Davutoğlu’ndan Bahçeli’ye: Gençleri Sokağa Davet Etmeyin

Gelecek – Saadet ortak grup toplantısında Ahmet Davutoğlu, Devlet Bahçeli’nin “Elinde ve vicdanında ülkücü kanı taşıyan alçaklarla kesif bir hesaplaşmaya hazırız, helalleşmeyeceğiz” sözlerini hatırlatarak, “Gençleri hesaplaşacağız diye sokağa davet etmeyin” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bölümünü ‘Sinan Ataş’ cinayetine ayıran Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi Sayın Bahçeli, ‘hesaplaşacağız kesinlikle helalleşmeyeceğiz’ diye bir ifade kullandı. Artık yaşı kemale ermiş bir siyasetçinin kullanmaması gereken bir ifade. Düşmanla hesaplaşabilirsin ama vatandaşınla helalleşeceksin ama en önemlisi o ülkücü şehitlerin son halkası olan Sinan Ateş’in eşiyle annesiyle helalleşeceksin Sayın Bahçeli.

Bu resme bakın rahmetli Sinan Ateş, 5 yıl önceki Ülkücü Şehitler Günü’nde Sayın Bahçeli’nin hemen arkasında, şimdi de yeni Ülkü Ocakları Genel Başkanı hemen arkasında. Şimdi Ülkü Ocakları Genel Başkanı genç kardeşim şu resme bakıp kendi geleceğiyle ilgili ne tahayyül eder veya bu işlerin içinde bir rolü varsa ne düşünür Sinan Ateş’in ailesi onlar hakkında.

Sayın Bahçeli siyasete girdiğinde en çok takdir edilen yönü gençleri sokaktan çekmesi olmuştu. O zamanki ifadelerini hatırlatırım Sayın Bahçeli, ‘Gençleri sokaklardan çekeceğiz, bize okumuş genç lazım.’ O zaman 40 yaşlarındaydı Sayın Bahçeli, şimdi 70’li yaşlarda. 70’li yaşlarda gençleri hesaplaşacağız diye sokağa davet etmeyin Sayın Bahçeli.

Biz o günleri çok acı yaşadık, nice yiğit insanlar evlerinde şehit edildiler. Gençler idealisttir, olumlu yönde bir idealizm verirseniz dünyayı ihya ederler, olumsuz bir şekilde onları şiddete sevk ederseniz kendileri için de ülkeleri için de felaket sebebi olurlar.

Hangi ideolojiye mensup olursa olsun bütün gençlere sesleniyorum, bu kritik günlerde asla provokasyonlara gelmeyiniz ve bütün hukukçulara sesleniyorum hiçbir yerden talimat almayın. Sinan Ateş’in katilleri cezalandırılmadıkça hiçbir gencimiz emniyette, hiçbir sokağımız huzurda olmayacak.”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Yeni Anayasa’ Açıklaması: Bu Oyuna Gelmeyiz

Gelecek – Saadet grubunda konuşan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin, “Anayasa’nın ilk dört maddesi değişmez, beşinci değişmeyen madde de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir demesinler. Çünkü o bir maddeden ibaret değil” dedi ve ekledi:

“Onlarca madde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili. Sen onu dediğin anda anayasa tartışmasının esası, özü kalmıyor. Makyaj yapmayalım anayasaya. Bir kez de gerçekten kamuoyu algısına dayalı bir iş değil de, makyaj değil de özle çalışalım. Getirin anayasanın her şeyini tartışalım açık yüreklilikle. Gündem değiştirmek için ve gündemi oyalamak için bir anayasa değişikliği getirirseniz önce sorarız biz ‘elinizdeki anayasaya uyuyor musunuz? Anayasa Mahkemesi ve Anayasa’nın verdiği yetkiye uyuyor musunuz?’ Mesele yoksulluğu örtmek, emeklilerin feryadını örtmek ve Türkiye’yi meşgul etmekse bu oyuna gelmeyiz.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek – Saadet grubunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasında “siyasi yumuşama dönemi başladı” dediğini dile getiren Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Siyasetin yeni bir çerçeveye oturması gereken günlerden geçiyoruz. 1 Nisan sabahında uyandığımızda herkes kendi muhasebesini yaptı ama en büyük muhasebeyi de iktidarın yapması beklenirdi. Gerçekten bir muhasebe yapıldı mı bilmiyoruz ama bir söz bizi umutlandırdı; sayın Erdoğan çıktı ve dedi ki, ‘siyasi yumuşama devri başladı’. İktidarın yaklaşık 8 yıldır acımasızca sürdürdüğü kutuplaştırma hatta kafirleştirme söylemleri terk mi ediliyor? 2002’de yola çıktığınızda stratejik hedefiniz neydi ve bugün Türkiye bu stratejik hedefin neresinde?

Hep beraber diyorduk ki 28 Şubat zulmünün getirdiği yasakları kaldıracağız. Ama bu yasak sadece başörtü yasağı değildi. Yasakların basın ve düşünce özgürlüğü üzerinde Demokles’in kılıcı gibi bir baskı devam ediyorsa yasaklar kalktı diyebilir miyiz? İnsanlar düşünce ifade etmekten korkuyorlarsa, kapalı kapılar ardında bile konuşurken telefonlarını dışarıda bırakıyorlarsa yasaklar kalkmış olabilir mi? Ne diyorduk; hortumlamalar, yolsuzluklar bitecek diyorduk peki bugün ne durumda yolsuzluklar? Artık bırakın hortumlama, her yer yolsuzluk.”

Gerçek bir siyasi yumuşama isteniyorsa, sivil ve kapsamlı bir anayasanın tartışmaya açılması gerektiğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

Anayasa’nın ilk dört maddesi değişmez, beşinci değişmeyen madde de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir’ demesinler. Çünkü o bir maddeden ibaret değil. Onlarca madde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili. Sen onu dediğin anda anayasa tartışmasının esası, özü kalmıyor. Makyaj yapmayalım anayasaya. Bir kez de gerçekten kamuoyu algısına dayalı bir iş değil de, makyaj değil de özle çalışalım. Getirin anayasanın her şeyini tartışalım açık yüreklilikle. Gündem değiştirmek için ve gündemi oyalamak için bir anayasa değişikliği getirirseniz önce sorarız biz ‘elinizdeki anayasaya uyuyor musunuz? Anayasa Mahkemesi ve Anayasa’nın verdiği yetkiye uyuyor musunuz?’ Mesele yoksulluğu örtmek, emeklilerin feryadını örtmek ve Türkiye’yi meşgul etmekse bu oyuna gelmeyiz.

Dünyanın her yerindeki yüksek mahkemelerin sahip olduğu itibarın Anayasa Mahkemesine de kazandırılması gerektiğini belirten Davutoğlu, gerçekten yumuşama isteniyorsa Can Atalay ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının da uygulanmasını gerektiğini söyledi.

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ifade eden Davutoğlu, “Mazlumlarla yumuşayın katillerle değil. Bir iddianame çıkıyor. Bu iddianame hazırlanırken maktulün eşinden ifade alınıyor. Bir insanın bütün iç dünyasını bilen tek kişi eşidir. Eşi bir takım ifadelerde bulunuyor, muhtemelen Sinan Ateş’in kimseye söylemediği şeyleri söylüyor ama eşin ifadesi iddianamede yok. Şimdi sayın Erdoğan, siz eğer maktul yakınları ile yumuşamak yerine katiller ve onun azmettiricileri ile yumuşarsanız Özgür Özel ile verdiğiniz resmin ne anlamı kalır?

Eşkıya Başkent’e inmiş, başkent sokağında genç bir akademisyeni katletmiş ve iktidar o eşkıya ile yumuşama içinde ama maktulun eşinin ifadesini iddianameye sokmuyor. Eğer bir yumuşama olacaksa basın ve düşünce özgürlüğüne yönelik bütün davalar düşürülsün. Düşünce ise suç değildir densin. Basına açıklamada bulunulsun; bize en sert şekilde eleştirebilirsiniz denilsin. Yaşı ileri ve hasta tutuklular konusunda da bir siyasi yumuşama sergileyin ve bırakın. Eğer çok ağır şartlarda hasta ise ailesinin yanında vefat etsin.

Yaşı 90’a gelmiş bir 28 Şubatçıyı hapishanelerde ölüme terk edeceksiniz o yıllarda sivil teorisyenliğini yapanlar Beştepe’de memur sıfatına sokacaksınız işte bu adaletsizliktir. TRT başta olmak üzere medya üzerindeki ambargoları kaldırın. Siz Sayın Özgür Özel’le televizyon ekranlarında da buluşun. Ne sakıncası var? Eğer toplumsal bir yumuşama bekliyorsanız 15 Temmuz darbesine karışan herkesi cezalandırın ama 15 Temmuz darbecisinin en baş sorumlusunun ağabeyini Hollanda’ya büyükelçi yapıp Anadolu’da parası olmadığı için sizin törenlerle açtığınız okullara çocuklarını gönderen aileleri yedi göbek cezalandırmayı bırakın.”

Davutoğlu, 20 bin öğretmen ataması yapılacağının açıklandığını anımsatarak, 68 bin öğretmene ihtiyaç bulunduğu söylenmesine rağmen böyle bir kontenjan açıklanmasının yetersiz olduğunu iddia etti. Davutoğlu, söz verildiği halde mülakatların kaldırılmadığına dair eleştiride bulundu.

Gelecek Partisinin, geçen günlerde Haymana’da gerçekleştirdiği toplantıdan sonra “yalan yanlış şeyler söylendiğini” ifade eden Davutoğlu, toplantıya ilişkin ortaya atılan iddiaların doğru olmadığını dile getirdi.

Temel Karamollaoğlu’nun CHP ile ittifak sürecinde özellikle AK Parti tarafından linç kampanyasına uğradığı belirten Davutoğlu, “Temel Bey kınayanın kınamasından kaçmadı. Temel Bey, ‘Bizler camilerden kovulduk, ağır hakaretler işittik’ dedi. Şimdi Erdoğan ve o gün iktidar sahibi olanlar Karamollaoğlu’na bu muamelenin yapılması için kampanya yürüttüler. Şimdi CHP liderinin elini sıkıyor. Yani Temel Bey’in 6 yıl önce yaptığını şimdi yapıyor ama biz o eli sıkanlara şu an hiçbir şey söylemeyeceğiz, takdir edeceğiz” dedi.

“Hamas’ın yanında olmaya devam edeceğiz”

Grupta konuşan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da 7 Ekim’den bu yana Filistin’deki masumlarla beraber insanlığın da bombalar altında kaldığını belirterek, “Hamas bizim için 7 Ekim’de başlayan bir direniş hareketi değil, 75 yıldır o topraklardaki haklı mücadelenin bugünkü bayraktarlarından bir tanesidir. Hamas biziz, biz Hamasız ve her zaman Hamas’ın yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin hem bulunduğu coğrafyada hem de dünyada barışı tesis edebilmesi için güçlü olması gerektiğini belirten Kaya, şunları söyledi: “Onun için 3 temel şiarımız var; Yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünya… Çünkü biz şuna inanıyoruz; Yeniden büyük bir Türkiye’nin yolu yaşanabilir bir Türkiye’den geçiyor. Gençlerimizin mülakatla haklarının çalındığı bir Türkiye’den güçlü bir Türkiye olmaz. 10 bin lira emekli maaşına mahkum edilmiş milyonlarca insanımızın olduğu bir Türkiye’de elbette güçlü bir Türkiye çıkmaz.

Soluğu Batı ülkelerinde almayı kendi diplomatik başarısı için şart gören bir iktidardan da elbette güçlü bir Türkiye çıkmaz. Dolayısıyla bütün bu hususları göz önüne aldığımız zaman Türkiye’nin çok acil bir şekilde maddi ve manevi bir kalkınmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin şahsiyetli bir dış politika izlemesi halinde başta Türkiye olmak üzere Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Libya’da, Mısır’da, Amerika’da, İngiltere’de insanların huzura, barışa kavuşacağını ifade ediyoruz. Onun için güçlü bir Türkiye’nin yolu, milli birlik ve beraberlikten geçer.”

Paylaşın

Saadet Partisi’nde Temel Karamollaoğlu Genel Başkanlığı Bırakıyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, genel başkanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Karamollaoğlu, 30 Ekim 2016 tarihinde gerçekleştirilen Saadet Partisi 6. Olağan Kongresi’nde genel başkanlık görevine seçilmişti.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TV5 Televizyonu canlı yayınına katıldı.

Karamollaoğlu, “Sıra bize geldi. En son olarak Erbakan Hoca’yla bizatihi çalışmış kişiler arasında herhalde ben kaldım. Ben de sağlık sebebiyle bu görevi bizden sonra gelecek, Erbakan Hoca’yı görmüş belki onunla birlikte çalışmamış, elbette çalışanlar var onunla beraber ama yakın bir çalışma içinde olmamış arkadaşlardan birisine bırakacağım” dedi.

“Yeni bir dönem başlıyor” diyen Karamollaoğlu, “Ama ideallerimizdir önemli olan. Erbakan Hocamızın bize bıraktığı mirastır. En ufacık bir noktada bile onun ideallerini bir kenara bırakmış değiliz” şeklinde konuştu.

Temel Karamollaoğlu kimdir?

7 Haziran 1941 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen Temel Karamollaoğlu, aslen Sivas’lıdır. Karamollaoğlu, ğretmen olan babasının görevi nedeniyle ilk ve orta öğrenimini çeşitli illerde tamamlamasının ardından 1960’lı yıllarda burslu olarak gittiği İngiltere’de Manchester Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Enstitüsü Tekstil Teknoloji Mühendisliği Bölümünden 1964 yılında mezun oldu.

1967 yılında aynı üniversitede yüksek lisans eğitimini tamamlayan Temel Karamollaoğlu, aynı yıl Türkiye’ye dönerek Sümerbank’ta proje mühendisi olarak işe başladı. 1967 yılında Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT) uzman olarak görev alan Karamollaoğlu, 1967 ve 1972 yılları arasında DPT’de tekstil sektör uzmanı olarak çalıştı. Askerlik hizmetinden sonra iki yıl özel sektörde çalışan Karamollaoğlu, 1975 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürü olarak görev yaptı.

1977 yılında Millî Selamet Partisi’nden Sivas milletvekili olarak seçilen Temel Karamollaoğlu, parlamento çalışmalarında KİT Komisyonu üyeliği yaptı ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye’yi temsil etti. Karamollaoğlu, 1978’de parti genel kurulu üyeliğine seçildi.

12 Eylül Darbesi’nden sonra 1987 Türkiye anayasa referandumuna kadar aktif siyasetten uzak kalan Temel Karamollaoğlu, 1980’lerde bir müddet özel müşavirlik yaptı ve daha sonra bir tekstil firmasında idari görevlerde bulundu.

Referandumla birlikte politik hayata geri döndü ve RP genel idare kurulu üyeliğine seçilen Temel Karamollaoğlu, 1989 yılında RP’den Sivas belediye başkanlığına seçildi. Karamollaoğlu, bir dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra 1994 mahallî idareler seçimlerinde aynı ilde yeniden RP’den belediye başkanı seçildi.

1995 genel seçimlerinde RP’de Sivas Milletvekili olarak parlamentoya giren Temel Karamollaoğlu, bu dönemde NATO Parlamenter Asamblesi üyesi olarak görev yaptı. Aynı dönemde Refah Partisi grup başkanvekilliğine seçilen Temel Karamollaoğlu, bu görevini RP’nin kapatılmasına kadar sürdürdü.

Refah Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra Fazilet Partisi’ne katılan Temel Karamollaoğlu, 1999 seçimlerinde Sivas’tan yeniden milletvekili seçildi. Bu yasama döneminde NATO Parlamenter Asamblesi üyeliği devam eden Temel Karamollaoğlu, Mayıs 2000 tarihinde yapılan parti kongresinde genel idare kurulu üyeliğine seçildi ve dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine getirildi. Temel Karamollaoğlu, Rahşan Affı’na destek verdi, 21 Aralık 2000’de yapılan oylamada kabul oyu verdi.

Yüksek İstişare Kurulu tarafından 24 Ekim 2016 tarihinde SP genel başkan adaylığına seçilen Temel Karamollaoğlu, 30 Ekim 2016 tarihinde gerçekleştirilen SP 6. Olağan Kongresi’nde 891 delegenin 871’inin oyunu alarak SP Genel Başkanlığı görevine seçildi. Karamollaoğlu, 3 Kasım 2019’da gerçekleştirilen Saadet Partisi 7. Olağan Kongresi’nde yeniden genel başkan seçildi.

Temel Karamollaoğlu, 2018 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde cumhurbaşkanı adayı olmak için 2 Mayıs 2018’de YSK’ya başvurdu ve seçmenlerin aday teklifinde bulunabildiği üçüncü gün olan 6 Mayıs 2018’de gerekli 100.000 imzaya ulaşarak aday olmaya hak kazandı. Karamollaoğlu, seçimlerde 443 bin 704 oy alarak yüzde 0,89 oranına ulaştı.

Karamollaoğlu, 1 Ekim 2021 tarihinde vefat eden görevdeki YİK başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün yerine 4 Ekim 2021 tarihinde oy birliği ile seçildi.

Paylaşın

TBMM’de ‘Yeni Anayasa’ Trafiği: Kurtulmuş’tan DEM Parti Ve Saadet Partisi’ne Ziyaret

Meclis’teki siyasi partilere gerçekleştirdiği yeni anaya ziyaretlerine devam eden Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, son olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Saadet Partisi’ni ziyaret etti.

Haber Merkezi / DEM Parti’ye yapılan ziyarette Numan Kurtulmuş’u, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli karşıladı. Numan Kurtulmuş ve DEM Parti heyeti, daha sonra görüşmeye geçti. Ziyaret sonrası Kurtulmuş ve DEM Parti heyeti basın mensuplarının karşısına geçti.

Numan Kurtulmuş, ziyarete ilişkin basın mensuplarına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Salı günü başlattığımız anayasa çalışmaları çerçevesinde ikinci gün temaslarını bugün parlamentoda grubu bulunan 3 partiyle birlikte sürdürüyoruz. İlk ziyareti DEM Parti ile gerçekleştirdik. Bu sürece ilişkin görüşlerimizi, çerçeveyi kendileriyle paylaştık. Bu sürecin açık, şeffaf ve demokratik bir şekilde sürdürülmesi talebimizi kendilerine ilettik.

Değerli Eş Genel Başkanlar, Grup Başkanvekilleri arkadaşlarıyla müzakere ettikten sonra bu konudaki görüşlerini kamuoyuyla da paylaşacaklar. Bizim temennimiz TBMM’de çok büyük bir çoğunlukla siyasi partilerin uzlaşabileceği bir anayasa çalışmasının ortaya konulması ve bunun da Meclis’te kabul edilmesidir. Buna ilişkin daha detaylı açıklamayı 3 partiyi ziyaretten sonra en sonunda gerçekleştireceğiz. Ben bir kez daha ilginiz için teşekkür ediyorum.”

“Yol temizliğine ihtiyaç var”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğluları ise basın mensuplarına yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Sayın Meclis Başkanına ziyaretlerinden dolayı sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyoruz. Evet, bizler de DEM Parti olarak bir anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Bu konuyla ilgili çeşitli açıklamalarımız olmuştur. 12 Eylül Anayasasının dahi uygulanmadığı bir dönemden geçerken, 12 Eylül Anayasasının değişmesi ve demokratik bir Türkiye’nin inşa edilmesi konusunda adımlar atılmasıyla ilgili görüşlerimiz kamuoyunca bilinmektedir.

Bu dönemde elbette bir yol temizliğine ihtiyaç var. Türkiye’de bir demokratik anayasa yapım sürecini inşa edebilmek için de mevcut olan baskı sürecinin ve antidemokratik uygulamaların ortadan kalkması, anayasa hükümlerinin ve AİHM kararlarının uygulanması bizler açısından çok önemlidir.

Dün 1 Mayıs’ta yaşanan şiddet olaylarını olumsuz gördüğümüzün ve böyle bir zeminde anayasa yapım sürecinin zorluklarının olabileceğinin altını çizdik bugün. En büyük temennimiz; ciddi bir yol temizliğinin yapılması, demokratik bir zeminin oluşturulması, en geniş yelpazede toplumsal bir mutabakatla Türkiye’deki bütün farklılıkların, bütün farklı halkların ve inançların eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarının anayasal güvence altına alındığı bir zeminde bir anayasa yapım sürecinin yapılmasıdır. Bu elbette bizler açısından da önemlidir.

Son olarak Türkiye’nin içinde geçtiği çok derin bir ekonomik kriz ve yoksulluk var. Anayasa tartışmalarının ülkenin bu acil ve alarm veren sorununun üstünü örtmeyecek bir şekilde çözülmesi gerekir. Parlamento zemininde ve hep birlikte bütün siyasi partiler olarak değerli halklarımıza, bu ülkenin yoksullarına, işçi ve emekçilerine karşı bir görev ve sorumluluğumuz var. Biz bir kez daha değerli başkana bu ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

“Süreci de şeffaf açık bir şekilde yürüteceğiz”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, DEM Parti yöneticileriyle görüşmesinin ardından Saadet Partisi yöneticileri ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından gazetecilere açıklama yapan Kurtulmuş, “Genel çerçeveyi, bu süreçle ilgili görüşlerimizi, özellikle TBMM zemininde anayasa çalışmalarını nasıl ilerletebiliriz ve sonuç alırız, bunlarla ilgili görüşlerimi aktardım. Değerli arkadaşlarımızın da görüşlerini alma fırsatımız oldu. Yapıcı bir görüşme oldu.

Önümüzdeki ekim ayı gibi bu işin muhtevasına ilişkin tartışmalara başlanabileceğini görüyorum. Siyaset diyalog içerisinde çözüm üretme yeridir. Bütün siyasi partilerin bu diyaloğun yapıcı unsurları olmasını temenni ederim. Meclis’te grubu olan partilerin görüşünü aldıktan sonra, Meclis’te temsil edilen diğer siyasi partilerin de görüşlerini alacağız. Bu süreci de şeffaf açık bir şekilde yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya da verimli bir görüşme olduğunu belirterek, “Anayasaların daha sağlıklı siyasal zeminlerde daha sağlıklı sonuçlar vereceğini dolayısıyla öncelikle Türkiye’deki siyasal iklimi tüm sorularımızı siyaset yoluyla müzakere edebileceğimiz bir zeminde konuşmanın önemine işaret ederek. Saadet ve Gelecek olarak bu siyasal zemine katkı sunacak her türlü çabanın içinde olacağımızı sağlıklı bir zemin inşasının sorunları konuşmaktan daha önemli olduğunu ifade ettik.” dedi.

Saadet Grup Başkanı Selçuk Özdağ ise bu Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var olduğunu söyleyerek söz konusu görüşmenin değerlendirileceğini söyledi. Özdağ, şunları söyledi: “Mutlaka ki Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var. Türkiye çok anayasa değiştirdi zaman zaman darbelerle zaman zaman olağanüstü şartlarda değiştirdi, zaman zaman da referandumlarla değiştirdi.

Önemli olan şu, Türkiye’de mevcut bir anayasa var, bu anayasa zaman zaman ihlal ediliyor, zaman zaman ilga ediliyor, bunları görüyoruz, en önemli şey de şudur; bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha net bir şekilde ayrılacağı söylenmişti. Ama gördüğümüz şu ki burada ben parlamenter olarak grup başkanlığının ötesinde vermiş olduğumuz soru önergelerinde daha, anayasa bakanlara diyor ki 15 gün içerisinde cevap vermeniz gerekir, cevap vermiyorlar, cevap vermedikleri zaman peki anayasa çiğnendiğinde ne olması gerekiyor ilgasında bir cezası olması gerekiyor. Var mı? Var. Uygulanıyor mu? Uygulanmıyor.

O zaman uygulanabilecek şeyleri yapmamız gerekiyor. Bununla ilgili olarak da çalışmalar yapılmasında fayda var. Mevcut anayasaya göre Türkiye’deki problemleri anayasanın maddeleri engel değil, bugünkü gerek ekonomik gerek dış politik meselelerde, gerekse de hukukun ihlal edilmelerinde bir problem oluşturmuyor kendisi. Oluşturmadığına göre peki ne yapmamız gerekiyor?

Hep beraber daha çok konuşmamız, daha fazla demokratikleşmemiz, daha fazla hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ön plana çıkartan bir anaysa: Bu anayasa için çalışmalara birlikte destek vereceğiz. Bir Türkiye’nin konuşan Türkiye olmasını istiyoruz; susan veya dayatılan Türkiye değil. Diyalogla uzlaşan ve anlaşan bir Türkiye özlemi içerisindeyiz. Bu tür çabaların ve çalışmaların Türk demokrasisine katkıda bulunacağı inancı içerisinde bizler de bu süreç içerisinde yol alacağız. Birlikte çaba göstereceğiz.”

“Terörle mücadele ayrı, anayasa çalışması ayrı”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi yöneticileriyle görüşmesinin ardından İYİ Parti’yi ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Aramızda yaptığımız görüşmeyi arkadaşlarımla da paylaşacağım. Daha sonra yol haritamızı sizinle paylaşacağız” dedi.

Numan Kurtulmuş ise MHP ve AK Parti’yi de ziyaret edeceğini açıkladı. Gazetecilerin DEM Parti ile görüşmesinin eleştirildiği yönündeki sorusuna ise Kurtulmuş “Terörle mücadele ayrı, anayasa çalışması ayrı” yanıtı verdi.

Paylaşın

Davutoğlu: Milletimizin Verdiği Mesajdan Kimse Kaçamaz

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi grubunda seçim değerlendirmesi yapan Ahmet Davutoğlu, “Milletimizin verdiği mesajdan kimse kaçamaz, kimse milletimizin verdiği mesajı göz ardı edemez” dedi.

Ahmet Davutoğlu, iktidarın ilk kez ikinci parti olduğunu ifade ederek, iktidara uyarı mahiyetindeki mesajların doğru algılanmasını dilediğini kaydetti. Ana muhalefete de kredi açıldığını belirten Davutoğlu, “Ana muhalefet partisi de bu krediyi kendisine verilmiş bir kredi olarak değil iktidara dönük büyük tepkinin ortaya çıkardığı geçici kredi olarak görmesi gerekir” dedi.

Temel Karamollaoğlu ve Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Milletimizin verdiği mesajdan kimse kaçamaz, kimse milletimizin verdiği mesajı göz ardı edemez” diye konuştu.

Davutoğlu, iktidarın ilk kez ikinci parti olduğunu ifade ederek, iktidara uyarı mahiyetindeki mesajların doğru algılanmasını dilediğini kaydetti. Ana muhalefete de kredi açıldığını belirten Davutoğlu, “Ana muhalefet partisi de bu krediyi kendisine verilmiş bir kredi olarak değil iktidara dönük büyük tepkinin ortaya çıkardığı geçici kredi olarak görmesi gerekir” dedi.

Bugün 1 milyon Gazzelinin felaket ölçeğinde bir açlıkla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Davutoğlu, Gazze’deki çocukların açlıktan öldüğünü vurguladı. Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, Türkiye’den kalkan gemilerle eğer İsrailli soykırımcı askerler tıka basa karınlarını doyurup o enerjiyle bu çocukları öldürmeye devam etmişlerse, bomba yağdıran uçakların yakıtları Türkiye’den gitmişse, Gazze’de yıkılan Filistinlilerin evlerinin yerine yapılan yerleşimcilerin demiri, çimentosu Türkiye’den gitmişse, bizim tuttuğumuz şeye oruç denir mi, buna ramazan denir mi? Yüreğim kan ağlıyor. Yazıklar olsun bize ki feryadımızı duyuramadık, mühürlü kalpleri açtıramadık. Yazıklar olsun bize ki vefat eden her çocuğun açlığından sorumluyuz.”

Davutoğlu, İsrail ordusunun Ramazan Bayramı’nda düzenlediği saldırıda 3 oğlu ve 4 torunu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi aradığını ve üzüntüleri nedeniyle seslerinin tıkandığını, konuşamadıklarını anlattı.

“Batı medeniyeti her şeyiyle iflas etmiştir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, Gazze’nin hala kanayan bir yara ve yürek sızısı olduğunu belirtti. Üç çeyrek asırdır devam eden ve 7 Ekim’den bugüne her geçen gün daha da şiddetlenen siyonist zulmün, ramazan ve bayram dinlemediğini dile getiren Karamollaoğlu, olup bitenlerin dünyanın güzünün içine baka baka, Müslümanlara adeta meydan okurcasına yapıldığını kaydetti.

Karamollaoğlu, sözde asli görevleri dünya üzerinde huzur ve barışı tesis etmek olan uluslararası kurum ve kuruluşların ise aylardır kör, sağır ve dilsiz kesildiğini söyledi. Gelişmiş kabul edilen batılı ülkelerin söz konusu suçlu siyonist rejim olunca tüm değerleri rafa kaldırdığını belirten Karamollaoğlu, “Bir kez daha açıkça görülmüştür ki batı medeniyeti her şeyiyle iflas etmiştir” ifadesini kullandı.

İslam dünyasının da sınıfta kaldığını dile getiren Karamollaoğlu, “Esas üzücü olan ve bizi dehşete düşüren de İslam aleminin tavrıdır” değerlendirmesinde bulundu. Hak ile batılın mücadele merkezinin bugün Gazze olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, bu imtihandan geçemeyen hiçbir insanın, kurumun, partinin veya iktidarın diğer sınavlardan geçme imkanı bulunmadığını kaydetti.

Karamollaoğlu, parti veya şahıs ayırt etmeden 5 yıl boyunca görev yapacak tüm belediye başkanlarına, muhtarlara ve belediye meclis üyelerine başarı diledi. Seçim çalışmalarında devlet imkanlarının iktidar için kullanıldığına dikkat çeken Karamollaoğlu, teşkilat mensupları ve vatandaşların katkılarıyla oluşturulmuş bir bütçeyle seçim kampanyasını yürüttüklerini dile getirdi.

Seçim sürecinde kendini ifade etmek adına bütün kulvarları zorladıklarını anlatan Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Zira bizim siyasetimiz yolunu bulma derdinde olanların değil hakikate dair yol alma hedefine inananların işidir. Bizim partimiz ve fikrimiz, yolu kendine mülk etme hevesiyle yanıp tutuşanların değil iyiye, güzele ve doğruya giden yolu açma peşinde koşanların durağıdır, partisidir.

Biz, Erbakan hocamızın işlerini örnek, fikrini esas alarak hakikate mevzi kazandırmak adına siyaset yaparız ve yapıyoruz, yapmakta da devam edeceğiz. Her konuyu pazarlığa dönüştürerek konjonktürel teveccühe talip olanlar bugün varlar ama dün yoktular ve emin olun yarın da olmayacaklar. Doğruyu pazarlayanların, doğru yapanlardan ve doğruyu yaşayanlardan daha fazla itibar görmesi, hatta öne geçmesi, daimi bir konum değil geçici bir durumdur.

