Akşener’den Erdoğan’a ‘Ahlak Yoksunu’ Yanıtı: Bitlere Fısıldayan Adam

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sen bir partinin lideri olarak, bayansın bayan. Meclis’te o nasıl bir küfürdür? Ahlak yoksunu. Nasıl sen böyle bir küfrü yaparsın?” sözlerine “Kendisi bana ‘ahlak yoksunu’ demişti. Hızını alamayıp dün de artık suyumuzun kaynadığını söyleyip beni ve sizleri tehdit etti. Bitlere fısıldayan adamı durdurabilene aşk olsun.” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Meral Akşener, ekonomiye ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek, “Sayın Erdoğan; asıl ahlak yoksunu; ülkenin yarısı, açlık sınırı altında yaşarken, dolar 10 lira 42 kuruş olmuşken, utanmadan, sıkılmadan, yüzü bile kızarmadan, ekonominin kitabını yazdığını söyleyebilendir” ifadelerini kullandı.

Can Göktuğ Boz tarafından öldürülen Başak Cengiz cinayetiyle ilgili konuşan Akşener, “Bu ülkede kadınlar ne zaman huzurla yaşayabilecek? Katil, istanbul sözleşmesini yırtıp atanlardan cesaret aldı. İYİ Parti döneminde kadınlarımızı yaşatacağız. İstanbul sözleşmesini hızla uygulamaya sokacağız” dedi.

Meral Akşener, dolar kurundaki yükselişe işaret ederek, “Asrın hatası Sayın Erdoğan şimdi de şuursuzca ‘Ekonominin kitabını yazdık’ diyor. Ekonominin nasıl batırılacağına dair kitap yazılmamıştı, onu yazmak da sana kısmet oldu. Sen ve beceriksiz yönetiminin bu ülke tarihinde yazdığınız başka kitaplar da var” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Sözlerimin başından bizim için önem taşıyan bir dış politika başlığına, Türk dünyasındaki gelişmelere değinmek istiyorum. Geçtiğimiz 3 Mayıs günü, güçlü Türk dünyası için 9 ilke ve hedef isimli çalışmamızı paylaşmıştım.

Konseyin isminin Türk Devletleri İşbirliği Örgütü haline getirilmesi, bir yatırım fonu kurulması, ortak tarih ve coğrafya kitaplarının hazırlanarak tüm okullarımızda okutulması, ortak bir televizyon kurulması, ortak bir turizm paketi hazırlanması ve en önemlisi Türkmenistan ve KKTC’nin de örgüte dahil edilmesi çağrısında bulunmuştum.

Yaklaşan İYİ Parti iktidarında hiçbir kardeşin, bir diğerine üstünlüğü olmadığı, egemen ve eşit devletler olarak kalkınmanın ve demokrasinin taçlandığı bir Türk işbirliği meydana getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Milletimizden yetkiyi aldığımızda ivedilikle Türk Dünyası Bakanlığı kurarak tüm kurum ve kuruluşları tek çatı altında toplayacağız. Ülkemizde artık her gün yaşar olduğumuz kadın cinayetleri soluğumuzu kesmeye devam ediyor.

Ülkemizde kadınlar öldüreceklerini bilerek yaşıyorlar. Nerede, ne zaman, kim tarafından, ne sebeple öldürüleceğini düşünerek yaşıyor. Gün ortasında bile yalnız yürümekten korkar halde yaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta bir cani genç bir kadını, Başak Cengiz’i aramızdan aldı.

Başımız sağ olsun. Eğer o psikopatla karşılaşmamış olsaydı, eğer ülkemizde bir kadını öldürmek bu kadar kolay olmasaydı Başak kızımız şimdi aramızda olabilirdi. Bu cani Başak’ı ‘savunmasız’ diye hedef alıyor. Kürsülerden nutuk atmakla olmuyor Sayın Erdoğan. “Bir kadın” diyerek beni tehdit etmekle de olmuyor Sayın Erdoğan. Bu zalimlik ne zaman bitecek?

Erdoğan’a ‘ahlak yoksunu’ yanıtı

Son olarak geçen haftaki grup toplantımızda arkadaşlarının ilçe ziyaretlerimize gönderdiği provokatörler için söylediklerimi nedense üstüne alınmış. Kendisi bana ‘ahlak yoksunu’ demişti. Hızını alamayıp dün de artık suyumuzun kaynadığını söyleyip beni ve sizleri tehdit etti. Bitlere fısıldayan adamı durdurabilene aşk olsun.

Bu sefer ‘bayan’ dememiş, ‘şu kadın, bu kadın’ demiş. Az da olsa ilerleme var. Hanımefendiler yavaş da olsa öğretiyoruz. Sayın Erdoğan unutma bir gün hepimizin suyu ısınacak. Biz Allah’ın emri olan o güne hazırlıklıyız.

Düştüğün bu durumda artık sen bizi ahlak konusunda ahkam kesecek durumda değilsin. Senin kendine hayrın yok. Elindeki patlak ampulle aklın sıra güneşi aydınlatmaya çalışıyorsun. Madem bizim için teneşiri hazır etmişsin, gel sen ve arkadaşlarının kardeşine birlikte bakalım.

Asıl ahlak yoksunu kimdir biliyor musun? Gerçek olmadığını bile bile, bir kişiye iftira atan, ve bu iftiraları yaymak için, karanlık odalarda, trol besleyendir.

Asıl ahlak yoksunu; sarayına, yılda 3 milyar lira masraf ederken, şehit ve gazilere, sadece 18 milyon lira bütçe ayırandır!

Asıl ahlak yoksunu; bir yandan, dindar pozları takınırken, diğer yandan, milletin hakkını, hukukunu, ayaklar altına alan, ve kul hakkı yiyip, kıs kıs gülendir!

Asıl ahlak yoksunu; terörist başının mektubunu okutup, kardeşini de devletin televizyonuna çıkartan, Ve ondan sonra da, pişkin pişkin, önüne geleni terörist ilan edendir!

Asıl ahlak yoksunu; Yüce Türk Milleti’ne küfredenin, vergi borcunu silip, bir de üstüne, ihale üstüne ihale verendir!

Asıl ahlak yoksunu; onlarca belgeli, bilgili, yolsuzluk varken; Savcılara, “soruşturma yapmayın” diye, baskı yapandır!

Asıl ahlak yoksunu; yandaşlarına, yüzlerce milyarlık ödeme yaparken, öğretmene, emekliye, ETY’liye gelince, “kaynak yok” diyendir!

Asıl ahlak yoksunu; Yabancı devlet başkanlarının hakaretlerini, sineye çekip, havuz medyası eliyle, kendini kahraman ilan ettirendir!

Sayın Erdoğan; asıl ahlak yoksunu; Ülkenin yarısı, açlık sınırı altında yaşarken, dolar 10 lira 42 kuruş olmuşken, utanmadan, sıkılmadan, yüzü bile kızarmadan, ekonominin kitabını yazdığını söyleyebilendir!

Biz ahlakı, kadim tarihimizden, şanlı ecdadımızdan, ve bizden önce bu kutlu yola çıkıp, “önce millet önce memleket” diyerek, dimdik yürümüş, nice büyüklerimizden öğrendik. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. İşte o yüzden bizim; sen ve yandaşların gibi, ülkenin başına bela olmuşlardan, milletin zenginliğine, bitler gibi dadanmışlardan, memleketi, güve gibi kemirenlerden, alacağımız, en küçük ahlak dersi olamaz.

“Asrın hatası sayın Erdoğan şimdi de şuursuzca çıkmış, ‘Ekonominin kitabını yazdık’ diyor”

Sayın Erdoğan bir yandan kürsülerden ahlak tiradları atarken diğer yandan da akıl dışı teorilerini 83 milyonun rızkı ile test ediyor. Şimdiye kadar ki testler başarısız oldu. Kendisi bir kez bile ‘hem ekonomiyi batırdım hem de 500 milyon dolarlık uçakla geziyorum böyle olmaz’ demedi.

Dolar 10.36 kuruş olsa da yandaşlarının ödemelerini yapmayı ihmal etmedi. Asrın hatası sayın Erdoğan şimdi de şuursuzca çıkmış, ‘Ekonominin kitabını yazdık’ diyor. Ekonominin nasıl batırılacağına dair bir kitap yazılmamıştı onu yazmakta sana nasip oldu.

“İYİ Parti her geçen gün büyürken, sen tıpış tıpış gidiyorsun”

Siz öyle şeylerin kitabını yazdınız ki inan kütüphanelere sığmaz ama artık devriniz bitti istesen de istemesen de milletimiz artık mutlu yarınları konuşuyor ve o güzel yarınlarda sen yoksun. Sen ve iktidarın tarih kitaplarındaki keyifsiz bir bölümden başka bir şey olmayacak, bu gerçeği artık kabul et.

İYİ Parti her geçen gün büyürken, sen tıpış tıpış gidiyorsun. Sen artık Türkiye’nin geleceğinde yoksun, maalesef henüz farkında değilsin. Bizim, artık siyaseten var olmayan bir adamın, fiktif gündemleriyle, kaybedecek zamanımız yok.

O, istediği kadar hedef göstersin, biz dün de korkmadık, bugün de korkmayacağız. O, istediği kadar tehdit etsin, biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. O, istediği kötülüğü yapsın, istediği hakareti etsin, istediği iftirayı atsın; biz, milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Ne diyor Abdurrahim Karakoç; “Ben milletim uğruna adamışım kendimi, Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir. Zulüm Azrail olsa, hep Hakk’ı tutacağım, Mukaddes davalarda, ölüm bile güzeldir.”

Partimizi kurduğumuz günden bu yana, ısrarla, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için, kırsal kalkınmanın, hayati önem taşıdığını vurguluyoruz. Tarımdaki çözümlerimizi, her fırsatta paylaşıyoruz. Çiftçimizin, köylümüzün içine düştüğü durumu, bizzat kendilerine, bu kürsüyü açarak dile getiriyoruz.

