Yavuz Bülent Bâkiler kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Nisan 1936 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Yavuz Bülent Bâkiler, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir ara Ankara Televizyonu ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Kültür Bakanlığı müsteşar yardımcısı olarak görevlendirildi.

Haber Merkezi / Tercüman ve Türkiye gazetelerinde uzun süre köşe yazıları yazdı. 24 Mart 2013 tarihinde Türkiye gazetesindeki görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Geleneksel şiirimizin öz ve şekil özelliklerini kendi şiir potasında eriterek kişiliğine kavuştu.

Şiirlerinde, Anadolu’ya, Anadolu insanına eğilmiş, onların sorunlarını yapıcı bir tavırla dile getirmiştir. Sade ve rahat bir dili, aydınlık bir üslubu vardır. Milli ve manevi değerlere bağlı kalmıştır. Bu tarafı ile, Arif Nihat Asya’nın milli havası, mistik şiirine yakın görünmektedir.

Eserleri;

Şiir; Yalnızlık, Duvak, Seninle, Harman, Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin, Sen Sen Sen

Gezi; Üsküp’ten Kosova’ya, Türkistan Türkistan

İnceleme; Şiirimizde Ana, Sivas’a Şiir, Âşık Veysel, Elçibey, Mehmet Akif’te Çağdaş Türkiye İdeali, Sözün Doğrusu 1-2, Sevgi Mektupları, Gidenlerin Ardından, Arif Nihat Asya İhtişamı

Anı; Unutamadıklarım, Gönlümdekiler ve Ötekiler, Hatırladıklarım

“Anadolu”

Ben Anadoluyum…
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç…

Şükrederek, kalktığım sofralarımda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.

Hastalarım ölüm yataklarında
Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.

Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç…

Devlet denince hep vergi geldi aklıma
Jandarma deyince kırbaç…

En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.

Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında
Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç…

Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara
Barışta düştü üstüme gölge gölge haç…

Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ
Alın terine muhtaç…

Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
Bende bitmez tümenmez dert kulaç kulaç…

“Cebeci İstasyonu ve Sen”

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi’nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

Paylaşın

Yavuz Nufel kimdir? Hayatı, Eserleri

1960 yılında Samsun’un Havza İlçesi’nde dünyaya gelen Yavuz Nufel, Pendik Lisesi’nde okuduğu yıllarda Gırgır Dergisi’nde yayımlanan espri ve fıkraları ile yazın hayatına atıldı. 1985 yılında Hollanda’ya gitti. Beş yıl boyunca radyolarda çeşitli programlar ve reklamlarda söz yazarlığı yaptı.

Haber Merkezi / Kurucularından olduğu “Ekin” dergisinde uzun yıllar genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapmanın yanı sıra, mizah ve magazin sayfalarını da hazırladı. 1999-2002 yılları arasında Türkiye Gazetesi ve TGRT’de, Hollanda Haber Sorumlusu olarak çalıştı. 2002-2004 yılları arasında Avrupa’da ve Türkiye’de yayımlanan “Sesver” gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2004 yılında Gala TV üzerinden yayın yapan TV Avrupa’da, “Mavinin Destanı” adlı programıyla, Hollanda’daki Türkleri 13 hafta boyunca mizahî bakış açısıyla ekranlara taşıdı.

2005 yılında “40 Yıl, 40 İnsan, 40 Öykü” adlı kitabından yola çıkarak, Avrupalı Türkler’in kırk yıllık macerasını 13 bölüm halinde Kanal Avrupa için çekti. Hollanda’dan yayın yapan Demet TV’de, 2001 yılından itibaren 7 yıl boyunca “Haftanın Yorumu” adlı programı hazırlayıp sundu. Ayrıca, 2000 yılından itibaren 7 yıl boyunca Radyo Deniz’de canlı olarak “Yavuz Nufel ile Şiirmatik” adlı şiir ve söyleşi programı hazırlayıp sundu. 2010-2018 yılları arasında “Son Haber” gazetesinde genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yaptı. 2018 yılından bu yana Hollanda’da yayın yapan Demet TV’de program yapımcısı ve Demet TV’nin online gazetesinde genel yayın yönetmeni ve köşe yazarı olarak görev yapmaya devam etmektedir.

Eserleri; Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında, Şiirmatik, Lalezarda Deli Var, Zer mi Hiç mi?, Hiç İşte

“Aşüfte”

kocası horlamıştır
uyku tutmamıştır
kalkmış
ya da başka bir sebeple (?)
gecenin en derininde
geceliğiyle
vermiş veriştirmiş
benim minişlerime…

ben, Lalezârın Delisi
dolaşırken başka alemi
Nesimi misali göklerde
şanslı aşüfte

indiğimde yer yüzüne
denk gelirse
Neyzenliğime
Antoloji dar gelir
gebeliğine..

“Yorumsuz”


Konuşmakla olsaydı,
papağanınki de SANAT.
Laf-ı gûzaf ile de yapılmaz EDEBİYAT.
Kelimeler kılıç
cümleler ok olursa,
hedefine ulaşır.
Gerisi…
Ne kokar ne bulaşır

“Hayat”

söylenmediyse
bugüne dek
artık söylemek gerek…
iki nokta arasında
kalan çizgi değildir hayat
kalınlığı kadardır
çizginin ancak!
mesele:
enine yaşamak…

 

Paylaşın

Yavuz Özdem kimdir? Hayatı, Eserleri

5 Ağustos 1956 yılında Elazığ’da dünyaya gelen Yavuz Özdem, Hulkiye Hanım ile öğretmen Kahraman Özdem’in oğlu, şair Oğuz Özdem’in ağabeyidir. Hıdırbaba İlkokulu ve Elazığ Atatürk Lisesi’ni bitirdi. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümünden 1979’da mezun oldu.

Haber Merkezi / Sivas Yıldızeli Lisesi (1980), Beyoğlu Terzilik Meslek Lisesi (1981-88) ve özel eğitim kurumlarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Bir dönem Atika dergisinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. Digraf Yayıncılık’ın kurucuları arasında yer aldı. İki çocuk babası olan Yavuz Özdem evli ve İstanbul’da yaşamına devam etmektedir.

PEN yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir. Özdem’in ilk şiirleri 1985’te Yazko Edebiyat ve Attila İlhan’ın çıkardığı Sanat Olayı dergilerinde çıktı. Şiirlerini, dil ve şiir üzerine yazılarını; Öğretmen Dünyası, Yazko Edebiyat, Sanat Olayı, Varlık, Hürriyet Gösteri, Atika Şiir, Şiir Ülkesi, Dünya Kitap, E, Yasakmeyve, Güzel Yazılar, Edebiyat ve Eleştiri, Şiir-lik, Eşik, Şiir Oku, Islık, Şiirden, Esmer, Kitap-lık, Öteki-siz, Mor Toka, Üç Nokta dergilerinde yayımladı. Eylemlik şiiri ile 1994 yılında “Dünya Kitap Şiir Ödülü”nü kazandı.

Dil – biçim, biçem – imge gibi konuları ele aldığı yazıları ‘Rüzgâr Odası’ genel başlığı altında Hürriyet Gösteri dergisinde yayımladı. Şiirlerinde temel izlek olarak sosyal ve ekonomik koşullar altında ezilen insanları ve umutlarını, hayal kırıklıklarını ele aldı. Yavuz Özdem’in şiirleri Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Arapça ve İbraniceye çevrildi.

“Benim Yapamadığımı Yap”

Benim yapamadığımı yap
karşılıksız sev akıp
götüren bir trenin
gizli kalabalığını
cesaret et uzaklara
kendi dağılışlarında
yürüyenlerin kasabalarına
tam orda kal öne çıksın
kuruyan ağzımda kadınlığın
kendini ve beni şehvetle sev
yalnızlarıyız çünkü biz arzular kentinin

Benim yapamadığımı yap
satranç oyna doğuda ve kışın
sus çıksınlar içlerinde
donmuş ırmaklarla esrarlı
ön odalarından
yemin et masallarından
kendini ve beni yeminle sev
iki mümkünüz çünkü biz ısrar et

“Eylemlik”

Aklım yaz yağmurlarına takılınca
yüzüne bakıyorum
yüzündeki zamana

bir temmuz peyda oluyor
çocukluğumdan, kurumuş ot kokularından
geçmiş bir hoşluktan ve huzurdan

şaşırıyorum hangi zenaatı tutacağımı

Paylaşın

Yelda Karataş kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Ocak 1954 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelen Yelda Karataş, ilkokulu Zonguldak’ta tamamladı. İstanbul Kız Lisesinden sonra 1976 yılında Galatasaray Üniversitesi İktisat ve İşletmecilik Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. “Şairler Korsandır” adlı radyo programın sunucu ve yapımcılığını yaptı.

Haber Merkezi / Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde kütüphane şefliği tecrübesinden sonra, 1986 yılından itibaren reklamcılıkla uğraştı. 2011-2017 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi’nde Reklam Yazarlığı ve Yaratıcı Yazarlık dersleri verdi. 2018 yılında Bütünleşik Pazarlama dalında yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Sanatçı, Ürperme (1996) adlı şiir kitabıyla ‘Orhan Murat Arıburnu Şiir Dosyası Ödülü’nü; Alacaaydınlık kitabıyla ‘1998 Dünya Globus şiir Ödülü’nü; 2007 yılında ‘10. Mainchi Uluslararası Haiku Yarışması Büyük Ödülü’nü; aynı yıl ‘18. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Şenlikleri Öykü Yarışması’nda “Gecenin Sütü” öyküsü ile birincilik ödülünü; 2012 yılında Sabır Masalı kitabıyla ‘Turgut Uyar Şiir Yarışması’nda ikinciliği kazandı. Yelda Karataş ayrıca Sezen Aksu’nun “Deli Kızın Türküsü” ve “Işık Doğudan Yükselir” albümlerinde yer alan “Kalbim Ege’de Kaldı”, “Son Sardunyalar”, “Rakkas” gibi Türk müzik tarihinin unutulmaz bazı şarkı sözlerini Aksu ile birlikte kaleme almıştır.

Yazın dünyasına 1970 yılında Sanat Emeği dergisinde adım atan sanatçı, şiir serüvenine esasen 1980’li yıllarda başladı. Varlık, Hayalet Gemi, Adam Sanat ve Şiir Atı gibi dergilerde yazı ve şiirlerini yayımlandı.

Şiirin ‘insanoğlunun çıkardığı en büyük, en derin ve en etkili’ ses olduğunu düşünen Karataş, poetikasını toplumcu gerçekçi anlayış üzerinden inşa eder. Yeni dünya düzeninin ortaya çıkardığı eşitsizlik yanında anne ve çocuk izleklerini sıklıkla kullanır. Alacaydınlık (1999) kitabında çocuğu, sömürüye maruz kalan edilgen ve masum bir varlık biçiminde ele alır. Kendi annesiyle ilişkilerinden yola çıkarak toplumcu hassasiyete yöneldiğini belirten sanatçının şiirlerinde otobiyografik etkilerin varlığı da dikkat çeker. İstanbul Bir Dizi Orospu (2007) kitabında bir mekân olarak İstanbul ile kadınlık sorunları arasında izleksel bağlar kurar.

Haiku türünde şiirler de yazan Karataş, haikuların doğanın varlığını ele almak ve önemini anlatabilmek için yapılandığını düşünür. Büyüyünce Dansöz Olucam (2017) kitabıyla bir araya getirdiği haikularında doğa teması hâkimdir. Şiirlerinde aşk temasını da sıklıkla işleyen Karataş, Enel Aşk (2001) kitabında aşkı bütün dayatmalara başkaldırabilmenin tek yolu olarak gördüğünü söyler. Hikâye ve deneme türünde de eserler veren Yelda Karataş’ın, bu eserlerinde azınlık sorunları ve insan hakları temaları öne çıkmaktadır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Yılmaz Arslan kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Ocak 1968 İstanbul’da dünyaya gelen Yılmaz Arslan, ilk ve Orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Daha sonra 1990’da Gazi Üniversitesi Bolu İTİA’dan mezun oldu. 1997’den itibaren İstanbul’da ilköğretim öğretmenliği yaptı.

Haber Merkezi / Arslan’ın ilk şiir ve yazıları, Öğrenci Postası, Yeni Demokrasi, Ada gibi dergilerde yayımlandı. 1985’de Dayanışma dergisinin düzenlediği Hasan Hüseyin Korkmazgil Şiir Yarışması’nda birincilik, 1995’de Balıkesir Belediyesi’nin düzenlediği Sabri Altınel Şiir Yarışmasında övgüye layık birincilik, Rıfat Ilgaz Cide Şiir Yarışmasında yine birincilik ödüllerini kazandı.

2002’de Orhon Murat Arıburnu Şiir Yarışmasında birinciliği Enver Topaloğlu ile paylaştı. Şiirlerini ve yazılarını Evrensel Kültür, Berfin Bahar, Düşlem, Morca, İnsancıl, Pencere, Gerçek Sanat, Kıyı, H.Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri, Amida, Öküz, Varlık, Ötekisiz, Islık, Bahçe, Yeni Biçem, İblis, Cumhuriyet Kitap Eki gibi dergi ve gazetelerde yazmaya devam etti.

İmgeleri sıradışı anlamlarla kullanmakta mahir olan şair, 2003’te yeniden yayın hayatına dönen Şiir Ülkesi dergisinin yayın kurulunda yer aldı. Su Mektupları (1995) ve Çocukluğun Bahçesindeki Sedir Ağacına Övgü (2001) adlı iki şiir kitabı bulunmaktadır.

‘Akşama Karşı Sayıklama’

şimdi şuraya bir yalnızlık yatağı ser
terk edilme yorganını çek üstüne, üşüme
kaygı gemisi gezdirecek seni rüyanda
usulca kapıya çık, pusulayı kaptana ver
önce şairleri cehennem adasına gönder

bir gül hayratından keder içen alev kusar şehirlere
hoyrat gecelerden adamlar damlar soğuk geceye
sözün peşinde binbir yalvacın altın huzmesi
aklın kuytusunda zulmedilmiş mağrur dizeler ağlar
şair sevgililer uluyor derinden; aşka hala çok mu var?

beklemez ağaç altları sevgiyi, parklar, saat kuleleri
ölümden öte bir köyde oturuyor dünyada mutluluk
masalar susmuş adamlardır, evler delirmiş hiddet
bir ganimet savaşında gurura esir beden
şimdi git öldür şairi; vardır buna bin neden!

“Geldiğin Zaman”

geldiğin zaman bir daha gitme
beni yoğaltılmış iksirler gibi eksiltme
canımın yongasında çürümüş bir heykel
gibi dururken fırtınalı sular ve acı
geldiğin gibi gitme: beni terk etme

dudağının güllerinde bal ve ağu
tetiğe bastığında bana yöneltme
suskunluğunun namlusundaki kurşunu
içtim balı ve ağuyu birlikte
orada ölüm nakkaşı, orada hayatın ebrusu
geldiğin zaman böyle bekletme

renklerin uyumunda sarhoş bir yoldum
saçlarımda kar, yüzümde ateş
geldiğin zaman bir daha gitme: artık yoruldum
ellerimde çiçekler, kollarım ansızın taş

sevgili, sevgili: en son senden de kovuldum!

Paylaşın

Yılmaz Odabaşı kimdir? Hayatı, Eserleri

1961 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Yılmaz Odabaşı, ilköğretimini Diyarbakır Erdil, Ankara, Kayseri ve Gaziantep’te, ortaöğretimini de Diyarbakır’da Diyarbakır Lisesi’nde tamamladı. İzmir Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken siyasi nedenle tutuklandı Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde bir yıl hapis yattı. Öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

Haber Merkezi / Bir süre tabela ressamlığı, otobüs şirketinde yazıhane katipliği, bir ilaç firmasının Güneydoğu temsilciliği ve Diyarbakır’da kitapçılık yaptıktan sonra gazeteciliğe başladı. Akajans Muhabirliği, UBA (Ulusal Basın Ajansı) Diyarbakır temsilciliği, Ortadoğu Haber Ajansı Haber Müdürlüğü, 2000’e Doğru Dergisi Diyarbakır büro şefliği ile Türkish Daily News Gazetesi Güneydoğu temsilciliği yaptı ve Sokak, Gerçek, Söz, Aktüel, 200’e Doğru, Exspress, Özgür Gündem, Aydınlık, Siyah Beyaz, Cumhuriyet, Radikal İki, Evrensel ve Birgün Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı .

Birçok kez “düşünce suçu ” kapsamında yargılandı; Ankara Ulucanlar, Haymana, Bursa E Tipi ve Saray Kapalı Cezaevleri’nde tutuklu kaldı. Uluslararası yazar ve gazeteci örgütlerine üye olan Yılmaz Odabaşı, Türkiye’ de ise 2000 yılından sonra Mesam ve Nazım Hikmet Vakfı’nın Yönetim Kurulu Üyeliği dışında diğer meslek örgütleri üyeliğinden ayrıldı. Halen Yalova’nın bir köyünde Münzevi bir yaşam sürdürüyor.

İlk şiiri ’81’de Oluşum, Edebiyat 81 ve Yeni Olgu dergilerinde yayınlandı. Sonraki yıllarda şiir ve düzyazılarıyla: Yarın, Yamaç, Sanat Rehberi, Yazıt, Öğretmen Dünyası,Temmuz, Broy,Yeni Düşün, Çağdaş Türk Dili, Yazılı Günler, Gökyüzü, Parantez, Evrensel Kültür, Düşler, Şairin Atölyesi, Cumhuriyet Kitap Eki, Birikim, Varlık, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri, Sonbahar, Son Duvar, Hişt, Ütopia, Öküz, Esmer vb.gibi süreli yayınlarda göründü. Şiirleri değişik dillere çevrildi.

İlk şiir kitabı Siste Kalabalıklar 1985’te, ilk hikaye kitabı Kül Aşklar 1991’de yayınlandı. Şiirleri çeşitli dillere çevrildi; 1992’de Irak’ın Duhok ve Almanya’nın Köln kentlerinde iki kitabı yayınlandı. 2005’te AB spon-sorluğunda Munster Literature Centre adlı yayın merkezi tarafından bütün şiirlerinden oluşan bir derleme Everey-thing But You adıyla İngilizceye çevrilerek İrlanda ve İngiltere’de, Feride adlı kitabı da Çetin Toprak’ın çeviri-siyle Kürtçe olarak yayınlandı. 1975-2000 yıllarını kapsayan Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi’ni derledi.Şiir kitaplarının yanı sıra, Nice Küllerden(1996, Anadolu Müzik) ve Kalbimde Hazan (1999,Yeni Dünya Müzik) adlarıyla kendi sesinden şiir albümleri çıktı, çok sayıda şiiri Ahmet Kaya, Edip Akbayram, Ferhat Tunç, Onur Akın, İlkay Akkaya, Hakan Ye-şilyurt, Metin Yılmaz, Grup Yorum, Grup Kızılırmak gibi müzik adamları ve grupları tarafından yorumlandı..

Eserleri; Yurtsuz Şiirler, Reşo, Talan İklimi, Aynı Göğün Ezgisi, Feride, Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur, Günlerin Çarmıhında, Cehennem Bileti, Aşk Bize Küstü, Siste Kalabalıklar, Kül Aşklar, Eylül Defterleri, Çocuklar ve Adresler, Güneydoğu’da Gazeteci Olmak,  Bütün Kanamalar Umuttan, Sevginin Herkesten Şikayeti Var, Düş ve Yaşam, Asef’in Dağları, Hayat Bilgisi Notları,, Kuşlar Uzaktı Sonra, Şarkısı Beyaz

Ödülleri; 1987 Temmuz Dergisi -halk ödülleri-Şiir Yarışması Ödülü (Birincilik), 1988 Tayad Hikaye Yarışması (Üçüncülük), 1989 Tayad Şiir yarışması (ikincilik), 1990 Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödülü, 1992 Adana Altın Koza Film Festivali Film Öyküsü Ödülü, 1992 Çankaya Belediyesi Çocuk Yazını Yarışması (Üçüncülük), 1994 Petrol-İş Sendikası IV. şiir yarışması (ikincilik), 1994 ÇGD Çağdaş Gazeteciler Derneği “Yılın Gazetecisi” Ödülü, 1996 PEN/ Onat Kutlar Film Öyküsü Yarışması Özel Ödülü, 1996 Adana Altın Koza Film Festivali Film Öyküsü Ödülü,
1998 Sabri Altınel Şiir Yarışması Birincilik Ödülü, 1992 ve 1998 HUMAN RIGHT WATCH/ Hellman-Hammet “Baskıya Karşı Cesaret” Ödülü, Nev York-ABD), 1999 Orhan Murat Arıburnu Şiir Yarışması 10. yıl Ödülü, 1999 İsveç P.E.N. Onur Üyeliği Ödülü. (Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Yunus Koray kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Ekim 1952 yılında Antalya’nın Korkuteli ilçesinin Sülekler Köyünde dünyaya gelen Yunus Koray’ın asıl adı Koray Küçükemiroğlu’dur. Babası öğretmen Galip Küçükemiroğlu, annesi ise Feride Saryet Hanım’dır. 1969 yılında Antalya Cumhuriyet İlkokulu’ndan, 1972’de de Antalya Merkez Ortaokulu’ndan mezun oldu.

Haber Merkezi / Lise Öğrenimini ise 1976’da Antalya Lisesi’nde tamamladı. Lise çağlarında futbol ile ilgilendi ve amatör takımlarda futbol oynadı. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden ” İkinci Yeni Hareketinin Türkiye Türkçesinde Yaptığı Biçim Kırmaları” teziyle mezun oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra meslek hayatına öğretmenlik yaparak devam eden Koray Balıkesir ve İzmir’de edebiyat öğretmenliği yaptı. İzmir’de yaşayan Yunus Koray evli ve iki çocuk babasıdır.

Yunus Koray’ın ilk şiiri, “Beyaz’ı Emziren”, 1977’de Türk Dili Dergisi’nde çıkmıştır. Bu tarihten sonra da Türk Dili, Varlık, Türkiye Yazıları, Somut, Oluşum, Yusufçuk, Tan, Milliyet Sanat, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, Gösteri, Mavi Derinlik, Karşı Edebiyat, Yeni Sesimiz, Saçak, The New Renaissance gibi dergilerde şiirlerini ve yazılarını yayımladı. Yazarlar, şairler ve karikatürcüler hakkında yazdığı portre şiirlerinin bazıları Gül/Diken adlı dergide yayımlandı.

“Yaşamı Yargılayan Şiirler” çalışmasıyla 1986 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü’nü, “Ölümsüz Ölüler” ile 1990 Mavi Derinlik Dergisi Şiir Ödülü’nü, “Karşı Kitap” ile 1995 Ali Rıza Ertan Şiir Başarı Ödülü’nü kazanmış, Sabri Altınet Şiir Ödülü’nde ise ikincilik elde etmiştir. Altay Öktem, Şükran Kurdakul gibi yazarlar tarafından çeşitli dergilerde şiirleri ve şairliği hakkında eleştiri yazıları yazılan Koray, yalın dili, yaşamı bütün yönleriyle ve katmanlarıyla ele alışı ve şiirlerindeki yalın imgelerle dikkatleri üzerine çekmiştir.

Akatalpa, Edebiyat Nöbeti gibi güncel dergilerde şiirlerini ve yazılarını yayımlayan şair, katıldığı edebiyat ve şiir konulu paneller ve forumlarla sanat yaşamına devam etmektedir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Yusuf Alper kimdir? Hayatı, Eserleri

1956‘da Erzurum’un Horasan İlçesi’nde dünyaya gelen Yusuf Alper, 1972’de Erzurum Lisesi’nden, 1979’da Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Alper, Ege Üniversitesi’ndeki psikiyatri asistanlığının ardından (1985-1987) zorunlu hizmetini Muğla Devlet Hastahanesi’nde yerine getirmiştir.

Haber Merkezi / Yusuf Alper, 1989’da Ege Üniversitesi’nde başladığı görevini halen aynı üniversitede psikiyatri anabilim dalında öğretim üyesi olarak (Prof. Dr.) sürdürmektedir. Evlidir ve iki oğlu vardır.

İlk şiirleri 1975’ten başlayarak Ilgaz, Türk Dili, Oluşum, Sesimiz, Dönemeç, Türkiye Yazıları, Ankara Sanat, Yusufçuk, Somut gibi dergilerde yayınlandı. Daha sonra Varlık, Yazko-Edebiyat, Yeni Düşün, Broy, Karşı, Şairin Atölyesi, Yeni Biçem, Dize, Düşler, Poetik’us, Çağdaş Türkdili, E Dergisi, Akatalpa, Yasakmeyve, Ünlem, Şiiri Özlüyorum, Hayal, Kitaplık, Özgür Edebiyat, Hürriyet Gösteri, Sincan İstasyonu, Eliz, Şiirden gibi dergilerde şiirleri yayınlandı. Yusuf Alper, halen Akatalpa, Yasak Meyve, Varlık, Kurşun Kalem dergilerinde şiirlerini ve şiir üstüne yazılarını yayınlamaktadır.

Orhon Murat Arıburnu Ödülleri- Sabahattin Kudret Aksal Şiir Özel Ödülü (1999), ÇAĞŞAD Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği-Abdülkadir Bulut Şiir Özel Ödülü (2012), Yunus Nadi Şiir Ödülü (2014) aldı. Yusuf Alper, Edebiyatçılar Derneği ve Türk Psikiyatri Derneği üyesidir.

Yusuf Alper’in şiirlerindeki en belirleyici unsurlardan biri hüzündür. Hüznün güzel olduğunu ama kararında olması gerektiğini söylüyen Yusuf Alper’e göre, savaşlar ve ölümler sürdükçe, dünyanın cinnet hali devam etttikçe insanın/şairin bu duygudan kaçması mümkün değildir.

Kendini toplumcu bir şair olarak adlandıran Alper’e göre, toplumcu tavır, imgeci olmanın önünde büyük bir engel değil. İmgeci olmak Yusuf Alper şiirinde kelimelerin üst üste konularak anlamsız sözcük yığınları meydana getirmek anlamına gelmez. Şair, imgeyle, örtük anlatımla düşündüklerini dile getirir, buna rağmen şiirin taşıdığı bir anlam vardır. Bu bağlamda Yusuf Alper de, toplumsal durumları estetik düzeyi göz ardı etmeden dile getirir. Yusuf Alper’in ikinci kitabı Zamanın Kırılan Aynasında’nın önsözünde Cemal Süreya onun “Anadolu şiir duyarlığını dipten sürdür”düğünü belirtir.

Kankaytsın’a göre, geleneğe, geleneğin kurucu şairlerine saygılı olduğu bilinen Yusuf Alper, şiirlerine Cahit Külebi’den, Ülkü Tamer’den, Edip Cansever’den, Ahmet Muhip Dıranas’tan dizeler de alır. Bu alıntılar hem gelenekle ilişkilidir hem de Yusuf Alper’in şiir ve dize anlayışını, sevdiği şairlere vefa duygusunu ortaya koyar.

Sanatçı psikodinamiği, yaratma süreci, yaratıcı kişilik konularındaki yazılarını çeşitli kitaplarda biraraya getiren Alper, şiir ve psikiyari kavşağında duran bir yazardır. Arslan’ın ifadesiyle Yusuf Alper, psikiyatri biliminin tanıkları, tanıklıkları, onların belirleme ve tespitleriyle zenginleşmiş bir kuramı eksen alarak, şiir üzerine tespitlerde bulunur. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Yusuf Ziya Ortaç kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Nisan 1895 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Yusuf Ziya Ortaç, 11 Mart 1967’de kalp krizinden hayatını kaybetti. Vefa Lisesi’ni bitirdi. Darülfünun’un (İstanbul Üniversitesi) açtığı yeterlilik sınavını kazanarak edebiyat öğretmeni oldu.

Haber Merkezi /İzmit Sultanisi’nde başladığı edebiyat öğretmenliğine, İstanbul’da yabancı okullarda devam etti. Daha sonra gazeteciliğe geçti. Orhan Seyfi Orhon’la birlikte çıkardığı Akbaba mizah dergisini ölümüne değin yayınladı. Bir dönem Demokrat Parti’den Ordu milletvekili seçildi.

Şiire aruzla başlayan Ortaç bir yarışmada birincilik kazanan ilk şiirinin ‘Kehkeşan’ dergisinde yayımlanması ile adım attı. Sonradan Ziya Gökalp’in etkisiyle hece ölçüsünü benimsedi ve Hecenin Beş Şairi’nden biri olarak ünlendi. Şiirleri ve yazıları Türk Yurdu, Servetifünun, Şair , İnci , Büyük Mecmua dergilerinde yayımlandı.

Türkçesinin sağlamlığı ve kıvraklığıyla bir üslup ustası bilindi. Akbaba dergisinde akıcı bir dille, rahat okunur bir tarzda yazdığı fıkralarında siyasal mizahın özgün örneklerini verdi. Şiir ve gülmece yazılarının yanısıra roman, öykü ve oyunlar da yazdı.

Eserleri; 

Roman; Kürkçü Dükkanı, Şeker Osman, Göç, Üç Katlı Ev, Sarı çizmeli Mehmet Ağa, Gün Doğmadan

Şiir; Akından Akına, Aşıklar Yolu, Cen Ufukları, Yanardağ, Bir Selvi Gölgesi, Kuş Cıvıltıları, Bir Rüzgar Esti

Oyun; Kördüğüm, Latife, Nikahta Keramet

Mizah; Şen Kitap, Beşik, Ocak, Sarı Çizmeli Mehmed Ağa, Gün Doğmadan

Gezi/Anı/Biyografi; İsmet İnönü, Göz Ucuyla Avrupa, Portreler, Bizim Yokuş

Paylaşın

Yücel Kayıran kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Eylül 1964 yılında Adana’da dünyaya gelen Yücel Kayıran, Afşin Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü mezunu. Çeşitli işlerde çalıştı. Altı yıl Kilis, Afşin, Arapkir ve Malatya’da yaşadı. 1987’den itibaren Ankara’da felsefe öğretmenliği yaptı.

Haber Merkezi / Şair. 13 Eylül 1964, Adana doğumlu. Afşin Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü mezunu. Çeşitli işlerde çalıştı. Altı yıl Kilis, Afşin, Arapkir ve Malatya’da yaşadı. 1987’den itibaren Ankara’da felsefe öğretmenliği yaptı.

Şiirleri ve diğer edebi ürünleri 1984’ten itibaren Yaba Öykü, Oluşum, Yarın, Morköpük, Sanat Rehberi, Sombahar, Ludingira, Adam Sanat, Hüriyet Gösteri, Defter, Varlık, Edebiyat Eleştiri, Şiir Odası, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Güldiken, Yasakmeyve, Kitap-lık ve Milliyet Sanat dergilerinde yer aldı.

Eserleri;

Şiir; Hayaline Firar Edemeyenlerin Afsunu, Beni Hiç Göremezsin, Çalgın

Eleştiri; Felsefi Şiir/Tinsel Poetika

Ödülleri; 9. Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü

“Birden Sonra Sıfır”

tamlık yoktu bende sadece değil isteme
ikiyle çarpımda serinliğini yitiren bir, neden sıfır
kalbimden yüzüme doğru akıyor cıva
duadan yoksun ruh bedenle dolu

istemedim hiç olmak istemediğim kişi olmak
ne kadar da büyüdü benden bağımsız beden
zayıflık beni izleyenlerin gözlerindeki nesne
selamdan sonra sanki ayağımıza tükürürler

şiddete bulaşmadan ölemez mi beden
kim bulabilmiş kendini kendine tayın edilen yerde
her ben yaptıklarını gizlediği sürece tamlık
başkasında olanı istersen başkasına benzersin

kayanın söküldüğü topraktım ben
çirkinleşmeden olmaz mıydı neden
gençken tazeyken dokuzu beş geçeyken
ipe çekmedim de kendimi ben

Necati, kim koydu bu acıyı kalbimize, Necati!

“Alarm Zili”

Onlar mı? Evet sinir ilaçlarım
Evet, almadan çıkamıyorum sokaklara
Çünkü orada kötü kalpliler
İlkel ruhlar: Medeni bir insan kılığında

Onurumun incindiğini hissediyorum sürekli
Kısa bir ilişkiye bile girsem onlarla
Konuşsam, maneviyatım bozuluyor konuştukça
Değer dizgelerim bozuluyor, belleğimin dili
bozuluyor içimdeki çocuğun masumiyeti

Ama ne kadar da belli algılamadığınız
Bir alarm zili çalıyor oysa yüzümde
Varoluşum ruhsal kanama geçiriyor içimde

Paylaşın