Almanya’dan Ukrayna’ya 2,7 Milyar Euro Değerinde Silah Ve Mühimmat Yardımı

Almanya’dan Ukrayna’ya 30 Leopard tankı, 20 zırhlı personel taşıyıcı, 100’den fazla savaş aracı, 18 kundağı motorlu obüs, 200 arama dronu ve hava savunma aracından oluşan askeri yardımda bulunma kararı aldı.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, söz konusu askeri yardım paketinin, “Almanya’nın Ukrayna desteğinde ciddi olduğunu gösterdiğini” açıkladı. Pistorius, “Almanya sağlayabileceği bütün desteği, (savaş) ne kadar uzun sürerse sürsün sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Almanya, Ukrayna’ya 2,7 milyar euro hacminde askeri yardım paketi açıkladı. Alman hükümeti tarafından yapılan açıklamada söz konusu yardım paketinin tank, zırhlı araç ve uçaksavar sistemleri gibi askeri teçhizatı kapsayacağı belirtildi.

Detayları ilk olarak Alman Der Spiegel gazetesinde açıklanan paketin, 30 Leopard tankı, 20 zırhlı personel taşıyıcı, 100’den fazla savaş aracı, 18 kundağı motorlu obüs, 200 arama dronu ve hava savunma aracı içerdiği belirtildi.

Söz konusu askeri yardım paketinin, “Almanya’nın Ukrayna desteğinde ciddi olduğunu gösterdiğini” açıklayan Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Almanya sağlayabileceği bütün desteği, (savaş) ne kadar uzun sürerse sürsün sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy Almanya’ya geliyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana ilk kez Pazar günü Almanya’ya ziyaret gerçekleştirecek. Zelenskiy’nin, 14 Mayıs’ta Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmier ile görüştükten sonra helikopterle Aachen kentine geçerek burada Uluslararası Şarlman Ödülü’nü alması planlanıyor.

Ukrayna, Almanya’nın Rus gazına olan bağımlılığı ve Rus gazını Baltık Denizi üzerinden Avrupa’ya taşımak amacıyla döşenen Kuzey Akım boru hatları planları nedeniyle Almanya’ya karşı tepkiliydi.

Bunun yanı sıra Almanya, Rusya’nın işgali ardından Ukrayna’ya askeri yardım sağlamada geç kalmakla suçlanmıştı, ancak Almanya savaşın başından bu yana Ukrayna’ya en çok askeri destek sağlayan ülkelerden biri konumunda.

Almanya, Ukrayna’ya bugüne kadar 18 Leopard-2 tankı, 40 Marder tipi zırhlı muharebe aracı, 34 Gepard uçaksavar tankı, 2 zırhlı kurtarma aracı, 2 Wisent mayın temizleme tankı, 2 İris hava savunma sistemi ve Patriot hava savunma sistemi göndermişti.

Bunların dışında ayrıca 18 tekerlekli obüs, topçu mühimmatı, hava savunma sistemleri için güdümlü füzeler, hava savunma için 4 İris ateş ünitesi ve 12 İris fırlatıcı teslim edilmişti.

Paylaşın

Ukrayna’dan Kırım Saldırısı Açıklaması: Büyük Taarruzun Hazırlığıydı

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Ukrayna ordusu, 2014 yılında Rusya tarafından ilhak edilen Kırım’a yönelik SİHA (silahlı insansız hava aracı) saldırısının, yakında Rus ordusuna karşı başlaması planlanan geniş çaplı karşı saldırının bir hazırlığı olduğunu bildirdi.

“Düşman lojistiğine sızma, savunma kuvvetlerimizin, üzerinde uzun süredir konuştuğumuz güçlü aktif eylemlerine yönelik aşamalardan biri” diyen Ukrayna Güney Bölgesi Komuta Merkezi Sözcüsü Nataliya Humenyuk, “Bu çalışmalar herkesin beklediği kapsamlı saldırıyı hazırlıyor” dedi.

Kırım’da yer alan liman kentlerinden Sivastopol’da bulunan büyük bir yakıt deposuna Cumartesi sabahı SİHA’larla düzenlenen saldırı sonucu depoda yangın çıkmış, ancak Rusya’nın verdiği bilgiye göre olayda ölen ya da yaralanan olmamıştı.

Yakıt deposu dışında sivil yapıların da saldırıda zarar görmediği belirtiliyor. Ukrayna askeri gizli servisi ise saldırıda on petrol tankının kullanılamaz hale getirildiğini iddia ediyor. Kiev yönetimi bu saldırının sorumluluğunu üstlenmedi ancak askeri gizli servisten yapılan açıklamada, benzer patlamaların bundan sonra da devam edeceği ifade edildi.

Bir yılı aşkın süredir, saldırdığı ve topraklarının bir kısmını işgal ettiği komşusu Ukrayna ile savaşan Rusya, ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nın yanı sıra, halihazırda Ukrayna’nın yüzde 20’sini de işgali altında bulunduruyor.

Uluslararası toplum, haftalardan bu yana, Rus ordusuna karşı Ukrayna’nın hazırlıklarına başlandığını duyurduğu karşı saldırıyı bekliyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, Batı’dan gelen silah yardımının da desteği ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Soğuk Savaş’tan Daha Tehlikeli Bir Eşiğe Ulaştık

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” dedi. Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın daimi üye olduğu ve geçici olarak başkanlık ettiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), “etkili çok yönlülük (multilateralizm) ve BM Şartı” konulu bir oturumu yönetti. Söz konusu oturumda Lavrov, “Aynen Soğuk Savaş’ta olduğu gibi tehlikeli, hatta muhtemelen daha da tehlikeli bir eşiğe ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Batı ülkelerini hegemonyacı planlara sahip olmakla suçlayan Lavrov, ülkesinin Ukrayna’yı işgalini de savundu. Lavrov, “Ukrayna sorunu” olarak nitelendirdiği meselenin, NATO’nun Rusya’nın güvenliğini yıllar boyunca tehdit etmiş olmasından bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Lavrov, “Uluslararası ilişkiler, ya çıkarlar dengesi temelinde sağlam bir uzlaşının kurulması ya da Washington’ın hegemonyasının saldırgan ve değişken ilerleyişi vasıtasıyla şekillendirilmeye devam edecek” ifadesini kullandı.

Söz konusu oturumla ilgili üye devletlere gönderdiği notta “tek kutuplu dünya düzenini” kınayan Moskova, söz konusu düzenin, “BM sisteminin etkililiği ve istikrarı için ciddi bir sorun teşkil ettiğini” savundu. Notta, “Bugün dünya, yeni bir derin sistemik dönüşümle karşı karşıyadır. Tek kutuplu dünya düzeninin doğal ve hızlı bir biçimde reddi ve yeni bir çok kutuplu sistemin ortaya çıkışı söz konusudur” ifadelerine yer verildi.

Her ay dönüşümlü olarak bir üyenin başkanlık ettiği konseyin başkanlığı, Nisan ayında Rusya’da bulunuyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten eleştiri

Lavrov’un yönettiği Güvenlik Konseyi oturumunda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yol açtığı “felaketi” kınayan Guterres, Rus işgalinin uluslararası hukukun bir ihlali olduğunu ve Ukrayna halkına “devasa bir acı getirdiğini” söyledi. Genel Sekreter, Rus işgalinin “koronavirüs pandemisinin tetiklediği küresel ekonomik istikrarsızlığı pekiştirdiğini” de savundu.

Oturumun konusuyla ilintili olarak, Guterres, “Çok yönlü sistem, Birleşmiş Milletler’in yaratılmasından bu yana tüm zamanların en büyük baskısı altındadır” diye konuştu. Guterres, “Büyük güçler arasındaki gerilim tarihin en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı şekilde yanlış maceralar veya yanlış hesaplamalar nedeniyle ortaya çıkan çatışma riskleri de” açıklamasında bulundu.

Oturumla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtlayan, AB’nin BM’deki temsilcisi Olof Skoog, Rusya’yı “alaycılıkla” suçladı. Skoog, “Rusya, bu oturumu organize ederek, kendisini BM Şartı’nın ve çok yönlülüğün bir savunucusu olarak sunuyor. Bundan daha gerçek dışı olan başka bir şey yok” diye konuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Berlin İle Moskova Arasındaki Gerginlik Tırmanıyor!

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında Ukrayna’ya saldırıları başlatmasının ardından Berlin ve Moskova arasındaki ilişkilerde gerginlik tırmanıyor. Moskova, yirmiden fazla Alman diplomatın sınır dışı edildiğini açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Swesda televizyonuna yaptığı açıklamada bu adımın “Almanya’daki Rus diplomatik temsilcilik görevlilerinin yine toplu şekilde sınır dışı edilmesine” karşılık bir misilleme olduğunu bildirdi.

Almanya’nın tutumunu “en sert şekilde” kınadıklarını belirten Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Berlin’i “Tüm alanlardaki Rus-Alman ilişkilerine açıkça zarar vermekle” suçlayarak, Rusya’nın “Berlin’in düşmanca tutumuna gereken tepkiyi” verme kararı aldığını kaydetti. Zaharova, tam olarak kaç diplomatın sınır dışı edildiğine dair bilgi vermedi.

Almanya’nın kaç Rus’u sınır dışı ettiği veya kaç Rus’un ülkeyi terk ettiği henüz belirsizliğini koruyor.

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise Alman hükümetinin geçen haftalarda Rusya ile her iki ülkenin de diplomatik temsilciliklerindeki personele ilişkin görüşmeler yürüttüğünü belirterek, bu görüşmelerin hedefinin “Almanya’daki Rus istihbarat varlığının azaltılması” olduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanlığı, “Rus büyükelçilik çalışanlarının bugünkü ayrılışı da bununla ilgili” dedi.

Rusya’nın geçen yıl Şubat ayında Ukrayna’ya saldırıları başlatmasının ardından Berlin ve Moskova arasındaki ilişkilerde gerginlik yaşanıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsviçre, Batı’nın Israrına Rağmen Ukrayna’ya Silah Sevkiyatını Yine Reddetti

İsviçre Cumhurbaşkanı Alain Berset, Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olmayan İsviçre’nin askeri tarafsızlık ilkesini gerekçe göstererek Ukrayna’ya silah sevkiyatına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

İsviçre’nin tarafsızlık yasalarının, hükümetin çatışmalarda herhangi bir tarafı askeri olarak destekleyemeyeceği anlamına geldiğini ifade eden Berset, “Bizden kendi yasalarımızı çiğnememiz istenemez” diye konuştu.

İsviçre, Almanya ve diğer Batılı ülkelerden gelen yoğun talep ve eleştirilere rağmen Ukrayna’ya İsviçre bağlantılı silah ve mühimmat sevkiyatı yapılmasını bir kez daha reddetti.

Salı günü Berlin’de Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile bir araya gelen İsviçre Cumhurbaşkanı Alain Berset, AB ve NATO üyesi olmayan İsviçre’nin askeri tarafsızlık ilkesini gerekçe göstererek Ukrayna’ya silah sevkiyatına izin vermeyeceklerini dile getirdi.

İsviçre’nin tarafsızlık yasalarının, hükümetin çatışmalarda herhangi bir tarafı askeri olarak destekleyemeyeceği anlamına geldiğini ifade eden Berset, “Bizden kendi yasalarımızı çiğnememiz istenemez” diye konuştu.

Ancak Berset, “Bu konuda nasıl bir gelişme gösterilebileceğine, bunun gerekli olup olmadığına ya da olabilirliğine” de bakılması gerektiğini söyledi. Benzer tartışmaların İsviçre’de de yapıldığına işaret eden Berset, “Kurallara bağlı kalmamız ve gerekirse bunları uyarlamamız önemli” dedi.

Tartışmaların merkezinde, İsviçre’nin silah sipariş eden devletlerden söz konusu malzemelerin savaş halindeki ülkelere aktarılmayacağına dair güvence istemesi yatıyor.

Bu bağlamda Bern hükümeti Almanya’nın Ukrayna’ya gönderdiği Gepard uçaksavar tanklarında kullanılan İsviçre üretimi mühimmatı Ukrayna’ya nakletmesine karşı çıkıyor ve istisna uygulamıyor. İsviçre, Danimarka ve İspanya’dan gelen benzer talepler karşısında da ret yanıtı vermişti.

İsviçre Parlamentosunda ilgili yasayı değiştirme girişimleri ise şimdiye kadar başarısız oldu.

Almanya Başbakanı Scholz, Alman hükümetinin İsviçre’de bu konuda yaşanan tartışmaları çok yakından takip ettiğini ve “bunlardan bir sonuç çıkacağını” umduğunu belirterek, “Ukrayna’nın silah ve mühimmat desteğine ihtiyacı olduğunu biliyoruz… İşte bu nedenle Almanya’dan, bu durumu iyileştirmek için neler yapılabileceğine dair çok sayıda başvuruda bulunuldu” dedi.

Alman hükümeti Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna’ya şimdiye kadar 34 Gepard tankı ve 60 bin atışlık mermi tedarik etmiş, ancak mermi sayısının yetersiz kalması nedeniyle İsviçre üretimi mermilerin gönderilmesi için Bern hükümetine iki kez başvurmuştu.

Tedarik açığını kapatmak için Alman Rheinmetall şirketi halihazırda Aşağı Saksonya’daki Unterlüß tesisinde yeni bir üretim hattı kuruyor. Ama burada üretilecek mühimmatın yaz aylarına kadar teslim edilmesi beklenmiyor. Bu nedenle Alman hükümeti geçici çözümler arıyor.

Almanya geçtiğimiz yıl da iki kez İsviçre hükümetine, Gepard tanklarında kullanılan mermilerin Ukrayna’ya sevk edilip edilemeyeceğini sormuş, İsviçre bu sorulara askeri tarafsızlık ilkesine atıfla olumsuz yanıt vermişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Çin’den Rusya’ya “Silah Desteği Sağlamayacağız” Güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Çin ziyaretinde Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar öne çıktı. Baerbock, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile iki saate yakın süren görüşmesinde, Pekin yönetiminden savaşın sona ermesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını istedi.

Baerbock, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretin, Rusya üzerinde hiçbir ülkenin Çin kadar etkili olmadığını ortaya koyduğunu belirterek “Çin’in bu nüfuzu nasıl kullanacağına yönelik kararı, Avrupa’nın temel çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir” dedi.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde gösterdiği başarıya işaret eden Almanya Dışişleri Bakanı, aynı çabayı, Ukrayna’daki saldırganlığı sona erdirmesi ve barışçıl çözüm sürecine dahil olması için Rusya nezdinde de göstermesini istedi.

Çin’in Ukrayna savaşıyla ilgili olarak şimdiye kadar gerek resmi açıklamalarda gerekse Şubat ayında açıkladığı tutum belgesinde Rusya’ya doğrudan savaşı durdurma çağrısı yapmamasını anlayamadığını söyleyen Baerbock, “Bir o kadar önemli bir konu, Rusya’ya silah sevkiyatına izin verilmemesi ve çifte kullanımlı malzemelerin savaşta kullanılmasının önlenmesidir” diye konuştu.

“Silah desteği sağlamayacağız” güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ise ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı. Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Baerbock’un Çinli mevkidaşı Çin ile görüşmesinde Tayvan konusunda yaşanan gerginlik de gündeme geldi. Tayvan’da askeri bir çatışmayı tüm dünya için bir “felaket senaryosu” olarak nitelendiren Baerbock, Almanya’nın “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunun altını çizdi.

Tek Çin politikası, Tayvan’ın Çin’in parçası olarak kabul edilmesi ve Tayvan ile diplomatik ilişkiler kurulmaması anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Baerbock, statükonun şiddet yoluyla değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

“Hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyiz”

Alman Bakan, küresel ticaretin yüzde 50’sinin Tayvan Boğazı üzerinden yapıldığına işaret ederek bölgede istikrarsızlığın son derece ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Baerbock, bu tür bir şok dalgasının yol açacağı ekonomik krizden Çin’in de etkileneceği uyarısında bulundu.

