Her Gün 2 Bin Çocuk ‘Hava Kirliliği’ Nedeniyle Ölüyor

2021 yılında 700 binden fazla çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi.

Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor. Son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğu dile getirildi.

ABD merkezli Sağlık Etkileri Enstitüsü (HEI) ve UNICEF ortaklığında hazırlanan bir rapor, hava kirliliğinin, tansiyon hastalıklarından sonra dünya genelinde en fazla erken ölüme neden olduğunu ortaya koydu. Buna göre her gün ortalama 2 bin çocuk, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklardan dolayı yaşamını yitiriyor.

HEI ve UNICEF’in ortak raporuna göre 2021 yılında, dünya çapında 8,1 milyon insan hava kirliliğine bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Bu da, tüm ölümlerin yüzde 12’sine tekabül ediyor. Söz konusu veriler, hava kirliliğinin, tütün kullanımı ve yetersiz beslenmeyi geçerek en fazla ölüme yol açan sebepler içinde ikinci sıraya yükseldiğini gösteriyor.

Özellikle küçük çocukların hava kirliliğine karşı savunmasız olduğu vurgulanan raporda, 2021’de 700 binden fazla küçük çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi. Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor.

HEI’nın küresel sağlık programı başkanı Pallavi Pant son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğunu dile getirdi. Nitekim daha temiz alternatiflerin yaygınlaşmasıyla 2000 yılından bu yana yemek pişirme sırasında açığa çıkan zehirli partikülleri solumaktan kaynaklanan çocuk ölümleri dünya genelinde yüzde 50 azaldı.

Ancak hâlâ dünya çapında 2 milyardan fazla insanın iç mekanda kurdukları basit ocaklarda, açık ateş kullanarak yemek pişirdiği belirtiliyor. Mayıs ayında Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), hükümetler ve şirketlerin daha güvenli pişirme metotlarını yaygınlaştırmak için 2.2 milyar dolarlık kaynak taahhüt ettiğini açıklamıştı.

Rapora göre dünyanın neresinde olursa olsun neredeyse herkes sağlıksız hava soluyor. Çapı 2,5 mikrondan daha küçük olan partikül maddeyi tanımlayan PM2.5 değerinin sağlıklı aralığın üzerine çıkması akciğer kanseri, kalp hastalıkları, felç ve diabet riskini artırırken; raporda bu hastalıklarla hava kirliliği seviyesi arasındaki bağlantıya işaret ediliyor.

Ancak ortaya konan güçlü verilere rağmen raporun hâlâ hava kirliliğinin etkilerini tam olarak yansıtmıyor olabileceğini ifade eden Pant, hava kirliliğinin beyin sağlığı ve nörolojik etkilerinin hesaba katılmadığını belirtti.

200 ülke ve bölgeden toplanan veriler ışığında hazırlanan rapor ayrıca, insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak daha da kötüleşmesi beklenen ozon kirliliğinin, 500 bin ölüm vakası ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Pallavi Pant, “Giderek artan şekilde dünyanın bazı bölgelerinde çok kısa ama yoğun kirlilik görülmeye başlandı” diyerek, yangınlar, kum fırtınaları ve aşırı sıcakların bu kirliliği tetiklediğini aktardı.

Uzmanlara göre hem iklim değişikliği hem hava kirliliği için alınacak önlem aynı: Sera gazı emisyonlarını azaltmak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Küresel Isınma: Her Ay Sıcaklık Rekoru Kırılıyor

Atmosferdeki sera gazlarının birikimi sonucu dünya yüzeyindeki ortalama sıcaklıkların artması olarak tanımlayabileceğimiz küresel ısınma sonucu dünyada her ay sıcaklık rekorları kırılıyor.

Massachusetts’teki Woodwell İklim Araştırma Merkezi’nden bilim insanı Jennifer Francis, mevcut artışın şimdiye kadar doğada yaşanan değişikliklerden çok daha fazla değişikliğe neden olmayacağını söyledi.

Jennifer Francis, “Sera gazı konsantrasyonları dengelenene kadar, giderek daha sık ve yoğun aşırı hava olaylarıyla birlikte sıcaklık rekorları kırmaya devam edeceğiz” dedi.

İklim bilimciler sıcaklık artışının şaşırtıcı olmadığını, ısınma eğilimlerinin, artan fosil yakıt kullanımından kaynaklanan karbondioksit birikiminden kaynaklandığını söylüyor.

Avrupa Birliği’nin iklim gözlem ajansı Copernicus, geçtiğimiz ay kayıtlara geçen en sıcak mayıs ayının yaşandığını ve bunun son bir yılın aylık rekoru olduğunu açıkladı.

Dünya Meteoroloji Örgütü de, 2024-2028 yılları arasındaki ortalama küresel sıcaklıkların, Paris görüşmelerinde kabul edilen sanayi öncesi dönemden bu yana 1,5 santigrat derece olan ısınma sınırını aşma ihtimalinin neredeyse ikide bir olduğunu tahmin etti.

“Earth System Science Data” dergisinde yayınlanan bir raporda ise, 57 bilim insanından oluşan bir grup, 2023’te Dünya’nın 2022’ye kıyasla biraz daha hızlı ısındığını tespit etti.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne (NOAA) göre, 2023’te atmosferdeki ısı tutucu gazların seviyesi tarihi zirvelere ulaştı. NOAA, özellikle insan faaliyetleriyle üretilen sera gazlarının en bol ve en önemlisi olan karbondioksitin, 2023’te 65 yıllık kayıtlardaki üçüncü en yüksek miktarda arttığını bildirdi.

Aşırı sıcaklıklar ve ani hava değişiklikleri, öngörülemez fırtınalara neden oluyor. Bu bahar Asya’da etkili olan sıcak hava dalgası Filipinler’de okulların kapanmasına neden oldu, Tayland’da insanların ölümüne yol açtı.

Geçtiğimiz ay Hindistan’ın bazı bölgelerinde haftalarca süren sıcak hava dalgaları da okulların kapatmasına ve insanların ölümüne neden olmuştu.

BM’nin daha önceki çalışmaları, Dünya’nın ekosisteminde büyük değişikliklerin 1,5 ila 2 santigrat derece ısınma arasında başlama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor; buna gezegenin mercan resiflerinin, Kuzey Kutbu deniz buzunun, bazı bitki ve hayvan türlerinin nihai kaybı ve insanları öldüren ve altyapıya zarar veren daha da kötü aşırı hava olayları da dahil.

Massachusetts’teki Woodwell İklim Araştırma Merkezi’nden bilim insanı Jennifer Francis, mevcut artışın şimdiye kadar doğada yaşanan değişikliklerden çok daha fazla değişikliğe neden olmayacağını söyledi.

İklim bilimciler, iklim değişikliğinin en kötü sonuçlarını engellemek için fosil yakıt kullanımının aşamalı olarak azaltılması ve yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanılması gerektiğini düşünüyor. Küresel ısınmaya en olumsuz etkiyi, fosil yakıtlar (petrol, gaz ve kömür) yapıyor.

Francis, “Sera gazı konsantrasyonları dengelenene kadar, giderek daha sık ve yoğun aşırı hava olaylarıyla birlikte sıcaklık rekorları kırmaya devam edeceğiz” dedi.

BM’den kömür, petrol ve doğal gaz reklamlarına yasak çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, dünyayı iklim krizinin yıkıcı etkilerinden kurtarmak için fosil yakıt şirketlerinin reklamlarının yasaklanması gerektiğini söyledi.

Guterres, Dünya Çevre Günü nedeniyle yaptığı konuşmasında kömür, petrol ve gaz şirketlerini iklim değişikliği konusunda onlarca yıldır gerçeği çarpıtan ve halkı yanıltan “iklim kaosunun mafya babaları” olarak nitelendirdi.

Tütün reklamlarının halk sağlığına etkisi nedeniyle yasaklanmasına benzer şekilde, fosil yakıtlar için de bir yasağın uygulanması gerektiğini belirten Guterres tüm ülkeleri, medya ve teknoloji kurumlarını fosil yakıtların reklamlarından acilen uzaklaşmaya çağırdı.

BM Genel Sekreteri konuşmasında küresel ısınmanın önemli bir bölümünden sorumlu olan fosil yakıt endüstrisine bugüne kadar yaptığı en sert eleştiriyi yöneltti.

Guterres’in sözleri gezegenimizin rekor düzeyde ısındığını gösteren yeni çalışmaların ardından geldi. AB’nin iklim hizmetlerinden elde edilen veriler, son 12 ayın her birinin, yılın o dönemi için yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırdığını doğruluyor.

Paylaşın

İklim Krizi: 2023 Yılında Türkiye 47 Gün Aşırı Sıcak Yaşadı

İklim krizinin etkisiyle, bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyetini referans alarak ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yapılan hesaplamaya göre, Türkiye, 2023 yılında 47,6 gün aşırı sıcak yaşadı.

İklim krizinin etkisi olmasaydı bu sayı 18,8 gün olacaktı. 1991 – 2020 döneminde, yerel bölgeler özelinde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak gerçekleşen gün sayısı, aşırı sıcak gün sayısı olarak ifade ediliyor.

Climate Central, World Weather Attribution (WWA) ve Kızılhaç Kızılay İklim Merkezi, sıcak hava dalgaları ve dünya genelinde aşırı sıcaklara maruz kalan insan sayısına ilişkin dün (28 Mayıs) yeni bir rapor yayımladı.

Rapor, dünyanın kayıtlara geçen en sıcak yılı olan 2023 ve küresel sıcaklıkların rekor kırdığı art arda 11 ay (Haziran 2023 – Nisan 2024) boyunca aşırı sıcak olaylarını inceliyor ve insan kaynaklı iklim krizinin milyarlarca insan için tehlikeli aşırı sıcakları artırdığını ve sıcak hava olaylarını daha uzun ve daha olası hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Raporda, 1991-2020 döneminde, yerel bölgeler özelinde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak gerçekleşen gün sayısı, aşırı sıcak gün sayısı olarak ifade ediliyor.

Raporda öne çıkan bulgular şöyle: “12 aylık dönemde, 6,3 milyar insan (küresel nüfusun yaklaşık yüzde 78’i), insan kaynaklı iklim krizi nedeniyle en az iki kat daha olası hale gelen en az 31 gün aşırı sıcak yaşadı.

Son 12 ayda, dünya genelinde, insan kaynaklı iklim krizi, iklim krizinin olmadığı bir dünyada yaşanacak olan aşırı sıcaklara ortalama 26 gün daha ekledi.

World Weather Attribution kriterlerini kullanan çalışma, 90 farklı ülkede 76 aşırı sıcak dalgası tespit etti. Bu olaylar milyarlarca insanı risk altında bıraktı.”

Raporda Türkiye’den de veriler yer alıyor. İklim krizinin etkisiyle, bölgeler özelinde yaşayan insanların maruziyetini referans alarak ve tüm nüfusun ortalaması alınarak yapılan hesaplamaya göre, Türkiye 2023 yılında 47,6 gün aşırı sıcak yaşadı. İklim krizinin etkisi olmasaydı bu sayı 18,8 gün olacaktı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Türkiye’nin Geneli İçin ‘Çok Şiddetli Kuraklık’ Alarmı

Türkiye genelinde yağışlar nidan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67, normaline göre ise yüzde 50 oranında azaldı. Meteorolojik kuraklık haritalarında Türkiye’nin büyük bölümünde ‘olağanüstü’ ve ‘çok şiddetli kuraklık’ alarmı verildi.

Haber Merkezi / Tüm bölgeler normalinin altında yağış alırken, en fazla azalma gösteren bölge yüzde 84 ile Karadeniz oldu. Bölgenin 2024 yılı Nisan ayı yağışları son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. En az yağış 8,5 kilogram ile Ardahan’da kaydedilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon, Bayburt, Artvin ve Ardahan’da son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) Nisan ayının yağış raporunu açıkladı. Rapora göre, Türkiye geneli nisan ayı yağışı normalinin ve geçen yıl nisan ayı yağışının altında gerçekleşti. 2024 yılı Nisan ayı yağışı 28.5 mm, nisan ayı normali (1991-2020) 57.5 mm, 2023 yılı Nisan ayı yağışı 86.8 mm’dir. Yağışlar normaline göre yüzde 50 ve geçen yıl nisan ayı yağışlarına göre yüzde 67 azaldı.

Nisan yağışları Bilecik, Bursa, Kastamonu, Samsun, Amasya, Tokat, Giresun, Rize, Trabzon Rize, Artvin, Ardahan, Burdur, Afyonkarahisar, Denizli ve Antalya sahil kesiminde yer yer yüzde 80’in üzerinde azalma gösterirken, İstanbul Avrupa yakası, Kırklareli, Çanakkale ve Mersin Mut çevrelerinde yüzde 60’ı aşan artışlar kaydedilmiştir. Bölge genelinde tüm bölgeler normalinin altında yağış almış, en fazla azalma gösteren bölge yüzde 70 ile Karadeniz Bölgesi olmuştur. Bölgenin 2024 yılı nisan ayı yağışları son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti.

İl geneli yağışlarda en fazla yağış 95.7 mm ile Hakkari, en az yağış 8.5 mm ile Ardahan’da kaydedilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon, Bayburt, Artvin ve Ardahan’da son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşmiştir. İllerimiz içinde normaline göre en fazla azalma yüzde 85 ile Artvin ve Ardahan’da, en fazla artma ise yüzde 16 ile Çanakkale’de meydana geldi.

Türkiye genelinde nisan ayında ortalama 5.9 yağışlı gün görülmüştür (1991-2020 normali 10.8 gün). Yağışlı gün sayıları Ege Bölgesi, İç Anadolu’nun ve Akdeniz Bölgesi’nin batısı, Bolu, Bursa, Bilecik, Mersin, Şanlıurfa, Mardin, Bingöl, Siirt, Şırnak ve Artvin çevrelerinde 5 günün altına düşerken, Edirne, Kırklareli, Samsun, Ordu ve Trabzon çevrelerinde 10-15 gün aralığında gerçekleşti.

Marmara: Bölgenin nisan ayı yağışı 39.3 mm, normali 51.9 mm ve 2023 yılı Nisan yağışı 94.5 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 24, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 58 azalma gerçekleşti.

Ege: Bölgenin nisan ayı yağışı 24.7 mm, normali 54.0 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 74.2 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 54, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 67 azalma gerçekleşti.

Akdeniz: Bölgenin nisan ayı yağışı 23.0 mm, normali 53.5 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 76.9 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 57, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 70 azalma gerçekleşti.

İç Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 21.4 mm, normali 45.5 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 60.2 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 53, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 65 azalma gerçekleşti.

Karadeniz: Bölgenin nisan ayı yağışı 16.9 mm, normali 56.2 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 102.3 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 70, 2023 yılı Nisan ayı yağışlarına göre yüzde 84 azalma gerçekleşti.

Doğu Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 40.4 mm, normali 74.3 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 116.4 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 46, 2023 yılı Nisan ayı yağışlarına göre yüzde 65 azalma gerçekleşti.

Güneydoğu Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 43.9 mm, normali 62.4 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 69.0 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 30, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 36 azalma gerçekleşti.

Paylaşın

Küresel Isınma: ‘En Sıcak Nisan’ Yaşandı

Geçtiğimiz nisan ayı, tüm dünyada kaydedilen en sıcak nisan ayı oldu. Nisan ayı ile birlikte geride kalan son 12 ay, dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak 12 aylık dönem oldu.

Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, geçen ayın şimdiye kadar küresel olarak kaydedilen “en sıcak Nisan” olduğu bildirildi. Copernicus’tan yapılan açıklamada, geçen ayın ortalama yüzey hava sıcaklığının 15,03 derece ölçüldüğü, bu ölçümün ocak için 1991-2020 ortalamasının 0,67 derece üzerinde olduğu aktarıldı.

Geçen ayın şimdiye kadar küresel olarak kaydedilen “en sıcak nisan” olduğu bilgisine yer verilen açıklamada, ayrıca son 12 ayın üst üste kaydedilen en sıcak aylar olduğu kaydedildi.

Açıklamada, son 12 aydaki (Mayıs 2023-Nisan 2024) küresel ortalama sıcaklığın 1991-2020 ortalamasının 0,73 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü bildirildi. Ayrıca sıcaklıkların en çok Doğu Avrupa bölgesinde ortalamanın üzerinde görüldüğü ifade edildi.

Dünya genelindeki duruma da yer verilen açıklamada Avrupa dışında, sıcaklıkların Kuzey Amerika’nın kuzey ve kuzeydoğusunda, Grönland’da, Doğu Asya’da, Ortadoğu’nun kuzeybatısında, Güney Amerika’nın bazı kısımlarında ve Afrika’nın büyük bölümünde ortalamanın üzerinde seyrettiği kaydedildi.

Deniz yüzeyi sıcaklıklarının aylar boyunca rekor düzeyde seyretmesi gibi bazı durumlar, bilim insanlarını, insan faaliyetlerinin iklim sisteminde “bardağı taşıran” bir etki yaratıp yaratmayacağını araştırmaya yöneltti.

Biliminsanları, iklim değişikliğinin Nisan ayında Afrika’nın Sahel bölgesinde binlerce ölüme neden olan yeni bir sıcak hava dalgası dahil olağanüstü hava koşullarına neden olduğunu doğrulamıştı.

Sıcaklık artışının sınırı olarak belirlenen 1,5 derece, bilim insanlarının ısınma sonucunda ortaya çıkabilecek ölümcül sıcaklık, sel felaketleri ve ekosistemlerin geri dönülemez şekilde zarar görmesi gibi en feci sonuçlardan kaçınılmasını sağlayacağını söylediği seviyeydi.

Ortalama küresel sıcaklığın on yıllar boyunca artışını dikkate alan bu sınır, teknik olarak henüz aşılmadı. Ancak bu hedefin artık gerçekçi olmadığını savunan kimi bilim insanları, hükümetleri hedefin aşılmasını sınırlandırmak için CO2 emisyonlarını daha hızlı azaltmaya çağırıyor.

C3S’nin veri seti 1940 yılına kadar uzanıyor. Biliminsanları, diğer verilerle çapraz kontrol yaparak geçen ayın, sanayi öncesi dönemden bu yana en sıcak Nisan ayı olduğunu doğruladı.

“Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlar”

Londra’daki Imperial College Grantham Enstitüsü’nden iklim bilimci Friederike Otto, yakın zamanda konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlarıdır” demişti.

Otto, bu emisyonların azaltılmaması halinde gezegenin ısınmaya devam edeceğini ve bunun da daha fazla kuraklığa, yangına, sıcak hava dalgalarına ve şiddetli yağışlara yol açacağını söylemişti.

Woodwell İklim Araştırma Merkezi’nden bilim insanı Jennifer Francis de, “Ancak denizdeki yapay sıcak dalgalarla birleşimi bu rekorları çok nefes kesici hale getirdi” demişti. Francis, El Nino’nun zayıflamasıyla birlikte, her ay küresel ortalama sıcaklıkların aşıldığı marjların düşeceğini söylemişti.

Francis, “Atmosferdeki sera gazı birikintileri yükselmeyi durdurana kadar gidişat değişmeyecek” demişti ve eklemişti: Bu da fosil yakıtları yakmayı bırakmamız, ormansızlaşmayı durdurmamız ve gıdalarımızı mümkün olan en kısa sürede daha sürdürülebilir bir şekilde yetiştirmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Paylaşın

Küresel Isınma: Mart Ayında Sıcaklık Rekoru Kırıldı

Geçtiğimiz mart ayı, tüm dünyada kaydedilen en sıcak mart ayı oldu. Mart ayı ile geride kalan son 12 ayın, dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak 12 aylık dönem olduğu belirtildi.

İklim bilimci Friederike Otto, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlarıdır” dedi. Otto, bu emisyonların azaltılmaması halinde gezegenin ısınmaya devam edeceğini ve bunun da daha fazla kuraklığa, yangına, sıcak hava dalgalarına ve şiddetli yağışlara yol açacağını söyledi.

Rusya’nın son yılların en kötü sel felaketiyle sarsılması ve Avustralya, Brezilya ile Fransa’nın bazı bölgelerinin olağanüstü yağışlı bir mart ayı geçirmesinde bu durumun rol oynadığı düşünülüyor.

Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre, geçtiğimiz Mart, tüm dünyada kaydedilen en sıcak mart ayı oldu. İklim servisi tarafından yayınlanan aylık bültende, geçen ayın ortalama yüzey hava sıcaklığının 14,14 derece olduğu belirtildi.

İklim Değişikliği Servisi ayrıca, Mart ile geride kalan son 12 ayın, dünyada şimdiye kadar kaydedilen en sıcak 12 aylık dönem olduğunu belirtti. Nisan 2023’ten Mart 2024’e kadar küresel ortalama sıcaklık, 1850-1900 yıllarındaki sanayi öncesi dönemdeki ortalamanın 1,58 derece üzerinde kaydedildi.

C3S direktör yardımcısı Samantha Burgess AFP’ye verdiği demeçte, denizlerdeki durumun karadan daha “az şok edici” olmadığını belirterek şubat ayının ardından mart ayında da küresel okyanus yüzey sıcaklığı rekorunun kırıldığını ifade etti.

Bu rekorun “inanılmaz derecede sıra dışı” olduğunu da sözlerine ekleyen Burgess, ısınan okyanusların atmosfere daha fazla nem salmasından dolayı şiddetli rüzgarlar ve kuvvetli yağmurlar gibi giderek düzensizleşen hava koşullarının artışını sürdürmesinin “kuvvetle muhtemel” olduğunu vurguladı.

2023 ise, 1850’den beri tutulan küresel sıcaklık kayıtlarında dünyanın en sıcak yılı oldu. Yüksek sıcaklıklar bu yıl başında Venezuela’da çok sayıda orman yangınına, Güney Afrika’da ise kuraklığa ve milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalmasına neden oldu.

C3S, aşırı sıcaklığın birincil nedeninin insan kaynaklı sera gazı emisyonları olduğunu açıklarken, sıcaklıkları yükselten diğer faktörler arasında Büyük Okyanus’ta yüzey sularını ısıtan hava dalgası El Nino’nun da yer aldığını belirtti. C3S, El Nino’nun Mart ayında hafiflediğini ancak buna rağmen, dünyanın ortalama deniz yüzeyi sıcaklığının rekor seviyeye ulaştığını bildirdi.

Londra’daki Imperial College Grantham Enstitüsü’nden iklim bilimci Friederike Otto, “Isınmanın ana nedeni fosil yakıt emisyonlarıdır” dedi. Otto, bu emisyonların azaltılmaması halinde gezegenin ısınmaya devam edeceğini ve bunun da daha fazla kuraklığa, yangına, sıcak hava dalgalarına ve şiddetli yağışlara yol açacağını söyledi.

Woodwell İklim Araştırma Merkezi’nden bilim insanı Jennifer Francis, “Ancak denizdeki yapay sıcak dalgalarla birleşimi bu rekorları çok nefes kesici hale getirdi” dedi. Francis, El Nino’nun zayıflamasıyla birlikte, her ay küresel ortalama sıcaklıkların aşıldığı marjların düşeceğini söyledi.

Francis, “Atmosferdeki sera gazı birikintileri yükselmeyi durdurana kadar gidişat değişmeyecek” dedi ve ekledi: Bu da fosil yakıtları yakmayı bırakmamız, ormansızlaşmayı durdurmamız ve gıdalarımızı mümkün olan en kısa sürede daha sürdürülebilir bir şekilde yetiştirmemiz gerektiği anlamına geliyor.

Paylaşın

Dünya Meteoroloji Örgütü: 2023 Yılında Sıcaklık Rekoru Kırıldı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Genel Sekreteri Celeste Saulo, “2023’te yaşadıklarımız, özellikle de okyanuslardaki eşi görülmemiş ısınma, buzulların erimesi ve Antartika deniz buzunun kaybı çok endişe verici” dedi.

İnsanlık için mücadele edilmesi gereken en önemli sorunun gıda güvenliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı ile bağlantılı olan iklim krizi olduğunu vurgulayan Celeste Saulo, iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelerin 2023 yılında da çok sayıda insanı göçe zorladığını da dile getirdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliği konusunda gerek sıcaklıklardaki artış gerekse etkilerinde tüm alarm zillerinin çaldığını dile getirdi.

BM’ye bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 2023 İklim Raporu’nu değerlendiren Guterres, bulguların geçen yıl Ocak ile Aralık ayları arasındaki dönemin hava sıcaklıklarının kayıt altına alınmasından bu yana dünya üzerinde en sıcak dönem olduğunu ortaya koyduğunu aktardı. Guterres, sanayi öncesi döneme kıyasla 2023 yılında ısı artışının küresel çapta 0,12’lik artı ya da eksi yanılma payı ile 1,45 arttığının tespit edildiğini dile belirtti.

2015 yılında uluslararası toplumun üzerinde mutabık kaldığı Paris İklim Anlaşması, küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyi aşmamasını öngörüyordu.

WMO raporuna göre sadece 2023 yılı bugüne dek kaydedilen en sıcak sene olmakla kalmadı, aynı zamanda son on yıllık dönem de yine bugüne dek görülen en sıcak on yıllık dönem olarak tarihe geçti.

WMO raporunda okyanuslarla ilgili de endişe verici durum aktarılıyor. Sıcak hava dalgalarının okyanuslardaki ekosisteme ve besin sistemine zarar verdiğine işaret edilen raporda, 2023 yılında okyanusların yüzde 90’ından fazla bir bölümünün yılın belli bir döneminde aşırı sıcak hava dalgası etkisine girdiği belirtildi.

Buzullarda yaşanan erime de yine tarihi boyutlara ulaşmış durumda. Raporda yer alan bu konuyla ilgili ilk veriler, 1950’lerden bu yana en büyük buzul kaybına işaret ediyor. Özellikle Kuzey Amerika’nın batısında ve Avrupa’daki buzullarda yaşanan büyük oranlı erime, söz konusu veride etkili olmuş durumda.

Deniz suyunun donması sonucu ortaya çıkan deniz buzunun Antartika’daki mevsimsel yayılımı da 2023 yılında yine hava sıcaklığı kayıtlarına başlandığı günden bu yana en düşük seviyede kaldı. Geçen sene oluşan deniz buzu, 2022’ye oranla yaklaşık bir milyon kilometrekare daha az bir alana yayılabildi.

“2023’te yaşadıklarımız, özellikle de okyanuslardaki eşi görülmemiş ısınma, buzulların erimesi ve Antartika deniz buzunun kaybı çok endişe verici” diyen WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, insanlık için mücadele edilmesi gereken en önemli sorunun gıda güvenliği ve biyolojik çeşitliliğin kaybı ile bağlantılı olan iklim krizi olduğunu vurguladı.

Saulo, iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelerin 2023 yılında da çok sayıda insanı göçe zorladığını da dile getirdi.

Paylaşın

Küresel Sıcaklıklar Ocak Ayında Da Rekor Kırdı

İklim Değişikliği Servisi Copernicus, bilim insanlarının “insanlık için bir uyarı” nitelemesine atıfla, Dünya’nın son 12 ay boyunca sanayi öncesi dönemden 1,5 derece daha sıcak olduğunu açıkladı.

İklim bilimcilerine göre 2024 yılı, 1850-1900 dönemi için tahmin edilen ocak ayı ortalama sıcaklığına göre 1,66°C daha sıcak bir başlangıç yaptı. Bu da, ön-sanayi dönemi referans periyodu olarak kabul edilen zaman dilimindeki ocak ortalamasının üzerinde bir sıcaklık artışına işaret ediyor.

Avrupa Birliği’ne bağlı İklim Değişikliği Servisi Copernicus (C3S) tarafından yapılan ölçüm, “Ocak 2024″ün küresel ölçekte kayıtlara geçen en sıcak ocak ayı olduğunu ortaya koydu.

Copernicus’un uydu izleme sistemiyle yaptığı küresel yüzey hava ve deniz sıcaklıkları ve deniz buzu örtüsü ile hidrolojik değişkenlerde gözlemlenen değişikliklere ilişkin aylık iklim güncellemesi yayımlandı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, Ocak 2024’te ortalama yüzey hava sıcaklığı 13,14 derece olarak ölçüldü.

Söz konusu ölçümün ocak için 1991-2020 ortalamasının 0,70 derece, 2020’de kaydedilen bir önceki en sıcak ocak ayının da 0,12 derece üzerinde olduğu kaydedildi.

Açıklamada son 8 ayın üst üste kaydedilen en sıcak aylar olduğu belirtilerek, son 12 aydaki (Şubat 2023 – Ocak 2024) küresel ortalama sıcaklığın 1991-2020 ortalamasının 0,64 santigrat derece üzerinde ölçüldüğü belirtildi.

Copernicus’un açıklamasında, bilim insanlarının “insanlık için bir uyarı” nitelemesine atıfla, Dünya’nın son 12 ay boyunca sanayi öncesi dönemden 1,5 derece daha sıcak olduğu dile getirildi.

İklim bilimcilerine göre 2024 yılı, 1850-1900 dönemi için tahmin edilen ocak ayı ortalama sıcaklığına göre 1,66°C daha sıcak bir başlangıç yaptı. Bu da, ön-sanayi dönemi referans periyodu olarak kabul edilen zaman dilimindeki ocak ortalamasının üzerinde bir sıcaklık artışına işaret ediyor.

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezinin (ECMWF) “ERA5” diye isimlendirilen küresel saatlik değerlendirme verileri, dünya genelindeki uydular, gemiler, uçaklar ve meteoroloji istasyonlarından alınan milyarlarca ölçüm kullanılarak yapılıyor.

Kuruluş son on iki aydaki (Şubat 2023 – Ocak 2024) küresel ortalama sıcaklığın, 1991-2020 ortalamasının 0,64C ve 1850-1900 sanayi öncesi ortalamasının 1,52C üzerinde, kayıtlardaki en yüksek sıcaklık olduğunu bildirdi.

C3S Direktör Yardımcısı Samantha Burgess, “2024 rekor kıran başka bir ayla başlıyor, sadece kayıtlardaki en sıcak ocak ayı değil, aynı zamanda sanayi öncesi döneminin 1,5C’nin üzerinde 12 aylık bir dönem yaşadık” diyor ve ekliyor: Sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması küresel sıcaklık artışını durdurmanın tek yolu.

Öte yandan Avrupa’da geçen aya (Ocak 2024) ait sıcaklıklar, kuzey ve güney bölgelerde farklılık gösterdi. Örneğin İskandinav ülkelerinde 1991-2020 ortalamasının çok altında olan sıcaklıklar, güney ülkelerde bu ortalamanın çok üstünde seyretti.

Avrupa dışında, sıcaklıklar Kanada’nın doğusu, Afrika’nın kuzeybatısı, Orta Doğu ve Merkezi Asya’da ortalamanın oldukça üzerinde, Kanada’nın batısı, ABD’nin orta bölgeleri ile Sibirya’nın doğusunda ortalamanın altında kaldı.

El Nino hava olayı, ekvatoral Pasifik’te zayıflamaya başlasa da deniz hava sıcaklıkları genel olarak alışılmadık derecede yüksek bir seviyede kaldı.

Paylaşın

Ağaçlar, İklim Değişikliği Nedeniyle ‘Nefes Almakta’ Zorlanıyor

Yakın tarihli bir araştırma, ağaçların, sıcak ve kuru iklimlerde, karbon emisyonlarını dengelemekte önemli bir mekanizma olan karbondioksiti (CO2) etkili bir şekilde absorbe etmede ve depolamada zorlandığını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Penn State’ten araştırmanın baş yazarı Max Lloyd, atmosferden en fazla karbondioksit süzülmesini sağlayan bitkiler ile iklimin ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu ve bu önemli dengenin bozulduğunu söyledi.

Fotosentez yapan ağaçlar, olumsuz koşullar altında fotosolunuma uğrar ve karbondioksiti (CO2) atmosfere geri bırakır.

Araştırma, sıcak iklimlerde, özellikle suyun kıt olduğu dönemlerde, fotosolunum oranının iki kata kadar arttığını ortaya çıkardı. Ağaçlar, genellikle, fotosentez yoluyla havadaki karbondioksiti büyümek için kullanıyor.

Araştırma, ağaçların karbondioksit tutulmasında ve iklim değişikliğinin hafifletilmesinde oynadığı role ilişkin anlayışı temelden değiştiriyor.

Daha sıcak, daha kuru iklimlerde yer alan ağaçların karbon tutumuna daha az katkıda bulunduğunu ortaya koyan araştırma, ağaçların, doğal karbon yutucu rolleri hakkındaki önceki varsayımlara meydan okuyor.

Araştırmanın sonucu, sıcaklık seviyeleri artıkça ağaçların, atmosferdeki karbondioksiti süzmedeki rolünün azalacağı ve dolayısıyla gezegeni soğutmadaki rolünü engelleyebileceğini, küresel ısınmayla mücadele stratejilerini yeniden değerlendirmenin aciliyetini vurguluyor.

İklim değişmeye devam ederken, araştırma, bitkiler ve atmosfer arasındaki karmaşık ilişkiyi anlamak için daha incelikli bir yaklaşıma duyulan ihtiyacın da altını çiziyor.

Paylaşın

2023 Yılında Türkiye’de Aşırı Hava Olayları Yeni Bir Rekor Kırdı

Ekosfer Derneği Kampanyalar Direktörü Özgür Gürbüz, “Aşırı hava olayı sayısındaki ciddi yükseliş de bize iklim krizinin şiddetini artırdığını gösteriyor” dedi. Gürbüz, şiddeti ve sıklığı artan aşırı hava olaylarının iklim krizine karşı hazırlık yapmamış kentlerde daha büyük sorunlara yol açtığını belirtti.

Özgür Gürbüz, “Kentlerle ilgili planları yaparken iklim krizinin değiştirdiği meteorolojik koşulları dikkate almalı ve ona göre plan yapmalıyız. Ne iklim krizinin arkasına sığınarak altyapı eksikliklerini gizlemeye çalışmak doğru, ne de sadece altyapıyı sorumlu tutmak. Betona boğduğumuz kentleri yeniden planlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

İklim krizinin en belirgin göstergelerinden biri kabul edilen aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddeti artmaya devam ediyor. 2023 yılı, kayda geçen 1475 aşırı hava olayıyla Türkiye’de tüm zamanların en çok aşırı hava olayı görülen yılı oldu. Bu sayı bir önceki yıl 1030, 2021’de ise 1024’tü. Türkiye’de aşırı hava olaylarının sayısı son altı yıldır sürekli artıyor.

Geçen yıl (2023) ise sadece sayı rekoru kırılmadı, bir yıl öncesine göre yüzde 45’i bulan artış oranıyla büyük bir sıçrama da yaşandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2023 yılında aşırı hava olaylarının yüzde 38’ini şiddetli yağış ve seller oluşturdu. Şiddetli yağış ve selleri fırtına (yüzde 23) ve dolu (yüzde 16) olayları izledi.

Bianet’in aktardığına göre; Ekosfer Derneği Kampanyalar Direktörü Özgür Gürbüz, “İklim krizinin etkilerini her yıl en net bir şekilde aşırı hava olayları ile görüyoruz. 2023’e Adıyaman ve Şanlıurfa’da meydana gelen sel felaketleri, Çanakkale’de kenti tehdit eden orman yangını ve birçok bölgeyi etkileyen sıcak hava dalgaları ile kuraklıklar damgasını vurdu. Aşırı hava olayı sayısındaki ciddi yükseliş de bize iklim krizinin şiddetini artırdığını gösteriyor,” dedi.

Şiddeti ve sıklığı artan aşırı hava olaylarının iklim krizine karşı hazırlık yapmamış kentlerde daha büyük sorunlara yol açtığını belirten Gürbüz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kentlerle ilgili planları yaparken iklim krizinin değiştirdiği meteorolojik koşulları dikkate almalı ve ona göre plan yapmalıyız. Ne iklim krizinin arkasına sığınarak altyapı eksikliklerini gizlemeye çalışmak doğru, ne de sadece altyapıyı sorumlu tutmak. Betona boğduğumuz kentleri yeniden planlamak zorundayız. Bir yandan fosil yakıtlardan (petrol, kömür ve gaz) vazgeçerek iklim krizini durdurmalı bir yandan da mevcut değişikliklere ayak uyduracak dirençli yerleşim yerleri inşa etmeliyiz.”

Paylaşın