Altılı Masada En Kritik Toplantı: Konuşulacak Konular Belli Oldu

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde 21 Ağustos’ta yapılacak toplantı, 6’lı masanın bugüne kadarki en kritik ve en önemli toplantısı olma özelliği taşıyor. Ekonomiden yol ortak haritasına pek çok konunun konuşulacağı toplantıya 45 gün ara verilmesi planlanıyor.

Bu arada partiler, yetkili kurullarında ve komisyonlarında Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini ele alacak; “Her parti kendi adayını mı çıkaracak, yoksa ortay bir aday mı belirlenecek, bu aday kim olmalı?” sorularının yanıtları aranacak. Ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlenmesi durumunda, cumhurbaşkanı adayının yapacağı ziyaretlere, diğer partilerin genel başkan yardımcıları eşlik etmesi; böylece ortak bir görüntü verilmesi öngörülüyor.

Habertürk’te yer alan habere göre, ev sahibi Saadet Partisi, İsrail’in Mescid-i Aksa ve Kudüs’te attığı adımlar konusundaki hassasiyetlerini dile getirecek. Ekonomideki istikrarsızlık, geçim sıkıntısı çeken vatandaşı rahatlatmaya yönelik tedbirler ele alınacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği Kur Korumalı Mevduat’ın Hazine’ye ve ülkeye verdiği zarar değerlendirilecek.

Öte yandan iktidarın değişmesi durumunda Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş döneminde neler yapılacağı ele alınacak. Rusya’nın ana yüklenici/yapımcı firmayı projeden çıkardığı Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı da toplantıda ele alınacak konular arasında. Ayrıca cemevlerine yönelik saldırıların yanı sıra; Alevi vatandaşların talep ve beklentileri, hakları ve kazanımları değerlendirilecek.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Esad’la muhalefeti görüştürme sözlerinin ardından tekrar ısınan Suriye meselesinin siyasi çözümü de toplantının gündem maddeleri arasında.

Anayasa Komisyonu’nun tamamladığı Anayasa çalışmaları da toplantının gündeminde. Komisyonun neticelendirdiği, 75 maddeye dokunulmadı; bu maddelerin hepsi ele alındı. Diğer maddeler üzerinde görüş alışverişi olacak.

KYK meselesi, 6’lı masanın mutabakat metinlerinde geçmesine rağmen bunun yalnızca CHP’ye mal edilmesi şık bulunmuyor. Bu adımların nasıl duyurulacağı konuşulacak. Aynı zamanda 6’lı masanın ekonomik-sosyal-siyasal vaatlerinin neler olacağı üzerinde görüş alışverişinde bulunulacak.

Toplantılara 45 gün ara verilecek

Toplantılara 45 gün ara verilmesi planlanıyor. Bu molada partiler kendi iç gündemlerine yoğunlaşacak. Bu arada Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu da değerlendirilecek. Partiler, yetkili kurullarında ve komisyonlarında Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini ele alacak. “Her parti kendi adayını mı çıkaracak, yoksa ortay bir aday mı belirlenecek, bu aday kim olmalı?” sorularının yanıtları aranacak. Toplantılara 45 günlük ara verilmesi önerisini Gelecek Partisi’nin yaptığı, “Toplanıyorlar ancak hiçbir karar alamıyorlar” eleştirisini de bertaraf etmeye yönelik olduğu belirtiliyor.

Ortak cumhurbaşkanı adayı

Ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlenmesi durumunda, cumhurbaşkanı adayının yapacağı ziyaretlere, diğer partilerin genel başkan yardımcıları eşlik edecek. Böylece ortak bir görüntü verilecek. Tabela çalışmaları noktasında da 6 parti koordine olacak.

İttifakın ortak logosunun altında 6 partinin logusu yer alsın mı?

Üzerinde durulan konu; seçime giderken ittifakın ortak logosunun altında 6 partinin logosu yer alsın mı? Bu konularda yapılacak işbirliğinin detaylarını liderler görüşecek. Teşkilatları yormayacak, yıpratmayacak bir propaganda sürecinin hazırlıkları yürütülürken, ittifak partilerini güçlü gösterecek bir yaklaşım sergilenmesi amaçlanıyor.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Açıklaması

DEVA Partisi Lideri Babacan, Yozgat mitingi sonrası yaptığı açıklamada, “Ortak adaylık konusunu hiç açmıyoruz. Bunu açmama kararı aldık. Ama bu konu geçiş süreciyle alakalı. Bazen laf arasında gündeme geliyor. Şimdi duvar inşa eder gibi, böyle tuğla üstüne tuğla koya koya gidiliyor Daha önce böyle bir şey hiç olmamış. 2018’deki Millet İttifakı’na bakacak olursanız bir ortak doküman dışında bir şey yok” dedi.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, 21 Ağustos’ta son turunu yapacak Altılı Masa toplantılarının devam etmesi gerektiğini söyleyen Babacan, Cumhurbaşkanı adayı konusunu ise henüz hiç konuşmadıklarını anlattı. Aday belirleme süreci için önce geçiş sürecinin yol haritası ve Cumhurbaşkanı adayının ortak söylemine katkı sunacak temel konularda tematik çalışmalar yapılması gerektiğini belirten Babacan bu çalışmayı “ön koalisyon protokolü” olarak nitelendirdi.

Aday belirleme sürecinin geciktiğine dair eleştirilere, “Amerika’da bile başkan adayları seçime üç ay kala belirleniyor” yanıtı veren Babacan, bu konuyu kendisinin yer aldığı parti içi toplantılarda dahi konuşmadıklarını belirtirken, “Bu işin geyiği olmaz. Hani oturunca ciddi ciddi konuşmak lazım. Bana göre henüz o safhada değiliz. Kanaat ifade etmiyoruz. Hiçbir ismi dışlamıyoruz. Ama zamanı geldiğinde konuşulur, tartışılır” dedi. Babacan ekonomiyle ilgili ise büyük çöküş yaşayan Sri Lanka’yı örnek gösterip uyardı.

Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Ortak adaylık konusunu hiç açmıyoruz. Bunu açmama kararı aldık. Ama bu konu geçiş süreciyle alakalı. Bazen laf arasında gündeme geliyor. Şimdi duvar inşa eder gibi, böyle tuğla üstüne tuğla koya koya gidiliyor Daha önce böyle bir şey hiç olmamış. 2018’deki Millet İttifakı’na bakacak olursanız bir ortak doküman dışında bir şey yok. Ortak aday yok. Seçimden sonra ülkenin nasıl yönetileceğiyle alakalı ortak vizyon da yok. Bu seferki Altılı Masa herhangi bir ittifaktan çok daha öte bir iş birliği çalışması içerisinde. Türkiye’yi ortak yönetme iradesiyle hareket ediliyor.

Cumhurbaşkanı adayının erken aşamada açıklanmasıyla ilgili iki önemli sorun görüyoruz. Birincisi bu geçiş sürecinin yol haritası üzerinde siyasi partilerin mutabakatı önemli ama cumhurbaşkanı adayının da bu mutabakat içerisinde söz söylemesi, rol alması, hatta bu mutabakatı mümkünse adayın açıklaması gerek. Bunun için geçiş sürecinin yol haritasının belirlenmesi önemli. İkincisi, benim en çok çekindiğim husus ki, Cumhurbaşkanı adayı belirlendiği anda her şeyi ona soracaklar. Cumhurbaşkanı adayı kendi kafasına göre mi konuşacak? Ya da bu aday bir partinin genel başkanıysa kendi partisine programından, politikalarından mı konuşacak? Yoksa ben bilmem, Altılı Masa’ya mı sorayım mı diyecek.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinden önce bazı temel alanlarda ortak hedef ve ilkelerin yer alacağı 2-3 sayfalık ortak dokümanların önemli olduğunu düşünüyoruz. Her konuda bir ortak söylem notu üzerinde çalışmak gerek. Aksi halde yönetmesi zor bir tablo ortaya çıkabilir ve o tablo da seçmene güven verme açısından arzu ettiğimiz bir tablo sunmayabilir. Ortak dil önemli. Bunu biraz ön koalisyon protokolü gibi düşünmek lazım. Çünkü ortak adayla gidilecek seçim ilk defa yaşıyor Türkiye. Amerika’da bile başkan adayları seçime üç ay kala falan belirleniyor.”

Paylaşın

Ali Babacan’dan Devlet Bahçeli’ye Sert Sözler

Partisinin Yozgat mitinginde konuşan DEVA Lideri Babacan, hedefine MHP Lideri Bahçeli’yi alarak, “Bahçeli’nin bildiği tek şey: Öfke, nefret, şiddet. Bildiği başka bir şey yok. Bu ülkede milliyetçi hareketin bir ceremesini çekenler, bir de keyfini sürenler vardır. İktidar ortağı olarak devletin her türlü imkânı kullanıyor. Ancak, bir ayağı siyasetin içinde, bir ayağı şiddetin içinde.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, Erdoğan’a yüksek enflasyon ve 2023 hedefleri üzerinden yüklendi. Erdoğan’ın “Enflasyon düşecek” dediği konuşmaları izleten Babacan “Enflasyon 5 yıldır yükseliyor” dedi. Babacan, “Birbirine ‘çomar’, ‘laikçi’, ‘bidon kafalı’, ‘din düşmanı’, ‘koyun sürüsü’, ‘vatan haini’ diye gürültü yapanlardan ibaret bir ülke olmadığımızı gayet iyi biliyoruz” sözleriyle kutuplaşmaya da tepki gösterdi.

DEVA Partisi üçüncü mitingini Yozgat’ta yaptı. Mitingde kürsüye çıkan DEVA Partisi Genel Başkan Ali Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Önümüzdeki seçimleri kazanacağız ve Türkiye’nin en güzel yıllarını inşa edeceğiz. Bu seçimi tüm Türkiye kazanacak. Evladına harçlık veremeyip gizli gizli ağlayan analar, pazardan eli boş, başı eğik dönen babalar kazanacak. Çocuğunu okutamayan işçiler, açlıkla sınanan emekliler kazanacak. Torununa bir küçük hediye bile alamayan dedeler, nineler kazanacak. Ürettikçe zarar eden çiftçi, sattığı malı yerine koyamayan esnaf kazanacak.

Bu seçimi; en güzel yılları umutsuzlukla, kaygıyla geçen gençler, günde tek öğünle karnını doyurmaya çalışan öğrenciler kazanacak. Konserleri yasaklanan sanatçılar kazanacak. Bu seçimi; düşüncesi, kimliği, inancı, kıyafeti, yaşam tarzı nedeniyle hor görülenler kazanacak. 28 Şubatçıların 1000 yıllık iktidar hevesini alaşağı eden arkadaşlarım, dostlarım kazanacak. Otoriter ittifakın görmezden geldiği milyonlar kazanacak.

Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu iktidarı tereyağından kıl çeker gibi değiştireceğiz ve yarınları birlikte kuracağız. Gücü ele geçirenin zayıfı ezdiği, nöbetleşe zorbalığın hüküm sürdüğü bir döneme artık geçit vermeyeceğiz. Türkiye’yi asla öfkeye, nefrete, şiddete teslim etmeyeceğiz. Seçimden sonra hır güre asla müsaade etmeyeceğiz. İstikrarı güçlendireceğiz.

Kutuplaşmadan, bağırış çağırıştan memlekete bir hayır gelmez. Kutuplaştırarak ülkeyi yönetmeye başladılar. Bizim hayalimizde; herkesin kendisini özgür ve eşit hissettiği bir Türkiye var. Birbirine ‘çomar’, ‘laikçi’, ‘bidon kafalı’, ‘din düşmanı’, ‘koyun sürüsü’, ‘vatan haini’ diye gürültü yapanlardan ibaret bir ülke olmadığımızı gayet iyi biliyoruz. Onlar, inanın çok az. Bu ülkenin kahir çoğunluğunun mayasında sevgi, barış, kardeşlik var.

Net söylüyorum, söz veriyorum: Türkiye’de hiç kimsenin; inancı, kimliği, yaşam tarzı, düşüncesi nedeniyle hor görülmesine asla izin vermeyeceğiz. Kimsenin ötekileştirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Kimse kendisini bu ülkenin üvey evladı hissetmeyecek. Herkes birinci sınıf, onurlu vatandaş olacak. Kazanılmış tüm hakların güvencesi hukuk olacak. Özgürlükler üzerindeki baskılar da teker teker kaldıracağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2017 yılından beri “Enflasyon düşecek” dediği konuşmaları ekrana yansıtan Babacan, konuşmalar esnasında enflasyonun hep yükseldiğine işaret etti. Gerçek enflasyonun yüzde 200’e dayandığını söyleyen Babacan şu ifadelere yer verdi:

“Enflasyon sürekli yükselmiş. 5 yıldır yükseliyor, ‘Daha da düşecek’ diyor. ‘Müspet sonuçları göreceğiz’ diyor. Çarşıda, pazarda, markette müspet fiyat gören var mı? Belgeleriyle her şey ortada. 5 senedir tek yetkiyi toplamış, enflasyonu düşüremiyor. Enflasyonu nasıl patlattığı ortada.

‘Enflasyon dünyanın her yerinde yüksek’ diyorlar. Hop, 1 dakika dur! Savaşın ortasındaki Rusya’da enflasyon %15. Amerika’da %8,5. Almanya’da %7,5. Güney Kore’de %6. Çin’de %2,7. Japonya’da %2,4. Siz kimi aldattığınızı zannediyorsunuz? Rekor Türkiye’de.

Hani ‘Yüksek faiz sebep, yüksek enflasyon sonuç’ diyor ya. Bu doğru değil. Erdoğan sebep, yüksek faiz ve yüksek enflasyon sonuç. Doğrusu bu. 2018’den bu yana bütün yetkiyi kendi üstünde topladı. Atsın bir imza da düşürsün. Elini tutan mı var? Enflasyon da faiz de talimatla düşmez, güvenle düşer. 20 yıldır bunu anlamadı, anlamıyor.

‘2023 hedeflerimize ne oldu Beştepe?’

2023’e 4 ay kaldı. 2023 hedeflerimize ne oldu Beştepe? Kişi başı geliri 25 bin dolar hedefliyorduk. Olmadı. Ülkemizi dünyanın ilk 10 ekonomisine sokacaktık. Olmadı. İhracatımız 500 milyar dolara çıkaracaktık. Olmadı. Ehil ve dürüst kadroların çoğunu uzaklaştırdılar. İstişareyi terk ettiler. Bu güzel hedeflere giden yoldan saptılar. Ülkenin istikametini, adalet yolundan, demokrasi yolundan saptırdılar. Taşın, çamurun içinde debelenip duruyorlar.

Dış politikada Avrupa Birliği rotasından, Şanghay beşlisine döndüler. Nereden nereye? Kadrolarda liyakatten sadakate döndüler. ‘Yat’ deyince yat, ‘Kalk’ deyince kalk… Arabulucu, güçlü, itibarlı bir Türkiye iken; kapı kapı para arayan bir ülke olduk. Tüm dünyanın cazibe merkezi olan bir Türkiye’den, gençlerin kaçmak istediği bir ülkeye döndük. Nereden nereye?

Sokakların sesi Beştepe’ye ulaşmıyor. Eskiden bir apartman dairesinde otururdu. Külliye’ye taşındı. Tek bir komşusu bile yok. Gerçek hayatla ilgisi kalmadı. Devletin kulakları vatandaşa sağır oldu. İşte biz, devletin kulağını yeniden vatandaşa çevirmekle işe başlayacağız.

Biz iki tane büyük ekonomik kriz çözen ekibiz. Şu anda yaşadığımız krizi de inşallah, evelallah 6 ayda çözeriz. En geç iki yılda da enflasyonu tek haneye indiririz. Bunları daha önce yaptık, gene yaparız.

Babacan’ın gündeminde ayrıca bu hafta DEVA Partisi’ne yönelik engellemeler ve saldırılar vardı. Babacan şöyle konuştu:

“Her yerde engellemeye çalışıyorlar. Evvelsi gün Denizli’deydik. Aşure dağıtımının olduğu yerin yanında vatandaşlarımıza seslenelim dedik. Neymiş? Konuşmaya izin almamışız. Kusura bakmayın, ben vatandaşımla konuşmak için hiç kimseden izin almak zorunda değilim. Sen buna nasıl engel olacaksın ya?

‘Bahçeli’nin bildiği tek şey: Öfke, nefret, şiddet’

Karaman il başkanımıza 8-10 kişilik bir ekip saldırıda bulundu. İl başkanımızın arasında olduğu 2 kişiyi ağır şekilde darp ettiler. Şu Bahçeli var ya Bahçeli… Bahçeli’nin bugüne kadar bu memlekete faydası dokundu mu? Ortağı olduğu her hükûmet ülkeyi krizlerin içine düşürdü. Bildiği tek şey: Öfke, nefret, şiddet. Bildiği başka bir şey yok. Bu ülkede milliyetçi hareketin bir ceremesini çekenler, bir de keyfini sürenler vardır. İktidar ortağı olarak devletin her türlü imkânı kullanıyor. Ancak, bir ayağı siyasetin içinde, bir ayağı şiddetin içinde.”

Erdoğan’a: ‘Siz de şiddeti siyaset zannedenlerden misiniz?’

Olayın üzerinden 2 gün geçti. Karaman’da kolluk kuvvetleri de adliye de ağır çekim çalışıyor. Biz bu konunun takipçisi olacağız. Bahçeli’nin ve ortağının bu ülkeyi şiddete, öfkeye, nefrete sürüklemesine izin vermeyeceğiz. Erdoğan’a da birkaç sorum var: Siz kimlerle ortak olduğunuzun farkında mısınız? Sizin görmek istediğiniz Türkiye bu mu? Yoksa siz de şiddeti, ‘siyaset’ zannedenlerden misiniz?

DEVA’nın yükselişini asla durduramayacaklar. İstedikleri kadar arkalarına devletin imkânlarını alsınlar. Biz, milletin iradesinden başka güç tanımayız. Seçim akşamı sonuçlar açıklanınca hep beraber ‘Güle güle’ diyeceğiz.”

‘Türkiye, büyük ve güzel bir değişimin eşiğinde’

Konuşmasında partisinin vaatlerini de sıralayan Babacan:

“Türkiye büyük ve güzel bir değişimin eşiğinde. Şunu herkes çok iyi bilsin; DEVA Partisi bu değişimin asli aktörüdür. Ekonomik krizi biz çözeceğiz. Göç krizini de biz çözeceğiz. Hukuk ve adalet krizini de biz çözeceğiz. Eğitim krizini, istihdam krizini de çözen biz olacağız.

Sağlık sorunlarını da biz çözeceğiz. Sağlık sisteminin reçetesini yazdık, hepsini düzelteceğiz. Aile hekimliklerinden itibaren tüm kademelerde nitelikli ve donanımlı bir sistem kuracağız.

Şu anda sosyal yardımları ihtiyacı olan herkes alamıyor. Parti üyeliğine, tanıdığa bakılıyor. Buna son vereceğiz. İhtiyaç sahibi herkes devletin yardımlarına, desteklerine ulaşacak. Kapı kapı dolaşacağız. Devlet destekleri, devlet yardımları bir lütuf değil, vatandaşın hakkıdır.

7’den 70’e herkesin derdiyle ilgileneceğiz. Yaşlı bakım sigortasını hayata geçireceğiz. Bebekler sağlıklı büyüsün diye 2 yaşına kadar süt ve bebek maması başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılayacağız.

Çiftçimizin üstündeki borç yükünü kaldıracağız. Eski borçların faizini silip, rakamı dondurup, 2 yılı ödemesiz uzun vadeye yayacağız. Yeni finansman kapıları açacağız. Destekleri ekim dikim olmadan açıklayacağız. Hasatla beraber gününde ödeyeceğiz. Gübrenin yarısını karşılayacağız. Elektriğe düşük tarife uygulayacağız. Mazottan ÖTV almayacağız. Ne demişler? Bağı gör, üzüm olsun; yemeye yüzün olsun. Bağı bahçeyi, tarlayı toprağı göreceğiz.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dosdoğru çalışacağız. Ne iş yaparsak yapalım; bin biliyorsak, bir bilene soracağız. Her işi mutlaka ehline vereceğiz.”

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Muhalefet Adaylarının Hepsi Erdoğan’ı Yeniyor

Yöneylem Araştırma 27 ilde 2400 kişi ile 28 Temmuz- 1 Ağustos arasında yaptığı Temmuz 2022 araştırmasının sonuçları yayınlandı. Yüzde 95 güven aralığındaki araştırmada kararsızlar “dağıtıldıktan sonra” Cumhur İttifakı’nın 35,6’da kaldığı Millet İttifakı’nın ise 44,3’e yükseldiği görüldü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenle muhalefet adaylarına yöneliyor. Çalışmaya göre Millet İttifakı, kararsızlar dağıtılmadan önce yüzde 35.4 oranında oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 28.4 seviyesinde kaldı. Ankette ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenin tercihinin muhalefet adayı olduğu görüldü.

Yöneylem tarafından 27 ilde 2400 katılımcı ile 28 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri yapılan araştırmanın sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı.

MHP baraj altında

Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtıldıktan sonra milletvekili genel seçimlerinde genel görünüm aşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde oluştu, önemli ayrıntı Cumhur İttifakı ortaklarından MHP’nin yüzde 7 olarak belirlenen yeni seçim barajının altında kalması.

Türkiye iyi yönetilmiyor

Yöneylem’in Temmuz araştırmasında katılımcılara yönelttiği “Türkiye nasıl yönetilmektedir?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 63.7’si “kötü yönetilmektedir” yanıtını verirken yalnızca 23.1’i “iyi yönetilmektedir” yanıtını verdi.

Seçmen parlamenter sistemi istiyor 

Araştırmada katılımcılara “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi, Parlamenter Sistem mi?” diye sorulduğunda ise Parlamenter Sistem diyenlerin oranı yüzde 66.4 seviyesinde seyretti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 28.5 oldu.

Erdoğan’ı “asla istemeyenler” yüzde 58,4

Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olması halinde oy verir misiniz? sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 30.7’si “kesinlikle oy veririm” yanıtını verirken, “asla oy vermem” diyenlerin oranı ise yüzde 58.4 oldu.

Muhalefet adaylarının hepsi Erdoğan’ı yeniyor 

Yine çalışmada katılımcılara sorulan sorular arasında yer alan “Erdoğan mı, muhalefet adayı?” sorusuna muhalefet adayı diyenlerin oranı yüzde 54.3 iken Erdoğan diyenlerin oranı yalnızca 33.1 oldu..

  • Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalması halinde Erdoğan diyenlerin oranı 38.3 olurken Kemal Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı ise yüzde 47.8 seviyesinde seyretti.
  • Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu karşısında yüzde 37.1 oranında oy alırken İmamoğlu 50.9 seviyesinde seyretti.
  • Son olarak ABB Başkanı Mansur Yavaş karşısında ise Erdoğan yüzde 31.2 oy alırken Mansur Yavaş’ın yüzde 61.5 oranında oy aldığı görüldü.

Muhalefete güven artıyor

Ekonomiyi iktidarın mı yoksa muhalefetin mi daha iyi yöneteceği yönündeki soruya katılımcılar yüzde 46.3 muhalefet yanıtını verirken iktidar diyenlerin oranı yüzde 35 oldu. Hiçbiri yanıtını verenlerin oranı ise 10.2 seviyesinde seyretti.

İktidar hiçbir alanda güven vermiyor

  • Demoktarik düzen, hak ve özgürlükler alanında muhalefetin daha iyi bir savunucu olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 53.7 olurken bu oran iktidar için yüzde 32.4 oldu.
  • Yaşam tarzına saygı noktasında ise iktidar yüzde 34.1 seviyesindeyken muhalefet yüzde 53.1 oranında seçmenden karşılık buldu.
Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Baskın Seçim’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, teşkilat olarak seçime hazır olduklarını belirterek, “Biz zayıf da olsa baskın seçim ihtimalini görüyoruz. Yani bu hükümet eylül ayında karar alıp, kasım ayında bir seçime gidebilir. Dolayısıyla böyle bir ihtimal var ama zayıf ihtimal” dedi.

Ali Babacan, Denizli’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin seçimden sonra nasıl yönetileceğinin altyapısını hazırladıklarını belirten Babacan, “Bunun için çeşitli eylem planları hazırladık. 6’lı masaya da katkı veren bir siyasi partiyiz. Allah kısmet ederse seçimlerden sonra nitelikli çoğunluğu Meclis’te sağlayarak anayasa değişiklikleriyle beraber ülkeyi güçlenmiş parlamenter sisteme geçirmek için çaba göstereceğiz, katkı vereceğiz. Parti genel başkanı olarak Türkiye’nin yönetiminin tümüne talibiz, dolayısıyla sağlığı da eğitimi de hukuku da çalışıyoruz. Türkiye’nin bütün sorularının çözümüne talibiz. Başbakan yardımcısı ve bakan olarak görev yaptığımız zamanlarda sorumluluk alanlarımda gereğini fazlasıyla yaptım. Bütün veriler, tarih ortada, her şey ortada, bugün de ülkenin yönetimine talibiz. Ve bütün sorunların çözümünü 90 günde, 180 günde 360 günde nasıl gerçekleştireceğimize dair eylem planlarımızda açık bir şekilde taahhüt ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘200 bin sandığa bir partinin tek başına sahip olması mümkün olmuyor’

Babacan, 6’lı masada yapılan görüşmelerde parlamenter sistemi bitirdiklerini, seçim güvenliği mekanizması kurduklarını belirterek, “Seçim güvenliği önemli, o daimi bir komisyon olacak. Resmi kesinleşmiş sonuçlar açıklanana kadar komisyon çalışacak. 200 bin sandığa bir partinin tek başına sahip olması mümkün olmuyor. Bunu iktidar parti de muhalefet de yapamadı. Ancak 6 parti kaynaklarını bir havuza koyarak, insan kaynağını, avukat kaynağını ve teknik kaynaklarını bir havuza koyunca, beraberce kullanınca bu sağlanabiliyor. Bunun simülasyonlarını da yaptık. Önemli bir iş birliği alanıydı, iş birliği alanlarını önümüzdeki dönemde artırmayı umut ediyoruz” dedi.

6’lı masada seçimlere yaklaşınca ortak aday belirleme hedefi olduğunu ifade eden Babacan, “Biz parlamenter sistemi hedef olarak koyduk. Önemli bir hedef, ilk seçimlerde parlamenter sisteme geçilinceye kadar ki o geçiş dönemde ülke nasıl yönetilecek? Biz parti olarak bunu çalışıyoruz. Çalışmamız hemen hemen bitti. Çalışma bittikten sonra diğer partilerle konuşmaya başlayacağız. O konuda da bir mutabakat, bir uzlaşı arayışımız olacak. Çünkü ilk seçilecek cumhurbaşkanı ve Meclis mevcut sisteme göre seçilecek. Seçilecek cumhurbaşkanı ‘Kardeşim tamam ben yetkiyi aldım, biraz da ben kafama göre ülkeyi yöneteyim’ mi diyecek, yoksa katılımcılık anlayışıyla ve yetki devri esasına göre mi ülke yönetilecek? Bunların hepsinin çalışılması gerekiyor. Geçiş döneminde ülkenin yönetim mekanizmasını tanımlamak gerekiyor. Bunda da partiler arası mutabakatı biz sağlayalım. Tabii, ortak aday konusu var. Seçimlere yaklaşınca ortak adayı belirleme hedefimiz var. Öncelikli yapılacak işleri, geçiş döneminde ülkenin nasıl yönetileceğini çalışalım. İsim konusunda çalışmamız sonra başlayacak” dedi.

‘Kuvvetli ihtimal seçimin zamanında yapılması’

Bir basın mensubunun seçimle ilgili sorusunu da yanıtlayan Babacan, “Biz baskın seçim ihtimalini zayıf da olsa görüyoruz. Yani bu hükümet eylül ayında karar alıp, kasım ayında bir seçime gidebilir. Dolayısıyla böyle bir ihtimal var ama zayıf ihtimal. Biz bütün teşkilatlarımıza söyledik. ‘Hazır olun’ dedik. ‘Böyle bir şey olabilir’ dedik. Ama daha kuvvetli ihtimal seçimin zamanında yapılması” diye konuştu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Ali Babacan: Bu Ülke Böyle Bir Yönetime Layık Değil

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Uşak’ta partisinin il başkanlığının açılışına katıldı. Burada gündeme dair açıklamalarda bulunan Babacan’ın gündeminde ekonomi ve dış politika vardı.

Türkiye’nin itibarının ancak dış politikada sağlam bir çizgide durmak ve ekonomik güç ile mümkün olabileceğine dikkat çeken Babacan, iktidara, “Sen kimseye sormadan bu ülkenin bizim dönemde birikmiş olan döviz rezervini arka kapıdan gizli saklı boşalt, ondan sonra 3-5 milyar dolar için milletin ayağına git. Yazık günah. Niye bunu gizli saklı yapıyorsun? Niye açık açık yapmıyorsun?” sorularını yöneltti.

“Babacan, son birkaç gündür Rusya’dan 2 milyar dolar gelip gelmediğine ilişkin tartışmaların yürütüldüğüne de dikkat çekerek, “Ülke bunun tartışmasını yaşıyor. İnanın, hicap duyuyorum. Zamanında Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı yapmış, 11 yıl ekonomisinin başında olan bir kardeşiniz olarak hicap duyuyorum. Rusya’dan gelecek 2 milyar dolara kaldıysa bu ülke yazıklar olsun. Biz buna layık değiliz. Bu ülke böyle bir yönetime layık değil” ifadelerine yer verdi.

DEVA Partisi iktidarında Türkiye’de yeniden güveni tesis edeceklerini, en geç altı ayda kriz ortamını sona erdireceklerine de vurgu yapan Babacan, şunları söyledi: “Bu hükûmet maalesef bizim zamanında tek haneye indirdiğimiz enflasyonu tekrar azdırdı. Enflasyonu tek haneye indirip arkadan da altı sıfır atmıştık. Bu hükûmet bir sıfırı ekledi.

2001-2002 krizini biz kadromuzla beraber çözdük. 2008-2009 krizi çıktı, bana ‘tekrar ekibinle beraber ekonomiye geç’ dediler. Döndük, 6 ayda o krizi çözdük. Eğer seçime kadar bu ülkeyi daha da batırmazlarsa, şartlar bu şekilde devam ederse seçimden sonra evelallah 6 ayda biz bu krizi çözeriz.”

‘Ailem beni okutamayacak’

Üniversite sınav sonuçlarının açıklandığını hatırlatarak, ekonomik sorunlar yaşayan ailelerin varlığına dikkat çeken Babacan, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Gittiğim çoğu vilayette gençlerimiz şunu söylüyor: ‘Benim puanım yetti, iyi bir üniversiteye aslında kaydolabilirim. Ama ailemin imkânı yok. Maddi imkânlarımız müsait değil. Üniversitede iyi bir bölümü tutturduğum halde ailem beni okutamayacak çünkü tutturduğum üniversite başka şehirde. Orada hayat pahalı’ diyor. Şu krizin, şu siyasi ve ekonomik krizin en büyük ceremesini özellikle de gençlerimiz yaşıyor. Gençler için ayrıca bilgisayar, akıllı telefon, oyun konsolu… Bunların hepsinde vergileri indiriyoruz. Devlet vergiyi sürümden kazanacak. Vergi oranları düşecek, alışveriş çoğalacak.”

Paylaşın

Kulis: Altılı Masada 3 Ayrı Senaryo Çalışılıyor

Parlamenter sisteme geçiş konusunda anlaşan altı muhalefet partisinin önünde iki kritik başlık bulunuyor. Birincisi ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek. İkincisi seçimi kazanmaları durumunda yürüyecekleri yol haritasını bugünden oluşturmak. Seçim takvimi açıklandığında toplumun karşısına da 6 genel başkanın imza atacağı bir protokolle çıkmayı hedefliyorlar.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre aday belirleme sürecini sonbahara bırakan liderler geçiş sürecinin yol haritası içinse hummalı bir çalışma yürütüyor. Bu çalışma şimdilik partilerin kendi mutfağında sürse de temelde 3 ayrı senaryo üzerinde fikir yürütülüyor.

Geçiş süreci çalışmasını ‘en önemli konu’ olarak nitelendiren partiler var olan sistemden güçlendirilmiş parlamenter sisteme hangi takvim ile geçileceğini çalışıyor. Bu çalışma farklı senaryolara göre seçenekli olarak yürütülüyor. Çünkü geçiş sürecinin takviminde Meclis’te elde edilecek çoğunluk belirleyici olacak. İşte burada 3 senaryo çalışılıyor.

İlk senaryo muhalefetin seçim sonrası parlamentoda 400 milletvekili kazanması. Bu durumda partiler hızlı bir anayasa değişikliği sürecini işletebilir.

İkinci senaryoda 360 milletvekili çıkarılması durumunda da anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasının önü açılıyor. Ancak anketler parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin anayasa değişikliği yapacak bir güçle Meclis’e gireceğini şimdilik göstermiyor.

O nedenle üçüncü senaryo da (anketlere göre 340 milletvekili çıkarma potansiyeli var) Meclis’te 301 milletvekili kazanılması durumuna göre hazırlanıyor.

Parlamenter sisteme geçişi öngören partilerin 301 ve üzerinde milletvekili çıkarması Meclis Başkanlığı seçiminin ve komisyonlarda çoğunluğun alınması demek. Bu da istenen kanunların rahatlıkla Meclis’ten çıkarılmasına imkân tanıyor. Kanun yapma çoğunluğuna sahip olunduğunda birçok alanda düzenleme yapmak için sorun kalmayacağı ifade ediliyor.

‘AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz’

Meclis kanun yapabilecek ama parlamenter sistem için anayasa değişikliği yapacak çoğunluk olmadığında partilerin bu vaadi ne olacak? Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere Altılı Masa’daki birçok parti iktidar olmaları durumunda, muhalefete düşecek AKP ve MHP’nin de anayasa değişikliğine sıcak bakacağını düşünüyor.

CHP’de “İktidara gelirsek güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda AK Parti’nin muhalefet edeceğini düşünmüyoruz. Bu konuda sunulacak Anayasa değişikliğine destek vereceklerdir. Çünkü AK Partili milletvekilleri de siyaset yapmak istiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Paylaşın

Altılı Masada Gerginlik Aşıldı: Gelecek Partisi Ve DEVA Partisi Barıştı

Yakız zamanda Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu, “altılı masa dağılıyor mu?” iddialarını gündeme getirmişti. Sorun, CHP’nin devreye girmesiyle çözüldü.

İktidarın Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masada yaşanan sorunlar aşılıyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi arasında yaşanan bildirge sorunu çözümlendi. CHP üst yönetiminin devreye girmesiyle sükunetin sağlandığı öğrenildi.

AKP ve MHP’nin Seçim Yasası’nda yaptığı değişikliğin ardından 6’lı masadaki bazı partiler “İttifak içinde ittifak” formülünü tartışmaya açtı. Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve DEVA Partisi’ne ortak bir ittifakla seçime gitme önerisi götürdü. DEVA Partisi’nin bu öneriyi reddetmesinin ardından iki parti arasında gerginlik yaşandı.

Davutoğlu’nun demeçlerine de yansıyan gerginlik üzerine CHP üst yönetimi devreye girdi ve iki partinin üst yönetimiyle görüştü.

Görüşmelerin ardından iki partinin karşıt söylemleri dile getirmemesi konusunda uzlaşma sağlandı. Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’e bilgi veren CHP kurmayları, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İktidar iki parti arasındaki tartışmadan medet umuyor. Bu 6 partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi noktasında bir sorun yok. Böyle bir sorun olmayacağını da biliyoruz. Onun dışında alt başlıklarda bazı farklı görüşler olabilir. Ama bunu 6’lı masa dağılıyor diye görmek bazılarının işine geliyor, birilerinin temennisi bu… Böyle bir şey yok.”

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Tablo Kalıcılaştı, AK Parti Artık Birinci Parti Değil

Yöneylem Araştırma’nın anketine göre AK Parti’nin oy oranı kararsızlar dağıtılmadan yüzde 23,5’e geriledi. Yöneylem Genel Koordinatörü Derya Kömürcü, AK Parti’nin CHP’nin arkasında kaldığı bir tablonun ‘kalıcılaştığını’ belirtti.

Yöneylem Araştırma, genel seçimlere 10 ay kala, 28 Temmuz- 1 Ağustos’ta düzenlediği araştırma sonuçlarını paylaştı. Seçmenlerin milletvekilliği seçimlerinde parti tercihlerinin ölçüldüğü ankette, kararsızlar ve oy kullanmayacak kişiler dağıtılmadan partilerin oy oranları şöyle sıralanıyor:

AKP  yüzde 23,6, CHP  yüzde 23,5, HDP yüzde 7,2, MHP yüzde 4,8, İYİ Parti yüzde 11,9, SP yüzde 0,5, DEVA Partisi yüzde 1,8, TİP yüzde 0,8, YRP yüzde 1,8, ZP yüzde 2,0, Diğer yüzde 1,5, Kararsız yüzde 10,9, Oy kullanmayacak yüzde 9,2

AK Parti üç aydır yüzde 25’in altında

Yöneylem Genel Koordinatörü Kömürcü, sonuçları değerlendirdiği sosyal medya hesabından AKP’nin son üç aydır kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtılmadan önce yüzde 25’in altında ölçüldüğünü açıkladı. Kömürcü bu belirlemeye dayanarak, “Dolayısıyla AKP’nin yüzde 30’un altında oy alacağı ve birinci parti olma özelliğini yitireceği bir tablonun kalıcılaşmaya başladığı söylenebilir” dedi.

Kömürcü’nün öne çıkan diğer belirlemeleri şöyle:

CHP yüzde 30 sınırına takıldı kaldı. Bu eşiği aşması durumunda AKP’deki düşüşten bağımsız bir biçimde kendi yükseliş trendi içinde seçimden birinci parti olarak çıkma potansiyeli var. Özellikle cumhurbaşkanı adayı açıklandıktan sonra CHP’ye yönelik destekte bir artış bekleyebiliriz.

AKP ile MHP, CHP ile İYİ Parti seçmenleri arasında aydan aya geçişler oluyor. Bu da söz konusu partilerin oy oranlarında 1-2 puanlık oynamaları beraberinde getiriyor. Ancak AKP-MHP ya da CHP-İYİ Parti’nin toplam oy oranlarındaki oynaklık aynı seviyelerde değil.

Bu ayın ilgi çekici bulgularından biri oy kullanmayacağını ifade edenlerin oranındaki artış. Bunu iki türlü yorumlamak mümkün. Birincisi seçmenlerin bir kısmı sorunlarına sistem içi bir çözüm bulma inancını yitirmeye başlıyor. Destekleyebileceği bir seçenek bulmakta zorlanıyor. İkincisi iktidar bloğundan kopan seçmenlerin bir kısmı, çeşitli nedenlerle tercihlerini açıklamaktan çekindikleri için oy kullanmayacaklarını ifade etmeyi tercih ediyorlar. Ayrıca HDP, özellikle de genç HDP seçmeninde oy tercihini gizleme kaygısı zaman zaman daha yoğun olabiliyor.

Önceki anketlerle karşılaştırma

Yöneylem’in hazirandaki anketine göre de yine kararsızlar dağıtılmadan CHP yüzde 23’le birinci parti olurken AK Parti yüzde 22,5’le ikinci sırada yer alıyordu.

AK Parti’nin düşüşü diğer şirketlerce de gözleniyor

Aksoy Araştırma’nın anketine göre AK Parti, asgari ücretteki temmuz zammına ve dış politikadaki hamlelerine rağmen yüzde 30’un altında kalmaya devam ediyor.

ORC Araştırma’nın temmuz anketinde AK Parti yüzde 27,1, CHP yüzde 24, İYİ Parti’yse yüzde 22,1 olarak ölçülmüştü.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan İktidara Sert Sözler

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından “Enflasyonun sebebi Ukrayna-Rusya savaşı falan değil, sizsiniz” başlıklı video paylaşarak iktidarı sert sözlerle eleştirdi.

Haber Merkezi / “Yüksek enflasyona gerekçe olarak Ukrayna- Rusya savaşının gösterilmesine tepki gösteren Ali Babacan, “Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız” dedi.

Babacan, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna- Rusya savaşı varmış. Onun için enflasyon yükseliyormuş. Ya kardeşim, Ukrayna- Rusya savaşın içinde, onlarda bile bizim kadar enflasyon yok. Bu saçmalığa bir cevap vermemiz gerekiyor. Kimse kusura bakmasın.

Yıl 2002. Bu arkadaşınız ekonominin başına geçti değil mi? 2003’te Amerika, Irak’a savaş açtı. Irak’ın tamamını işgal etti. 2003’te biz ne yaptık? Yüzde 29 olan enflasyonu indirdik yüzde 18’e.

Yıl 2004. Irak savaşı daha devam ediyor. 2004’te terör eylemleri olmaya başladı. Her yerde terör yoğunlaştı. Aynı 2004’te biz ne yaptık? 29’dan 18’e indirdiğimiz enflasyonu 9’a indirdik. Bahane bulduk mu? Şurada savaş var, burada savaş var dedik mi? Şurada terör var, burada terör var dedik mi? Demedik. Enflasyonu tek haneye indirdik, paradan da altı sıfırı attık.

Gelelim 2011’e. Komşumuz Suriye’de iç savaş patladı. 2011’de enflasyon kaç? Yüzde 4,9. Gelelim 2014’e. Rusya, Kırım’ı ilhak etti. Enflasyon kaç? Yüzde 8. IŞİD, Musul’u ele geçirdiğinde, Haziran 2014’te enflasyon Türkiye’de yüzde 9’du.

Demek ki neymiş? Sen ekonomiyi doğru düzgün yönettiğinde savaş olsa dahi, terör olsa dahi enflasyon artmıyormuş bu ülkede. Dünyada savaşlar bile olsa, rejimler bile yıkılsa siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız.”

Paylaşın