YSK’dan CHP’nin İstanbul Olağanüstü İl Kongresi İçin Devam Kararı

YSK Başkanı Ahmet Yener, CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin Anayasa ve Seçim Kanunu uyarınca başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulmasının mümkün olmadığını söyledi.

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin olağanüstü toplanan Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) açıklama geldi. YSK Başkanı Ahmet Yener konuyla ilgili açıklamasında şunu ifade etti:

“Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025’e 350 sayılı ara kararı uyarınca durdurulduğuna ilişkin müzekkerenin bugün Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na tebliği üzerine Sarıyer İlçe Seçim Kurulunca başlamış olan kongre sürecinin devam edip etmeyeceği hususunda kurulumuzdan görüş sorulmuştur.

Kurulumuz saat 13:30’da yapmış olduğu toplantı sonucunda daha önce 2010 25’e 302, 315 ve 316 sayılı kararlarının da belirtildiği gibi başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulması anayasanın 79 ve seçim hukukuna ilişkin yasa maddeleri uyarınca mümkün değildir.”

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

Hukuki süreç ne durumda?

İstanbul’daki mahkemenin kararının ardından Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptal davasını esastan reddetmişti.

CHP bunun üzerine davanın düştüğünü ilan etmiş ve kayyum kararının kaldırılması için mahkemeye başvurmuştu. Ancak Gürsel Tekin görevine devam edeceğini duyurmuştu.

Bu arada İstanbul İl Başkanlığı davası ile CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptaline ilişkin dava, dosyalar arasında “hukuki ve fiili irtibat” bulunduğu gerekçesiyle birleştirildi.

CHP’nin kurultay davasının bir sonraki duruşması 24 Ekim saat 10.00’da görülecek.

Ana muhalefet partisi, Özgür Özel ve yönetiminin görevden alınması riskine karşı 21 Eylül’de olağanüstü kurultay düzenledi. Özgür Özel, partisinin olağanüstü kurultayında geçerli 835 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi.

CHP’liler böylece 24 Ekim’de görülecek olan davanın konusuz bırakıldığını savunuyor.

Paylaşın

DEM Parti’den “Süreç” Açıklaması: Toplum Somut Adımlar Görmek İstiyor

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin, “Süreç ne aşamada? Durdu mu? Yavaşladı mı? Durağan bir hal mi aldı? Pürüz mü var? Riskli bir döneme mi girdi? İlerlemiyor mu? Dikkat ederseniz art arda sıraladığım bu soruların tamamında negatif çağrışımlar var” dedi ve ekledi.

“Sürece dair pozitif çağrışımlar içeren gelişmeleri kamuoyu görmediği için soruları bu yönde soruyor, haklı olarak. Niye, çünkü bir inançsızlık söz konusu. Bu inançsızlığı ortadan kaldırmak için komisyonun kuruluşu çok büyük bir coşkuyla karşılandı diyebiliriz. Çok büyük bir coşku diyorum. Sebebi şu. Somut adım görmek istiyor insanlar. Hem siyaset hem toplum somut adım görmek istiyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, gündemdeki konulara ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Ayşegül Doğan, şunları söyledi:

“Merhabalar değerli basın emekçileri. Türkiye’nin yoğun gündemlerinin uzun saatler değerlendirildiği ve önümüzdeki döneme dair planlamaların yapıldığı, son günlerdeki sıcak gelişmelerin de değerlendirildiği bir MYK sonrası huzurlarınızdayız. Ancak biz hazırlanırken yine Cumhuriyet Halk Partsi’nin kurultayı ile ilgili bir müdahale ile karşı karşıya kaldık. Yine bir mahkeme eliyle açıkça anayasal suç işleniyor. Bu bir CHP meselesi değil, Türkiye’nin demokrasi meselesidir. Biz de böyle yaklaşmalıyız. Göz göre göre bir siyasi partiye müdahalede ısrar etmek, üstelik zaten uygulanmayan darbe anayasasını dahi ihlal etmeyi göze almak, açıkça siyasi talimatla çalışmanın ifadesi olarak kamuoyuna yansıyor. Bu tutum ve yönelimden vazgeçmek gerekiyor.

Şu anda bir mahkeme heyeti ana muhalefet partisinin, son seçimlerde birinci parti olan bir siyasi partinin kurultayını durdurmak üzere heyet gönderiyor. Bu görüntüler Türkiye’ye yakışmıyor. Yıllardır tekrar ediliyor. Bu görüntülerin ortaya çıkmaması, bu görüntülerden vazgeçmek için taktiksel değişikliklere değil, zihinsel bir dönüşüme ihtiyaç var. Türkiye’de köklü bir sistem değişikliğine ihtiyaç var. Bugün CHP’ye, dün DEM’e, yarın yine DEM’e, sıra dolayısıyla her an herkese gelebilir. Sıranın her an herkese gelmemesi için eşit, hiç kimseye ayrımcılığın yapılmadığı köklü bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var. Tabii ki Yüksek Seçim Kurulu’na da şu çağrıyı yapıyoruz.

Şu anda olağanüstü toplantı halindeler. Önümüzdeki dakikalarda -dakikalar olmasını ümit ediyoruz bunun, saatler değil- kararlarını duyacağız. Ancak daha önce verilmiş bir karar var. Ve Türkiye’de bu konudaki tek yetkili kurum Yüksek Seçim Kurulu. Buna rağmen 45. Asliye Ceza Mahkemesi bunu yapabiliyorsa Yüksek Seçim Kurulu yüksek sesle kararına sahip çıkmalıdır. Biz CHP’ye yönelik bu operasyonların, bu uygulamaların; barışçıl ve demokratik toplumu konuştuğumuz bir dönemde bu kadar çok arttırılmasının, bu kadar çok tırmandırılmasının bir tesadüf olmadığını düşünüyoruz. Doğrudan sürece yönelik gölge düşürücü, süreçle ilgili gelişmeleri hedef alan yaklaşımlar olarak değerlendiriyoruz.

Merkez Yürütme Kurulumuzun önemli başlıklarında biri toplumsal muhalefet ve siyasal muhalefet. Çünkü bizim en çok önemsediğimiz şey Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin toplumsal ayağının güçlü bir şekilde inşa edilmesi ve bunun güçlendirilmesi. Bunun için şeffaflığı çok önemsediğimizi söyledik. Bunun için bizdeki her bilgiyi her an sizinle paylaşabilecek kadar açık olmaya çalıştık bu süre zarfında. Yaklaşık 1 yıl geçirdik, değerlendirmesini yaptı MYK’mız. Ancak tüm bunlara rağmen sürecin toplumsallaşmasını hedefleyen, anti demokratik uygulamalarda ısrar edenler olsa olsa süreç karşıtları olabilir. Süreç karşıtlığı üzerinden toplumsallaşma inşa edilemez.

Biz bunu görüyoruz. Bunun gayet açık bir biçimde farkındayız. Bu  çok tehlikeli bir senaryo. Bu çok tehlikeli bir oyun. Böyle oyunlar kuranları en başından buradan uyarmak durumundayız ve uyarıyoruz, yapmayın! Çözümsüzlükten medet ummak gözyaşı getirmek demektir. Ülke çok şey kaybetti. İnsan hayatlarından bahsediyoruz. Ülkenin enerjisi, potansiyeli kayboldu son yıllarda. O yüzden çözümsüzlüğe değil çözüme güç ve destek vermek gerekiyor. Bu tür oyunlardan medet umanlar da bilmeliler ki bu tür oyunlarla başarıya ulaşamazlar. Ve biz bu oyunları boşa çıkartabilecek deneyime de sahibiz.

“Filistin meselesi çözülmedikçe Ortadoğu’da eşit ve özgür bir yaşamdan bahsedilemez”

Çok önemli konulardan biri, belki de ilk kez bu şekilde dünyanın gündeminde yer alıyor. Tüm çağrılarımıza, bu konudaki eylemlerimize, açıklamalarımıza, dayanışmamıza rağmen Filistin meselesinden bahsediyorum. Ortadoğu’nun en köklü meselelerinden biri, en başında gelen meselelerinden biri ve ne yazık ki çözümsüzlüğe gark olsun diye daha çok çaba sarf edilen bir mesele olarak karşımızda duruyor. Oysa biz biliyoruz ki Filistin meselesi çözülmediği sürece Ortadoğu’da eşit, özgür bir yaşamdan, ezilen halkların özgürlüğünden bahsetmemiz mümkün değil.

Dolayısıyla Birleşmiş Milletler’in 80. Genel Kurulunun New York’ta toplanmış olması ve bu toplantıda resmen olmasa da Genel Kurulunun ana gündeminin Filistin olması, bu konuya ilişkin yapılan açıklamalar, dayanışma çağrıları, tüm bunların kalıcı bir barışa evrilmesi için somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz DEM Parti olarak. Gazze’de artık Birleşmiş Milletler’in de resmi olarak kabul ettiğini söyleyebileceğimiz bir soykırım yaşanıyor. Ve bu soykırım yine dünyanın gözleri önünde açıkça yaşanıyor. Hastaneler, okullar, evler, gıda dağıtım noktaları vuruluyor. Temel ihtiyaç malzemeleri, gıda ve ilaca konulan ambargo nedeniyle çocuklar ya hastalıktan ya da açlıktan ölüyor.

Bu dramı görmemek, buna karşı bir çaba içerisinde olmamak insanlık adına utanç verici en hafif tabiriyle. Dolayısıyla Gazze’de en kısa sürede ateşkes ilan edilmeli. Kalıcı barışın müzakere yoluyla sağlanabilmesinin zemini oluşturulmalı. Ve bilinmeli ki Ortadoğu bir halklar ve inançlar bahçesi. Bu bahçede hiçbir tekçi anlayış çözüm üretemez, demokratik bir model üretemez. Tekçi anlayışlarla da demokratik bir çözüme ulaşılamaz. Biraz önce de ifade ettiğim gibi bu tekçi anlayışlar var oldukları ülkelere sadece kan ve gözyaşı getirdiler ne yazık ki.

Halkların eşit, özgür, barış içinde yaşayacağı demokratik bir modelin hayata geçmesini önemsiyoruz biz. Filistin coğrafyasında başta Yahudiler ve Araplar olmak üzere tüm halkların ve inançların bir arada, eşit ve özgür bir biçimde yaşaması gerektiğini, bunun koşullarını oluşturabilmek için de hepimizin gayret içerisinde inançla, kararlılıkla, müdahale azmiyle buna sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz ve bunu savunuyoruz.

Biz biliyoruz ki Ortadoğu’da patlayan her silah, atılan her bir bomba, kalkan her bir savaş uçağı ancak ve ancak halklar arasındaki yarılmaları derinleştirir. Bunu derinleştirmek yerine halklar arasındaki mesafeleri kapatmak ve yan yana gelişleri eşit ve özgür bir şekilde sağlamak gerekiyor. Bu sebeple de bu soykırım, uluslararası toplum tarafından atılacak somut adımlar olmadan durmaz. Bunu biliyoruz. Somut adımlara ihtiyaç var. Hem bu soykırımın durması hem de dünyanın gözü önünde devam eden bu ambargonun durdurulması ve kaldırılması için.

Bundan bağımsız olmayan bir başka konu Ortadoğu’nun Türkiye meselesi. Ortadoğu’nun Kürt meselesi, aslında Türkiye meselesi demek de bir sürçülisan oldu ama bir boyutuyla öyle bir hali de var. Evet, Ortadoğu’da Türkiye’nin üstleneceği rol, misyon açısından baktığımızda, Ortadoğu’nun Kürt meselesi, Türkiye’nin Kürt meselesi ve artık uluslararası bir mesele olan Kürt meselesi son bir yıldır dikkatle takip ediliyor. Yalnızca bizler tarafından değil, hem Ortadoğu’daki gelişmeler açısından baktığımızda dikkatle izleniyor.

Hem de dünyada ilgilileri dikkatle izliyorlar Türkiye’nin bu süreçte nasıl bir pozisyon alacağını, nasıl bir misyon üstleneceğini. Çünkü bunun bölgesel ve küresel etkileri var. Bölgesel ve küresel etkileri üzerinden de içerideki gelişmeler değerlendiriliyor. Bu açıdan baktığımızda biz de Merkez Yürütme Kurulumuzda son bir yılda yaşananları enine boyuna yeniden değerlendirmeye çalıştık. Biliyorsunuz yakın zamanda Meclis yeniden mesaiye başlayacak ve bir yandan da mecliste bir komisyon kuruldu ve komisyon çalışmaları devam ediyor.

“Toplum somut adım görmek istiyor”

Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle başlamak istiyorum. Herkes şunu merak ediyor, süreç ne aşamada? Durdu mu? Yavaşladı mı? Durağan bir hal mi aldı? Pürüz mü var? Riskli bir döneme mi girdi? İlerlemiyor mu? Dikkat ederseniz art arda sıraladığım bu soruların tamamında negatif çağrışımlar var. Sürece dair pozitif çağrışımlar içeren gelişmeleri kamuoyu görmediği için soruları bu yönde soruyor haklı olarak. Niye? Çünkü bir inançsızlık söz konusu. Bu inançsızlığı ortadan kaldırmak için komisyonun kuruluşu çok büyük bir coşkuyla karşılandı diyebiliriz. Çok büyük bir coşku diyorum. Sebebi şu. Somut adım görmek istiyor insanlar. Hem siyaset hem toplum somut adım görmek istiyor. Bunun da çeşitli nedenleri var.

Tarihsel nedenleri var, sosyolojik nedenleri var. Bugüne kadar Türkiye’nin biriktirdiği acı deneyimler var. Bunların yaşanmaması için insanların bu inançsızlık vurgusunu sık sık ifade etme ihtiyacıyla karşı karşıya kaldıklarını sahada da gözlemliyoruz biz. Defaatle buradan da söyledik. Art arda sıralanan bu soruların negatif çağrışımlarla dolu olmasının nedenini maksatla değerlendirmiyoruz biz. Böyle yaklaşmıyoruz. Aksine bunu bir talep olarak, bunu bir sahip çıkma, bunu başarıya ulaştırma çabası olarak görüyoruz. O sebeple de buradan bir kez daha sürecin ilgililerine, karar vericilerine ivme kazanması için cesur bir kurucu iradeyi ortaya koymaları gerektiğini yineliyoruz.

Ne demek bu? En başında şunu söylemiştik. Eğer sürecin bütüncül bir tasarımı olsaydı yani bir yol haritası olsaydı, bir izleği olsaydı başladıktan sonra aşama aşama neler olduğu kamuoyuyla paylaşılsaydı ya da neler olacağı, neler yapılacağı, nelerin planlandığı bugün bu sorular bu şekilde sorulmazdı. Ancak şunu da ifade etmek durumundayız yaptığımız değerlendirmelerden süzülen bir bilgi olarak da, süreç hızlı ilerlemiyor. Bu açıdan baktığımızda bu monotonluk kamuoyunda kaygı yaratıyor. Bunu görüyoruz. Bu monotonluğu gidermenin, bu durağan hali gidermenin yolları var, mümkün. Biz bunu daha önce de söyledik. Yine söylüyoruz. Şimdi tek tek sıralayacağım.

Hatırlayalım. Geçen sene Ekim ayına gidelim. Tokalaşmayla birlikte başlayalım. Akabinde çeşitli açıklamalarla devam eden ve nihayetinde 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın örgütüne yaptığı çağrıyla bambaşka bir boyut kazanan ve bir de ivme kazanan bir süreçten bahsediyoruz. Sonrasında ne oldu? İşte Mayıs ayında PKK Kongresini topladı. Kongresini topladıktan sonra fesih kararını duyurdu. Fesih kararından sonra silahlarını Temmuz ayında yakarak imha etti. Somut adımlar attı. Silahları yakarak imha etmek sembolik olmanın ötesine geçen bir anlam taşıyor. Somut bir eylem koydu ortaya. Taleplerini ifade etti örgüt olarak.

Demokratik siyaseti bir taktik olarak değil, stratejik bir karar olarak benimsediklerini kongre kararıyla da açıkladılar. Sayın Öcalan’ın çağrısının stratejik bir çağrı olduğu, taktiksel bir çağrı olmadığı, bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiği defalarca bizim tarafımızdan da yine dile getirildi. Peki bunlara karşılık neler oldu diye bakalım. Açıklamalar oldu evet. Türkiye’de ezberleri bozan. Umut hakkından tutalım da Sayın Öcalan’ın Meclis’e gelip konuşma yapmasına kadar Türkiye’de ezberleri bozan açıklamalar oldu ve bunlar çok kıymetliydi.

Niye? Çünkü söze bir alan açılmaya çalışılıyordu. Epeydir konuşmayan, yan yana gelmeyen siyasi partiler istişarelerde bulunmaya başladı. Tabii ki bunların önemli olduğunun altını hep çizdik, hep vurguladık. Ancak sorunun derinliği, sorunun kökleri, sorunun nedenleri, sorunun tarihsel, sosyolojik, siyasal, ekonomik boyutları dolayısıyla yetersiz. Mesele bu. O yüzden bütüncül bir tasarıma, bir kareografiye ihtiyacı vardı bu sürecin. Nihayetinde hangi aşamaya geldik? Komisyon aşamasına geldik.

Komisyon Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak kuruldu. Haftalardır bu komisyon dinlemeler yapıyor. Bu dinlemeler de çok kıymetli. Bu dinlemeleri de önemsiyoruz. Bu dinlemeler de gösterdi ki çatışma çözümlerinde dünya deneyimlerinin önemli olduğu kadar Türkiye’nin deneyiminin de bugüne kadar biriktirdiklerinin de kıymeti bilinmeli ve bunlardan da yararlanılmalı. Ancak bu da yetmiyor. Yalnızca dinlemelerle yol alabilen bir komisyon olamaz, olmamalı. Nitekim hem komisyon başkanı hem de meclis başkanı Sayın Kurtulmuş bugün komisyon toplantısı öncesi yaptığı açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı ki biz de önemli buluyoruz.

Kendileri açısından planladıklarından daha disiplinli bir süreç olduğunu ifade ediyor komisyon sürecinin. “Kimsenin fikirlerine, konuştuklarına müdahale etmedik bu süreçte” diyor. Burada bir düzeltme yapmak isteriz DEM Parti olarak. Müdahale edildi. Barış Annelerinin Kürtçe konuşmasına meclis komisyonunda müdahale edildi. Bu müdahale tarihe not düştü. Sorunun esas nedenlerinden biri budur. Bir halkın varlığını yok saymak, bu ülkedeki farklı kimliklerin varlıklarını yok saymak, bu ülkedeki farklı inançları yok saymak. İşte meselenin neden sonuç ilişkisi dediğimiz şey tam da bu.

Eğer çatışmalı bir süreçten ve bunun nihayete ermesinden bahsediyorsak bunun neden ve sonuç ilişkilerini doğru değerlendirmek gerekir. Teşhisi doğru yapmalıyız ki izlenebilecek yöntem ve yol bizi başarıya götürebilsin. Türkiye modeli olarak hayata geçirilmek istenen çatışma çözümü literatüründe model de nihayete erdirebilsin. O nedenle burada Kürtçeyi özel olarak not düşmek isterim. Anadilinde konuşma, anadilinde kendini ifade etme hakkı bir lütuf değildir. Bahşedilecek bir hak değildir. Bir insan hakkıdır. Tartışılmaz dahi bu hak.

Şunu çok iyi biliyoruz ki bu durum iç tüzükle anlatılamayacak, iç tüzüğe sığdırılamayacak. Bu ancak olsa olsa gerekçe olabilir. Bir müdahale gerçekleşti orada Barış Annelerine ve Kürtçe konuşmaları engellendi. Birilerinin anadiline müdahale ettiniz Sayın Başkan. Ve bu meselenin esas nedenlerinden biridir. Unutulacak bir şey değil. Alt çizilmesi gereken ve hep hatırlatılması gereken bir konu. ‘Her birisi kayda geçti diyor bu konuşmaların’. Evet bu durum da tarihte bir kez daha tezahür ettiği için bir daha kayda geçti ve ilk kez tezahür etmiyor meclis çatısı altında.

“Meclis’in barış mesaisi yapması gerektiğini düşünüyoruz”

“Ortak olarak söylenen hususlardan birisi eğer bu komisyon çalışmalarını başarıyla tamamlarsa tarihi bir fonksiyon icra etmiş olacak” diyor. Biz de bu tarihi fonksiyonun icra etmesi gerektiğini, meclisin böyle bir tarihi görev ve sorumlulukla karşı karşıya olduğunu neredeyse bir yıl önce ve bundan yıllar önce de her defasında söylemiştik. ‘Eşik aşılmış olacak’ diyor. Ümit ediyoruz ki bu eşik aşılır. Ve çok önemli bir şey söylüyor Numan Kurtulmuş. Bundan sonra bir raporlama olacağını söylüyor ve aynı zamanda yasal bir takım düzenlemelerin Ekim ayına yetiştirileceğini söylüyor. Geç kalmış bir açıklama ama değerli bir açıklama. Biz meclis açılışında, meclisin barış mesaisi yapması gerektiğini düşünüyoruz.

Ekim 2024’ten bugüne geldiğimiz sürece baktığımızda, bu süreci takip edecek birtakım yasal düzenlemeleri, hukuki düzenlemeleri, belki özel yasaları çıkarabilecek, infazla ilgili bir takım düzenlemeler yapabilecek bu komisyonun kurulmuş olmasının önemini ve bundan sonraki odağının ne kadar değerli olduğunu hep hatırlattık ve nihayet Komisyon başkanından bundan sonra bir takım düzenlemeler yapılacağına ilişkin açıklama geldi. Bunun takipçisi olacağız. Beklenen, daha hızlı ve odaklı çalışmasıydı. Umarız önümüzdeki dönem daha hızlı ve odaklı çalışır ve yine Kürt sorununu yaratan nedenlerin esasına dair de konuşabilir, tartışabilir ve buna ilişkin bir takım tekliflerde bulunabilir.

Tüm bu hatırlattığım gelişmeler içerisinde çok önemli bir taraf, ana bir aktör Sayın Öcalan. Yalnızca silahsızlanmaya indirgeyemeyeceğimiz, yalnızca bu kapsamda değerlendiremeyeceğimiz, çatışmasızlığın kalıcı hale getirilebilmesi ve demokratik entegrasyon projesinin hayata geçmesi için mutlaka dinlenmesi gereken bir ana aktörden bahsediyoruz. Buradan çağrımızı yineliyoruz komisyona. Burada bir yerinde sayma halinde durmamak gerekiyor. Madem ezberleri bozmaktan, madem tabuları yıkmaktan bahsediyoruz o halde cesaretle mecliste söylenmiş söze sahip çıkmak gerekir. Sayın Öcalan dinlenmeli.

Sayın Öcalan’ın görüşleri, önerileri bir şekilde bu komisyona akmalı. Bu olması gereken. Olması gereken bir şeyi yapmamanın ya da üzerine tartışmanın bir anlamı yok. Bu zaman kaybettirir. Daha hızlı ilerlemek için de bunu geciktirmeden hayata geçirmek gerekiyor. Gerçekçi bir yaklaşıma ihtiyaç var. Yalnızca çatışma çözümüne odaklı bir yaklaşımınız bile olsa, ki bu mesele yalnızca çatışma çözümüne odaklı, çatışmasızlık boyutuyla geçici bir biçimde bir yaklaşım olamaz. Yüzeysel bir yaklaşım olamaz. Daha derinlikli bir yaklaşımı gerektirir. O halde Sayın Öcalan’ı ana aktör olarak mutlaka dinlemeli, sözüne alan açmalı ve temas kurmalısınız.

Sürecin yarım asırdır süren bu çatışmalı döngüde milyonlarca insanın hayatı ile birlikte Türkiye’nin enerjisine, potansiyeline neler kaybettirdiğini hep söylüyoruz. Tarihin bize sunduğu bu nadide fırsatın kıymetini bilmek durumundayız. Aksi takdirde hepimiz için çok ağır bir vebal, çok ağır bir sorumluluk olur. Başarmak durumundayız. Milyonlarız, umudun kazandığını gören, bilen. Mücadele azminin ne kadar kıymetli olduğunu bilen. Bunun her şeye rağmen ne kadar dirençli olduğunu tek tek yaşayarak deneyimleyen milyonlarız. O yüzden bugün burada milyonlara sesleniyoruz DEM Parti adına.

Süreç yalnızca siyasi partilerin, yalnızca iktidar blokunun insafına bırakılabilecek bir süreç değil. Bu sürecin toplumsallaşması, bu sürecin her birimiz tarafından kendi hayatlarımıza sahip çıkıyormuşçasına desteğe, sarılıp sarmalanmaya ihtiyacı var. Kırılgan noktalarının arttırılmasına değil, aksine güçlü yanlarının arttırılmasına ihtiyacı var. O yüzden hep birlikte Barış ve Demokratik Toplum Sürecine sahip çıkıp meclisin yeni dönemde yeni yasalarla Türkiye’yi demokratikleştirecek, hepimizin özlem duyduğu eşit, özgür, demokratik bir Türkiye’ye bizleri götürebilecek yolu açacak, düzenlemeleri yapacak, bu mesaiyi yapacak, toplumla yeniden bütünleşecek bir mesai yapması konusunda kararlılığı gösterecek bir meclis dönemi olmasını temenni ederiz.

Bir arada yaşam bağlarının yeniden tanımlanmasından bahsediliyor. Bunun yeniden tarif edilmesinden bahsediliyor. Bin yıllık kardeşlikten bahsediliyor. İşte bunu güçlendirecek çalışmaların yapıldığı bir dönem olmasını temenni ediyoruz. Somut ve hızlı kazanımların toplumsal ikna ve bu inançsızlığın giderilmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu önemin kavrandığı bir dönem olmasını temenni ediyoruz.

Çatışmaların kalıcı olarak sonlanması için yapılması gereken her şeyin yapılacağı, buna dair mekanizmaların işler hale getirileceği, tüm komisyonların gerekirse bunun için çalışacağı bir dönem olmasını temenni ediyoruz. Yine tekrar ediyoruz. Çözümü silahta değil, demokratik siyasette gören bir yaklaşımın değerini bilmek gerekiyor. Bu yaklaşımın stratejik bir yaklaşım olduğunu görmek gerekiyor ve buna stratejik bir şekilde yaklaşmak, stratejik bir şekilde karşılık vermek gerekiyor.

Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin bir ayağı da sahada devam ediyor ve kesintisiz bir biçimde sürüyor. Şölenler, şenlikler, halk buluşmaları, mitingler yakın zamanda görmüşsünüzdür, takip etmişsinizdir. Oldukça kitlesel yürüyüşler gerçekleşti. DEM Parti’nin de katıldığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci bağlamında ancak umut hakkı ile ilgili de çok büyük kitlesel yürüyüşler ve etkinlikler oldu. Mersin’de, Urfa’da, Diyarbakır’da yine öyle. Bir yandan yuvarlak masa toplantılarımız sürüyor. Bir yandan sivil toplum örgütleriyle yalnızca meclisteki komisyon kapsamında değil, çeşitli görüşmelerimiz devam ediyor.

Yine daha önce burada sizlerle paylaşmıştım. Meclis komisyonu için Merkez Yürütme Kurulumuzun kurduğu bir koordinasyon var. O koordinasyonun çalışmaları sürüyor bir yandan. Çeşitli kesimlerle bir araya geliyoruz. Görüş alışverişinde bulunuyoruz. Barış İstiyoruz Çünkü… kampanyasına start verdik. Bir yandan onunla ilgili il ve ilçe örgütlerimizde ve yine farklı yerlerde de çalışmalar sürüyor. Bu çalışmalarımız da devam edecek. Merkezi Örgütleme Komisyonumuz yakın zamanda yeni dönemle ilgili planlamayı netleştirdiğinde sizlerle paylaşıyor olacağız.”

Soru: Partinizin genişletilmiş bir heyetle İmralı Adası’na gideceği konuşuluyordu. MYK gündeminizde bunu ele aldınız mı?

“Merkez Yürütme Kurulumuzda bunu elbette değerlendirdik. Bu bizim zaten değişmeyen bir gündemimiz. Çünkü biz İmralı’daki bu tecrit tarihinin esnetilmesinin, tecritin bittiği anlamına geldiğini düşünmüyoruz. Evet, avukatlar yıllar sonra ilk kez görüştü. Bu çok önemli bir şey ama zaten olması gereken bir şeyi sevindirici ya da önemli ya da memnuniyet verici bir gelişme gibi görmek ve böyle değerlendirmek insan hakları ihlalinin sürdüğü bir yerde normal bir durum değil. Bu paradoksun bitmesi gerekiyor.

Bir kere aile görüşmeli, avukatlar görüşmeli, bütün haklarından elbette yararlanabilmeli. Ve elbette DEM Parti Eş Genel Başkanları başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu üyelerimizden oluşan bir heyetin gideceğini söylemiştim. Biz bunu bekliyoruz. Bunun gerçekleşmesi gerekiyor tabii ki. Yani artık yalnızca DEM Parti ile değil, Sayın Öcalan Türkiye’de farklı kesimlerle iletişimde olmalı.

Pratik ve teorik önderlikten söz etmişti kendisi gönderdiği ilk mesajda. Hatırlarsanız Ekim ayında Urfa milletvekilimiz Ömer Öcalan’la yaptığı görüşmede, siyasi ve hukuki zemine çekebilecek tüm çatışma hâlinden ve çatışmasızlığı sağlayabilecek pratik ve teorik önderlik gücünün olduğundan bahsetmişti. Bu bir yıl içerisinde bu gücün ne kadar etkili olduğu, çeşitli defalar görüldü aslında. Şimdi böyle bir liderlik gücünü niye böyle bir koşulda tutarsınız? Niye özgür çalışma koşulları sağlamazsınız? Niye insanlarla temasından bu kadar korkarsınız? Aksine bir arada yaşam projesini güçlendirebilecek çok önemli bir isimden bahsediyoruz. Biz bekliyoruz, henüz netleşmiş bir tarih yok.”

Soru:  Öncelikle yakın zamanda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin AİHM’in Sayın Öcalan’ın dahil verdiği ihlal kararını ele aldığı bir toplantısı oldu ve Türkiye’ye bir kez daha aslında yasal değişiklik çağrısında bulundu. Haziran 2026’ya kadar da süre vermiş oldu. Ayrıca Bakanlar Komitesi biraz kendi misyonunun dışına çıkarak komisyonu işaret etti. Yani meselenin aslında siyasi boyutunu ele aldı. Yine, Avrupa’da da birçok yerde Öcalan’a Özgürlük kampanyaları devam ediyor. Sizin de yürüyüşleriniz sürüyor. Bu konuda siz de bahsettiniz komisyonla ilgili Öcalan’ın görüşmeleri ile ilgili hala tartışmalar devam ediyor. Bir iletişim sorunu hala var. Kısıtlı bir yerde. Umut hakkı gündemine dair önümüzdeki süreçte yakın dönemde bir gelişme beklemeli miyiz? Sizin bu konudaki tavrınız ne olacak?

“Ağırlaştırılmış müebbet ve ağırlaştırılmış müebbetle birlikte, ki yalnızca Sayın Öcalan’ı da değil Türkiye’de binlerce insanı ilgilendiren bir durumdan bahsediyoruz. Öyle ki tam olarak veri bile paylaşmıyor Adalet Bakanlığı. Ama hak kuruluşlarının edinebildiği bilgiyle 4.350’nin üzerinde insanın hayatını etkileyen bir durumdan bahsediyoruz. Yani bu açık bir insan hakkı ihlali. Tabii ki bu insan hakkı ihlali sonlandırılmalı ve umut hakkı ilkesinden yararlanmalı başta Sayın Öcalan olmak üzere bundan dolayı mağdur edilen herkes.

Fakat burada dediğiniz gibi önemli noktalardan biri de şu. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin bu durumun siyasi karakterine dikkat çekmesi. Bunu yineliyorum. İkincisi, sürece iktidar blokunun isimlendirdiği şekilde de dikkat çekiyor olması. Yani iktidar blokuna da seslenmiş oluyor diye düşünüyoruz. Bir başka önemli konu komisyona işaret etmesi, komisyondan faydalanılabileceğini söylemesi. Yine dikkat çekici bir konu.

Bugüne kadar bu konuda verilen kanun tekliflerinin halihazırda parlamentoda bulunan kanun tekliflerinin de meclis tarafından kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Yani Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’ye bir süre veriyor. Bu eleştirilmesi gereken bir taraf bir yandan. Siyasi bir karar olduğunu görüyor ama buna rağmen kendisine teşkil eden değerlere uygun davranmak yerine siyasi bir pozisyon alıyor. Fakat şu çok açık. Bu sürdürülemez, sürdürülmemeli, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin de söylediği bu, ki onların söylemesine gerek yok.”

SORU: Az önce siz de bahsettiğiniz Kurtulmuş artık bu aşamadan sonra yasal düzenlemelere geçirileceğini söyledi. Bu noktada DEM Parti’nin çalışmaları hazır mı? Komisyona hangi önerilerde bulunacak? Ve sizce komisyon öncelikli olarak hangi gündemleri, hangi yasa düzenlemelerini genel kurula taşımalı?

“DEM Parti’nin tabii ki bu konuda hazırlığı çalışması var. DEM Parti nasıl eşit, özgür, demokratik Türkiye olabiliriz’in mücadelesini onlarca yıldır veriyor. Dolayısıyla DEM Parti’nin bugüne kadar antidemokratik uygulamalara sebebiyet veren yasalarla ilgili elbette bir takım hazırlıkları var. Her şeyden önce parti yıllardır yeni bir anayasa mücadelesi veriyor Türkiye’de. Mevcut darbe anayasasından kurtulabileceğimiz bir yeni toplumsal sözleşmenin de mücadelesini veriyor. Dolayısıyla bizim bu konularda yasal ve anayasal boyutlarda hazırlıklarımız var. Ama bu komisyonun gündemi anayasa değil. Bu komisyonun gündemi bir yol açmak.

Öncelikle bu çatışmasızlığın kalıcı bir biçimde sonlanabileceği yolu açmak. Mesela tekrar edeyim ben bunu. Besê Hozat’ın açıklaması var. Ne dedi? “Barış ve Demokratik Toplum Grubu olarak demokratik siyasete dahil olmak istiyoruz” dedi. Nasıl? Mesela silah bırakma sürmeli diyor yetkililer yaptıkları açıklamalarda, görüyoruz. Nasıl sorusunu soruyoruz biz de buradan. Nasıl sürecek? Nasıl yapılacak? Silah bırakanlar nereye gelecek? Hayata nasıl dahil olacaklar? Bunu yalnız biz sormuyoruz. Komisyona giden çatışma çözümü deneyimleri çalışan bazı akademisyenler de soruyor, tutanaklardan görmüşsünüzdür. Yapılması gerekenleri açıkça sıralamışlar.

Aslında bir ara rapor çıkabilirse, komisyonun şu ana kadar neler yaptığını görebilirsek, kamuoyu görebilirse, yapılacaklar çok açık. Çok zor değil. Bizim bu konuda hazırlığımız var. İlk etapta neler meclis gündemine gitmeli? Yasal düzenleme olarak komisyon üyeleri ona karar verebilirler. Ortak bir mutabakatla ilk etapta meclis gündemine gidecek konu başlıklarını belirleyebilirler. Zaten komisyon üyeleri bunun için orada. Her biri aynı zamanda kendi siyasi partilerini temsil eden insanlar. Farklı siyasi partilerde de komisyon koordinasyon gruplarının oluştuğunu biliyoruz. Dolayısıyla siyasi partilerin bu konuda hazırlıkları olduğunu düşünüyoruz, ki bazıları sosyal medya hesaplarından da paylaşım yaptılar.”

Paylaşın

Dünya Şampiyonası: Türkiye Erkek Voleybol Takımı Çeyrek Finalde Veda Etti

2025 FIVB Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası Çeyrek Finalde Türkiye ile Polonya, karşı karşıya geldi. Polonya’ya 3 – 0 mağlup olan Türkiye, şampiyonaya veda etti.

Haber Merkezi / Türkiye, ilk seti 25-15 kaybettikten sonra ikinci sette daha iyi bir oyun ortaya koysa da 25-22 ile skorun 2-0’a gelmesini engelleyemedi. Polonya 3. seti de 25-19 kazandı.

Dünya sıralamasında bir numarada yer alan Polonya yarı finalde Belçika’yı 3-0 mağlup eden İtalya ile oynayacak.

Türkiye, daha önce 1956, 1966, 1998 ve 2022 yıllarında Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası’na katılmıştı.

Türkiye, Erkekler Dünya Voleybol Şampiyonası’na bu yıl 5. kez katılan Türkiye, en iyi derecesini 2022 yılında elde etmişti. Türkiye Erkek Voleybol takımı son 16 turunda ABD’ye 3-2 yenilmiş ve organizasyonu 11. sırada tamamlamıştı.

Salon: SM Mall of Asia Arena

Hakemler: Juraj Mokry (Slovakya), İbrahim İsmail Alblooshi (Birleşik Arap Emirlikleri)

Polonya: Semeniuk, Huber, Kurek, Leon, Kochanowski, Komenda, Popiwczak (L) (Firlej, Sasak, Granieczny)

Türkiye: Bedirhan, Murat, Mirza, Mert, Adis, Gökçen, Berkay (L) (Cafer, Can, Ahmet)

Setler: 25-15, 25-22, 25-19

Süre: 1 saat 9 dakika

Paylaşın

Okumak Ömrü Uzatabilir Mi? İşte Bilimin Söyledikleri

Bilimsel araştırmalar okumak ile daha uzun bir yaşam süresi arasında bağlantı olduğunu öne sürüyor, ancak bu ilişki doğrudan nedensel değil, daha çok dolaylı faktörlerle açıklanıyor.

Haber Merkezi / İşte bilimin bu konuda söyledikleri:

Zihinsel Uyarım ve Bilişsel Sağlık: Yale Üniversitesi’nde 2016’da yapılan bir çalışma, düzenli kitap okuyanların, okumayanlara kıyasla ortalama 2 yıl daha uzun yaşadığını gösterdi. Okuma, beyindeki nöron bağlantılarını güçlendiriyor, bilişsel rezerv oluşturuyor ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini azaltabiliyor. Zihinsel olarak aktif kalmak, yaşlanma sürecinde bilişsel gerilemeyi yavaşlatıyor.

Stres Azaltımı: Sussex Üniversitesi’nde 2009’da yapılan bir araştırma, okumanın stres seviyelerini %68 oranında azalttığını buldu. Düşük stres, kalp hastalıkları ve bağışıklık sistemi sorunları gibi yaşlanmayı hızlandıran faktörleri azaltabilir. Özellikle kurgu romanlar, empatiyi artırarak sosyal bağları güçlendirebilir, bu da uzun ömürlülüğe katkıda bulunur.

Sosyal ve Eğitimsel Faktörler: Okuma, genellikle daha yüksek eğitim seviyeleri ve sosyoekonomik statüyle ilişkilidir. Bu kişiler, daha iyi sağlık hizmetlerine erişim ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri yapma eğilimindedir, bu da ömrü dolaylı olarak uzatabilir.

Okumanın Türü ve Süresi: Araştırmalar, özellikle derinlemesine okuma (kitaplar, uzun makaleler) ile bu faydaların daha belirgin olduğunu gösteriyor. Günde 30 dakika kitap okumak bile olumlu etkiler yaratabilir. Ancak, sosyal medya veya kısa haber başlıkları gibi yüzeysel okumalar aynı etkiyi sağlamıyor.

Sonuç olarak; Düzenli ve derinlemesine okuma, zihinsel sağlığı destekleyerek, stresi azaltarak ve sosyal bağları güçlendirerek dolaylı yoldan ömrü uzatabilir. Bilim, özellikle kitap okumanın, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak uzun ömürlülüğe katkıda bulunabileceğini söylüyor.

Paylaşın

Schaaf Yang Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Schaaf Yang sendromu (SYS, OMIM #615547), nadir görülen bir genetik nörogelişimsel bozukluktur. Prader Willi sendromu (PWS) ile önemli klinik örtüşme gösterir, ancak ek olarak distal eklem kontraktürleri (eklem sertlikleri) ve otizm spektrum bozukluğu gibi özelliklerle ayrılır.

Haber Merkezi / Hastalık, bebeklik döneminde hipotoni (kas gevşekliği) ve beslenme zorluklarıyla başlar ve bireyden bireye değişen semptomlarla ilerler. Prevalansı 1/1.000.000’den azdır ve hem erkeklerde hem kadınlarda eşit görülür.

Erken teşhis ve destekleyici bakım, yaşam kalitesini artırır, ancak prognoz bireysel olarak değişkendir; solunum yetmezliği ve obezite gibi komplikasyonlar hayatı tehdit edebilir.

Schaaf Yang Sendromunun Nedenleri:

SYS, 15q11.2 bölgesindeki MAGEL2 genindeki paternally ifade edilen (baba kökenli) heterozigot kesici (truncating) mutasyonlar (nonsense veya frameshift) nedeniyle oluşur. Bu gen, nörogelişimde rol oynar ve maternal imprinting (anne kökenli alel sessizdir) nedeniyle sadece baba kökenli kopya aktiftir. Mutasyon paternal alelde olursa hastalık gelişir; maternal alelde olmaz.

Kalıtım: Otozomal dominant, maternal imprinting ile (paternal mutasyon %100 penetrans). Yaklaşık %50’si babadan kalıtımsal, %50’si de novo (rastgele, ebeveynlerden bağımsız).
Risk: Germline mozaikizm babada nadir görülebilir; prenatal tanı babada mutasyon varsa mümkündür.
İlişkili: PWS ile örtüşür, çünkü MAGEL2 PWS bölgesindedir; ancak PWS’de hiperphaji (aşırı yeme) baskınken, SYS’de kontraktürler ön plandadır.

Schaaf Yang Sendromunun Belirtileri:

Belirtiler doğumda başlar ve yaşla değişir. Ana özellikler hipotoni, gelişimsel gecikme ve eklem sorunlarıdır. PWS benzeri semptomlar (hipotoni, beslenme zorluğu) bebeklikte baskınken, otizm ve kontraktürler okul çağında belirgindir.

Nörogelişimsel: Zihinsel engel/gelişimsel gecikme (katkı 1-2 yıl), otizm spektrum bozukluğu (%70-80), konuşma/dil gecikmesi, davranış sorunları (obsesif-kompulsif, agresyon), uyku bozuklukları.
Kas ve İskelet: Bebeklikte hipotoni (%100), distal eklem kontraktürleri (parmak, el, ayak; %80), arthrogryposis multiplex congenita, skolyoz.
Beslenme ve Büyüme: Neonatal beslenme güçlüğü (zayıf emme, tüp beslenme ihtiyacı; %90), failure to thrive (büyüme geriliği), obezite riski (PWS benzeri, ancak hiperphaji nadir), hipogonadizm (cinsel gelişim gecikmesi).
Solunum ve Diğer: Solunum yetmezliği (apne, ventilasyon ihtiyacı; ölüm nedeni), epilepsi (%20-30), yüz dismorfizmi (dar alın, tubuler burun), görme/solunum sorunları, kronik intestinal pseudo-obstrüksiyon (nadir).

Yetişkinlerde semptomlar stabil kalır; rutin gereksinim ve günlük yardım ihtiyacı artar.

Schaaf Yang Sendromunun Teşhisi:

Teşhis, klinik şüphe ve genetik testlerle konur. PWS şüphesi olanlarda (negatif PWS testi sonrası) MAGEL2 sekanslaması önerilir.

Klinik Değerlendirme: Hipotoni + distal kontraktür + aile öyküsü; PWS kriterleri (Holm kriterleri) uyarınca şüphe.
Genetik Test: Heterozigot paternal MAGEL2 patojenik varyantı tespiti (whole exome/genome sequencing veya hedefli MAGEL2 sekanslaması). Metilasyon analizi ile paternal köken doğrulanır.
Destekleyici Testler: EMG (kas değerlendirme), beyin MRI (nadir anomaliler), metabolik tarama (hipogonadizm için), uyku çalışması (apne için).
Ayırıcı Tanı: PWS (hiperphaji var), Chitayat-Hall sendromu (MAGEL2 ilişkili), arthrogryposis multiplex congenita, Wieacker-Wolff sendromu.

Erken teşhis (doğum sonrası) semptom yönetimini kolaylaştırır.

Schaaf Yang Sendromunun Tedavisi:

SYS için küratif tedavi yoktur; yönetim semptomlara odaklı, multidisipliner (pediatri, nöroloji, fizyoterapi, endokrinoloji) yaklaşımla yürütülür.

Beslenme Desteği: Emme terapisi, tüp beslenme (gerekirse gastrostomi); büyüme hormonu tedavisi (boy artışı, BMI iyileşmesi için, PWS benzeri).
Kas ve Hareket: Fizyoterapi (hipotoni/kontraktür için), ortez/cerrahi (eklem deformiteleri), GH tedavisi (kas tonusu için).
Solunum: CPAP/BiPAP (apne için), invaziv ventilasyon (şiddetli vakalarda).
Nörogelişimsel: Konuşma/ergoterapi, davranış terapisi (otizm için), antiepileptik ilaçlar (nöbetler için), oksitosin takviyesi (beslenme/otizm denemeleri).
Endokrin: GH tedavisi (obezite önleme), hormon replasmanı (hipogonadizm için).
Genetik Danışmanlık: %50 risk bilgilendirme; prenatal/postnatal testler.

Schaaf Yang Sendromunun Takibi: Düzenli büyüme/BMI izlem, nöbet/beh avyör takibi. Klinik denemeler (MAGEL2 hedefli) devam etmektedir.

Paylaşın

Scedosporiosis Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Scedosporiosis, Scedosporium cinsindeki mantar türleri (özellikle Scedosporium apiospermum ve Lomentospora prolificans – eski adıyla Scedosporium prolificans) tarafından neden olunan nadir bir oportunistik fungal enfeksiyondur.

Haber Merkezi / Bu mantarlar toprakta, kanalizasyon suyunda ve kirli sularda yaygın olarak bulunur ve insanlarda yüzeysel enfeksiyonlardan (örneğin deri enfeksiyonları) sistemik, hayatı tehdit eden yayılmış enfeksiyonlara kadar geniş bir yelpazede hastalıklara yol açar.

Enfeksiyon, bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde (immünokompromize hastalar) daha sık görülür ve aspergillozis gibi diğer fungal enfeksiyonlarla klinik olarak benzerlik gösterir, ancak tedaviye dirençli olması nedeniyle ayrım kritik öneme sahiptir. Nadir olsa da, immünokompetan (sağlıklı bağışıklık sistemine sahip) bireylerde de, özellikle travma veya boğulma vakalarında ortaya çıkabilir. Mortalite oranı %50-90 arasında değişir ve erken teşhis hayati öneme sahiptir.

Scedosporiosisin Nedenleri:

Scedosporiosis, Scedosporium türlerinin inhalasyonu, travma yoluyla deri teması veya kontamine suyun aspirasyonu ile bulaşır. Ana etkenler:

Scedosporium apiospermum (Pseudallescheria boydii’nin aseksüel formu): En yaygın tür, akciğer, sinüs ve beyin enfeksiyonlarına neden olur.
Lomentospora prolificans: Daha dirençli bir tür, dissemine (yayılmış) enfeksiyonlara eğilimlidir.

Scedosporiosisin Nedenleri Risk Faktörleri:

İmmünosupresyon: Hematolojik maligniteler (akut lösemi), kemoterapi, solid organ veya kök hücre transplantasyonu (özellikle akciğer), HIV, kronik granülomatöz hastalık (CGD).

Diğer: Kistik fibroz (CF), diyabet, travma, yakın boğulma (near-drowning), cerrahi sonrası.

Enfeksiyon, mantar sporlarının solunması veya yaralanma yoluyla girişiyle başlar ve immün yetmezlikte hızla yayılır.

Scedosporiosisin Belirtileri:

Belirtiler enfeksiyonun lokalizasyonuna ve hastanın immün durumuna göre değişir. Yaygın klinik tablolar:

Pulmoner (Akciğer): Öksürük, ateş, göğüs ağrısı, hemoptizi (kanlı balgam), dispne; aspergillozise benzer nodüler lezyonlar.
Deri ve Yumuşak Doku: Eritem, ülser, nodül, apse; travma sonrası gelişir.
Miyketom (Kronik Granülomatöz Enfeksiyon): Kemik ve yumuşak dokuda şişlik, fistül, granülom; ayak veya bacakta sık.
Dissemine (Yayılmış): Ateş, yorgunluk, multiorgan yetmezliği; cilt döküntüleri (%30), fungemi (kan kültürü pozitif, özellikle L. prolificans’ta %50).
Merkezi Sinir Sistemi (Beyin): Baş ağrısı, nöbet, fokal nörolojik defisitler (felç, görme kaybı); %20 vakada görülür, mortalite >%90.
Diğer: Sinüzit, endokardit, osteomyelit; immünokompetanlarda asemptomatik kolonizasyon mümkün.

Belirtiler genellikle 1-2 hafta içinde ortaya çıkar ve dissemine formda prognoz kötüdür.

Scedosporiosisin Teşhisi:

Teşhis, klinik şüphe, mikrobiyolojik ve moleküler yöntemlerle konur; gecikme mortaliteyi artırır. Adımlar:

Klinik Değerlendirme: Risk faktörleri ve semptomlar (örneğin, transplant alıcısında ateş ve akciğer infiltratı).
Görüntüleme: Göğüs BT’si (nodül, kavitasyon), beyin MRI’si (apseler).
Mikrobiyolojik: Kültür: Balgam, BAL (bronkoskopik lavaj), kan, doku biyopsisi; Scedosporium’un Aspergillus’tan ayrımı için morfoloji (konidiler).
Mikroskopi: Hiperseptat hifler.

Moleküler Yöntemler: PCR (polimeraz zincir reaksiyonu), MALDI-TOF MS (hızlı identifikasyon), metagenomik NGS (sonraki nesil sekanslama) – özellikle zor vakalarda.
Seroloji: β-D-glukan testi (panfungal marker) pozitif olabilir, ancak spesifik değil; galaktomannan testi negatif (Aspergillus’tan ayrım için).

Scedosporiosisin Tedavisi:

Scedosporiosis’e spesifik randomize çalışma yoktur; tedavi semptomlara ve etken türe göre multidisipliner (antifungal + immün rekonstitüsyon + cerrahi) yaklaşır. Direnç yüksek olduğundan (amfoterisin B, ekinokandinlere), vorikonazol önceliklidir.

Antifungal Tedavi:

Vorikonazol: Birinci seçenek (6-12 ay, oral/IV); 107 hastada %47 başarı. Doz: 6 mg/kg IV yükleme, sonra 4 mg/kg BID.
Kombinasyon: Vorikonazol + terbinafine (S. prolificans için) veya ekinokandin (kaspofungin); başarı %30-50.
Yeni Ajanlar: Posakonazol (alternatif azol), ibrexafungerp veya fosmanogepix (in vitro etkili, klinik denemelerde).
Dirençli Vakalar: Amphoterisin B (etkisiz), flusitozin (yardımcı).

Cerrahi: Lokal enfeksiyonlarda debridman (miyketom, beyin absesi); akciğer rezeksiyonu (immünokompetanlarda önerilir).

Destekleyici: İmmünsupresyonu azaltma, G-CSF/IFN-γ (nötrofil fonksiyonu için), granulosit transfüzyonu (CGD’de).

Paylaşın

Skapuloperoneal Spinal Musküler Atrofi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Skapuloperoneal spinal musküler atrofi (SPSMA), omurilikteki motor nöronların (kas hareketlerini kontrol eden sinir hücreleri) dejenerasyonuna bağlı olarak, omuz kuşağı (skapula) ve alt bacak (peroneal) kaslarında ilerleyici atrofi (küçülme) ve zayıflık ile karakterizedir.

Haber Merkezi / Bu durum, periferik sinir sisteminde ağırlıklı olarak motor aksonal nöropatiye yol açar. SPSMA, spinal musküler atrofi (SMA) ailesinin bir alt tipidir ve otozomal dominant kalıtım gösterir; yani ebeveynlerden birinden mutasyonun çocuklara yüzde 50 olasılıkla aktarılması mümkündür.

Hastalık, laryngeal felç (gırtlak felci), kasların konjenital (doğuştan) yokluğu ve bazı vakalarda iskelet anomalileri gibi ek özellikler taşıyabilir. Prevalansı tam olarak bilinmemekle birlikte, nadir bir hastalıktır ve erken nesillerde hafif seyrederken, sonraki nesillerde (antenatal) daha şiddetli olabilir.

Skapuloperoneal Spinal Musküler Atrofinin Nedenleri:

SPSMA, TRPV4 genindeki heterozigot mutasyonlar (tek kopya mutasyonu) nedeniyle oluşur. TRPV4 geni, kalsiyum iyon kanallarının işlevini kodlar ve mutasyonlar bu kanalların anormal çalışmasına yol açarak motor nöron kaybına neden olur. Bu mutasyonlar, nöronal nitrik oksit sentaz gibi genlerle ilişkili kromozom 12q24.1-q24.31 bölgesinde lokalizedir.

Hastalık, otozomal dominant kalıtımla aktarılır; yani aile öyküsü yaygındır. Rastgele mutasyonlar nadir olsa da, ailevi vakalar baskındır. Erken tanı, sonraki nesillerde daha şiddetli konjenital formun önlenmesine yardımcı olur.

Belirtiler genellikle ergenlik veya erken yetişkinlikte (14-26 yaş arası) başlar ve yavaş ilerler. Ana etkilenen bölgeler omuz kuşağı ve peroneal kaslardır, ancak hastalık değişkenlik gösterir.

Skapular atrofi ve zayıflık: Omuz kaslarında küçülme, “kanatlı skapula” (omuz bıçaklarının dışarı fırlaması), kolları kaldırmada zorluk.
Peroneal atrofi ve zayıflık: Alt bacak kaslarında küçülme, ayak bileği düşüklüğü, geniş tabanlı yürüyüş.
Laryngeal felç: Ses kısıklığı, horlama (stridor), yutma güçlüğü.
İskelet anomalileri: Skolyoz, kifoz, hiperlordoz, kalça displazisi, torsikolis, talipes equinovarus (kulüp ayak).

Diğer nöromusküler belirtiler: Hiporefleksi (azalmış refleksler), arefleksi, Gowers işareti (yerden kalkmada destek ihtiyacı), motor gecikme, yüz felci, diyagram zayıflığı, solunum yetmezliği.

Nadir ek belirtiler: Abducens felci (göz hareket bozukluğu), duyusal kayıp, küçük eller, klinodaktili (parmak eğriliği).

Belirtiler bireysel olarak değişir; bazı hastalar 40’lı yaşlara kadar yaşayabilir, ancak solunum ve yutma sorunları hayatı tehdit edebilir.

Skapuloperoneal Spinal Musküler Atrofinin Teşhisi:

Teşhis, klinik bulgular, elektrofizyolojik testler ve genetik analizle konur. Adımlar şu şekildedir:Klinik muayene: Omuz ve peroneal kas zayıflığı, iskelet deformiteleri ve aile öyküsü değerlendirilir.

Elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışmaları: Motor aksiyon potansiyellerinde azalma (cMAP), normal duyusal potansiyeller ve sinir iletim hızı görülür. Kas biyopsisinde tip 1 ve 2 fiber atrofi (ATPase boyaması ile).
Görüntüleme: Beyin ve omurilik MRI’sinde motor nöron sayısında normalite, ancak EMG’de nörojenik patern.
Genetik test: TRPV4 geninde patojenik mutasyon aranır; kan örneğiyle yapılır ve kesin teşhis sağlar. Bu, diğer benzer hastalıklar (örneğin Charcot-Marie-Tooth 2C veya fasiyoskapsulohumeral musküler distrofi) ile ayrımı yapar.

Erken teşhis, genetik danışmanlık için kritiktir ve ortalama nadir hastalık teşhisi için 6 yıldan fazla sürebilir.

Skapuloperoneal Spinal Musküler Atrofinin Tedavisi:

Şu anda SPSMA için etkili bir küratif tedavi yoktur; yönetim semptomlara odaklanır ve multidisipliner yaklaşımla (nörolog, fizyoterapist, ortopedist) yürütülür:

Fizyoterapi ve rehabilitasyon: Kas gücünü korumak, kontraktürleri önlemek ve mobiliteyi artırmak için egzersizler.
Ortopedik müdahaleler: Skolyoz veya ayak deformiteleri için cerrahi (örneğin omurga füzyonu).
Solunum desteği: Diyagram zayıflığında ventilatör veya non-invaziv solunum cihazları.
Yutma ve beslenme desteği: Laryngeal felçte beslenme tüpü veya konuşma terapisi.
Genetik danışmanlık: Aile planlaması için %50 risk bilgilendirmesi; prenatal tanı önerilir.
Destekleyici bakım: Ağrı yönetimi, psikososyal destek ve klinik denemelere katılım (örneğin TRPV4 hedefli ilaçlar araştırılıyor).

Prognoz değişkendir; erken müdahale yaşam kalitesini artırır, ancak hastalık ilerleyicidir. Tıbbi tavsiye için uzman hekime danışın.

Paylaşın

Postaksiyal Polidaktili Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Postaksiyal polidaktili, el veya ayakta (genellikle serçe parmak tarafında) fazladan bir parmağın doğuştan var olmasıdır. İzole (tek başına) olabileceği gibi, genetik bir sendromun parçası olarak da ortaya çıkabilir.

Haber Merkezi / Sendromik formu, özellikle Adams-Oliver Sendromu’nda sık görülür ve kafa derisi defektleri (ACC), uzuv anomalileri veya kalp/beyin sorunlarıyla birlikte bulunur. Polidaktili, fazladan parmağın tam gelişmiş (kemikli, işlevsel) veya rudimenter (yumuşak doku) olmasına göre sınıflandırılır.

Postaksiyal Polidaktili Nedenleri:

Postaksiyal polidaktili sendromik olduğunda, genellikle genetik mutasyonlarla ilişkilidir:

Genetik Faktörler: Adams-Oliver Sendromu: ARHGAP31, DLL4, DOCK6, NOTCH1 gibi gen mutasyonları. Otozomal dominant veya resesif geçiş.
Patau Sendromu (Trizomi 13): Kromozom 13’te fazladan kopya.
Diğer sendromlar: Bardet-Biedl, Meckel-Gruber veya Ellis-van Creveld sendromları.
Aile öyküsü: Genetik geçiş riski %50’ye kadar (dominant vakalarda).

Çevresel Faktörler (nadir):

Gebelikte teratogenler (örn. talidomid, diyabet kontrolsüzlüğü).
Amniyotik bant sendromu (mekanik sıkışma).

İzole Polidaktili: Çoğu vaka genetik mutasyonla ilişkilidir (örn. GLI3 gen mutasyonu), ancak çevresel faktörler bilinmez.

Postaksiyal Polidaktili Belirtileri:

Ana bulgu: El veya ayakta serçe parmak tarafında fazladan parmak (genellikle ayakta daha sık).

Tip A: Tam gelişmiş, kemikli, işlevsel parmak.
Tip B: Rudimenter, yumuşak dokudan oluşan parmak (küçük bir çıkıntı).

Sendromik bulgular (örn. Adams-Oliver Sendromu’nda):

Kafa derisi defektleri (ACC): Tepe bölgesinde deri/kemik eksikliği.
Uzuv anomalileri: Parmak/ayak parmaklarında kısalık (terminal transvers defekt), sindaktili (yapışık parmaklar).
Kardiyovasküler: Kalp kapak sorunları, damar darlıkları.
Nörolojik: Beyin damar anomalileri, nöbetler.
Diğer: Büyüme geriliği, yarık dudak/damak (örn. Trizomi 13’te).

Komplikasyonlar: Fonksiyonel sorunlar (kavramada zorluk), estetik kaygılar.

Postaksiyal Polidaktili Teşhisi:

Fiziksel Muayene: Doğumda fazladan parmak görülür; el/ayak röntgeni ile kemik yapısı değerlendirilir.
Görüntüleme: Röntgen: Polidaktilinin tipi (Tip A/B) ve kemik anomalileri.
Ultrason/MRI: Kalp, beyin veya diğer organ anomalileri için (sendromikse).
Prenatal ultrason: Gebeliğin 2. trimesterinde polidaktili tespit edilebilir.

Genetik Testler:

Kromozom analizi (örn. Trizomi 13 için).
Gen sekanslama (AOS için ARHGAP31, DLL4, vb.).

Aile Öyküsü: Genetik risk için değerlendirilir.

Postaksiyal Polidaktili Tedavisi:

Tedavi, polidaktilinin tipi ve eşlik eden sendromik özelliklere göre planlanır:

İzole Postaksiyal Polidaktili:

Tip B (rudimenter): Doğumdan sonra basit cerrahiyle çıkarılır (genellikle lokal anestezi, bebeklikte).
Tip A (tam parmak): Fonksiyonel/estetik sorun varsa cerrahi (genellikle 6-12 ayda). Kemik, tendon ve damar yapılarına dikkat edilir.

Sendromik Polidaktili (örn. Adams-Oliver Sendromu):

Cerrahi: Polidaktili düzeltme, kafa derisi defektleri için deri grefti, uzuv anomalileri için ortopedik müdahale.
Multidisipliner yaklaşım: Genetikçi: Sendromun genetik nedenini belirleme.
Kardiyolog: Kalp anomalileri için takip/tedavi.
Nörolog: Beyin damar sorunları veya nöbet kontrolü.

Komplikasyon yönetimi: Enfeksiyon (kafa derisi defektinde), damar sorunları (AOS’ta pulmoner hipertansiyon).

Psikososyal destek: Estetik veya fonksiyonel sorunlar için aileye/çocuğa danışmanlık.

Postaksiyal Polidaktili Prognozu:

İzole polidaktili: Cerrahi sonrası prognoz mükemmel; genellikle sadece estetik sorun.
Sendromik polidaktili: AOS’ta: Damar/kalp komplikasyonları prognozu etkiler; erken tedaviyle iyi sonuçlar mümkün.
Trizomi 13’te: Ciddi anomaliler nedeniyle yaşam beklentisi düşük (ilk yılda yüksek mortalite).

Komplikasyonlar: Nadir; cerrahi sonrası enfeksiyon veya fonksiyonel kayıp riski.

Paylaşın

Kafa Derisi Defektleri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Kafa derisi defektleri, tıbbi literatürde genellikle Aplasia Cutis Congenita (ACC) olarak bilinen, doğuştan kafa derisinde deri, bazen kemik veya diğer dokuların eksikliğiyle karakterize nadir bir anomalidir.

Haber Merkezi / Bu durum genellikle kafa derisinin tepe bölgesinde (vertex) görülür ve farklı büyüklükte, şekillerde olabilir. Aşağıda, ACC’nin nedenleri, belirtileri, teşhisi ve tedavisi hakkında kısa, anlaşılır ve kapsamlı bir açıklama sunuyorum. Bilgiler, tıbbi kaynaklara (PubMed, MedlinePlus, OMIM) dayanmaktadır.

Kafa Derisi Defektleri Nedir?

ACC, yenidoğanlarda kafa derisinde (nadiren vücudun başka yerlerinde) deri tabakasının tam veya kısmen gelişmemesi durumudur. Lezyonlar genellikle kafa derisinin orta hattında (tepe bölgesinde) yer alır ve %70-90 oranında kafa derisiyle sınırlıdır. Nadiren gövde, kollar veya bacaklarda da görülebilir. Defektin büyüklüğü birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişir ve altta yatan kemik veya dura (beyin zarı) eksik olabilir.

Kafa Derisi Defektleri Nedenleri:

ACC’nin kesin nedeni tam bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonuyla ilişkilidir:

Genetik Faktörler:

Sendromik ACC: Adams-Oliver Sendromu (ARHGAP31, DLL4, DOCK6 gen mutasyonları), Patau Sendromu (Trizomi 13), veya diğer genetik sendromlarla (örn. Johanson-Blizzard) ilişkilidir. Otozomal dominant veya resesif kalıtım görülebilir.
Aile öyküsü: Bazı vakalarda ailede benzer anomaliler bulunur.

Çevresel Faktörler:

Gebelikte ilaç kullanımı (örn. metimazol, valproik asit).
Viral enfeksiyonlar (örn. herpes, varicella).
Plasental anomaliler veya damar tıkanıklığı (emboli, tromboz).
Mekanik travma (amniyotik bant sendromu).

İzole ACC: Çoğu vaka (%70) sendromik değildir ve nedeni bilinmez.

Kafa Derisi Defektleri Belirtileri:

ACC’nin belirtileri, defektin büyüklüğüne ve eşlik eden durumlara bağlıdır:

Kafa derisinde görünüm: Oval, yuvarlak veya yıldız şeklinde deri eksikliği. Lezyonlar kırmızı, çıplak yara veya ince zarla kaplı olabilir. Saç eksikliği (alopesi) lezyon bölgesinde sıktır.

Boyut ve derinlik: Küçük (1-2 cm) ve yüzeysel veya büyük (5-10 cm) ve derin (kemik/dura eksikliği).

Eşlik eden anomaliler: Uzuv defektleri (örn. Adams-Oliver Sendromu’nda parmak kısalığı veya postaksiyal polidaktili). Kalp anomalileri, beyin malformasyonları, yarık dudak/damak (sendromik vakalarda).

Kafa Derisi Defektleri Komplikasyonları:

Enfeksiyon riski (özellikle derin defektlerde).
Menenjit veya beyin hasarı (kafa kemiği eksikse).
Kanama veya sıvı kaybı.

Kafa Derisi Defektleri Teşhisi:

ACC teşhisi genellikle doğumda fiziksel muayeneyle konur, ancak altta yatan nedenleri ve eşlik eden anomalileri belirlemek için ek testler gerekir:

Fiziksel Muayene: Lezyonun boyutu, derinliği ve yeri değerlendirilir.
Görüntüleme: Kafa röntgeni/CT/MRI: Kemik veya beyin anomalilerini kontrol etmek için.
Ultrason: Prenatal teşhiste (gebeliğin 2. veya 3. trimesterinde) kullanılabilir.

Genetik Testler: Kromozom analizi (örn. Trizomi 13 için). Gen mutasyon testi (Adams-Oliver Sendromu için ARHGAP31, DLL4 gibi).

Aile Öyküsü: Genetik geçiş riskini değerlendirmek için.

Kafa Derisi Defektleri Tedavisi:

Tedavi, defektin büyüklüğüne, derinliğine ve komplikasyonlarına göre planlanır:

Küçük Defektler (1-2 cm): Genellikle kendiliğinden iyileşir (skar dokusuyla).
Yara bakımı: Antibiyotikli kremlerle enfeksiyon önleme.
Düzenli takip: Enfeksiyon veya kanama belirtileri için.

Büyük/Derin Defektler:

Cerrahi tedavi: Deri grefti veya flep cerrahisi (genellikle 6-12 ayda). Kemik eksikse kraniyoplasti (kafa kemiği protezi).

Enfeksiyon kontrolü: Antibiyotikler veya hastane bakımı.
Komplikasyon yönetimi: Menenjit veya kanama için acil müdahale.

Sendromik ACC:

Multidisipliner yaklaşım: Pediatrik dermatolog, genetikçi, nörolog, kardiyolog, ortopedist. Eşlik eden anomalilere yönelik tedavi (örn. kalp defekti için ameliyat).

Psikososyal destek: Estetik kaygılar için aileye danışmanlık.

Paylaşın

Fırında Parmesanlı Brüksel Lahanası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hazırlaması çok kolay olan fırında parmesanlı brüksel lahanası, denedikten sonra menünüze ekleyeceğiniz yemek tariflerinden biri olacaktır. Öyleyse verilen adımları takip edin ve bu tarifi yapın!

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

455 gr Brüksel lahanası, yarıya bölünmüş
4 yemek kaşığı zeytinyağı
½ çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı sarımsak tozu
¼ su bardağı ekmek kırıntısı (30 gr)
¼ su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri (30 gr)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Her filizin sapını çıkarıp ikiye bölün, brüksel lahanalarını büyük bir kaseye koyun, kalan malzemeleri kaseye ekleyin ve karıştırın, filizleri fırın tepsisine yayın.

200˚C fırında 20 dakika pişirin, filizleri çevirin ve 20 dakika daha veya filizler çatalla ezilebilecek kıvama gelip altın rengi olana kadar pişirin. Afiyet olsun…

Paylaşın