Hayvanlar Büyük Depremleri Önceden Hissedebilir Mi?

Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 10 ilde ve Suriye’nin kuzey bölümünde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler, hayvanların büyük depremleri insanlardan önce hissedebildikleri fikrini yeniden tartışmaya açtı.

VOA Türkçe’nin Washington Post gazetesinden aktardığı Leo Sands imzalı haber, hayvanların depremleri önceden hissedip hissedemeyeceğini ele alıyor.

Hayvanların büyük depremleri hissedebildikleri teorisini destekleyebilecek bilimsel araştırmalar mevcut. Uzmanlar, tıpkı sismoloji cihazlarının insan bedeninin hissedemediği sarsıntıları algılayabildiği gibi hayvanların da büyük depremlerden saniyeler önce yayılan çok küçük öncü şokları hissedebilecek donanıma sahip olduğunu söylüyor. Hatta bazı araştırmacılar, hayvanların öncü şoklardan bile önce sarsıntıları hissedebileceği görüşünde.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’ne (USGS) göre depremden hemen önce hayvanların anormal davranışlar sergilemesi, iki tür sismik dalga arasındaki farkla açıklanabilir. P dalgası olarak adlandırılan birincil dalgalar, bir depremin yaydığı ilk dalgalar olarak biliniyor. USGS, merkez üssünden saniyede birkaç kilometre hızla yayılan bu dalgaların hayvanlar tarafından daha kolay algılandığını kaydediyor. P dalgalarını S dalgası olarak adlandırılan ikincil dalgalar izliyor. S dalgaları, yeryüzünü sarsıyor.

USGS’e göre ”Çok az sayıda insan, depremin merkez üssünden en hızlı hareket eden, daha küçük olan ve daha büyük S dalgalarından önce gelen P dalgalarını hisseder. Ancak daha hassas duyulara sahip birçok hayvan, S dalgaları çarpmadan saniyeler önce P dalgalarını hissedebilir.”

Sismoloji cihazlarının tespit ve analiz ettiği ilk sarsıntılar, depremleri önceden tahmin etmek için erken uyarı sistemleri tarafından kullanılıyor. Bu sistemler, depreme sadece bir dakikadan az süre kala bildiriyor. Peki hayvanlar, depremleri daha önce haber verebilir mi? Bu konuda bilimsel veriler daha belirsiz.

Bir araştırmacı, hayvanların öncü şoklardan bile önce depremleri hissedebileceği görüşünde. Max Planck Hayvan Davranışı Enstitüsü Direktörü Martin Wikelski, ”Hayvanların depremlerin ön işaretlerini gerçekten hissettiklerine ilişkin çok iyi gösterge var” dedi.

Wikelski’nin 2020’de yayınladığı ve bağımsız uzmanlar tarafından değerlendirilen araştırmasında İtalya’da bir çiftlikte inek, köpek ve koyunlara elektronik fiş takıldı. Amaç, bölge yakınında depremler tespit edildiği dönemde birkaç ay boyunca hayvanların davranışlarını gözlemlemekti. Uzmanlar, hayvanların olağandışı şekilde ”aşırı hareketli” olduğunu gördü. Aşırı hareketlilik, bölgedeki sekiz büyük depremin yedisinden önce hayvanların 45 dakikadan uzun süre hareketlilik içinde olması şekilde tanımlandı. Wikelski’nin ”hayvanlar için küçük cep telefonları” olarak tarif ettiği cihazlarla yapılan araştırma, hayvanların depremleri insanlara kıyasla 12 saat ya da daha uzun süre önce hissedebileceği, bu sürenin öncü şoklardan da önce olduğuna işaret ediyor.

Hayvanların neden olağandışı tepki gösterdiğinin netlik kazanmadığını kaydeden Wikelski, hayvanların tehlike algılama becerisinin birbirleriyle iletişim kurma becerisiyle bağlantılı olabileceğine inanıyor.

Uzman, ”İnekler ilk önce dondu kaldı, hiç hareket etmediler. Bu durum köpekleri huzursuz etti ve havlamaya başladılar. Sonra da koyunlar delirdi. Hep beraber de inekleri delirttiler” diye konuştu.

Ancak 2018 yılında, depremlerden önce hayvanların anormal davranışlar sergiledikleriyle ilgili 700 kayıtlı iddianın değerlendirildiği çalışma, bazı sonuçlara varmadan önce daha fazla kanıt gerektiğine işaret ediyor.

Uzmanlar hayvanların tuhaf davranışlarının çoğu zaman büyük deprem dalgalarından birkaç saniye önce gelen sismik öncü şoklarla açıklanabileceğini kaydediyor. Uzmanlar ayrıca mevcut kanıtların çoğunu, geriye dönük ve anekdot nitelikli olduğu için güvenilmez olarak kabul ediyor.

Paylaşın

Bitki Bazlı Protein Mi Yoksa Hayvan Bazlı Protein Mi?

Protein, insan vücudundaki dokuların yapı taşı olduğu için önemli bir rol oynar. Protein biyoyararlanımı, vücudumuzda ne kadar proteinin kullanılabilir olduğu anlamına gelir. Spesifik bir protein türü, sindirilmesi, emilmesi ve diğer daha az karmaşık temel proteinlere dönüştürülebilmesi kolaysa, yüksek biyoyararlılıklı olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Beslenmemize yeterli miktarda protein eklemek genel sağlığımızı için çok önemlidir. Protein, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, hücre yapısının korunması, birçok kimyasal reaksiyonda katalizör, hormonların işleyişi, organ yapısının korunması ve vücudun genel olarak büyümesi ve gelişmesi gibi çeşitli işlevleri yerine getirir.

Vücut için gerekli olan proteini hem bitkilerden hem de hayvanlardan alabiliriz. Hangi kaynağın daha iyi olduğu oldukça tartışmalıdır.

Protein üretimi için yirmi amino asit çok önemlidir. Vücudumuz bu yirmi amino asitten dokuzunu kendi başına üretemez. Bu dokuz amino aside esansiyel amino asitler denir.

Hayvan kaynaklı proteinler genellikle dokuz temel amino asidin tümünü içerir, bu nedenle tam protein kaynakları olarak adlandırılır. Bazı bitki kaynaklı proteinler de tam protein kaynaklarıdır, ancak çoğu eksik olarak kabul edilir. Ancak bu eksik bitki proteinleri birleştirmek vücudumuzun gereksinimlerini karşılayabilir.

Protein açısından zengin kaynaklar

Proteinin biyoyararlanımına göre, vücudumuzun protein ihtiyacını karşılamak için çok çeşitli hayvansal ve bitkisel protein kaynakları mevcuttur, örneğin:

  • Hayvansal protein kaynakları

Tüm hayvansal protein kaynakları temel proteinler açısından zengin değildir. Zengin hayvansal protein kaynakları şunlardır:

  • Yumurta ve kümes hayvanları eti
  • Yağsız et
  • Hindi
  • Somon, kabuklu deniz ürünleri gibi deniz ürünleri ve balıklar
  • Süt, yoğurt ve peynir gibi diğer süt ürünleri

Ancak sağlığa yararı olmadığı için tavuk kanadı veya deniz ürünleri gibi işlenmiş hayvansal ürünleri tüketmekten kaçınılmalıdır.

  • Bitki protein kaynakları

Birçok bitki protein açısından zengindir ve günlük gereksinimlerimizi karşılayabilir:

  • Tofu, edamame gibi soya ürünleri
  • Fıstık gibi kuruyemişler
  • Fasulye ve baklagiller
  • Kinoa
  • Karabuğday
  • Chia tohumları ve kenevir tohumları
  • Spirulina
  • Yabani pirinci
  • Beslenme mayası

Çeşitli yiyecekler içeren bir beslenme, protein ihtiyacımızı karşılayabilir. Çeşitli proteinlerin karışımına sahip bir beslenme, birçok hastalık riskini azaltabilir. Bu nedenle beslenmenize sizi zinde ve sağlıklı tutabilecek iyi protein kaynakları ekleyin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Yüksek Sıcaklıklar Kertenkelelerin ‘Yaşlı’ Doğmasına Yol Açıyor

Yüksek sıcaklıklar bazı hayvan popülasyonlarında kaosa neden oluyor… İklim krizi nedeniyle bazı kertenkelelerin halihazırda yaşlı doğduğu, bir araştırmada ortaya kondu.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları, Fransa’nın hızla ısınan güneyindeki sürüngenlerin halihazırda zarar görmüş ve yaşlanmış DNA’larla doğduklarını, bu durumun hayatta kalma şanslarını etkileyebileceğini söylüyor.

Yüksek sıcaklıklar yangınların ormanlık alanları tahrip etmesine ve kıyı şeritlerinin aşırı ısınmasına neden olarak farklı hayvanlar için yerinden olma ve hatta ölüm gibi tahrip edici zincirleme etkilere yol açıyor.

Fakat doğuran, diğer adıyla bayağı kertenkele, tür sayısını ciddi şekilde azaltabilecek farklı bir sorunla karşı karşıya.

Fransa’daki araştırma enstitüsü Ifremer’den biyolog Andreaz Dupoue, ekibiyle birlikte ülkenin Massif Central dağlarında çalışarak kertenkelelerin genetik materyalini 10 yıl boyunca listeledi.

Kertenkelelerin kromozomlarının uçlarında bulunan ve DNA’nın geri kalanının yıpranmasını önleyen telomer adlı kapakları ölçtüler. Bu kapaklar kertenkele yaşlandıkça bozulmaya başlar ve nihayetinde uygun koruma sağlayamayacak hale gelir.

Artan sıcaklıklar telomerlerin erken zayıflamasına neden olabilir, dolayısıyla artık DNA’yı koruyamazlar.

İncelenen 10 kertenkele popülasyonundan biri, çalışma sürerken yok oldu.

Washington Post’a konuşan Dupoue, “Aslında epey üzücüydü” dedi ve ekledi:

“Bu gerçekten de çok hızlı gelişen bir şey.

Bir kez bu olaylar döngüsüne girdiğinizde, geri dönmek hayli zordur. Bu bir kısır döngü haline gelebilir.”

Fransa yılın üçüncü sıcak hava dalgasıyla boğuşurken ülkede sıcaklıklar 40 santigrat dereceye dayandı.

Çarşamba günü Toulouse kenti yakınlarında termometrelerin 40 santigrat dereceyi göstermesi beklenirken, Fransa’nın orta ve güney kesimlerinde 38 santigrat derecelik yüksek sıcaklıkların görüleceği tahmin ediliyordu. Toplamda yaklaşık 27 bölge için sıcaklar nedeniyle “turuncu” hava durumu uyarısı yapıldı.

Paris’teki yetkililer bölge sakinlerini “son derece dikkatli” olmaları ve mümkün olduğunca güneşte kalmamaları konusunda uyardı.

Paylaşın