Osmaniye: Kastabala (Bodrum) Kalesi

Kastabala (Bodrum) Kalesi; Osmaniye Merkez İlçesi’nin 12 km kuzeyinde Ceyhan Nehrinin kuzeybatıya döndüğü kıvrımın içinde Kesmeburun ile Bahçeköy arasında bulunan ovaya hâkim bir kaya çıkıntısı üzerindedir.

Kastabala M.Ö. 1.yy’da yerel bir kral olan Tarkondimos’un başkentiydi. Kent 525 ve561 yıllarında meydana gelen iki büyük depremden önemli ölçüde etkilendi. Osmaniye’den Cevdetiye, Kesmeburun üzerinden Karatepe-Aslantaş Ören Yerine ulaşan yolun doğusunda bulunan kalenin eteklerinden başlayarak kalıntıları çepeçevre birkaç kilometrelik alanı kaplayan Kastabala Ören Yerini ilk kez 1875’de İngiliz diplomat ziyaret edip ayrıntılı olarak tanımlamıştır. Kentin antik devirdeki diğer adı Hierapolis’tir.

Kastabala adı, ören yerinin 20km kadar kuzeyinde ki Bahadırlı Köyü civarında 1961’de bulunan bir sınır taşı üzerinde geçmektedir. Bu yazı Aramice’dir. Burada bulunan yapılar: Şehir Kapısı, Şehir Surları, Kuzey Hamamı, Sütunlu Caddeler, Propylon, Ortaçağ Kalesi, Kaya Kesiği, Kaya Mezarları, Tapınak, Tiyatro, Stadion, Güney Hamamı, Sarnıç, Güney Kilisesi, Kuzey Kilisesi, Tonozlu Yapı, Dikdörtgen Yapı.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Kum Kalesi

Kum Kalesi; Osmaniye’nin Kadirli İlçesi sınırları içerisinde Karatepe-Aslantaş’ ın 2 km. kuzeyinde, Ceyhan Irmağı sahilinden 200 m. uzaklıktaki kayalık bir taraçanın üzerinde kurulmuştu.

Kale, güney ovalardan orta Anadolu’ya giden Akyol denen kervan yolu ve doğu – batı yönündeki diğer bir yolun kesiştiği yerdedir. Kum Kalesi üç katlı yüksek bir donjon ve batı tarafına yerleştirilmiş köşeleri yuvarlak kulelerle donanmış dikdörtgen bir avludan oluşur. 1978 yılında İstanbul Üniversite’sinden bir ekiple burada kurtarma kazısı yapılmış, M.S. 11. ve 12. yüzyıllara, en son 13. yüzyıla ait çanak çömlek parçaları bulunmuştur.

Baraj suyu altında kalmaması için kalenin uygun bir yere taşınması olanakları Üniversiteler ve Bakanlıklar arası bir komisyon tarafından araştırılmıştır. Ancak taş kaplı duvarların içi moloz taşlarıyla doldurulmuş olduğundan, kalenin böyle bir nakilde özelliğini kaybedeceği için buna olanak bulunamamıştır. Bu nedenle kaleyi kurtarmak mümkün olmamıştır. Ancak baraj suyunun çok alçaldığı nadir zamanlarda kalenin dendaneleri görülebilir.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Kürek Kalesi

Kürek Kalesi; Osmaniye’nin Toprakkale İlçesi, Tüysüz Beldesi, Lale Gölü Köyü sınırları içerisinde Gök Osman Mevkii’dedir. Osmaniye – Adana karayolunun 15 km de sola Tüysüz Beldesi yönüne dönülür. Lale Gölü Köyüne kadar yol asfalttır.

Lale Gölü Köyü’nden toprak yolla Kürek kalesi ve yerleşim alanının kurulu olduğu tepenin eteklerine gelinir. Yürüyerek önce kayadan çıkan su kaynağına varılır. Bu su kaynağı kalenin ve yerleşim yerinin ihtiyacını karşılıyordu. Günümüzde de Lale Gölü Köyünün bir kısmının suyu buradan gitmektedir.

Su kaynağının 30 m batısında bulunan 4×8 m ölçülerinde kilise kalıntısı görülür. Kemer seviyesine kadar tavanları yıkılmış yapının içerisi molozla dolmuştur. Ana kaya düzleştirilerek elde edilen alana inşa edilmiştir. Yapım malzemesi olarak kesmetaş ve tuğla kullanılmıştır.

Kiliseden yukarı devam edildiğinde Kale ve yerleşim yerine gelinir. Kürek Kalesi diye adı geçen yerin eski adı bilinmemektedir. Ancak kale ve yerleşim yeri, yüzeydeki buluntulardan Bizans dönemine ait olmalıdır. Kale, kilise, su kaynağı, eteklerde ki duvar kalıntıları, düzlük alandaki mimari kalıntılar buranın antik bir kent olduğunu gösterir.

Yapım malzemesi olarak kesmetaş, tuğla, dolgu olarak moloz ve az da olsa görülen mermer malzeme kullanılmıştır. Kürek Kalesi ve yerleşim yerine Lale Gölü Köyü yolunun dışında otoban kenarından da ulaşmak mümkündür. Otoban kenarından Kaleye kadar 800 m. Düzlük alanda bulunan mimari kalıntılar buranın yerleşim yeri olduğunu kanıtlar.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Mitisin Kalesi

Mitisin Kalesi; Osmaniye’nin Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Nur Dağlarının içerilerinde ulaşılması güç bir yerdedir. Zorkun Yaylası yolundan gidilir. Zorkun’dan 3 km. Kuzeydoğu’daki Mitisin Yaylası’ndadır.

Yola hâkim güney tarafı yuvarlak, ormana bakan tarafı düz duvardan yapılmıştır. Gözetleme kulesinin alanı ve duvar işçiliği diğer ortaçağ gözetleme kuleleri ile aynı özelliktedir. Kabaca taştan yapılmış duvarlar içten kaplanmış olmalı. Duvarların arası moloz malzeme ile doldurulmuş bunlarda birbirlerine harçla tutturulmuştur.

Duvarlar da sıva izlerine de rastlanmaktadır. Gözetleme kulesinin üstü ahşap çatı ile örtülmüş olmalıdır. Yapım tekniği ve malzeme olarak Grekler döneminde yapılmış, daha sonra ortaçağda kullanılmıştır. Ermeni dönemine ait duvar işçiliği ve yapı tekniği görülmemektedir.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Babaoğlan Kalesi

Babaoğlan Kalesi; Osmaniye’nin Merkez İlçesi, Kazmaca Köyü, Babaoğlan Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’nden Kazmaca Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Yapısal olarak orta çağ kalesidir. Büyük bir kısmı doğa şartları ve insanlar tarafından tahrip edilmiş kalenin ayakta kalan kısımları yıkılmak üzeredir. Günümüze kadar gelen yapısıyla iki katlı bir mimarisi olduğu görülmektedir. Sur duvarlarının dış yüzeyi iyice işlenmiş iç kısımları kabaca bırakılmıştır. Kalınlığı farklı ölçülerdedir. Arası dolgu malzemesi ile doldurulmuştur.

Babaoğlan Kkalesinin en önemli özelliklerinden biri 300 m. kadar uzağındaki tepede ana kayaya oyulmuş kabartmadır. Kabartma da belinde kılıç, sol elinde mızrak, sağ eli dua eder durumda Hitit Krallarınınkine benzer başlıklı bir erkek ile şahlanan bir ata binmiş bir süvari betimlenmiştir. Süvarinin bir kısmı tahrip olmuştur.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Karafenk Kalesi

Karafenk Kalesi; Osmaniye’nin Hasanbeyli İlçesi, Hürriyet Mahallesi, Karafenk Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Kale, buradan geçişleri engellemek için önemli noktadadır. Karafrenk Kalesi dört köşesinde köşe kuleleri olan basit bir yapıdır. Kulelerin yüksekliği 5 m.dir. Kuzeybatıdaki kule en büyük olanıdır. Batı duvarındaki iki payanda sonra ki dönemde yapılmış olmalı. Kesin bir bilgi yok. Kuzey batıda ki kulenin taşları dökülmüş olmasına rağmen temelden yukarıya doğru konik yapısı görülmektedir.

Karafrenk Kalesi, Tumil ve Kütüklü kalelerine plan olarak benzer. Ancak duvar işçiliği farklıdır. Yapıldığı tarih hakkında farklı görüşler vardır. Ne yazık ki antik dönem ve ortaçağdaki adı bilinmemektedir. Kalenin içerisinde eskiden kalan mimari öge yoktur. Yapım malzemesi olarak kara taş kullanılmış. Duvarlarında üst örtüyü taşıyacak ahşap hatıl yerleştirmek için boşluklar var. Kale iki katlı ve ahşap çatılıdır.

Kalenin batı yönündeki yamaçta bulunan mezarlıkta insan motifini andıran mezar taşları var. Mezarların üzerine konulan taşlar çok basit işçilikle yapılmıştır. Osmaniye ve Hasanbey’li ye uzak olmayan bu şirin garnizon kalesi önemsiz gibi duran bir geçidin korunması ve orada yaşayanların can güvenliklerinin nasıl sağlandığının görülmesi için ziyaret edilmelidir.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Savranda Kalesi

Savranda Kalesi; Osmaniye’nin Merkez İlçesi, Kaypak (Serdar) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’nden Kaypak Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Kalenin çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçiminde olup surları 7-10 metre, burçları ise 8-10 metre yüksekliktedir. 12 burcu ve kulesi vardır. Kale Romalılardan kalmadır. Osmaniye’den Gaziantep’ e giden transit yolun 30. km.den sağa sapıp Kaypak bucağına giderken yolun kenarında tatlı bir eğimle akan Kaypak çayının güney sırtlarında inşa edilen kalenin çevresi 800 metre kadardır.

Araziye uydurularak dikdörtgen biçimde kurulmuştur. Güneydoğu, kuzey ve batı yönlerini Kaypak çayının keskin yamaçlarına, doğusunu sert kalkerli kayaların dikleşen böğrüne dayayarak o taraflardan gelecek tehlikeleri bu şekildeki tabii setrelerle önlemiş bulunmaktadır. Bütün gücünü güneydeki bir noktaya veren Savranda kalesi bu yöndeki sur ve burçları aşılması güç denecek derecede yükseltilmiştir.

Bu sebeple kaleye açık bulunan tek kapısından girilir. Tabandan itibaren kayalar üzerinden oyulan merdivenler bu kapıya kadar yükselir. Etrafında müdafaa suru veya hendeği yoktur. Kale içerisindeki düzlük çam ağaçları ile kaplıdır. Kale meydanında su sarnıçları, bina kalıntıları vardır. Güneyden kuzeye doğru girişin devamı olan ince bir yol uzanır.

Kuzeye bakan surun dibinde 2 metre tabii setreli bir geçit, Kaypak çayına kadar iner. Burçların içleri boş, ikişer katlıdır. Hepsinin altından kale meydanına açılan kapılar bulunmaktadır. Surun üzerinden geçen yol, burçları birbirine bağlamıştır. Çamların arasından fışkırırcasına yükselen kale, tabiat güzellikleri ortasında görülmeye değer bir durumdadır. Ortaçağ kalelerindendir. Bir çok defa yenilenmiştir.

Paylaşın

Osmaniye: Çardak Kalesi

Çardak Kalesi; Osmaniye’nin Merkez İlçesi, Çardak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’nden Çardak Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Yaklaşık 200 m. yükseklikteki tepe üzerindedir. Bölgedeki kervan ticaretini korumak amacıyla yapılmış askeri bir kaledir. Kale, dikdörtgen biçiminde ve 10 burçludur. Romalılardan kalma bir kaledir.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır.

Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Harun Reşit Kalesi

Harun Reşit Kalesi; Osmaniye’nin Düziçi İlçesi, Kurtlar Köyü, Dumanlı Yaylası sınırları içerisinde yer almaktadır. Eski Maraş Yolu üzerinde stratejik bir noktada 785/786 yılında yaptırılmıştır.

Abbasi Halifesi Harun Reşit’in uç beyi Faraç Bey tarafından 799 yılında bölgeyi ve bölgeden geçen stratejik yolları korumak, etraftaki kalelere bağlantı ve destek sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Askeri yönden büyük önem taşıyan bu yöre ve kaleye Horasanlı gönüllü Türk mücahitleri yerleştirilmiş ve iskan edilmiştir. Kale 959 da Bizanslıların, 13. yy da Memlukların 14. yy da Mısırlıların eline geçmiştir. Doğal kayalıklar üzerine inşa edilmiştir. Orijinal planını korumaktadır.

Alanda Türkiye’nin az bulunan endemik bitki örtüsü olan Adana Çiğdemi bulunmaktadır. Adana çiğdeminin bulunduğu alan, doğal sit alanı olarak tescillenmiştir. Kale Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılında restorasyonu yapılarak ziyarete açılmıştır.

Anadolu; iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle tarihin her döneminde cazibe merkezi olmuş; birçok devlet bu topraklara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır.

Bu nedenle Anadolu pek çok istila ve savaşlara  şahit olmuştur. Tarihin akışı içerisinde Hititler, Asurlar, Persler, Romalılar, Bizans ve Türkler Anadolu’ya sahip olmuşlardır.

Binlerce yıl yerleşim görmüş olan Osmaniye, birçok medeniyetten izler taşımaktadır. Bu izler arasında kalelerde önemli bir yer tutmaktadır. Osmaniye İl Sınırları içerisinde yer alan kaleleri şöyle, “Toprakkale Kalesi, Hemite Kalesi, Harun Reşit Kalesi, Çardak Kalesi, Savranda Kalesi, Karafenk Kalesi, Babaoğlan Kalesi” sıralayabiliriz.

Paylaşın

Osmaniye: Hemite (Amuda) Kalesi

Hemite (Amuda) Kalesi; Osmaniye’nin Merkez İlçesi, Hemite (Gökçedam) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’nden Hemite (Gökçedam) Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Kale, yüksekliği 70 m. olan Gökçedağ yükseltinin üstüde yer alıyor. Ceyhan Nehri kenarında yer alan kale, verimli ovaya hakin bir noktada inşa edilmiş. Toprakkale, Tumlu, Bahçe Köyü Kalesi, Kastabala ve Yılan Kalelerini görebilecek konuma sahip. Bu nedenle Hemite Kalesi; Amunus Geçidi ve Kozan’dan Kadirli’ye giden stratejik kuzey-güney yolu ile Gökçedağ’ın yanından kuzeydoğuya Babaoğlan, Kum, Andırın, Geben ve Göksun’u bağlayan yolu da kontrol edebilen özel bir konuma sahip.

Hemite Köyündeki eski yerleşimin üzerine yapılmış olmasından, bereketli ve güvenli olan Amuda’da her dönem yerleşimin olduğu anlaşıyor. Kilikya tarihinde önemli bir yere sahip olan “Amuda” 1146–1148 yıllarında II. Toros tarafından idari merkez olarak kullanılmıştır. Amuda Kalesinden 19. yy. seyyahları sıkça söz etmişler. 1212’de Wilbrond Von Oldenburg’un “balık ve hurmanın bol olduğu bir Pazar” olarak bahsettiği yer, bugünkü Hemite’dir. Hemite Kalesiyle ilgili, ilk bilimsel araştırma 1976’da Hellenkemper tarafından yapılmış ve yayınlanmış.

Moloz taşla inşa edilmiş olan kalenin giriş yönü tam bilinmemekle birlikte kaleye çıkabilecek en uygun yer olarak doğu yönü görünüyor. Kesin yapılış tarihi bilinmemekle beraber dış surları içerisinde bugün mevcut olmayan ancak kaynaklardan öğrenildiği üzere Roma’dan kalma tiyatro, tapınak ve hamam bulunmamakta ve kalenin yaklaşık 600 m. güney doğusunda bulunan küçük gölün kenarında kayaya oyulmuş Hitit kabartmalarına benzer özellikteki kaya kabartmaları da kalenin önemini artırmaktadır.

Paylaşın