“Erdoğan, Dev Şirketlere Yatırım Çağrısında Bulunacak” İddiası

Erdoğan’ın “Yatırım Danışma Konseyi” toplantısında, dünyanın önde gelen şirketlerine, ekonomide kat edilen mesafeyi anlatacağı ve Türkiye’ye yatırım yapmaları çağrısında bulunacağı öne sürüldü.

Yatırım Danışma Konseyi toplantısına, özellikle Türkiye’ye yakın dönemde yatırım yapması beklenen Çin ve Körfez şirketlerinin damga vurmasının beklendiği iddia edildi.

Yatırım Danışma Konseyi sekiz yıl sonra ilk kez toplanacak. Toplantı için uluslararası dev şirketlerin CEO’larına davet gönderildi.

CNBC-e’nin edindiği bilgilere göre toplantıya Elon Musk, Jeff Bezos başta olmak üzere dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO’ları ve yönetim kurulu başkanları çağrıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz imzasıyla çok sayıda şirketin ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların üst düzey isimlerine gönderilen davet mektuplarında, 23 Ağustos tarihine kadar katılım konusunda cevapların iletilmesi istendi.

Orta Vadeli Program’a ilişkin güncellemenin ardından gerçekleştirilecek toplantıda AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk ekonomisinde kat edilen mesafeyi anlatacak ve Türkiye’ye yatırım çağrısında bulunacak.

Sekiz yıllık aranın ardından düzenlenecek Yatırım Danışma Konseyi toplantısına, özellikle Türkiye’ye yakın dönemde yatırım yapması beklenen Çin ve Körfez şirketlerinin damga vurması bekleniyor.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) de toplantıya yüksek katılım sağlanması ve Türkiye’deki yatırım iklimindeki değişikliklerin ele alınması için üye şirketlerin toplantıya katılımını önemsiyor. YASED üyelerinin global yöneticilerine de toplantıya katılım davetleri yapıldı.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Olası Erdoğan – Esad Görüşmesine İlişkin Açıklama

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, olası Erdoğan – Esad görüşmesine ilişkin, “Biz, Türkiye ve Suriye arasındaki resmi ilişkilerin iki ülkenin toprak bütünlüğünün, birliğinin ve egemenliğinin karşılıklı olarak tanınması temelinde normalleşmesinden yanayız” dedi.

Bogdanov, Erdoğan ile Esad arasındaki olası görüşmenin organizasyonu için ciddi hazırlık yapılması gerektiğini ve Moskova’nın bu tür müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, Türkiye – Suriye ilişkilerine değindi.

Bogdanov, konuya ilişkin, “Liderler buluşsaydı çok iyi olurdu, ancak böyle bir görüşme için ciddi hazırlığa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Moskova’da bu tür görüşmeleri, üçlü görüşmeleri, yani doğrudan ilgili tarafların, Şam ve Ankara’nın resmi temsilcilerinin yer aldığı görüşmeleri gerçekleştirmeye her zaman hazırız” dedi.

Rusya’nın Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi konusunda İran ve Irak’la da temas halinde olduğunu anlatan Bogdanov, zira bu ülkelerin de Suriye’deki ve Suriye çevresindeki genel duruma olumlu yansıyacak bu normalleşmenin gerçekleşmesine ilgi duyduklarını aktardı.

Bogdanov, Rusya’nın olası Erdoğan – Esad görüşmesi için ev sahipliği önerisinde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine de, bu konuda bilgisi olmadığını söyleyerek “Biz, Türkiye ve Suriye arasındaki resmi ilişkilerin iki ülkenin toprak bütünlüğünün, birliğinin ve egemenliğinin karşılıklı olarak tanınması temelinde normalleşmesinden yanayız” diye ekledi.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Erdoğan’ın “Cibilliyeti Bozuk” Sözlerine Sert Tepki

Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından Türkiye’de yas ilan edilmesini eleştirenlere yönelik, “cibilliyeti bozuk” sözlerine sert  tepki gösterdi:

“Seviye ve seciyesi kendisine kefil olmayan kişiler, başkalarının cibilliyetlerini tartışma konusu yapamazlar! Şayet yaparlarsa, kendi cibilliyetleri tartışılır!..”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından bir günlük yas ilan edilmesini eleştirenlere yönelik şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan, şunları söyledi: “İsmail Haniye’yi tanıyan herkes onun nasıl yiğit bir dava adamı olduğunu çok iyi bilir. Kendisi aynı zamanda Filistin’in son seçilmiş başbakanıdır. Merhum Haniye’nin Katar’daki cenaze merasimine geniş bir heyetle iştirak etmenin yanı sıra ülkemizde bir günlük milli yas ilan ederek Filistin halkıyla dayanışmamızı gösterdik. Ama bazı ekranlarda, bazı cibilliyeti bozuk olanlar bizim ona gösterdiğimiz bu ilgiyi hazmedemedi. Yani sizden mi izin alıp da bunların kararını verecektik? Biz milletimizden gerekli izni aldık, adımlarımızı da buna göre atıyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdi. X hesabından paylaşım yapan Dervişoğlu, “Seviye ve seciyesi kendisine kefil olmayan kişiler, başkalarının cibilliyetlerini tartışma konusu yapamazlar! Şayet yaparlarsa, kendi cibilliyetleri tartışılır!..” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Muhalefete “SGK Borçları” Tepkisi: Absürt Bahanelerle…

Erdoğan, muhalefetin SGK borçlarına ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, “Konuşmayı meydanlarda atıp tutmayı çok sever. Ama iş verilen sözleri tutmaya gelince ara ki bulasın. SGK’ya olan birikmiş borçlarını dahi ödemeyen dahası absürt bahanelerle bu borçtan kaçmanın yollarını arayan bir zihniyetten ne memlekete, ne de şehirlerimize hiçbir hayır gelmez” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkanlığındaki kabine toplantısı sona erdi. 3 saat 20 dakika süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan, açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Moğolistan’dan Etiyopya’ya nerede ata yadigarı bir kültürel varlığımız mevcutsa sahip çıkıyor kültürümüze ve insanlığa yeniden kazandırıyoruz. Büyük ülke ve büyük millet olmak neyi gerektiriyorsa tüm imkanlarımızla tüm gücümüzle onu yerine getirmenin gayretindeyiz. Burada bazı rakamları sizlerle kısaca paylaşmak isterim. TİGA vasıtasıyla günlük coğrafyamızın dört bir ucunda 120’nin üzerinde restorasyon çalışması gerçekleştirdik. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla son 22 yılda yaklaşık 6000 vakıf kültür varlığının restorasyonunu veya onarımını tamamladık.

Tarihimizin hiçbir dönemine sırtımızı dönmeden hem içeride hem dışarıda ulaşabildiğimiz her yerde maziden atiye sağlam köprüler kurduk. Bunun en son örneği Yıldız Sarayı’ydı. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığımızın yürüttüğü 6 yıllık titiz bir çalışmanın neticesinde Yıldız Sarayı’nı tekrar ihya ettik. Osmanlı’nın en sancılı yıllarına tanıklık eden ancak bir dönem kumarhane olarak kullanılan bu önemli mirasın kapılarını 19 Temmuz’da onun sahibi olan aziz milletimize açtık.

Şimdiye kadar 100 bin insanımızın ziyaret ettiği Yıldız Sarayı’nı özellikle gençlerimizin gezip görmesini tavsiye ediyorum. Bakımsızlık kurbanı olan Edirne Sarayı’yla ilgili restorasyon çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah bu güzide eseri de kısa sürede ülkemize kazandıracağız. Sultan 2. Abdülhamid Han’ın emanetini yeniden hayata döndürmekten duyduğumuz bahtiyarlığı burada tekrar ifade etmek istiyorum. Yıldız Sarayı’nın restorasyonunda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

26 Temmuz’da İstanbul’da tanıtımını yaptığımız HİT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile milli teknoloji hamlemizi yeni bir ivme kazandırıyoruz. Programla yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli yeni yatırımlar için Türkiye’nin sahip olduğu avantajları HİT 30 programıyla vergi teşvikleri ve hibe desteklerinden oluşan toplam 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji yatırımlarına yönlendireceğiz.

HİT 30 programının sektörde farklı bir heyecan oluşturduğunu görüyoruz. Bundan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu vesileyle buradan iç dünyamıza şu çağrıyı yapmak arzusundayım. Hükümetimiz üretenin, çalışanın, istihdam sağlayanın daima yanındadır. Son 22 yılda el ele verdik, omuz omuza verdik, nice hayalleri beraberce gerçeğe dönüştürdük. Savunma sanayi başlığı olmak üzere birçok başlıkta ülkemizi parmakla gösterilen seviyelere yine beraberce ulaştırdık.

Önümüzdeki dönemde iyi çalışılmış, Türkiye ekonomisine katkı yapacak yeni paketlerle iş dünyamıza destek vermeyi sürdüreceğiz. Allah’ın izniyle çok daha fazlasını başaracağız. Şunu lütfen unutmayınız. Siz gayret ettiğiniz sürece biz de sizleri asla yalnız bırakmayız. Önümüzdeki dönemde iyi çalışılmış Türkiye ekonomisine katkı yapacak yeni paketlerle iş dünyamıza destek vermeyi sürdüreceğiz.

Aziz milletim. Bundan 10 sene önce sizlerin desteğiyle göreve ilk başladığımızda koşan, koşturan ve terleyen bir cumhurbaşkanı olacağımızın sözünü vermiştik. Diğer tüm sözlerimiz gibi hamdolsun bunu da yerine getiriyoruz. Ankara ve İstanbul’daki yoğun programlarımızın yanı sıra il ziyaretlerimizle milletimizle gönül köprülerimizi güçlendiriyoruz. İllerimizde yapımı devam eden projelerimizi yerinde görüyor, inceliyor, varsa eksiklerinin giderilmesi için hemen orada Bakan arkadaşlarımıza gerekli talimatları veriyoruz. Ayrıca tamamlanan eserlerin de açılış sevincini milletimizle paylaşıyoruz. Rize ziyaretimizde hem Rizeli kardeşlerimizle kucaklaştık hem de inşası biten eser hizmet ve projelerin resmi açılışını gerçekleştirdi.

Afetzede kardeşlerimize ev ve dükkanlarının anahtarlarını teslim ederek 2021 yılındaki sel felaketinin yaralarını sarma vaadimizi yerine getirdik. Aydere yaylasını 2017 yılından bu yana toplam 2 milyar 667 milyon liralık yatırımla eski güzelliğine yeniden kavuşturduk. Tabii burada asıl önemli olan Ayder gibi doğal bir hazinenin korunmasıdır. Ayder’de çarpık yapılaşmaya izin vermeyerek, Ayder’i her türlü çirkinlikten muhafaza ederek hep birlikte bunu başaracağımıza inanıyorum. Bu vesileyle bir kez daha açılışını yaptığımız hizmet ve projelerin hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen tüm kurumlarımıza kutluyorum.

“İsmail Henniye’nin şehit edilmesiyle Gazze krizinde yeni bir sınır da aşıldı”

Değerli basın mensupları, bölgemiz gerçekten sancılı günler yaşamaktadır. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 2 buçuk yılını doldurdu. Savaşın kısa vadede sona erme ihtimali henüz ufukta görünmüyor. İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılar 10. ayını geride bıraktı. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Henniye’nin şehit edilmesiyle Gazze krizinde yeni bir sınır da aşıldı.

Ancak turizmde hala kat etmemiz gereken mesafe olduğunu biliyoruz. Bölgemizdeki istikrarsızlıklar ve çatışmalar azaldıkça bu mesafeleri çok daha hızlı bir şekilde aşacağız. Turizm sektörümüzün de vizyonunu buna göre şekillendirmesinde fayda var. Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. Aşırı kar hırsıyla hızlı kazanç peşinde koşmak, orta ve uzun vadede turizm sektörümüze onulmaz yaralar açacaktır.

Her ne suretli olursa olsun, vurgunculuk yapanlar en büyük zararı milletimize vermektedir. Türkiye’nin saygınlığına vermektedir. Sektörden ekmek yiyen milyonlarca vatandaşımıza vermektedir. Her zaman söylüyorum, itibar ve güven zor kazanılan fakat kolayca kaybedilen değerlerdir. Fırsatçıların bu değerlerimizi dinamitlemesine müsaade etmemeliyiz. Ülkemizin prestijine ve turizm sektörümüze zarar veren arzi durumların ortadan kaldırılması noktasında devletimizin kurumları kadar sektörün bizatihi kendisine çok önemli görevler düşüyor.

Daha büyük hedeflere kulaç atarken turizm sektörünün gelişmesine ayak bağı olan bu yüklerden de kurtulacağımıza inanıyorum. Aziz milletim, ekonomi başlığında şunu da memnuniyetle vurgulamak durumundayım. Turizm ve ticaret rakamları gibi bugün açıklanan Temmuz ayı enflasyon oranları da hamdolsun ümitlerimizi artırmıştır. Haziran itibariyle enflasyonda başlayan düşüş süreci Temmuz’da biraz daha belirginleşti. Yıllık enflasyon en yüksek seviyesine göre 13,7 puan geriledi. Önümüzdeki aylarda bu eğilim hızlanarak devam edecek.

Sene sonunda enflasyonu hedeflerimizle uyumlu oranlara mutlaka indireceğiz. Amacımız enflasyonu düşürerek kalıcı refah artışını sağlamaktır. Küresel ekonomide son dört yıldır devam eden fırtınalı seyir gelişmiş ülkeler dahil hepimizi zorluyor. Bu sabah dünya sermaye piyasalarında yaşananlar hükümetimizin nasıl belirsizliklerle dolu bir atmosferde yürüdüğünü göstermiştir. Ama hiç kimsenin endişesi olmasın. Türkiye emin ve ehil ellerde yoluna devam etmektedir.

Netanyahu yönetiminin kural tanımaz, hukuk tanımaz, saldırgan tavrı bölgemizi kötü senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Amerika başta olmak üzere Batılı aktörler ne yazık ki İsrail’in ve bir avuç fanatik siyonistin esiri olmuş durumda. Ateşkeş görüşmelerinden umutları yeşertecek bir sonuç çıkmadı. Hamas’ın yapıcı tavrına rağmen Netanyahu yönetimi katliam politikasını sürdürme niyetinde olduğunu defaatle gösterdi. Üzerinde etki sahibi güçlerin “Tavşana kaç, tazıya tut” politikası sürdükçe İsrail, Gazze’deki ateşi tüm bölgeye yaymak için her yolu deneyecektir.

Türkiye olarak bölgemizdeki gelişmeleri anbean takip ediyoruz. Son 10 ayda 40 bin masumun hayatına mal olan bu barbarlığın bir an önce sona ermesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Daha evvel Uluslararası Adalet Divanında İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararımızı açıklamıştık. Bununla ilgili somut adımımızı çarşamba günü atıyoruz.

Meclisimiz 7 Ağustos tarihinde LAHEY’de davaya müdahillik dilekçemizi Adalet Divanı’na teslim edecektir. Türkiye adına resmi başvuru yapmış olacağız. Milletimin şu gerçeği çok iyi bilmesini arzu ediyorum. Türkiye varlık yokluk mücadelesi verdiği bu zor günlerinde Filistin’in yanındadır. Tüm imkanlarıyla Filistinli kardeşlerine sahip çıkmaktadır.

İsrail’in soykırım politikasına en net ve güçlü tepkiyi veren ülke yine biziz. Ülkemizin bu kararlı tavrının Netanyahu hükümetinde nasıl bir rahatsızlık oluşturduğu gün aşırı yapılan densiz açıklamalardan anlaşılmaktadır.

“Gözünü kan bürümüş soykırım şebekesi ne yaparsa yapsın…”

Bayrağımıza ve bağımsızlığımıza dil uzatan sosyal medya şarlatanlarını rahatsız etmeyi sürdüreceğiz. Gözünü kan bürümüş soykırım şebekesi ne yaparsa yapsın Türkiye’nin ve Türk milletinin Filistin halkıyla dayanışmasını engelleyemeyecektir. Masumların gözyaşı üzerinden ikbal devşirmeye heveslenenler ne kadar büyük bir gaflete düştüklerini er ya da geç anlayacaklardır. Güçlü Türkiye inşallah bölgemizde barışın teminatı olacaktır. Tarih boyunca mazlumların sığınağı olan ülkemiz kimsesizlerin kimsesi olma vasfını koruyacaktır. Aziz milletim bu anlayışla Türkiye 100. yılının inşası için gece gündüz koşturuyoruz.

