Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Startını Kartal’da Verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı “Birlikte Değiştirelim” şiarıyla ilk mitingini İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştirdi. 

Miting öncesi Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin eş genel başkanları, eş sözcüleri ve başkanları, kortej halinde mitingin gerçekleştirileceği Kartal Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

Kortejde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Perihan Koca, Pelin Kahiloğulları, Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüleri Barış Kayaoğlu ve Dilşad Canbaz ile partililer yer aldı. Kortejde, “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” pankartı açıldı. Kurulan kortejde HDP bileşenleri Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SODAP, SYKP, Yeşil Sol Gelecek Partisi de yer aldı.

Mitinge ayrıca Karhan Gümrükleme işçileri, Halkevleri, Kaldıraç, Uluslararası İşçi Derneği, LİMTER-İŞ’te örgütlü direnişçi LCW işçileri, Kadın Meclisleri, Demokratik Emekliler Sendikası, Doğu-Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, İstanbul Amed Federasyonu, Muş Dernekler Federasyonu, Silvanlılar Derneği, Batman Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Amed Dernekleri Federasyonu, Birleşik Emekliler Sendikası, KESK Başkanı Mehmet Bozgeyik, Patnos Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul ve Gebze şubeleri ve eş başkanı, Hubyar Sultan Derneği, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nden Şenol Karakaş, Adalet Nöbeti tutan anneler ve DDKD Temsilcisi Mehmet Eminen, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve Abisi Gürkan Korkmaz, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Iğdır Dernekler Federasyonu, Dersim Dernekler Federasyonu, Van Dernekler Federasyonu, Silvan Siirt Dernekler Federasyonu, KAYDER, Bitlis Dernekler Federasyonu, Diyarbakır Bismil Derneği, Diyarbakır Silvan Tokluca Köy Derneği, İkitelli Muş Derneği ile diğer pek çok kurumun yönetici ve üyeleri, yazarlar, sanatçılar da katılarak destek verdi.

Ayrıca tüm engellere rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyen kadınlar ve LGBTİQ+’lar, hakları için yıllarca mücadele eden Emekliler ve EYT’liler; parasız, özgür ve anadilinde eğitim mücadelesi veren gençler, dünyayı emekleriyle var eden ve işyerlerinde direnişe devam eden işçiler ve emekçiler, ülkenin dört bir yanında devam eden ekoloji mücadelesini yürütenler miting kürsüsünden selamlandı.

Barış Anneleri Meclisi üyeleri, beyaz tülbentleriyle Kartal Meydanı’na zılgıtlarla giriş yaptı. Meydandaki kitle, Barış Annelerini alkışlarla karşıladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” sloganıyla gerçekleşen miting öncesinde bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu. Miting alanına gökkuşağı bayraklarıyla girmek isteyenlerin bayrakları polisler tarafından içeri alınmadı. Mitingde Gezi direnişinde hayatını kaybedenlerin isimleri ve hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklanan Gezi tutsaklarının isimleri okundu. Mitinge katılan yurttaşlar, alkışları ve sloganlarıyla Gezi tutsaklarına desteğini ifade etti.

Demirtaş, Demirtaş’ın Sürprizi ile Başladı

Edirne Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana  tutuklu bulunan HDP eski  Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mitinge sosyal medyadan mesaj gönderdi. Demirtaş, paylaşımında “Ben yola çıktım, geliyorum, halayda buluşalım #EmekveÖzgürlükİçin” ifadelerine yer verdi. Ayrıca mitingin startı, sözlerini ve müziğini Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Emekçiyiz” şarkısıyla verildi.

Sefalet düzeni değil, demokratik cumhuriyet”

TÖP Sözcüsü Juilana Gözen: 15 Ocak 2023. Bu tarihi kimse unutmayacak. Bu tarih Türk halkıyla Kürt halkının kendi seçeneğini yarattığı tarih olarak kayıtlara düşecek. İşçilerin insanca çalışabildiği, onurlu bir yaşam sürebildiği günlere bir adım daha atıyoruz. Söz veriyoruz kardeşler; ülkeyi bataklığa sürükleyenleri göndermeye söz veriyoruz. Hoş geldiniz dostlar; emeği ve özgürlüğü için savaşanlar hoş geldiniz. Şimdi emin olun ki birilerinin ödü kopuyor. Yargılanacağı günler yakın diye korkuyorlar, korksunlar, korkmakta haklılar. Çünkü her birinden tek tek hesap soracağız. Bizden çaldıkları ne varsa geri alacağız. Bizden çaldıkları hayatları, hakları geri alacağız. Söz bitti artık kardeşler saflar netleşti. Dibine kadar suça batmış bu faşist iktidar kendi koltuğunu korumak pahasına halka savaş açmış.

Ülkeyi çetelerle, mafyalara tarikatlarla cehenneme çevirdiler, işçileri açlığa sürükleyip neymiş hukuk onun iki dudağının arasındaymış. Neymiş seçim tarihini de kendisi belirleyecekmiş. Seçimlere kimlerin gireceğini belirleyecekmiş. Seçimlerde hangi partilerin yer alacağını belirleyecekmiş. Neymiş milyonlarca insanın iradesi olan HDP’yi kapatacakmış. Ne yaptıysan ne ettiysen bu 20 yıllık iktidarında bu halk sana boyun eğmedi şimdi mi eğecek, hadi oradan hadi oradan.

Diğer taraftan kardeşler, sanki iktidarın ekmeğine yağ sürmek için kurulmuş, ‘İktidar bir hamle yapsın bir Kürtlere, Alevilere, gençlere, kadınlara saldırısın da arkasında dizilelim’ diyen 6’lı Masa. Aman ha işçiler bir adım önce çıkmasın, aman ha gençler ayaklanmasın, kadınlar sokakları doldurmasın. Doldurmasın ki onların iktidarında onların başına bela olmasın. Ama öyle yağma yok. Zamanında işçilerin onlarca grevini yasaklayanlar şimdi bize ekonomik kalkınmadan bahsediyor. Türkiye’yi Orta Doğu’da savaş bataklığına sürükleyenler şimdi bize barıştan bahsediyor. 17 bin faili meçhul ile anılanlar şimdi gelmiş bize iç huzuru anlatıyor. Şimdi onlar bu sicile bu geçmişle burada toplananların, işçilerin Kürtlerin, Alevilerin, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ iradesini yok sayacak öyle mi? Nasıl olsa bizim adayımıza mahkumlar diyecekler öyle mi?

Kardeşler bilsinler ki işçiler, Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar seçeneksiz değil. Biz varız biz. Emek ve Özgürlük İttifakı var. İşte buradayız. İttifakımız patronlarla sendikal ağalarının değil işçilerin ittifakıdır, ittifakımız Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin, Çerkezlerin, Ermenilerin, Arap Alevilerinin ittifakıdır. Bu topraklarda görülecek bir hesabımız var. Hiçbir yere gitmiyoruz, üniversitelerimizi de memleketimizi de biz özgürleştireceğiz diyen gençlerin ittifakıdır ittifakımız. Ve kadınlar, erkek egemenliğinin ‘camını çerçevesini indireceğiz’ diyen kadınların ittifakıdır ittifakımız.

Karadeniz’de gürül gürül akan derelerin Şırnak’ta kesilen ağaçlarla Ege’deki zeytinliklerin ittifakıdır bizim ittifakımız. Bu topraklara onurlu bir barış ve özgürlük getirecek yegane güç işte buradadır sevgili kardeşler. İşte buradayız. Kimsenin şüphesi olmasın devrimciler, sosyalistler, yurtseverler bu toprakların yüz akıdır. Sorumluluğunu bilir ama bizi çantada keklik sananlar bilsinler bu halk kendi seçeneğini yaratmasını da bilir. Kardeşler burada hep birlikte bir söz veriyoruz söz veriyoruz 7 gün boyunca cenazesi yerde yatan Taybet Ana için.

10 Ekim’de Suruç’ta kaybettiğimiz arkadaşlarımız yoldaşlarımız için söz veriyoruz. Veysel için, Polen için, Cebrail için, Ezgi için söz veriyoruz. Soma’da tekmelenen maden işçileri için söz veriyoruz. İzmir’de HDP il binasında katledilen Deniz için, Deniz Poyraz için söz veriyoruz. Söz veriyoruz kardeşler, bu iktidarı göndereceğiz, bu iktidarı göndereceğiz, onurlu bir barışı ve demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte emek ve özgürlük ittifakı ile inşa edeceğiz. Yolumuz açık olsun.

“Göndereceğiz: Kamulaştıracağız, demokratikleştireceğiz”

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: Hoş gelmişsiniz, kardeşler, arkadaşlar, hevaller, ne kadar güzelsiniz, ne kadar çoksunuz, yıldızlar kadar çok gelmişsiniz. Hoş gelmişsiniz, sefalar getirmişsiniz. Bugün şansımıza hava güneşli, siz de çok güzelsiniz. Bakıyorum, görüyorum ki işçiler, emekçiler gelmiş buraya, Kürt halkı gelmiş, Aleviler gelmiş, kadın kurtuluş mücadelesi veren kadın kardeşlerimiz gelmiş. Gökkuşağı bayrağını taşıyan, eşitlik isteyen kardeşlerimiz gelmiş. Doğayı savunanlar gelmiş, gençler gelmiş. Ne kadar iyi etmişsiniz.

Buradan sesleniyoruz, defalarca da seslendik. Dedik ki: ‘Bu ülkede bir Kürt meselesi var. “Gelin bunu çözün” dedik. Onlar ne yaptılar? Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da, Şırnak’ta ne yaptılar? Kayyım atadılar kayyım. Var mı böyle eşitlik, var mı böyle aynı gemide olmak, var mı böyle özgürlük, olur mu böyle? Ne yaptılar? Gittiler, Selahattin Demirtaş’ı dört duvarın arasına koydular. Bunu kabul eder miyiz biz? Kabul etmeyiz tabii ki sevgili kardeşler, sevgili yoldaşlar. Dediler ki “Suriye sınırını geçeceğiz, Irak sınırını geçeceğiz”. Dediler ki, “Bir gece ansızın hep bu sınırları geçeceğiz.” Biz onlara buradan diyoruz ki: Devletin kendisinin açıkladığı rakamlara göre bu ülkede halkın yaşadığı bir açlık sınır var. Emekçilerin aldığı ücretler açlık sınırında. Ey AKP, ey Erdoğan, gücün yetiyorsa gel de bu açlık sınırını geç! Bırak Suriye sınırını, Irak sınırını; barıştan yana ol. Operasyonu ve savaşları bırak. Kürt halkıyla barış.

Halklarımız o dağılmış pazar yerlerinde ezik, çürük sebzeleri toplamaya çalışıyor. Halkımız ucuza bayat ekmek alabilmek için fırınlarda sıra bekliyor. Halkımızın durumu bu. Bu mitingin başlığı var ya “yoksulluğa karşı” diye, yoksulluk bu düzeyde. Halkımız başvurduğu hastanelerde randevu alamıyor, inim inim inliyor. Halkımız doktor bulsa ilaç bulamıyor. Bir de bakıyoruz ki öbür tarafta yandaşların koca koca binalarda büyük, mermer hastaneleri duruyor. Böyle sağlık sistemi olmaz. Biz halkın sağlık sorunlarını çözebilmek için çok büyük kamu yatırımları yapacağız ve o yandaşların büyük hastaneleri eğer halka randevu vermiyorsa onları da kamulaştıracağız. Halkımıza o randevuları verecekler!

Bu arada işçi ücretleri açıklandı. Erdoğan işçi ücretlerini açıklarken dedi ki “Bizim sırtımızda yumurta küfesi var.” Sonra da kameralara bakarak gülümsedi. Soruyorum buradan Erdoğan, o esnada kimin için gülümsedin? O esnada patronlar için mi, 5’li çete için mi gülümsedin? Yoksa o vicdansız hükümetin için mi gülümsedin? Buradan sesleniyorum, sakın unutma Erdoğan: Orada güldün ama son gülen iyi güler. Ve halk bu işin sonunda çok iyi gülecek.

Birleşiyoruz, kuvvetleniyoruz. Birleşmiş ve örgütlenmiş bir halkı asla hiçbir kuvvet yenemez. Yenilmedik. Gördüğünüz gibi halkımız burada toplanmış, geri çekilmemiş, korkmamış, yenilmemiş, yenilmedi. Seni yeneceğiz AKP. Seni göndereceğiz AKP, seni GÖN-DE-RE-CEĞİZ! Birleştik, bütün gücümüzle göndereceğiz. “Kim gönderecek beni?” mi diyorsun? Türkiye halkları gönderecek seni. İşçiler ve emekçiler gönderecek. Emek ve Özgürlük ittifakı: Biz göndereceğiz seni!

Göndereceğiz onları! O nedenle diyorum ki, burada sorunları dile getirdiğimiz gibi büyük umutlarımızı da dile getirdik. Büyük gücümüzü de ortaya koyduk. Sevgili hevaller, kardeşler, yoldaşlar: Üreten biziz ve üreten bizsek yöneten de biz olacağız! Yaşasın Emek ve Özgürlük İttifakı! Yolumuz açık olsun.

Bağımsız, demokratik Türkiye ve insanca yaşamı birlikte kazanacağız

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz: Arkadaşlar dediler ki ‘yahu bu miting nasıl olacak, toplayabilecek miyiz?’ Kartal Meydanı almadı, almadı. Helal olsun size. Özgürlük çığlığı geliyor, Türkiye’yi böyle özgürleştireceğiz. Faşizmi sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Hatırlayın Almanya faşizme teslim olduğunda, İtalya faşizme teslim olduğunda ne demişti o Alman papaz: ‘Önce Yahudileri götürdüler sesim çıkmadı, sonra sosyalistleri götürdüler sesim çıkmadı, sonra komünistleri götürdüler sesim çıkmadı, Çingeneleri götürdüler sesim çıkmadı sıra bana geldiğinde baktım ses çıkaracak kimse kalmamıştı.’ Şimdi bugün sana söylüyorum kardeşim bak iyi dinle; Kürtleri götürdüler sesin çıkmadı, belediyelere, kayyım atadılar sesin çıkmadı, HDP’yi kapatmaya çalıştılar sesin çıkmadı, grevleri yasakladılar sesin çıkmadı. Bak sıra sana geldiğinde ses çıkaracak kimse kalmaz, bunu bil. İşte burası ses çıkaranların meydanı buraya gel buraya.

Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Türkiye’nin en büyük şehrinin seçme ve seçilme iradesine darbe vurdukları zaman tereddütsüz oraya gittik. Dedik ki: ‘HDP’li belediyelere uygulanan kayyım ne ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uygulanan operasyon da aynı şeydir.’ Ama sizler de Saraçhane’den buraya geleceksiniz buraya. Emek ve Özgürlük İttifakı olmadan İstanbul bu kuşatmayı kıramaz. Diyarbakır’ı yanına almadan İstanbul bu ablukayı dağıtamaz. Gelin birleşelim, bu ülkeyi birlikte özgürleştirelim. Bu mitingde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Seçim ekonomisi ile giriyor Erdoğan ve yönetimi. Açıkça buradan söylüyoruz, kaşıkla verecekler kepçe ile değil kazanla seçimden sonra geri alacaklar. Halkın tepesine vergiyi, borcu yıkacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Tek adam yönetimini, arkasındaki sermaye düzenini, çete mafya düzeni, bu çürümüş düzeni bizler, halk gönderecek. Çünkü halk birden büyüktür.

Bakın burada dipten gelen bir dalga var bu dalgaya kulak varan. Bekaert’te grev yasağını dinlemediler işçiler, Erdoğan kararnamelerini dinlemediler, fiili grev yaptılar ve kazandılar. EYT’liler uzun süre mücadele ettiler ve emeklilik hakkını kazandılar. Kadınlar bir öğün yemek hakkı için mücadele ettiler, anasınıfında, yurtlarda bir öğün yemek hakkını çocuklar için kazandılar. Liman işçileri, tersane işçileri aramızda dalga dalga geliyor işçiler. Antep’te döküm işçileri ayaktalar. Saya işçileri ayaktalar. Diyarbakır’da, Amed’de bugün fırın işçileri ayaktalar. Metal sektöründe 2 bin işçi grev kararı alıyor. İşte kazana kazana birleşe birleşe geliyoruz. Neşeyle, umutla coşkuyla geliyoruz. Bütün engelleri bütün bariyerleri aşacağız çocuklarımız özgür karınlarının tok olduğu mutlu bir memlekette yaşayacak.

Bitirirken şunu söylemek istiyorum: Burada sadece İstanbul’dan, Türkiye’den yurttaşlarımız yok. Burada Gezi’den Kobanî Davasına kadar tutuklu eş başkanlardan milletvekillerine ve belediye başkanlarımıza kadar tutsak arkadaşlarımız da var, bu mitingde el ele kol kolayız. Bu da böyle bilinsin. Şimdi bize soruyorlar diyorlar ki ‘seçimlerde ne yapacaksınız.’ Biz 5 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı partileri olarak bir bildiri yayınladık. Birinci olarak en geniş toplumsal mutabakatla ortak bir adayın ortaya çıkması için işe başlıyoruz, kolları sıvıyoruz buna var mısınız dedik.

İkinci olarak bak kardeşim bu sese kulak vermiyorsan ısrarla bu sese kulak kapatıyorsan bak sana söylüyorum bu ülkede işçilerin oyları, yoksul emekçilerinin oyları, kamu emekçilerinin oyları, kadınların gençlerin oyları, Kürt halkının oyları, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin oyları çantada keklik değil kardeşim, bunu da bileceksin. Eğer inkarcı tutumunu sürdürürsen Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adayını çıkaracak kardeşim. Halkla birlikte bu meydanlardan çıkaracak. Tekrar soruyorum kardeşlerim bu yetkiyi Emek ve Özgürlük İttifakı partilerine veriyor musunuz? Veriyor musunuz? (Evet sesleri) O zaman göreceksiniz el mi yaman bey mi yaman.

Sözlerimi Nâzım Hikmet’in dizeleriyle bitiriyorum. Nâzım Hikmet’in doğum günü bugün. Şan olsun. Ne diyor Nâzım:

Onlar umudun düşmanıdır sevgilim. Akar suyun meyve çağında ağacın düşmanı sana düşman bana düşman düşünen insana düşman. Vatan ki bu insanların evidir onlar vatana düşman. Ve elbette bir daha geri dönmemecesine yıkılıp gidecekler, ve elbette dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, işçi tulumuyla bu güzel memlekette hürriyet, selam olsun.

Bu meydandan iktidara kaybettireceğimiz seçimin startını veriyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: Merheba hevalino, merheba gelê me yê hêja. Merheba dayikên hêja, ciwanên delal. Hûn bi xêr hatine, ser serê min, ser çavên min re hatine.

Emek burada, özgürlük burada, cesaret burada, kararlılık burada. Sevgili halkımız, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, baş göz üzerine geldiniz. Bugün bu mitingi düzenleyen, bizleri sizlerle buluşturan, bu organizasyonda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar var olsunlar. Bir kez daha görüyoruz ki emek burada, özgürlük burada, cesaret burada kararlılık burada. İyi ki buradasınız, iyi ki varsınız.

Bugün savaşa karşı yoksulluğa karşı baskılara dur demek için buradayız. Tecrit politikalarına, savaş politikalarına, siyasi irade gaspına, kayyım rejimine dur demek için buradayız. Evet bugün kadınların ve gençlerin özgürlüğü için buradayız ama aynı zamanda jin jiyan azadî demek için buradayız. Doğa talanına, yaşam talanına, hukuk talanına dur demek için buradayız sevgili arkadaşlarım. Demokrasinin şehri güzel İstanbul’u karanlığın merkezi yapmaya çalışan AKP-MHP rejimine karşı, dur demek için buradayız.

Bugün Emek ve Özgürlük İttafakı’nın ilk mitingini İstanbul’da gerçekleştiriyoruz. Bu daha başlangıç sevgili arkadaşlarımız. Herkes, 82 milyon bu havayı hissedecek, bu rüzgarı hissedecek, bu havayı soluyacak ve seçimlerde İstanbul bir kez daha kendisini ispat edecek. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın. Çünkü asıl hikaye bizim hikayemizdir. 7 Haziran’da başlayan bir başarı hikayemiz var. bu başarı hikayesini şimdi ülkeyi yönetme hikayesine çevireceğiz. Halklarımızla birlikte, dostlarımızla, bileşenlerimizle, ittifaklarımızla birlikte seçimlere damgamızı vuracağız sevgili arkadaşlarım.

Bizim mücadelemiz İstanbul kadar büyüktür, İstanbul kadar kararlıdır. Bunun için diyoruz ki bizim ittifakımız İstanbul kadar güzeldir, İstanbul’un bahçesidir. Hepimiz için bu ittifak hayırlı uğurlu olsun. Sevgili arkadaşlarım, İstanbul demek elbette ki Türkiye demek. Seçimlerde İstanbul’da kazandık mı Türkiye’de de kazandık demektir. Çünkü şunu biliyoruz İstanbul Amed’dir, Cizîra Botan’dır, Serhat’tır, Akdeniz’dir, Karadeniz’dir, Ege’dir, Çukurova’dır. Yani kısacası İstanbul HDP’dir. Ama şunu da ifade etmek isterim ki bu meydan Mahirlerin, Kemallerin, İboların, Mazlumların, Orhan Doğanların, Berkin Elvanların, Mehmet Sincarların, Musa Anterlerin meydanıdır. İşte bu meydandan yapılacak olan seçimlerin startını verdiğimizi ilan ediyoruz.

Elbette ki hedefimiz daha da büyümektir, bu ittifak daha da büyüyecek, daha da genişleyecek ve bu düzeni mutlaka değiştirecek bu ittifak. Bunun için bu seçimler tarihi öneme sahiptir. Yapılacak olan seçimler aydınlık ile karanlık arasında yapılacak olan bir tercih olacaktır. Demokrasi ile faşizm arasında yapılacak olan bir tercih seçimi olacaktır. Aynı zamanda bu seçimler AKP ve MHP ittifakının fişini çekeceğimiz bir seçim olacaktır.

Onurlu bir barışın yolunu açacaktır, bu seçimler tecride son verileceğinin, bu seçimler aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğimiz bir seçim olacaktır. Buradan kadınlara bunun sözünü veriyorum. Ama bir şey daha daha ifade etmek isterim. İşte şimdiden seçimlere gece demeden, gündüz demeden, 7’den 70’e, Kürd’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle Ermeni’siyle, Süryani’siyle her birimiz çalışacağız, kazanacağız ve başaracağız. Kazanacağız arkadaşlar, başarı bizimdir. Serkeftin hevalino. An azadî, an azadî, an serkeftin an serkeftin. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Gelên Stenbolê yên hêja, gelên Tirkiyeyê yên bi rûmet ez we hemûyan bi dilgermi silav dikim.

Sevgili İstanbul halkları, hepinizi yürekten selamlıyorum. Bu coşkulu buluşmayı gerçekleştiren bütün emekçi arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Sizler sağ olun var olun. Günlerdir söylüyoruz; bekle bizi İstanbul diye. İşte buluşmaya, kucaklaşmaya geliyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Türkiye halklarının bütün renklerinin bulunduğu bu şehirde kucaklaşmaya geliyor dedik. Ve bizleri kucakladınız. Coşkunuzla, heyecanınızla, sevginizle bu sesi bütün ülkeye en gür şekilde yansıttınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun dostlar.

Neden İstanbul’dan başladık çünkü bu zulüm ve yıkım iktidarı İstanbul’u faşizmin üssü yapmak istiyor. Türkiye’ye giydirmek istedikleri rejimi burada pişirmek istiyorlar ama biz dedik ki: ‘Hayır, İstanbul faşizme karşı dimdik duracak ve bunu bu meydanda gösterecek’ dedik, İşte gösteriyoruz hep birlikte. ‘İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız’ dedik. İşte sözümüzün karşılığı sizin yüreklerinizin gümbür gümbür sesidir.

Geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Bütün baskılara, sömürüye, savaş politikalarına, polis baskınlarına, kumpas davalarına rağmen HDP ile birlikte yürüyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Büyüyerek geliyor. Bu ülkeyi güzelleştirmeye geliyor, bu iktidarı göndermeye geliyor, bu düzeni değiştirmeye geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı.

Değiştireceğiz bu düzeni ve göndereceğiz bu iktidarı. Bu iktidar ve düzen savaştan ve sömürüden besleniyor, talandan ve yalandan besleniyor. Biz de diyoruz ki, hep birlikte savaş oyunlarını bozacağız. Savaşa karşı barışın en güçlü ittifakını kuracağız. Her savaş ve operasyon aşımızdan, ekmeğimizden çalınması demektir. Savaş politikalarıyla yoksul halkı daha da yoksullaştırıyorlar. Ekmeği, aşı çalıyorlar. Bu ülkenin geleceğini gasp etmek istiyorlar. Bu ülke halkını daha da yoksullaştırıyorlar. İşte biz buna dur diyoruz, savaşa hayır diyoruz. Yaşasın barış ittifakı.

‘Değiştirmeye geliyoruz’ dedik. Burada başlıyoruz. Seçimler var önümüzde, seçimlerle birlikte hayatın her alanında mücadeleyi büyüteceğiz. Bu ittifakı genişleterek geleceğin inşasının merkezi gücü haline getireceğiz. Yeni bir başlangıç, demokrasi ve barış, emek ve özgürlük üzerine kurulacak yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyet için geliyoruz, eşit yurttaşlık için, doğanın hakları için, kadın hakları için, gençlerin hakları için geliyoruz. Halklar birleşiyor, inançlar, gençler, kadınlar, birleşiyor.

Halkların görkemli mücadelesi bu denizi büyütüyor, gençler önümüzü açıyor. Geliyoruz, değiştirmeye geliyoruz. Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı onurlu barışı kurmak için geliyoruz. Yalana karşı hakikati kurmak için geliyoruz. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz, burada olan olmayan bütün yoldaşlarımızla birlikte bu inançla yürüyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız kimsenin şüphesi olmasın. Bu güç bu ülkeyi demokrasiye barışa emek ve özgürlüğün olduğu bir geleceğe taşıyacak. Em ê bi ser bikevin, bawer bikin, serkeftin ji bo me. Mutlaka kazanacağız. Hepinizi bu inançla bu kararlılıkla yürekten selamlıyorum.

Dertleri halkın değil kendilerinin çıkarını ve iktidarını korumak”

SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu: Hür yaşama özlemini haykırırken, kavgayı sevinçle kuşanan kadınlar merhaba. Üniversitelerde, barikatlarda geleceği bilimle harmanlayan gençler merhaba. Fabrikada, tarlada, sokakta yok sayılan emeklerine bükülmez kılıç olup ısrarla sahip çıkan işçi ve emekçiler merhaba. Tarihin zifiri karanlığını, devrimci kararlılıkla aydınlatanlar, zalimin karşısında kızıl nehir olup akanlar, engin denizlere akanlar, tüm dillerin kültürlerin bir arada yaşamasını savunanlar, dünyayı yeniden kurma cüretini gösteren siper yoldaşlarımız, dostlarımız merhaba.

Hepinizi Sosyalist Meclisler Federasyonu adına selamlıyorum hoş geldiniz yoldaşlar dostlar. Hepinizin bildiği gibi hegemonyasını eşitsizlik, sömürü gasp ve korku üzerinden sürdüren yasakçı iktidarın derdi sermayeye uşaklık etmektir. Yüzde 10 zengin zümrenin hissesini artırmaktır. Bu iktidarın derdi kendinden olmayan kim varsa, kendinden korkmayan kim varsa damgalayıp yasaklamak ve ötekileştirmektir. Dertleri halkın değil kendilerinin ve yüzde 10’luk zengin zümrenin çıkarını ve iktidarını korumak. Irkçılığı, tekçiliği, cinsiyetçiliği yaymak ve sömürüyü aklamaktır. Onların derdi esasta gündem yaratıp yolsuzluklarını, hukuksuzlukların, rant ve talan için yaptıkları soygunun üstünü örtmektir.

Hepinizin bildiği gibi geçen gün iktidarın faşist politikalarının bir yansıması olarak HDP’nin hazine yardımına bloke konuldu. Hep birlikte bu gidişata dur demezsek, birlikte değiştirmek için ısrar etmezsek bu faşist abluka her geçen gün daha da büyüyecek.

Hepinizin bildiği gibi parlamentoda 2023 bütçe görüşmelerinde işçiden, emekçiden, yoksuldan alıp zengine verdiler, eğitime, bilime, istihdama değil savaşa yatırım yaptılar. Bıçağın keskin ucunu emekçiye doğrultup krizin faturasını dar gelirliye, emekçiye ödetmeye çalışıyorlar. İşçiden, emekçiden alıp zenginlere veriyorlar. Biz biliyoruz sahip oldukları servet bizden çaldıklarıdır. Onların sahip olduğu servet işçiden emekçiden çalıntıdır. Bu soygun düzenine, bu bezirgan saltanatına, bu zulüm çarkına dur diyeceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Hakları gasp edilen işçi ve emekçiler olarak hiçbirimiz bu soygun düzenine mecbur değiliz. Şiddete, istismara maruz bırakılan kadınlar, LGBTİ+, çocuklar bunlara mecbur değil.

Daha adil, eşit, özgür bir dünyada yaşayabiliriz, bunu hep birlikte kurabiliriz. İşte Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en güzel örneğidir. Daha da önemlisi artık sermaye partileri arasında tercih yapmaya mecbur değiliz. Kendimizi, kentimizi ülkemizi, ekonomimizi yönettiğimiz, söz, yetki ve kararın işçi ve emekçilerde olduğu bir yaşamı inşa edebiliriz. Biz buna inanıyoruz ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Bir arada durmakta ısrar ederek tüm sorunlarımızı aşabileceğimize inanıyoruz. Irkçılığın, ötekileştirmenin olmadığı eşit, adil ve özgür bir dünyada farklılıklarımızla bir arada yaşayabiliriz. Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte bu yolda birlikte yürüyecek ve birlikte yol alacağız.

Son olarak düşüncelerinden vazgeçirmek için çıplak arama, işkence, tecrit gibi uygulamalara maruz bırakılan binlerce ama binlerce tutsak yoldaşımız var. Ezilen halkların hak mücadelesi için tecrit altında, bilinçlerine tutularak özlemlerini haykıran devrimci tutsaklara buradan selam olsun. Yine insanca onurlu bir yaşam mücadelesi hepinizin bildiği gibi dünyanın her bir köşesinde sürüyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Afrika’ya özgürleşme mücadelesinde omuzlayan ve dövüşenler var. Selam olsun meydanlarda emekçilerin barış sloganlarını haykıranlara. Özgürlük ve barış sloganları haykıranlara selam olsun, işçilere, emekçilere kadınlara gençlere selam olsun. Bu bezirgan saltanatı, bu zulüm sürmesin diye verdiğiniz mücadeleyi ve sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı’nın Adayı Bu Ay Belli Olacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, 20 Ocak’ta gerçekleştireceği kritik toplantının ardından Cumhurbaşkanı adayını belirlemeyi planlıyor.

Altılı Masa’ya ortak aday için diyalog çağrısında bulunan Emek ve Özgürlük İttifakı, yarın saat 13.00’te ‘Yoksulluğa, savaşa, baskılara dur diyelim’ sloganıyla İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelecek. Mitingde, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili mesajlar verilecek. İttifak, daha sonra adaylık ve liste konularını görüşmeye başlayacak.

HDP’nin öncülüğünü yaptığı Emek ve Özgürlük İttifakı, ilk kitlesel buluşmayı yarın ortak mitingle gerçekleştirecek. Daha sonra 20 Ocak’ta genel başkanların yapacağı toplantıda seçime yönelik hazırlıkları ele alacak ittifak, bu toplantıda cumhurbaşkanı adayını da isim bazında konuşacak.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, kulislerde, ortak aday olarak eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gülten Kışanak ile HDP Danışma Kurulu Üyesi, eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in adı geçiyor.  Kadın aday göstermeyi önceleyen ittifakın, Kışanak isminde uzlaşabileceği kaydedildi. Yaklaşık altı yıldır cezaevinde olan Kışanak’ın adaylığının önünde şu an hukuki bir engel bulunmadığını bildiren ittifak temsilcileri, 20 Ocak’ta bu yönde bir karar alınması durumunda, ortakların konuyu yetkili birimlerine taşıyacağını, daha sonra adayın kesinlik kazanacağını kaydetti.

İkinci tur riskli görünüyor

Altılı Masa’nın kendilerine danışarak bir aday belirlemesi durumunda, ortak aday fikrine açık olduğunu duyuran ittifak, kendi adayını belirledikten sonra kısa bir süre Altılı Masa’yı bekleyecek. Altılı Masa’nın aday belirleme sürecinde ya da adayın belirlenmesinin ardından kendileri ile temasa geçmesi durumunda Emek ve Özgürlük İttifakı, kendi adayının seçimlere katılmamasını tartışacak. Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanma ihtimalinin artacağı tespiti ile hareket eden Emek ve Özgürlük İttifakı, bu nedenle ilk turdan sonucun alınabilmesi için birliktelik çağrılarını sürdürecek.

Ortak liste ayrımı

Emek ve Özgürlük İttifakı, ayrıca ittifak üyesi örgüt ve partilerin seçimlerde yarışma yöntemini de tartışıyor. Bu konuda ayrı ayrı seçime girmektense “ortak liste” seçeneğinin ağırlık kazandığı ancak bu konuda TİP ile henüz görüş birliği sağlanamadığı öğrenildi.

Yüzde 3 dolayında oy alacağını savunan TİP yöneticilerinin, TBMM’de grup kurmaya yetecek sayı olan 20 milletvekilinin seçilmesi garantili yerlerden aday gösterilmesini istediği ifade edildi. HDP yetkililerinin ise bu konuda bir garanti veremeyeceklerini ilettiği öğrenildi. 20 Ocak’taki toplantıda ayrıca HDP’nin kapatılması durumunda seçimlere hangi parti listelerinden girileceği de konuşulacak.

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı: Ortak Aday Seçeneğine Yakınız

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantı sonrası yapılan açıklamada, seçimlere değinilerek, “Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması, yeni dönemde emeği ve özgürlükleri savunan güçlerin en kuvvetli şekilde temsili için olası yol ve yöntemleri, hazırlıklarımızı, hamlelerimizi gözden geçirdik” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Gelişmeler Türkiye’ye köklü bir demokratik dönüşüm dayatmaktadır. Bu konuda ittifak olarak tarihi sorumluluğumuzun farkındayız ve Türkiye’nin mevcut koşullardan kurtulması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye her zamankinden daha kararlıyız.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinin genel başkanları, eşbaşkanları ve sözcüleri, dün İstanbul Taksim’deki bir otelde toplandı. İİttifak bileşenleri, toplantıya dair “Saldırılara meydan okuyoruz: 2023’ü siyasi değişimin yılına dönüştüreceğiz” başlığıyla açıklama yaptı. Açıklamada, özetle şöyle denildi:

Demokratik siyasete yönelik baskılar artarak devam ediyor. 6,5 milyondan fazla yurttaşın oyunu alan, Meclis’in 3’üncü büyük partisi olan HDP’ye yönelik iktidar ve ortaklarının yürüttüğü kapatma davası, dava öncesi, 15 üyesi bulunan Anayasa Mahkemesinin başkanı dâhil 7 üyesinin muhalefetine rağmen oy çokluğuyla hesaplarına geçici bloke kararı alındı ve siyasi hesaplarla seçim arifesinde karar aşamasına getirildi.

Demokratik Bölgeler Partisi’nin Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın yanı sıra üye ve yöneticileri hukuksuz şekilde tutuklandı. HDP ve DBP belediyelerine dönük kayyım gaspları sürüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu siyasi yasaklı hale getirilerek, HDP belediyelerinden sonra İstanbul Belediyesinin de kayyım ile gasp edilmesinin hazırlıkları sürüyor.

Gözaltı, tutuklama, saldırılar, sansür ve para cezaları ile özgür basın çalışamaz duruma getirilerek toplumun tüm itiraz mekanizmaları felç edilmeye çalışılıyor. Kobanê kumpas davası, Gezi davasında verilen cezalar, grev yasakları, İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasını onaylayan Danıştay kararı örneklerinde de görüldüğü üzere yargı, iktidar tarafından siyasi bir araç olarak kullanılıyor.

Bir avuç sermayedar ve iktidar eliti kârlarına kâr katarken, ekmeğimiz her geçen gün daha da küçülüyor. İşçiler ve emekçilerden sonra emekliler de açlığa mahkûm edildi” ifadelerine yer verildi.

“Ortak aday seçeneğine yakınız”

Toplantımızda, bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması, yeni dönemde emeği ve özgürlükleri savunan güçlerin en kuvvetli şekilde temsili için olası yol ve yöntemleri, hazırlıklarımızı, hamlelerimizi gözden geçirdik.

Gelişmeler Türkiye’ye köklü bir demokratik dönüşüm dayatmaktadır. Bu konuda ittifak olarak tarihi sorumluluğumuzun farkındayız ve Türkiye’nin mevcut koşullardan kurtulması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye her zamankinden daha kararlıyız.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı belirleme sürecinde ilkelerimizle uygun, mutabakat ile belirlenmiş ortak aday seçeneğine daha yakın olduğumuzu ilan ediyoruz.”

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı: Kendi İttifakımızla Yürüyeceğiz

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın İzmir’deki halkla buluşmasında konuşan TÖP Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, “Hayatlarımızı karartanlara karşı, bu yol halkın yoludur. Tarihsel bir süreçteyiz. İttifakımız bu tarihsel sürecin ana öznesidir. Bu tarihseli sürecin farkındayız. Yeni bir başlangıç yapıyoruz. Hepinizin güç vermesiyle bu yolu yürüyeceğiz.” dedi ve ekledi:

“Kürtlere savaş açan kadınları katleden, çocukların özne olmadığını iktidara karşı sesimizi birleştiriyoruz. Halkın söz yetki ve karar sahibi olması için mücadele ediyoruz. Savaş, açlık, sömürü düzenine karşı gemileri yaktık. AKP karanlığı dayatıyor. Diğer yandan kurulan Millet İttifak ise tekçi, sağcı restorasyon programını önümüze koyuyor. Ne ölüme, ne de sıtmaya razı değiliz.”

Gözen, konuşmasının devamında, “Kendi ittifakımızla yürüyeceğiz. Masa başı ittifaklar kurmuyoruz. Sokaklarda meydanlarda halklarla ittifakı kuruyoruz. Toplumun ezilen ve sömürülen ittifakıyız. Geleceğimize hayatımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Yeni bir düzeni kurmak için herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı, İzmir halk buluşmasını “Şimdi emek ve özgürlük zamanı” sloganıyla Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Konferans Salonu’nda gerçekleştirdi.

Konferans salonuna, “Kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, çocuklar ve engelliler için adalet, eşitlik, özgürlük”, “Doğanın, çevrenin ve kültürel varlıkların korunması için Emek ve Özgürlük İttifakı”, “Kürt sorununda barışçıl ve demokratik çözüm için Emek ve Özgürlük İttifakı” ve “İnsanca çalışacak ve yaşanacak bir ekonomik düzen için Emek ve Özgürlük İttifakı” pankartları asıldı.

Buluşmaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Dilşad Canbaz ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Dönem Sözcüsü Juliana Gözen, Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da katıldı.

MA’nın haberine göre buluşmada, Kürtçe ve Türkçe ittifak programı okundu.

“İstismara karşı dur demek için varız”

İlk olarak söz alan TİP Parti Sözcüsü Sera Kadıgil: “İsmail Ağa Cemaati’ne bağlı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı 6 yaşındayken, 29 yaşında biriyle evlendirilmiş. Bu bir çocuk istismarıdır. Bir tutuklu yok dosyada.

6 yaşındaki bir çocuk tecavüzcüye eş ediliyor. Bizlere reva gördükleri düzen bu. Bu ülkede çocuklara, kadınlara görülen reva budur. Biz niye varız? Din-Allah diye bizim çocuklara reva görülen bu sisteme karşı mücadele etmek için varız. Din adı altında kutsal aile ile istismarı meşrulaştıranlara karşı dur demek için varız.

Bu tarikatlara karşı laikliği savunacağız. Adaleti sağlamak ve istismarı yargılamak için varız. Deniz Poyraz’ı katledenleri yargılamak ve Poyraz’ın annesine adaleti sağlamak için varız. Deniz Poyraz ölümsüzdür. Siyasi tutsaklara özgürlük için varız. Öfkenizi kuşanıp yanımızda yer alın, bu sisteme karşı duralım. ‘Jin, jiyan, azadî.”

“İlk işimiz bu iktidarı göndermek olacak”

EHP Merkez Komite Üyesi Özge Akman: “Büyük sorunlar varsa, büyük çözümleri konuşmalıyız. İttifakımız bu sorunlara karşı çözüm olmak için çıktı” diyerek, ülkede derinleşen ekonomik krize işaret etti. Akman, ittifakın ekonomik krize karşı çözümlerini anlatarak, halktan yana bütçe ile mevcut sorunların çözülebileceğini aktardı.

“İlk işimiz bu iktidarı göndermek olacak. Gidecekler tıpış tıpış gidecekler. Üreten kimse yöneten de onlar olacak. Özgürlük, barış emeğimiz için yola çıkıyoruz. Güzel ve güneşli günleri barış içerisinde yaşayacağız. Biz bu iktidara ve sisteme karşı meydan okuyoruz. Yolumuz açık olsun”

“Ülkede demokrasi, bölgede barış”

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan: “Anlattığımız her bir sorun kapitalist sistemin yarattığı sorunlardır. 20 yılık AKP iktidarın etkileri yıkıcı bir şekilde sürüyor. İşçilerin kanı canı pahasını verdiği emeği görmeyen bir iktidar ekonomi krizi çözemez.

Sömürü sistemini görmeyenler demokrasiden bahsedemez. Bu sömürü sistemini tersine çevirecek olan işçi direnişi ve mücadelesidir. Emek ve Özgürlük ittifakıdır. Ülkede demokrasi, bölgede barış. Halkların kardeşliği esastır.”

“2 bloğa karşı 3’ncü yol ile alternatifiz”

HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç: “Bu ülke 2023’de bir karar verecek. Bu iktidar değişecek mi? Yoksa devam mı edecek? Ona karar verilecek. Cumhur ve millet ittifakına karşı çıkan bir yerden Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmek için yola çıktık.

Çözme iradesine sahibiz. 2 bloğa karşı 3’ncü yol ile alternatifiz. Bu ülkede sürekli iktidar tarafından bir beka sorunu olduğu anlatılıyor. Bu ülkede beka sorunu yoktur, tek beka sorunu iktidardır. İktidar kendi bekasını korumak için her gün yaptığı politikalarla gösteriyor.

Bu iktidar Kürt düşmanlığını birinciliğini kimseye bırakmadı. Sadece ülke içinde değil dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlere karşı savaş açtı. Rojava’yı her gün bombalıyorlar. Orada yaşayan halklar Türkiye’ye barış eli uzatmışlar. Ama bu iktidar Kürtleri öldürerek kendisini var etmek istiyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı bu oyuna gelmeyecek, bu tuzağı boşa çıkaracak. Hiç kimse bu tuzağa gelmemelidir. IŞİD’e karşı mücadele eden, dünyanın kalbi olan Rojava’ya buradan selam gönderiyoruz. İyi ki İŞİD barbalarına karşı savaştılar. Bunu ne bizler, nede dünya unutmayacak.”

“İkitdarlarını ayakta tutmak için savaş başlatıyorlar”

SMF Dönem Sözcüsü Dilşad Canbaz: “Rojava’da bir kazanılmışlık vardı. Enternasyonal bir akıl vardı. O kolektife yönelik aynı saldırı aynı faşizm koşullarında saldırıyorlar. “Kendi iktidarını ayakta tutabilmek için bu savaş konseptini Kürtlerden başlatmak istiyor. Şunu da görmek lazım yalnızca bu iktidar değil o savaş tezkerelerini onaylayanlar da en az bu iktidar kadar sorumludur.”

“Kendi ittifakımızla yürüyeceğiz”

TÖP Dönem Sözcüsü Juliana Gözen: “Hayatlarımızı karartanlara karşı, bu yol halkın yoludur. Tarihsel bir süreçteyiz. İttifakımız bu tarihsel sürecin ana öznesidir. Bu tarihseli sürecin farkındayız. Yeni bir başlangıç yapıyoruz. Hepinizin güç vermesiyle bu yolu yürüyeceğiz.

Kürtlere savaş açan kadınları katleden, çocukların özne olmadığını iktidara karşı sesimizi birleştiriyoruz. Halkın söz yetki ve karar sahibi olması için mücadele ediyoruz. Savaş, açlık, sömürü düzenine karşı gemileri yaktık. AKP karanlığı dayatıyor. Diğer yandan kurulan Millet İttifak ise tekçi, sağcı restorasyon programını önümüze koyuyor. Ne ölüme, ne de sıtmaya razı değiliz.

“Kendi ittifakımızla yürüyeceğiz. Masa başı ittifaklar kurmuyoruz. Sokaklarda meydanlarda halklarla ittifakı kuruyoruz. Toplumun ezilen ve sömürülen ittifakıyız. Geleceğimize hayatımıza sahip çıkma çağrısı yapıyoruz. Yeni bir düzeni kurmak için herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

Buluşma, slogan, alkış ve çekilen halaylar eşliğinde son buldu.

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Dip Dalgadan Beslenen ‘Sol İttifaklar’

Ekonomik sorunların sınıfsal bir kutuplaşma da yarattığına dikkat çeken Bekir Ağırdır, sınıfsal yapısı gereği “kapsayıcı olamayan Altılı Masa” ile bileşenleri sebebiyle “yeniyi kurma sürecinin aktörü olmaya aday Emek ve Özgürlük İttifakı”nın ortak aday belirlemelerinin Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat olacağını belirtti.

Ağırdır, yazısında, tüm dünyada otoriter yönetimlere karşı gelişen itirazların “bir iddiaya dayanan örgütlülük önderliğinde gelişmiyorsa” hüsranla sonuçlandığını yazdı.

Bekir Ağırdır’ın Gazete Oksijen’de yayınlanan “Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Siyasi alanda Altılı Masa yanı sıra iki yeni ittifak daha oluştu ve kamuoyuna açıklandı. İki hafta önce sol, sosyalist, komünist partilerin bir araya gelerek oluşturduğu Sosyalist Güç Birliği kuruldu. Geçen hafta HDP’nin öncülük ettiği yine sol partilerin dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı (EÖİ) kuruluşunu ilan etti. Hâlâ da ilan edilen ittifakların dışında kalan Zafer Partisi, Memleket Partisi, Yeniden Refah Partisi gibi diğer partilerin içlerinde olacağı yeni ittifaklar mümkün görünüyor.

Başkanlık sistemi ve yüzde 50+1 oy gerekliliği, yüzde 7 seçim barajı gibi nedenlerle seçimler için sistem değişmediği sürece bu türden ittifaklar kaçınılmaz hale gelecek. Belki sistem değişmez ise siyaset bu ittifaklar üzerinden yeni bir konsolidasyon süreci yaşayacak.

Ama oy potansiyelini de dikkate alarak Emek ve Özgürlük İttifakı’nın (EÖİ) seçimlerin sonucunu ve sonrasındaki yaşanacakları belirleme potansiyeli en yüksek oluşum olduğu da dikkat çekiyor. Demokratikleşme, laiklik, adil ekonomi gibi itirazlardan öte kapsamlı bir hedefler bildirgesi de yayınlayan ittifak HDP’nin yüzde 13’lük oy potansiyeli nedeniyle başlarken bile yeniyi kurma sürecinin bir aktörü olmaya aday olarak başlıyor.

Altılı Masa’nın en önemli handikaplarından birisi ideolojik olarak beşi geleneksel sağ biri sosyal demokrat olduklarını söyleseler de devlet-yurttaş ikileminde devletçi oluşları. Yurttaş öncelikli bakmadıkları için de Kürtler, emek-kadın-yeşil hareketlerine karşı kapsayıcı bir siyaset üretememiş olmaları, sivil topluma mesafeli oluşları ve sivil toplumun bilgi, maharet ve enerjisinden beslenme damarlarının tıkanıklığı da bir başka handikaplarıydı.

Bu kapsayıcılık eksikliği ve beslenme tıkanıklığı yalnızca seçimi kazanma sürecinde değil, asıl seçimin ardından yeniyi kurma sürecinde toplumun ihtiyaç ve taleplerini anlamak, kapsamak konusunda da önemli bir eksikliğe işaret ediyordu.

Halbuki pandemi, ardından gelen ve hâlâ süren büyük ekonomik tufan, rejimin keyfiliği, otoriterliği, hoyratlığı gibi bir dizi nedenle toplumsal bir dip dalga yaşanıyor. Ülkenin uzun süredir akli ve ruhi esaretine kapıldığı kutuplaşma ve kimliklere sıkışmanın harareti düşerken sınıfsal gerilim tekrar yükseliyor.

Ekonomik buhran karşısındaki çaresizliği deneyimledikçe toplum meselenin inanç farklılığı, etnik aidiyet ya da hayat tarzı meselesi olmaktan da öte yoksulluk meselesi olduğunu kavrıyor her gün. Yalnızca gelir adaletinin olmadığını değil, yanı sıra eğitimde ya da istihdamda fırsat adaletinin de olmadığını görüyor gençler. Hayatlarına dair kararlara katılamadıklarını görüyor her gün kadınlar ve gençler. Kendi seçtikleri siyasetçiler, belediye başkanları görevden alınır, tutuklanırlarken tanınma adaletinin olmadığını bir kez daha deneyimliyor Kürtler.

Terse dönen, dipte kabaran bir şey var. Büyük bir rahatsızlık var ve insanlar ilk kez o rahatsızlığın sadece kimlik farklılıklarından kaynaklanmadığını, ekonomik bir mesele olduğunu hissediyorlar artık. Kültürel kimlik eksenli kutuplaşmanın da siyasal kutuplaşmanın da yanı sıra yeniden sınıfsal kutuplaşma yükseliyor ve bunun siyasette önemli yansımaları olacak.

Altılı Masa henüz bu dinamiği kavramış ve buna uygun siyaseti üretiyor gibi görünmüyor. EİÖ’nin fırsatı hatta sol ittifakın da fırsatı bu dip dalgadan besleniyor. Bu toplumsal dinamik diğer yandan HDP’nin Türkiyelileşme fırsatını da güçlendirebilir.

Eğer bu ittifakların tümü cumhurbaşkanlığı seçiminde tek adayda uzlaşabilirler ve milletvekili seçimleri için siyasi rekabeti doğru kurgulayabilirlerse ülke bir tarihi fırsat yakalayabilir. Bu fırsat cumhurbaşkanının kim olacağından öte, yeni anayasanın tartışılacağı, biçimleneceği Meclis’te ülkenin tüm kültürel ve sınıfsal kesimlerinin en yüksek biçimde temsil edilebilmesinin zemini oluşabilir.

Eğer seçim süreci yeni dönemin, yeni sistemin tartışılması, bu tartışma süreçleriyle büyük toplumsal uzlaşmanın üretilebilmesi yönünde her parti ve ittifakın yeni bir siyaset tarzı, dili oluşturması süreci şeklinde yaşanabilirse ülke yıkımı yeniyi kurma sürecine çevirebilmek yönünde çok olumlu bir fırsat yakalayabilir.

Siyasi aktörler, liderler ve cumhurbaşkanı adayı bu sorumluluğu yerine getirebilecek mahareti geliştirebilecekler, yeni bir siyaset tarzı, stratejisi üretebilecekler mi yoksa Fransa ve İtalya’daki gibi çok yüksek seçimlere katılmama ya da Macaristan ve Şili gibi geri dönüşler mi yaşanacak göreceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı ‘Kilit’ Konumda

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP),   ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu “Emek ve Özgürlük İttifakı” resmen kuruldu.

“Hep birlikte başaracağız” sloganıyla İstanbul’da ilan edilen ittifakın deklarasyonunda ekonomiden yoksulluğa, Kürt meselesinden temel hak ve özgürlüklere kadar çok sayıda başlık yer aldı.

Türkiye siyasal yaşamında seçimlere girerken üçüncü ittifak olarak ilan edilen “Emek ve Özgürlük İttifakı”nın seçimlere etkisi de merak konusu. Kamuoyu araştırmacılarına göre ittifak özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri için “kilit” konumda.

‘Emek Ve Özgürlük İttifakı doğru bir stratejiyle soluk getirebilir’

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’a konuşan Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi Genel Koordinatörü Derya Kömürcü’ye göre gelecek seçimler bir tür rejimin oylanacağı, cumhurbaşkanlığı seçiminin ağırlıklı olacağı bir seçim olacak. Bu durumun Emek ve Özgürlük İttifakı’na imkân sağladığını belirten Kömürcü, “Altılı Masa’nın yaptığı muhalefetten memnun olmayan seçmen grubu çok rahatlıkla cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak adayına oy verebilir ama diğer tarafta HDP, EMEP, TİP gibi partilerin olduğu daha çok ‘hesaplaşmanın’ altını çizen partilere oy verebilirler. Bu yeni ittifak o seçmen grubunun dikkatini çekebilir” dedi.

Yaptıkları araştırmalarda HDP’nin oy oranının düşmediğini, “İktidar barajı yüzde 10’dan 7’ye indirip HDP’ye destek veren metropollerdeki daha demokrat, sol, sosyalist insanların HDP’den oylarını çekmesini beklediyse böyle bir şey görmüyoruz” ifadeleriyle açıklayan Kömürcü’ye göre ittifakın yüzde 12’nin üzerinde bir oy potansiyeli bulunuyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın “doğru bir stratejiyle” yeni bir soluk getirebileceğini belirten Kömürcü, “doğru stratejiyi” ise şu ifadelerle açtı:

“HDP uzunca zamandır çok zor siyaset yapıyor. Tarihsel olarak güçlü olduğu bölgelerde gücünü koruyor ama Türkiye partisi olmak açısından ciddi sıkıntılar yaşıyor. İktidarın baskılarından da kaynaklı marjinalleştirildi. O anlamda bu ortaklaşma ittifaka yeni bir açılım sağlayabilir. Tüm Türkiye’ye söz söyleyebilen bir siyasal yapı olarak seçmenlerin karşısına çıkabilir. HDP, ismiyle seslenemeyeceği, oy alamayacağı seçmenlerden diğer bileşenlerin isimleriyle daha kolay oy alabilir. “

‘Kimse hayal kurmasın’

Araştırmacı Derya Kömürcü’ye göre Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tavrı özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok etkili olacak. “Bu ittifaka oy verecek seçmenlerin  desteğini almayan, alamayacak olan muhalefet adayı cumhurbaşkanı seçilemez. Kimse hayal görmesin” ifadelerini kaydeden Kömürcü sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tek başına yüzde 50’yi geçen adayımız var, onu aday gösterirsek cumhurbaşkanı seçtiririz’ gibi sözler çok düşük ihtimaller. Gerçek olan şu. Altılı Masa birlikteliğini bozmayacak ama aynı zamanda Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçmenlerinin de destek verebileceği bir ortak aday bulacaklar. Ancak o koşulda olur. Hatta bu koşul birinci turda olmalı ki seçim riske girmesin. Çünkü seçimin ikinci tura kalması durumunda Meclis aritmetiğinden dolayı birtakım riskler açığa çıkabilir. Cumhur İttifakı belli sayıda milletvekili çıkarırsa, ikinci tur öncesi ‘istikrarsızlık’ vurgusu yaparak seçmenleri etkileyebilir. “

‘Ne İYİ Parti’nin ne de HDP’nin desteği olmadan muhalefetin kazanma olasılığı yok’

Aksoy Araştırma Kurucusu ve Sosyal Demokrasi Vakfı SODEV Başkanı Ertan Aksoy’a göre Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kurulması, “HDP Altılı Masa’da var, yok” tartışmasına netlik kazandırdı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın “Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu” kamucu politikalara dair gündem oluşturma potansiyelinin yüksek olduğunu belirten Aksoy, “Hatta bunun Altılı Masa’yı etkileme ihtimalini de görüyorum.  Toplumda da bugün yaptığımız ölçümler daha çok kamucu politikaya talep olduğunu da gösteriyor” dedi.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın HDP dışındaki bileşenlerine bakıldığında oy oranının az fakat etkisinin yüksek partilerden oluştuğunu, bunun oy akışında “olumlu” etki yaratabileceğini belirten Aksoy’a göre de ittifak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kritik konumda olacak.

İktidarın karşısındaki muhalif bloklardan herhangi birinin desteğinin olmaması durumunun “muhalefetin kazanma ihtimalini” son derece sarsacağını belirten Aksoy, “İYİ Parti gibi HDP gibi büyük seçmen gruplarını tutan siyasi partiler özelinde baktığınızda daha da büyük bir etkiye sahip. Bugün ne İYİ Parti’nin ne de HDP’nin desteği olmadan muhalefetin kazanma olasılığı yok. Bu iki partinin de desteğinin net olarak muhalefetin adayının arkasında olması lazım ki seçim muhalefet adına kazanılabilsin” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi karar vericiler ne der bilemiyorum fakat Emek ve Özgürlük İttifakı seçmeninde muhalefetin adayına oy verme konusunda ciddi bir kararlılık görülüyor. İsimlere dair desteğin tonu değişebiliyor ama anlamlı bir grubu bugün için diğer muhalefetin adayına oy vereceğini söylüyor. Potansiyel olarak görülen her isim anlamlı bir destek görüyor. En yüksek oranda destek Kemal Kılıçdaroğlu’na gözleniyor.”

 ‘Türkiye siyasetinde yeni bir alan oluştururlar’

MAK Danışmanlık Başkanı Mehmet Ali Kulat’a göre HDP, yaptıkları araştırmalarda oy kaybı yaşamayan parti olarak dikkat çekiyor. Seçim öncesinde yapılan anketlerde özellikle metropollerde yaşayan HDP’li seçmenlerin kendisini kamufle ettiğini belirten Kulat, bugün HDP için anketlerde çıkan yüzde 8 gibi oy oranlarının gerçekte 2-3 puan üzerinde bir orana denk düştüğünü söyledi.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan HDP dışındaki diğer partilerin anketlerdeki oy oranlarının yüzde 1’i bulmadığının söylenebileceğini belirten Kulat, yüzde 10+1’in 11 sonucu ortaya çıkarmadığını ifade ederek şunları söyledi:

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerin oy oranı yüzde 11 çıkmaz. 12 eder, 13 eder yani yeni bir sinerji oluşturur.  Çünkü bunlar aynı yöndeki partiler. Emek ve özgürlükleri önceliyorlar. Bu iki kavram Türkiye’de şu anda siyaset yapan herkesin öncelemesi gereken kavramlar.  Bu iki kavramı önceleyen her parti normalin üzerinde bir destek bulur. HDP’nin beraber olduğu bu partiler de kendi oy oranlarının üzerinde bir sinerji yakalarlar. Türkiye siyasetinde yeni bir alan oluştururlar. “

‘HDP şu anda Türkiye’nin en kritik partisi’

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ayrı bir konu olduğunu, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bir aday çıkarması durumunda özellikle Millet İttifakı seçmeninin bu ittifakı “oyun bozucu” olarak görebileceğini belirten Kulat, “Emek ve Özgürlük İttifakı eğer aday çıkarmaz, Cumhur İttifakı’nın karşısında, Altılı Masa’nın yanında durursa doğal olarak oy oranlarında bir artış gündeme gelebilir” dedi.

Mevcut tabloda cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalmayacağını, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarması halinde seçimin ikinci tura kalacağını söyleyen Kulat, “Seçim ikinci tura kalırsa büyük ihtimalle yarışı Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanır” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü Altılı Masa’nın çıkaracağı adayın yanı sıra Emek ve Özgürlük İttifakı da aday çıkarırsa, rekabet edecekleri için bu durumun toparlanması mümkün olmayabilir. O nedenle Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tutumu çok kritik. HDP şu anda Türkiye’nin en kritik partisi. HDP her halükârda 50+1’i bulabilmesi için hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’na gerekli olan seçmen grubunu bünyesinde bulunduruyor. “

‘Kürt seçmenin nezdinde çok büyük bir yankısı yok’

Araştırmacı Reha Ruhavioğlu’na göre Emek ve Özgürlük İttifakı’nın etkisinin nasıl olacağını söylemek bugünden çok net değil. “Siyasete yeni bir heyecan getireceğini ön görmek de çok gerçekçi görünmüyor. Çünkü HDP dışındaki partiler çok oy desteği olan büyük partiler değil” diyen Ruhavioğlu’na göre ittifak içerisinde yer alan partilerin stratejik seçime girme adımları olursa parlamento çoğunluğuna etki açığa çıkabilir.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili “üçüncü bir aday” durumunun şimdilik söz konusu olmadığını, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayını bekleyeceğini söyleyen Ruhavioğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“İttifak içinde kendi imkânı kısıtlı olan partiler bazı illerde HDP’nin lojistik desteğiyle daha fazla bir etkinliğe kavuşacaklardır. Kürt seçmen nezdinde burada çok büyük bir yankısı yok. ‘HDP Batı’dan bazı partilere destek çıkarak onların temsil edilmesini sağlıyor’ gibi bir sonuç çıkıyor. Zaten HDP’nin HDP’yken de bunu yaptığını Kürt seçmen biliyordu. Burada ekstra olumlu ya da olumsuz bir yansımasının olacağını zannetmiyorum.”

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı, CHP Lideri’nin Adaylığını Destekler Mi?

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı kuruluşunu ilan etti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kılıçdaroğlu’nun aday olması durumunda nasıl bir tavır alacakları hakkında Halk TV’de değerlendirmelerde bulundu.

İnan Demirel’in ‘Kılıçdaroğlu’nun ortak aday olmasına sıcak bakıyor musunuz?’ sorusuna ‘Zor bir soru sordunuz’ diye yanıt veren Oluç şu ifadeleri kullandı:

“Kemal Kılıçdaroğlu çok değer verdiğimiz bir kişidir. Türkiye siyasetine demokratik bir düzey getirmek için mücadele ediyor. Aday olup olmayacağı 6’lı masanın kararıdır. Biz hem Kılıçdaroğlu’na saygısızlık yapmak istemeyiz hem de 6’lı masaya isim dayatmak istemeyiz.

İsteriz ki her şey kendi yolunda yürüsün. Bu sorunuza bu kadarıyla cevap vermek isterim. Parti kurullarımız karar verecekler. Biz aday çıkarmak konusunda bir isim konuşmadık. Kimsenin iradesini çiğnemek istemem. HDP olarak biz de isim konuşmadık. Yakın zamanda bütün bunlar değerlendirilecektir.”

Haliç Kongre Merkezi’nde kuruluşunu ilan ederek yol haritasını açıklayan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın deklarasyonunda; ekonomi, yoksulluk, Kürt meselesi, temel hak ve özgürlükler yer aldı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ‘ortak aday’ konusunda görüşlerini aktardı.

Paylaşın

‘Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kuruluşu Açıklandı; Yol Haritası Paylaşıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı İstanbul’da düzenlenen halk buluşmasında kuruluşunu ilan ederken, ittifakın yol haritasını kamuoyu ile paylaştı. 

Haber Merkezi / Buluşmaya ittifak partilerinin ve kurumlarının başkanları ve eş genel başkanları, sözcüleri, milletvekilleri, sendika temsilcileri, işçiler ve binlerce yurttaş katıldı. Haliç Kongre Merkezi’ndeki halk buluşması, katılımcıların salona girişleriyle başladı.

Öte yandan ittifak bileşeni partilerden EHP Sözcüsü Özge Akman, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar, SMF Dönem Sözcüsü Barış Kayaoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TÖP Sözcüleri Perihan Koca ile Juliana Gözen salona birlikte giriş yaptı.

HDP bileşenlerinden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Başkanı Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Sosyalist Kadın Meclisi Sözcüsü Çiçek Otlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, SODAP Eş Sözcüleri Kezban Konukçu ve Sezgin Kartal, SYKP Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Ayşe Erdem ve İbrahim Akın da salonda yerlerini aldı.

n ardından Emek ve Özgürlük İttifakı deklarasyonunu açıkladı. Deklarasyonun tam metni ise şöyle:

“Ekonomiden siyasete birçok alanda Cumhur İttifakının yarattığı yıkımı durdurmak, Tek Adam Yönetimi’ni sonlandırmak, halkın çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek, demokratik hak ve özgürlükler temelinde bir değişim ve dönüşümün gerçekleşmesini sağlamak önümüzdeki dönemin acil görevidir. Bu değişim ve dönüşümün yaşanabilmesi için emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlerin ortak ve birleşik mücadeleyi güçlendirmesi ve kararlı bir şekilde sürdürmesi büyük önem taşıyor. Bu birlik ve mücadele yeni dönemin belirleyici, etkin bir gücü de olmak zorundadır. Halkın beklentisi ve talebi de bu yöndedir.

Verilecek ortak mücadele, takınılacak güçlü ve kararlı tutum, halkın acil ekonomik taleplerinin elde edilmesi ve demokratikleşme yolunda adımlar atılmasını sağlayacak bir yürüyüş olacaktır. Bu yürüyüşün uğrak yerlerinden biri olan seçimler Türkiye için kritik bir anlam taşımaktadır. Seçim sürecinde halkın gelecek umutlarını salt sandığa bağlamadan, ancak sandığın önemini de görmezden gelmeden emek ve demokrasi mücadelesini yükselterek, bu temelde halkı seçimlerden kazanımla çıkmaya motive etmek ve seçim güvenliği için bütün tedbirleri almak ihmal edilemez bir sorumluluktur. İçinden geçtiğimiz bu olağanüstü süreçte ekonomik ve politik acil görevlerin gerçekleşmesi için hedeflediğimiz ittifak, sömürülen ve ezilen bütün halk kitlelerinin ittifakıdır. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, doğa ve insan hakları savunucularının dayanışması ve ittifakıdır. Ortak, güçlü ve kararlı bir mücadele zeminidir.

“Emekçilerin yaşadığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikaların izlenmesi şarttır”

Bu iktidarın program ve icraatları, emperyalizmin, sermaye sınıfının, kendi yandaş şirket ve holdinglerinin çıkarlarını önceleyen bir politik anlayışa ve uygulamalara dayanıyor. Yandaşları da palazlandıran bu haksız ve usulsüz ihale sistemi hukuken yeniden incelenmeyi gerektiriyor. İzlenen sömürü ve baskı politikalarının işçi ve emekçilerde, yoksul çiftçi, köylü ve esnafta, ezilen halk kesimlerinde yarattığı ekonomik ve sosyal yoksunluk toplumun birinci derdi haline gelmiştir. Hayat pahalılığı, düşük ücretler, işsizlik, yoksulluk, geçinme, barınma vb. sorunlarının çözülmesi için somut adımların atılması ve işçilerin, emekçilerin, ezilen halk kitlelerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi bugün herkes için ilk meseledir. Bu gerçekten hareketle yaşanan ekonomik krizin ve çok yönlü toplumsal yıkımın ağır faturasını yerli ve yabancı sermayeye ödetecek, emekçilerin yaşadığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikaların izlenmesi şarttır.

Bu kapsamda;

Zamların durdurulması, ücretlerin açlık ve yoksulluk sınırının üzerinde insanca yaşanacak bir düzeye çıkarılması, işten atmaların yasaklanması, istihdamın artırılması, temel tüketim maddelerinden alınan vergilerin kaldırılması, az kazanandan az çok kazandan çok vergi alınması, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir ekonomik programın izlenmesi en büyük toplumsal ihtiyaçtır.

Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar ve dış borçların ödenmesi için değil halkın ekonomik güvencesi ve doğrudan gelir destekleri için seferber edilmesi ilk adımlardır.

Halkın; elektrik, doğal gaz, su, internet gibi temel ihtiyaçlarının bir ‘sosyal haklar programı’ kapsamında, aylık geliri yoksulluk sınırının altında olan herkese ücretsiz sağlanması; KYK borçlarının tamamen silinmesi, emeklilikte yaşa takılanların (EYT), öğretmenler başta olmak üzere kamuda ataması yapılmayan tüm meslek gruplarının sorunlarının çözülmesi acil ihtiyaçtır. Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, yoksul çiftçilerin borçlarının silinmesi, mağduriyetleri olağanüstü artan esnafın desteklenmesi ilk yapılması gerekenler arasındadır.

Özellikle enerji ve ulaşım hatları, sağlık ve eğitim alanlarında nitelikli, parasız ve kamusal hizmetlerin verilebilmesi için işçilerin, emekçilerin denetimini içeren acil kamusallaştırma adımlarının atılması gereklidir.

Kadın yoksulluğuna son verecek, ekonomik yaşamın her alanında eşit ve etkin olmasını sağlayacak politikalar şarttır. 18 yaş ve altı çocuk emeğinin ücretli emek olarak kullanılması yasak olmalıdır.

‘Geri Kabul Anlaşması’ iptal edilmelidir. Dönmek isteyen sığınmacılar için bölgede barış ortamı sağlanmalı, birlikte yaşamı talep eden sığınmacılara mülteci statüsü verilmeli, birlikte yaşamın koşulları inşa edilmelidir.

“Hedefimiz demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi ilkeler temelinde halkın gerçek egemenliğine dayanan bir demokrasinin inşasını sağlamaktır”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında kurulan tek adam yönetimi, demokratik hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getirmiş, keyfiliği, zorbalığı, hukuksuzluğu ve adaletsizliği kurumsallaştırmış, bu ülkenin ve halkların yaşadığı sömürüyü, baskıyı ve çözümsüzlüğü derinleştirmiş, faşizan uygulamaları gündelik politikanın parçası haline getirmiştir.

Dolayısıyla tek adam sistemini ayakta tutan, besleyen tüm kurum, mekanizma ve bağımlılık ilişkilerini değiştirmek öncelikli amaçlarımızdandır. Seçim barajının kaldırılması, demokratik hakların, siyasal özgürlüklerin en geniş şekilde kullanılmasının garanti altına alınması, demokratik, tarafsız ve bağımsız bir yargı sisteminin kurulması acil bir ihtiyaçtır. Hedefimiz demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi ilkeler temelinde halkın gerçek egemenliğine dayanan bir demokrasinin inşasını sağlamaktır.

Bu kapsamda;

Yerinden ve yerelden demokratik yönetim için yerel yönetimlere merkezden kimi alanlarda yetki ve kaynak devrine bağlı, halkın güçlü katılım mekanizmalarının oluşması, yönetimin halkın oyuyla gelmiş kişilere ve yerel halk meclislerine devredilmesi, kayyum rejimine son verilmelidir.

Bütün işçi ve emekçilerin sınırsız sendikal örgütlenme, her türlü (hak, dayanışma, siyasal ve genel) grev ve toplu sözleşme hakkının güvence altına alınması, günlük çalışma süresinin 7 saat olması ve lokavtın yasaklanması gerekmektedir.

Demokrasiyi, eşit yurttaşlık taleplerini ve inanan inanmayan herkes için düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğünü kapsayan bir laikliğin inşa edilmesi; Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının güvence altına alınması gerekmektedir.

Farklı kültürlere, kimliklere, inançlara ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlık hakkı, temel bir ilke olarak benimsenmelidir.

Kanun hükmünde kararnamelerle yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi, halk egemenliğine dayanan demokratik bir düzen için atılması gereken acil adımlardır.

Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli halklar arası iş birliğine yönelik politikalar acil ihtiyaçtır. Bunun için emperyalist güçlerin ve iş birlikçilerinin çıkarları değil halkların ihtiyaçları esas alınmalıdır. Komşularımız başta olmak üzere diğer ülkelerle savaş ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, yayılmacı politikaları terk etmek; eşit haklara dayalı, ilkeli ve barışçıl bir dış politika yürütmek gerçek anlamda bir halk egemenliği için zorunludur.

“Kürt sorununun çözümü için inkar ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir”

Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunlardan biri de Kürt sorunudur. Demokratik çözüm ve barış için ülkedeki bütün toplumsal kesimlerin yaklaşımlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir politika olması gerekendir. Demokratikleşme ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan Kürt sorununun çözümü için inkar ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikardır. Diyalog ve çözüm zeminini kurmak ve güçlendirmek; demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak olmak; bu çerçevede, başta ana dili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

“İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması…”

Kadınların ve LGBTİ+’ların toplumsal yaşamın bütün alanlarında eşit ve özgür olması için her türlü güvencenin sağlanması zorunludur. Erkek egemen zihniyetten ve uygulamalardan kaynaklanan, kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle çok kapsamlı bir mücadele şarttır. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlardır.

Gençlerin yaşam tercihlerine saygı duyan bir yaklaşımla, kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri ve özgürce yaşayabilmeleri için başta eğitim ve kültür olmak üzere ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda bütün engeller kaldırılmalıdır. Eğitim her kademede parasız, bilimsel ve demokratik olmalıdır. Gençlerin ekonomik olarak desteklenmeleri, her alanda daha fazla yönetime katılmaları, yaratıcı ve ilerletici fikirlerin toplumda daha belirleyici hale gelmesine yol açacaktır.

Çocuklar toplumun kendine ait hakları olan özneleridir. Bunu böyle kabul edip, maruz kaldıkları bütün ayrımcılıkla mücadele etmeliyiz. Ülkemizde 10 milyonu aşkın engelli yaşıyor. Engellilik salt bedene indirgenen bir tıbbi yaklaşımla ele alınamaz. Toplumda her anlamda farkındalık yaratmak, engellilerin kamu hizmetlerinden eşit yurttaşlar olarak yararlanması için her çeşit düzenlenmenin kamu tarafından yapılması hayati önemdedir.

“Her canlının sağlıklı bir ekosistem içinde yaşam hakkı etkin yasalarla koruma altına alınmalıdır”

Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. Neoliberal politikaların ülkede derinleşmesini sağlayan iktidar, bütün doğal varlıkları sermayeye peşkeş çekiyor. İklim krizine karşı acil durum ilanı, kâr ve rant uğruna çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan, doğaya karşı işlenen suçların odağı olan tüm projeler durdurulmalıdır. Enerji, ulaşım, kentleşme ve tarım başta olmak üzere tüm politikalarda doğanın korunması odaklı yaklaşım hem acil hem de zorunludur. Her canlının sağlıklı bir ekosistem içinde yaşam hakkı etkin yasalarla koruma altına alınmalıdır.

Tarihi ve kültürel varlıkların yağmasına son verilmelidir.

“Hep birlikte başaracağız… “

Çağrımız Türkiye’nin aydınlık ve demokratik geleceğini düşünen tüm kurum, kuruluş ve partilere, tek tek yurttaşlaradır. Hep beraber sorumluluk alalım. Cumhuriyetin 2. yüzyılında yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik şekilde yeniden inşa edelim. Türkiye halkları ayrımcılığa, nefret söylemine, kutuplaşmaya, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı arasına sıkışmış bir egemen siyasete mahkum değildir. Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde halkın egemen olduğu bir toplumsal düzen kurabiliriz. Bunu başarmak ezilen ve sömürülen halk kitlelerinin değiştirici gücüyle mümkündür. Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birleşik mücadeleye davet ediyoruz! Hep birlikte başaracağız… “

Paylaşın

‘Üçüncü İttifak’ 24 Eylül’de Kamuoyuna Duyurulacak

Seçimler yaklaştıkça siyasi partiler arasındaki ittifak çalışmaları da hız kazandı. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın yanı sıra, üçüncü bir ittifak da “Emek ve Özgürlük İttifakı” adı ile 24 Eylül’de kamuoyuna duyurulacak.

Haber Merkezi / Böylece iktidarı temsil eden Cumhur İttifakı’nın karşısında iki ayrı muhalif blok oluşmuş olacak. Reuters, konu ile ilgili bilgiyi TİP yetkililerinden edindiğini kaydetti.

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) temsilcileri, TİP’in ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelmişti.

Bu toplantıda siyasi gelişmelerle ilgi değerlendirmelerin yanı sıra, ittifakın isminin ve yol haritasının, hazırlanacak deklarasyonun kamuoyuna açıklanmasının yöntem ve tarihinin belirlenmesi gündeme alındı. Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada ise şu ifadeler kullanılmıştı:

“25 Ağustos’ta İstanbul’da, ülkemizin bugününde ve yarınında eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış ve demokrasi temelinde bir değişimi yaratacak birlikteliği vurgulamak, siyasal ve toplumsal iradeyi güçlendirmek, kararlı duruşumuzu, mücadelemizi, dayanışmayı ve umudu büyüten yürüyüşümüzü şekillendirmek üzere bir kez daha bir araya geldik.

Aylar süren emeklerimizin sonucunda;

Türkiye’nin tüm kentlerinde, sokaklarında ve meydanlarında, tarlalarında ve fabrikalarında, okullarında ve üniversitelerinde, her alanda mücadeleyi büyütmek; Emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençlerin, çiftçilerin ve üreticilerin taleplerini ve mücadelelerini ortaklaştırmak üzere sürdürdüğümüz ittifak çalışmasını tamamlama aşamasına geldik.

Yaşadığımız ve her gün daha da derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal kriz karşısında toplumsal adalet, eşitlik ve güçlü demokrasi temelinde değişim mücadelesini ortaklaştıracak bu ittifakın mücadele ilkelerini, siyasal program çerçevesini, seçimler öncesini ve sonrasını kapsayan yol haritasını eylül ayında kamuoyuyla paylaşma kararına vardık.

Tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve buna uygun davranma konusunda kararlıyız.

İttifakımız; AKP-MHP iktidarının halk düşmanı politikalarına direnen, bu düzenden ve iktidardan kurtulmak; sorumlulardan hesap sormak isteyen tüm kesimlerin, siyasal ve toplumsal muhalefet güçlerinin katılımı, katkısı ve desteğiyle büyüyecektir.

İttifakımız; bir yol arkadaşlığı, bir mücadele arkadaşlığı olacaktır.

İnsanca çalışılacak ve yaşanacak bir düzen için; halkın egemenliğine dayanan bir güçlü demokrasi için; Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm için; kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların eşitliği ve özgürlüğü için; doğanın ve kültürel varlıklarımızın korunması için hep birlikte mücadele edeceğiz.

Çağrımız tüm emekçilere, demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik mücadelesini yürüten bütün toplumsal hareketler, kurum, kuruluş ve yurttaşlaradır.

Hep beraber sorumluluk alalım. Yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik bir şekilde yeniden inşa edelim.

Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde, halkın egemen olduğu bir toplumsal ve siyasal düzeni kurmanın, ezilen ve sömürülen tüm toplum kesimlerinin gücüyle mümkün olduğunu biliyoruz.

Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Tek adam iktidarına, sermayenin ve zulmün düzenine karşı hep birlikte başaracağız.

‘Emek ve Özgürlük İttifakı’

Kurumlarımızın girişimiyle, Eylül ayı sonunda kitlesel bir halk buluşması ve en geniş demokrasi güçleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunun ilan edilmesine karar verilmiştir.”

Paylaşın

Semra Güzel’in Tutuklanmasına Yedi Parti Ve Kurumdan Tepki

Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), HDP Milletvekili Semra Güzel’in tutuklanmasına, gözaltı esnasındaki uygulamalara ve iktidar mensuplarının söylemlerine tepki gösterdi.

Ortak açıklamada halkın iradesi ile seçilen ve milletvekilliği devam eden Semra Güzel’in gözaltına alınma biçimi, basına servis edilişi, İçişleri Bakanı’nın kullandığı nobran, düşmanca ve ciddiyetten uzak üslubun kabul edilmediği vurgulandı.

“Adaleti savunacağız”

Özetle şöyle denildi:

“Sistematik olarak yürütülen kara propagandalar üzerinden yaratılmaya çalışılan algı, Türkiye’nin hukuk, adalet ve demokrasi açısından geldiği vahim durumun en açık örneklerinden biridir. Bir milletvekiline yapılan ve asla kabul edilmeyecek bu muamele iktidar gibi düşünmeyen hiç kimsenin güvende olmadığının göstergesidir.

“Güvenlikçi politikalar, demokratik siyaseti tasfiye girişimleri, Kürt seçilmişlere yönelik düşmanca tutumlar Türkiye’nin en hayati meselelerinden biri olan Kürt sorununu şimdiye kadar derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramamıştır, yaramayacaktır da.

“Bir kadın milletvekilinin, insanlık suçu olan ters kelepçe uygulamasıyla, saçlarından çekiştirilerek ve başını eğmeye çalışarak gözaltına alınması, tutuklanması bütün muhalefete ve halk güçlerine verilmiş gözdağıdır. Bu durum karşısında tüm muhalefet partilerini, demokratik kamuoyunu sessiz kalmamaya, iktidarın kendi suçlarını örtbas etme girişimlerine ortak olmamaya çağırıyoruz.

“Semra Güzel’e yapılanları asla kabul etmiyoruz. Tüm anti-demokratik uygulamaların, hukuksuzlukların karşısında olacak, halkın iradesine sahip çıkacağız. Emeği, demokrasiyi, özgürlükleri, barışı ve adaleti savunacağız. Birlikte mücadele edecek, birlikte değiştireceğiz!”

Ne olmuştu?

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, iktidar yanlısı basın tarafından 2014 yılında PKK’li Volkan Bora ile çekildiği fotoğraflar servis edilerek, linç operasyonu başlatılmıştı. 8 Ocak’ta servis edilen fotoğraflar ardından Güzel hakkında 10 Ocak itibariyle hızla hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmişti.

Meclis Başkanlığı’na 12 Ocak’ta gönderilen fezleke hızlıca Karma Komisyona sevk edildi. Karma Komisyon Başkanı Bekir Bozdağ tarafından da aynı gün fezlekelerin göürüşülmesi için gün belirlenmişti.

Güzel hakkında hazırlanan iki fezleke nedeniyle dokunulmazlığın kaldırılması görüşmeleri 20 Ocak’ta başlamıştı. Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon tarafından oluşturulan Hazırlık Komisyonu, Güzel’in “dokunulmazlığının kaldırılması” yönünde hazırladığı raporu HDP’nin şerhiyle birlikte 8 Şubat’ta Karma Komisyon’a sunmuştu.

Meclis’te 17 Şubat’ta toplanan Karma Komisyon’da, HDP Batman Milletvekili ve Komisyon üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki tarafından savunma yapılmıştı. Komisyon’da Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar AKP, MHP, CHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilmişti.

Meclis Genel Kurulu’nda 1 Mart’ta yapılan görüşmelerde de HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığı, Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kaldırılmıştı. Karar, 313 ‘Evet’e karşılık 52 ‘hayır’ oyuyla alındı. Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması ile hakkındaki iddialarla ilgili yargı sürecinin de önü açılmış oldu.

Güzel, hakkında hazırlanan fezlekeler HDP Kapatma Davası’na da ek delil olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulmuştu.

Paylaşın