Erdoğan’dan Dikkat Çeken ‘Esad’ Açıklaması: Vakti Geldiğinde Görüşebiliriz

Avrupa Siyasi Topluluğu programı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme” sorusuna ilişkin “Şu an itibarıyla böyle bir şey söz konusu değil. ‘Mümkün değildir’ gibi bir ifadeyi kullanan bir siyasetçi değilim. Vakti saati geldiğinde biz Suriye’nin başkanıyla da görüşme yoluna gidebiliriz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Alt kademe de zaten görüşmeler sürüyor. Bizim bütün arzumuz Suriye’deki terör gruplarının buradan arındırılması, bununla birlikte burada briket evler yapmak suretiyle geri dönüşü hızlandırmanın adımlarını atıyoruz.”

Yunanistan’dan bir gazetecinin “Yunanistan’a ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ derken ne demek istiyorsunuz, saldırıda bulunabiliriz mi diyorsunuz?” sorusuna Erdoğan, “Konuyu anlamışsın aslında. Sadece Yunanistan için değil bizi rahatsız eden herkese karşı bir gece ansızın gelebiliriz diyoruz. Siz anlamışsanız onlar da anlamıştır herhalde” diye cevap verdi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la da görüştüğünü söyleyen Erdoğan, “Bölgemizde iyi komşuluk ilişkileri temelinde tam normalleşme hedefimize ulaşabileceğimize samimiyetle inanıyorum” dedi: Bazı talepler söz konusu oldu. Bunlarla ilgili olarak dışişleri bakanlarımıza gerekli talimatları verdik. Onlar görüşecek ve bunun sonucuna göre gerekli adımlar atılacak.

Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki sorulara da, İsveç’te yeni başbakan hükümetini kurduğunda görüşme yapabileceğini, Finlandiya Başbakanı Sanna Marin ile de kısa bir görüşme yaptığını ve iyi geçtiğini söyledi.

Finlandiya ile ilişkilerin İsveç’ten farklı olduğununu ve “İsveç’te terör örgütleri kol gezerken Finlandiya’da böyle bir durum olmadığını” belirten Erdoğan, “NATO Finlandiya’nın üyeliği konusunda nihai kararını verdiğinde biz de destekleriz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Siyasi Topluluğu’nun ilk toplantısı için gittiği Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’daki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

“AB’nin karşılaştığı meydan okumaların üstesinden gelinmesinde ve birliğin uluslararası rolünün yeniden tanımlanmasında Türkiye’nin yeri doldurulamaz.

Bazı talepler söz konusu oldu. Dışişleri Bakanlarımız, özel temsilcilerimiz görüşecek ve çıkan neticeye göre adımlarımızı atacağız.

Bölgemizde iyi komşuluk ilişkileri temelinde tam normalleşme hedefimize ulaşabileceğimize samimiyetle inanıyorum.

Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkileri bir an önce ısıtalım ve bu işi çözelim istiyoruz.

(Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi) Ön şartımız yok. Azerbaycan’la barış sözleşmesini yaptığınız anda bizimle ilgili en ufak bir pürüz kalmaz.

(Avrupa Siyasi Topluluğu) Bu platformun, üyelik sürecimize halel getirmesini asla kabul etmeyeceğimizi vurguladık.

Türkiye’nin önüne çıkartılan engellerin adil olmadığının, dahası bu durumun Avrupa Birliği’nin menfaatlerine de zarar verdiğinin altını çizdim.

Yaşanan gelişmeler Türkiye’nin birlik ve Avrupa için anahtar bir ülke olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

AB’nin, bazı ülkelerin çıkarlarına ve ihtiraslarına teslim olmadan Türkiye’yle birlik ilişkilerini katılım perspektifi temelinde ilerletmesini bekliyoruz.

Temel ve öncelikli beklentimiz, Avrupa Siyasi Topluluğu’nun AB ile ilişkilerimizi güçlendirmesi ve üyelik sürecimize katkı sağlamasıdır.

İsveç’te terör örgütlerinin yürüyüşleri devam ettiği, parlamentoda bu teröristler yer aldığı sürece bizim İsveç’e bakışımız olumlu olmayacaktır.

AB’ye Yunanistan çağrısı

Tahıl sevkiyatının önümüzdeki süreçte de devamı, başta Ukrayna halkı olmak üzere tüm Avrupa’nın ve dünyanın çıkarına olacaktır.

(Yunanistan) AB’nin birlik dayanışması adı altında hukuksuz girişimlere destek olmak yerine muhataplarımızı ikili temelde diyaloğa davet etmesini bekliyorum.

Sadece Yunanistan için geçerli değil, bize saldıran hangi ülke olursa olsun cevabımız ‘bir gece ansızın gelebiliriz’. Bunu böyle bilmeleri lazım.

Türkiye’nin, hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde gözü yoktur. Sadece ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin menfaatlerini korumanın mücadelesini veriyoruz.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Yazı: ‘CHP Kendi Kalesine Gol Attı’ Diyorlar, Katılmıyorum

Habertürk gazetesi yazarı Kübra Par, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence talebiyle başlayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın el yükselterek ‘anayasa değişikliği’ çağrısı yapmasıyla boyutlanan tartışmayı yorumladı. 

“Birileri CHP’nin kendi kalesine atılmış gol olarak yorumluyor. Katılmıyorum. Gündemi belirleyen CHP, arkadan takip eden iktidar oldu” diyen Par, şöyle devam etti:

“Böyle bir sorun mu var, CHP’nin 25 yıl önce aklı neredeydi?’ diyebilirsiniz. Aradan bunca zaman geçse de, sorun çözülmüş olsa da başörtüsü meselesi siyasi alanda elverişli bir malzeme olmayı sürdürüyordu.

‘Başörtüsünü yasaklayacaklar kaygısı ciddi ciddi yayılıyordu’

Sekülerler durumun pek farkında değildi ama sahada özellikle muhafazakar kadınlar arasında ‘Muhalefet iktidara gelirse yine başörtüsünü yasaklayacaklar’ kaygısı veya propagandası ciddi ciddi yayılıyordu.

Kılıçdaroğlu iktidarın elinden bu kozu almak, partisi içinde böyle hevesler taşıyanlar varsa onları da sonsuza dek susturmak istedi.

Ana muhalefet partisinin bu hamlesi karşısında AK Parti ‘Yok böyle bir sorun, biz zaten çözdük’ dese geleceğe dönük ithamları boşa düşecekti. ‘Hayır’ demek yerine el yükselterek Anayasa değişikliği teklifi getirdiler. Eğer CHP bu konuda mırın kırın etseydi samimiyet testinde bu sefer onlar sınıfta kalırdı.

Nitekim Özgür Özel’in ‘Her gün Anayasayı çiğneyen bir anlayışla anayasa değiştirecek halimiz yok. Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak’ diye yazdığını görünce ‘Yanlış perspektif’ diye düşündüm.

Neyse ki Kılıçdaroğlu Özel gibi davranmadı, yapıcı ve tutarlı bir tavır sergiledi. ‘Eğer arkasında yine kurnaz bir ajanda çıkmazsa tabii ki Alevi vatandaşlarımız dahil, hak ve özgürlükler konusunda getireceğiniz öneriye her türlü desteği vermeye hazırız’ dedi.

Erdoğan’ın grup konuşmasında CHP’ye sert sözlerle yüklenmesini de eleştirdi. ‘Türkiye için iyi bir şey yapmaya çalışıyoruz. Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz’ diyerek gelmekte olan karşı golü kaleye ulaşmadan çıkardı.

‘Başörtüsü hamlesine karşı cemevleri düzenlemesi gelecek’

Günün sonunda muhalefet mi yoksa iktidar mı daha fazla skor yaptı hesabını bir kenara bırakalım. Gerçek şu ki hak ve özgürlükler konusunda yaşanan bu rekabetten Türkiye kazançlı çıktı.

CHP’nin başörtüsü hamlesine karşı şimdi AK Parti de Cemevleri düzenlemesi getirecek. Keşke siyasi rekabet hep böyle alanlarda yaşansa… Karşılıklı ithamları bırakıp özgürlükleri genişletmek ve halka daha iyi hizmet etmek için yarışsalar. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP ‘Başörtüsü’ Teklifi İle Erdoğan’a ‘Gündem’ Hediye Etti

Kılıçdaroğlu, kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacakları kanun teklifini gündeme getirmişti. CHP de önceki gün teklifi Meclis’e sunmuştu. Mehmet Y. Yılmaz, CHP’nin başörtüsü çıkışıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gündem hediye ettiği görüşünü savundu.

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugünkü köşe yazısında “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘başörtüsü takma özgürlüğünü yasal güvenceye bağlama” çağrısının beklenmesi gereken sonucunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın el yükseltmesi” olduğunu söyledi.

“Nitekim öyle de oldu, Erdoğan, ‘gelin çözümü Anayasa düzeyinde sağlayalım’ dedi” diyen Yılmaz, şunları yazdı:

Bu çağrıyı yaparken Kılıçdaroğlu’na seslenme biçimi, çok önem verdiğini iddia ettiği “geleneksel Türk aile değerleri terbiyesine” ne kadar uyuyor diye de hiç düşünmedi.

CHP’nin bu çağrıya yanıtı, “yeni Anayasa’yı yeni Meclis yapacak” oldu ama bugünden başlayarak iki tarafın bir diğerini “yan çizmekle” suçlama yarışına gireceğini söyleyebilirim.

Böylece CHP Genel Başkanı, AKP Genel Başkanı’na üzerinde doya doya tepinebileceği bir yeni gündem armağan etmiş bulunuyor.

Dün CHP “gerçek gündeme odaklanmalı” derken bunu anlatmaya çalışıyordum.

Konserler, festivaller bile yasaklanırken, yaşam biçimimiz otokrasinin açık ve yakın tehdidi altındayken gündemi durduk yerde bir kez daha “başörtüsü yasaklarına” getirmeyi başaran CHP ve Genel Başkanı’nın, pirinçteki bu taşı şimdi nasıl ayıklayabileceğini merak ediyorum.

Öte yandan Erdoğan seçimi kaybederse “kazandıklarımızı kaybederiz” diye endişelenen muhafazakârların, bu kayıkçı kavgasına itibar edip etmeyeceklerini de zaman içinde göreceğiz.

Yılmaz, “endişeli muhafazakarlar” olarak tanımladığı gruba “AKP’den pompalanan ‘kazandıklarımızı kaybederiz’ propagandasında ‘kaybedilecek kazanımlar’ başörtüsü filan değil” diyerek seslendi ve şöyle devam etti:

Başörtüsü, AKP’nin yeni zenginlerinin ve yöneticilerinin bu 20 yıl içinde başardıkları ani zenginleşmeyi fark etmenizi engelleyen bir örtü işlevi görüyor.

Sizleri “başörtüsü hakkını kaybedersiniz” diye korkutmalarının nedeni, o örtünün altına saklamak istediklerini koruma kaygılarıdır.

Sadece bugün AKP’yi yönetenlerin 20 yıl önceki aile fotoğrafları ile bugünküleri karşılaştırsınlar, kimin neyi kaybetmekten endişelendiğini daha iyi göreceklerdir.

Tabii “günün fıkrası” her zaman olduğu gibi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ oldu.

Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın grup toplantısında verdiği talimatı aldık. Anayasa değişiklik teklif taslağı hazırlama çalışmalarımıza başlıyoruz” dedi.

Bu absürt tartışmada dikkatimi çeken şey Erdoğan’ın “temel insan hakları” hassasiyeti oldu.

Kılıçdaroğlu’na çağrı yaparken şunu söyledi:

“Eğer samimiysen şayet bu zat temel bir insan hakkı olan başörtü meselesini ülkenin gündeminden kati bir şekilde çıkarmakta samimiyse, şayet bu zat gençlerimizin en büyük hassasiyetleri olan özgürlük alanlarından biri konumundaki bu meselenin ahdi temelini güçlendirme sözünün arkasındaysa gelin çözümü yasa değil anayasa düzeyinde sağlayalım.”

Gördüğünüz gibi Erdoğan’a göre Türkiye’nin gençleri, sadece “başörtüsü” konusunda hassaslar.

İnanç özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, işkence ve kötü muamele yasağı, özel hayatın gizliliği, adil yargılanma hakkı, protesto hakkı gibi temel insan haklarından söz edilmiyor.

Gerçi onlardan söz edecek olsa kendi varlığını inkâr durumuna da düşebilir.

Meclisinde benzerine ancak faşist rejimlerde rastlanabilecek bir “sosyal medya yasa tasarısı” kanunlaşmak üzere olan bir ülkede Cumhurbaşkanı’nın “temel insan hakkı” denilince sadece bunu anlamasında da bir gariplik yok aslında.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle Erdoğan Arasında ‘Başörtüsü’ Tartışması

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Lideri Kılıçdaroğlu arasında ‘başörtüsü’ tartışması devam ediyor. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun teklifine ilişkin çağrı yaparak, “Gelin çözümü yasa değil Anayasa düzeyinde sağlayalım” dedi. Kılıçdaroğlu ise, “Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü teklifine değinen Erdoğan, “Bugün Türkiye’nin gündeminde başörtüsü diye bir mesele, verdiğimiz mücadele ve yaptığımız düzenlemeler sayesinde, hamdolsun artık kalmamıştır” dedi.

Kılıçdaroğlu’nu hedef alan açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ya Kemal, doğru ol be! Yanına bir iki tane başörtülü bayanı alıp rozet takmakla bu işi çözeceğini mi zannediyorsun? Adam gibi dürüst ol! İstismar siyaseti yaparak milletin karşısına çıkma” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’na çağrı yapan Erdoğan, “Gelin çözümü yasa değil, Anayasa düzeyinde sağlayalım. 5735 sayılı Anayasa değişikliği teklifini, kamuda çalışmayı da kapsayacak şekilde, aksi yönde düzenleme yapılamayacağı kaydıyla yeniden çıkartalım” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının ardından sosyal medyada paylaşım yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu sözlere yer verdi:

“Başörtülü kadınların hak ve özgürlüklerine kavuşması için önerdiğimiz bu kanuni zırhı sen destekle Erdoğan; eğer arkasında yine kurnaz bir ajanda çıkmazsa tabii ki Alevi vatandaşlarımız dahil, hak ve özgürlükler konusunda getireceğiniz öneriye her türlü desteği vermeye hazırız.

Bu kullandığın zehirli dili de artık bırak, çok çirkin bir üslubun var. Türkiye için iyi bir şey yapmaya çalışıyoruz. Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz.”

“Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak”

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına yanıt verdi. Özgür Özel, şunları söyledi:

“Meclis’e sunduğumuz kanun teklifimiz AKP’de rahatsızlık yarattı. Desteklememek için Anayasa değişikliği önerip başka değişiklikler için fırsat kolluyorlar. Her gün Anayasayı çiğneyen bir anlayışla anayasa değiştirecek halimiz yok. Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak.”

Paylaşın

AK Parti’de 2023 Hazırlıkları Başladı: Liste Tartışması

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) 2023 seçim çalışmaları hızlanırken hem il ve ilçe teşkilatlarından hem de parti içinden listelerle ilgili “Öncelik teşkilatların hazırladığı listeler olsun” tartışması yapılıyor.

AK Parti, her seçim dönemi milletvekili aday listeleri ile ilgili hem il ve ilçe teşkilatlarında hem de parti yönetiminde komisyonlar kuruyor. İl ve ilçe teşkilatlarının aday listeleri üzerinden belirlediği isimler, parti yönetimine iletiliyor. Parti yönetimi de listeler üzerinde genel bir değerlendirme yaptıktan sonra hazırlanan listeleri Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bilgisine sunuyor.

“Öncelik verilsin”

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre seçim çalışmaları hızlanırken hem il ve ilçe teşkilatlarından hem de parti içinden listelerle ilgili “Öncelik teşkilatların hazırladığı listeler olsun” tartışması yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu seçim döneminde “işi sıkı tutacağı, milletvekili aday listeleri belirlenirken, o ilin sevilen ve değer görülen isimlerinden bir liste oluşturmak istediği”, il ve ilçe teşkilatlarının da bu noktaya odaklandığı ifade ediliyor. Ancak geçmiş seçim dönemlerinde il ve ilçe teşkilatlarının belirlediği aday listelerinin “seçimlere yakın süreçte genel merkez tarafından değiştirildiği ve değişen listelerin Erdoğan’ın bilgisine sunulduğu” ileri sürülürken, bu nedenle de “il ve ilçe teşkilatlarının belirlediği adayların liste dışı kaldığına” dikkat çekiliyor.

“Vekil sayısı düştü”

Bu nedenle parti yönetimine “Önceki seçimlerde benzer durumları çok yaşadık. İl ve ilçe teşkilatlarının belirlediği isimlerden bazıları liste dışı kalınca, o ilden çıkarılması beklenen vekil sayısında düşüş yaşandı. Bu seçim döneminde aynı şey olmasın. İl ve ilçe teşkilatlarının belirlediği isimler üzerinden yapılacak bir değerlendirme cumhurbaşkanına sunulsun. Hazırlanan listeler genel merkez tarafından değiştirilmesin” sitemleri yükseliyor.

“İnce elenip sık dokunacak”

AK Parti yönetimi “Erdoğan’ın 2023 seçimlerine özel bir önem atfettiğine işaret ederek bu sefer listeler ince eleyip sık dokunacak. Hatta mevcut milletvekillerinin üçte birinden fazlasının bile listede yer alamama durumu var. İl ve ilçelerde yapılan çalışmalar önem taşıyor. Bu tür sitemler olabiliyor” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

Erdoğan, Son 8 Yılda Yaklaşık 18 Milyar TL Harcadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı’ döneminde yani 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcadı. Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

CHP’li Burhanettin Bulut, Başbakanlık dönemi de dahil edildiğinde 23 milyar TL  de örtülü ödenek kullandığını kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “başkanlık” dönemine ilişkin harcamaları paylaştı. Buna göre Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

16 Mayıs 2000-28 Ağustos 2007 arasında görev yapan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 7 yılda 167,4 milyon TL; 28 Ağustos 2007-28 Ağustos 2014 tarihleri arasında 7 yıl görev yapan Abdullah Gül ise 916 milyon TL harcadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise göreve başladığı tarih olan 28 Ağustos 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcama yaptı. Erdoğan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde ayrıca 23 milyar TL’lik de örtülü ödenek kullandı.

‘Saray, itibarından ödün vermiyor’

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre; Cumhurbaşkanlığı’nın halka faturasını çıkaran, CHP’li Burhanettin Bulut, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm Cumhurbaşkanları arasında en çok harcamayı Erdoğan’ın yaptığını belirtti. Saray’ın masraflarının her yıl arttığını kaydeden Bulut, “Sayıştay raporlarına göre, Cumhurbaşkanlığı’nın mutfaktan temizliğe, giyimden sağlığa kadar birçok kalemde yaptığı harcamalar katlandı. Halktan tasarruf isteyen Saray, kendi itibarından ödün vermiyor. Krizin faturasını vatandaşın sırtına yüklüyor” dedi.

