sefalet endeksi için veri kaynakları olarak kullanıldı.

John Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Profesörü Steve Hanke tarafından hazırlanan “Yıllık Sefalet Endeksi” 2022 yılı verileri yayınlanddı.

Ülkeleri ekonomik koşullarına göre değerlendiren Hanke’nin Yıllık Sefalet Endeksi’ne göre, 2022 yılında dünyanın “en sefil” ülkesi 414.7 puanla Zimbabve oldu.

157 ülkenin yer aldığı bu listede Türkiye, 2022’de sefaletin en yüksek olduğu 10. ülke olarak sıralandı. Türkiye’nin sefalet endeksi 101.601 olarak hesaplandı.

Türkiye’de sefalet endeksine en çok etki eden faktörün yüksek enflasyon olduğu belirtildi.

Hanke’nin endeksine göre, “sefaletin” en az olduğu ülke İsviçre oldu. İsviçre’nin sefalet puanı 8.51 olarak hesaplandı.

Hanke makalesinde endeksin nasıl hesaplandığını “Benim Yıllık Sefalet Enfeksi (HAMI) versiyonum, yıl sonu işsizlik (iki ile çarpılır), enflasyon ve banka kredisi oranlarının toplamından, kişi başına düşen reel gayrisafi yurt içi hasıladaki yıllık yüzde değişiminin çıkarılmasıyla elde edilir.” şeklinde açıkladı.

Hanke’ye göre, ekonomik alanda sefalet yüksek enflasyon, yüksek borçlanma maliyetleri ve işsizlikten kaynaklanma eğiliminde ve bu sefaleti azaltmanın kesin yolu ekonomik büyümeden geçiyor.

Ekonomist İstihbarat Birimi, Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Ekonomik Görünümü Raporu, Dünya Bankası, Uluslararası Çalışma Örgütü, ülkelerin merkez bankaları ve istatistik kurumları, Hanke’nin Yıllık Sefalet Endeksi için veri kaynakları olarak kullanıldı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Açlık Sınırı 11 Bin 810, Yoksulluk Sınırı 31 Bin 152 Liraya Yükseldi

Son 36 aydır aralıksız artan gıda fiyatları dört kişilik ailenin açlık sınırını Mayıs’ta 11 bin 810 liraya kadar çıkardı. Aynı ailenin gıda dahil tüm ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde karşılayabildiği yoksulluk sınırı ise 31 bin 152 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Açlık sınırı Mayıs’ta bir önceki aya göre 178 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 344 lira artarak 19 bin 342 liraya yükseldi, Bu ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre da 522  lira arttı. Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 5 bin 345 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 6 bin 401 lira arttı. Yoksulluk sınırı ise son yılda toplam 11 bin 748 liralık artış gösterdi.

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Mayıs ayı “Açlık-Yoksulluk Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre son 36 aydır aralıksız artan gıda fiyatları dört kişilik ailenin açlık sınırını Mayıs’ta 11 bin 810 liraya kadar çıkardı. Aynı ailenin gıda dahil tüm ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcama tutarı ise 31 bin 152 liraya yükseldi.

Sendikanın açıklamasında, “Açlık sınırı Mayıs’ta bir önceki aya göre 178 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 344 lira artarak 19 bin 342 liraya yükseldi, Bu ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre da 522  lira arttı. Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 5 bin 345 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 6 bin 401 lira arttı. Yoksulluk sınırı ise son yılda toplam 11 bin 748 liralık artış gösterdi” denildi.

Raporun bir bölümü şöyle:

“Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 11 lira azaldı, 2022 yılının aynı ayına göre ise 1.709 lira artarak 3 bin 454 lira oldu.

Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 7 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 95 liralık artışla 256 liraya yükseldi.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama bir önceki aya göre 4 lira artarak 2 bin 771 liraya çıkarken, son bir yıllık dönemde ise 1.195 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para mayısta 182 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 441 lira artarak 980 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 176 lira azaldı, geçen yılın aynı ayına göre ise 530 lira artarak 1.363 lira oldu.

Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama mayısta 8 lira daha artarak 1.086 liraya yükseldi. Pirinç ve bulgur harcamaları önceki aya göre 75 lira son bir yılda ise 289 lira zamlanarak 532 lira oldu. Yağ için yapılması gereken harcama ise 37 lira daha artarak 337 lira oldu.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da mayısta 52 lira artarak 803 liraya çıktı. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise değişmedi ve 228 lira da kaldı.

Yetişkin erkek için 2.800, yetişkin kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre Mayıs’ta açlık sınırı yetişkin erkek için 3 bin 448 lira, yetişkin kadın için 2 bin 707 lira, çocuk için 1.965 lira ve genç için de 3 bin 690 lira oldu.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini ‘yoksunluk hissi duymadan’ karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da Mayıs’ta 344 liralık artışla 19 bin 342 liraya yükseldi.”

Paylaşın

Modern Kölelik Endeksi: Türkiye Dünyada Beşinci, Avrupa’da Birinci

Türkiye, temel olarak kişinin tehdit, şiddet, zorlama ya da aldatma nedeniyle reddedemeyeceği ya da terk edemeyeceği sömürü durumlarını ifade eden, Modern Kölelik Endeksi’nde dünyada beşinci, Avrupa’da birinci.

1,3 milyon modern kölenin bulunduğu Türkiye, toplam modern köle sayısında da ilk 10’da yer alıyor. Modern köleliğin en az olduğu ülkeler ise sırasıyla İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda ve İsveç oldu.

Avustralya merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu Walk Free’nin Küresel Kölelik Endeksi’nin raporu kuruluşun internet sitesinde yayınlandı. Raporda 2021’de 49,6 milyon kişinin, “modern köle” olarak yaşadığı, bu rakamın 2016’da 10 milyon olduğu anımsatıldı.

Dünyada beşinci, Avrupa’da birinci

Türkiye, Küresel Modern Kölelik Endeksi’nde dünyada beşinciliğe yükseldi. Kuruluşun 2018’de hazırladığı son raporda Türkiye 48. sırada yer alıyordu. Bu yıl, Türkiye’nin üzerinde yer alan ülkeler yalnızca Kuzey Kore, Eritre, Moritanya ve Suudi Arabistan oldu.

Türkiye, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde modern köleliğin en sık görüldüğü ülke oldu. Rapora göre, 1,3 milyon modern kölenin bulunduğu Türkiye, toplam modern köle sayısında da ilk 10’da yer alıyor.

Endekse göre, modern köleliğin en az olduğu ülkeler ise sırasıyla İsviçre, Norveç, Almanya, Hollanda ve İsveç oldu.

Walk Free’nin “modern kölelik” tanımı

Kuruluşun internet sitesinde modern kölelikle ilgili şu açıklama yer aldoı: “Modern kölelik birçok biçim alır ve birçok adla bilinir. Temel olarak kişinin tehdit, şiddet, zorlama ya da aldatma nedeniyle reddedemeyeceği ya da terk edemeyeceği sömürü durumlarını ifade eder.

Modern kölelik, zorla çalıştırmayı, zorla veya kölece evlendirmeyi, borç esaretini, zorla ticari cinsel sömürüyü, insan kaçakçılığını, kölelik benzeri uygulamaları ve çocukların satışını ve sömürüsünü içerir.

Her biçimiyle, bir kişinin özgürlüğünün – bir işi kabul etme veya reddetme özgürlüğünün, bir işverenden diğerine ayrılma özgürlüğünün veya kiminle, ne zaman ve kiminle evleneceğine karar verme özgürlüğünün – sömürmek, kişisel veya mali kazanç için ortadan kaldırılmasıdır.

Modern kölelik sessizlik içinde gelişir. Bu nedenle Küresel Kölelik Endeksi’ni oluşturduk. Endeks, 160 ülke için üç temel soruyu yanıtlıyor: kaç kişi modern kölelikte yaşıyor, insanları savunmasız kılan nedir ve hükümetler bu sorunu çözmek için ne yapıyor?”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın