Kars: Kümbet Cami (Havariler Kilisesi)

Kümbet Cami (Havariler Kilisesi); Kars’ın Merkez İlçesi, Kaleiçi Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

Havariler Kilisesi Şehirdeki Ermeni kiliselerinden birisi olup Bagratlı Krallığı döneminde Kral Abbas tarafından M.S. 932-937 yılları arasında yaptırılmıştır. Kilise merkezi planlı olup dört yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekana sahiptir.

Kafkaslardan Anadolu’ya girişte ilk yerleşim merkezi olma özelliğini taşıyan Kars Şehri bir çok uygarlığın geçişine tanıklık etmesi sebebi ile binlerce yıldan bu yana iskan edilmiş antik bir yerleşim merkezi özelliğine sahiptir.

İpek yolu üzerinde yer alan antik Anı Ören Yerinin ve bölgedeki yoğun Arkeolojik yerleşmenin oluşturduğu taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının korunması ihtiyacını karşılamak üzere ilk olarak 1959 yılında Vilayet konağında Müze Memurluğu kurulmuş, daha sonra bölgeden toplanan eserlerin çoğalması sebebiyle 1964 yılından 1978 yılına kadar Kümbet camii olarak da bilinen “Havariler Kilisesi” Müzeye dönüştürülerek sergileme yapılmış, nihayet 1978 yılında İstasyon mahallesinde yeni yapılan modern Müze binası 1981 yılında hizmete açılmıştır. Modern Kars Müzesi günümüzde Arkeolojik, Etnografik ve Taş eserlerin sergilendiği önemli Müzelerimiz arasında yer almaktadır.

Paylaşın

Kars: Ebul Hasan Harakani Cami

Ebul Hasan Harakani Cami; Kars’ın Merkez İlçesi, Kaleiçi Mahallesi, Saray Yolu Sokak üzerinde yer alır.

M.S. 963-1033 ( Hicri 352-425) yılları arasında yaşayan evliyanın asıl adı Ali Bin Ahmed Caferdir. Bugünkü İran’ın Horasan bölgesinde Bistam kasabasına bağlı Harakan köyünde doğmuştur. Hicri 352- Miladi 963 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ebul Hasan küçük yaşlarında Harakan köyünde çobanlık yapmış daha sonra çiftçilikle uğraşmıştır. Gençliğinde kervanlara yük taşıyıcılığı da yapan Ebul Hasan kaynaklarda belirtildiğine göre kendisinden bir asır önce Horasan da yaşayan Beyazid-i Bestaminin tasavvufundan etkilenerek Bestami dergahında bir süre türbedarlık yapmıştır. Bu süre içerisinde tasavvufa erişen Ebul Hasan daha sonra çağının en büyük manevi şahsiyetlerinden birisi olmuştur.

Ebul Hasan Harakani’nin ölümünden 3 asır sonra müritlerinden birisi tarafından yazılan “Nurul Ulum” adlı eserde; evliyanın ilmi ve hayatından kesitleri öğrenmekteyiz. Farsça el yazması bu eserin orijinali günümüzde Bristh Museum kataloğunda bulunan Nurul Ulum, 6 bölümden oluşmuş, son bölümü evliyanın yaşamını anlatan tek orijinal eserdir.

Türkmenistan’dan Anadolu’ya M.S.11.yüzyılda Selçuklu akınları sırasında ( 1018-1021) geldiği anlaşılan Ebul Hasan Hicri 425 Miladi 1033 yılında Kars’a 15 km. uzaklıktaki Yahnı dağının eteğinde Bizans ordusu ile yapılan bir savaşta yaralanarak Kars’ta şehit olmuştur. Şahadet mertebesine erişen ilk Anadolu evliyalarından birisi olan Ebul Hasan için 1064 yılında Sultan Alpaslan’nın Kars’ı fethetmesinden sonra bugünkü Kaleiçi mahallesinde bir türbe yaptırılmıştır. Türklerin Anadolu’ya yerleşmeye başladığı tarih olan 1064’den önce Anadolu’nun Türkleşmesi için gelen bu Alperen 70 yıllık ömrünün tamamında tasavvufunu insan sevgisi üzerine kurmuştur. Nurul Ulum adlı eserden onun “Türkmenistan’dan Şam’a kadar yaşayan birisinin eline diken batsa acısı benim acımdır” şeklindeki düşüncesinde bu muazzam insan sevgisi ifadesini bulur.

Evliyanın Kars merkezinde Kaleiçi mahallesindeki türbesi Ortaçağın sonlarına kadar Kars ve Doğuanadolu’da geçen siyasi mücadele ve savaşlar sebebiyle zamanla unutulmasına yol açmıştır. Ancak 1579 yılında Osmanlı Padişahı III.Murad doğu sınırlarındaki siyasi istikrarsızlığa son vermek için Lala Mustafa Paşa komutasında gönderdiği 100 bin kişilik Osmanlı ordusu Kars’ı eyalet merkezi yapmak için başlatılan imar çalışmaları sırasında bu Anadolu evliyasına ait kabir bulunarak Ebul Hasan’ın ismine izafeten Evliya Camii inşa edilerek evliyanın kabri de camii bahçesindeki türbeye defnedilmiştir. Basit örgü sistemi ile tüf taşından dörtgen planlı olarak yapılan Ebul Hasan Harakani türbesi 1998 yılında Evliya Camisinde başlatılan restorasyon çalışmaları sırasında türbenin basit örgü duvarları kaldırılarak kubbeli bir şadırvan içerisine alınmış ve Evliya mezarının sandukasının etrafı ahşap çerçeve ile çevrilmiştir. Sandukanın üzerindeki kavuk ve kadife örtü de tamir edilerek orijinal hali ile yeniden sanduka üzerine konulmuştur. Evliyanın türbesi bu onarımdan sonra halkın ziyaretine açılmıştır.

11. Asrın tasavvuf alimlerinden Ebul Hasan Anadolu’nun Türkleşmesi için müritleri ile birlikte hizmette bulunmuş tevazu sahibi bir evliya idi. O Anadolu’nun fethi için Alperenlik ruhuyla ilk tohumları atmış, kendisinden bir asır sonra yaşayan Ahmed YESEVİ’yi de etkilemiştir. Ebul Hasan’ın tasavvuf görüşünü anlatan Nurul Ulum adlı eserden onun “ Her kim bu dergaha gelirse ekmeğini veriniz, inancını sormayınız” şeklindeki düşüncesi daha sonra Mevlana’da “ Kim olursan ol yine gel” şeklinde ifadesini bulmuştur. Mevlana şiirlerinde Ebul Hasan Harakani’yi “ Şeyh-i Din” ( Dinin Şeyhi) olarak nitelemiştir. Yine Ebul Hasan Harakani Nurul Ulum adlı eserin 6. bölümünde “ Bana seni gerek” şeklinde ifade ettiği Allah sevgisi Yunus Emre’nin şiirlerinde şekillenmiştir.

Anadolu’nun Türkleşmesinde ve aydınlanmasında büyük rol oynayan Evliya Alperenlerden birisi olan Ebul Hasan Harakani ne yazık ki yeterince tanınmamış yada tanıtılmamış Kars şehrinin önemli değerlerinden birisidir.

Türbesi

Kars ili, Merkez Kaleçi mahallesi, Ozanlar sokak, Pafta 30, Ada 72, Parsel 4’de yer alan bugünkü Evliya Camii külliyesi içerisindeki Ebul Hasan Harakani türbesi şehit olduğu 1033 yılından 31 yıl sonra Kars’ın Alpaslan tarafından fethedilmesi sırasında yapılmıştır. Yüzyıllar içerisinde türbe bazı değişikliklerle günümüze kadar ulaşmıştır. 1998 yılına kadar Evliya camii bahçesinde tüf taşından basit örgü sistemi ile yapılan dörtgen bir yapı içerisinde bulunan türbe bu tarihte Evliya camisinin restorasyonu sırasında basit yapılı duvarlar kaldırılarak Evliyanın sandukası ahşap çerçeve içerisine alınmış ve kabrinin bulunduğu alana kubbeli bir şadırvan yapılmıştır. Türbenin giriş kapısında bulunan 1617 tarihli Osmanlıca kitabede kubbeli şadırvanın giriş kapısına orijinal hali ile yerleştirilmiştir. Bu kitabe Mehmet DERVİŞ Paşa tarafından Hicri 1026 Miladi 1617 tarihinde yaptırılmış olup, Osmanlıca “ Hak nasip etti yapıldı merkad-i nev gülzar. Ebul Hasan Harakan şeyhi yattuğu bu yerdir ” anlamındadır.