Bulut, örtülü ödenek harcamalarına da dikkat çekti ve 2003 yılından bu yana “gizli hizmet gideri” olarak bütçeden 23 milyar 109 milyon TL harcandığını belirtti. Sayıştay’ın Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı raporunda, Saray’ın günlük harcamasının 10 milyon 277 bin TL’yi bulduğu belirlenmişti.

Paylaşın

Erdoğan’ın Ekonomi Üzerinden Seçim Planı: Geçici Cennet Yaratmak

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi üzerinden seçim planını yazan Gazeteci Mehmet Tezkan, yazısında, “Erdoğan’ın tek çaresi var; geçici cennet yaratmak. Geçici cenneti seçmene kalıcı cennet olarak pazarlamak” ifadelerine yer verdi.

Halk TV yazarı Mehmet Tezkan, “Dikkat ederseniz son zamanlarda kendi yaptığı tahribatı onarmakla meşgul. Hazinenin kasasını sonuna kadar açtı. Adeta para saçıyor. Kendi değimiyle, enflasyonun yol açtığı refah kaybını gidermeye çalışıyor. Şuna refah kaybı yerine yoksullaşma desek daha doğru olur. Neyse meselemiz bu değil. Meselemiz Erdoğan’ın ekonomi üzerinden seçim planı… Enflasyondaki artış hız kesecek mi? Evet… Geçen yıl enflasyon aralık ayında yüzde 13.5, ocak ayında yüzde 11.1, şubat ayında 4.8, mart ayında yüzde 5.4, nisan ayında 7.2 oranında artmıştı. Bu yıl aynı oranda artış beklenmiyor. Fiyatlar artacak artmasına ama bu oranda olmayacak. Yani ekonomistlerin baz etkisi dedikleri nedenle enflasyon bir önceki yıla göre düşmüş olacak. Erdoğan da bunu büyük başarı olacak sunacak…” değerlendirmesini yaptı.

“Hatırlatırım. 2021 yılının eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 19’du. Erdoğan çomak sokmasaydı yılı yüzde 16.5’luk enflasyonla kapatacaktık. Erdoğan çomak sokmasaydı zaten makul düzeyde enflasyonumuz olacaktı. Makul seviyedeki enflasyonu çığırından çıkardı, yüzde 80’ ne fırlattı şimdi bize makul seviyeye indireceğini vaat ediyor… Bunun adı da politika oluyor… Bunun adı da memleketi idare etmek oluyor… Bunu yapan da ‘ben ekonomistim’ diye övünüyor…” diye yazan Tezkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Aslında Erdoğan’ın şu anki derdi, enflasyonla mücadele değil. Geçen akşam CNNTürk’te söyledi; ‘ben enflasyondan önce faize bakıyorum. Faiz noktasında yüzde 12’ye indirdik. Daha da inecek’ dedi.

Enflasyona baz etkisi nedeniyle nasıl olsa düşecek gözüyle bakıyor. Aslında enflasyonla büyümeyi hedefliyor.

Ama büyük bir derdi var…

Ne?

Hayat pahalılığı…

İkisi aynı şey değil mi?

Değil…

Hayat pahalılığı gelirle orantılı… Enflasyon artışı kadar geliriniz artarsa hayat pahalı demezsiniz. Türkiye bunu 1990’lı yıllarda yaşadı. Yüzde 120’ye varan enflasyonu gördük ama hayat pahalılığı bağırtmıyordu…Çünkü ücretlere de buna yakın oranda zam yapılıyordu.

Bugün bağırtıyor…

Örnek vereyim. Enflasyon yüzde 90 ise yüzde 90 zam aldığınız zaman hayat pahalılığı sizi çok etkilemez.

İşte Erdoğan buna oynuyor…

Yeniden seçilme kozu bu…

Erdoğan’ın tek çaresi var; geçici cennet yaratmak.

Geçici cenneti seçmene kalıcı cennet olarak pazarlamak.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘6 Sıfır’ Sözlerine Babacan’dan Yanıt: Gazetelerden Öğrendi

DEVA Lideri Babacan, Erdoğan’ın paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendiğini söyledi: Paradan 6 sıfırı biz attık diyor. Paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendi. Bana sordu ertesi gün, ‘Ya bu ne’ dedi, ‘Paradan 6 sıfır mı atıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘evet’ dedim. ‘Keşke söyleseydin de ben açıklasaydım niye sen açıkladın.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Demokrasi ve Atlım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan arasındaki “6 sıfır” polemiği devam ediyor.

FOX TV’de İlker Karagöz’le Çalar Saat programına konuk olan Babacan, Erdoğan’ın paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendiğini söyledi:

Paradan 6 sıfırı biz attık diyor. Paradan 6 sıfır atılacağını gazetelerden öğrendi. Bana sordu ertesi gün, ‘Ya bu ne’ dedi, ‘Paradan 6 sıfır mı atıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘evet’ dedim. ‘Keşke söyleseydin de ben açıklasaydım niye sen açıkladın’ dedi.

Paradan 6 sıfır atma törenini biz Merkez Bankası’nda yaptık. Bugün böyle bir şey olsa, tören Merkez Bankası’nda mı yapılır yoksa külliyede mi yapılır? Bunu kendisini kınamak için söylemiyorum. Devletin başındaki kişi her şeyi bilmek, her şeye burnunu sokmak zorunda değil. Devletin başındaki kişinin yapacağı iş, ehil ve dürüst kadroları kilit yerlere koyacak ve genel koordinasyon sağlayacak o kadar.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, geçen günlerde katıldığı bir toplantıda Babacan’ı ismini anmadan hedef almıştı:

Enflasyonu şubat ayında makul seviyelere indireceğiz, sonrasında tek haneli rakamlara düşürmekte kararlıyız. Geçmişte bunu biz yaptık. Faizi yüzde 4,6’ya enflasyonu 6,2’ya indirdik.  Kendine paye çıkaranlar yok değil, var. Ya sen kimsin? 6 sıfırı Türk Lirası’ndan çıkaran bu Başbakan, sen kimsin ya? Başbakan olur vermedikten sonra sen ne yapabilirsin ya?

Paylaşın

MGK Toplantısı Sona Erdi: Yunanistan’a Adalar Tepkisi

Yaklaşık dört saat süren MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, uluslararası hukuku hiçe sayarak iyi komşuluk ve müttefiklik ilişkilerinin hilafındaki tutumunu ısrarla sürdüren Yunanistan’ın, kışkırtıcı eylemlerine ilave olarak karasuyu ve hava sahası ihlallerini artırarak devam ettirmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Haber Merkezi / Bildiride, Yunanistan yönetimine ayrıca; düzensiz göçmenlerin hayatlarını tehlikeye atan, insan hakları ve insancıl hukuka aykırı faaliyetlerine bir kez daha son verme çağrısında bulunuldu. Bildirinin devamında, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açmadan bir an önce sona erdirilerek kapsamlı ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrı tekrarlandı.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı.

Yaklaşık 4 saat süren toplantıda, ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı kararları ile göreve getirilen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Gülan ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ilk kez yer aldı.

Toplantı sonrası yayımlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ VE DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuş ve ilave tedbirler görüşülmüştür.

15 Temmuz darbe girişiminin faili terör örgütü FETÖ ile mücadelede gelinen aşama değerlendirilmiş; Türkiye’nin istikrarını ve güvenliğini hedef alan bütün odaklar ve terör örgütleriyle iş birliği içerisinde olan bu ihanet şebekesinin tamamen bertaraf edilmesi yönündeki çabaların kararlılıkla sürdürüleceği bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir.

Madrid’de gerçekleştirilen NATO liderler zirvesi ve neticeleri tüm detayları ile ele alınmış; Türkiye’nin yetmiş yıldır mensubu olduğu ittifaktaki yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde ve samimiyetle yerine getirdiği hatırlatılarak, aynı yaklaşımı ittifakın diğer üyelerinden de beklediği vurgulanmıştır. bu kapsamda müttefiklerimiz, FETÖ ve tüm isimlendirmeleriyle birlikte PKK/KCK-PYD/YPG ile mücadelede Türkiye’nin yanında yer almaya ve destek vermeye davet edilmiştir.

Uluslararası hukuku hiçe sayarak iyi komşuluk ve müttefiklik ilişkilerinin hilafındaki tutumunu ısrarla sürdüren Yunanistan’ın, kışkırtıcı eylemlerine ilave olarak karasuyu ve hava sahası ihlallerini artırarak devam ettirmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir.

Yunanistan yönetimine ayrıca; düzensiz göçmenlerin hayatlarını tehlikeye atan, insan hakları ve insancıl hukuka aykırı faaliyetlerine bir kez daha son verme çağrısında bulunulmuştur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm vizyonuna güçlü destek beyan edilmiştir.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açmadan bir an önce sona erdirilerek kapsamlı ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrımız tekrarlanmış; bu kapsamda Türkiye’nin kalıcı barışın tesisi ile küresel çapta bir gıda krizine dönüşmekte olan meselenin çözümü istikametindeki gayretlerinin devam edeceği belirtilmiştir.

Koronavirüs salgını ve ardından dünya genelinde yaşanan çatışmalarla derinleşen küresel ekonomik krizin, genişleyen siyasi ve sosyal etkileri tüm boyutlarıyla değerlendirilmiş, ülkemizin gelecekte ortaya çıkması muhtemel tehditlere karşı her alanda güçlendirilmesi için alınması gereken tedbirler gözden geçirilmiştir.”

Paylaşın

AK Partili Vekiller, Erdoğan’ın Talimatını Yerine Getiremiyorlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TBMM’nin kapanmasının hemen ardından 2023 seçimleri için partisinin milletvekilleri, belediye başkanları ve il, ilçe teşkilatlarına “Sahada olun, halka dokunun” talimatına karşın sahadan “AK Partili milletvekilleri sahada yok” serzenişleri geldiği ifade edildi. 

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre parti yönetimine bu serzenişlerin özellikle “AK Parti’nin kalesi” olarak nitelendirilen il ve ilçelerden geldiği belirtilirken AK Partili kurmaylar, “İllerin, ilçelerin durumları tek tek not alınarak  Erdoğan’a iletiliyor. Bu seçimler önceki seçimlerden farklı. Çalışanlar emeğinin karşılığını alacak çalışmayanlar ise yeniden aday gösterilmeyecek” değerlendirmelerini yaptı.

MHP, hafta sonu Erzurum’da miting gerçekleştirerek “Sahaya hâkimiz” mesajını verdi. Bu seçimlerde MHP’nin beklentisi “en az iki milletvekili.” Ancak daha önce AK Parti’ye oy vermiş yurttaşlar, MHP’nin ortağı olduğu Cumhur İttifakı’ndaki “AK Partili vekillere” tepkili. Yurttaşlar, “bu kez milletvekili seçimlerinde tercihlerini bir başka partiye kullanabileceklerini” ifade ediyor.

Vekiller sahada yok

AK Parti eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu başbakanlığında kurulan seçim hükümeti döneminde içişleri bakanı olarak görev yapan, eski Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok gibi göz önündeki isimleri Erzurum’dan aday göstermişti. Ancak yurttaşlar “eskiye oranla AK Partili milletvekillerini sahada görmediklerini” belirtiyor.

AK Partili kurmaylar ise “bu tür serzenişlerin özellikle AK Parti’nin kalesi olarak nitelendirilen pek çok ilden kendilerine geldiğini” belirtiyor ve “yine de sahada üç ay öncesine göre daha iyiyiz” değerlendirmelerini yapıyor. AKP’li kurmaylar “Bu seçimler önceki seçimlerden farklı. Çalışanlar emeğinin karşılığını alacak, çalışmayanlar ise yeniden aday gösterilmeyecek. Bu konuda tavrımız net. Cumhurbaşkanımızın da tavrı net” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın