Erdoğan, 20 İlin Valisini Değiştirdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 ilin valisini değiştirdi. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Valiler Kararnamesi ile 9 ilin valisi görevden alınarak yerlerine yeni vali atandı. 10 ilin valisi ise yer değiştirdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı Valiler Kararnamesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Valiler Kararnamesiyle 10 ilin valisi yer değiştirdi, 9 ile yeni vali atandı. Görevden almalar ve atamalar şöyle;

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı Afyonkarahisar Valisi, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Nurtaç Arslan Bartın Valisi, Edirne Valisi Ekrem Canalp Batman Valisi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdür Vekili Erkan Kılıç Bolu Valisi,

Mersin Valisi Ali İhsan Su Diyarbakır Valisi, İller İdaresi Genel Müdürü Hüseyin Kürşat Kırbıyık Edirne Valisi, Malatya Valisi Aydın Baruş Isparta Valisi, Mülkiye müfettişi Tuncay Akkoyun Karaman Valisi, Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek Kayseri Valisi,

Çankaya Kaymakamı Hüdayar Mete Buhara Kırşehir Valisi, Mülkiye başmüfettişi Birol Ekici Kırklareli Valisi, Batman Valisi Hulusi Şahin Malatya Valisi, Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan Mersin Valisi, Kağıthane Kaymakamı Mustafa Koç Niğde Valisi, Niğde Valisi Yılmaz Şimşek Sivas Valisi,

Sivas Valisi Salih Ayhan Şanlıurfa Valisi, Kırklareli Valisi Osman Bilgin Şırnak Valisi, Gaziosmanpaşa Kaymakamı Numan Hatipoğlu Tokat Valisi, Teftiş Kurulu Başkanı Turan Ergün Uşak Valisi, Tokat Valisi Ozan Balcı Van Valisi olarak görevlendirildi.

Paylaşın

Erdoğan, Sığınmacılar Konusunda U-Dönüşüne Hazırlanıyor

Suriyeli sığınmacılar siyasetinde U-dönüşüne hazırlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde sırtını güvenle dayanacağına inandığı MÜSİAD çevresinin talebini kabul etmiş bunun için de bir fatura kesmiş görünüyor.

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda “Huzurlu ve güvenli bir ortam sağlandıktan sonra sığınmacılar zaten kendileri gönüllü olarak oraya dönecektir” ifadesiyle bahsettiği ‘briket ev’ projesinde yaşanan gelişmeleri yorumladı.

Yetkinreport.com’da yayımlanan yazısında Erdoğan’ın Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nde (MÜSİAD) yaptığı konuşmada adeta “Madem işinize yarayanlar kalsın istiyorsunuz, o zaman işinize yaramayanların masrafını siz üstlenirsiniz” dediği görüşünü dile getiren Yetkin, şunları kaydetti:

“Bunun anlamı Suriye’de dönenler için yeni briket evlerin yapım maliyetinin iş dünyasından çıka(rıl)acağı, bu amaçla bir briket-ev havuzu kurulacağı idi.

Zaten Asmalı hemen orada Suriye’de ‘640 hanelik bir MÜSİAD Köy’ kurulmasını üstlendiklerini ilan etti.

O kadarla kurtaracaklarını pek sanmıyorum, Cumhurbaşkanına siyasetini değiştirtmenin bir maliyeti olacaktır. Ama denklem de ortada, seçmen baskısıyla Suriyeli sığınmacılar siyasetinde U-dönüşüne hazırlanan Erdoğan, seçimlerde sırtını güvenle dayanacağına inandığı MÜSİAD çevresinin talebini kabul etmiş bunun için de bir fatura kesmiş görünüyor.

Tabii bu faturayı sadece MÜSİAD ödemeyecek, başta kamudan iş alan müteahhitler olmak üzere Erdoğan’ın etki alanındaki pek çok yatırımcı ödeyecek. Onlar bu faturayı kime yansıtacak dersiniz?
Evet, bildiniz.”

Paylaşın

Ekonomi Ve Sığınmacılar Konusu AK Parti’yi Zorluyor

Türkiye gazetesi, ekonomi ve sığınmacılar konusunun “AK Parti’yi zorladığını” yazdı. Yücel Kayaoğlu imzalı haberde, AK Parti’nin 2023 seçimlerine Türkiye’nin en önemli gündem başlıkları arasında yer alan ekonomi ve sığınmacılar konusunu çözerek girmeyi hedeflediği belirtildi.

AK Parti vekillerinin bayram boyunca seçim bölgelerinde yaptıkları temaslarda benzer şikâyetler olduğu belirtilen haberde seçmenin nabzı tutuldu ve vekillerin izlenimleri aktarıldı. AK Parti’nin oy oranının yüzde 35 olduğu belirtilirken, yüzde 10’luk bir kitlenin kararsız olduğu ifade edildi. Haberde şu ifadeler yer aldı:

“AK Parti milletvekilleri ramazan ayı ve bayram boyunca seçim bölgelerinde temaslarını sürdürdü. Bu temaslarda hayat pahalılığı ve mültecilerle ilgili şikâyetler başı çekti. Bu iki konu dışında en önemli başlıklardan biri ise EYT’liler oldu. AK Parti, 2023 seçimlerine Türkiye’nin en önemli gündem başlıkları arasında yer alan ekonomi ve mülteciler problemini çözerek girmeyi hedefliyor. AK Parti’deki seçim stratejisi toplantılarında da son dönemde en fazla sığınmacılar ve ekonomi üzerinde değerlendirilmeler yapılıyor. Ramazan ayı ve bayram boyunca, AK Parti yönetimi, milletvekilleri ve teşkilatların yaptıkları saha çalışmalarındaki ortak izlenim, değerlendirmeler şöyle sıralanıyor:

Hayat pahalılığı ilk sırada. Son dönemde mülteciler de gündem oldu. Ama mülteci sorununun sahada pek bir etkisi yok. Muhalefet, mültecileri ‘siyasi açıdan istismar’ aracı olarak kullanıyor. ‘Suriyeliler yüzünden iş bulamıyorsunuz, bunlar yüzünden sıkıntı çekiyorsunuz’ diyerek kullanıyor. Suriyeli sığınmacılarla ilgili yalan-yanlış bilgiler yayılıyor.

Vatandaş, mültecileri çok büyük problem olarak görmüyor ama ekonomik sıkıntı çektiği için bunları bahane ederek tepki gösterenler var. Bir yandan da özellikle hizmet sektöründe ve tarım-hayvancılıkta çalıştıracak adam bulamadıkları için Afgan veya Suriyelileri çalıştıranlar var. ‘Mülteciler olmazsa işimiz zor’ deniyor. Genel olarak vatandaş nezdinde bir ‘Suriyeli’ tartışması yapılmıyor. Ama siyaseten kullanılıyor.

Sahada görünen, AK Parti’nin çekirdek seçmeni hâlen partide. Toplumun yüzde 35’lik kesimi AK Parti’ye oy vereceğini söylüyor. Ancak yüzde 10’dan fazla bir kararsız kitle var. Bu kitle daha önce AK Parti’ye oy veren, ama şimdi kafası karışık olan bir kitle. Muhalefet cephesine de gitmek istemiyor. Çünkü onlar da umut vermiyor bu kitleye. Bu kesim şimdilik ne AK Parti’ye ne de muhalefete yanaşıyor. Gri alanda bekliyorlar.

AK Parti’ye yakın olan bu kesimler, ‘Köprü, yol baraj gibi söylemleri bırakın artık. Vatandaşın bireysel taleplerini karşılayın’ diyor. Türkiye’de seçimler muhtarlık seçimlerine döndü iyice, yani Kanal İstanbul’u veya başka otoyolları anlatarak seçim kazanmak zor. Vatandaş ‘Benim için ne yaptın’ diyor. Bireysel talepler karşılanmalı. Bu nedenle dar gelirlileri rahatlatmaya yönelik yeni bazı adımların atılması bekleniyor. Özellikle 9’uncu aydan itibaren hükûmet dar gelirlileri rahatlatmaya yönelik bazı adımlar atarsa, sıkıntı ortadan kalkar.”

Paylaşın

Erdoğan ‘Partisini İktidarda Tutmak İçin’ Taviz Veriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti ile ilgili Rai al-Youm gazetesinde yer alan bir başyazıda, Prens Muhammed Bin Selman’ın açık ara kazanan olduğu kaydediliyor.

Arapça yayın yapan Londra merkezli gazete, ziyaretin ekonomik yönünü öne çıkarıyor.

Yazıda, Suudi Arabistan’ın Türkiye’den gelen mallara boykot uyguladığı, Suudi turistlerin de ülkeyi ziyaret etmeyi bırakmasına dikkat çekiliyor.

BBC İzleme Servisi’nin aktardığı başyazı bu gelişmelerin önemli bir ekonomik etki yarattığını savunuyor:

“Bu durumun birçok kaybedeni arasında siyasi İslam ama asıl olarak da Müslüman Kardeşler yer alıyor. Biraz daha az da olsa, Erdoğan’ın en yakın müttefiki Katar da yer alıyor.

“Türk lirasını kurtarmak için Türk hazinesine iki kez yatırım ve mevduattan oluşan 35 milyar dolar pompalayan Katar artık onun (Erdoğan’ın) mali taleplerini karşılayamıyor.”

30 Nisan tarihli başyazıya göre ekonomik gerekçeler Erdoğan’ı, Cemal Kaşıkçı davası dahil tavizlere itti.

Aynı tavizler arasında Müslüman Kardeşler’le bağlantılı, Türkiye’den yayın yapan Mekameleen televizyonunun kapatılması da sayılıyor.

Yazıda, Ukrayna savaşının Türkiye’deki ekonomik krizi derinleştirmesi ihtimali dile getiriliyor ve “Erdoğan’ın politikalarını belirleyen yeni pusula bu. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesi partisini iktidarda tutmak için tavizler veriyor” deniliyor.

‘Duruşu ona, milyarlara mal oldu’

Guardian gazetesinin Orta Doğu muhabiri Martin Chulov’un ziyarete ilişkin analiz yazısında ise Prens Selman’ın ödül kazanmış biri gibi göründüğü belirtiliyor.

Erdoğan’ın son üç senede Veliaht’ı uluslararası alanda “utandırmak” için hiçbir fırsatı kaçırmadığını söyleyen Chulov, konuştuğu Suudi yetkililerin zafer kazanmış gibi olduklarını yazdı.

Gazeteciye konuşan bir yetkili, “Onun (Erdoğan) bize, bizim ona olandan daha fazla ihtiyacımız var ve bize gelen de o. Duruşu ona, milyarlara mal oldu. Yapılacak herhangi bir ticaret bizim şartlarımızla olacak.” dedi.

Çavuşoğlu ziyareti açıkladı

Ziyaretle ilgili Venezuela dönüşü uçakta soruları yanıtlayan Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Başta Suudi Arabistan bize mesafe koymuştu. İlişkileri geliştirmek istediğinde, yok efendim sen geçmişte bize soğuktun denebilir mi?” şeklinde konuştu.

Habertürk’te sözleri yer alan Çavuşoğlu, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ile benzer süreçleri hatırlattı ve “ilişkileri normalleştirme stratejimizin bir parçası” dedi.

Mısırla ilişkilere de değinen bakan, “Mısır ile süreç daha önce başladı ama biraz daha yavaş ilerliyor. Temaslarımızı artıracağız” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’ın Ziyareti Hem Siyaset Hem De Ticaret

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti, yerel iktisatçılar ve iş insanlarınca Riyad ve Ankara arasındaki ticaret, yatırım ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra siyasetin bir uzantısı olarak görüldü.

Suudi yorumcu Fethurrahman Yusuf, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretini yorumlarken, ziyaretin Rusya-Ukrayna krizinin küresel ekonomi, tedarik zincirleri ve gıda üzerindeki etkisi ışığında, iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ilişkiler bağlamında gerçekleştiğini vurguluyor.

Yusuf’un Şarkulavsat’ta yer alan değerlendirmesine göre, “iktisatçılar ve iş insanları ise, bu ziyareti Riyad ve Ankara arasındaki ticaret, yatırım ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra siyasetin bir uzantısı olarak gördü.

Suudi Arabistan’ın Cizan kentindeki Al-Şoruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Başin, Erdoğan’ın ziyaretinin iki ülke arasında ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi, ticaretin artırılması ve stratejik ortaklıklara ulaşılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Suudi Arabistan’ın “2030 Vizyonu”

Başin, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, 2030 Vizyonu’nun birçok alanda sunduğu iddialı projeler ve Suudi Arabistan’ın özellikle Türkiye’nin zengin deneyime sahip olduğu sağlık ve eğitim sektörlerinde sunduğu özelleştirme programları ışığında, Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki dönemde istikrarlı bir gelişmeye tanık olmasını beklediğini ifade etti.

Al-Şoruk Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı, Erdoğan’ın ziyaretinin inşaat, finans ve bankacılık yatırımları sektörlerinde Suudi şirketlerinin Türkiye pazarındaki varlığının yeniden kazandırılması ve iki ülkenin iş sektörleri arasında gelecekteki temel bir anlayışın teşvik edilmesine ek olarak, Suudi Arabistan’daki altyapı projeleri alanında çalışan birçok Türk şirketine olumlu yansıyacağını belirtti.

Suudi Arabistan’ın sahip olduğu 2030 Vizyonu’nun kalkınma projelerinin sunduğu fırsatlarla, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önemli bir ticaret ortağı olacağına vurgu yapan Başin, bunun Türklere Suudi ekonomisinin gücü ve daha fazla yatırım çekme ve fırsatlar sunma kabiliyetinden yararlanma fırsatı sağlayacağını söyledi.

Suudi Arabistan Türk sermayesini çekmek istiyor

Suudi Arabistan’ın ülkede çeşitli alanlardaki Türk yatırımlarını artırma isteğini dile getiren Başin, Erdoğan’ın ziyaretinin ortak iş konseyi toplantıları ve ticaret heyetleri ziyaretlerinin başlamasıyla birlikte tüm yatırım olanaklarından yararlanma fırsatlarını artıracağını ve her iki ülkedeki yatırımcıların önündeki tüm engellerin kalkmasını kolaylaştıracağını ifade etti.

Başin, söz konusu ziyaretin, uluslararası ekonomik arenada bir gücü temsil eden Suudi Arabistan ve Türkiye’de mevcut olan avantaj ve yeteneklerden yararlanmak için iki ülkenin sürdürülebilir ittifaklar ve ortaklıklar kurulmasını sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun Söylediği Noktaya Geldi

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sığınmacılar konusunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı noktaya geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devamında AK Partili kurmayların Türkiye’deki sığınmacılarla ilgili politikalarını değiştirmeye başlaması, son günlerde en çok tartışılan konularından biri.

Yaklaşık bir ay önce “Muhalefet, seçimi kazanırsak Suriyelileri göndereceğiz diyor. Biz göndermeyeceğiz. Ensarın ne olduğunu biliyoruz” diyen Erdoğan, geçtiğimiz günlerde “Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” ifadesiyle ‘fikir değiştirdi.’ Ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, aslında bir süredir ittifak ortağıyla ters düştüğü görüşünü yineledi:

“Suriyeli sığınmacıların ülkelerinden ayrılık ve kopuşlarına neden olan ağır şartlar ortadan kalkınca geldikleri gibi uğurlamak bizim asıl hedefimizdir. Misafirliğin süresi kısıtlıdır. Her insanın kendi yurdunda, emniyetli ve esenlik içinde yaşamaya hakkı vardır. Önümüzdeki bayram günlerinde ülkelerine gidebilen Suriyeli sığınmacıların geri dönmelerine gerek yoktur.”

Gazeteci Murat Yetkin, yetkinreport.com’da yayınlanan yazısında Erdoğan’ın da Bahçeli’nin de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllardır söylediği noktaya geldiğini söyledi.

Ana muhalefet partisi liderinin 18 Nisan’da parti genel merkezine astırdığı dev pankart ile AKP hükümetine dört soru sorduğunu hatırlatan Yetkin, yazısının ilerleyen bölümlerinde şu görüşü dile getirdi:

“Erdoğan’ın da Bahçeli’nin de Kılıçdaroğlu’nun yıllardır söylediği noktaya doğru geldiği görülüyor. Kılıçdaroğlu bunu kaçırır mı? 19 Nisan’da TBMM Grubuna ‘3 milyon 800 bin Suriyeliyi besliyoruz. Herhalde anket yaptırdı ve halkın da bu siyasetine karşı olduğunu gördü’ dedi; ‘Bu halkın nabzını tutan, ırkçılık yapmayan partinin de CHP olduğunu gösteriyor’.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın Kafasındaki Seçim Planı: Son Altı Ay

Halktv yazarlarından Mehmet Tezkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasındaki seçim planıyla ilgili bugünkü yazısında oldukça dikkat çeken bir öngörüde bulundu. 

Yazısında AK Parti hükümetini “İktidar bizler gibi oturmuş bekliyor… Oyuncu değil izleyici!..” sözleriyle eleştiren Mehmet Tezkan, yazısının devamında Erdoğan ve kurmaylarının seçimi kazanmak için son 6 ay kala harekete geçeceğini iddia etti.

AK Parti son altı aya hazırlanıyor

“Erdoğan son altı aya oynuyor!” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin kötü gidişatını kabul ettiğini ve bu durumun farkına vardığını söyleyen Tezkan, “Erdoğan uyandı gibi ama çaktırmıyor. Şimdilik hayal satmaya devam ediyor. Seçime kadar da satacak ama inanıyorum ki son altı aya hazırlanıyor. Son altı aya oynuyor…” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın Siyaset bilimci Maurice Duverger’in “halk daima iktidarların son altı aylık uygulamalarına bakarak oy verir” söylemiyle yola çıkarak seçime 6 ay kala seçimi kazanmak için faaliyetlere başlayacağını öne süren Mehmet Tezkan “İktidarın tek sığınağı tek umudu Duverger’in bu tespiti. 2023’ün ilk yarısı ‘yağdır mevlam’ dönemi olabilir” diye yazdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kabinede Revizyon İddiası: MHP’li İki İsim Bakan Olabilir

MHP Lideri Bahçeli’nin “kendilerini muhalefet” olarak ilan etmelerine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, MHP’den bazı isimlerin kabinede yer almasını istediği, bu çerçevede MHP içerisinden iki ismin kabineye atanabileceği ifade edildi.

Milli Gazete’den Muhammed Vefa’nın kulis haberine göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığında yaşanan bakan değişiminin ardından bazı bakanların daha görevden alınacağı konuşuluyor. Özellikle son günlerde Cumhur İttifakı kulislerinde, MHP’li bazı isimlerin kabinede yer alabileceği sık sık ifade ediliyor.

İki isim atanabilir

Haberde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “kendilerini muhalefet” olarak ilan etmelerine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, MHP’den bazı isimlerin kabinede yer almasını istediği, bu çerçevede MHP içerisinden iki ismin kabineye atanabileceği ifade edildi.

Hedef ‘heyecan’ oluşturmak

Cumhur İttifakı kulislerine dayandırılan haberde, söz konusu MHP’li isimlerin kabineye atanması halinde Cumhur İttifakı’nın seçime daha büyük heyecanla gidebileceğinin düşünüldüğü belirtildi. Buna göre MHP teşkilatlarında bir rahatsızlık oluşması da önlemeye çalışılacak. AK Partili bazı isimler de kabineye MHP’li bakanların atanmasına sıcak bakıyor.

Paylaşın

Yargıtay’ın Man Adası Kararı Ne İfade Ediyor?

Yargıtay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın akrabalarının vergi cenneti Man Adası’ndaki şirketlere 18 milyon dolar aktardığına dair açıklamaları doğrulayan karara imza attı. 2017’de Cumhurbaşkanı’nın yakınlarının adları Man Adası’nda kayıtlı bir offshore şirketle gündeme geldi.

İddiaya göre Erdoğan’ın oğlu, kardeşi, eniştesi, dünürü ve eski özel kalem müdürü, 2011’de bu şirkete tam 18 milyon dolar gönderdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili bilgileri partisinin 28 Kasım 2017’deki grup toplantısında kamuoyuyla paylaştı. CHP lideri, 2011’de gerçekleşen para transferleriyle ilgili swift mesajları ve dekontları da gösterdi.

“İtiraz edilen olay gerçek”

İddialar Erdoğan cephesinden yalanlanırken, Kılıçdaroğlu üç ayrı davayla tazminata mahkûm edildi. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi toplamda 631 bin lirayı bulan bu tazminat kararlarını bozdu.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’e konuşan Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, Yargıtay kararına göre “iddiaların olgusal gerçeklere dayandığına” işaret ediyor. Bu ifadenin kritik olduğunu vurgulayan Özarslan, “Hatta bu kişilerin hesaplarına para aktarıldığına ilişkin bankadan gelen cevabın, MASAK cevabıyla da MASAK değerlendirmesiyle de uygun olduğunu belirtiyor. Bu aslında, yani itiraz edilen, inkâr edilen bu para aktarılması olayının gerçek olduğunu işaret eder” diyor.

Yargıtay kararında ayrıca, Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’a yönelik ifadelerinin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşmadığı vurgulandı.

Süper zenginler adası

İrlanda denizinde yer alan bir vergi cenneti olan Man Adası, kuyruksuz Manx kedilerinin yanı sıra dünyanın süper zenginlerine karşı hoşgörülü vergi muamelesi ile tanınıyor.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) 2017’de gerçekleştirdiği Paradise Papers araştırmasına göre zenginlere kamu denetiminden uzak ön onaylı muafiyetler sağlayan Ada, özel jetlerin kaydedildiği en önemli merkez. Man Adası hükümeti, o dönem, Ada’da kayıtlı 231 jet için KDV iadesinin 1 milyar dolardan fazla olduğunu açıklamıştı.

Erdoğan’ın akrabalarının düşük vergi oranları ve yüksek düzeyde kurumsal gizlilik sunan Man Adası’na gönderdiği paranın kaynağı ise belirsiz.

Oya Özarslan, parayı gönderenlerden birinin bir emekli öğretmen olduğuna dikkat çekerek “O dönemde bu para nereden, nasıl geliyor gibi sorular da sorulmuştu. Ama bunların hepsi havada kaldı tabi” diyor.

Siyasi sonuçları olur mu?

Yargıtay’ın bozma kararının siyasi sonucu olup olmayacağının ise belirsiz olduğunu vurgulayan Özarslan, “Çünkü siyasi açıdan çok da önemli bir iddiada bulunulmuştu. İspat edilirse siyaseti de bırakırım, Cumhurbaşkanlığı’nda bırakırım filan gibi bir iddia olmuştu” diye ekliyor.

Türkiye’de Ocak 2006’dan itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7 no’lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 vergi uygulanması kararlaştırılmıştı.

Vergi uzmanı Nedim Türkmen, daha önce Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra ise Cumhurbaşkanı Erdoğan vergi cennetleri listesini açıklamadığı için bu vergi tevkifatının yapılamadığına dikkat çekiyor.

Bu yüzden Maliye Bakanlığı harekete geçemiyor. Hazine ise gelir kaybına uğruyor.

Türkmen, “Kurumlar Vergisi Kanunu’nun bu hükmü uygulanmadığı için vergi cennetlerinde bulunan şirketler Türkiye’deki şirketlere faturalar düzenliyorlar. Bunların çok büyük bir bölümü gider faturası. Dolayısıyla bu da şirketlerin Türkiye’de daha az kurumlar vergisi ödemesini sağlıyor” ifadelerini kullanıyor.

“Vergi cenneti listesi açıklanmalı”

Vergi cennetlerinde şirket kurmanın ya da hesap açmanın suç olmadığının altını çizen Türkmen, “Bunun suç olabilmesi için ya bir suç gelirinin aklanması faaliyetinde bulunmak gerekiyor ya da örneğin Türkiye’de vergi kaçırdınız, bunları offshore şirketlere aktarmanız durumunda konu gündeme gelebilir” diyor.

Vergide zamanaşımının beş yıl olduğunu ifade eden Türkmen, kara paraya ilişkin bir suçlama yöneltebilmek için ise öncelikle öncü suçun olması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de bu anlamda yapılan incelemelerde şimdiye dek çok bir mesafe katedilmediğini dile getiren Türkmen, “Hükümetin yapması gereken OECD’nin vergi cennetleri listesini Türkiye için de geçerli olacak şekilde açıklamak. Ondan sonra Türk şirketleriyle vergi cennetlerinde bulunan offshore şirketleri arasındaki ilişkilerin, para hareketlerinin azalacağını söyleyebiliriz” diye konuşuyor.

Vatandaşın üzerindeki vergi yükü

Oya Özarslan da Türkiye’de dolaylı vergilerin vatandaşın üzerinde büyük bir yük oluşturduğuna işaret ederek “Deprem gibi nedenlerle çıkarılmış dolaylı vergileri bile hala ödemeye devam ediyoruz. Ama bir yandan vergi cennetlerine giden paraları vergilendirmemekte ısrar ediyoruz, bunlara gözümüzü kapatıyoruz” ifadelerini kullanıyor. Özarslan, bunun vergi adaleti duygusunu, eşitlik duygusunu da zedeleyen bir olgu olduğunu söylüyor.

Türkiye’de vergi cennetleriyle mücadele, paranın kaçışını önlemekten ziyade halihazırda vergi cennetlerine aktarılmış kayıt dışı zenginliğin ülkeye dönmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik. Kamuoyunda “Varlık Barışı” olarak bilinen ve periyodik olarak çıkarılan bu düzenlemeler, offshore ile mücadele yerine teşvik ettiği yönünde eleştiriliyor.

Varlık Barışı düzenlemelerinin 2008’den bu yana, neredeyse iki yılda bir çıktığını belirten Oya Özarslan, en son yedinci kez çıkarılan Varlık Barışı’nın 30 Haziran 2020’ye kadar uzatıldığını söylüyor.

Varlık Barışı’yla getirilen paranın üzerinden herhangi bir vergi ödenmesi ihtimalinin ortadan kaldırıldığını dile getiren Özarslan, bu paraların vergi cezasına ya da denetime tabi tutulmadığını da ekliyor.

“Kara para aklamada risk”

Son getirilen düzenlemeyle para, altın, döviz, menkul kıymetler ve hatta bavulla getirilen paraların bile kaynağının ne olduğu sorulmadan sistemin içine sokulmasına imkân tanındığını vurgulayan Özarslan, “Bu kara para aklama açısından büyük bir riske işaret eder. Çünkü kara para aklamada, özellikle de nakitle el değiştiren para en büyük risk noktalarından birisi olarak gözükür” diyor.

Man Adası belgelerini 2017’den bu yana tartışan Türkiye, geçen yıl kara paranın aklanmasını engellemede başarılı olamadığı için OECD Mali Eylem Gücü tarafından gri listeye alınmıştı.

11,3 trilyon dolar vergi cennetlerinde

Verginin daha yüksek olduğu ülkelerde kazanılıp vergi oranlarının çok daha düşük olduğu vergi cennetlerine kaçırılan yıllık para miktarının kesin olarak ne kadar olduğu bilinmiyor. Fakat Paris merkezli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2020 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, en az 11,3 trilyon ABD Doları offshore sisteminde tutuluyor.

Offshore sisteminin karmaşıklığı ve gizliliği nedeniyle, bu servetin ne kadarının vergi kaçakçılığı ve diğer suçlarla bağlantılı olduğunu veya ne kadarının yetkili makamlara rapor edildiğini bilmek ise mümkün değil.

Paylaşın

Kabinede Revizyon İddiası: Bir Bakan Daha Affını İsteyebilir

Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, “Viktor Orban’ın ekonomik modeli saraya seçim kazandırır mı?..” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabinede yeni değişiklikler yapacağını öne sürdü.

Takan, yazısında, “Siyasi kulislerde iddialar birbirini kovalıyor ama hiç değişmeyen ve gündemin birinci sırasından asla inmeyen bir madde var; Hayat pahalılığı ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati…” ifadelerini kullandı.

Ahmet Takan, yazısının devamında, yaşanan hayat pahalılığı nedeniyle Nureddin Nebati’nin her an görevden alınabileceğini ifade ederek, ” Bakan Nebati, enflasyonun düşeceği tarihi sürekli ileriye atıyor.  Nureddin Nebati, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Geleneksel İftar Programı’nda enflasyonun yavaş yavaş yoluna girdiğini öne sürerken,  “Aralık ayından itibaren nasıl düştüğünü hep beraber göreceğiz ve yürüyeceğiz” dedi.

Bence, Bakan Nebati, saraydan kulağına “görevden alınman an meselesi” fısıltıları üflendikçe hop oturup hop kalkıyor. Bu yüzden, koltuğunu seçime kadar garantiye alabilmek adına sürekli enflasyonun düşeceği tarihi öteliyor!.. Sarayın, “ha bu adam tarih verdi. O zamana kadar bu işi yapacak herhalde. Dokunmayalım da bakalım” diye düşüneceğini zannediyor!..” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan Nureddin Nebati sonrası yeni ekonomi modeline geçilebileceği iddialarına yazısında yer veren Ahmet Takan şunları yazdı:

“Saray iktidarı ve yakın çevrelerinde, hayat pahalılığının önüne geçmek için her kafadan bir ses çıkarken, CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak çok önemli bir iddiayı gündeme getirdi. Toprak, “Enflasyon karşısında çaresizlik içindeki iktidar, bazı temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını ‘MADURO-ORBAN MODELİ’ ile yıl sonuna kadar sabitlemeyi planlıyor” diyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın