Giresun: Bulancak, Acısu Kaya Kilisesi

Acısu Kaya Kilisesi; Giresun’un Bulancak İlçesi, Saraçlı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapı ana kaya üzerine oyularak oluşturulmuş bir komplekstir. Kuzey güney doğrultusunda yerleştirilmiş tek nefli üç şapelden oluşturulmuştur.

Komplekste zemin kotunun altında mekânlar yer almaktadır fakat günümüzde bu mekânların büyük bölümü toprak ile dolmuştur. Yapının ana birimini oluşturan birinci katına kuzey yönünden girilmektedir.

Kuzey güney doğrultusunda sıralanan mekânlar bir hole bağlanmaktadır. Girişin batısında mezar alanı bulunmaktadır. Holün doğu kenarında iki şapel, güneyinde bir şapel bulunmaktadır.

Holün güneyinde bulunan şapel, boyut olarak diğer ikisine oranla daha büyüktür. Tek nefli olan şapellerin apsisleri yarım daire planlıdır.

Paylaşın

Giresun: 10. Yıl Anıtı

10. Yıl Anıtı; Giresun’un Merkez İlçesi, Sultan Selim Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıt Giresun Üniversitesi Rektörlük binasının altı kısmında, 10. Yıl Cumhuriyet Parkı’nda, eğimli bir arazide yer almaktadır. Anıta, doğu ve batı yönünde tek kollu iki adet merdiven sonrası kuzey-güney yönündeki tek kollu iki adet merdiven sonrasında ulaşılmaktadır.

Kuzey güney yönündeki merdivenlerin ortasından merdivenle paralel olarak havuz bulunmaktadır. Yığma yapım sistemiyle inşa edilen yapıda malzeme olarak kesme taş malzeme kullanılmıştır. Dikdörtgen kesitli anıtın orta kısmında daire şeklinde taş çıkıntısı bulunmaktadır.

Paylaşın

Giresun: Şebinkarahisar Kalesi

Şebinkarahisar Kalesi; Giresun’un Şebinkarahisar İlçe Merkezi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlçe merkezinin kuzeyinde kalan ve Hacı Kayası olarak bilinen şehre hâkim bir tepe üzerinde yer alan kalenin yapım tarihi ve yaptıranı hakkında bilgi veren kitabesi mevcut değildir. Akademik yayınlarda kalenin ilk kuruluşunun Roma öncesine kadar gittiği, surların büyük bölümünün Mengücekler zamanında yeniden yapıldığı yönünde bilgiler verilmektedir.

Özellikle Mengücekli hükümdarlarından Fahrettin Behramşah’ın 1184 yılında kaleye önemli eklemeler yaptırdığı belirtilir. Kalenin günümüzdeki girişi ve surları Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine aittir. Kale kapısı üzerindeki kitabe ve çift başlı kartal kabartmasının 1896 yılında yok edilmiştir. Osmanlı döneminde birkaç defa onarılan kale, 1915 Ermeni ayaklanmasında büyük zarar görmüştür.

Arazinin topografik yapısına göre şekillenen kale, dış ve iç kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Dış kale olarak tanımlanan surlar, yer yer yarım daire planlı kulelerle sağlamlaştırılmıştır. Şehirden basamaklı bir yolla ulaşılan kalenin giriş kapısı sivri kemer açıklıklı olup, girişin iki yanında yarım daire planlı birer kule vardır. Düzgün yonu taş malzeme ile inşa edilen ve Selçuklu Kapısı olarak da anılan bu kapının 15- 20 metre kuzeydoğusundan sonradan kapandığı anlaşılan ve Bizans dönemine ait olduğu belirtilen başka bir kapı daha vardır.

Dış kale olarak tanımlanan surların kuzeybatısında yer alan oval planlı büyük burç kaynaklarda Kızlar Kalesi olarak anılır. Kalenin kuzey ve doğusunda kalan surlar, günümüzde harap durumdadır. Kale içerisinde irili ufaklı çok sayıda kayaya oyma sarnıç vardır. Bunlardan en önemlisi “Kırk Badal” olarak adlandırılan su tünelidir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, kale içinde yetmiş kadar ev, çok sayıda sarnıç ve buğday ambarları ile Küçük Fatih Camisinden bahsedilir. 1915 Ermeni isyanına kadar bu yapıların çoğunun ayakta olduğu belirtilmektedir.

İçkale, sekizgen bir kule ve kuleyi çevreleyen avludan oluşmaktadır. Surlara göre 10 – 15 metre yüksek olan içkale, kayalık bir zemin üzerine oturur. İçkaleye dıştan basık, içten sivri kemer açıklıklı bir kapı ile girilir.  Kapı eyvan biçiminde olup, köşelerden yuvarlak planlı kulelerle desteklenir. İç kalenin kuzeybatı köşesinde dört katlı, sekizgen planlı büyük bir kule yer alır.

Basık kemerli giriş açıklığı bulunan kulenin duvar kalınlığı 1, 5 metredir. Kulenin mazgal siperlerine 42 basamaklı bir merdiven ile ulaşılır. İç çapı 12 m., yüksekliği 27 m. olan bu kulenin, girişin bulunduğu cephesi dışında kalan diğer cephelerinde, sivri kemer açıklıklı birer penceresi vardır. Kalenin en önemli birimlerinden olan bu kulenin köşelerinde, kapı ve pencere sövelerinde kesme ve düzgün yonu; diğer yerlerinde ise moloz taş kullanılmıştır.

Paylaşın

Giresun Kalesi

Giresun Kalesi; Giresun’un Merkez İlçesi, Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Giresun Kalesi denizi ve karayı kontrol altında tutabilecek stratejik bir noktada kurulmuştur. Kale­nin ne zaman kurulduğu ve nasıl bir yer­leşmeye sahne olduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bazı kaynaklar, Kerasus adlı yerleşim yerinin veya kalenin, milâttan önce 670’lerde Karadeniz bölgesinde ko­loniler teşkil etmeye başlayan Miletoslar tarafından kurulduğunu ileri sürse de; hâkim olan görüş, kalenin, milât­tan önce 183’te Sinop’u aldıktan sonra bölgeyi ele geçiren Pontos Kralı 1. Farnakes (M.Ö. 190–169) tarafından kurulduğu yönündedir.

Kale ile aynı dönemde yerleşmenin başladığı düşünülen Giresun Adası’nda yapılan kazı çalışmalarında ele geçirilen arkeolojik buluntular ise Arkaik Dönem’e (M.Ö. 1050-600) kadar inmektedir. Kalenin Türk hâkimiyetine ne zaman girdiği konusu tam olarak aydınlatılamamıştır. Bazı tarihçiler kalenin Çepni Türkmenlerinin akın faaliyetleri sırasında zapt edildiğini ve 1341’den kısa bir süre önce de Türkmenlerin eline geçtiğini belirtir. Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u ele geçirmesiyle Giresun şehri ve kalesi kalıcı olarak Türklerin eline geçmiştir.

Kalenin yer aldığı yarım adayı çevreleyen surlar, dikdörtgen biçimli, kaba yonu bazalt taş malzeme ile örülmüştür. Surlar, bazı noktalarda yerini doğal sarp kayalıklara bırakır.  Sur boyunca yer yer kuleler mevcuttur. Surların en özgün ve gösterişli olan bölümü, kalenin kuzeye bakan yüzünde, günümüzde Valilik konutu olarak kullanılan yapının bahçesinde kalan çift sıra kornişli bölümüdür. Kalenin batı yönünde yer alan ve günümüzde kalenin en yüksek yerini teşkil eden çift sıra örgülü sur kalıntısı, İmparator II. Alexios’un 1301 tarihindeki onarımından kalmadır.

Surun bazı bölümleri günümüzde kısmen yok olmuş olsa da mevcut izlerden yola çıkarak dış kalenin şeklini anlamak mümkündür. Dışkalenin giriş-çıkışlarında bulunan kapılar, günümüze ulaşmamıştır. En önemli kapısı, günümüzde Kapukahve Mahallesi’nde yer alan Kapu Camisi yakınlarında olup, bu kapıdan herhangi bir iz kalmamıştır. Bunun dışında kalenin iki kapısı dava vardır. Bu kapıların izleri kısmen mevcuttur.

Giresun Kalesi’nin en yüksek yerinde bulunan içkale, düzensiz duvarlarla çevrelenmiş bir yapıdır. İçkalenin güney cephesinde, sura bitişik olarak inşa edilmiş basık kemerli dar bir kapısı vardır. Bu kapı, iç kale ile sur arasında kalan dar bir koridora açılır. Burada adaya bakan büyük boyutlu bir adet mazgal pencere bulunur. Bu koridorla içkaleyi ayıran duvarın büyük bölümü yıkılmıştır. İçkalenin duvarları üzerinde yer alan seğirdimlere ulaşan karşılıklı iki adet merdivenden birisi günümüze sağlam durumda ulaşmış olup, diğerinin izleri görülmektedir. Günümüze ulaşan merdivenin altında oda şeklinde küçük hücre sonradandır. İçkale ortasında yer alan doğal kayanın içerisine büyük bir sarnıç oyulmuştur. Ayrıca içkalenin hemen dışında bir adet kuyu vardır.

Kalenin değişik yerlerinde sarnıçlar, kuyular, su yalakları, gözetleme kuleleri, mağaralar vb. birimler bulunmaktadır. Kalenin kuzeyinde yer alan ve günümüzde mağara olarak bilinen iki adet sarnıç vardır. Sarnıçların sıvalı olduğu izlerden anlaşılmaktadır. Dışkalenin doğu kapısına yakın bir tepede kayaya oyma iki adet oda tespit edilmiştir. Bu odalardan birisinde oturma sekileri ve nişler, diğerinde yine, sekiler, nişler ve kayaya oyma bir ocak yer alır. Odaların duvarlarında fresk izleri görülmektedir. Kaynaklarda, kale içerisinde tapınak, kilise ve anfitiyatrodan bahsedilse de bu yapılardan günümüze herhangi bir iz ulaşmamıştır.   Birinci derece arkeolojik sit alanlı olan kalenin, batı yüzü 14. 02. 1986 tarih 1917 sayılı kararla 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.

Paylaşın

Giresun: Avarak Kalesi

Avarak Kalesi; Giresun’un Çamoluk İlçene bağlı Hacıahmetoğlu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kalenin eteğine kadar şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hâkim bir tepe üzerinde yer alan kalenin yapım tarihi ve yaptıranı hakkında bilgi veren kitabesi veya dönem kaynağı mevcut değildir.

Kaba yonu moloz taş ile inşa edilen kale, üzerinde bulunduğu tepenin topografik yapısına göre şekillenmiştir. Tepeyi çevreleyen surlardan bir kısmı günümüze kadar ulaşmış olup, suru oluşturan moloz taş örgü arasında horasan harcı kullanıldığı görülmüştür.

Paylaşın

Giresun: Bedrama Kalesi

Bedrama Kalesi; Giresun’un Tirebolu İlçene bağlı Örenkaya Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kalenin eteğine kadar şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bedrama Kalesi, Harşit Vadisi’ne ve deniz kıyısına hâkim yüksek bir tepe üzerinde kurulmuş olup, denizden yaklaşık 400 metre yüksekliktedir. Kalenin inşa tarihi bilinmemekle beraber ortaçağ yapısı olduğu görüşü yaygındır.

Bıjişkyan’a göre; Türk fethi esnasında Rumların yıllarca burada tutunduklarından Türkler onlara Bedrum (kötü Rum) demişler, kale de adını bu sözden almıştır. Kuzey – güney doğrultusunda uzanan kale dikdörtgene yakın bir plan göstermektedir.

Yerli kayalar üzerine oturan kaleye, güneydoğu tarafından çok dar patika bir yolla çıkılmaktadır. Kapısı tamamen yıkık olan kalenin giriş kısmında 1. 75 m. yüksekliğinde, 2. 25 metre uzunluğunda ve 0. 75 metre genişliğinde kemerli bir tünel vardır.

Tünelin yanında bulunan duvardan bir havalandırma boşluğu, girişe yukarıdan bakmaktadır. Girişin doğusunda bulunan kale burcundaki bir ara boşluktan diğer tünele ulaşılmaktadır. Burcun kuzey tarafında bir boşluk ve bir pencere vardır. Kalenin iç tarafı kuzeye doğru eğimlidir.

Kuzey – güney istikametinde uzunluğu 35, genişliği ise 20 metredir. Duvarların ortalama genişlikleri 0. 40 ile 1 metre arasında değişmektedir. Kalenin kuzey duvarına yakın yerinde iki kuyu ve bir de sarnıç bulunmaktadır. Kuyunun çevresi kare taşlarla belirlenmiştir.

Paylaşın

Giresun: Tirebolu Kalesi

Tirebolu Kalesi; Giresun’un Tirebolu İlçe Merkezinde denize girinti yapan yarımadanın üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kalenin, eski çağlardaki ismi Saint Jean Kalesi’dir. Deniz kıyısında yüksek kayalığa yerleştirilmiş olan kale ilk olarak Helenistik ya da Roma Döneminde inşa edilmiş olup, Pontus İmparatorluğu döneminde tamamen yenilenmiş ve Orta Çağ kalesi karakterine bürünmüştür.

Yarımadanın doğal yapısına uygun olarak inşa edilen kaleye güneyden dik bir merdivenle çıkılır. Kale, kaba yonu moloz taş malzeme ile yığma olarak inşa edilmiştir. Girişi, kente bakan basık kemerli bir açıklıktan sağlanır. Sur, aralıklarla dışarıdan payandalarla desteklenmiştir.

Kalenin içerisinde, salnamelerde Meryemana Kilisesi olarak adlandırılan küçük bir şapel ile bir de mescit kalıntısı vardır. Kalede, Dumlupınar İlköğretim Okulunun yerinden sökülerek getirilen Osmanlı Dönemine ait çok sayıda mezar taşı bulunmaktadır.

Paylaşın

Giresun: Eynesil Kalesi

Eynesil Kalesi; Giresun’un Eynesil İlçe Merkezinin iki kilometre doğusunda kayalık bir yarımada üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Eynesil Kalesi’ninyapım tarihi ve yaptıranı hakkında bilgi veren herhangi bir akademik kaynak mevcut değildir. Kalenin güncel kaynaklarda Romalılardan kalma olduğu belirtir.Deniz kıyısında olması ve doğal konumuyla bir kıyı kalesidir.

Kale, 2001 yılında tamamlanan çalışmalarla kısmen restore edilmiştir.  Kuzey – güney doğrultusunda iki bölümlü olarak inşa edilen kalenin surlarında, arazinin topografik durumuna göre köşeli ve kıvrımlı bir yönleniş görülür. Kalenin ortasında bulunan doğu-batı yönündeki duvar, kaleyi ikiye böler. Duvarın ortasında kalenin deniz tarafında kalen bölümüne geçiş veren yaklaşık iki metrelik bir açıklık vardır.

Eski kaynaklarda, kalede bir sarnıç ve 6X7 m. boyutlarında bir kilise bulunduğundan bahsedilir. Bu kaynaklara göre kilise, ortadaki açık alanın doğu tarafındaki kayalıklara bakmaktadır. Ancak günümüzde bahsedilen bu sarnıç ve kiliseden hiçbir bir iz kalmamıştır. Kalenin koruma alanı sınırı, 23. 12. 1994 tarih, 2124 sayılı kararıyla belirlenmiştir.

Paylaşın

Giresun: Espiye, Andoz Kalesi

Andoz Kalesi; Giresun’un Espiye İlçesine bağlı Arıdurak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kale eteğine kadar şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yaklaşık 250 m. yükseklikteki kale, denize hâkim kayalık bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Yağlıdere Deresi’nin kenarında yer alan kale, basamaklı bir görünüme sahip olup, uçurumlar ile çevrilidir. İrili ufaklı moloz taştan harç yardımı ile oluşturulan duvarlar tepenin topografik yapısına bağlı olarak doğu-batı doğrultusunda dar bir hat halinde uzanmaktadır.

Giriş iki yarım daire burç tarafından korunmaktadır. Kalenin doğu ucunda dörtgen planlı ve tonozlu üst yapıya sahip 4.80 x 3.72 m. ölçülerinde bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Yapı zeminden 3m yüksekliğe dek oldukça iyi korunmuş durumda olup, güneydoğu köşesinde bir kapı ve batı duvarında bir pencere bulunmaktadır. Doğu yönünde 1.75 m genişliğinde bir niş bulunmaktadır.

Plan özellikleri ile bu küçük bina olasılıkla bir sarnıç ya da mezar yapısı olmalıdır. Uçurumlar ile çevrili topografik yapısı ile bu küçük kalenin yerleşim için uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak yapısı itibarıyla bu kalenin yakınlardaki -olasılıkla modern Espiye’deki- bir yerleşimin akropolü olarak kullanıldığı ifade edilebilir.

Paylaşın

Giresun: Şebinkarahisar, Taşhanlar

Taşhanlar; Giresun’un Şebinkarahisar İlçe Merkezi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şebinkarahisar Kalesi’nin kuzey eteklerinde yer alır. Taşhanlar XVII. (17) Yy. Şebinkarahisar Sipahi Reisi olan Taban Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Şebinkarahisar Kalesi ve Orta Mahalleye giden yolun her iki tarafında yer alır.

Yeri kara taştan, kemerli, kâgir bir yapı olan bedestenlerin hepsi iki katlı idi, ayrı, ayrı giriş çıkış kapıları mevcuttu, ortalarında ışık alabilmeleri için delikler vardı, bedestenin tam ortasında ise bir avluya yer verilmiştir. Kuzey cephesinde dışarıya dönük beş adet kemerli dükkânların olduğu kısım bulunmaktaydı.

Taş Hanların bu özellikleri tipik Osmanlı Taş Hanları mimarisinin en güzel örneklerinden biri olduğuna işaret etmektedir. 1915 yılından 1939 yılında ki büyük Erzincan depremine kadar cezaevi olarak kullanılmıştır.

1939 depremi ile büyük zarar görmüştür, büyük bir bölümü yıkılan bedesteni insanlar taşı, demir ve kurşunları için de tahrip ettikten sonra kaderlerine terk edilmiştir. Bedestenin bir tarafına daha sonra yeni dükkânlar yapılmıştır.Bu bedestenleri halk kendi arasında Taşhanlar olarak adlandırmıştır. Restore edilmesi ve korunması gerekmektedir.

Paylaşın