Ama maalesef, bizim bütün bu uyarılarımıza rağmen, çiftçimizi görmezden gelen, yanlış tarım politikaları, ve Tarım Bakanı’nın bizzat kendisi; ülkemiz için bir kalkınma ve millî güvenlik problemi hâline geldi. Neden mi? Çünkü; Son 16 yılda; 4,2 milyon hektar tarım arazimiz, tarım dışına çıktı. Yani, Konya’nın tarım arazisine eşdeğer bir alanı kaybettik.

Son 10 yılda; Tarımın istihdamdaki payı, yüzde 23’ten, yüzde 17’ye geriledi. Bunun sonucu olarak da, tarımdaki kadın istihdamı, dörtte bir oranında azaldı. Yine son 10 yılda; Tarımın millî gelire katkısı, 70 milyar dolardan, 48 milyar dolara düştü. Litresi 1,1 lira olan mazot, 8 katına çıktı.

Tonu 237 lira olan üre gübresi, 38 katına çıktı.Süt ve besi yeminin kilosu, 6 katına çıktı. Kanunda, “en az yüzde 1” olarak taahhüt edilen, tarım desteği oranı, yarı yarıya düştü. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de, bütün akarsu ve derelere, HES yapılmasına müsaade edildiği için, çiftçimizin tarlasını sulaması, baraj sahibinin inisiyatifine kaldı.

“Tarım Bakanı ise, saçma sapan açıklamalarına devam etti”

Hatta bir DEDAŞ yetkilisi, “Borçlu olan çiftçiler, boşuna ekim yapmasınlar. Biz onlara elektrik vermeyeceğiz.” diyecek kadar ileri gitti. Ama iktidarın çıtı çıkmadı. Bütün bu anlattığım trajik tabloya, sadece bakmakla yetinen, Tarım Bakanı ise, saçma sapan açıklamalarına devam etti.

Adeta, bir fıkranın yardımcı karakteri izlenimi veren, Sayın Bakan, daha çiftçiyle, yetiştirici ve besicinin, aynı şey olduğunu bile bilmiyor. Çünkü eğer bilseydi, “Zarar eden hiç çiftçimiz yok, ancak duruma göre, fiyatlarda iniş çıkışlar yaşayan, yetiştirici ve besicilerimiz var.” demezdi.

Ya da çiftçimize, “Önümüzdeki dönem kepek ekin.” evet, yanlış duymadınız, “kepek ekin” demezdi. Buradan kendisine sormak istiyorum: Söyler misiniz Sayın Bakan, ektiğiniz kepekleri, ne zaman biçiyorsunuz acaba?…Eğer kepeklerinizi hasat ettiyseniz, çiftçilerimize de bir an önce dağıtın. Çünkü memleketimizin her yanında, inek kesimleri son sürat devam ediyor.

Paylaşın

Akşener: Yavşak Yavşak Konuşanlara Provokasyon Yaptırabilirsiniz

İYİ Parti Lideri Akşener, Lütfü Türkkan’ın Bingöl’de bir şehit yakınına ilişkin küfrü hakkında yaptığı açıklamada, “Millet bizi çağırıyor. Milletimizi dinliyor dertlerine çözümler üretiyoruz. Her dükkanın içinde A Haber’inize provokasyon yaptırabilirsiniz. Her dükkanın kapısında porno sitesi gezenlere, oralarda yavşak yavşak konuşanlara, yazı yazanlara provokasyon yaptırabilirsiniz. Yaptırın kardeşim. Sizden korkan sizin gibi olsun. Biz gezmeye, milletimizi dinlemeye devam edeceğiz” dedi.

Meral Akşener, Lütfü Türkkan hakkında, “Karşısındaki genel başkanına küfürler etmiş ahlaksız bir adam da olsa sinirlerine hakim olması gerekirdi. Hislerine yenik düştü, elbette bu hatayı maruz görecek değiliz” ifadelerini kullandı. İYİ Parti Lideri Akşener, eleştirilere yönelik verdiği yanıtta ise, “Şehide ‘kelle’ diyen şuursuzlar bize ahkam kesemezler. Şehitlerimizin ailelerinden özür dile Sayın Erdoğan, vakit muhasebe vakti” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk aramızdaki ayrık otlarını saymazken Türk milletinin her renkten vatandaşının saygıyla, şükranla andığı bir liderdir. Siyasi hayatı onunla ve değerleriyle mücadele etmekle geçenlerin kafası pek almasa da Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk milletinin buluşma noktasıdır.

Görüyorum ki vefatından 83 yıl sonra bile neden hâlâ bu kadar sevildiğini anlamakta zorlanıyorlar. Elbette şaşırmıyoruz, önce millet, memleket demeyenlerin Gazi Mustafa Kemal’i anlamaları mümkün olamaz.

Son zamanlardaki bir sorunumuza değinmek istiyorum. O büyük mücadelenin en önemli özelliği aynı amaç uğruna birlikte çarpan yüreklerdi. Bugünde Türkiye’nin en önemli ihtiyacı budur. Bizim görevimiz AK Parti iktidarının aksi yöndeki tüm gayretlerine karşı milletimizin her bir ferdinin yüreğinin birlikte atmasını sağlamaktır.

“Bütün değerlerimizi ayaklar altına almış kirli bir zihniyet var”

Onlar kavga çıkarmaya çalıştıkça, havuz medyasının tuzakları ile sinir uçlarımızla oynadıkça, biz istediklerinin tam tersini yapıp sakin olmaya, akıllı davranmaya mecburuz. Unutmayalım ki karşımızda bütün değerlerimizi ayaklar altına almış kirli bir zihniyet var. Tam da bu nedenle bu durumu hatırlatmış ve uyarmıştım.

Milletimizin ayağına gitmemizden, dertlerini dile getirmemizden rahatsızlar. İktidarları için en büyük tehdit olarak görüyorlar bu yüzden büyük çirkinlikler yapacaklar demiştim. Nitekim, geçtiğimiz cuma AK Parti’nin planlı bir provokasyonu sonucunda talihsiz bir olay yaşadık.

Rakibinizin milletvekili bir hata yapmışsa siz de bunun üzerine yürüyeceksiniz. Lütfü Bey bir hata yaptı. Karşısındaki genel başkanına küfürler etmiş ahlaksız bir adam da olsa sinirlerine hakim olması gerekirdi. Hislerine yenik düştü, elbette bu hatayı maruz görecek değiliz.

Bu olay sayesinde AK Parti gönüllerindeki kadın ve şehit hassasiyetini keşfettiler. Dün akşam kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarda muhalefetten, STK’lara kim varsa demediğini bırakmadı. Utanmadan işi İstanbul Sözleşmesi’ne kadar getirdi. Hatta kantarın topuzunu kaçırıp Lütfü beyin kredi borcunu açıklayıp kanunları bile çiğnedi.

Bu ülkede Mustafa Kemal Atatürk’ün anasına Zübeyde Ana’ya genelevde çalışıyor diyenler oldu, Saray’da kabul edildiler. Bu ülkenin kadınlarına ‘Başı açık kadın perdesiz eve benzer’ dediler. Rize belediye başkanı, ‘Çözüm sürecine ne gerek var, her birimiz ikinci eş olarak Kürt kadınlarını alalım bu mesele çözülsün’ dedi.

Bu örnekleri sonsuz sayıda anlatabiliriz. Bunları söylemek bile benim içimi acıtıyor. Ahlak şövalyesi Erdoğan ve arkadaşlarının şehitlerimize olan saygısı, kadınlara olan hassasiyeti neresinden tutsanız rezillik, terbiyesizlik, saygısızlık.

Aziz milletim bir hususun altını kalın bir şekilde çizmek istiyorum. Ellerinde şehitlerimizin kanı olan teröristleri devletin televizyonuna çıkaranlar bize şehitlerimiz üzerinden ahkam kesemez. Şehide ‘kelle’ diyen şuursuzlar bize ahkam kesemezler.

Bu kürsüde şehit yakınları konuşurken yayını kesenler bize ahkam kesemez. Teröristler rahatsız olmasın diye bayrak indirenlerin, meşhur Habur rezaletinde o malum mahkemelerin kurulduğunda orada çalışan bir öğrencim beni aradı.

“Lütfü Bey bir hata yaptı”

‘Teröristler rahatsız olmasın diye Türk bayrağı ve Atatürk resimleri çadır mahkemelerinden çıkarıldı’ dedi. Türk bayrağını o mahkemelerden indirenlerin bize edecek tek kelime sözleri, verecek tek satır dersleri olamaz.

Şehitlerimizin ailelerinden özür dile Sayın Erdoğan, vakit muhasebe vakti. Lütfü Bey bir hata yaptı. Ancak kendisi yaptığı hata karşısında olgunluk gösterdi önce çıktı özür diledi sonrasında ise gereğini yapıp grup başkanvekilliğinden istifa etti.

Erdoğan ve arkadaşlarına sormak isterim. İnsanlar hatadan, günahtan münezzih değildir. Hukukta hatayı anlayıp özür dilediğiniz zaman başka bir sonuç çıkar, günah işlediğiniz zaman Allah tövbe yolunu açık tutmuştur. Onlar hatalarında boğulup tıpış tıpış giderken biz hatalarımızdan aldığımız derslerle her geçen gün büyüyoruz. İktidarın başındaki pek duyarlı beyefendiye bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Lüftü Bey’in hatasından rant kovalayacağına milletin gözünde kaybettiğin itibarı sahte kabadayılık ile kazanmaya çalışacağına hazır şehitlerimiz, şehit ailelerimiz için yepyeni bir hassasiyet geliştirmişken atılması gereken adımları at. Mesele milletimize küfür eden Mehmet Cengiz’in ihalelerini iptal edip, küfürden sonra sildiğin vergi borçlarını hemen tahsil et.

Bunlar bir siyasi partiye hizmet etmenin sevap hanesine yazıldığını söyleyecek kadar zıvanadan çıktılar. İstanbul seçimlerinin meşhuru AK Parti Genel Başkan Yardımcısı diyor ki ’20 yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmak ve onun yaptıkları sayesinde sevap hanemize yazılıyor olması çok büyük bir şey’ diyor. Rezalete bakar mısınız?

Neyin sevap neyin günah neyinde haram olduğu Kuran-ı Kerim’de yazıyor. Mesela hırsızlık, israf, yalan söylemek, iftira atmak, tuzak kurmak haram. Haram helal hesabı yaparken bunlar hiç akıllarına gelmiyor. Siyasette böyle tipler çıkabilir ama asıl mesele en baştakinin sessiz kalmasıdır.

İktidarın tüm dümenlerine, provokasyonlarına rağmen İYİ Parti her geçen gün büyüyor. Millet bizi çağırıyor. Milletimizi dinliyor dertlerine çözümler üretiyoruz. Her dükkanın içinde A Haber’inize provokasyon yaptırabilirsiniz. Her dükkanın kapısında porno sitesi gezenlere, oralarda yavşak yavşak konuşanlara, yazı yazanlara provokasyon yaptırabilirsiniz.

“Erdoğan istesen de istemesen de biz buradayız”

Yaptırın kardeşim. Sizden korkan sizin gibi olsun. Biz gezmeye, milletimizi dinlemeye devam edeceğiz. Kurulduğumuz günden bu yana iktidarın yoğun bir ilgisiyle karşı karşıyayız. İftiranın, çamurun haddi hesabı yok. Sebebi belli. Bizimle uğraşıp duruyorlar, nafile Sayın Erdoğan istesen de istemesen de biz buradayız.

İYİ Parti milletimizin yaşanabilir bir Türkiye’ye duyduğu hasretin adıdır. İYİ Parti milletimizin barışma zeminidir. Artık sıra bizde, son 4 yılda yaptıklarımız, başardıklarımız ve verdiğimiz mücadele Türkiye için neler yapacağımızın kanıtıdır.

Siyasette ahlakı da erdemi de bizden öğreneceksiniz. Millet nedir, millete hizmet nedir bizden öğreneceksiniz. Adalet, bereket, huzur nedir onu da bizden öğreneceksiniz. İYİ Partililer tuzak kurmaz, yeke yek yüz yüze mücadele eder.

Paylaşın

Akşener, ‘Burası Kürdistan Tartışması’na Açıklık Getirdi

İYİ Parti Lideri Akşener, Siirt’te bir vatandaşla yaşanan ‘Burası Kürdistan’ tartışması üzerinden kendisini eleştirenlere yönelik, “Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz? ‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok. Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar.” ifadelerini kullandı.

Akşener, açıklamasına, “Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak. Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa. Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.” şeklinde devam etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Bugün bir kadının istediği saatte, istediği yerde olması zor. İstediği işi yapması zor. İstemediği kişiyle evlenmemesi zor. Bugün bir kadının hayatta kalması bile artık zor.

Ülkemizde her gün başka bir kadın bu zorluklarla mücadele ederken hayatını kaybediyor. Daha geçen hafta Şebnem kardeşimiz öldürüldü. Kadın ayrılmak istediğinde saldırıya uğruyor, ‘hayır’ dediğinde cinayete kurban gidiyor. Çünkü Türkiye’de kadın ‘hayır’ dediğinde onun iradesini koruyacak olan yok.

Kadınlar sadece fiziksel değil psikolojik şiddetin de kurbanı oluyor. ‘O saatte orada ne işi var, onun psikopat olduğundan haberi yok muydu?’ deniliyor.

‘Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesi’ni yırtıp attılar’

Biz bu yüzden bıkmadan usanmadan İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. İstanbul Sözleşmesi adım adım geliyorum diyen cinayetleri önleyen bir sözleşmedir. Şiddete meyilli olanları toplumdan ayıklayıp, kadınları koruyan bir sözleşmedir.

Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesini yırtıp attılar. Bu ülkenin kadınları yerine birkaç Taliban kafalının aklına uymayı tercih ettiler. 21. yüzyılda Türkiye’yi yöneten şu zihniyete bakar mısınız?

Ülkemizde bugün kadına şiddetin en büyük dayanağı İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran sizlersiniz. Kadına şiddet uygulayan ruh hastaları, kadın katilleri sizinle gurur duyuyor olabilir, tacizciler, ahlaksızlar sizinle gurur duyuyor olabilir.

Şunu bilin ki bu ülkenin kadınları, gençleri sizinle gurur duymuyor. Bizler, bu ülkede azınlık değil çoğunluğuz. Ölçmez isterseniz sandık orada. Yetkiyi aldığımızda daha çayım masaya gelmeden İstanbul Sözleşmesi imzalanmış ve en keskin bir şekilde uygulanır olacak.

Geçen hafta Siirt ve Batman’daydım. Bizim ziyaretlerimizi artık havuz medyası da yakından takip ediyor. AK Parti ve küçük ortağı bizim ziyaretlerimizden rahatsız. Millet bizi çağırıyor onları da kaşıntı tutuyor. Bizim bu ziyaretlerimizi kendilerince baltalamak için her yolu deniyorlar.

Gün geliyor para verip slogan attırıyorlar, gün oluyor bizimle konuşan vatandaşlarımıza bile tebelleş oluyorlar. Havuz medyası da bunları çekmek için ortamda hazır bulunuyor. Bu sefer değişik bir şey oldu. Siirt’te her zaman ki AK Parti atraksiyonu dışında bu defa bir HDP çalışanı ziyaret ettiğimiz bir esnafa gelip ‘Burası Kürdistan’ dedi.

Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz?

*‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok.

Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar. Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak.

Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa.

Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.

‘Kafamı kesin de görelim’

Biz bugüne kadar ne Sayın Bahçeli’ye ne MHP mensuplarına hakaret edecek, iftira atacak tek bir sözün sahibi olmadık. Sadece bir fikrin temsilcisi olduğu iddia edilen o yapının, o fikre duyduğumuz saygıdan, saygılı davrandık. Onlar bu saygıyı asla göstermedi.

Kabadayılık yapan tosunlara sesleniyorum; 2011’i hatırlayın. Ne yaşandı bu ülkede, Sayın Bahçeli’ye ne dendi bu ülkede… Elinize Zülfikar verilmişse gelin kafamı kesin de görelim.

AK Parti’nin havuz medyası verdiğim yanıtı yetersiz buldu, İçişleri Bakanı konuşana kadar MHP’den tık yoktu, İçişleri Bakanı konuştu bu arkadaş dedikodu yapıyor. İçişleri Bakanlığı dedikodu yapmaz. Bizim üzerimizden makamını muhafaza etmek için atraksiyon yapıyorsun ama seninle ilgilenmiyoruz.

‘Burası Kürdistan’ tartışması

Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız.

AK Parti, küçük ortak ve HDP duyulmasını istemiyor olabilir ama mesela lokanta işleten Siirtli esnaf kardeşim, yağın artan fiyatından bahsediyor. Az önce konuşurken ‘Sayın Öcalan’ demişim. Sizden ve milletimden özür dilerim. Aklımın ucundan geçmez bebek katiline sayın demek.

Dünyanın en güzel coğrafyasında, en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Tarım ve hayvancılık bizim en büyük zenginliğimiz. İktidar, çiftçimize pandemi döneminde bile sahip çıkmadı.

Tarım sektörünü de sahipsiz bıraktı. AK Parti’nin tarım politikası adeta bir tutarsızlık politikasına dönüştü. Dünyada lider olduğumuz fındıkta hükümetin açıkladığı 26.5 liralık fiyat üreticinin maliyetinin bile altında kaldı. Yabancı bir firma çıktı fiyatı 25 liraya çekti. İktidar oturup seyretti.

Buğday, arpa, mercimek ve nohut içinde aynı şeyler geçerli. Ellerini vicdanlarına koyup çiftçimizin halini bir türlü görmediler.

‘Büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın vizyonu’

Sayın Erdoğan geçen Ekonomi Reform Paketi’ni açıkladığın günden bu yana ne oldu? Merkez Bankası görevden alındı, Hazine ve Maliye Bakanını gören yok. Enflasyon aldı başını gidiyor.

Hakkını yemeyelim dünyada bu akıl dolu stratejiyi uygulayarak fiyat istikrarını bir kenara koyuyoruz diyen başka ülkelerde var. Mesela Venezuela, Arjantin, İran, Sudan, Lübnan, Etiyopya ve Angola. Listenin güzelliğine bakar mısınız?

İşte size büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın ekonomi vizyonu. Kıskananlar çatlasın… Sayın Erdoğan görüyorum ki okulda bazı branş derslerini kopya ile geçmişsin.

O nedenle sorumlu siyaset anlayışımız gereği ekonomideki bazı temel olgular ile ilgili seni aydınlatma ihtiyacı duyuyorum. Sandığının aksine enflasyon öyle kenara konulacak kadar önemsiz bir problem değildir.

Kendini yabancı bir yatırımcı yerine koy Sayın Erdoğan. Enflasyonun belirsizlik getirdiği bir ekonomiye paranı getirmek için yüksek mi yoksa düşük bir faiz mi istersin? Tabii ki yüksek faiz istersin.

Bizzat Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalar düşük gelirli ailelerin yüksek gelirli ailelere oranla enflasyona daha fazla maruz kaldıklarını gösteriyor. Enflasyon fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapıyor.

Maalesef Sayın Erdoğan’ın bu anlattıklarımı kavraya bileceğine dair şüphelerim var. Başarısız oldukları konuda kendisi eleştirilere kulak vermek yerine muhalefetin çözümü olmadığı algısı yaratmaya çalışır. Her zaman olduğu gibi bu konuda da çalışmamızı yaptık. İşte size İYİ Parti’nin enflasyonla mücadelede çözümleri.

Enflasyonu düşürmek için atılması gereken adımlar geciktikçe düşürmesi daha maliyetli oluyor. Ekonomi programımıza enflasyonu düşürmek ile başlayacağız. İlk sene sonunda tek haneli enflasyona orta ve uzun vadede ise yüzde 4-5 arası değişen bir enflasyona ulaşacağız.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Bütçe Tepkisi: Milletimize Attığı Son Kazık

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada İYİ Parti Lideri Akşener, 2022 yılı bütçesine değinerek, “Sayın Erdoğan’ın 2022 bütçesinde yoksulluğa, enflasyona, işsizliğe, gelir dağılımındaki adaletsizliğe çözüm yok. Erdoğan’ın giderayak milletimize attığı son kazığın bütçesidir” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, kurlardaki yükselişe de değinerek, “İktidarların becerikli ellerinde paramızın pul olduğu bir haftayı daha geride bıraktık. Bir kez daha gördük ki Sayın Erdoğan’ın milli güvenlik tanımı kendi koltuğundan başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, “Partili cumhurbaşkanlığı sistemi ülkemiz için başlı başına bir milli güvenlik tehdididir. Türkiye her hafta yeni bir krizle karşı karşıya kalıyor. Olan her zamanki gibi milletimize oluyor” diyen Akşener, açıklamasının devamında, “‘2023’te dünyanın en güçlü 10 ülkesi arasına gireceğiz’ diyenler ilk 20 dışına çıkardılar. Gire gire gri listeye girdik. Türkiye’nin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Biz elbette ülkemizin itibarının yerle bir olmasını istemeyiz. Ülkemizin itibarını yerle bir eden bu tablo karşısında bize düşen görev milletimizden yetkiyi alıp bu utancı temizlemektir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti lideri Akşener, “Bu ucube sistemin zorluklarını milletimizle aşacağız. Türkiye kaynakları, potansiyeli olan büyük bir ülke. Bizim için çözülemeyecek hiçbir sorun yok” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle;

İktidardakilerin becerikli ellerinde paralarımızın iyice pul, emeklerimizin zayi edildiği bir haftayı daha geride bıraktık. Geçtiğimiz hafta bir kez daha gördük ki Sayın Erdoğan’ın millî güvenlik tanımı kendi koltuğunun güvenliğinden başka bir şey değil. Koltuğunu sallayan her şey ve herkes kendisi için bir millî güvenlik tehdidi.

Geçinemiyor musun? O zaman teröristsin. İflasın eşiğinde misin? O zaman hainsin. Sosyal medyada eleştiri mi yazdın? O zaman millî güvenliğimiz için bir tehditsin. Bu ucube sistemin memleketimizi getirdiği şu ucube duruma bakar mısınız? Yazıktır, günahtır.

Oysa ülkemizdeki esas millî güvenlik tehditleri aslında nedir biliyor musunuz? Mesela evine ekmek götüremeyen babalar, tenceresini kaynatamayan anneler bir millî güvenlik tehdididir. Mesela mülakatlarda gelecekleri çalınan; huzuru, mutluluğu yurt dışında aramak zorunda kalan gençler bir millî güvenlik tehdididir.

Mesela toprağını ekemeyen çiftçiler, hayvanını besleyemeyen besiciler, üretemeyen sanayiciler bir millî güvenlik tehdididir. Mesela; “Ak Parti’nin kaderiyle devletin kaderi birdir.” diyen milletine yabancılaşmış siyasetçiler bir millî güvenlik tehdididir.

Mesela 5-10 maaşlı danışmanlar sarayda sefa sürerken asgari ücretin altında maaş alan emekliler bir millî güvenlik tehdididir. Mesela saray korkusundan yolsuzluk soruşturması açamayan savcılar bir millî güvenlik tehdididir.

Ezcümle tüm bunların gerçek sebebi olan Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ülkemiz için başlı başına bir millî güvenlik tehdididir. Bu ucube sistemin pençesinde Türkiye her hafta yeni bir krizle karşı karşıya kalıyor ve ülkemiz bu kriz sarmalında hırpalanırken olan her zamanki gibi milletimize oluyor.

Nitekim; “2023’te dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına gireceğiz.” diyenler bugün ülkemizi ilk 20 ekonominin bile dışına çıkarttılar. Bu vizyoner yönetim anlayışının sonucunda gire gire Gri Liste’ye girdik. Bu Gri listede dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasından hiçbir ülke yok.

İlk 20 ekonomisi arasından da yine hiçbir ülke yok. İlk 30 ekonomisi arasından ise sadece Türkiye var. Peki bu listede başka kimler var? Mesela bu listede Burkina Faso var. Zimbabwe var, Uganda var. Mesela Filipinler var, Kamboçya var, Suriye var. Gördüğünüz gibi listedeki her ülke başlı başına bir başarı hikâyesi.

Peki bu listeye neye göre giriliyor biliyor musunuz? Eğer ülkenizde yoğun miktarda para aklanıyorsa, terörist gruplar ülkenizden finansman sağlıyorsa ve siz bu sorunlara karşı hiçbir mücadele sergilemiyorsanız işte o zaman Gri Liste’ye giriyorsunuz. Şu rezilliğe bakar mısınız? Türkiye’nin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Yazıklar olsun.

Bu tip durumlar karşısında her zaman yaptıkları gibi hep bir ağızdan; “dış güçler” demeye başladılar. Biz elbette ülkemizin itibarının yerle bir olmasını istemeyiz. Biz elbette Türkiye’ye yapılan her haksızlığın her zaman karşısında oluruz… Biz elbette burada da bir haksızlık olduğunu biliyoruz.

Amma ülkemizi bu haksızlığa uğratanın da bizzat iktidarın kendisi olduğunu açıkça görüyoruz. Gri Liste’ye neden girdiğimizi daha iyi anlamak için öncelikle şu sorunun cevabını vermeliyiz. Nedir o soru? Türkiye’de gerçekten para aklanıyor mu? Evet, maalesef aklanıyor.

Hem de bizzat devlet eliyle aklanıyor. Mesela eğer yurt dışında paranız varsa veya yurt içinde kanunsuz yollardan kazandığınız parayı yurt dışına çıkardıysanız bu parayı aklamak için uğraşmanıza hiç gerek yok. Nasıl mı? Hemen varlık barışı için müracaat edip %1 komisyonla bu parayı kolayca aklayabiliyorsunuz. Yani %1 komisyon ödeyince kimse size; “O parayı nereden buldun?” diye hesap soramıyor.

“Tek Parti iktidarı milletimizin dertlerini umursamayı bırakalı çok oldu”

Yani bu ucube sistemde, iktidar diyor ki; ‘’Uyuşturucu mu satıyorsun? Getir paranı. Kaçakçılık mı yapıyorsun? Getir paranı.  Türkiye’den para mı kaçırdın? Getir paranı. %1 komisyonla paranı da aklıyorum, seni de aklıyorum.” Bu kadar basit. Çamaşır suyu reklamı değil, Ak Parti iktidarı…

İşte size kabile reisi yetkileriyle devlet yönetmeye kalkan Sayın Erdoğan’ın kabile devletleriyle bizi aynı listeye sokan güçlü Türkiye vizyonu. İşte size Türkiye’yi uçuracağını söylenen Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi. Tek Parti iktidarı milletimizin dertlerini umursamayı bırakalı çok oldu. Attıkları adımlarda, aldıkları kararlarda milletimizin gerçeklerine dair bir empati kırıntısı bile göremiyoruz.

Eğer aşırı zenginleşirseniz, eğer bambaşka paralele bir hayata evrilirseniz; dünyadan da koparsınız, vatandaştan da koparsınız, gerçekten de koparsınız. Bugün karşı karşıya kaldığımız durum aynen budur.Biliyorsunuz 2022 bütçesi Milletin Meclisi’ne geldi.

Normal şartlarda bir sonraki yılın bütçeleri toplumu heyecanlandırır. Çünkü millet yeni bütçenin sorunlarına çözüm getirmesini ümit eder. Hayatını kolaylaştırmasını, gelirinin artmasını, menfaatinin korunmasını bekler.
Bu yüzden heyecanlanır. Ancak maalesef Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçildiğinden beri milletimiz bu heyecandan yoksun.

Çünkü herkes biliyor ki Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm imkânları, bereketli topraklarımızın tüm zenginliği yine o 5 müteahhidin ve bir grup saray şımarığının hizmetine sunulacak. Nitekim aynı 2021’de olduğu gibi Sayın Erdoğan’ın 2022 bütçesinde; yine heyecan yok, yine umut yok.

Çünkü bu bütçede yoksulluğa çare yok. Enflasyona çare yok. İşsizliğe çare yok. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe çözüm yok… Bu bütçede çitçilerimize yeterli destek yok. Milletin borçlarına çare yok. İşçinin, işverenin, emeklinin hayatını kolaylaştıracak adımlar yok.

EYT’liler yok, 4/B’liler yok. Hatta söz verilmesine rağmen 3600 ek gösterge bile yok. Ezcümle bu bütçede millet yok, millet. Peki ne var? Millet yok ama mesela 5’li müşteri garantisi çetesi var. Bütçeye onlar için 2022 yılında 42 buçuk milyar lira daha ödenek konulmuş. Bu ne demek biliyor musunuz? Milyonlarca çiftçiye verilen desteğin 2 katı para demek. Vicdansızlığa bakar mısınız?

2021 yılında 31 milyar lira olan bu ödenek önümüzdeki yıl için %37 artırılmış, 42 buçuk milyar liraya yükseltilmiş. Saray müteahhidine gelince artış gerçek enflasyon kadar. Ya demek ki enflasyon %37. Millete gelinceyse TÜİK’in makyajlı enflasyonu kadar bile değil. Utanmazlığa bakar mısınız? Vicdansızlığa bakar mısınız?

“Bu para milletin parası değil mi?”

Son dört yılda garantili işlere ayrılan ödenek 69 milyar lira. Önümüzdeki 3 yılda yapılacak ödemeler ise tahminen 143 milyar lira olacak. Biliyorsunuz Sayın Erdoğan ve arkadaşları doları çok sever. O yüzden bir de onların diliyle ifade edeyim. 2017-2024 dönemi için hazinemizden saray garantili çeteye ödenecek para toplam 25 milyar dolar.

Buradan; “Yol yapıyoruz, tünel yapıyoruz, köprü yapıyoruz, hastane yapıyoruz. Ama milletimizin cebinden bir kuruş çıkmıyor.” diyenlere sesleniyorum. Bu parayı nereden ödüyorsunuz? Bu para milletin parası değil mi? Ve siz bu kadar açık seçik yalan söylemekten hiç mi utanmıyor musunuz? Ayıptır, günahtır.

Ezcümle bu bütçe herhangi bir bütçe değildir. Bu bütçe bir savurganlık, bir israf bütçesidir. Bu bütçe milletin emeğini faizcilerin kursağına akıtan bir bütçedir. Bu bütçe Sayın Erdoğan’ın giderayak milletimize attığı son kazığın bütçesidir.

Sayın Erdoğan ve arkadaşları yine fantastik bir ekonomi teorisiyle karşımızdalar. Ülkemiz ekonomisi için ne kadar yararlı olduğunu milletçe özellikle son 3 buçuk yıldır tüm çıplaklığıyla deneyimlediğimiz; “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.” doktrininden sonra bu fevkalade yetkin arkadaşlar şimdi de faizi indirip döviz kuru yükseldikçe ihracatın artacağını iddia ediyorlar.

Bir de isim bulmuşlar; “Rekabetçi kur” diyorlar. Bu müthiş yeni teori doğrultusunda geçtiğimiz hafta Merkez Bankası politika faizini 200 baz puan indirerek %16’ya çekti. Havuz gazetecilerinin bile savunamadığı bu akıl dolu hamle sonucunda parantez içi belki bu yeni hamle de Nobel’e aday olabilir.

Ekonomi bağlamında. Dolar 10 liraya dayandı. Kur lobisi kazandı, milletimiz kaybetti. Kararın bizzat Sayın Erdoğan’ın talimatıyla alınmış olduğunu cümle âlem bildiği için de Merkez Bankası bağımsızlığının tabutuna son çivi de bu şekilde çakılmış oldu.

Peki bakalım ihracat gerçekten artıyor muymuş? Onar yıllık dilimler hâlinde son 50 yılımızı inceledik. 1970-1980 arası 10 yılda ihracatımız 5 kat artmış. 1980-1990 arası hani korkunç günler diye tanımlanan o 10 yılda ihracatımız 4 buçuk kat artmış.

1990-2000 arası 10 yılda ihracatımız 2 kat artmış. 2000-2010 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte ihracatımız 4 kat artmış. 2002-2010 yılları arasındaki Ak Parti dönemini baz alırsak ise ihracatımız 8 senede 3 kat artmış. Gelelim son 10 yıla. 2010-2020 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte ihracatımız sadece %50 artmış.

Yani son 50 yılın en düşük ihracat artışı geçtiğimiz 10 yılda gerçekleşmiş. Peki bu artış döviz kuruna bağlı mı olmuş? Hayır. Mesela 2002-2010 yılları arasında döviz kuru sabit kalmasına rağmen ihracatımız 3 kat artmış. 2010’dan bugüne kadar ise sıkı durun.

“İhracatımız yerinde saymış”

Dolar kuru tam 6 kat artmış. Ama son 50 yılın en düşük ihracatı da yine bu yıllar arasında olmuş. Üstelik Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçtiğimiz son 3 yılda döviz kurları %110 artarken ihracatımız ise yerinde saymış. Sayın Erdoğan ve bol maaşlı danışman ekibi sizlere söylüyorum, iyi dinleyin. Demek ki neymiş?

Ülkemizde adalet sağlanmadıkça, hukuk işlemedikçe, liyakatli kadrolar iş başına gelmedikçe; ekonomiye güven tesis edilmedikçe, dışlayıcı kurumlar kapsayıcı kurumlara dönüşmedikçe, Sayın Erdoğan da Merkez Bankası’nın yakasından düşmedikçe kur ne kadar artarsa artsın ihracatımız artmazmış.

Dünya Bankası Girişim Anketi sonuçlarına göre firmaların, gümrük ve ticaret düzenlemelerini engel olarak görme eğilimi gittikçe artıyor.160 ülke arasında gümrüklerin etkinliği açısından 58’inci sırada yer alıyoruz. Bu konunun önemini şöyle anlatayım. Şirketlerimiz transit taşımada geçen her ilave 1 gün için %0,6 ila %2,3 arasında bir vergiye eşdeğer ek bir maliyetle karşılaşıyor.

Gümrüklerdeki 1 günlük fazladan bekleme ise ülkemizin ihracat artış hızını 1.4 puan azaltıyor. İşte bu nedenle küresel eğilimlerle uyumlu gümrük ve taşımacılık süreçlerini hızlandıracak blok zincir temelli bir platformu ihracatçımızın hizmetine sunacağız.

İhracatımızın %60’ı, denizyoluyla taşınıyor. Dolayısıyla limanlara erişim ve limanların daha etkin çalışması önceliklerimiz arasında yer alıyor. Biliyorsunuz, Ak Parti’nin en övündüğü alan taşımacılık alanında yaptıkları yatırımlardır.

Ancak bu yatırımların mal taşımaktan ziyade insan taşımayı hedeflediği ortada.Örneğin bugüne kadar yapılan demiryolu yatırımları, yük taşımacılığına çok da uygun değil. Oysa ihracata dönük demiryolu yatırımları hem ülkenin yatırım çekiciliğini hem de ihracatımızı artıracaktır.

Bu nedenle de İYİ Parti iktidarında limanlara erişimi kolaylaştıran çok modlu ve modlararası taşımacılığa izin veren lojistik yatırımlarına öncelik vereceğiz. Diğer ülkeler 4G konuşurken biz 4,5G konuşmaya başladık. Ama sadece konuştuk. Kâğıt üzerinde G’lerimiz çok.

“Şimdi sıra bizde. Şimdi sıra İYİ Parti’de!”

Ama iş internet hızına geldiğinde bazı üniversitelerimizin 3G’nin ötesine geçemediğini görüyoruz. Firmalarımızdan karanlık fabrikalar ve nesnelerin interneti gibi trendlere uymalarını bekliyoruz. Ama makine-insan ve makine-makine etkileşimini sağlayacak internet altyapımız maalesef yok. İşte bu altyapıyı da yetkiyi aldığımızda İYİ Parti olarak biz tesis edeceğiz.

Ülkemizin içerisinde bulunduğu bu tablonun değişimi inanın çok hızlı olacak. Çünkü bütün bu değişimler sadece iradeyle ilgili. AK Parti iktidarı elindeki tüm fırsatları kaçırdı. Milletimizin güvenini heba etti. O fırsatları değerlendirme sorumluluğu artık bizde. Onlar artık sırasını savdı. Şimdi sıra bizde. Şimdi sıra İYİ Parti’de!

Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’nin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için iktidara talibiz. Siyasi tarihimizin en liyakatli kadrolarını iş başına getirmek için iktidara talibiz. 83 milyon vatandaşımızı yokluktan kurtarıp hak ettiği bolluğa kavuşturmak için iktidara talibiz. Hamaset dışında hiçbir şey üretmeyen bu öfke siyaseti yerine; ahlaklı, vicdanlı ve makul bir siyaset için iktidara talibiz.

Ama hepsinden de önce; adalet için, huzur için, bereket için; güçlü, zengin ve mutlu bir ülke için biz Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Ülkesini seven devletinin hazinesine el atmaz. Milletini seven haram yemez, haram yiyenlere sessiz kalmaz. Devletini seven işini aklıyla, ahlakıyla ve içinde yanan vatan aşkıyla yapar. İYİ Parti’yi farklı kılan fıtrat işte bu fıtrattır.

Paylaşın

Akşener’den ‘Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş’ İçin Yeşil Işık

İYİ Parti lideri Akşener, katıldığı bir programda, cumhurbaşkanı adaylığına yönelik yaptığı açıklamada, “Ekrem İmamoğlu da Mansur Yavaş da Millet İttifakı’nın belediye başkanları. İki ismin de seçilmesi için gayret gösterdim. Sayın Kılıçdaroğlu iki arkadaştan birini aday gösterdiği halde biz ‘hayır’ demeyiz” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 10 ülkenin Türkiye büyükelçilerinin sınır dışı edilmesine dair talimatına ilişkin olarak “Bir ruh hastalığının dış politikaya yansıması var. Çok uzun zamandır bizim dış politikadaki her işimizin iç politikanın ana malzemesi edildiği, ciddi bir devlet krizi var” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Karar TV’de Gündem Özel programında açıklamalarda bulundu. Oluşturmak istedikleri yeni sisteme ilişkin, “Cumhurbaşkanı nedir, kimdir’ üzerinde bu derece tartışırsak bu ıskalanıyor. Ben aday değilim diyerek hedefimizin ne olduğunu söyledim” açıklaması yapan Akşener, Cumhurbaşkanlığı’na dair herhangi bir çalışma yapmadığını ve yapmayacağını söyledi.

“Kılıçdaroğlu, iki arkadaştan birini aday gösterirse hayır demeyiz”

Kendi adaylarının 13. Cumhurbaşkanı olacağını ifade eden Akşener, “Ama bu kişi yeni bir Tayyip Erdoğan olmayacak” ifadelerini kullandı.

Akşener, “Ekrem İmamoğlu da Mansur Yavaş da Millet İttifakı’nın Belediye Başkanları. İki ismin de seçilmesi için gayret gösterdim” diyerek, “Sayın Kılıçdaroğlu iki arkadaştan birini aday gösterdiği hâlde biz hayır demeyiz. 63 ilin ilçelerinde insanlarla görüşüyorum. Muhalif seçmeni iki arkadaşımız üzerinden taraftarlaştırmaya döndü bu iş. Bunu yanlış buluyorum. Taraftarlaşan insanlar o insanların arkasında yürüyecek mi yürümeyecek mi diye bir endişem var. Tek ve ortak adayla gidilmesini de öneriyorum. Sayın Kılıçdaroğlu döner de iki arkadaştan birini aday gösterirse hayır demeyiz” ifadelerini kullandı.

“İç mesele olmaktan çıktı”

Akşener, “Elbette bu ülkede görev yapan bir yabancı büyükelçilerin Türkiye’nin içişlerine karışır gibi algılanacak bir eylemden söylemden uzak durması gerekir. Ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarını uyacağınıza dair de imza atmışsınız. AHİM’nin kararlarının uyacağına imza atmış bir ülkenin, o mahkemenin kararlarına uymamış olması bir iç mesele olmaktan çıkmıştır. Bunun üzerinden, ‘Bu karara uyun, gereğini yapın’ denilmesi, böyle bir açıklaması olabilir” diye konuştu.

Büyükelçilerin açıklamalarına da değinen Akşener, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün Amerikan Büyükelçisi ile başlayan, arkasından diğer büyükelçilerin devreye girdiği 41 maddeye uygun davrandıklarını teyit ettiler. Bunu ‘Biz yanlış iş yapmadık kardeşim’ diye okuyabilirsiniz. ‘Uluslararası bir sistemin sonuçlarını söyledik’ diye olabilir. Erdoğan’ın esip gürleyip yerine getirmemesine baktığımız zaman ise, Türkiye’nin dış politikasında hatalı da olsa gereğini yaparsınız. ‘Vururum ha, taş atarım ha’ diye ilan ede ede bir dış politika anlayışı olması mümkün değil. Bu şahsım devletidir. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği bir durumdur.”

Yaşanan gelişmelerden dolayı Türkiye adına üzgün olduğunu belirten Akşener, “Ben isterim ki elçiler ‘özür dileriz’ diyebilsinler. İsterdim ki bu ülkenin hakimleri Osman Kavala’yı sevmenin ötesinde herhangi bir kişinin hukuki olarak şaibeli bir durumda olmasın. Elçileri savunmuyorum. Asıl iğrenç olan, vahim olan, şahsa göre ‘bugün geliyor ha’ denmesidir. Ben ülkem adına çok üzgünüm. Dış politikada bir ciddiyet olur. Dış politika 150 yıldır bir hafızanın var olmasıyla, devredilmesiyle, başından itibaren de rasyonel bir bakış açısıyla yürüdü. 150 yıldır böyle bir dış politika mantığı var” görüşünü dile getirdi.

Akşener sözlerini şöyle sürdürdü:

“Osmanlı’nın yolculuğunu cumhuriyet yarıda kesmemiş. Akıldan uzak, rasyonaliteden uzak şahsi, kişisel bir hale geldi. Bir ruh hastalığının dış politikaya yansıması var. Çok uzun zamandır bizim dış politikadaki her işimizin iç politikanın ana malzemesi edildiği, ciddi bir devlet krizi var”

Paylaşın

İYİ Parti 4 Yaşında: Akşener’den ‘Seçim Manifestosu’ Gibi Konuşma

İYİ Parti’nin 4. kuruluş yıl dönümü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutlandı. Etkinlik kapsamında partililere seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Artık biz hazırız, şimdi onlar düşünsün” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / “Türkiye yeni bir çağrıyı bekliyor. Anneler, babalar, gençler bizi dinliyor” diyen Akşener, “Bu aziz millet bizleri sevdi, bağrına bastı. Milletimiz bize teveccüh gösterdi” dedi. “İstanbul Sözleşmesi’ni kayıtsız şartsız hayata geçireceğiz” diyen Akşener, “İYİ Parti iktidarında kadın işgücüne daha fazla katılacak. İş hayatında hak ettiği değeri görecek” ifadelerini kullandı.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi hakkında konuşan Akşener, “Kararları ortak akılla alacağız. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nden kurtulacağız. Tüm keneleri söküp atacağız. Devletin kontrolünü yasalara, kanunla bağlı kılacağız. Her kararımızda milletimize başvuracağız” dedi.

Dış politikaya ilişkin görüşlerini açıklayan İYİ Parti lideri Akşener, “Bizimle birlikte rasyonel, planlı ve programlı bir dış politika gelişecek. Dost kazanan bir anlayışla adımlar atacağız. Sığınmacı sorununa yönelik hamleleri süratle yapacağız. Sığınmacılar vatanlarına kavuşurken biz de rahatlamış bir Türkiye olacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Bugün bir dönüm noktasındayız. Bu aziz millet bizleri sevdi, bağrına bastı. Milletimiz bize teveccüh gösterdi. İYİ Parti’yi Türkiye’yi yönetme hayaliyle kurduk. Emin adımlarla iktidara yürüyoruz. Artık biz hazırız, şimdi onlar düşünsün.

İstanbul Sözleşmesi’ni amasız fakatsız hayata geçireceğiz. Kadınlara şiddet uygulanmasını görmezden gelmeyeceğiz. İktidar şiddet gören kadınları görmezden geldi. Bu ülkeyi kadınlarla el ele verip yeniden ayağa kaldıracağız. Milletimiz yetkiyi verdiğinde kararları ortak akılla alacağız.

Partili cumhurbaşkanlığı kararından kurtulacağız. İyileştirilmiş parlamento sistemiyle yeniden kutlu bir hale getireceğiz. Yandaş kavramını kaldıracağız. Milletin sırtındaki keneleri kaldıracağız. Artık karar veren millet olacak. Özgür düşünceyi savunacağız.

“Herkes kazanacak”

Torpil olmayacak. Önceden hazırlanan listeler olmayacak. Eğitim sistemini oyuncak olmaktan kurtaracağız. Çocuklarımız, güzel şartlarda büyüyecek, eğitim alacak, ve ülkelerine faydalı bireyler olacaklar.

Rüzgârgülü projemizle ilk, ortaokul ve lisedeki çocuklarımıza sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerini ücretsiz vereceğiz. Böylece tüm çocuklarımız, eşit beslenecek, eşit şartlarda okuyacak ve sağlıkla gelişecek. Rüzgârgülü’yle büyük bir istihdam ihtiyacı da ortaya çıkacak; çiftçiden üreticiye, nakliyeciden dağıtımcıya, herkes kazanacak.

Ekonomide hayata geçireceğimiz yapısal reformlarla borçlu esnafımızın çilesine son vereceğiz. Çiftçimiz, hakkı olan mazotu, gübreyi, ilacı alacak; yerli tohumla beraber bereketli Anadolu toprağını hakkıyla sürecek.

Üretimi destekleyeceğiz. İnşaata dayalı ekonomi modelinden çıkıp, sanayisiyle hızla kalkınan Türkiye hedefimizi hayata geçireceğiz. İşçi kardeşlerimizin evlerine rahatça ekmek götürebilmeleri için fabrikalar kuracak, kurulması adına teşvikler sunacağız.

Üreticiyi güçlendirecek; böylece asgari ücretle çalışan vatandaşlarımızı da bu zenginliğe ortak edeceğiz. Emek sahiplerine, hak ettikleri, insanca yaşayacakları şartları sağlayacağız. ARTAGAN projemizle kayıt dışı para trafiğine, israfa, ranta, çalma-çırpmaya, ÖTV zulmüne, son vereceğiz.

Doğalgaz, su ve elektrik faturalarını gören vatandaş korkuyor. Biz insanımızın fatura derdini en adil şekilde çözeceğiz. Allah’ın izniyle biz, kira fiyatlarını sorun olmaktan çıkaracağız. Bunu nasıl çözeriz? diye kurul oluşturduk, çalışıyoruz.

“Türkiye’mizi talan eden bu anlayışsız zihniyetten kurtaracağız”

Yabancılara konut satışını sınırlandıracağız. Medya özgür ve adil düzende, olması gerektiği gibi toplum yararına çalışan kurumlar haline gelecek. TRT, vergisini ödeyen herkesin kanalı olacak, her kesime hizmet verecek.

Sığınmacılar vatanlarına kavuşurken, biz de ekonomik ve sosyal anlamda rahatlamış bir Türkiye olacağız. Elbette cennet doğamızı, tarih mirasımızı ve sessiz dostlarımızı da unutmayacağız. Türkiye’mizi hayvanlara eziyet, tarihi mirasımızı rezil, ormanlarımızı da talan eden bu anlayışsız zihniyetten kurtaracağız.

Şart olsun ki; ormanları yakarak, yıkarak yapılan oteller için gereği neyse yapacağız. Milletin, devletin, yetimin hakkını, kimselere yedirmeyeceğiz.

Paylaşın

İYİ Parti, ‘Başbakan Akşener’ Kampanyası Başlattı

İYİ Parti, sosyal medya hesabından ‘Başbakan Akşener’ kampanyası başlattı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, daha önce yaptığı bir açıklamada,  “Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Başbakanlığa adayım” ifadelerini kullanmıştı.

Haber Merkezi / “Yarınlarımızı bir güneş gibi aydınlatacak, memleketimize iyi bir sayfa açacak güçlü Türkiye’nin başbakan adayı; Meral Akşener” notuyla paylaşılan videoda, Akşener’in yurt gezilerinden görüntüler yer aldı.

“İYİ bir sayfa açıyoruz” ifadelerine yer verilen videoda, “başbakan” için “iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdeki yönetici” tanımlaması yapıldı. Video kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.

Sosyal medya kampanyasına destek veren İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, “Çoğu gitti azı kaldı…Türkiye kurtuluyor! Başbakan Meral Akşener geliyor” ifadelerini paylaştı.

İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ise, “Kararlılıkla, umutla ve söz verdiğimiz gibi Başbakan Meral Akşener geliyor” mesajına yer verdi.

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu ise, videoyu, “Başbakan Akşener, milletin umudu” ifadeleriyle paylaştı.

 

 

 

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Kendi Sözleriyle Yanıt!

Erdoğan’ın “Sosyal medya mecraları bugün hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de devletlerin milli güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir” sözlerine yanıt veren Akşener, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi bugün hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de ülkemizin milli güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ev sahipliğini yaptığı İstanbul’da düzenlenen “Türk Konseyi Medya Forumu”na bir video mesaj göndererek katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, “Sosyal medya mecraları bugün hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de devletlerin milli güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir” dedi. İletişim konusunda milliliği işaret eden Erdoğan, “Nasıl savunma sanayii ve askeri konularda tamamen yabancılara bel bağlamıyorsak, iletişim meselesini de başkalarına havale edemeyiz. Oryantalist bakış açısıyla sürekli bizlere insan hakları, demokrasi ve özgürlük dersi verenlerin vicdan ve meslek ahlakına güvenemeyiz” diye konuştu.

“Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini alıntılayan İYİ Parti lideri Meral Akşener ise, şu ifadeleri kullandı: Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi bugün hem demokrasiyi hem toplumsal barışı hem de ülkemizin milli güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir.

Paylaşın

Akşener’den Faiz Tepkisi: Olan Yine Halkımıza Oldu

Merkez Bankası’nın faiz kararına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, “Olan yine hane halkımıza, esnafımıza ve KOBİ’lerimize oldu. Bu aziz millet bunu hak etmiyor. Çok yazık…” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirme kararına sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile çok sert tepki gösterdi.

İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamasında, “Ciddiyetsiz bir iktidarın, atadığı liyakatsiz bir bürokrat aracılığıyla verdiği, rasyonellikten uzak bir kararın sonucunda olan yine hane halkımıza, esnafımıza ve KOBİ’lerimize oldu. Bu aziz millet bunu hak etmiyor. Çok yazık…” ifadelerini kullandı.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), gün içerisinde faiz kararını açıklamıştı. MB, politika faizini yüzde 18’den yüzde 16’ya indirmesiyle, yükselişe geçen Dolar ve Euro kuru, rekor kırmıştı. MB, enflasyonun yüzde 20’ye yaklaşmasına rağmen 23 Eylül’de 100 baz puan faiz indirmişti.

Dolar/TL’de bugün görülen yeni zirveyle, 5 Eylül 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı onayıyla açıklanan Hazine ve Maliye Bakanlığı imzalı Orta Vadeli Program’da (OVP) 2022 yılı için öngörülen ortalama 9,27’lik beklenti de şimdiden aşılmış oldu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den Kritik Görüşme: Ortak Açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Kılıçdaroğlu ve Akşener, görüşme sonrası düzenledikleri ortak basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Konuşmasına “Sayın Kılıçdaroğlu ve ekip arkadaşlarını İYİ Partide beraber çalıştığım ekip arkadaşlarımla beraber ziyaret ettik” cümleleriyle başlayan Akşener, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dair bir çalışma yapmıştık ve yaz tatili gelmeden önce kamuoyuyla paylaşmıştım arkadaşlarımızın yaptığı çalışmayı, partimiz adına bu çalışmayı diğer siyasi partilere de takdim etmek üzere bir ziyaret sistemi oluşturduk. Bugün de CHP’ye hem bu çalışmamızı resmi olarak takdim ettik, hem de Sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarıyla Türkiye’ye dair belirli konularda, önemli konularda, ekonomi başta olmak üzere, dış politika başta olmak üzere istişarede bulunduk.

İstişarenin Türkiye açısından çok önemli olduğuna, fikir teatisinin, dilin ortaklaşması, Türkiye’ye dair çözümlerin somutlaşması açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de uzun zamandır istişare kavramı kayboldu. Bizlerin, Millet İttifakının 31 Mart’a göre iki partisi, 24 Haziran’a göre dört partisinin, Millet İttifakını oluşturan dört partinin istişare kavramını tekrar Türkiye’nin gündemine getirmesini önemli buluyorum ve bizi yönetenlere de ‘ben yaptım oldu’ fikrinin Türkiye’yi getirdiği nokta açısından onların da dönüp istişare kavramını tekrar hayatlarına almasına örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederim arkadaşlarınıza ve size, sağ olun”

“Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise açıklamasında şunları söyledi; “Efendim Sayın Genel Başkan ve arkadaşlarıyla güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Sayın Genel Başkanın da ifade ettiği gibi Türkiye’nin pek çok sorunu var. Hemen hemen her alanda ciddi sorunlar var ve bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Türkiye’nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi, daha güçlü, daha dinamik bir yapıya ulaşması lazım. Bunun için de istişarelerde bulunduk, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.

Zaman zaman Sayın Genel Başkan ve arkadaşları, zaman zaman ben ve benim arkadaşlarım karşılıklı düşüncelerimizi aktardık. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili olarak da bize bir çalışma verdiler, kendilerine yaptıkları bu güzel çalışma dolayısıyla da teşekkür ederim. Ayrıca 6 siyasi partinin Genel Başkan Yardımcıları bu konuda bir çalışma yapıyorlar, o konuda da arkadaşlar bilgi verdiler.

Ben şunu ifade etmek isterim. Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Sorumlu politikacılar olarak bizler, bütün sorunlara kilitlenmiş vaziyetteyiz. İnşallah bütün bu sorunlardan Türkiye’yi kurtaracağız; güzel, yaşanabilir, huzur içinde bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Soru / Cevap

Soru; Efendim, geçtiğimiz günlerde 10 ülkenin büyükelçisi, Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönünde çağrı yaptı. Dışişleri Bakanlığından bu çağrıya bir tepki söz konusu oldu. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz ne olacak?

Meral Akşener; Şimdi Osman Kavala sizin tanımınıza göre Sorosçu öyle mi? Peki Soros’la masaya kim oturdu? Ben ve Sayın Kılıçdaroğlu değil. Sizi hiç hatırlamıyorum, ben hiç oturmadım. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığına böyle bir talepte bulunulmasını doğru bulur muyuz? Hayır bulmayız. Ama böyle taleplerin Türkiye’ye yapılır olmasına yol açmayı da doğru bulmayız. Dolayısıyla Rahip Brunson’u hatırlatan eylem ve söylemlerden Türkiye’nin uzak durmasının, Türkiye’nin itibarını öne koymasını tavsiye ederiz. Dolayısıyla bütün bunların önüne geçecek tek yol gerçekten hukukun işletilmesidir, Türkiye’deki hukuku, yargıyı oluşturan kurumların işlemesidir. Dolayısıyla söyleyeceğim budur.

Kemal Kılıçdaroğlu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyacağı sözünü verdi, bunun için de bir anayasa değişikliği gerçekleşti ve bu anayasa değişikliği TBMM’den oybirliğiyle çıktı. Bir ülkenin itibarı, imza attığı bir sözleşmenin arkasında durmaktır. İmza attığınız bir sözleşmenin gereğini yapmıyor ve arkasında durmuyorsanız itibar kaybeden Türkiye ve onu yönetenler olur. Biz Türkiye’nin itibarının her yerde, her alanda, her sahada korunmasını isteriz. Dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir kararı varsa o kararın da uygulanmasını isteriz. Eğer Türkiye gerçekten demokratik bir ülke ise, bir hukuk devleti ise bu çerçevede hareket etmesi lazım.

Bir şeye de dikkatinizi çekmek isterim; Sayın Genel Başkan da ifade etti, Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hiçbir müdahaleyi doğru bulmayız. Ama dışarıdan müdahale etmesine ortam hazırlayacak yönetimi de kabul etmeyiz, öyle bir yönetim de olmaz. Türkiye, hukuk devleti kuralları içinde gereğini yapar ve hepimiz de gereği yerine geldi diye herhangi bir düşünce, farklı bir düşünce ifade etmeyiz. Ama geldiğimiz nokta maalesef üzücü bir nokta.

Soru; Efendim, Bülent Arınç katıldığı bir canlı yayında CHP’nin oylarının arttığını söyledi. Artmasının sebebi olarak da laiklik ve Kemalist çizgiden uzaklaştığınızı söyledi. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz bu birinci sorum. İkinci sorum da, TÜSİAD Başkanının önceki gün yaptığı konuşmada; laikliğe, yargı bağımsızlığına ve Merkez Bankası bağımsızlığına vurgu yapması, aynı zamanda İstanbul Sözleşmesinden Türkiye’nin çekilmesinin anlamsız olduğunu ifade etmesi hakkında iki Genel Başkan ne düşünüyor?

Kemal Kılıçdaroğlu; Öncelikle şunu söyleyeyim, Sayın Bülent Arınç’ın CHP’nin oyları önümüzdeki süreç içinde artacak diye bir ifade de bulunması güzel bir şey. Zaten hayatın bir gerçeği, gerçeği Sayın Bülent Arınç da görüyor, gördüğü içinde çok mutluyuz. İkinci sorunuz TÜSİAD Başkanı. TÜSİAD Başkanı da, TÜSİAD yönetimi de hiç üzülmesinler Türkiye’ye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz, hukukun üstünlüğünü getireceğiz, yargı bağımsızlığını getireceğiz, bu konuda kararlıyız.

Meral Akşener; Şimdi mahşerin dört atlısı üzerimize üzerimize geliyor dedi Sayın Başkan. Doğrudur. Laiklik konusundaki hassasiyet üzerinden sordunuz. Yıllardır şunu söylerim, laiklik bir hukuk kuralıdır. Yani o ülkenin kanunlarının ilahi vahiye göre mi olacak, yoksa insan için mi hazırlanacak ona karar veren bir hukuk terimidir, hukuk normudur. Dolayısıyla laikliği bugüne kadar siyasetçiler konuştu, laikliği bugüne kadar işadamları konuştu, din adamları konuştu ama hukukçuların konuştuğu hiç görülmedi, ortadan kayboldu gitti. Şimdi laiklik aynı zamanda yapılacak kanunların ruhunu vaaz ettiğine göre, onun normu olduğuna göre, demek ki aynı zamanda insana göre, insan için yapılmasını vaaz ettiğine göre, onun normu olduğuna göre 21.yüzyılın yeni değer setlerine uygun kanunların ve bir hukuk anlayışının ortaya konulması gerektiğini de vaaz ediyor. Şimdi iş adamları açısından laikliğin önemi, hukukun üstünlüğü artı adaletle alakalı bir konu. Dolayısıyla ekonominin patronu güvendir, güveni oluşturacak olan hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, adalettir ve ona bağlılıkta demokrasidir. Dolayısıyla demokrasiyle laikliğin yan yana oluşunun bugünlerde daha iyi anlaşılmış olmasını, anlaşılıyor olmasını çok olumlu bulduğumu ifade etmek isterim. Ama hukukçuların konuşması gereken bir norm olduğunu, bugüne kadar da habire başka başka alanlarda konuşulduğu için laikliğin ne olduğunun bir türlü anlaşılamadığını da sorunuzla irtibatlı olarak anlatmak isterim, tekrar hatırlatmak isterim.

Soru; Efendim bugün Irak ve Suriye tezkereleri Meclis Başkanlığına gönderildi. Tezkerelerle ilgili her iki partinin tutumu ne olacak?

Meral Akşener; Biz TBMM’ye gelen bütün tezkerelerle ilgili olarak önceden bir ekip kurarız. Bunu daha evvel de bir sanıyorum Demokrat Parti’yi ziyaretim sonrasında söylemiştim. Bu konunun uzmanı arkadaşlarımız üzerinden bir ekip kurarız, onlar tartışırlar, bir rapor ortaya çıkarırlar sonra da milletvekili arkadaşlarımızla bu paylaşılır. Çünkü milletvekili arkadaşlarımız evet veya hayır diyecekleri için. Bu çalışmayı yaptırdık ve o raporun sonucunda milletvekili arkadaşlarımıza ve bana sunulan raporda eleştirilerimiz baki kalmak kaydıyla evet oyu vereceğimizi buradan ifade etmek isterim.

Kemal Kılıçdaroğlu; Yetkili organlarımızda görüşeceğiz. Dün geldi, arkadaşlar ön görüşmeleri yaptılar, daha sonra MYK’da bu konuyu ayrıntılı olarak görüşüp kararımızı parlamentoda ifa edeceğiz.

Soru; Efendim parlamenter sistem çalışmalarının devam ettiğini belirttiniz. Siz de önerinizi sunduğunuzu söylediniz. Kurmaylarınız da yeni ana ilkeler üzerinde bir uzlaşma sağlamaya çalışıyor. Hatta dünkü toplantıdan sonra yazılı olarak artık bir metin haline dönüşmeye başladığı bilgileri gelmişti. Bu anlamda bu ne zaman bir sonuca varır? Aynı zamanda Sayın Akşener’in ziyaretleri devam etmişti diğer partilere. İttifakın büyümesine dair bir izleniminiz oldu mu, birçok farklı partiye gittiniz, parlamenter sistem üzerine de değerlendirmeler yaptınız, nasıl geri dönüşler aldınız efendim? Sizden de yine bu sürece ilişkin ne zaman liderler olarak bir yanıt alabileceğiz parlamenter sistemle ilgili?

Meral Akşener; Şimdi biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili yaptığımız çalışmayı siyasi partilerin Genel Başkanlarına ve onların uygun gördüğü arkadaşlarına takdim ediyoruz. Aynı zamanda da Türkiye’ye dair görüşlerimizi karşılıklı olarak paylaşıyoruz ve bir istişare ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu arada Sayın Sarıgül’le de bir görüşme yaptık, o bizi ziyaret etmişti. Aynı şekilde Sayın Temel Karamollaoğlu bizi ziyaret etmişti, onunla da aynı biçimde bu görüşlerimizi paylaştık, karşılıklı istişarede bulunduk. DSP’yle de bir… Onlar bizi ziyaret etmişlerdi fakat çok yoğundu Genel Başkanları sanıyorum önümüzdeki süreçte bir görüşme imkanımız olacak.

Şimdi bütün bunların neticesinde birincisi bu istişareyi çok önemsiyoruz biz karşılıklı görüş alışverişini Türkiye’de tekrar hakim kılabilmeyi. Ben 22 aydır arkadaşlarımla Anadolu’yu geziyorum, ilçe ilçe esnaf geziyorum, orada birçok insan görüyoruz ve Türkiye’de dedikodular üzerinden, iftiralar üzerinden, hakaretler üzerinden ama dertler üzerinden olmayan bir siyasi atmosfer var. Bir ayağı bu gezilerimizle bu gerçek dertleri görüp, o gerçek dertler üzerinden konuşmak ve seçmeni velinimet yapmak. Bir diğer yönüyle de rekabet edebiliriz, biz bütün siyasi partiler birbirimizle rekabet edebiliriz ama Türkiye adına, milletimiz adına, devletimiz adına ve seçmenimiz adına bu rekabeti işbirliği içinde de yapma imkanımız var. Dolayısıyla bunları başarmaya yönelik bir fener tutmaya çalışıyoruz. Buralardan da son derece verimli sonuçlar aldık. Konuşmak kadar güzel bir şey yok, karşılıklı konuşmak kadar güzel bir şey yok. Önyargıların ortadan kalktığı, birbirinizi anlamaya çalıştığınız bir sistem bu.

Şunu söyleyebilirim, parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla bu ziyaret ettiğimiz arkadaşlarımızın siyasi partilerin Genel Başkanlarının hiçbirinin bir itirazı yok. Onlarla da zaten 6 siyasi partinin Genel Başkan Yardımcıları şu anda birlikte çalışıyorlar. O dediğiniz metin, biz Sayın Genel Başkanımızla beraber sorduk, Sayın Erkek Beyefendi’ye sorduk, Aralık ayı gibi bize sunulacak, Genel Başkanlara sunulacak bir metnin çıkacağını söyledi. İnşallah her şey iyi olacak.

Kemal Kılıçdaroğlu; Evet, Aralık ayında umarım 6 siyasi partinin de üzerinde uzlaştığı temel ilkeler ortaya çıkmış olur. Bu çerçevede arkadaşlar çalışmaları yapıyorlar, Aralık ayı çok geç bir ay da değil zaten. Dolayısıyla çalışmalarında arkadaşlara başarılar diliyoruz.

Soru; HDP Eş Başkanı Pervin Buldan Ağrı’da ‘şimdilik demokratik muhalif olduklarını ama ileriki dönemde demokratik iktidarın bir parçası olabileceklerini’ söyledi. Bunun bakanlık teklifi olabileceği söyleniyor, böyle bir yorum yapıldı bu açıklaması sonrası. İki Genel Başkandan da bununla ilgili bir yorum alabilir miyim?

Meral Akşener; Neresinden bakalım? Ortada seçim yok, ortada kurulmuş bir iktidar yok. Türkiye’de bizlerle ilgili bir şey olduğu zaman 10 adım sonrasında siz şunu yapacaksınız diye parmaklar sallanıyor. Bu demokratik değil. Dolayısıyla demin söyledim, dedikodular, iftiralar, hakaretler üzerinden o ona bunu dedi, bu buna şunu dedi üzerinden çok harika bir siyasi atmosfer vardı biz bunu yıkmaya kararlıyız. Ben Sayın Buldan’ın ne söylediğini bilmiyorum şu anda sizden duydum. Ama bizim gündemimizde böyle bir durum yoktur.

Kemal Kılıçdaroğlu; Gerçekten de ben de ilk kez sizden duyuyorum. Ama şunu gayet iyi biliyorum, Millet İttifakını bozacak acaba ne yapabiliriz böyle bir arayışın özellikle Cumhur İttifakında olduğunu da gayet iyi biliyorum. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yola başvururlarsa vursunlar bu ülkenin insanlarının ferasetine güveniyorum. Onlar bizlerin bu memleket için çalıştığını, bu vatandaş için çalıştığını, herkesin huzur içinde yaşaması gerektiğini ve bunu da bizim hedef aldığımızı gayet iyi biliyor. Dolayısıyla bizim tek güvencemiz milletimiz.

Soru; Benim sorum Sayın Kılıçdaroğlu’na. Son dönemde yaptığınız açıklamalar cumhurbaşkanı adayı olacağınız şeklinde değerlendiriliyor. Özellikle Merkez Bankası ziyaretiniz ve bürokratlara yönelik yaptığınız açıklama. Öte yandan aynı dönemde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da önce Karadeniz’e, sonra Güneydoğu’ya gitti ve bu da kamuoyunda İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor şeklinde yorumlandı. İmamoğlu’nun böyle bir talebi var mı?

Kemal Kılıçdaroğlu; Bana gelmiş herhangi bir talep yok. Ayrıca giderken de zaten benden izin aldı.

Soru; HDP, TBMM’de üçüncü büyük parti konumunda. Şimdi 6 siyasi parti aynı masada parlamenter sisteme geri dönüş çalışmalarını yürütüyor ama bu noktada HDP’nin dışlandığı ve demokrasi ittifakı çağrısına yanıt alamadığı yönünde eleştiriler de var. Bir noktada muhalefet cephesinde HDP’yle masaya oturulması, liderler düzeyinde de, alt düzeyde parlamenter sisteme geri dönüşte HDP’nin de sürece dahil edilmesi noktasında görüşleriniz nedir acaba?

Meral Akşener; Bizim bu konudaki görüşümüz defalarca defalarca defalarca söylendi hem benim tarafımdan, hem arkadaşlarım tarafından. İYİ Partiye dair bahsettiğiniz siyasi partinin yani HDP’nin Eş Başkanları, farklı yöneticileri tarafından da bize dair de, İYİ Partiye dair de görüşler anlatıldı anlatıldı anlatıldı , tekrarında yani ancak zaman almış olur. Değişen bir şey yok, burada duruyoruz.

Soru; AK Parti Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’in bir açıklaması oldu, ‘Halkın, milletin sıkıntılarının farkındayız, ekiplerimiz tebdil-i kıyafet halkın arasında geziyorlar’ dedi. Özellikle tebdil-i kıyafet kısmı tartışmalara yol açtı. Sizin yorumunuz olacak, iki Genel Başkana da…

Kemal Kılıçdaroğlu; Allah aşkına ekonominin durumunu bilmek için tebdil-i kıyafetle gezmeye gerek var mı? Akıl alacak şey değil. Bunlar gerçekleri görmüyorlar mı, gazeteleri okumuyorlar mı, vatandaşları dinlemiyorlar mı? Sayın Genel Başkan Anadolu’yu karış karış geziyor. Ben Anadolu’yu karış karış geziyorum. Esnafla, çiftçiyle, emekliyle, işçiyle, işsizle konuşuyoruz. Bunlar zaten söylüyorlar. Bunlar acaba televizyon da mı izlemiyorlar? Sadece havuz medyasının televizyonlarını mı izliyorlar? Türkiye güllük gülistanlık mı? Bütün dünyanın bildiği gerçeği bunlar bilmiyorlar mı? Efendim gerçeği öğrenmek için tebdil-i kıyafet yapıp halkın arasına girecekler. Hangi çağda yaşıyorlar bunlar? 21.yüzyılda yaşadıklarını da bunlar düşünmüyorlar. Öyle herhalde.

Meral Akşener; Ben Anadolu’yu gezerken AK Partiye oy vermiş -bugün grup konuşmamda da söyledim- AK Partiye oy vermiş, AK Parti teşkilatlarında çalışmış insanlarla da görüşüyorum. Temel mesele, o tebdil-i kıyafetin anlamı, AK Parti yöneticisi ve AK Parti mensubu olarak vatandaşın arasında gezememe korkusu. Tebdil-i kıyafetin anlamı o.

Paylaşın