Konya: Hasan Paşa İmaret Camii

Hasan Paşa İmaret Camii; Konya’nın Akşehir İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Akşehir’deki tek Osmanlı camisidir.

Hasan Paşa tarafından 1510 yılında inşa ettirilmiştir. Yapı kesme taşlardan oluşmaktadır. Caminin tek büyük kubbesi sağırdır. Dört küşesinde askılık görevi yapan kubbecikler yer alır.

Dört mermer sütunun tuttuğu üç kubbe, cemaat yerini örter. Caminin önünde 12 tane sütunu olan bir şadırvan vardır.

İmaret Camii girişinin sol tarfındaki ilk sütunun aşağısındaki tunç bileziğin üzeri, Akşehir’e uğrayanların yazılarıyla bir anı defterei gibi doldurulmuştur.

Bu yazılardan en önemlisi Evliya Çelebi’ye aittir. Evliya Çelebi yazdığı metinde “Fakir Mehmed Sultan Murad Han – Tanrı Kendisini Teyit Etsin – askerleriyle beraber buraya geldi. Bunu 1048 yılı muharreminin 26. günü yazdı” demektedir.

Paylaşın

Konya: Sahip Ata Hamamı

Sahip Ata Hamamı; Konya’nın Meram İlçesi, Sahipata Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Sahip Ata Külliyesi’ndedir.

Hamam külliye içerisinde hankahın yol aşırı karşısında yer almaktadır. Hamamın yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir.

Hamamın Kırşehir Cacabey Vakfiyesinde (1272) zikrediliyor olması bu tarihten öncesine ait olduğunu gösterir. Muhtemelen caminin inşaatıyla birlikte başlanması ihtimali yüksektir.

Hamam farklı tarihlerde onarım görmüştür. İlk belge 1570 tarihli olup bunun dışında 1848, 1960-62 yıllarında da onarımlar görmüştür.

Sahip ata hamamın suyunun temini için Meram Çayından üstü açık bir kanal ve arkla ayrılan ve Şehir (Sahipata) Irmağı adı verilen suyolunu yaptırdığı Ayrıca hamamın yakından geçen bir kanaldan su deposuna dolaplarla su taşındığı belirtilir.

Paylaşın

Konya: Sahip Ata Türbesi

Sahip Ata Türbesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahipata Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Sahip Ata Külliyesi’ndedir.

Türbe, külliye içerisinde caminin güney duvarına bitişik olup cami ile hankah arasında yer almaktadır. Türbeye geçit, caminin güney duvarındaki hacet penceresinin yan tarafındaki küçük bir açıklıkla, türbenin batı duvarındaki bahçeye açılan bir kapı ve hankahın kuzeydoğudaki bir holde yer alan bir kapıyla da giriş sağlanır.

Türbe ilk olarak Sahip Ata’nın iki oğlu Taceddin Hüseyin ve Nasreddin Hasan’ın, Akşehir Kozağaçta, Karamanoğlu Mehmet Bey’le yaptığı savaş sonucu (1277) şehit düşmesi üzerine 1277–1278 yıllarında türbe inşa edilerek buraya defnediliyorlar.

Daha sonra Sahip Ata burayı aile kabristanına çevirmek isteyince eski türbenin temelleri üzerine 1283 yılında bugünkü türbe inşa edilmiştir. Bu yapım tarihini, kubbenin oturduğu kemerin iç yüzündeki ayet kuşağının bitiminde yazmaktadır.

Sahip Ata Kimdir?

Sahip Ata Fahreddin Ali, Anadolu Selçuklu Devletinin XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş bir devlet adamıdır. Devlet kademesinde üstlendiği çeşitli görevler sonrası vezirlik makamına yükseltilen Sahip Ata, ülkenin Moğol tahakkümü altında bulunduğu 1258–1285 tarihleri arasında tüm yetkileri tekelinde toplamış ve önemli karaların tamamına tek başına imza atmıştır.

Söz konusu dönem, sultanın şahsında merkezi yönetimin zayıfladığı, buna karşın emir ve beylerin Moğol desteğiyle maddi ve siyasi güçlerinin arttığı yıllardır. Sahip Ata, devletin bu karmaşa yıllarının en önemli siyasi figürlerinden biridir. Siyasi kariyeri sırasında “Fahreddin (Dinin öğüncü), Kavvamü’l-mülk (Devletin dayanağı)” gibi sıfatlarla anılacak kadar başarılı olan ünlü vezirin, yaptırdığı hayır eserleri, halk arasında “Ebu’l-Hayrat (Hayırların babası)” olarak anılmasına sebebiyet vermiştir.

Tarihi kaynaklar, Fahreddin Ali’nin hayır müesseselerinin çokluğu konusunda da aynı düşünceyi paylaşmaktadırlar. Büyük bir kısmı günümüze ulaşamayan, cami, medrese, hânikah, türbe, han, hamam, çeşme, kaplıca, buz-hane gibi çeşitli yapılar ve onların vakıfları, Fahreddin Ali’nin Ortaçağ sanat ve kültür ortamına bani olarak özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurduğunu göstermektedir. 1271-1274 yıllarında vezirlik görevinden azledildiği günleri hayır eserlerinin tamiri, vakıf ve emlâkının vakfiye işleri ile geçiren Fahreddin Ali’nin, bu konuya çok önem verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Bolvadin Müzesi

Bolvadin Müzesi; Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesi, Aydınlar Mahallesi, Santral Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Bolvadin Lisesi Müdürlüğü sırasında Muharrem Bayar’ın özel ilgi ve çabasıyla okul bahçesine topladığı eserlerin çoğalması sonucu müzeye gerek duyulmuş, dönemin Belediye Başkanı Etem Kelekçi’nin çabaları sonucu mülkiyeti belediyeye ait olan “Belediye Sineması,” 1987 yılında yeniden düzenlenerek Bolvadin Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Müzede Bolvadin merkez ve köylerinden toplanmış Eski Tunç Çağı’ndan günümüze kadar arkeolojik, etnografik, sikke, arşiv vesikası olmak üzere toplam 848 eser bulunmaktadır. Özellikle Bolvadin kaymakçılığı, hasırcılığı, el sanatçılığı gibi yerel özellikler sergilenmektedir.

Kuzey-Güney doğrultulu, iki katlı, betonarme bir bina olan müzenin kuzeye açılan bir girişi bulunmaktadır. Giriş katında Bolvadin yöresi oturma odası, gelin odası, konferans salonu ve teşhir salonu; üst katta ise yine teşhir salonu ve kütüphane bulunmaktadır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Kurtuluş Savaşı Şehitliği

Kurtuluş Savaşı Şehitliği; Afyonkarahisar’ın Şuhut İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. 

İstiklâl Savaşı’nda şehit olan askerlerimiz için yaptırılmıştır. 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz ve daha önceki muharebelerde yaralanan, hastalanan Türk subay ve erleri Şuhut’a getirilmiş ve bugün kullanılmakta olan Büyük Cami’de ilk tedavileri yapılarak iyi olanlar tekrar cepheye gönderilmiştir.

Şehitler şimdiki Demirciler Çarşısı civarındaki mezarlıklara gömülmüştür. Daha sonra halen şehitlik olarak kullanılan arsaya nakledilmiş ve anılarına 1971 yılında küçük piramidal bir anıt yapılarak üzerine “İstiklâl Harbinin Aziz Şehitleri” kitabesi yazılmıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Çeşmeli Konak

Çeşmeli Konak (Afyon Kültür Ve Çevre Evi); Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi, Nurcu Mahallesi, Milli Birlik Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Çeşmeli Konak, tapuda 36 pafta, 534 ada ve 16-17 parsel numaralarıyla kayıtlıdır. Son Dönem Osmanlı eseri olup cephesinde yer alan anıtsal çeşme ile bütünlük sağlamaktadır.

İpek ve kumaş ticaretiyle uğraşan Kahvecioğlu İsmail Efendi tarafından önce hayır amaçlı olarak çeşme yaptırılmış, daha sonra kendi ailesinin ihtiyacı olan konak inşa ettirilmiştir. Konağın giriş kapısındaki yazıtta Hicri ve Rumi olmak üzere iki tarih (1324 ve 1322) bulunmaktadır. Buradan konağın Miladi 1906 yılında bitirildiği anlaşılmaktadır.

Üst kat çıkmalı, çıkma ortasında balkon girinti boşluğu üzerinde çatı odası (cihannüma) ile altında kesme taş kaplamalı çeşmesi bulunan, sosyal amaçlı cephe mimarisi olan örnek yapılardan biridir.

Dış görünümü ve sokak bütünlüğü nedeniyle çevresel niteliğinin önemi açısından Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 25.06.1983 gün ve A-4432 sayılı kararıyla korunması gerekli eski eser olarak tescil edilmiştir.

Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11.07.1980 ve A-2314 sayılı kararı ile korunması gerekli eski eser olarak tescil edilen çeşme ise Afyonkarahisar Muzesi’ndeki kayıtlarda “Sülüm Çeşmesi II” adıyla geçmektedir.

İlk yapıldığında tek bir konut olan Çeşmeli Konak, ilerleyen yıllarda miras yoluyla ifraz edilerek dikey olarak ortadan iki parsele ayrılmış ve ayrı kapısı olan iki ayrı konut durumuna getirilmiştir.

03.10.2002 tarihinde kamulaştırıldıktan sonra Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen evin rölöve ve restorasyon projeleri, Afyon Valiliği İl Özel İdaresi’nin imkânlarıyla, Afyon Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksek okulu Restorasyon Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından hazırlanan rölöve ve restorasyon projeleri 08.08.2003 tarihinde Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na teslim edilmiş ve 15.08.2003 tarih ve 2504 sayılı karar ile restorasyon izni alınmıştır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da 75 milyar liralık ödenekle destek olduğu restorasyon 31.12.2004 tarihinde bitirilmiştir. 2011 yılından beri Alimoğlu firmasına tahsis edilen konak; halen Alimoğlu Kültür ve Sanat Merkezi(AKSAM) olarak faaliyette göstermekte ve konakta tarihi ve kültürel, sanatsal eserleri sergilenmekte ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Çay, Taş Medrese

Taş Medrese; Afyonkarahisar’ın Çay İlçe Merkezi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Taş Külliyesi’nden bir bölümdür.

Merkezi kubbeli, orta hacmin her iki yanı uzun tonoz hacimli, girişin her iki yanında kubbeli küçük hacimli, güneyde tonoz hacimli, mihraplı eyvan, her iki yanında ise kubbeli birer hacimden oluşan kesme taş kaplamalı kargir bir yapıdır.

Mihrap, eyvan kemerleri, merkezi kubbe kasnağı ile kubbeye geçiş köşe üçgenleri mavi ve lacivert sırlı tuğla, kubbe kasnağı ve kubbe tuğla bezeklidir. Günümüzde cami olarak kullanılmaktadır. Mimarı, külliyenin mimarı olan Oğul Bey’dir. III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1278 yılında Yusuf Bey tarafından yaptırılmıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Sultan Divani Mevlevihanesi

Sultan Divani Mevlevihanesi; Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi, Mevlana Mahallesi, Türbe Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerdendir. Kuruluşu 13’üncü yüzyıla kadar dayanır. Tarih boyunca birçok önemli icraata merkez olmuş Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, Konya Mevlevîhânesi’nden sonra en önemli mevlevîhânedir.

Bu özelliği bütün bilim adamları tarafından tescillenmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, özellikle 16’ncı yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî zamanında mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur.

Ayrıca “40 Hatimli ŞifalıAşûre” geleneği ilk defa Sultan Dîvânî zamanında Afyonkarahisar Mevlevîhânesi’nde başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. (Günümüzde bu geleneği devam ettiren tem mevlevîhânedir)

Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, 1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haliyle Şeyh Celâleddin Çelebi zamanında 1908’de hizmete girmiştir.

Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hâmuşân (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi” adıyla, Afyonkarahisar Belediyesi bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Kırk Göz Köprüsü

Kırk Göz Köprüsü; Afyonkarahisar’ın Bolvadin İlçesi sınırları üzerinde yer almaktadır. Akarçay üzerindedir.

Köprü kuzey ve güney bölümü olarak ikiye ayrılır. Güney bölümü Bizans İmparatoru I.Manuel Kommen tarafından 1150 yıllarında, kırk gözlü olarak mermer ve bazalt taştan yaptırılmıştır.

Surre-Hicaz yolu üzerinde bulunan köprü, XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından kuzey yönde 64 göze kadar uzatılmış olup 200 metre uzunluktadır. Günümüze kadar ulaşan gözlerin sayısı 57’dir.

Mimar Sinan, köprüye bir namazgah ve suya inmek için de mermer bir merdiven yaptırmıştır. Namazgahın etrafı duvarla çevrelenmiş, köprüye açılan kapı geçidi envanterde kayıtlıdır.

Köprüde bazalt, andezit ve mermer devşirme taşlar kullanılmıştır. Köprü’nün kemerleri orta kısımda daha geniş ve sivri tonozlu, uçlara doğru küçük ve basıktır.

Köprü moloz dolgu üzeri kesme taşlı, yanları dikdörtgen şeklinde bloklarla tek sıra korkulukludur. Köprü ayaklarında, Helen kesme, Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalara, hatta mezar taşları gibi devşirme malzemelere rastlanılmaktadır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Sandıklı Kalesi

Sandıklı Kalesi; Afyonkarahisar’ın Sandıklı İlçe Merkezi, Hisariçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Germiyan Sultanı I. Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Eski Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olan höyük üzerine sur ile çevrilmiş küçük bir kale olup, şimdi yalnız 8-10 metrelik sur duvarı parçası kalmıştır.

Paylaşın