İnce Ve Oğan’ın Adaylığı Millet İttifakı’nın Oylarını Nasıl Etkileyecek?

14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kaldı. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’da cumhurbaşkanı adayı olabilmek için yeterli imzayı topladı.

Peki Muharrem İnce ve Sinan Oğan’ın adaylığı CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın oylarını nasıl etkileyecek?

İktidarın seçime çoklu adayla gitme çabasının meyve verdiği ve iki büyük ittifak dışındaki adayların etkisiyle seçimin ikinci tura kalmasının yolunun açıldığına dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyenlerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı başvurunun ardından 100 bin imza toplama süreci Pazartesi günü saat 20.00’de sona eriyor. Başvuran 11 isimden Muharrem İnce sürecin dördüncü gününde, Oğan ise beşinci günde 100 bin imzayı toplayarak aday olmaya hak kazandılar. Aralarında Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek ve Türkiye İttifakı’nın adayı Ahmet Özal gibi isimlerin de bulunduğu adayların 100 bin imzaya ulaşması beklenmiyor.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan imza için başvurmuş ancak Cumhur İttifakı ile anlaşınca adaylığını geri çekmişti.

Seçim takvimine göre YSK’nın imza sürecinin Pazartesi akşamı tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı seçimi için geçici aday listesini Salı günü ilan etmesi bekleniyor. Kesin aday listesi ise 31 Mart günü yayımlanacak ve aynı gün propaganda dönemi başlayacak.

İnce ve Oğan’la seçim ikinci tura mı kalır?

Mart ayında yapılan çeşitli kamuoyu araştırma kuruluşlarının anketlerine göre İnce’nin oyları şu an için ortalama yüzde 2-3, Oğan’ınki ise yine ortalama yüzde 1-2 civarında görünüyor. Bu iki adaya verilen oylar, genelde Millet İttifakı’ndan geldiği düşünüldüğü için muhalefet için önem taşıyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in edindiği bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Memleket Partisi lideri İnce arasında beklenen görüşme için henüz bir takvim belirlenmedi ancak tarihin çok da uzaması beklenmiyor.

İnce ve Oğan’ın cumhurbaşkanı adaylıkları ile birlikte seçimin ikinci tura kalması artık daha yüksek bir ihtimal olarak değerlendirilirken, uzmanlara göre iktidarın başından beri istemiş olduğu ikinci tur muhalefet için önemli riskler içeriyor.

Siyaset Bilimci Deniz Yıldırım, bu seçimin aslında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin toplum nezdinde başarılı bulunup bulunmadığının bir oylaması olacağına dikkat çekiyor. Son yerel seçimde büyük şehirlerin biraz da bu kampanya ile kazanıldığını hatırlatan Yıldırım şöyle konuşuyor:

“Şimdi ise ikili adaylı sistemden dört adaylı bir seçime doğru geçiş bir yönüyle bu referandum görüntüsünü sekteye uğratacak.”

Yıldırım, Cumhur İttifakı’nın bir taraftan kendisini genişletirken diğer taraftan “karşı kampı bölme stratejisi” izlediğini belirterek, iktidarın amacının seçimin ikinci tura kalmasını sağlamak olarak okuyor.

Yıldırım, muhalefet için bir diğer riskin ise seçimin ikinci tura kalması durumunda parlamento ile Cumhurbaşkanı seçimlerinde oluşabilecek farklılık olduğunu söylüyor.

Siyaset Bilimci Onur Alp Yılmaz, İnce’nin aldığı oy yüzde 2-3 bile olsa muhalefet için riskli olacağını belirterek, iktidarın kendisine göre kurguladığı seçim sistemi ile yüzde 41-43 oy ile parlamentoda çoğunluğu kazanabileceğini ve ikinci tura bu avantajla gidebileceğini aktarıyor. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İktidarın nispi seçim sistemini kullanarak yapmaya çalıştığı şey muhalefetin bölünmüşlüğü üzerinden parlamento çoğunluğunu elde etmek. İktidar, ilk turda parlamento çoğunluğunu kazanıp cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci tura bırakarak Meclis ve cumhurbaşkanlığının aynı partide olmasının bir yönetim krizini aşmakta tek yol olduğunu ve istikrarı vurgulayarak seçmeni ikna etmeye çalışacak.”

İnce kimlerden oy alıyor?

Her ne kadar sosyal medyada çok etkin görünse de İnce ile ilgili en önemli eleştiriler ülke sorunları ile ilgili kalıcı çözüm önerilerinin bulunmaması ve etrafında iyi bir ekip olmaması olarak sıralanıyor.

100 bin imzaya dördüncü günde ulaşabilen İnce’nin partisinin değil ama kendisinin oyları Mart ayının ilk haftalarında yapılan anketlerde yüzde 5’e kadar ulaşmış görünüyordu. Ancak bu oyların ne kadar kalıcı olduğu şu an için bilinmiyor ve İnce’ye oy veren kesimlerin genelde tepkisel oy verme eğiliminde oldukları belirtiliyor ve bu oy oranının seçime az bir süre kala düşme ihtimali olduğuna dikkat çekiliyor.

Yılmaz, İnce’nin oy tabanını şöyle açıklıyor:

“Sayın İnce’nin iki grubun oyuna talip olduğunu söylememiz mümkün. Bunlardan birincisi küskün CHP’liler. İkincisi de merkez siyasetten umudunu yitirmiş, kendisine alternatif arayan ve o nedenle merkezin dışına evrilen bir söylemi benimseyen daha ziyade gençlerin olduğu bir grup.”

Yıldırım da İnce ve Oğan’a verilen oyların daha çok tepkisel oylar olduğunu söyleyerek, “Yüzde 50 artı 1’i kazanmanın dayattığı sisteme çok uygun bir durum değil. Belki parlamenter sistem olsaydı şu an, bu iki aday daha farklı bir pozisyonda olabilirlerdi. Ama tepkisel oylar bu seçimde kazanmaya yol açmayacaktır” diyor.

Macron ile benzerlik kurulabilir mi?

İnce’nin, kendisi ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında paralellik kurduğunu hatırlatan Yıldırım, Türkiye ile Fransa arasındaki önemli farkları şöyle aktarıyor:

“Türkiye’de şu anda Avrupa’da özellikle Almanya ve Fransa’da gördüğümüz şekilde gençlerin siyasetten tamamen uzaklaşması, sandıktan kopması ve tercihsiz kalması gibi bir durum söz konusu değil. Aksine iktidarın gençlikten özellikle çekindiğini görebiliyoruz.”

Yapılan pek çok araştırmaya göre gençlerin en az yüzde 60’ı oyunu Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmayı düşünmediğini dile getiriyor.

Yıldırım, cumhurbaşkanı adayları için henüz propaganda döneminin resmen başlamadığını ve iki büyük ittifakın kampanyalarının henüz görülmediğini de hatırlatıyor. İttifakı olmayan tek adayın İnce olduğuna dikkat çeken Yıldırım şu tespiti yapıyor:

“Bu sistem şu anda ittifakları dayatıyor. Millet İttifakı niye ittifak kurdu? Çünkü tek başına hiçbir parti anayasayı değiştirecek, hatta yasa yapabilecek çoğunluğa ulaşmayı mümkün görmüyor. İnce diyelim ki Meclis’e girdi, hangi yasayı geçirecek ya da hangi anayasa değişikliğini yapabilecek?”

Millet İttifakı ne yapmalı?

İnce’nin 100 bin imzayı toplamasının ardından CHP’nin nasıl bir tutum izleyeceği ve Kılıçdaroğlu’nun İnce ile olası görüşmesinde nelerin konuşulacağı da merak konusu.

Yılmaz, İnce’nin 100 bin imzayı toplamasının ardından Kılıçdaroğlu ile görüşmeye eli daha güçlü gidebileceğini söylerken, şunları da ekliyor:

“100 bin imzayı belki sadece pazarlık için koz olarak kullanma noktasında toplamış olsa da İnce kitlelerin manipülasyonuna kolay gelebilen bir durumda. O yüzden niyeti o olsa dahi imzayı topladıktan sonra etrafının da zorlamasıyla bu seçimde ‘illa yarışacağım’ noktasına da gelebilir. Tahmin etmek çok zor.”

Yıldırım ise muhalefetin önünde iki yol bulunduğunu şu sözlerle aktarıyor:

“Millet İttifakı için bence iki yol var. Ya Erdoğan’ın yaptığı gibi kendi rakibi olan, kendinden oy alabilecek partilerle bir şekilde görüşme yolunu seçer ve kendine katar. Örneğin İnce’yi de ittifakın bileşeni haline dönüştürür. Ya da ikinci yol kendinden kaçan kesimlerin endişelerini giderebilecek bir kampanya yapar.”

“Laikliğin tabutuna çivi”

Siyaset bilimcilere göre seçimin çoklu aday nedeniyle muhalefet tarafından kazanılamaması, orta ve uzun vadede siyasi sistem ve temel haklar açılarından farklı olumsuz sonuçlara da yol açabilir.

Yıldırım gerek İnce gerekse Oğan’ın sık sık Atatürkçülük ilkesine vurgu yaptığını ve Millet İttifakı’nı Atatürkçü olmamakla itham ettiğini hatırlatarak, şöyle konuşuyor:

“Öte yandan iktidar muazzam bir İslamcı ittifakı kurmuşken ve laikliğin tabutuna belki de son çiviyi çakacak, kadın haklarının tabutuna son çiviyi çakacak bir ittifakı yapmışken bunu Atatürkçülük açısından asıl tehlike olarak görmeyip muhalefeti hedefe koymanın tabanda geleceğe dönük olumsuz yansımaları da olabilir. Çünkü böyle kritik bir seçimi kaybettiren adaylar olarak görülmeleri halinde, hitap ettikleri cumhuriyetçi kitlelerle bağları onarılmaz duruma gelebilir.”

Yılmaz ise “İnce’nin belki kendi siyasi bekası açısından yapmış olduğu ya da belki kendisine alan açmak için siyaseten yapmış olduğu bu hamle bir daha Türkiye’de hiç demokratik siyasetin zemininin olmamasına sebep olabilir” uyarısında bulunurken, şöyle konuşuyor:

“Batı’ya karşı kendisini meşrulaştırma arayışında olan her rejimde mutlaka bir muhalefet olur. Günün sonunda Türkiye’de de bir muhalefet olacaktır. Ama iktidara karşı denge, denetleme, fren mekanizması yaratmanın ve iktidar değişimi umudunun Türkiye’de diri tutulabilmesinin tek yolu muhalefetin birleşmesi. Seçimin kaybedilmesi durumunda pek böyle bir ihtimal kalmayacağını söylememiz mümkün.”

Paylaşın

Millet İttifakı Aday Kılıçdaroğlu’ndan “418 Milyar Dolar” Çıkışı

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Haksız olarak alınan, Hazine’den çalınan 418 milyar doları alacağım bu milletin cebine koyacağım. Bana karşı çıktıklarını biliyorum, Kılıçdaroğlu gelmesin diye çaba harcadıklarını biliyorum. Benim tek güvencem bu ülkenin insanları, sizlersiniz.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ayrıca, “Türkiye’yi yönetirken hiçbir ayrım yapmayacağız, herkesi kucaklayacağız. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur herkes bilsin” dedi ve ekledi:

“Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz. Biz kul hakkını gözeteceğiz, atama bekleyen öğretmenleri öğrencileriyle buluşturacağız.Hiç kimse aç ve açıkta kalmayacak. Bütün mücadelemiz bunun için.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bağcılar Ebubekir Meydanı ve Kadın Merkezi Açılış Töreni’nde konuştu. Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

“Teşekkür ederim. Ekrem Başkan, oldukça güzel bir konuşma yaptı ve hepimizi heyecanlandırdı. Ne için iktidar? Kadın erkek eşitliği için iktidar. Her evde huzurun ve bereketin olması için iktidar. İktidar; adalet için iktidar, hukuk için iktidar, insanlar için iktidar, dezavantajlı gruplar için iktidar. Başı açık, başı kapalı ayrımını ortadan kaldırmak için iktidar. Kucaklaşmak için iktidar. Kavga etmemek için iktidar. Her evde huzurun, bereketin olması için iktidar. Evet iktidar; halk için iktidar, millet için iktidar.

Başkan dedi ki, ‘Kılıçdaroğlu Bağcılar’ı çok seviyor.’ İstanbul’u da seviyorum, Bağcıları da seviyorum. Bağcılar’da yaşayanları da seviyorum. Oyumuzun düşük olduğunu biliyorum. Ama hiç kimse endişe etmesin, oy versin vermesin, nasıl Ekrem Başkan hiçbir ayrım yapmıyorsa, Türkiye’yi yönetirken de hiçbir ayrım yapmayacağız. Herkesi kucaklayacağız. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur herkes bilsin.

Biz harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz. Biz kul hakkını gözeteceğiz. Biz atama bekleyen öğretmenleri Ferhat ile Şirin’in buluştuğu gibi onları öğrencileriyle buluşturacağız. Ziraat mühendislerimiz var, onlara görev vereceğiz. Hiç kimse aç ve açıkta kalmayacak. Bütün mücadelemiz bunun için.

Ekrem Başkan, evet İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, evet İstanbul’a hizmet veriyor. Ama Ekrem Başkan’la beraber bütün Belediye Başkanlarımız soluğu depremde hemen deprem bölgesinde aldılar. Herkese hizmet veriyorlar. Herkese hiçbir ayrımcılık yapmıyorlar. İstanbul hepimizin gözbebeği ve kadim bir şehir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Allah nasip ederse Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak da aynı zamanda görevini yapacak. O zaman, İstanbul’a hizmet ederken bugün önüne konan bütün engelleri tek tek kaldıracak ve hedef İstanbul diyecek, hedef Türkiye diyecek, hedef kalkınma diyecek, hedef büyüme diyecek. Bunların hepsini gerçekleştirecek.

İkinci adayımız Cumhurbaşkanı Yardımcımız Mansur Yavaş. Elinden gelen bütün gücü gösterecek. Neden Ekrem İmamoğlu, neden Mansur Yavaş? Bizim tarihimizde iki önemli başkent var; Osmanlı’nın Başkenti İstanbul, Cumhuriyet’in Başkenti Ankara. Demek ki, iki başkenti yöneten güç, iki başkenti yöneten aktör aynı zamanda cumhuriyetimizin en önemli yılında yani yüzüncü yılında Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapacaklar. İki başkente de, iki kadim kente de hizmet verecekler.

Sevgili İstanbullular, sevgili kardeşlerim, zor durumda olduğunuzu biliyorum. Geçim sıkıntısını biliyorum, işsizliği biliyorum. Ama bunun karşılığında malı götürenleri de çok iyi biliyorum. Benim bu millete sözüm var. Haksız olarak alınan, hazineden çalınan o 418 milyar doları alacağım ve bu milletin cebine koyacağım. Bana karşı çıktıklarını biliyorum. Kılıçdaroğlu gelmesin diye çaba harcadıklarını biliyorum. Büyük mücadeleler verdiklerini de biliyorum. Ama benim tek güvencem bu ülkenin insanları, sizlersiniz. Beraber, birlikte; adalet için, hak için, hukuk için mücadele edeceğiz, emin olun bunu gerçekleştireceğiz.

Ekrem Başkan uzun yıllardır İstanbul’da yapılamayanı yaptı. Gerçekten hepinizin huzurunda kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Hiçbir ayrım yapmadan herkesi kucaklayarak hizmetini yaptı. Göreceksiniz aynı hizmeti hem İstanbul, hem Türkiye için yapacak. Hepinizin huzurunda onu yürekten kutluyorum.

Beraber yapacağız bunu, birlikte yapacağız. Birlikte ve beraber yapacağız. Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.”

Paylaşın

HÜDA-PAR Ve Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı’na Ne Kattı?

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YPR), seçim ittifak protokolünün sunulmasına saatler kala AK Parti,  MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı aldı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını söyledi. Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıkladı.

Cumhur İttifakı, Yeniden Refah Partisi’ni de kapsayan ittifak protokolünü Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.

AKP, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı, son katılımlarla birlikte beş partili oldu. Emek ve Özgürlük İttifakı, Millet İttifakı ve Ata İttifakı da listelerini YSK’ye teslim ettiler.

Son katılımların ardından 2023 Milletvekili genel seçimlerine ittifak listelerinden kendi kimlikleriyle katılacak partiler ve ittifakların Mart boyunca yapılan anketlerde almaları muhtemel görünen yaklaşık ortalama oy oranları şöyle:

Cumhur İttifakı (AKP+MHP+BBP+YRP) ≈ ± 40
HÜDA-PAR AKP listelerinden girecek

Millet İttifakı (CHP+İYİP+DEVA+GELECEK+DP+SP) ≈ ± 40

Emek ve Özgürlük İttifakı (YSP+TİP+EMEP) ≈ ±11
TÖP, EHP, SMF, HDP YSP listelerinden girecek

ATA İttifakı (ZP+AP+ÜP+TİtP) ≈ ± 0,5

HÜDA-PAR İttifaktaki Türkçüler’in vetosuna takıldı

Cumhur İttifakı’nın YSK’de ittifak protokolünün imzalamasının ardından yapılan basın açıklamasında ilk sözü alan “Medyada Sansür Yasası”nın yazarı MHP’li Fethi Yıldız “AK Parti, MHP, BBP ve Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı çatısı altında seçime girmeye karar vermiştir […] Ülkemize milletimize hayırlı olsun” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe “14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere menfaatler için katıldık[larını]” söylerken HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden gireceğiz” dedi.

Genel Başkan Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi, AKP ile sürdürdükleri Cumhur İttifakı’na katılım müzakerelerinde mutabakata varamadıkları gerekçesiyle görüşmeleri kesmiş ve milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerine kendi başlarına gireceklerini açıklamışlardı.

Bugün kayıtların kapanmasına az kala yeniden Cumhur İttifakı listesinden seçimlere katılmaya razı olan YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın üçüncü günün sonunda Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli 100 bin imzanın ancak yarısını toplayabildiği anlaşılmıştı.

HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’na kendi programı ve amblemiyle katılmasının önü “Kürt Sorunu”na ilişkin tutumlarının Cumhur İttifakı çevresindeki Türk-İslam sentezcilerinden gelen tepkilerle kesildi. Daha önce ittifakı dışarıdan destekleyeceklerini bildiren HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden girece[klerini]” duyurdu.

Dengeyi değişmedi, sonucu Kürt seçmen belirleyecek

Cumhur İttifakı’nın beş partili hale gelmesi, iki yıldan bu yana oluşmakta olan üç kutuplu güç dağılımı tablosunda dikkate değer bir değişiklik yaratmadı. HÜDA-PAR’ın bir seçmen tabanına sahip olmadığı biliniyor. YRP’nin desteğiyse yüzde 1,5-2 aralığında dolaşıyor.

Her iki partinin ittifaka katılması Cumhur ve Millet İttifakları arasındaki karşılıklı yaklaşık yüzde 40’lık nispi dengede anlamlı bir değişikliğe yol açmıyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı göstermeyerek seçmenlerini birinci turda Erdoğan karşısında konumlanmaya davet ettiği koşullarda Millet İttifakı kendi potansiyellerini korumayı başardığı takdirde diğer aday ve partiler nereye yönelirse yönelsin değişmeyen bir seçim matematiği şimdiden oluşmuş durumda. 14 Mayıs’a 50 gün kala, iktidarın anahtarı hala Kürt seçmenin elinde.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Doğru Parti, Kılıçdaroğlu’nu Destekleyecek

Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelen Doğru Parti Lideri Serdaroğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, seçimlerde Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söyledi.

Haber Merkezi / Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Sinan Oğan olduğunun açıklamasının ardından, Rifat Serdaroğlu ittifaktan ayrıldıklarını açıklamış ve “Doğru Parti olarak 3’üncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği ve partimizi bir bölen durumuna düşüreceği inancındayız. Doğru Parti olarak bu ittifakın içinde olmadığımızı yüce Türk milletine duyururuz” demişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu ile bir araya geldi. İki lider, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Yaşadığımız deprem felaketinin nasıl yaraların sarılması konusunda, neler yapılması gerektiği konusunda karşılıklı düşüncelerimizi aktardık. Kendisine bu ziyareti için son derece teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan sonra konuşan Serdaroğlu ise Türkiye’nin tarihi bir seçime gittiğini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye tarihi bir seçime gidiyor. Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yapacağız hep beraber. Maalesef seçimin şartları, demokrasiyi hazmedemeyen AKP iktidarı tarafından karmakarışık hale getirildi. Hepinizin bildiği gibi Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı üçüncü defa olması mümkün değil. YSK’ye bu konuda itirazımızı da yaptık biz, Doğru Parti olarak. İnşallah YSK, Anayasa’yı ihlal suçu işlemez. Eğer bunu yaparsa Türkiye’nin çok az nebze kalmış ‘hukuk devleti’ tanımını da bizzat YSK çok ağır tahrip etmiş olur ve önümüzdeki günlerde çok ciddi sıkıntılar çıkabilir.

Biz Doğru Parti olarak, Türkiye’nin; merkez sağdan kaynaklanan, merkezden kaynaklanan çok ciddi bir partisiyiz. Daha önce; rahmetli Demirel ile rahmetli Erdal İnönü’nün Türkiye’nin en güzel koalisyonunu yaptıkları dönemi yaşadık. Ülkeye de çok ciddi hizmetler verdik, hepimiz. Şimdi biz Sayın Erdal İnönü’nün, Sayın Karayalçın ile de beraber çalıştık. Sayın Hikmet Çetin ile de beraber çalıştık. Sayın Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasında özellikle Sayın Erdal İnönü’nün çok büyük katkısı vardır.

Biz vefalı insanlarız, tarihimize sadığız. Aynı vefayı şimdi biz Cumhurbaşkanımız olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nda göstereceğiz ve CHP’nin en çalışkan teşkilatlarından daha fazla çalışarak, büyük oy farkıyla birinci turda Çankaya’ya inşallah göndereceğiz, Sayın Cumhurbaşkanımızı…

Bizim geleneğimizde bir söz vardır; ehemin mühime tercih edilmesi, yani mühim önemli demek ama ehem daha önemli demek. Bir trafik kazası geçirdiniz, kolunuz kırıldı. Ama aynı anda da bir damarınız patladı. Doktor hangisini tedavi eder, önce? Elbette ki hayatta kalabilmeniz için damarı tamir eder.

Bizim altılı masanın paydaşlarıyla ilgili görüşlerimiz var, onların hepsini dondurduk şimdi… Şimdi, Türkiye’nin en önemli meselesi organize suç örgütü gibi çalışan AKP’nin adayı Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilmemesi mücadelesidir. Bu, Türkiye’nin en önemli meselesidir. Doğru Parti’nin geleceğinden de önemlidir.

CHP’nin geleceğinden de önemlidir. Evvela bu işimizi yapacağız. Onu demokratik yolla indireceğiz. Yerine Anayasamızın değiştirilemez maddelerine sahip çıkacak, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkacak sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu büyük oy çoğunluğuyla oturtacağız inşallah, kendisini tebriğe ilk giden biz olacağız. Bizi ağırladığınız için çok teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’na Yakın Kurmaylar Aday Olmadı: Bakanlık İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala partilerin ve liderlerin stratejileri de netleşiyor. Bu çerçevede, Kılıçdaroğlu’na yakın kurmayların seçim sonrası kabinede yer almak için aday olmadığı öne sürüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “kabinede yer almak isteyenlerin milletvekili adayı olmamalarını” istediği öğrenildi.

CHP’de, Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un da aralarında bulunduğu bazı kurmaylar, seçimin kazanılması halinde, kabinede görev almayı tercih ettiği için milletvekilliğine aday olmadı.

2018 seçimlerinde 7 binin üzerinde ismin milletvekili adaylığı için başvuruda bulunduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) ise adaylık başvurusunda bulunanların sayısı 6 bin 25 oldu. Aday olanların arasında kabine üyeleri de yer alıyor.

Milletvekili aday adaylığı için bir önceki seçimlere kıyasla rekor başvurunun olduğu CHP’de kesin rakamın Cuma günü açıklanması bekleniyor.

CHP’de mevcut milletvekillerinin büyük bölümü yeniden adaylık için başvuruda bulunurken, bakanlık veya belediye başkanlığına aday olmayı planlayan bazı milletvekilleri ise adaylık başvurusunda bulunmadı.

Bu çerçevede, Kılıçdaroğlu’nun yakın kurmaylarından CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, son basın toplantısı öncesinde gazetecilere “grup başkanvekili olarak son toplantısını” yaptığını belirterek yeniden aday olmayacağını açıkladı.

Özkoç,  “İnşallah yürütmede buluşuruz” sözleriyle de seçim sonrasına ilişkin sinyal verdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan  Özkoç, siyasette şimdiye kadar Kılıçdaroğlu ile birlikte yol yürüdüğünü belirterek, “ O yolda yürürken hiç ters düşmedik. Adalet Yürüyüşü’nde de yalnız bırakmadım. Şimdi başka bir yola çıkıyor. O çıktığı yolda da yalnız bırakmayacağım. Çünkü kendisine sözüm var,  hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım diye” dedi.

Özkoç dışında Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları Bülent Kuşoğlu, Onursal Adıgüzel, Ahmet Akın ve Seyit Torun da milletvekili adaylığı için başvuruda bulunmadı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması halinde Millet İttifakı içinde yer alan siyasi partilerin kabinede kaç bakanla temsil edileceği ve hangi bakanlıkların hangi partiye verileceği kesin çizgilerle belirlenmiş değil.

Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın ise kabinede yer almaması halinde 2024 yerel seçimlerinde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi bekleniyor.

2019 yerel seçimlerinde CHP’nin Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olması planlanan Akın, ittifak anlaşması uyarınca, o zaman İYİ Parti’de olan İsmail Ok’u belediye başkanlığına aday göstermiş, ancak seçimi AK Parti adayı Yücel Yılmaz kazanmıştı.

CHP’de İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer de adaylık başvurusunda bulunmayan isimler arasında.

AKP’de 30 dolayında milletvekili aday olmadı

Aday adaylığı başvurularının sona erdiği AK Parti’ye 1176’si kadın olmak üzere toplam 6 bin 25 başvuru yapıldı.  2018 seçimlerinde  7  bin 329 kişi aday adaylığı başvurusunda bulunmuştu.

AK Parti’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da talebi üzerine kabinedeki 17 bakan milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu.

Erdoğan’ın bu tercihinin altında, parlamentoyu güçlendirme hedefinin yattığı ifade ediliyor. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara ikinci bölgeden aday olması beklenirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin Şanlıurfa, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday gösterileceği konuşuluyor.

Bakanların önemli bir bölümünün de depremin vurduğu illerden milletvekili gösterilmesi bekleniyor.

AK Parti’de  Merkez Yürütme Kurulu üyesi Mehmet Özhaseki, eski bakanlar Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker, Erzurum Milletvekili Recep Akdağ’ın da aralarında bulunduğu 30 dolayındaki milletvekili ise yeniden aday olmadı.

Bürokrasiden iktidar partisi AK Parti’ye başvuruların ise önceki adaylık süreçlerine göre sınırlı kaldığı belirtiliyor.

AK Parti kaynaklarına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday olmak isteyen bazı üst düzey bürokratların görevlerinde kalmalarını isteyerek, adaylık vizesi vermedi.

Kulislerde, cumhurbaşkanlığı bürokrasisinde de birçok ismin adaylık için istifayı planladığı, ancak Erdoğan’ın onay vermemesi nedeniyle, görevlerinde kaldığı kaldığı belirtiliyor.

Paylaşın

MP Genel Başkanı İnce: Kılıçdaroğlu İle Görüşeceğim Ama…

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun Memleket Partisi’ni de ziyaret edeceğini söylemesinin ardından açıklama yapan Muharrem İnce, “Kemal Bey benimle görüşmek isterse elbette görüşürüm, kendisi benim eski genel başkanım ve ağabeyimdir” dedi ve ekledi:

Söyleyeceklerini dinlerim dedim. Görüyorum ki sözlerim “sözünden çıkmam” gibi tuhaf bir manaya çekiliyor. Gerçi Candan Bey sağolsun düzeltti ama ben de buradan tekrar düzeltmiş olayım. Ayrıca söylememe gerek yok, ben başka bir siyasi partinin genel başkanıyım ve Cumhurbaşkanı adayıyım.”

İnce, açıklamasının devamında, “Allah’ın izni ile plânladığımız şekilde ve sürede imzalarımızı toplayıp yolumuza devam edeceğiz. Bu süreçte bütün adaylarla olduğu gibi Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşeceğim. Görüşecek olmam adaylığımı pazarlık konusu yapacağım anlamına gelmez.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Memleket Partisi’ni de ziyaret edeceğini söylemesi sonrası peş peşe açıklamalar geldi.

Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu ile görüşeceğini ama “adaylığını pazarlık konusu yapmayacağını” savundu.

İlk açıklama Halk TV yayınında Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’ye saygı duyduğunu söyledi ve şöyle konuştu:

“İnce’nin geçmişe dönüp eleştiri üzerinden bugün bir şeyleri ortaya koymasını çok doğru bulmuyorum. Ama kendisine göre haklıdır. Bizim de hatalarımız elbette olmuştur. Kim olursa olsun hakarete karşıyım. Siyaset iyilikle yarışmaktır. Ben partileri ziyaret ettim edeceğim. Beklentim şu; birinci turda seçimi almak ve bu ülkeyi daha çok yormamaktır.”

Gazeteci Candaş Tolga Işık programdaki bu ifadelerle ilgili Muharrem İnce ile konuştuğunu ve “100 bin imzayı toplayayım önce Kemal Bey benim abimdir, genel başkanımdır. Onun sözünü dinler, memnuniyetle de görüşür, konuşurum” dediğini aktardı.

Muharrem İnce ise bu paylaşım sonrası bir açıklama paylaşımı yaptı ve şunları söyledi:

“Kemal Bey benimle görüşmek isterse elbette görüşürüm, kendisi benim eski genel başkanım ve ağabeyimdir. Söyleyeceklerini dinlerim dedim. Görüyorum ki sözlerim “sözünden çıkmam” gibi tuhaf bir manaya çekiliyor. Gerçi Candan Bey sağolsun düzeltti ama ben de buradan tekrar düzeltmiş olayım.

Ayrıca söylememe gerek yok, ben başka bir siyasi partinin genel başkanıyım ve Cumhurbaşkanı adayıyım. Allah’ın izni ile plânladığımız şekilde ve sürede imzalarımızı toplayıp yolumuza devam edeceğiz. Bu süreçte bütün adaylarla olduğu gibi Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşeceğim. Görüşecek olmam adaylığımı pazarlık konusu yapacağım anlamına gelmez.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Seçim Birinci Turdan Biter

Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi için, “Seçim birinci turda biter. Vatandaş sandığa gidip kararını verir. Vatandaş değişimden yana. Bu kavganın son bulması gerekiyor. Siyaset kavga aracı değildir. Hiç kavganın olmadığını görecekler. AKP ve MHP muhalefeti dışlamış durumda. Bunun böyle olmayacağını görecekler” dedi.

Millet İttifakı’nın ortak Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de ‘Liderler Masası’ programında gazeteciler Bengü Şap Babaeker ve İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu’nun söyleşisinden öne çıkanlar şöyle:

“Ben bu iktidara güvenmiyorum. Ankara’nın ortasında Sinan Ateş katledildi, Saray sessizliğini korumaya devam ediyor. Bu cinayetin aydınlatılması lazım. Polisin tutanakları savcıya göndermesi lazım. Toplum bunu izliyor biz de izliyoruz. Olayı örtmeye çalışacaklar. Aileye söz verdim, bu bizim için namus meselesidir dedim. Gerçek failleri tutuklanıncaya kadar bu işin takipçisi olacağız dedim, bu bir insanlık görevidir. Siz o sanığı hangi gerekçeyle evinizde tutuyorsunuz, bunlar sorulacak, az kaldı.

“Polislere ve savcı arkadaşlara söylüyorum, cesaretli olun”

Siz bir ülkeye adaleti getiremezseniz hiçbir şey getiremezsiniz. Siz devlet olarak bu tür bir olaya izin veremezsiniz. Arkasında hangi mesele var, tüm bunlar araştırılması gerekiyor, siz olayı kapatıyorsunuz. Neden, güç başka bir yerde, yargıya, savcıya, polislere baskı yapıyor. Polislere ve savcı arkadaşlara söylüyorum, cesaretli olun, hiç endişe etmeyin, bu olayı tüm ayrıntılarıyla yazın, davanızı açın, onların güvencesi olacağız.

Delil kararttığınız andan itibaren katilleri koruyorsunuz demektir. Bir kamu görevlisi yargının önüne çıkarır katilleri, devlette bir şey kaybolmaz, umarım böyle bir şey yoktur. Tutanağı tutanlar da imha edenler de hayatta, ortaya çıkar. Bu ülkede polis tutanak tutmuşsa, o polisin namusudur.

Ayşe Hanım adalet istiyor. Gözleri yaş dolu, ağladı. Kendisini teselli ettim. Ankara’nın ortasında eşim katledildi diyor. Çocuklarım babasız kaldı diyor. Hangi gerekçeyle katledildi? Ülkücünün çok sevdiği bir insan, akademisyen. Yetenekli bir kişi, siz yeteneği yok ediyorsunuz.

Beşli Çeteler dediğim, devleti soyanlar, haksız kazanç elde edenler, tüyü bitmemiş yetimin hakkını alanlar. Ben neden cumhurbaşkanı olmak istiyorum, sarayda oturmak için değil. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını ben sormayacaksam neden cumhurbaşkanlığı yapayım.

“Bir de devleti yöneten temiz bir adam gelsin”

Beşli Çete, elbette böyle bir adam istemiyorlar. Devletin bazı kurumlarını ele geçirdiklerini, bürokratlarını beslediklerini biliyorum. Elbette bunlar Kılıçdaroğlu gelmesin diye toplantı yaparlar. Ama ben bu milletin sağ duyusuna güveniyorum. Bir de devleti yöneten temiz bir adam gelsin. Vatandaşın cebini düşünen, sorunları çözecek, israftan kaçınacak sade bir insan istiyor. Buna tahammül edemiyorlar.

Bunların tamamını soracağım. O 418 milyar doları alacağım, bu ülkeye getireceğim. Hiçbir uluslararası mahkeme bir devletin soyulmasına evet dememiştir. Bütün kararlar o ülkenin lehine çıkmıştır. İntikamla olmayacak, olursa bunlara benzeriz. Hukuk neyi gerektiriyorsa o kurallar içerisinde yapacağız. Almanya dahil buradan kaçırılan paraların nerede olduğunun tamamını biliyoruz.

“Bunun için çeteler benimle uğraşmak isterler”

Devlette devamlılık esas. O proje verilmişse yapılacak zaten. Ama avantadan verilen paralara ben alacağım. Ben bunu 100 liraya yapıyorum kaça vermişim 500 liraya, 400 lira nerede? Biz hastaneye karşı değiliz, kaça yapıldı. Tüyü bitmemiş vatandaş vergi veriyor. Ben neden yol yaptın dedim mi? Yolu kaça yaptın diyorum. 100 liralık yolu 500 liraya yapıyorsun 400 lirayı kırışıyorsun. Ben o 400 liranın peşindeyim, çok büyük paralar bunlar, tamamını alacağız. Bunun için çeteler benimle uğraşmak isterler. 15 Mayıs’tan sonra her şey değişecek. Şeffaf, tüm kaynağın vatandaş için ayrıldığı bir dönem başlayacak. Teknoloji üreten bir ülke olacağız, dünyayla yarışacağız.

Deprem olduğunda Kahramanmaraş milletvekilimiz Ali Öztunç sabah 4:30-5:00 arasında aradı. Büyük bir yıkım olduğunu söyledi. Ben hemen televizyonu açtım. Valileri aradım bilgi aldım, belediye başkanlarını ayrım yapmadan aradım, baş sağlığı diledim. Ertesi gün deprem bölgesine gittim, felakete tanık olduk. Arama kurtarma ekiplerinin yeteri kadar olmadığını, askerin hiç olmadığını gördük. İlk gittiğimizde su ve ekmek yoktu. Enkazların başında devlet nerede diye bağıran anneler babalar çocuklar gördük, tam bir insanlık dramı. Arsuz’da kaldığımız yerde elbiseyle yattım, çok soğuktu. Üzerime iki battaniye aldım ama ısınma şansım yoktu.

Başlangıçta bizim belediyelere bazı zorluklar çıkardılar. CHP’li belediye diye niye engelliyorsunuz? Ekmek getirecek, su getirecek. Engel olmanın mantığını anlamak zor. Ankara Büyükşehir Belediyesi havalimanını düzenledi. Vay efendim orayı biz yapıyoruz, onlar yapmıyor diye. Çocukça işler, devleti yönetmesini bilmiyorlar. Ayrımcılık yapılır mı Allah aşkına. Acı olan nedir biliyor musun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kıbrıs’a başsağlığı dilemedi.

Fay hattının nereden geçtiğini hepimiz biliyoruz, artık biz de deprem uzmanı olduk. Devletin kadroları bunu biliyor zaten. Depremin olacağını, yıkılacak binaları rapora yazmışlar. Siyasi otorite raporları bir köşeye atmış. 199 depremin sonrasında TSK’da afet taburu oluşturuldu. Talimat vermiyorsunuz. İnsanlar donarak öldü. Tüm bunların sorumlusu devleti yönetenler değil mi? Yüzyılın felaketi diyorsun, yüz yılın katliamı çıktı ortaya. Devlet kurumunu çalıştırmadınız, AFAD’ı körelttiniz, Kızılay’ı tepeden tırnağa yok ettiniz, rant alanına dönüştürdünüz. Vali eli kolu bağlı ne yapacak? Devlet yönetmeyi bilmiyorlar.

Kızılay’ı eski ruhuna kavuşturacağız. Kuruluş amacına uygun yeniden yapılandıracağız. Söz verdim, eski sahiplerine, gönüllü yardım yapanlara, rant aracı olarak görmeyenlere teslim edeceğiz. Nasıl olur da Kızılay çadır yapamaz. Bir Allah’ın kulu sorumluluk almadı. 50 bin kişinin günahı kimin boynuna. Siz depremzedelere parayla ev satamazsınız. Bu kadar yüzsüzlük olmaz.

Sözüm söz, cumhurbaşkanı olduktan sonra evi yıkılan hiç kimseden bir kuruş para alınmayacak. Bu bölgeyle ilgili özel bir yasa çıkaracağız, devlet bunlarla helalleşecek. Biraz sabretsinler. Buraya gelenler 2 yıl süreyle gelir vergisi ödemeyecek diyeceğiz. Bu bölgeyle ilgili özel bir teşvik yasası çıkarmamız lazım.

1 milyonu aşkın konut, 1 milyon kapı demek, 50 milyon pencere demek. Bu bölgede üretilecek bunlar. Bu bölge için özel bir yasa çıkarılacak. Gelip bu bölgede üreteceksin kapıyı, pencereyi. İstihdam yaratacaksın. 1 milyon konutun tüm malzemeleri burada üretilecek. Bölgeyi ayağa kaldıracaksınız, bölge yeniden canlanacak, daha da güçlenecek. Türkiye’ye döviz akacak, tüm bunların hepsi güzel olacak.

Ramazan ayının ilk cuması Malatya’da olacağız. Altı lider bir arada olacak, mevlit okutacağız. Ekrem ve Mansur Bey de gelecekler. Özel otobüs sağlamak lazım bulundukları kentlere gelip oy kullanmaları için. Bunun için çalışacağız. Oy kullanmalarını isteriz. Depremzedelerin yaralarının sarılmasını istiyoruz.

“Bu kavganın son bulması gerekiyor”

Seçim birinci turda biter. Vatandaş sandığa gidip kararını verir. Vatandaş değişimden yana. Bu kavganın son bulması gerekiyor. Siyaset kavga aracı değildir. Hiç kavganın olmadığını görecekler. AKP ve MHP muhalefeti dışlamış durumda. Bunun böyle olmayacağını görecekler.

Her partinin genel başkanına saygı duyarım. Taktir kendisine aittir. Kaybedecek zamanımız yok, 1 saati bile kaybetmek istemiyoruz. Hakarete karşıyım. Kim olursa olsun. Eleştirebilirsiniz ama hakaret olmaz. Siyasi partileri ziyaret ediyorum. Memleket Partisi’ni de ziyaret edeceğim.

Birinci turda bu işi alıp Türkiye’yi artık ikinci kez yormamak gerekiyor. İkinci kez sandık, harcama, masraf, bunlara gerek yok, doğrusu budur. Siyaset eğer şikayet alanıysa, siyaset olmaktan çıkar. Şikayetin dışına çıkmak lazım. Kimin kusura kimin yanlışı var bunlar oturulur konuşulur. Bir şeyi geri getiremezsiniz. Herkes elinden geldiği kadar çaba harcadı. Ben gece 2’de metinler yazdım, çalıştım, çabaladım. Geçmişe dönük eleştiri üzerinden bugün bir şeyler ortaya koymayı makul bulmuyorum, olabilir. Sayın İnce’nin görüşü budur, haklı tarafları da olabilir. Söylediklerinin tamamı yanlış değildir, eksik, yanlış, kusurumuz olabilir.

Millet zaten sandığı bekliyor. Kavga etmek istemiyor millet. Sandık gelsin, oyumu kullanıp bu beladan kurtulacağım diyor. Demokratik yollardan bir zihniyet değişikliği olacak. Üniversite kapatmak, bilime sırtını dönmek demektir.

Sayın Türkan Elçi kabul ederse aday olur. Milletvekili olarak da görev yapar, benim en büyük arzularımdan birisidir. Biz de bölgede kendimizi görmek istiyoruz. Altı siyasi parti yeri geldiğinde rekabet ediyoruz. Ortak konular, demokrasi, insan hakları, yolsuzluklara karşı olma, vergilerin hesabını verme gibi…

“Kadınların parlamentoda fazla olması lazım”

Her yıl toplanan vergileri nerelere harcadığını Ulusal Vergi Konseyi bir rapora bağlayacak, herkes görecek. Vatandaş diyecek ki, ben vergi verdim devlete, bu vergilerin nereye harcandığını görüyorum diyecek. Vatandaş bilecek, bir güven bağı oluşacak.

Kadınların parlamentoda fazla olması lazım. Burada başarılı değiliz kabul ediyoruz. Ama fazla olması lazım. Kadın sayısının yönetimde de fazla olması lazım. Olabildiğince yapmaya çalışıyoruz.

Bakan olmak isteyenler milletvekili olmayacak, böyle bir görüş birliği var. Bakan olmak isteyen arkadaşlar milletvekili olmasın diye söyledim.

(17 bakanın milletvekili adayı olması) Dokunulmazlık kazandırmak için.

Allah nasip ederse Çankaya’da olacağım.

(Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş) İstanbul ve Ankara’nın devasa sorunları var. Bu sorunların bürokratik mekanizmalarda bekletilmeden çözülmesi lazım. Hiçbir ayrım yapmadan diğer belediyelerin sorunlarını da çözecekler. Belediye başkanlıklarına devam edecekler. Sorun görmüyoruz, hukukçu arkadaşlar sorun olmadığı yanıtı veriyor.

Zor koşullarda okudum, zor sınavlar kazandım. Devlette önemli görevlere geldim. Hiçbirisinde ben talep etmedim hep bana öneriler geldi.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan Beş Partiye Daha Ziyaret Planı

Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın programında 5 parti ziyareti daha var.

Aday olarak ilan edilmesinin ardından ittifak dışındaki partilere de destek ziyaretleri yapmaya başlayan Kılıçdaroğlu, ilk ziyaretini Milli Yol Partisi’ne yaptı. Kılıçdaroğlu daha sonra Bağımsız Türkiye Partisi’ne gitti. Kılıçdaroğlu’nun en dikkat çeken ziyaretlerinden biri ise HDP Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’la TBMM’de yaptığı görüşme oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre Kılıçdaroğlu’nun adaylığa destek ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerini dinleme amacıyla gerçekleştirdiği bu ziyaretlerin devamı da gelecek. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun planlanan ziyaretleri şimdilik altı partiden oluşuyor. Bu partiler arasında cumhurbaşkanı adaylığı için imza kampanyasını sürdüren Muharrem İnce’nin lideri olduğu Memleket Partisi de var.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ı ziyaret edecek. Kılıçdaroğlu’nun görüşme gerçekleştireceği bir diğer parti, yine ittifak bileşeni olan Emek Partisi olacak. Ercüment Akdeniz’le yapılacak görüşmenin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun bir diğer ziyaret edeceği parti Cumhur İttifakı’na katılacağı iddiaları gündeme gelen Demokratik Sol Parti olacak.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın yanı sıra CHP liderinin bir diğer adresi adaylık ilanından sonra ilk olumlu desteği açıklayan Mustafa Sarıgül’ün lideri olduğu Türkiye Değişim Partisi olacak. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ilanından günler önce dayanışma ziyareti gerçekleştirdiği SOL Parti de yine planlanan ziyaretler arasında yer alıyor.

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedeflenen bir diğer ziyareti ise Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce. CHP, adaylığını açıklayan ve imza kampanyası devam eden İnce’nin partisinden randevu talep edilecek. Kamuoyunda İnce’nin aday olmaması talebi dile getirilirken iki parti arasında diyalog zemini yaratmaya çalışan çok sayıda siyasetçi olduğu kaydediliyor.

Sendika ve odalara ziyaret

Edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu siyasi partilerin yanı sıra işçi, memur sendikaları ile meslek odalarına da ziyaretler planladığı kaydediliyor. Bu ziyaretlerin destek amaçlı değil, farklı meslek gruplarının taleplerini dinleme amacı taşıyacağı ifade ediliyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu adaylık sürecine hazırlanırken çok sayıda ile ziyaretler gerçekleştirdi, gittiği kentlerde gençlik, kadın buluşmaları ve kanaat önderleri ile görüşmeler gerçekleştirdi. Aday ilan edildikten sonra da programlarının bu çerçevede devam edeceğini kaydeden parti kaynakları, “Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu az miting çok ziyaret yapacak. Özellikle kanaat önderleri buluşmaları devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “418 Milyar Dolar” Çıkışı: Sizin İçin Getireceğim

CHP Lideri ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Siyaset zenginleşme aracı değildir. Politikacı girip zenginleşiyorsa malı götürüyordur. Malı götürmeye izin vermeyeceğim. Söz verdim yine söz veriyorum; (Hazine’den çalındığı belirtilen) O 418 milyar doları sizin için getireceğim. Yatırım yapacağım, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma yol açtığı kentlerden Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, ‘Millet Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Arkadaşlar yaşanan dramı anlattı. Resmi rakamlara göre 50 bin can kaybı var. Hem yaraları sarmak hem sizlerle beraber olmak için bugün Nurdağı’ndayım. Depremin üçüncü günü buradaydım, hava soğuktu. Arkasından diğer illere gittim. Yaşanan tabloyu gördüm. Can kayıpları, enkazın altında kalan insanları, kurmaya çalışanları gördüm. Eli kolu bağlı kamu görevlilerini de gördüm. Deprem olabilir mi? Olabilir. Bizim buna hazırlıklı olmamız lazım. Başka yerlerde de deprem oluyor ama 50 bin kişi ölmüyor. Binaların sağlam olması lazım, altyapının oluşturulması lazım.

Çok acı çekiyoruz. Sizlerin çektiği acıyı hepimiz çekiyoruz. Her çocuğun karnının doyduğu bir Türkiye, her evde huzurun olduğu bir Türkiye. Hiç kimse ne kimliğinden ne inancından ne yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmesin. Bir çocuğumuz açsa 85 milyon açtır o gün. Beraber olmanın, beraber aynı şarkıları, türküleri söylemenin yolunu bulmak zorundayız.

Çok ayrıştık, kutuplaştık. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. Pek çok sorunla cebelleşip duruyoruz. Bunları aşacağız, beraber birlikte bütün sorunları aşacağız. Bireysel hiçbir idealim yok. Ama bu toplumun büyümesi, gelişmesi lazım. Ortadoğu’nun, Akdeniz’in en güçlü ülkesi Türkiye olabilir. Önünde siyaset kurumundan başka hiçbir engel yok.

Bu ülkede kardeşçe yaşamayı sağlamak için yola çıktım. 85 milyon beraber olmalıyız. Beraber olmanın yolunu bulmak zorundayız. Saraylarda gözüm yok. Sizler gibi yaşamak istiyorum. Zaten sizler gibi yaşıyorum. Öyle lüksle, büyük idealler falan yok ama bu toplumun büyümesi, gelişmesi lazım.

Güveni, huzuru sağlayacağız, sofralarda bereketi sağlayacağız. Siyasetin halka doğruları söylemesi lazım. Siyaset doğruları söylemiyorsa, ciddi bir güvensizlik oluşur. Covid-19 oldu, resmi rakamlar açıklandı 82 bin kişi hayatını kaybetti diye. Daha sonra Türkiye’de ölenlerin sayısı açıklandı 200 bin fark ediyor. İzin verin yasımızı tutalım. Yeni bir Türkiye’yi, yeni bir anlayışı başlatacağız.

Siyaset kurumunun halka doğruları söylemesi lazım. Söylemiyorsa ciddi bir güvensizlik oluşur. Bugün siyasetçiye güvenilmiyorsa temel nedeni budur. Söz verildi. Size binalar yapacağız dediler. 2 yıl ödemesiz, 20 yıl taksitle size satacağız dediler.

“5 Mayıs’tan sonra göreceksiniz”

Ben Nurdağı’ndan bütün depremzede kardeşlerime söz veriyorum. Bu binaların tamamı yapılacak, 5 kuruş alınmayacak. Allah nasip eder, 15 Mayıs’tan sonra göreceksiniz. Geleceğiz, Saray’da oturmayacağız ve göreceksiniz. 15 Mayıs’tan sonra tamamı yapılacak, anahtarı teslim edilecek. 5 kuruş alınmayacak.

Anayasa madde 57, ‘Devlet şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır’ diyor.

Ev sahibi olan ve evi yıkılan vatandaşa sormak isterim. Bir müteahhit geliyor, binayı yapıyor. Sizin o binadan daire almanız için 23 imzaya ihtiyaç var. Bu 23 imzanın tamamı kamuya ait. 23 imza atılıyor sonunda da belediye izni veriyor. ‘Bu bina sağlamdır. Bütün araştırmalar yapıldı’ deniliyor. Sizde vatandaş olarak anlaşıyorsunuz, 23 imza atıldı, bu bina sağlam bunu satın alayım diyorsunuz, tek bir imza atıyorsunuz. Sizin binayı alırken, devletin verdiği güvence var. 23 imza var. Sizin hiçbir kusurunuz yok. Kusur kimdeyse paranın onu vermesi lazım.

Sizden helallik istediler, öyle helallik olmaz. Ben size bu binaları teslim ettiğimde helallik isteyeceğim.

Çiftçinin, esnafın; kooparatif ve bankalara olan kredi ve faiz borçlarını sileceğiz. Devletin devlet olduğu, devletin vatandaşı koruduğu gerçeği ortaya çıkmış olur. Devlet yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır.

Bina yıkılmadıysa güçlendirmesi gerekiyorsa sıfır faizli kredi verilecek. O 23 imza atanlar vardı ya, devlet olarak onlardan bunun hesabını soracağız. Fabrikaların büyük kısımı yeteri kadar çalışamıyor. İşçilerin, mimarın, doktorların, entelektüelerin geri dönmesini sağlayacağız.

Önüne gelen müteahhit oluyor. Bunun kurallarını belirleyeceğiz. Her önüne gelen müteahhitlik mi yapar? Depreme dayanıklı, yaşanabilir olması lazım. Müteahhitler için sosyal sigorta getireceğiz. Her binanın bir kimliği olacak.

Afetle ilgili kurumları yeniden yapılandıracağız. Kızılay’ı bulamadık, AFAD yeteri kadar olmadı. İnsanlar soğuktan öldü. Kurtarma ekipleri yoktu. Adıyaman’da çok sayıda çocuk bir otelin altında kalıp hayatını kaybetti. KKTC’den geldi aileleri enkazı kaldıracak kimse bulamadılar. Buna benzer çok sayıda acıyı sizler de yaşadınız.

Türkiye güçlü bir ülke. Binayı yapıyorum 2 yıl içinde teslim ediyorum, demek ki para var. Ülkenin kaynaklarını halk için kullanacağız. Altı lider söz verdik siyasi ahlak kanunu çıkaracağız diye. Parlamentoda olan milletvekilleri halkını düşünsün. Devletin dini adalettir. Adaleti, liyakati bu ülkeye getireceğiz. Yeni bir sayfa, yeni bir güzellik…

Siyaset zenginleşme aracı değildir. Politikacı girip zenginleşiyorsa malı götürüyordur. Malı götürmeye izin vermeyeceğim. Söz verdim yine söz veriyorum; (Hazine’den çalındığı belirtilen) O 418 milyar doları sizin için getireceğim. Yatırım yapacağım, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Cumhurbaşkanlığı Adaylığı İçin YSK’ya Yedi Başvuru

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday olmak isteyen siyasiler için  Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurular Pazartesi günü tamamlandı. Son seçimde birlikte veya toplam en az yüzde 5’ini almış partiler ise 23 Mart’a kadar aday gösterme hakkına sahip.

YSK’ya Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye İttifakı’nın adayı Ahmet Özal, Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun ile bağımsız aday olarak Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Halil Murat Ünver aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

Başvuru yapan ve partilerin aday göstereceklerini açıkladığı cumhurbaşkanı adayları şöyle:

Recep Tayyip Erdoğan

AK P Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın ortak adayı olarak ikinci, toplamda ise üçüncü defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak. Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında AK Parti, MHP, BBP ve HÜDA-PAR yer alıyor.

Erdoğan 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51,79, 2018’deki seçimdeyse yüzde 52,59 oy almıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu

Millet İttifakı’nın ortak adayı olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ilk defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak.

Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini açıklayan partiler arasında CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Halkın Kurtuluş Partisi, Türkiye Değişim Partisi ve Türkiye Komünist Partisi yer alıyor.

HDP’nin öncülüğündeki Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partiler ise kararlarını henüz açıklamadı. Kılıçdaroğlu ile görüşen HDP heyetinin birkaç gün içinde kararını açıklaması bekleniyor.

Muharrem İnce

CHP’nin 2018’deki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, aradan geçen sürede CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kurdu.

İnce, parti üyelerinin yaptığı oylamada 105 bin 326 oy alarak Memleket Partisi’nin adayı olmaya hak kazandı. İnce dün adaylık için YSK’ye başvurdu.

2018’deki seçimde yüzde 30,64 oy alan İnce, YSK önündeki açıklamasında “Bugün oylarımız yüzde 19-20’lerde” dedi.

Memleket Partisi dışında İnce’nin adaylığını destekleyeceğini açıklayan başka bir parti olmadı.

İnce katıldığı bir televizyon programında, seçimin ikinci turuna Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın kalması durumunda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini söylemişti.

İnce’nin aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Doğu Perinçek

Listede daha önce cumhurbaşkanı adayı olmuş son isim, Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek.

2018’deki seçime 100 bin imza toplayarak katılma hakkı kazanan Perinçek, seçimde 100 bin oya ulaşamayarak 98 bin 995 oyda kaldı, yüzde 0,2 oy aldı.

Bu seçimde Vatan Partisi dışında Perinçek’i destekleyeceğini açıklayan başka bir parti bulunmuyor.

Dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunu yapan Perinçek, seçimin ikinci tura kalması durumunda ne yapacakları sorusuna “Seçim ikinci tura kalırsa Doğu Perinçek ikinci tura kalacak. İkini turda biz olacağız” diye yanıt verdi.

Perinçek’in aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Fatih Erbakan

Yeniden Refah Partisi’nin lideri Fatih Erbakan, AKP temsilcileriyle yaptıkları müzakerelerin ardından Cumhur İttifakı’na girmeyeceklerini ve partisinin cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı.

Kapatılan Refah Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan’ın oğlu olan Erbakan, dün YSK’ye giderek başvurusunu yaptı.

Erbakan Cumhur İttifakı’na neden girmedikleri sorusuna “Onları sonra zamanı geldiğinde teferruatlı olarak açıklarız, şimdilik bu kadarla yetinelim” diye yanıt verdi.

Erbakan seçimin ikinci tura kalması durumunda alacakları tutumu da o zaman açıklayacaklarını söyledi.

Erbakan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Sinan Oğan

Ata İttifakı’nın adayı, eski MHP’li siyasetçi Sinan Oğan oldu. Iğdırlı Oğan 2011-15 yılları arasında Iğdır milletvekilliği yapmıştı.

2015’te MHP genel başkanlığına aday olan Oğan partisinden ihraç edilmiş, dava açarak aynı yıl partiye geri dönmüştü.

Oğan 2017’de, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referandumunda ‘hayır’ diyeceğini açıklayınca, aynı açıklamayı yapan diğer MHP’li siyasetçilerle birlikte bir kere daha ihraç edildi.

Oğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında Zafer Partisi, Ülkem Partisi ve Türkiye İttifakı Partisi yer alıyor.

İttifakta yer alan Doğu Parti ise, Oğan’ın aday gösterilmesi nedeniyle ittifaktan ayrılmış, partinin lideri Rifat Serdaroğlu “Üçüncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği inancındayız” demişti.

Dün YSK’ye belgelerini teslim eden Oğan seçimin ikinci tura kalacağını düşündüklerini söyledi ve “İkinci turda bu seçimleri alacağımızı düşünüyoruz” dedi.

Oğan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Ahmet Özal

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu ve Tek Parti’nin lideri Ahmet Özal, Türkiye İttifakı’nın adayı oldu.

Özal’ı destekleyecek Türkiye İttifakı’nda Anadolu Birliği Partisi, Bağımsız Cumhuriyet Partisi, Osmanlı Partisi, Teknoloji Kalkınma Partisi (Tek Parti), Vatanseverler Partisi, Yeniden Anavatan Partisi ve Yeni Yol Partisi yer alıyor.

Ahmet Özal daha önce anketlerde partisinin oy oranının yüzde 25 olduğunu söylemiş, Temmuz 2022’de verdiği bir söyleşide de “İkinci tura Erdoğan ve Kılıçdaroğlu kalırsa taraf olmam” demişti.

Özal’ın aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

İrfan Uzun

Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunda bulundu.

Uzun, başvurunun ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin değişime ihtiyaç duyduğunu, gençlerin yönetime talip olması adına yola çıktığını ve en geç cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi.

Uzun’un aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Halil Murat Ünver

Kırıkkale Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Murat Ünver de cumhurbaşkanı adaylığı için dün YSK’ye başvurdu.

Ünver adaylık başvurusundan önce Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Devlette yeniden yapılanma ve yeniden düzenlemeler yapmak zorunlu. Şimdiki siyasetçilerle bunu gerçekleştirmek mümkün değil. Çare kısa süreli teknokrat yönetim. Sonrasında bilgeler yönetimi” demişti.

Ünver’in de aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

Adaylık süreci nasıl işliyor?

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yarın başvuru sahiplerinden adaylık şartlarını sağlayan isimleri ilan edecek. Bu isimler 22 Mart Çarşamba sabahı ile 27 Mart Pazartesi günü saat 20.00 arasında ilçe seçim kurullarında aday gösterilmek için 100 bin imza toplamaya çalışacak.

Seçmenler bu isimlerden yalnızca birisi için ve ancak bir kez teklifte bulunabilecek.

Eğer başvuru yapan siyasetçi 100 bin imza şartını yerine getirebilirse, YSK’ya başvuru ücreti olan 555 bin 980 lirayı geri alabilecek.

Başvuru sahibi yeterli imza sayısına ulaşamazsa başvuru ücreti Hazine’ye gelir olarak aktarılacak.

Adaylar 31 Mart’ta kesinleşecek

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

YSK kararı uyarınca 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için seçmen listeleriyse bugün muhtarlıklarda askıya çıkarıldı.

Muhtarlıklarda asılı listelerde adını görmeyen seçmenler 2 Nisan günü mesai saati sonuna kadar itirazda bulunabilecek.

(Kaynak: BBC Türkçe / WOA Türkçe)

Paylaşın