Evliya camii külliyesindeki kubbeli şadırvanın içerisinde Ebul Hasan Harakani’ye ait türbenin etrafında 21 adet mezar daha bulunmaktadır. Bu mezarlardan birisi 1767 yılında Kars Beylerbeyi Kethüda Mehmet Paşaya ait Kars’taki tek kavuklu mezardır. Diğer bir mezar ise 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrası Kars’ın 40 yıllık Rus işgali sırasında şehirdeki Ermeni ve Rus baskılarına karşı Türk ahaliyi eğiterek Kars’tan göç etmelerini önleyerek şehrin Türk nüfusunu korumak için mücadele veren Evliya camisinin o tarihteki imamı Hafız Kurban Efendiye ait mezardır.

Ebul Hasan Harakani türbesi ve Evliya camii külliyesi Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olup, Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Bölge Kurulunun 09.05.1990 tarih ve 227 sayılı kararı ile tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Türbenin giriş kapısındaki 1854 tarihli Osmanlıca kitabe

Hak nasib itdi de yapıldı Merkad-i nev gül’zâr
Bû’l-Hasen Khrkanî Şeyh’ün yatduğıdur bu mezâr.
Ol Muhammed-Dervîş itdi bu makamı böyle hoş
Evliyânun aşkına olsun fedâ cânlar hezâr.
Her Murâd hâsıl olur sıdk-ile bunda ey dede
Her kim ihsân eyliye bulunur derdine izâr.
İncidenler bu makamı incidiser o Hakkı
Çün “ihâninü ihânu’l-Lah” Kelâmunda yazar.
Târih ün-Nebî-i birden Yûsuf Mollâ dedi
Bâş ed în-sâl sitte vü ‘ışrîn hezâr (1026-1617 )

Paylaşın

Patatesli Afyon Ekmeği, Malzemeleri, Hazırlanışı

Patatesli Afyon Ekmeği; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • Yarım çuval un
  • 10 kg. patates
  • Yarım kilo acı maya (ekşi maya)
  • 2 avuç tuz
  • Aldığı kadar su

Hazırlanışı;

1. İlk önce mahalle fırınından ekmeğin yapılacağı zaman öğrenilir. Buna nöbet alma denir. Ekmek için hazırlıklara başlanır. Önce patates haşlanır, soyulur, rendelelenir. Üstü örtülür, bir kenarda bekletilir.

2. Küçük bir kabın içine acı maya konur. (Acı maya: daha önce yapmış olduğunuz ekmekten alınan hamurdur). Üzerine un ve ılık su dökülerek maya yoğurulur. Üstü örtülür sabaha kadar mayalanması beklenir. Nöbet saatinden iki saat önce hamur yoğurulmaya başlanır. Tekneye un elenir. Unu teknenin bir tarafına yığar üstüne tuz atılır. Diğer tarafına püre haline getirilen patates sıcak suyla ilk önce karıştırılır. Böylece patates ısınmış olur. Gelen maya patatesin üstüne dökülür. Patatesle de maya karıştırılır.

Karılan bu hamura teknenin diğer tarafındaki un yavaş yavaş yedirilir. Teknede kalan unun üzerine hazırlanan su dökülür ve karılır. Karılan bu hamur diğer mayalı hamurla karıştırılır. Suyunu alıncaya kadar bir saat yoğurulur. Hamurun üzerine un serpilir. Mendille (sofra bezi) üstü örtülür. Yazın teknenin üstü ince, kışın ise kalın battaniyeler ile örtülür. Bir saat de hamurun mayalanması beklenir. Hamurun mayalandığını anlamak için hamura elle bastırılır. Elin yaptığı çukur doluyorsa hamurun mayası gelmiş olur.

3. Fırına tekne götürülür. Sekinin (tezgahın) üstüne mendili serilir. Üstüne hamur yapışmasın diye uğra (un) serpilir. Tekneden eğsiranla bir miktar hamur alıp tahtanın üstünde iki elin arasında yuvarlayıp mendilin üzerine dizilir. Başka bir mendille hamurların üstünü örtülür.

4. Şimdi hamuru fırına koyma zamanı geldi. Fırıncı, küreği fırının ağzına koyar. Bir kişi küreğin üstüne un serper. Bir kişi de hamuru küreğin üstüne koyar. Hamurun kabuk atmaması için beş parmak hamurun üstüne bastırılır. Fırıncı kürekteki hamuru fırına koyar. Sekideki hamurları sırayla fırına verirler.

5. Hamur hafif pişince fırıncı ekmekleri debertir (yer değiştirir). Ekmekler piştikten sonra bir mendile serilip ekmekler üstüne dizilir, soğuması beklenir.

