İYİ Parti Lideri Akşener: Bizi Kürtlerle Düşman Edemeyecekler

Ankara Etimesgut’ta halka seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Bu can bu bedende durdukça, bu netlikte bir şey söyleyeyim bizi Kürtlerle düşman edemeyecekler. Kürtlere yanlış bir kelime söylemeyeceğiz, söyletmeyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasının devamında, “Onlar canları pahasına bu devletin yanında durdular. PKK’nın yanında duran elbette vatan hainidir. PKK bir silahlı ayrılıkçı terör örgütüdür. Bu başka bir şey” ifadelerini kullandı ve ekledi;

“Bizim Güneydoğu Anadolu’da bir il başkanımızın ailesinden beş şehit var. Bunu nasıl unutacağız biz? Hepimize düşen bir iş var. ‘Şuculuk, buculuk’ üzerinden aynı zamanda devletinin yanında durmuş gazisi, şehidi olan aileleri de hızara veren bu dili birlikte ortadan kaldıracağız. Hem o harami düzeni yıkacağız hem de bu kolpacılığı ortadan kaldıracağız.”

Akşener, konuşmasının sonuna doğru ise, “Hepimiz el ele vereceğiz çünkü seçmen velinimettir. Senin çocuğun ağlarken birilerininki keyif çatıyorsa o bir harami düzendir. Seçmen olarak ‘ben bir velinimetim’ deyip siyasetçiyi karşına getireceksin. Ve helal oylarınızla, demokrasiyle sandıkta bu harami düzeni el birliğiyle birlikte götüreceğiz.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Etimesgut’ta esnafı ziyaret etti. Daha sonra vatandaşlara seslenen Akşener, şu açıklamalarda bulundu;

“Biz; 20 Ocak 2020’den beri esnaf esnaf, dükkan dükkan geziyoruz. Bunun anlamı şu: Uzun bir zamandır birbirine düşürülen, ‘şuculuk, buculuk’ üzerinden komşunun komşuya düşman edildiği, kardeşin kardeşten soğutulduğu, nerede doğduğumuz, neye inandığımız üzerinden kavga ettirildiğimiz bir düzenekten kurtulmanın yolu bu esnaf dükkanlarının içerisinde gördüğümüz, ‘müşteri velinimettir’ inancını siyasetçi cenahına ‘seçmen velinimettir’ inancı haline getirebilmek için gezdik.

Bu dükkanların içinde bugüne kadar hiçbir siyasi partiyi yermedik. Kendi partimizi övmedik ve propaganda yapmadık. Sadece oradaki dertleri, bize söylenenleri, bizden istenenleri, talepleri dinledik onu milletvekillerimiz, yetkili arkadaşlarımız aracılığıyla Meclis’e getirdik, Meclis’te soru önergeleri, araştırma önergeleri, kanun teklifleri haline getirdik, duyulmasını sağladık. Ben grup konuşmalarımın içine koydum. Çözümlerini ürettik, iktidara da dedik ki ‘bunlar miri maldır al kullan. Seçmenimizin talebi budur, insanımızın isteği budur. Al kullan yerine getir, sen kazan. Ama yapmıyorsan biz yapacağız o zamanda biz kazanacağız.’

Lüzumsuz tartışmalar sizi çırak çıkarıyor. Birinci önceliğimiz seçmenimizin, milletimizin çırak çıkmasının önüne geçmektir. O dükkanların içinde neler mi gördüm? Besici gördüm ağlıyor, gebe ineğini göndermiş kasaba, kesime. Kimi gördüm? 92 puanla oğlu atanamamış, oğlunun 58 puanla arkadaşı atanmış çünkü AK Parti bünyesinde ayısı varmış, dayısı varmış ama oğlu atanamamış. Bağıra bağıra ağlayan anneler gördüm. 10 maaş, 5 maaş, 11 maaş, 15 maaş alan danışmanların karşısında hissettiği çaresizliği gözündeki yaşla dile getiren gençler gördüm. ‘Bu ülkede nefes alamıyorum, iş bulamıyorum mühendisim ama hiçbir yerde iş yok ben onun için Kanada’ya gidiyorum garsonluk yapacağım’ diyen, ağlayan gençler gördüm. Bütün bunların anlamı bu bir harami düzendir.

Meral Akşener’e Etimesgut’ta ‘PKK’lı’ ama Batman’da ‘faili meçhulcü’ diyorlar. Hayatında PKK’ya taş atmamışlar bize hakaret edebiliyorlar. Sizi gidi yalancı, kolpacılar sizi.

Ama ne oluyor? Yıl 2005. Sayın Erdoğan gitti, Diyarbakır’da bir konuşma yaptı. İsmini söylesem hepinizin tanıdığı önemli bir Güneydoğulu korucu başı, milletvekilliği yapmış bir ağabeyim beni aradı. Milletvekilliğim düşmüş, biz o zaman baraj altıyız. Açılımın, çözüm sürecinin başladığı zamanlar öyle bir konuşma yaptı ki… ‘Bana torunlarım geliyor, yeğenlerim geliyor diyor ki amca, dede biz Kürt halkına ihanet mi ettik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında durduk diye.’ Siz o insanları darmaduman ettiniz, PKK’ya feda ettiniz. Siz kimsiniz de bizi suçlamak kim?

‘Bizi Kürtlerle düşman edemeyecekler’

Bu can bu bedende durdukça, bu netlikte bir şey söyleyeyim bizi Kürtlerle düşman edemeyecekler. Kürtlere yanlış bir kelime söylemeyeceğiz, söyletmeyeceğiz. Onlar canları pahasına bu devletin yanında durdular. PKK’nın yanında duran elbette vatan hainidir. PKK bir silahlı ayrılıkçı terör örgütüdür. Bu başka bir şey. Bizim Güneydoğu Anadolu’da bir il başkanımızın ailesinden beş şehit var. Bunu nasıl unutacağız biz? Hepimize düşen bir iş var. ‘Şuculuk, buculuk’ üzerinden aynı zamanda devletinin yanında durmuş gazisi, şehidi olan aileleri de hızara veren bu dili birlikte ortadan kaldıracağız. Hem o harami düzeni yıkacağız hem de bu kolpacılığı ortadan kaldıracağız.

Hepimiz el ele vereceğiz çünkü seçmen velinimettir. Senin çocuğun ağlarken birilerininki keyif çatıyorsa o bir harami düzendir. Seçmen olarak ‘ben bir velinimetim’ deyip siyasetçiyi karşına getireceksin. Ve helal oylarınızla, demokrasiyle sandıkta bu harami düzeni el birliğiyle birlikte götüreceğiz.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Gençlerimiz Umutsuzluk İçinde

Gençlerle daha önce yaptığı sohbete ilişkin bir video paylaşan İYİ Parti Lideri Akşener, sohbet ettiği bir üniversite öğrencisinin “Tamam, eğitim de bir savaştır da neden cephe koşullarında okuyoruz” sözlerine dikkat çekti.

Akşener “İktidar vasatlığın kutsanması politikasını yaygınlaştırırken; Gençlerimiz, ülkemizde yetenekli, başarılı, becerikli olmanın ödüllendirileceğine inanmadıkları bir umutsuzluk içinde; ,”Eğitim de bir savaştır; ama neden cephe koşullarında okuyoruz?” sorusuna cevap arıyor…” dedi.

Akşener’in öğrencilerle sohbet ettiği anlara ilişkin videoda bir öğrenci şunları kaydetti:

“Yemekhane probleminden ben söz etmek istiyorum. Şöyle bir şey var benim bulunduğum üniversite, özel bir üniversite, yemekler pahalı. Reddedemiyorum bunu tamam ama normalden de pahalı. Benim çoğu arkadaşım, özellikle burslu arkadaşlarım, bir tane bisküvi yiyor, bir tane çay, su gibi bir şey içiyor, öğün geçiştiriyor. Bu, sürekli olan bir şey. Tamam, eğitim de bir savaştır da neden cephe koşullarında okuyoruz? Bunu idrak etmeye çalışıyoruz.

Türkiye’de yetenekli olmak ya da Türkiye’de okumak, Türkiye’de becerikli olmak ödüllendiriliyor mu, cezalandırılıyor mu? Bunu sorgulamaya başlıyoruz. Dünyanın her yerinde yetenekli ödüllendirilir. Fakat Türkiye’de tam tersi bir durum var. Yetenekli isen kafana vuruyorlar. Bir şey diyorsan, düşünüyorsan, konuşuyorsan kafana vuruyorlar.

Dünyanın her yerinde tıpçı, en el üstünde tutulan insandır. Hukukçu, en el üstünde tutulan insandır. Mühendis… Fakat Türkiye’de hani bunlar hiç yokmuş gibi. Hatta varsa da suçluymuş gibi davranılıyor. Ben, bunu idrak edemiyorum. Yani bu, bence eğitim sorunundan daha büyük, barınmadan da daha büyük, her şeyden daha büyük. Yeteneksizin ödüllendirilip yeteneklinin cezalandırılması var Türkiye’de”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı Adayı Nasıl Belirlenecek?

Muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusu kadar bunun nasıl bir usulle belirleneceği de merak konusu. Bir görüşe göre geçiş süreci çalışması tamamlandıktan sonra Altılı Masa’nın bir toplantı gündemi sadece adaylık olacak.

Liderler bu toplantıda aday önerisini yapacak ya da liderler arasında adaylık beyanında bulunan olacak. O toplantıda karar verilmeyecek. Liderler ortaya atılan ismi ya da isimleri parti kurullarına götürerek değerlendirecek ve tekrar masaya gelerek bir karara varacak. Ancak adayın bu şekilde belirleneceği görüşüne itiraz da var.

Aday belirleme süreci başladıktan sonra bunun parti kurullarına götürülüp değerlendirildiği zaman diliminin kimi spekülatif tartışmalara vesile olup süreci zehirleyebileceğine dikkat çeken ikinci görüşe göre aday belirleme sürecinde en doğrusu liderlerin parti kurullarından tam yetki alarak o toplantıya katılması olacak.

Bu görüşü savunanlara göre kararın verileceği toplantı öncesinde liderler ya da kurmayları düzeyinde bir temas trafiği olabilir ve korunaklı şekilde gerçekleşen bu trafiğin ardından kamuoyuna duyurulan tarihte aday görüşülüp açıklanır.

Altılı Masa dağılır mı?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Neredeyse her hafta değişik bir başlıkta “Altılı Masada çatlak/kriz var”, “Altılı Masa dağılıyor” iddiası gündeme geliyor. Başta CHP ve İYİ Parti genel başkanları olmak üzere masada oturan liderler bu iddiaları reddetse de tartışmalar dinmiyor. Altılı Masa’nın iki büyük partisinin kurmayları da bu tartışmaların iktidar tarafından büyütüldüğü görüşünde.

İYİ Parti’de “Altılı masa dağılmaz, çünkü bu masayı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş talebi oluşturdu” diyen bir kurmay ortak “aday çıkarılamasa ya da seçim ittifakı kurulamasa dahi bu masa bu niyet beyanı nedeniyle dağılmaz” diye de ekliyor.

Yine İYİ Parti’den bir başka kurmay da 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek “Bu iş birliği bir sinerji yarattı, topluma umut oldu. Yaşanan tartışmalar masayı etkileyecek bir krize dönüşmez” diyor.

Tüm partilerde masayı koruma isteği ve iradesinin olduğunu söyleyen CHP’li bir yönetici ise, “Polemikler, tartışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte başka tartışmalar da olacaktır ama bu masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider. Herkes bu sorumluluğun bilincinde” değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Dağılmaz, Çünkü!

Neredeyse her hafta değişik bir başlıkta “Altılı Masada çatlak/kriz var”, “Altılı Masa dağılıyor” iddiası gündeme geliyor. Başta CHP ve İYİ Parti genel başkanları olmak üzere masada oturan liderler bu iddiaları reddetse de tartışmalar dinmiyor.

Altılı Masa’nın iki büyük partisinin kurmayları da bu tartışmaların iktidar tarafından büyütüldüğü görüşünde. İYİ Parti’de “Altılı masa dağılmaz, çünkü bu masayı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş talebi oluşturdu” diyen bir kurmay ortak “aday çıkarılamasa ya da seçim ittifakı kurulamasa dahi bu masa bu niyet beyanı nedeniyle dağılmaz” diye de ekliyor.

Yine İYİ Parti’den bir başka kurmay da 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek “Bu iş birliği bir sinerji yarattı, topluma umut oldu. Yaşanan tartışmalar masayı etkileyecek bir krize dönüşmez” diyor.

Tüm partilerde masayı koruma isteği ve iradesinin olduğunu söyleyen CHP’li bir yönetici ise, “Polemikler, tartışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte başka tartışmalar da olacaktır ama bu masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider. Herkes bu sorumluluğun bilincinde” değerlendirmesinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı adayı nasıl belirlenecek?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusu kadar bunun nasıl bir usulle belirleneceği de merak konusu. Bir görüşe göre geçiş süreci çalışması tamamlandıktan sonra Altılı Masa’nın bir toplantı gündemi sadece adaylık olacak. Liderler bu toplantıda aday önerisini yapacak ya da liderler arasında adaylık beyanında bulunan olacak.

O toplantıda karar verilmeyecek. Liderler ortaya atılan ismi ya da isimleri parti kurullarına götürerek değerlendirecek ve tekrar masaya gelerek bir karara varacak. Ancak adayın bu şekilde belirleneceği görüşüne itiraz da var.

Aday belirleme süreci başladıktan sonra bunun parti kurullarına götürülüp değerlendirildiği zaman diliminin kimi spekülatif tartışmalara vesile olup süreci zehirleyebileceğine dikkat çeken ikinci görüşe göre aday belirleme sürecinde en doğrusu liderlerin parti kurullarından tam yetki alarak o toplantıya katılması olacak.

Bu görüşü savunanlara göre kararın verileceği toplantı öncesinde liderler ya da kurmayları düzeyinde bir temas trafiği olabilir ve korunaklı şekilde gerçekleşen bu trafiğin ardından kamuoyuna duyurulan tarihte aday görüşülüp açıklanır.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Krizin Nedeni Yürütülen ‘Hükümet’ Pazarlığı Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar.

Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor.

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu’nun “sahada Mansur Yavaş adı öne çıkıyor” açıklamasıyla başlayan ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” sözleri ile tırmanan İYİ Parti-CHP krizi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun Hürriyet Gazetesine yaptığı “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasıyla yeni bir aşamaya geçti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın aktardığına göre, yaşanan krizin ardında CHP ile İYİ Parti arasında yürütülen “hükümet” pazarlığının yattığı bildirildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 2021 yılında “ben cumhurbaşkanı adayı değilim ben başbakan olacağım” açıklamasının ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kaldırılan Başbakanlığın nasıl geri getirileceği uzun süre tartışıldı. İlk yorumlarda “Millet İttifakı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi sağlayacak böylece Akşener de başbakan olacak” görüşü dile getirildi.

Ancak süreç ilerledikçe İYİ Parti kurmayları medyaya “Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak Akşener de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacak ve fiili başbakanlık yapacak. Kabineyi Akşener kuracak, bakanları Akşener atayacak. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinde de yürütme öne çıkacak ve fiilen parlamenter sistem uygulanacak. Anayasa buna müsait” açıklaması yaptılar.

Bu modelde, seçilirse Kılıçdaroğlu sembolik bir cumhurbaşkanı olacak, yürütmenin başında ise Meral Akşener bulunacak. Bu durum seçimden önce yapılacak bir koalisyon protokolü ile kamuoyuna açıklanacak. Kısacası İYİ Parti kurmayları CHP’lilere “cumhurbaşkanlığı sizde hükümet de bizde olacak” teklifini iletti.

“Birinci parti olacağız”

Görüşmeler sırasında CHP kurmaylarının bu duruma itiraz ederek, kabinenin seçimlerde alınacak oy oranına göre belirlenmesini önerdiği bildirildi. Buna göre, CHP kurmayları, İYİ Parti’nin birinci parti olmasının mümkün olmadığını, olsa bile mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bu modelin uygulanamayacağını söyledi. CHP kurmaylarından birisi de “ya büyük bir anlaşmazlık çıkarsa ve cumhurbaşkanı kabineyi feshederse o zaman ne olacak? Sorusunu yöneltti.

Süreç ilerledikçe Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamuoyu anketlerinde oyları artmaya başladı. İYİ Parti sözcülerin kamuoyu açıklamalarında Akşener’in Başbakanlığına ve İYİ Parti’nin birinci olacağı vurgusunu artırmaya başladı. Ancak kulislere yansıyan bilgilere göre, CHP ve İYİ Parti bakanlıkların paylaşımında anlaşamadı.

İki ilginç anket

6’lı masayı oluşturan partilerin kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar. Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor. Yapılan simülasyonlara göre, yürütme CHP’de kalırsa CHP’nin oy oranı yüzde 32’ye çıkıyor. Yürütme İYİ Parti’de kalırsa da oy oranları yüzde 26’ya kadar yükseliyor. Kaynağım, İYİ Parti’nin birinci parti olma iddiasının da buradan kaynaklandığını söyledi. İki parti kurmaylarının bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklarının halen giderilmediği ifade edildi.

Kriz nasıl başladı

6’lı masanın 21 Ağustos toplantısında tamamlanan ilk turundan sonra liderler 2 Ekim’de CHP’nin ev sahipliğinde buluşmak üzere alanlara çıktı. İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu Habertürk Tv’de katıldığı programda “sahada en çok Mansur Yavaş’ın adını duyuyoruz. Ben ve teşkilatlarımız Meral Akşener’in en doğru kişi olduğuna inanıyoruz” sözleriyle işaret fişeğini yaktı.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de TV100’de kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlarken “HDP’ye elbette bakanlık verilebilir” açıklamasında bulundu. Tekin’e ilk tepki İYİ Parti kurmaylarından geldi. Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Tekin’i açıklamalarıyla “iktidarın elini güçlendirmekle” suçladı.

Gürsel Tekin’e tepki

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu ise Tekin’e Twitter’dan “kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Biz böyle bir şeye asla razı olmayız” yanıtını verdi. İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Musavat Dervişoğlu de sosyal medyadan Gürsel Tekin’e tepki gösterdi. Dervişoğlu, “Gürsel Tekin Beyfendi kendi namı hesabına verecek bir şeyi varsa kime isterse ona versin. Densizliğin, hadsizliğin ve ilkelerimize saygısızlığın bir anlamı yok. Kime ve neye hizmet ettiği belli olan bu açıklamaya bizden önce ses çıkarması gerekenler de sükut etmesin” açıklamasını yaptı.

Gazeteci Fatih Altaylı Habertürk’teki köşesinde “CHP’de Köstebekler mi var” başlığı ile kaleme aldığı yazıda Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığını eleştirerek, “tüm CHP kitlesinin bile tam olarak içine sindiremediği bir Kemal Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin içine sindiremezsiniz” ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Yeniçağ Tv’de Gürsel Tekin’in sözlerine tepki göstererek, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Tekin, CHP’nin kilit taşlarından bir tanesi. Böyle bir cümle kurduğuna göre partisinin görüşlerini iletiyor” dedi. CHP sözcüleri aynı gün Tekin’in sözlerinin “şahsi görüşü olduğunu ve CHP’yi bağlamadığını” açıkladı.

Kılıçdaroğlu’ndan sert açıklama

Bu süreçte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da twitter üzerinden çok sert açıklamalar yaparak isim vermeden bazı gazetecileri de suçladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şöyle:

“Bir grup konuşmamda söylediğimi yeniden hatırlatma ihtiyacı duydum. Bu sefer daha net söyleyeyim… Son zamanlarda kerameti kendinden menkul bazı kişiler bir anda muhalif yazar oldular. 20 yıllık yandaşlıktan sonra, bir baktık oluvermişler işte.

Bunların bazıları köşe yazarı, bazıları araştırmacı formatında önümüze çıkıyorlar; muhalefet nasıl yapılır, kelle koltukta mücadele eden bana öğretmeye kalkıyorlar. Defalarca suikast teşebbüsüne uğramış bana, köşelerinde ders vermeye kalkıyorlar.

Bunu çok iyi bilsinler ki biz daha ölmedik. Onların da ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, ‘Alo Holdinglerin’ medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar. Bu böyle biline.”

Bülent Kuşoğlu’nun açıklaması

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu da Hürriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Hande Fırat’a “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasını yaptı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aynı gün parti kurmaylarının 6’lı masa hakkında konuşmasını yasaklayan bir genelge yayımladı. CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak da cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 6’lı masayı oluşturan Genel Başkanlar dışında hiç kimsenin açıklama yapma yetkisi bulunmadığını açıkladı.

Aynı gün (16 Eylül 2022) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP Disiplin Kuruluna sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaret etmesi dikkati çekti.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da İkinci Tur Görüşmeleri: Can Alıcı Konular Gündemde

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmelerinde cumhurbaşkanı adaylığından kabinedeki görev dağılımına, geçiş sürecinden ittifak stratejisine kadar birçok ‘can alıcı’ konunun karara bağlanacağı belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine bir yıldan az süre kala siyasi partilerin bu konuda atacağı adımlar merak ediliyor. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin bir araya geldiği altılı masanın ikinci tur görüşmelerinde adaylıktan kabinedeki görev dağılımına kadar birçok maddenin gündeme geleceği belirtiliyor.

Habertürk gazetesi yazarı Bülent Aydemir, ‘Dananın kuyruğu kopuyor ‘ başlıklı yazısında görüşmelerin 2 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde başlayacağını hatırlattı. Hangi toplantılarda hangi konuların konuşulacağını, hangi kararların alınacağını ilgililerle konuştuğunu dile getiren Aydemir, şu bilgileri verdi:

Geçiş dönemi

“CHP’nin ev sahipliğinde yapılacak 2 Ekim tarihli toplantının gündeminde, parlamenter sisteme geçiş döneminde yapılacak işler var. Kurulan ortak komisyon çalışmasını tamamlayıp raporunu hazırlamıştı. Liderler kendi partilerinin görüş ve yaklaşımlarını gündeme getirecek.

DEVA Partisi, bu konuda özellikle ısrarcı olan ve bunu çok sık gündeme getiren partilerden biriydi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ülkenin seçimden sonra de facto parlamenter sistemle yönetilmesini önermişti. Babacan, “Beş yıl komple bir paketi sunalım. Vatandaş da bir daha mı seçim demesin, kafası karışmasın” hassasiyetini ortaya koymuştu. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi durumunda geçiş döneminde cumhurbaşkanı, 6 partinin de hassasiyetlerini idrak ederek görev yapacak.

Adayın 6’lı masanın dışından bir isim olması durumunda, 6’lı masa neyi savunuyor, değerleri neler, o tarihe kadar neler görüşüldü ve mutabakatlar neler? Bunları bilerek görev yapması sağlanacak. “İki yıl geçiş dönemi olsun” yaklaşımı da bu toplantıda karara bağlanacak.

İyi Parti’nin geçiş döneminde yürütmenin, yani bakanlıkların nasıl olacağı, iş bölümünün nasıl yapılacağı konusunu masaya getirmesi bekleniyor. Kim, hangi bakanlıkları üstlenecek, görev paylaşımı nasıl olacak? Çözüm bekleyen konular bunlar… Hemen belirteyim, oy potansiyeli açısından küçük partilerin yürütmeye talip olmama yönünde bir yaklaşımları var. Onlar diğer büyük partilerin listesinden gireceği için azami sayıda milletvekili çıkarmayı planlıyor. Seçim tarihi yaklaştığı için 6’lı masa buluşmaları daha dar aralıklarla yapılacak. Bundan sonraki gündem liderlerin karar vereceği konular olduğu için teknik çalışma komisyonlarından ziyade liderler daha fazla mesai yapacak. Geçiş dönemi konusu; CHP, DEVA ve Demokrat Parti’nin ev sahipliği yapacağı dönemde konuşulup karara bağlanacak.

Adaylık konusu

En can alıcı mesele; cumhurbaşkanı adaylığı… Aday 6’lı masadan mı çıkacak, dışarıdan bir isim mi olacak? “Seçilebilecek isim” ne demek? Adaylık kriterleri neler olmalı? İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener net bir şekilde, “Ben aday değilim, olmayacağım” demişti. Buna rağmen kendisine adaylık teklifi gelir mi? Bilemiyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “aday ol” diye bir teklif gelir mi? Yanıtı merak edilen sorular bunlar… Tabii ki cevaplarını şu anda veremeyiz ancak yaklaşımı şöyle özetleyebilirim: Kamuoyu araştırmaları, teknik veriler üzerinden hareket edilecek. Parti kurullarının görüşleri doğrultusunda bir yaklaşım sergilenecek. İdeal ve demokratik olanı, her parti liderinin alternatif isimler önermeleri…

Bu bölümdeki kritik konu; masadaki dört lider evet derse, önerilen ismin kabul görüp görmeyeceği… Yoksa tam ittifak, yani 6’da 6 oy mu aranacak? Bir isim üzerinde tam ittifak çıkmazsa ne olacağı bilinmiyor ancak 6’lı masanın ülke sorumluluğu gereği, somut verilere bakarak bir karar vereceğini düşünüyorum. İyi Parti, CHP’nin önereceği adayı destekleme yönünde eğilim gösterirse, yürütme kısmında, yani bakanlık sayısında bazı avantajlar sağlayabilir. Adaylık başlığı Gelecek Partisi’nin ev sahibi olacağı toplantıda gündeme gelecek.

İttifak stratejisi

Saadet Partisi ve İyi Parti’nin ev sahipliği yapacağı son iki toplantıda ittifaklar meselesi görüşülecek. 6’lı masada; Millet İttifakı’nın TBMM’de çoğunluğu sağlayacağı en iyi yöntemle seçime girme iradesi bulunuyor. En fazla milletvekili çıkarılacak yöntem belirlenecek; buna göre listeler oluşturulacak.

Öncelikli hedef küçük partilerin yüzde 3 barajını aşmaları ve Hazine yardımı alabilmeleri. 87 seçim bölgesinin her birinde ayrı bir senaryo üzerinde çalışılacak. En fazla milletvekili nasıl çıkarılacaksa partiler bütün enerjilerini oraya odaklayacak. Bunun çok zor bir mesele olduğunun altını çizmek isterim…

Bu takvim, seçimin zamanında yapılmasına göre oluşturuldu. Herhangi bir nedenle seçim öne alınırsa ya da baskın seçim olursa, partiler gündem başlıklarının kritik olanlarını öne çekme ya da takvimi sıkıştırma hazırlıkları da yapıyor. Bu üç başlığın ardından son iş olarak 6’lı masa ortak propaganda mekanizması oluşturacak.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Görüşme Trafiği Hızlanıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’da görüşme trafik hızlanıyor. Kılıçdaroğlu, CHP ev sahipliğinde gerçekleşecek olan zirveye davet ve gündem maddelerinin belirlenmesi için lider ziyaretlerine başlıyor.  

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” sözlerinin ardından başlayan gerilim gözleri Altılı Masa’ya çevirdi.

Milli Gazete’den Bünyamin Güler’in haberine göre; Altılı Masa, 2’nci tur ilk görüşmesi için yoğun bir hazırlık yapılıyor. 2 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde toplanacak olan masa için hummalı bir çalışma başlatıldı.

Önümüzdeki hafta liderler ziyaretine başlayacak olan Kılıçdaroğlu, masadaki genel başkanlarla toplantının ana gündem maddelerini belirleyecek. Toplantıya kadar bütün komisyonların çalışmalarını tamamlaması talimatı verilirken, 2’nci tur ilk toplantısında ‘6’lı Masa dağılıyor’ algılarına karşı net ve somut mesajların verileceği öğrenildi.

Liderleri ziyaret edecek

Altılı Masa 2’nci tur ilk toplantısı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ev sahipliğinde 2 Ekim’de toplanıyor. Zirve öncesi yoğun bir çalışma başlatılırken, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ise masadaki liderleri hem davet etmek hem de gündem maddelerini belirlemek için önümüzdeki hafta ziyaret edeceği öğrenildi. Ziyarette masanın ana gündem maddelerinin belirleneceği belirtilirken, komisyonların da çalışmalarını 2 Ekim’e yetiştirmesi talimatı verildiği öğrenildi.

İlk turdaki kararlar somutlaştırılacak

Ciddi çalışmaların yapıldığı zirve öncesi ilk turda kararlaştırılan maddelerin artık somutlaştırılacağı öğrenildi. Son dönemlerde yapılan “6’lı Masa dağılıyor” algılarına karşı da ciddi hazırlıkların yapıldığı belirtilirken, zirvenin ardından ilk tur görüşmelerinden farklı bir deklarasyon açıklanacağı bekleniyor.

Toplantıda hem anayasa çalışmaları hem de Cumhurbaşkanı adayının ne zaman belli olacağıyla ilgili de bir yol haritası paylaşılacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

‘Akşener, Mansur Yavaş’ın Adaylığını Öne Sürebilir’ İddiası

Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP tarafından ısrarla Haziran 2023’te yapılacağı belirtilen seçimlere bir yıldan az bir süre kalmışken, kamuoyunda gözler muhalefetin Recep Tayyip Erdoğan karşısında kimi aday çıkaracağına çevrildi.

Gazeteci Fehmi Koru, kendi adını taşıyan internet sitesinde konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kendisinden farklı düşünen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikna etmeye çalışmasına rağmen aday olmakta direndiğini söyleyen Koru, şöyle devam etti:

“Yine ve daha büyük bir ısrarla vaktiyle aynı parti -MHP- içerisinde bulundukları Mansur Yavaş’ın adaylığını öne sürebilir. Üstelik ‘MHP’den de oy alabileceği’ gibi bir gerekçe de var.

Mansur Yavaş’a MHP lideri Devlet Bahçeli’nin karşı çıkacağını sanmam; MHP tabanı da ‘Aday belli, karar net’ denmesine rağmen, Yavaş olursa karşı cephe adayına pekala oy verebilir.

HDP’liler oy vermezmiş, vermesinler; MHP’den gelecek oylar onların eksiğini tamamlar.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, ring kenarından, ‘Siz aday göstermezseniz ben imza toplayarak Mansur Yavaş’ın aday olmasını sağlarım’ demekte.

Hatta, adayını Mansur Yavaş olarak belirlemiş muhalefet cephesi, seçim kampanyası sırasında, iktidarın kendisine oy vermemeyi düşünenleri yanına çekmek için açıkladığı ‘konut+arsa+işyeri’ projesini belediye kökenli adaylarının daha güvenli bir biçimde yerine getirebileceği propagandası bile yapabilir.

Ülkemiz halkı, sonunda, sandıkların açıldığının ertesi günü, geçmişte ve yakın zamanlara kadar %10 barajını ancak aşabilmiş bir partinin yıllar boyunca tek başına temsil ettiği ideolojinin, birkaç partiye bölünmüş -MHP, İYİ Parti ve Zafer Partisi- görüntüsüyle girdiği seçimden sandık zaferiyle çıktığı gerçeğine uyanabilir.

Evet, ben, ‘6’lı masa’da elini en iyi oynayan parti liderinin Meral Akşener ve onun adayının da Mansur Yavaş olduğunu düşünüyorum. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Meral Akşener: İktidar Partisi İmralı İle Görüşme Trafiğinde

AK Parti’nin İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşme trafiğini başlattığına dair duyumlar aldıklarını da iddia eden İYİ Parti Lideri Akşener, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye seslenerek, “Ortağına dikkat etmesinde fayda var” dedi.

Akşener, konuya ilişkin açıklamasında, “Bahçeli’nin önüne yarın önüne küt diye bir mektup düşer. 31 Mart İstanbul seçimlerinin ikinci turunda olduğu gibi. Ondan sonra bunu nasıl güzelleyeceğim diye zora düşülür” ifadelerini kullandı.

“HDP’li bakan” tartışmasıyla ilgili açıklama yapan İYİ Parti Lideri, HDP üzerinden terbiye edilmeye çalışıldıklarını öne sürdü. Akşener, “Birbirine karşı tavrı çok net olan iki parti var, İYİ Parti ve HDP. HDP de bizim olduğumuz yerde olmayacağını ifade ediyor” dedi ve ekledi:

“Biz HDP’yle ilgili tutumumuzdan dolayı hemen önümüzde ‘Altı milyon seçmen’ diye bir şey çıkıyor. Altı milyon seçmenin her birine saygımız sonsuz. Seçmen istediğine oy verir. Bize düşen saygı duymaktır. Mümkünse o seçmenin oylarından kendimize alabilmektir, mesele bu.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener FOX TV’de İlker Karagöz’ün konuğu oldu. Akşener, “6 masada çatlak yok” mesajı verdi. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Atatürk’ün sözlerini hüküm cümlesi olarak kurduğu için bu dönemde bizim yarattığımız atmosferi bozuyor. Bunlardan kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum.

İşsizlik düşmüyor. Artık insanlar o kadar umutsuz ki. İnsanlar iş aramaya devam ediyor. Ama bekar olanlar iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Uzun zamandır esnaf geziyorum. Pandemi yoktu. Şu anda işçi sayısı düştü. İşsizlik artıyor. Yanıma bir kadın geldi. Oğlunun ayağında lastik terlikler var. Eşi işten çıkmış. Önceliği çocuğunu okula göndermek.12 yaşında bir çocuk. ‘Çantalar çok pahalıymış dedi’ babası asgari ücretle çalışıyormuş. 4 yıllık üniversite mezunlarının garsonluk yaptığı bir tabloyla karşı karşıyayız.

Ekonomi konusunda hazırlıklıyız

Ekonomi manasında çok iyi hazırlıklı bir siyasi partiyiz. Altılı masadaki bütün siyasi partilerin de çok iyi ekonomi programları var.

3 ay evvel 1 yıl içinde yüzde 10 civarına enflasyon düşer diyorduk. Ama bu gidişatla şu anda ancak yüzde 20’ye düşer diyoruz. Biz seçmenimize yalan söylememe, aldatmama kararlılığındayız. Ama güven geldiği andan itibaren, demokrasi geldiği andan itibaren, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlandığı andan itibaren Türkiye’nin güven puanı yükselecektir ve risk puanı düşecektir. Sadece sıcak paradan bahsetmiyorum, Türkiye’ye yatırım yapma anlamında da hem yerli hem yabancı kaynak gelecektir. 3 ay evvel, iktidara gelirsek 1 yıl içinde enflasyon yüzde 10 civarına düşer diyorduk, hasar büyüyor.”

Dünyanın hiçbir yerinde öğretmen ağlatılmaz, öğretmenin itibarsızlaştırılması söz konusu olamaz. Yeteri kadar okul açıp öğretmenleri birinci sınıf yetiştireceksiniz. Mezun olduğunda seçim imkanının olduğunu bilecek ve sadece o genç kendini yetiştirmeye gayret edecek.

Kavga üzerinden siyaset yapılıyor

Bütün çözümlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Siyaset makul olmak zorunda. Çok kavga üzerinden bedavadan siyaset yapılıyor. Maliyetsiz siyaset yapılıyor. İktidarı siz seçmenler belirlersiniz. “Seni iktidar ettik, bize hizmet et” derler, muhalefete de “sen de eksikleri gedikleri belirleyip çözüm sunacaksın” der. Rekabet böyle olur.

Evet Tayyip Bey’i sandıkta indirmek istiyoruz. Siyasi partiler onun için kurulur. Ben daha iyi yapacağım diyerek kurulur. Elbette bu ucube sistemin değiştirilmesi hedefimiz var bizim. Bunu değiştirebilmek için mutlaka cumhurbaşkanlığını almamız lazım. Bunun için rekabet ediyoruz; ama küfür ederek, hakaret ederek etmiyoruz.

HDP açıklaması

Altı siyasi partinin yer aldığı bir masa bu. İktidar sürekli olarak yedinci ayağı olduğunu söylüyor. Bunun üzerinden özellikle İYİ Parti’yi, HDP üzerinden terbiye edilmeye çalışılıyoruz, öte yandan muhalefetin içinde yer aldığını iddia eden kanaat önderleri de HDP’yle aynı yere yan yana getirebilmek için bizi terbiye ediyor.

İpin ucunu o derece kaçırıyor ki Kürtlere sövmeye başlıyorlar. HDP’yi bizim başımızda bir terbiye unsuru ve sopa olarak kullanan dili seçmene o kadar yansımış ki, Kürt eşittir PKK’lı diye bir algı alev gibi yayılıyor. AKP’yi bu konuda uyarıyorum. Eğer Güneydoğu’da Kürtler olmasaydı PKK’ya karşı tavır koymasalardı biz neyi konuşuyor olacaktık.

Öldürseler ben Kürtleri incitmeyeceğim. Bunu bir oy kaygısıyla da yapmıyorum. Allah şahidimdir oy verilsin verilmesin kaygısıyla yapmıyorum. Birbirine karşı tavrı çok net olan iki parti var, İYİ Parti ve HDP. HDP de bizim olduğumuz yerde olmayacağını ifade ediyor.

Biz HDP’yle ilgili tutumumuzdan dolayı hemen önümüzde “6 milyon seçmen” diye bir şey çıkıyor. 6 milyon seçmenin her birine saygımız sonsuz. Seçmen istediğine oy verir. Bize düşen saygı duymaktır. Mümkünse o seçmenin oylarından kendimize alabilmektir, mesele bu.

Tayyip Bey de Sayın Devlet Bahçeli de ikisi de beni davet ettiler. “Senin orada ne işin var, gel buraya” dediler. ‘Yerli ve milli’ oldum. “Hayır kesinlikle böyle bir şey olamaz” dedim. Bu durumda AKP ve MHP seçmenini tahkir mi etmiş oluyorum.

Bu dış güçleri ben hiç görmedim, hiç merhabamız olmadı. Sayın Bahçeli’ye tavsiyem bizlerle uğraşmak yerine aldığımız bazı duyumlar var, iktidar partisinin İmralı ile görüşme trafiğini başlattığına dair.

İktidar ile İmralı’nın görüştüğüne dair bir duyum var. Bahçeli’nin önüne yarın önüne küt diye bir mektup düşer. 31 Mart İstanbul seçimlerinin ikinci turunda olduğu gibi. Ondan sonra bunu nasıl güzelleyeceğim diye zora düşülür. Ortağına dikkat etmesinde fayda var.”

Paylaşın

‘Adaylık Ve HDP’li Bakan’ Tartışması ‘Altılı Masa’da Krize Döner Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti arasında yaşanan “cumhurbaşkanı adaylığı” ve “HDP’li bakan” tartışmalarıyla başlayan gerilimin 6’lı masaya nasıl yansıyacağı ve yeni krizlerin işareti olup olmayacağı soruları gündemde.

Gerek CHP, gerekse İYİ Partiler, bundan sonraki süreçte de 6’lı masada yer alan siyasi partiler arasında bu tür tartışmalar olabileceğini dile getiriyorlar.

Ancak her iki partide de kimse, “masayı bozma”,“masanın dağılması” gibi bir olasılığa şans tanınmıyor. Bunun nedeni olarak da “Çünkü 6 siyasi parti biliyor ki, 6’lı masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider” öngörüsü gösteriliyor.

CHP ile İYİ Parti arasındaki en önemli sorun alanlarından birisini “cumhurbaşkanı adaylığı” konusu oluşturuyor.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masanın ortak adayı olma niyetini artık iyiden iyiye ortaya koyması ve hatta üzerinde uzlaşma olması halinde “adaylığa hazır” olduğunu açıklamasına,  İYİ Parti mesafeli duruyor. Hatta partiden sıkça “kazanacak aday” olması gerektiği mesajı geliyor.

İYİ Parti’de CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday olması halinde kazancağı görüşü egemen.

“Yavaş’ı sokak istiyor, aday olmayacaksa sokak ikna edilmeli”

İYİ Partililere göre Akşener’in yurt gezileri, il, ilçe başkanları ile yaptığı toplantılar dahil, sokağın talebi Mansur Yavaş.

Eğer aday olmayacak veya gösterilmeyecekse de ‘sokak ikna edilmeli’ diyorlar:

 “Sokak, Kemal bey olmaz, Mansur bey olur, diyor. Bize gelen talep böyle. Biz Yavaş demiyoruz, vatandaş diyor. Yavaş’ın adaylığı Kemal beye bağlı, olmaz derse aday olamaz.  Yavaş’ın neden aday olmadığının vatandaşa iyi anlatılması lazım. Kemal bey bu konuda bir adım atarsa ya da Yavaş neden aday olmadığını açıklarsa bizim itirazımız olmaz. Ama vatandaşın da bunu görmesi lazım.”

İYİ Parti’de, Kılıçdaroğlu’nun henüz aday olmadığı, adaylığını masaya getirmeden de, parti olarak olumlu-olumsuz bir görüş bildirilemeyeceği belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığını gündeme getirmesi halinde ise Akşener’in tek başına karar vermeyeceği, konuyu yetkili organlarına götüreceğine dikkat çekiliyor.

CHP: Türkiye’yi normalleştirecek kişi Kılıçdaroğlu

CHP’liler, Kılıçdaroğlu’nun belediye başkanlarının adaylığı konusundaki tutumunu “görevlerine devam etmelerini istiyorum” diyerek net olarak açıkladığını, buna rağmen İYİ Parti’nin ısrarının anlamlı olmadığı savunuyor.

Bu açıklama üzerine İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “adaylık” konusunu gündeminden çıkardığına dikkat çeken parti kaynakları, İstanbul İl Örgütü’nün geçen hafta sonu Abant’ta yaptığı toplantıda, “Genel başkanın başarılı olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” mesajıyla bu tutumunu net ortaya koyduğunu ifade ediyorlar.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylık konusunda hala net bir açıklama yapmaması da eleştiri konusu.

Parti kulislerinde, “Belki de çoğunlukla genel siyasete girmediği için şimdiye kadar böyle bir açıklama yapmadı. Herhalde önümüzdeki günlerde bu konuda kendisi bir açıklama yapacaktır” yorumu yapılıyor.

Son kamuoyu anketlerine göre Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la aşağı yukarı aynı oy oranına sahip olduğu, hatta bazı anketlerde 1-2 puan önde göründüğü belirtilerek, adaylığın netleşmesi halinde aranın açılacağı savunuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun adaylık süreci de buna örnek gösteriliyor:

“Binali Yıldırım karşısına İmamoğlu çıktığında, negatif algı oluştu ve kimse şans tanımadı. Ama ne zaman ki aday olarak sahaya indi, Yıldırım’ın oyları bir artıyorsa, İmamoğlu’nun 5 arttı ve sonuç ortada. Genel Başkan’ın adaylığı açıklandığında,  kafasında Yavaş mı olsun, İmamoğlu mu olsun diye soru işareti olanların hepsi Kılıçdaroğlu’na destek verecek.”

CHP kurmayları, 6’lı masanın, Erdoğan gibi bir cumhurbaşkanı istemediğine dikkat çekerek, “Amacımız güçlendirilmiş parlamenter sistemse, bu süreci yönetecek bir kişiye ihtiyacımız var. Biz Türkiye’yi normalleştirecek birini arıyoruz, o da bize göre Kemal Kılıçdaroğlu’dur” görüşünü dile getiriyorlar.

“HDP’li bakan” sözleri tabana mesaj mı?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in, iktidar olmaları halinde “HDP’ye de bakanlık verilebileceği” açıklaması, İYİ Parti’nin çok sert tepkisine neden oldu.

Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yöneticilerinin  Tekin’in sözlerinin “parti görüşü olmadığı” yönündeki açıklamalarına karşın Genel Başkan Meral Akşener, Tekin’in CHP’nin “kilit taşlarından biri” olduğunu ve partisinin görüşlerini belirttiğini ifade etti. Geçmişte, iki parti arasında yaşanan krizli konularda “telefon diplomasisi” devreye girerken, bu olay üzerine liderler arasında bir temas olmaması da dikkat çekti.

CHP’lilere göre İYİ Parti’nin bu konudaki sert tutumunun altında, “seçim hesabı” yatıyor. CHP kurmayları, iki parti arasındaki oy geçişgenliğinin yüksek olduğuna dikkat çekerek, özellikle ulusalcı seçmenlere “6’lı masadayız ama  biz CHP’den farklıyız, HDP’ye mesafeliyiz” mesajı vererek tabanını büyütme hesabı yapmış olabileceği yorumu yapılıyor.

“HDP, 6’lı masanın adayını enfekte eder,”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP’ye karşı tutumunu “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz” sözleriyle dile getirmişti. İYİ Parti, bu yaklaşımını “ortak cumhurbaşkanı adayı” konusunda da sürdürme eğiliminde.

Parlamento seçimlerine dönük mevcut iki ittifak içinde yer almayacağını açıklayıp, üçüncü ittifak kararı alan HDP, “ortak cumhurbaşkanı adaylığı” konusunda ise müzakerelere açık olacaklarını duyurmuşlardı.

HDP’nin kendi adayını çıkarması gerektiğini savunan bazı parti yöneticileri, gerekçe olarak da “İYİ Parti tabanının HDP’nin destekleyeceği bir adaya tepki gösterebilecek olmasını” gösteriyorlar:

“HDP aday çıkarmazsa, 6’lı masanın adayını enfekte etme durumu olabilir. Mesela HDP çıkıyor,  belediye başkanları ile ilgili hak iddia ediyor. Bu başkanlar CHP rozeti taşıyor. Ayrıca, HDP, aday çıkarmıyoruz Kemal beyi destekliyoruz derse, bizim seçmen sandığa gitmeyebilir veya oy vermeyebilir, ya da çok keskin olanlar karşı tarafın adayını destekleyebilir. Bu risk”

HDP’nin aday çıkarması halinde seçimin ikinci tura kalacağını düşünen İYİ Partililer, seçmenin zorunlu olarak iki adaydan birine oy vereceği için sorun yaşanmayacağı görüşünde.

CHP: İlk turda alınabilir

CHP ise seçimlerin ikinci tura kalmasını riskli buluyor. HDP’nin Kılıçdaroğlu’na destek verme eğiliminde olduğu ve bunun da ilk turda seçimin rahat alınacağı anlamına geldiği belirtilirken, “ikinci tur” konusunda şu çekince dile getiriliyor:

“Adayda ortaklaşma olursa, seçim ilk turda alınır. İkinci tura da kalsa kazanılır ama Türkiye siyasi tarihinde iki turlu seçim yok. Bildiğimiz tek turlu seçimle bu işi bitirelim.”

“Masayı bozan,  siyaset çöplüğüne gider”

Gerek CHP, gerekse İYİ Parti kulislerinde, iki parti arasında bir çok konuda görüş ayrılığı olmasına karşın, bunun 6’lı masada bir krize yol açmayacağı veya iki parti arasında yol ayrımı anlamına gelmeyeceği ifade ediliyor.

CHP’li üst düzey bir yönetici, bundan sonraki süreçte de 6’lı masada yer alan siyasi partiler arasında bu tür tartışmalar olabileceğini, ancak kimsenin “masayı dağıtma” sorumluluğunu üstlenmeyeceğini ifade ediyor:

“Bu masayı, bugün Gürsel Tekin’in açıklamaları veya bir başka kişinin açıklamaları olur; dağıtamaz. Çünkü 6 siyasi parti biliyor ki, 6’lı masayı bozan,  siyasetin çöplüğüne gider. Herkes sorumluluğunun bilincinde hareket edecektir. Biz farklı partileriz, programlarımız ideolojimiz farklı. Ama birleştiğimiz yer demokratik parlamenter sistem, adalet, özgürlük.”

Bu yaklaşım, İYİ Parti için de geçerli. Akşener’in bir yakın kurmayına göre, masadaki diğer partilerle olsa bile CHP ile İYİ Parti  arasında bir yol ayrımı yaşanmaz:

 “CHP ile İYİ Parti’nin işbirliği toplumda büyük bir sinerji yarattı ve umut haline geldi. Masa’da yer alan iki ana gövde parti arasında bir problem olmaz, en azından bizden yana olmaz.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın