AK Parti Çekirdek Seçmeni De Kaybediyor

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” dedi.

Saray ittifakının neden olduğu krizler ve izlediği politikaların ortaya çıkardığı tablonun sonuçları seçim anketlerine yansımaya devam ediyor. AK Parti, yayımlanan son anket sonuçlarında ikinci parti konumuna düştü. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da haziran ayının sonunu işaret ederek, “AK Parti yüzde 30’un altında. Haziran sonunda tüm yoklamalarda CHP’nin AKP’yi geçeceğini göreceksiniz” açıklamasında bulunmuştu.

Piar Araştırma’nın son seçin anketinde “Bu pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 29,6’sı “CHP” yanıtını verdi. AK Parti ise yüzde 27,8’le ikinci sırada yer aldı. Anket sonuçlarında ayrıca HDP 11,2 ile üçüncü parti konumunda yer alırken sırasıyla bu partileri yüzde 11 ile İYİ Parti ve yüzde 7,3 ile MHP izledi. Anket sonuçlarında CHP, AK Partinin 1,8 puan puan önünde yer aldı. Şu ana kadar yapılan anketlerde ilk defa CHP’nin bu denli bir farkla birinci parti konumuna yerleştiği görüldü. Piar Araştırma Genel Müdürü Berna Can, bu tabloyu “Anketin elbette başka ayrıntıları mevcut ancak AK Parti için psikolojik eşik dediğimiz yüzde 30 kırılmış görünmekte” sözleriyle yorumladı.

Yöneylem Araştırma’da da benzer bir sonuç ortaya çıktı. Yöneylem’in son yayımladığı anket sonuçlarında AK Parti ikinci parti konumuna düşerken şirketin diğer anket sonuçlarına kıyasla ilk defa CHP birinci parti konumuna yükseldi. Karasızlar dağıtıldıktan sonra çıkan tabloda CHP yüzde 27,7 puanla birinci parti olurken onu yüzde 27,1’le AK Parti, yüzde 13,3’le İYİ Parti, yüzde 8,7’yle HDP ve yüzde 6,8’le MHP izliyor. Ayrıca ankete katılan seçmen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayına yüzde 54,2 oy verirken Erdoğan yüzde 30,9 oy alıyor.

2018’deki seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında AKP ve MHP’nin oylarında büyük bir erime yaşandığı görülüyor. CHP ve İYİ Parti ivmeyi yukarı taşırken, HDP’nin seçmen desteğini önemli ölçüde koruduğu anlaşılıyor. Seçim sonuçlarında AK Parti oyların yüzde 42,6’sını alırken CHP 22,6’sını almıştı. İki partiyi HDP yüzde 11,7 ile izlerken MHP’nin oy oranı yüzde 11,1’di. İYİ Parti ise yüzde 10’da kalmıştı.

Diğer taraftan anketlerde uzun süredir Cumhur İttifakı’nın önünde yer alan Millet İttifakı, aradaki farkı açmaya devam ediyor. ORC Araştırma’nın yayımladığı son anket sonuçlarında Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı’na yüzde 18’lik bir fark attığı görüldü. Buna göre Millet İttifakı kazanır diyenlerin oranı yüzde 54,7’ye yükselirken Cumhur İttifakı kazanır diyenler oranı ise yüzde 36,6’da kaldı. Yüzde 8,7’lik kesimse “fikrim yok” dedi.

MetroPOLL Araştırma’nın yayımladığı son verilerde ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra Millet İttifakı’nın oyu yüzde 40,2 olurken, Cumhur İttifakı’nın oyunun yüzde 38,1’de kaldığı görüldü.

Sonuçlara temkinli yaklaşılmalı

SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi, yayımlanan son anket sonuçlarını BirGün’den Umut Serdaroğlu’na değerlendirdi . Anket sonuçlara temkinli yaklaşılması gerektiğini aktaran Özçelebi, “Bazı anketlerde CHP önde çıksa da buradaki farkların hata payı içinde olduğunu düşünerek temkinli yaklaşılması gerekli. Maalesef anket şirketleri de Türkiye’deki kutuplaşmadan payını almış durumda. Hatta öyle tutumlar görüyoruz ki elindeki anket verilerini bir nevi sopa gibi kullanarak siyaseti dizayn etmeye çalışanlar da var” dedi.

Anket şirketleri arasındaki yayımlanan farkların bundan dolayı olduğunu dile getiren Özçelebi, “Anketler arasında öylesine farklar var ki sanki başka ülkelerde yapılmış gibi duruyor. Aynı ay içerisinde CHP’yi yüzde 29’da görüyoruz yüzde 23’te. İYİ Parti’yi yüzde 21 gösteren bir anketin hemen ardından ertesi ay yüzde 11 gösteren başka bir anketle de karşılaşabiliyoruz. Yüzde 10 puan bir ayda nasıl düştü sorusuna da yanıt yok bu yüzden böyle bir anket bolluğu içinde belli bir trendi takip eden, düzenli yapılan anketleri iyi ayırt etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Psikolojik sınırın altına düştü

Yine de anketlerden AK Partinin yüzde 30’luk psikolojik sınırın kırıldığının çıkarılabileceğini aktaran Özçelebi, “CHP’nin sanılanın aksine AK Parti’den oy aldığını ancak İttifak Partilerinin de birbirlerine seçmen kaptırdıklarını görüyoruz. AK Parti hatta Cumhur İttifakı oy kaybını azalttı ama durduramadı. Bunu AK Parti’ye çalışan anket şirketlerinde de görmek mümkün. Yüzde 30 luk baraj aşağıya inmiş duruyor” dedi.

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” İfadelerini kullandı. AK Partinin bu denli oy kaybındaki temel nedenin ekonomi olduğunu dile getiren Özçelebi, “Ancak bunun zemininde AK Parti ve Cumhurbaşkanı’nın hikâyesini kaybetmiş, yeni hikâye konusunda yeterli kadro, vaat ve güven veren bir yapıya sahip olamayışı yatıyor. Artık tek adamın vizyonu, gittikçe tartışmalı hale gelen nitelikleri ve yarattığı büyük ekonomik buhranla kalması zor görünüyor” dedi.

Muhalefet rehavete kapılmamalı

Ancak muhalefetin rehavete kapılmaması gerektiğinin altını çizen Özçelebi, “AK Parti’nin gidişindeki en büyük anahtar hala muhalefette. Topluma ‘ben çözebilirim’ güvenini vermezse, bunu temsil edecek yeterlilikte bir aday ve kadro kuramazsa, henüz muhalefete tamamen geçmemiş görünen ‘kararsızlar’, ‘z kuşağı’ diye adlandırılan genç grupları bambaşka tepkiler verebilirler. Kimse ‘AK Parti eriyor, bu iş tamam’ rehavetine kapılmasın.

Genç seçmen belirleyici olacak

Genç seçmen iktidarda değişiklik talebinde ancak muhalefetin iş durumu, okul ve ifade özgürlüğü gibi konularda iyileştirme yapabileceğine dair de şüpheci davranıyor. Reuters’ın yayımladığı analize göre, Haziran 2023’te yapılacak seçimde genç seçmen, Erdoğan ve AK Parti iktidarının değişip değişmeyeceği konusunda belirleyici olacak. Genç seçmen, toplam oy oranının yüzde 12’sine sahip. MAK Danışmanlık firması başkanı Mehmet Ali Kulat, 18-29 yaş arasındaki seçmen üzerinden yaptıkları araştırmaların sonucunda, yüzde 70’inin muhalefeti desteklediğini belirterek “Gençler değişim istiyor” dedi. Anket raporlarına göre; seçimde genç seçmenin oyu, seçimin öngörülemez olmasını sağlıyor. Genç seçmenin oyunu ise altılı masanın Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı aday belirleyecek.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan ‘Değişim’ Çağrısı

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “İğneyi kendimize batırmadan önümüze gelene çuvaldızı batırmanın kimseye yararı yok” ifadelerini kullanarak ‘değişim’ çağrısında bulundu.

“Eğer diğer muhalefetten Kürt açılımı bekliyorsak biz de HDP olarak Türkiye açılımı yapmak zorundayız” diyen Demirtaş’ın T24’te yayımlanan “İğneyi kendimize” başlıklı yazısı şöyle:

“AKP-MHP suç ortaklığı, devleti ele geçirmek ve toplumu teslim almak için akıl almaz hukuksuzluklara ve ahlaksızlıklara imza atarak zaten ağır aksak işleyen sistemi iyice çökertti. Her alanda korkunç bir çürüme yaşanıyor.

Adeta trafik magandası gibi, yolda makas atıp tüm şeritleri tıkamış durumdalar. Ne kimsenin geçmesine izin veriyor ne de kendileri ilerliyorlar.

Değişim cesaret ister

Bu durumda muhalefet, iktidarın peşine takılmak yerine yeni yollar bularak ilerlemek zorunda. Bu da ancak “değişim” ile mümkün olabilir.

Siyasette değişim yürek ister, cesaret ister. İstediğiniz kadar bilgiye ve deneyime sahip olun, cesaretiniz yoksa değişimi başlatamazsınız. Alışılmış kalıplarla siyaset yaparak, kendi konfor alanınızda kalarak ne partinizi ne de toplumsal ilişkileri değiştirebilirsiniz.

AKP algılar siyaseti yapar

AKP, olgulardan çok algılar üzerinden siyaset yapan bir yapıdır. Bu yöntemi, özellikle seçim dönemlerinde çok daha fazla ve pervasızca kullanır.

Muhalefet çok güçlü ve somut projeler ile olgulara dayalı siyaset üretse bile AKP’nin yarattığı algıları kırmadan geniş kitlelere ulaşamaz.

Muhalefetin bu konuda bir dezavantajı var; AKP tek merkezden algı üretirken muhalefet bu algılara karşı çok merkezden yanıt vermek durumunda.

Teklik değil, ortaklık

Bu durumu aşacak ortak stratejiler üzerinde çalışılmalıdır.

Ortak dil, medyanın ortak kullanımı, ortak sloganlar, ortak eylem ve etkinlikler, ortak çözüm projeleri ve en nihayetinde ortak adayla saha çıkılırsa emin olun, seçim en az 80’e 20 kazanılır.

Çuvaldızın yararı yok

Bugünkü koşullarda Altılı Masa ile HDP merkezli muhalefet arasında kurumsal bir iş birliği pek olası görünmüyor. Bunun en temel nedeni, AKP’nin ürettiği algılar ve muhalefetin bu algılara cesur bir değişim hamlesiyle yanıt verememesidir.

Burada yegane sorumlu elbette Altılı Masa değildir. HDP’nin de eksikliği ve sorumluluğu vardır. Önce iğneyi kendimize batırmadan, önümüze gelene çuvaldızı batırmanın kimseye bir yararı yok.

HDP siyasi bir mucizedir

Evet, HDP baskılardan en büyük payı alan partidir. Kitlesi en çok horlanan, en çok zulüm gören partidir.

Cezaevleri HDP’lilerle doludur. HDP’nin yüzlerce belediyesi gasp edilip kayyum atanmıştır. Neredeyse her gün de onlarca üyesi hukuksuz operasyonlarla tutuklanmaktadır.

HDP üzerinde büyük bir medya ambargosu var. Hakkındaki kapatma davası devam ediyor.

Tüm bunlara rağmen HDP en çok direnen, dimdik ayakta kalmayı başarmış olan bir siyasi mucizedir. Bunu da dinamik, fedakar, cesur tabanına, halka borçludur.

Değişimi kendimizden başlatma cesareti

Ancak HDP’nin yaşadığı mağduriyetler, siyasi kararlar alırken duygusal davranma gerekçesi olamaz. Türkiye’de değişim istiyorsak bunu kendimizden başlatma cesaretini göstermek zorundayız. Aksi halde, haklı olmamıza rağmen yeterince inandırıcı olamayız.

Kendi hassasiyetlerimize saygı beklediğimiz her yerde, başkalarının hassasiyetlerine gerekli saygıyı göstermek zorundayız.

Elbette bütün bu hassasiyetlerin sınırı da demokratik ortak değerlerdir. Kimse kimseye, farklı hassasiyetleri ortak değer olarak dayatmamalıdır.

Türkiye açılımı

Eğer diğer muhalefetten Kürt açılımı bekliyorsak biz de HDP olarak Türkiye açılımı yapmak zorundayız. Mağdur kimliğimizin bizi ezilmişlik veya öfke psikolojisine sokmasına izin vermeden, özgüvenle tüm Türkiye’yi kucaklamak zorundayız.

HDP’nin geçtiğimiz pazar günü büyük katılım ve coşkuyla düzenlenen 5. Olağan Kongresi bu değişim için önemli bir olanak ve zemin sunmuştur.

Siyasetin ve şiddetin bir arada olamayacağını bizim de bildiğimizi, bütün sorunlarımıza Türkiye’nin bütünlüğü içinde çözüm aradığımızı ve onurlu bir barış için ciddiyetle çalıştığımızı tüm Türkiye’ye en uygun dille, söylemle anlatmamız gerekir.

Bu sayede ekonomi, dış politika, eğitim, sağlık, tarım, adalet gibi temel başlıklarda Türkiye’yi düze çıkaracak politikalarımızı daha rahat anlatabiliriz.

Alışkanlıklarımızdan vazgeçelim

Biz bunu başardığımız oranda AKP’nin ürettiği algılarla baş etmek mümkün ve kolay olur. Tüm muhalefetin demokrasi için iş birliği yapması da kaçınılmaz hale gelir.

Bizim yapacağımız doğru hamlelere rağmen muhalefet algılara teslim olmaya devam ederse işte o zaman çuvaldızı onlara batırma hakkımız doğar.

Bunun için ilkelerimizden değil, korkularımızdan ve alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz yeterli.

Değişim zamanı

Dedim ya, değişim cesaret ister. Şimdi o cesareti göstermenin, değişimi kendimizden başlatmanın tam zamanı. Emin olun, gerisi domino taşı gibi gelir. Toplum herkesi değişim için daha fazla zorlar ve demokrasiye bir adım daha yaklaşırız.

Değişim şimdiden başlamalı ki, seçimden sonra güçlü bir şekilde sürebilsin.

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç: Kongremiz Net Mesajlar Verdi

HDP’li Saruhan Oluç, partisinin 5. Büyük Kongresi için yaptığı değerlendirmede, “HDP bu kongrede çok net mesajlar verdi. Hem iktidara hem de muhalefete çok net mesajlar verdi. Buradayız, varız, var olacağız, güçlüyüz dedik. Çünkü haklıyız, farklılıklarımızla birlikteyiz, bir bütünüz dedik” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Oluç, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “HDP bir tabela partisi değildir. Sizin kapatacağınız bir halk partisidir, işte halk da burada bu görüntüde dedik. HDP’siz ve Kürtsüz bir gelecek tasarlayanlara, masa başı siyaset mühendislerine, HDP’yi kapatmakla uğraşanlara bu kongrede çok net bir mesaj verildi, boşa çabalamayın denildi. Umut ve cesaret mesajlarını bir kez daha verdi” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Oluç, şunları söyledi:

“İki konuya değineceğim bugünkü basın toplantısında. Birincisi bugün saat 10:00 itibariyle yıllık ve aylık enflasyon verileri açıklandı. TÜİK Saray’dan kendisine gönderilen zarfı açtı ve o zarftaki verileri sundu. Haziran ayı enflasyonu bu açıklamaya göre yüzde 4,95 oldu. Altı aylık enflasyon yüzde 42,35 oldu, yıllık enflasyon yüzde 78,62. TÜİK’ten önce iki açıklama yapıldı. Bir tanesi ENAG’ın açıklamasıydı.

Onlar yıllık enflasyonu yüzde 175’i aşmış olarak gösterdiler. Hadi bağımsız araştırmacılara inanmayanlar için ikinci rakam daha var. Birkaç gün önce ay başında İstanbul Ticaret Odası (İTO), ki çok uzun yıllardır bu açıklamayı ve araştırmayı yapıyorlar, yıllık enflasyonu İstanbul çapında yüzde 94’ü aşmış olarak gösterdiler. Yani TÜİK’in açıkladığı rakamlar hem İTO’nun hem de ENAG’ın rakamlarından çok farklı oldu.

Hani çok iyi olduğumuz gıdaya geldiğimizde patates 2. sırada yüzde 243, şeker 4. sırada yüzde 147, margarin 5. sırada yüzde 138. Hani Nurettin Nebati’nin söylediği gıdada iyi durumdayız ya ama böyle bir durumla karşı karşıyayız. Saymaya devam edelim; makarna çeşitleri yüzde 117.8, meyve ve sebze suları yüzde 114, un ve diğer tahıllar yüzde 108. Gıdada çok iyi durumdayız ya böyle gidiyor bu liste. Bunu bir kenara koyalım, Nurettin Nebati’nin söylediği çok fazla ciddiye alınır değil.

Ama şunu son bir ayda gördük; halkın cebine 3 kuruş daha fazla girmesin diye AKP yetkilileri, yöneticileri ve ekonomi yönetimi de büyük bir çaba içindeydi. Hakikaten ciddi çalıştılar ve TÜFE Nisan ayında yüzde 7.25 olarak açıklandı, Mayıs’ta yüzde 2.98, Haziran’da yüzde 4.95.

Neden bu oynamalar diye baktığımızda ortada şunu görüyorsunuz. Milyonlarca kamu emekçisine verilecek zammı düzenlemek için operasyon yaptılar. TÜİK hileleri ile her bir emeklinin en az 1.000 lirası, her bir kamu emekçisinin en az 2.000 lirası çalınmış oldu. Yani açık bir şekilde iktidar TÜİK eliyle işçinin ve emekçinin maaşlarına, emeklinin maaşına yapılacak zammı düşük tutmak için bu operasyonu yaptı. Bunu geçtiğimiz yılın sonunda da yapmışlardı ve bir kez daha yaptılar.

Peki Hazine ve Maliye Bakanı’na soruyoruz: Senin bu icat ettiğin kur korumalı mevduat hangi ekonomi sınıfına giriyor? Üretim ekonomisi mi? Hangi üretime destek oluyorsun kur korumalı mevduatla, var mı bunun bir cevabı? Faiz açıklamaları yapıp adeta parti teşkilatına bağlamak hangi ekonomi modeline giriyor? Bunun bir cevabı var mı? Bankaların karları beşe ona katlandı. Son 6 aya baktığımızda rekorlar kırılıyor. Bankalar ne üretiyor?

Üretim ekonomisi mi bankalar? Karları katlanıyor, nasıl oluyor bu? Rant ekonomisi AKP’nin alameti farikasıdır, biz bunu biliyoruz. Sizin sürdürdüğünüz de aldığınız bütün ekonomik yöntemler de aslında bunun devamı olarak kur korumalı mevduat da böyle, GES’de böyle. Eylül’de faiz indirimi ile başlayan deneyin amacı dış açığı kapatıp enflasyonu düşürmekti değil mi? Yeni ekonomi modeli diye bunu ilan ettiler. Sonuç ne oldu? Yakın tarihin en hızlı ivmelenen enflasyonu ile karşı karşıyayız ve en yüksek dış açıkla karşı karşıyayız.

‘Gerçekleri anlatın’

Müthiş ihracatımız artıyor, rekor rekor kırıyoruz deniliyor ya, size bir resim göstereyim. Bu ihracat eğrisi rekor kırıyor ama bir rekor daha var ithalat. İthalat eğrisi de burada rekor üzerine rekor kırıyor. Dış ticaret açıkları buradan kaynaklanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı ithalatı konuşmuyorsunuz, ihracatı konuşuyorsunuz.

Gelin bunu da konuşalım. Sizin ekonomi alanında aldığınız bütün önlemler ithalatı böyle patlattı. Ara malı ithalatına dayalı bir ekonomiden söz ediyoruz ve insanlar döviz kurları nereye doğru yükselecek bunu göremedikleri ve güvenmedikleri için ara malı stoku yapıyorlar ve ithalat patladı. Gerçekleri anlatın, Cumhurbaşkanına da gerçekleri anlatın ama siz anlatmıyorsunuz. Birinci üzerinde durmak istediğim konu buydu.

“Herkese teşekkürler”

İkincisi, dün büyük bir katılımla kongremizi gerçekleştirdik. Çok kitlesel bir kongre yaptık. Türkiye’nin yaşadığı zor koşullara rağmen katılım iyi oldu. Bunu söylerken ekonomideki zor koşulları kast ediyorum. Ulaşımdaki enflasyonu biraz önce söyledim ya ulaşım inanılmaz pahalandı.

Ama Türkiye’nin her tarafındaki insanlar, on binlerce insan geldi ve bütün Türkiye’ye, dünyaya, bölgeye ve Avrupa’ya çok net mesajlar verdiler. Kongremize katılan on binlerce arkadaşımıza, seçmenimize, parti yöneticimize, bu kongrenin gerçekleşmesi için çalışan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Televizyonları başında bu kongreyi izleyenlere ve gösterdikleri heyecana ve coşkuya, bize gönderdikleri mesajlara teşekkür ediyoruz.

Bu ses dalga dalga her tarafa yayıldı. HDP bu kongrede çok net mesajlar verdi. Hem iktidara hem de muhalefete çok net mesajlar verdi. Birincisi; buradayız, varız, var olacağız, güçlüyüz dedik. Çünkü haklıyız, farklılıklarımızla birlikteyiz, bir bütünüz dedik. HDP bir tabela partisi değildir. Sizin kapatacağınız bir halk partisidir, işte halk da burada bu görüntüde dedik. HDP’siz ve Kürtsüz bir gelecek tasarlayanlara, masa başı siyaset mühendislerine, HDP’yi kapatmakla uğraşanlara bu kongrede çok net bir mesaj verildi, boşa çabalamayın denildi. Umut ve cesaret mesajlarını bir kez daha verdi.

Çözüm gücüdür HDP dedi. Türkiye’de Kürt sorunu dahil olmak üzere ekonomi ve sosyal alandaki bütün sorunlar için anahtar güç biziz , çözüm gücüyüz dedi. Yıkıcı ve bozucu değil demokrasiyi inşa gücüyüz dedi. Çok net olan bu mesajlar hem iktidara hem de muhalefete verilmiş oldu.

Biz memnunuz yaptığımız kongreden, tekrar bu kongrede emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. Eş Genel Başkanlarımız Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden seçildiler. Yeni PM, disiplin kurulumuz ve uzlaştırma kurulumuz seçildi. Çok geniş bir çerçevede katılım oldu. Türkiye’deki kanaat önderlerinin, aydınların, yazarların ve akademisyenlerin içinde yer alacağı ve HDP’li olmasa da HDP ile birlikte tartışacağı, eleştireceği, öneri yapacağı bir zemin olacak Danışma Kurulu da ilan edilmiş oldu. Herkese çok teşekkür ediyoruz.”

Vekil maaşlarına ilişkin tartışmaların içinde olmak istemiyoruz”

Soru: Emekli vekillerin maaşları düzenlendi. 39 bin 500’leri bulacak bir vekil emekli maaşı. Aktif maaşla beraber 98 binlere geliyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben rakamları, detayları bilmiyorum, bir hesaplama yapmadım onun için bir şey diyemem. Fakat daha önce vekil emeklilerinin maaşlarının cumhurbaşkanına endekslenmiş olması zaten teknik olarak yanlış bir durumdu. Bunun değiştirilmesi gerekiyordu. Bu epeydir tartışılan bir konuydu. Bu gerçekleşmiş oldu. Rakamlarla ilgili bir şey söylemeyeceğim, fakat paketin tamamına hayır oyu verdiğimiz için bu tartışmaların çok içinde olmak istemiyoruz.

Soru: Çankırı Dodurga’da yapılan seçimleri iktidar genel seçimin bir göstergesi olarak değerlendirdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yani bir gösterge olarak algılayıp önümüzdeki dönemi tasarlıyorlarsa böyle yapmaya devam etsinler. O zaman seçimlerde herkes görür gösterge olup olmadığını. Umarım kendilerini çok fazla kaptırmazlar ya da tersini söyleyeyim inşallah kaptırırlar ve o şekilde devam ederler. Çünkü seçimde sandık geldiğinde herkes hak ettiği cevabı alacaktır.

Paylaşın

HDP’de Eş Genel Başkanlığa Pervin Buldan Ve Mithat Sancar Seçildi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5’inci Olağan Büyük Kongresi Ankara Spor Salonu’nda, “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla düzenledi. Üç farklı polis arama noktasından geçerek ulaşılabilen Ankara Arena’ya sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce partili geldi.

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, “Demokrasi İttifakı İle Üçüncü Yol”, “Eş Başkanlık Mor Çizgimizdir”, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz”, “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm”, “Tekçi Rejim Değil Demokratik Cumhuriyet”, “Savaş ve Tecrit Değil Barış ve Çözüm”, “Demokrasi İttifakı İle Mutlaka Kazanacağız”, “Özgür Basın Susturulamaz” pankartlarının asıldığı Ankara Arena’daki elektronik panoda ise “Çözüm Biz’de” sloganı yer aldı.

Buldan ve Sancar

HDP’nin 5’inci Olağan Kongresi’nde Divan’a Eş Başkanlık adaylarına ilişkin önerge sunuldu. HDP’nin mevcut Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden aday gösterildi.

HDP’nin 5’inci Büyük Olağan Kongresi tamamlandı. Bin 50 delegenin 806’sı oy kullandı. 797 geçerli oyun olduğu seçimde HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar yeniden HDP Eş Genel Başkanlığı’na seçildi.

HDP Parti Meclisi adayları netleşti

HDP Kongresinde 1050 delegenin Eş Başkanların yanı sıra belirleyeceği 100 asıl, 50 yedek üyeden oluşan Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu ile Uzlaşma Kurulu üyeleri de netleşti.

PM için asil ve yedek üye adayları şu şekilde sıralandı:

PM asil üyeler

Abdullah Zeydan, Ahmet Saymadi, Aleddin Erdoğan, Ali Kenanoğlu, Ali Özkan, Alişan Şahin, Aydın Çetinkaya, Aylin Onursev, Ayşe Elif Ela Hasanoğlu, Berkat Kar, Besriye Tekgür, Bülent Uyguner, Cemalettin Yüksel, Cengiz Topbaşlı, Cihan Aydın, Çiçek Arıç, Dersim Dağ, Doğan Erbaş, Ebrü Günay, Elif Bulut, Emine İnan, Emirali Türkmen, Eylem Arzu Kayaoğlu, Fatma Çelik, Feleknas Uca, Feray Mertoğlu, Fırat Keser, Fikret Melih Çolakoğulları, Gülistan Ataş, Gültekin Koçdemir, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Hacay Yılmaz, Hacer Elçin, Hacı Bayram Kızartıcı, Hakkı Saruhan Oluç, Halime Bayram, Hanım Binici, Hasret Alp, Hatice Akdağ, Hatice Betül Çelebi, Hişyar Özsoy, Hividar Özdemir, Işık Arcan, İbrahim Sungur, İdil Uğurlu, Kemal Bülbül, Latife Demirci Kahya, Leman Kiraz, Leyla Atsak, Livan Orman, Mahfuz Güleryüz, Mediha Azra Güllüpınar, Mehmet Raci Bilici, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Saltoğlu, Mehtap Sert, Menekşe Kızıldere, Metin Uğurtepe, Muhammed Ayten, Murat Çepni, Musa Piroğlu, Mustafa Güler, Naci Sönmez, Nazım Karakurt, Nazile Tursun, Nuray Özdoğan, Nuray Türkmen, Oya Ersoy, Ömer Öcalan, Özcan Ay, Özcan Teker, Özgül Saki, Özgür Zeydanoğlu, Özlem Gündüz, Perihan Ağaoğlu, Pero Dundar, Rıdvan Turan, Sait Taycı, Samet Mengüç, Sedat Şenoğlu, Semiha Şahin, Serhat Eren, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Servin Karakoç, Seval Çadırcı, Sevda Çelik Özbingöl, Sevgi Kişin Sazan, Sidar Karaçelik, Songül Tunçdemir, Sultan Özcan, Şaziye Köse, Şerife Yıldırım, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tulay Hatımoğulları Oruç, Tuncer Bakırhan, Turgut Öker, Turkut Çatar, Zeki Koç, Zeynep Nilgün Salmaner.

PM yedek üyeler

Adem Demirağaç, Ahmet Yıldız, Alican Çakır, Aylin Hacaloğlu, Bahattin Karaman, Bedriye Irmak, Bedriye Yorgun, Beybün Aslan, Bülent Aşa, Dalha Kaya, Emin Ay, Engin Güleser, Erhan Basut, Erkan Mete, Erol Tunç, Ferit Aktepe, Haydar Üstündağ, Hüseyin Gencer Uçar, İsmail Anci, Kendal Soysal, Leyla Aygün, Lezgin Bingöl, Mahmut Çavlı, Mehmed Ali Yavuz, Mehmet Sabri Gül, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Musa Alkan, Musa Aydın, Mustafa Çampınarı, Necati Pirinççioğlu, Ömer Filitoğlu, Ramazan Doğru, Reşat Aşan, Rohat Gövercin, Sariye İnci, Serkan Baysak, Seydoş Daniş, Seyitbattal Taşdemir, Sinan Kaya, Şerif Bora, Şerif Durmaz, Tarık Zafer Yazıgan, Turhan Yıldırım, Ünal Yusufoğlu, Vedat Yıldız, Veli Aydoğan, Veysi Eski, Yakup Çelik, Yunus Parım.

HDP’nin danışma kurulu belli oldu

HDP, parti dışından kanaat önderleri, yazar ve aydınların katılacağı bir Danışma Kurulu oluşturdu. Akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin de yer aldığı 43 kişilik Danışma Kurulu’nu oluşturacak isimler şu şekilde sıralandı:

“Ahmet Telli, Ahmet Türk, Akın Birdal, Ali Alfatlı, Ali Bayramoğlu, Ayşe Erzen, Ayşegül Devecioğlu, Bülent Küçük, Celil Kaya, Cihan Sincar, Erdoğan Aydın, Fatma Gök, Ferda Koç, Gençay Gürsoy, Halil Aksoy, Hamit Geylani, Hasan Cemal, Kenan Kalyon, Kerem Fırtına, Levent Köker, Mahmut Demiralp, Mehmet Altan, Meral Camcı, Mustafa Kemal Coşkun, Muzaffer Kaya, Naci Kutlay, Nizamettin Toğuç, Nurettin Sözmez, Nurten Ertuğrul, Onur Hamzaoğlu, Özgür Müftüoğlu, Rıza Türmen, Several Ballıkaya, Sevilay Çelenk, Seyfi Öngider, Sırrı Sakık, Sırrı Süreyya Önder, Süreyya Karacabey, Şebnem Oğuz, Tarık Ziya Ekinci, Veli Büyükşahin, Yavuz Önen, Zerrin Şahin Kurtoğlu.”

Kongreye katılan konuklar

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Demokratik Toplum Kongresi  (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Yeşil Sol Eş Genel Başkanları Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, Devrimci Parti Eş Genel Başkanları Elif Torun ve Ömer Öneren, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Çiçek Otlu, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eş Başkanları Yaren Tuncer ve Okan Danacı, SODAP Sözcüsü Sevtap Ayhan Karahanlı, EHP Sözcüsü Özge Akman, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu Sözcüsü Erdal Ataş, TÖP Genel Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca ile DEVA, Gelecek Partisi, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistani İttifak partileri temsilcileri. Ayrıca Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve hak savunucusunun yer aldığı yüzü aşkın kişiden oluşan yabancı delegasyon.

Paylaşın

HDP’li Buldan: Tarih De, Rüzgar Da Bizden Yana

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partisinin 5. Olağan Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!” dedi.

Haber Merkezi / HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise, kongrede yaptığı konuşmada, “İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kulandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), 5. Olağan Büyük Kongresi “Çözüm biziz, sözümüz var” şiarıyla Ankara’da gerçekleşiyor.

Kongre için Türkiye’nin dört bir yanından on binlerce yurttaş Ankara’ya geldi. Kongrede kadın, ekoloji, emek mücadeleleri vurgusunun yanı sıra demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerinin de öne çıkması planlanıyor.

“Tarih de, rüzgâr da bizden yana”

Kongrenin açılış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanları’ndan Pervin Buldan:

“Kimsenin önünde diz çökmedik. Kimseye biat etmedik bundan sonra da kimseye diz çökmeyeceğimize, biat etmeyeceğimize sizlerin huzurunda söz veriyoruz.

Kürt halkının demokratik siyasetteki kararlılığı ve Türkiye demokrasi güçleriyle omuz omuza yürüttüğü büyük demokrasi mücadelesi bu ülkenin ortak geleceğinde kesinlikle belirleyici olmaya devam edecektir. Tarih de, rüzgâr da bizden yanadır!

Çözümün adımları eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim, güçlü yerel demokrasi ve yargı sisteminin yarattığı tüm tahribatların giderilmesidir. Çözüm yeri diyalog ve siyasal mutabakat zemini olan parlamentodur. Ülkeyi bu çatışma ikliminden çıkaracak çözüm HDP’dedir.”

“Halklara sözümüz var”

Pervin Buldan’dan sonra konuşan Eş Genel Başkan Mithat Sancar:

“Tüm siyasi mahkumiyetler ve davalar sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmalı ve kayyım rejimine son verilmelidir. Bunların müzakere edilip hayata geçirileceği yer meclis olmalıdır. Bunları topluma mal etmek için güçlü bir barış ve çözüm iradesi hayata geçirilmelidir.

İçinde ilke, ciddiyet ve demokratik çözüm yaklaşımı barındırmayan hiçbir söze ve hamleye başarı şansı bu ülkede yoktur. Halklara sözümüz var. Çözümsüzlüğün bu ülkeyi bir yüz yıl daha esir almasına izin vermeyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimde tutumumuz nettir. Kamuoyu önünde şeffaf görüşmeler yapılması halinde müzakerelere ve ortak aday fikrine açığız. Bu olmazsa hakkımız olan adayımızla seçimlere girme seçeneği de güçlü bir seçenek olarak durmaktadır.”

Katılan partiler ve isimler

Kongreye HDP bileşen partilerinin yanı sıra HDK, DTK, 7’li ittifak, CHP, DEVA, Gelecek, Saadet, Tek Parti, Sol Parti, TKP, Kürdistan İttifak partilerinin temsilcileri; Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Roboski, Sivas, Suruç ve Ankara, Konya, Gezi, Paris ve Cizre’de öldürülenlerin aileleri; Şenyaşar, Tahir Elçi, Medeni Yıldırım, Deniz Poyraz ve Garibe Gezer’in ailesi ile tutuklu siyasetçilerin aileleri; aydın, yazar ve sanatçıların da aralarında bulunduğu 400’ü aşkın kurum temsilcisi ve isim, kongreye konuk olarak katıldı.

Kongrede Avrupa ve Ortadoğu’dan çok sayıda siyasi parti temsilcisi, siyasetçi ve aktivistin de aralarında bulunduğu 100’ü aşkın yabancı delegasyon da yer aldı.

Paylaşın

Altılı Masa, Akşener’in Ev Sahipliğinde Toplanıyor: Söylem Birliği Belirlenecek

Altı muhalefet masası, yarın İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde toplanacak. Aday açıklanması beklenmezken Erdoğan’ın ‘üçüncü kez adaylığı’ tartışmasında ‘söylem birliği’ belirlenecek.

Muhalefet partilerinin bir araya gelmesiyle kurulan altılı masa yarın altıncı kez bir araya gelecek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde buluşacak.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre; “Üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi” adı verilen toplantıda liderler, önceki beş buluşmadan farklı olarak saat 14.00’te, öğle yemeğinde bir araya gelecek. Bu değişikliğin, ‘toplantıların uzun sürmesi ve bildiri yayımının geç saate kalması’ nedeniyle yapıldığı öğrenildi.

Toplantıda liderlerin, Erdoğan’ın açıkladığı ‘üçüncü kez adaylığı’ ve bunun ardından kamuoyunda başlayan ‘aday olup olamayacağı tartışmalarını’ değerlendirmesi bekleniyor. Liderlerin bu konuda görüş alışverişinde bulunacağı ve bir “söylem birliği oluşturacağı” dile getiriliyor.

Aday gündemi gelecek ay

Edinilen bilgiye göre, iktidar kanadından 6’lı masaya yönelen ‘adayınızı açıklayın baskısına karşı nasıl bir tavır alınacağına’ da üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi’nde karar verilecek. Toplantının ardından liderler bir aday açıklamayacak, aday belirleme süreci ağustos ayında Saadet Partisi’nde yapılacak zirvenin gündeminde olacak.

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘Yeni Çözüm Süreci’ Yazısı

Edirne Cezaevi’nde 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem eş genel başkanlarından Selahattin Demirtaş, ‘Kürt sorununun er ya da geç diyalog ve müzakere yöntemiyle, barış içinde çözüleceğini’ belirterek, seçim öncesi gündeme getirilecek adımlar konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Şu an da AK Parti’nin ‘çözüm niyeti de kapasitesi de’ olmadığını vurgulayan Demirtaş, “HDP tabanı da Kürt seçmen de deneyimli, bilinçli, politik ve örgütlü bir güçtür. Neyin ne olduğunu çok iyi bilir” dedi.

Yeni Yaşam gazetesi için ‘Yeni çözüm süreci’ başlıklı yazı kaleme alan Demirtaş, “Benim gözümden durum budur” diyerek, şu değerlendirmede bulundu:

Olacak mı? Elbette olacak. Kürt sorunu er ya da geç, diyalog ve müzakere yöntemiyle, barış içinde çözülecek.

Bunu, bugünlerde yeniden ısıtılan çözüm söylentilerine bakarak değil, ilkesel bir yaklaşım olarak belirtiyorum.

AKP’nin bir çözüm arayışında olmadığını, tam tersine bir çözülme süreci yaşadığını en net şekilde Sayın Pervin Buldan, son Meclis grup toplantısında ifade etti.

Tecride karşı Gemlik yürüyüşü ve sonrasında İmralı’da görüşmeye izin verileceği söylentisiyle birlikte yoğun bir tartışma başladı.

Acaba Öcalan’dan seçime yönelik bir mektup mu gelecek? HDP ile AKP yakınlaşacak mı? Çözüm süreci yeniden mi başlıyor? Kürtler seçimde tarafsız mı kalacaklar?

Bu ve benzeri sorular ile çeşit çeşit yanıtlar peş peşe sıralandı.

HDP’den yapılan açıklamalar yerli yerinde ve açıklayıcı olmasına rağmen, belli ki tartışmalar bitmeyecek. Zararı yok, herkes tartışabilir hatta tartışılmasında yarar var. Bununla birlikte, bazı gerçekleri ortaya koyup tespitler yapmadan yürütülecek tartışmalar doğru sonuçlar doğurmaz.

Nedir bunlar, sırayla gidelim.

Tecrit, hukuk ve ahlak dışı bir işkence yöntemidir. Tecridi savunmak işkenceyi savunmaktır. Cezaevindeki herkes gibi Sayın Öcalan’ın da ailesi ve avukatlarıyla yasalar çerçevesinde görüşme hakkı vardır. “Tecrit kaldırılsın” demek ne suçtur ne de yanlıştır. Tersini savunmak ahlak dışıdır ve suça ortak olmaktır.

Tecrit siyaseten de yanlıştır. Öcalan’ın konuşabilmesi çatışmayı değil, çözüm olasılığını büyütür. Bunu her fırsatta defalarca denediğine, barış çağrıları yaptığına tanık olmadık mı?

Çözüm sürecine karşı çıkmak açık açık savaş taraftarlığıdır. Çözüm sürecinden lanetli bir öcü gibi söz etmek yaşamı değil, ölümü savunmak demektir. Bununla birlikte, çözüm sürecinin yöntemini, yolunu ve yordamını eleştirmek, öneriler yapmak herkesin hakkıdır.

Öcalan’ı AKP’ye destek veriyor ya da verecek gibi göstermek kesinlikle yanlıştır, haksızlıktır. Sayın Öcalan, barış için en küçük bir olanağı bile değerlendirmekten geri durmaz. Bunun yanı sıra, barış umutlarını bir seçime kurban etmeyecek kadar da deneyimlidir.

Öcalan bugüne kadar HDP’ye tek bir talimat bile vermedi, vermez. Böyle bir tarzı yoktur. Gerekçeleriyle birlikte öneride bulunur, çağrı yapar. Bu önerileri ve çağrıları her siyasi partinin yetkili organlarında mutlaka gündeme geldiği gibi HDP’de de ciddiyetle ele alınır, değerlendirilir ama karar organı da irade de HDP yönetimidir.

Türkiye sınırlarının içinde ve dışında çatışma durumuna dair en etkili barış kurucu aktör Öcalan’dır. Kendisinin desteği ve katkısı olmadan barış yolunda mesafe kat edilemez. PKK, Öcalan’dan başka hiç kimseyi dikkate almaz.

Demokratikleşmenin ve nihai çözümün adresi TBMM’dir. Burada da muhatap, HDP ile birlikte tüm siyasi partiler ve toplumun kendisidir.

Şu anda AKP’nin çözüm niyeti de kapasitesi de niteliği de yoktur. Gırtlağına kadar adaletsizliğe, zulme, yolsuzluklara batmış, çözülme süreci yaşayan, tükenmekte olan zayıf bir iradedir AKP. Atacağı her adım, küçük ve ucuz seçim hesaplarından öte anlam taşımaz.

HDP tabanı da Kürt seçmen de deneyimli, bilinçli, politik ve örgütlü bir güçtür. Neyin ne olduğunu çok iyi bilir, nasıl davranacağını da günü geldiğinde ortaya koyar. Kandırmaya, kafa karıştırmaya dönük AKP’den gelecek her hamle, halkın iradesine çarpıp geri döner.

AKP yeni bir çözüm süreci başlatır mı başlatmaz mı yoksa bu bir oyun mudur değil midir şeklindeki spekülatif tartışmalara girmek yerine, muhalefetin Kürt sorununda kendi çözüm stratejisini ortaya koyması daha doğru olur. Muhalefet bunu yapmadığı sürece iktidar Kürt sorununu ve çözüm sürecini istismar etmeyi sürdürecektir. Kast ettiğim şey, AKP ile birlikte yeni bir çözüm süreci değil, seçimden sonra iş başına gelirlerse muhalefetin nasıl bir çözüm önerdiklerini ana hatlarıyla şimdiden ortaya koymalarıdır. Kürt sorunu Türkiye’nin birliği ve barış içinde çözülecekse HDP dahil tüm muhalefetin şimdiden ortak bir çözüm stratejisinde uzlaşmaları, Türkiye’nin geleceği açısından çok gerekli ve önemlidir.

Benim gözümden durum budur.”

Paylaşın

6 Muhalefet Lideri 5. Kez Bir Araya Geliyor

Güçlendirilmiş parlamenter sistem masasında yer alan 6 muhalefet partisinin lideri, 3 Temmuz Pazar akşamı, beşinci kez bir araya gelerek, seçimlere dönük yol haritasına ilişkin alınan mesafe ve önümüzdeki sürece ilişkin yapılacak çalışmaları masaya yatıracak.

Bu çerçevede, “güçlendirilmiş parlamenter sistemin anayasası” liderlerin masasında olacak. Bu toplantıda da “aday ismi” ve “seçim ittifakı” konularında somut bir adım beklenmese de, CHP kulislerinde, “Aday ismi değil, ama eşkali belli olur” yorumu yapılıyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Pazar akşamı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Anayasa çalışması ele alınacak

Toplantıda, 6 partinin temsilcilerinden oluşan ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş için gerekli anayasal ve yasal değişikliklerle ilgili çalışmayı yürüten komisyonun raporunun ele alınması planlanıyor.

Liderlerin, her toplantı sonrası açıkladığı bildiride de, yapılacak yasal ve anayasal değişikliklere ilişkin mesajların yer alacağı ifade ediliyor. Anayasa çalışmasını daha sonra belirlenen takvim çerçevesinde önümüzdeki günlerde komisyon üyelerinin ortak toplantıyla kamuoyuna açıklaması planlanıyor.

Toplantıda, parlamenter sisteme geçiş süreci ile ilgili oluşturulan komisyonun çalışma takviminin de netleştirilmesine ilişkin görüş alışverişinde bulunulacağı belirtiliyor. Dış politika, bir önceki toplantıda oluşturulan “göç komisyonu” ve ekonomideki gelişmelerin de 6 liderin masasında olması bekleniyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusunda, Türkiye’nin koşullu olarak vetosunu kaldırması konusu da liderlerin masasındaki başlıklar arasında.

CHP kulisleri: Eşkali belli olur

Kamuoyunda uzun süredir tartışılan, ‘muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı’ sorusunun, bu toplantıda da netleşmesi beklenmiyor. Ancak liderlerin, seçime “ortak adayla” mı, yoksa “ayrı ayrı adaylarla mı” gideceğine ilişkin tutum belirlenmesi konusunda adım atılabileceği belirtiliyor. Masadaki siyasi partiler, uzlaşma sağlanması halinde “ortak aday” çıkarılması konusunda hemfikir görünüyor. Ancak bu konuda mutabakata bağlanmış bir karar yok.

CHP kulislerinde, Pazar günkü toplantıda, ortak adaylık dahil, cumhurbaşkanı adaylığı konusunun masaya geleceği beklentisi dile getiriliyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun masaya Cumhur İttifakı ve 6 muhalefet partisinin oy oranları, cumhurbaşkanı adaylığı seçimine ilişkin simülasyonları içeren bir dosya ile geleceği belirtiliyor.

BBC Türkçe’ye konuşan CHP’li bir kaynak, “Bütün kamuoyu araştırmaları, isim kim olursa olsun muhalefetin adayının kazanacağını gösteriyor. O nedenle büyük ihtimal zaten ortak aday çıkacak. Biz bu sonuçlara göre Kemal Bey’in aday olacağını düşünüyoruz. Tabii bu toplantıdan, isim, adayın açıklanma tarihi çıkmaz, ama eşkali belli olur” görüşünü dile getirdi.

CHP kaynakları, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak son toplantıda da muhalefetin nasıl bir aday göstereceğinin kamuoyuna deklare edilebileceğini, ancak ismin seçim sürecine girildiğinde ilan edileceğini ifade ediyorlar.

Parlamento seçimlerine ilişkin “seçim ittifakı” konusunda ise somut bir karar alınması beklenmiyor, tıpkı aday ismi gibi bunun da seçim sürecine bırakıldığı ifade ediliyor. Ancak liderlerin, seçim işbirliği yapılması halinde ve ittifak seçeneklerine göre ne kadar milletvekili çıkarabileceklerine ilişkin saha analizlerini paylaşabileceklerine işaret ediliyor.

DEVA Partisi: Ortak iletişim stratejisi oluşturulsun

Toplantı öncesinde DEVA Partisi içinde yapılan değerlendirmelerde, parlamenter sistem, seçim güvenliği, geçiş süreci, kurumsal reformlar, ekonomi konularında hazırlanan çalışmaların, “muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı” tartışmasının gölgesinde kaldığı eleştirileri dile getirildi.

Edinilen bilgiye göre, Ali Babacan, bu çalışmaların kamuoyuna daha iyi duyurulabilmesi için 6 partinin ortak bir “iletişim stratejisi” oluşturması önerisini masaya taşıyacak. Toplantının ardından, liderler alınan kararları, ortak bildiriyle kamuoyuna açıklayacak.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

HDP’den 3. Yol Açıklaması: Barış Ve Demokrasi İçin Tek Çözüm Yoludur

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. Yol bu toprakların barış ve huzuru için gerçekçi tek yoldur. Emekten, kadından, doğadan, çoğulculuktan, inançlardan ve tüm kimliklerden yana demokratik bir değişimi ve dönüşümü, demokratik bir cumhuriyeti yaratmak gayesindedir” dedi.

Haber Merkezi / HDP’li Günay, açıklamasının devamında, “Bu amaçla tüm toplumsal ve siyasal muhalif kesimler; emek, barış ve demokrasi güçleri, aydınlar, sanatçılar, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlarla beraber yürüyor, üretiyor ve direniyoruz. İşte HDP’nin varlık gerekçesi budur!” ifadelerini kullandı.

HDP’nin “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” sloganıyla 3 Temmuz’da gerçekleştireceği 5’inci Olağan Büyük Kongresi için hazırlıklar tamamlandı. HDP Sözcüsü Ebru Günay, kongrede HDP Eş Genel Başkanları seçimine ilişkin, “Mutabakat komisyonumuz ve parti kurullarımızdaki genel eğilim eş genel başkanlarımızın devamı yönünde. Sürpriz beklemiyoruz, HDP’de mutabakat önemli” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde yaptığı basın toplantısında kongre sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Günay özetle şunları söyledi:

“Türkiye’nin sorunlarının bu kadar ağırlaştığı, partimize yönelik saldırıların kesintisiz devam ettiği ve iktidarın partimizi ve demokratik siyaseti tasfiye ederek iktidarını ve ömrünü uzatmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleştireceğimiz 5’inci Olağan Büyük Kongremiz Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm yollarını gösterecek.

Bir taraftan sürekli milliyetçi-şoven hamaset üzerinden savaşı/yıkımı dayatan, halkın bütçesini mermilere harcayan, kendi varlığını ülkenin bekası diye pazarlayan, çürümüş-yozlaşmış-mafyalaşmış, tehdit ve şantajlarla ayakta durmaya ant içmiş bir iktidar gerçeği var, diğer taraftan da bununla etkili bir mücadele etmede iktidarın çizdiği sınırların dışına çıkamayan, kendi gündemini yaratma cesaretini gösteremeyen bir muhalefet var. Özünde iki taraf da bir çözüm gösteremiyor.

Haliyle iki çözümsüz taraf dışında, üçüncü bir seçeneğin var olduğunu biliyor ve tüm siyasal hattımızı, mücadele mirasımızı ortaya koyup, çözüm biziz diyoruz. 3. Yol bu toprakların barış ve huzuru için gerçekçi tek yoldur. Emekten, kadından, doğadan, çoğulculuktan, inançlardan ve tüm kimliklerden yana demokratik bir değişimi ve dönüşümü, demokratik bir cumhuriyeti yaratmak gayesindedir. Bu amaçla tüm toplumsal ve siyasal muhalif kesimler; emek, barış ve demokrasi güçleri, aydınlar, sanatçılar, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlarla beraber yürüyor, üretiyor ve direniyoruz. İşte HDP’nin varlık gerekçesi budur!

“Kararlılıkla mücadele ediyoruz”

Biz bu farkındalık ve kararlılıkla mücadele ediyoruz, Türkiye halklarının demokratik geleceğini inşa etme yolunda mücadelemizi yükseltiyoruz. Sokaklarda, işyerlerinde, meydanlarda, Meclis’te, zindanlarda ve iktidarın baskısını hissettirdiği bütün alanlarda kararlılıkla mücadele ediyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılına girerken tüm toplumsal kesimler için tarihi dönemeçte olduğumuzun herkes farkında. HDP, bu kritik sürecin, bu kader anının çözüm gücüdür. HDP’nin tavrı, tutumu tüm bu siyasal ve sosyal gelişmeleri belirleyecek yegâne hakikattir.

3 Temmuz’da ki 5. Olağan Büyük Kongremiz için Hakkâri’den Edirne’ye, Ağrı’dan İzmir’e İstanbul’dan Amed’e dört bir taraftan yollarda olacağız. Akın akın Ankara’ya, kongre salonumuza yürüyeceğiz. Gençler enerjileriyle, kadınlar zılgıtlarıyla, emekçiler alın teriyle, çocuklar gülüşleriyle, kısaca rengarenk giysiler ve sözlerimizle kongre alanında olacağız. “Çözüm Biziz, Sözümüz Var” diyerek hazırlandığımız kongre sürecinde, HDP olarak 10.yılımızda daha güçlü olduğumuzu bize diz çöktürmeye çalışanlara bir kez daha göstereceğiz. HDP bu ülkenin demokratik mücadelesinin köşe taşıdır, temel direğidir, teslim alınamaz, diz çöktürülemez. 3 Temmuz da kara bulutları dağıtacağız, yeniden umudu büyüteceğiz, 8 Mart ruhunu, Newroz coşkusunu ve 1 Mayıs inadını şimdi 5. Olağan Büyük Kongremizde buluşturma zamanı diyoruz.

“HDP ve onun fikriyatında kararlıyız!”

5.Kongremiz şunu gösterecek; tek adama karşı halklar, havuz medyasına karşı özgür basın, faşizme karşı demokrasi, korkuya karşı cesaret bizimdir. Kutuplaşmaya karşı ortak yaşam, yandaşa karşı yurttaş ve tecride karşı özgürlük bizimdir. Bu kongrede neyin kararı alınacak diye merak edenlere, şimdiden söylemek isterim ki: Kentimizi ve kendimizi yönetmede, anlamlı bir yaşam isteğinde, onurlu bir barışta, ülkenin her sorununa dair çözümde, adalet ve eşitlikte, kısaca HDP ve onun fikriyatında kararlıyız! Bu kararlılığı ilmek ilmek örmenin kararlılığını göstereceğiz.

Kongremizde en büyük muhalefet partisi olarak söz kuracağız! Bu ülkenin sorunlarını gerçek anlamda çözecek tek parti olarak söz kuracağız! HDP bugün umut dolu yarınlar için, çocukların geleceği için direniyor ve her türlü baskı ve zora karşı yılmadan mücadele diyor. Bu inanç ve kararlılıkla, demokratik ve barış dolu bir gelecek inancıyla sokaklarda meydanlardayız. Tüm halklarımızı, demokrasi ve özgürlüğe inanan herkesi kongremize bir kez daha davet ediyorum, çünkü Çözüm Biziz, Sözümüz Var.”

Paylaşın

11 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri Meclis’te: 9 HDP, 1 TİP, 1 CHP

11 milletvekiline ait 16 dokunulmazlık dosyası daha Meclis’e gönderildi. Meclis Karma Komisyon’a gönderilen fezlekelerin 2’si Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında düzenlendi. Demokratik Bölgeler Partisi Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ve 8 HDP Milletvekili hakkında da fezleke düzenlendi.

Haber Merkezi / Yasama dokunulmazlığının kaldırılması istenen HDP Milletvekilleri arasında Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin hakkında 3, Şırnak Milletvekili Nuran İmir ile Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan hakkında 2, Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Tunceli Milletvekili Alican Önlü hakkında ise 1 fezleke Meclis’e geldi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın