DP Lideri Uysal: İnandığımız Ve Doğru Bildiğimiz Yolda Yürüyoruz

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan DP Lideri Uysal, “Aziz Milletimize bildiriyoruz. Demokrat Parti’nin 1946 yılında başladığı Demokrasi, Adalet ve Hakkaniyet mücadelesinin 77. yılında, merkez sağ siyasetin ve umudun sesi olarak aynı kararlılıkla, aynı inançla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnandığımız ve doğru bildiğimiz yolda, dün olduğu gibi bugün de yürüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hiçbir vatandaşımızın endişesi olmasın. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir!”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Uysal’ın açıklaması şöyle:

“21 yıllık AKP yönetiminde süren sistematik çöküşün, on binlerce cana, milyonlarca insanımızın evinden yurdundan olmasına sebep bir neticeyi ortaya çıkardığını deprem vesilesiyle acı bir biçimde bir kez daha gördük. Maliyetini her bir vatandaşımızın ödediği toplumsal, siyasal, ekonomik sorunlar ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı meydan okumalar, sorumluluk duygusuyla ortak bir irade koyma ihtiyacını ortaya çıkarmıştı.

Millet İttifakı olarak geçtiğimiz 18 ayı aşkın sürede yaptığımız, ülkemize derinden nefes aldıracak ortak çalışmaların ürünü açıklama ve taahhütlerimizin bugün de aynı kararlılıkla arkasında olduğumuzu Aziz Milletimize bildiriyoruz.

Demokrat Parti’nin 1946 yılında başladığı Demokrasi, Adalet ve Hakkaniyet mücadelesinin 77. yılında, merkez sağ siyasetin ve umudun sesi olarak aynı kararlılıkla, aynı inançla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnandığımız ve doğru bildiğimiz yolda, dün olduğu gibi bugün de yürüyoruz.

Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hiçbir vatandaşımızın endişesi olmasın. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir!”

Karamollaoğlu’ndan ‘yola devam’ mesajı

Öte yandan Millet İttifakı’nın bileşenlerinden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz” açıklaması yaptı.

“Var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

Millet İttifakı’nın bileşenlerinden DEVA Partisi, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in açıklamalarına yönelik, “Biz, milletimizin hak ettiği tam demokratik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız. Bu tarihi süreçte, hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’yi içine düştüğü bu karanlık tablodan çıkartmak ve otoriter anlayıştan kurtarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu: Dayatma değil istişare var

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Bütün partilerin fedakâr katkıları ve emekleriyle ortaya koyduğumuz tarihi nitelikteki ortak mutabakat metinleri siyasi yöntem olarak tek aklın değil ortak aklın, dayatmanın değil istişarenin, rekabeti değil uzlaşmanın eseri olmuştur” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Millet İttifakı’ndan Ayrıldı: İmamoğlu Ve Yavaş’a Çağrı

Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Geldiğimiz noktada, İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya mecbur bırakılmış; tıpkı yıllardır Türk Milleti’ne yapıldığı gibi, ölüm ve sıtma arasında bir tercihe zorlanmıştır. Ve elbette buna boyun eğmeyecektir” dedi.

Haber Merkezi / Açıklamasına, “Dünkü toplantıda nihayet ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağını tartıştık. Beş parti Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunu dile getirdi” sözleriyle devam eden Akşener, “Biz ise yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da uzun süredir Sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazandığını gördüğümüz iki ismin adaylığı konusunda görüşümüzü beyan ettik. Bu iki isim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ydu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamasının devamında, “Ortak cumhurbaşkanı adayının veriye dayalı, rasyonel bir usulle belirlenmesi önerisini dile getirdik. Ama bu öneri diğerleri tarafından maalesef reddedildi… Bu vesileyle anlamış olduk ki şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edilmiştir.” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

“Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz son noktada, dün itibariyle Altılı Masa artık millet iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir… Dün itibariyle Altılı Masa artık bir ortak akıl platformu olmaktan çıkmış, tek bir adayın tasdiki için çalışan bir noter masasına dönüşmüştür.”

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na seslenen Akşener, “Milletimiz gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz sizleri sevdi, bağrına bastı. Ve bugün de çok kritik bir kırılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor” dedi ve ekledi:

“Bu vazife sadece bir dayatmayı değil, topyekun bir dayatmacılığı yıkma vazifesidir. Bu vazife sadece bir kişiyi değil, kendini milletten büyük gören çirkin bir zihniyeti yenme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir.”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanlığı gündemiyle yaptığı 12’inci toplantının ardından gözler liderlerin kurmaylarıyla yapacağı toplantıya çevrildi.