Çin Gang ise Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu vurgulayarak ülkesinin Tayvan konusunda hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini kaydetti. Çin, “Diğer devletler ‘Tek Çin’ ilkesine gerçekten saygı duyuyorsa Tayvan’daki ayrılıkçı faaliyetleri reddetmeleri gerekir. Sorunların temelinde bağımsızlık çabaları yatmaktadır. Çin, topraklarının tek karışından vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuk açısından Çin’in parçası olarak kabul edilen 23 milyon nüfuslu Tayvan, 70 yıldır demokratik yollarla seçilen bağımsız hükümetler tarafından yönetiliyor. Çin son dönemde, dış müdahale durumunda askeri güç kullanımına başvurma tehdidinde bulunurken ABD, Çin’in askeri müdahalesi durumunda Tayvan’a savunma desteği vereceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Türkiye Merkezli İki Şirkete ABD’den Yaptırım: Bu Bir Uyarı Atışı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye merkezli Dexias Türkiye ve Azu International’a, Rusya’ya Ukrayna işgalinin ardından uygulanan yaptırımların delindiği gerekçesiyle yaptırım getirildiğini açıkladı.

Açıklamada Dexias Türkiye’nin, Rusya’daki Radioavtomatika şirketi için aracılık yaptığı aktarıldı. Rusya’daki bu şirket hali hazırda ABD yaptırımlarına tabiydi.

Dexias’ın Batılı şirketlerle iletişime geçerek ABD menşeili elektronik ürünler almaya çalıştığı öne sürüldü. Dexias Türkiye’nin yanı sıra Rusya’daki kolu olan Dexias Rusya ve bu iki şirketin de yöneticisi olan Alim Khazişmeloviç Firov’a da yaptırım açıklandı.

Yaptırım uygulanacak Türkiye merkezli ikinci şirket ise Azu International. ABD Hazinesi’ne göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin hemen ardından, Mart 2022’de kurulan bu şirketin amacı yaptırımlara takılan elektronik ürünleri Rusya’ya göndermekti.

ABD bu şirketin Rusya’ya birden fazla bilgisayar çipi sevkiyatı yaptığını açıkladı. Reuters ajansı da Aralık ayında Rus gümrük kayıtlarını inceleyerek yaptığı haberde bu şirketi Rusya’ya en az 20 milyon dolarlık elektronik parça sattığını yazmıştı.

ABD’nin yaptırım listesine aldığı şirketlerin ABD’deki varlıkları donduruluyor, SWIFT sistemini kullanarak uluslararası para transferi yapmaları da yasaklanıyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan da yaptırımlarla ilgili henüz bir açıklama gelmedi.

NATO üyesi Türkiye, Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara ilkesel olarak karşı çıkmakla birlikte yaptırımların, Türkiye’de delinmeyeceğini ve sevk edilen ürünlerin Rus ordusu tarafından kullanılamayacağını belirtmişti.

Türkiye, geçen ay Batı ülkelerinin yaptırım listesinde olan malların Rusya’ya iletilmesini durdurmak üzere adım atmıştı.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kremlin kapsamlı, çok taraflı yaptırımların ve ihracat kontrollerinin etrafından dolanmanın yollarını ararken ABD müttefik ve ortaklarıyla birlikte Putin’i savaşta destekleyen yaptırımların delinmesine yönelik girişimleri, sekteye uğratmaya devam edecek.”

Brian Nelson geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ı kapsayan bir ziyaret gerçekleştirmiş ve yaptırımların uygulanması odaklı ziyaret kapsamında Türkiye’de iş dünyası ve banka yöneticilerine yönelik yaptığı konuşmada uyarıda bulunmuştu.

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya 2,6 Milyar Dolarlık Yeni Silah Yardımı

ABD’nin Ukrayna’ya 2,6 milyar dolarlık askeri yardım yapacağı açıklandı. ABD, Rusya işgalinin başladığı 24 Şubat 2022’den beri Ukrayna’ya 35,2 milyar dolardan fazla güvenlik yardımı sözü verdi.

Almanya ve Portekiz tarafından söz verilen Leopard 2 muharebe tankları da geçen ay Ukrayna’ya ulaştı. Salı günü açıklanan pakette 61 adet ağır yakıt tankeri ve bozuk tanklar gibi ağır ekipmanları taşımaya yardımcı olacak kurtarma araçları yer alıyor.

Silah yardımı paketi, Başkan Joe Biden yönetiminin ABD silah stokları yerine sektörden silah satın almasını mümkün kılan Ukrayna Güvenlik Yardımı Girişimi (USAI) fonundan sağlanan 2,1 milyar dolardan oluşuyor.

Rusya, Ukrayna’da bahar taarruzuna hazırlanırken Pentagon’dan yapılan açıklamada ABD’nin Kiev’e üç hava gözetleme radarı, tanksavar roketler ve yakıt kamyonlarını içeren 2,6 milyar dolarlık askeri yardım yapacağı belirtildi.

ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Julianne Smith dün yaptığı açıklamada, Ukraynalılar’ın gelecek haftalarda kendi bahar harekatını başlatmasını beklediklerini söyledi.

ABD’nin bugün açıkladığı silah yardımı paketi, Başkan Joe Biden yönetiminin ABD silah stokları yerine sektörden silah satın almasını mümkün kılan Ukrayna Güvenlik Yardımı Girişimi (USAI) fonundan sağlanan 2,1 milyar dolardan oluşuyor.

USAI paketi, eğitim ve bakım masraflarının yanısıra ABD ve müttefiklerinin Kiev’e verdiği NASAMS hava savunması için ek mühimmat, hassas hava mühimmatı, Sovyet dönemi GRAD roketleri, tanksavar roketleri, zırhlı köprü sistemleri ve 105 yakıt römorkunu içeriyor.

Kalan 500 milyon dolarsa, başkanın acil durumda Kongre onayı gerektirmeden ABD’nin mevcut stoklarından teçhizat alımına izin veren özel yetkisi üzerinden sağlandı.

Yardım paketinin bu kısmına Patriot hava savunma sistemleri, tank mühimmatları ve Yüksek Hareketli Topçu Roket Sistemleri (HIMARS) için mühimmatın da aralarında olduğu yarım düzine mühimmat türü dahil.

Paylaşın

Ukrayna’ya Silah Desteği ABD’nin Füze Ve Cephane Stoklarını Tüketti

Rusya’nın bölgesel bir operasyon olarak adlandırdığı Ukrayna’nın ise ‘Batı’lı güçlerin desteğiyle devam ettirdiği savaşın bir yılı geride kalırken, Ukrayna’ya silah desteği sağlayan ABD’nin füze ve cephane stoklarını tüketti yazıldı.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The New York Times’ın haberine göre, ABD’nin Ukrayna’ya gönderdiği Stingerlar kadar yeni füze üretmesi 13 yıl sürecek. Benzer şekilde, Javelin füze sistemlerinin savaştan önceki stok seviyesine gelmesinin de en az 5 yıl alacağı hesaplandı.

Mühimmat üretiminde yaşanan sıkıntılar ve eksikliklerin savunma sanayi profesyonelleri arasında da endişe yarattığı ifade edildi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından yayınlanan bir raporda, “Bu bir kriz olabilir. Ön cephe hareketsiz bir hale gelmişken, toplar en önemli savaş silahına dönüştü. Ukrayna asla 155 milimetrelik mühimmattan mahrum kalmaz ama top birlikleri sadece öncelikli hedeflere ateş etmek zorunda kalabilir” ifadelerine yer verildi.

Biden yönetimi mart başında Savunma Bakanlığı için 842 milyar dolarlık rekor bütçe önermiş ve bu bütçenin 19,2 milyar dolarının üretim tesislerini yenilemek ve füze üretimini artırmak için kullanılacağını belirtmişti.

ABD’nin bir ayda ürettiği, Ukrayna’da 48 saatte tükeniyor

ABD elindeki mevcut kapasiteyle bir ayda 155 milimetrelik 14 bin top mermisi üretebilirken, Ukrayna güçleri bu sayıda mermiyi 48 saat içinde tüketiyor. ABD’li yetkililer ocak ayında bir öneri sunmuş ve talebi karşılayabilmek için üretim kapasitesinin günde 90 bin mermiye kadar çıkarılmasına karar verilmişti. Ancak bu rakamın 2025’e kadar yakalanması beklenmiyor.

