Kayseri: Selçuklu Uygarlığı Müzesi

Selçuklu Uygarlığı Müzesi Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi); Kayseri’nin Kocasinan İlçesi, Gevhernesibe Mahallesi, Mİmarsinan Park İçi Küme Evleri’nde yer alır.

“Çifte Medrese” olarak da tanınan Gevher Nesibe Darüşşifası ve Gıyasiye Medresesi, Selçuklu hükümdarlarından II. Kılıçarslan’ın kızı, Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine, kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1205-1206 yıllarında yaptırılmıştır. Sade mimarisiyle dikkat çeken külliye, Anadolu mimarlık tarihininin günümüze kalan en önemli yapılarındandır.

Osmanlı Dönemi’nde kısmen onarılmış olmasına rağmen, harap haldeyken 1960’lardan itibaren başlayan kapsamlı restorasyon çalışmaları yapılmıştır. 1980’li yıllardan itibaren Erciyes Üniversitesi tarafından Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılmıştır. 2012 yılında Çifte Medrese’nin kullanımının Belediyemize devredilmesiyle Selçuklu Müzesi kurma çalışmaları başlamıştır.

Yapıdaki başta çatı olmak üzere küçük onarımlar, müze koleksiyonunun oluşturulması, içeriğinin hazırlanması 2 yıl boyunca yoğun bir biçimde devam etmiştir. Sonunda kent için tarihsel ve imgesel değerinin yanı sıra, yerel ve evrensel kültürel mirasın da önemli bir parçası olan bu anıt eser, Belediyemiz tarafından, Anadolu Selçuklu dünyasını farklı yönleriyle tanıtan bir müzeye dönüştürülerek 21 Şubat 2014 tarihinde hizmete açılmıştır.

Kent tarihinden yola çıkarak Anadolu ortaçağına ve Selçuklu Uygarlığına odaklanan müze tematik bir yaklaşımla planlanmıştır. Bir kısmında Selçuklu Medeniyeti ile ilgili uygarlığı ön plana çıkaran müze, diğer kısmı ise şifahiye özelliğini ön plana taşımaktadır.  Selçuklu Uygarlığı ile ilgili olan kısımda; ‘Selçuklu Kenti’, ‘mimarisi’, ‘sanatı’, ‘bilimi’, ‘giysisi’ gibi unsurlar ile ‘Kayseri’de Selçuklular’, ‘Anadolu’da Selçuklular’ gibi kısımlar yer almaktadır. Şifahiye ile ilgili kısımda ise; ‘hastalıklar’, ‘tedavi yöntemleri ve aletleri’, ‘bilginler’, ‘ecza’, ‘su ve sağlık’, ‘müzik ile tedavi’, ‘renk ile tedavi’ gibi kısımlar bulunmaktadır.

Müze içerisinde sergilenen Selçuklu ve yakın dönemine eserlerinin yanı sıra, etkileşimli ve teknolojik görsellik içeren alanlar yer almaktadır. Böylece ziyaretçilerimiz; dinleyerek, deneyerek, uygulayarak ve teknolojik aletleri kullanarak Selçuklu Medeniyeti hakkında bilgiler almaktadır. Ayrıca çocukların müzeyi ve Selçuklu’yu sevmesi için çocuk odamızda çizgi filmler ve çeşitli oyunlar bulunmaktadır. Yine müze içerisinde çeşitli konser ve kültürel faaliyetlerin yapılacağı mekanlar bulunmaktadır.

Paylaşın

Kütahya: Tabip Yüzbaşı Hamdi Bey Anıtı

Tabip Yüzbaşı Hamdi Bey Anıtı; Kütahya’nın Gediz İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Tabip Yüzbaşı Hamdi Beyin şehit düştüğü olay, 30  Ağustos  1922  Kütahya – Afyonkarahisar  yolunun 10. km’sinde  yer  alan Porsuk Köprüsü civarında meydana gelmiştir.

İki ateş arasında kalan Tabip Yzb. Hamdi ve 158 er esir olmuş, sonra 53. Yunan Alay Komutanı tarafından şehit edilmişlerdir.

Kültür  ve  Turizm  Bakanlığının  katkıları  ile  Kütahya  Valiliği  ve  İl  Özel  İdaresi tarafından Gediz kavşağındaki tepe üzerine yaptırılmıştır. 30 Ağustos 2010 tarihinde açılmıştır.

Paylaşın

Kayseri: Ahi Evran Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi

Ahi Evran Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Tacettin Veli Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

13. Yüzyıl başalarında Horasan’dan Kayseri’ye gelen Ahi evran (1171-1262) Anadolu Türk insanının ekonomik, sosyal ve kültürel meseleleri ile ilgilenmiştir.

Esnaf ve Sanatkarları meslek ve ahlaki planda örgütleyip bir araya getirerek sosyal teşkiletlanmayı oluşturmuştur. Oluşan bu teşkilatlanma sistemi daha sonra ahilik adı altında devam etmiştir.

Ahi Evran Zaviyesi, Esnaf ve sanatkarlar Müzesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmiştir.

Müzede Ahi Evran tarafından kullanılan deri terbiye taşının yanı sıra çeşitli mesleklere ait araç, gereçler ve mahalli eşyalar sergilenmektedir.

Paylaşın

Kütahya: Şehitler Anıtı Ve Parkı

Şehitler Anıtı Ve Parkı; Kütahya Hava Er Eğitim Tugayı karşısı çevre yolu üzerinde 65.000 m2 lik alan üzerine kurulmuştur. 

Şehitler Anıtı Ve Parkı’na şehir merkezinden kalkan belediye otobüsleri ile gidilebilmektedir.

Anıtın ana kaidesi 15 metre yükseklikte ve geleneksel Türk mimarisi tarzında yapılmıştır. Ana kaidenin sağ ve sol tarafında yurdumuzun 81 ilini temsil eden sütunlar mevcut olup, her biri üzerinde temsil ettikleri ilin adı yazılıdır.

Bu vatan için şahadet mertebesine ulaşmış bütün şehitlerimiz ve yaşayan gazilerimiz anısına yapılmış olan anıt park, 14 Ağustos 2003 tarihinde ziyarete açılmıştır.

 

Paylaşın

Kayseri: Etnoğrafya Müzesi (Güpgüpoğlu Konağı)

Etnoğrafya Müzesi (Güpgüpoğlu Konağı); Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Tennuri Sokak üzerinde yer alır.

1969 yılında Arkeolojik eserlerin Gültepe Mahallesindeki yeni yapılan binaya taşınmasından sonra, Hunat Hatun Medresesinin, restorasyon çalışmaları tamamlanıp 06 Mart 1983 tarihinde Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Daha sonra Bakanlık emirleri gereğince Medrese boşaltılarak Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teslim edilmiştir.

Güpgüpoğlu Konağının doğusunda yer alan ve binaya sonradan ilave edilen Selamlık Bölümüne, Etnoğrafik eserler taşınmış, teşhir ve tanzim işlemleri tamamlandıktan sonra 18 Mayıs 1998 tarihinde Etnografya Müzesi ziyarete açılmıştır.

Müze, binanın ikinci katındadır ve taş basamaklı ahşap korkuluklu bir merdiven ile çıkılmaktadır. Odalar orta hol çevresinde düzenlenmiştir. Holün kuzeyinde yarı açık bir köşk vardır.

Holün doğusundaki büyük odada cam, çini, ahşap ve madeni eserler, ikinci odaya giriş koridorunda ateşli, kesici ve delici silahlar ile erkek kıyafetleri; ikinci küçük odada ise kadın süs eşyaları ile kadın kıyafetleri sergilenmektedir.

Holün güneyinde girişte yer alan büyük odada İslam Devletlerine ait sikkeler kronolojik bir sıra halinde, diğer küçük odada ise el yazma Kuran-ı Kerimler, yazı takımları ve icazetnameler yer almaktadır. Holün batısındaki büyük oda da bakır ev eşyaları, halı ve kilimler sergilenmektedir.

Yarı açık köşkte Türkmen Çadırı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait küpler; bahçede ise İslami mezar taşları ve taş tezyinat parçaları teşhir edilerek ziyarete sunulmuştur.

1983 tarihinde Hunat Hatun Medresesi’nde kurulmuş, 1997 yılında Cumhuriyet Mahallesi, Tennuri Sokağı’nda bulunan 1419-1497 tarihleri arasında yapılmış ve XVIII. Yüzyıla kadar yapımı devam eden Güpgüpoğlu Konağına taşınmıştır.

Konağın bir bölümü Osmanlı evlerini yansıtan düzende sergilenmiş, diğer bölümleri ise, Etnografya Müzesi olarak hizmet vermekte olup, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait Türk İslam eserleri sergilenmektedir.

Etnografya Müzesi’nde; çini, ve seramikler, çeşitli silahlar, ahşap ve madeni eşyalar, yazma eserler, halı ve kilimler, kadın erkek kıyafetleri, takı ve süs eşyaları sergilenmektedir.

Güpgüpoğlu Konağı

Bina, 1976 yılında Kültür Bakanlığınca kamulaştırılmış ve Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir. Daha sonra yapılan restorasyon çalışmalarından sonra konağın batı tarafı 18 Mayıs 1995 günü teşhir ve tanzimi yapılarak Müze-Ev olarak ziyarete açılmıştır.3 yıl sonra Bakanlık emirleri gereğince, daha önce Hunat Medresesinde bulunan Etnografya Müzesi 18 Mayıs 1998 tarihinde konağın doğu kısmı ikinci katına taşınarak hizmet vermeye başlamıştır.

Konak, Selamlık ve Haremlik olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Bugün girişte sağ tarafta bulunan Haremlik Bölümü Müze-Ev olarak, sol tarafta bulunan Selamlık Bölümü de Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Selamlık Bölümü: Haremlikten daha sonra yapılmıştır. Doğuda dış kale duvarlarına yaslanır ve iki katlı yoğun bir kitleye sahiptir. Alt katı hayvanlara ve onların yiyeceklerinin depolanmasına ayrılmıştır. Üst kat, dışarıdan çıkılan ağaç korkuluklu taş bir merdivenle ulaşılan bir orta hol çevresinde düzenlenmiştir.

Hol kuzey yanda yarı açık bir köşk, doğuda bir selamlık odası ve batıda bir kabul salonu ile çevrelenir. Bu odaların duvar ve tavanları ahşap süslemelerle kaplıdır. Üst katın güneyinde bir tokana, bir hizmetçi odası, bir servis holü ve kahve ocağı adı verilen bir mutfak vardır.

Haremlik Bölümü: Kayseri’nin diğer evlerinde de olduğu gibi haremlik bölümü üç ana mekândan oluşur. Bu kısımlar Sofa, Harem Odası ve Tokana’dır. (ana mutfak) Sofa; ana mekân düşünülerek, diğer odalar bunun çevresinde gelişmiştir. Sofanın doğusunda “Harem Odası”, batısında “Tokana” güneyinde büyük bir “Ambar ve Hizmetçi Odası” yer alır.

Tokananın kuzeyinde kadın konuklar için eve sonradan eklenen bir kabul (veya misafir) odası vardır. Misafir odasının batısında, kahve odası olarak adlandırılan bir mutfak ve ona bitişik bir açık köşk yer alır. Buradaki köşk, ahşap kolonlar üzerine yükselen ahşap bir çatıdan oluşur. Kolonlar ince uzun, tavan işlemelidir. Köşkün önünü, dekoratif taşlarla yapılmış bir havuz süsler. Avlu taş kaplıdır. Bunlardan başka haremlik bölümünde bir de hamam yer almaktadır.

Sofanın avluya bakan dış görünüşü diğerlerinden daha yüksektir ve Urfa-Diyarbakır-Mardin evlerini andırmaktadır. Sofa cephesi simetriktir; kapı ve pencereleri korniş şeklindeki kabartmalarla çerçevelere alınmıştır. Kapının iki yanında dekoratif birer girinti vardır. Kapı ve pencere kemerleri belki Mısır etkisiyle beyaz ve siyah taşların süs oluşturacak şekilde kullanılmasıyla yapılmıştır. Kapıda iki pencerelerde birer kemer kullanılmıştır. Pencere üstlerine ayrıca birer motifli beyaz taş yerleştirilmiştir.

Evin Tarihi: Evin eski orijinal bölümleri 1419 ile 1497 yılları arasında yapılmış, ekleme ve değişiklikler 18.yüzyıla kadar devam etmiştir.

Paylaşın

Kütahya: Gediz Abidesi

Gediz Abidesi; Kütahya’nın Gediz İlçesi, Abide Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Gediz-Uşak-Simav karayolu kavşağındadır.

Çevresi korkuluklarla çevrili yüksekçe bir podyum üzerinde 3 metre yüksekliğinde, iki cephesi Osmanlıca kitabe yazılı mermer bir anıttır.

Yunan ordusunun İzmir’e doğru ricatını keserek Uşak’ta teslim olmalarını mecbur eden Türk Süvari ordusunun bu civarda verdiği şehitler anısına dikilmiştir.

Abidenin bir yüzünde, 54 .cü Alay Süvari Çavuşu Amasra’nın Ara Nahiyesinden  İbrahim Musa, 5.ci Alay Süvari Neferi Muğla’ nın Kuyubağı Köyünden Mehmet Ömer, 2. ci Bataryadan Nefer Ladik’ li  Ömer Satılmış, 20.ci Alay Süvari Neferi Çankırı’ nın Çavuş Köyünden  İsmail Hüseyin  adlı şehitlerin isimleri yazılmaktadır.

Kurtuluş Savaşından sonra yapılan Abidenin 1995 yılında çevre düzenlemesi ve restorasyonu  yapılmıştır.

Paylaşın

Kayseri: Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet sınırları içerisinde yer alır. Tarih öncesi ve sonrasında büyük ve önemli gelişmelere sahne olan Kayseri’de müzeciliğin geçmişi eskilere uzanmaktadır.

Osman Hamdi Bey tarafından Vilayetlere gönderilen bir genelge ile taşınabilir eski eserlerden en önemlilerinin İstanbul’a gönderilmesi, diğerlerinin korumaya elverişli okullarda toplanmasının istenmesi üzerine, Kayseri çevresinden toplanan pek çok eser Kayseri Lisesinin bir odasına konarak koruma altına alınmıştır.

1928 yılında Milli Eğitim Bakanı Esat Bey Kayseri’ye yaptığı bir ziyaret sırasında bu eserleri görür ve Kayseri Valisi Fuat Bey’le bir müze kurulması konusunu görüşür. Vali Fuat Bey’in çalışmalarıyla,  Hunat Hatun Medresesinin onarımı yapıldıktan sonra İl Daimi Encümeninin kararıyla 1 Mart 1930 tarihinde resmen müze olarak kullanılmaya başlanır ve müdürlüğüne de Nuh Mehmet (Turancı) atanır. 1937 yılına kadar “Depo Müze” olarak faaliyette bulunan medrese, eserlerin kronolojik ve bilimsel tasnifinin yapılmasından sonra 1938 yılında 5 kuruş giriş ücreti karşılığında halkın ziyaretine açılır.

1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından, Kayseri’nin 22 km. kuzeydoğusunda bulunan Kültepe(Kaniş)-Karum da sistemli kazıların başlatılması ile açığa çıkartılan eserlerle, çevreden satın alınan ve bağışlanan  eserlerin gün geçtikçe çoğalması, müze teşhir ve depolarında yer temininde güçlükler doğurunca, 1965 yılında Melikgazi İlçesi Gültepe Mahallesi, Kışla caddesinde yeni bir müze binası inşasına başlanır. Müze inşaatının tamamlanması, eski müzedeki eserlerin yeni müzeye nakledilerek tertip ve tanziminden sonra müze, 26 Haziran 1969 tarihinde ziyarete açılır.

Bugün hala faaliyette bulunan ve tamamı arkeolojik olan eserler iki salon ve bahçede teşhir edilmektedir. Teşhir  ve tanzimde mümkün mertebe kronolojik sıra esas alınmıştır. Birinci salonun girişinde Eski Tunç Devrine ait (M.Ö.3000–2000) Polikrom ve Monokrom seramikler ile su Mermeri(Alabastron) idoller yer alır. Büyük salonda; Kültepe Örenyerinde 1948 yılından beri yapılan düzenli kazılarda açığa çıkartılan Asur Ticaret Kolonileri devrine ait (M.Ö.1950–1750) eserler tipolojik olarak sergilenmektedir.

Bunlar arasında çivi yazılı tabletler, boyalı ve boyasız, pişmiş topraktan yapılmış, yuvarlak, yonca ve gaga ağızlı testiler, vazolar, meyvelikler, silindir ve damga mühürler, hayvan biçimli içki, kapları (ryton), madeni eşyalar ve kalıplar ile İmam kulu Hitit kaya kabartması mulâjı önemli bir yer tutar. Aynı salonun güney bölümünde; Kültepe, Kululu ve diğer merkezlerden getirilmiş Geç-Hitit devrine (M.Ö.1200–700) ait heykellere, kabartmalara ve hiyeroğrif stellere yer verilmiştir. İkinci salona geçişi sağlayan koridorda Kültepe’ den çıkartılan Frig Devri(M.Ö 750–300) seramikleri görülür.

İkinci salonda; Kayseri çevresinden toplanmış, Helenistik (M.Ö. 330-M.S 30),  Roma (M.S.30–395) ve Bizans (395–1071) dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında kıymetli madenlerden yapılmış ziynet eşyalarını, cam şişe ve kolyeleri, mermer heykel ve heykel parçalarını, bronz figürinleri ile Herakles Lahdini sayabiliriz.

Bahçede ise; Helenistik, Roma ve Bizans Çağına ait, mermer heykeller, mezar stelleri, pişmiş toprak iri erzak küpleri ile Tümülüs Mezar örnekleri sergilenmektedir.

Paylaşın

Kütahya: Cevizdere Şehitliği

Cevizdere Şehitliği; Kütahya’nın Emet İlçesine bağlı Günlüce Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Bu Şehitlik vatanı uğruna 3 Eylül 1922 tarihinde Cevizderesinde Rauf Yüzbaşı komutasında Yunan askerine ağır kayıplar verdiren şehitler ve gaziler anısına 1985 yılında yapılmıştır.

Emet, 14 Ağustos 1921 tarihinde Yunan işgaline uğramış, Yunan ordusu karargâhını hükümet binasına kurmuştur. Emet’ li Kuva-yi Milliyeciler Yunanlılardan kurtulmak için bir gece bu karargâhı basarlar.

Bu baskını haber alan Tavşanlı’ daki Yunan birliği Emet’ e bir tabur asker sevk eder.Bu durumu bilen halk 80-100 kişiden ibaret bir güçle Cevizderesi boğazında pusu kurar.

İki tarafı yamaç olan bu boğazdan geçmekte olan Yunan taburu Günlüce köylülerinin de ricat yolunu kesmeleri ile iki ateş arasında kalmıştır. Ateş o kadar ani ve etkili olmuştur ki, düşman makineli tüfeklerini katırın sırtından indirip kurmaya fırsat dahi bulamamıştır.

Yunan taburundan sadece 20-25 kişi kurtulabilmiştir. Emet’ e dönen gaziler daha sonra ahali ile birlikte dağlara çekilmiştir. Bu baskının intikamını almak isteyen düşman, Kütahya’ dan ve Tavşanlı’ dan getirdiği birliklerle Emet’ e girmiş ve intikam için tek bir ev kalmayacak şekilde Emet’ i yakıp yıkmıştır.

Paylaşın

Kütahya: Kırık Kağnı Ve Üç Komutan Anıtı

Kırık Kağnı Ve Üç Komutan Anıtı; Kütahya’nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy sınırları içerisinde yer almaktadır.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün, 31 Ağustos 1922 günü muharebe alanını dolaştıktan sonra İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile Çalköy’de yıkık bir evin avlusunda, kırık bir kağnı üzerinde son durum değerlendirmesini yaptıkları anı sembolize eder. Anıt 2007 yılında yaptırılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk; 30 Ağustos 1924’te Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı temel atma törenindeki konuşmasından sonra ise o günü şöyle anlatmıştır:

“Efendiler, Ağustos’un otuz birinci günü takriben zevalde idi ki, yine bu Çalköyü’nde, yıkık bir evin avlusu içinde İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile buluştuk. Kırık Kağnı arabalarının döşeme ve oklarına ilişerek bundan sonraki vaziyeti mütalaa ettik. Kazandığımız Meydan Muharebesi’nin bütün seferi hitama erdirebilecek bir azamet ve ehemmiyette olduğunda ittifak ettik. Şimdi Bursa istikametinde çekilen düşman kuvvetlerini mahvetmekle beraber bütün ordu-yı asli ile bila-aram İzmir’e yürüyecektik.” İfadesini kullanır.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk 30 Ağustos 1922 de Zafertepeçalköy’ü ziyaretinde şu konuşmayı yapmış ve yaptığı bu konuşma anıt duvarına işlenmiştir.

“Efendiler.
Tıpkı bu gün gibi
1922 yılı 30 Ağustos günü saat ikide
Şimdi hep beraber bulunduğumuz
Bu noktaya gelmiştim.
Şu gördüğünüz Çalköyü
Alevler ve dumanlar içinde yanıyordu.
Arkadaşlar! Haritada gördüğüm şey şuydu ki
Ordularımız düşmanın önemli kuvvetini
Kuzeyden,güneyden ve batıdan kuşatmaya
Uygun bir durum almış bulunuyordu.
Hemen Fevzi ve İsmet Paşaları çağırttım
Durumu bir daha düşündük ve karar verdik ki
Türk’ün kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı
Ufuktan tüm parlaklığı ile doğacaktır.”

Paylaşın

Kütahya: Yüzbaşı Şekip Efendi Şehitliği

Yüzbaşı Şekip Efendi Şehitliği; Kütahya’nın Altıntaş İlçesi, Zafertepe Çalköy sınırları içerisinde yer almaktadır.

29 Ağustos 1922 günü 14. Süvari Tümeninin 3. Alayı, 2. Bölük Komutanı Yüzbaşı Şekip Efendi, bölüğünün başında büyük bir cesaretle, çevre savunmasında bulunan 20 keşif düşman grubunun içerisine saldırarak 2000 kadar düşman askerini esir alır.

Derinliklerde bulunan düşman toplarını ele geçirmek üzere hücuma geçtiğinde bir kısım askeriyle birlikte bu bölgede şehit düşer.

Şehitliğin bir yüzünde; 29 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunanlılara hücum eden Türk Süvari Kolordusunun verdiği şehitler anısına yapılmıştır Kendilerine Hak’ kın rahmeti  niyaz olunur.

  • Kütahya: Arkeoloji Müzesi
    Şehitliğin diğer yüzünde Yüzbaşı Harputlu  Şekip Efendi, neferlerden Düzce’ nin Üsküp Nahiyesinden  Veysel Ömer, Keskin’ in Yağlıken Köyünden Veli Mehmet, Akhisar’ ın Tatasut Köyünden İbiş Ömer adlı şehitlerin isimleri yazılıdır.
Paylaşın