Ankara’da dün gece milletvekilleri ve Başkanlık Divanı üyeleriyle bir araya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bugün de partisinin Genel İdare Kurulu ile toplantı gerçekleştirdi. Bir buçuk saat süren toplantının ardından Akşener, şu açıklamalarda bulundu:

“Geldiğimiz noktada İYİ Parti bir kıskaca alınmış, bir tercihe zorlanmıştır. Elbette buna boyun etmeyecektir. Ben ve arkadaşlarım ülkemizin 20 yılını harap eden ucube zihniyete karşı aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Nasıl ki 2022 yılında millete karşı plan yapanlara karşı duruyorsak bugün de aynı yerdeyiz. Nasıl ki 2015 yılında milletin canına kıyanların karşısında durduk bugün de aynı yerde duruyoruz. Nasıl ki 2018 yılında milletimizi 2 yumruk arasında sıkıştırmaya çalışanlara karşı durduk, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz.

2023 yılında yanı cumhuriyetin 100’üncü yılında tarumar edilen demokrasimiz için büyük bir mücadele verirken “Ceketimizi assak seçiliriz” diyenlere karşı dimdik duruyoruz. Bizim mücadelemiz dün de aynıydı, yine aynı. Çünkü biz milletimize bir söz verdik. Milletin taleplerini hiçe sayanlardan değil o talepleri gerçekleştireceğimize söz verdik. Bu bizim temel ilkemizdir.

Biz bugünlere kirli pazarlıklara son vererek geldik. Siyasetin merkezine milletimizi alıp il il,i ilçe ilçe karış karış gezdik. Milletimizin muhalefetten beklentilerini dinledik. Nasıl ki milletimizin sesini iktidara duyurduysak muhalefetten beklentilerini karşılamak için de çalıştık. Her daim ortak aklın ışığında sorunları konuşarak çözmeyi uygun gördük. Milletimizin ihtiyaçları için 5 siyasi parti ortak bir adım attık. Güçlendirilmiş parlamenter sistem ve ortak politikalar metni gibi belgeler çıkardık.

Dün 5 siyasi parti tek bir isim dile getirerek Sayın Kılıçdaroğlu’nun ismini dile getirdiler. Biz de milletin teveccühüne şahit olduğumuz, anketlerde sayın Erdoğan’a karşı açık ara kazanabileceğini gördüğümüz 2 ismi dile getirdik. Bu isimler Sayın Yavaş ve İmamoğlu idi. Ayrıca masaya adayın rasyonel bir şekilde belirlenmesini önerdik. Ancak bu önerimiz masadakiler tarafından reddedildi.

6’lı masanın son toplantısında bir tırnak içi anlayışa varıldı. Anlamış olduk ki kişisel hırslar milletin isteklerine tercih edildi. Aziz milletim biz İYİ Parti’yi bunun için kurmadık. “Önce millet, önce memleket” demekten asla vazgeçmedik. Yeri geldi parti çıkarlarımızı hiçe sayıp milletimizi gözettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. Bıkmadan, usanmadan konuştuk, anlattık, dinledik. Üzülerek söylüyorum ki geldiğimiz noktada 6’lı masa milletin iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetti. 6’lı masa ortak bir akıl platformundan çıkıp tek bir adayı konuşan bir noter masasına dönüştü. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz.

Biz ne olursa olsun imzamızın ve milletimize verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Biz ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun kaderini göz göre hiç etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizin yeni asrını hiç etmeyeceğiz. Türk milletinin varlığını bir kişinin iki dudağına bırakmayacağız. İlk günden bu yana daima biz demeye devam edeceğiz.

Yavaş ve İmamoğlu’na çağrı

Buradan sizin aracılığınızla sayın Mansur Yavaş’a ve sayın Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunuyorum. Görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Milletimiz sizi başının üzerinde taşıdı. Bugün de çok kritik bir dağılmanın eşiğinde sizi göreve çağırıyor. Kurumlarımızın yapısının içi boşaltılırken, saray hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremezken milletimiz sizin aziz bir görevi yerine getirmeye görevli kılmıştır. Bu vazife çirkin bir zihniyeti yerine getirme vazifesidir. Bu vazife milletin sesini duyma vazifesidir. Bu vazife milletin hakkını millete verme vazifesidir. Bu vazife reddedilemez, görmezden gelinemez bir vazifedir. Bu karar milletindir. Bu saatten sonra bize kalan bir seçim yapmaktır. Ya tarih yazacağız, ya tarih olacağız.”

Paylaşın

HDP’li Tayip Temel: Altılı Masa’yı Dikkatle İzliyoruz

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Altılı Masa (Millet İttifakı) adayının kendilerine yönelik tutumunu görmek istediklerini belirterek, “Stratejik bir konum alacağız” dedi.

T24’ten Eray Görgülü‘ye konuşan Temel, şunları söyledi:

“Tüm bileşenlerimiz, kurullarımızla tavrımızı, tutumuzu belirleyeceğiz. Muhalefetin de iktidarın da bu aşamada tutumunu takip ediyoruz. İki türlü hazırlığımız var, bileşenlerimizle yaptığımı değerlendirmeler sonucunda aday çıkarma fikri vardı, yeni değerlendirmemizde bu düşünce baskın gelirse, tüm sorunlara çözüm iddiası taşıyacak bir aday çıkmazsa elbette biz aday çıkaracağız.

