Akşener, Erdoğan’a Sert Sözlerle Yüklendi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündemin öne çıkan başlıkları hakkında değerlendirmede bulundu. Konuşmasında, Erdoğan’a sert sözlerle yüklenen Akşener, “Belediye başkanlığında; sokakta aç kalan çocukların imdadına koşardın. Şimdi vatandaşı aç gezerken, lüks içinde sefa sürebilen, vicdansız bir adam oldun. Kendi hatasını göremeyecek kadar kör, doğruları duyamayacak kadar da, sağır bir adam oldun.” dedi.

Haber Merkezi / Sözlerine haftaya çok kötü haberlerle başladık diyen Akşener, “Daha hayatlarının başındayken Enes oğlumuzu, Dilara ve Raziye kızlarımızı kaybettik. Enes’i hapsedildiği umutsuzluğa kurban verdik. Elinden alınan özgürlüğe, en yakınlarının gösterdiği umursamazlığa ve yaşamaya zorlandığı hayatın sonucunda çıkışı intiharda bulmasına kahrolduk. Raziye ve Dilara’yı ise ülkemizdeki tıpkı diğer genç kadınlar gibi önü bir türlü alınamayan alınmak da istenmeyen bir vahşete, mahkeme kararlarına rağmen yetkililerin ısrarla parmağını oynatmadığı bitmeyen bir şuursuzluğa kurban verdik” dedi.

“Buradan Sayın Erdoğan’a bir çağrıda bulunmak istiyorum” diyerek konuşmasına devam eden İYİ Parti lideri, “Artık yeter. Bu ölümlerin artık durması gerekiyor. Senin de çocukların, torunların var. Bu ölümlere benim kadar senin de üzüldüğünü biliyorum. Bunun siyasi bir yanı yok. Her hafta çocuklarımız ölüyor. Her hafta gençlerimiz, kadınlarımız ölüyor. ölümlerin ardından ‘tweetler’ atmak yetmiyor. Kaybettiğimiz her gencin ardından üzüntü beyanlarında bulunmak yetmiyor. Katledilen her kadının ardından ağıt yakmak yetmiyor. Gel iktidar ve muhalefet el ele verelim. Bu ülkenin lügatından kadın ölümlerini, genç ölümlerini silelim. Ben ve partim açık yüreklilikle her türlü katkıyı vermeye hazırız. Yeter ki artık çocuklarımız ölmesin. Yazıktır, günahtır.

Erdoğan’ın bu çağrıya yanıt vereceğinden “şüpheli” olduğunun da altını çizen Akşener, “Çünkü kabul edelim, Sayın Erdoğan son zamanlarda pek iyi değil. o nedenle de artık her gün kendisinin ruhsal bunalımlarının yeni bir yansımasına şahit oluyoruz. Egosantriksin serzenişlerinin her gün yeni birisini izlemek zorunda kalıyoruz. Öfke nöbetlerine, kutuplaştırıcı tiratlarına maruz kalıyoruz. Nitekim güven ve istikrar diye çıktığı yolda liyakatın yerini beceriksizliğe, bilginin yerini cahilliğe, sağduyunun yerini öfkeye bıraktığını görüyoruz. Bunun sonucunda güven ve istikrarın zerresinin bile olmadığı felakete giden bir yolda milletçe yürüyoruz.

İYİ Parti Lideri Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle;

“Haftaya çok acı haberlerle başladık. Daha hayatlarının baharındayken, Enes oğlumuzu, Raziye ve Dilara kızlarımızı kaybettik. Enes’i, aynı Fedai öğretmenimiz gibi, hapsedildiği umutsuzluğa kurban verdik. Elinden alınan özgürlüğe, en yakınlarından gördüğü umursamazlığa, ve yaşamaya zorlandığı hayatın sonucunda, çıkışı intiharda bulmasına kahrolduk.

Raziye ve Dilara’yı ise, ülkemizdeki daha nice genç kadın gibi, önü bir türlü alınamayan, alınmak da istenmeyen bir vahşete, mahkeme kararlarına rağmen, yetkililerin ısrarla parmağını oynatmadığı, bitmeyen bir şuursuzluğa kurban verdik. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Yüce Allah, sevenlerine, sabr-ı cemil ihsan eylesin. Buradan, Sayın Erdoğan’a, bir çağrıda bulunmak istiyorum. Artık yeter.

Bu ölümlerin artık durması gerekli.Senin de çocukların var, senin de torunların var. Bu ölümlere, benim üzüldüğüm gibi, senin de üzüldüğünü biliyorum. Bunun siyasi bir yanı yok. Her hafta, çocuklarımız ölüyor. Her hafta, gençlerimiz ölüyor. Her hafta, kadınlarımız ölüyor.

Ölümlerin ardından tweetler atmak yetmiyor. Kaybettiğimiz her gencin ardından, üzüntü beyanlarında bulunmak yetmiyor. Katledilen her kadının ardından, ağıt yakmak yetmiyor. Gel, iktidar ve muhalefet el ele verelim, bu ülkenin lügatından, kadın ölümlerini, genç ölümlerini silelim. Ben ve partim, açık yüreklilikle her türlü katkıyı vermeye hazırız. Yeter ki artık çocuklarımız ölmesin. Yazıktır.

Hey gidi hey… Neydin, ne oldun Sayın Erdoğan? Belediye başkanlığında; sokakta aç kalan çocukların imdadına koşardın. Şimdi vatandaşı aç gezerken, lüks içinde sefa sürebilen, vicdansız bir adam oldun. Bir zamanlar, geçmiş iktidarların hatalarından ders alırdın. Şimdiyse, kendi hatasını göremeyecek kadar kör, doğruları duyamayacak kadar da, sağır bir adam oldun.

“Nereden, nereye?” değil mi Sayın Erdoğan

Eskiden, bilgi ve tecrübe sahibi insanları etrafında toplardın; Şimdiyse, etrafını bol maaşlı şakşakçılarla çeviren, acayip bir adam oldun. Milletin adamı olarak yola çıktın; Şimdi milletin karşısına çıkamıyorsun, yüzüne bakmıyorsun, sesini duyamıyorsun. “Nereden, nereye?” değil mi Sayın Erdoğan.

Bizden beklenen Nebati bakanın gözlerinin içine bakmamız. Bakınca ne görüyoruz? Ekonomiyi giderek içinden çıkılmaz bir noktaya getirirken ‘Siz en fazla maaşınızı kaybedersiniz’ diyerek adeta ruhani selefi damat bakana selam çakan empati yoksunu birini görüyoruz.

Buradan ekonomiyi yönetenlere sesleniyorum. Lütfen aklınızı başınıza alın. Size ne yapmanız gerektiğini ben söyleyeyim. Aynı 128 milyar dolar meselesinde olduğu gibi yine gizli kapaklı işler yapmaya başladınız. Yatırım yapmak isteyen iş dünyasını dövizini bozdurmazsan sana kredi vermem diye tehdit ediyorsunuz. Sanayicinin gelirinin yüzde 25’ine el koyuyorsunuz. Yapmayın.

Bu gizli kapaklı işlere merakınız ekonomiyi daha kırılgan hale getiriyor. İlk yapmanız gereken enflasyonla mücadeleye öncelik verip ekonomideki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve enflasyon devülasyon sarmalını bu şekilde kırmak. Daha önce ne yapmanız gerektiğini anlatmıştım. İzlemediyseniz, internetten açın izleyin. Eğer yapamıyorsanız bir zahmet siz gideceksiniz, biz geleceğiz biz yapacağız.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni acemi ekonomistlerin, iş bilmez yöneticilerin ve saray cehaletinin deneme tahtası olmaktan biz kurtaracağız. İYİ Parti iktidarında ekonomiyi de memleketi de biz düze çıkaracağız. Bildiğiniz gibi Pazartesi günü işsizlik verileri açıklandı. İşsiz gençlerimizdeki artışın 120 bin kişi olduğunu üzülerek gördük. Daha da üzücü olanı ise bu 120 bin kişinin 105 bininin kadın olması.

Bir başka ifadeyle iş gücüne dahil olan 118 bin genç kadının sadece 13 bini iş bulmuşken, 105 bin genç kadın iş bulamamış. Kayıt dışı istihdam artışının 608 bini kadın istihdamında gerçekleşmiş. AK Parti iktidarının ekonomideki yönetim modeli gençleri ve kadınları dışlayan, onları güvencesiz istihdama iten çağ dışı anlayıştan başka bir şey değil. Bunu kabul etmiyoruz. Bu ülkenin kadınları, gençleri çok daha iyisini hak ediyor.

20 Ocak 2020’den beri tam 77 ile gittik. Karşılaştığımız yoksulluğu en derinden hissedenlerden biri olan gençlerimizin düşüncelerini de dinleme fırsatımız oldu. Henüz 12 yaşında faizden, enflasyondan bahseden çocuklarımızı, 16 yaşında asgari ücreti merak eden gençlerimizi dinledim.

Ülkemizin her yanını saran kayırmacılığın, torpilin ve liyakatsizliğin karşısında kendine bir fırsat bulamayan, bulamadıkça ülkesinden umudunu kesen, umudu yurt dışında arayan gençlerimizi daha iyi anladım. Gençlerimizi bu hale getiren bu ucube düzenden daha da utandım. Sayın Erdoğan, günde 20 liraya mahkum edip üstüne bir de ‘Elinize dilinize vursun’ dediğin gençlerin üçte birinin yoksul olduğunu biliyor musun?

Ülkemizdeki 12.3 milyon yoksul vatandaşımızın tam 6.2 milyonun genç olduğunu biliyor musun? 12 milyon gencimizin; 2 milyonunun, bilgisayarının olmadığını, 1,3 milyonunun, eski giysilerinin yerine, yenisini alamadığını, 1 milyonun, ikinci bir ayakkabısının olmadığını, biliyor musun?

“Başka bir dünya mümkün” dediğin dünya, bu mu Sayın Erdoğan? Uçan, kaçan, tüm dünyaya kafa tutan Türkiye, bu mu? Gençlere reva gördüğün hayat, bu mu? Eski Türkiye’den dem vurarak, Nankörlükle, tembellikle, iş beğenmemekle suçlayarak, “Çıkar telefonunu göster” nobranlığına hapsederek, onların, bu yoksulluğa razı olmalarını bekleyemezsin.

Kendi beceriksizliğinin faturasını, bu ülkenin gençlerinin sırtına yükleyemezsin. Bugün Türkiye’de doğan bir çocuk ebeveynlerinden daha iyi bir hayata yaşama lüksüne sahip değil. Bugün 18 yaşında bir genç annesinin 18 yaşındaki haline göre çok daha kötü şartlarla karşı karşıya. Bu durum gençlere ‘Hayal kurma’ demektir. ‘Geleceğini yurt dışında ara’ demektir.

Bunu kabul edemeyiz. Artık son denmelerini yaşadığın 20 yıllık iktidarının sonucunda çocuklarımızı yoksulluğa mahkum etmişsen sen artık o koltukta oturmayı hak etmiyorsun demektir. O beğenmedikleri Cumhuriyetimizin en temel vasıflarından birisi eğitime erişimi eşit bir şekilde sağlamasaydı.

“Asıl mesele eğitimin vasatlaşmasıdır”

Eğitime erişimin sağlanması durumunda sınıfsal arası geçirgenliğin yaşandığı bir Türkiye vardı. Asıl mesele eğitimin vasatlaşmasıdır. Devletin eğitimden elini çekermiş gibi yapmasının doğru olmadığını söylüyorum.

Sosyal devlet olma hakkını, görevini, zorunluluğunu vakıflara, derneklere, cemaat ve tarikatlara bıraktığını bir anlayışla fakir fukara bedelsiz, ücretsiz kaldığı, okuduğu okullara, yurtlara mahkum edildi. Eğitimdeki bu rezaleti çözmeyi Allah bize nasip edecek. Fakirliğe mahkum edilen o çocukların yeniden hayal kurmasını devlet eliyle sağlayacağız. Bunu yapamıyorsak Allah bana hiçbir şeyi nasip etmesin.

Önce aileleri, sonra çocukları mahkum ediyorsunuz. O çocukların hayallerini elinden aldınız Sayın Erdoğan. 2020-2021 yılında Türkiye’de yüksek öğretimde yaklaşık 8 milyon öğrenci bulunuyor. 450 bini burs, 1 milyonu kredi alıyor.

Öğrenciliği bitmiş, kredi borçlusu öğrenci sayısını KYK verileri şeffaf olmadığı için tam bilemiyorum. Ancak 2021’in Mart ayı itibariyle devlete borçlu öğrencilerimizin sayısının 5 milyonu aştığını, 300 binden fazla öğrencimiz hakkında ise icra takibi veya yasal işlem başlatıldığını biliyoruz.

Gençlerin aldıkları kredi miktarının büyük bir kısmı devlet yurdu bile olsa yurt ücretlerine gidiyor. Örneğin bugün 850 lira alan bir öğrenci, 200-400 lirasını yurda ayırıyor. Eline kalan para ise devlet yurtlarındaki yemeğe bile yetmiyor. Üstelik yurtlardaki, hijyenik olmayan koşullar, kalabalık odalar, yavaş internet gibi, onlarca problem de cabası.

Öğrencilerimiz bu parayla; Hem okumaya, hem geçinmeye, hem yaşamaya, hem kendilerini geliştirmeye, hem de sosyalleşmeye çalışıyor. Ancak bu miktarlar ile, bunu gerçekleştirebilmek imkânsız. İşte gençler, tam da bu yüzden; kendilerini sömüren, okul hayatlarını engelleyen, güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor.

Sözde yarı zamanlı işlerde, kötü niyetli işverenler, gençlerin emeklerini, sonuna kadar sömürüyor. Maalesef, zorlu çalışma koşullarının, ve uzun çalışma saatlerinin, resmen norm haline getirildiği ülkemizde, gençler, haklarını aramayı, akıllarına bile getiremiyor.

Birazcık sesini çıkaranlar, haklarını arayanlar, hemen işten atılıyor, maaşlarını alamıyor. Gençlerimiz sürekli, aç kalmak ile, hak aramak arasında, tercih yapmaya zorlanıyor. Diyelim ki; tüm bu zorluklardan sonra, okullarını bitirmeyi ve mezun olmayı başardılar. Sorun burada da bitmiyor.

Yeni mezunları, işsizlik, asgari ücret, kayıt dışı çalışma gibi, Türkiye’nin en acı gerçekleri bekliyor. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi verilerine göre; Türkiye’de en çok tercih edilen bölümlerden biri olan; işletme mezunlarının, yüzde 60’ı, asgari ücretle iş bulabiliyor.

Aynı şekilde, bu mezunların, yüzde 40’ı, mezun olduktan, en erken 6 ay sonra iş bulabiliyor. Yalnızca işletme değil, hukuktan tıbba, öğretmenlikten veterinerliğe kadar, neredeyse her branşta, benzer sorunlar var.

Yani gençlerimiz, hem kısa zamanda iş bulamıyorlar, hem de buldukları işlerden, yeteri kadar para kazanamıyorlar. Peki hal böyleyken, bu öğrenciler, kredi borçlarını nasıl ödüyorlar? Cevabı basit: ödeyemiyorlar.

Her ne kadar, 2 seneliğine faiz işletmeme, 36 ay taksitlendirme gibi, sistemler olsa da; genç işsizliği ve asgari ücret gerçeği karşısında, öğrencinin, maaşının yarısı ile, kredi ödemesi gerekiyor. Uygulanan yüksek faiz, borç yükü, kurdaki artış, enflasyon ve yaşam pahalılığının getirdiği yük de, tüm bunların cabası…

Değerli dava arkadaşlarım; İşte o nedenle, bugün, Milletin Kürsüsü’nde, gençlerimizi dinleyeceğiz. İktidarın, gençlerimizin hayatlarında açtığı bir yarayı, ve sonuçlarını kendilerinden duyacağız.

KYK mağdurlarının sesini duyurmak için, Uğur Yavaş kardeşimiz aramızda. Şimdi, başta sayın Erdoğan ve iktidar mensupları olmak üzere, herkesi, gençlerimizi dinlemeye davet ediyorum. Buyur Uğurcum, söz de, kürsü de senindir.

“Bu iktidar çocuklarımıza iyi bir eğitim, iş imkanı sağlıyor mu?”

Eğitim bursunun amacı nedir? Maddi imkanı olmayan gençlerimize, eğitimden mahrum kalmasınlar diye maddi destek sağlamaktır. Gençler eğitimlerini tamamlayıp iş sahibi olduklarında bu borcu öderler. Bir öğrenci bu borcu devletin sağlayacağı eğitim ve iş karşılığında alır. Bu iktidar çocuklarımıza iyi bir eğitim, iş imkanı sağlıyor mu?

Hayır. Tam tersine iş sağlayan işletmeleri batırmak için çalışıyor. İş yoksa bu gençler borcunu nasıl ödeyecek? Bir anlaşmanın geçerli olması için her iki tarafın anlaşmanın şartlarını yerine getirmesi gerekiyor.

Sayın Erdoğan sen iş imkanı sağlamaktan vazgeçmişsin ama borcu tahsil etmekten vazgeçmiyorsunuz. Üniversiteler gelir kapısı olmuş… Sen iyi bir eğitim vermekten vazgeçmişsin ama KYK borcuna faizden vazgeçmiyorsun. Sen üzerine düşen hiçbir şeyi yapmamışsın sonra da tefeci gibi gençlerin üzerine çöküyorsun.

Paylaşın

Akşener: Çocuklar Gıda Yetersizliğinden Gelişemiyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ile birlikte Bağcılar’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 30 Kreşin Toplu Temel Atma Töreni’ne katıldı.

Haber Merkezi / Akşener, iktidarın halka yaşattığı yoksulluğu Millet İttifakı’nın yönetimindeki belediyelerin gidermeye çalıştığını söyledi, “İyi ki yerel seçimlere Millet İttifakı olarak girmişiz” dedi. Akşener, kreşlerin kadın istihdamı için çok önemli olduğunu söyledi.

Yoksul ailelerin çocuklarının önündeki fırsat eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini belirten Akşener, “AKP’nin kazandığı ilçelerde zenginler oluşmuş. Ama nasıl zenginler? Sadece ihalelerle zenginleşen AKP’liler” dedi.

İYİ Parti lideri, son dönemdeki yurt gezilerinde yoksul çocukların gelişim sorunları yaşadığını gördüğünü anlattı:

“Gıdası olmazsa, iyi beslenemezse zekası gelişmiyor çocukların. 11 yaşında sandığım çocukların yaşını sorduğumda 13-15 olduğunun ortaya çıktığı, sarıldığımda kemiklerinin ellerime geldiği bir Türkiye’yle karşı karşıyayız. Şu kadarcık çocuk (eliyle bel seviyesini gösteriyor) 15 yaşındayım diyor. Sarılıyorum kemikleri eline geliyor. Orta okulda, evinde tablet yok. Evinde cep telefonu, internet yok. Ne oldu? ‘Belediye dağıttı, arkadaşıma verdiler, benim dayım yoktu, bana vermedi’ diyor. Buna uygun bir kelime bulamıyorum.”

İYİ Parti Lideri Akşener, ayrıca, Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği kreşten lojistik merkezine, polis merkezinden Kuran kursuna kadar 14 tesisten oluşan temel atma ve açılış törenine katıldı.

Akşener,  burada yaptığı konuşmada ise, “Hizmet için, milletin parasıyla, devletin kurumlarına binalar yapıyorlar. O binaların teslimi esnasında, açılışlarının heyecanı esnasında, devletimizi temsil eden bürokrasiden valilik yok, emniyet müdürlüğü yok, müftülük yok. Bu şehrin seçilmiş başka siyasi partilerinin temsilcileri yok, milletvekilleri yok.” eleştirilerinde bulundu.

“Bu milletin de inanılmaz bir feraseti var” var diyen Akşener, 2 kez yapılan İBB seçimlerine şu sözlerle gönderme yaptı:

“İBB seçimlerinde bu salondaki herkes, elinin elinden gelenin en fevkinde çalıştı. Sonuçta, o çalışmanın birinci fazında, o milletin terine, o milletin emeğine ve oy verenin iradesine çok büyük bir saygısızlık yapıldı. Sonra ne oldu? Bu milletin feraseti, irfanı devreye girdi.

O iradeye uzanan ele, bir sağlam şamar gitti ki; sesi Türkiye’nin her tarafından duyuldu. ‘Çat’ diye bir şamar gitti. Şimdi bu arkadaşların gözünü ne perdeledi bilmiyorum kardeşim ben. Yani akla uygun değil. Mantığa uygun değil. Siyasete uygun değil.

Siyasetin öznesi insan. O insanın iradesine, o insanın iradesinin sonuçlarına saygı duymadığın zaman ne yaşadığın. Burada da teslim edilen yer, milletin çocuklarının görev yaptığı, -ister müftülük olsun, ister karakol olsun- kavruk Anadolu çocuklarının görev yaptığı, devletin bir kurumu olan emniyet teşkilatına bir binanın teslimi. Şimdi buradaki yapılan, alınan tutum…

Yani gerçekten çok üzgünüm. Samimiyetle üzgünüm. Siyasetçi, siyasetçiyle rekabet edebilir. Siyasetçi, siyasetçinin eylemleri üzerinden birçok tavır koyabilir, tutum alabilir. Bunlara saygı duyarız. Zaman zaman ölçü kaçar, haksızlık da olur. Ona da saygı duyarız. Ama şu eylem; millet- devlet, arada seçilmiş bir belediye var; bu. Ona karşı takınılan bu tavrın doğru olmadığını milletimiz görür.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Hesabını Vereceksin

İYİ Parti Lideri Akşener, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok. Boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Sen kızsan da bozulsan da millet iradesinden kaçış yok. Sandık elbet gelecek ve sen tutmadığın sözlerin hesabını vereceksin.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonla ilgili eleştirilerini dile getiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Biliyorsunuz AK Parti iktidarı 20 Aralık akşamı faiz indiriyorum deyip aslında faiz artırarak küçük yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprülere, vergilerden harçlara, iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı da çarptı. Zammı geceyarısından sonra geçerli ilan ederek zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zamlarını da çarpmış oldu.” dedi.

Ekonomi yönetiminde yapılan görev değişikliklerine de tepki gösteren Akşener, “Damat kadar başınıza taş düşsün derken damadının manevi halefi, Nureddin Nebati gibi bir liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün. Sana kaç kere söyledim; önce ekonomiye olan güveni tesis edeceksin. Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin Nebati kuyrukluyıldızı milletimiz çarpıldıkça utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri, konuşmasının devamında, “Şimdi ben de sana sormak istiyorum Sayın Erdoğan; vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu? Elektrik faturaları yüzde 127 artınca, kara kışta doğalgaza yaptığın zamdan sonra senin gözlerin de ışıldıyor mu?Milletimizi enflasyona ezdirirken senin de gözlerin ışıldıyor mu? Esnaflarımız, kobilerimiz iflasın eşiğindeyken senin de gözlerin ışıldıyor mu? Dolar düştü, haydi etiketleri indirin diye kürsülerden esiyordun. 31 Aralık gecesi kendi kendini bir kez daha yalancı çıkartıp milletin sırtına zamları bindirince senin de gözlerin ışıldıyor muydu?” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısına konuştu. Akşener’in açıklamalarından satır başları:

“Sayın Erdoğan ve ucube sisteminin elinde milletçe, zorluklarla mücadele ederek geçirdiğimiz bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni yıl yeni bir umuttur. İnanıyorum ki yeni yılla birlikte Türkiye makus tarihini yenecek, yeni bir siyasi iklim ve kadrolarla hak ettiği huzura erecek.

Yeni yıla zam kâbusuyla girdik. AK Parti iktidarı 20 Aralık akşamı faiz indiriyorum deyip aslında faiz yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı çarptı.

Zamları enflasyondan kaçırıp milyonlarca memur ve emeklimizin yeni yıl zammını çarpmış oldu. Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının dolandırıcıları bile kıskandıran yönetim anlayışı sağ olsun yeni yıla zamlarla girdik.

Vicdansızca yapılan bu rekor zamlar iktidarın beceriksizliğidir. Sayın Erdoğan biz üzerimize düşeni yaptık, seni defalarca uyardık. Ekonominin e’sinden anlamayan insanları göreve getirdin. Damadının halefi Nurettin Nebati gibi liyakat abidesini ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün.

Hazine’nin başına bakan diye getirdiğin ‘Nebati kuyruklu yıldızı’ milletimiz çarpıldıkça, utanmadan gözlerindeki ışıltıdan bahsediyor. Hal böyleyken elektrik faturaları yüzde 127 artınca kara kışta, doğalgaza yaptığın zamdan sonra senin de gözlerin ışıldıyor mu?

Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok. Boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Sen kızsan da bozulsan da millet iradesinden kaçış yok. Sandık elbet gelecek ve sen tutmadığın sözlerin hesabını vereceksin.

“2021 yılını meydanlarda, sokaklarda geçirdik”

Bu iktidar gidince her bir vatandaşımız daha çok kazanacak. İktidar yan gelip yatarken, Saray’daki sefa tüm haşmetiyle sürerken ben ve arkadaşlarım 2021 yılını meydanlarda, sokaklarda geçirdik.

Erdoğan, geçtiğimiz yıl “Sağlıkçılarımızın hakları ödenmez” dedi, nitekim dediğini de yaptı. Haklarını ödemedi.

Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, sağlık çalışanlarımız senin danışmanların gibi 5-10 maaş istemiyor. Istakozlu ziyafetlerde de gözleri yok. Sadece hak ettikleri maaşı almak istiyorlar.

Adaletsiz ‘döner sermaye’ sistemi yerine emekliliğe yansıyan adil maaşlar almanızı sağlayacağız. Ayrıca taşeron ve sözleşmeli hizmete de son vereceğiz.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi terk edip geleceğini, başka ülkelerde arayan doktorlarımızın sayısı Türk Tabipler Birliği rakamlarına göre 1361.

Sayın Erdoğan bu insanlarımıza yazık değil mi? Bu ailelere yazık değil mi? Onları vergileri ile okutan, bu aziz millete yazık değil mi? Bu ülkenin evlatları, neden doğup büyüdükleri toprakları terk edip gidiyor? Neden ata yurduna veda ediyor? Neden gurbette gelecek arıyor? Senin yüzünden Sayın Erdoğan, senin yüzünden.

Buradan yurt dışına giden ve gitmek için hazırlık yapan çok değerli hekimlerimize sesleniyorum: Lütfen sabredin. İlk seçimlerden sonra Sayın Erdoğan ve onun kurduğu bu ucube düzen gidiyor bundan emin olun. O sandık gelecek ve Türkiye iyi kadrolarla, iyi insanlarla, güneşli günlere yürüyecek.

“Beceriksizliğin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz”

Geçen 20 yılda 8 kere değişen Milli Eğitim Bakanı ve 15 kere değişen milli eğitim sistemiyle istikrarsızlığın ve beceriksizliğin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

İyi Parti olarak, eğitim politikalarındaki vasatlığın önüne geçip, ülkemize ve çocuklarımıza reva görülen bu eğri düzene, “dur” demek için, İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni hazırladık.

Bilimsel düşünceden ve bilimin kılavuzluğundan taviz vermeden; eğitimin kalitesini artırmak, fırsat eşitliğini sağlamak, Nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için planladığımız, iyileştirilmiş Eğitim Sistemi, milletimize ve memleketimize, hayırlı uğurlu olsun! İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele aldığımız birinci başlık; Eğitimde Fırsat Eşitsizliği. Bugün; Bingöllü Murat ile Ankaralı Zeynep,Ordulu Atakan ile İstanbullu Tuğçe, Cumhuriyetimizin sunduğu imkânlardan, eşit şekilde faydalanamıyor. İyi ve dengeli beslenemeyen, ailesinin sosyoekonomik durumu ve eğitim seviyesi, yeterli olmayan çocuklarımız; fırsat eşitsizliğiyle, daha ilköğretimdeyken tanışıyor.

Bunun en acı örneklerini, pandemi döneminde yaşadık. 7 yaşında öğretmenine daha yeni alışan Ali’den; 17 yaşında üniversite hayalleri kuran Buse’ye kadar, bütün çocuklarımızın içinde bulunduğu dijital uçuruma, birlikte şahit olduk. Sosyal devletin öncelikli görevi; eğitimde fırsat eşitliğini ve kaliteli eğitime erişimi sağlamaktır. Bol miktarda bina dikip, içini de niteliksiz kadrolarla doldurmayı değil; ülkenin geleceğini, milletin yararını öncelemektir.

Biz, İyi Parti iktidarında; 21’inci yüzyılın gereksinimlerine ve zamanın ruhuna uygun olarak; bugün sadece bazı çocukların sahip olduğu fırsatlara, tüm çocuklarımızın sahip olduğu, adil bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bugün maalesef, 1 milyon 248 bin öğrencimiz, taşımalı eğitim sisteminde. Bu çocuklarımızın, bu sistemle, sağlıklı ve kaliteli bir eğitim imkânına kavuşması, maalesef mümkün değil.

Bu yüzden biz, İyi Parti olarak; tarımsal kalkınmada atacağımız iddialı adımlar ile, öncelikle, kırsal bölgelerimizi yeniden cazip hâle getireceğiz. Sonrasında ise, köy okullarını yeniden açarak, taşımalı eğitime, süratle son vereceğiz.

“Çocuk işçiliğine bir an önce, son vereceğiz”

Son verilere göre, eğitime erişimi olmayan, ya da kısıtlı erişimi olan, ve yasadışı çalıştırılan, 720 bin çocuk işçimiz var. İyi Parti iktidarında; çocuklarımızın ellerine, bedenlerinden büyük çekiçler verilmesine, asla izin vermeyeceğiz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile eşgüdümlü çalışarak, çocuk işçiliğine bir an önce, son vereceğiz. Eğitimde vazgeçebileceğimiz hiçbir çocuğumuz yok. Bu sebeple; 12 yıllık zorunlu eğitim çerçevesinde, okullaşma oranlarını, alacağımız tedbirler ve sıkı bir denetim anlayışıyla, yüzde yüze çıkaracağız.

İyileştirilmiş Eğitim Sistemi kapsamında ele aldığımız, ikinci başlık ise; “Eğitimde kalite.” Bugün ne yazık ki; ulusal ve uluslararası göstergeler, ülkemizde, zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın, temel bilgi, beceri ve yeterlilik açısından, yoksun olduğuna işaret ediyor.

Dünya Bankası’nın verilerine göre; Türkiye’de, 10 ile 14 yaş arasındaki, her 5 çocuğumuzdan 1’i, öğrenme yoksulu. Yani maalesef, her 5 çocuğumuzdan 1’i, bir metni okuyamıyor, okusa bile, okuduğunu anlayamıyor. Üstelik, ülkemizi etkisi altına alan, Covid-19 süreciyle birlikte, çocuklarımızın 2 yıldır okullarından uzak kaldığını düşünürsek; öğrenme yoksulluğunun da, ciddi oranda arttığını söyleyebiliriz.

Eğitimde kalite; ailede başlayıp, çevrede devam eden, okulda pekişip, iş hayatında devam eden, döngüsel bir süreçtir. Bir anlam seferberliği, bir değer yolculuğudur.

İşte bu yüzden biz, İyi Parti olarak; öğrenme yoksulluğunun önüne geçmek için, Eğitimin kaliteli ve sürdürülebilir olması için; “ezber temelli eğitimden, beceri temelli eğitime; sınav odaklı eğitimden, süreç odaklı eğitime” geçeceğiz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener’den ‘Derhal Seçim’ Çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, daha önce CHP’nin miting yapılmasına izin verilmeyen Mersin Cumhuriyet Meydanı’ndaki metro temel atma törenine katıldı. Kılıçdaroğlu ve Akşener, burada yaptığı konuşmalarda bir kez daha erken seçim çağrısında bulundu.

Törende Mersin’in düşman işgalinden kurtuluşunun anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Akşener, alandaki kalabalığa dikkat çekerek, “Bu kalabalığı daha önce toplayamayanlar vardı ne olacak şimdi?” diye sordu.

81 ilin 79’unu ziyaret ettiğini belirten Akşener, “Esnafıyla, işsiz genciyle, çiftçisiyle, atanamayan öğretmeniyle, 3600 ek gösterge sözü verilip yerine getirilememiş memuruyla, kendi çocuğu işsizken 5 maaş alan danışmanları duyarak kahrolan bir Türkiye ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Akşener, “İşsizliğin arttığı, çiftçi hiç gübre atamadı. Genç çocukların hayatını çaldılar. Öyle bir sistemle yönetiliyoruz ki. Bakanlar emir eli. Bu ülkenin hafızası gitti. Bundan büyük beka sorunu sizsiniz siz. Bu ülkede kimileri 50 puan alıp mülakatla geçiyorsa ülkede çok büyük sorun var demektir. Bu tek adam sistemini çok isteyen Erdoğan ve bu ucube sistemdir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Akşener, “Burada bir miting yaptın. Gördük hep birlikte. Sonra Sayın Kılıçdaroğlu’nun mitingine izin vermediniz başka bir yerde oldu. Onu da gördük. Bu gün burada bu açılış için Mersinli’nin teveccühü var. Diyor ki Mersinli Sayın Erdoğan, ‘derhal seçimi getir ve sandığa teslim ol’ diyor. Mersinli burada Sayın Erdoğan, Mersinli bir mesaj veriyor. Meydandan insanlar sesleniyor.

Milletle ters düşe düşe, milletle bilek güreşi yapa yapa ayakta kalan bir siyasi olmamıştır. Tencerenin devirmediği bir iktidar da olmamıştır. Kadınların tencere kaynatmakta problemi var. Dolayısıyla kendileri çok tok olduğu için iki domates al diyorlar. Size iki domates ye diyenler, yarım simit ye diyenler kendileri ne yiyor? Bu düzene son vermek için. Bu harami düzeni helal oylarınızla sandıkta demokrasiyle attaya göndermek için derhal seçim, hemen seçim diyorum” şeklinde konuştu.

“Süleyman Şah türbesini tekrar topraklarımıza götüreceğiz”

Akşener’in ardından kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, “Benim umudum sizlersiniz. Bu meydanda miting yapmamıza daha önce izin vermemişlerdi. Demek ki meydan dolabiliyor. Demek ki halk değişim istiyor. Seçim istiyor, hak, hukuk, adalet istiyor” diye konuştu. Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Millet İttifakı olarak İnşallah yeni bir başarıya daha imza atacağız. Süleyman Şah türbesini tekrar topraklarımıza götüreceğiz ve bayrağımız göndere çekeceğiz. Emeklinin, gençlerin, ev kadınlarının dertlerini biliyorum.

Bu ülke zengin, güçlü bir ülke. Sözüm söz Millet İttifakı olarak Samandağ’dan başlayıp Mersin’e kadar bütün bu havzayı Akdeniz’in en görkemli havzası haline getireceğiz. Göreceksiniz 5 yıl içinde İstanbul’un nüfusu 2,5 milyon azalacak.5 yıl içinde bu bölge, Adana, Mersin, Hatay’dan başlayarak bu bölge Akdeniz’in en görkemli bölgesi haline gelecek.

5 yıl içinde bu bölgede katma değeri yüksek ürünler üretilmeye başlanacak. Bu bölge, hem Afrika’nın, hem Avrupa’nın hem Uzak Doğu’nun hem de Kafkasların en güçlü merkezi haline gelecek. Bu bölgede bacalar tütecek. Kaynağımız var. Biz yandaşlara değil, vatandaşlara hizmet edeceğiz.”

“Tamamını kamulaştıracağız”

Soygun düzenine son vereceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Hani var ya gitmediğiniz yollardan dolarla para, köprülerden geçiyorsunuz avrolarla paralar, hani varya 50 yıllık 70 yıllık garantiler… Bütün bunların tamamına Allah’ın izniyle Millet İttifakı sürecinde son vereceğiz, tamamını kamulaştıracağız.” diye konuştu.

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Umutsuzluğa kapılmayacaksınız. Cumhuriyet tarihine çok değerli bir miras bırakacaksınız. Önünüze sandık gelecek ve ilk kez oy kullanacaksınız. İlk kez otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştireceksiniz. Ve dünya siyaset tarihine çok önemli bir mirası sizler bırakacaksınız.

O nedenle bütün geçlere sesleniyorum. Sandığa gideceksiniz ve demokrasinin tarihini yazacaksınız. Dünya siyaset tarihine olağanüstü bir mirası sizler bırakacaksınız. Sandık gelecek mi? O soru da soruluyor. Gelecek efendim gelecek. Bugün olmazsa yarın gelecek.” dedi.

İki yılda içinde bütün Suriyelilerin memleketlerine gönderileceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bize güveneceksiniz. Asla ırkçılık yapmıyorum. Gelip gezebilirler asla sorun yok. Suriye ile de Mısır ile de barışacağız. Sadece iç politika da değil dış politikada da barışacağız. Türkiye kurucu ayalarına tekrar dönecek. Asla unutmayın sandık gelecek, oy kullanacaksınız.” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Akşener Birlikte Meydana Çıkıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Mersin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek temel atma törenine katılacak. Kılıçdaroğlu’nun daha önce Mersin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlemek istediği mitinge izin verilmemiş, miting başka bir meydanda yapılmıştı.

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, “Verilmeyen meydana Kılıçdaroğlu ve Akşener birlikte çıkıyor” başlıklı yazısında Akşener ve Kılıçdaroğlu birlikte temel atma törenine katılacağını yazdı. Öztürk bugünkü yazısının bölümü şöyle;

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenlemek istemişti. Ancak, Valilik, ‘Orası miting alanı değil’ dedi. Kılıçdaroğlu da, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de, “Ama aynı meydanda; AKP Genel Başkanı miting düzenlemişti. Bizde düzenleyeceğiz” dedi.

İtirazlardan bir sonuç alınamadı. Miting bir başka meydanda yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, deneyimli bir siyasetçi. Kılıçdaroğlu’nun aynı meydanda miting düzenlemesine izin verilmiş olsa, ertesi gün, AKP ve CHP’nin miting fotoğrafları karşılaştırılacak ve bunu basınla paylaşacaktı. CHP’liler, mitinglerinin daha kalabalık olacağını biliyorlardı. O karşılaştırma yapılamadı.

Çünkü, Valilik, “Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenlemedi. Açılış yaptı” görüşünü savundu. Madem, “Miting” demeden Cumhuriyet Meydanı veriliyorsa, CHP’de 3 Ocak 2022 Pazartesi günü o meydanda temel atma töreni düzenlenmesini kararlaştırdı. Tören, Mersin için son derece önemli. Çünkü metronun temeli atılacaktı.”

Öztürk şunları kaydetti:

“Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde ittifak yapılmamış, İYİ Parti de aday çıkarmıştı. Durum, bugün çok farklı. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin genel başkanları da 3 Ocak’ta Mersin’de yapılacak törene davet edildi. Eğer programda değişiklik olmazsa; Kılıçdaroğlu ile birlikte Meral Akşener de Mersin’de olacak.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Akşener’den Dikkat Çeken Paylaşım: Az Kaldı

İYİ Parti Lideri Akşener, “2021 yılı; Acıyı da, mutluluğu da milletimizle birlikte yaşadığımız, Çareyi de, umudu da birlikte aradığımız bir yıldı… Zenginlikte eşitlenen, mutlulukta birleşen, huzurla güçlenen Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bize inanın, bize güvenin.” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından 2021 yılı içerisinde yurdun bir çok şehrine yaptığı ziyaretlerden derlenen bir video paylaştı.

Videoda Akşener’in gerçekleştirdiği memleket ziyaretlerinde karşılaşılan vatandaş sorunlarından kesitler ve grup toplantılarında Akşener’in vatandaş sorunlarına yönelik ürettiği çözüm önerileri yer aldı. Paylaşılan video İYİ Parti Lideri Akşener’in sesinden şu sözlerle son buldu:

“2021 yılında 59 ilimize gittik. 115 bin kilometre yol yaptık. İl il, ilçe ilçe, memleketin dört bir yanında milletimizi dinledik. Meydanlardan çaresizlerin sesini duyurduk.

Çözümsüz sanılan dertlerimize çözümler sunduk ve milletimizle omuz omuza geçirdiğimiz bir yılı daha  geride bıraktık. 2022 yılında da daima milletimizin yanı başında durmaya, çaresizlerin yükselen sesi olmaya, memleketin başına bela edilen sorunlara çözümler üretmeye devam edeceğiz.

Fakirlikte değil, zenginlikte eşitlenen, çaresizlikte değil, mutlulukta birleşen, dertlerle değil huzurla güçlenen, yasaklarla değil adaletle özgürleşen, korkularla değil umutla konuşan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bize inanın, bize güvenin. Hiç merak etmeyin az kaldı…”

Paylaşın

Akşener: Sandıkta Şamar Yemenin Taşlarını Döşemeyin

İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş izni vermesine ilişkin açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Yapmayın beyefendiler, yapmayın. Dolayısıyla kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı” dedi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş izni vermesine ilişkin açıklamasında “Bu millet ucuz kutuplaştırmalar üzerinden birbirine düşman edilme eylemlerinden bıktı dedi ve “Her dakika başımıza bir iş gelecekmiş tedirginliğiyle bu hayatı sürdürmek istemiyoruz’ diyor bu insanlar. Bunlara kulak verin” diye konuştu.

Akşener “Bu millet sandıkta hür iradesiyle attıkları oyların sonuçlarına el uzatanları her daim cezalandırmıştır. Yapmayın beyefendiler, yapmayın. Dolayısıyla kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı. Türkiye bu gerilimden bıktı. Bu millet ucuz kutuplaştırmalar üzerinden birbirine düşman edilme eylemlerinden bıktı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti lideri “Biz artık huzur istiyoruz, işlerimizi doğru düzgün yapmak istiyoruz. ‘Biz artık üretmek, dürüst, namuslu bir biçimde çalışıp, vergimizi ödeyip, istihdam yaratmak istiyoruz. Her dakika başımıza bir iş gelecekmiş tedirginliğiyle bu hayatı sürdürmek istemiyoruz’ diyor bu insanlar. Bunlara kulak verin. Benden söylemesi” sözlerini sarf etti.

Paylaşın

Meral Akşener: Derin Yoksulluk Kalıcı Hasara Sebep Olabilir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İYİ Kalkınma Kongresi’nde konuştu. Akşener, konuşmasında ekonomik durumdan bahsetti ve “derin yoksulluk” vurgusu yaptı.

Kongrede, “Yoksulluk, kapsayıcılık ve istihdam” ana başlıklarında oturumlar düzenlenecek. “Kur ve faiz probleminin, doğru bir para ve maliye politikasıyla çözülebileceğini” söyleyen Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Makro ekonomik istikrarı, en geç, 1 buçuk yıl içerisinde sağlarız. Doğru bir tarım politikasıyla, enflasyonu süratle önce tek haneye, sonrasında ise, yüzde 5 seviyesine getiririz. İnanın, bunların hiçbiri zor değil.

Beni asıl endişelendirilen sorunlar başka. Mesela, her geçen gün kronikleşen, derin yoksulluk. Mesela, fırsat eşitsizliği ve istihdam yaratamayan ekonomi. Bu sorunları çözmek için, elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Çünkü bunlar, toplumumuzda, kalıcı hasarlara sebep olabilecek sorunlar.

Çünkü; zenginlikte eşitlenen Türkiye hedefimizi gerçekleştirmenin yolu, bu 3 soruna, süratle çözüm üretmekten geçiyor.

“Kent yoksulluğu”

Kongremizin bugünkü oturumunun ilk başlığı; yoksulluk… 20 Ocak 2020’den beri, ülkemizi karış karış geziyoruz. Bu gezilerimizde; Yüreğimizi parçalayan dertler dinliyoruz. İçimize oturan acılar görüyoruz. İnanmakta zorlandığımız, hikâyelere şahit oluyoruz.

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, özellikle, pandemi sonrasında şiddetlenen, kent yoksulluğunu anlatmak, çok zor. Kent ile köy arasında sıkışan, insanlarımızın yaşadığı zorlukları anlatmak, gerçekten çok zor.

Bizim sahada gördüğümüz bu tabloyu, istatistikler de doğruluyor. TÜİK verilerine göre; yoksul insanlarımızın sayısı, 2006 yılında, 20 milyon 500 binken, 2019 yılına geldiğimizde, yani pandemi öncesinde, 23 milyona yükselmiş. Bu 2 buçuk milyon kişilik artışın da yarısı, son 3 yılda gerçekleşmiş.”

TÜRK-İŞ’in açıkladığı rakamlara göre ülkemizde neredeyse, 11 milyon insanımız aç. 54 milyondan fazla insanımız ise yoksul.

Çocuklarımızın, yüzde 46 buçuğu, gençlerimizin, yüzde 34’ü, kadınların ise, yüzde 30’u, en yoksul, yüzde 20’lik gelir grubundaki, hanelerde yaşıyor.

Türkiye, bir istihdam kriziyle karşı karşıya… Maalesef bugün, Türkiye, asgari ücretliler cenneti hâline gelmiş durumda. Çalışanlarımızın, neredeyse yarısı, asgari ücret alıyor. Vatandaşlarımız, her geçen gün, asgari ücrette ve fakirlikte eşitleniyor.”

Paylaşın

Meral Akşener: Düşün Artık Bu Milletin Yakasından

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Emekliler, kadınlar çok yorgun! Senin yüzünden, artık çocuklar bile yorgun! İnsanlarımızın sabretmeye gücü de, mecali de kalmadı. Ayıptır günahtır. Bu büyük millete, böyle zulüm yapılır mı? Düşün artık bu milletin yakasından! Yazıktır günahtır” dedi.

Haber Merkezi /  Akşener, konuşmasında, dolar kurunda yaşanan düşüşe de değinerek, “Madem kur düştü, madem artık uçuyoruz; o zaman hemen, doğal gaz ve elektrik fiyatlarını düşürün. Hodri meydan” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine Maraş Katliamının yıldönümünü anarak başlayan Akşener, “Memleketimizde kavgayı ve nefreti körükleyenlere, bir daha fırsat tanınmasın” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, konuşmasının devamında özetle şunları söyledi;

“Ülkemizin şartlarını göz önüne alarak, önerimizi geliştirdik, iktidarla paylaştık. Dedik ki; asgari ücreti, 4 bin lira yapın. Devlet eliyle, 555 lira vergi muafiyeti sağlayıp, işverenin yükünün, bir kısmını da omuzlayın. Sonuçta ne oldu? Asgari ücret, 4253 lira oldu. İşveren maliyetinin, 450 liralık kısmını da, devlet üstlendi. İşçilerimiz de, zam oranını olumlu buldu. Yani, İYİ Parti’nin makul siyaset anlayışı sayesinde, kazanan milletimiz oldu. Demek ki neymiş, muhalefete kulak verildiğinde, kıyamet kopmuyormuş. Demek ki neymiş; muhalefete kulak verildiğinde, iyi şeyler oluyormuş.

Hep söylediğim gibi, bizim çözümlerimiz, projelerimiz, miri maldır. Alsınlar kullansınlar. Yeter ki milletimize faydası olsun. Yalnız; milletimizin bu kazancının, ne kadar süreceğinden endişe duyuyoruz. Bu yüzden, bazı önemli itiraz noktalarımız, ve bazı tamamlayıcı önerilerimiz var. Şimdi bu arkadaşlar, belli ki farkında değiller ama, kendi elleriyle yol açtıkları, yüksek enflasyon yüzünden, açıklanan asgari ücret artışı, 4 ayda eriyecek. O yüzden biz, İYİ Parti olarak; üç ayda bir, asgari ücrete güncelleme yapılmasını, ve çalışanımızın emeğinin, enflasyona karşı korunmasını öneriyoruz.

Ayrıca; daha önce söyledim, şimdi de tekrar ediyorum: Verimliliği arttırmadan yapılan, enflasyon sarmalı neticesinde gelen ücret artışları, refahı arttırmaz. Üstelik hane halkı, özel sektör, ve kamunun, mali dengelerinde de bozulmaya neden olur. İktidarın izlediği mevcut yol, çok kısa bir süre içinde, enflasyonu arttırarak asgari ücret zamlarını eritir.

Buradan iktidardakilere seslenmek istiyorum. Eğer gerçekten bir refah artışı sağlamak istiyorsanız işe; hayat pahalılığını azaltmakla, yani enflasyonu düşürmekle başlayın. Eğer gerçekten bu millete nefes aldırmak istiyorsanız işe; ilçe ziyaretlerimde kulağıma, “15 gündür yemek pişiremedim” diye fısıldayan, kadınları dinleyerek başlayın. “Şükür fakirin ekmeğidir” diyerek sabreden, Anadolu insanını görerek başlayın. “Siftah yapmadım” diyen esnaf sayısını, dikkate alarak başlayın.”

“Sevimli hayalet gibi, orada değilmiş”

Maalesef Sayın Erdoğan, milletimizin dertlerini bırakıp, Afrikalı gençlerin dertlerinin peşine düşmüş. Biliyorsunuz kendisi, birkaç gün önce Afrikalı gençlerle buluştu. Mozambikli bir genç kızın sözleri, Sayın Erdoğan’ı derinden etkilemiş… Ne demiş o genç? “Daha adil bir dünya istiyorum.” demiş. Hiç reklam kokmayan bu hareketten, Sayın Erdoğan da, derinden etkilenmiş. Pek bir duygulanmış… Yani; “Adil bir düzen” isteyen, milyonlarca gencimizi, itip kakan, hatta hızını alamayıp, terörist ilan eden, gerçek bir gönül insanı, adeta bir sevgi pıtırcığı olan Sayın Erdoğan; Afrikalı bir genç kız, daha adil bir dünya isteyince, çok duygulanmış… Yazıııık. Kıyamam… Ekonomi yangın yeri. Sayın Erdoğan, Mozambikli gençlerin derdine düşmüş… Şu ciddiyetsizliğe bir bakar mısınız? Milletine yabancılaşmış, şu yönetim anlayışına bir bakar mısınız?

Bu garip tavır yetmiyormuş gibi, kendisi, iki gün önce de çıktı ve bir açıklama yaptı, dedi ki; “Başbakanlığım döneminde, döviz rezervini, 135 milyar dolara çıkardık, ama daha sonra, bir düşüş yaşandı. Ben o sırada yoktum, Cumhurbaşkanıydım.” Evet, yanlış duymadınız, aynen böyle dedi. Arkadaş, “sevimli hayalet Casper” misali, o sırada orada değilmiş… Şu ibretlik psikolojiye bir bakar mısınız?

İki gündür saray medyasında, davul zurna eşliğinde, kutlama yapmayı biliyorsunuz. Madem kur düştü, madem artık uçuyoruz; o zaman hemen, doğal gaz ve elektrik fiyatlarını düşürün. Madem bu, büyük bir ekonomik başarı; o zaman, bu başarının nimetlerinden, şu zor kış şartlarında, milletimiz de yararlansın. Buyurun, hodri meydan.

Emekliler, kadınlar çok yorgun! Senin yüzünden, artık çocuklar bile yorgun! İnsanlarımızın sabretmeye gücü de, mecali de kalmadı. Ayıptır günahtır. Bu büyük millete, böyle zulüm yapılır mı? Düşün artık bu milletin yakasından! Yazıktır günahtır.”

Paylaşın

Akşener, Erdoğan’a Seslendi: Düş Yakamızdan

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarla ekonomik gündemi değerlendiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Ülkeyi yangın yerine çevirdin. Milletin ocağına incir ağacı diktin. İnsan bu kadar mı zalim olur? Yıllarca “Milletim, milletim” deyip durdun. Şimdi milletin sana sesleniyor duy bu sesi; Artık yeter! Düş yakamızdan!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Açıklamasında, Türk Lirasının ve borsanın bugün yüzde 10 değer kaybettiğini vurgulayan Akşener, “Yani TL’de olan sıradan bir yatırımcı yaklaşık yüzde 20 zarar etti. Neden? Yerli parasına ve ülkesinin şirketlerine güvendiği için” dedi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “İnsanlar nasıl yatırım yapsın sana güvenerek?” diye seslendi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, akşam saatlerinde sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunarak ekonomik gündemi değerlendirdi. Akşener’in açıklamaları şöyle;

“Bugün TL %10 değer kaybetti. Borsa %10 değer kaybetti. Yani TL’de olan sıradan bir yatırımcı yaklaşık %20 zarar etti. Neden? Yerli parasına ve ülkesinin şirketlerine güvendiği için. @RTErdogan insanlar nasıl yatırım yapsın sana güvenerek?

Pazartesi nasıl bir gün olacak Allah bilir. Ülkeyi yangın yerine çevirdin. Milletin ocağına incir ağacı diktin. İnsan bu kadar mı zalim olur? Yıllarca “Milletim, milletim” deyip durdun. Şimdi milletin sana sesleniyor duy bu sesi; “Artık yeter! Düş yakamızdan!”

Esnaf kaybetti. İşçi kaybetti. Memur kaybetti. Sanayici kaybetti. Çiftçi kaybetti. İşsiz zaten kaybediyor. Milletimizin her bir ferdi kaybetti. Daha kimin kaybetmesini istiyorsun? Allah’tan korkmuyorsunuz anladık. Kuldan utanın bari.

Gençlerin umutlarını dövizin altında enkaza çevirdiniz. Yaşlılarımızı yağ kuyruklarına mahkum ettiniz. Enflasyonla milleti fakirleştirdiniz. Kınadığınız ne varsa hepsini başımıza bela ettiniz. Kendinize gelin! Bırakın artık!

 

 

Paylaşın