Adana: Taş Köprü

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Köprü; Adana’nın Seyhan İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Yüzlerce yıldır ordu ve kervanlar için bir geçiş noktası olan Taş Köprü,günümüzde de Adana merkez Seyhan ve Yüreğir ilçelerini birbirine bağlamaktadır. Evliya Çelebi Seyehatnamesinde Taş Köprünün 21 gözlü olduğunu ve iki başında Osmanlı döneminde yaptırılmış kapılar olduğunu kaydeder.

Kitabesine göre köprüyü, Roma Döneminde “Auxentios” adlı mimar yapmıştır. Adrianus tarafından 11.yy da yaptırılan köprünün yapımının çeşitli kaynaklarda birinci Justinianüs’a atfedilmesi, muhtemelen sonradan onun tarafından yaptırılan esaslı bir onarımdan kaynaklanmaktadır.

Abbasi halifelerinden Harun Reşit tarafından ek kısımların yapılması sonucu köprünün kale ile birleştirildiği ve Halife Memnun tarafından da onarldığı da hitabesinde ifade edilmektedir. 19.yy ın ortalarında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın İbrahim Paşa da köprüde köklü bir onarım yaptırmış, köprünün şehir tarafına ve kuzeye bakan yüzüne mermerden çok köşeli kabartma bir yıldız ile ay koydurmuştur.

Köprü Osmanlı Döneminde de 3.Ahmet,Sultan Abdulmecid ve Sultan II.Abdulhamit tarafından onarılmıştır. Köprünün Abdulmecid’in emriyle 1847 yılında onarıldığını talik yazıyla belgeleyen 2 mermer kitabe bulunmaktadır. Bu kitabelerin üst kısmında ortada açılmış gül ve yapraklardan yapılmış oval formlu bir çelenk içinde Abdulmecid’in tuğrası bulunmakta, yanlarında açılmış rozetleri kenger yaprakları kuşatmaktadır.

Bu iki kitabe köprünün karaya ulaştığı 2 ucundaki şuanda mevcut olmayan kapıların üzerinde bulunmuş kapıların ortadan kaldırılmasıyla Adana Müzesinde kayıt altına alınmıştır. Müzedeki bir diğer kitabede 1879 yılında Adana Valisi Ziya Paşa’nın yaptırdığı onarıma aittir. 19.yy sonunda da Bahri Paşa, köprü üzerine parke taş döşetmiştir.

Farklı yapı malzemeleri kullanılarak,değişik tarihlerde müdahale ve yenilemelere maruz kalmasına karşın köprü tüf taşı ağırlıklı olmak üzere mermer ve spolien malzeme kullanılarak dolgu duvar tekniği ile inşa edilmiştir.

Köprünün doğu kısımlarındaki orijinal temel kalıntılarında taşların birbirine demir ve kurşunlu kenet ile bağlandığı görülmektedir. Köprünün genel duvar tekniği ise dışta düzgün kesme taşın muntazam bir biçimde örülmesiyle oluşan kabuk içerisinin,harçlı moloz taş dolgu ile doldurulmasıyla elde edilmiştir.

Köprü ayaklarından farklı türden malzeme,farklı tekniklerle kullanılmıştır. Bunun sebebi köprünün farklı zamanlarda onarım ve yenilemeler geçirmiş olmasıdır. Taş Köprünün bazı ayaklarında basamaklı ayak düzeni görülür. Bu tür köprü ayakları ise Roma dönemi köprüleriniz özelliklerindendir.

Köprüde 14 adet normal göz,7 adet tahliye gözü bulunur. Köprünün hiçbir bölümünde orijinal kemer alın taşı bulunmamaktadır. Mevcut kemer alın taşlarının tümü Selçuklu, Osmanlı veya Cumhuriyet Dönemine aittir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Anahşa Kalesi

Anahşa Kalesi; Adana’nın Pozantı İlçesi, Taşpınar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Geç Bizans Dönemi yapılarından Anahşa (Eski Konacık) Kalesi, 1200 metre yükseklikte Çakıt Vadisi ‘ne hakim bir savunma kalesi olarak yapılmıştır.

Güney tarafı tamamen kayalık ve sarp durumdadır.Bu bölümde yer yer istinat duvarları görülmektedir.Kale tepenin tamamına oturmaktadır. Kalenin sur duvarlarının dış kısmı kabayonu kesme taş malzeme kullanılarak yapılmış olup 130 cm kalınlığındadır. İç kısmı ise moloz taş bağlayıcı olarak da harç kullanılmıştır.

Kalenin kuzeybatı burçlarında mazgal delikleri bulunmaktadır.Kale duvarları yaklaşık 7 metre yüksekliktedir. Kalenin iç kısmında tonozlu yapılar ve sarnıçlar vardır.Kaleye ana giriş kuzeyde olup kenarları düzgün kesme taş malzeme kullanılarak yapılmıştır.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Şakir Paşa Konağı

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Şakir Paşa Konağı; Adana’nın Seyhan İlçesi, Şakirpaşa Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Zemin kat ve bir kattan oluşmuş yapının plan şeması karedir, yapının güney ve kuzey yününde olmak üzere iki girişi bulunmaktadır. Tavanlar ahşap, paralel atılmıştır, pencereler orjinalinde kemerli ancak bugün kemer kısımları kapatılarak dikdörtgene dönüştürülmüştür.

Doğu yönünde iki oda, batı yönünde ise tek bir oda bulunmaktadır. Orta sofadan kuzey ve güney yönünde açılmış, giriş kapılarının aksında ahşap payandalarla taşınmış ve üç (kuzey, güney, doğu) cepheyi sarmış ahşap terasa açılan kapılar bulunmaktadır.

Ancak teras yıkılmış, sadece taşıyan payandalar günümüze ulaşmıştır. Üst kattan dar bir koridorla ulaşılan merdiven kovasına yerleştirilmiş çatı katına ulaşan ahşap merdiven bulunmaktadır. Bu merdiven cihannümaya ulaşmaktadır.

Cihannüma ahşap malzemeden yapılmış üst örtüsü ahşap beşik çatıdır. Cihannümadan güney yönünde açılmış kapıdan terasa ulaşılmaktadır. Yapının üst örtüsü ahşap oturtma kırma çatıdır. Yapı günümüzde terk edilmiş durumdadır ve yoğun trafik akışından olumsuz biçimde etkilenmektedir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Durhasan Dede Türbesi

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Durhasan Dede Türbesi; Adana’nın Ceyhan İlçesi, Durhasan Dede Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Durhasan Dede Türbesi, kare planlı küçük kargir bir bina olup, Abidin Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. Durhasan Dede’nin bir adı da Yanyatırdır. Hicri 1129 Miladi (1717) ve Hicri 1132 Miladi (1720) tarihlerinde yaşadığı yönünde bilgiler bulunmaktadır.

Buna göre bu türbenin XVIII. yy. ilk çeyreğinde yapıldığı söylenebilir. Taşınmaz tek katlı, yığma yapım tekniğinde kubbeli olarak inşa edilmiştir.

Doğu yönündeki iki sütun,üç kemer ile taşınan kubbeli giriş ile kare planlı mekana geçilmektedir. Bu bölümde sütunlar arasında demir ferforje bulunur. Bu mekan içinde batı duvarına yakın sanduka bulunur. Batı ve güney duvarlarında iki adet yuvarlak küçük pencere vardır.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Milli Mensucat Fabrikası

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Milli Mensucat Fabrikası; Adana’nın Seyhan İlçesi, Döşeme Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Girişinin 42 sokak cephesinden sağlandığı, girişin sol tarafında idari binası bulunmaktadır. Ada üzerinde ara yollar oluşturularak yapıların sıralandığı orta bölümde birbiriyle bağlantılı olduğu tahmin edilen yassı tuğla malzeme ile şed çatı sisteminde büyük bir kütle ve yer yer çelik gergilerle bağlantılı yine şed çatı ve kırma çatı sisteminde çatıdan ya da cephelerden fonksiyonlarına göre aydınlatılması sağlanan yapıların çatı sistemi çelik makaslarla ve ahşap direklerle taşınmaktadır.

Bazı mekanlarda betonarme müdahalelerin yapıldığı üst örtü elemanlarında ise kiremit saç kaplama ve şeffaf fiberglass malzemenin kullanıldığı tespit edilmiştir. Adanın güneybatı köşesinde daha sonraki dönemde gene beton ayaklarla taşınan yaklaşık 40×60 metre ebatındaki çelik makas ve çatı aydınlatma sistemindeki mekanı, atolye olarak kurulduğu ve bu mekanla bağlantılı farklı boyut ve farklı fonksiyonları olduğu tahmin edilen küçük atolyeler ile wc duş ve ofisler oluşturulmuştur.

Ada üzerinde içeriden bağlantısı olup olmadığı tespit edilemeyen ancak 42 sokaktan girişi sağlanan ve tekel müdürlüğünce depo olarak kullanılan ikinci bölüme ise girilememiştir. İdari bina ve atolyelerin bulunduğu bölümde yuvarlak ve dikdörtgen pencerelerin bulunduğu bina içerisinde ve yol cephesinde bazı kapı ve pencerelerin kapatıldığı ya da özgün formunu yitirdiği ve yapının halihazırda kullanılmadığı daha önceki yıllarda kiralanan kişilerce sadece idari bölümünün kullanıldığı tespit edilmiştir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Mezbaha (Kanara)

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Mezbaha (Kanara); Adana’nın Seyhan İlçesi, Haydaroğlu Mahallesi, Hasan Tugal Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Mimar Semih Rüstem’in Adana’daki ilk yapısı olan mezbaha geometrik kurgusu,anıtsal girişiyle dönemin mimarlık akımlarına,nitelikler taşımaktadır. Mimar planında geniş bir parsel üzerinde mezbaha ve ilili tesisleri olarak gösterilmiştir.

Mezbahane,soğuk hava depoları,hayvan barınakları,yemekhane ve hizmet birimleri olarak yapılan binaların tek katlı idare binasını ise iki katlı olduğu görülmektedir. Yapılar kısmen taş ile tuğla ve betonarme malzemelerle inşa edilmiş,tüm örtü sistemi beşik çatı üzerine marsilya kiremiti kaplanmıştır.

İlk önce yapıldığı tahmin edilen ana bölüm ön ve arka cepheleri tuğla örgü sisteminde ancak dış yüzeyleri taş kaplama olup cephe boyunca yapılan kemer açıklığı kolonat sisteminde betonarme lento ile giriş kapısına oturmaktadır.

Bu bölümde çelik konstirüksiyon çatı üzerinde beşik çatılı havalandırma yükseltisi bulunmaktadır.Bu mekanla bağlantılı ek bölümlerde kesin ve temizleme fonksiyonlarına yönelik,yine çelik konstirüksiyon çatı sisteminde beşik çatılı olarak inşa edilmiştir.

İlk yapılan bölüm arkasında tuğla malzeme ve kare planlı çelik merdiven sistemiyle çıkılan kulenin hangi amaçlı yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Tahtalı Camii

Tahtalı Camii; Adana’nın Seyhan İlçesi, Tepebağ Mahallesi, 18. Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır. 1591-1595 tarihleri arasında bugünkü Tepebağ Mahallesi’nde inşa edilmiş olan yapının minaresi sonraki dönemlerde yapılmıştır.

Dikdörtgen planlı caminin Cemal Gürsel Caddesini, Çakmak Caddesi’ne bağlayan yol üzerinde kabaltı bölümü bulunmaktadır ve cami yolun üstünü aşan kemerle bir özgün yapı sergiler. Caminin batı kısmında yer alan kabaltının üstü ibadet mekanı olarak kullanılmaktadır. Yapıya son yıllarda yapılan müdahaleler özellikle çatı seviyesinde özgünlüğünü önemli ölçüde zedelemiştir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

İzmir: Kızıl Avlu (Serapeion)

İzmir, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Kızıl Avlu (Serapeion); İzmir’in Bergama İlçesi sınırları içerisinde yer alır. Kızıl Avlu bir Roma tapınağıdır. 

Tapınağın önünde tapınak ile aynı aks üzerinde avluya doğru çıkma yapan bir propylon ve gerisinde devasa bir tapınak kapısı yer almaktadır. Kapı ağır mermer sövelerle çevrili, kapı kanatları çok büyük ve muhtemelen bronz kaplamalı idi. Çok ağır olması her zaman açılıp kapanmasını mümkün kılmakta idi. Bu bakımdan kontrol sağlamak amacıyla kapı önünde demir parmaklıklardan oluşan ikinci bir kapı tertibatı yer almakta idi.

Kutsal mekanın sadece ön tarafı pencerelerle aydınlatılmış, kült heykelinin bulunduğu arka kısmın yarı aydınlık olmasını sağlamak amacıyla pencere yapılmamıştır. Arka kısımda iki yüksek kaide yer almaktadır. Devrinde mermer kaplı olan bu kaidelerin üzerinde muhtemelen 10-12m. yüksekliğinde oturur durumda kolosol bir kült heykeli yer almakta idi. Bu podyum ve kaidenin altında bir sarnıç ve buradan ana binanın, yanlardaki yuvarlak yapıların ve avluların bazı bölümlerinin altında uzayıp giden gizli geçitler ve merdivenler vardı.

Muhtemelen bu geçitlerden ilerleyen tapınağın baş rahibi içi boş olan kült heykelinin baş kısmına yükselerek oradan halka tanrı adına telkinlerde bulunuyordu. Tapınağın üzerini örten, çok sağlam yapıda ahşaptan bir çatı iskeleti vardır. Kült ve sanat tarihi verilerine dayanarak tapınağın M.S II. yy’da muhtemelen İmparator Hadrian döneminde inşa edildiği ve Mısır tanrıları hem Serapis hem İsis’e ithaf edildiği söylenebilir. Ancak tapınağın iki yanındaki yuvarlak yapıda kült mihraplarının bulunmasına karşılık yan tanrıların kimler olduğu bilinmektedir.

Erken Bizans döneminde kutsal mekanı içerisine ilaveler yapılan tapınak Anadolu’daki erken yedi kiliseden biri olarak kullanılmaya devam etmiştir. T.Wiegand tarafından kazısı gerçekleştirilmiş olan bu kutsal yapı hakkındaki araştırmalar henüz tamamlanmamıştır.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

Adana: Yağ Camii

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Yağ Camii; Adana’nın Seyhan İlçesi, Ali Dede Mahallesi, Ali Münif Yeğenağa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Aynı avluyu paylaşan camiye bitişik eski klise ve medresesiyle birlikte bir külliye oluşturmaktadır. Külliyedeki imaret ise eski tarihlerde yıkılmıştır.1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından enlemesine dikdörtgen planlı cami ile medresenin doğu ve batı kanatları yaptırılmıştır. 1552 yılında Halil Beyin oğlu Piri Paşa medresenin doğu kanadına ana dershane odası ile avlunun kuzeyinde yer alan portal şeklindeki giriş kapısı ilave ettirilmiştir.

Bölgeye hakim olan sıcak iklimin etkisiyle bu eserde de büyük son cemaat yeri bulunmaktadır. Ulu Cami plan tipindeki yapının enine gelişen dikdörtgen planı, içten kıble duvarlarına dikey dört sıra sütun dizisi ile beş sahna ayrılmaktadır. Spoli ve alçak olan sütunlar sivri kemerle birbirine bağlanmaktadır.

Neflerin üzerine beşik tonozlar örtmektedir. Cami duvarları yonu taşından, medrese kısmı duvarları ise tuğla ile örtülmüştür. Medrese duvarları iki sıra kirpi saçakla bitirilmiştir. Medrese odalarının üzeri kiremit kaplıdır. Caminin, bir taç kapı niteliği taşıyan büyük avlu kapısı ayrı bir güzelliğe sahiptir.

Sonraki yıllarda yapılan müdahalelerle medresenin doğu kanadında yer alan ve avluya açılan odalar dış cepheye açık dükkan sırası haline getirilmiştir. Yıkılan imaret kısmının altında, tonozlu bir sarnıç ortaya çıkarılmıştır. Yapı 1998 Adana depremi sonrasında restore edilmiştir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın

Adana: Seyhan Hükümet Konağı

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Hükümet Konağı; Adana’nın Seyhan İlçesi, Türkocağı Mahallesi, Depboy Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Yapı Sultan II.Abdulhamit Dönemi’nde Adana Valisi Süleyman Bahri Paşa tarafından yaptırılmıştır.Yapının tarihi ile ilgili en önemli belge Etnoğrafya Müzesi’nde bulunan kitabesidir. Yapının ikinci kat batı bölümü Fransız işgali sırasında işgal kontrol merkezi olarak ilave edilmiştir.

1940-42 yıllarında kapsamlı bir onarım geçiren yapıya ikinci kat doğu böllümü ile kuzey taraftaki encümen salonu ilave edilerek,cephe düzeni de neredeyse tamamen değiştirilmiştir. Bodrum katı taş duvar diğer katları ise tuğladan inşa edilen yapının kat döşemeleri ahşap kirişlidir.

1.Ulusal Mimarlık Akımı etkilerinin yansımaları görülen yapıda simetrik cephe kurgusu izlenmektedir.Aynı anlayış ile üçgen alınlıklı basık kemerli, söveli pencerelerin biçimlendiği,yapının orta aksında yer alan ve bir kat üstünde balkon şeklindeki bir çıkma altından iki kollu merdivenle ulaşılan,basık kemerli girişin merkezleştirilerek vurgulandığı görülmektedir.

Bahri Paşa tarafından ayrıca yapının hemen kuzeyine bir vali evi inşa ettirilmiş ve bu yapı 2.katından ahşap bir köprü ile vilayet binasına bağlanarak valinin özel geçişi sağlanmıştır.Ancak bu yapı,sonraki yıllardaki yol genişletme çalışmaları sırasında yıkılmıştır. Yapı bodrum artı iki ana kat düzeninde ve yığma yapım tekniğinde inşa edilmiştir.

Kesme taş olarak oluşturulan cephede,basık kemerli pencereler dizisi zemin katta,kaydırmalı olarak taşırılmış taşlarla çevrilerek belirgin hale getirilmiştir. Aynı biçimde yapının dikdörtgen kütlesinin köşe noktaları da taşların kaydırmalı olarak dışa taşırılmasıyla vurgulanmıştır. Yapıda geniş bir merdivenle balkon şeklinde bir çıkma altından ulaşılan giriş,sütunları ve kemerli yapısı ile dönem özelliklerini yansıtmaktadır.

1998 depreminde önemli hasar gören ve bunun ardından yeniden kapsamlı bir onarıma alınan yapıda mimari karakterin yüzyıl başındaki özgün haline dönüştürülmesi hedeflenmiş ve sonradan ilave edilen katlar ve diğer ekler kaldırılmıştır. Güçlendirme çalışmalarının da yapıldığı bu onarımdan sonra yapı yeniden Seyhan Kaymakamlığı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın