CHP Lideri Kılıçdaroğlu ‘Vizyon Belgesi’yle Ne Vadedecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere gezileriyle ilgili eleştirilere, 3 Aralık’ta “vizyon belgesi” açıklamasıyla yanıt vermeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da konuşmasını izlemeye çağıran Kılıçdaroğlu’nun, “ne açıklayacağı” merak konusu.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, CHP kulislerinde Kılıçdaroğlu, iki ülkeye yaptığı ziyaretlerdeki bilim, teknoloji, ekonomi ve finans çevreleriyle görüşmeleri doğrultusunda, yatırım ve istihdamın teşvik edileceği, “yüksek teknolojiye dayalı” bir kalkınma modeli açıklayacağı konuşuluyor.

Kılıçdaroğlu, Ekim ayında ABD’ye yaptığı ziyaret nedeniyle iktidara yakın kesimlerin “İcazet almaya gidiyor” eleştirilerinin hedefi olmuştu. Ancak CHP lideri, ABD’de siyasilerle görüşmek yerine; bilim insanları, akademisyenler ve önemli teknoloji merkezlerine yönelik ziyaretlerde bulunmuştu.

ABD ziyaretinin zamanlaması Altılı Masa paydaşlarının da eleştirisine yol açan Kılıçdaroğlu, gezi sürerken, sosyal medya hesabından “Bu ziyaretleri eleştirenler var, ‘Sansür yasası oylanırken neden gittiniz’ diyenler var. İkinci yüzyılın iki farklı Türkiyesi’ni konuşmaya başlamamız lazım” paylaşımında bulunmuştu. CHP lideri, “Yine tekrar ediyorum, Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin…” diyerek eleştirilen ziyaretlerinin altında yeni bir projenin hazırlığının yattığı mesajını vermişti.

Kılıçdaroğlu, ay başında yaptığı İngiltere ziyaretinde de finans çevreleri ile görüşmeler yaptı ve “temiz para getirme” vaadinde bulundu.

CHP liderinin 23-26 Kasım tarihleri arasında “üretim ve istihdam” modelleri konusunda görüşmeler yapacağı Almanya ziyareti ise Altılı Masa’nın yoğun çalışma programı gerekçe gösterilerek ertelendi. Buna bağlı olarak “vizyon belgesi” açıklaması da 3 Aralık’a kaydırıldı.

‘Dördüncü devrimi kaçırmayalım’ çağrısı

CHP kulislerinden yansıyan bilgilere göre Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin ikinci yüzyılı” vizyonu olarak da nitelendirilen 3 Aralık’ta açıklayacağı projeleri, parti içinden sınırlı isimlerle paylaşıyor.

Çalışmalar, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan bilim, ekonomi ve finans alanında uzmanlar ve akademisyenlerle hazırlanıyor.

“Vizyon belgesi”nde yer alacak projelere ilişkin çalışmaları çok geniş bir ekip yürütüyor ancak istihdam, işsizlik, yatırım, yoksulluk, dijital dönüşüm gibi birbirinden bağımsız alanda çalışan gruplar, hazırladıkları proje önerilerini Kılıçdaroğlu’na sunuyor.

CHP kurmaylarına göre Kılıçdaroğlu, 3 Aralık’ta, 37. Olağan Kurultay’da kamuoyuna açıkladığı “İkinci yüzyıla çağrı” bildirgesi doğrultusunda, daha önce defalarca vurguladığı “Dördüncü Sanayi Devrimi’nin kaçırılmaması” için neler yapacaklarını anlatacak.

Kılıçdaroğlu’nun İngiltere gezisinde yaptığı “temiz para” vaadine dikkat çeken bir parti yöneticisine göre de CHP lideri, yatırımcılara “kaynak” güvencesi vereceği, yatırım ve istihdamın teşvik edileceği, “yüksek teknolojiye dayalı” çevreye duyarlı bir kalkınma modeli açıklayacak.

Kılıçdaroğlu’nun yurt dışındaki bilim insanlarına ülkelerine dönmeleri ve “teknolojik devrime destek vermeleri” çağrısı yapması da bekleniyor.

Kılıçdaroğlu’nun, partisi içinde de eleştiri konusu olan ABD ve İngiltere gezileriyle ilgili eleştirilere, açıklayacağı “vizyon belgesi” ile yanıt vermiş olacağı yorumu yapılıyor.

Cumhurbaşkanı adaylığına dönük bir hamle mi?

Uzun süredir, “üzerinde uzlaşılması halinde” Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı olabileceği mesajları veren Kılıçdaroğlu’nun 3 Aralık’taki yapacağı açıklama, aynı zamanda cumhurbaşkanı adaylığına dönük bir hamle olarak görülebilir mi?

Parti kulislerinde, “Öyle olmasını arzu ederiz” diyenler olsa da, yakın kurmaylarına göre bu, “çok ileri bir yorum.” Ancak Kılıçdaroğlu’nun açıklayacağı projeleri Altılı Masa’ya da taşıması sürpriz olarak görülmüyor:

“Cumhurbaşkanının seçim beyannamesi Altılı Masa tarafından ayrıca çalışılıyor ve hazırlanıyor. Çünkü cumhurbaşkanı adayı sonuçta Altılı Masa’nın ortak adayı olacak. Altılı Masa’nın ayrıca bir ekonomi modeli hazırlığı, yol haritası üzerinde çalışılıyor.

“Açıklanacak olan Genel Başkan’ın, CHP’nin bir vizyon belgesi. Ancak nihayetinde Genel Başkan, cumhurbaşkanı adayının ekonomi programına katkı olarak, bu vizyon belgesini masaya koyar. Bu Altılı Masa’nın da reddetmeyeceği, bileşenlerin de söylem olarak mutabık olacağı bir model olur.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Krizi Bitirecek Bir Vizyon Açıklayacağız

3 Aralık’ta “yeni bir vizyon” açıklayacaklarını duyuran CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Emin olun çok güzel şeyler açıklayacağız. Sonsuza kadar krizi bitirecek bir vizyon açıklayacağız” dedi. Kılıçdaroğlu, ABD ve İngiltere’ye de bu nedenle gittiğini söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Siyasetin kör kuyusuna ülkeyi sokamazsınız. Soktuğunuz andan itibaren kavga ortamına toplumu ittiğiniz zaman o toplumda huzur bırakamazsınız. İnsanların düşünceleri farklı olabilir. Boşuna mı demiş atalarımız akıl akıldan üstündür diye. Oturalım, konuşalım. Konuşamayan, dertleşemeyen bir Türkiye var. Geçmişte iktidar partisine veya MHP’ye oy veren vatandaşlarım olabilir. Bir şey söylüyorum o kardeşlerime. Türkiye’nin bu gidişinden siz de huzursuzluk duyuyorsanız sandığa gidince oyunuzun rengini değiştirmek zorundasınız.

Terör belası. Bu coğrafyadan terörden en büyük acıları yaşayan Türkiye’dir. Türkiye’yi bu girdaptan çıkarmak zorundayız. Terör bir insanlık suçudur bunu tüm dünyaya anlatmak zorundayız. Terörün sağı solu yoktur. Terör acaba ne kazanırım, nasıl lehime çevirebilirim diye iç politika malzemesi olamaz. Terör bir insanlık suçuysa ve hepimiz insana saygı duyuyorsak o zaman terör konusunda birlikte olmak zorundayız.

Hangi amacı taşırsa taşısın hep birlikte karşı çıkmak zorundayız. Kısır tartışmalarla terörün yanındaymış, karşısındaymış gibi bir algı yaratmanın Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürersiniz. Biz CHP’yiz. Biz halkın partisiyiz. Biz ülkemizi yeniden inşa etmek istiyoruz. Terörden uzak bir Türkiye olsun istiyoruz. Her terör olayından sonra çekişme, kavga olmasın istiyoruz.

Taksim’deki bombalı saldırıya tepki

Bombalar patlatıldı. İnsanlar hayatlarını kaybettiler. Güvenlik güçlerine teşekkür ediyoruz hemen yakaladılar ama asıl sorulması gereken soruyu daha sormadık. Bu terörist sınırdan nasıl geçti? Kim geçirdi bunu sınırdan? Nasıl oluyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları yol geçen hanına dönebiliyor? Siz bu soruyu kendinize sormazsanız ve sınırda gerekli önlemleri almazsanız teröristlere kapıyı aralamış olursunuz. Ben bunu söylediğimde kızıyorlar. Akılcı bir şey söylüyorum. Bu topraklarda terör olmasın diye bağırıyorum, çağırıyorum. Sınırları neden kontrol etmiyorsunuz? Kim izin verdi bu teröristlere? Pek çok uyuyan hücrenin olduğu yazılıyor. Yani teröristler aramızda geziyor. Biz bunu söylediğimizde ‘ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ diyor. Biliyorsan bu nasıl oldu arkadaş? Benim bunu bilmeye hakkım var.

Süleyman Soylu’ya zor sorular

Önlem alacaksınız. Siz terörle mücadele ettiniz biz karşı mı çıktık? Bir insanlık belası var ciddi önlemler alın diyoruz. Terörist dediğiniz sadece bir yönüyle değil. Uyuşturucu teröristleri de var aramızda. Yüz binleri zehirliyorlar. Onların teröristten ne farkları var? Nasıl oluyor da tonlarca uyuşturucu ülkeye giriyor? Bunu soruyorum, kızıyorlar. Devleti yöneten birisi uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirir mi? Kızıyorlar, hakaret ediyorlar. Biz doğruyu söylüyoruz. Teröristten ne farkı var bunların? Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar.

Türkiye öyle bir noktaya geldi ki uyuşturucu baronlarının, mafya liderlerinin hesaplaştığı bir ülkeye döndü. Birbirlerini öldürüyorlar. Böyle bir Türkiye’yi kabul etmiyoruz. Terör dediğiniz bir tane değil. Türkiye’yi zehirliyorlar. Her birimizin sorumluluğu var. Terör konusunda birbirimizi suçlamamız değil akılcı politikalar üretmemiz lazım. Bugüne kadar doğru dürüst akılcı politikalar üretilmedi. Son 20 yıla bakın. Rahmetli Ecevit iktidarı teslim ettiğinde terör bitmişti zaten nasıl oldu da bu kadar yeniden dallandı budaklandı? Oturup bunu devleti yönetenlerin düşünmesi lazım.

Karkamış’a roketli saldırı

Bu iş oy işi değil, öyle bakarsanız bu işi çözemezsiniz. O kadar büyük açmazlarla karşı karşıyayız ki çözülmesi lazım bunun. Birisi bir devleti suçlarken açıkça öbürü aynı devletin başkanını karşılıyor, taziyesini kabul ediyor. Nasıl bir anlayış bu? Devlet böyle yönetilmez. Beş yaşındaki çocuk sınırlarımızın ötesinden atılan bir roketle hayatını kaybediyorsa o çocuğun vebali bu devleti yönetenlerin omuzlarındadır. Annesinin babasının yaşadığı dramı kendi vicdanlarında ölçüp tartmazlarsa bu sorunu çözemezler.

Hepimiz kentlerde yaşıyoruz, kırsalda yaşayan nüfus çok azaldı. Bizler de doğanın bir parçasıyız aslında. Siz kentin yeşil alanlarını beton ormanına döndürürseniz bu olmaz. İstanbul’da Kemerköy’de büyük bir alanı imara açıyorsunuz. İstanbul’dan hâlâ intikam almaktan vazgeçmediniz mi? Ranttan hâlâ vazgeçmediniz mi? Az kaldı iktidar olduğumuzda ben onlara göstereceğim.

Bir şehirde yaşamanın yolu o şehirde huzur içinde olmaktır. Karnım doymalı, gezmeliyim o kenti. Çocuklar salıncakta sallanabilmeli. Nerede yeşil var hemen orayı imara açıyorlar. Bırakmışlar sorunları 3-5 kişi kazanacak diye bunun hesabını yapıyor. O 3-5 kişinin de Allah belasını versin. Ağaca kıymayın. Değiştireceğiz.

3 Aralık’ı işaret etti

ABD’ye, İngiltere’ye gittim. Havuz medyası fırsatlar aradılar nasıl karalarız diye. Uğraştılar, didindiler bir kara propaganda mekanizmasi oluşturdular. Onlar ne yapabiliriz, nasıl gölgeleyebiliriz anlayışı içindeydiler. Bizim partililer de merak etti genel başkanımız niye gitti diye. Onların yaptığı korkudan, bizim yaptığımız meraktandı. 3 Aralık’a kadar sabredin. 3 Aralık’ta yeni bir vizyonu açıklayacağız.

Türkiye’nin tarihine şöyle bir bakın. Ortalama 7 yılda bir kriz olur. Bazen çok derin ve bu krizlerden bir avuç insan çok faydalanır. Milyonlar bu kriz nedeniyle büyük mağduriyetler yaşar. Türkiye’yi artık bu kriz zincirinden kurtarmamız lazım. Emin olun çok güzel şeyler açıklayacağız. Sonsuza kadar krizi bitirecek bir vizyon açıklayacağız. Sonsuza kadar bu krizleri bitirmemiz lazım. O nedenle gittim. Vizyonumuz hazır, 3 Aralık. Ekiplerimiz hazır, yatırımcılarımız hazır, taze parada hazır. Türkiye’yi bu beladan kurtaracağız. 3 Aralık’ı bekleyin ve asla unutmayın geliyor gelmekte olan.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye Yeni Bir Yol Haritası Hazırlıyoruz

Bursa’da iş insanlarına hitap eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin yaşadığı pek çok sorunu ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. İş insanları olarak elini taşın altına koyan insanlarsınız. Ülkeyi büyütmek, istihdam yaratmak, güçlü bir Türkiye inşa etmek, kazanmak, kazandığını harcamak, devletine vergi vermek, adalet doygusunun güçlenmesini sağlamak ve bu beklenti içinde görev yapmak, çalışmak hepimizin beklentisi” dedi ve ekledi:

“Var olan sorunlar malum. Her birimizin kafasında büyük soru işaretleri var. Türkiye bu badireyi nasıl aşar, nasıl aydınlığa çıkar? Her şeyden önce, eğer bir yol ve yöntem öneriyorsanız onun sağlıklı ve tutarlı bir stratejisinin olması lazım. Elinizde tutarlı bir strateji yoksa, bir strateji geliştirmemişseniz sorunu çözemezsiniz. Yani ‘akşam yatayım, sabah kalkayım, sorunu çözeyim’ değil. Planlı, programlı, öngörülebilir, sürdürülebilirliği olan bir stratejinizin olması lazım. Bu stratejiyi değeli iş insanlarına anlatmak isterim. Böyle bir stratejiniz var, bunu hayata geçirmek istiyorsanız sorunları çözebilirsiniz. Ama halk ile beraber, demokratik kurallar içinde.”

Dört ayaklı bir stratejisi hayata geçiremezse Türkiye, asla ve asla başarılı olamayacağını belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Dört ayaklı bir stratejiyi, yani iç içe geçen halkaları bir arada tutamaz ve büyütemezse Türkiye, bölgesinde de dünyada da sözü geçen bir ülke olamaz. Nedir bunlar? Birincisi şu; demokrasi. Yani can ve mal güvenliği. Bir iş insanın, dünyanın neresinde olursa olsun yatırım yaparken aradığı, can ve mal güvenliğidir, adalettir, demokrasidir. Bunlar var mı? Yok. Gittim, ABD’ye ve İngiltere’ye de gittim. Almanya’ya da gideceğim. Hangi adımları atmalıyız diye bu arayış içinde gittim. Bunu daha sonra sizler ve halkımız ile detaylı paylaşacağız.

Demokrasi dediğimiz, düşünce özgürlüğü demektir. Demokrasi dediğimiz, yargı bağımsızlığı demektir, güçler ayrılığı demektir. Demokrasi, düşünceyi ifade özgürlüğü, insanların düşüncelerinden ötürü suçlanmaması, medya özgürlüğü demektir. Bunların olduğu bir çerçeve, iş dünyasına güven verir. Dolayısıyla herhangi bir iş insanı, herhangi bir yerde haksızlığa uğradığında, adalet mekanizmasının hakkını teslim edeceği yolunda güçlü irade sergilediğini düşünecek. ‘Ben haksızlığa mı uğradım, o zaman mahkemeye başvurur, hakkımı ararım.’ Böyle bir adalet duygusunu hem içselleştirmek hem de doğrudan doğruya hayata geçirmemiz gerekiyor.

“Üreten Türkiye”

İkinci bir adımımız daha var; üreten Türkiye. Soru şu; neyi üreteceğiz? Neyi üreteceğiz, ürettiğimiz şeyden ne kazanacağız? Beş TIR dolusu makine alışı yapabilirsiniz, satabilirsiniz, iyi de gelir elde edebilirsiniz. Emin olun, biri çanta ile gelip sizden daha fazla para kazanıyorsa oturup düşünmemiz gerekir. Bilgi ekonomisi dediğimiz bir kavram var. Bizim siyasetçilerin bilmediği, hiç akıllarına dahi gelmeyen bir kavram. Bilgiye dayalı ekonomi eğer olmazsa Türkiye, katma değeri yüksek ürün üretemez. Bilgiye dayalı ekonomi ne demektir? Üniversitelerinin bilgi ürettiği, sanayicinin de üretilen bilgiyi elle tutulur metaya dönüştürdüğü bir süreçtir. Sürdürülebilirliği olan bir süreçtir.

Üniversite bilgi üretecek ki sanayici o bilgiyi elle tutulur metaya dönüştürsün. O zaman soru şu; üniversiteler bilgiyi nasıl üretir? Düşünce özgürlüğünün olmadığı bir yerde asla ve asla hiçbir üniversite bilgi üretemez. Aykırı düşüncelerin ne kadar değerli olduğunu herkesin bilmesi lazım. Özellikle politikacıların bilmesi lazım. Aykırı düşündü diye bir insanı hapse atarsanız, farklı düşündü diye insanları cezalandırırsanız, üniversiteden hocayı atarsanız, sizin attığınız hoca Almanya, İngiltere, Fransa’da iş bulabiliyor ve davet geliyorsa bir sorunumuz var demektir. Üniversiteleri vasatlaşıyorsa bir ülkenin, orada katma değeri yüksek ürün üretme şansınız yoktur.

“Üniversite bilgi üretmiyorsa sonumuz pek hayırlı değildir”

Bizim üniversitelere bakalım. Hiçbir şeyi anlatmayıp, şu Boğaziçi Üniversitesi’ne bakın. Dünyanın en saygın üniversitelerinden birisiydi. O üniversitede profesörlük kariyeri alamayacak olan birisini üniversiteye rektör olarak atarsanız o üniversitedeki hocaların büyük bir kısmı, dünyanın en saygın üniversitelerinde davet alır ve oraya gider. MIT’ye gittim. Dünyanın bir numaralı üniversitesi, teknoloji açısından. Olağanüstü. İngiltere’de iki üniversiteye gittim. Harvard, Oxford’ta gittim. Bizim çok sayıda bilim insanımız ve pırıl pırıl gençlerimiz var. Hepsi, ‘Türkiye’ye demokrasi, özgürlük gelecek ve ben gelip kendi ülkemde çalışacağım ve kazanacağım’ diyor. Eğer üniversite bilgi üretmiyorsa sonumuz pek hayırlı değildir.

Bir yol ayrımındayız. Benim sorumluluğum var. Bunun farkındayım. Benim sorumluluğum ne? Gelişen ülkelerin attığı her adımı Türkiye’de atmak, bunun yolunu ve yöntemini açmak. Benim dışımda her bir yurttaşın ve bireyin de sorumluluğu var. Tek tek her birimizin sorumluluğu var. Biz bunu yapabilirsek sorunu çözeceğiz. Demek ki önce demokrasiyi getireceğiz, sonra bilgi ekonomisini, yani üniversiteleri bilgi üreten, saygınlığı olan, dünyanın en parlak beyinlerini kendi ülkesinde toplayan ve biriktiren yeni bir ekonomi.

‘Yüksek yetenek inşası’ diye bir kavram var. İlk bu konuda adımı atan ülke, İngiltere. Dominyonlardan en zeki çocukların tamamını İngiltere’ye çağırdı. Onlar buharlı motoru keşfettiler, sanayi devrimini başlattı. Sonra ABD’liler, Silikon Vadisi’ni kurdu. Onlar da dünyanın her tarafından en nitelikli insanlara, en zeki insanlara ‘Gelin’ dediler, ‘her türlü imkanı size sağlıyoruz, yeter ki yeni buluşlara imza atın’ dediler. Şimdi gazetelerde okuyorsun, ‘Çin ve ABD arasında kavga var’ diye. Kavganın temeli ne? Kavganın temeli, en yetenekli insanları hangi ülke barındıracak, kendi ülkesinde.

“Bütün enerjimizi başka alanlara harcıyoruz”

Biz ise en parlak beyinleri cezalandırıyoruz ve bunlar yurt dışına gidiyor. ‘Türkiye’ye gelecek misin?’ ‘Evet, ama demokrasi olması lazım. Ben ülkemde çalışmak istiyorum, üniversitenin özerk olması lazım. Ben üniversitede araştırma yaparken kimsenin bana dokunmasını istemiyorum’ diyor. Emin olun, İngiltere ve ABD’de o üniversiteleri gezdiğimde, oranın üniversite olduğunu zaten görüyorsunuz, öğrenci ile hocaların nasıl iç içe çalıştığını, insanların nasıl sohbet ettiklerini. Yüksek tavandan yerler, tasarım, yapay zeka, sanat iç içe geçmiş vaziyette. Ben, sanatın teknoloji ile yakın bağlantısı olduğunu, emin olun oraya gidince biraz daha gözlerimle gördüm ve tanık oldum. Biz, bunların hiçbirisini yapmıyoruz. Kısır tartışmaların içinde bir siyaset. Hep bunları tartışıyoruz. Bütün enerjimizi başka alanlara harcıyoruz.

Bakın, Gazi Mustafa Kemal de bu konuda önemli adımlar attı. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına bakın. En zeki çocuklar seçildi ve yurt dışına gönderildi. Sanattan, kültürden, matematikten, fizikten, her alanda yetenekli çocuklar gönderildi. Ne oldu biliyor musunuz? Bu kanun yürürlükten kaldırıldı. Fakir bir ailenin yüksek yetenekli çocuğunu düşünün, nasıl gönderecek çocuğunu yurt dışına?

Yetenekli çocuklarımız ve evlatlarımız var. Hepsine sahip çıkmamız lazım. Matematikte Türkiye yedincisi ama sözlü sınavda eleniyor. Çünkü dayısı, akrabası, siyasal gücü olan oraya giriyor. Bu çocuk, ben adım gibi eminim, birçok ülke onu kapacaktır. Yetenekler oraya gidecektir.

Bir; demokrasiyi büyüteceğiz. Demokrasisi gelişmemiş hiçbir ülke gelişmemiştir. İki; katma değeri yüksek ürün üreten, bölgesinde güçlü bir Türkiye. Üniversiteleri bilgi üreten, üniversitelerin özgür olduğu, adalet duygusunun güçlü olduğu bir Türkiye. Hiç kimsenin ‘adaletsizliğe uğrar mıyım’ diye bir endişe duymadığı Türkiye. Seyyar mahkemeler, hakimlerin olmadığı bir Türkiye. Üçüncü; güçlü bir sosyal devlet. ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diye, hepimizin sık sık yeri geldiği zaman tekrar ettiğimiz cümle var.

Herkesin karnını doyurduğu bir Türkiye inşa etmek zorundayız. Güçlü bir sosyal devlet olmalı. O zaman fabrikada üreten işçi de mutlu olacaktır, onun patronu olan kişi de mutlu olacaktır. O malları tüketen bizler de mutlu olacağız. Güçlü bir sosyal devlet inşa etmek zorundayız. Güçlü bir sosyal devletin inşasında elbette ki fedakarlık geliyorsa fedakarlığa katlanacağız. Güçlü bir sosyal devletin inşasında, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün öngördüğü 9 sigorta dalını da Türkiye’de uygulamak zorundayız. Yani Aile Destekleri Sigortası’nın da olması lazım. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi lazım, her evde asgari gelir güvencesinin olması, insan onurunun korunması, insanların yoksulluğunun teşhir edilmemesi lazım. Yani insanı insan olarak kabul etmek ve değerlendirmek lazım.

“Hayatı durdurmak, dünyadaki gelişmelere sırt çevirmek demektir”

Hayatı durdurmak, dünyadaki gelişmelere sırt çevirmek demektir. Geçen. Gençlik Kollarından bir grup arkadaş geldi, ‘Biz hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz’ dedi. ‘Siz hayatı durdurmuşsunuz’ dedim. Hepiniz aynı şeyi düşünüyorsanız sizin gelişme, yeni bir düşünceyi yaratmaya ya da farklı bir şey yapma şansınız kalmadı’ dedim. Aksini düşüneceksiniz, farklı düşüneceksiniz, neden bu böyle oluyor diye düşüneceksiniz.

Güçlü sosyal devlet ve üreten Türkiye derken eğitim sisteminin de yenide revize edilmesi lazım. Eğitim sisteminin tepeden tırnağa revize edilmesi lazım. Başarılı eğitim nedir? Bana göre tek bir şey vardır. Merak duygusunu büyütüyorsanız o eğitim, başarılı eğitim demektir. Merak duygusunun büyütüldüğü eğitim sistemi, dünyanın en başarılı eğitim sistemidir. Öbürü ezberdir. Biz ne yapıyoruz; merak eden ve soru sorana ‘Sus, konuşma’ diyoruz. O kadar içselleştirdik ki bunu, ‘Yeni icat çıkarma’ diyoruz.

Sürdürülebilirlik temelinde yatan kavram var; liyakat. Yani işi ehline teslim etmek. Eğer üniversite kendi kültürünü oluşturursa… Gidiyorsunuz İngiltere’ye, ‘Siyasiler müdahale ediyor mu?’ ‘Ne demek?’ Böyle bir soruyu sormak bile onlar için garip bir şey. İşi ehline teslim ettiğiniz zaman zincir kendi içinde yürümeye başlar. Bu stratejiyi hayata geçirmezseniz kendi içinde kavga eden toplum geldik ve böyle gideriz.

“Aklı, mantığı, bilgiyi öncelememiz lazım”

İnsanları, ‘ben her şeyi biliyorum’ egosunun dışında, ‘biz her şeyi nasıl öğrenebiliriz’ noktasına taşımamız lazım. Önümüzde bir süreç var. O süreç içerisinde her biriniz sandığa gideceksiniz, oy kullanacaksınız. Demokrasiyi savunuyorsanız, evlatlarınızı düşünüyorsanız, Türkiye’nin hızlı bir şekilde büyümesini istiyorsanız yapacağınız bir şey var: Elinizi vicdanınıza koyup oy kullanmaktır. Bütün ama bütün önyargılardan arınmanız lazım. Önyargılarla ülke yönetilmez, siyasal tercihte bulunulmaz. Aklı, mantığı, bilgiyi öncelememiz lazım.

Kasım sonu, aralık başında… Hem ABD, İngiltere, Almanya’daki gelişmeleri de içeren, Türkiye nasıl bir hamle yapabilir, bu hamlenin parametreleri neler olmalıdır, bununla ilgili de çalışma yapıyoruz şu anda. Akademik dünyadan da iş dünyasından da yararlanıyoruz. Türkiye’de gerçekten son derece başarılı bilimsel çalışmalara imza atan insanlarımız var, onlarda da yararlanıyoruz. Türkiye’ye yeni bir yol haritası hazırlıyoruz. Onun da çalışmaları bu stratejinin içinde. Kaynaklarımızı verimli kullandığımız zaman Türkiye, bütün büyük gelişmelere rahatlıkla imza atabilir.

“Engellerin kaldırılması için her türlü çabayı gösteririz”

Ben, SİHA’ları yapan, şimdi Sayın Erdoğan’ın damadı olan iş insanı ile de görüştüm. Daha evlenmeden önce görüştüm. İkitelli’deki ofisinde görüştüm. Yaptığı başarılı çalışmaları orada gördüm. O zaman babası da hayataydı. Engeller var mı? Engellerin kaldırılması için her türlü çabayı gösteririz. Çünkü bilime değer verip, bilimden yola çıkarak üretim yapmak, dünyayı değiştirmek demektir. İnsanoğlu, tekerleği 1 milyon yılda buluyor. Şimdi her saniyede birden fazla buluş var ve Türkiye bunun neresinde?”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: 8 Ayda Gelen Kara Para Yabancı Sermayenin 4 Katı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, uyuşturucu baronları ve kara paraya ilişkin, “Türkiye 2006’da küresel doğrudan yatırımların yüzde 1,4’ünü Türkiye çekiyordu. Bugün bu rakam 0,007’ye düşmüş durumda. İktidar, saray sosyetesi, beşli çetenin güvencesi kirli para. Bu yılın ilk 8 ayında gelen kara para yabancı sermayenin 4 katı. ‘Paranın rengi nedir, dini nedir hiç sormadık. Para paradır’ diyordu. O kadar ki kendi ülkesinden habersiz. MASAK’a baksa kara parayı öğrenir” dedi ve ekledi:

Varlık barışları. Tam 9 kez süresi uzatıldı. Bu ne demek? Kim olursan ol ister çocuk ticareti, kadın ticareti, insan, uyuşturucu ticareti yap, sahtekar ol, nereden kazanmış olursan ol kaynağını sormayacağım demek. Ne getirirsen getir sormayacağım diyor. Pislikle mi kazandın umursamayacağım diyor. Tam 9 kez çıkardıkları bu kanunu değiştirdiler. Bu kirli para nereden gelirse gelsin ‘Başımın üstüne’ dediler. Tam 9 kez bu teklifi yaptılar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. CHP liderinin konuşmasından satır başları şöyle oldu:

Beni dikkatle dinlemenizi istiyorum. Bir yol ayrımına doğru Türkiye gidiyor. İçinde bulunduğumuz olumsuz tabloyu düzeltmek için birlikte, demokratik kurallar içinde Türkiye’yi dönüştürmek ve çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmak azmini yerine getirmek için mücadele ediyoruz. Bu hikaye ‘kupon arazileri satarken bana soracaksınız’ diyen bir kişinin, koskoca ülkeyi uçurumun kenarına sürüklediğinin hikayesidir. Bu malı götürme sanatının hikayesidir. Kamu ihalelerindeki ayak oyunları, kentlerin yağmalanması, israf ve çeteler var.

Bir ülkede iktidar kendi çıkardığı kanunda 191 değişikliği niçin yapar? Kanunda yapılıyor, genelgelerde, tebliğlerde yapılıyor. Bu kanunla uğraşmanın temel sebebi ne? Temel sebebi servet transferini gerçekleştirmek. Milyonlardan alıp bir avuç kişiye vermek. Bu Türkiye’nin geldiği açmazın birinci aşamasıdır. Bunu Robin Hood taktiğiyle yapıyorlar. Yapılan alt gelir gruplarından üst gelir gruplarına servet transferidir. Açıkça söylüyorum hırsıza, yolsuza servet aktarılmıştır. Kupon arazilerle, imara açılan yeşil alanlarla… Bu beylere yetmiyor. Doymadıkları için yetmiyor.

Değişiklikleri yaptılar, servet transferlerin yaptılar, kendi medyalarını oluşturdular. Yalan yere yemin ettiler. İnanç başta olmak üzere halkın duygularını istismar ettiler. İkinci aşamaya başladılar. Merkez Bankası’nın ‘ihtiyat akçesi’ var. O kaynağı bugüne kadar hiçbir iktidar el sürmedi. Her iktidar ihtiyaç akçesini gözü gibi korumayı bildi. Yüzde 20’sini kara gün parası olarak aktarıyor Merkez Bankası. Bunlar bir kanun çıkardı, 78 milyar lirayı aldılar.

2019 yerel seçimlerinden hemen önce. Seçimi finanse etmeleri gerekiyordu. Millet bunlara öyle bir tokat attı ki bugün hâlâ Ankara, İstanbul, Mersin, Adana diyorlar. Bu milletin vicdanına, ahlakına, erdemine güveniyorum. Merkez Bankası’nın parasına el koydukları için Merkez Bankası’nın kasasında bir cent bile yok. Devleti çürütmenin üçüncü aşamasına geçtiler. SWA: ‘Gidip dilenerek para bulmak.’ Merkez Bankası’na borç parayı nasıl bulabilirim diye çalıştılar. Merkez Bankası’nın kasası eksi 58,5 milyar dolar açık veriyor. İş borç üzerine inşa edildi. Bunun üzerinden millete caka satıyorlar.

“8 ayda gelen kara para yabancı sermayenin 4 katı”

Bu da yetmedi. Dördüncü aşama varlık barışları. Çünkü dokuz kez süresi uzadı. Varlık barışları; kim olursan ol ister çocuk, kadın ticareti, uyuşturucu yap ne istersen yap, sahtekar ol, ne getirsen getir sormayacağım diyor. Para nereden gelirse gelsin başımın üstüne dediler. Ben de iki şey söyledim; bir kara para iyi parayı ülkeden kovar, iki kara para sahiplerini de Türkiye’ye getirir dedim. Uyuşturucu baronunu aklarsan ‘ben de Türkiye’ye gideyim’ der.

İyi para çekildi. Gerçek yatırımcı kaçtı. Türkiye 2006’da küresel doğrudan yatırımların yüzde 1,4’ünü Türkiye çekiyordu. Bugün bu rakam 0,007’ye düşmüş durumda. İktidar, saray sosyetesi, beşli çetenin güvencesi kirli para. Bu yılın ilk 8 ayında gelen kara para yabancı sermayenin 4 katı. ‘Paranın rengi nedir, dini nedir hiç sormadık. Para paradır’ diyordu. O kadar ki kendi ülkesinden habersiz. MASAK’a baksa kara parayı öğrenir.

“Haftada 5 bin satıcı yakalanıyor ne demek?”

Varlık barışları. Tam 9 kez süresi uzatıldı. Bu ne demek? Kim olursan ol ister çocuk ticareti, kadın ticareti, insan, uyuşturucu ticareti yap, sahtekar ol, nereden kazanmış olursan ol kaynağını sormayacağım demek. Ne getirirsen getir sormayacağım diyor. Pislikle mi kazandın umursamayacağım diyor. Tam 9 kez çıkardıkları bu kanunu değiştirdiler.

Bu kirli para nereden gelirse gelsin ‘Başımın üstüne’ dediler. Tam 9 kez bu teklifi yaptılar. Bende iki şey söyledim. 1. Kirli para iyi parayı ülkeden kovar. 2. Kara para, sahiplerini de Türkiye’ye getirir dedim. Haklıyım. Uyuşturucuyu serbest bırakırsan, parayı Türkiye’de aklarsan ne diyecek uyuşturucu baronu? ‘Ben de Türkiye’ye gideyim’ diyecek. Paran var mı var, siyasilerle fotoğraf başta fotoroman olmak üzere herkesle çektirebilirsin. Güvencesi var adamın.

Haftada 5 bin satıcı yakalanıyor ne demek? Soylu’nun itirafına teşekkür ederim. Kendileri itiraf ediyorlar ama bana kızıyorlar. Neden? Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar diyorlar. Hiç kimse endişe etmesin Bay Kemal 10’uncu köye gidecek yine de halkın çıkarını sağlayacaktır. Şimdi soruyorum; bu uyuşturucu baronlarının onların maşalarının ülkemizde işi ne? Sokaklarımız bu kadar mı güvensiz? Gençlerimiz bu kadar mı tehlike altında? Sesiniz kesiliyor, itiraf ediyorsunuz.

“Daha neyini ispat edeyim?” 

Sırp çete lideri İstanbul’da yakalandı. 8 yıldır İstanbul’da villada oturuyor beyefendi. Saray, fotoroman ne yapıyorlar? Ağırlıyorlar herhalde. 8 yıldır beyefendi orada. Polis arama, kazı yapıyor. Kaybolan erkekler, kadınlar var. Biz üstlerine gittikleri zaman hareket ediyorlar ama bunlar beceremezler. Parayla teslim alınmışsanız iradeniz teslim alınmış demektir. Bunlar İstanbul’da her türlü pisliğe bulaşıyor. Bana ‘ispat et ispat’ diyorlardı ya. Daha neyini ispat edeyim? 8 yıldır krallar gibi yaşıyor adam İstanbul’da.

