Kılıçdaroğlu’ndan Mersin’de Gövde Gösterisi: Onu Edeple Göndereceğiz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Mersin mitinginde, alandaki vatandaşların ‘Tayyip istifa’ sloganlarına, “Onun istifa etmesine gerek yok onu göndereceğiz, edeple göndereceğiz. Geliyor gelmekte olan ama birileri de gidecek ve göndereceğiz onları” şeklinde cevap verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “Kurtuluş savaşı verdiğini söylüyor ama senin ne kurtuluş ile ne savaşla ilgin var. Sen sarayımda nasıl otururumun düşüncesini taşıyorsun. Allah’ın izniyle iktidar olacağız. Çiftçilerin borçlarının faizlerini ilk bir hafta içinde sileceğiz. Türk Lirası pul oldu. TL’yi hak ettiği yere getireceğiz” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Mersinlilerin huzurunda söz veriyorum Türkiye’yi her türlü vesayetten kurtaracağım. Saray’ın vesayetinden de Türkiye’yi kurtaracağız. Dostlarımızla birlikte kurtaracağız” ifadelerini kullandı.

“Saray ve şurekası duysun. Rüşvet alanları, uyuşturucu baronlarıyla kol kola gezenleri, onların uçaklarına binenleri, paralarını alanları devlet kadrolarında yaşatmayacağız” diyen Kılıçdaroğlu, “Harcadığımız her kuruşun hesabını millete vereceğiz. Sizin paranız. Bu parayı harcarken size hesap vermek namus borcum olacak. 84 milyonu Londra’daki tefecilere mahkum ettiler. Vergilerin büyük kısmı oraya gidiyor. Üreten, alın teri döken herkesin hakkını ve hukukunu koruyacağım. Bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Bu ülkede yoksulluk olmayacak. Mersinlilere söz veriyorum. Türkiye’ye söz veriyorum.” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kutuplaşmaktan yana değiliz. Kucaklaşmadan yanayız. Beraber olmaktan, birlik olmaktan yanayız. Biz dünyada yurtta sulh, cihanda sulh diyenleriz. Kendi ülkemizde de dünyada da huzurdan, barıştan yanayız. Mısır’la barışacağız, Suriye’yle barışacağız, İsrail’le barışacağız, Libya’yla barışacağız” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, acil seçim isteğiyle gerçekleştireceğini açıkladığı mitinglerin ilkini Mersin’de düzenledi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Hepinizin şunu çok iyi bilmesini isterim bizim kitabımızda umutsuzluk yok. Az önce kardeşlerim konuştu yüreğim acıdı. İki üniversite mezunu kardeşim iş bulamıyorum. Size söz veriyorum bu sorunları çözeceğiz. Demokrasiye inanıyoruz o yüzden diyoruz, geliyor gelmekte olan. Mersin küçük bir Türkiye’dir.

Milletin sesi dedik, milletimiz konuşsun dedik. Ama onlar duymazlar onlar sağırlar ve onlar başka şeyleri görürler. Dün saat 11.00’de TÜİK’e gittim. Aylık yüzde 3.51 yıllık yüzde 21 enflasyon açıkladılar. Ya sizin eşiniz çocuğunuz alışveriş yapmıyor mu? Faturalara bakmıyor mu? Ekmek alırken görmüyor mu? Talimat gelmiş indireceksiniz. TÜİK rakamları üzerinden emeklinin, asgari ücretlinin aylığını belirliyorlar.

“Türkiye’ye her türlü vesayetten kurtaracağız”

Ben TÜİK’e sizin hakkınızı sormak için gittim ama kapı duvar. İlk kez Cumhuriyet tarihinde vekiller bir yere gidiyorlar önümüze duvar örüyorlar. Sizin duvarlarınız vız gelir bize. Vesayet diyorlardı, dün vesayetin ne olduğunu Türkiye gördü. Asgari ücretlinin, memurun hakkını savunmak ortak görevimizdir. Mersinlilerin huzurunda söz veriyorum; Türkiye’ye her türlü vesayetten kurtaracağız. Sarayın vesayetinden birlikte, dostlarımızla birlikte kurtaracağız.

Alın teri döken bir çiftçi neden zarar ediyor? Bu soruyu vicdanlı olan herkesin kendisine sormasını isterim. Toprağımız var, çalışkan insanımız var. Neden arpayı, buğdayı, eti dışarıdan getirip gümrük vergisini sıfırlarız. Hepimiz muhakeme yapmak zorundayız. Yarın hep birlikte sandığa gideceğiz ve dikta bir yönetimi sandıkta al aşağı edeceğiz. Öncelik bizim insanımız, çalışan insanımız, muz ithalatını durduracağız.

Kurtuluş savaşı verdiğini söylüyor ama senin ne kurtuluş ile ne savaşla ilgin var. Sen sarayımda nasıl otururumun düşüncesini taşıyorsun. Allah’ın izniyle iktidar olacağız. Çiftçilerin borçlarının faizlerini ilk bir hafta içinde sileceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne diyordu, ‘Çiftçi milletin efendisidir’. Söz veriyorum çiftçimizi bu milletin efendisi yapacağız.

“Hiçbir rüşvetçiyi devlet kadroları içinde barındırmayacağım”

Diyor ya faize karşıyım, neden esnafın borcunun faizini silmiyorsun. İktidar olduğumuzda ilk işimiz esnaf bakanlığı kuracağız. Bu memlekete barışı getireceğim. Bu memlekete huzuru, demokrasiyi, adaleti getireceğim. Mafya düzenini değiştireceğim. Uyuşturucu baronlarıyla işbirliği yapılan düzeni değiştireceğim. Siyaseti tümüyle kirlilikten arındıracağım. Hiçbir rüşvetçiyi devlet kadroları içinde barındırmayacağım.

Saray ve şürekası duysun. Rüşvet alanları, uyuşturucu baronlarıyla kol kola gezenlerin hepsinin görevine son vereceğiz. Harcadığımız her kuruşun hesabını milletimize vereceğiz. Sizin paranızı harcarken bunun hesabını vermek namus borcudur. Vergilerin büyük kısmı Londra’daki tefecilere gidiyor. Herkesin hakkını hukukunu koruyacağım. Söz veriyorum, Mersinlilere, Türkiyelilere söz veriyorum. Bu ülkede yoksulluk olmayacak.

Yine söz veriyorum, üniversite mezunları iş bulamazken, 4-5 yerden maaş alanların düzenlerini sonlandıracağım. Hakça bir düzen gelecek. KPSS’den 85, 90 puan alıyorlar ama sözlüye gelince eleniyorlar. Bu düzeni değiştirmek Kemal kardeşinizin boynunun borcudur. Gençler size söz verdim, sözümün arkasında da duracağım. 20 yıldır iktidardalar ve yurt sorununu çözemediler. Söz veriyorum bir yıl içinde yurt sorunu kalmayacak.

EYT’liler hiç korkmayın, sarayla köşkle bizim işimiz yok. Bizim işimiz vatandaşın sofrasındaki bereket. Hepsini birlikte gerçekleştireceğiz. Sevgili Peygamberimiz, ‘Cennet anaların ayaklarının altındadır’ der. Her gün kadın cinayeti haberleri alıyoruz. İyi halden az ceza veriyorlar. Bunu da değiştireceğiz. İyi hal, kravat bunu bırakacağız. İstanbul Sözleşmesi’ni bir hafta içinde hayata geçireceğiz.

Bizim Merkez Türkiye Projemiz vardı. Bunu geliştiriyoruz, kamuoyuyla paylaşacağız. Samandağı’ndan Mersin’e bir hilal şeklinde burası yatırıma doyacak ve işsizlik olmayacak. Fabrikasını buraya getirenin parasını biz ödeyeceğiz. Yeni bir hamle ile çığır açacağız. Akdeniz havzasında yükselen bir Mersin’i tüm Türkiye ve dünyaya tanıtacağız. Sevgili Mersinliler, geçmişte AK Parti ve MHP’ye oy veren kardeşlerim: Dönem kavga değil, çekişme değil. Sorun bayrak sorunudur, sorun milletimizin, vatanımızın sorunudur.

“Biz Kuvayi Milliyeciyiz ve biz ülkemizi de insanlarımızı da seviyoruz”

Bizler Atatürkçüyüz, bizler Kuvayi Milliye’nin ne olduğunu biliriz. Bizler sosyal demokratız, herkesin yaşam tarzına saygı duyulmasını isteriz. Biz vatandaş güzel hizmet alıyor mu almıyor mu onun derdindeyiz. Türkiye’nin bölgesinde kimseye boyun eğmemesinin yolu, birlikte beraber olmaktır. Biz ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ diyenleriz. İktidar olduğumuzda Suriye ile Mısır ile İsrail ile barışacağız. Göreceksiniz o zaman Mersin’in nakliye TIR’ları, sanayicileri Ortadoğu’ya nasıl çalışıyor.

Türk Lirası’nı pul yaptılar, Türk Lirası’nı hak ettiği yere getirmek bizim boynumuz borcudur. Bizim fakirliğimizi Batı’nın emperyallerine satmak istiyorlar. Sevgili gençler sizin hayalleriniz benim hedeflerim olacaktır. Umutsuzluğa kapılmayın. 6 ay içinde Türkiye’nin nasıl rahatladığını, feraha kavuştuğunu göreceksiniz. Biz Kuvayi Milliyeciyiz ve biz ülkemizi de insanlarımızı da seviyoruz. Değişim rüzgarları esiyor Türkiye’de. Buna duvar örmek mümkün değil. Mersin’de, Hakkari’de tüm Türkiye’de.

Hiç meraklanmayın göreceksiniz Erzurum’dan, Kars’tan, Rize’den, Edirne’den halkın şaha kalktığını, adalet istediğini göreceksiniz. Ey saray duy diyeceğiz duy; geliyor gelmekte olan. Lütfen birlikte tekrar edelim. Mersin’den, Hakkari’ye, Denizli’ye, Uşak’a, Almanya’ya, Fransa’ya. Paris’e, Hamburg’a, selam olsun geliyor gelmekte olan.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Market Yöneticilerine ‘Mektup’

Market sahipleri ve yöneticilerine mektup gönderen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mektubunda, un, yağ, süt, bulgur, makarna, mercimek, yumurta, peynir, tuz ve her ay bir çeşit sebzeye zam yapılmamasını istedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, mektubunda, bu talebin, sizden, bu ürünlerde açıkça zarar etmenizi istemek olduğunun farkında olduğunu belirterek, “Ancak bunu halkımız adına yapmak zorundayız. Ve bu mektup vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Güldük eğlendik… Şimdi şahsın tuhaflıklarını bir kenara bırakalım ve gerçek işimize dönelim. Söz verdiğim gibi, market sahibi ve yöneticilerine gönderdiğim mektubu paylaşıyorum. Milletimi de şahit olmaya davet ediyorum” notuyla market yöneticilerine gönderdiği mektubu paylaştı. Kılıçdaroğlu’nun mektubu şöyle:

“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik buhran, hepimizin malumudur. Özellikle temel gıda ürünlerine yapılan zamlar, hali hazırda alım gücü azalan milletimizi ekonomik olarak bir çıkmazın içine sokmaktadır. Bildiğiniz üzere, 20 Kasım 2021 günü, gıda sektörümüzün değerli paydaşları ile bir video konferans toplantısı gerçekleştirdik. Bu toplantıda, ekonomik buhran sürecinde hem sektörümüzü hem de halkımızı koruyacak tedbirler üzerinde konuştuk. Ardından gerçekleştirdiğim basın açıklamasında da hükümetin acilen atması gereken 6 adımı açıkladım. Değerli Sektör Yöneticisi, Söz konusu basın açıklamasında, halkımızı korumak adına, büyük marketlerden de bir talebim olduğunu ifade etmiş, “10 Hayatta Kalma Ürünü” için, kış aylarında zam yapılmamasını istemiştim. Bu ürünler: Un, yoğ, süt, bulgur, makarna, mercimek, yumurta, peynir, tuz ve her ay bir çeşit sebzedir. Bu talebin, sizden, bu ürünlerde açıkça zarar etmenizi istemek olduğunun farkındayım. Ancak bunu halkımız adına yapmak zorundayız. Ve bu mektup vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, sizden istediğim bu fedakarlıktan doğacak zararı, iktidara geldiğimizde karşılayacağız. Kara Kışı atlatabilmek adına, halkımız için bu adımı atacağınıza inanıyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a “Helalleşme” Yanıtı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘helalleşme’ sözlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Helalleşme tek taraflı olmuyor. Eğer siz Türk Liranızın değerini düşürüyorsanız, sizi eleştirmek benim en doğal hakkımdır. Helalleşmenin ne olduğunu henüz anlayamamış zaten. Bu konuda adım atması gereken kişi kendisidir. Benim kimseyle özel bir kavgam yoktur. Şahsi olarak da bir kavgayı alıp bir yerlere taşımam. Kin, öfke tutmam. Kibirli asla davranmam.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik açıklamalarına da yanıt veren Kılıçdaroğlu, “AK Parti kazansın diye kendi partinizi ve ülkücüleri feda etmeye hazır bir pozisyon takınmışsanız siz artık siyaset üretmezseniz. Bahçeli’nin düştüğü pozisyon budur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonrası dövizin hareketlenmesine ilişkin ise Kılıçdaroğlu, “Erdoğan faizden şikayet ediyor ama enflasyonu onu bağlıyor. Aslında gelir dağılımındaki adaletsizliğin birinci amiri enflasyondur. Her şeye zam yapıldı. Bu kadar zammın nedeni nedir? Faiz midir? Biz faizi savunmuyoruz ama nereden inecek faiz? Siz, esnafın, çiftçinin, banka kredilerinin faizini indirdiniz mi? Hayır. Gelir dağılımında olağanüstü bir dengesizlik var. Zam yapılmayan hiçbir şey yok” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başlıkları şu şekilde:

“Erdoğan faizden şikayet ediyor ama enflasyonu onu bağlıyor. Aslında gelir dağılımındaki adaletsizliğin birinci amiri enflasyondur. Her şeye zam yapıldı. Bu kadar zammın nedeni nedir? Faiz midir? Biz faizi savunmuyoruz ama nereden inecek faiz? Siz, esnafın, çiftçinin, banka kredilerinin faizini indirdiniz mi?

Hayır. Gelir dağılımında olağanüstü bir dengesizlik var. Zam yapılmayan hiçbir şey yok. Gübreye dünyanın zammı geldi. Ekilebilir topraklara gübrenin ancak yüzde 20’si atıldı. Vatandaş gübre alamıyor. Çiftçi üretmezse ne olacak?

Arpayı, buğdayı, nohutu, canlı hayvanı dışardan alıyorsun. 19-20 yıldır bu ülkeyi kimler yönetiyordu? Doları sabit tutmak için 128 milyar doları sattılar. Niye sattılar bunu arka kapıdan? Kayınpeder-damat sattılar. Yönetemiyor. Yönetmeyi tamamen bırakmış vaziyette.

Sen Merkez Bankası’nın faizini bırak, indiriyorsan çiftçinin, esnafın faizini indir. Allahın izniyle iktidar olacağız önce esnafın ve çiftçinin faizini sileceğim. Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını kendi söylüyor zaten. Grup toplantısındaki konuşmasında, ‘Merkez Bankası’nın başkanını görevden aldık çünkü laf dinlemiyordu’ diyor.

Asgari ücret

CHP’li belediyelere bu sene de asgari ücret söyleyeceğim. Bunu söylemeden bütün belediye başkanlarımıza soruyoruz, ‘Siz bunu ödeyebilecek misiniz?’ diye.

Böyle bir rakam söyleyeceğim. Bizim belediyelerde asgari ücret 3 bin 100 liradır. Bu sene için rakamı sonra söyleyeceğim. En küçük belediyemizden, en büyük belediyemize kadar dikkate alıyoruz bunu. En küçük belediyemizin bile ‘Ben bunu ödeyebiliyorum’ demesi lazım.

Bahçeli’ye Mansur Yavaş yanıtı

Aslında şöyle ifade etmek isterim. Sayın Bahçeli uzun zamandır Türk siyaset sahnesinde olan bir isim. Böyle bir olayı araştırmadan doğrudan Mansur Yavaş’ı hedef alıp onu suçlama yönüne gitmesi doğru değil. Mansur Yavaş, siyasi tartışmalardan uzak duran birisi. 6 milyon Ankaralıyı kucaklıyor.

Neden böyle bir suçlama yapıldı akıl alır bir şey değil. Alparslan Türkeş’i anma töreni var ve Kuran tilaveti sırasında bu baskın yapılıyor. Arkadaş siz neden böyle bir şey yapıyorsunuz?

Bahçeli’nin yapması gereken baskın yapanları eleştirmesiydi. Bunu yapmadı tam tersine hiç ilgisi olmadığı halde Mansur beyi suçladı. Eğer siz bir siyasi partinin genel başkanı olarak kendinizi başka bir yere vakfetmişseniz, AK Parti kazansın diye kendi partinizi ve ülkücüleri feda etmeye hazır bir pozisyon takınmışsanız siz artık siyaset üretmezseniz. Bahçeli’nin düştüğü pozisyon budur. Bahçeli’nin pozisyonuna emin olun üzülüyorum.

Mansur Yavaş’ın açıklaması doğru. Belediye başkanı, belediye başkanı olarak görev yapıyor. Biz yeni bir siyaset anlayışı, toplumu kucaklayan bir siyaset anlayışını savunan bir partiyiz. Belediye başkanlarının aynı felsefe ile hareket etmesi lazım.

Tank Palet Fabrikası, Türkiye’nin gözbebeği olan fabrikalarından birisi. Değerinin 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. Bunun yüzde 49’unu Katar’a verdiler. Bizim bilmediğimiz sırları Katarlılar biliyor. Tank üretimine başlanacakken birden bire Katarlılar devreye girdiler olay başka bir yere gitti. Türkiye şu an tank üretemiyor.

Siz 5 tane tank üretmişken seri üretime geçecekken neden Katar ordusuna bunu devrettiniz? Bunu para için yaptılar. Bir devletin onuru vardır. Siz para gelecek diye her şeyi feda edemezseniz. Bu ülke kanla kuruldu.

Birleşik Arap Emirlikleri neden geliyor? Hani bunlar 15 Temmuz’u planlamışlardı? Nasıl oldu da Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ‘şerefsiz’ diye tanımladığı biriyle nasıl tokalaşır? Düne kadar bunlar kötüydü, darbe girişimine destek vermişleri, ne oldu birden bire?

10 milyar dolar para getireceklermiş. Neymiş bu para? Tank Palet için satma biz 50 milyon dolar buluruz demiştim. Aselsanı, Havelsanı, Roketsanı alacaklar diye haberler çıktı. Bunları satın alacaklarmış gibi haberler gazetelerde yayımlandı. Bekledim bir açıklama. Ne MSB’den, ne de Erdoğan’dan bir açıklama gelmedi.

Öyle olunca ben mecburen, ‘Bunları satarsanız sizin burnunuzdan fitil fitil getiririm’ dedim. Getiririm de böyle bir rezalet olamaz. Tank Palet Fabrikası’nı da iktidar olunca ilk bir hafta içinde satıl alıp ordumuza teslim edeceğiz.

Sedat Peker’in açıklamaları

Peker’in söylediklerinin tamamı doğru. Çünkü işin içinde olan kişi. Yaşadığını söylüyor, itiraf ediyor her şeyi. O kadar ki İçişleri Bakanlığı’nın bulamadığı şeylerin fotoğrafını yayınlıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne neler yaptılar, ‘Sedat Peker konuşmasın’ dediler. Yalansa çıkar ‘Yalandır, işte belgesi’ dersiniz. Onların gazetecileri, bakanları, milletvekilleri, yandaşları, sanayicileri, beşli çeteleri var. Çıksın açıklama yapsınlar. ‘Bunların tamamı yalandır’ desin. Hiç kimse yalanlayamıyor.

Çağırıyorsunuz Sezgin Baran Korkmaz’ı. ‘Yurtdışına git’ diyorsunuz. Yaptılar bunu. İçişleri Bakanı, bakanlar uçağına biniyordu. Her türlü imkanı vardı, her şey yapılıyordu zaten.

Aldılar tutukladılar önce sonra serbest bıraktılar. Mal varlığı üzerindeki hacizi kaldırdılar. Bunu yapan başsavcıyı HSK’ya atadılar. Kendi talimatlarını yerine getirdikleri için ödüllendirildiler.

Şimdi niye yazı yazıyorsun ‘Sezgin Baran Korkmaz’ı bize iade edin’ diye. ABD istedi tutukladılar, hapse attılar. ABD istedi diye bunlar da istemeye başladılar. Tıpkı Reza Zarrab gibi. En büyük korkuları Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de itirafçı olması. Sezgin Baran Korkmaz, ABD’ye verilirse itirafçı olacak.

“Ekonomi bilmiyor”

Konuştukça batırıyorsun ülkeyi. Allah aşkına bir sus ya. Bu ülkenin bir sanayicileri çiftçisi konuşsun bir dinle ya. Konuşuyor. Bilerek konuşma eyvallah diyeceğim.

Vallahi billahi, yemin ediyorum ekonomi de bilmiyor. Maliye politikasından haberi bile yok. Bütçe getirdiler Meclis’e, bütçe zaten eskidi. İki sene sonra öngördükleri dolar kuru, iki sene sonrasını geçti.

Erken seçim çare. Ekonomi bu haldeyken nasıl düzelecek? Devletin kurumlarını, devleti çürüttüler. Yeniden ayağa kalkmamız lazım. Bunun için var olan iktidarın değişmesi lazım. Devlette liyakat olması lazım. Böyle bir yapının iktidar olması lazım bunun yolu da seçim. Buradan seçimle çıkacağız. Biz erken seçim yapalım diyoruz.

Bazı liderler ‘Erken değil derhal seçim olması lazım’ dediler. Halkın iradesinden korkmanın mantığı var mı? Kimse önünü göremiyor. Türkiye üretimden koparılıyor.

Yüzde 36,20 doğru. TÜİK’e talimat veriyor, enflasyonu düşük göster diyor. TÜİK’in de verdiği rakama kimse güvenmiyor zaten. Vatandaş pazara gidiyor görüyor. Ekmek alıyor görüyor. 19,89 olmadığını görüyor. Devletin bütün kurumlarını çürüttükleri gibi, TÜİK’i de çürüttüler. Cumhurbaşkanı bir kararname ile 36,20’yi 19’a düşürebilir. Madem faizden şikayet ediyorsun bunu da düşürebilirsin.

Helalleşme tek taraflı olmuyor. Eğer siz Türk Liranızın değerini düşürüyorsanız, sizi eleştirmek benim en doğal hakkımdır. Helalleşmenin ne olduğunu henüz anlayamamış zaten. Bu konuda adım atması gereken kişi kendisidir. Benim kimseyle özel bir kavgam yoktur. Şahsi olarak da bir kavgayı alıp bir yerlere taşımam. Kin, öfke tutmam. Kibirli asla davranmam.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı

(Cumhurbaşkanlığı adaylığı sorusu) Bu konuda Cumhur İttifakı adayını belirledi millet ittifakında demokrasi var, henüz bu konuyu masaya getirmiş değiliz. Konuşmadığımız bir konuyu benim dillendirmem yanlış olur. Bu konuyu hiç konuşmadık.”

Mersin’de güzel şeyler söyleyeceğim. Şunu ifade edeyim, umutsuzluğu topluma aşılamak gibi bir anlayışım yok. Karamsar olmaya hakkımız yok. Hepimiz güzel ve huzurlu bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Hepimizin umudu var, umudumuzu büyütmek istiyoruz.

Üretmenin ne kadar değerli olduğunu, alın terinin ne kadar değerli olduğunu, insan sevgisinin ne kadar değerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunları anlatacağız. Sloganımız ‘milletin sesi’ olacak. Orada göreceksiniz milletten kişiler çıkacak konuşacak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a: Millete Gaz Vermeyi Bırak

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Milli Kurtuluş Savaşı veriyoruz” sözlerine ilişkin yaptığı eleştiride, “Millete gaz vermeyi bırak. Otur, görevini yap. Tüpün fiyatı 170 TL’den 340 TL’ye çıkmış. Tüpün dış güçlerle ne alakası var?” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın “Faize karşıyım” ifadelerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Sen faize karşıysan çiftçinin, esnafın faiz borcunu sileceksin kardeşim” dedi. Asgari ücret tartışmaları ile ilgili de açıklamarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Asgari ücret vergi dışı tutulmalı” önerisini yaptı.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmeler yapan Kılıçdaroğlu, “Tüm arkadaşlarımız Türkiye genelinde olağanüstü bir çaba harcıyorlar. Bizzat vatandaşı dinliyorlar. Çözümlerimizi anlatıyorlar. Herkesten talebim, söylediğimiz her sözü dillendireceksiniz. Ortak bir ses yankılanmalı. Elbette sorunları biliyoruz, elbette derdini anlatacak. Ama biz çözümleri de anlatmalıyız. Umudu yeşertmek zorundayız” dedi.

Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ekonomi mesajına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Şimdi bir de kendisini güçlü kımak için MGK’yı meze yapmaya başladı. Kendi ikbalin için onu nasıl meze yaparsın? Hani askeri vesayet vardı?” diye sordu.

BAE prensinin Türkiye ziyaretini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Düne kadar bu adama şerefsiz diyordunuz ne oldu? Koskoca Türkiye, 15 Temmuz’u finanse edenler, imkanı sağlayanları turkuaz halıyla ağırladı” dedi. Kılıçdaroğlu, “Buradan Erdoğan’a da BAE Prensine de söylüyorum, ordunun ROKETSAN’ına, HAVELSAN’ına, ASELSAN’ına el koyar satarsanız fitil fitil burnunuzdan getiririm” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğl, partisinin TBMM’deli grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Hepsinden ortak talebim bütün il , ilçe başkaları, kadın ve gençlik kolları herkesten ortak talebim söylediğimiz her sözü gittiğiniz her yerde dillendireceksiniz. Ortak bir ses Türkiye coğrafyasında yankılanmalı. Biz Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmeye hazırız diyeceksiniz özgüvenle.

“Milli Kurtuluş Savaşı veriyoruz” diyor. Millete gaz vermeyi bırak. Otur, görevini yap.

Bir lokantacı esnaf “Dış güçler una zam yaptı. Dış güçler yüzünden tüpçüyle tartıştık, tüpün fiyatını 170 TL’den 340 TL’ye çıkarmış. Dış güçler bizi perişan etti. Hani diyor Avrupa bitmiş tükenmiş, nereye bitmiş abi hepsi yalan dolan” diyor. Haklı. Tüpün dış güçlerle ne alakası var.

Tarım Kredi Kooperatifi üst üste ilave ederek yüzde 71 faiz uyguluyor. Bir çiftçimiz hapse girdi, İbrahim Kaya. Avukatlar devreye giriyor ve hapisten çıkıyor. Tarım Kredi Kooperatifi’nden mazot ve gübre alıyor, bankadan kredi çekiyor, fakat ödeyemiyor. Ankara’ya geliyor, otelde yakalanıp tutuklanıp hapse atılıyor.

Esnafın faiz borcunu indirdin mi yok! “Ben faize karşıyım” diyor. Faizi indirdiysen bu rezalet ne! Faize karşıysan çiftçinin, esnafın faiz borcunu sileceksin!

Ekonomide kurtuluş savaşını vermek… Şimdi sen savaş veriyorsun, iyi de bu noktaya memleketi kim getirdi? 19 yıldır bu ülkeyi Bay Kemal mi yönetiyordu? Sen yönetiyordun.

5 maddelik öneri

Sen ekonomide kurtuluş savaşı veriyorsan sana 5 madde sayacağım. Amacımız vatandaş perişan olmasın.

  • 1- Ekonomik Sosyal Konseyi topla. İşçiyi, çiftçiyi, sanayiciyi, emekliyi topla. Önce bunları bir dinle.
  • 2- Bana ‘haramın helalin ne olduğunu sorun’ diyor. İsraf haramdır. Ben ülkemi seviyorum, haramdan, kul hakkı yemekten çekinirim. Genelge çıkarıp “Benim 13 uçağım var, bunun beşini altısını satıyorum” diyeceksin.
  • 3- Dövizle verdiğin garantilerin tamamını Türk Lirası’na çevireceksin. Biri itiraz ederse hiç korkma, bu kardeşin senin yanında olacaktır. Ve diyeceksin ki: Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli parasına güven duyulmasına istiyorum.
  • 4- Adaletsizliklerden kaçınacaksın. Devletin dini adalettir. Adaleti sağlamak sadece mahkeme kararlarını uygulamak değildir. Milletin vergilerinin nereye gittiğini de açıklayacaksın.
  • 5- Rüşvetçiler, Beyt-ül mal’a el uzatanları, yolsuzluk yapanları devlet yönetiminden süratle uzaklaştıracaksın. Önce 10 bin dolar alan siyasetçi kimse İçişleri Bakanı’na soracaksın. Rüşvetçi büyükelçileri süratle geri çekeceksin.

Bu beş maddeyi, vicdanı olan herkes, hangi partiden olursa olsun bir tek Allah’ın kulu çıkıp da yanlış diyemez. Bunları Erdoğan’ı sevdiğim için mi söylüyorum? Hayır efendim ülkemi sevdiğim için.

Birleşik Arap Emirlikleri veliahdı geldi… Havaalanında kırmızı halılarla karşılandı. Düne kadar bu adamlara şerefsiz diyordun, ne oldu bir anda? 15 Temmuz’u finanse edenleri kırmızı halıyla davet ettin. Buradan Erdoğan’a söylüyorum, Birleşik Arap Emirlikleri veliahdına da söylüyorum: Havelsan’a, Aselsan’a, Roketsan’a el koyarsanız fitil fitil burnunuzdan getiririm.”

 

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yoksuluz Ve Bizi Daha Da Yoksullaştırmak İstiyorlar

Sosyal medya hesabından videolu bir paylaşım yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Beni kulağınızla değil, kalbinizle dinleyin; çünkü yoksulluğumuzu konuşacağız. Yoksuluz ve bizi daha da yoksullaştırmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Paylaşımında, “Gidiyoruz hep beraber bir kıyamete. Ancak kanımca, halkımız gerçekte olup biteni henüz tam olarak idrak etmiş değil. Amacım, bu videoyla olup biteni anlaşılır bir şekilde anlatabilmek” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından bazı detaylar şöyle:

“Bu topraklarda hiç bitmedi bir dilim kuru ekmeğin kavgası. Söyledim, yine söylüyorum. İktidar olmak bana yetmiyor.

Hayatımın bu aşamasında ardında bırakacağım mirası düşünüyorum ben geceleri. Bu fukaralığı, bu kuru ekmek kavgasını bitiremiyorsam ne yapayım ben iktidarı?

Sevgili gazeteciler, lütfen artık strateji falan demeyin. Strateji bizim işimiz değildir, o gençlerin işidir. Ben milletimle helalleşme aşamasına geçmiş bir siyasetçiyim. Benim öyle stratejilerle falan işim olmaz.

Sevgili dostlarım, Allah biliyor ya, ben hiç sevmedim bu çağı. Bu ismine modern dediğimiz hakkaniyetsiz çağda öyle bir bencillik seviyesine gelmiş durumdayız ki, milyonlarca çocuğumuz derin bir yoksulluk içinde yaşıyor. Farkında bile değiliz. Soğuk odalar uyuyor yavrularımız, aç karnına ders çalışıyorlar, okula gidemiyorlar bir kısmı. Yetersiz beslenme hasta ediyor onları.

Bu çocuklara mutlu bir yaşam sürme hakkını tanımak hem iktidarların ahlaki bir yükümlülüğüdür, hem de ekonomik bir zorunluluktur. Bunu sağlam, bu çocukların Kemal dedesinin en önemli hedefi olacak.

Nefsine yenilen sorumsuz liderler ve iktidarlarının yapamadığını ben yapmak istiyorum. Hayatımın bu aşamasında ne eyleyim ben sarayları, paraları. Ben nefsimi körelteli çok uzun yıllar oldu. Tek bir muradım var; o da milletimin gelecekte bana dua etmesidir. Bu kadar.

Bugüne iktidarlar nefislerini köreltemediler ancak bu saray hükümeti farklı. Türkiye tarihinde ilk defa bir iktidar, yani bu saray hükümeti, bile isteye halkımızı daha da fakirleştiriyor.

Bu, karnı aç çocukların anne ve babalarının emeğini daha da değersizleştirerek, ucuz emek olarak emperyalistlere satacağını açık bir dille, bağırarak her yerde söylüyor. Fakirliğimizi satmaya hazırlanan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Emeğinizin değeri ucuzlayacak ki batılının dolarına peşkeş çekilebilsin. Sarayın gelecek için ülkemize artık tek bir vaadi var, o da emekçinin sömürüsü. Siz çalışacaksınız sevgili halkım, batının refahı daha da artacak. Budur vaatleri.

Peki ben neye inanıyorum? Ben ekonomik büyümeye inanıyorum elbette. Ama benim için eşit bir gelir dağılımı, hakkaniyetsiz ve fakirleştiren bir büyümeden çok daha önemli. Benim hedefim yoksulluk oranını çok hızlı bir şekilde azaltmak ve sosyal adaleti sağlamak.

Ben hem büyümenin, hem de daha fazla eşitliğin mümkün olduğuna inanıyorum. Ben fakir fukaranın iyice fakirleştirilmesi üzerinden ihracatçıların daha çok dolar kazanmasına katiyen karşıyım.

Ben yoksul kesimlerimizin en azından orta gelir düzeyine taşınması gerektiğine inanıyorum.

Ben sosyal demokratım arkadaşlar. Cumhuriyet Halk Partisi de sosyal demokrat bir partidir Ben, sosyal devlete inanıyorum.

Ben fakirliği söküp atarsam bu topraklardan halkımın duasını alırım. İşte o da bana yeter.

Açık ve net olarak bir kez daha söylüyorum. Bu fakirleştirme süreci kabul edilebilir bir şey değildir. Nasıl olursa iktidar oy kaybedecek diye arkama yaslanıp bu olup biteni izleyemem. Oy değildir mesele. Çocuklarımızdır. Hiçbir çocuğumuzun yatağa aç girmemesidir. İşte bu yüzden, bu organize kötülükle kavga edeceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Önümüzde Zor Bir Süreç Var

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikte yaşanan ekonomik krize değinerek, “Önümüzde zor bir süreç var. Ekonomideki ciddi bozulma artı belediyelerin yapacakları yatırım üzerinde negatif etkisinin olacağı yönünde de zaten ifadeleri de oldu. Daha ötesi, bu kışı vatandaş nasıl geçirecek? Hepimizin, daha doğrusu her siyasetçinin üzerinde durması gereken temel konulardan birisi budur. Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek? Çok iyi niyetle, ülkeyi yönetenlere teklifte bulundum bir karakış fonu kurun dedim. Bu fon vatandaşın en azından bu kışı rahat geçirebileceği bir ortamı sağlamak için çok değerli bir fon olabilir.” dedi.

Haber4 Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Elektrik parasını ödeyemeyen, doğalgaz parasını ödeyemeyen, su parasını ödeyemeyen vatandaşlarımız çıkacaktır ve çıkacak. Ve bunlar için bugünden önlem alınması lazım. Gayet iyi niyetlerle kaynak da söyledik, yer de söyledik, imkan da söyledik. Bunu yaptığınız takdirde en azından ekonomi belli bir şekilde rayına girerse en azından bu kara kışı vatandaşlarımız biraz daha rahat atlatabilirler” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında seçimlere de değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye 13. Cumhurbaşkanını seçecek ve Türkiye yeni bir sürecin içine girecek. Hiç kimse endişe duymasın en geç 6 ay içinde ekonominin çarkları sağlıklı bir şekilde dönecek. Bu memlekete huzuru, bu memlekete bereketi, bu memlekete güzelliği getirmeye kararlıyız. İnşallah dostlarımızla beraber getireceğiz.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kemerburgaz’da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi Açılışına katıldı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Efendim çok teşekkür ederim. Sayın Genel Başkanım, biliyorsunuz bu protokolü saymak biraz zor ama kıymetli hazirun diyelim. Sayın Genel Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Yol arkadaşlarımla beraber olmaktan, sizlerle beraber olmaktan son derece mutluyum.

Gerçekten bugün çok güzel bir tesisi hizmete açıyoruz. Başında Avrupa’nın en büyük tesisi olduğu ifade ediliyor. İstanbul kadim bir kent, İstanbul’a ve İstanbulluya hizmet etmek de gerçekten ayrıcalıklı bir olay. 16 milyon insanı mutlu edeceksiniz, 16 milyon insanın yarattığı sorunları onların haberi olmadan çözmeye çalışacaksınız, binlerce ton çöp toplanacak ve bunlar çevreyi kirletmeden bir şekliyle aynı zamanda hizmet olarak halka geri dönecek. İstanbul sadece İstanbulluların değil, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği olan bir kent ve bu kentte insanlar mutlu yaşamak isterler ve bu kentte yaşarken doğanın tahrip edilmesini istemezler. 1971 – 82 yıllarında İstanbul’da yaşadım. Karşıdaydım Göztepe’de, çok yeşil alan vardı hafta sonları top oynardık. Ama bugün biraz acı ama ifade etmek zorundayım beton ormanına dönüşen bir İstanbul var. Böyle bir İstanbul’u Sayın Başkan devraldı. Şimdi yeşil alanlar yaratmaya çalışıyorsun, İstanbulluya hizmet ediyorsun, İstanbullunun yeşil görmesi, doğayla barışık olması için elinden gelen çabayı gösteriyorsun. Bu çabaya sadece ben değil, sadece Sayın Genel Başkanım değil, aslında bu çabaya bütün Türkiye tanık. O açıdan verilen mücadele, gösterilen çaba hepimizin takdirindedir.

Bu tesisle doğayı koruduğunuzu söyledi Sayın Başkan. Evet, bu tesisle doğa korunmuş oluyor bu önemlidir. Sera gazı salınımı azalmış oluyor yine iklim için son derece değerli bir hedef. Milyonlarca insanımıza enerji sağlıyor aynı zamanda bu yine önemli bir hedef. Yani artı hizmetler vermeye başlıyor. Enerji hatlarına giden parayı azaltıyoruz diyorsunuz. Doğru biraz daha artılar geliyor sistemin içerisine. Yani belediye de buradan bir şeyler kazanıyor artı istihdam yaratıyorsunuz. Burada yeni insanlar gelecek, genç insanlar gelecek işsizliğe en azından bir şekliyle küçükte olsa katkı veriyor. Bunu anlatmamın nedeni şu, yatırım yaptıklarını söylüyorlar güzel yatırım yapılsın. Yollar, köprüler, hastaneler yapıyorlar yapılsın itirazımız yok.

Ama bu yatırımlar benim ödediğim vergilerle yapılsın benim torunlarım borçlandırılarak değil. Benim torunlarım borçlandırılıyorsa ben bu vergiyi neden şimdi ödüyorum? Artı bir şey daha var. Yatırım yapıyorlar gayet güzel yapsınlar teşekkür ederiz. Kaça yapıyorsunuz bu yatırımları? Efendim ticari sır biz bilmiyoruz. Niye bilmiyoruz? Benim parasını ödediğim bir yatırımın maliyetini ben neden bilmeyim? Devletin şeffaf olması lazım, saydam olması lazım, vatandaşına hesap verebilir nitelikte ve çerçevede hareket etmesi lazım. Bunlarda yok. O nedenle Belediye Başkanlarımızın ana hedefi yaptıkları harcamanın her kuruşunun hesabını millete vermek. O nedenle bu yatırım ve sizin gösterdiğiniz çabayı son derece değerli bulduğumuzu ifade etmek isterim.

“Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek?”

Önümüzde zor bir süreç var. Sayın Başkan kısmen değindi Sayın Genel Başkanım. Ekonomideki ciddi bozulma artı belediyelerin yapacakları yatırım üzerinde negatif etkisinin olacağı yönünde de zaten ifadeleri de oldu. Daha ötesi, bu kışı vatandaş nasıl geçirecek? Hepimizin, daha doğrusu her siyasetçinin üzerinde durması gereken temel konulardan birisi budur. Bu kışı asgari ücretle geçinen bir kişi nasıl geçirecek? Çok iyi niyetle, ülkeyi yönetenlere teklifte bulundum bir karakış fonu kurun dedim. Bu fon vatandaşın en azından bu kışı rahat geçirebileceği bir ortamı sağlamak için çok değerli bir fon olabilir. Elektrik parasını ödeyemeyen, doğalgaz parasını ödeyemeyen, su parasını ödeyemeyen vatandaşlarımız çıkacaktır ve çıkacak. Ve bunlar için bugünden önlem alınması lazım. Gayet iyi niyetlerle kaynak da söyledik, yer de söyledik, imkan da söyledik. Bunu yaptığınız takdirde en azından ekonomi belli bir şekilde rayına girerse en azından bu kara kışı vatandaşlarımız biraz daha rahat atlatabilirler diye ifade ettim.

Şunu ifade edeyim Sayın Genel Başkanım; Belediye Başkanlarımız var olan hükümetin yapmadığını yapmaya çalışıyorlar. Kara kış fonu dolayısıyla 3 ile 16 Kasım tarihleri arasında 35 bin 407 aileye 3 milyon 180 bin 460 liralık nakdi yardım yaptılar. 215 bin 124 aileye 4 milyon 566 bin 916 liralık gıda yardımı yaptılar. 21 bin 271 aileye 9 milyon 504 bin 844 liralık 4 bin 597 ton kömür dağıttılar. 108 bin 708 aileye 3 milyon 217 bin liralık eğitim yardımında bulundular. 60 bin 324 aileye 1 milyon 21 bin 66 liralık ulaşım yardımı sağladılar. 291 ailenin 54 bin 870 liralık elektrik faturası ödendi. 3 bin 638 ailenin 153 bin 831 liralık su parası ödendi. 198 ailenin 64 bin 546 liralık doğalgaz faturası ödendi.

Şunu bütün İstanbulluların bilmesini isterim. Belediye Başkanlarımız kendi beldelerinde eğer bir çocuğun yatağa aç girdiğini görürler veya tanığı olurlarsa veya duyarlarsa Türkiye genelinde tamamına yardım için koşmak bizim görevimizdir. Hiçbir çocuğun, hiçbir evladımızın yatağa aç girmesini istemeyiz. Hiçbir annenin çocuğunu yatağa aç yatırmasını istemeyiz. Onun vebalini birileri çeker ama biz o vebalin tanığı olmak istemeyiz. Her birimize düşen görevdir bu. İktidar sahipleri bunun farkında değil. Emin olun farkında değiller. İki dünyamız oluştu Türkiye’de. Bir sarayın dünyası, bir de saray dışındaki dünya. Arada 180 derece fark var. Biz halkın dünyasıyla ilgileniyoruz, var olan sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bütün baskılara, bütün engellemelere rağmen bunu yapmaya çalışıyoruz.

“Bütün kaynaklarımızı halkımız için seferber edebiliriz ve edeceğiz de”

Sayın Genel Başkanım ifade etti, az kaldı Türkiye 13. Cumhurbaşkanını seçecek ve Türkiye yeni bir sürecin içine girecek. Hiç kimse endişe duymasın en geç 6 ay içinde ekonominin çarkları sağlıklı bir şekilde dönecek. Bu memlekete huzuru, bu memlekete bereketi, bu memlekete güzelliği getirmeye kararlıyız. İnşallah dostlarımızla beraber getireceğiz.

Var olan acı tabloyu Türkiye hak etmiyor aslında. Gücümüz var, imkanımız var. Eğer biz İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, Mersin’de, Aydın’da, Eskişehir’de, İzmir’de çok güzel şeyleri gerçekleştirebiliyorsak ve harcadığımız her kuruşun hesabını milletimize verebiliyorsak düşünün Türkiye’yi yönettiğimizde bütün dünya büyük bir imrenle bakacaktır bize, gıptayla bakacaktır bize. Evet bütün kaynaklarımızı halkımız için seferber edebiliriz ve edeceğiz de.

Daha güzel bir Türkiye’de yaşamak umuduyla hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hizmeti yapan, yatırımı bitiren, temeli atanlara şükran borçluyuz. Kadir Topbaş’a Allah’tan rahmet diliyoruz ve bu hizmeti bitiren artı İstanbullulara armağan eden Belediye Başkanımıza da yürekten teşekkür ediyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Mitinglere Başlama Kararı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan gelen talep üzerine miting düzenlemeye başlayacaklarını duyurdu. CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ilk mitingini 4 Aralık Cumartesi günü Mersin’de gerçekleştireceği açıklandı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Kifayetsiz Erdoğan’ın iktisadi temellerden tamamen uzak ekonomi yönetimi, liyakatsiz bürokratlar ile birleşince, ülke kaosa sürüklendi. Türk Lirası serbest düşüşe geçti. Mutfaklarımızda büyük bir yangın var. Marketlerde karne uygulamaları başladı. Esnafımız satacak mal bulamıyor.

Şahıs ve şürekası açık ve net söylüyorlar: ‘Ülkeyi o kadar fakirleştireceğiz ki, yurt dışından gelenler çok ucuza insanımızın emeğini sömürebilecek. Ülkenin geleceği ile ilgili tek vaatleri sömürülmenizdir. Satacak bir şey kalmayınca, fakirliğimizi satmaya karar verdiler.

Ey Şahıs, ey ucube rejim, ey yarı cahil kadrolar, ey bu ucube koalisyonun dilini yutmuş küçük ortağı, bellidir ki sizde akıl galip gelmeyecek. Anayasamızın bize tanıdığı hakları kullanarak, milletimizin sesini dinlemek üzere, ‘Haydi Meydana’ diyorum. İlk mitingimiz Mersin’de!”

CHP’li Salıcı miting tarihini açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’nun duyurduğu Mersin mitinginin 4 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirileceğini açıkladı.

CHP’li Salıcı, “Vatandaşın derdini ve isteğini biliyoruz. Türkiye’nin yönetim sorununu sandıkta aşmamıza az kaldı! Cumhuriyet Halk Partisi olarak 4 Aralık Cumartesi günü Mersin’deyiz. O sandığı halkın önüne getireceğiz!” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu’ndan Çağrı: Hemen Seçim

Döviz kurundaki rekor artışların ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Haber Merkezi / Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu, ortak basın açıklamasında ‘erken seçim’ çağırısını yineledi. Davutoğlu, “Erken seçim değil, hemen seçim diyorum” derken, Kılıçdaroğlu da Bahçeli’ye çağrıda bulunarak, “İçinde bir damla millet sevgisi varsa seçimin yolunu aç” ifadelerini kullandı.

”Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür” diyen Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle;

”Krizin gerçek mahiyetini anlayamadılar.

Yaşadıklarımız herhangi bir ekonomik kriz olarak yansıtılamaz. Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür. Dışarıdan müdahale olsaydı, Erdoğan bilir,  1 Mart tezkeresi reddedildiğini ülkede kriz beklentisi oluştu ama dolar 1.62 çıktı geri döndü.

Artık bu yanlış yolda devam etmeyin:

Türk lirasının değeri onurumuzdur. Bugün yaşanan gelişmelerle elinde fırsatçı şekilde dolar biriktiren bir kitle ile Türk lirasını cebinde taşıyan milyonlar arasında geniş bir uçurum vardır.

Bir tarafta dolarla yaşayanlar, bir yandan da Türk lirası ile yaşayanlar arasında gelir adaletsizliği var.

Dolar karşısında her gün Türk lirasının değerini düşüreceksiniz sonrada dış mihraklara kafa tutuyoruz diye bunlar yaşanıyor diyeceksiniz.

Bütçe artık geçerliliğini yitirmiştir. Türkiye ödemeler düzeni sarmalına giriyor. Bunun sorumlusu bu yönetim biçimidir. Her açıklama füze gibi Türk ekonomisini vuruyor.

12 bin dolara alışmış orta sınıfın erimesinin risklerini herkesin görmesi lazım.

Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Bu hataları hamasetle örtme çabanız size de ülkeye de en büyük cezayı verecektir.

Başta TÜİK ve Merkez Bankası olmak üzere büyük bir çözülme yaşanıyor. Kurumsal bir yenilenmeye büyük bir ihtiyaç var.

Erken seçim demiyorum hemen seçim diyorum. Kimse ümitsizliğe kapılmasın en zor şartlarda Kurtuluş Savaşı’nı omuz omuza yapmışsak, yeniden yapacak insan birikimine sahibiz.”

“Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor” diyen Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ise şöyle:

”11 Ağustos 2018’de bir ekonomik kriz çıkacağını açıklamıştım. Bir şey yapılmadı. Arkasından 18 Mayıs 2020’de ekonomik buhrandan nasıl çıkarız diye 16 maddelik bir açıklama yaptım.

Ve geldik bu tablodan sonra kara kış fonu kurun, önlem alın diye çağrıda bulundum. Açık ve net piyalarda yangın var. Piyasalar durmuş vaziyette, en küçüğünden en büyüğüne herkesin kafasında kocaman bir soru işareti var. Kimse önünü göremiyor. Bugün partide oturup toplantı yaptılar, neden daha önce toplanmadınız?

Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye devredilebilir mi? Böyle bir devlet geleneği Mete Han’dan beri hiç olmamıştır. Fiyat istikrarından sorumlu kurum fiyat istikrarını sağlayamıyor. Yetkisi elinde alındı, kim aldı? Erdoğan aldı bir kararname ile.

Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor.

Bu kafayla bu ülkenin sorunlarını çözemezler, kapasiteleri yoktur. Fatura vatandaşa çıkıyor.

Bu ülke bizim ülkemiz, başka gidecek bir yerimiz yok. Dolayısıyla bir araya gelmeliyiz. Türkiye’yi bu karanlık kuyudan çıkarmalıyız. Cumhuriyet’in bütün deneyimleri var, buradan çıkılabilir.

Seçim. Millete niye güvenmiyorsunuz ya? Neden kaçıyorsun? Türkiye en derin krizlerinden birini yaşıyor. Suçu dış güçlere atıyorlar. Türkiye bu kadar zayıf mı ya? Milli diyorlar, yerli diyorlar; bunlar ne yerlidir ne millidir. Bir insan kendinde olmadığı birşeyi dillendirir.

Bahçeli’ye seslenmek istiyorum: Yüreğinde bir damla millet sevgisi varsa, erken seçimin kapısını aç, kardeşim.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, İktidara ‘Yerlilik Ve Millilik’ Üzerinden Yüklendi

AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın “Biz lider ülkeyiz. Siz bizi ekonomiyle, dolarla terbiye edemeyeceksiniz” sözlerine yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “‘Bizi dolarla terbiye edemezler’ diyorsun. Sen dolarla vatandaşlık satıyorsun. Türk Lirası milli paramız iken dolarla dolarla Euro ile ihale yapıyorlar. Demek ki seni dolarla Euro’yla terbiye ettiler. Sen garantilerin tamamını dolarla yapıyorsun. Biz yerliyiz ve milliyiz diyorsun. Gayri milli ve gayri yerliler. Bunların yerlilik ve millilikle en ufak bir ilgileri yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın “Ekonomik kurtuluş savaşından zaferle çıkacağız” sözlerini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, “20 yıldır sen neredeydin? 1 Türk Lirası 1 dolardı neredeyse başladığında, ne oldu 12 lira oldu? Milli kurtuluş savaşı veriyormuş, millete gaz vermeyi bırak. Ders verdim dersini çalış” dedi.

“Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz” açıklamalarını da yorumlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Söylediği sözün anlamını biliyor mu? İhale yapıyorsun, dolar bazında yapıyorsun. Neresi yetkili, Londra’daki tahkim mahkemeleri. Bu mandacılık değil mi? Mandacılığa karşı mücadele ediyorsan, birileri sana ‘aptal olma’ dediği zaman mektubu alıp yüzüne çarpacaktın. Çarpamadın neden? Ekonomik olarak bağımsızlığımızı birilerine pazarladın” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Sözlerine, hayatını kaybeden Hasan Fehmi Güneş’i anarak başlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Az önce oturumu yöneten arkadaşımız acı haberi sizlere de duyurdu. Hasan Fehmi Güneş, Türk siyaset dünyasının önemli aktörlerinden birisiydi. En zor günlerde İçişleri Bakanlığı yaptı. Kendisini en son Keçiören’deki evinde ziyaret etmiştim. Bu sabah haber geldi hayata gözlerini yummuş ama o bizim yüreğimizdeki canlılığını hep koruyacak. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü. Hekimlerin pandemi süreci içinde nasıl bir fedakarlıkla çalıştığını hepimiz biliyoruz. Sağlık çalışanları haftalarca eve gitmedi, çocuklarını kucaklayamadılar. Bizim, toplumun sağlığı için mücadele ettiler. Aynı şekilde çalışan diş hekimlerine de yürekten saygılarımızı gönderiyoruz. Öyle bir tablo ile karşı karşıyayız ki kontrolsüz açılan fakülteler ileride atanamayan diş hekimleri sorununu gündeme getirirse kimse şaşmasın. Devlet planlama ile yönetilir. İhtiyaçlar sınırsızdır, kaynaklar sınırlıdır.

“Kendi geleceğiniz için oy kullanın”

Ekonominin temel felsefesi sınırlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçlar arasında sağlıklı bir dengeyi oluşturmaktır. Almanya’da 31 diş fakültesi var biz de 103 tane var. Üniversitede okuyan bütün genç kardeşlerime sesleniyorum. Sizin sorunlarınızı çözmeyi ah ettik. Sizleri üniversite bitirdikten sonra işsiz bırakan düzeni tepetaklak yıkacağız. Bu düzeni değiştirmenin yolu sizlerden geçiyor. 6 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Kendi geleceğiniz için oy kullanın.

Yarın öğretmenler günü. Benim eğitim ile ilgili en önemsediğim cümle Gazi Mustafa Kemal’e ait bir cümle. ‘Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti esaret ve sefalete terk eder’ diyor. Öğretmenine değer vermeyen bir toplum sorunlarını çözemez. Buradan bütün öğretmen kardeşlerime sesleniyorum. Sizi bu toplumun en saygın kişisi yapmak konusunda elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. İtibarlı bir meslek haline getireceğiz öğretmenliği.

Ayrı bir yasaları olacak. 3600 Ek Göstergeyi oyalamadan, hemen vereceğiz. Sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen falan yok. Öğretmen öğretmendir. 24 Kasım’da her öğretmenimize bir maaş ikramiye vereceğiz. Okullardaki öğretmen açığını süratle bitireceğiz. Köy okullarını tekrar açacağız. Ferhat ile Şirin’i buluşturur gibi öğrenci ile öğretmeni buluşturacağız. Bunları bütün öğretmen arkadaşlarımın hafızalarının bir yerinde tutmasını istiyorum çünkü geliyor gelmekte olan. Hepsini yapacağız. Hep haksızlıklara karşı durduk. Haksızlık karşısında susmamız gerektiğini öğretmenlerimiz öğretti bize. Adalet duygusunu güçlü tutmanın yolu haksızlığa karşı toplumun direnç göstermesidir. Bunu yapmamız gerekiyor. Bu ülkede çok şey oldu.

Adaleti öğrendik evet. Haksızlığı öğrendik evet ama demokrasiyi de güzelliği de öğrendik. Anneler için evlatlarının ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Cumartesi Anneleri tam 26 yıldır haklarını arıyorlar. Evlatlarını arıyorlar. Bari mezar yerini gösterin diyorlar. Çoğu anne bunu görmeden hayata veda etti. Bunlar anneliğe yakışır asalet içinde, sessizce Galatasaray Meydanı’nda her cumartesi oturarak evlatlarını istediler. Tam 699 hafta. 700. hafta baskı kurdular, dövdüler ve gönderdiler. ‘Yasaya aykırı gösteri yaptıkları’ için. Mahkemeye verdiler. Elbette ki Cumartesi Anneleri haklı ama Diyarbakır Anneleri de haklı. O anneleri de anlamamız gerekiyor. Ayrımcılıktan beraberlikten söz ediyorum.

Türkiye’nin ciddi sorunları var ekonomide. Açık söylemek gerekirse mutfaklarda yangın var. Hangi eve giderseniz gidin -Saray’ı ve dolarla ticaret yapanları ayrı bir yere koyuyorum- fiyatlar artıyor ve herkes birbirini suçluyor. İktidar kanadı halcileri suçluyor. Hal esnafına gittim, konuştum. Halci arkadaşları topladım ve onlarca dertleştim. Dediler ki:

1. Tarımsal üretim çok pahalı. Gübre, ilaç, tohum, fide, sera malzemeleri pahalı ve çiftçi dolarla belirlenen bu fiyatlarla almak zorunda.

2. Bütün Avrupa Birliği ülkelerinde çiftçiler desteklenir ama biz de tarım kanunu var uygulanmıyor. Çoğu zaman var olan destekleri de toprak sahibine veriyorlar.

Ankara Hali’nde gösterdiler. Plastik kasayı gösterdiler. Bu kasanın fiyatı içindeki domatesten daha pahalı dedi. Bu çiftçi ne yapacak? Üretici ne yapacak?

‘Biz burada komisyoncuyuz, bizim alacağımız ücreti biz belirlemiyoruz. Yüzde 8 ama bunu da biz belirlemedik. Dolayısıyla bizim fiyatları artırma gibi bir şeyimiz yok. İstesek de yapamayız.’ dediler. ‘Biz suçlanmak istemiyoruz’ dediler. ‘Bizi hedef sektör haline getirdiler oysa biz yüzde 8’den başka bir kar elde etmiyoruz’ dediler.

Sonunda şunu söylediler. ‘Hali kazanan seçimi kazanır’ dediler. Ben de, ‘Başkan hiç endişe etme hem hali hem seçimi kazanacağız’ dedim. Onların bütün sorunlarını çözeceğim.

Sırça köşkte, sarayda oturursanız, oturup hal esnafı ile konuşmazsanız Türkiye’nin sorunlarını çözemediğiniz gibi Türkiye’nin sorunlarını çözemezsiniz. İnşallah bu bize nasip olacak.

Bir de gıda sektörü var. Mutfaklarda yangın var dedik. Her gün zam geliyor. Marketlerde saat başı etiket değiştiren elemanlar işe başladı. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye insanlar satış yaparken zarar ediyor. Çünkü yarım saat sonra fiyat değişecek aldığı fiyata kar koyamayacak. Onların da dertlerini öğrendim. Bizim dertlerimizi aktarın dediler. Diyorlar ki üretici elindeki malı satmaktan tedirgin. Bu tedirginlik felaket bir şey. Satışı yapanlar fiyat artışından sorumlu değildir. Eğer konuyu maliyet ve üretim ekseninde düşünemezseniz zaten fiyat artışı zorunlu olarak gelir. Hükümetin birinci önceliği üreticiyi korumak olmalı dediler. Eğer koruyamazlarsa açlıkla karşı karşıya kalabiliriz. Denetleme ile baskı ile fiyatlar düşmez, malı karaborsaya düşer dediler. Siz üretimi çözeceksiniz, piyasaya mal vereceksiniz. Yine gıda sektöründe eğer tedarik zincirinde bir kopuş olursa fiyatları kontrol edemezsiniz dediler.

Az önce çiftçinin girdilerinin ne kadar pahalı olduğunu ifade etmiştim. Tarım Orman Bakanlığının Kasım 2021 verileri: Üre Gübresinin tonu 8 bin 960 liraya çıkmış. Şimdi daha da arttı. Geçen yıl aynı ayda 2 bin 519 liraydı. Artış yüzde 256. Peki bu çiftçi ne yapacak? Siz kalkıyorsunuz çiftçiyi, marketçiyi, halciyi suçluyorsunuz. Dolar tırmandıkça bunlar artıyor adamlar ne yapsın? Fiyat mecburen artacak. Baskıyla, terörle mi fiyatı düşüreceksin? Hal esnafını terörist mi ilan edeceksin? Önce dönüp kendine bak. Türk Lirasını eriten kim? Sorumluluktan kaçıp sorumluluğu vatandaşa yüklemeye çalışıyorlar. Her şey pahalanırken et fiyatları neden düştü? Çünkü yem fiyatları artınca inekler kesime gitti. Sonrasında bizi farklı bir senaryo bekliyor. 32 milyon dekar alan ekilmiyor. ‘Her gün ürün fiyatı değişirse ortada bir sorun var demektir. İktidarın buna eğilmesi lazım. Soruna eğilmiyor bizi suçluyor’ diyorlar. Birisi, ‘Tarım Bakanlığı kaldırılırsa bu sorun çözülür’ dedi. ‘Et ve Süt Kurumu engel kurumuna dönüşmüş durumda’ dediler.

“Demokratik yollarla Saray sosyetesine dersini vereceğiz ve onları göndereceğiz”

Yoksulluk sınırı 10 bin 335 lira. Asgari ücret komisyonunu toplayın bu insanlar geçinemiyor dedik ama yapmadılar. Yapacağız dediler yılbaşını bekliyorlar, zaman kazanmaya çalışıyorlar. Bir emekli bana bir not göndermiş. ‘Malulen emekli oldum maaşım 1992 TL yakında 100 liraya denk gelecek. Bugün kendi kendime düşündüm acaba ben Uganda da mı yaşıyorum? Ben bu maaşla faturamı ödeyim, ekmek mi alayım, öğrenci mi okutayım yoksa evimi geçindiremiyorum diye intihar mı edeyim? Bana bir akıl ver. Bu nasıl bir sosyal devlet ben anlamadım. Ben seni çok eleştiriyordum, hakkını yemişim, hakkını helal et’ diyor. Senden biraz sabır bekliyorum. O saray gelecek buraya. Demokratik yollarla Saray sosyetesine dersini vereceğiz ve onları göndereceğiz. Saray sosyetesi ayrı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayrı. Bu kardeşiniz fakirin, fukaranın, garibin, gurebanın, çiftçinin, emekçinin, herkesin yanında olacak.

Gıda sektörünün bütün bileşenleri ile toplantı yaptıktan sonra bu millet daha büyük acılar çekmesin diye çıktım 6 maddelik bir öneri yaptım. Bu düzeni beraber değiştireceğiz. Çiftçinin su ve elektrik borçlarını sil kardeşim. Öyle büyük paralar değil bunlar. Bankalarda, tarım kredi kooperatiflerindeki kredilerin faizlerini sil, anaparayı 6 ay ertele dedik. Tarımsal üretimde kullanılan mazotta 6 ay KDV alma dedik. Tüketicinin nefes alması için de 6 ay boyunca KDV’yi sıfırlayacağım de. Vatandaş bari ucuza alabilsin. Bizim belediyelerimiz kooperatiflerle işbirliği yapıyorlar. Büyük çoğunluğu kadın kooperatifleri. Yetersiz olduğunu biliyorum bütün belediyelerin aynı şekilde davranmasını isterim. Benim ayrıca marketlere de bir çağrım oldu. 10 temel ürün var bunlara zam yapmayın dedim. Zarar edeceksiniz biliyorum ama bunu telafi edeceğiz dedim. Bu ülkenin barışı ve huzuru için bu gereklidir dedik.

Bizim derdimiz ne bunların derdi ne? Bizim derdimiz vatandaş perişan vaziyette. Eşimle birlikte pazara gittik. Başlangıçta tanımadılar maske taktığımız için sonra birisi tanımış geldi. Emin olun ağzımızdan daha bir laf çıkmadan ‘Ne olursunuz bizim kurtarın’ dediler. En çok duyduğum laf bu oldu. ‘Ne olursunuz bizi kurtarın, bıktık bu adamlardan’, ‘Size hiç oy vermedim, oyum size’ diyor. Pazara gidişim bile saray sosyetesinin trolleri tarafından eleştirildi. Giderim arkadaş, giderim gerekirse tezgahın başına otururum.

“Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz…”

Ekonominin perişan halini biliyorlar acaba bundan nasıl sıyrılırız diye arayışlar içindeler. Birisi konuşmuş, ‘Siz bizi ekonomiyle, dolarla terbiye edemezsiniz’ diyor. Erdoğan, ‘Bu ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan da milletimizi zaferle çıkaracağız’ diyor. Eski bir AKP’li milletvekili, ’17-25 Aralıkta bu milletin cebinden 50-60 milyar dolarını çaldılar’ dedi. Vallahi hırsızları en iyi siz bilirsiniz… Ben 17-25 Aralık olaylarında 50-60 milyar dolar çalındığını bilmiyordum ama her ay 10 milyon doları cebine indiren adam bu rakamı veriyor. 50-60 milyar doları çaldılarsa çalan adam belli değil mi? ‘Oğlum paraları sıfırladın mı?’ diyen adam kimdi? Allah konuşturuyor… Sözde bize atacak ama itiraf ediyor.

Vallahi seni dolarla terbiye ettiler.. Öyle bir ettiler ki sabah yattın dolar, akşam yattın dolar. Mezara mı götüreceksin o doları? Dolarla kimi terbiye ettiler? Bunlardan eski birisi, ayda 10 bin doları cebine indirirken dolar baronları tarafından terbiye ediliyor. Konuşmayacaksın diyorlar. Terbiye ediyorlar. Sen dolarla vatandaşlık satıyorsun, seni dolarla terbiye etmişler. Türk Lirası milli paramızken dolarla ihale yaptılar. Demek ki seni dolarla terbiye ettiler. Bunları öyle bir terbiye ettiler ki, Türk Lirası’nı unuttular… Vatandaşlarından dolarla euro ile borçlandılar… Bütün bu rezillikler yaşanırken saray sosyetesinin lideri Erdoğan, ‘Bu ekonomik Kurtuluş Savaşı’ndan milletimizi zaferle çıkaracağız’ diyor. Ne oldu ki Milli Kurtuluş Savaşı vermeye başladın? Bu ülkeyi başkası mı yönetiyordu, 20 yıldır neredeydin? Geçiniz bunları. Millete gaz vermeyi de bırak otur adam gibi görevini yap.

Sana söyledim, ders verdim dersini çalış. Ne yapacağını söyledim sana. ‘Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz’ diyor. Allah aşkına söylediği sözün anlamını biliyor mu? Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerini bıraktın Londra mahkemelerini seçtin. Neden? Çünkü dolarla ihale alanlar yarın iktidar değişirse başına bir iş gelmesin diye. O dolarla ihale alanların başına çok şey gelecek. Milletin hayrına ne geliyorsa gelecek… Bu milletin hakkını ve hukukunu savunacağım. Garanti veriyorsun dolarla bu mandacılık değil mi? Tank Palet Fabrikasını kalktın Katar Ordusuna verdin bu mandacılık değil mi? Sen mandacılığa karşı mücadele ediyorsan.. Birileri sana ‘aptal olma’ dediğinde mektubu alıp yüzüne çarpacaktın… Şimdi efelik yapıyor. Bu millet yutmaz. Sen korkma bu millet senin ne mal olduğunu gayet iyi öğrendi. Sen artık bu saatten sonra Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel bir milli güvenlik sorunusun… ”

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Affediyorum’ Sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan Sert Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Seninle ilgili kazandığım davaları geri çektim ama sen kadrini bilmedin” sözlerine, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile yanıt verdi.

Haber Merkezi / “Şahıs çıkmış, ‘Kılıçdaroğlu’nu affediyorum’ söylemiyle, açtığı 17 davayı güya ‘Geri çekiyorum’ mesajı vermiş. Şimdi bu algıcıbaşının algılarını bir kenara itip, gerçekleri öğrenmeniz zamanı” diyen Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Aleyhime sonuçlanan 3 davadan 2 tanesi AİHM’ye gitmiştir ve lehime sonuçlanmıştır. Şahıs Türk hukukunu tarumar ettiği için, dünyaya daha çok rezil olmamak adına, kalan davaları geriye çekmektedir.

Kendisine çağrımdır, sen kimsin de kimi affediyorsun! O davaları geri çekme, sonuna kadar götür. Her şeyiniz yalan, her şeyiniz algı…”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘Helalleşme’ çıkışına tepki gösterip daha önce kazandığı davalardan vazgeçtiğini söylemişti.

Erdoğan, “Geçmişteki yanlışlarını görüp helalleşmek suretiyle önünde yeni bir sayfa açmaya herkesin hakkı vardır. Bay Kemal, ben seninle ilgili kazandığım davaları geri çektim mi? Çektim ama sen bunların hiçbirinin kadrini, kıymetini bilmedin, anlamadın. Sen de anlayacak yüz de yok” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın