Kılıçdaroğlu’ndan Selman’ı Ağırlayacak Erdoğan’a Tepki: Katille Kucaklaşacak

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlayacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki göstererek, “Devletin başındaki kişi, cinayet emrini veren katille kucaklaşacak” dedi.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, Pınar Gültekin’in öldürülmesine ilişkin davada katiline ceza indirimi uygulanmasına da değinerek, “Önce yakılan, sonra parçalanarak öldürülen bir kadın. Yargıç karar verdi, haksız tahrik indirimi sağladı. Müebbeti 23 yıla döndürdü. Hangi vicdan, hangi ahlak kabul eder?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemenin yasalaşmaması için parlamentoda sonuna kadar mücadele edeceklerini, yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının özgürce yazmasını ve eleştirebilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olmasını, parlamentonun toplumun sorunlarına çözüm üretmesini istediklerini söyledi.

Türkiye’nin büyük sorunları bulunduğunu ve herkesin bunun farkında olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak. Yönetime bakıyorsunuz, ne yaptığı belli değil. Saraya bakıyorsunuz, ayrı havalarda. İniyorsunuz alana, halka gidiyorsunuz, dünya kadar şikayet dinliyorsunuz.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Güzel bir ülkede, huzur içinde, beraber yaşamak istiyoruz. Her evde huzur olsun, herkesin işi gücü olsun, gazeteciler özgürce yazsın, eleştirsinler istiyoruz. Demokrasi olsun istiyoruz, kadın erkek eşitliği olsun istiyoruz, İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsun istiyoruz. Her alın terinin değerli olduğunun kabul edilmesini istiyoruz, çatısı altında olduğumuz parlamento toplumun sorunlarına çözüm üretsin istiyoruz. Bir yerlerden, Saray’dan talimat alan bir parlamento istemiyoruz. Milli Kurtuluş Savaşı’nda dik duran parlamento yine aynı şekilde durabilmeli.

Bunları söylüyorum ama büyük sorunlarımız var bunun farkındayım zaten. Herkes de bunun farkında. Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak, yönetime bakıyorsunuz ne yaptığı belli değil, Saray’a bakıyorsunuz ayrı havalarda, iniyorsunuz alana halka gidiyorsunuz dünya kadar şikayet dinliyorsunuz. Yönetim ve halk arasında büyük bir uçurum var şu anda. Saray ne yaptığını bilmiyor, halksa perişan vaziyette. Çıkış noktasının tek adresi var. Adresin adı belli, Cumhuriyet Halk Partisi. Halkın partisi. Söz veriyorum halkıma her kuruşun hesabını veren bir yönetim gelecek. Herkesin iş güç sahibi olduğu bir Türkiye’yi inşa etmek için bir yönetim gelecek.

“Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız” 

İkinci yüzyıla giderken güzel, itibarlı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bütün kurumlarıyla saygı duyulan bir Türkiye. Yargıçları adalet dağıtacak, kamu görevlileri liyakat içinde halkına hizmet edecek, verilen her kuruşun hesabı halka verilecek. Temiz bir Türkiye, güzel bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye. Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız. Karanlıkları aydınlığa çevirmek gibi temel bir görevimiz var bu görevi yapacağız. Söz veriyorum bu görevi ya yapacağız ya yapacağız. Aydınlığa çıkaracağız.

Pınar Hanım konuştu, yasama, yargı, yürütme. Kuvvetler ayrılığı. Şimdi bitti kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliği var. Bir kişiye bağlı her şey. Hakimi, savcısı, parlamentosu her şey ona bağlı. Bir sansür teklifi getirmişler. Vermişler milletvekillerinin eline Saray’da hazırlanmış ‘bunun altına atın imzaları.’ Atıyorlar imzaları. Ne olduğunu da bilmiyorlar, nasıl bir felaket olduğunun da farkında değiller. Efendim kimse Saray’ı eleştirmesin, kimse AK Parti’yi eleştirmesin, kimse MHP’yi eleştirmesin herkesin ağzına bant çekelim, hiç kimse konuşmasın dünyayı güllük gülistanlık gösterelim millete. Sanıyorlar ki bu millet bunu yutacak, yutmayız efendim yutmayız. Bu millet bunu yutmaz. Her şey meydanda her şey görünüyor.

Yasa teklifi getiriyorlar, komisyonda görüşülecek. Yargıtay’dan da bir üye istiyorlar, Yargıtay’dan da bir hakim geliyor. Komisyonda konuşuyor ‘ya bu doğru değil, bu uygulanması ciddi sorunlar yaratır bu yasanın’ diyor. Hemen AK Parti ve MHP milletvekilleri hakimi susturmaya çalışıyorlar. İşin içinden gelen adam bu yanlış diyor ama susturuyorlar. Büyük bir ihtimalle de pişman olmuşlardır.

Onlar tabii şöyle bekliyorlardı; Yargıtay’dan birisini istedik, hakim diye birisi gelecek, biz ne dersek altına mührü basacak ve diyecekler ki çok mükemmel bir tekliftir. Böyle birisini bekliyorlar. E namuslu bir yargıç gelmiş, ahlaklı bir adam gelmiş ‘yanlıştır bu’ diyor. Pınar Hanım dedi ki ‘Biz Silivri’de yatmaya alışığız.’ Silivri gerçekten de bu ülkenin tarihinde önemli bir isim olarak kalacaktır. Romanları olacaktır, adaletsizliğin tarihini yazmak isteyenler önce Silivri’ye bakacaklardır. Nazilerin toplama kampı gibiydi orası. Kimi buldularsa atıyorlardı içeriye. Sanıyorlar ki biz bunları söylemeyeceğiz. Siz bizi hala öğrenemediniz mi?

“Ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?”

Eğer İstanbul’da Suudi Konsolosluğu’nda bir cinayet işleniyorsa, o cinayetin bütün ayrıntılarını sorgulamak ve gerçeği halkla paylaşmak artı gerekli cezayı vermek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin görevidir. Eğer siz para uğruna, Türkiye’yi kötü yönettiniz, dilencilik yapıyorsunuz gidiyorsunuz birilerinden para istemeye ve tutuyorsunuz Türkiye’de görünmekte olan bir davayı ve işlenen bir cinayeti birilerinin talebi üzerine ve para uğruna Suudi Arabistan’a veriyorsunuz. ‘Al sen bak’ diyorsunuz.

Bunu yazan Yargıç, ‘Söz konusu davanın devri sanıklar açısından kendi davalarının yargıcı olmak sonucunu doğuracaktır’ diyor. Katille hakim aynı adam. Türkçesi bu. ‘Davalar bozulan ikili ilişkilerin düzeltilmesine diyet olarak verilmiştir’ diyor. Bu kadar açık bu kadar net konuyor ortaya. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde vicdan sahibi olan herkese sormak isterim, devletin itibarını bu kadar ayaklar altına alan, para uğruna bu ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?

Cinayet öncesi geliyorlar zaten üç tane tuğgeneral, 2 tane yarbay iki teğmen 8 istihbarat elemanı geliyor. Katlediyorlar konsoloslukta devletinin itibarını İstanbul’daki Suudi Konsolosluğu’nun bahçesine gömüyorlar. Bunlar ülkeye asla ve asla itibar kazandıracak olaylar değildir itibar kaybettiren olaylardır. Sandığa gideceğiz demokratik yollarla ben bunların tamamını emekli edeceğim.

Bir de daha önceden beyefendi o kadar yüksekten atıyor ki, ‘Suudi Arabistan belgeleri dinlemek istedi ama bir de almak istedi. Dinletiriz, gösteririz ama vermeyiz. Verelim de ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?’ Verdiler. Ya adam bari sözünde durur ya. ‘Kaşıkçı başkonsoloslukta ne yazık ki alçakça bir operasyonla şehit edildi’ böyle diyor Erdoğan. Veliaht Prens dedi ki, gelecek olan beyefendi, ‘Cemal Kaşıkçı başkonsolosluktan çıktı’ diyor. ‘Ya Cemal Kaşıkçı çocuk mu? Dışarıda nişanlısı var onu alıp ayrılamaz mıydı? Bunlar dünyayı enayi zannediyor, bu millet enayi değil hesabını sormasını bilir’ diyor.

Kim enayi oldu? Bu millet değil doğru. Ama birileri kendisini enayi yerine koydu. Para için üç kuruş için üç kuruş üç tane Cent beş tane dolar için Türkiye’nin itibarı satıldı. Şimdi geliyor, gelecek yine kucaklaşacaklar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başındaki kişi cinayet emrini veren katille kucaklaşacak. Türkiye’nin itibarı, şerefi, onuru. Yerde bırakılan bir Türkiye değil ayağa kalkan onurlu güçlü bir Türkiye istiyoruz. Yapmadılar, onurumuzu ayaklar altına aldılar. Zaten başlangıç belliydi.

Bakın İsrail Mavi Marmara’da bizim 10 kardeşimizi şehit ettiler değil mi? Dosyayı verdiler mi Türkiye’ye? Vermediler. Hem de açık sularda. Bizimki yine esti gürledi. ‘Sana 20 milyon dolar vereyim dosyayı kapat’ dediler. Kapattılar. Onlar unuttu ama biz unutmadık. Rüşvet alandan büyükelçi yaparsanız baştan itibaren kokmaya başlar. Kokmaya başladı da zaten. Şimdi kucaklaşacak, ‘bana biraz para ver zor durumdayım’ diyecek. Ya onurunla dersinki kardeşim ben bu devleti yönetemiyorum, onurumla ben bu görevi bırakıyorum. Yönetecek kişi gelsin buraya yeni başkan da seçilsin ve Türkiye de bu rezaletten kurtulsun dersin kardeşim.”

Paylaşın

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Adaylık Çağrısına Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” çağrısına verdiği yanıtta, “Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” ifadelerine yer verdi.

‘İktidarın Öcalan ile görüştüğünü’ de dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar” diye konuştu.

Dikkat çeken “Bülent Arınç’la tokalaşma” konusunda da Kılıçdaroğlu, “Bülent Arınç’la tokalaştık, hatta bir değil iki kez tokalaştık. Niye tokalaşmayalım. Farkı siyasi kulvarlarda olmamıza karşın birbirimize saygılıyız” dedi.

Arınç’ın konuşmasında “AK Parti yeni kurulduğunda ve iktidar olmadığında her toplantıya gittiklerini ısrarla ifade etmesine” dikkati çeken Kılıçdaroğlu, gündem olan “Kral çıplak demenin zamanıdır” ifadesini de “Demokrasi için çok önemli bir açıklama” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasetçilere ders verir nitelikte bir konuşma. Bu ifade benim açımdan önemli aslında Türk demokrasisi için de son derece önemli bir açıklama” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Gerçekleri dinlemeye tahammül edemiyorlar. Gerçekleri kim anlatıyor, gazeteciler. Gazeteci yazacak, haber yapacak buna tahammül edemiyorlar. Gerçekleri yazarsan, kamuoyuna sunarsan hapise atacağım diyor. Benim söylediklerimi yazacaksın, diyor. Akıllı bir iktidar özgür bir medyayı savunur. Çünkü bir haksızlık olduğunda anında müdahale etmesine ortam hazırlıyor. Bunlar korkunun eseri. Özgür medyaya, eleştiriye tahammül edemiyorlar.

Parayı biriktiriyorlar şimdi, seçime gideceğiz diye. Türkiye’nin sorunlarına derman olma şansları yok, bunlar gidici ve gidecekler. Kendi beceriksizliğini çöz kardeşim, illa birilerine mi atacaksın suçu. Mazotta yüzde 300’e kadar zam olur mu ya. Bunu yapan Saray, Saray oligarkları. Bir tane adam koymuşsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başına. Ne söylediği, ne yaptığı belli değil. Gözlerine mi bakacağız, boyuna mı bakacağız, endamına mı bakacağız. Kardeşim sen dön bir benzin fiyatlarına bak, peynir fiyatlarına bak, domates, salatalık fiyatlarına bak. Bunların dünyadan haberi yok.

Hasar tespit komisyonu kurmaya karar verdik. Aklı başında ekonomiyi bilenleri toplayacağız, tespit yapacağız. Strateji ve planlama örgütü kuracağız. Çiftçi neyi ekecek, biçecek planlamak lazım. Mazota bu kadar zam… Nereye gidecek bu. Bir vatandaşın nefes alması lazım, kredi faizlerini sıfırlayacağız. Ortak söylemimiz, 6 ayda insanlar rahat bir nefes alacak. 6 ay içinde Türkiye’de bütün sorunların çözümü ortaya konur.

Devletin tüm kurumlarında nitelikli kişiler var ama bir kenara atılmışlar. Bir güreşçinin banka yönetim kurulunda ne işi var? Önüne gelen dosyayı nasıl inceleyecek? Bütün bunların atamaları baştan sakat. Emin olun kısa sürede fiyat istikrarı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Bir kişinin egosuyla yönetiliyor.

“85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz”

Faizi indirdik diyor, hangi faizi indirdi. İndirdiği faiz yok. Merkez Bankası, bankalara düşük faizli kredi veriyor, bankaları karlarını yükselttiler. Vatandaşa da yüksek faizli kredi veriyor. Erdoğan kimi kandırıyor, birilerine para kazandırıyor. Boşuna beşli çete demiyoruz. 85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz. Kur korumalı mevduat uygulamasını derhal kaldıracağız. Birilerine bu avantajı niye vereceğim ya? Milletin karnı doymuyor, ben kalkacağım 100-150 bin kişiye olağanüstü faiz vereceğim.

Ekmek alırken vergi verecek milyarları alırken vergi vermeyecek. Man Adası geleneği bu. Getirdiler paraları beş kuruş bir faiz vermediler. Buradan önce Amerika’ya bildiriliyor, şu kadar para hareketi var oradan Man Adası’ndan Türkiye’ye geliyor, vergi cennetlerinden geldiği için beş kuruş para verilmiyor. Açtı bununla ilgili dava, Yargıtay’da bu davayı kazandık. Belgelerin tamamı doğru. Oradaki iddialarımın arkasındayım.

Yap-işlet-devlet ile yapılanlar soygun düzeniyle yapılmıştır. Bunların zarar etme şansı sıfır. İntikam duygusuyla değil, adaletle çözeceğiz. Devletin nasıl soyulduğunu, soygunun boyutunu tespit edeceğiz.

Erdoğan’a adaylık yanıtı

Telaş, çekiniyor. Yüreğin varsa diyor, cumhurbaşkanı adayını açıkla diyor. Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım. Yüreği yetiyorsa çıksın karşıma, dışarıdan niye gazel okuyor. Devletin bütün bilgileri senin elinde. Haksızlık yaptıysak çıkarsın beni mat edersin. Yapamaz, cesaret edemez, çünkü kirli birisi. Benim ne soracağımı gayet iyi biliyor. 10 tane soru sordum. 128 milyar doları kime sattın? O bana sordu hepsine cevap verdim. Birisine bile cevap veremez. Devleti yönetemiyor efendim. Devleti yönetme gücü, kapasitesi yok artık. Bana saldırıyor bir ağız dalaşı yapalım ve dolayısıyla millet benimle Erdoğan arasında tartışmayla ilgilensin. Fiyat artışıyla, zamla, perişanlık gündeme gelmesin.

Arkadaş senin, gücün yetiyorsa toplarsın kadronu, çıkarsın televizyonda karşıma ben söz veriyorum ben tek geleceğim. Sen kimi istiyorsan al gel. Nebati’ni de al, istiyorsan rüşvet alan büyükelçilerini de al, kimi istiyorsan al. Çıkamaz, temiz adam değil, cesaret edemez. Bana niye hakaret ediyorsun kardeşim. Ben senin seviyene düşmem. Ben bu insanlara saygılıyım. Ben kimseye hakaret etmem. Bir düşüncem varsa çıkar efendi gibi anlatırım. Ama o hakaret ederek çünkü bilgi birikim yok hatalarının farkında değil. Yönetim gücünü kaybetmiş durumda. Ülkemizde teknik olarak enflasyon değil bir hayat pahalılığı var diyor. Enflasyonla hayat pahalılığının ne olduğunu bilmiyor. Bunu bilmeyen bir devleti yönetemez.

Büyük bir olasılıkla erken seçime gidecekler, çünkü yönetemiyorlar. Felakete doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın bu sorunları çözme kapasitesi de yok, bilgisi de yok. Kasımda olabilir seçim. Yarın bile seçim olsa, biz buna hazırız. Sandık güvenliğinden, seçim bildirgelerine kadar hazırız. Millet İttifakı da buna hazır. Biz 6’lı masa olarak hazırız. Aynı kaygıları taşıyoruz.

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı

Zamanında olursa, Erdoğan’ın aday olmaması lazım. Anayasa açık, hukukçular söylüyor. Büyük bir ihtimalle erken seçim olacak. Bu gerçeği Erdoğan da biliyor, Bahçeli de biliyor.

Bir komisyon kuruldu. 12 kişiden oluşan bir komisyonumuz. 6 güvenlikçi 6 da siyasetçi olmak üzere. Çalışmalar devam ediyor. Her bir aşamada sandık güvenliğini sağlarız diye çalışma yaptık. Benim çağrım olacak; seçim günü sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Bu konuda güvenliği sağlayacağımızdan emin olmalarını istiyorum. Türk demokrasi tarihine güzel bir armağan bırakmalıyız, nasıl sonlandırdığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız. Hep beraber sandığa gidelim, oyumuzu kullanalım, demokrasiyi yeniden getirelim. Seçin güvenliğinden kimsenin kaygısı olmasın. SADAT değil feriştahı gelse bir şey olmaz. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.

İktidardan gitmemek için baskı kuruyorlar, medyaya baskı kuruyorlar, bilim insanlarına, üniversitelere, sosyal medyaya düzenleme getiriyorlar. Bunlar yetmedi şimdi de seçim kanunuyla oynuyorlar. Ben burada kalacağım, hangi yasalarla iktidarımı korurum demektir. Demokrasinin en zayıf noktası geldiğiniz gibi gitmemenizdir. SADAT paramiliter bir yapılanmadır. Erdoğan’ın koruması altında. Bir devletin cumhurbaşkanıyla paramiliter yapıyla ne işi var. Ben miyim milliyetçi Bahçeli mi milliyetçi.

Terör konusunda en ağır maliyeti ödeyen Türkiye’dir. NATO’nun gündeminde kesinlikle terör konusu ele alınmalı ve ortak çaba uygulanması lazım. Teröre destek veren NATO üyeleri var. İsveç, Norveç… (Türkiye’nin tutumu) O konuda yanlış yapıyoruz demiyoruz.

Adalet Yürüyüşü

Çok duygulandığım bir konu. Karar alırken sıradan bir karar değil, yürürken de sıradan bir yürüyüş değildi. Tek başıma yürüyeceğimi söyledim. İlk gün yatacak yeri bile zor buldum. İstanbul’a geldiğimde yanımda milyonlar vardı, oğlum vardı… Gazeteciler sordu, babamla gurur duyuyorum dedi. Burayı atlayalım isterseniz…

Karar alıyorsunuz, iddianame alınıyor mahkeme beraat ettiriyor. AİHM beraat ettiriyor. Bu ülkede kim olursa olsun zülme uğradığı zaman insan olarak burada bir haksızlık var demek lazım. Bu haksızlıktır, zulümdür bu. Ben yanlışı dile getirmezsem yarın bana sormayacaklar mı bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptın diye. Haksızlık kime yapıldıysa karşı çıkacaksınız.

İktidar görüşüyor zaten Öcalan ile. Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar. Memlekette soyulmadık kişi kalmadı.

Bütün alanlarda toplumu rahatlatmak zorundasınız. Şunu bilinmesini isterim, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursa olsun 6’lı masada kendisini temsil eden birini görüyor.

Ben konuşurken diğer liderlerin iradelerine müdahale etme konusunda duyarlıyım belirtmek isterim… Olması gereken şu, elbette ki devleti tarafsız yönetmek zorundasınız. Devletin temeli ahlak ve adalettir. Herkes görevlerini yasal çerçeve içinde götürdüğü sürece her şey gider niye gitmesin. Hala kafalarında Venezuela var Nijer var. Ya Venezuela buğdayı dışarıdan ithal ediyor. Ya bunların dünyadan haberi yok. Yönetemiyorlar, bilmiyorlar, yönetme güçleri yok.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Halk Kime Teveccüh Ederse O İktidar Olacaktır

Katıldığı bir etkinlikte gündeme dair açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” ifadelerini kullandı.

Altılı masayı birleştiren tek konunun ülkeye demokrasi getirmek olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıda gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bu tür vakıflara siyaset kurumunun, akademinin ihtiyacı var. Medyanın ihtiyacı var. Biz siyasetçiler bir konu üzerinde istesek de yeterince derinleşemeyiz. Sivil toplum örgütleri, belli bir konuyu ele alır, bütün çerçevesiyle masaya yatırır, olayı olgunlaştırır. Yararlanmak isteyen siyaset kurumunun önüne koyar. Bazı siyasal bilimciler ‘Önümüzdeki 50 yıl içinde siyasi partilerin rolü giderek azalacak, STK’ların rolü daha fazla olacak’ diyor.

Demokrasimiz gelişmedi, 100 yılı devirdik bu 100 yıl içinde büyük bedeller ödedik doğru. Başbakanları idam ettik, gencecik fidan gibi gençlerimizi idam ettik. Darbeler, bildiriler oldu. Geçmişten ders çıkarıp, güzel bir gelecek inşa etmek zorundayız. Bizim temel sorunumuz, demokrasimizin arzu ettiği düzeyde gelişmemesinin temel noktası şu. Ödediğimiz vergilerin hesabını sormuyoruz. İş dünyası da bunun üzerinde durmalı.

Bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişle ilgili hazırladığımız metinde önemli bir şey var. Kesin Hesap Komisyonu kurulacak ve başkanı ana muhalefetten olacak. Bu demokrasinin gelişmesi açısından, iktidarı elinde bulunduran gücün ‘Ana muhalefete gidip hesap vereceğim, daha dikkatli olmalıyım’ içgüdüsünü geliştirecek. Bu bizim açımızdan son derece önemli.

İkinci temel sorunumuz medya. Aslında medya o kadar ayrıştı ki. İktidar sahiplerinin en çok ihtiyaç duyacakları şey özgür medyadır. Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerinde olan olayı iktidar sahipleri en hızlı medyadan öğrenirler. Bir grup medya sadece güzelleme yapıyorsa aslında iktidarın aleyhinedir, gerçekleri göremez. Medyanın özgür olması gerekir. Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır. Yargı konusunda ciddi sorunlarımız var. Yargının bağımsız olması lazım. Can ve mal güvenliği, demokrasi bu demek aslında. Can ve mal güvenliği olmazsa akademik dünyada, iş dünyası da olmaz. Sivil toplum da olmaz. Farklı düşüncelere tahammül edemiyorsak orada demokrasi yoktur zaten.

İktidar olursunuz, iktidardan gitmemek için Seçim Kanunu başta olmak üzere ‘Medyayı kontrol edeceğim, yargıyı kontrol edeceğim. Ben mutlaka yerimde kalacağım’ dediğiniz andan itibaren demokrasi kan kaybetmeye başlıyor. Siyaset kurumu eğer hatalardan ders çıkarırsa tarih tekerrür etmez ki. Tekerrür yapılan yanlışlardan ders çıkarmamak ama demokrasiyi rayından çıkararak, ülkeyi başka yere götürmek demektir aynı zamanda.

“Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor”

Güzel bir konuşma yaptı sayın Arınç. ‘Keşke diğer partiler de gelse buraya’ dedi. Doğru. Demokrasiyi savunuyorsak birlikte olalım. 1970’lerde, 80’lerde siyasi partilerin genel başkanları otururlardı, televizyonlarda tartışırlardı. Bu dönemin bittiğini görüyoruz. Herkesin bir televizyonu var ve belli olaylar tartışılıyor.

Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır.

Tazminatlardan söz ettiniz sayın Arınç. Dünya kadar tazminat davası açıldı ama hiç birisi beni yıldıramaz. O davaların hangi gerekçelerle açıldığını da biliyorum. Bütün o davaları kazanacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Biz Daha Ölmedik

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız” dedi.

Haber Merkezi / Diyarbakır’da, geçen hafta gözaltına alınan 21 gazeteciyi gündeme getiren Kılıçdaroğlu, “Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Eylemlerine katılanlara yönelik, “sürtük, çürük” ifadelerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “”Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz” dedi.

AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın, 2018 yılında yakın korumalarının silahlı saldırısıyla yaşamını yitiren Şenyaşar ailesinin adalet arayışına da dikkat çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şenyaşar ailesinin hakkını hukukunu savunmak suç olmaya başladı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Adalet Yürüyüşü bizim tarihimizde değil dünya siyaset tarihinde önemli bir yere sahip. Bunu anlatırken duygulanırım. Bu konuya aslında hiç girmek istemedim ama. Açılış böyle olduğu için girmek zorunda kaldım. Bu ülkenin adaletsizliğe tahammülü yok artık. İnsanların düşünceleri kimlikleri inançları farklı olabilir. Ya arkadaş ne istiyorsunuz ya! Ne istiyorsunuz? Hakkı savunmak bile suç olmaya başladı!

O yürüyüş bir başlangıçtı adalet yürüyüşü bitmiş değil. Sürdürüyoruz onu. Hakkımızı ala ala ve milletin desteğini ala ala o yürüyüşü sürdürüyoruz. Devam da edeceğiz. O yürüyüş bizi 6 lideri buluşturdu. Bu işin felsefesinde o var. Hepimiz hukuku adaleti hakkı istiyoruz. O yürüyüş sonucunda büyük kentlerin şu anda Türkiye’nin nüfusunun yüzde 54’ü CHP’li belediyeler tarafından yürütülüyor. Diğer partileri de katınca yüzde 65’leri buluyor. Bu yürüyüş bitmiş değil. En son kişi adaletsizlikten şikâyet etmeyinceye kadar bu yürüyüşü sürdürteceğiz. Bunu yapmıyorsak siyasetin anlamı ne?

Bakın Pençe operasyonundan şehitlerimiz geliyor. Acılarını bile doğru dürüst yaşayamıyorlar. Bölücü örgüte karşı mücadele eden kahraman ordumuz güvenlik güçlerimiz hayatlarını veriyorlar. Bu ülkenin bağımsızlığı için, terör olmasın bu topraklarda diye. Bütün bunları düşünerek bütün vatandaşlarıma seslenmek isterim.

Ben size bize katılın derken bu iki kelimenin sıradan bir kelime olmadığın bu davetin de sıradan bir davet olmadığını bilmenizi isterim. Adalet istiyorsanız bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diyorsanız bu topraklarda beraber yaşayalım diyorsanız her evde tencere kaynasın diyorsanız, çiftçi alın terinin karşılığını alsın diyorsanız bize katılın.

Biri saraylarda yatarken biri yatacak yer bulamıyorsa bu haksızlığa dur demeniz gerekiyor diyorsanız bize katılın. Biz bunu istiyoruz. Temiz siyaset. Temiz siyaset istiyorsanız bize katılın. Bu ülkede benim ödediğim vergiyi siyaset nereye harcıyor diyorsanız bize katılın.

Temiz ahlaklı siyaset istiyoruz. Siyaset parlamentonun kirlilikten arınmasını istiyorsanız bize katılın diyoruz. Düşünün lütfen elinizi vicdanınıza koyun. Geçmişte a partisi b partisi diyebilirsiniz. Bugün farklı bir noktadayız. Olay bir parti olayı olmayı çoktan açtı olay artık Türkiye olayıdır. Türkiye geleceğidir.

Türkiye İstatistik Kurumu’na talimat veriyorsun enflasyonu düşük göster diye. Milyonlarca işçi emekli dul ve yetim düşük aylık alacak bunun için mi? Her türlü baskı olur mu? Hakkı savunmak ne zamandan beri suç olamaya başladı? İnsanlar bir devlet kurumunun önüne gidiyorlar. ‘Rakamları yanlış yayınlıyorsun’ diyorlar: ‘Birilerinin hakkını yiyorsunuz’ diyorlar.

Ya dul ve yetime ne veriyorsun zaten ya! Ona bir göz dikiyorsun. İşçiye memure ne veriyorsun zaten. Ona bile göz dikiyorsun. Bir taraftan bu olurken öbür taraftan çetelere Avrupa’daki enflasyon farkını da ödüyorsun. İnsaf ya. Bu mudur adalet? Bu haksızlık yeter artık diyorsanız bize katılın beraber olalım. Küçük dereler nehirleri oluşturur ve o nehirler okyanusa akar. Biz artık okyanusa akmak zorundayız.

Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?

“Baronlar daha iyi bilir”

Türkiye’de ekilemeyen binlerce dönüm alan var, Sudan’da, Nijer’de, Venezuela’da yer kiralıyor. Venezuela’ya gidişleri başka nedenledir, baronlar daha iyi bilir. Çiftçi kardeşlerime sözüm var. Havza bazlı planlama yapacağız. Hiçbir çiftçinin traktörü, hayvanı haczedilmeyecek. Her köyde veteriner, ziraat mühendisi olacak. Elektrik ücretleri ürünü sattıktan sonra ödenecek, faiz uygulanmayacak. Güneşten enerji üreteceğiz, bütün çiftçilere elektriği ücretsiz vereceğiz.

Erdoğan ‘Kimse aç ve açıkta değil. Enflasyon sorunu yok, pahalılık var’ diyor. Şaşırmış. Enflasyonun, pahalılığın ne olduğunu bilmiyor. Dünya Gıda Örgütü’ne göre Türkiye’de 15 milyon kişi yetersiz besleniyor. Son 3 ayda 15 milyon kişiye 500 bin kişi daha ilave edilmiş. 5 yaş bebeklerin yüzde 6’sı yetersiz besleniyor. Bunun farkındalar mı?

Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise sarayında keyif içinde yaşıyor. Sarayda herkesin karnı tok. Çocukları milyon dolarları transferle uğraşıyorlar. Zalim fukaranın halinden anlamaz. Mazluma da Kaf Dağı’ndan bakar gibi bakıyorlar. Sırça köşkler yıkıldığı zaman hepsini göreceğiz.”

Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz. Bu küfür üzerine Türkiye’nin genç muhafazakar kadınlarına bir kez daha seslenmek istiyorum; ‘Bugün bunu söyleyen yarın size hayat tarzınız üzerinden küfredecektir. İstanbul Sözleşmesi sizin eseriniz. Ama Erdoğan bazı radikal kafaların baskısıyla sözleşmenizi elinizden aldı.

Radikal kafalar istiyor ki, muhafazakar kadınlar iş bulmasın, o radikal kafalar sana ‘süslüman’ diyorlar. Sana hayat şansı tanımak istemiyorlar. Kadın köleleşsin, baskı altında ezilsin istiyorlar. Radikaller Erdoğan’ı tehdit edip, kadın haklarının gasp etmenin zevkini aldılar. Sevgili kardeşim, yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım. CHP eski CHP değildir. Beraberiz, birlikteyiz. Artık aynı değerleri savunuyoruz.

“Biz daha ölmedik”

Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız.”

Paylaşın

HDP, Kararını Altılı Masadaki Partiye İletti: İki İsmi Desteklemeyiz

T24 yazarı Murat Sabuncu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili “Akşener ya da Yavaş aday olursa kendi adayımızı çıkarırız” kararını altılı masaya ilettiğini iddia etti.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıl gibi az bir süre kalmışken, ekonomik kriz başta olmak üzere yaşanan sorunlar muhalefetin adayının kim olacağına dair tartışmaların gündemde kalmasına neden oluyor.

Bu kapsamda yapılan bazı anketlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere birçok ismin adı öne çıkıyor.

Ancak seçim denkleminde önemli bir yere sahip olan HDP’nin, iki ismi ‘veto ettiği’ öğrenildi.

T24 yazarı Murat Sabuncu, “Kısa bir süre önce HDP yönetimi bir karar aldı. Ve bunu altılı masada şu an itibariyle en yüksek oyu olan siyasi partinin genel başkanına iletti” dedi; ardından şu bilgileri verdi:

“Karar şu: Altılı masa Meral Akşener ya da Mansur Yavaş’ı aday gösterirse HDP cumhurbaşkanlığı için aday çıkaracak. İlettikleri bir diğer konu da şu. Altılı masanın adayı açıklanmadan önce bu masanın bir temsilcisiyle, çıkartılacak adayın şeffaf bir şekilde kendileriyle konuşulması.

Bunu biraz açalım.

Uzun süredir ‘Kürtler Mansur Yavaş’a oy verir’ konuşması yapılıyordu. Ancak önce Kürt siyasetinin önemli ismi Ahmet Türk’ün ‘oy vermezler’ çıkışı, ardından Yavaş’ın Van ziyareti sırasında kalabalık içinden bir kişinin ‘Demirtaş’ı da aramızda görmek istiyoruz’ demesinin Yavaş’ın o an ‘inşallah’ demesiyle aynı anda okunması ve sonrasında basın ekibinin bununla ilgili yalanlayan açıklama yapması. HDP’nin itirazının ana temelleri burada.

Akşener’e de HDP’yi muhatap almayan ve ‘terör’ ile bağlantılı gösteren sözleri nedeniyle karşı çıkıyorlar. Kamuoyu önünde kendileriyle konuşulmasını istemeleri ise; yerel seçimlerde özellikle uzun süredir kazanılmayan büyük şehirlerin kazanılmasında ‘belirleyici aktörlerden biri olduklarının’ seçim sürecinde ve sonrasında önemsizleştirildiğini düşünmeleri. “

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: ‘Beşli Çete’lerle Hesaplaşacağız

Çaycuma Belediyesi’nin toplu açılış töreninde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde her bir kuruşun hesabını vereceklerini söyleyerek, “Halkımızla helalleşeceğiz. Ama ‘beşli çete’lerle hesaplaşacağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta; Çaycuma Belediyesi’nin toplu açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Millet İttifakı’nın Türkiye yöneteceğini belirten Kılıçdaroğlu,”Beraber, demokrasi içinde yöneteceğiz. Herkesi kucaklayarak yöneteceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu iktidara geldiklerinde her bir kuruşun hesabını vereceklerini söyleyerek, “Halkımızla helalleşeceğiz. Ama ‘beşli çete’lerle hesaplaşacağız. O ayrı bir şey. Yolsuzluk yapan, kul hakkı yiyene, ‘gel seninle helalleşeceğiz’ demeyeceğiz. Onun hesabını soracağız, o nedenle biz halkımızı seviyoruz. Hangi görüşten, inançtan, kimlikten olursa olsun beraber yaşıyoruz, aynı havayı teneffüs ediyoruz, aynı bayrağın altındayız, aynı vatandayız. Bu ülkede huzur içinde yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: Sıkıntılarınız var, sevgili halkım biliyorum. Mutfaklarda yangın var, bunu da çok iyi biliyorum. Gencecik evlatlarımız işsiz bunu da çok iyi biliyorum. ‘Beşli çete’lere çalışan bir iktidar var, onu da çok iyi biliyorum. Bütün bunların hepsini çok iyi biliyorum. Sizden tek isteğim, asla ve asla umutsuzluğa kapılmayın, bizim kitabımızda umutsuzluk yok, umudu büyüteceğiz, beraber birlikte Türkiye’yi yeninden inşa edeceğiz, bundan emin olmanızı isterim.

“Sandık gelecek, büyük bir sabırla sandığa gideceğiz”

“Devletin temeli adalettir” diyen Kılıçdaroğlu, “Devlet; adaletle, liyakatle yönetilir, iş ehline verilir. Eğer devleti, belediyeyi adaletle yönetmezseniz; ne kadar borç alırsanız alın o belediyeyi yönetemezsiniz. Kaynakları israf edersiniz. O nedenle liyakat denen kavran çok ama çok önemlidir” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Belediye başkanımız kimseye gidip, el avuç açmadan Çaycuma’yı gerçekten hepimizin imreneceği bir Çaycuma haline getirdi. Kendi kaynaklarıyla, kendi imkanlarıyla getirdi ve harcadığı her kuruşun hesabını da Çaycumalılara verdi. O nedenle sizler seçtiniz. Geldim bereketli bir hava, yağmurumuz yağıyor, bereketimiz bol olsun.

Bereket tarlada olsun, manavda olsun, esnafta olsun, sanayide olsun, evlerde olsun, mutfaklarda olsun, her yer bereketli olsun. Biz bereketten, sevgiden, kucaklaşmaktan yanayız. Ayrımcılığa karşı çıkacağız ve bu güzel ülkeyi birlikte yöneteceğiz. Yönetmeye hazır mıyız? Sandık gelecek, büyük bir sabırla sandığa gideceğiz, oyumuzu kullanırken elimizi vicdanımıza koyup oyumuz kullanacağız. Dolayısıyla kimse endişe etmesin. Geliyor gelmekte olan.”

Paylaşın

CHP’de Adaylık Hesapları: Kriter Kazanabilirlik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığını açıklamasının ardından gözler bir kez daha muhalefetin adayına çevrildi. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için çalışmalarını yürüten altılı masada henüz aday ismi dile getirilmese de CHP’de son dönemde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi tartışılıyor. Ancak hem diğer partiler açısından hem de CHP içerisinde halen soru işaretleri bulunuyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Nisan ayının sonunda partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada partililere “Ya bana katılın ya da yolumdan çekilin” çağrısında bulunmuştu. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri adaylık sinyali olarak değerlendirilmişti. Kılıçdaroğlu’nun üç hafta önce İstanbul Maltepe’de düzenlediği miting için de parti içerisinde “Adaylığını ilan etti” yorumları yapıldı. Mitingin ardından parti yöneticileri son dönemde “Adayımız Kılıçdaroğlu” açıklamalarında bulundu.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün genel merkez yöneticileri ve parti örgütünden edindiği bilgiye göre CHP’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda henüz tam bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Örgüt de “kazanabilirlik” diyor

Altılı masayı oluşturan diğer partilerin yöneticileri tarafından da sık sık dile getirilen “kazanabilirlik kriteri”ni Kılıçdaroğlu da öncelik olarak görüyor. Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine yaptığı değerlendirmelerde “Aday olacak kişinin en az 3-4 puan önde olması gerekiyor. Bu kriterin göz önünde bulundurulması gerekiyor” dediği belirtiliyor. Genel merkez yöneticileri ile milletvekillerinin il ziyaretlerinde de örgütler tarafından yapılan değerlendirmelerde bu kriterin önemine dikkat çekiliyor.

Parti örgütü yöneticilerinin “tek adam yönetiminden kurtulmak için bu seçimin çok önemli olduğunu, bu nedenle de kazanabilirlik kriterini öncelik olarak gördükleri” görüşünde oldukları ifade ediliyor.

Genel başkanlık beklentisi

Parti içerisinde de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda farklı görüşler dile getiriliyor. CHP’li bazı yetkililer, adaylık konusunda genel merkezde farklı ekiplerin oluştuğuna dikkat çekiyor. Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inanan ve şimdiden anketlerde önde çıktığını savunan yöneticiler, altılı masanın aday olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermesi gerektiğini savunuyor.

Bunun yanında genel merkezde Kılıçdaroğlu sonrasında genel başkanlık beklentisi oluşan bazı isimler de bulunuyor. Bu isimlerin Kılıçdaroğlu’nu adaylık konusunda koşulsuz şartsız desteklediği iddia ediliyor. Diğer yandan siyasi geleceğini Kılıçdaroğlu ile birlikte gören ve seçimi kazanacağına inanan partililer de aynı şekilde Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Bir ekip ise Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanamayacağı ve seçim sonrasında genel merkezdeki konumlarını kaybedeceklerini düşündüğü için Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı destekleyen ekipler arasında da İmamoğlu destekçilerinin son dönemde sessiz kaldığı gözlemleniyor. İmamoğlu’nun Karadeniz turu sonrası aldığı eleştirilerin bu sessizlikte etkili olduğu ifade ediliyor. Belediye başkanlarını destekleyen partililerin de gerekçelerinden birini kazanabilirlik kriteri oluşturuyor.

İYİ Partililer çekinceli

Parti içerisinde adaylıkla ilgili değerlendirmeler yapılırken “Alevilik” tartışması da gündeme geliyor. Bazı Alevi örgütlerinin “Kemal Kılıçdaroğlu seçilemezse partideki etkimizi yitiririz, güç kaybederiz” şeklinde uyarılarda bulunduğu iddiaları gündeme gelirken İYİ Parti cephesinden gelen açıklama tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Halil İbrahim Oral, önceki gün katıldığı bir programda “Alevi kimliği Sünniler için endişe” ifadesini kullanmış, ardından da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu sözler için Kılıçdaroğlu’ndan özür dilemişti. Daha sonra Oral da Kılıçdaroğlu’ndan özür diledi.

İYİ Partili yetkililer ise Oral’ın açıklamalarını doğru bulmasa da adaylık konusundaki çekincelerini kulislerde dile getiriyordu. İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki ankette Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmak üzere üç ismin bulunduğunu belirtmiş ancak Kılıçdaroğlu’ndan bahsetmemişti. İYİ Partililer, bir süredir kulislerde yaptıkları değerlendirmelerde Kılıçdaroğlu’na saygı duyduklarını, ancak adaylık için kazanabilirlik kriterinin olmazsa olmaz şartlardan biri olduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

Altılı Masa 128 Milyar Doları Araştıracak

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin kurduğu Kurumsal Reformlar Komisyonu, ilk çalışmasını büyük ölçüde tamamladı. Komisyon, ilk raporunu pazartesi açıklayacak.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre komisyon, seçim sonrası TÜİK verileri, altın rezervi gibi konular ile 128 milyar dolar iddialarına ilişkin araştırma yapılması için anlaşmaya vardı. Merkez Bankası’nın Ankara’ya taşınması konusunda da mutabakat sağlandı.

Altılı masa tarafından kurulan Kurumsal Reformlar Komisyonu’nda eski Hazine Müsteşarı CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, eski Merkez Bankası Başkanı İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, eski Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, eski Devlet Bakanı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, eski Ulaştırma Müsteşarı Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin ile eski Hazine Müsteşarı DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı yer alıyor. Ekonomi alanında kamuda üst düzey görevlerde bulunmuş isimlerden oluşan komisyon, hazırladığı sekiz sayfalık raporu pazartesi günü saat 11.00’de açıklayacak.

128 milyar dolar nerede sorusuna yanıt aranacak

Edinilen bilgiye göre seçim sonrası ekonomi alanında yol haritasını belirleyecek olan ilke ve esasları içeren rapor dört başlıktan oluşacak. Komisyon, ilk olarak seçim sonrasında Özel İnceleme Ekibi kurulmasını kararlaştırdı. 10 civarında bakanlığın yanı sıra Sayıştay ve Devlet Denetleme Kurulu’ndan da yetkililerin yer alacağı ekip, en fazla tartışılan konuların başında yer alan 128 milyar dolar iddiasını araştıracak.

Merkez Bankası’nın 2019 yılı Mart ayından itibaren faizleri düşük tutmak amacıyla rezervlerden 128 milyar dolar harcadığı iddiaları gündeme gelmişti. CHP de “128 milyar dolar nerede?” kampanyası başlatmıştı. Özel İnceleme Ekibi, aynı zamanda verilere yönelik duyulan güvensizliği de araştıracak. Bu kapsamda TÜİK verileri, Merkez Bankası’nın altın rezervi gibi başlıklarda da çalışmalar yapılacak.

KÖİ projeleri mercek altına alınacak

Komisyonun gündeminde olan bir diğer başlık da Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması olacak. Konseyin faaliyete geçirilmesi, nasıl işleyeceği, hangi konularda çalışacağı ve hangi sıklıkla toplanacağına yönelik ilke ve esaslar raporda yer alacak.

Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılarak özel sektörün kamu karar alma mekanizmalarına katılımı sağlanacak. Komisyon raporunda Strateji ve Planlama Teşkilatı’na ilişkin ilkeler de yer alacak. Varılan mutabakata göre Strateji ve Planlama Teşkilatı, özellikle müteahhitlere garanti ödemeleri içeren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri ile ilgili çalışma yapacak.

Komisyonun açıklayacağı rapordaki diğer başlık da Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sağlanmasına yönelik ilkeler olacak. Buna göre Merkez Bankası’nın kurumsal yapısı güçlendirilecek ve bağımsızlığı teminat altına alınacak. Raporda Merkez Bankası Başkanı’nın nasıl göreve geleceği, nasıl görevden alınacağı ve niteliklerine ilişkin ilkelere yer verilecek. Öte yandan seçim sonrasında Merkez Bankası Ankara’ya taşınacak.

Paylaşın

CHP’de Kılıçdaroğlu Kulisleri: Parti Rozetini Çıkaracak, Yetkilerini Paylaşacak

AK Parti ve MHP liderlerinin “cumhurbaşkanı adayını açıkla” baskısına karşın, altılı masada yer alan muhalefet partilerinin seçim sürecini bekleme tutumunda şimdilik değişiklik yok.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ancak muhalefetin adayının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmasına “yüksek ihtimal” gözüyle bakılan CHP’de, hesaplar da büyük ölçüde buna göre yapılıyor.

CHP kulislerinde seslendirilen görüşe göre altılı masadan aday olarak çıkması halinde Kılıçdaroğlu, genel başkanlık rozetini çıkarıp yerine bir vekil atayacak, seçimi kazanması halinde de parti görevinden istifa edecek ve partide kurultay süreci başlayacak.

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde geçiş süreci boyunca birçok yetkisini parlamenter sistem ilkelerine göre paylaşacak.

Siyasi kulislerde en çok konuşulan konuların başında, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı geliyor.

Altılı masada yaygın görüş, adayın CHP’li bir ismin olacağı yönünde.

CHP ise hesaplarını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına göre yapıyor.

Hatta Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve cumhurbaşkanı seçilmesi halinde atılacak adımlara ilişkin strateji üzerinde çalışılıyor.

‘Parti rozetini çıkaracak, yerine vekil atayacak’

CHP kulislerinde aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ilk işinin parti rozetini çıkarmak olacağı ifade ediliyor.

Parti içinde bazı yöneticiler, partinin seçim sürecinde genel başkansız kalmaması ve seçimden hemen sonra kurultay telaşı yaşanmaması için 5-6 ay gibi görevde kalabileceğini savunsa da ağırlıklı görüş, aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun parti rozetini hemen çıkaracağı yönünde.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuda son derece hassas olduğuna dikkat çeken bazı parti yöneticileri, 2018 seçimlerinde partinin adayı Muharrem İnce’nin de parti rozetini çıkardığını anımsatıyorlar.

Ancak İnce’den farklı olarak Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu için, genel başkan vekilliği formülü düşünülüyor.

CHP tüzüğü, genel başkanın yokluğunda Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinden birisini yerine vekaleten atamasına ve genel başkanın yetkilerini kullanmasına olanak tanıyor.

Bu çerçevede, seçim sürecinde partinin genel başkansız kalmaması ve bir kurultay zorunluluğu doğmaması için Kılıçdaroğlu’nun aday olduktan sonra yerine genel başkan vekili atayacağı aynı zamanda genel sekretere de, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlıktan istifa edeceğine ilişkin bir dilekçe verebileceği ifade ediliyor.

Bu hesaba göre Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlık istifa edecek ve genel başkanvekili partiyi tüzükte öngörülen süreler içinde kurultaya götürecek.

Yetki kullanımına dört kriter

Güçlendirilmiş parlamenter sistem taahhüdüyle seçime gidecek olan altılı masada yer alan partilerin temsilcilerinden oluşan komisyon, geçiş süreci planlaması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak masada yer alan partilerde ortak görüş, fiili parlamenter sistem uygulanması ve bu çerçevede mevcut sisteme göre seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerinin de buna göre dizayn edilmesi yönünde.

CHP kulislerinde cumhurbaşkanının yetkilerine ilişkin dört temel kriter dile getiriliyor.

Bunlar;

  • Kullanabileceği yetkiler,
  • Anayasa ve yasalarda olmasına karşın kullanmayacağı yetkiler,
  • Hükümet ile müştereken kullanacağı yetkiler
  • Ve Cumhurbaşkanı’nın yerine kullanılacak yetkiler olarak ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanının kullanmayacağı yetkilerle ilgili “Mesela, partisinin il başkanını atamayacak veya kayyum atamayacak” değerlendirmesi yapılırken, “yerine kullanılacak yetkiler” kapsamında da rektör ataması gösteriliyor.

Seçilecek cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi bulunmasına karşın, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerin seçimi doğrultusunda atama yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Müştereken kullanacağı yetkilere de hükümette görev alacak cumhurbaşkanı yardımcısı ve kabine üyelerinin atanması veya eşgüdümü gibi parlamenter sistemde kullanılan yetkiler örnek gösteriliyor.

Paylaşın