Paylaşın

Hurma Baklavası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hurma Baklavası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 4 su bardağı un
  • 250 gr. Margarin
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 fincan süt
  • 1 çay bardağı ceviz

Şurubu için:

  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su
  • Yarım limon suyu

Hazırlanışı;

Tavada sıvı yağ kızdırılıp ateşten indirilir. Biraz soğuyunca margarin, kabartma tozu, süt ve un ilave edilerek hamur haline gelinceye kadar karıştırılır. Bu işlem sonucu elde edilen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılır, içlerine ceviz konur ve kenarları kapatılarak tepsiye dizilir.

200 derece ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar yarım saat pişirilir. Bu arada su ve şeker kaynatılır, içine iki-üç damla limon suyu eklenerek şerbet hazırlanır. Ilımış hurma baklavasının üzerine şerbet ılık olarak dökülür. 1 saat bekledikten sonra servis yapılır.

Not: Yöresel dilde “Fırma Baklavası” denilir. Yerken hurma gibi ağızda dağıldığı için “Fırma Baklavası” adını almıştır. Fırma; hurma sözcüğünden gelmektedir.

Paylaşın

İlibada Dolması, Malzemeleri, Hazırlanışı

İlibada Dolması; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1,5 kg labada (efelek, evelik otu olarak da bilinir, bu tarif pazı ile de yapılabilir)
  • 1 su bardağı düğü (ince bulgur)
  • 1 su bardağı göce (ince buğday)
  • 2 çorba kaşığı un
  • 2 orta boy soğan
  • 2-3 diş sarımsak
  • Yarım su bardağı sıvı yağ
  • 1 çorba kaşığı salça
  • 2 yemek kaşığı süzme yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı tuz  

Hazırlanışı;

Düğü, çekilmiş göce ile karıştırılır. Yarım su bardağı sıvı yağın birazı tencereye konulur ve içine ince doğranmış soğan ilave edilir. Pembeleşene kadar kavrulur. Un ilave edilir. Kavrulan soğanlara düğü ve çekilmiş göce karışımı eklenir ve az miktarda su ile pişirilir. Tuz, kuru nane ve kırmızı biber ilave edilir. Labada hafif haşlanır.

Hazırlanan harç, labada ile muska şekli verilerek sarılır, tencereye dizilir ve üzerine su ilave edilip pişirilir. Tavada kızdırılan yağa salça konularak, içine nâne ve kırmızı biber katılır. Pişen dolmanın üzerine önce sarımsaklı yoğurt daha sonra hazırlanan sos dökülerek servis edilir.

Paylaşın

Hamursuz (Hamırsız), Malzemeleri, Hazırlanışı

Hamursuz (Hamırsız); Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 9 su bardağı un
  • 1 su bardağı yağ
  • 1 yemek kaşığı yağlı haşhaş
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı;

Yumurta, un, yoğurt, yağ, tuz, karbonat, ve su ile sert bir hamur hazırlanır. Hazırlanan bu ekmek hamuru yuvarlak yuvarlak parçalara ayrılır ve elle yassıltılır. Üzerine haşhaş sürülür. Kenarlardan parçalar kesilip ortaya toplanır ve yuvarlanır. Yuvarlak parçalara ayrılan hamur el ile bastırılarak tekrar yassıltılır, üzerine tekrar haşhaş veya yoğurt sürülür ve üzerine çatal veya bıçak ucuyla şekil verilerek 220-240 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika pişirilir.

Paylaşın

Göce Köftesi, Malzemeleri, Hazırlanışı

Göce Köftesi; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 su bardağı düğü
  • 1 su bardağı göce (göce yapılışı yukarıdadır.)
  • 1 adet büyük boy soğan
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yumurta
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı kuru nane
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Sıcak su

Sos Malzemeleri;

  • 1 su bardağı süzme yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
  • 1 adet rendelenmiş domates

Hazırlanışı;

Buğday ayıklanıp yıkanır ve dövülerek kabukları ayrılır. Kabuğu ayrılmış buğdaylar değirmende çektirilir ve elenir. Elendikten sonra altta kalan daha ince kısım göce köftesi yapımında kullanılır. Gri kısım ise göce tarhanası ve keşkek yapımında kullanılır.

Düğü (elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur) ile göce sıcak su ile ıslatılır. Tuz ve nane eklenip bir müddet dinlendirilir. Un, yumurta ve rendelenmiş soğan ilave edilip özleşene kadar yoğrulur. Avuç içinde bilye büyüklüğünde köfteler yapılır ve ortasına parmakla hafifçe bastırılarak düğme şekli verilir.

Köfteler kaynar suda haşlanır. Piştikten sonra köfteler süzülerek, servis tabaklarına alınır. Üzerine sarımsaklı yoğurt eklenir. En üste ise rendelenmiş domates, kırmızı pul biber ve tereyağı ile yapılan sos dökülerek servis yapılır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: İshaklı Han

İshaklı Han; Afyonkarahisar’ın Sultandağı (İshaklı) İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Afyon-Akşehir-Konya güzergâhı üzerindedir.

Kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı bir oturum alanı üzerine avlu ve kapalı/barınak bölümünü ihtiva eden iki yapı kütlesi halinde inşa edilmiştir. Dış cephe duvarları, cepheyle eş yükseklikte ve dışa taşkın prizmatik kütleler halinde tasarlanmış kare ve silindirik formlara sahip payanda ve köşe kuleleriyle desteklenmiştir. Vaktiyle yapının kuzey-batısında yer alan ve hanla birlikte inşa edildiği düşünülen hamamı, yıkılarak ortadan kalkmıştır.

Hanın kuzey-doğu cephesinin merkezine yerleştirilmiş taçkapısı, dışa taşan ve cephe kotunu aşarak yükselen dikdörtgen prizmal bir kütleden ibarettir. Taçkapı kütlesi, farklı genişlik ve profillerdeki bordür ve silmelerle, yanlardan ve üstten düşey dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır; silindirik köşe sütunceleri üzerinde, yedi sıralı mukarnaslı kavsara yer alır.

Taçkapının basık kemerli kapı açıklığının iki yanında, üç sıra mukarnas kavsaralı ve çokgen planlı birer mihrabiye nişi bulunmaktadır. Basık kemerli kapıyla dahil olunan avlu, üç kenarı boyunca mekânlarla çevrili ve kareye yakın dikdörtgen planlı bir alandır. 1960’lı yılların ortalarında, avluyu çeviren mekânların büyük ölçüde yıkılarak ortadan kalktığı bilinmektedir.

1975 yılına kadar devam eden onarım çalışmalarını takiben han yakın bir geçmişte tekrar onarılmıştır. Avlunun kuzey-batı kanadı, kare planlı ayaklar üzerine oturan ve çift sıra sivri kemerlerle birbirine bağlantılı revaklı bir galeri halinde tasarlanmıştır. Sivri kemer gözleri halinde avluya açılan yarı-açık mekânlar, sivri beşik tonozlarla örtülüdür.

2003 yılında avluda gerçekleştirilen kazı ve sondajlarda, avlunun kuzey-batı kenarı boyunca, taçkapının gerisindeki giriş eyvanının iki kanadında beş mekânın bulunduğu tesbit edilmiş; güney-doğu kanadı üzerinde ise, yedi mekânın sıralandığı anlaşılmıştır. Sözkonusu mekânların, geçmişte mutfak ve erzak deposu işlevi gören servis bölümleri, bir kısmının da değerli eşyaların muhafaza edildiği odalar olduğu iddia edilmiştir.

Avluda sürdürülen çalışmalarda, zeminin kesme taş kaplama olduğu, ayrıca çatıya çıkmak için gereken merdiven kuruluşunun da bulunmadığı anlaşılmıştır. Avlunun merkezinde fevkânî bir köşk mescit yer almaktadır. Sözkonusu yapının, Selçuklu Dönemi’nde inşa edilmiş ve avlu ortasında bağımsız olarak konumlanan köşk mescitlerin son örneğini oluşturduğu bilinir. “L” planlı dört kemer ayağı üzerine oturtularak zeminden yükseltilen kare planlı mescidin, hanın ana aksında değil, fakat, kıble yönü esas alınarak konumlanmış olması dikkati çeker.

Fevkânî mescidi taşımak üzere kemer ayaklarının oluşturduğu kare planlı bir baldaken kuruluşu halinde tasarlanmış zemin kat, çapraz tonozla örtülü yarı-açık bir alandır. Mescide kuzey-batı cephesine bitişik iki kollu ve ara sahanlıklı bir taş merdiven kuruluşuyla ulaşılmaktadır. Beş sıra mukarnas kavsaralı ve düz atkılı bir kapıyla dahil olunan ibadet mekânı, kuzey-doğu ve güney-batı duvarlarındaki birer pencereyle aydınlatılmaktadır. Güney-doğu duvarındaki çokgen planlı mihrap nişi, zar başlıklı kaide ve başlıklara sahip silindirik birer sütunce üzerinde yükselen altı sıra mukarnas kavsarayla örtülüdür.

İbadet mekânının mukarnaslı örtüsünün günümüze sadece bir kısmı ulaşabilmiştir. Bu gösterişli taş örtünün profilli bir etek silmesinin üzerinde mukarnaslı örgüler halinde ikinci ve üçüncü kademede sekizgenlere ve kilit taşına doğru altıgen ve onikigenlere bölünüp daralarak yükselen görkemli bir kuruluş olduğu anlaşılmaktadır. Mukarnaslı örtünün geçmişte toprak damla kapatılmış olduğu düşünülmektedir. İbadet mekânının kuzey köşesinde yer alan ve duvar içerisinde devam eden üç basamaklı merdiven kuruluşunun, geçmişte dama çıkışı sağladığına şüphe yoktur.

Hanın güney-batı kanadını oluşturan kapalı/barınak bölümünün taçkapısı, avluya bakan kuzey-batı cephesinin ortasındaki dışa taşkın ve cephe duvarlarını aşarak yükselen dikdörtgen bir kütleden ibarettir. İşlenmeden yalın olarak bırakılmış silme ve bordürlerle yanlardan ve üstten çevrelenen taçkapının kavsarası, yanlarda, yelpaze formlu tromplar üzerinde yükselen ve yuvarlak kemerle cepheye açılan şevli bir koni kesiti halinde tasarlanmıştır.

Taçkapının yan kanatlarında, karşılıklı olarak yerleştirilmiş çokgen planlı ve dört sıra mukarnas örtülü birer mihrabiye nişi yer alır. Taçkapının basık kemerli kapı açıklığıyla dahil olunan kapalı/barınak bölümü, kareye yakın dikdörtgen planlı bir mekândır; sivri kemerlerle birbirlerine ve duvarlara bağlanan dikdörtgen planlı toplam onaltı ayakla kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan ve sivri beşik tonozlarla örtülü beş sahna taksim edilmiştir.

Orta sahın daha geniş ve yüksektir; merkezindeki kare planlı alan, içten kubbe ve dıştan da çatı kotu üzerinde yükselen sekizgen kasnağa oturtulmuş sekizgen piramidal bir külâh ile örtülüdür. Kasnağın her kenarına açılan birer pencereyle, iç mekâna ışık sağlanmıştır. İç mekândaki kemer ayakları arasında yapılan sondajlarda, taş bir sekinin varlığı büyük ölçüde kanıtlanmıştır.

Hanın inşaatında mermer, tuğla, düzgün ya da kaba yonu taşlar kullanılmıştır. Avlu ve kapalı/barınak bölümü taçkapılarındaki iki ayrı kitâbeden, hanın, Selçuklu Sultanı II. İzzeddîn Keykâvus döneminde Ali bin Hüseyin tarafından 1249 yılı Eylül/Ekim ayında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Kitâbed, hanın bânîsi olarak zikredilen Ali bin Hüseyin’in ünlü Selçuklu Veziri Sâhib Atâ Fahreddîn Ali olduğu bilinmektedir.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Cumhuriyet Şehitliği

Cumhuriyet Şehitliği; Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İl merkezine 9 kilometre uzaklıktadır.

İzmir-Antalya karayolu üzerinde Özdilek Tesisleri bitişiğindedir. Cumhuriyet Dönemi’nde ve çoklukla terör örgütü (PKK) ile yapılan mücadelede şehit düşen Mehmetçik ve polisler adına yapılmıştır.

Paylaşın

Afyonkarahisar: Hava Şehitliği

Hava Şehitliği; Afyonkarahisar’ın Merkez İlçesi, Hasan Karaağaç Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İl merkezinden dolmuşlar mevcuttur.

Şehir Asrî Mezarlığı’nın ortasında, kübik bir kaide üzerinde yükselen kübik yükseltilerden oluşan bir anıt ile çevresinde şehitlere ait mezarların bulunduğu bir şehitliktir.

24 Temmuz 1922 sabahı Cemal ve Bahattin adındaki pilotların kırık dökük uçaklarıyla Kurtuluş Savaşı’na katılmaları ve Gazlıgöl’de uçaklarının düşmesiyle şehit olmaları anısına, 1936 yılında yapılmıştır. Daha sonraki şehitlerimiz de buraya defnedilmiştir.

Paylaşın