Yakın çevremizdeki tüm sıkıntılara rağmen ekonomide hedeflerimizle uyumlu şekilde yolumuzda ilerliyoruz. Geçen hafta açıklanan veriler doğru yolda olduğumuzu temin etmiştir. İhracatta tarihimizin en yüksek temmuz ayı rakamına ulaştık. Temmuz ayı ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 artış kaydede 512 milyon dolar oldu. Tüm zamanların en yüksek Temmuz ayı ihracatını gerçekleştirdik. Yıllıklandırılmış ihracatımızda toplam 261,5 milyar dolar ve bir önceki yıla göre %3,4 artışla yine Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Mal ihracatında son bir yılda 8,7 milyar dolar net artış sağlandı.

İthalatımızdaki düşüş eğilimi aynı şekilde devam ediyor. İthalatımız temmuz ayında yıllık bazda %7,9 oranında yani 2,6 milyar dolar geriledi. İracattaki artış ve ithalattaki azalışın etkisiyle dış ticaret açığımız yıllık bazda %42,3 düşüş ile 7,2 milyar dolara indi. İhracatın ithalatı karşılama oranında 14,5 puanlık güçte bir yükseliş yaşandı. %75,7 seviyesine çıkan bu oranı inşallah da arttıracağız.

2002 yılında toplam 36 milyar dolar ihracat yapan bir ülkeyi bir ayda 22,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiren bir ülke konumuna taşıdık. İsrail’le dış ticaret işlemlerini durdurduğumuz bir dönemde böyle bir orana ulaşmamız ayrıca takdire şayandır. Buradan milletimin huzurunda açıkça ifade ediyorum Türkiye, mevcut İsrail hükümetini ateşkese zorlamak ve insani yardımların Gazze’ye kesintisiz girişimini temin etmek amacıyla aldığı bu kararın sonuna kadar arkasındadır.

İhracatçılarımızın da kendilerine yeni pazarlar bularak burada yaşanan kaybı telafi ettiklerini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Hemen her şeyin bir şekilde telafisi olur ama Filistinli mazlumlara sırtını dönmenin telafisi olmaz. İnşallah daha fazla gayret göstererek yıl sonu hedefimiz olan 267 milyar dolar ihracat rakamını da mutlaka yakalayacağız. Türk mallı damgalı ürünleri Afrika’dan Asya’ya dünyanın dört bir ucuna ulaştıran ihracatçılarımızı bir kez daha yürekten tebrik ediyorum. İhracatçılarımızdan kalan beş ayı çok çok iyi değerlendirerek bizlere yeni müjdeler vermelerini bekliyorum.

Kıymetli vatandaşlarım, ülke olarak kültür turizmi, inanç turizmi, sağlık turizmi, doğa sporları gibi farklı alanlarda ciddi imkanlara sahibiz. Seksen bir vilayetimizin her bir köşesi köylerimizde, ilçelerimizde saklı kalmış her bir eser ayrı bir medeniyetin izlerini taşıyoruz. Anadolu zaten eşsiz güzellikte bir açık hava müzesidir. Ancak uzun yıllar bu imkanlardan yeterince istifade edemedik.

Altyapı eksiği ve terör belası turizmin gelişmesine yıllarca engel oldu. Son 22 yılda doğudan batıya, kuzeyden güneye ülkemizin gizli kalmış hazinelerini turizme kazandırmak için çok mücadele ettik. Doğu ve Güneydoğu illerimizin üzerinden terörün gölgesi kalktıkça buralar turizmden de hak ettiği yeri almaya başladı. Ulaştırma yatırımlarımızla ülkemizin 81 vilayeti, 782 bin km karenin her bir karışı yerli ve yabancı misafirlerimizin ziyaretine açıldı.

Bir zamanlar bacasız sanayi denilen turizm bizim dönemimizde Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri haline geldi. Turizm sektörümüze yaptığımız yatırımların karşılığını fazlasıyla alıyoruz. Geçtiğimiz günlerde açıklanan 2024 yılının ilk 6. ayına ait turizm rakamları bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. 2024’ün ilk 6 ayında turizmde gurur verici bir başarıya imza attık. Bu dönemde ülkemizi ziyaret eden turist sayısı. 26.137.000’E ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %14 artışla rekor kırıldı.

Ayrıca geçen yıl ilk 6 ayda 93 dolar olan kişi başı gecelik harcama tutarı bu sene 98 dolara çıkmış oldu. Yıl sonunda bu meblağın 103 dolara çıkacağını tahmin ediyoruz. Bu rakamlara bağlı olarak turizm gelirlerimiz de artmaktadır. 2023’Ün ilk 6 ayında 21,6 milyar dolar olan toplam gelirimiz bu senenin aynı döneminde %9,3 yükselişle 23,7 milyar dolara çıktı. Çok büyük bir aksilik olmazsa, yıl sonunda 60 milyar dolar turizm gelirini, 60 milyon turist sayısını inşallah yakalayacağız.

İnşallah bu yolun sonunda da ekonomide menzilli maksuduna varacaktır. Türk ekonomisi bu güce, bu potansiyele, 22 yıllık çabalar neticesinde inşa ettiği bu sağlam temele ziyadesiyle sahiptir. Bunun için biraz daha sabredecek, biraz daha dirayetli davranacağız. Muhalefetin bu ülkeye faydadan çok zarar getirecek afaki söylemlerine prim vermeyeceğiz. Onlar konuşmayı meydanlarda atıp tutmayı çok sever. Ama iş verilen sözleri tutmaya gelince ara ki bulasın.

SGK’ya olan birikmiş borçlarını dahi ödemeyen dahası, absürt bahanelerle bu borçtan kaçmanın yollarını arayan bir zihniyetten ne memlekete ne de şehirlerimize hiçbir hayır gelmez.

Vatandaşlarımdan muhalefetin karamsar, kötümser, moral bozmayı amaçlayan açıklamalara itibar etmemelerini, 22 yıllık tarihi başarılarla dolu hükümetimize güvenmeye devam etmelerini bekliyorum. Burada şu noktayı da belirtmek istiyorum. Vatandaşlarımızdan bunu talep ederken devlet olarak biz de üzerimize düşeni yapıyoruz. İçinden geçtiğimiz hassas dönemde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yükünü hafifletmek için onların yanında oluyoruz. Biliyorsunuz 2022 yılında çok önemli bir program başlattık. Türkiye aile destek programıyla ihtiyaç sahibi arkadaşlarımıza kardeşlerimize nakdi destek ulaştırdı.

Hanelerimizi elektrik tüketim desteğinden faydalandırma yanında bu hanelerde bulunan evlatlarımız için de ilave destekler sağladı. Programımız kapsamında bugüne 2 milyon tekil ailemizin elinden dar gelirli ailelerimize toplamda 88,2 milyar liranın üzerinde destekte bulunduk. Programın son ödemesini geçtiğimiz ay gerçekleştirdik. Kabine toplantımızda bu konuyu tüm yönleriyle tekrar gözden geçirdik. İki yıldır uyguladığımız destek programımızı sosyal devlet vasfımızın bir gereği olarak 2024 yılının sonuna kadar uzatıyoruz.

Değerli basın mensupları Türkiye diplomasisinin farklı alanlarında başarı grafiğini sürekli son yıllarda ülkemiz küresel ve bölgesel diplomasinin kalbinin attığı yer haline dönüştü. Rusya Ukrayna savaşında İstanbul sürecinden 33 milyon ton tahılın Türk boğazlarından dünya piyasasına ulaştırıldığı Karadeniz tahıl girişimine kadar pek çok önemli diplomasi zaferine bizler imza attık.

Bu en son örneği istihbarat alanında geçen hafta yaşandı. Milli İstihbarat Teşkilatımızın son derece hassas bir çalışma neticesinde 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük esir takası ülkemizin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirildi.

