HDP’li Ve CHP’li Vekillere Ait Dokunulmazlık Dosyaları TBMM’de

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) üç milletvekiline ait iki dokunulmazlık dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ulaştı. 

Milletvekilli dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla hazırlanan; HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca ve İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın aynı dosyada yer alan fezlekesi ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in fezlekesi, TBMM Adalet ve Anayasa Karma Komisyonu’na havale edildi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, 6 Ocak’ta HDP’ye Hazine Yardımı Kesintisini Görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin tarafından yapılan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) Hazine yardımının kesilmesi talebini 6 Ocak’ta görüşecek.

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin, 2023 bütçesi kapsamında partiye 10 Ocak 2023’te yapılacak Hazine yardımı öncesi partinin hesaplarına bloke konulmasını talep etti. Yargıtay talebi üzerine Anayasa Mahkemesi, Hazine yardımının kesilmesi konusunu 6 Ocak’ta görüşecek.

Mahkeme, yardımın kesilmesi yönünde karar verirse, HDP, 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından yararlanamayacak.

Anayasa Mahkemesi, Şahin’in daha önce aynı yönde yaptığı başvuruyu, kararla birlikte değerlendirileceği için reddetmişti. Şahin, geçtiğiz günlerde yaptığı başvuruda da , Hazine yardımının kesilmesi talebini şu gerekçelere dayandırmıştı:

“Davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.”

HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmî Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacak.

Siyasi yasak istenen isimlerin tamamı

Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Pervin Buldan, Sezai Temelli, Mithat Sancar, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Ertuğrul Kürkçü, Mehmet Emin Adıyaman, Ayla Akat Ata, Mülkiye Birtane, Berdan Öztürk, Bengi Yıldız, Demir Çelik, Esat Canan, Halil Aksoy, Hasip Kaplan, Hüsamettin Zenderlioğlu, Kemal Aktaş, Özdal Üçer, Aysel Tuğluk, Faysal Sarıyıldız, Ferhat Encu, Nursel Aydoğan, Abdullah Zeydan, Dilek Öcalan, İdris Baluken, Adem Geveri, Ahmet Yıldırım, Lezgin Botan, Aycan İrmez,

Altan Tan, Behçet Yıldırım, Burcu Çelik Özkan, Çağlar Demirel, Enise Çoban Güneyli, Gülser Yıldırım, Yüksel Mutlu, Çilem Küçükkeleş, Leyla Zana, Dirayet Dilan Taşdemir, Hatice Kocaman, Emine Beyza Üstün, Kadri Yıldırım, Kıznaz Türkeli, Leyla Birlik, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Emin İlhan, Mizgin Irgat, Nihat Akdoğan, Osman Baydemir, Saadet Becerikli, Seher Akçınar Bayar, Taşkın Aktaş, Şafak Özanli, Ergün Koç, Alican Önlü, Abdullah Levent Tüzel, Ayşe Acar Başaran, Feleknas Uca, İmam Taşçıer, Leyla Güven, Mahmut Toğrul, Hüda Kaya, Asiye Kolçak, Edip Berk,

Ziya Çalışkan, Sibel Yiğitalp, Ziya Pir, Besime Konca, Tuğba Hezer Öztürk, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Erdal Aydemir, Erol Katırcıoğlu, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Tulay Hatımoğulları Oruç, Musa Piroğlu, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Hakkı Saruhan Oluç, Kemal Bülbül, Murat Çepni, Murat Sarısaç, Ömer Öcalan, Remziye Tosun, Sıdık Taş, Necibe İlhan, Gürü Toprak, Hayrettin Şen, Müslüm Acar, Yücel Demirer, Özgür Müftüoğlu, Alp Altınörs, Fatma Gök, Ferhat Tunç Yoslun, Kuvvet İhsan Lordoğlu, Mehmet Rıza Türkay, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Gonca Yangöz, Mehmet Şamil Altan,

Serap Hasibe Akpınar, Günfer Karadeniz, Seçkin Kır, Pınar Aydınlar, Aleddin Erdoğan, Gögerçin Aras, Gültekin Koçdemir, Halef Yiğit, Hatice Akdağ, Hatice Büşra Kuyun, Hamza Ağırman, Hazal Karabey, Helin Yılmaz, Mehmet Ali Yiğit, Mehmet Eşref Mamedoğlu, Metin Özbadem, Murat Kalmaz, Muzaffer Tunç, Naci Sönmez, Ömer Aşkara, Ömer Faruk Kırınç, Rabia Tekas, Selahattin Yılmaz, Serdar Batur, Sevim Akdağ, Seyithan Kırmızı, Maşallah Beyret, Murat Şahin, Nadire Kılıç, Sinem Varlı Hanazay, Şerif Adlım, Tahsin Yeşildere, Abdulmelik Okyay, Baran Nayır,

Burhan Karakoç, Fırat Yaman, Gülçin İsbert, Hatice Kavran, Hatice Ödemiş Bayram, Hatip Çaplık, Hişyar Özsoy, Hüsamettin Özdem, Hüseyin Güngör, Hüseyin Gür, Hüseyin Koçuk, Hüseyin Tak, Hüseyin Vural, Hüseyin Yıldız, Hüseyin Yılmaz, İbrahim Sinemillioğlu, İbrahim Binici, İhsan Coşkun, Abdullah Alagöz, Abdullah Koç, Abdulselam Demirkıran, Abdurrahman Doğar, Abdurrahman Öztürk, Adalet Aydın Sözkesen, Ahmet Aday Hakkında, Ahmet Karataş, Ahmet Şık, Ahmet Telli, Ahmet Turan Demir, Ali Atalan, Ali Deniz Esen, Ali Haydar Konca, Ali Kenanoğlu,

Ali Oruç, Ali Özkan, Ali Ürküt, Abdulhakim Gülmez, Adar Taş, Alişan Şahin, Alper Öztürk, Arife Çınar, Arife Köse, Aydın Erdoğan, Ayfer Fatma Çelik, Aylin Hacaloğlu, Aynur Seyrek, Ayşe Erdem, Ayşe Yolkesen, Barış Karabıyık, Berfin Can, Berfin Özgü Köse, Berkat Kar, Betül Ünsal, Bircan Yorulmaz, Burcu Çiçek, Bülent Taşan, Bülent Durukan, Cem Kirazoğlu, Celal Doğan, Cemil Çelik, Cengiz Koyuncu, Cevdet Konak, Cevriye Aydın, Cihan Erdal, Deniz Lodos Mutlu, Devrim Turgay Yılmaz, Dicle Öztürk, Dilek Yağlı, Dilşat Canbaz, Diyar Orak, Doğacan Yılmaz, Doğan Özkan, Ekim Veyisoğlu, Elif Gevez, Emine Ülker, Ender İmrek, Erdal Ataş, Erkan Cengiz, Erkan Karabay,

Erol Dora, Ertuğrul Barka, Esen Güldemir, Eylem Pınar, Feray Mertoğlu, Ferdane Sibel Erduman, Feride Peynirci, Fırat Epözdemir, Filiz Kerestecioğlu Demir, Garo Paylan, Gülbahar Gündüz, Gülfer Akkaya, Gürsel Şenşafak, Habip Eksik, Hakim Aydın, Haluk Çeliktaş, Hasan Kıyafet, Hatice Altınışık, Hatem Deniz Öztekin, Helin Yağmur Üci, Hüseyin Kaçmaz, İlkay Yenigün, İsmail Şengül, İsmet Süzer, İsmet Yalçınkaya, Kadir Selamet, Kadriye Özgüç, Kemal Peköz, Kenan Yıldız, Kıvanç Eliaçık, Lale İnci Hekimoğlu, Leyla Uyar, Lezgin Altan, Macide Erkmen, Mahmut Akbaş, Mahmut Çavlı,

Mahmut Celadet Gaydalı, Mehmet Akgül, Mehmet Elbistan, Mehmet Öner, Mehmet Özcan, Mehmet Salih Taşdemir, Mehmet Yardımcı, Mehmet Tarhan, Mehmet Ruştu Tiryaki, Mehmet Zeki Altın, Meliha Varışli, Melise Mine Tantan, Muazzez Orhan Işık, Muhammet Zengin, Muharrem Ender Öndeş, Murat Demirkıran, Murat Türk, Mustafa Sarısülük, Mutlu Öztürk, Müslüm Doğan, Müşerref Geçer, Naciye Çiğdem Atalay, Nazmi Gür, Nesimi Aday, Nimetullah Erdoğmuş,

Nuran İmir, Nuray Türkmen Canlı, Nurcan Karasu, Nuriye Taka, Nusrettin Maçin, Oğuz Uğur Olça, Oya Ersoy, Ömer Güven, Özgür Oran, Özgür Zeydanoğlu, Pelin Alpşar, Perihan Hoşoğlu, Perihan Karakoç, Perihan Berivan Saydan, Pınar Akdemir, Remzi Çiftçi, Remzi Kozakçı, Remzi Özgökçe, Remziye Dündar, Reşat Aşan, Rıdvan Yavuz, Sadık Orçun Masatçı, Salim Kaplan, Salman Kaya, Samet Mengüç, Semra Güneş, Serbay Köklü, Serhat Aktumur, Sevda Çetinkaya,

Sevgi Evren Köroğlu, Sevgi Örüç, Sevtap Akdağ Karahalı, Sinem Coşkun, Sultan Özcan, Suzan Karabaş, Şaziye Köse, Şadiye Kırmızıgül, Şerife Yıldırım, Şevin Coşkun, Tayip Temel, Tevfik Kaçar, Tuğçe Özsoy, Tuma Çelik, Ünal Yusufoğlu, Veysel Mete Elçi, Yağmur Yurtsever, Yavuz Önen, Yılmaz Topaloğlu, Yuhanna Aktaş, Yunus Parım, Yusuf Çetin, Yusuf Karaçay, Yüksel Budak, Zarife Atik, Zehra Şahin Yeşil, Zeyni İpek, Zülal Nazan Üstündağ, Züleyha Gülüm, Adnan Selçuk Mızraklı, Ayhan Bilgen, Ahmet Türk, Cihan Karaman, Mehmet Demir, Mehmet Fatih Taş, Melike Göksu,

Remziye Yaşar, Yıldız Çetin, Rojda Nazlıer, Keziban Yılmaz, Orhan Ayaz, Semire Nergiz, Mehmet Zırığ, Caziye Duman, Nilüfer Elik Yılmaz, Gülistan Öncü, Azim Yacan, Belgin Diken, Orhan Çelebi, Songül Erden, Mülkiye Esmez, Nalan Özaydın, Hatice Çevik, Osman Karabulut, Erkan Acar, Yılmaz Şalan, Yakup Almaç, Adnan Topçu, Ülkü Karaaslan, Dilaver Kesik, Feyme Filiz Buluttekin, Ahmet Kaya, Mustafa Akkul, Tarık Mercan, Naşide Toprak, Hasan Safa, Hikmet Taşdemir, Serhat Çiçek, Bekir Polat, Yaşar Akkuş, Bülent Parmaksız, Günay Kubilay, Pervin Oduncu, Yurdusev Özkösmenler, Zeynep Karaman, Gülseren Tural, Suphiye Bayav, Mehmet Tutuş, Mehmet Eren, Mahmut Arık, İmam Gözel,

Gülseren Öner, Abuzer Küçükkelepçe, Ali Alper, Osman Demirci, Semra Akçalı, Zeliha Karınca, Mehmet Selim Özbek, Cafer Bulut, Ferhat Temel, Remzi Boztaş, Maşuk Arpaç, Mustafa Celep, Nigar Duru, Sabri Batur, Birgül Demirel, Adnan Ertuğrul, Yücel Yetişkin, Özlem Tunç, Barış Göze, Osman Vargün, Mubarek Babat, Şükrü Kagır, Yunus Gürbey, Miryekta Adıbelli, Metin Göze, Filiz Akılçağı, Murad Öndeş, Halis Erol, Meşhet Sırımsı, Murat Balyeci, Mehmet Şirin Dinar, Selahattin Karatoprak, Müzeyyen Belke, Beşir Belke, Murat Kılınç, Ayfer Yılmaz, Semra Çelik,

Mehmet Kaya, Songül Salman, Kenan Yıldırım, Serhat Göze, Yaşar Arat, Güner Kökat, Yaşar Yılmaz Altunbilek, Karip Erdovan, Mehmet Sait Bor, Ramazan Efendioğulları, Mustafa Koyuncu, Şahin Çoban, Sıraç Turğa, Güngör Didar Gül, Türkan Poyraz, Abdurrahman Abıc, Nevzat Can, Kemal Çakmak, Mehmet Sürer, Niyazi Yalçınkaya, Seyithan Kılıç, Sevgi Tekten, Sinan Odabaş, Bahar Ekinci, Fikret Fuat Kart, Servet Ziyanak, Sadık Turan, Osman Azak, Seydi Pektaş,

Abdulhamit Keskin, Ahmet Aslan, Kemal Koç, Aydın Oruç, Mustafa Dayan, Mehmet Bayram, Nahide Doğan, Şerafettin Keklik, Veysel Saka, Vedat Duru, Zeki Alaca, Zeki Çelepkolu, Selvi Güngörmüş, İbrahim Kasun, Cihan Amaç, Halil Akbaş, İbrahim Halil Kılıç, Mikail Gözek, Mustafa Görer, Ahmet Yılmaz, İsmail Demir, Özgür Aras, Handan Karakoyun, Yadişen Karabulak, Feyyaz Başak, Muhittin Yılmaz, Ercan Palta, Rifat Sarıkaya, Şengül Duman, Erdal Morkoç, İsmail Morkoç, Ercan Yıldırım, Erkan Yılmaz, Ersoy Erdoğan, Eyyup Kurt, Fahri Pıçak, Memet Hanifi Bartan,

Bedri Arslan, Kadriye Tören, Metin Eren, Abdulgani Alkan, Ahmet Aslan, Ahmet İlan, Ahmet Karakoç, Ali Atman, Aygül Alagündüz, Belgin Diken Laçin, Birgül Eser, Bişar Tutuş, Cuma Ali Kaya, Demet Özkaran, Emine Aydın, Erkan Erenci, Eylem Ceylan, Eyyüp Koşar, Fahri Kaplama, Fatih Kağanarslan, Fesih Balbey, Fesih Karataş, Giyasettin Duman, Hatice Makas, Hikmet Altuğ, Hülya Biçen, Kadriye Akalın, Kemal Baran, Latif Eminoğlu, Leyla Tekdağ, Mehmet Abidin Karaman, Mehmet Ali Altınkaynak, Mehmet Ateş, Mehmet Menge, Mehmet Sait Demir, Mehmet Sıdık Menge,

Mehmet Şerif Çamçi, Mehmet Şirin Karakaş, Mehmet Taş, Mehmet Yaşar Tanrıkulu, Mehtap Metin, Muhsedin Narin, Murat Kılıç, Hasan Çiçek, Murat Soner, Mustafa Akengin, Mustafa Alım Terin, Muzaffer Ulaş, Nevroz Reşitoğlu, Nevzat Sertaç Özgen, Niyazi Erdoğan, Nurettin Bakan, Pınar Tekin, Ramazan Kaval, Remziye Sızıcı, Salih Peksu, Salime Zinğil, Sedat Demirtaş, Selam Taş, Selma Metin, Semra Akgül, Sercan Doğan, Sevim Coşkun, Sinan Ekinci, Suat Mustafa Şenci, Şafii Hayme, Türki Gültekin, Ülkü Karaaslan, Vahap Günay, Cafer Çelik, Sıtkı Güngör, Semra Demir,

Ali Aslan, Aydın Çetinkaya, Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu, Benazir Coşkun, Berna Çelik, Bülent Uyguner, Celalettin Can, Coşkun Üsterci, Dilan Çetin, Elif Torun Öneren, Emine Kaya, Fatma Doğan, Gençay Gürsoy, Gülay Bilici, Gülşen Özer, Halef Keklik, Hidayet Enmek, Hürriyet Kaytar, İbrahim Akın, İlknur Birol, İzzet Karadağ, Mahfuz Güleryüz, Mazlum Karagöz, Mehmet Hüsamettin Yürek, Nadiye Gürbüz, Nurettin Turğut, Ömer Önen, Ramazan Holat, Roza Kahya, Şehriban Zuğurli, Tuna Aydın, Yeliz Bahçeci, Zahide Besi, Zelal Yerlikaya, Zübeyda Zümrüt, Alican Uçarcan,

Ayşe Yağcı, Ayşe Merva Aytemür, Ayşe Nüket Eralp, Ayşenur Vaizoğlu, Bahar Şimşek Day, Bayram Yılmaz, Bercan Aktaş, Betül Yarar, Beycan Taşkıran, Cafer Koluman, Can Memiş, Ekber Kaya, Elmas Çinar, Hacay Yılmaz, Ahmet Cavit, Dilek Aykan, Ercan Arslan, Erdem Yörük, Ferhat Tarhan, Filiz Koçali, Gülay Koca Öztürkoğlu, Hamit Geylani, Hüseyin Gözen, Ayten Yılmaz, İbrahim Ergin, Abdulkadir Demir, Hüseyin Daş, Kasım Çalışkan, Mahmut Çiftçi, Memet Doymaz, Meryem Koray, Mustafa Cem, Muzaffer Kaya, Nilay Etiler Lordoğlu, Nimet Sezgin, Nuri İşbilir, Osman Ergin, Perihan Ağaoğlu, Ruhşen Mahmutoğlu, Süleyman Kemal Atakan, Şeyma Kantarcı, Yasemin Özgün, Zarife Karasungur,

Zeki Çelik, Ahmet Saymadi, Cengiz Çiçek, Gönül Karaman, Ömer Özkan, Mehmet Emin Kılıcarslan, Gülsimet Önal, Halit İpekyüz, Keziban Bulak, Yüksel Seyitvan, Kazım Köse, Zeliha Kocaman, Halide Türkoğlu, Erhan Basut, Abdurrahman Çağan, Seval Çadırcı, Diba Keskin, Mecit Sargut, Mehmet Nuri Çiçek, Şaban Elbir, Turgut Bayramhan, Muammet Deveci, Sait Taycı, Yüksel Akgün, Seher Kadiroğlu Ataş, Ayfer Demirel, Bedriye Yorgun, Cahit Kırkazak, Cengiz Topbaşlı, Ekrem Savcı, Çiçek Arıç, Doğan Erbaş, Esra Keskin, Fırat Keser, Aycan Altın, Bahar Behice Orhan, Barış Caniş, Mahmut Duman, Mehmet Cüneyt Anar, Menican Gülmez, Necla Tartan, Sinan Ok, Ümit Öner.

Paylaşın

HDP’li Günay: Yeni Yılda Mücadeleyi Her Alanda Yükselteceğiz

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Günay, “2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay haftalık olağan basın toplantısı düzenledi. 4-5 Şubat 2023’te, İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceklerini belirten Günay’ın açıklamaları şöyle:

“Dün Roboski katliamının 11’inci yıl dönümüydü. Dün bir kez daha kapanmayan bir acıyı andık. Yaşamını yitiren 34 canımızı saygıyla anıyorum. Gerçek katiller ortaya çıkıp hesap verinceye kadar bizler mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu ülkedeki gerçek demokrasinin, Roboski Katliamı’nın gerçek faillerinin hesap vermesiyle olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler HDP olarak, acılı ailelerle birlikte mücadele yürütmeye, hesap sormaya devam edeceğiz.

Gezi Davası iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün açık göstergesidir

Yılın son günlerindeyiz ve maalesef tekrardan iktidarın düşman politikalarıyla, hukuksuzluklarıyla yılı bitiriyoruz. Dün Gezi Davası kararı istinaf mahkemesinde onaylandı. Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile diğer tutuklulara verilen karar onaylandı. Bu bir kez daha iktidarın yargıyı sopaya dönüştürdüğünün, yargıyı intikam alma aracına dönüştürdüğünün açık göstergesidir. Baştan sona hukuksuz ve usulsüzlüklerle dolu bir yargılama. Yargıyı sopaya dönüştürenler bilsinler ki; Gezi bu halklara umut oldu. Gezi direnişini ve ruhunu asla zindanlara dolduramazsınız. Bizler Gezi direnişinin yanında durmaya ve Gezi ruhuyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri tecrit politikasıdır

Bildiğiniz üzere HDP olarak Adalet Bakanlığı önünde Adalet Nöbetimiz devam ediyor. Bu ülkedeki savaş politikalarının en büyük etkenlerinden biri elbette iktidarın yürüttüğü tecrit politikalarıdır. Sayın Öcalan’ın avukatları, Asrın Hukuk Bürosu, Sayın Öcalan’ın CPT ile görüşmeye çıkmadığını duyurdu. Zaten 21 aydır avukat ve aile görüşmesinin gerçekleştirilmediği İmralı ile hiç bir fiziki temasın olmadığı kamuoyunun bilgisi dâhilinde. Bizler İmralı tecrit sisteminin, bu ülkedeki hukuksuzlukların, adaletsizliğin, faşizan uygulamaların temelinde olduğunun farkındayız. AKP kendi faşizmini tecrit ile besleyip büyüten bir iktidar. Tek adam rejimine karşı durmak için en çok da iktidarın tecrit politikalarına karşı mücadele ediyoruz, bunda da ısrarlıyız.

Adalet Bakanını bu suça ortak olmamaya davet ediyoruz

HDP olarak parlamento grubumuz Adalet Bakanlığı önünde hukuk uygulansın ve avukatlar görüşme gerçekleştirsin talebiyle nöbet eylemi başlattı. Eylemimiz 1 haftadır devam ediyor. Ne yazık ki Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda henüz bir açıklama yapılmış, avukat ve aile görüşlerinin yapılması için herhangi bir adım atılmış değil. Daha da önemlisi bizlerin, Eş Genel Başkanlarımızın yaptığı başvuru, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in yaptığı başvuru, DTK Eş Genel Başkanı Berdan Öztürk’ün ve vekillerimizin yaptığı başvurulara Adalet Bakanlığı henüz bir yanıt vermedi.

Bir kez daha Adalet Bakanlığı’na şunu hatırlatmak isterim: Oturduğunuz koltuk, adaletin tesis edilmesi için var olan bir makamdır. Sorumluluğunuzdaki bir cezaevinde 21 aydır aile ve avukat görüşmeleri gerçekleştirilmiyorsa, tecrit politikalarında ısrar ediliyorsa, siz de hukuku ayaklar altına alıyorsunuz. Adalet Bakanı olarak bu suça ortak oluyorsunuz. Bizler Adalet Bakanı’nı bu suça ortak olmamaya, çağrılarımıza ve taleplerimize cevap olmaya davet ediyoruz. Demokratik kamuoyunun kaygılarını gidermek için en hızlı şekilde avukat ve aile görüşmesinin gerçekleşmesi talebimizi yineliyoruz.

Tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir

Tecrit politikaları, savaş politikaları, tek adam rejimini besliyor. Tecrit politikaları bu ülkedeki her türlü hukuksuzluğun temelinde ve AKP’nin bir yönetim biçimine dönüştü. Tek adam rejimine karşı çıkmak, tecride karşı çıkmak, demokrasi, barış ve özgürlükte ısrar etmektir. Sayın Öcalan ile yapılacak görüşmelerin nasıl etki yaratacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Nasıl barışçıl bir ortam gelişeceğini, nasıl özgürlük ve demokrasinin gelişeceğinin farkındayız. Bundan da en fazla rahatsız olan, savaş politikalarından beslenen, içeride dışarıda savaş politikalarında ısrar eden AKP iktidarıdır. Bu nedenle tecritte ısrarlı. Adaletin tesis edilmesini, hukukun uygulanmasını, Adalet Bakanlığı’nın bu konuda bir an önce kaygıları giderecek adımlar atmasını, bir kez daha talep ediyoruz.

DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor

Bu tecrit politikalarıyla beraber her yerde Kürt halkına, onun örgütlü gücüne karşı saldırılar, baskılar devam ediyor. En son bileşen partimiz DBP Eş Genel Başkanı Sayın Keskin Bayındır, Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun tutuklandı. Birçok İl Eşbaşkanı gözaltına alındı, birçok il örgütü ve DBP Genel Merkezi’nde hukuka aykırı şekilde aramalar yapıldı. Bu iktidar kaybediyor, kaybederken de Kürdün örgütlü gücüne her alanda düşmanlık yapıyor.

Kürdün örgütlü gücüne saldırarak, DBP Eş Genel Başkanını tutuklayarak seçim startını vermeyi amaçlıyor. Ama Kürt halkı kendisine yapılan zulmü, kendi iradesine, örgütlü gücüne yapılan baskı, tutuklama ve gözaltıları asla unutmaz, bunun cevabını da sandıkta mutlaka verecektir. Keskin Bayındır’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Her alanda DBP ile omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Mirasını devraldığımız mücadele geleneği, her alanda baskılara karşı örgütlenmesini büyüterek cevap vermiştir. Her alanda yan yana omuz omuza mücadeleyi sürdüreceğiz.

Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor

Her alanda saldırılar sürerken, Paris Katliamının 10’uncu yılında ikinci bir Paris katliamı gerçekleşti. Kadın mücadelesinin öncü isimlerinden Emine Kara, sanatçı Mir Perwer, Abdurrahman Kızıl katledildi. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum. Birinci Paris katliamının arkasındaki karanlık güçler açığa çıksaydı bugün ikinci Paris katliamı açığa çıkmayacaktı. İktidarın her yerde içeride dışarıda Kürdün nefes aldığı her yerde, Kürdün kazanımlarında, Kürt halkına dönük düşman politikalarında bu saldırılarda etkilidir. İktidarın ırkçı politikaları, Kürt politikaları, her yerde Kürtlere dönük katliamları tetikliyor. Her yerde Kürde düşmanlık yapmaya devam ediyor.

Kürt halkının değerlerini hedef alan cinayettir

Buradan Fransız yetkililerine bir  kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu katliama aydınlatmak, bu cinayetin arkasındaki karanlık güçleri açığa çıkarmak sizlerin sorumluğunda. Bizler bunun farkındayız, ne birinci Paris katliamı ne de ikinci Paris katliamı sıradan ırkçı cinayetler değildir. Arkasında karanlık güçlerin olduğu, organize edilmiş ve tamamen Kürt halkının değerlerinin hedef alındığı cinayetlerdir.

Emine Kara, Kürt kadın mücadelesinin öncü isimlerindedir. Katledilmesinin ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganın yankı bulduğu bir döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Mir Perwer, Kürt müziğindeki emekleri ile herkes tarafından biliniyor.  İktidarın Kürt kültür kırımına yönelik politikaları ile hedef alınması tesadüf değildir. Tam da iktidarın Kürt kadın, kültür düşmanı, halk düşmanı politikaları ile bağlantılıdır. Hiç bir katil bunları tek başına yapamaz bunlar organize suçlardır. Bir an önce katiller ve arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılmalıdır.

Bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik

Bir önemli katliam davası da karara bağlandı. Partimizin İzmir İl Örgütüne yönelik gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz arkadaşımızın dava duruşması görüldü. Bu duruşma şunu gösterdi. Orada bir yargılama gerçekleşmedi. Dava süresince bir katilin arkasındaki karanlık güçlerin nasıl aklandığının filmini izledik. Delillerin karartıldığı, araştırılmadığı, katillerin her koşulda korunduğu, mağdurların daha da mağdur edildiği bir yargılama sürecine tanık olduk. Bir yargılama süreci düşünün ki duruşma salonunda katilin çıkardığı provokasyonlar sonucu gaz sıkıldı, müştekilerin ve mağdurların avukatlarının, Eş Genel Başkanımızın salona alınmadığı bir yargılama yapıldı. Bu bir yargılama değil, siyasi bir cinayetin üzerinin örtülmesidir. Bu siyasi bir cinayeti aklama, bir tetikçiyi yargılıyormuş süsü vererek, arkasındaki güçleri korumaktır.

Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez

Bu cinayet HDP’nin il binasında gerçekleşti. Türkiye’nin  önemli kent merkezlerinden biri ve 3’üncü büyük siyasi partisine yönelik gerçekleştirilen bir saldırıdır. Bu katil bunu tek başına organize etmiş olamaz. Herkes katliamın hangi koşullarda gerçekleştiğini, katilin hangi eğitimlerden geçtiğini, hangi poligonlarda atış talimi yaptığını, kimlerle ilişkide olduğunu, arkasındaki karanlık güçleri biliyor. Bu karanlık güçler hesap verinceye kadar bizler mücadelemize devam edeceğiz. Mahkeme olayı basit bir cinayet olarak ele aldı.

Tetikçiye tasarlayarak cinayetten ceza vermesini kabul etmiyoruz. Bu bir siyasi cinayettir, tetikçi asla bunu tek başına gerçekleştiremez. Bütün bu gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadayken bir yargılama görüntüsü verilerek ceza verildi. Katil tek başına değil, arkasındaki bütün güçlerden mücadele ile hesap soracağız. Yargılama süreci boyunca bizleri yalnız bırakmayan başta avukatlar olmak üzere, yine Kadınlar Birlikte Güçlü İnisiyatifi’ne teşekkür ediyoruz. Kadınların, baroların dayanışma duygusu bizler için önemliydi. Bizleri yalnız bırakmayan, katillerin ortaya çıkması için mücadele eden, bizlerle yan yana, omuz omuza duran her bir arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

2022 yılı AKP-MHP’nin politik tercihleri nedeniyle koyu karanlığa döndü

Değerli basın emekçileri, 2022 yılını artan saldırılarla, derinleşen krizlerle geride bırakıyoruz. Toplumun büyük kesiminin umut ve beklentilerle karşıladığı 2022 yılı, AKP ve MHP iktidarının politik tercihleri nedeniyle ne yazık ki koyu bir karanlığa, kara bir kışa döndü. Bütün toplumsal kesimler iktidarın saldırı politikalarının hedefi haline geldi. 2022’de iyice açığa çıktı ki; iktidarın yönetme biçimine dönüşen tecrit artık ülkeye yayılmış ve sistematikleşmiş durumdadır. Bunun sonucunda cezaevlerinin tamamında ağır hak ihlalleri yaşanmış, cenazeler çıkmış, hasta tutsaklar tedavi edilmemiş, her türlü hak ihlali, infaz yakma, saldırı, işkence ve kötü muamele yaşanmıştır.

Her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi

Emine Şenşayaşar, Adalet Nöbeti tutan anneler, Cumartesi insanları, tecride karşı alana çıkan Kürtler, demokratik siyaset yürüten bizler her tür engelleme, abluka ve gözaltılara maruz kalırken, aynı tecrit 25 Kasım’da kadınlara, Meclis’e yürümek isteyen emekçilere, zeytinlikler için alana çıkan çiftçilere, eşit yurttaşlık için mücadele eden Alevilere, ‘Barınamıyoruz’ diyen öğrencilere, ‘Doğa talan edilmesin’ diyen ekolojistlere ve hatta 6 yaşındaki çocukların cinsel istismarını protesto etmek isteyenlere de uygulanıyor.

2022’de tecrit ve abluka öyle bir boyuta ulaştı ki sokak bütün hak arama yöntemlerine kapatıldı ve milletvekillerinin sokak ortasında ayağı kırıldı, siyasetçiler engellendi. İktidarın yasakçı politikalarına itiraz eden herkesin ve her kesimin sesi ve itirazı savaş ve tecrit politikalarıyla engellendi. Bütün bunlarla ekonomiyi çökerttiler, demokrasiyi rafa kaldırdılar, hukuksuzluğu yol haline getirdiler; Durum ortada, TÜİK’in şaibeli resmi verilerine göre, bugün enflasyon yüzde 85 civarında, işsizlik almış başını gidiyor, cari açık, bütçe açığı artıyor. İnsanlar evlerine ekmek götüremez hale getirildi. Neden mi? İktidarın savaş ve tecrit politikaları yüzünden.

Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz

Kuşkusuz 2022’de iktidarın düşmanlıklarını, demokratik siyasete tahammülsüzlüğünü anlatmaya günler yetmez. Yılın son birkaç gününde yaşanılanlar bile 2022 özetini açığa çıkarıyor. Yine de yıl boyunca mücadelemizi bütün engellemelere ve saldırılara rağmen sürdürdük. İttifaklarımızı geliştirdik, yeni mücadele yolları açtık. Emek ve Özgürlük İttifakıyla da halklara umut olduk. Hala sokaktayız, hala mücadeledeyiz, hala direnişteyiz. İçeride dışarıda nerede olursak olalım sessiz kalmayacağını kanıtlamış bir partidir HDP. İşte bize öfkelerinin nedeni budur, bize saldırılarının altında bu yatıyor. Ama unutulmasın ki; Demokrasi, özgürlük ve eşitlik hepimiz için gereklidir. Bir kesime yönelik hukuksuzluk gelişirken, diğer kesimlerin hukuk içinde olması mümkün değildir ve 2022 yılı bunu açık bir şekilde göstermiştir. HDP her koşulda mücadele etmeye yeni yılda da halklara umut olmaya devam edecektir.

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi, işte 2023 yılını böyle karşılıyoruz

Bu koyu karanlığı dağıtmanın vakti geldi. İşte 2023 yılını böyle karşılıyoruz. 2023 ülke tarihinin en kritik seçimlerinden birinin yapılacağı bir yıl olacak. Seçimlere olağanüstü koşullarda gireceğimizin farkındayız. Partimizin tarihsel mücadele geleneği ve büyük birikimi bu kritik süreci de başarıyla atlatacağımızın en büyük kanıtıdır. Buna bağlı olarak seçim çalışmaları kapsamında hem merkezi hem de yerel düzeyde hazırlıklarımızı başlatarak merkezi ve yerel koordinasyonlarımızı büyük oranda oluşturduk.

Seçimde mevcut iktidara kaybettirmek, parlamentoda en üst düzeyde temsil gücüne ulaşmak ve ülkenin demokratik geleceğini demokratik ittifaklar temelinde inşa etmek en temel stratejimizdir. Emek ve Özgürlük İttifakı başta olmak üzere toplumun bütün demokratik muhalefetini kapsayacak daha geniş bir demokrasi ittifakını kurmak, en temel hedeflerimizden biridir. Seçimlerde ülkeyi savaşa, baskıya, eşitsizliğe, cinsiyetçiliğe ve faşizme mahkûm edenlere, büyük kaybettireceğimiz ve büyük kazanacağımıza dair inancımız da tamdır!

Demokratik Cumhuriyet Konferansımız geleceğe ışık tutacak

4-5 Şubat 2023 tarihlerinde İstanbul’da gazeteci, aydın, yazar, akademisyen, siyasetçilerin bir araya geleceği Demokratik Cumhuriyet Konferansı düzenleyeceğiz. Amacımız emek, demokrasi ve özgürlük güçleri olarak nasıl bir Cumhuriyet rejiminde yaşamak istediğimizi tartışmaya açmak, taleplerimizi gerçekleştirme imkânlarını birlikte konuşmak ve değerlendirmektir.

Yeni yılda mücadeleyi her alanda yükselteceğiz

Yılın son günlerinde de Adana ve Batman’da “Savaşa, Tecride ve Yoksulluğa Hayır” mitingleri düzenledik. Yeni yılda da tecrit karşıtı mücadelemize devam edeceğiz. Mart ayında tarihin en görkemli kutlamaları elbette bizi bekliyor. 8 Mart ve Newroz alanlarını taleplerimizin, direnişimizin, umudun ve zaferin görkemiyle mutlaka dolduracağız.

Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz

2023 yılı bizler için hem seçim çalışmalarının hem eylem ve etkinliklerin hem de örgütlenme alanımızı büyütüp geliştirmenin yılı olacaktır. Bir taraftan seçim hazırlık çalışmalarımız devam ederken, bir taraftan ülkenin önemli gündemlerine dair eylem ve etkinliklerimiz devam edecektir. Tüm bu çalışmalara paralel olarak, demokratik ittifak çalışmalarımız merkezi ve yerel düzeyde devam etmekte ve örgütsel ağımızı genişletme çalışmaları son hızıyla devam edecektir. Her koşulda ve zeminde HDP’yi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle Kadın ve Gençlik Meclislerimiz aynı kapsamda çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Yeni yılda da HDP umut olmaya, özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmeye devam edecektir. Yeni yıla girerken, bütün dünya haklarının ve Türkiye halklarının yeni yılını kutluyorum. “

Paylaşın

AFP’den Dikkat Çeken Haber: Kürtler, Kendilerini Temsil Edecek Cesur Aday Arıyor

2019’daki yerel seçimlerde oyların yüzde 72’sini alarak Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Bismil Belediye Eş Başkanı olan ama daha sonra yerine kayyum atanan Orhan Ayaz, “6 milyon seçmenimiz var ve Kürtleri destekleyecek cesur bir aday arıyoruz” görüşlerini paylaştı. 

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nden (DİTAM) Mesut Azizoğlu, “Seçimler öncesinde hem hükümetin de hem de muhalefetin Kürtlerle yakın olarak görülmekten kaçındığı” ifade ederek şu ifadeleri kullandı: Korkmayın, biz Türkiye’yi bölmek istemiyoruz. Buna rağmen muhalefet liderleri de Kürtlerle birlikte görülmek istemiyor. Sessiz kalmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işine yarıyor.

Fransız haber ajansı AFP, abonelerine bugün servis ettiği “Kürtler, Türkiye’deki seçimlerde ‘cesur’ adaylar arıyor” başlıklı haberinde Kürt siyasetçilerle yaptığı görüşmeleri aktardı.

Habere eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2015’te Diyarbakır’ın Sur ilçesinde başından vurularak öldürüldüğünün hatırlatmasıyla başlayan AFP, sonrasında ajansa konuşan Orhan Ayaz’ın görüşlerini aktardı.

Ajansın, “6 milyon seçmenimiz var ve Kürtleri destekleyecek cesur bir aday arıyoruz” görüşlerini paylaştığı Ayaz, 2019’daki yerel seçimlerde oyların yüzde 72’sini alarak Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Bismil Belediye Eş Başkanı olmuş ama daha sonra yerine kayyım atanmıştı.

Ayaz’a bu yıl martta “terör örgütü üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.

Haberde, Ak Parti hükümetinde bugüne dek HDP’den seçilmiş en az 60 siyasetçinin benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldığı ve yerlerine kayyım atandığı hatırlatıldı.

Haziranda yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken, 2018’deki seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 12’sini kazanan HDP’nin kapatılmasının yeniden gündeme geldiği belirtildi.

HDP’nin kapatılması davası, 17 Mart 2021’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından açılmıştı.

Halen süren davada HDP’nin “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçladığı” gerekçesiyle kapatılması talep edilirken, parti üyelerine de siyasi yasak getirilmesi isteniyor.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise 2016’dan beri “terör örgütü üyeliği” suçundan hapiste tutuluyor.

AFP, Ayaz’ın HDP üyelerine yönelik bu suçlamaların “HDP’yi yasadışı hale getirme amacıyla kullanıldığını” savunduğunu aktardı.

Fransız haber kuruluşu, Ayaz’ın yanı sıra Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nden (DİTAM) Mesut Azizoğlu’nun görüşlerine de başvurdu.

Ajans, Azizoğlu’nun “seçimler öncesinde hem hükümetin de hem de muhalefetin Kürtlerle yakın olarak görülmekten kaçındığı” iddiasını paylaştıktan sonra şu değerlendirmelerini öne çıkardı:

Korkmayın, biz Türkiye’yi bölmek istemiyoruz. Buna rağmen muhalefet liderleri de Kürtlerle birlikte görülmek istemiyor. Sessiz kalmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işine yarıyor.

İnsan Hakları Derneği’nin Diyarbakır şubesinden avukat Abdullah Zeytun’un görüşlerine de başvuran ajans Zeytun’un açıklamasından “Bu hükümet en ufak bir eleştiriye bile müsamaha göstermiyor” yorumunu öne çıkardı.

HDP’den Zeyyat Ceylan da Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde oyların yüzde 71’ini kazanmasına rağmen KHK’lı olduğu gerekçesiyle mazbatası verilmemişti.

Ceylan yerine Yüksek Seçim Kurulu tarafından atanan Ak Partili Hüseyin Beyoğlu’nun görüşlerine de yer verilen haberde, kendisinin “Türkiye’de, özellikle de Diyarbakır’da hiçbir zaman Kürt sorunu diye bir şey olmadı” sözleri aktarıldı.

Tigris Haber’den gazeteci Naci Sapan’ın görüşlerine yer verilen haberde, Sapan’ın kötümser olduğu yorumu yapıldıktan sonra şu sözleri aktarıldı:

1980’lere kıyasla bugün ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan daha kötü durumdayız. Bugün gazeteci ya da yurttaş farketmez, haklarımızı koruma şansımız yok.

Arabaşlıklarında “HDP’nin yasadışı hale gelmesi”, “Korkmayın” ve “Kürt sorunu yok” ifadelerine de yer verilen haber, Sapan’ın “Gençler, hükümetin politikasından en çok etkilenen kesim. Bu onları harekete geçirmeli. Değişimi onlar getirecek” sözleriyle noktalandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Akşener Ve Altılı Masa’ Açıklaması: Dinlemeye Açığız

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Ben halka borçlu bir siyasetçi olarak halkın yaşadığı ağır sorunların çözümüne katkı sunacak her diyaloğun içinde olurum. Benim bu konuda kısıtlarım, komplekslerim yok. Kendime güvenirim ve herkesle her konuyu oturup tartışabilir, herkesle görüş alışverişinde bulunabilirim. Başka türlü, bu yıkımdan nasıl çıkılır ki?” dedi ve ekledi:

Yaşanan tüm acılara, bize yapılan bunca zulme rağmen halkın içinde bulunduğu felaketten çıkışa katkı verebileceğine inansam Erdoğan ve Bahçeli ile de görüşürüm, konuşurum, tartışırım. Onları dinlerim, kendi görüşlerimi de onlara anlatırım.

Demirtaş, açıklamasının devamında, “Dolayısıyla şunu büyük bir özgüvenle belirtmek isterim ki, biz düşüncelerimize ve çözüm projelerimize güveniyoruz, herkesi dinlemeye de sonuna kadar açığız. Buna Akşener de Altılı Masanın tüm aktörleri de dahildir.

Konuşmak, aynılaşmak değildir. Birbirini anlamaya, çözümlerde buluşmaya çalışmaktır. Ancak Türkiye’de birbiriyle oturup konuşmayı bile düşmanlaştırmaya, buradan kutuplaşma çıkarmaya çalışan utanç verici, saldırgan bir zihniyet var. Bu zehirli dile, yanlış politikalara teslim olmadan, diyaloğa açık olmak en doğrusudur diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin T24’ten Murat Sabuncu‘ya konuştu. Demirtaş’ın söyleşisinin ilgili kısmı şöyle:

Aynı tweet dizisinde “Kimsenin kimseyi dışlama lüksü yoktur” da dediniz. Muhalefetin, özellikle de İyi Parti’nin HDP’yi dışladığını düşünüyor musunuz? 2020 yılında gazeteci Ruşen Çakır’a verdiğiniz bir söyleşide Meral Akşener’e yaptığınız bir çağrı vardı. Eşiniz Başak Hanım ile birlikte bir kahvaltıya gitmek, kendisiyle konuşabilmek. Seçimlere giderken yeniden böyle bir çağrıyı yapmayı düşünür müsünüz?

Ben halka borçlu bir siyasetçi olarak halkın yaşadığı ağır sorunların çözümüne katkı sunacak her diyaloğun içinde olurum. Benim bu konuda kısıtlarım, komplekslerim yok. Kendime güvenirim ve herkesle her konuyu oturup tartışabilir, herkesle görüş alışverişinde bulunabilirim. Başka türlü, bu yıkımdan nasıl çıkılır ki?

Yaşanan tüm acılara, bize yapılan bunca zulme rağmen halkın içinde bulunduğu felaketten çıkışa katkı verebileceğine inansam Erdoğan ve Bahçeli ile de görüşürüm, konuşurum, tartışırım. Onları dinlerim, kendi görüşlerimi de onlara anlatırım.

Dolayısıyla şunu büyük bir özgüvenle belirtmek isterim ki, biz düşüncelerimize ve çözüm projelerimize güveniyoruz, herkesi dinlemeye de sonuna kadar açığız. Buna Akşener de Altılı Masanın tüm aktörleri de dahildir.

Konuşmak, aynılaşmak değildir. Birbirini anlamaya, çözümlerde buluşmaya çalışmaktır. Ancak Türkiye’de birbiriyle oturup konuşmayı bile düşmanlaştırmaya, buradan kutuplaşma çıkarmaya çalışan utanç verici, saldırgan bir zihniyet var. Bu zehirli dile, yanlış politikalara teslim olmadan, diyaloğa açık olmak en doğrusudur diye düşünüyorum.

En geniş anlamda muhalefete hep çağrı yaptınız. Cumhuriyet’in demokrasi ile taçlandırılması söylemi kimi siyasetçiler tarafından da dile getirildi. Ama “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözünden yola çıkarsak muhalefetten umutlu musunuz? Umutluysanız bu umudu nasıl koruyorsunuz?

Ben umudumu siyasi partilere ya da liderlere değil, toplumsal muhalefete ve halka bakarak koruyorum. Umut da oradadır, kurtuluş da. Elit siyasetin koridorlarında, onca ayak oyununun ve samimiyetsizliğin kol gezdiği mecralarda çok fazla zaman geçirmemek lazım, zehirler insanı. Orada oksijen yoktur, nefessiz kalırsınız.

Sık sık mahalleye, sokağa, köye gitmek, halkın sofrasına oturmak lazım. İnşaatlara, atölyelere, üniversite kampüslerine gidip oraların havasını solumak lazım. Başka türlü, siyasetin kirinden pasından kurtulup kendinize gelemezsiniz.

Ben dışarıdayken hep bunu yapmaya çalıştım. Şimdi de içeriden bunu hayal ederek, yazarak, çizerek ayakta kalıyorum. Halkın bir ferdiyim ve siyasi mücadelemi de bu konumumu asla unutmadan sürdürmeye gayret ediyorum.

HDP seçmeni Kılıçdaroğlu’nun adaylığına nasıl bakar? “İsim konuşmam” derseniz HDP seçmeni nasıl bir aday arıyor?

Yukarıdaki sorulara verdiğim cevaplar aslında aday profilini az çok tarif ediyor. Demokrasi ilkelerine sadık ve o ilkelerin taşıyıcısı olabilecek her aday HDP’li seçmenin desteğini alır, buna Kemal Bey de dahildir elbette. Fakat adaylık ve destek konusunda gelişmelere göre, son kararı HDP yönetimi verecek ve bunu da günü geldiğinde duyuracaktır.

HDP’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kapatılır mı yoksa sadece Hazine yardımı mı kesilir?

Kestirmek gerçekten çok zor. Bu iktidar, uzun süredir ön görülebilir olmaktan çıktı, her şey olabilir. Sadece hangi kararın kendilerine daha çok yarayacağına bakacaklardır. Yoksa kimse hukuka, yasaya göre karar vermeyecek. Eğer hukuka göre karar verileceğinden emin olsaydık Anayasa Mahkemesi davayı kesinlikle reddedecek ve HDP ceza almayacak, diyebilirdik.

HDP kapatılırsa bunun genel siyasete yansımaları nasıl olur? HDP’liler yola nasıl devam ederler?

HDP’liler bir yol bulurlar, olan Cumhur İttifakına olur. Siyasi fatura tamamen onlara çıkar.

Gazeteci İsmail Saymaz, ‘HDP’nin adayının Gültan Kışanak olabileceğini’ yazdı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

HDP’deki değerlendirmeler henüz tamamlanmış değil, arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar.

Belki de HDP’nin aday çıkarmasına gerek kalmayacak, çıkarsa bile uzlaşma sağlanması halinde geri çekmeyi tartışacak; henüz son karar verilmiş değil.

Ben şahsen değerli Gültan Kışanak’ın adaylığından gurur duyarım, kendisini tüm kalbimle, gücümle ve inanarak desteklerim. Tabii bu benim kişisel görüşümdür, özellikle altını çizmek isterim.

Altılı Masa’dan iki aday, HDP’den de bir aday çıkarsa seçimler riske girer mi?

Ortak aday çıkarmak ve ilk turda sonuç almak en doğrusudur. Bu seçeneği değerlendirmeden diğer seçenekleri öne almak pek işlevsel olmaz.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Güzel’in Vekilliği TBMM’de Yapılan Oylama İle Düşürüldü

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in milletvekilliği Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucu düşürüldü. Güzel adına HDP Milletvekili Rüştü Tiryaki Genel Kurul’da savunma yaptı.

Haber Merkezi / İçtüzük gereği oylamanın yapılabilmesi için 24 saat geçmesi gerekiyordu. Oylamada, 372 oy kullanıldı, 330 kabul, 42 ret oyu verildi. AK Parti, MHP ve İYİ Parti milletvekilliğinin düşürülmesi yönünde oy kullandı.

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın da katıldığı oylamada, HDP milletvekilleri “Semra Güzel halkın iradesidir” yazılı pankartlarla protesto ettiler.

Ne olmuştu?

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, iktidar yanlısı basın tarafından 2014 yılında PKK’li Volkan Bora ile çekildiği fotoğraflar servis edilerek, linç operasyonu başlatılmıştı. 8 Ocak’ta servis edilen fotoğraflar ardından Güzel hakkında 10 Ocak itibariyle hızla hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmişti.

Meclis Başkanlığı’na 12 Ocak’ta gönderilen fezleke hızlıca Karma Komisyona sevk edildi. Karma Komisyon Başkanı Bekir Bozdağ tarafından da aynı gün fezlekelerin görüşülmesi için gün belirlenmişti.

Güzel hakkında hazırlanan iki fezleke nedeniyle dokunulmazlığın kaldırılması görüşmeleri 20 Ocak’ta başlamıştı. Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon tarafından oluşturulan Hazırlık Komisyonu, Güzel’in “dokunulmazlığının kaldırılması” yönünde hazırladığı raporu HDP’nin şerhiyle birlikte 8 Şubat’ta Karma Komisyon’a sunmuştu.

Meclis’te 17 Şubat’ta toplanan Karma Komisyon’da, HDP Batman Milletvekili ve Komisyon üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki tarafından savunma yapılmıştı. Komisyon’da Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar AKP, MHP, CHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilmişti.

Meclis Genel Kurulu’nda 1 Mart’ta yapılan görüşmelerde de HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığı, Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kaldırılmıştı. Karar, 313 ‘Evet’e karşılık 52 ‘hayır’ oyuyla alındı. Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması ile hakkındaki iddialarla ilgili yargı sürecinin de önü açılmış oldu.

Güzel, hakkında hazırlanan fezlekeler HDP Kapatma Davası’na da ek delil olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulmuştu. Güzel, 3 Eylül’de İstanbul’da gözaltına alınmış, 4 Eylül’de ise tutuklanmıştı.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş, Muhalefete Seslendi: Tarihi Fırsatı…

Demirtaş, “İçinde bulunduğumuz kritik döneme yetki veya koltuk paylaşımı olarak bakmak, tarihi fırsatı heba etmektir. Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir, dolayısıyla hepimiz sorumluluk alarak halkın yararı için fedakarlık yapmakla görevliyiz. Koltuk hayallerinin değil, özgürlük ideallerinin peşinde koşmak halka karşı onur borcumuzdur.” dedi ve ekledi:

“Geleceği sağlıklı şekilde inşa etmenin biricik yolu, tam demokrasiyi kurumsal hale getirmektir. Bu nedenle, demokrasiye inanmış tüm partiler ve siyasi liderler bu sürecin doğal parçasıdırlar. Artık kısır tartışmalara son verip canla başla çalışmak gerekir. Şimdi dışlama değil, ilkeler etrafında buluşma ve kucaklaşma zamanıdır. Bu yaklaşımla herkes kazanacak, 85 milyon kazanacak.”

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanlığı adaylık tartışmalarıyla ilgili olarak sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

“Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir” diyen Demirtaş şunları söyledi:

“Stratejik açıdan dünyanın en çok yetkiye sahip “koltuğunu” almak için seçime gidiyoruz. Hepimizin amacı, bu makamı gerçek sahibine yani halka teslim etmek olmalıdır. İsimler üzerinden tartışma yürütmek, belirttiğim amaçtan sapmak anlamına gelir.

Bu kritik dönemde, demokrasiye yürekten inanan her siyasi aktör, devletin yeniden inşasında görev ve sorumluluk almalıdır. Kimsenin kimseyi dışlama lüksü yoktur.

“Dışlama değil, kucaklaşma zamanıdır”

Siyasi yasak veya kapatılma tehdidi altında olanlar dahil her siyasi aktörün, ülkenin demokrasiye geçmesi için seçim öncesinde veya sonrasında kendisine düşecek görevlere hazır olması gerekir.

İçinde bulunduğumuz kritik döneme yetki veya koltuk paylaşımı olarak bakmak, tarihi fırsatı heba etmektir.

Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir, dolayısıyla hepimiz sorumluluk alarak halkın yararı için fedakarlık yapmakla görevliyiz. Koltuk hayallerinin değil, özgürlük ideallerinin peşinde koşmak halka karşı onur borcumuzdur.

Geleceği sağlıklı şekilde inşa etmenin biricik yolu, tam demokrasiyi kurumsal hale getirmektir.

Bu nedenle, demokrasiye inanmış tüm partiler ve siyasi liderler bu sürecin doğal parçasıdırlar. Artık kısır tartışmalara son verip canla başla çalışmak gerekir. Şimdi dışlama değil, ilkeler etrafında buluşma ve kucaklaşma zamanıdır.

Bu yaklaşımla herkes kazanacak, 85 milyon kazanacak.”

Paylaşın

Yargıtay Başsavcılığı’nın HDP Talebi Ne Anlama Geliyor?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarına “ivedilikle” bloke konulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Talebin gerekçesinde “HDP’nin PKK ile organik bağının dava sürecinde de sürdüğü” savunuldu.

AYM’nin bu talebi 10 Ocak’taki sözlü yargılama duruşmasında karara bağlaması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi, geçen yıl Haziran ayında Yargıtay Başsavcılığı’nın bu yöndeki benzer talebini reddetmişti.

Anayasa Mahkemesi, talebi kabul ederse HDP’nin banka hesaplarına bloke konulacak. Talebin kabul edilmesi halinde HDP, 2023 seçimlerinde hazineden gelecek olan ve mevcut hesaplarında bulunan paraları kullanamayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP kapatma davası kapsamında partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesaplarına bloke konulması talebi tartışma yarattı. Anayasa Mahkemesi (AYM), talebi olumlu karşılarsa HDP, 2023 yılında alacağı 539 milyon TL’yi kullanamayacak.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’a konuşan HDP’nin hukukçu milletvekillerinden Batman Milletvekili Mehmet Tiryaki ile Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonları’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu talebine tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin hazine yardımı bulunan hesaplarına “ivedilikle” bloke konulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Talebin gerekçesinde “HDP’nin PKK ile organik bağının dava sürecinde de sürdüğü” savunuldu. AYM’nin bu talebi 10 Ocak’taki sözlü yargılama duruşmasında karara bağlaması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi, geçen yıl Haziran ayında Yargıtay Başsavcılığı’nın bu yöndeki benzer talebini reddetmişti.

HDP 2023’te 539 milyon TL yardım alacak

HDP, 2022 yılında hazineden 77 milyon TL yardım almıştı. 2023’te ise seçimlerin yapılacak olması nedeniyle partilere hazine yardımında ciddi artış yapıldı. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Bütçe Kanunu kapsamında HDP’ye 2023 yılında hazineden 539 milyon TL ödenmesi kararlaştırıldı. Bu paranın ilk bölümünün, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Ocak ayının ilk 10 gününde parti hesaplarına yatırılması bekleniyor.

Talep ne anlama geliyor?

Anayasa Mahkemesi, talebi kabul ederse HDP’nin banka hesaplarına bloke konulacak. Talebin kabul edilmesi halinde HDP, 2023 seçimlerinde hazineden gelecek olan ve mevcut hesaplarında bulunan paraları kullanamayacak.

HDP cephesi ne diyor?

HDP Batman Milletvekili ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Temsilcisi Mehmet Tiryaki, kapatma davasının MHP’nin çağrısının ardından açıldığını anımsatarak, “Tıpkı kapatma davasının MHP’nin yürüttüğü kampanya sonucu açılması gibi partinin hesaplarına bloke talebinin de MHP’nin çağrısından sonra gelmesi, davanın siyasi olduğunu gösteriyor. Yargıtay Başsavcısı, MHP’nin temsilcisi gibi hareket etmektedir” dedi.

Tiryaki: HDP seçim kampanyası yürütemez

Bu yıl seçimler nedeniyle partilere hazine yardımının üç katı oranından arttırıldığını belirten Tiryaki, “Eğer bloke kararı verilirse HDP seçim kampanyaları yürütemez. HDP seçim kampanyası yürütmesin, AKP istediği gibi at koştursun diye bu talepte bulunulmuştur” ifadesini kullandı.

Eren: AYM talebi reddetmeli

HDP’de Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonları’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren, AYM’nin talebi kabul etmesinin; mahkemenin kapatma davasında vereceği kararın rengini ortaya koyacağını, bunun ihsas-ı rey anlamına geleceğini söyledi.

AYM’nin talebi reddedeceğini düşündüklerini kaydeden Eren, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu talebini haklı kılacak, hukuksal hiçbir gerekçe yok. Çünkü dosyada bu süre zarfında hiçbir şey değişmedi” dedi.

Talebin seçimler öncesinde HDP’yi ekonomik olarak zor durumda bırakma amacı taşıdığını belirten Eren, şöyle devam etti:

“Seçim öncesi, siyasal alanda partimize dönük Meclis’ten tutun sokağa kadar her alanda engelleme, partimizi tasfiye etme, partimizi yargı sopasıyla durdurma ve mücadele edemez hale getirmek istiyorlar. Bu talep de bunun bir parçasıdır. Seçim öncesinde afişlerden, bayraklardan tutun da birçok alanda yapılması gereken çalışmaların yapılmaması sağlamak istiyorlar.”

Bağışlar da etkilenecek mi?

Serhat Eren, hesapların bloke edilmesi kararının seçim takvimi öncesinde çıkmasının HDP’yi olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar, seçime yakın veya seçim takviminin kesinleştiği tarihe yakın gelirse kuşkusuz büyük oranda etkilenecek. Bu da partimizin aslında resmi ve fiili olarak seçime girmesini engelleyici bir karar olmuş olacak. Yani siyasi partiler arasında bir eşitsizlik yaratacak” değerlendirmesinde bulundu.

Peki, olası bir bloke kararından HDP’nin seçim sürecinde toplayacağı bağışlar da etkilenecek mi?

Bir dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda Siyasi Partiler Masası’nda görev yapan emekli yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu, Yargıtay Başsavcılığı’nın talebinde, “devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabı” denildiğine işaret ederek, bloke konulması halinde bu hesaplarda toplanan bağışların da etkileneceğini kaydetti. Eminağaoğlu, talebin HDP’nin seçim kampanyası yapmasını olumsuz etkileyeceğini kaydetti. Ancak AYM’nin taleple bağlı olmadığını belirten Eminağaoğlu, bu durumun tamamen AYM’nin alacağı karara bağlı olduğunu kaydetti.

HDP kapatma davası ne aşamada?

Bu talebin ardından gözler şimdi HDP kapatma davasına çevrildi. Yargıtay Başsavcısı Başsavcı Bekir Şahin, 10 Ocak’ta sözlü açıklama yapacak. Bunun ardından HDP’ye bir ay süre verilecek ve bu süre sonunda sözlü savunmada bulunacak. Taraflar dinlendikten sonra AYM raportörü davaya ilişkin esas hakkındaki raporunu hazırlayarak üyelere sunacak. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın belirleyeceği bir günde heyet toplanarak, kapatma istemini esastan karara sağlayacak. Kapatma kararı için 15 üyeden en az 10’nun oyu gerekiyor.

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: İktidar, Bizlerin Kararlılığından Korkuyor

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Pazar günü bizim İstanbul İl Eş Başkanımız ve Şırnak eksi vekilimiz Ferhat Encü’ye tokatla saldırıldı. Hasta mahpusların adalet nöbetine saldırıldı, gençlere saldırıldı. Bu saldırıların amacını biliyoruz. Bu iktidar şiddet, savaş, gerilim ve nefret politikaları ile ayakta kalmaya çalışıyor” dedi ve ekledi;

Haber Merkezi / “HDP’nin bu iktidara kaybettirme gücünün farkındalar. O nedenle saldırılar pervasızlaşıyor ve sürekli yeni boyutlar kazanarak devam ediyor. Biz bu saldırıyı protesto etmek ve açıklama yapmak için İstanbul Kadıköy ilçe binamızın önünde bir araya gelmeyi kararlaştırmıştık. Ben ve Buldan; vekillerimiz, bileşen partilerimiz, ittifak güçlerimiz orada buluşacaktı.

Oraya gitmeye kalkıştığımızda gördük ki bütün yollar abluka altında, bütün yollar kesilmiş, binlerce polis yığılmış… Gerçek bir abluka yaratmışlar. Bu abluka, bu düzenin sembolüdür. Topluma, siyasete, adalete, hakikate abluka… İktidar korkuyor. Bizlerin kararlılığından korkuyor. Bu rejimin inşasını durduracak olma irademizden korkuyor; geleceği, demokrasi adalet ve barış üzerine kurma ısrarımızdan korkuyor. Yürüyüşümüz büyüyerek devam ediyor bu da iktidara her alanda korku salıyor”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, haftalık Meclis grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi:

“İstanbul İl Eşbaşkanımız ve eski Şırnak Milletvekilimiz Ferhat Encü’ye tokatla saldırıldı. Hasta mahpusların ailelerinin adalet nöbetine, annelere saldırıldı. Onlarla dayanışma içinde orada olan gençlere saldırıldı. Bütün bu saldırıların amacını biliyoruz. Bu iktidar şiddet ve savaş politikalarıyla, gerilim ve nefret politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Önünde en büyük engel olarak gördüğü demokratik mücadele kararlılığına da en sert şekilde saldırmayı ayakta kalmanın bir çaresi ve yolu olarak görüyor. HDP’nin bu iktidara kaybettirme gücünün farkındalar. O nedenle saldırılar pervasızlaşıyor ve sürekli yeni boyutlar kazanarak devam ediyor.

“Bu abluka, bu düzenin bizatihi sembolüdür”

Saldırıyı protesto etmek ve buna dair bir açıklama yapmak için dün Kadıköy ilçe binamızın önünde bir araya gelmeyi kararlaştırmıştık. Eş Genel Başkanlar olarak ben ve Pervin Buldan, milletvekillerimiz, bileşen partilerimiz, ittifak güçlerimiz ve demokrasi çevrelerinin temsilcileri orada buluşacaktık. Oraya gitmeye kalktığımızda gördük ki bütün yollar abluka altında, bütün yollar kesilmiş. Binlerce polis yığılmış. Panzerler, çeşitli polis araçları orada gerçek bir abluka yaratmış. Bu abluka, bu düzenin bizatihi sembolüdür.

İktidar, bizlerin kararlılığından korkuyor. Demokratik siyasette ısrarımızın yarattığı büyük güçten korkuyor. Bu rejimin inşasını durduracak olma irademizden korkuyor. Geleceği demokrasi, adalet ve barış üzerine kurma kararlılığımızdan, ısrarımızdan korkuyor.

Kürt düşmanlığı üzerine kurulan bütün iktidarlar kaybetti, bu iktidar da kaybedecek. O nedenle uğraşmaları boşuna, kazanamayacaklar. Karşılarında mücadele birikimi ve kararlılığı defalarca sınanmış, her seferinde de bu sınavdan yüzünün akıyla çıkmış Kürt halkının direnci var, Kürt halkının Türkiye’deki bütün halklarla ortak mücadele kararı var. Bu nedenle kazanamayacaklar. Bu nedenle kaybedecekler.

İmralı’da Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır ve mutlak tecrit, Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş politikaları ile doğrudan bağlantılıdır. Ortada ağır bir hukuksuzluk var. Bu hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından böyledir. Savaş politikalarının ve çözümsüzlüğün derinleşmesi ile tecrit arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Bu ağır hukuksuzluğa son verin. Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerine, çözüm ve barış isteyen bütün çevrelere de çağrımız şudur: Bu ağır tecride ortak bir sesle karşı çıkalım.

“Başka bir Türkiye mümkün”

Demokrasi ittifakını oluşturmak kongre kararımızdı. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürdük ve bu çalışmaların somut sonucu olarak Emek ve Özgürlük İttifakı’nı kurduk. Şimdi bu ittifakı büyütmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu ülkeyi seçeneksiz bırakmamak konusunda kararlıyız. Ne mevcut rejime ne de eski sistemi rötuşlarla devreye sokmak isteyen restorasyoncu yaklaşımlara mahkumuz. Hayır, bir başka seçenek var. Başka bir Türkiye mümkün, başka bir hayat mümkün; o da bizim kurduğumuz 3’üncü yoldur.

Bütçe görüşmelerini izlediniz. Bu iktidarın getirdiği bütçenin bir sömürü talan ve savaş bütçesi olduğunu; Saray ve yandaşa rant bütçesi olduğunu gördünüz. Bizler ise buna karşı her alanda güçlü öneriler sunduk. Milletvekillerimiz Komisyonda ve Genel Kurulda hem bu savaş, sömürü ve talan bütçesini teşhir ettiler hem de HDP’nin geleceğe nasıl bir vaat ile yürüdüğünü her alanda örneklerle, somut önerilerle ortaya koydular. Bizler Türkiye’de en güçlü programa, fikriyata ve mücadeleye sahip olan partiyiz. Fikriyatımız güçlü, mücadelemiz güçlü, irademiz güçlü. O nedenle gelecek dönemi de kuracak olan asıl merkez biziz, bizlerin kuracağı büyük demokrasi ittifakıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu krizden çıkışının tek formülü de ilan ettiğimiz bu programlardır.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Siz Daha Tokat Görmemişsiniz

Polisin, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü’ye tokat atmasına tepki gösteren Selahattin Demirtaş, Kürtler kesinlikle unutmayacak. Siz daha tokat görmemişsiniz. Sandığı bekleyin, göstereceğiz!” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hasta ve infazı yakılan tutuklu yakınlarının İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yaptığı yürüyüşte polisin HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü’ye tokat atmasına tepki gösterdi.

Demirtaş, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Gırtlağına kadar pisliğe, suça bulaşmış bu iktidar haddini aşalı çok oldu. Analarımıza yapılan bu saldırıyı ve Ferhat Encü’ye atılan tokadı Kürtler kesinlikle unutmayacak. Siz daha tokat görmemişsiniz. Sandığı bekleyin, göstereceğiz!”

Ne olmuştu?

Kadıköy’de hasta ve infazı yakılan mahpusların serbest bırakılması için yapılan eylemde polis, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili ve İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü’ye tokat atmıştı.

Polisin Encü’ye tokat atarken görüntüleri de kaydedildi. O anları kayıt altına alan Artı TV kameramanı Mehmet Zeki gözaltına alınmıştı.

Artı TV muhabiri Meral Danyıldız, sosyal medya hesabından “Görüntüleri çektiği için Zeki’yi gözaltına aldılar. Artı TV muhabiri Umut Taşdağ’ı da darp ettiler. Umut yere düştü. Şimdi hastaneye gitti. Darp raporunu alacak. Zeki’yi de bırakmıyorlar. Tüm ısrarlarımıza rağmen polis bırakmıyor” demişti.

Polis, milletvekili Eksik’in de bacağını kırmıştı

9 Ekim’de Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapılan yürüyüşte ise; polis HDP milletvekilleri Habip Eksik’e sert müdahalede bulunmuştu. Eksik’in bacağı kırıldı ve ameliyat edilmişti.

Eksik, o gün yaşananları şöyle anlatmıştı: “Müzakereler sürerken Emniyet Müdürünün talimatıyla saldırıya geçtiler. Hakkari Milletvekilimiz Sait Dede de saldırıya uğradı. Hatta onun da bacağını kırmaya yönelik tekmelerle vurdular.

“Ağırlık olarak bana göre daha zayıf olduğu için o tekmenin karşısında savruldu ve onun bacağı kırılmadı. Ayağını kırın, bir yerlerini kırın talimatını gerçekleştirdiklerinin göstergesidir. Gaz ve gaz bombalarıyla oradaki kitleyi dağıttılar ve bizim etrafımızı bilinçli bir şekilde boşalttılar.”

Paylaşın