Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Engellendi: Çok Sayıda Gözaltı

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 956. hafta eylemi yine polis tarafından engellenirken, çok sayıda kişi kelepçelenerek gözaltına aldı. Çevredeki yurttaşlar gözaltılara tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 956. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellendi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın bu haftaki eylemine birçok kentin baro başkanı ve çok sayıda kişi dahil oldu.

İstanbul Barosu önünde bir araya gelen kitlenin Galatasaray Meydanı’na yürümesine polis, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararını gerekçe göstererek izin vermedi. Polis İstanbul Barosu önünde kitleyi ablukaya aldı.

Ablukadan geçip Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve baro başkanlarına polis müdahale etti. Daha sonra polis çok sayıda kişiyi kelepçeleyerek gözaltına aldı. Çevredeki yurttaşlar gözaltılara tepki gösterdi.

Eylemde gözaltına alınanların isimleri şöyle: Sevil Turgut, Aslı Saraç, Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, İkbal Eren, İrfan Bilgin, Ali Ocak, Meryem Bars, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Maside Ocak, Besna Tosun, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, İsmail Yücel, Nazım Dikbaş, Özge Efe Bakırcı, Meryem Göktepe, Hatice Onaran, Hüseyin Aygül, Hünkar Yurtsever, Salim Derelioğlu ve Ümit Efe

Cumartesi Anneleri/İnsanları sosyal medya hesabından engelleme ve gözaltılara “Hukuk yok, Anayasa yok, toplama özgürlüğü yok. Şiddet var, gözaltı var, kelepçe var” diyerek tepki gösterdi.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, 955. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 955. hafta eylemlerinde yine polis tarafından engellendi.

Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, meydana yaklaştırılmadan Meşrutiyet Caddesi’nde ablukaya alındı. Eyleme katılanlar kelepçelenerek gözaltına alındı.

Pirha muhabiri Dilan Şimşek de darp edilerek ve yerde sürüklenerek gözaltına alındı. Şimşek önceki hafta polis tarafından darp edilerek yere düşürülmüştü.

Gözaltına alınan isimler arasında Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, Mikail Kırbayır, Besna Tosun, Ali Tosun, Hasan Karakoç, Gülseren Yoleri, İsmail Yücel, Davut Arslan, Cihan Kaplan, Cüneyt Yılmaz, Maside Ocak, Leman Yurtsever, Hatice Onaran, Dilan Şimşek de var.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, Cumartesi Anneleri meydana yaklaştırılmadan ablukaya alındı. Eyleme katılanlar İstiklal Caddesi’nde kelepçelenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan isimlerin tamamı şöyle: Hanife Yıldız, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Eren Keskin, Leman Yurtsever, Cüneyt Yılmaz, Oya Ersoy, Gülendam Özdemir, Nimet Tanrıkulu, Ümit Biçer, Hayrettin Pişkin, Ezgi Çetin, Şifa Nur Çetin, Ömer Kavran, Nazım Dikbaş, Taylan Bekin, İsmail Yücel, Aslı Takanay, Deniz Aytaç, Hüseyin Aygül, Hatice Onaran, Murat Çelik, Seyid Doğan, Hünkar Yurtsever, Pelin Laçın, Aydın Aydoğan.

Polislere, “Gözaltı da hukuksuz, kelepçe de hukuksuz” diyerek tepki gösteren avukat Murat Çelik de darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, adalet arayışlarının 953. haftasında da engellendi ve gözaltına alındılar.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Kolluk güçleri ve mülki amirler, 953’üncü haftamızda da Anayasal suç işlemeye devam etti. İstiklal Caddesine dahi çıkmamıza izin verilmeden AYM kararı bir kez daha ihlal edilerek gözaltına alındık” denildi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 953. hafta eyleminde gözaltına alınan kayıp yakınları ve hak savunucularının isimleri şöyle:

Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, Ali Ocak, Besna Tosun, Sebla Arcan, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Arat Dink, Hatice Korkmaz, Oya Ersoy, İsmail Yücel, Gülendam Özdemir, Ömer Kavran, Deniz Aytaç, Kemal Bulut, Hatice Onaran, Meryem Bars, Pelin Laçin, Hüseyin Aygül, Zehra Demir, Kenan Yıldızerler.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, bugün de gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan 28 kayıp yakını ve insan hakları savunucusunun isimleri şöyle:

“Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Hasan Karakoç, Eren Keskin , Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Ümit Efe , Meriç Eyüboğlu, Hatice Onaran, Cüneyt Yılmaz, Cihan Kaplan, Ayşe Çelik, İsmail Yücel, Devrim Barış Yılmaz, Pelin Laçin, Sema Kılıç, Esmanur Yıldız, Nezaket Sena Çakırgöz, Yaşar Aktaş, Ali Tosun, Yakup Özdemir, Aylin Tekiner, Arat Dink, Hatice Korkmaz, Kenan Yıldız.”

Cumartesi Anneleri/İnsanları 952. Haftada da gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle basın açıklaması yapmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Eren Keskin ile hak savunucuları bu hafta da karanfillerle meydana yürüdü.

Önceki haftalarda olduğu gibi polisçe ablukaya alınan hak savunucuları gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sosyal medya hesabından “AYM kararı uygulansın. Galatasaray bizimdir” paylaşımı yapıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları Yine Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, adalet arayışlarının 951. haftasında da gözaltına alındı.

Gözaltına alınan kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının isimleri şöyle: Hanife Yıldız, İkbal Eren Yarıcı, Maside Ocak, Hanım Tosun, Mikail Kırbayır, Ali Ocak, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Cihan Kaplan, Hatice Onaran, Fırat Akdeniz, Nazım Dikbaş, İsmail Yücel, Hünkar Hüdai Yurtsever, Arda Yüksel, Meryem Bars.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’na destek için bugünkü eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Cengiz Çiçek ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık katıldı.

Bianet’ten Evrim Kepenek’in aktardığına göre, gözaltılardan sonra, kendisi de Cumartesi İnsanı olan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, basın açıklaması düzenledi.

Açıklaması polis tarafından yarıda kesilen Buldan, şöyle dedi:

“951. haftasında Cumartesi İnsanları bir kez daha zorla ve şiddetle gözaltına alındılar. Bu meydanda adalet ve hakikat arayışını sürdüren Cumartesi İnsanları’nın bu meydana girmesini engelleyen zihniyeti kınadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Cumartesi İnsanları hak, adalet ve hakikatın ortaya çıkması için bir mücadele sürdürdüler. Ancak son zamanlarda yaptıkları tüm açıklamalara engel konuldu. Bu insanlar akşama kadar gözaltına tutuluyor.”

Öte yandan polis, Buldan’ın açıklamasını kayıt altına almak isteyen basın mensuplarını da alandan uzaklaştırmaya çalıştı ve şiddet uyguladı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Paylaşın

AYM Hak İhlali Kararı Vermişti; Cumartesi Anneleri Yine Gözaltına Aldı

Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri’nin eylemine 950’nci haftasında da polis müdahale etti. Çok sayıda kayıp yakını ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı. Gazetecilerin görüntü çekmesi de polis tarafından engellendi.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Bir kez daha gözaltındayız. İlk gözaltılar alandan polis aracıyla götürüldükten sonra kayıp yakını İkbal Eren ve beraberindekiler de gözaltına alındı. Galatasaray Meydanı bizimdir. Vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

Gözaltı sonrasında polis, 20 kişinin gözaltına alındığını 12’sinin kadın 8’inin erkek olduğunu anons etti.

Cumartesi Anneleri ise 19 kişinin gözaltına alındığını belirterek isimleri paylaştı: Besna Tosun, Maside Ocak, Hasan Karakoç, Meriç Eyüboğlu, Cüneyt Yılmaz, Leman Yurtsever, Ali Tosun, Ali Ocak, Selvi Gülmez, Hanife Yıldız, Mikail Kırbayır, İrfan Bilgin, Hünkar Yurtsever, Sebla Arcan, Hatice Korkmaz, İsmail Yücel, Meryem Bars, İkbal Eren, Mukaddes Şamiloğlu.

AYM hak ihlali kararı vermişti

Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Beyoğlu’nda Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta buluşmasının yasaklanması ve buna yönelik polis müdahalesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetmişti.

Kararda, “Grubun kaybolan yakınlarının bulunması ve kamuoyunda farkındalık yaratılması amacına yönelik oturma eylemi ve basın açıklaması yapmak istemesi demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır” ifadelerine yer verilmişti.

Polis gözaltı işlemini, toplanma ve basın açıklamasının Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklanmış olmasına dayandırdı.

Cumartesi Anneleri

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri, Bu Hafta Da Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri, bu hafta da gözaltına alındı. Gözaltına alınanlara ters kelepçe takılması tepkilere neden oldu.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların cezalandırılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapmak istedi. Cumartesi Anneleri, yine polis tarafından engellendi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen Cumartesi Anneleri ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Gözaltına alınanların isimleri şöyle: Hanife Yıldız, İrfan Bilgin, Besna Tosun, Ali Ocak, Ali Tosun, Eren Keskin, Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Nazım Dikbaş, Cihan Kaplan, Aslı Takanay, Hünkar Hüdai Yurtsever, Taylan Bekin.

Gözaltına alınanlara ters kelepçe yapılmasına tepki gösteren Avukat Jiyan Tosun, “Müvekkilimle görüşeceğim, ters kelepçe yapamazsınız. Böyle bir şey mevzuatta yok” demesi üzerine polis, “Mevzuat falan yok artık, biz varız” dediği aktarıldı.

Cumartesi Anneleri

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Cumartesi Anneleri: Galatasaray’ı Kendimize Mezar Yeri Yaptık

Bayram nedeniyle Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakan Cumartesi Anneleri: 23 yıl boyunca yaslarını tutamadığımız evlatlarımızla ölümle yaşam arasındaki sınırın silindiği bir mekana dönüştürdüğümüz Galatasaray’da buluştuk. Antik çağlardan beri masum kanının işareti olan kırmızı karanfillerimizi Galatasaray’a bıraktık. Galatasaray’ı kendimize mezar yeri yaptık.

Cumartesi Anneleri /İnsanları, adalet arayışlarının 902’inci haftasında 2018’den bu yana kendilerine yasaklanan Galatasaray Meydanı’na çıktılar. Polisin engel olmak istemesine rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları, polis barikatlarıyla kuşatılan Galatasaray Meydanı’na karanfiller bıraktılar. +

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 902. hafta açıklaması şöyle:

“Hiç şüphe yok ki, bayramlar ancak gökyüzü gibi herkesi kapsadığı zaman bayram olurlar. Yaşadık biliyoruz; bu topraklarda bayramlar herkesi kapsamıyor. Gözaltında kaybedilenlerin aileleri için bayramlar kalbe saplanan paslı bir hançere dönüşüyor.

Geride kalanlar için ziyaret edilecek, başında dertleşip, dua okunabilecek, taşından teselli bulunacak bir mezarın yokluğu bayramlarda daha da derinden hissedilen bir boşluk yaratıyor.

Bu nedenle 23 yıl boyunca yaslarını tutamadığımız evlatlarımızla ölümle yaşam arasındaki sınırın silindiği bir mekana dönüştürdüğümüz Galatasaray’da buluştuk. Antik çağlardan beri masum kanının işareti olan kırmızı karanfillerimizi Galatasaray’a bıraktık. Galatasaray’ı kendimize mezar yeri yaptık.

Ancak Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçişle birlikte karanfillerimizi bırakacağımız Galatasaray bize yasaklandı. Daha önce Cumartesi Anneleri’ni; taleplerinin mutlaka karşılanması gereken yurttaşlar olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı, dört yıldır elimizdeki karanfilere, dilimizdeki meşru taleplerimize ağır polis şiddetini reva görüyor.

Kayıplarımıza bir mezar sözümüzün gereğini yerine getirmekten asla geri durmayacağız. Bayramı mazlumlar için takvimdeki bir yazıdan ibaret hale getirenler bilsin ki, bayramların herkesi kapsadığı bir Türkiye mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri: Hukuk Yıldırma Aracı Olarak Kullanılıyor

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak üzere yıllardır mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri 901. hafta açıklamasında, geçen hafta yaşananları da hatırlatarak demokratik kamuoyuna çağrıda bulundu.

700. haftadan itibaren kendilerine yasaklanan Galatasaray Meydanı’na 900. hafta nedeniyle geçen hafta yeniden çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri’ne polis saldırısı düzenlenmiş ve birçok kişi gözaltına alınmıştı. Söz konusu saldırıların ardından ise suç duyurusunda bulunulmuş ve mücadele kararlılığı dile getirilmişti.

Sosyal medyadan yapılan 901. hafta açıklamasında, “Gözaltında kaybetmelerin tarihini Galatasaray’da yazdık” denilirken, devlet eliyle barışçıl toplanma hakkının 4 yıldır engellendiği vurgulandı.

“Hukuk bize karşı bir yıldırma aracı olarak kullanılıyor. Anayasa yok sayılarak temel hak ve özgürlüklerimizi kullanmamız engelleniyor. Yaşanan keyfiyet karşısında, hukuk fakültelerinden, bu fakültelerin insan hakları merkezlerinden, anayasa kürsülerinden ses çıkmıyor. Haklarımıza işlerlik kazandırmakla görevli barolardan, hep yanımızda olan istisnalar dışında ses çıkmıyor. Baroların üst yapılanması Türkiye Barolar Birliği’nden ses çıkmıyor” ifadelerine yer verilen açıklamada, “Yurttaşlık alanının ağır bir tahdit altında olduğu bir ülkede hukuk güvenliğinden bahsedilemez” denildi.

İktidarın baskılarına karşı mücadeleye devam edileceği vurgusu yapılan açıklamada, “901. haftamızda demokratik, özgür, eşitlikçi ve adil bir Türkiye talep eden herkesi Cumartesi Anneleri nezdinde barışçıl toplanma hakkını savunmaya davet ediyoruz. Başta barolar olmak üzere, hukuk örgütlenmelerini göreve çağırıyoruz. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ihlallerin önlenmesi amacıyla faaliyet yürüttüğü iddia edilen ulusal koruma mekanizmalarını göreve çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Cumartesi Anneleri, “Devlet şiddetinin bir yönetme biçimi olmaktan çıktığı bir Türkiye istiyoruz. Gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerinin açığa çıkartılacağı, fail ve sorumlulardan adil bir yargı önünde hesap sorulacağı, gözaltında kaybetmelerin bir daha asla yaşanmayacağı demokratik bir Türkiye istiyoruz” sözleriyle taleplerini dile getirdi.

901. hafta açıklaması

“901 haftadır tüm baskı ve engellemelere karşı hakikat ve adalet talebimizde ısrar ediyoruz” sözleriyle yapılan basın açıklamasının tamamı şöyle:

“Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilen insanlarımız için sürdürdüğümüz hakikat ve adalet arayışımızın 901. haftasındayız.

İnsanlar görüşlerini ifade etmek için düzenledikleri toplanma ve gösterilerde mekân yerini ve zamanını serbestçe seçme hakkına sahiptir. Çünkü mekân seçimi, toplantı ve gösteri hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Biz, gözaltında kaybedilenlerin aileleri ve gözaltında kaybetmelere dikkat çeken insan hakları savunucuları olarak ‘Kayıplarımız nerede?’ diye sormak için Galatasaray’ı seçtik. 699 hafta boyunca oturduğumuz Galatasaray’ı kayıplar mücadelemizin bir parçasına dönüştürdük. Gözaltında kaybetmelerin tarihini Galatasaray’da yazdık.

Bu yüzden hak karşıtı, özgürlük karşıtı iktidarların düşmanca tavırları ile karşı karşıya kaldık. Şiddet ve baskı politikaları ile bizi susturmak, mücadelemizi sekteye uğratmak istediler. Ama biz her seferinde sözümüzü söylemenin bir yolunu bulduk.

Devletin barışçıl toplantıları kolaylaştırma ve koruma yükümlülüğü olmasına rağmen Beyoğlu Kaymakamlığı’nın anayasayı yok sayan, keyfi kararları ile Galatasaray’a çıkışımız yasaklanıyor. İdare, kendisini bağlayan yasalara karşı hile yaparak 4 yıldır barışçıl toplanma hakkımızı engelliyor.

Hukuk bize karşı bir yıldırma aracı olarak kullanılıyor. Anayasa yok sayılarak temel hak ve özgürlüklerimizi kullanmamız engelleniyor. Yaşanan keyfiyet karşısında, hukuk fakültelerinden, bu fakültelerin insan hakları merkezlerinden, anayasa kürsülerinden ses çıkmıyor. Haklarımıza işlerlik kazandırmakla görevli barolardan, hep yanımızda olan istisnalar dışında ses çıkmıyor. Baroların üst yapılanması Türkiye Barolar Birliği’nden ses çıkmıyor.

Unutmayalım ki barışçıl toplanma hakkı demokrasilerin ölçüsüdür. Bu hakkın engellendiği yerde hukuktan, demokrasiden söz edilemez. Yurttaşlık alanının ağır bir tahdit altında olduğu bir ülkede hukuk güvenliğinden bahsedilemez.

Biz iktidarın tüm engellemelerine karşı sözümüzü söylemeye, meşru taleplerimizde ısrar etmeye devam edeceğiz. Bunu yalnız gözaltında kaybedilen sevdiklerimize karşı duyduğumuz sorumluluğun ifadesi olarak değil, ülkemize karşı sorumluluğumuzun bir parçası olarak da yapacağız.

901. haftamızda demokratik, özgür, eşitlikçi ve adil bir Türkiye talep eden herkesi Cumartesi Anneleri nezdinde barışçıl toplanma hakkını savunmaya davet ediyoruz. Başta barolar olmak üzere, hukuk örgütlenmelerini göreve çağırıyoruz.

İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ihlallerin önlenmesi amacıyla faaliyet yürüttüğü iddia edilen ulusal koruma mekanizmalarını göreve çağırıyoruz.

Talebimiz açık ve net: Devlet şiddetinin bir yönetme biçimi olmaktan çıktığı bir Türkiye istiyoruz. Gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerinin açığa çıkartılacağı, fail ve sorumlulardan adil bir yargı önünde hesap sorulacağı, gözaltında kaybetmelerin bir daha asla yaşanmayacağı demokratik bir Türkiye istiyoruz.

Kaç yıl geçerse geçsin kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 202 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın