Osman Kavala’ya Almanya’da İnsan Hakları Ödülü

2017 yılından bu yana tutuklu olan iş insanı Osman Kavala, 2022 Tonhalle Düsseldorf İnsan Hakları Ödülü’ne layık görüldü. Konser merkezinden yapılan açıklamada Anadolu Kültür Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Kavala’nın Türkiye’deki kültür girişimlerini ulusal ve uluslararası işbirlikleriyle desteklediği vurgulandı.

Düsseldorf Senfoni Orkestrası Başşefi Adam Fischer, Kavala’nın durumunun Türkiye’de siyasetin yargı üzerindeki etkisini ortaya koyan sarsıcı bir örnek olduğunu söyledi. Fischer “Açıkça burada insan ve vatandaşlık haklarını savunan bir insan cezalandırılıyor ve susturuluyor” diye konuştu.

Tonhalle Düsseldorf’un verdiği insan hakları ödülünün maddi değeri 10 bin euro. Ödül töreninin 19 Mart tarihinde Düsseldorf’ta bir konser eşliğinde yapılması planlanıyor. Kavala’nın katılamayacağı törende ödülü onun gıyabında Yeşiller Partisi’nden Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir alacak. Tonhalle Düsseldorf İnsan Hakları Ödülü’nü daha önceki yıllarda alanlar arasında Sınır Tanımayan Doktorlar ve iklim koruma hareketi Gelecek İçin Cumalar da bulunuyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yaklaşık iki yıl önce Kavala’nın serbest bırakılması yönünde karar almış ve Kavala’nın tutukluluğunu siyasi olarak nitelemişti. Türkiye’nin bu kararı hayata geçirmemesi nedeniyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu ayın başında Türkiye’ye karşı ihlal prosedürü başlatmıştı.

Kısaca Osman Kavala Kimdir?

Osman Kavala, 1957 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te dünyaya geldi. Osman Kavala, İstanbul Robert Lisesi’ni bitirdikten sonra Manchester Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun oldu. Osman Kavala babası Mehmet Kavala’nın 1982 yılında hayatını kaybetmesinin etmesinin ardından, Kavala Grubu’nda yönetici olarak çalışmaya başladı.

Türk-Polonya İş Konseyi, Türk-Yunan İş Konseyi, Center for Democracy in Southeast Europe (Güneydoğu Avrupa’da Demokrasi Merkezi) gibi çeşitli iş ve toplumsal kuruluşların Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunan Osman Kavala, Murat Belge’yle birlikte Türkiye’nin en büyük yayın evlerinden biri olan İletişim Yayınlarının da kurucusudur.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden ‘Osman Kavala’ Çağrısı: Serbest Bırakın

Osman Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulunan Uluslararası Af Örgütü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Cezaevinde geçen dört yıldan uzun bir sürenin ardından yetkililerin artık doğru olanı yapıp Osman Kavala’yı serbest bırakmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dün yapılan oylamada, Türkiye’nin AİHM kararına rağmen insan hakları savunucusu Osman Kavala’yı serbest bırakmaması nedeniyle Türkiye aleyhine Aralık ayında başlattığı ihlal prosedürünü oy çokluğuyla kabul etti.

Konu hakkında bir açıklama yayımlayan Uluslararası Af Örgütü, Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Alınan bu önemli karar neticesinde Türkiye artık yalnızca önde gelen bir insan hakları savunucusunun keyfi tutukluluğuna son vermeyi reddettiği için değil, adalet sisteminin Kavala davasıyla simgeleşen ciddi işlevsizliği nedeniyle de topun ağzında. Cezaevinde geçen dört yıldan uzun bir sürenin ardından yetkililerin artık doğru olanı yapıp Osman Kavala’yı serbest bırakmasını umuyoruz.

Oylama, Türkiye’nin adalet sisteminin Osman Kavala’ya kanıt olmaksızın saçma sapan suçlamalar yüklemeye devam ederek her ne pahasına olursa olsun onu kilit altında tutmaya çalıştığını ve Türkiye’nin kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nin bu duruma kayıtsız kalmayacağını açıkça göstermiş oldu. Avrupa Konseyi’nin bu mesajı nettir: Türkiye Osman Kavala’yı serbest bırakmalı ve Kavala’ya yönelik siyasi saiklere dayalı zulme son vermelidir.”

Avrupa Birliği’nden sert tepki

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye yönelik başlattığı ihlal süreciyle ilgili sert mesajlar içeren bir açıklama yayımladı.

Borrell’in sözcüsü Peter Stano’nun yayımladığı metinde, ihlal sürecinin, Bakanlar Komitesi’nin ender kullandığı araçlardan olduğuna ve Kavala davasıyla ilgili ciddi endişeleri yansıttığına vurgu yapıldı. Kavala’nın hakkında bir hüküm bulunmadan yıllardır cezaevinde tutulduğuna da işaret edildi.

“Kaygı verici bir emsal”

Türk makamlarının ilgili AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesinin üzücü olduğu belirtilen açıklamada “Bu tutum kaygı verici bir emsal oluşturmakta ve AB’nin Türk yargısının uluslararası standartlar ile Avrupa standartlarına bağlılığı konusundaki endişelerini güçlendirmektedir. Bu tutum aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve AB üye adayı olarak üstlendiği yükümlülüklerle de tezat oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan’dan açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ukrayna ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’ye karşı başlatılan ihlal süreciyle ilgili bir soruyu, “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız. Çok net söylüyorum. Bizim mahkemelerimizin bu konuda vermiş olduğu bir karar var. AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş bizi çok ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz. Bu saygıyı duymayanlara da kusura bakmasınlar bizim saygımız olmayacaktır” diye yanıtlamıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın ‘Avrupa Konseyi’ Sözlerine Tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız” açıklamasına ilişkin olarak, “Erdoğan’ın açıklaması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne darbe vuran bir açıklamadır” yorumunu yaptı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu açıklama şunu gösteriyor, bizim ülkemizde anayasa, hukuk yok; uluslararası sözleşmeleri tanımayız. Arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkarırız anlamına geliyor.

Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa, o yasaya göre AİHM kararlarına uyacaksanız. ‘Biz bunlara uymayacağız’ demeniz, ‘Bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim, siz ne derseniz deyin’ anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına vurulmuş ciddi bir darbedir, bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz. Ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlenen programın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Soru; Malum gündem ekonomi üzerine kurulu. TÜİK de enflasyon oranını açıkladı ve yüzde 48.69’a yükseldi. Şimdi hem bu artan enflasyon oranlarını değerlendirmenizi rica edeceğim, hem de acaba bu TÜİK Başkanının değişiminin etkili olup olmadığı yönünde ne düşünüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu; TÜİK Başkanının değişimiyle ne kadar ilgisi var onu bilmiyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, açıklanan rakam düşük bir rakam. Zaten ENAG’ın açıkladığı rakam bunun çok daha üstünde. Zaten yani pazara gidince, alışverişe gidince hatta alışveriş merkezlerine gidince fiyatları zaten görüyorsunuz. Elektrik faturaları da bunun en açık kanıtıdır. Yüzde 127 elektriğe zam gelmiş ama enflasyon oranına bakıyorsunuz yüzde 49-48 ya da 50 civarında. Gerçeği yansıtmıyor. Gerçek mutfakta.

Soru; Şimdi siz 50’yi yansıtmıyor dediniz ya ek yapmak istiyorum. Hazine Bakanı Nebati de enflasyon Nisan ayında yüzde 50’nin altında tepe yapacak, enflasyonda yüzde 50 seviyelerini göreceğimizi düşünmüyorum umarım yanılmam dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Yanılmamış doğru, TÜİK onun istediği şekilde yanıt vermiş, 50’nin biraz altında göstermiş Nebati Bey üzülmesin diye.

Soru; Osman Kavala’yla ilgili alınan kararla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Konseyinin kararlarını tanımıyoruz dedi. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Soru; Efendim ek yapmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Ukrayna’ya gidişte konuştu. Bizim kararlarımızı tanımayanın kararlarını biz de tanımayız dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu; Şimdi bakın arkadaşlar, bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarına darbe vuran bir açıklamadır. Bu açıklama şunu gösteriyor: Bizim ülkemizde anayasa yok, bizim ülkemizde hukuk yok, bizim ülkemizde yasalar yok, biz uluslararası sözleşmeleri tanımayız, biz sadece kendi ülkemizde ülkemizi dilediğimiz gibi yönetir ve arzu ettiğimiz mahkemeden arzu ettiğimiz kararı çıkartırız anlamına geliyor. Eğer siz bir anayasa yapmışsanız, anayasada düzenlemeler varsa o anayasaya göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyacaksanız ve sizin bunu zorunlu olarak bütün yargının uygulaması gerekiyor demeniz gerekirken hayır biz bunlara uymayacağız demeniz bizim ülkemizde otoriter yönetim var, ben ülkemi istediğim gibi yönetirim siz ne derseniz deyin anlamı çıkar. Bu Türkiye’nin itibarına, bizim bugüne kadar süren demokrasi mücadelemize vurulmuş ciddi bir darbedir. Bunu kimsenin unutmaması lazım. Söyleyen kişinin de unutmaması lazım. Bu ülkede demokrasinin olmadığını biz biliyoruz ama demokrasinin olmadığını Erdoğan bütün dünyaya ilan etti. Bu da bizim açımızdan son derece kritik bir süreç.

Soru; Efendim şimdi Trabzon’da biliyorsunuz maalesef kameralara bir çocuğun seslenişi yansımıştı…

Kemal Kılıçdaroğlu; Şöyle ifade edeyim, o sevgili evladımızı çok seviyorum, gözlerinden öpüyorum, hiç kimse merak etmesin.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Çok Sert Osman Kavala Açıklaması

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’ye yönelik başlattığı ihlal süreciyle ilgili sert mesajlar içeren bir açıklama yayımladı.

Avrupa Konseyi’nin siyasi karar alma organı olan Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına hükmeden 2019 yılındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını uygulamaması nedeniyle Türkiye hakkında ihlal sürecini dün resmen başlatmıştı.

Borrell’in sözcüsü Peter Stano’nun yayımladığı metinde, ihlal sürecinin, Bakanlar Komitesi’nin ender kullandığı araçlardan olduğuna ve Kavala davasıyla ilgili ciddi endişeleri yansıttığına vurgu yapıldı. Kavala’nın hakkında bir hüküm bulunmadan yıllardır cezaevinde tutulduğuna da işaret edildi.

“Kaygı verici bir emsal”

Türk makamlarının ilgili AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesinin üzücü olduğu belirtilen açıklamada “Bu tutum kaygı verici bir emsal oluşturmakta ve AB’nin Türk yargısının uluslararası standartlar ile Avrupa standartlarına bağlılığı konusundaki endişelerini güçlendirmektedir. Bu tutum aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi ve AB üye adayı olarak üstlendiği yükümlülüklerle de tezat oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Ukrayna ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’ye karşı başlatılan ihlal süreciyle ilgili bir soruyu, “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız. Çok net söylüyorum. Bizim mahkemelerimizin bu konuda vermiş olduğu bir karar var. AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş bizi çok ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz. Bu saygıyı duymayanlara da kusura bakmasınlar bizim saygımız olmayacaktır” diye yanıtlamıştı.

Paylaşın

Avrupa Konseyi Türkiye’ye Karşı İhlal Prosedürünü Resmen Başlattı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Gezi davasının tek tutuklusu olan Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen serbest bırakılmamasıyla ilgili ‘ihlal sürecini’ resmen başlattı.

Komite bugün yaptığı oylamada dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verdi. Karar oy çokluğuyla alındı. Karara göre AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine ve kararının gereğini yerine getirip getirmediğine karar verecek.

Eğer buradan ihlal yönünde çıkarsa, Bakanlar Komite Türkiye’ye hangi yaptırımın uygulanacağını kararlaştıracak. Yaptırım seçenekleri arasında Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.

Tek örnek Azerbaycan

Bakanlar Komitesi tarihinde sadece, muhalif yazılarıyla tanınan Ilgar Mammadov’un açtığı davada Azerbaycan aleyhine bu adımı atmıştı. Mammadov Ağustos 2018’de şartlı salıverilmiş, Azerbaycan Yüksek Mahkemesi de Mart 2019’da Mammadov’un cezasında indirim yaparak tamamen serbest kalmasını sağlamıştı. Böylelikle Azerbaycan için yaptırım süreci askıya alınmıştı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki

Dışişleri Bakanlığı, Osman Kavala kararına tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ülkemizde devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirmiş ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal etmiştir” denildi. Bakanlıktan yapılan açıklama şöyle:

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Aralık 2021 tarihinde ülkemizin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’e havale etme niyetini içeren bir bildirimde bulunmuş ve konuya ilişkin görüşümüzü iletmemizi talep etmişti.

Hükümet görüşümüz, bugüne kadar gösterdiğimiz işbirliği anlayışıyla uyumlu olarak, 19 Ocak 2022 tarihinde Avrupa Konseyi’yle paylaşılmıştı. Görüşümüzde, ülkemizin AİHM kararının gereğini yerine getirdiği, Kavala’nın tutukluluk durumunun halen devam eden başka bir yargı süreci nedeniyle olduğu ayrıntılarıyla açıklanmış ve konunun hukuk ilkeleri temelinde incelenmesi çağrısında bulunulmuştu.

Buna rağmen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bugün (2 Şubat) Kavala davasının AİHM’e havale edilmesine dair bir ara kararı oy çokluğuyla kabul etmiştir. Böylelikle, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ülkemizde devam eden bağımsız yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan yaklaşımını devam ettirmiş ve yargı sürecine saygı ilkesini ihlal etmiştir.

AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin gündeminde başka ülkelerle ilgili çok sayıda uygulanmayan karar bulunurken, Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını, iyi niyetten uzak, kasıtlı ve de tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz.

İç hukukta devam eden dava süreci gözardı edilerek siyasi saiklerle alınan bu önyargılı kararın Avrupa insan hakları sisteminin itibarını zedelediği aşikardır.

Avrupa Konseyi insan hakları sisteminin etkinliğinin sağlanması için, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tarafgir ve seçici yaklaşımını bir yana bırakması gerekmektedir. Temennimiz, AİHM’in alınan bu kararı hakkaniyetle değerlendirmesi ve bu konuda iç hukukta devam eden dava sürecini dikkate alarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca ilk derece mahkemesi gibi hareket etmeden, içtihat ve ilkeleri doğrultusunda karar almasıdır.”

Adalet Bakanlığı’ndan açıklama

Adalet Bakanlığı da yazılı bir açıklama yaparak karara tepki gsöterdi.

Bakanlığın açıklamasında, “Belirli bir kararı teamüllere de uymadan sürekli gündemde tutarak ülkemizi uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekle itham etmek, söz konusu kararın açıkça siyasi mülahazalarla alındığını göstermektedir” denildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle:

“Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi bugün yapılan 1423. toplantısında oyçokluğu ile aldığı bir karar ile Kavala kararının tekrar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) sevk edilmesine karar vermiştir. AK Bakanlar Komitesi bu karar ile AİHM’den ülkemizin söz konusu kararı uygulamayı reddedip etmediği hususunun tespit edilmesini talep etmiştir.

İlgili hakkındaki yargılamalar halihazırda Ağır Ceza Mahkemesi önünde devam etmekte olup, tutukluluk incelemesine ilişkin yapılan değerlendirmelerde Kavala’nın mevcut tutukluluğunun AİHM tarafından incelenmeyen başka bir suç kapsamında devam ettiği belirtilmiştir. Ayrıca yargılama makamları ilgilinin AİHM’in incelemesine konu tutukluğunun daha önceden sona erdiğini tespit etmişlerdir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi de AİHM kararından sonra başvuruyu tekrar incelemiş ve mevcut tutukluluk nedeniyle başvuranın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Hal böyle iken AK Bakanlar Komitesi yargısal makamlar gibi hareket ederek yetkisini aşmıştır. Oy çokluğu ile alınan bu karar hâlihazırda devam etmekte olan bir davaya müdahale niteliğindedir. Başta AK Bakanlar Komitesi olmak üzere herkes, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde devam eden bir yargılama sürecine etki etmekten kaçınmalı ve verilecek karara saygı duymalıdır.

Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının farkındadır. AİHM kararlarının icrası kapsamında gerekli adımlar Hükümetimiz tarafından atılmaktadır. Bu kapsamda bugüne kadar 3730 karar kapsamında alınan tedbirler AK Bakanlar Komitesi tarafından da kabul edilmiş ve icra denetimi sona erdirilmiştir. Sadece geçtiğimiz yıl icra denetimi sona erdirilen dosya sayısı ise 222’dir. Buna rağmen belirli bir kararı teamüllere de uymadan sürekli gündemde tutarak ülkemizi uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekle itham etmek, söz konusu kararın açıkça siyasi mülahazalarla alındığını göstermektedir.”

AİHM kararı ne demişti?

AİHM’nin 12 Mayıs 2020 tarihinde kesinleşen kararında Kavala’nın “bir suç işlediğine dair makul şüphe olmadığı”; Kavala hakkında “Anayasa Mahkemesi’nin ivedi bir yargı denetimi gerçekleştirmediği” ; Kavala’nın özgürlüğüne getirilen kısıtlamanın “suç işlediğine dair makul şüphe nedeniyle yetkili bir adli makam önüne çıkarılma amacından başka bir amaç ile uygulandığı” ve bu durumun “insan hakları savunucularının çalışmaları üzerinde caydırıcı etkiye sahip olduğu” sonucuna varılmıştı.

AİHM bu sonuçlardan yola çıkarak, 1’e karşı 6 oyla, “Kavala’nın tutukluluğunun sona erdirilmesi ve bir an önce serbest bırakılması için Türk hükümeti tarafından tüm önlemlerin alınması gerektiğine” hükmetmişti. AİHM’nin bu kararına Ankara’nın yaptığı itiraz kabul edilmemişti.