Amerika, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya ve Belarus cezaevlerinde bulunan 26 kişinin değişimi hiçbir krizle karşılaşılmadan hamdolsun tüm dünyaya örnek olacak şekilde yapıldı. İnsani boyutunun ötesinde Türkiye’nin kilit rolünü de tescilleyen MİT mensuplarımızı can-ı gönülden tebrik ediyorum. 97 yıldır devletimizi nice saldırıdan, nice ihanetten, nice provokasyondan gerektiğinde canları pahasına koruyan MİT Başkanlığımızın isimsiz kahramanlarına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Sosyal Medya” Çıkışı: Dijital Faşizmle Karşı Karşıyayız

Instagram’a getirilen erişim engeline ilişkin konuşan Erdoğan, “Sosyal medya şirketlerinin çıkarlarına dokunan her hususta mafya gibi davrandıklarına bizzat şahit oluyoruz, gemi azıya çekti, azgınlaştılar. Filistinli şehitlerin fotoğraflarına bile tahammül edemeyip anında yasaklayan, bunu da özgürlük olarak pazarlayan bir dijital faşizmle karşı karşıyayız” dedi ve ekledi:

“Suç ve terör şebekeleri bu mecralarda istedikleri propagandayı yapıyorlar. Ama bu şirketler ellerinde her türlü imkan olduğu halde mağduriyetlerin önünü kesecek hiçbir adım atmadı. Amerika ve Avrupa’daki kurallara uyma noktasında gösterdikleri özeni, mesele Türkiye olunca bilinçli şekilde esirgiyorlar. Daha önce defalarca görüştük ancak gereken işbirliğini tesis edemedik. Türkiye’nin haklı talepleri karşılanır, hassasiyetlerine saygı gösterilirse mesele zaten kendiliğinden hal yoluna girecektir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  partisinin İnsan Hakları Eğitim Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“İnsan hakları fikrinin muhafazası toplumsal barışın teminatıdır. İnsan Hakları Eğitim Programımız bu amaca hizmet edecektir. Programımızı coğrafyamızda son derece ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemde icra ediyoruz. Hepimizi ürkütmesi gereken kan, savaş ve çatışma sahneleri adeta sıradan hale geldi. Bu kötü gidişatı tersine çevirecek adımlar da atılmıyor. Gerekli dersler çıkarılmıyor. Bu kayıtsızlık karşısında patlak veren her kriz bir öncekini aratıyor.

Gazze kriziyle beraber küresel sistem iflas bayrağını çekmiştir, Gazze tüm dünyada maskeleri indirmiştir. Gazze’de yaşanan soykırımı anlatmaya artık kelimeler yetmiyor. Soykırım başlayalı tan 10 ay oldu. İsrail Gazzelileri sadece bomba ve kurşunlarla öldürmüyor; aç, susuz bırakarak ölüme mahkum ediyor. Gittikçe 2,3 milyon insana karşı barbarlığın her türlüsünü sergiliyor. Normalde insanlığı ayağa kaldırması gereken bu zulüm karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıt yok. Dünya siyaseti en sert virajlarından birini dönüyor. Uluslararası sistemde ciddi güç boşluğu var, ahlak ve vicdan kaybıyla karşı karşıyayız.

Batı, Netanyahu yönetimi daha çok çocuk öldürsün diye her türlü desteği sağlıyor, katilleri avuçları şişinceye kadar alkışlıyor. Günümüzün Hitler’i Netanyahu’nun yalanlarını ayakta alkışlayanlar, ellerine yapışan o kara lekeyi ömür boyu temizleyemeyecek. Mazlumların özellikle acıları üzerinde sevinç çığlıkları atan fukaraları tarih affetmeyecek. Antisemitik yaftası ile belki bizi susturmaya çalışacaklar. Ama haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmadık, olmayacağız. Birilerine şirin görünme peşinde değiliz. Bedeli ne kadar ağır olursa olsun hakkı tutmanın peşindeyiz.

Kim ne derse desin, soykırımcıların olması gereken yer meclis kürsüleri değil, işledikleri suçların hesabını verdikleri mahkeme salonlarıdır. Onları kırmızı halıyla karşılamak vicdansızlıktan öte basiretsizliktir.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye kardeşimizin Tahran’da katledilmesini alışlardan bağımsız göremeyiz. Bütün dünya İsrail’in ateşkese ikna edilmesini beklerken sonuç bu olmuştur. Akıl ve izan sahibi kimse böyle bir durumu normal karşılayamaz. Bundan 3,5 ay önce torunları ve çocukları şehit edilmişti. Bu sefer şehitler kervanına kendisi katıldı. Yakınları şehit oldu ama Haniye yüzündeki tebessümü hiçbir zaman kaybetmedi.

Haniye’yi tanıyan herkes onun nasıl yiğit dava adamı olduğunu çok çok iyi bilirdi. Kendisi aynı zamanda Filistin’in son seçilmiş başbakanıydı. Biz kendisinin gayretine, milletimize olan samimi muhabbetine yakinen şahittik. Biz ayın 15’inde Meclisimizde Mahmud Abbas’ı konuşturmanın gayreti içindeydik. Aynı şekilde Haniye’yi de davet etme planı içindeydik. Bazı cibiliyeti bozuk olanlar bizim ona gösterdiğimiz bu ilgili kabul edemiyor. Yani sizden mi izin alacaktık, biz milletimizden izin aldık.

“Dijital faşizmle karşı karşıyayız”

Mesele Türkiye olunca aslan kesilen ne kadar kurum ve kuruluş varsa hepsi İsrail karşısında süt dökmüş kediye dönüyor. Gelinen noktada, sosyal medya şirketlerinin çıkarlarına dokunan her hususta mafya gibi davrandıklarına bizzat şahit oluyoruz, gemi azıya çekti, azgınlaştılar. Filistinli şehitlerin fotoğraflarına bile tahammül edemeyip anında yasaklayan, bunu da özgürlük olarak pazarlayan bir dijital faşizmle karşı karşıyayız.

Suç ve terör şebekeleri bu mecralarda istedikleri propagandayı yapıyorlar. Ama bu şirketler ellerinde her türlü imkan olduğu halde mağduriyetlerin önünü kesecek hiçbir adım atmadı. Amerika ve Avrupa’daki kurallara uyma noktasında gösterdikleri özeni, mesele Türkiye olunca bilinçli şekilde esirgiyorlar. Daha önce defalarca görüştük ancak gereken işbirliğini tesis edemedik. Türkiye’nin haklı talepleri karşılanır, hassasiyetlerine saygı gösterilirse mesele zaten kendiliğinden hal yoluna girecektir.

Burada başka bir mesele de Türkiye’deki muhalefetin kaypak tutumudur. Muhalefet partileri hemen ayağa kalkıyor. Sosyal medya platformlarına bir çift laf etmeyenler klavye ve ekran başına geçip Türkiye’yi Batı’ya şikayet sırasına giriyorlar. Sosyal medya platformlarının rezilliklerini eleştirmeyenler, estirdikleri faşizme laf etmeyenler, Türkiye’yi Batılılara şikayet sırasına giriyor. Özgürlükleri savunmak böyle olmaz. Bunun adı ‘ev zenciliği’dir. Batıdan çok batıcı, ev zencilerinin tek gayesi sahiplerine şirinlik yapmaktır. Bizim onlarla işimiz yok. Mücadelemizi onların sahiplerine karşı yürüttük. Bugün de kuklalarla zaman harcamıyor, işimiz asıl kukla oynatanlarla.

Yaptığımız anayasamızın el verdiği ölçüde vatandaşımızın hakkını korumaktır. Hassasiyetlerimize özen gösterirlerse mesele zaten yoluna girecektir. Hükümet olarak bizim kimsenin özgürlüğüyle, ifade hürriyetiyle, işiyle, aşıyla, ticaretiyle, hayat tarzıyla herhangi bir sorunumuz yok.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “İsmail Haniye” Açıklaması: İsrail Emellerine Ulaşamayacak

Erdoğan, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Heniyye’nin Tahran’da öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine ulaşamayacaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İslam dünyasının daha güçlü duruşu ve insanlığın ittifakıyla inşallah Gazze’deki zulüm ve soykırım başta olmak üzere İsrail’in coğrafyamızda estirdiği terör mutlaka son bulacak, bölgemiz ve dünyamız huzura kavuşacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere bulunduğu Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye için bir mesaj yayınladı.

Erdoğan, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniye’ye yönelik Tahran’da gerçekleştirilen kalleş suikastı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.

Bu suikast; Filistin Davasını, Gazze’nin şanlı direnişini ve Filistinli kardeşlerimizin haklı mücadelesini akamete uğratmaya, Filistinlilerin moralini bozmaya, onları sindirmeye yönelik bir alçaklıktır.

Daha önce Şeyh Ahmed Yasin’e, Abdülaziz El Rantisi’ye ve daha pek çok Gazzeli siyasi isme yapılan menfur saldırıların amacı ne ise, İsmail Heniye kardeşime yönelik düzenlenen suikastın amacı da odur; ancak siyonist barbarlık bugüne kadar olduğu gibi emellerine yine ulaşamayacaktır.

İslam dünyasının daha güçlü duruşu ve insanlığın ittifakıyla inşallah Gazze’deki zulüm ve soykırım başta olmak üzere İsrail’in coğrafyamızda estirdiği terör mutlaka son bulacak, bölgemiz ve dünyamız huzura kavuşacaktır.

Bunun için Türkiye olarak bütün yolları denemeye, bütün kapıları zorlamaya ve Filistinli kardeşlerimizi tüm imkanlarımızla, tüm gücümüzle desteklemeye devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, özgür, egemen ve bağımsız Filistin Devleti’nin tesisi için çalışmayı sürdüreceğiz.

Menfur saldırı sonucu şehit olan kardeşim İsmail Heniye’ye Allah’tan rahmet; ailesine sabır, Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz ile İslam alemine başsağlığı diliyorum. Rabbim cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin.”

İsmail Haniye Tahran’da öldürüldü

Hamas, Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da ikamet ettiği konuta İsrail ordusunun düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı.

Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada, Haniye’nin yeni İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın görevi teslim törenine katılmak için Tahran’da bulunduğu belirtildi. Haniye’nin, İsrail ordusunun tören sonrası Tahran’daki konutuna düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiği aktarıldı.

Paylaşın

Milletvekili Transferleri: Erdoğan, En Az 3 Vekille Rozet Takacak

23’üncü kuruluş yıl dönümünü 81 ilde kutlayacak olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), “Adı: AK Parti” sloganıyla hazırlanan büyük töreni ise yeni transferlerle taçlandırmayı hedefliyor.

Ankara’da 14 Ağustos’ta düzenlenecek törende AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve İYİ Parti’den istifa eden en az 3 milletvekili ile bazı belediye başkanlarına rozet takması bekleniyor.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’nin 14 Ağustos’taki kuruluş yıldönümü kutlamalarında ‘kısmen’ de olsa katılımlar olabileceğini, ancak asıl planlamanın ekim ayında düşünüldüğünü aktarmıştı.

İYİ Parti, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nden istifa eden bazı isimlerin AK Parti’ye geçmek istediği bir süredir kulislerde konuşuluyordu. Erdoğan’ın, “Biz fırsatçılık yapmayız” diyerek bu konuda acele edilmemesini istediği iddia edilmişti.

Sabah’tan Fatma Göksu’nun haberine göre; AK Parti, söz konusu transferler için 14 Ağustos’u bekliyor. 23’üncü kuruluş yıl dönümünü 81 ilde kutlayacak olan AK Parti, “Adı: AK Parti” sloganıyla hazırlanan büyük töreni ise yeni transferlerle taçlandırmayı hedefliyor.

Ankara’da 14 Ağustos’ta düzenlenecek törende Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve İYİ Parti’den istifa eden en az 3 milletvekili ile bazı belediye başkanlarına rozet takması bekleniyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Olimpiyat Açılışına Tepki: Papa’yı Arayacağım

Partisinin il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan, “Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nın açılışında sahnelenen ahlaksızlık, karşı karşıya olduğumuz tehdidin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi” dedi ve ekledi:

“İlk fırsatta Papa’yı arayacağım. Orada tüm insanlığa yapılan ahlaksızlığı paylaşacağım. Olimpiyatlar nesillerin emniyeti ve bakasını tehdit eden sapkınlığa alet edilmiştir. En masum varlıklarımız olan çocuklarımız iğrenç şekilde hedef alınmıştır. Paris’teki rezil sahne sadece Katolik alemini, Hıristiyan dünyasını değil en az onlar kadar bizi de rencide etti, bizde de infial oluşturdu.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen ‘Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Milletin sandıkta verdiği mesajlara kulaklarımızı tıkamıyor, sandıkta tecelli eden iradenin rehberliğinde iç bünyemizde gerekli adımları atıyoruz. Kolaycılığa kaçmadan, bakınmadık hiçbir nokta bırakmadan bu süreci titizlikle yürütüyoruz. Selden kütük kapma telaşında olanları da çok iyi görüyoruz. Allah’ın izniyle bunları aradıkları fırsatı vermedik, vermeyeceğiz.

Ne fitne kazanına odun taşıyanların oyununa geleceğiz ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz. Partimiz bünyesinde farklı seviyelerde bayrak değişimini gerçekleştiriyoruz. Yorulan, yıpranan, çeşitli nedenlerle görevden affını talep eden arkadaşlarımızın yerine bazı arkadaşlarımızı görevlendirdik. Millete hizmet davasının ateşten gömleğini giyen arkadaşlarımıza üstlendikleri ağır sorumluluklarda Rabbimden başarılar diliyorum.

Her gün her dem yeniden doğarak, kendimizi yenileyerek, millete olan aşkımızı, muhabbetimizi her daim büyüterek azim ve kararlılıkla yürüyoruz. Biz her işte hayır olduğuna inanan bir kadroyuz. Bu sürecin de partimiz ve hareketimiz için yeni kapıların açılmasına vesile olacağından asla şüphe duymuyoruz. Aslolan milletle gönül bağını muhafaza etmektir. Aslolan 85 milyonun umudu olmayı sürdürebilmektir. Milletimizle irtibatımızı koruduğumuz ve güçlendirdiğimiz müddetçe hiçbir şey bizi yolumuzdan alıkoyamaz.

AK Partili kadrolar olarak yapmamız gereken bellidir. Daha fazla gönül kazanacağız, milletin sofrasına daha fazla oturacağız. İyi ve kötü gününde vatandaşın her zaman yanında olacağız. Kapısı çalınmadık, eli sıkılmadık, kalbine dokunulmadık kimse bırakmama prensibiyle gece gündüz çalışacağız.

İl başkanlığı il binasının dört duvarı arasına sıkışıp kalınarak yerine getirilecek görev değildir. Belediye başkanlığı rutin işleri takip edilecek bir yer değildir. Siz yol ve dava arkadaşlarımın tamamından sorumluluklarınızı bu hassasiyetle ifa etmeniz gerektiğini altını çizerek vurgulamak istiyorum.

Muhalefetin milletin meselelerine nasıl baktığını her konuda görüyoruz. Son 22 yılda birkaç istisna hariç milletin gerçek gündemiyle aynı hizada bir türlü konumlanamadılar. Terörle mücadeleden ülkemizin hak ve çıkarlarının savunulmasına kadar çok büyük savrulmalar yaşandılar. 30 yıllık işgalin altından Karabağ’ı özgürlüğe kavuşturma mücadelesinde en sert eleştiriyi CHP’den aldık. Libya meselesinde de aynı vahim durumla karşılaştık. Türk askerinin Libya’da ne işi var korosunun assolisti CHP ve dönemin CHP genel başkanıydı. Türkiye’nin Afrika’daki varlığından rahatsız olan sömürgecilerin tezleriyle bizleri hedef aldılar.

Geçtiğimiz hafta DEM’li ortaklarıyla Meclis’te Somali tezkeresine hayır dediler. Gazze’de devam eden soykırımda Hamas’ı şeytanlaştırmada nasıl bir dil tutturduklarını biliyoruz. İsrail’in vahşi katliamlarına tepki vermekle gösteremediler. Şimdi benzer basiretsizliği mavi vatanda görüyoruz. Masal diyerek, ülkemizi yayılmacılıkla itham ederek birilerine göz kırpıyorlar. Milletin verdiği yetkiyi Türkiye karşıtlarına selam çakmak için kullanıyorlar. Bunun adı sorumsuzluktur, şuursuzluktur, gaflettir. Bu tezleri Meclis kürsüsünden dinlendirmek ne zamandan beri CHP’nin gündemi oldu.

CHP’nin Türkiye ile ve Türkiye’nin çıkarlarıyla alıp veremediği nedir? İktidara muhalefet etmek ayrıdır, Türkiye’nin rakiplerine lojistik destek sağlamak ayrıdır. Biz CHP’den bizimle her konuda aynı düşüncede yer almasını asla beklemiyoruz. Milli meselelerde yerli ve milli duruş bekliyoruz. Bu tarz açıklamalarla ülkemize zarar vermesinler, gölge etmesinler yeter biz onlardan başka ihsan istemiyoruz. Ana vatanımızın ayrılmaz parçası olan mavi vatanımıza sahip çıkma noktasında en küçük geri adım atmayacağız.

Bunu böyle bilsinler, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Dış politika bağlamında şu gerçeği vurgulamak isterim, biz 2200 yıldan fazla devlet geleneği ve devlet aklı olan milletiz. Başkaları gibi sadece 50-100 yıllık birikimle değil binerce yılın merceğinden bakıyoruz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Hamlelerimizi buna göre tayin ediyoruz. Biz başına vurulunca ekmeği alınan bir ülke değiliz.

Tarihimizin hiçbir döneminde de böyle olmadık. Ne başkalarının hakkına el uzatırız ne birilerine hakkımızı yediririz. Libya’da bunu yaptık.30 yıllık işgalin ardından Karabağ’da bunu yaptık. Suriye’den topraklarımıza saldırı olduğunda bunu yaptık. Hakkımıza, kardeşlerimize bekamıza sahip çıktık. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini garanti altına aldık.

Barışı, istikrarı, sükuneti savunan taraf olduk. Gazze’de 300 gündür son derece vahşi soykırım yaşanıyor. İsrail güçleri 16 bini çocuk 40 bin Filistinli kardeşlerimizin tepelerine boma yağdırarak kalleşçe şehit etti. 100 bin Filistinli kardeşimiz yaralandı. Küvezdeki bebeklere kurşun sıkacak kadar ileri gittiler. Gıda sırasında bekleyen insanları katledecek kadar alçaldılar. Cami, kilise ve okulları bombalayacak kadar gözlerini kararttılar. İsrail savaşın hukukunu bile yok saydı. Hitler’i gölgede bırakacak bir barbarlığa imza attılar.

Eli kanlı katiller Temsilciler Meclis’inde ağırlanıyor alkışlanıyor. Ben de insanım diyen, ben de Müslüman’ım diyen birisinin böyle bir tabloya rıza göstermesi mümkün mü? BM Güvenlik Konseyi bugün sorumluluk almayacaksa Allah aşkına ne zaman alacak? Daha kaç bin tane çocuğun ölmesi lazım. Bu gidiş gidiş değildir. Netanyahu yönetimindeki altında İsrail’in gittiği yol yol değildir. Bu pervasızlık, bu hoyratlık, Batının sergilediği bu iki yüzlülüğün sonu korkarım ki çok kötü bitecektir.

Bugün gözünü Lübnan’a dikenlerin yarın pis ellerini başka yerlere uzatmayacağını kim garanti edebilir. Bölgemizde hudutları halen netleşmemiş tek ülke İsrail’dir. Diğer ülkelerin topraklarını işgal ederek semiren ülke İsrail’dir.

Meşru bir devlet olarak değil terör örgütü gibi hareket eden ülke İsrail’dir. Hamas, bizim de telkinlerimizle ateşkese evet dediği halde savaşı uzatan, katliam yapan taraf İsrail yönetimidir. Hukuk tanımaz İsrail devleti artık tüm insanlık, dünya için tehdittir. Hitler, ABD ve Sovyetler Birliği’nin ittifakıyla geç de olsa durdurulmuştu. Daha geç olmadan bu soykırım, bu vahşet insanlığın ittifakıyla artık derhal durdurulmalıdır.

Netanyahu yönetiminin yularını elinde tutanların bu katliam şebekesine bir an önce dur demesi gerekiyor. Biz Netanyahu denilen caninin ne yapmaya çalıştığının, dünyayı nasıl bir felakete sürüklemek istediğinin farkındayız. Asıl niyetini de çok iyi biliyoruz. Ne yapıyorsak böyle bir senaryonun önüne geçmek için yapıyoruz. Bölgemizde kanın ve gözyaşının durması için söylüyoruz. Biz İstiklal Marşı bile korkma diyerek başlayan bir milletiz. Klavye soytarılarının hadsiz mesajları bizi korkutmak, bizi ürkütmez, inandırmamız yolda yürümekten bizi asla vazgeçirmez.

İstedikleri kadar çirkinleşsinler, çukurlaşsınlar Tayyip Erdoğan’ın ne kavline ne kalbine zincir vurabilirler. Biz kimsenin tehditlerine boyun eğmeyiz. Kimsenin zorbalıklarına eyvallah etmeyiz. Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık.

Bugünlere çarpışa çarpışa geldik, hakkın ve halkımızın desteği ile geldik. Bize gazete manşetlerinden ölüm biçenler oldu ama yanıldılar. Bizi terörle, sokak terörüyle darbeyle devirmek isteyenler oldu, hepsini bozguna uğrattık. Korkuyu yanımıza hiç yaklaştırmadık. Dimdik ayaktayız. İsrailli yetkililerin küstah açıklamaları karşısında son 2 gündür siyasi parti gözetmeksizin milletimizin fertlerinin sergilediği dik ve dirayetli duruşu kıymetli duruşu belirtmek istiyorum.

Türkiye olarak bundan 500 yıl önce engizisyondan kaçan Musevilere kucak açtıysak, Hitler’in toplama kamplarından kaçan Yahudilere nasıl kol kanat gerdiysek, bugün de mazlum ve mağdurların yanındayız.

Bizim için zalimin de mazlumun da kimliğinin bir önemi yoktur. Türkiye tüm imkanlarıyla tüm kapasitesiyle elbette hiçbir ihtimali gözardı etmeden mazlum Filistin halkının yanındadır. Bu vicdanlı tavrını sonuna kadar koruyacaktır.

“Papa’yı arayacağım”

İnsana ve insani değerlere yönelik savaş birçok alanda şiddetini artırarak devam ediyor. Şu bölüm çok hassas, çok önemli; Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nın açılışında sahnelenen ahlaksızlık, karşı karşıya olduğumuz tehdidin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Macron beni davet etti. Ben de gelebileceğimi söyledim. 13 yaşındaki torunum ‘Dede gitme’ dedi. ‘Niye’ dedim. ‘Orada LGBT gösterisi yapacaklar’ dedi. Çıkardı bana Instagram’dan o görüntüleri gösterdi. ‘Tamam kızım gitmeyeceğim’ dedim. Düşünebiliyor musunuz insanları birleştirmesi gereken uluslararası spor etkinliği maalesef insanlığa, fıtrata, insanı insan yapan değerlere düşmanlıkla açıldı. Bizim inancımızda insan yaradılmışların en şereflisidir. Paris’te yapılmak istenen eşref-i mahlukat olan insanı esfel-i safilin yani hayvanlardan dahi aşağı seviyeye çekme projesidir.

İlk fırsatta Papa’yı arayacağım. Orada tüm insanlığa yapılan ahlaksızlığı paylaşacağım. Olimpiyatlar nesillerin emniyeti ve bakasını tehdit eden sapkınlığa alet edilmiştir. En masum varlıklarımız olan çocuklarımız iğrenç şekilde hedef alınmıştır. Paris’teki rezil sahne sadece Katolik alemini, Hıristiyan dünyasını değil en az onlar kadar bizi de rencide etti, bizde de infial oluşturdu.

Kutsala yönelik bu apaçık saldırı karşısında daha fazla liderin, siyasetçinin sesi çıkması gerekiyordu. Kimi umursamazlıktan, kimi korkudan LGBT lobisine ses çıkaramıyor. Biz çıkarıyoruz. CHP çıkarmasa ne yazar DEM çıkarmasa ne yazar. En küçük eleştiriye dahi tahammülü olmayan bu lobi Avrupa ve Batı dünyasını esir almış durumda. Eş zamanlı olarak insanlık büyük bir kuşatmayla karşı karşıya bırakılıyor. Bu korku iklimini oluşturuyorlar.

Karşımızda sadece bir yönelik yok. Doğrudan çocuklarımızı hedef alan faşizan bir dayatma var. Normale, fıtrata, aileye, insan nesline yönelik çok boyutlu, kapsamlı, acımasız bir savaş yürütülmektedir.

LGBT sapkınlığını özgürlük olan lanse edenlerin başörtülü sporculara tahammül edememesi bunların kafalarındaki özgürlük tarifini ortaya koymaktadır. Fransız sporcuların içinde başörtülü olanlar varsa Fransa onların katılımını engellemiştir. Bu nasıl mantık? Fransa’da yaşayan Faslı, Tunuslu ve diğerleri neden tavır koymadılar, bunu anlamakta zorlandığımı ifade etmek isterim.

Bunlar kutsal olan her şeye düşmanlar. Paris skandalı bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. Cinsiyetsizleştirmek demek insan soyunu bozma demektir.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu konudaki duruşumuzu çok net ortaya koyduk. 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde birileri iktidara gelmek adına bunlara şirinlik yaparken biz ailenin korunmasından yana çok güçlü tavır aldık. Bugün dünden daha kararlıyız.

Bugün dünden daha dikkatliyiz. Sapkın akımlarla, bunları insanlığın başına bela eden küresel güçlerle mücadelemizi tavizsiz şekilde sürdüreceğiz. Cinsiyetsizleştirme projelerinin ülkemizde hamiliğini bölücü örgütün siyasi uzantılarının ve CHP’li belediyelerin üstlenmesi gerçekten ibret vericidir. Her taşın altından çıkan DEM’i anlıyoruz da CHP’nin bu projeye destek verdiğini açıkçası anlamakta zorluk çekiyoruz.

Rabbim evlatlarımızı bu tür melun akımlardan korusun diyorum. Dün gece yoğun ve yorucu mesainin ardından sahipsiz hayvanlara yönelik kanunun teklifini Meclis genel kurulunda kabul eden tüm milletvekillerimizi tebrik ediyorum. Muhalefetin tüm kışkırtmalarına rağmen milletin meclisi bir kez daha milletin sözünü dinlemiş, sessiz çoğunluğun çığlıklarına kulak tıkamamış son derece kritik bir sınavı alnının akıyla vermiştir.

Milletimizin acil çözüm beklediği konuların başında gelen başıboş köpek meselesini hükümet, yerel yönetimler ve hayvan severler el ele vermek suretiyle inşallah kısa sürede hal yoluna koyacağız. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’ın İsrail Çıkışı Ne Anlama Geliyor?

Erdoğan’ın İsrail çıkışını değerlendiren Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk, “Bu son açıklama bana göre aczin üçüncü adımı. Birincisi İsrail’le ticareti kesmek olmuştu. İkincisi Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına müdahil olmaktı” dedi ve ekledi:

“Üçüncüsü de İsrail’e karşı bir şey yapabileceği iddiasını ortaya atmak oldu. Türkiye’nin böyle bir şey yapma şansı zaten yok. Bir ülkeye saldırı imasında bulunmanız çok ciddi bir durumdur ve tüm bunlar sizin arazide bir şey yapamıyor olmanızın sonucu.”

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Karabağ ve Libya gibi İsrail’e de girilebileceği” açıklaması ile bir üst perdeye tırmandı. Uzmanlara göre bu çıkış içerideki sorunları unutturmaya yönelik olabileceği gibi geri planda kalan Türkiye’nin yumuşak gücünün (soft power) yanı sıra sert gücünü (hard power) öne çıkartması anlamı da taşıyabilir.

Erdoğan, Pazar günü AK P Rize İl Teşkilatı’nın düzenlediği toplantıda İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırıları ile ilgili konuşurken “Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok” ifadelerini kullandı.

Bu sert çıkışı Erdoğan’ın iç politik amaçlı yapıp yapmadığı tartışıldığı sırada İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, sosyal medya platformu X’teki hesabından Erdoğan’ın sözlerine Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin benzetmesiyle yanıt verdi. Katz, Erdoğan ile Saddam’ın fotoğraflarını yan yana koyarak “Erdoğan, Saddam Hüseyin’in yolundan gidiyor ve İsrail’e saldırı düzenleme tehdidinde bulunuyor. (Erdoğan) Orada (Irak’ta) ne olduğunu ve bunun nasıl bittiğini hatırlamalı” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Katz’a X hesabından “Soykırımcı Hitler’in sonu nasıl olduysa, soykırımcı Netanyahu’nun sonu da öyle olacak. Soykırımcı Naziler nasıl hesap verdiyse, Filistinlileri yok etmeye çalışanlar da öyle hesap verecek. İnsanlık, Filistinlilerin yanında duracak. Filistinlileri yok edemeyeceksiniz” ifadeleriyle yanıt verdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Erdoğan’ın “insanlık vicdanının sesi” olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın İsrail çıkışının anlamı ne?

DW Türkçe’den Gülsen Solaker‘e konuşan Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk, Erdoğan’ın bu sert çıkışını Türkiye’nin Gazze ile ilgili içine girdiği “aczin” yeni bir göstergesi olarak okuyor:

“Bu son açıklama bana göre aczin üçüncü adımı. Birincisi İsrail’le ticareti kesmek olmuştu. İkincisi Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına müdahil olmaktı. Üçüncüsü de İsrail’e karşı bir şey yapabileceği iddiasını ortaya atmak oldu. Türkiye’nin böyle bir şey yapma şansı zaten yok. Bir ülkeye saldırı imasında bulunmanız çok ciddi bir durumdur ve tüm bunlar sizin arazide bir şey yapamıyor olmanızın sonucu.”

Göktürk, İngilizce’deki “strawman fallacy” şeklindeki tabiri anımsatarak Türkçe’ye “korkuluk safsatası” olarak çevrilebilecek bu tanımın bu duruma uygun düştüğünü aktarıyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Korkuluk nedir? Korkuluk sahte bir şeydir. Yani kargalar gelmesin diye koyduğunuz bir şeydir. Esas konudan saptırmak anlamında da kullanılır. İktidar hiçbir şey yapamadığı için iç kamuoyuna kendisinin hala muktedir olduğunu göstermek istiyor.”

“İsrail’e girmek” gibi diplomaside ancak belki tüm çareler tükenince yapılabilecek bir açıklamayı Erdoğan’ın Rize’de Yeniden Refah Partisi’ne karşı tabanını kaybetmemek için iç siyaset saikiyle mi yaptığına dair soru işaretleri bulunsa da uzmanlara göre bu çıkışın arkasında farklı nedenler de yatıyor olabilir.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ceyhun Çiçekçi, açıklamayı doğrudan iç siyasetle alakalı olarak görmediğini çünkü yakında bir seçim bulunmadığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Karabağ ve Libya gibi verilen güçlü örneklere bakacak olursak daha ziyade devletler arası ilişkiler açısından bir el yükseltme durumunun söz konusu olduğunu düşünüyorum. Yani Türkiye’nin hem gücünü vurgulama hem belki bir caydırıcılık inşasının parçası olarak düşünülebilir.”

Türkiye ile İsrail yetkilileri ve devlet kurumları arasında bir süredir bazen sosyal medyadan da izlenebilen bir atışma olduğuna işaret eden Çiçekçi, “Kendi kitlesine hatta belki daha ziyade İslam dünyasına, özellikle de Arap dünyasına yönelik bir açıklama olarak da görülebilir. Yani Türkiye burada güçlü bir ülkedir, yaptıklarımız ortadadır gibi bir açıklama. Tabii bir parçası blöf de olabilir” yorumu yapıyor.

Çiçekçi Erdoğan’ın açıklamasının bölgedeki dengeler açısından kritiğini ise şöyle yapıyor: “Gelinen süreçte şu andaki İsrail-Hizbullah çekişmesini de düşünürsek şöyle bir durum oluştu: Türkiye’nin sert güç (hard-power) kısmında biraz geriye itilmesi. İsrail’in Gazze’yi işgal sürecinde daha çok İran ile vekilleri öne çıktı. Devamlı İran’ı ve yaptıklarını konuşuyoruz. Türkiye daha çok yumuşak güç (soft power) eksenli yürütmeye devam etti. Bu son açıklama Türkiye’nin askeri gücünü de vurgulamış oldu.”

Son haftaların Filistin ve Gazze savaşı ile ilgili bir diğer önemli gelişmesi ise El Fetih ile Hamas’ın da aralarında bulunduğu 14 Filistinli grubun Çin tarafından uzlaştırılması oldu. Çin’in arabuluculuk rolü ile gruplar arasında “Pekin Deklarasyonu” belgesine imza atılırken bu diplomatik başarının Türkiye’den değil Çin’den gelmesi de tartışmalara yol açtı.

Çiçekçi, bu tartışmaların aslında doğru bir eksende yapılması gerektiğini belirterek çünkü Çin “hegemonik” bir ligde olduğu için ancak ABD’nin rolü ile kıyaslanmasının daha doğru olduğunu ifade ediyor.

Türkiye, AKP öncesindeki dönemde uzun yıllar hem İsrail hem de Filistin’deki farklı gruplara göreceli olarak eşit mesafede olmaya çalışmış ve böylelikle aralarındaki sorunların çözümünde zaman zaman inisiyatifler alabilmişti. Ancak son dönemde İsrail ile olan kötü ilişkilerinin yanı sıra AKP iktidarı Filistin’de tarafını ağırlıklı olarak Hamas’tan yana koymuş görünüyor.

Filistinli gruplar arasında eskiden Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol üstlendiğini hatırlatan Göktürk şöyle konuşuyor: “Bu grupları biz buluştururduk. Ancak AKP bu kantarın topuzunu çoktan kaçırdı. Filistin Ulusal Yönetimi Türkiye’deki AKP hükümetinin Hamas’la kendisi arasında tarafsız bir kolaylaştırıcı olduğunu hiçbir zaman düşünmedi. Her zaman Hamas’ı kollayan taraf olduğunu düşündü.”

Türkiye’nin konumunun eskiden daha farklı olduğunu söyleyen Göktürk, “Ankara uyuşmazlığın, ihtilafın parçası değildi. Ama şimdi hepsinin parçası oldu. Araplar arası meselelerin, Filistinliler arası meselelerin ve İsrail-Filistin uyuşmazlığının parçası haline geldi” dedi.

Mahmud Abbas ile ilişkiler neden kötü?

Erdoğan, Rize’deki konuşmasında Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas’a da tepki gösterdi. Türkiye’ye davet ettikleri Abbas’ın kendilerine olumlu bir cevap vermediğini söyleyen Erdoğan, “Davet ettiğimiz halde gelmeyen Sayın Abbas, kusura bakmasın. Önce bizden ayrıca özür dilemesi lazım. Biz de bundan sonraki süreci ona göre işleteceğiz” dedi.

Uzun yıllar Ortadoğu başkentlerinde çeşitli görevlerde bulunan Göktürk, Filistinlilerin Türkiye’ye özellikle bir mesafede durduğunu belirterek “Rasyonel olarak sağlayabilecekleri desteği almak için yaklaşırlar ama asla angaje olmazlar” diyor.

Bu arada Filistin Yönetimi’nin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, Abbas’ın yakında Türkiye’yi resmi bir ziyarette bulunmasının beklendiğini açıkladı. Ziyaretin takvimi için diplomatik kanallar aracılığıyla görüşmelerin sürdüğünü belirten Mustafa, Abbas’ın TBMM’de konuşma yapması için davet aldığını da söyledi.

Çiçekçi, Erdoğan açıklamasa Abbas’la davetle ilgili yaşanan krizin muhtemelen ortaya çıkmayacağını söyleyerek Abbas’ın bu son süreçte Filistin siyasetinde iyice marjinalize olduğunu ifade ediyor ve şöyle konuşuyor:

“Abbas’la ilgili bu meselenin ardından ‘Hamas lideri İsmail Haniye gelsin Meclis’te konuşsun’ gibi söylemler olmaya başladı. Yani belki de sonuç oraya mı varacak acaba? Çünkü 7 Ekim sonrası Hamas ciddi bir görünürlük ve destek kazandı. Türkiye Hamas’ın öne çıkmasını da hesaba katarak Abbas’ın marjinalize oluşuna bir ek yapmış olabilir.”

Hizbullah ile savaş Türkiye’yi nasıl etkiler?

İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde Dürzilerin yaşadığı köye yönelik saldırının ardından bölgede gerilim daha da tırmanıyor. İsrail’in Hizbullah’ı sorumlu tuttuğu olayda, köyde futbol oynayan 12 çocuk ve genç hayatını kaybederken şimdi gözler İsrail’in vereceği tepkiye çevrildi.

Çiçekçi, İsrail’in Hizbullah’a topyekun bir savaş başlatmasını ve yeni bir cephe açmasını rasyonel ve olası görmezken ancak siyaseten rasyonel olmayan adımların da atılabildiğini not ediyor. Çiçekçi sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Hizbullah ile Hamas denk değil. Hizbullah’ın elinde çok ciddi bir füze stoğu var. Böyle bir savaş olursa Tel Aviv’in kuzeyinde hayatın durması anlamı taşır. İsrail bunu göze alır mı?”

İsrail’in bundan sonraki hedefinin Lübnan ve Suriye’deki komuta merkezleri olabileceğini belirten Göktürk ise İsrail’in yeni bir cephe açması durumunda Türkiye’nin belki söylem bazında daha sertleşebileceğini ama somut olarak bir şey yapamayacağı görüşünde.

Paylaşın

Erbakan’dan Erdoğan’a Yanıt: Bizim Sayemizde Seçildin

Fatih Erbakan, Erdoğan’ın Doğan Bekin’e yönelik sarf ettiği “Kafadan galiba sıkıntısı var” sözlerine verdiği yanıtta, “Yeniden Refah seçmeninin oyları sayesinde yüzde 50 barajını aşarak Cumhurbaşkanı seçildiğini kendisine hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın “Parlamentomuzda Mahmud Abbas konuşturulmalı diyorlar. Yeniden Refahlı bir isim, kafadan da galiba sıkıntısı var onun” açıklamasına Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, sosyal medya hesabı üzerinden cevap verdi.

Fatih Erbakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Milletvekilimiz Sn. Doğan Bekin için kullandığı talihsiz ifadeyi Sn. Cumhurbaşkanı’nın temsil ettiği makama yakıştıramadığımızı ifade ediyor ve kendisini nezakete davet ediyoruz. Ayrıca Yeniden Refah Partimiz’in kendileri sayesinde TBMM’de temsil hakkı kazandığına yönelik ifadeleri ile ilgili olarak, Sn. Cumhurbaşkanı’nın da Yeniden Refah seçmeninin oyları sayesinde yüzde 50 barajını aşarak Cumhurbaşkanı seçildiğini kendisine hatırlatıyoruz.”

Erdoğan ne demişti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Rize İl Teşkilatı Toplantısı’nda yaptığı açıklamalarda, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Meclis’te konuşturulması için açıklama yapan Yeniden Refah Partili Doğan Bekin’e isim vermeden tepki göstermişti.

Abbas’a zaten davette bulunulduğunu fakat olumlu cevap alınmadığını vurgulayan Erdoğan, “Parlamentomuzda Mahmud Abbas konuşturulmalı diyorlar. Yeniden Refahlı bir isim, kafadan da galiba sıkıntısı var onun. Biz zaten Mahmud Abbas’ı davet ettik ama olumlu cevap vermedi. Bundan sonra biz de buna göre adım atacağız. Biz bu adımları atarken kendi içimizden vuruluyoruz. Biz bu parlamentoyu kimlere açmadık ki? Hak yolda olan herkese açtık. Partinden birkaç kişi parlementoya girdiyse bizim sayemizde. Bunu gözü var görmüyor” demişti.

Paylaşın