Yakasını tut ve götür mahkemeye diyorsanız ona millet karar verecek. İktidara geleceğiz, göreceksiniz. Tek tek yakalarından yapışıp hakim huzuruna çıkaracağız. Bizim fotoroman nerede? Bir insanın gram onuru olsa bir dakika durmaz istifa eder. Böyle insanlar ülkeye en büyük zararı veriyorlar. Hamisi kim? Sarayda oturan zat. El ele verip bu işleri çeviriyorlar. Balkan, Kafkas mafyası Türkiye’de at koşturuyor. Uyuşturucu yüzünden birbirleriyle rekabet ediyorlar. Daha çok kara para demek daha çok uyuşturucu demektir.

Daha çok uyuşturucu ise karnını doyurmaya tavuk döner alamayan gençlerimizin meth denilen zehirlerin pençesine düşmesi demek. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2020 yılında uyuşturucu dosya sayısı 314 bin 466 2021 yılında 422 bin 479’a çıkmış. Bunlar yakalananlar. Geçen hafta Emniyet Genel Müdürlüğü’nün raporunu açıklamıştım. Bu raporları bizim okumadığımızı sanıyorlar. Biz devleti sizden çok daha iyi biliriz. Devletin saygınlığını koruyoruz biz. Devletimizi yüceltiriz. Siz devleti çürüttünüz.

“Ekrem İmamoğlu’nu kimseye yedirmeyiz”

Tuz koktu su çürüdü. Geldiğimiz yer bu nokta. Cumhuriyet’ten intikam almayı da söylemeyi ihmal etmiyorlar. Bir yüzey var yüzeyin altında sığ alanda biriken pislik var. Yozlaşmanın merkezi saraydır. Bu devletin namuslu polisleri, güvenlik güçleri var. Devleti sahipsiz kılmak istiyorlar. Benimle anlaşmayı denediler duvara tosladılar. Kılıçdaroğlu’nun önünde sizin geçemeyeceğiniz duvarlar var. Halkın duvarıdır onlar. İkinci adımı attılar baktılar. Bunlara sesleneyim. Cumhurbaşkanı adayını taşeron sermayedarlar değil altı namuslu lider belirleyecek.

İlk seçimlerde tabloyu ters yüz edeceğiz. Önemli soru sistemdeki çürüklüğü nasıl temizleriz? Bana dava açıyorlar. Polisler canım ciğerim. Onlar Bay Kemal’in ne olduğunu biliyorlar. Onlara robot muamelesi yapanın kim olduğunu biliyorlar. Kimse endişe etmesin. Polislerimizi intihara sürükleyen kirli yapı şimdi İBB Başkanımızı siyasi yasaklı yapmaya çalışıyor. Ekrem İmamoğlu büyük lokmadır. Boğazınıza takılır ve kalır. Biz Ekrem İmamoğlu’nu kimseye yedirmeyiz.

Paylaşın

‘Kartellere’ seslenen Kılıçdaroğlu: Şehirlerimizi Terk Edin, Sizi Yok Edeceğiz

Interpol tarafından ‘kırmız bülten’le aranan Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’da gözaltına alınmasının ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslararası polis teşkilatı Interpol’ün ‘kırmız bülten’le aradığı Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’un Sarıyer ilçesinde cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınmasının ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Kara para, sahibini getirir dedim. Dünyanın ne kadar mafya pisliği varsa, paraları ile birlikte şehirlerimize geldi. Şimdi bahçelerde ceset araması yapılıyor. Gördükleriniz denizde sadece bir kum tanesi.

Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz. Kirli paranızı alın gidin. Size kurban vereceğimiz tek bir evladımız yoktur.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 31 Ekim gecesi bir video yayınlayarak sokaklarda giderek yaygınlaştığını belirttiği uyuşturucuya karşı vatandaşları uyarmış, hükümeti eleştirmişti. Kılıçdaroğlu şunları söylemişti:

“Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. ‘Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım’ dediler ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığını finansmanında kullandılar… Gelelim ‘Okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen namıdiğer Fotoroman Süleyman’a.

O da Fotoromancı ya, Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin, her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren, gençlerin diliyle söyleyeyim ‘Breaking Bad Süleyman’ ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara” demişti.

Paylaşın

Abdullah Gül’e Yakın Kaynak: Gül’ü Adaylık İçin Arayan Olmadı

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa ortak cumhurbaşkanı adayı için özel bir ekip kurmayı planlıyor.

Ekip ortak aday için kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı çalışmalar yapacak, adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütecek. Ortak aday konusunda ismi yeniden gündeme gelen Abdullah Gül’e yakın bir kaynaksa, “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Altılı masa 14 Kasım Pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde sekizinci kez toplanacak. Masanın gündeminde, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’ ve ‘önemli temel politika alanları için kurulan ortak çalışma grubunun’ yaptıkları çalışmalar yer alacak. Toplantıdan bu alışmaların kamuoyu ile paylaşılmasına dair bir karar çıkması bekleniyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın altılı masaya ve Millet İttifakı’na katılma talebinin de masada olacağı 14 Kasım toplantısına ilişkin parti kurmayları, “Ortak aday konusundan önce geçiş sürecinin yol haritası, temel konulardaki ortak söylemin kararlaştırılması benimsenmişti. Bu iki başlıkta anlaşma sağlandıktan sonra aday konusu gündeme gelecek. Adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütülecek. 14’ünde geçiş sürecinin yol haritasıyla ilişkin somut bir açıklama yapılırsa, ‘şu şartlarda anlaştık’ denilirse bilin ki bir ay sonra adayın kim olduğu da açıklanabilir” ifadelerini kullandılar.

Kaynaklar, liderlerin sekizinci toplantısında 14 Kasım’daki toplantıda geçiş sürecinin yol haritası ve ortak söylem konusunda uzlaşma sağlanması durumunda, ortak aday çıkarma konusunun da ele alınabileceğini belirtiyor.

Ortak aday kararının netleşmesinin akabinde de bu konuda özel bir çalışma ekibinin kurulabileceğine işaret eden kaynaklar, kurulacak ekibin gerekirse kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı bir ön çalışma yürüteceğini, ekipte mevcut altı partiden temsilcilerin yer alacağını aktarırken, “Ekip doğrudan adayın kim olacağı için çalışma yürütecek. Bütün partilerin en güvendiği anket firmaları belirlendikten sonra, bu firmaların yaptıkları anketlerden çıkan isimlerin ortalamasına bakılacak. Ancak sadece anket sonuçlarına bakılarak aday belirlenmez. Anketlerin bu konudaki etkisi yüzde 20 olur. Anket sonuçlarının yanısıra adı geçen isimlerin geçmişte ne yaptığı, diğer partilerden oy alıp alamayacağına da bakılır” görüşünü dile getirdiler.

‘Herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok’

Ortak aday konusunda son dönemde kulislerde ismi yeniden gündeme gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün durumuna ilişkin ise altılı masa kurmayları, kendisiyle bu anlamda bir görüşme ve temas yapılmadığını söyleyerek, “Öncelik altılı masadan bir ismin aday olarak çıkması. Çıkmazsa, dışarıdan bir isim konuşulur ama altılı masada uygun isimler var” değerlendirmesini yaptılar.

Gül’e yakın bir kaynak ise “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Kendisinin dışında gelişen bir durum söz konusu. Abdullah Bey’den bağımsız gelişiyor” ifadesini kullandı. Gül’ün altılı masanın ortak adayı olma ihtimali için ‘o biraz zayıf bir ihtimal gibi duruyor’ görüşünü dile getiren aynı kaynak, “Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’den Kara Para Kaçıran Ailelere’ Seslendi

Türkiye’de kara para aklayan bazı ailelerin Londra’da gayrimenkuller aldığını iddia eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran bazı sözüm ona aileler, gayrimenkullerini bu semte dizdiler. Diyorlar ki, ‘Bay Kemal’ler iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun’. Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şu anda” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ne yaptığınızı, ne yapacağınızı gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi? Hazinemizin 1 kuruşunu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Saat 22.00 görüşürüz” demişti. Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Kara paradan evlatlarımızın payına uyuşturucu düştü. Peki ya onların çocuklarına?” başlığıyla video yayınladı.

Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili halkım, bu aralar ortamı bulandırmak için, aile, anayasa konuşanlar var. Ne tesadüftür ki dünyanın neresine gitsem birilerinin ailesiyle karşılaşıyoruz. Bazen New York’taki gökdelenlerde, bazen Man Adası’ndaki banka hesaplarında. Ama aile demişken bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran, bazı sözüm ona aileler, ama gerçekte çeteler; gayrimenkullerini tek tek bu semte dizdiler. Diyorlar ki Bay Kemaller iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun.

Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şuan. Ne yaptığınızı, ne yapacağınız gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp günlerce aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi?

Hazinemizin bir kuruşu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi. Bakın sevgili halkım, bu seçimde iki Türkiye var önünüzde. Birini seçeceksiniz. İlki, kara para ile beşli çetelerin daha da zengin edildiği, bizim çocuklarımıza ise methin, uyuşturucunun kaldığı bir Türkiye.

Diğer Türkiye ise, temiz, teknolojik, iklim dostu yatırımları olan, gençlerimizi sokaklardan kurtaran, girişimci evlerine yerleştiren, yepyeni, pırıl pırıl, çok güzel bir Türkiye. O Türkiye’de baronlara, mafyaya, çetelere yer yok. Orada fotoromanlara da yer yok. Olmayacak da zaten. İşte ben bu parlak Türkiye için dört gündür yatırımcılarla konuşuyorum.

Önce dünyada toplam 5 trilyon dolarlık fon yöneten yatırım bankalarıyla görüştük. Bugün toplamda 100 milyar sterlin yatırım yapmış 14 devasa fonla görüştük. Akşam ise 342 milyar dolarlık büyüklüğü ile dünyanın en büyük teknoloji yatırımlarını yapan bir yatırım grubu ile görüşeceğim.

Sevgili gençler, sizin ihtiyacınız olan parayı buldum. Tüm dünyaya ilham vereceksiniz, emin olun! Ve göreceksiniz güzel Türkiye’yi nasıl birlikte inşa edeceğimizi.”

Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyareti

Kılıçdaroğlu, ABD ziyareti sırasında TÜRKEN Vakfı’nın New York’taki gökdelen inşaatı önünde açıklama yapmış, vakıf üzerinden yurt dışına para kaçırıldığını iddia etmişti.

İktidara yakın medyada, ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu’nun “8 saat ortadan kaybolduğunu” öne sürülmüş ve çeşitli iddialarda bulunulmuştu. Kılıçdaroğlu ise açıklama için otomobille gökdelen inşaatına gittiklerini söylemişti.

Kılıçdaroğlu, “Hemen bindik araca Washington’a doğru geldik. Benzin istasyonuna uğradık hamburger almak üzere. Burada kimse beni tanımaz diye geziyorum. Birisi ‘Sizinle fotoğraf çektirebilir miyiz?’ dedi. ‘Türk müsün?’ dedim. ‘Türkmenistandanım’ dedi. ‘İyi gel bakalım’ dedim” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ’cülerle hamburger yediğini” iddia etmişti. Erdoğan, 22 Ekim günü Malatya’da yaptığı konuşmada, “Milletimiz FETÖ’cülerle benzin istasyonunda hamburger yemek için on bin kilometre yol gidenlere yüz vermez” demişti.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ 14 Kasım’da Genişleme Stratejisini Netleştirecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Lideri Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken özellikle oy oranı düşük olan siyasi partilerde de ittifak arayışları başladı. Bu konuda somut adım atan partilerden birisi ise BTP oldu.

Partinin kurucu lideri Haydar Baş’ın yaşamını yitirmesinin ardından genel başkanlık görevini üstlenen oğlu Hüseyin Baş, önce katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı içinde yer almak istediğini duyurdu.

Bu çağrıya İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener olumlu yanıt verdi ve ziyaret ettiği Baş’ın bu talebini “Altılı Masa’ya götüreceğini” açıkladı.

Akşener’in telefonla görüşerek bu niyetine ilişkin bilgi verdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Baş’ın talebinin 14 Kasım’da görüşüleceği mesajını verdi.

Genişleme stratejisi belirlenecek

Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Sarıgül de dahil olmak istiyor

Seçim ittifakı içinde yer almak isteyen başka partilerin de olabileceği, bunların bu aşamadan sonra masaya dahil edilmesinin, çalışmalarda zafiyet yaratacağı belirtiliyor.

Bu arada bazı küçük siyasi partilerin de muhalefet ittifakı için temaslara başladığı ifade ediliyor.

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül’ün muhalefet bloğu içinde yer almak istediği ve bu konuda nabız yokladığı siyasi kulislere yansıyan bilgilerden.

DEVA Partisi Sözcüsü Şahin: Başka talepler de var, genişleme ihtimali zayıf

14 Kasım’daki toplantıya ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi de masanın genişlemesine soğuk bakıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Parti Sözcüsü İdris Şahin, Altılı Masa’nın çalışma usullerinin liderlerin mutabakatıyla belirlendiğini ve kararların “istişare, müzakere, mutabakat” esasına dayandığına dikkat çekti. Şahin, “Eğer bir karar alınacaksa, bu ilkeler doğrultusunda alınacak” dedi.

Altılı Masa’nın çalışmalarını artık neredeyse son aşamaya getirdiğine dikkat çeken Şahin, masada yer almak isteyen başka siyasi partilerin de olduğunu, her talep üzerine masanın genişlemesinin sıkıntı yaratacağına etti.

Şahin, “Şu aşamadan sonra genişleme ihtimalini son derece zayıf görüyoruz” dedi. BTP’nin bir seçim ittifakı içinde yer alması konusunda ise şu görüşleri dile getirdi:

“Sayın Baş’ın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dair ortak mutabakat metnine destek olması son derece kıymetlidir. Bunu önemsiyoruz. Altılı Masa’nın oluşturacağı ve ortaklaşa vereceği kararda ittifaklar ne şekilde şekillenir, seçimlere hangi şartlarda girilir; bu husus netleştiğinde sistem değişikliğine yönelik her desteği de kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz.”

BTP’li Çetin: Meral Hanım masada yer almamızı canı gönülden istiyor

BTP ise Altılı Masa’nın “Yedili Masa” olması olmasını istiyor.

BTP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Çetin, Altılı Masa’nın Yedili Masa’ya dönüşüp dönüşmeyeceğine 14 Kasım’da liderlerin karar vereceğine işarete ederken, “Biz Millet İttifakı’na girmek istiyoruz. masanın da yedinci partisi olmak istiyoruz” dedi.

BTP’nin oy oranının yüzde 2 bandında olduğunu ve katılırlarsa masanın üç veya dördüncü büyük partisi olacakları iddiasında bulunan Çetin, eğer masadan kabul görmezlerse Cumhur İttifakı’na da gitmeyeceklerini, kendi yollarında yürüyeceklerini ifade etti.

Akşener’le yapılan görüşmenin son derece olumlu olduğunu, ittifak veya Altılı Masa’da yer almalarına destek verdiğini belirten Çetin, “Meral Hanım, bizim orada olmamızı canı gönülden istiyor. Listelerde veya Altılı Masa’da, her şartta olmamız istiyor. Çünkü şayet bu seçimde Cumhur İttifakı kazanırsa, Millet İttifakı diye bir şey kalmaz. Onun için bu seçimde bunu söküp atmak istiyor Meral Hanım” diye konuştu.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çok Güçlü Geliyoruz

İngiltere’deki temaslarını sürdüren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Temiz, teknolojik, iklim dostu parayı büyük yatırımlarla Türkiye’ye getireceğiz. Kara para ekonomisini, mafyayı, çeteleri hızla temizleyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ülkemize temiz yatırımları çekerek halkımıza nefes aldıracağız. Çok ama gerçekten de çok güçlü geliyoruz. Birazdan dünyada 342 milyar dolardan fazla yatırımı olan bir fonla görüşeceğim. Gençler sözüm var size. Temiz parayı size mutlaka ama mutlaka getireceğim. Size getireceğim. Görüştüklerim arasında tefeci yok, borç yok. Hepsi yatırımcı. Uyuşturucu baronları hiç yok. Yatırımlar size, sizin için yapılacak”

Yurt dışı temasları kapsamında İngiltere’ye giden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan, “Bay kemal Londra’da ne mi yapıyor? başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu sabah Londra’da halihazırda dünyanın farklı bölgelerine 100 milyar sterlin yatırım yapmış 14 devasa fon ile toplantı yaptık. Dijital sağlık teknolojisi, veri analizi, yapay zeka, makine öğrenimi ve finansal teknolojiler gibi önemli sektörlere büyük yatırımlar yapıyor ve bu alandaki girişimcileri destekliyorlar. Temiz, teknolojik, iklim dostu parayı büyük yatırımlarla Türkiye’ye getireceğiz.

Kara para ekonomisini, mafyayı, çeteleri hızla temizleyeceğiz. Ülkemize temiz yatırımları çekerek halkımıza nefes aldıracağız. Çok ama gerçekten de çok güçlü geliyoruz. Birazdan dünyada 342 milyar dolardan fazla yatırımı olan bir fonla görüşeceğim. Gençler sözüm var size. Temiz parayı size mutlaka ama mutlaka getireceğim. Size getireceğim. Görüştüklerim arasında tefeci yok, borç yok. Hepsi yatırımcı. Uyuşturucu baronları hiç yok. Yatırımlar size, sizin için yapılacak”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Uyuşturucu Baronlarına Seslendi: Şehirlerimizi Terk Edin

İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Kara para ile şehirlerimize mafya geldi. Uluslararası uyuşturucu baronlarına sesleniyorum, şehirlerimizi terk edin. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ‘uyuşturucu baronları’na seslendi.

Paylaşımında, “Türkiye’yi önce maddi açıdan batırdılar. Sonra da kara paraya izin verdiler ve manevi olarak batırma süreci başladı” diyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan güya sigaraya karşı. Ama kara parada sorun yok. Ülkeyi gri listeye soktular. Kara para pisliğinin bulaştığı ülkeler listesi bu.

Kara para ile şehirlerimize mafya geldi. Uluslararası uyuşturucu baronlarına sesleniyorum, şehirlerimizi terk edin. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğiz.

Peki çözüm nerede. Çözüm temiz parayı, temiz yatırımcıyı ülkeye getirmektedir. O paralarla, o yatırımlarla gençleri sokaklardaki bu bataklıktan çekip alacağız.

Temiz paranın girdiği sokaktan, kirli para hemen kaçar. Ben bu parayı bulup getireceğim. Bunun için Londra’dayım. Burada görüşeceğim bazı yatırım bankaları ve girişim sermayesi fonları dünyada 5 Trilyon Dolar parayı yönetiyor. Halkımdan ricam, sabırla Kasım sonunu bekleyin.

“Erdoğan güya, sigaraya karşı ama ona göre uyuşturucu parasında sorun yok”

Ayrıca, KRT TV Ana Haber’de Savaş Kerimoğlu’nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu “İngiltere’ye Türkiye’yi içinde bulunduğu krizden nasıl çıkarırız, bilgi ekonomisini ülkemizde nasıl egemen hale getiririz, temiz parayı nasıl getiririz, ülkeyi kirli paradan nasıl arındırırız bunları görüşmek için geldim,” ifadelerini kullandı

“Erdoğan güya, sigaraya karşı ama ona göre uyuşturucu parasında sorun yok,” diyen Kılıçdaroğlu “Ülkeyi gri listeye soktular. Bu ne demek? İş yapmamak demek. Sürekli kontrol altında tutulmamız demek,” sözlerini kullandı.

“Hala hayattayken kaçın, kafanızı koparacağım”

Kara para ile gelen mafyaların daha büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu ” Sırpların ne işi var İstanbul’da. Uluslararası uyuşturucu pislikleri İstanbul’u doldurdu. Daha ağır bir şey söyleyeceğim ama dilim varmıyor. O pisliklere sesleniyorum. Hala hayattayken kaçın. Seçimi aldıktan sonra peşinize düşeceğim. Kafalarını koparacağım. Evlatlarımızı zehirleyenlere karşı asla ve asla acımayacağım. Bu işe göz yumanlar hapse girecek,” dedi.

 “Kasım sonu çok güzel şeyler açıklayacağım”

Kılıçdaroğlu “Yalandan, ‘bacak kırma’ algısı; yok torbacı operasyonu algısı…Boş şeyler bunlar. Bunlar toplumu kandırmak. Çözüm: Temiz parayı, temiz yatırımcıyı Türkiye’ye getirmek. O yatırımlarla gençleri sokaklardan toplayacağız. Ben bu parayı bulup getireceğim. Bunun için Londra’dayım. Halkımızdan ricam, sabırla Bay Kemal’i beklesinler. Kasım sonunu beklesinler. Çok ama çok güzel şeyler açıklayacağım,” sözleriyle devam etti.

“Erdoğan’ın aklı ermez”

Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın aklı ermez. Katma değeri yüksek ürün ne demektir, üstün yetenek inşası ne demektir, bilgi ekonomisi ne demektir bunları bilmez. Erdoğan, benim muhatabım değil aslında. Erdoğan’a çağrı yaptım:  İstiyorsa gelsin, tartışalım. Cesaretli olsun, korkmasın. Öyle uzaktan laf atmanın hiçbir mantığı yok,” dedi.

AKP’nin anayasa değişikliği teklifi ile ilgili o konuda grup başkanvekillerinin gerekli açıklamayı yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu bir kanun teklifileri olduğunu belirterek ” Sağa sola sapmaya gerek yok. Olayı sulandırmaya gerek yok. Kanun teklifimiz gelir, Meclis Genel Kurulu’na, kabul ederler, mesele de çözülür. Kadının kılık kıyafeti ile siyasetçiler ilgilenmesin, temel hedefimiz de buydu zaten,” ifadelerini kullandı.

Paylaşın