ABD Başkanı Joe Biden: Gazze’de Soykırım Yok

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı’nın Gazze’deki savaşla bağlantılı olarak İsrailli yetkililer için tutuklama emri talebinde bulunmasına tepki gösteren ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’de soykırımın olmadığını söyledi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da hem İsrail hem de Hamas yetkilileri için tutuklama emri talebinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han’ın, İsrail ve Hamas’ı eşdeğer tutmasını reddettiklerinin altını çizdi.

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarmaya hazırlanan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) tepki gösterdi.

Biden, UCM Başsavcısı Karim Khan’ın açıklamalarının aksine İsrail liderinin Gazze’de soykırıma karıştığını düşünmediğini söyledi. Biden, “UCM tarafından İsrail’e yönelik suçlamaların aksine olup biten bir soykırım değil. Bunu reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, bu açıklamayı Beyaz Saray’da düzenlenen “Yahudi Amerikan Mirası Ayı” etkinliği sırasında yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da hem İsrail hem de Hamas yetkilileri için tutuklama emri talebinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han’ın, İsrail ve Hamas’ı eşdeğer tutmasını reddettiklerinin altını çizdi.

Blinken yaptığı yazılı açıklamada kararı “utanç verici” olarak niteledi; “Hamas, Holokost’tan bu yana Yahudiler’e yönelik en kötü katliamı gerçekleştiren gaddar bir terör örgütü ve hala Amerikalılar dahil onlarca masum insanı rehin tutuyor” ifadelerini kullandı.

Blinken, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetkisinin sınırlı olduğunu ve Başsavcı’nın İsrail’in hukuk sistemine fırsat tanımak yerine tutuklama emri talep ederek, bu yetki sınırının temelinde yatan “tamamlayıcılık ilkelerinin” uygulanmadığını belirtti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı’nın başka durumlarda ülkelerin soruşturma süreçlerini beklediğini ve soruşturma için ilgili ülkelere zaman tanımak amacıyla devletlerle birlikte çalıştığını belirten Blinken, başsavcının aynı fırsatı İsrail’e vermediğini söyledi.

Blinken, “Mahkemenin üyesi olmamasına ragmen İsrail Başsavcı ile işbirliği yapmaya hazırdı. Başsavcı’nın bizzat soruşturmayı görüşmek ve İsrail hükümetini dinlemek üzere önümüzdeki haftadan itibaren İsrail’i ziyaret etmesi bekleniyordu. Başsavcı’nın personeli ziyareti koordine etmek üzere bugün İsrail’e inecekti. Başsavcı televizyona çıkıp suçlamaları açıkladığı saatlerde İsrail başsavcının personelinin uçağa binmediği konusunda bilgilendirildi” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı, bu ve diğer koşulların soruşturmanın meşruiyeti ve güvenilirliği konusunda soru işaretine yol açtığını belirtti. Blinken bu kararın rehinelerin kurtarılmasını, ateşkese varılmasını ve bölgeye insani yardımın artırılmasını sağlayacak anlaşmaya yönelik devam eden çabaları tehlikeye atabileceğini kaydetti.

Pazartesi günü UCM Başsavcısı Khan, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant’ın yanı sıra Hamas’ın Gazze sorumlusu Yahya Sinvar ve siyasi lideri İsmail Haniye için de tutuklama emri çıkarılmasını talep etti. Hamas, Avrupa Birliği ve ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.

Savcılık, İsrail yönetimine “bir savaş yöntemi olarak sivilleri aç bırakmak” ve “sivillere yönelik kasıtlı saldırılar düzenlemek” suçlamalarını yöneltti.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

Mahkeme geçen yıl, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama talep etmişti. UCM bu kararına gerekçe olarak, Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından çocukların Rusya Federasyonu’na kaçırılmalarına vurgu yapmış ve Putin’in işlenen bu savaş suçunda şahsi sorumluluk taşıdığı öne sürülmüştü.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Beyaz Saray: Erdoğan – Biden Görüşmesi Ertelendi

Beyaz Saray, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Mayıs’ta yapmayı planladıkları görüşmenin, Erdoğan’ın programındaki değişiklikler nedeniyle ertelendiği bildirildi.

Reuters haber ajansı adını vermek istemeyen bir Türk yetkiliye dayandırdığı haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretinin ertelendiğini duyurdu. Aynı yetkili, yakında yeni bir tarih belirleneceğini belirtti.

Beyaz Saray’dan bir sözcü de VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılıklı olarak uygun bir zamanda Beyaz Saray’da ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Ancak programlarımızı uyumlu hale getiremedik ve şu anda duyuracağımız bir ziyaret yok” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 9 Mayıs’ta görüşecekti.

ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, İstanbul’da bir otelde bir araya geldiği Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) heyetine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı görüşmenin hazırlıklarının sürdüğü bilgisini teyit etmişti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’yı ziyareti konusunda takvime alınmış bir programın olmadığını söylemişti.

ABD Başkanı Joe Biden’la New York eyaletinin Syracuse kentine giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kirby’ye bir gazeteci, “İki hafta içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Erdoğan geçtiğimiz Cumartesi günü Hamas liderini ağırladı. Bu görüşmelerde bir konu başlığı olacak mı? Ya da ziyarete gölge düşürür mü?” şeklinde bir soru yöneltmişti.

John Kirby soruya yanıtında, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretine ilişkin programlanmış bir şey yok. O nedenle bu konuda bir yorumum yok” ifadesini kullanmıştı.

“Toplantıları konusunda konuşma işini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bırakacağını” kaydeden Kirby, “Hamas’a, kim olduklarına ve neyi temsil ettiklerine ilişkin tutumumuz konusunda çok net olduk.” diyerek başka bir yorum yapmayacağını belirtmişti.

Öte yandan OdaTV’nin yayınladığı bir haberde “Erdoğan’ın Washington ziyaretini iptal ettiği ve iptal etmesinin nedeninin ABD Temsilciler Meclisi’nin İsrail’e yardımı da içeren tasarıyı onaylaması olduğu” iddia edilmişti. OdaTV, haberin kaynağını ise belirtmemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden’la uluslararası zirvelerde görüşmeler gerçekleştirmişti. İki lider, son olarak geçen temmuz ayında Litvanya’da NATO zirvesinde bir araya gelmişlerdi.

Paylaşın

“Erdoğan Ve Biden 9 Mayıs’ta Görüşecek” İddiası

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg International, ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Mayıs’ta Beyaz Saray’da görüşeceğini öne sürdü.

Haber Merkezi / ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü Joh Kirby, “Erdoğan’ın ziyaretine ilişkin programlanmış bir şey yok” demişti.

Bloomberg International’ın konuya yakın kaynaklarına göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 9 Mayıs’ta görüşecek.

ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, İstanbul’da bir otelde bir araya geldiği Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) heyetine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Joe Biden ile yapacağı görüşmenin hazırlıklarının sürdüğü bilgisini teyit etti.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika’yı ziyareti konusunda takvime alınmış bir programın olmadığını söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden’la New York eyaletinin Syracuse kentine giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kirby’ye bir gazeteci, “İki hafta içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Erdoğan geçtiğimiz Cumartesi günü Hamas liderini ağırladı. Bu görüşmelerde bir konu başlığı olacak mı? Ya da ziyarete gölge düşürür mü?” şeklinde bir soru yöneltti.

John Kirby soruya yanıtında, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretine ilişkin programlanmış bir şey yok. O nedenle bu konuda bir yorumum yok” ifadesini kullandı.

“Toplantıları konusunda konuşma işini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bırakacağını” kaydeden Kirby, “Hamas’a, kim olduklarına ve neyi temsil ettiklerine ilişkin tutumumuz konusunda çok net olduk.” diyerek başka bir yorum yapmayacağını belirtti.

Öte yandan OdaTV’nin yayınladığı bir haberde “Erdoğan’ın Washington ziyaretini iptal ettiği ve iptal etmesinin nedeninin ABD Temsilciler Meclisi’nin İsrail’e yardımı da içeren tasarıyı onaylaması olduğu” iddia edildi. OdaTV, haberin kaynağını ise belirtmedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Biden’la uluslararası zirvelerde görüşmeler gerçekleştirmişti. İki lider, son olarak geçen temmuz ayında Litvanya’da NATO zirvesinde bir araya gelmişlerdi.

Paylaşın

Biden’dan Putin’e Sert Sözler: Çılgın Bir O…Ç…

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi. Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki gösteren Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, seçim kampanyası için düzenlediği bağış toplama etkinliğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini geçen hafta Kuzey Kutbu’ndaki bir hapishanede ölen Rus muhalefet lideriyle kıyaslayan yorumlarını hedef aldı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Biden konuşmasında iklim değişikliğinden bahsederken, “Putin gibi çılgın o…ç…ve benzerleri var. Bu nedenle her zaman nükleer çatışma konusunda endişelenmek zorundayız, ancak insanlık için varoluşsal tehdit iklimdir” dedi.

2024 seçim kampanyasına para toplamak için üç günlük California turuna çıkan ve dün akşam San Francisco’da bağışçılara hitap eden Biden, muhtemel Cumhuriyetçi rakibi tarafından yapılan son yorumlar karşısında hayrete düştüğünü de söyledi.

Trump, Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünü, ABD’deki kendi hukuki sorunlarıyla karşılaştırdı. New York’lu bir yargıcın, şirketlerinin mali tablolarında serveti hakkında yıllarca yalan söylediğini tespit etmesinin ardından Trump 350 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı. Trump bu kararı “bir tür komünizm ya da faşizm” olarak nitelemişti.

Trump’ın kendini Navalni ile kıyaslamasını, “Bu saçmalıklar nereden çıktı bilmiyorum” diye cevaplayan Başkan Biden, “Ülkemiz komünist bir ülke haline geldiği için kendisinin de Navalni gibi zulme uğradığını söylüyor. Bu beni hayrete düşürüyor” dedi.

Trump’ın “Make America Great Again” (MAGA; Amerikayı Tekrar Büyük Yap) sloganına atıfta bulunan Biden, “Uzun zamandır buralardayım ve bu MAGA Cumhuriyetçi kalabalığı gibi, insanlar için neyin önemli olduğu konusunda çok az ahlaki öngörüye sahip bir kalabalık görmedim” diye ekledi.

Beverly Hills’te düzenlenen kampanya bağış toplama etkinliğinde Biden, orta sınıf Amerikalılar’a yardım etme çabalarının altını çizmiş ve Kasım ayında Trump’ın kazanmasının, ülke çapında bir kürtaj yasağına, Cumhuriyetçiler’in Başkan Barack Obama döneminde başlatılan sağlık sigortası programını geri almak için uğraşacağına ve zenginlere orantısız bir şekilde yardım edecek daha fazla politikaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı.

“Hollywood kovboyu”

Kremlin’den ise bugün Başkan Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki geldi. Joe Biden’ın, Vladimir Putin hakkındaki sözlerinin ABD’yi ve bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürdüğünü savunan Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “ABD Başkanı’nın başka bir devletin başkanına karşı böyle bir dil kullanmasının Başkanımız Putin’i etkilemesi mümkün değildir. Ancak bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürüyor” dedi.

Söz konusu ifadeyi Biden’ın bir “Hollywood kovboyu” gibi görünme çabasına bağlayan Peskov, “Ama dürüst olmak gerekirse bunun mümkün olduğunu sanmıyorum” dedi ve şöyle devam etti: Sayın Putin size hitap ederken hiç kaba bir kelime kullandı mı? Böyle bir şey hiç olmadı. Bu nedenle, bu tür kelimelerin Amerika’nın kendisini küçük düşürdüğünü düşünüyorum.

Paylaşın

“Biden, Netanyahu’ya “G.tün Teki” Dedi” İddiası

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan “g.tün teki” olarak bahsettiği ileri sürülürdü. Söz konusu iddialar yalanlandı:

“Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki.”

ABD Başkanı Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı:

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de aldığı kararlar nedeniyle ‘hayal kırıklığına uğradığı’ ve çevresi ile yaptığı görüşmelerde Netanyahu’dan ‘g.tün teki’ olarak bahsettiği ileri sürüldü.

Biden’ın, Tel Aviv yönetimine Gazze’de ateşkesi kabul etmesi için baskı uyguladığını söyleyen kaynaklara göre ABD Başkanı, ‘Netanyahu ile başa çıkmanın imkansız olduğunu’ da dile getirdi. NBC’ye konuşan kaynaklar, Biden’ın yakın zamanda en az üç kez Netanyahu’yu ‘g.tün teki’ olarak nitelendirdiğini söyledi.

Netanyahu’nun kalıcı ateşkese yanaşma konusundaki isteksizliğinin ‘hayal kırıklığı yarattığını’ belirten kaynaklar, iki lider arasındaki dinamiğin ‘bir dönüm noktasının eşiğinde’ olabileceğini de dile getirdi. ABD Başkanı’na yakın isimler, Biden’ın Netanyahu’ya kamuoyu önünde fazla sert davranmasının ‘ters etki yaratacağına inandığını’ da bildirdi.

İsmi açıklanmayan yetkililer, Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ise söz konusu iddiaları reddetti. NBC’ye açıklama yapan konsey sözcüsü, “Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki” dedi.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Kritik ‘F-16’ Hamlesi

Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya üyelik protokolünü Meclis’te kabul etmesinin ardından ABD Başkanı Joe Biden’dan kritik F-16 hamlesi geldi. Biden, ABD Kongresi’ne Türkiye’ye F-16 satışının onaylanmasını içeren mektup gönderdi.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın ABD Kongresi’ne Türkiye’ye 20 milyar dolarlık F-16 uçağı satışının onaylanmasını içeren bir mektup gönderdiği belirtildi.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin F-16 savaş uçağı filosunun modernizasyonu hakkında açıklama yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel yaptığı açıklamada, İsveç’in NATO üyeliğine Türkiye tarafından onay verilmesinin ABD tarafından memnuniyetle karşıladığını belirterek, Macaristan’ın da bu süreçte adım atmasını sabırsızlıkla beklediğini aktardı.

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Türkiye’nin F-16 savaş uçağı filosunun modernizasyonunu desteklediğini belirten Patel, ancak ABD Kongresi’nin bu konuda kilit bir rol oynadığının farkında olduklarını belirtti:

” Türkiye parlamentosunun İsveç onayını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak süreç henüz tamamlanmış değil. Macaristan’ın adım atmasını bekliyoruz. Biden yönetimi Türkiye’nin F-16 filosunu modernize etmesini destekliyor. Ancak Kongre’nin süreçte kilit rolü var.”

İsveç’in NATO’ya katılım protokolü, Türkiye adına TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edildi. Protokol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzalamasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.

İsveç’in NATO üyeliğini henüz onaylamayan bir diğer ülke de Macaristan. Macaristan Başbakanı Viktor Orban İsveç Başbakanı’nı NATO’ya katılım konusunda görüşmeler yapmak üzere ülkesine davet etti.

Macaristan parlamentosu Şubat ayı ortasına kadar tatilde. NATO’ya katılma başvurusunda bulunan ülkelerin ittifaka resmi olarak üye olabilmesi için tüm NATO üyelerinin onayı gerekiyor.

Türkiye’nin 20 aydır devam eden uzun bir sürecin ardından İsveç’in NATO üyelik protokolüne onay vermesi, ABD tarafından memnuniyetle karşılandı. Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “Bu Başkan Biden için önemli bir öncelikti” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Sosyal medya platformundan paylaştığı mesajda Sullivan, “İsveç güçlü ve yetkin bir savunma ortağı ve NATO’ya üyeliği, ABD’yi ve ittifakı daha güvenli ve daha güçlü hale getirecek” ifadelerini kullandı.

TBMM’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolüne onay vermesinin ardından ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake de sosyal medya platformundan paylaştığı mesajda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İsveç’in NATO’ya girmesine onay verme kararını büyük bir takdirle karşıladığını yazdı.

Jeff Flake, “İsveç’in NATO’ya katılımı bugün her zamankinden daha önemli olan İttifak’ın güçlendirilmesi yönünde atılmış kiritk öneme sahip bir karardır. Türkiye’nin NATO ittifakına olan bağlılığı sarsılmaz ortaklığımızı açıkça ortaya koymaktadır. Türk halkına ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Süreç neden gecikti?

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuş; 2022 yılı Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülkenin terörle mücadelede daha fazla adım atmasını talep ederek itirazını gündeme getirdi.

Türkiye 2023 yılı Nisan ayında Finlandiya’nın NATO’ya katılımına onay verdi; ancak İsveç’in protokolüne onay sürecini geciktirmeyi sürdürdü.

2022’de Madrid’de yapılan NATO toplantısında Türkiye, İsveç ve Finlandiya silah ambargosunun kaldırılması ve PKK üyelerine karşı daha sert adımların atılması konusunda anlaşmaya vardı.

Bu anlaşma sonucunda İsveç aynı yıl Türkiye’ye askeri teçhizat ihrac edilmesine yönelik yasağı kaldırmış ve geçen yıl da terör örgütüne üye olmayı suç haline getiren yeni bir terörle mücadele yasasını kabul etti.

İsveç’te, Kuran’ı Kerim yakma eylemleri de Stockholm ve Ankara arasında gerilime neden olmuş; İsveç bu tür eylemlerin engellenmesi amacıyla yasa değişikliği yapılıp yapılamayacağını gözden geçireceklerini belirtti.

Paylaşın

ABD İle İsrail Arasında Gazze Konusunda Görüş Ayrılığı Derinleşiyor

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Joe Biden’ın son haftalarda hiçbir şekilde doğrudan iletişim kurmadığı belirtilirken, ABD’nin Gazze’deki savaşın ardından bir Filistin devleti kurulması yönünde adım atmaya davet ettiği İsrail, bu öneriyi bir kez daha reddetti.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken geçen haftaki Ortadoğu gezisinde İsrailli yetkililere, Suudi Arabistan dâhil Arap ülkelerinin Gazze’nin yeniden inşasına ve Filistin’in gelecekteki idaresine, İsrail’in bir Filistin devleti kurulmasına imkân tanıması şartıyla yardımcı olacaklarını belirttiğini iletmişti.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Beyaz Saray, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Gazze’nin Filistin Devleti tarafından yönetilmesine karşı çıktığını açıkladı. Biden yönetimi, savaş sonrasında Gazze Şeridi’nde hayata geçmesini istediği planın kilit unsurlarından biri bu olmasına rağmen vizyonundan vazgeçmiş görünmüyor.

Beyaz Saray aynı zamanda İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine aracılık etmeyi umuyor ki, bu uzun zamandır istenen ve bölge için geniş ekonomik ve güvenlik etkileri olan bir konu.

Ancak Netanyahu dün geniş katılımlı bir basın toplantısında bu plana sırtını döndü ve şu anda Filistin topraklarını oluşturan bölgenin tamamının İsrail’in güvenlik sağlamasında ısrar etti. Netanyahu, “Bu egemenlik fikriyle çatışıyor. Ne yapabilirsiniz ki?” dedi.

Kirby Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu Başbakan Netanyahu’nun yeni bir yorumu değil. Açıkçası biz farklı görüyoruz. Filistinliler’in barış ve güvenlik içinde bağımsız bir devlette yaşama hakkına sahip olduklarına inanıyoruz” dedi.

Netanyahu, Biden yönetimini bu konuda bilgilendirdiğini söyleyerek, İsrail hükümeti ile Filistin bölgesinde Hamas’a karşı yürüttüğü askeri harekatın en sadık destekçisi olan ABD ile arasındaki derin ayrılıkları vurguladı.

Washington İsrail’i, Hamas’ın kontrolündeki Gazze’deki Sağlık yetkililerine göre 24 binden fazla kişinin ölümüne neden olan saldırılarını azaltmaya çağırdı. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısı İsrail’de 1200 kişinin ölümüne yol açarak ülkenin on yıllardır süren çatışmalarda yaşadığı en kanlı hadise olmuştu.

Biden yönetimi yetkilileri İsrail’e yönelik baskılarını giderek daha açık bir şekilde dile getirirken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken iki devletli çözüme giden bir yol olmadan Arap ülkelerinin Gazze’nin yeniden inşasında yer almayacağı uyarısında bulundu.

Blinken bu ayın başlarında Netanyahu savaş kabinesi ile görüştükten sonra Tel Aviv’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail, Arap komşularının kalıcı güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak için gerekli zor kararları almasını istiyorsa, İsrailli liderlerin kendileri de zor kararlar almak zorunda kalacaklardır” dedi.

Suudi Arabistan – İsrail normalleşmesi

ABD-İsrail anlaşmazlığının detayları, Biden yönetiminin İsrail ve Suudi Arabistan arasında bir normalleşme anlaşması için bastırmasıyla ortaya çıkıyor. Beyaz Saray, bu yakınlaşmaya aracı olmak için İsrail’in Filistin devletini tanımasını istiyordu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan bu hafta İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamada “7 Ekim sonrası strateji, [İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki] normalleşmenin Filistinliler için siyasi bir ufka bağlı olduğunu görmek istiyoruz” dedi. “Bu krize yanıt verirken, bölgesel ortaklarımızla normalleşme ve entegrasyon için aktif bir yol izliyoruz.”

Washington 7 Ekim saldırılarından bu yana İsrailliler ve Filistinliler arasında doğrudan müzakerelerden kaçınarak, bunun yerine bölgesel bir anlaşma için bastırarak çerçeve üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, Trump yönetiminin bazı Arap ülkeleriyle normalleşmeyi sağlayan İbrahim Anlaşmaları’nın [İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında 2020’de imzalanan anlaşma] bir uzantısı. Ancak Biden’ın yaklaşımı Filistinliler için siyasi bir ufuk açıyor.

ABD’li yetkililer ve milletvekilleri geçtiğimiz haftalarda Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir araya gelerek İsrail-Hamas savaşını sona erdirecek ve Gazze’de Filistinliler’in özyönetimini sağlayacak bir çerçeveye ulaşmayı hedefledi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, ABD’nin savaş sonrası Gazze vizyonuna rehberlik eden dört ilkeyi ortaya koydu: Filistin bölgesinin bir daha asla İsrail’e yönelik terör saldırıları için bir fırlatma rampası haline gelmemesi, İsrail ile Arap komşuları arasında barışçıl ilişkiler, bağımsız bir Filistin devleti ve İsrail için güvenlik güvenceleri.

Netanyahu ve hükümetinin aşırı sağcı üyeleri aylardır bir Filistin devleti fikrini reddediyor. Aralarında Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in de bulunduğu kimi kabine üyeleri Gazze’nin tamamen kontrol altına alınmasını ve Filistinliler’in sınır dışı edilmesini savunuyor.

Ancak askeri harekatın İsrail’e günde yaklaşık 220 milyon dolara mal olması ve uluslararası desteğin azalması nedeniyle Netanyahu bir çıkış stratejisi arayışında olabilir. Normalleşme, yolsuzluk davaları ve İsrail istihbaratının uyarılarına rağmen Hamas’ın saldırısını engelleyemediği için hesap vermekten kaçmakla suçlanan zor durumdaki başbakan için siyasi bir kazanım olarak görülebilir.

Columbia Üniversitesi’nde ABD dış ve güvenlik politikaları profesörü olan ve araştırmaları savaş sonrası barışın dayanıklılığı üzerine yoğunlaşan Virginia Page Fortna, “Bu bir miktar kılıf sağlayabilir” dedi. Fortna, “Ancak gördüğüm işaretler, savaşı hızlı bir şekilde sona erdirmeye çalışmak için hiçbir teşviki olmadığı yönünde” ifadelerini kullandı.

Riyad, normalleşmenin başlıca ödülü olarak gördüğü ABD ile İran’a karşı kendisini koruyacak bir savunma anlaşmasına gözünü dikmişken, artan Filistinli ölümlerinin görüntüleri Arap dünyasını alevlendirince krallık normalleşme görüşmelerini askıya aldı.

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan da Davos’ta yaptığı açıklamada ülkesinin normalleşme anlaşmasıyla hâlâ ilgilendiğini ancak bunun “ancak bir Filistin devletiyle gerçekleşebileceğini” ve ateşkesin “barış için bir başlangıç noktası” olduğunu söyledi.

Diğer taraftan Washington, Hamas’ın yeniden toparlanmasına olanak sağlayacağı gerekçesiyle Gazze’de ateşkes için yapılan çeşitli uluslararası çağrılara karşı çıkmaya devam ediyor.

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırımlar Yolda: Türk Bankaları Da Etkilenebilir

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’ya yönelik yaptırımları genişleten yeni bir kararname imzalayacak, Kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceği ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

DW Türkçe’de yere alan habere göre; ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Başkan Joe Biden’in Rusya’ya yönelik yaptırımların delinmesine katkı sağlayan finans kuruluşlarına yaptırım öngören bir kararnameyi bugün imzalayacağını açıkladı. Yeni yaptırımlar, Rus savunma sanayisinde silah üretimi için gereken malzemelerin finansmanına yardım eden bankaları hedefliyor.

Yellen, kararnamenin yaptırımları delenler üzerindeki baskıyı artıracağını, bunun yanı sıra Washington’a Rusya menşeli olan ancak üçüncü ülkelerde işlenen deniz mahsulleri ve elmas gibi ürünleri yasaklama imkânı vereceğini söyledi.

“Rusya’nın savaş makinesine karşı yeni ve güçlü araçları” hayata geçirmek için adım attıklarını belirten Yellen, Rus savunma sanayisine malzeme tedarikini kolaylaştıran finans kuruluşlarına karşı bu araçları kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini kaydetti.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo da CNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, yeni kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceğini söyledi.

Adeyemo, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

ABD ve Avrupa Birliği ile İngiltere, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında Moskova üzerinde baskıyı artırmak için finans sektörünü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ve çok sayıda oligarkı hedef alan yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

ABD, Rusya’ya yönelik yaptırımları deldiği ya da delinmesine yardım ettiği gerekçesiyle son dönemde özellikle Türkiye, BAE ve Çin’den kişi ve şirketlere art arda yaptırım kararları açıklamıştı. Son olarak geçen hafta Rusya, Türkiye, Çin ve BAE’den 250’yi aşkın kişi ve kuruluş yaptırım listesine alındı. Yaptırımlar, Rusya’nın enerji ihracatı, savunma, bankacılık, madencilik ve metal endüstrilerini hedef almıştı.

ABD’li yetkililer Türkiye ve BAE gibi ülkelerdeki ziyaretlerinde ABD’nin yaptırım uyguladığı kuruluşlarla iş birliği yapmaları halinde G7 ülkeleri piyasasına erişim hakkını yitirebilecekleri uyarısını dile getirmişti.

Paylaşın

Putin’den Joe Biden’e Yanıt: Saçmalık

ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı kazanması halinde bir NATO ülkesine saldıracağı yönündeki sözlerine yanıt veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Bu tamamen saçmalık – ve Başkan Biden’ın bunu anladığını düşünüyorum” dedi.

“Rusya’nın NATO ülkeleriyle savaşmak için hiçbir nedeni, hiçbir çıkarı – ne ekonomik, ne siyasi ne de askeri hiçbir jeopolitik çıkarı – yoktur.” diyen Putin, Biden’ın Rusya’ya yönelik kendi “yanlış politikasını” haklı çıkarmaya çalışıyor gibi göründüğünü de sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkan Joe Biden’ın “Rusya bir NATO ülkesine saldıracak” açıklamasına yanıt verdi. Putin, Biden’ın açıklamasını “saçmalık” olarak niteledi. Biden, geçen yıl da Rusya’yla NATO arasında bir çatışmanın Üçüncü Dünya Savaşı’na neden olacağını belirtmişti.

Biden, bu ay başında Cumhuriyetçilerin Ukrayna’ya yardımı engellememesi için çağrıda bulunmuş ve Putin’in Ukrayna’da zafere ulaşması halinde Rusya’nın durmayacağını ve bir NATO ülkesine saldıracağını belirtmişti.

Biden’ın sözleri için “tamamen saçmalık” diyen Putin, ABD Başkanı’nın Rusya’yla ilgili yanlış politikasını haklı göstermeye çalıştığını söyledi. Putin, “Rusya’nın NATO ülkeleriyle savaşma konusunda hiçbir ekonomik, siyasi ya da askeri çıkarı yoktur” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Finlandiya’nın NATO’ya kabul edilmesinin ülkesini, kuzeyde belirli askeri birimleri yoğunlaştırmak zorunda bırakacağını belirtti. Putin’e Batılı ülkelerle ortak bir zemin bulunup bulunamayacağı da soruldu. Putin yanıt olarak Batı’nın Rusya’yla ortak bir zemin bulmak zorunda olduğunu söyledi. Putin’e göre Batılı ülkeler Rusya’yı hesaba katmak zorunda.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) anlaşmasının 5. Maddesi’ne göre ittifaka üye herhangi bir ülkeye saldırı bütün üyelere yapılmış saldırı kabul ediliyor.

Ukrayna’nın Rus güçlere yönelik karşı saldırısının ilerlememesi, Ukrayna’daki Rus güçlerin yenilgiye uğratılması konusunda şüpheleri arttırmış durumda. Moskova ve Batılı ülkelerdeki uzmanlar artık yeni bir Soğuk Savaş’tan bahsediyor, bir tarafta Rusya ve Çin, diğer tarafta Batı.

Biden’ın geçen yıl NATO ile Rusya arasında doğrudan bir çatışmanın Üçüncü Dünya Savaşı’nı tetikleyeceği uyarısında bulunmasına yol açan Ukrayna’daki savaş, Moskova’nın Batı ile ilişkilerinde 1962 Küba Füze Krizi’nden bu yana yaşanan en derin krizi tetikledi.

Putin, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası eski Sovyetler Birliği ülkelerinin bazılarını da içine alacak kadar genişlemesini, Batı’nın Rusya’nın güvenlik kaygılarının kanıtı olarak gösteriyor.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden, İsrail’in Gazze’ye Yönelik Saldırılarını Eleştirdi

2024 seçimleri için başkent Washington’da düzenlenen bir kampanya bağışı toplama etkinliğinde konuşan ABD Başkanı Joe Biden, 7 Ekim’den bu yana ilk kez İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını eleştirdi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun sertlik yanlısı hükümetinde değişikliğe gitmesi gerektiğini söyleyen ABD Başkanı Biden, İsrail’in iki devletli bir çözüme gelecekte de “hayır” diyemeyeceğini ifade etti.

Joe Biden, Gazze’de binlerce sivil can kaybından duyulan endişeyi dile getirdi ve Netanyahu hükümetinin uluslararası desteği kaybetmeye başladığını söyledi. Biden, “İsrail güvenliği konusunda ABD’ye güvenebilir. Şimdi ABD’den de fazlasına sahipler; Avrupa Birliği, dünyanın çoğu onlarla. Ancak ayrım gözetmeden uygulanmakta olan bombalama yüzünden bu desteği kaybetmeye başlıyorlar” diye konuştu.

ABD Başkanı Joe Biden konuşmasında Netanyahu’nun Filistin’e karşı sertlik yanlısı hükümetini ve kabinesini de eleştirdi; İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in yaklaşımını özellikle dile getirerek, “Bu, İsrail tarihindeki en muhafazakar hükümet” dedi.

Biden, “Netanyahu bu hükümeti değiştirmek zorunda. İsrail’deki hükümet işleri çok zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Joe Biden ayrıca İsrailli sertlik yanlılarının karşı çıktığı Filistin devleti kurulması önerisine İsrail’in nihayetinde “hayır diyemeyeceğini” söyledi.

Biden, “Bölgeyi birleştirmeye başlamak için bir fırsatımız var ve bunu hala yapmak istiyorlar. Ancak Netanyahu’nun bölgeyi güçlendirmek için bazı adımlar atması gerektiğini anladığından emin olmalıyız. Filistin devleti yok diyemezsiniz. İşin zor kısmı bu olacak” ifadelerini kullandı.

Biden bir görüşmelerinde İsrail liderinin, “Almanya’yı boydan boya bombardımana tuttunuz; atom bombası attınız, çok sayıda sivil öldü” sözlerini de aktardı.

Biden ise Netanyahu’ya, “Evet, işte bu yüzden İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm bu kurumlar bunun bir daha yaşanmaması için kuruldu. 11 Eylül’de yaptığımız hataları yapmayalım. Afganistan’da bir savaşın içinde olmamız için hiçbir neden yok” yanıtını verdiğini söyledi.

ABD Başkanı’nın açıklamasından saatler önce de Netanyahu, Beyaz Saray’la olan fikir ayrılıklarına değindiği bir açıklama yaptı.

Netanyahu, İsrail’in Hamas’ı yok etme ve örgütün elindeki rehineleri kurtarma konusunda ABD’nin desteğini aldığını ancak Gazze savaşı sonrası döneme ilişkin Washington’la farklı düşündüklerini vurgulayarak, Gazze’deki askeri harekat sona erdikten sonra bölgenin nasıl bir statüde olacağına ilişkin “ABD ile umarım bir anlaşmaya varırız” dedi.

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın, Gazze’nin yönetimine geri dönmesi fikrini geçmişte reddettiğini yineleyen Netanyahu, Gazze için “ne Hamas’ın ne de El Fetih’in kalesi olacak” dedi. Abbas liderliğindeki El Fetih ya da tam adıyla Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi, Batı Şeria’da iktidarı elinde bulunduruyor.

“Pozisyonumu netleştirmek isterim; İsrail’in Oslo’daki hatayı tekrarlamasına izin vermeyeceğim” diyen Netanyahu, hangi hatadan bahsettiğini ise açıklamadı. 1993 Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria ve Gazze’de sınırlı ölçüde Filistin özerkliği tesis etmiş, söz konusu anlaşmalar uyarınca İsrail Gazze’deki işgalini sonlandırmıştı.

Bu arada Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin El Şeyh, İsrail Başbakanı’nın Oslo Anlaşmaları ile Hamas ‘ın 7 Ekim’deki saldırılarını bir tutmasına tepki gösterdi ve bunun Netanyahu’nun tüm Filistinlilere karşı bir savaş açtığını kanıtladığını dile getirdi.

ABD’nin Gazze’nin geleceğine ilişkin görüşü

ABD yönetimi, savaş sonrasında Gazze Şeridi’nin Filistin Yönetimi tarafından kontrol edilmesi fikrine sıcak bakıyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, geçen hafta yaptığı açıklamada, Gazze’de “reforme edilmiş bir Filistin Yönetimi” görmek istediklerini belirtmiş ve mevcut Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi yönetecek güvenilirliğe sahip olmadığını savunmuştu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in de Mahmud Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde birleşmiş bir Batı Şeria ve Gazze vurgusu yaptığı açıklanmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe, VOA Türkçe)

Paylaşın