Diyarbakır: Halilviran Köprüsü

Halilviran Köprüsü; Diyarbakır’ın 20 km kadar kuzeyinde Devegeçidi Suyu üzerinde yer alan üç köprüden biridir. Adını yakınındaki köyden almıştır.

Kaynaklarda Artukoğulları Köprüsü ve Devegeçidi Köprüsü olarak geçmektedir. Ana malzemesi bazalt taş olan köprünün üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere 1219-1220 yıllarında Artuklular döneminde yapılmıştır.

Birbirine yakın ölçülerde sivri kemerlerden meydana gelen yedi gözlü köprünün üstü düzdür. Orta ayaklarda selyaranlar, üçgen prizma gövdeli, sivri külahlıdır. Üç farklı yerde üç yazıt bulunmaktadır. İki kemer arasında yer alan yazıt at nalı biçiminde düzenlenmiştir

Paylaşın

Diyarbakır: Kara Köprü

Kara Köprü; Diyarbakır’ın Sur İlçesine bağlı Kırmasırt Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Diyarbakır-Mardin yolu üzerindedir.

Köprü üzerinde kayıtlara geçen herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Yapım tekniğinden anlaşıldığı üzere XII. yüzyılın sonu veya XIII. Yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.

Yaklaşık aynı seviyedeki iki kıyıyı birbirine bağlayan beş gözlü köprü, tamamen kesme taştan inşa edilmiştir. Köprü korkulukları yok denecek kadar alçak seviyede tutulmuştur. Köprüde görülen sivri, üçgen prizma şeklindeki sel yaranlar basık külahlarla örtülmüştür.

Üstü düz geçilen yapıda çeşitli dönemlere ait onarım izleri bulunmaktadır. Köprünün yapı malzemesi incelendiğinde farklı dönemlerde onarım geçirdiği anlaşılmaktadır. Köprü boyu 73,90 m, genişliği 5,70m.’dir.

Günümüzde daha çok yaya ulaşımını sağlayan köprüde kısmen taşıt ulaşımı da sağlanmaktadır. Köprüde yarım daire ve sivri kemerler dışında herhangi bir süsleme unsuruna rastlanmamıştır.

Paylaşın

Diyarbakır: Kara Köprü (Karasu Köprüsü)

Kara Köprü (Karasu Köprüsü); Diyarbakır-Ergani karayolunda Deve Geçidi suyu üzerinde yer almaktadır.

Köprü üzerinde yapım yılını ve yaptıranını veren bir yazıt bulunmamaktadır. Tarihlendirilmesi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Köprünün ilk kemerinin kilit taşı üzerindeki haç motifi ile, batı yönde kemer üzerindeki Bizanslılara atfedilen dikdörtgen ve kenarlarda birer üçgenle sonlandırılan kitabeliği yapıyı Bizans Dönemine tarihlendirebilmektedir.

Bazı uzmanlar ise kemer biçimlerine dayanarak yapının bir Roma Dönemi eseri olduğunu belirtmiştir. Kemer üzerindeki kitabesi, kemer biçimleri ve köprüde bulunan haç motifi yapıyı Roma Dönemine tarihlendirmektedir. Uzunluğu 94 metre genişliği ise 7 metre olan yapıya bazalt taşın hâkim olduğu görülmektedir.

Altı gözden oluşan köprü, güneyden antik bir yolla Diyarbakır’a bağlanmaktadır. Antik yolun taşları da köprü üzerindeki döşemenin devamını oluşturacak şekilde gözeneksiz bazalttan yapılmıştır.

Yer yer kopmaların olduğu yolun devamında, Sancak Köyü’nde, küçük bir köprü daha yer almaktadır. Bulunduğu köyle aynı adı taşıyan köprünün Kara Köprü ile aynı dönemlerde yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Paylaşın

Diyarbakır: Sancak Köprüsü

Sancak Köprüsü; Diyarbakır’ın Yenişehir İlçesi, Sancar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. 

Diyarbakır-Ergani karayolunda Kara Köprü’den itibaren devam eden antik yolun ilerisinde yer alan köprü bazalt taşın hâkim olduğu oldukça küçük bir köprüdür.

İki gözlü bu köprü, 1.70 m uzunluğunda olup, menfez biçimindedir. Yapının, Karasu Köprüsü (Karaköprü) ile aynı dönemlerde yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir

Paylaşın

Diyarbakır: Sinekçayı Köprüsü

Sinekçayı Köprüsü; Diyarbakır’ın Çermik İlçesi, Sinek Çayı üzerinde yer alan köprü günümüze ulaşmamıştır.

Kaynaklardan edinilen bilgilere göre bir büyük bir küçük gözden oluşmaktadır. Kitabesi bulunmayan bu köprüyü bazı tarihçiler plan ve mimari özelliklerine bakılarak XII. Yüzyıla tarihlendirilmektedir.

Köprü ortadaki hafif sivri ana kemer ile bunun hemen yanındaki daha küçük gözden oluşmaktadır.

Büyük bölümü yıkılan köprünün 1 km. kadar ilerisinde de aynı adla anılan daha küçük bir köprü yer almaktadır. Kesme taştan yapılmış olan köprünün kaplamaları dökülmüş, moloz taş örgüsü ortaya çıkmıştır

Paylaşın

Diyarbakır: Yeni Han

Yeni Han; Diyarbakır’ın Sur İlçesi, Cami Kebir Mahallesi, Müze Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kitabesinden anlaşıldığı üzere Seyyid Hacı Abdullah isimli bir kişi tarafından 18. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiştir. Mimarı bilinmemektedir.

İki katlı olarak yapılmış olan hanın dört tarafı revaklarla çevrilmiş ve bu revakları çevreleyen ince sütunlar kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Revakların arkasında yer alan han odaları düz damlı olup, bunlar revaklara bir kapı ve bir pencere ile açılırlar.

Revaklı avlunun ortasında da bir kuyu vardır. Moloz taştan yapılan hanın girişinde, solda ikinci kata çıkışı sağlayan bir merdiven bulunmaktadır. Yeni Han zaman zaman yapılan onarımlarla özelliğinin bir kısmını yitirmiştir.

Paylaşın

Diyarbakır: Sülüklü Han

Sülüklü Han; Diyarbakır’ın Sur İlçesi, Savaş Mahallesi, Değer Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yapılan tarihi Sülüklü Han 2010 yılı itibariyle restore edilip ziyaretçilerin hizmetine girmiştir. Hasan Paşa hanı gibi son dönemlerin popüler mekânları arasında yer almaktadır.

Han içerisinde eski bir kuyu bulunur. Bir dönem hekimler tarafından burada bulunan kuyudan sülük çıkarıldığı bilinmektedir. Şifa amaçlı toplanan sülüklerin burada toplanılmasından dolayı hana Sülüklü Han ismi verilmiştir.

Üst katlarının dinlenme odası, alt depoların ise hayvanların konaklama yeri olarak kullanıldığı han Kurtuluş Savaşı sırasında süvari birliklerinin karargahı olarak kullanılmıştır. Şu an halka açık turistik bir gezi mekânı ve kafeye ev sahipliği yapmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır: Çifte Han

Çifte Han; Diyarbakır’ın Sur İlçesi Gazi Caddesi, Çifte Han Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Ne zaman yapıldığı, kimin tarafından yaptırıldığı ve mimarı belli olmayan Çifte Han, plan ve mimari özelliklerine bakılarak XVI. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Halk arasında borsa hanı olarak bilinmektedir.

Han ilk yapıldığında çifte han olarak düşünülmüş fakat daha sonra ikinci bölüm yol açılması sırasında yıkılmıştır. Bezemeden kaçınılarak yapılmış olan han, siyah ve beyaz taş kullanılarak yapılmıştır.

Siyah kesme taşlarla döşeli avlunun üç tarafında sütunların taşıdığı basık kemerli revaklar bulunmaktadır. Ana girişin solundaki taş merdivenlerle ikinci kata çıkılmakta ve buradaki sütunlar beyaz taştan olup, revakların arkasında han odaları sıralanmaktadır.

Bu odalar dışarıya bir kapı ve pencere ile açılmıştır. XVIII. yüzyılda buraya gelen İnciciyan bu hanı Diyarbakır’ın en büyük hanları arasında saymaktadır. Günümüzde orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır.

Paylaşın

Diyarbakır: Dağ Kapısı

Dağ Kapısı (Harput Kapısı, Bab-ı Cebel); Diyarbakır’ın Sur İlçesi, Cami Nebi Mahallesi, Gazi Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Dağ Kapısı şehrin kuzeyinde iki silindirik burç arasında yer alır. Dağ Kapı 1930’lu yıllarda yapılan yıkımdan zarar görmesine rağmen ana kapı yıktırılmadan günümüze kadar kalmış ve onarımdan geçirilerek kullanılmaktadır. Kapı farklı dönemlere ait yapım evreleri geçirmiştir. Kapının üzerinde Roma İmparatorunun Latince, Bizans İmparatorunun Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır.

Dağ Kapı Burcu’nun üst katında bulunan Mervanî Mescidi, Mervani Hükümdarı Ebû Nasır Muhammed bin Cehir tarafından Kitabesine göre hicri 447 yılında yaptırılmıştır. Buranındaha önceden itfaiye hizmetlerine ayrılmış olması, yapının tahribatına yol açmıştır. Dağ Kapı’nın 1980’li yıllar sonrasında işlev kazanması, sergilere mekân oluşu, şehrin merkezi alanında kültürel çalışmaların yansıtılması açısından bir farklılık oluşturmaktadır. Kapının iç cephesinde kastal (çeşme) bulunmakta fakat aktif değildir.

Kastalin yanında bulunan kabirler, eski özellikleri göz önünde tutularak korunmuşlardır. Dağ Kapı’nın üç yanı koruma amaçlı demir parmaklıklarla çevrilmiş fakat bu haliyle de yapının rahat biçimde gezilmesini engellemekte ve görünümünü bozmaktadır. Üst kata çıkılan taş basamaklar, asıl biçimi bozmamak endişesiyle onarılmadan bırakılmıştır. Dağ kapı’nın doğu ve batısında iki dairesel burca yer verilmiştir. Her iki burcun üzerine de farklı düzenlemelerden meydana gelen kabartmalar islenmiştir. Dağ Kapı burcunda avuç içini tümüyle gösterir biçimde, parmaklar aşağıda dönük tarzda tek bir taş üzerine el figürü işlenmiştir.

El motifi üzerine Diyarbakır’ı konu alan kaynaklarda herhangi bir açıklama yer almamaktadır. El figürü halk arasında ‘Peygamberimizin kızı Fatma Ana eli’ olarak bilinmektedir. Dağ Kapı farklı devletlerin kitabelerini ve kabartmalarını taşıyan, bu yönüyle diğer burçlardan ayrılması gereken farklılıkları içermektedir. Burçta yeralan el figürü tek örnektir. Hayat Ağacı, motifi bu burçta bulunmaktadır. Bitkisel motiflerden üzüm ve yaprak, burçta görülmektedir. Roma- Bizans Dönemi kalan kitabeler ve Gamalı Haç ile Abbasîlerden Osmanlılara kadar gelen kabartmalar bulunmaktadır.

Burçta Abbasilere ait güvercin, hayvan ve bitki motiflerindeki stilizasyon alabildiğine naif ve spontane bir biçimde yapılmış oldukları dikkati çekmektedir. Dağ Kapısı’nın iç tarafı tamamen Mervan Oğulları dönemine aittir. Dış tarafının üstü Abbas oğullarıyla Roma ve Bizanslıların stillerini göstermektedir. En altta geyik ve geyik avı resimleri, koşan at, boğa, onların üstünde gamalı haç bulunmaktadır. Boğa ve arslanlar gamalı haçın altında koşan geyik resmi hiçbir şekilde Romalılara işaret etmemektedir. Gamalı haç ve buna doğru karşılık gelen eski bir aktarımı yansıtmaktadır. Totemizme ait geleneklerin yansıyan sembolleri olmalıdır.

Paylaşın

Diyarbakır: Mardin Kapısı

Diyarbakır: Mardin Kapısı (Bab-El Tel – Tepe Kapısı), Diyarbakır’ın Sur İlçesi, Cemal Yılmaz Mahallesi, Eski Merdin Yolu üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şehrin güneyine açılan tek kapı olan Mardin Kapısı üzerindeki kitabeye göre, 909-910 tarihlerinde Cemil oğlu Amid’li mühendis Ahmed’in marifetiyle onarılmıştır. Kapı şu an tek girişlidir fakat yerden belli bir yüksekliğe kadar görülen kapı söve kalıntılarından anlaşıldığı üzere daha önce üç geçişli olduğu anlaşılmaktadır.

Kalenin güneyinde yer alan Mardin Kapısı zamanla köklü değişimler geçirmiş üç girişi olan kapıdan bugün yalnız ortada olanı ayakta kalabilmiştir. Günümüzde sadece doğudaki giriş mevcuttur. Bu giriş şehre ve dışa açılan kapıları ile çift geçitli olarak düzenlenmiştir.

Mardin kapısı iki katlı olup zemin kat planı dikdörtgendir. Birinci kata çıkışı sağlayan merdivenler günümüze ulaşamamıştır. Birinci kat ortada dikdörtgen iki yanda yarım daire planlıdır. Yarım dairelerin ortası daire planlı olup üç yönde dikdörtgen mekânlara açılmaktadır. Kapı, sonradan değiştirilmiş olan iki silindirik be¬denle savunulmuş, bugün ayakta kalan kapının sağ tarafındaki kemerli olan geçit, İslâmi döneme aittir.

Bu giriş şehre ve dışa açılan kapıları ile çift geçitli olarak düzenlenmiştir. Mardin Kapısı üzerinde yer alan kitabeler Abbasi halifesi Muktedir Billâh dönemine tarihlidir. Kapı üzerinde İslam öncesine ait kabartma ve bezemeler görülmektedir. Yer yer bitkisel motiflerle iç içe kullanılmış yazı bordürlerinin yanı sıra ayırt edilemeyen hayvan figürleri bulunmaktadır.

Paylaşın