Ama bir yandan da Altılı Masa’daki tartışmaları da dikkatle izliyoruz. Orada geçen isimleri telaffuz ederek isimle ilgili tartışmalara şu aşamada girmek istemiyoruz.

Aday olarak gösterilecek aktörün partimiz HDP’ye ve ittifakımıza yönelik tutumunu da görmek istiyoruz. Kürt sorunu, adalet sorunu, deprem sonrası ortaya çıkan sorunlara yönelik yaklaşımını görmemiz gerekiyor. Bunlar netleştikçe bu çerçevede muhalefetin tutumu karşısında stratejik bir konum alacağız.

Konuşulan isimler arasında yer alan her aktörün de tüm bu sorunlara, adalet sorununa, deprem sorununa Kürt sorununa, partimize ve ittifakımıza karşı nasıl bir yaklaşım geliştireceğinin öyküsü de bizde biliniyor ve öngörüyoruz zaten. İktidarın seçim takvimi ve muhalefetin tutumu karşısında stratejik bir konum alacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Adaylık İçin Partisinden Yetki Alacak

Adaylık için sıkça adı geçen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 2 Mart’taki ‘altılı masa’ toplantısı öncesi partisinin yetkili kurullarıyla bir araya gelecek. CHP liderinin, parti meclisi (PM) ve MYK’dan alacağı tam yetkiyle bu kritik toplantıya katılması bekleniyor.

CHP’li bir kaynak PM toplantısına ilişkin şunları söyledi: “Millet İttifakı toplantısında cumhurbaşkanı adaylığı görüşmeleri için tam yetki verilecek. ‘Cumhurbaşkanı adayı belirleme konusunda tam yetkilisiniz, bizim adayımız sizsiniz’ denilecek.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından genel seçimin tarihi konusunda halen tartışma sürerken, altı partiden oluşan Millet İttifakı henüz aday belirlemedi.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre altılı masa, 2 Mart’ta ortak cumhurbaşkanı adayını ve seçim stratejini konuşmak için Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde toplanacak.

Adaylar konuşulabilir

Kulislerde, genel başkanların partilerinin sürece dair yaklaşımlarını paylaşacağı toplantıda her partinin kimi, neden cumhurbaşkanı adayı önerdiğini açıklayacağı konuşuluyor.

Adaylık için sıkça adı geçen Kılıçdaroğlu, toplantı öncesinde partisinin yetkili kurullarıyla bir araya gelecek. CHP liderinin, parti meclisi (PM) ve MYK’dan alacağı tam yetkiyle bu kritik toplantıya katılması bekleniyor.

CHP’li bir kaynak PM toplantısına ilişkin şunları söyledi: “Millet İttifakı toplantısında cumhurbaşkanı adaylığı görüşmeleri için tam yetki verilecek. ‘Cumhurbaşkanı adayı belirleme konusunda tam yetkilisiniz, bizim adayımız sizsiniz’ denilecek.”

Paylaşın

Seçimlerin Ertelenmesi Gündemden Kalktı; 14 Mayıs Mı, 18 Haziran Mı?

Şanlıurfa, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adana, Hatay, Kilis, Adıyaman, Osmaniye, Malatya ve Elazığ’da büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından başlayan seçimlerin ertelenmesi tartışması gündemden kalktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce açıkladığı seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına ilişkin kararında ısrarcı olduğu ifade edilirken AK Parti içerisinde 14 Mayıs ve 18 Haziran için farklı görüşler hakim. Her iki tarihe dair de farklı yorumlar yapıldığı için önümüzdeki iki haftalık süreçte deprem bölgelerinde yapılacak çalışmaların izlenerek karar verilmesi fikri ön plana çıktı.

Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler illerde büyük bir yıkım ve göçe yol açarken deprem öncesi 14 Mayıs olarak planlanan seçim tarihinin değişip değişmeyeceği konusunda henüz netleşmiş bir karar yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs tarihine daha sıcak baktığı bilinirken deprem bölgelerinde yapılacak enkaz kaldırma ve başlatılması planlanan inşa faaliyeti ardından illerdeki normalleşme süreçleri de seçim tarihi belirlenmesinde önemli rol oynayacak.

Erteleme gündemden kalktı

Depremin ardından başlayan ve Bülent Arınç’ın yaptığı” seçimler ertelensin” çağrısı ardından tartışmalara neden olan seçimlerin 3-4 ay ya da 1 yıl erteleneceğine dair iddialara ilişkin AKP kurmayları, bu ihtimalin söz konusu olmadığını vurguladı. Muhalefet seçimlerin ertelenmesi tartışmalarına “savaş hali dışında ertelenemez” ve “bu karar darbe olur” tepkisi göstermişti.

Net karar verilmedi

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce açıkladığı seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına ilişkin kararında ısrarcı olduğu ifade edilirken AKP içerisinde 14 Mayıs ve 18 Haziran için farklı görüşler hakim. Her iki tarihe dair de farklı yorumlar yapıldığı için önümüzdeki iki haftalık süreçte deprem bölgelerinde yapılacak çalışmaların izlenerek karar verilmesi fikri ön plana çıktı.

Seçimlerin 14 Mayıs’a alınmasına karar verilmesi durumunda 10 Mart’ta Cumhurbaşkanı kararı alınması gerekiyor. Bu nedenle bu tarihe birkaç gün kalana kadar hem bölgedeki izlenimler hem seçimin yapılıp yapılmamasına dair zorluklar değerlendirilecek ve öyle karar alınacak.

Seçmen çalışması yapılacak

Depremin en büyük yıkıma yol açtığı ve büyük göç yaşanan başta Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş illerinde yapılacak seçmen güncellemesi de önem taşıyor. Seçim takvimi başlaması ile hem vefat edenler hem göç edenler nedeniyle seçmen kütükleri güncellenecek.

Ayrıca sandıkların nerede ve hangi şartlarda kurulacağı da YSK tarafından değerlendiriliyor. Depremzedeler seçim takvimi başlaması ile birlikte oy kullanacakları ili değiştirebilecek. YSK’nın bu konuda normal takvim yanında seçmenlere adres güncellemeleri yapılabilmesi için normal takvimdeki süreci biraz daha uzun tutacağı kaydediliyor.

Deprem ardından göç alan veya göç veren illerin milletvekili sayısı etkilenmeyecek. En fazla göçün yaşandığı Hatay 11, Kahramanmaraş 8 ve Adıyaman 5 milletvekili çıkarmaya devam edecek. Eğer seçmenler oy kullanmak için seçmenler kaydını diğer ile alırsa illerde nüfus dengesi değişse bile vekil sayısı değişmeyecek. Örneğin Hatay’daki 1.1 milyon olan seçmen sayısı 500 bine düşse dahi 11 milletvekilini bu 500 bin kişi seçmiş olacak.

Öğrenciler de seçimde bulundukları illerde oy kullanabilecek. Birçok üniversite uzaktan eğitime geçse de YÖK kararı ile bazı bölümlerde yüz yüze eğitim devam ediyor. 14 Mayıs veya 18 Haziran için seçim takvimi başlaması sonrası da seçmen kütükleri askıya çıkana dek her an MERNİS’e kayıtlı adresler değiştirilebileceğinden öğrenciler de bu haktan yararlanabilecek.

Ankara’da Hatay için oy kullanılır mı?

Seçmenlerin oy kullanmasına ilişkin afet bölgesi ilan edilen 11 il dışında kalan 70 ilde her il için sandık kurulması seçeneği hem partiler hem de bazı hukukçular tarafından gündeme taşınan bir model oldu. Bu durumda örneğin Hatay’dan ayrılanlar bulundukları ilde Hatay için oy kullanabilmesine dair öneri gündeme getirildi.

Ancak hem kanunen hem de organizasyon açısından bunun mümkün olmadığı dile getiriliyor. Ayrıca depremzede illere gidenlerin Hatay’a dönüp dönmeyecekleri konusunda netlik olmaması nedeniyle bulundukları il için oy kullanmalarının daha doğru olduğu savunuluyor.

YSK’da tüm bu alternatiflere dair bir çalışmanın olduğu ve deprem bölgelerinde seçimin sağlıklı yapılabilmesi için detayların konuşulduğu kaydedildi.

Millet ittifakı adayını açıklayacak mı?

Cumhurbaşkanı adayını henüz açıklamayan Millet İttifakı da 2 Mart’ta toplanarak adayı görüşecek. Bu toplantıdan sonra aday ismine dair bir açıklama beklenmiyor. İttifakın bu konuda seçimin öne çekilip çekilmeme kararını bekleyeceği kaydediliyor.

Eğer Erdoğan 10 Mart’ta seçim kararını açıklarsa altılı masa da hemen 11 ya da 12 Mart tarihlerinde toplanarak adaya dair net bir açıklamayı yapması bekleniyor. Ancak seçimin normal zamanı olan 18 Haziran’da olması halinde Mart ayının son haftasına kadar aday belirleme görüşmelerinin sürmesi bekleniyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nın İkinci Tur Hesabı: Seçmen Oyunu İstikrardan Yana Kullanır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret ediyor… İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur. İktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. Yaklaşık 100 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonucuna dair birçok senaryo var. Muhalefet partilerinin birçoğu cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmesi gerektiğini savunuyor.

Bu görüşte ikinci tur sürecinin “bilinmezlik” taşıması etkili. İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, iktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Muhalefetin kazanma formülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Adaylıkta Dayatma Yok

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Altı lider bir araya gelecek, mutabakat içinde adayımızı belirleyeceğiz. Dayatma yok, Türkiye’yi düşünüyoruz. Bizim temek hedefimiz var olan sistemi değiştirmektir. Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur. Bir devlet bir kişiye teslim edilemez.” dedi ve ekledi:

“Nasıl ekonomi, yargı, sağlık konusunda neleri düşündüğümüzü kamuoyuyla paylaştıysak aday konusunu da aynı şekilde paylaşacağız. Gerçekten temel hedefimiz ülkenin huzuru. Aday için mutabakat olması lazım. Bir adayın gelmesi diye bir şey yok. Benim itiraz etmeye hakkım yok. Diyelim ismim üzerinde mutabakat oldu, elbette bu görevi yapmak onurlu bir şeydir. ‘Siz neden benim adımı ileri sürüyorsunuz’ diye özel bir itirazım olmaz. İşin doğasına aykırı olur bu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat programına konuk oldu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Ortak mutabakat metninin tümünü dikkate aldığınızda, artık yeni bir anlayışı inşa edeceğimizi görebilirsiniz. Bu belki de dünya demokrasi tarihinde bir ilk; altı lider bir araya geliyor ve ülkenin sorunlarını çözmek için çalışıyor. Baktığınızda her birimiz özveride bulunuyoruz. Altı liderin altına imza attığı mutabakat metnini hayata geçireceğimize söz veriyoruz.

Her şey burada var mı derseniz tabii ki hayır. Bu bir mutabakat metni. 6 liderin ‘Biz bunu yapacağız’ dediği güzel bir metin. Burada Türkiye’nin teknoloji devrimini, üniversitelerin özerkliğini, kimsenin yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye’yi ön görüyoruz. Yolsuzluk defterini tamamen kapatmak için parlamentoda yasal bir düzenleme yapmayı ön görüyoruz. Gelir dağılımı konusunda, istihdam konusunda duyarlıyız. Birden fazla konumuz var. Elbette eksikler olabilir. Her değişim yeni sorunlar yeni krizler yaratabilir ama biz burada çözelim diye oturuyoruz. Devleti bir kişiye teslim ederseniz bu olmaz.

Savunma sanayiinin tarihini bilmezler. İlk kamuoyundan gizli Bakanlar Kurulu kararı ne zaman alındı bilmezler. Savunma sanayii hepimizin üzerine titremesi gereken bir alan. Damat İkitelli’de fabrika açtığında ilk ziyarete giden benim. Rahmetli babasıyla kahvaltı yapan, sorunlarını dinleyen benim. Niye kapatayım ben savunma sanayiini? Tank palet fabrikasının Katar’dan alınıp orduya verilmesini savunan kim?

“Yargı görevini yapmazsa, devlet organize suç örgütüne dönüşebilir”

rfan Fidan kimin talimatlarını yaptı? Erdoğan’ın talimatlarını yaptı. Yargıtay’dan yıldırım hızıyla AYM’ye çıktı. Beni asıl yaralayan, Yargıtay’ın o kişiyi seçmiş olması. 100 küsür yıllık, gelenekleri olması gereken bir kurum. Bir talimatla bu beyefendiyi AYM’ye atıyorlar. Niye atıyorlar, kendi geleceklerini kurtarmak için mi? Yargı görevini yapmazsa, devlet organize suç örgütüne dönüşebilir. Bürokrasinin bu kadar çürüdüğünü tarihimizde görmemiştik. AYM’deki yemin törenine de katılmadım. Yargıtay’dan atanacaksın, yıldırım hızıyla bu kez de AYM Başkanı olacaksın, akıl var mantık var. ‘Efendim beni Sayın Cumhurbaşkanı destekliyor, beni desteklemek zorundasınız…’ Neyse ki onurlu insanlar var.

Şimdi nasıl çalışıyorsak seçimden sonra yine öyle çalışacağız. Planlı, programlı çalıştık, her liderin kendi ekibi vardı onlar çalıştı. Akademik dünyadan, iş dünyasından katkı sunanlar oldu ve bir araya gelerek ortak metinler oluşturdu. Önemli olan şu, devlet bir kişiye teslim edilmeyecek. Sorun mu var, oturacağız, konuşacağız. Altı lider işin felsefesini oluşturacak. Bu işin oyu ve partisi yoktur. Sorun Türkiye’yi düzlüğe çıkarmaktır. Çürüyen bir yapıyı adalet ve ahlak üzerine yeniden inşa etmektir. Memleket elden gitmiş, A Partisi, B Partisi diye mi tartışacağız? Elbette hayır.

TÜİK bağımsız bir kurum değil, alınan emirler üzerine enflasyon rakamlarını oluşturuyor. Bunlar pazara mı çıkmıyor, hayatı mı bilmiyorlar? Tabii ki biliyorlar ama talimat geliyor. İşçiye, memura, emekliye yetime az para vereceksiniz demektir. Siyasi iktidar rahatsız olabilir. Zaten rahatsız olması için açıklaması gerekiyor. “İşsizlikte gerçek rakamlar budur diyebilmesi” lazım.

“Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur”

İki lider arasında yapılan görüşmenin kamuoyuna yansıtılmasını doğru bulmam. İki lider elbette oturduk konuştuk. Sıradaki toplantının gündemini belirleyecek olan Temel Bey. Bir tur daha görüşecek liderlerle. Gayet samimi bir görüşme oldu. Altı lider bir araya gelecek, mutabakat içinde adayımızı belirleyeceğiz. Dayatma yok, Türkiye’yi düşünüyoruz. Bizim temek hedefimiz var olan sistemi değiştirmektir.

Bu sistem Türkiye için bir beka sorunudur. Bir devlet bir kişiye teslim edilemez. Nasıl ekonomi, yargı, sağlık konusunda neleri düşündüğümüzü kamuoyuyla paylaştıysak aday konusunu da aynı şekilde paylaşacağız. Gerçekten temel hedefimiz ülkenin huzuru. Aday için mutabakat olması lazım. Bir adayın gelmesi diye bir şey yok. Benim itiraz etmeye hakkım yok. Diyelim ismim üzerinde mutabakat oldu, elbette bu görevi yapmak onurlu bir şeydir. ‘Siz neden benim adımı ileri sürüyorsunuz’ diye özel bir itirazım olmaz. İşin doğasına aykırı olur bu.

Cumhurbaşkanı adayının devlet yönetiminde de mutabakatı sağlaması lazım. Temiz birisi olması, yolsuzluklara adının bulaşmaması lazım. Adaylığının açıklandığı gün mal varlığını paylaşması lazım. Toplumun her kesimine sıcak mesajlar vermesi lazım. Devlet aklının olması lazım, devlet dediğiniz kurumu iyi tanıması lazım. Kısa süre içerisinde de güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi lazım.”

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Anlaşamadığı İki Konu

T24 yazarı Murat Sabuncu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın anlaşamadığı iki konu olduğunu aktardı.

Sabuncu’nun ifadesine göre bunlardan birisi ittifak adayının cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda partisinden ne zaman istifa edeceği, diğeri de genel başkanların durumunun ne olacağı.

Murat Sabuncu’nun bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

Anlaşılamayan iki nokta var. Birincisi eğer ittifakın adayı cumhurbaşkanı seçilirse görevi ne zaman bırakacağı konusu.

Partilerden biri ‘seçilir seçilmez partisinden ayrılmalı’ görüşünü savunuyor. Diğerleri bu kişi eğer bir partinin genel başkanı olursa (Kılıçdaroğlu örneği veriliyor) seçildikten hemen sonra ayrılmasının, partinin yeni genel başkanının masaya dahil olması noktasını getireceğini, geçişteki kimi kararlarda yeni genel başkanın problem yaratma olasılığının olabileceğini, bunun mahsurlu olacağını düşünüyor. Cumhurbaşkanı adayının, parlamenter sistemi organize ettikten sonra partisinden ayrılmasının daha doğru olacağını savunuyor büyük grup.

Bir diğer konu parti genel başkanlarının durumunun ne olacağı. Ağırlıklı görüş her birinin cumhurbaşkanı yardımcılığı pozisyonunda olmaları idi. Ancak her ne kadar kendileri doğrulamasalar da İyi Parti’nin, ‘en azından komisyon üyelerinin’ diğer partilerin yöneticileriyle yaptıkları görüşmelerde kendi partilerinin genel başkanlarının üstleneceği rolün daha farklı olması gerektiği yönünde görüş belirtmeye devam ettiklerini ifade edenler var.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Demirtaş’tan “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” Yorumu: Pusulası Bozuk

Millet İttifakı’nın “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” hakkında açıklamalarda bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Her şeyden önce, çok sayıda kişinin yoğun emeğiyle ortaya çıkmış bir metin olduğu için eleştirmeden önce hakkını teslim etmem lazım” dedi ve ekledi:

“Altı değişik partinin yan yana gelerek bu çalışmayı ortaya koymuş olması önemlidir. Elbette metnin bütününde iyi ve doğru şeyler yapma çabası var, bunu görmek gerekir. Dolayısıyla tümden bir kenara fırlatılacak bir metin değil ama hem eksik hem de benim düşünceme göre metnin pusulası bozuk.”

Demirtaş, metne ilişkin açıklamalarının son kısmında ise, “Metin yetmezliklerine rağmen halkın bir kesiminde karşılık bulacaktır. Çünkü halka daha iyisinin olabileceği anlatılamadı, gösterilemedi. Bu da Türkiye’de solun eksiği ve sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakına düşen de bu eksiği tamamlamak, halka başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermektir.” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevinde 2016 yılından beri tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın 9 ana başlık 75 alt başlık ve 2 bin 300’den fazla maddenin yer aldığı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” hakkında gazeteci Cüneyt Özdemir’in sorularını yanıtladı.

Cüneyt Özdemir’in “Sayın Demirtaş, nasıl buldunuz? Metne yönelik eleştirileriniz var mı?” sorusuna Demirtaş’ın yanıtı şöyle oldu:

Her şeyden önce, çok sayıda kişinin yoğun emeğiyle ortaya çıkmış bir metin olduğu için eleştirmeden önce hakkını teslim etmem lazım. Altı değişik partinin yan yana gelerek bu çalışmayı ortaya koymuş olması önemlidir. Elbette metnin bütününde iyi ve doğru şeyler yapma çabası var, bunu görmek gerekir. Dolayısıyla tümden bir kenara fırlatılacak bir metin değil ama hem eksik hem de benim düşünceme göre metnin pusulası bozuk.

Neden derseniz çünkü hep devleti gösteriyor, halkı ve bireyi değil. Yani metin devletçi bakış açısıyla kaleme alınmış, devleti büyütmeyi, her alana müdahale eden yaygın bir devleti hedeflemiş.

Devletin güçlü olması ile büyük olması birbirine karıştırılmış. Devletin müdahale alanlarını azaltıp küçülterek de güçlendirebilirsiniz. Oysa demokrasilerde formül şudur: “Az devlet, çok toplum.” Metin bu pencereden bakmamış. Bu yönüyle ideolojik bir tercihi de ifade ediyor. Özgürlükçü devlet yerine güvenlikçi devlet, zaten ilk etapta bu şekilde inşa ediliyor. Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiş oluyor.

Devlet dediğimiz mekanizma, toplumun kılcal damarlarına kadar bir defa etki etti mi giderek otoriterleşmesi, kontrol manyağına dönüşmesi engellenemez. Metin bu yönüyle bize, yeni bir demokratik devlet mimarisi vaat etmiyor, var olan otoriter devleti düzenliyor, yeni kurumlar ekleyerek devleti daha da büyütüyor. Oysa yapılması gereken şey sivil alanı özgürleştirmek ve genişletmek olmalı. Devlet birçok alanda destekleyen, ön açan, yasaklamayan, teşvik eden pozisyonda kalarak demokratik toplumun güçlenmesine alan açmalı. Demokratik devlet dediğimiz şey esasında bu zaten.

Ancak bu metin, teknokrat bir bakışla devletin dökülen sıvalarını, patlayan borularını onarmayı hedeflemiş. Ekonomide neo liberal çözümlerin ötesine geçememiş, özgürlük alanlarında da radikal demokrasi yerine devletin liberal özgürlük penceresinden bakmış.

“Dünya’ya sağdan bakmanın sonucu”

Tabii ki tüm bunlar bilinçli bir tercih çünkü Millet İttifakı sağ bir ittifak. Dolayısıyla ortaya çıkan metin de dünyaya sağdan bakmanın sonucu. Durum böyle olunca kolektif haklar, grup hakları, sınıf hakları hiçbir şekilde metne yansımamış. Mesela metnin Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı hakları, Alevilerin inanç ve eşit yurttaşlık talepleri, kadın bakış açısı da son derece sıkıntılı. Toplumsal cinsiyet kimliği penceresinden eşitlik ilişkisi kurmak yerine, erkek devletin kadına birtakım haklar lütfetmesi olarak ele alınmış. Zaten sunumun yapıldığı salon da erkek bir salondu.

Emekçilerin grev hakları, sendikal özgürlükler, eylem ve yürüyüş hakları, işçilerin sosyal güvence ve iş güvenliği hakları, LGBT+’ların ayrımcılığa uğramaktan kaynaklı beklentileri gibi temel konuların yanından bile geçmemiş. Demokratik ekonomi dediğimiz kooperatifleşme, vergi adaletinde emeğin gözetilmesi, bütçenin yapılması aşamasında emekçilerin katılımı, yatırım planlamalarına işçi sendikalarının katılımı gibi konular böylesi metinlerde olmaz. Neden? Yukarıda da belirttiğim gibi bu metin devletin çatısında oturup oradan aşağıya ve sağa doğru bakılarak yazılmış. Sokakta halkla birlikte ve sola dönerek yazılsaydı başka bir metin ortaya çıkardı.

Sonuç olarak bu metin yetmezliklerine rağmen halkın bir kesiminde karşılık bulacaktır. Çünkü halka daha iyisinin olabileceği anlatılamadı, gösterilemedi. Bu da Türkiye’de solun eksiği ve sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakına düşen de bu eksiği tamamlamak, halka başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermektir.

 

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Tüm Gözler Ortak Adayda; Süreç Nasıl İşleyecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın ortak hükümet programını da açıklamasının ardından artık gözler ortak adayda.

Ancak Millet İttifakı’nın en büyük oy potansiyeli olan iki partisi, CHP ve İYİ Parti arasında adaylığa dair farklı görüşler hâlâ ortadan kalkmadı. DW Türkçe’den Kıvanç El, ortak aday belirleme sürecine dair son bilgilere ulaştı.

CHP: Aday bizim için çok net

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”, “Anayasa” ve “Ortak Mutabakat Belgesi” olmak üzere üç ana belgeyi kamuoyuna açıklayan altılı masada artık altı liderin de kamuoyunun da AKP-MHP cephesinin de gözü adayın kim olacağında. Ancak aday belirleme süreci kolay olmayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında 13 Şubat’ta adayın açıklanacağını yine aynı programda bu sözlerin hemen ardından da 13 Şubat’ta aday açıklanmasa bile belirleneceğini söyledi. Bu sözlere İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Adaylık açıklamasına yönelik bilgi bizde mevcut değil” sözleriyle itiraz etti. Bu açıklama her iki parti arasındaki tartışmanın da dışa yansıması oldu.

CHP kaynakları, “Aday bizim için çok net. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin masaya taşıyacağı adaydır. Ayrıca kazanacak aday da Kılıçdaroğlu’dur Altı lider bunu konuşacak ama masa dışından bir aday doğru olmayacaktır” değerlendirmesini yaptı. CHP’de bu konuda tartışmalar kapanırken partide Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair çalışmalar dahi başlamış durumda.

İYİ Parti ne diyor?

İYİ Parti’de ise tablo o kadar net değil. İYİ parti cephesinde ilk günden bu yana Kılıçdaroğlu’nun adaylığına açıktan itiraz olmasa da diğer seçenekler hâlâ gündemde tutuluyor.  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 13 Şubat’taki toplantıda ismi masaya gelmesi halinde Kılıçdaroğlu’na itiraz etmemesi ancak anket yapılması önerisini bir kez daha gündeme taşıması bekleniyor. Ancak süre darlığı nedeniyle yeni anketler yerine geçmiş anketler de masaya gelebilir.

İYİ Parti yetkilisi, “CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, henüz ‘Ben adayım’ demedi, ama şu ana kadar CHP’den yapılan tüm açıklamalarda ‘Kılıçdaroğlu aday’ denildi. Şu anki tabloda Kılıçdaroğlu ismi masaya zoraki kılınmış durumda. Başka isim gündeme getirilince hemen bir tepki atmosferi ortaya çıkıyor. O zaman neden ‘istişare’ deniyor” açıklaması yaptı.

İYİ Parti kurmayı, “Madem ‘istişare’ deniliyor, masa karar verecek’ deniyor. Kılıçdaroğlu adaylığını masaya söyler, masa değerlendirir. Elbette adaylık hakkıdır, biz adaylığına karşı değiliz ama ‘tartışalım’ diyoruz, bu kadar” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’de “Aday 13’ünde açıklanacak ya da açıklanmalı” ifadelerinin de masaya baskı olduğu yorumları yapılıyor.

13 Şubat’ta ne olacak?

13 Şubat’taki toplantısı öncesi ev sahibi olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı partiyi belki bir, belki de iki kez ziyaret edecek. Karamollaoğlu, partilerin adaya dair görüşlerini alacak. Bu süreçte partiler arasında ikili görüşmelerin de olabileceği ifade ediliyor. 13 Şubat’taki toplantıda isimler konuşulduktan sonra bir karar çıkmasının çok zor olduğu ifade edildi. Çünkü, İYİ Parti masaya Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair görüş ve endişelerini taşıyacak. Buna göre sürecin Şubat ayını aşmadan tamamlanması ve en kısa sürede yeni toplantı yapılması kararı da alınabilecek.

Akşener’in Kılıçdaroğlu harcinde diğer alternatif isimleri de tartışmaya açıp açmayacağı konusunda ise henüz netlik yok. Bu konu 13 Şubat’ta masadaki görüşlere göre netleşecek.

13 Şubat’a kadar giden süreçte ise hem İYİ Parti’den hem de CHP’den adaylıklara dair açıklamalar gelebileceği ve bu sürecin gergin geçebileceği de değerlendiriliyor. Bu nedenle liderlerin yakın kurmaylarını açıklamaların içeriği konusunda uyarıda bulunduğu da ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun Anadolu turu

CHP ve İYİ Parti cephesinde adaylık kulisleri hareketli iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir süre önce başlattığı Anadolu gezileri de sürüyor. O ziyaretlere dair İYİ Partili isimlerden sosyal medyada halkın ilgisine dair paylaşımlar da yapılması dikkat çekerken İmamoğlu’nun bu ziyaretlerini CHP’de azınlıkta da olsa bazı kurmaylar, “Aday belirleme süreci öncesi manidar” yorumu yaparken genel çoğunluk ise “Ciddi bir haksızlığa uğradı bu ziyaretler normal süreç” değerlendirmesi yapıyor.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet tarihimize kara bir leke olarak geçen hukuksuz mahkeme kararları ve soruşturma süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İstanbul halkının verdiği yetki, talimatlı mahkemeler eliyle gasp edilmeye çalışıldı. Bu adaletsiz süreçler hala bitmiş değil. Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu yaptığı ziyaretlerde yaşadığı bu mağduriyeti anlatıyor ve adalet talebini dile getiriyor” açıklaması yaptı.

İmamoğlu’nun gittiği yerlerde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği yatırımların temel atma törenlerini ya da açılışlarını yaptığını vurgulayan Torun, “Genel Başkanımızın bilgisi dahilinde, parti yönetiminden bir temsilci ve örgütümüzün eşliğinde bu ziyaretler gerçekleşiyor. CHP, Genel Başkanımızın liderliğinde bir bütündür, el birliği ile yaşanan tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları milletimize anlatacağız. Hep beraber çalışarak ülkemizin geleceği için yeni bir sayfa açacağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu, 3 Şubat Cuma Giresun’da olacak.

Paylaşın