Konuyla ilgili geçen aralıkta Dış Politika Araştırma Enstitüsü (Foreign Policy Research Institute) için bir makale yazan savunma uzmanları Michael Kofman ve Rob Lee, “Mühimmat erişimi, 2023’te savaşın gidişatını belirleyecek en önemli ve tek faktör olabilir” ifadelerini kullanmıştı.

Daha önce Körfez Savaşı gibi yüksek yoğunluklu ve kısa süreli ya da Afganistan Savaşı gibi düşük yoğunluklu ve uzun süreli çatışmalarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri bu savaşlarda cephane sıkıntısı yaşamamıştı. Bu savaşların yoğunluğu ve süresi, ABD’nin stoklarını ihtiyaç duyduğu şekilde tazelemesine fırsat sunmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO: Putin Barış Değil Savaşı Uzatma Planı Yapıyor

“Putin barış değil savaşı uzatma planı yapıyor” diyen NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Kremlin’in askeri sanayi üretimini artırdığını ve İran’la Kuzey Kore gibi “otoriter rejimlerle” görüşerek daha fazla silah almaya çalıştığını söyledi.

Stoltenberg, bu nedenle Batılı ülkelerin sanayisinin de Ukrayna’yı uzun süreli bir savaşta desteklemeye hazır olması gerektiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu ihtiyaç sürmeye devam edecek çünkü bu bir yıpratma savaşı. Bu, desteği sürdürmek için endüstriyel kapasiteyle ilgili.”

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’a konuştu.

Stoltenberg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yla kısa vadede barış sağlanmasını istemediğini ve bir “yıpratma savaşı” sürdürdüğünü savundu.

Stoltenberg, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta temmuzda düzenlenmesi planlanan NATO zirvesinde, ittifaktaki tüm ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının en az yüzde 2’sini savunma bütçesi olarak kullanmayı onaylaması gerektiğini belirtti.

“Putin barış değil savaşı uzatma planı yapıyor” diyen NATO lideri, Kremlin’in askeri sanayi üretimini artırdığını ve İran’la Kuzey Kore gibi “otoriter rejimlerle” görüşerek daha fazla silah almaya çalıştığını öne sürdü.

Stoltenberg, bu nedenle Batılı ülkelerin sanayisinin de Ukrayna’yı uzun süreli bir savaşta desteklemeye hazır olması gerektiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

Bu ihtiyaç sürmeye devam edecek çünkü bu bir yıpratma savaşı. Bu, desteği sürdürmek için endüstriyel kapasiteyle ilgili.

NATO lideri, Ukrayna günde 4 bin ila 7 bin havan mermisi harcarken, bu sayının Rusya için 20 bine çıktığını da iddia etti. Batının silah sanayisindeki üretimin, Ukrayna ordusunun harcadığı mermi miktarına yetişemediğini de sözlerine ekledi.

Avrupa Birliği ülkeleri bu hafta Ukrayna’ya 12 ay içinde toplamda bir milyon top mermisi gönderilmesini kararlaştırmıştı.

Öte yandan Stoltenberg, ABD’nin Çin’in Rusya’ya silah satmayı planladığında dair iddialara da değindi. NATO lideri, Pekin yönetiminin böyle bir hamle yapmaktan caydırılması gerektiğini ifade etti.

Çin’in savaştaki arabuluculuk çalışmalarında Ukrayna’nın yaklaşımının anlaşılmasının yanı sıra ülkenin lideri Volodimir Zelenski’yle doğrudan görüşme sağlanmasının önemli olacağını da vurguladı.

Stoltenberg, Kiev yönetimine savaş jeti gönderilmesine dair henüz net bir karar verilmediğini de belirtti. ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya F-16 gönderilmeyeceğini söylemişti. Öte yandan Polonya ve Slovakya, Ukrayna ordusuna MiG-29 savaş jetleri sevk edeceklerini duyurmuştu. Tam olarak kaç uçak gönderileceği henüz bilinmiyor.

NATO lideri, salı günkü açıklamasında da ittifaktaki ülkelerin savunma harcamalarını artırması gerektiğini belirtmişti. “Dünya daha tehlikeli halde, savunma yatırımlarımızı da artırmalıyız” diyen Stoltenberg, NATO ülkelerine silah üretimini hızlandırma çağrısı yapmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın