Kılıçdaroğlu Ve Babacan’dan Kritik Görüşme: Ortak Basın Açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı DEVA Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret etti. Görüşmenin ardından iki lider ortak açıklama yaptı.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, “Görüşme gündemimizde ülkemizin sıkıntıları, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası vardı. Merkez Bankası’nın rezervini tüketen hükümet aynı savruklukla ülkenin doğal gaz rezervlerini de düzgün yönetmemiş, tüketmiş” diye konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Organize sanayi bölgelerinde üç gün süreyle doğal gazın kesilmesi cumhuriyet tarihinde karşılaştığımız ilk olay, bu kadar vahim bir tabloyu Türkiye hak etmiyor” ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Diyarbakır’a 27’sinde gideceğim… Bu ülkeye demokrasi gelecekse, herkes kimliğinden, inancından ötürü ötekileştirilmeyecekse bunun yolu Diyarbakır’dan geçer” dedi.

Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin muhalefet partilerinin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklifi götürdüğüne ilişkin iddiasına,”Sayın İnce’nin yaptığı açıklamayı bilmiyorum; hangi haber kaynağına dayanıyor onu da bilmiyorum. Yorum yapma şansım da yok, öyle bir konu da yok” yanıtını verdi.

“Üçüncü ittifakla ilgili herhangi bir partiyle görüşmemiz yok”

Üçüncü ittifak tartışmalarıyla ilgili olarak da CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Üçüncü ittifak olabilir. Demokratik standartlarımızın gelişmesi açısından önemlidir” ifadesini kullandı.

DEVA Lideri Babacan ise, “Siyasi partiler arasındaki iş birliklerinin farklı boyutları olabilir. Bazen ittifak, bazen seçim sonrası koalisyon şeklinde olabilir. DEVA Partisi adına söyleyeyim: Üçüncü ittifakla ilgili herhangi bir partiyle herhangi bir görüşmemiz yok. Öyle bir çalışmamız da yok” dedi.

Kılıçdaroğlu ve Babacan, ziyaret sonrasında DEVA Partisi Genel Merkezinde yaptıkları ortak basın açıklamasında şöyle konuştu:

DEVA Lideri Babacan’ın açıklamaları;

“Değerli basın mensupları, bugün Demokrasi ve Atılım Partimizin Genel Merkezinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve değerli heyetini ağırladık. Öncelikle bu nazik ziyaretleri için hem Sayın Genel Başkana, hem de çalışma arkadaşlarına teşekkür etmek istiyorum.

Ülkemizin çok çok yoğun bir gündemi var. Her alanda sorunlar var ve bu sorunların hepsi büyüyor. Son dönemde de çözüm üretilen bir sorun maalesef yok. Her alanda sıkıntılar büyüyor, her alanda krizler çoğalıyor, derinleşiyor ve şuanda ülkeyi yönetenlerin de artık bu ülkenin sorunlarına çare üretme, bu ülkenin sorunlarına çözüm üretme kapasitesi kalmadı.

İşte böyle bir dönemde Türkiye’nin gerçekten bu büyük potansiyelini, bu güçlü ülkenin büyük potansiyelini açığa çıkaracak ve bu ülkenin demokraside de, ekonomide de hak ettiği yere gelmesini sağlayacak büyük değişime ihtiyaç var. Bu değişimin en önemli alanlarından bir tanesi sistem yani güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş. Hatırlayacak olursanız tam bundan bir sene önce 28 Ocak 2021 tarihinde ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine arkadaşlarımızla beraber bir ziyarette bulunmuştum ve o ziyaretin sonunda yaptığımız ortak basın toplantısında değerli Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu’yla beraber güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili ikili bazda işbirliği süreci, bir çalışma sürecini başlattığımızı ortak bir şekilde ilan etmiştik. Tam bir sene sonra bu ikili bazda başlayan çalışmanın daha sonra 6 partinin masasında yer aldığını ve 6 partinin beraberce üzerinde çalıştığı ve üzerinde mutabakat oluşturduğu bir çalışma haline gelmesinden biz tabi çok mutlu olduk. Türkiye’nin siyaset tarihinde herhalde çok önemli bir noktadır bu. Güçlendirilmiş parlamenter sistemle alakalı oldukça güzel ve detaylı bir çalışmanın 6 siyasi partinin mutabakatıyla belli bir noktaya getirilmesi son derece önemli bir başarıdır. Bundan sonraki süreçte de artık bunun uygulanmasıyla alakalı konuları yine beraberce çalışmaya başlamamız gerekecek. Uygulamak istediğimiz en önemli konu tabi ilk seçimle parlamenter sisteme geçiş arasındaki o geçiş sürecinin yol haritası. O geçiş sürecinin nasıl çalışacağı. Bu konuyla ilgili de yine ortak bir çalışma başlatmanın önemli olacağını düşündük. Bu konuda da bugünkü görüşmemizde mutabık kaldık. Tabi ki, tüm siyasi partilerle yani 6 siyasi partiyle de bu konunun görüşülmesi ve geçiş süreciyle ilgili de yine 6 partinin beraberce çalışacağı bir sürecin başlatılmasının önemli olacağı konusunda görüş birliğine vardık. Ve önümüzdeki süreçte, süreç nasıl işleyecek adım adım bunun takibini yine ilgili arkadaşlarımızla beraber yapacağız.

Bugünkü görüşme gündemimizde baştan da söylediğim gibi ülkemizin sıkıntıları, bu sıkıntılı ortamdan çıkış, güçlendirilmiş parlamenter sistem ve güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili geçiş sürecinin yol haritası vardı. Bu şekilde güzel, oldukça verimli ve kapsamlı bir görüşmeyi gerçekleştirmiş olduk. Ben tekrar bu ziyaretleri için değerli Genel Başkana teşekkür ediyorum ve sözü şimdi kendisine bırakıyorum.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları;

“Teşekkür ederim Sayın Genel Başkan. Efendim son derece verimli ve güzel bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Genel Başkan az önce ifade etti, güçlendirilmiş parlamenter sistem dolayısıyla 6 siyasi partinin bir araya gelip Türkiye’nin ufkunu açması, yeni bir yol haritası, ciddi bir yol haritası açması son derece değerli. Bizim siyaset tarihimiz açısından da son derece değerli bir çalışma. Bu çalışmayı önümüzdeki süreç içinde kamuoyuyla paylaşacağız. O konuda da liderler olarak bir araya gelip bunu kamuoyuyla paylaşacağız ve bizim içinde son derece değerli, toplum için son derece değerli, bizleri dinleyen vatandaşlarımız için son derece değerli. Dolayısıyla Türkiye’ye yeni bir ufuk açma konusunda kararlılığımızı gösteriyor.

Geçiş süreciyle ilgili de Sayın Genel Başkanın bir önerisi oldu. İktidar olduğumuzda geçiş sürecinde neler yapmalıyız, neler olmalı diye. O konuda son derece değerli. Bizim açımızdan da, diğer bileşen partiler açısından da son derece değerli. Neyi nasıl yapacağımızı bugünden düşünmek ve toplumun önüne sağlıklı bir yol haritası koymak aslında bir anlamda bizim sorumluluğumuz, bu sorumluluğun gereğini önümüzdeki süreçte inşallah güçlendirilmiş parlamenter sistemde nasıl bir başarı sağladıysak ve bunu önümüzdeki süreçte kamuoyuyla paylaşacaksak yol haritasında da gene ciddi, tutarlı bir çalışma umarım bütün siyasi partiler bir araya gelerek yapacaklardır.

Bu arada tabi Sayın Genel Başkanla ekonomiyi de konuştuk, diğer konuları da konuştuk. Ekonomideki tabloyu da konuştuk. Özellikle enerji konusu, elektrik fiyatları, enerji, doğalgaz fiyatları, bu fiyatların sanayiye getirdiği maliyet, o maliyetin vatandaşa yansıması bunlarda elbette görüşüldü. Organize sanayi bölgelerinde 3 gün süreyle doğalgazın kesilmesi, üretimin aksaması bizim cumhuriyet tarihinde karşılaştığımız ilk olaydır. Bu kadar vahim bir tabloyu Türkiye hak etmiyor. Bu şunu açık ve net olarak gösteriyor, Türkiye yönetilmiyor Türkiye savruluyor. Sorunları çözme iradesi yok ortada, sorunların arkasına takılıp giden ve savrulan bir iktidar var. Her açıdan, bizim açımızdan özellikle son derece kaygı verici bir tablo. Hiçbir öngörülerinin olmadığını da net olarak ortaya koyan bir tablo.

Değerli basın mensupları, size şu rakamları veriyim. Bakın, 2021 yılının Ekim ayında depolama kapasitemiz yüzde 54. 2021’in Ekim ayında. 2018’in Ocak ayında depolama kapasitemiz daha doğrusu depoda bulunan doğalgaz miktarı 2018 Ocak’ında yüzde 73, 2019 Ocak’ında yüzde 72, 2020’nin Ocak’ında yüzde 60, 2021’in Ocak’ı açıklanmadı ama Ekim’inde yüzde 54, 2022’nin Ocak ayında depolama kapasitesi değil var olan doğalgaz yüzde 32 seviyesine inmiş durumda. Devleti yöneten kişi, irade şunu görmek zorunda, bu kışın doğalgaz kesilirse ne olacak? Var olan depolar doldurulmuyor niçin doldurulmuyor, neden sanayi üretiminde bu kadar ciddi bir aksaklığın ortay acıkmasına izin veriliyor. Bu Türkiye’nin yönetilmediğini gösteriyor. Böyle bir acı tablo var bunu da bu vesileyle değerli basın mensuplarıyla paylaşmış olayım.”

Soru / Cevap

Soru; Sorum her ikinizi de olacak. Efendim ikinizde konuşmanızda değindiniz ama birazcık açmak gerekirse İran kaynaklı olarak elektrik ve doğalgazda kesinti yaşanacağı ifade edildi. Gerekçe olarak İran’daki gaz akışındaki sıkıntı gösterildi ama sizce asıl gerekçe ne olabilir bir değerlendirmede alabilirsek ikinizden de?

Kılıçdaroğlu; İran hükümetinin yaptığı resmi açıklamaya inanmak zorundayız. Bir devlet bir açıklama yapıyorsa o açıklamanın doğru olduğuna inanmak zorundayız. Burada sorun yeni bir sorun değil aslında geçmişte de kış aylarında zaman zaman doğalgaz kesintileri oldu ama depolarımız doluydu. Sorun var olan depoların doldurulmaması. Düşünün 2018 Ocak’ında var olan depolardaki gaz yüzde 73 oranında depolar dolu şimdi yüzde 32 seviyesinde niçin? O dönemin iradesiyle bu dönemin iradesi arasında ciddi bir fark var çünkü o dönem kısmen olsa acaba yönetilebiliyor muydu diye ülke en azından liyakatli kadrolar kısmen de olsa vardı şimdi kimse yok yüzde 32 seviyesine inmiş. Fatura kime çıkıyor? Fatura sanayiciye çıkıyor. 3 gün süreyle ben doğalgaz vermeyeceğim size, elektrik üretimi olmayacak diyor. Fatura kime çıkıyor? Sanayiciye çıkıyor. Sonuçta hepimize çıkıyor fatura.

Babacan; Yani bu gerçekten doğalgaz depoları varken hele hele kışa girerken bu depoların tam kapasiteyle kullanılmamış olması affedilebilir bir hata değil. Yani şuandaki sistemin yürümediğini, ülkeyi yöneten sistemin ve zihniyetin bu ülkeyi artık yönetemediğinin bir örneği daha. Stratejik petrol rezervleri yani depoları, stratejik doğalgaz depoları bunlar bir ülke için çok önemlidir. Yani dışa bağımlılığın olası risklerine karşı ülkeyi korur. Bunun için o kadar depolama kapasitesi oluşturuldu, bunun için o kadar yatırım yapıldı. Eğer kışın ortasında elimizdeki doğalgaz depoları boş bir şekilde ya da tam kapasite kullanılmayan bir şekilde bu kışa girdiysek bu çok ciddi bir yönetim zafiyetidir ve şuandaki ülkeyi yöneten sistemin, zihniyetinde artık işlemediğinin bir başka vahim örneğidir maalesef.

Soru; 6 muhalefet partisinin yaptığı çalışmanın tamamlandığı belirtildi. Bu konuda Ocak başında bir kamuoyuna açıklanması beklentisi vardı ama Ocak ayı neredeyse bitmek üzere. Ne zaman açıklanacak, Genel Başkanların katılımıyla mı, bu konuda nasıl bir takvim işletilecek?

Kılıçdaroğlu; Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili çalışmalar yeni sonuçlandı. Büyük bir uyum var. Önümüzdeki süreç içinde diğer Sayın Genel Başkanlarla da konuşacağız. Umarım bütün Genel Başkanların katılımıyla kamuoyuyla paylaşacağız sonucu.

Babacan; Yarın akşam biliyorsunuz bu 6’lı komisyon yine bir araya gelecek yarın akşam. O komisyonda iletişimin takvimi, yöntemi bütün bunları beraberce… Düzeltiyorum Çarşamba akşamı. Çarşamba akşamı bir araya gelecekler arkadaşlar. Bunların hepsini konuşup bir karara bağlayacaklar. Biz zaten arkadaşlarımıza yetki devrini çoktan yapmış durumdayız. Komisyon neye karar verirse en azından biz DEVA Partisi olarak komisyonun kararına uyarız. Öyle deyim yani.

Soru; Efendim Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin hafta sonu bazı açıklamaları olmuştu. Merkez Bankasını ve politika faizini önemsizleştirdik. Merkez Bankasının bağımsızlığı yok öyle bir şey siyasetçi olarak biz sorumluyuz dedi. Hem bu açıklamaları, hem de enflasyonla ilgilide bir açıklaması oldu. 2022 sonuna kadar yüzde 30’un altına enflasyonun inme potansiyeli yok dedi. Her iki lidere de olacak değerlendirmeniz?

Kılıçdaroğlu; Sayın Nebati, aslında hepimizin bildiği bazı gerçekleri rahatlıkla dile getiriyor Merkez Bankasının bağımsızlığı yok diyor. Ben sorumluysam diyor ne demek bağımsızlığı. Dolayısıyla ben ne talimat verirsem Merkez Bankası da onu yapmak zorunda. Ama yasası öyle demiyor. Önemli değil. Zaten anayasa askıdaysa yasalarda askıdadır. Dolayısıyla böyle bakıyor. Politika faiziyle ilgili söylediği, eğer politika faizi sorun olmaktan çıktıysa diyorlardı zaten bu faiz doğru değil diye. O zaman sıfırlasınlar faizi. Talimat versinler faizi de sıfırlasınlar mesele de bitmiş olur yani.

Babacan; Bu Merkez Bankasının politika faizi önemsizde Eylül’den buyana yüzde 19’dan yüzde 14’e Merkez Bankasının faizinin düşmesiyle eş zamanlı olarak ki, Merkez Bankasının faizi nedir? Bankaların ödediği faizdir. Bankaların Merkez Bankasına ödediği faizdir. Eş zamanlı olarak vatandaşın faizine ne oldu birde ona bakmak lazım. Eş zamanlı olarak vatandaşın faizi yani asıl ticari kredilerin faizi, ihtiyaç kredilerinin faizi 5 puan, 6 puan, 7 puan arttı. Hazinenin borçlanma faizi daha Eylül ayında yüzde 17’yken yılsonunda yüzde 25’e çıktı. Dolayısıyla Merkez Bankasının uyguladığı faiz önemsizde niye döviz kuru Eylül ayında 8.30’da bugün 13,5 civarında dolaşıyor? Yani bunları da herhalde hükümetin açıklaması lazım. Yani yanlış zamanda, yanlış iş yapmanın bedelini tüm toplum çok ağır ödüyor. Bu bedeli şuanda inanılmaz yüksek elektrik faturaları olarak her hane halkı ödüyor, inanılmaz yüksek doğalgaz faturaları olarak toplumumuzun büyük bir kesimi bu yanlış kararların faturasını ödüyor. Yani döviz kuru 4 aylık bir sürede 8.30’dan 13,5’a çıkmasaydı ne elektrik fiyatları bu kadar artardı, ne de doğalgaz fiyatları bu kadar artardı. Yani bir tek kişinin yanlış bir tezinin inatla, ısrarla koskoca bir ülkeye dayatılmasının sonucunda 84 milyon bedel ödüyor. Bu yanlış uygulamanın sonucunun bedelini herkes ödüyor. Vatandaşlarımız şuanda sadece sabrediyor. Yani seçim günü nasıl olsa bir gün gelecek diye vatandaşlarımız sadece sabrediyor. Eğer hala bugün itibariyle vatandaşlarımızda eğer pasif bir isyan varsa, pasif bir haykırış varsa bu pasif duruşun tek sebebi bir gün seçim sandığının insanların önüne geleceği beklentisi doğrusu.

Soru; Merkez Bankasının bağımsızlığıyla ilgili böyle bir şey yok sorumlu siyasetçiler dedi.

Babacan; Yani açıp bir Merkez Bankasının kanununu okumalarında büyük fayda var. Yani hukuk dışı çalışmaya çok alıştıkları için yani bir ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıyor ben Anayasa Mahkemesinin kararlarına uymuyorum diyor, saygı duymuyorum diyor. Alt mahkeme Anayasa Mahkemesinin kararına uymuyor, uymayabilir diyor. Zaten anayasayı yok sayan, hukuku hiçe sayan bir yönetim zihniyeti varsa Merkez Bankasının kanununda bağımsız yazdığı halde bağımsız değil diyen bir bakanın olması bu resim içerisinde çok da şaşırılması gereken bir şey yok yani. Hukuka bağlılık, hukukun üstünlüğü böyle bir şey artık aramayın bugünkü hükümette yani. Bugünkü hükümette hukuk yok, keyfilik var. Yani kural yok, ben yaptım oldubitti demek var yani. Dolayısıyla açsınlar Merkez Bankasının kanununu okusunlar ne yazıyormuş kanunda yani. Dolayısıyla bu konuda gerçekten herkese zarar veriyor. Sadece ülkeyi yöneten üç beş kişi kendi kararlarının, yanlış işlerinin sonucunu, ceremesini çekse de öyle değil. 84 milyon şuanda ağır bir bedel ödüyor bu yanlış işler yüzünden.

Soru; Efendim bugün RTÜK olağanüstü bir toplantı sonrasında Tele1’e ve başka kurumlara da yine ağır cezalar verdi. Bununla ilgili her iki Genel Başkan neler söylemek ister? Ayrıca birde üçüncü ittifakla ilgili iki Genel Başkanın da değerlendirmelerini alabilir miyiz?

Kılıçdaroğlu; RTÜK’ün bir infaz kurumu haline dönüştüğünü biliyoruz zaten. Normal gününü bile beklemeden aldıkları talimatın gereğini yerine getiren, bağımsız iradesi olmayan bir kurum. Öyle düşünüyoruz. Yaptığı uygulamalarda bu görüşümüzü haklı kılıyor. Dolayısıyla televizyonların yayınlarına müdahale etme, onları cezalandırma ve bu cezalandırmayı yaparken sadece iktidarı eleştiren kanallara bu cezayı verme, iktidarı öven kanallara ise hiçbir yaptırımın uygulanmaması, bir çifte standardın uygulanması orayı bir infaz kurumu haline dönüştürmüş durumda. Başındaki kişinin de bağımsız bir iradesinin olduğunu düşünmüyorum. Alınan talimatın gereğini yerine getiriyor diye düşünüyorum.

Diğer sorunuz üçüncü ittifak. Olabilir demokrasilerde üçüncü ittifakta olabilir. Siyasal partiler iki ittifakın dışında kalan ya da iki ittifaka mesafeli olan diğer partiler bir araya gelebilirler, bir üçüncü ittifakı oluşturabilirler. Demokratik standartlarımızın gelişmesi açısından, demokrasinin daha sağlıklı bir zeminde yürümesi açısından önemsiyorum önemlidir.

Babacan; RTÜK yoluyla televizyon kanallarına verilen cezaların önemli bir kısmı, büyük bir ağırlığı aslında hükümetin elindeki denetim sopasını kendi istediği çizgide yayın yapmayan kuruluşları kendilerine göre yola getirme çabası olarak ben görüyorum. Ağırlıklı olarak maalesef kararlar böyle. Normalde bağımsız işlemesi gereken RTÜK sadece biliyorsunuz kararlarla işlemiyor bazen direk telefon ediliyor yani resmi karara dökemedikleri konularda da telefonla uyarıyorlar, tehdit ediyorlar. Bazen teşvikler oluşturabiliyorlar kendileri kafalarına göre. Fakat bir ülkede sorunların çözülmesini istiyorsak sorunların çözülmesi öncelikle ifade özgürlüğüyle başlar, basın özgürlüğüyle başlar. Sivil toplumun ve meslek örgütlerinin bağımsız ve özgür bir şekilde kendilerini ifade etmeleriyle ancak sorunların çözümüne başlayabiliriz. Sorunları konuşmanın yasak olduğu, eleştirileri ifade etmenin yasak olduğu, eleştirel yayın çizgisi izleyen kuruluşların sürekli ceza gördüğü bir ülke sadece demokrasinin ve ifade özgürlüğünün iyi işlemediği bir ülke olarak kalmaz aynı zamanda hiçbir sorununu çözemeyen bir ülke olur. Çünkü önce sorunları konuşmanız lazım ki çözüm üretin. Önce hastalığı teşhis edin ki tedavi aşamasına geçebilelim. Bu kabul edilebilecek bir şey değil.

İkinci sorunuza gelince, tabi ki bu her siyasi partinin kendi hür, bağımsız kararıdır. Siyasi partiler arasındaki işbirliklerinin farklı boyutları olabilir, bu işbirliğinin boyutu bazen ittifak, bazen seçim sonrası koalisyon şeklinde olabilir. Bu demokrasinin özgürlükler içerisinde değerlendirilmesi gereken bir husustur. Ama biz kendi adımıza, DEVA Partisi adına söyleyeyim, bizim öyle bir üçüncü ittifakla ilgili herhangi bir partiyle, herhangi bir görüşmemiz yok, öyle bir çalışmamızda yok onu ifade etmekte de fayda görüyorum kendi partimiz açısından.

Soru; Biliyorsunuz ki, bugün 24 Ocak Uluslararası Eğitim Günü ve şuanda Türkiye’de devam eden bir Kürtçe seçmeli ders süreci var. Her iki Genel Başkanda bu Kürtçe seçmeli ders konusundaki görüşlerini almak isteriz?

Kılıçdaroğlu; Kürtçe seçmeli ders konusunda eğer bir engel varsa engelin giderilmesi lazım yoksa insanlar bağımsız olarak herhangi bir yabancı dili, herhangi bir ana dili öğrenebilirler, o konuda eğitimde verilebilir. Bir engel varsa bu engelinde kaldırılması gerekir.

Babacan; Evet yani bu topraklarda en çok konuşulan, en çok kullanılan ikinci dilin, bir ana dilinin böyle vesilelerle gündeme gelmesine gerçekten biz çok üzülüyoruz. Yani normal bir demokraside, işleyen bir demokraside bunların konu dahi olmaması lazım. Gereken neyse yapılması lazım. Zaten biz daha önce yaptığımız açıklamalarla son birkaç günde sosyal medya paylaşımlarımızda bu konudaki duruşumuzu çok açık, net ifade ettik.

Soru; Bugün Muharrem İnce’nin bir açıklaması oldu ısrarla vurgulu bir şekilde. Muhalefetin TOBB Genel Başkanıyla görüşüp ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı teklifi götürdüğüne dair bir yaklaşımı oldu. Bu konuda ne düşünürsünüz? Birde Diyarbakır’da CHP’nin mitingi olacak. Bu konuda özel bir mesajınız olacak mı?

Kılıçdaroğlu; Sayın İnce’nin yaptığı açıklamayı bilmiyorum hangi haber kaynağına dayanıyor onu da bilmiyorum, herhangi bir bilgim yok. Dolayısıyla yorum yapma şansımda yok. Çünkü böyle bir olayda yok.

İkincisi evet Diyarbakır’a gideceğim ayın 27’sinde gideceğim Diyarbakır’a. Diyarbakırlılara buradan selam gönderiyorum. Şuna kesinlikle inanıyorum, bu ülkeye demokrasi gelecekse, bu ülkede demokrasi olacaksa, bu ülkede herkes kimliğinden ötürü ötekileştirilmeyecekse, inancından ötürü ötekileştirilmeyecekse bunun yolu Diyarbakır’dan geçer. Diyarbakırlılara bunu anlatacağım, bunu söyleyeceğim. Düşüncelerimi aktaracağım. Onların sorularını da ayrıca büyük bir samimiyetle yanıtlayacağım.

Soru; Efendim sorum Sayın Kılıçdaroğlu’na olacak. HDP’nin içinde bulunduğu üçüncü ittifak konusuna değinmiştiniz bu konuyu biraz açar mısınız efendim?

Kılıçdaroğlu; Üçüncü ittifakı siz nasıl okuduysanız gazetelerden bende öyle okudum. Yani üçüncü ittifak kurulabilir mi? Kurulabilir tabi yani biz kurulmasın diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Ayrıca kurulursa bunun demokrasi açısından da önemli bir açılım olduğunu da söyledim. Yani bir üçüncü ittifak olur, ne bileyim bir dördüncü ittifak olur bilemiyoruz tabi. Ama işin özü şu, demokrasiyi büyütme konusunda bizler, Sayın Genel Başkan, biz elimizden gelen bütün çabayı gösteriyoruz. Yani bu ülkede gerçek anlamda demokrasi olmalı, bu ülkede gerçek anlamda insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilmeli, gerçek anlamda bu ülkede gazeteciler yazı yazabilmeli, attığı tweet dolayısıyla bir kişinin sabahın köründe evi basılmamalı. Bütün bunları düşünüyoruz ama dediğim gibi üçüncü ittifak ne olur, bir araya gelirler mi, anlaşırlar mı, anlaşamazlar mı bilemem. Ama demokrasi varsa ittifak kurmak istiyorlarsa elbette kurulmalı ve bizde ona saygı göstermeliyiz. CHP olarak görüşümüz bu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken ‘İttifak’ Yorumu

Muhalif partiler bir yandan erken seçim tartışmalarıyla gündemdeki yerini korurken, bir yandan da üçüncü ittifak görüşmelerini sürdürüyor. Son zamanlarda sık sık partiler arası ziyaretler gerçekleşirken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhur ve Millet İttifakı dışında kalan partilerin bir araya gelmesini olumlu karşılayan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Üçüncü bir ittifak oluşturmalarını, demokratik zeminin gelişmesi açısından son derece olumlu bulduğumu ifade edeyim. Birden fazla nedeni var. Birinci nedeni şu: Az önce ifade ettim, üçüncü ittifak, diğer iki ittifak içinde yer bulamayan partiler, üçüncü bir ittifak oluşturarak parlamentoya daha güçlü gelmenin yollarını arıyorlar. O da bunların demokratik hakkı ve bu haklarını kullanıyorlar.

İkincisi; ittifaka dahil olmadığı halde bir parti, ittifaka dahilmiş gibi gösterilerek bir anlamda, bir partinin suçlanmasını veya birden fazla partinin, yani HDP’nin suçlanmasını ortadan kaldıracaktır. Kimin nerede, hangi ittifak içinde olduğu daha net görülecektir. Dolayısıyla gereksiz suçlamalar ve tartışmalar da bitmiş olacaktır. İkinci büyük yararı da bu. Bu açıdan ben, üçüncü bir ittifakın kurulmasını gayet güzel ve doğru buluyorum.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e konuşan CHP Lideri, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: Bize, diğer partilere yararı oluyor. Dolayısıyla vatandaşa vadedeceği bir şeyi kalmayan, sürekli zemin kaybeden, siyasal zemin kaybeden, vatandaşla arasındaki güvensizliği her geçen gün büyüyen bir parti ve onun küçük ortağı, Millet İttifakı’nı suçlayarak ve Millet İttifakı’nın, içinde olmadığı bir partiyi ittifakın içindeymiş gibi göstererek suçlamasının önüne geçilecek. Yani bu açıdan bence iyi bir şey.

“Bu iktidar bu ülkeye bunu da yaşattı”

Ayrıca, sanayiye yönelik doğalgaz ve elektrik kesintisi kararlarına da sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “”Sanayi tesislerine 3 gün boyunca enerji verilemeyecek. Bu iktidar bu ülkeye bunu da yaşattı. Tabii daha önemli işleri var. Gece yarısı sanatçıların evine baskın yaptırmak, gazetecileri atasözü paylaştılar diye hapse attırmak, dil koparmak… Beceriksizler!” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

GP Lideri Ahmet Davutoğlu Üçlü Zirveyi Anlattı

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le yaptığı görüşme hakkında açıklamalarda bulundu. 

Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuşan Ahmet Davutoğlu “Millet ittifakına katılıyor musunuz?” sorusuna “Konuşacağımız konuları birlikte değerlendirmemizde fayda olacağını düşünerek dün birlikte oturduk. 3 saati aşan güzel bir görüşme oldu. Salı günü Sayın Ali Babacan ile görüşeceğim. Temel Bey Covid olduğu için çıkar çıkmaz da onunla görüşeceğim” yanıtını verdi.

“Seçim ittifakı değil, vizyon ittifakı”

İttifakların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistem ile oluştuğu hatırlatan Davutoğlu, “Türkiye’de ittifaklar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği konjonktürde doğdu ve o konjonktürde gelişti. Şimdi yapmaya çalıştığım açıkçası sadece seçimle ilgili bir ittifak veya bir işbirliği değil. Daha kalıcı, vizyoner bir işbirliği. Seçim ittifakı değil, vizyon ittifakı” diye konuştu.

Saymaz’ın “Ne farkı var?” sorusunu yönettiği Ahmet Davutoğlu, “Şöyle bir farkı var, seçimle kazanırsınız ve biter. Nitekim 24 Haziran seçimleri sonrası Sayın Karamollaoğlu ayrıldı ittifaktan. Sanki Millet İttifakı 4 parti gibi göründü” ifadelerini kullandı.

“Millet İttifakı’nı yeniden kurmak mı lazım?” sorusu üzerine “Onu konuşuyoruz. Alternatifleri dün akşam konuştuk” diyen Davutoğlu şöyle devam etti:

“Bir de kimsenin dışlanmadığı bir siyasi iklim oluşturmak. Bu var olan bir yapıya hemen eklemek gibi değil. Genç kitlelerin hepsinin ‘Burada biz de varız’ şeyini doğuracak ve AKP ve MHP’nin kutuplaştırıcı dilinin etkisini yok edecek bir ittifak kurmak lazım. Temel ilkeler üzerinde inşa edilebilecek politikalar, seçim sürecine giderken takip edilecek yön ve yöntem, seçimden sonra takip edilecek yol ve yöntem. Açıkçası aslında, bir gün bir seçim kararıyla uyanıp bu konuların o gün tartışılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü o gün geldiğinde yine biz pratik konuları konuşuyor olacağız. Kim aday olacak, milletvekilliğinde nasıl işbirliği yapılacak? Bunlar önemli ama nihayetinde bu işbirliğinin siyasi bir hedefi olması lazım. O siyasi hedefini seçim ufukta gözükmeden önceden konuşmak gerekli.”

Akşener ve Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede hangi konularda uzlaşı sağladığı sorulan Davutoğlu, “Ben bazı çerçeve görüşler getirdim. Önce öyle anlaşmıştık zaten, düşüncelerimizi getirelim diye. Şu ana kadar çok iyi bir güven ilişkisi var. Dün gördüğüm hava güven unsuru pekişiyor. Psikolojik altyapıyı kuruyoruz bir anlamda. Benim de arkadaşlara dün ifade ettiğim gelin bunun içini dolduralım” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı dahil hepsini konuşacağız”

Haziran ya da Ekim ayında seçim olasılığını yüksek gördüğünü dile getiren Ahmet Davutoğlu, “Şimdi biz Mart ayında Devlet Bahçeli’nin kafasına esip de erken seçim dediğinde bu konuları oturup konuşacağız. Cumhurbaşkanlığı dahil hepsini konuşacağız. Niye şimdiden konuşmuyoruz? Niye topluma güven hissi vermeyelim? Dünden beri tebrik alıyorum. Her kesimden ‘Çok iyi yapıyorsunuz’ diye mesajlar. Bu güvenin uyanması lazım” şeklinde konuştu.

“Millet İttifakı yeni katılımlarla büyüyecek mi yoksa kendini tamamlayacak yeni bir üst ittifak ile yeniden bir araya mı gelecek?” sorusuna net cevap veremeyeceğini belirten Davutoğlu, “O konuda net bir şey söylemeyeyim. Onu konuşuyoruz ama yapılandırılmış yeni bir çerçeveye oturtulursa bu, AKP ve CHP’nin oluştura geldiği 2 kutuplu şeyin dışına çıkar ve o kitlelere oradan kopacak kitlelere daha sıcak gelir. İki seçimde mücadele edilmişmiş bir şeyden değil daha kuşatılmış bir ittifak yapısı daha doğru olur benim kanaatimce” ifadelerini kullandı.

İsmail Saymaz’ın “Muhalefetin yeniden yapılandırılması aslında” sözleri üzerine Davutoğlu, “Tabi tabi… Ama isimle sınırlı bir şey değil. Ben sistematik işleyişi daha net oturmuş oluşmuş ve ekiplerimizin daha yakın birlikte çalıştığı ve bir şey teklifi bir model düşünüyorum. Arkadaşlarla da bunları paylaşıyorum yani sadece birkaç yerde ortak görüntü vermekle bu işin yeteceği kanaatinde değilim” karşılığını verdi.

Paylaşın

“Millet İttifakı’nda Çatlak Var” İddiasının Nedeni Belli Oldu

Geçen hafta Ahmet Davutoğlu – Kemal Kılıçdaroğlu ve Ahmet Davutoğlu – Meral Akşener arasındaki görüşme trafiği, Ahmet Davutoğlu’nun ittifaka katılmak için bazı talepleri olduğu yönünde kamuoyuna yansımıştı.

Altı muhalefet partisinin ortak masasına ilişkin olarak Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile ittifak konusunda çatlak olduğu yönündeki iddialarının perde arkası belli oldu.

CHP, İYİ Parti ve DEVA Partisi’nin temsilcileri geçen 4 Ocak’ta muhalefet masasında oluşturulan ortak metnin ayrıntılarını anlatmak üzere bir televizyon programına katıldı. “Programın, salgın koşulları nedeniyle altı değil üç temsilci ile yapıldığına” ilişkin bilgiye yayında da yer verildi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre; “kısmi temsilden rahatsız olduğu” belirtilen Davutoğlu’nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i arayıp “sitemde” bulunduğu öne sürüldü.

Kılıçdaroğlu ve Akşener, konu hakkında kurmaylarıyla yaptıkları görüşmelerde, “Programa salgın nedeniyle üç temsilci katıldı. Bu durum yayıncının tercihiydi. Masadaki genel başkan yardımcıları arasında ‘üçlü temsil’ bir görüş ayrılığı ya da kırgınlık yok” bilgisini aldı. Ardından Akşener, 6 Ocak’ta Davutoğlu’nu konutunda ziyaret etti. Kılıçdaroğlu da 11 Ocak’ta Davutoğlu ile akşam yemeğinde bir araya geldi. Liderler arasındaki ikili görüşmeler, kamuoyuna, Davutoğlu’nun ittifaka katılma konusunda bazı şartları olduğu yönünde yansıdı.

Bu gelişmelerin ardından muhalefet masası, bir hafta ertelenen toplantıyı yaparak ortak metne son şeklini verdi. Kaynaklar, “muhalefet masasındaki genel başkan yardımcıları arasında herhangi bir sorun bulunmadığını, dört aylık çalışmanın uyum içerisinde yürütüldüğünü” vurguladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Akşener ve Davutoğlu’ndan Sürpriz Görüşme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, akşam yemeğinde bir araya geldi. Partilerden görüşmeye ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Haber Merkezi / CHP Parti Meclisi Üyesi ve Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir, sosyal medya hesabından buluşmaya ait fotoğraf paylaştı.

Demir, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu ile Ankara’da akşam yemeğinde bir araya geldi.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yaklaşık 20 gündür Millet İttifakı ortakları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile “ev ziyareti” ve “akşam yemeği” buluşmalarında bir araya geliyor.

Kulislere yansıyan bilgiler, Davutoğlu’nun, önümüzdeki seçime yönelik olarak, partisinin de içinde yer alacağı “yeni bir ittifak tasarımı” için mesai yaptığı yönünde.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Adayımız, Cumhurbaşkanı Olacak

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı konusunda yöneltilen bir soruya CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı adayımızı belirleyecek, hiç kimse şundan endişe duymasın, 13. cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı olacak” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da Konut Görevlileri Sendikası’nı (Konut-Sen) ziyaret etti. Kılıçdaroğlu, Konut-Sen Genel Başkanı Uğur Gözel ve sendika üyeleri ile görüştü.

Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’yi çift paralı bir ülke olmaktan çıkartarak dış ticaretle iştigal edenler dışında herkesin işini de tasarrufunu da Türk lirasıyla yaptığı bir yer haline getirmek için herkesten destek istiyoruz” sözlerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

“Demek ki Sayın Erdoğan Türkiye’de çift paranın kullanıldığını kabul ediyor. Yani bir taraftan döviz bir taraftan Türk lirası. İyi de memleketi bu hale kim getirdi? Bu şikayeti yapan kişi önce sesini beşli çeteye duyurması lazım.

Dolar bazında garantiler verildi. Köprülerin, yolların bedelleri var. Aynı zamanda yüksek mevduat sahiplerine de dolar üzerinden kur garantisi verildi, nasıl oluyor bu? Vatandaşın cebinde dolar mı var? Doları taşıyanlar belli; yanında gezenler. Beşli çetenin kim olduğunu sadece ben değil bütün dünya biliyor.

Kurtarmak istiyorsan önce beşli çeteyi çağıracaksın. Diyeceksin ki ‘yolları, köprüleri doları bitiriyorum, hepsi Türk lirası olacak’ diyeceksin. Vatandaşı kandırmasınlar, herkes gerçeği biliyor. Apartman görevlilerinin dolarları mı var? İnsaf kardeşim 21’inci yüzyılda yaşıyoruz.”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Sait Erdal Dinçer’in “Enflasyon hesabında ben 84 milyona karşı sorumluyum, bir yanlışa imza atarsam 84 milyonun hakkını yemiş olurum” açıklamasının hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:

“Bürokrasinin çürüdüğünü biliyorum, ciddi bir çürüme var. Saraydan alınan talimat üzerine enflasyon rakamları açıklanıyor. Bunlar markete, pazara gitmiyorlar mı? Yumurtanın, sütün, zeytinin, yağın fiyatını bilmiyorlar mı? Kaç liradan kaç liraya çıktığını bilmiyorlar mı… 84 milyonun zaten ahını aldınız, geriye vahı kaldı, daha ne kalsın!”

Kılıçdaroğlu, partisinin Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın ”Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı belli oldu; ama seçim tarihinin belli olmasını bekliyoruz” açıklamasına ilişkin de “Millet İttifakı, adayımızı belirleyecek. Hiç kimse en ufak bir endişe duymasın. 13’üncü cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle;

“Değerli basın mensupları, hem başkanı dinlediniz hem de apartman görevlisi arkadaşlarımızı dinlediniz. Apartman görevlileriyle yaklaşık 2,5 yıldır ilgileniyoruz tıpkı taşeron işçilerle ilgilendiğimiz gibi. Onların önce dernek kurmalarını, sendika kurmalarını, örgütlenmelerini ve bir araya gelmelerini çok arzu ettim ve bu konuda büyük çaba gösterdiler. Şu anda bir sendika başkanının yanındayız dolayısıyla son derece mutluyum. Sizin örgütlenmeniz bizim açımızdan çok önemli çünkü sizin sesinizi duyurabilmemiz için sizin derdinizi bilmemiz lazım. Sizin derdinizi anlatacak olan da ya bir dernek ya da bir sendika. Bu çerçevede elimizden gelen bütün çabaları gösterdik.

Bütün apartman görevlisi arkadaşlarıma, 1 milyonu aşkın apartman görevlisi arkadaşlarıma seslenmek isterim; moralinizi bozmayın, Türkiye güzel bir ülke, Türkiye büyük bir ülke, sizin sorunlarınız var biliyorum ama sizin sorunlarınızı çözmek benim boynumun borcudur, çözeceğim.

Elbette apartman sakinlerinin de beklentileri var sizden, elbette sizin de apartman sakinlerinden beklentileriniz var. Ama iki tarafın da en azından adalet ortamında bir araya gelmesi, adil kararlar alması, sizin çocuklarınızın, evlatlarınızın da geleceğini apartman görevlilerinin sorunlarını en azından apartman sakinlerinin de düşünmesi lazım, onlara bakması lazım, ihtiyaçları varsa gidermeleri lazım. Bu çerçevede sendikanın yaptığı faaliyet çok önemli ve biz sendikanın bütün apartman görevlilerini örgütlemesi konusundaki talebimizi iletiyoruz tekrar. Sayın Başkan büyük görev düşüyor size, çalışın.

Yaşadıkları yerlerin çok insani koşullar olmadığını ben de biliyorum. Ya bir göz odada yaşıyorlar ailece veya çok zor koşullarda güneş görmeyen yerlerde yaşıyorlar. Oysa bunlar bütün apartmanın sorunlarını bir anlamda çözmeye hazır olan kişiler. Pandemi döneminde çok büyük sıkıntılar çektiler. Bütün apartman sakinlerinin ihtiyaçlarını karşıladılar. Ben önce maskeleri apartman görevlilerine verin demiştim, önce aşıları apartman görevlilerine yapın demiştim ama bu talebimiz kabul görmedi. Ama bu talebim bugün benim ne kadar haklı olduğumu da bir anlamda gösteriyor.

Sizden isteğim tekrar örgütlenin, bir araya gelin. Bir sorunla karşılaştığınızda bilin ki, Kılıçdaroğlu kardeşiniz yanınızda, sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Bu ülkede fakirin, fukaranın, garibin, gurebanın yanında olan kişiyim ve bunun bir hak mücadelesi olduğunu, bunun bir adalet mücadelesi olduğunu, bunun bir insanlık mücadelesi olduğunu biliyorum. Dolayısıyla bu ülkede yaşayan herkesin huzur içinde yaşaması lazım, evlatlarına huzur içinde bakması lazım. Herkesin huzur içinde yaşarken en azından kendi kültürel ihtiyacını da bir anlamda gidermesi lazım. Bunun için de asgari ücretin yükselmesi halinde apartman sakinlerinin sadece apartman görevlilerinin ücretleri yükselmedi aslında bütün asgari ücretlilerin ücretleri yükseldi, dolayısıyla bu anlayışı da hafızalarının bir yerinde tutmaları çok önemli ve değerli.

Teşekkür ederim değerli basın mensupları. Hepinizin huzurunda bütün apartman görevlisi kardeşlerime de selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.”

Soru / Cevap

Soru: Efendim Cumhurbaşkanı Erdoğan dün akşam bir açıklama yaptı “Türkiye çift paralı bir ülke olmaktan çıkacak, herkesin tasarrufunu Türk lirasıyla yapması için destek bekliyoruz” dedi. Ama bir taraftan da dolar, euroyla ödemelerimiz var Türk lirasıyla destek beklerken ne diyorsunuz efendim?

Kemal Kılıçdaroğlu: Demek ki Sayın Erdoğan Türkiye’de çift paranın kullanıldığını kabul ediyor. Yani bir taraftan döviz, bir taraftan Türk lirası. İyi de memleketi bu hale kim getirdi? Getiren kim? Bu şikayeti yapan kişi önce sesini beşli çeteye durması lazım. Dolar bazında garantiler verildi, dolar bazında köprülerin, yolların bedelleri var. Bunlar ücret alıyorlar, aynı zamanda yüksek mevduat sahiplerine de dolar üzerinden kur garantisi verildi. Nasıl oluyor bu? Bir adam bir şey söylerken en azından söylediğini bir ölçmeli, tartmalı, en azından bir kişiye bir danışmalı ya ben böyle konuşacağım da bu doğru mudur yanlış mıdır? Vatandaş ne olacak, vatandaşın zaten cebinde dolar mı var? Doları taşıyanlar belli yanında gezenler. Dolar garantisi alanlar belli onlarda yanında gezenler. Beşli çetenin kim olduğunu sadece ben bilmiyorum bütün dünya biliyor. Şimdi kalkmış efendim çift paradan Türkiye’yi kurtaracağız. Kurtarmak istiyorsan önce beşli çeteyi çağıracaksın diyeceksin ki, yolları, köprüleri, doları bitiriyorum hepsi Türk lirası olacak ey millet bunu dinleyin diyeceksin. Yok böyle bir şey. Vatandaşı kandırmasınlar. Herkes gerçeği biliyor, neyin ne olduğunu biliyor. Allah aşkına apartman görevlilerinin dolarları mı var, avroları mı var? Birde kalkmış efendim apartman görevlilerinin arabaları var diyor, cep telefonu var diye. İnsaf ya insaf kardeşim ya 21.yüzyılda yaşıyoruz ya. Yani apartman görevlisinin arabası olmasın mı? Yani bir Murat 131’i olmasın mı, bir Serçesi olmasın mı bu insanların?

Soru: Zamlara çok dikkat çekiyorsunuz ama elektrik, doğalgaz zamlarına çok dikkat çekiyorsunuz. Cumhurbaşkanı yine devlet olarak çok büyük fedakarlık yaptık zamları en alt seviyede yansıttık, devletin fedakarlığı büyük 165 milyar lira dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Fakirden fukaradan yana, garipten gurebadan yana hükümet hiçbir fedakarlık yapmamıştır. Hangi fedakarlığı yaptı? Eğer bir fedakarlık yaptıysa yani birilerine imkan sağladıysa gidin bakın dolarla ihale alanlar hepsi karlı, garanti alanlar hepsi karlı. Bankada 1 milyon tasarrufu olanlar, kur garantisi alanlar. Şu fakir fukaraların ödedikleri vergilerden alıyorsun götürüyorsun onlara kur garantisi olarak ödüyorsun, sonra da dönüyorsun adalettir, haktır, hukuktur bundan bahsediyorsun. Efendim dolardı, Türk lirasıydı getirin dolarlarınızı Türk lirasına çevirin diyorsunuz. Kendi yakınlarının, kendi akrabalarının, kendi dostlarının getirsin paralarını, dolarlarını, avrolarını getirsin Türk lirasına çevirsin. Önce bu millete bir örnek olsun bir görelim bakalım. Erdoğan kaç milyon dolarını getirip acaba Türk lirasına çevirecek bir örnek olsun.

Soru: TÜİK Başkanı bir açıklama yaptı, enflasyonun düşük açıklandığı iddialarına yanıt verdi. Ben 84 milyonun ahını alamam, enflasyonu düşük açıklama gibi bir şey yapamam dedi. Bu iddialara yanıt verdi. Siz de TÜİK’i eleştirmiştiniz enflasyon rakamları üzerinden ne dersiniz açıklamasına

Kemal Kılıçdaroğlu: Bürokrasinin çürüdüğünü biliyorum, ciddi bir çürüme var. Saraydan alınan talimat üzerine enflasyon rakamları açıklanıyor. Allah aşkına bunlar markete gitmiyorlar mı, pazara gitmiyorlar mı ya, yumurtanın fiyatını görmüyorlar mı, zeytinyağının, mısır yağının fiyatını görmüyorlar mı bunlar? Bunlar gerçekten peynirin, sütün fiyatını bunlar bilmiyorlar mı, zeytinin fiyatını bunlar bilmiyorlar mı? Kaç liradan kaç liraya çıktı diye.

Efendim ben millete hesap mı vermem diyor? 84 milyonun ahını alamam. Zaten ahını aldınız ya geriye vahı kaldı zaten daha ne kalsın? Daha ne kalsın ya?

Soru: Kurmayınız Veli Ağbaba, dün akşam canlı yayında “Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı belli oldu ama seçim tarihinin belli olmasını bekliyoruz, daha sonra açıklayacağız” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Millet İttifakı adayımızı belirleyecek. Hiç kimse şundan endişe duymasın, en ufak bir endişe duymasın, 13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakının Cumhurbaşkanı olacaktır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Faiz Çıkışı: Tam Bir Aldatmaca

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bankalara verilecek para için Merkez Bankası faizinin düşürüldüğünü belirtti ve “Peki bankaların faizi düştü mü? Hayır. Tam bir aldatmaca” dedi.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin açıklamasının devamında “Merkez Bankası’nda faizler düşünce tüm bankalarda faiz düştü sanmayın” diyen CHP lideri “Tam bir aldatmaca. Devlet iç borçlanma tahvili yüzde 17’den yüzde 24’e çıktı. Hani nas vardı, hani faiz haramdı?” ifadelerini kullandı.

Osman Kavala davasına da değinen Kılıçdaroğlu, “Osman Kavala AİHM kararına rağmen 1541 gündür hapiste. Onun hapiste olması, onun kişisel sorunu değildir, Türkiye’nin sorunudur” dedi.

Kılıçdaroğlu “Adaleti dağıtmak için kurumlar oluşturmuşuz, mahkemelerimiz var, uluslararası hukuku Anayasamıza koymuşuz. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını, adaletin olmadığını biliyoruz. Osman Kavala 1541 gündür hapiste. Onun hapiste olması onun sorunu değil, bu Türkiye’nin en temel adalet sorunudur” diye konuştu.

“Genç bir avukata yetki verilerek, bütün rantiyeciler, vurguncular, rüşvetçilerin kendileriyle ilgili çıkan tüm haberleri çıkartmak istediklerini” iddia eden CHP lideri “Gerekirse bu avukatın adını da açıklayacağım. Biz kul hakkı yiyenin hesabını sormazsan niye iktidar oluyoruz?” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir haftalık aranın ardından partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Osman Kavala’nın haksız yere uzun süre hapiste tutulması en büyük adaletsizlik. Osman Kavala AİHM kararına rağmen 1540 gündür hapiste. Adaletsizlik sorununu çözmek Millet İttifakı’na nasip olacak.

Bir gerçeğe adalet camiasının dikkatini çekmek isterim, özellikle İstanbul’daki adalet camiasının dikkatini çekmek isterim. Genç bir avukata yetki veriliyor. Bütün rantiyeciler, vurguncular, rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar, 17-25 Aralık olayları…

Kendileriyle ilgili çıkan bütün olumsuz haberleri sosyal medyadan çıkarmak istiyorlar mahkeme kararlarıyla… Bu konuda genç bir avukata yetki verildi, hakimler uyarıldı. “Bunun açtığı davaları kabul edeceksiniz” denildiğini biliyorum. Gerekirse, iş büyürse o avukatın ismini açıklarım.

“İktidarı kaybetmeden yolsuzluk dosyalarını nasıl yok ederiz” diye düşünüyorlar. Feriştahı gelse yok edemezsiniz.

Biz kul hakkının hesabını sormazsak niye iktidar oluyoruz. Kul hakkını, garip gurebanın hakkını hukuku savunmayacaksak, sormayacaksak biz niye iktidar olacağız.

Anayasa’ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Çiftçi de Bağ-kur primini ödemek zorunda. Ancak son bir yılda Bağ-kur primlerine yüzde 45 zam yapıldı. Sadece son bir ayda 30 bin çiftçi ödeyemediği için sistemden çıktı.

“Tam bir aldatmaca”

Deneme sınama yöntemiyle devleti yönetmeye kalktılar. Bankalara verilecek para için Merkez Bankası faizini düşürdüler. Peki bankaların faizi düştü mü? Hayır. Tam bir aldatmaca.

Merkez Bankası’nda faizler düşünce tüm bankalarda faiz düştü sanmayın. Tam bir aldatmaca. Devlet iç borçlanma tahvili yüzde 17’den yüzde 24’e çıktı. Hani nas vardı, hani faiz haramdı?

Bir AK Partili milletvekilinin yaptığı toplantıda, yine AK Partili bir çiftçinin çıkıp ‘açım aç’ demesi… Normalde AK Partili milletvekilinin ‘nedir kardeşim derdin’ demesi lazım gerçekle yüzleşmesi lazım. Ama tek yaptıkları o çiftçiyi salondan atmak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Suriyeli Kardeşlerimizi Ülkelerine Yolcu Edeceğiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “En geç iki yıl içinde Suriyeli kardeşlerimizi davul ve zurna ile ülkelerine yolcu edeceğiz. Onların kendi iradeleri ile kendi ülkelerine gitmelerini isteyeceğiz. Elbette gitmek isteyeceklerdir, can ve mal güvenliklerini sağlanmasını isteyeceklerdir. Bunun altyapısını oluşturacağız” dedi.

Haber Merkezi / Hatay Büyükşehir Belediyesi, EXPO 2021 Hatay’ın tanıtım toplantısını Ankara’da ATO Congresium’da yaptı. Toplantıya CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı. Tanıtım toplantısında EXPO 2021 Hatay’a ilişkin sunum yapıldı.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın konuşmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıktı. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sayın Genel Başkanım, Genel Başkanlarım; efendim Büyükşehir Belediye Başkanımız gerçekten de son derece güzel bir konuşma yaptı. Hatay’ı, Hatay’ın özelliklerini, tarihini, kültürünü, yemeklerini bütün ayrıntılarıyla anlattı.

Tarih konusunda gerçekten de Hatay’ın bir kadim kent olduğunu, sadece Türkiye için değil dünya tarihi açısından da önemli bir kent olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla inançların ve kültürlerin bir anlamda merkezi Hatay. Bizi davet etti Sayın Başkan, inşallah geliriz. Yarın sabah ne olacağını bilmediğimiz için… Ama inşallah ayın 1’inde, 1 Nisan’da bir şey olmaz, Hatay’da buluşuruz. Hatay’da olmak, Hatay kültürünü teneffüs etmek, yemeklerini tatmak, yaptığınız çalışmaları yerinde görmek elbette bizim için de son derece değerli.

Sayın Başkan, 900 bin Suriyeliye de ayrıca baktıklarını ifade etti ve Suriye’de yaşanan dramın Hatay’a büyük maliyetler çıkardığını da ifade etti. Sayın Başkanım, şöyle bir sözümüz var: En geç 2 yıl içinde Suriyeli kardeşlerimizi davulla, zurnayla kendi ülkelerine yolcu edeceğiz. Onların kendi iradeleriyle kendi ülkelerine gitmelerini isteyeceğiz. Elbette ki, onlar gidecekler, kendi topraklarında babalarının, dedelerinin, atalarının topraklarda üretmek isteyeceklerdir, çalışmak isteyeceklerdir. Dolayısıyla can ve mal güvenliklerinin sağlanmasını isteyeceklerdir. Bunun altyapısını oluşturacağız inşallah. Ve göreceksiniz Hatay eski görkemli günlerine yeniden kavuşacak.

İhracat merkezi aynı zamanda, Ortadoğu’ya açılan kapı aynı zamanda, olağanüstü bir ovası var, aynı zamanda güzel nehri var. Tarihi, coğrafyası, akarsuları, deniziyle olağanüstü güzel zenginliği var.

Kısaca bir şeyden daha söz edip sözlerimi bitireyim. Sayın Başkan, cumhuriyetin kuruluş yıllarına, 1918’lere ve o yıllarda bölgede Ortadoğu’da olup bitene de kısmen değindi. Okuduğum ve bildiğim kadarıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le saray arasında, yani imparatorluğun sarayı arasında, İstanbul arasındaki ihtilaf daha doğrusu uyuşmazlık önce İskenderun konusunda çıkmıştır. İngiliz askerleri sarayın izniyle İskenderun’dan Ortadoğu’ya geçeceklerdir. Gazi Mustafa Kemal o dönem görevlidir Suriye’de ve İngiliz askerleri oradan Ortadoğu’ya geçeceklerdir diye talimat gelmiştir. Gazi bunu kabul etmez ve sarayı tekrar uyarır der ki, “buradan geçecekler ama bu Hatay’ın bir anlamda kaybedilmesine yol açabilir.” Bunu uygun görmediğini ifade etmiştir. Saraydan tekrar bir talimat gelmiştir hayır buna izin vereceksiniz diye ve Atatürk o talimata uymamıştır. Dolayısıyla Hatay’ın böyle bir özelliği daha var. Hatay’ın korunması aslında daha çok eskilerde yani cumhuriyetin kuruluşundan çok önce Mustafa Kemal’in kafasında zaten vardır. Dolayısıyla Hatay’ı yeniden kazanmak ve bunu büyük bir diplomatik zaferle ve bütün dünyanın kabul edebileceği bir yapı içinde, bir anlayış içinde, bir hukuk sistemi içinde Türkiye Cumhuriyeti Devletine kazandırması olağanüstü güzel bir olaydır. Bu bizim tarihimiz açısından da, dünya tarihi açısından da son derece değerlidir.

Efendim cumhuriyete sahip çıkmamız konusunda beni ve Sayın Genel Başkanlarımızı da bir anlamda göreve çağırdığınız. Dediniz ki, “Ankara’dasınız, cumhuriyetimize hep beraber sahip çıkalım, Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkalım, onun devrimlerine sahip çıkalım…” Şu sözü hep beraber veriyoruz aslında: “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında güzel cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız.” Zaten demokrasiyle taçlandıracak olanlar da Millet İttifakının temel aktörleridir. Beraber bu ülkede huzuru, bu ülkede barışı, bu ülkede kardeşliği, bu ülkede inançlara saygıyı, kültürlere saygıyı, kimliklere saygıyı hep beraber inşallah büyüteceğiz ve yeşerteceğiz. Bunu inşallah önümüzdeki süreç içinde, Nisan ayında gelir tekrar Hatay’da dillendiririz.

Efendim Hatay Büyükşehir Belediye Başkanımız gerçekten de Hatay için elinden gelen bütün çabayı gösteriyor Sayın Genel Başkanlarım. Gerçekten çalışıyor, üretiyor ve bu EXPO’nun Hatay’a gelmesi aslında başlı başına olağanüstü güzel bir olay. Katkısı dolayısıyla da sizlerin huzurunda Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ederim.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 3-4 Aya Birinci Parti Oluruz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Oylarımızda istikrarlı bir artış söz konusu. Bu hızla gidersek 3-4 aya kadar birinci parti oluruz. Anketler bunun ispatı. Her geçen gün güçleniyoruz” ifadelerini kullandı.

Birgün’de yer alan habere göre; CHP Parti Meclisi (PM) Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Olası erken seçime hazırlıksız yakalanmamak için bu yıl yapılması gereken kurultayın bir yıl ertelenmesine karar verilen toplantıda, Genel Başkan Kılıçdaroğlu, CHP’nin yakın bir zamanda anketlerde en çok oy alan parti konumuna geleceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun sunuşu ile başlayan PM’de, son ekonomik ve siyasi gelişmeler ele alındı. Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, PM üyelerine gerçekleştirdiği sunumunda, 20 Aralık günü döviz kurunda yaşanan değişimleri dakika dakika anlattı.

Faik Öztrak, “20 Aralık Finansal Kumpası olarak adlandırılan bu süreçte, bir yandan Erdoğan serbest piyasa ekonomisine ve kambiyo rejimine bağlılık mesajları verirken, bir yandan da bazı banka genel müdürleri ekranlara çıkarılarak piyasada 2 milyar dolara yakın döviz bozdurulduğu şeklinde açıklamalar yaptırıldı.

Böylece küçük yatırımcı çarpılarak döviz hesaplarını bozdurmaya yönlendirildi. Fakat banka müdürlerinin ve bakanların iddia ettiğinin aksine 20, 22 Aralık tarihlerinde ne gerçek kişiler ne de resmi, ticari ve diğer kuruluşlar dövizlerini bozdurdu. BDDK’nin günlük verilerine göre bu iki gün içerisinde hem gerçek kişilerin hem de tüzel kişilerin döviz mevduatları azalmadı, aksine arttı” dedi.

“3-4 aya kadar birinci parti oluruz”

CHP Parti Meclisi toplantısında, Genel Başkan Kılıçdaroğlu da iktidar hedeflerine yönelik önemli mesajlar verdi.

CHP’nin yakın bir zamanda anketlerde en üst sırada yer alacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kısa süre içerisinde en çok oy alan parti konumuna geleceğimizi görüyoruz. Bu süreçte halkı dinlemeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz. Oylarımızda istikrarlı bir artış söz konusu. Bu hızla gidersek 3-4 aya kadar birinci parti oluruz. Anketler bunun ispatı. Her geçen gün güçleniyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Davutoğlu, Akşener Ve Kılıçdaroğlu’na ‘Yeni İttifak’ Önerdi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yaklaşık 10 gündür Millet İttifakı ortakları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener arasında “ev ziyareti” ve “akşam yemeği” buluşmaları ile adeta mekik dokuyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Görüşmeye ilişkin olarak parti genel merkezlerinden, liderlerin ülke meselelerini görüştüğüne ilişkin birkaç cümlelik açıklamalar yapıldı. Ancak kulislere yansıyan bilgiler, Davutoğlu’nun, önümüzdeki seçime yönelik olarak, partisinin de içinde yer alacağı “yeni bir ittifak tasarımı” için mesai yaptığı yönünde.

‘Sürpriz görüşmeler’ zinciri

Muhalefet partilerinin genel başkanları arasında karşılıklı olarak, heyetler halinde genel merkez ziyaretleri uzunca süredir yapılıyor. Ancak son dönemde dikkat çeken ise haberciler tarafından “sürpriz ziyaret” başlığıyla duyurulan, liderlerin resmi program dışı yaptıkları görüşmeler oldu.

Bunların ilki 6 Ocak akşamı Akşener’in Davutoğlu’nu konutunda ziyaretiyle gerçekleşti ve görüşmeye ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Daah sonra Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu Salı günü akşam yemeğinde bir araya geldi. Genel merkezler tarafından iki liderin fotoğrafları ile birlikte “güncel gelişmeleri değerlendirdiği” bilgisi paylaşıldı.

Bu görüşmeden bir gün sonra ise Davutoğlu, Meral Akşener’e bir kez daha “sürpriz ziyaret”te bulundu ve bu bilgi kamuoyuyla yine görüşme sonrasında paylaşıldı.

Millet İttifakı yerine yeni ittifak önerisi

Kulislere yansıyan bilgilere göre Davutoğlu’nun iki liderle başlattığı program dışı görüşmelerinin temel konusu ise “yeni bir ittifak tasarımı” üzerinde çalışılması önerisi.

Edinilen bilgiye göre, Akşener ve Kılıçdaroğlu’na yeni ittifak modeli ve bunun sağlıklı işlemesi için de bir mekanizma kurulması önerisi götüren Davutoğlu, liderlerin uzlaşması halinde bunun en kısa sürede bir deklarasyonla kamuoyuna açıklanmasını istiyor.

Davutoğlu’nun bu hamlesinin altında ise yeni kurulan bir parti olarak “Millet İttifakı’na eklemlendi” algısını engellemenin yanı sıra, seçmene güven verecek bir ittifak mekanizması oluşturulması arayışının yattığı konuşuluyor.

‘Millet İttifakı tıkandı, üst tasarıma geçilmeli’

Gelecek Partisi kaynakları, parlamenter sistemi savunan muhalefet partilerinin “iktidar ve sistem değişikliği” iddiasıyla yola çıktığını ve bunun için seçmene güven verecek bir ittifak modelinin ortaya konulması gerektiğini belirtirken, mevcut Millet İttifakı’nın yapısının bunun için yeterli olmadığını söylüyor:

“Millet İttifakı bir yere geldi ama tıkandı, durdu. Aralarında bir senkronizasyon sorunu var. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli görüşmesi bile liderler zirvesi gibi oluyor. Fakat Millet İttifakı’nın liderleri onlardan daha az bir araya geliyor. İktidara aday olan ittifakın ortakları daha fazla bir araya gelmeli. Biz bu konudaki tavsiyelerimizi de söylüyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması halinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilecek. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilmesinden sonra da bir seçime gidilecek ve orada da başarı sağlanması gerekiyor. Çok zorlu, sancılı bir süreç var önümüzde. Onun için ilkeleri baştan belirlenmiş, sağlıklı işlemesi için mekanizmaları oluşturulmuş daha üst bir ittifak tasarımı oluşturulması gerekiyor. Biz eğer böyle bir yeni ittifak tasarımı olursa, içinde yer alacağımızı söylüyoruz.”

‘Aday tartışması tuzağına düşülmemeli’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, muhalefeti “Kim aday olacak?” tartışması üzerinde ayrıştırmak ve çatıştırmak istediğine dikkat çeken Gelecek Partisi kurmayları, bu tartışmanın önünü kesmek için “yeni ittifak modelinin ilkeleri ve mekanizmalarının” oluşturularak bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğine işaret ediyor.

Davutoğlu’nun bu görüşleri hem Kılıçdaroğlu, hem de Akşener’e ilettiği belirtilirken, iki liderin de bu önerilere sıcak baktığı vurgulanıyor.

‘Ortak deklarasyon’ önerisi

Gelecek Partisi kurmaylarının verdiği bilgiye göre Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ve Akşener’le görüşmeleri önümüzdeki günlerde de “yeni bir kompozisyonla” devam edecek. CHP ve İYİ Parti liderleri ile kesin uzlaşmaya varılması halinde, “yeni ittifak tasarımı” önerisi diğer muhalefet partileriyle de tartışılacak.

Öneri konusunda iki liderle yapılan görüşmelerde önemli mesafe kat edildiğini belirten bir parti yöneticisi, BBC Türkçe’ye gelinen noktayı şöyle anlattı: “Gelecek hafta biz yine görüşmelere devam edeceğiz. Ama bu görüşmelerin biraz farklı kompozisyonu olabilir. Bu çalışmayla ilgili ortak mesaj verme yolunda çaba sarfediyoruz ve bu konuda da adım atıldı.

“Türkiye’de seçimlerde hiç kimsenin kaybettiği düşüncesine kapılmadığı, herkesin kazandığını hissedeceği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu konuda seçimden önce muhalefet olarak seçmene güven verecek, ilkelerin ortaya konulduğu bir ortak açıklama yapılabilir. Bu bir deklarasyonla olabilir. Ama bunun çok gecikmeden, kısa bir süre sürede hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Genel Başkanımız da bu görüşleri Millet İttifakı’nın liderlerine iletti.”

Paylaşın