Paylaşın

AB’den Osman Kavala Açıklaması: Davayı İzlemeye Devam Ediyoruz

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın dava sürecini takip etmeye devam ettiklerini söyledi. Büyükelçi, “Bu davayı izlemeye devam ediyoruz ve gerekli diplomatik çalışmayı merkezimize iletiyoruz” dedi.

Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleri ile AB Delegasyonu’nda biraraya gelen Meyer-Landrut’a, Osman Kavala’nın Ekim’deki duruşmasının ardından yaşanan, “istenmeyen kişi” krizi hatırlatıldı ve AB üyesi ülkelerin son duruşmada açıklama yapmamaları nedeniyle tutum değiştirip değiştirmediği soruldu.

Büyükelçi Meyer-Landrut, AB Delegasyonu’nun davayı izlediğini ve bunu sosyal medya hesaplarından da paylaştığını belirterek, “Dolayısıyla biz uygulamamızı değiştirmedik. Bu davaları izlemeye devam ediyoruz ve gerekli diplomatik çalışmayı merkezimize iletiyoruz” dedi.

Meyer-Landrut, AB üyesi diğer ülkelerin de davayı izlemeye devam ettiğini belirtirken, Almanya hükümeti adına açıklama yapıldığını hatırlattı.

Büyükelçi, üye ülkeler tarafından son duruşmayla ilgili bir açıklama yapılmadığını söylemenin adil olmayacağını belirterek, “Bu davayı daha önce olduğu gibi izlemeye devam ediyoruz” dedi.

Büyükelçi, Avrupa Konseyi’ne üye tüm ülkelerin yükümlülüklerine uymasını ve bu kurumun bünyesindeki AİHM ve Konsey kararlarına saygılı olmasının beklendiğini de hatırlattı.

Strazburg’da, Türkiye’nin Kavala ile ilgili AİHM kararını uygulamaması nedeniyle başlatılan ihlal sürecinin AB-Türkiye ilişkilerinin geleceğine nasıl etki edeceği sorusunu, Büyükelçi, “Gelecekte olabilecek varsayımsal gelişmeler konusunda yanıt vermeyeceğim” diyerek yanıtsız bıraktı. Konunun Avrupa Konseyi uhdesinde olduğunu belirten Büyükelçi, AB üyesi birçok ülkenin Avrupa Konseyi üyesi de olduğunu hatırlattı ve “Bu prosedürlerin AB’nin pozisyonuna etkisini zamanla göreceğiz” dedi.

Türkiye savunmasını Avrupa Konseyi’ne gönderdi

Öte yandan, Türkiye, AİHM kararını uygulamaması nedeniyle başlatılan ihlal sürecine yanıtı Avrupa Konseyi’ne iletti. Türkiye’nin cevabı Bakanlar Komitesi’nin 2 Şubat’taki toplantısında gündeme gelecek. Bu aşamada Türkiye’nin yanıtının gizli kalacağı belirtilirken, Komite 2 Şubat’ta yanıtın AİHM’e iletip iletmeyeceğine karar verecek.

Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uymayan Türkiye’ye savunma yapması için 19 Ocak’a kadar son bir süre tanımıştı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluğunun Devamına Karar Verildi

Birleştirilmiş Gezi davasının üçüncü duruşması bugün görüldü. 4 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın tutukluğunun devamına ve duruşmanın 21 Şubat 2022 günü görülmesine karar verildi. Karar oy çokluğuyla alındı. Karara ilişkin açıklama, sanık savunmalarının ardından yapılacak.

Çok sanıklı olması nedeniyle daha büyük olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı, CHP Milletvekilleri Özgür Özel, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Osman Kavala’nın eşi Ayşe Buğra, davayı izleyici olarak takip etti.

Uluslararası boyut kazanan duruşmayı ayrıca Fransa, İtalya ve Belçika, İsveç, Norveç Hollanda ve ABD’li diplomatlar, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, birçok yabancı ülke ve uluslararası hak örgütlerinin temsilcileri de izliyor.

Hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen tutukluluğunun son bulması gerektiği yönündeki kararlardan sonra tahliye edilmeyen Osman Kavala, ikinci duruşma öncesinde “savunma yapmasının artık anlamsız olduğunu” söyleyerek duruşmalara katılmayacağını açıklamıştı.

Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’nın avukatlarından İlkan Koyuncu, “Osman Kavala’nın 4.5 yıldır cezaevinde tutulabilmesi casus olmadığının, arkasında dış güçlerin olmadığının en büyük kanıtıdır. Siyasi iklim daha uygun gözüküyor, bu duruşmada ev hapsi ile de olsa tahliyesini talep ediyoruz” dedi.

Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar ise beraat talep etti ve AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.

Bayraktar duruşmada, “Üç duruşmadır AİHM kararından bahsediyoruz. AİHM, 18. Madde ihlal kararı nadirdir. Bu demektir ki ihlale sebep olan davanın arkasında siyasi saikler vardır. 1539 gündür tutukluluğun devam etmesi, AİHM’in tespit ettiği hukuksuzluğun devam ettirilmesidir. Bu hukuksuzluğa bugün son verin, müvekkilimiz bugün özgürlüğüne kavuşsun. Osman Kavala için beraat talep ediyoruz” dedi.

‘Savunma yapmıyoruz, Gezi’yi anlatıyoruz’

Sanıklardan avukat Can Atalay savunma yapmadıklarını, Gezi’yi anlatmaya geldiklerini söyledi.

“Barışçıl gösterilerle hükümeti protesto etmek,”Hükümet istifa” demek,kent hakkını savunmak, şiddetsiz eylem ya da sivil itaatsizlik gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs suçunu oluşturur mu?” diye sordu.

Atalay iddianamede Avrupa fonları kullanmanın bir suç delili olarak sunulduğuna dikkat çekerek ” Bu davanın iddianamesini hazırlayan savcının meslek içi eğitim programını Avrupa Birliği fonlamıyor mu?” diye de ekledi.

Sanıklardan Mücella Yapıcı ise daha önceki yargı sürecine dikkat çekerek “Bu yargılamaların sebebi Gezi’nin bugüne kadar kriminalize edilmesi. Bence sizin işiniz de zor çünkü bize beraat veren hakim yok oluyor” diye konuştu.

Paylaşın

Kavala: Elde Dış Güç Olarak Ben Ve Soros Kaldı

Osman Kavala, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ederek, “Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya bir şey söyleyemiyor. Elde kala kala dış güç olarak bir ben kaldım, bir de Soros kaldı” dedi. Kavala, “Benimle de Sorosla da araları çok iyiydi” ifadelerini kullandı.

Tutuklu iş insanı Osman Kavala, Çarşı Davası ile birleştirilerek üçüncü kez açılan Gezi Parkı Eylemleri Davası’nın üçüncü duruşması için yarın hâkim karşısına çıkacak. Duruşma öncesinde CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, tutuklu Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, Kavala CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in ziyareti sırasında tutukluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mahkemenin daha önce kendisini beraat ettirdiğini fakat “onun” kafasında beraat edemediği için aynı delillerle yeni dava açıldığını belirten Kavala, iddianamesine ilişkin şunları kaydetti:

“İddianamede, ‘Henri Barkey ile yoğun irtibatı var, bu da casus olduğunun kanıtıdır’ deniyor. Ama ‘Barkey üst düzey ve yetenekli bir casus olduğu için bu irtibatı somutlaştıramadık’ deniyor. İki yerde somutlaştırılmış. Biri, benim büromun çatısında bir baz istasyonu var, Barkey de aynı gün aynı saat aralığında aynı baz istasyonundan yararlanmış. Ben büromdayım, o da muhtemelen İstiklal Caddesi’nde yürüyor. İstiklal Caddesi’nden geçenler benim büromun çatısındaki baz istasyonundan yararlanır. Buna yoğun irtibat deniyor. Bir diğeri de ‘darbe sonrası Türkiye’yi kimlerin yöneteceğini belirlemek için yurtdışında toplantı yaptılar’ deniyor. Aynı iddianamede onun Almanya’da, benim Fransa’da ayrı ülkelerde olduğumuz da yazıyor ama buna da irtibat demişler.”

“Bir ben kaldım, bir de Soros”

Avrupa Konseyi’nin yaptırım uygulaması halinde bu durumun Türkiye açısından çok vahim olacağını ifade eden Kavala, “Türkiye’nin kurucusu olduğu bir konsey tarafından cezalandırılmasından ben utanırım. Yaptırım kararından memnun olmam. Bu duruma getirmemeleri lazım. Bu konuyla ilgili Erdoğan ile Çavuşoğlu’nun basına yansıyan yaklaşımları arasında fark var. Avrupa Konseyi’nin yaptırımları dış müdahale olarak yorumlanamaz. Türkiye’nin kurucusu olduğu bir konseyin müdahalesi olarak bakmak lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret ederek, “Amerika’ya, Rusya’ya, Almanya’ya, Fransa’ya bir şey söyleyemiyor. Elde kala kala dış güç olarak bir ben kaldım, bir de Soros kaldı” diyen Kavala sözlerini şöyle sürdürdü: Benimle de Sorosla da araları çok iyiydi. Bir hukuk devletinde bir davanın sanığı hakkında ülkeyi yönetenler en az 10 kez olumsuz beyanda bulunamaz. Bu süreçten, mahkemenin etkilenmeyeceği nasıl beklenebilir.

Paylaşın

Osman Kavala’nın Tutukluluk Halinin Devamına Karar Verildi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bin 514 gündür cezaevinde tutulan iş insanı Osman Kavala hakkında bugün dosya üzerinden aylık tutukluluk incelemesi yapıldı. Mahkeme, Kavala’nın tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar verdi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Birleştirilen Gezi Parkı ve Çarşı davalarının tek tutuklu sanığı Osman Kavala hakkında verilen kararın gerekçesinde “hukuki durumunda değişiklik olmaması” gösterildi. Bir üye hakim ise Kavala’nın tutukluluğunun ölçülü olmadığını belirterek tahliye edilmesi yönünde karşı oy kullandı.

Mahkeme heyeti değerlendirmesinde, Osman Kavala’nın avukatları Köksal Bayraktar, Deniz Tolga Aytöre ve İlkan Koyuncu tarafından 4 Kasım 2021’de tahliye ve duruşmalı olarak inceleme yapılması talebinde bulunulduğu, ancak bu taleplerin reddedilerek dosya üzerinden inceleme yapıldığı belirtildi.

Kararın gerekçesi

Kavala’nın tutukluluğunun oy çokluğuyla devamına karar veren heyet gerekçesini şöyle açıkladı: “Son tarihli değerlendirmeden bu yana hukuki durumda değişiklik olmaması gözetilerek sanık Mehmet Osman Kavala’ya isnat edilen suçun vasıf ve niteliği, yargılamanın geldiği aşama, dosyada bulunan HTS kayıtları, ve BAZ bilgileri üzerinde yapılan inceleme, dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporlar, MASAK raporu dikkate alınarak müsnet suçlara ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin bulunması, atılı suçların yasada öngörülen cezanın üst sınırı, adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla tutukluluk halinin devamına.”

Üye hakim tahliye yönünde görüş bildirdi

Karşı oy veren üye hakim ise gerekçesinde “Sanığın savunmasının alınmış olması, delillerin toplanmış olması, dosya kapsamı, dosyanın geldiği aşama, bu aşamadan sonra delil karartma ihtimalinin olmaması, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, tutukluluğun bir tedbir oluşu, tutuklulukta istenilen amaca adli kontrol tedbirlerinden bir veya birkaçının uygulanmasıyla ulaşılabileceği değerlendirilerek ölçülü olmayan tutukluluğunun devamı yönündeki çoğunluğun görüşüne katılmayarak, adli kontrolle tahliyesi görüşü ve kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Kasım’da görülen son duruşmasında da oy çokluğuyla Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar vermişti. Avukatlar tarafından bu karara yapılan itirazı ise İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 Aralık’ta reddedilmişti. Kavala’nın bir sonraki duruşması 17 Ocak’ta yapılacak. Osman Kavala, 1 Kasım 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor.

Türkiye hakkında ara karar

Avrupa Konseyi’nin icra organı olan Bakanlar Komitesi, Aralık ayı başında Osman Kavala hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına uymadığı gerekçesiyle Türkiye’ye karşı “ihlal prosedürü” başlatacağı yönünde bir ara karar almıştı. Karara göre, Ankara’ya AİHM’nin Kavala kararını nasıl uygulayacağını belirtmesi için 19 Ocak’a kadar süre verilmişti.

Davalar birleştirilmişti

Gezi Parkı olaylarını “finanse” etmekle suçlanan Osman Kavala, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etmiş, istinaf mahkemesi beraat kararını bozmuştu. İkinci kez yapılan yargılamada ise önce Kavala ve eski CIA danışmanı Henri Barkey’e İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan 15 Temmuz davası birleştirilmişti. Daha sonra Gezi ana davası 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 35 Çarşı üyesinin yargılandığı davayla birleştirilmişti.

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Konseyi’ne ‘Osman Kavala’ Tepkisi

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi’nin Türkiye’de yargı süreci devam eden Osman Kavala kararının uygulanıp uygulanmadığının tespitini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) havale etme niyetini içeren bildirimde bulunmasına tepki göstererek, Avrupa Konseyi’nin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yürütülen yargı sürecine saygı ve güven duyması gerektiğini bildirdi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi: “Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi bugün (2 Aralık 2021) ülkemizin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM’e havale etme niyetini içeren bildirimde bulunmuştur.

Ülkemizde devam eden yargı sürecine saygı ilkesi uyarınca, AK’yı bağımsız yargıya müdahale niteliği taşıyacak bu kararın devamını getirmekten kaçınmaya davet ediyoruz. Başta AK Bakanlar Komitesi olmak üzere herkes, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yürütülen yargı sürecine saygı ve güven duymalıdır.

Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olan ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluklarının bilincindedir. Bu yıl içinde 128, bugüne kadar ise toplam 3674 AİHM kararı tarafımızdan uygulanmıştır.

AİHM kararlarının icrasını denetleyen Bakanlar Komitesi’nin gündeminde halen çok sayıda karar bulunmaktadır. Kavala kararından daha eski olan ve başka ülkeler hakkında ve konularda da uygulanmayan kararlar varken, özellikle Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemindeki mevcut mekanizmaların hukuki ve adil bir anlayışa göre değil de, siyasi mülahazalar üzerinden belirli ülkeler aleyhinde işletilmesi her şeyden önce Avrupa Konseyi’nin kendi itibarını zedelemektedir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, insan hakları sisteminin etkinliğini sürdürmek istiyorsa tarafgir ve seçici tutumunu bırakıp, AİHM kararlarının uygulanmasını tüm üye ülkeler yönünden tarafsız bir yaklaşımla ele almalıdır.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Osman Kavala kararı

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) iş insanı Osman Kavala kararını yerine getirmediği için Türkiye’ye karşı ihlal sürecini başlatma kararı verdi. 47 üyeli Avrupa Konseyi’nde bu sürecin başlatılması için gerekli 32’den fazla üye Ankara aleyhine el kaldırdı.

Resmi kararın yarın açıklanması bekleniyor. Bakanlar Komitesi, Türkiye’de bir sonraki Kavala duruşmasının 17 Ocak olması nedeniyle bu süreyi bir hafta erteledi ve 19 Ocak olarak belirledi. Avrupa Konseyi ve diplomatik kaynaklar bu durumu “Ankara’ya son bir şans daha tanındı” şeklinde değerlendiriyor.

Bakanlar Komitesi Kavala konusunu 2 Şubat’taki toplantıda yeniden ele alacak. Bu toplantıya kadar Kavala’nın AİHM kararı uyarınca tahliye edilmesi halinde ihlal prosedüründen vazgeçilmesi gündemde.

Böyle bir durumda Kavala dosyası Bakanlar Komitesi önünde işlem görmeye devam edecek. Aksi halde Bakanlar Komitesi aynı gün ikinci bir karar daha alarak ihlal prosedürü için AİHM’ye resmen başvurulacağını ilan edecek. Türkiye 47 devletten oluşan Avrupa Konseyi’nin bir üyesi ve kendi ulusal anayasasına göre AİHM kararlarına uymakla yükümlü.

Dosya AİHM’ye giderse?

Dosya AİHM’ye gönderilirse Büyük Daire adı verilen 17 yargıçlı kurul tarafından ele alınacak. Büyük Daire, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kararların Bağlayıcılığı ve İnfazına” ilişkin 46’ncı maddesinin 5’inci bendi temelinde dosyayı işleme koyacak. İçinde Türk yargıcın da olacağı bu daire Türkiye ve Osman Kavala’nın avukatlarından savunma isteyecek. Gerekli görürse Strasbourg’da duruşma düzenleme kararı alabilecek.

Büyük Daire AİHM’nin Osman Kavala kararının yerine getirmediğini tespit ederse, alınacak önlem veya yaptırımları değerlendirmesi için davayı Bakanlar Komitesine gönderecek. Yerine getirildiği tespitinde bulunursa, davayı, incelenmesine son verilmesi konusunda nihai kararı alması için Bakanlar Komitesine iletecek. Büyük Dairenin davayı 2022 yaz aylarına kadar sonlandırabileceği belirtiliyor.

AİHM, Osman Kavala’nın gözaltı koşullarıyla ilgili davada kararını 10 Aralık 2019 tarihinde açıklamıştı. Kararda, Kavala’nın “hukuk dışı nedenlerle ve susturulmak için hapiste tutulduğu” sonucuna varılmış ve bu ihlalin ortadan kaldırılması için Kavala’nın “derhal tahliye edilmesi” gerektiğine hükmedilmişti.

Karar Mayıs 2020’de kesinleştikten sonra AİHM kararlarının infazının denetleyicisi olan Bakanlar Komitesi gündemine gelmişti. Bakanlar Komitesinin karar gereği Kavala’nın tahliye edilmesi için bugüne kadar yaptığı çağrılar sonuçsuz kalmıştı.

Paylaşın