Biz Saadet Partisi olarak, sesimizin duyulmasını, fikrimizin anlatılmasını engellemek isteyeni de neden engellemek istediğini de biliyoruz. Çünkü bizim durduğumuz yer ve söylediklerimiz birilerinin hem sahteliğini hem de sahteciliğini ifşa ediyor. Çünkü iktidar partisi ve müttefikleri, bizim kendilerini faş eden siyasetimizden rahatsızlar. Bu çevreler bu nedenle, bizi taklit etmeye, milli görüşün fikri yapısını tahrif ve tahrip etmeye meyilli bir oluşumu palazlandırdılar.

Hatta ‘Milli görüşü kim temsil ediyor?’ tartışmasını bile başlatmaya yeltendiler. Milli görüş gömleğini çıkaran ile milli görüş gömleğini kendisinin sanan arasındaki işbirliği herkesin malumudur. Taklitçiliğin ve işbirlikçiliğin hüküm sürdüğü bu süreçte işimizin zor olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, yapılan yanlışları ifşa, yapılması gereken doğruları izah eden biz olmamıza ve bu noktada takdir edilmemize rağmen, milletimizin seçimde mührü neden başka partilerin üzerine vurduğunu elbette değerlendireceğiz.”

Karamollaoğlu, milletin 31 Mart’ta iktidar partisine mesaj verdiğini, ana muhalefet partisine de kredi tanıdığını dile getirdi.

Toplantı öncesinde, salondaki sıraların üzerine davetlilerin takması için “Gazze için harekete geç” yazılı şapka ve Filistin bayrağı renklerini taşıyan atkı bırakıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da bırakılan atkıları boyunlarını taktı.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Milli Görüş’ Göndermesi

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi grubunda seçim değerlendirmesi yapan Temel Karamollaoğlu, “Bizim durduğumuz yer ve söylediklerimiz birilerinin hem sahteliğini hem de sahteciliğini ifşa ediyor. Çünkü iktidar partisi ve müttefikleri, bizim kendilerini faş eden siyasetimizden rahatsızlar” dedi ve ekledi:

“Bu çevreler bu nedenle, bizi taklit etmeye, milli görüşün fikri yapısını tahrif ve tahrip etmeye meyilli bir oluşumu palazlandırdılar. Hatta ‘Milli görüşü kim temsil ediyor?’ tartışmasını bile başlatmaya yeltendiler. Milli görüş gömleğini çıkaran ile milli görüş gömleğini kendisinin sanan arasındaki işbirliği herkesin malumudur. Taklitçiliğin ve işbirlikçiliğin hüküm sürdüğü bu süreçte işimizin zor olduğunu biliyoruz.”

Temel Karamollaoğlu ve Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Karamollaoğlu, Gazze’nin hala kanayan bir yara ve yürek sızısı olduğunu belirtti.

Üç çeyrek asırdır devam eden ve 7 Ekim’den bugüne her geçen gün daha da şiddetlenen siyonist zulmün, ramazan ve bayram dinlemediğini dile getiren Karamollaoğlu, olup bitenlerin dünyanın güzünün içine baka baka, Müslümanlara adeta meydan okurcasına yapıldığını kaydetti.

Karamollaoğlu, sözde asli görevleri dünya üzerinde huzur ve barışı tesis etmek olan uluslararası kurum ve kuruluşların ise aylardır kör, sağır ve dilsiz kesildiğini söyledi. Gelişmiş kabul edilen batılı ülkelerin söz konusu suçlu siyonist rejim olunca tüm değerleri rafa kaldırdığını belirten Karamollaoğlu, “Bir kez daha açıkça görülmüştür ki batı medeniyeti her şeyiyle iflas etmiştir” ifadesini kullandı.

İslam dünyasının da sınıfta kaldığını dile getiren Karamollaoğlu, “Esas üzücü olan ve bizi dehşete düşüren de İslam aleminin tavrıdır” değerlendirmesinde bulundu. Hak ile batılın mücadele merkezinin bugün Gazze olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, bu imtihandan geçemeyen hiçbir insanın, kurumun, partinin veya iktidarın diğer sınavlardan geçme imkanı bulunmadığını kaydetti.

Karamollaoğlu, parti veya şahıs ayırt etmeden 5 yıl boyunca görev yapacak tüm belediye başkanlarına, muhtarlara ve belediye meclis üyelerine başarı diledi. Seçim çalışmalarında devlet imkanlarının iktidar için kullanıldığına dikkat çeken Karamollaoğlu, teşkilat mensupları ve vatandaşların katkılarıyla oluşturulmuş bir bütçeyle seçim kampanyasını yürüttüklerini dile getirdi.

Seçim sürecinde kendini ifade etmek adına bütün kulvarları zorladıklarını anlatan Karamollaoğlu, şöyle konuştu: “Zira bizim siyasetimiz yolunu bulma derdinde olanların değil hakikate dair yol alma hedefine inananların işidir. Bizim partimiz ve fikrimiz, yolu kendine mülk etme hevesiyle yanıp tutuşanların değil iyiye, güzele ve doğruya giden yolu açma peşinde koşanların durağıdır, partisidir.

Biz, Erbakan hocamızın işlerini örnek, fikrini esas alarak hakikate mevzi kazandırmak adına siyaset yaparız ve yapıyoruz, yapmakta da devam edeceğiz. Her konuyu pazarlığa dönüştürerek konjonktürel teveccühe talip olanlar bugün varlar ama dün yoktular ve emin olun yarın da olmayacaklar. Doğruyu pazarlayanların, doğru yapanlardan ve doğruyu yaşayanlardan daha fazla itibar görmesi, hatta öne geçmesi, daimi bir konum değil geçici bir durumdur.

Biz Saadet Partisi olarak, sesimizin duyulmasını, fikrimizin anlatılmasını engellemek isteyeni de neden engellemek istediğini de biliyoruz. Çünkü bizim durduğumuz yer ve söylediklerimiz birilerinin hem sahteliğini hem de sahteciliğini ifşa ediyor. Çünkü iktidar partisi ve müttefikleri, bizim kendilerini faş eden siyasetimizden rahatsızlar. Bu çevreler bu nedenle, bizi taklit etmeye, milli görüşün fikri yapısını tahrif ve tahrip etmeye meyilli bir oluşumu palazlandırdılar.

Hatta ‘Milli görüşü kim temsil ediyor?’ tartışmasını bile başlatmaya yeltendiler. Milli görüş gömleğini çıkaran ile milli görüş gömleğini kendisinin sanan arasındaki işbirliği herkesin malumudur. Taklitçiliğin ve işbirlikçiliğin hüküm sürdüğü bu süreçte işimizin zor olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, yapılan yanlışları ifşa, yapılması gereken doğruları izah eden biz olmamıza ve bu noktada takdir edilmemize rağmen, milletimizin seçimde mührü neden başka partilerin üzerine vurduğunu elbette değerlendireceğiz.”

Karamollaoğlu, milletin 31 Mart’ta iktidar partisine mesaj verdiğini, ana muhalefet partisine de kredi tanıdığını dile getirdi.

“Yüreğim kan ağlıyor”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da “Milletimizin verdiği mesajdan kimse kaçamaz, kimse milletimizin verdiği mesajı göz ardı edemez” diye konuştu.

Davutoğlu, iktidarın ilk kez ikinci parti olduğunu ifade ederek, iktidara uyarı mahiyetindeki mesajların doğru algılanmasını dilediğini kaydetti. Ana muhalefete de kredi açıldığını belirten Davutoğlu, “Ana muhalefet partisi de bu krediyi kendisine verilmiş bir kredi olarak değil iktidara dönük büyük tepkinin ortaya çıkardığı geçici kredi olarak görmesi gerekir” dedi.

Bugün 1 milyon Gazzelinin felaket ölçeğinde bir açlıkla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Davutoğlu, Gazze’deki çocukların açlıktan öldüğünü vurguladı. Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, Türkiye’den kalkan gemilerle eğer İsrailli soykırımcı askerler tıka basa karınlarını doyurup o enerjiyle bu çocukları öldürmeye devam etmişlerse, bomba yağdıran uçakların yakıtları Türkiye’den gitmişse, Gazze’de yıkılan Filistinlilerin evlerinin yerine yapılan yerleşimcilerin demiri, çimentosu Türkiye’den gitmişse, bizim tuttuğumuz şeye oruç denir mi, buna ramazan denir mi? Yüreğim kan ağlıyor. Yazıklar olsun bize ki feryadımızı duyuramadık, mühürlü kalpleri açtıramadık. Yazıklar olsun bize ki vefat eden her çocuğun açlığından sorumluyuz.”

Davutoğlu, İsrail ordusunun Ramazan Bayramı’nda düzenlediği saldırıda 3 oğlu ve 4 torunu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi aradığını ve üzüntüleri nedeniyle seslerinin tıkandığını, konuşamadıklarını anlattı.

Toplantı öncesinde, salondaki sıraların üzerine davetlilerin takması için “Gazze için harekete geç” yazılı şapka ve Filistin bayrağı renklerini taşıyan atkı bırakıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da bırakılan atkıları boyunlarını taktı.

Paylaşın

Altılı Masa: CHP Dışında Hepsi Çöktü

Altılı Masa’yı oluşturan İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti bu seçimlerin kaybedenleri olarak kayıtlara geçerken, oy yüzdesini artıran tek parti CHP oldu.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde kazananlar ve kaybedenler de belli oldu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Yeniden Refah Partisi (YRP) kendi adlarına seçime damga vuran partiler oldular.

Seçimlerde İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti bu seçimlerin kaybedenleri olarak kayıtlara geçti.

CHP, 2019 yerel seçimlerinde yüzde 32,05 olan oy oranını tek başına girdiği bugünkü seçimde yüzde 37,28’e çıkardı.

2019 yerel seçimlerinde hiç büyükşehir belediyesi ve il belediyesi kazanamayan İYİ Parti’nin yüzde 7,52 olan oy oranı, yüzde 3,52’ye düştü. İYİ Parti, 2024 yerel seçimlerinde Nevşehir’i kazandı.

Altılı masanın bir diğer paydaşı Saadet Partisi’nin 2019’da yüzde 2,76 olan belediye başkanlığı oy oranı, bugün yüzde 0, 93’e düştü. Demokrat Parti’nin de belediye başkanlığı oranı yüzde 0,69’dan yüzde 0,15’e geriledi.

2019 yerel seçimlerinde siyasette olmayan DEVA ve Gelecek Partisi’nin belediye başkanlığı oy oranı ise bugün sırasıyla yüzde 0,21 ve yüzde 0,06 oldu.

CHP’nin il genel meclisi oy oranı 2019’da yüzde 28,63’ken bugün yüzde 33,56’ya yükseldi. İYİ Parti’nin 2019’da yüzde 7,31 olan il genel meclisi oy oranı bugün yüzde 4,37’ye düştü.

Saadet’in 2019’da yüzde 2,84 olan il genel meclisi oy oranı yüzde 1,18’e gerilerken DP’nin yüzde 0,90 olan oy oranı 0,28’e düştü. DEVA’nın il genel meclisi oy oranı ilk seçiminde yüzde 0,29 ve Gelecek Partisi’nin oy oranı da yüzde 0,1 oldu.

Bu partilerin oylarının toplamı ise Yeniden Refah Partisi’nin aldığı yüzde 6,19’luk oy oranına ulaşmadı.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’a İsrail Çağrısı: Tweet Atma, Ticareti Kes

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından, 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki ‘one minute (bir dakika)’ çıkışını da hatırlan bir mesaj paylaştı.

Haber Merkezi / Erdoğan, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde kimileri Filistin, Gazze, Ramallah diye yerlerin varlığından ilk kez 7 Ekim’de haberdar olmuş olabilir. Bazı çevreler Filistin halkının hak ve adalet mücadelesini ilk kez 7 Ekim’de duymuş da olabilir. Ama biz bu mücadeleye ömrümüzü adadık.

Türkiye, Irak-İran savaşında nasıl komşularına kucak açtıysa… Suriye’deki zulümden kaçan muhacirlere nasıl ensar olduysa… Kafkasya’dan Kırım’a nasıl hiçbir kardeşine sırtını dönmediyse… Bugün de tüm imkânlarıyla Gazzeli kardeşlerine sahip çıkmaktadır. Bu gerçeği hiçbir iftira değiştiremez; yalanlar, çarpıtmalar bu hakikatin üstünü asla örtemez. Filistinli yiğitlere terörist iftirası atanların listesinden Meclise girenler ile bu zihniyetle aynı çizgide buluşanların bize söyleyecek sözü olamaz.

Dünyada hiçbir siyasetçinin yapmaya cesaret edemeyeceği dik duruşu, bundan 15 sene önce one minute diyerek açıkça ortaya koyduk. Dün nasıl zalimlerin karşısında, mazlumların yanında yer aldıysak bugün de aynı yerdeyiz, aynı vakur tavrımızı muhafaza ediyoruz. İnşallah bundan sonra da bu duruşumuzdan geri adım atmayacağız.”

“Tweet atma, ticareti kes”

Erdoğan’ın bu uzun mesajını alıntılayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 4 kelimelik yanıt verdi: “Tweet atma, ticareti kes.”

Gazze’de can kaybı 31 bin 726’ya yükseldi

Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında can kaybı son 24 saatte 81 artarak 31 bin 726’ya yükseldi. İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 73 bin 792’ye ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Arınç’tan Karamollaoğlu’nun “Necmettin Erbakan” İddiasına Yalanlama

Bülent Arınç, SP Lideri Temel Karamollaoğlu’nun “2006’da Erdoğan Erbakan Hoca’nın evini polis ile kuşattırdı, hapse attırmak istedi” açıklamalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık” dedi.

Haber Merkezi / Bülent Arınç açıklamasının devamında, “Erbakan Hocamız tarafından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve bizlere iletilen muhtelif talepler de tereddütsüz yerine getirilmiştir. Hocamız, bu konudan dolayı özel olarak bana ve genel olarak da bu konuda hizmeti geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ve takdirlerini iletmiştir” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu katıldığı bir yayında “2006’da Erdoğan Erbakan Hoca’nın evini polis ile kuşattırdı, hapse attırmak istedi” ifadelerini kullanmıştı.

Eski TBMM Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sözkonusu iddianın gerçeği yansıtmadığını” ifade etti.

“O dönem rahmetli Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık” ifadesini kullanan Arınç şunları kaydetti:

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Karamollaoğlu’nun geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında ortaya attığı ve ardından da Mehmet Altınöz tarafından onaylanan iddialar üzerine birkaç söz söylemek gereği hâsıl oldu. Ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmıyor!

O dönem rahmetli Erbakan Hocamız için söz konusu olan cezaevine girme ihtimalini ortadan kaldırmak adına elimizden geleni ivedilikle yaptık. Başkanı olarak o dönemki grup başkanvekilimiz Sadullah Ergün’ü arayarak hocamız için olumsuz bir durumun ortaya çıkmaması adına gerekli kanuni düzenlemenin yapılması için çalışma yapılması yönünde talimatı o dönemki Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile istişare ederek ben verdim.

İlgili kanun teklifi mecliste kabul edilmesinin ardından dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildi; biz ise aynı gün herhangi bir değişiklik yapmadan kanunu tekrar kabul ederek Sezer’e havale ettik ve o da anayasamız gereği onaylamak zorunda kaldı. Ardından da CHP harekete geçerek ilgili kanunu anayasa mahkemesine taşıdı. Anayasa mahkemesinin CHP’nin itirazını reddetmesi akabinde de kanun yürürlüğe girdi ve rahmetli hocamızın söz konusu cezayı evinde geçirmesi sağlanmış oldu.

Bu dönem yaşananların en yakın şahitleri arasında Sayın Recai Kutan, Yasin Hatipoğlu, Mustafa Kamalak ve Şeref Malkoç da vardır. Bana gelip bu talebi ileten de kendileridir.

Yakinen şahit olduğum birçok konu vardır ki o dönem Erbakan Hocamız tarafından Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve bizlere iletilen muhtelif talepler de tereddütsüz yerine getirilmiştir. Hocamız, bu konudan dolayı özel olarak bana ve genel olarak da bu konuda hizmeti geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ve takdirlerini iletmiştir.

Sayın Karamollaoğlu ve Altınözün ortaya attıkları konu, bugüne kadar hiçbir yerde gündeme getirilmemiştir. 31 Mart Yerel Seçimleri’nin yaklaştığı şu günlerde üzerinden yıllar geçmiş bir konuyu gerçeklerden uzak bir şekilde yeniden kamuoyunun önüne sunmanın siyasi etik ile bağdaşmadığı görüşündeyim.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Erdoğan, Erbakan’ı Hapse Attırmak İstedi

Katıldığı bir televizyon programında dikkat çeken açıklamalarda bulunan SP Lideri Temel Karamollaoğlu, “Erbakan Hoca, 2006 yılında hapse mahkum olduğunda Tayyip Erdoğan polisle evini kuşattırdı” dedi ve ekledi:

“Hapse attırmak için büyük bir gayretin içine girdi. Çünkü mahkum olmuştu. Evinden alacak… Hocamızı ilzam etmek için, kötü göstermek için hapse attıracaktı.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, KRT yayınına katıldı. Programda yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi’nin kurucu lideri Necmettin Erbakan’ı hapse attırmak istediğini ifade eden Karamollaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Erbakan Hoca, 2006 yılında hapse mahkum olduğunda Tayyip Erdoğan polisle evini kuşattırdı. Hapse attırmak için büyük bir gayretin içine girdi. Çünkü mahkum olmuştu. Evinden alacak… Hocamızı ilzam etmek için, kötü göstermek için hapse attıracaktı. Evi kuşatıldı.

O zaman Allah rahmet eylesin Hasan Kalyoncu, bizim Gaziantep eski il başkanımız. AK Parti’nin kuruluşunda da yer almıştı. Tayyip Erdoğan’a gitti. ‘Eğer Erbakan’ı tutuklarsan burayı senin başına yıkarım. Ben siyaseten seni yaşatmam’ dedi. Onun üzerine Tayyip Bey ev hapsine çevrilmesini sağladı.

Ve arkasından da Abdullah Gül Bey Cumhurbaşkanı olduktan sonra Erbakan Hocamızın affını kendisi gerçekleştirdi. Yani Erbakan Hoca siyasi hayata Abdullah Gül’ün bu affıyla dönebildi. Arkasından 2010 yılındaki seçimlerde Saadet Partisi’nin Genel Başkanı oldu.”

Paylaşın