Altılı Masa Adayının İsmi Neden Önemli?

Muhalefetteki partileri bir araya getiren ve seçim ittifakına dönüşme ihtimali olan altılı masanın Cumhurbaşkanlığı seçimi için göstereceği ortak adayın kim ve nasıl birisi olması gerektiğine ilişkin tartışmalar sürüyor.

Erkene alınmaması durumunda Haziran 2023’de düzenlenecek olan seçimlerde CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu altılı masanın adayı ile ilgili tartışmalar kamuoyunda “kim olmalı” noktasında öne çıkıyor. Masa bileşenleri ise bu oluşumu daha çok bir “kadro hareketi” olarak görüyor ve muhtemel adayın yanı sıra seçim sonrası güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşün nasıl olabileceğine yönelik hazırlıklarını da sürdürüyor.

Altılı masayı oluşturan partiler ortaya kadrosuyla birlikte çıkacak olan adayın seçim sonrası dönüşüme ayak uydurabilecek ve buna uzlaşı içinde liderlik edebilecek, gerektiğinde elindeki güçlü yetkilerden vazgeçebilecek ve sadece altılı masa seçmeninden değil diğer partilerden de oy alabilecek bir isim olması gerektiğinde birleşiyor.

Bu kapsamda Ankara kulislerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı bir süredir yüksek ihtimal olarak değerlendiriliyor. Son günlerde İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “kazanacak aday” çıkışı ile HDP ve İYİ Parti arasındaki gerilim türü gelişmeler ise altılı masanın aday denklemini etkileyebilecek faktörler olarak görülüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamasıyla altılı masadaki adaylık tartışmaları hızlanmıştı. İYİ Parti, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlamıştı. Akşener bugün de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ediyor.

Muhtemel adaylar kimler?

Şu ana kadar altılı masa için ortak aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun isimleri dillendiriliyor.

Çeşitli kurumların anketlerine ilişkin sonuçlar parti merkezlerinde karşılaştırmalı değerlendirilirken muhtemel adayların alabileceği oy oranları, toplumun hangi kesimlerinden oy alabilecekleri ve seçim sonrasındaki sistem dönüşümüne uyumu gibi etkenler önemli görülüyor.

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi, Bilim Akademisi Üyesi Prof. Ersin Kalaycıoğlu ise siyaset biliminde “kazanacak aday” diye bir olgunun olmadığına işaret ediyor. Kalaycıoğlu, adaya eğer anketlere göre karar veriliyorsa bu yöntemin çok bilimsel olmayacağını, çünkü anketlere ilişkin şüpheler bulunduğunu belirtiyor.

Yöneylem’in son anketine göre CHP’nin oyları AKP’nin önüne geçerken katılımcıların yüzde 64,9’u “parlamenter sistem” dedi. “Önümüzdeki Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimleri olsa Erdoğan’a mı muhalefet adayına mı oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 55,6’sı “muhalefet adayı” şeklinde yanıt verdi.

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanPol) Genel Direktörü ve Siyaset Bilimci Seren Selvin Korkmaz’a göre de altılı masanın adayının “Türkiye muhalefetinin ortak paydasıyla hareket edebilecek ve ülkeyi düzlüğe çıkarabilecek, ortak aklı temsil eden bir lider” olması gerekiyor. Altılı masanın şu anda önündeki ikilemlerden birisini “önce ilkeler mi yoksa önce isim mi?” olarak gördüğünü söyleyen Korkmaz, muhalefetin önündeki bir diğer ikilemi ise şu sözlerle aktarıyor:

“Mesele şu; anketler bize popülariteyi gösteriyor. Ama altılı masa popülerliği mi seçecek? Yoksa seçim döneminde Erdoğan’la mücadele edebilecek, herkesi kapsayıcı bir dil kullanabilecek, altılı masanın dışındaki partileri de küstürmeyecek ve aynı zamanda seçim sonrasında güvenli bir şekilde yeni sisteme geçecek bir aday mı seçecek?”

“Anketlerde öne çıkan doğru aday mı?”

Bu arada bazı anketlerde Yavaş’ın ya da İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun önünde olduğuna yönelik sonuçlar çıkmasına rağmen, her iki olası adaya ilişkin de Ankara kulislerinde çeşitli rezervler bulunuyor. Yavaş’ın Kürt seçmenlerden oy alabilmesinin çok zor olduğu düşünülüyor, İmamoğlu’nun ise yeni sisteme geçişte ve yetkilerini devretmede istekli olmayabileceği endişeleri bulunuyor.

Kendilerinin yaptıkları bazı saha çalışmalarında Yavaş ismiyle sık karşılaştıklarını belirten Korkmaz, bu popülerliğin nedenlerinden birkaçını polemiklere girmemesi, ağırbaşlı duruşu ile iyi bir PR ekibinin olması olarak görüyor. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ancak şunu bilmiyoruz; seçim yarışına girildiğinde nasıl bir performans sergileyecek Yavaş? Yani o süreçteki kutuplaşma tuzaklarına düşecek mi, düşmeyecek mi? Bunu bilmiyoruz. Çünkü o performansını görmedik biz. O yüzden her zaman şu sorgulamayı yapmak lazım: Acaba anketlerde en yüksek oyu alan aday gerçekten de kazanacak aday mı? Ben bundan tam emin olamıyorum.”

İmamoğlu’nun adaylık olasılığını da değerlendiren Korkmaz, İstanbul Belediye Başkanı’nın şu anda bir strateji değişikliğine gittiğini ve son günlerde daha hizmetleriyle ön planda olduğuna işaret ederek geçmişte yaptığı bazı hatalara rağmen şu anda toparladığını ve hâlâ şansı olabileceğini belirtiyor.

“Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz”

İsimler üstünden tartışma yürütmenin her zaman doğruya götürmeyeceğini düşünen Kalaycıoğlu, muhalefetin adayının kim olacağının “aynı anda hem çok önemli hem de çok önemsiz” olduğu kanısında. Asıl önemli olan hususun “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin değişmesi” olarak gören Kalaycıoğlu, bu sözlerini şu örnekle açıklıyor:

“Kim gelirse gelsin bu sistemle iyi yönetemez. Yani siz İstanbul’dan Ankara’ya gideceksiniz ve elinizde bir denizaltı var. Denizaltıyla Ankara’ya gidemezsiniz. Şimdi bu denizaltına kaptan aranıyor. Ama Ankara’ya gidecekseniz eğer; ya uçağa ya da otomobile ihtiyacınız var. Bu araçla olmuyor bu iş. Denizaltına hangi kaptanı getirirsen getir zaten gidemez.”

Kalaycıoğlu bu nedenle muhalefetin “kaptan” olarak seçeceği ismin “Gelin bu denizaltıyı satalım, yerine de uçak alalım” demesi ve kamuoyunu da buna ikna etmesi gerektiğini ifade ediyor ve Türkiye’nin hukuk devletiyle bağlantılı demokratik yapıya dönüştürülmesinin önemine dikkat çekiyor.

“İşi güzellik yarışmasına çevirmeye çalışıyorlar”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirecek kişinin bir ekibe ihtiyacı olduğunu ve sadece tek bir ismin konuşulmasını doğru bulmadığını da söyleyen Kalaycıoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İktidar ise sadece ismin konuşulması için ittiriyor. Çünkü rejimin defoları üzerinden değil de isim üzerinden tartıştırmak istiyorlar. Temel itibariyle Tayyip Erdoğan mı daha karizmatik yoksa Ahmet mi noktasına gelindi ve bunu tartışalım istiyorlar. Bir nevi güzellik yarışmasına dönüştürmeye çalışıyorlar bu işi.”

Türkiye siyasal kültüründe lider ve lider kültünün çok önemli olduğunu hatırlatan Korkmaz da “Biz hep ilkelerden, normlardan bahsediyoruz ama insanlar liderin kim olduğuna ve isme gerçekten bakıyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde tek bir kişi ve o isim ön plana çıkıyor. Yani kim bizi yönetecek? Bütün yetkileri kim alacak? Bu muktedirlik, yönetme kabiliyeti kime ait olabilir? Toplumun merakı bu” diyor.

Toplumdaki “tek başına Türkiye’yi sırtlayacak bir lider” arayışının mevcut sistem için doğal olabileceğini belirten Korkmaz, ancak bunun karşısında “Türkiye’yi gerçekten demokratik düzlüğe çıkarabilecek, altılı masanın iradesiyle hareket edebilecek, ortak aklı temsil edebilecek bir adayın” aranması gerektiğini vurguluyor.

(Kaynak: DW Türkçe/Gülsen Solaker)

Paylaşın

Altılı Masa, Ortak Adayda Uzlaşamıyor Mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklaması altılı masadaki adaylık tartışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti cephesi, son dönemde gündeme getirdiği Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlarken, CHP’li yetkililer ise “Masanın doğal adayı Kemal Kılıçdaroğlu” görüşünü savunuyor. HDP’den ise “Kimseyle pazarlık halinde değiliz” tepkisi geldi.

TV100’de katıldığı bir programda HDP ile ilgili bir soru üzerine “HDP’ye bakanlık verilebilir” diyen CHP’li Gürsel Tekin’in sözleri Ankara’da bir süredir konuşulan adaylık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın ve Musavvat Dervişoğlu gibi isimlerin büyük tepki gösterdiği Tekin’in sözleri tartışılırken, bir gün sonra da Kılıçdaroğlu’ndan adaylıkla ilgili önemli bir açıklama geldi. FOX TV’de konuşan Kılıçdaroğlu, “Adaylığa hazırım” dedi.

Bunun üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, dün Yeniçağ gazetesinin Youtube kanalında “HDP’nin olduğu masada biz olmayız” açıklamasında bulundu; adaylıkla ilgili de “kazanacak aday” vurgusu yaptı. İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu da “Milletin ümitlerini ‘ben aday olacağım’ heveslerine kurban etmeyelim” diyerek adaylık tartışmasını sürdürdü.

İYİ Partili Kavuncu: Kafamıza göre söylemedik

Ankara’da tüm bu gelişmeler yaşanırken DW Türkçe’den Eray Görgülü, “HDP’ye bakanlık” açıklamasıyla başlayan ve adaylık polemiğine kadar varan süreçle ilgili Başkent kulislerine mercek tuttu. Adaylıkla ilgili tartışmalar, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun “Sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş” sözleriyle başlamıştı.

Katıldığı bir televizyon programında bu ifadeleri kullanan Kavuncu, “Anlat İstanbul” projesi kapsamında 85 bin seçmenden veri alarak bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmanın sonuçlarının kendisine sorulduğunu belirten Kavuncu, “Konu altılı masaya ve adaya gelince biz de tespitlerimizi söyledik” dedi. Veri toplamanın yanı sıra altı aylık bir çalışma süresince milyonlarca kişiyle temas ettiklerini de kaydeden Kavuncu, “Biz bunu kafamıza göre söylemedik. Cumhur İttifakı’ndan kopan kararsız seçmenin Mansur Başkan lehine döndüğünü görüyoruz. O çalışma sonucundaki tespitimizi söyledik” ifadesini kullandı.

Kavuncu, tespitlerini önceki gün Ankara’da düzenlenen il başkanları toplantısında da dile getirdiğini ifade etti. Diğer il başkanlarının da büyük oranda benzer tespitlerde bulunduğunu vurgulayan Kavuncu, “Türkiye kritik bir seçime gidiyor ve önemli olan kazanmaktır” dedi. Kavuncu, buna karşın il teşkilatlarının görevinin genel merkez politikasını sahaya yansıtmak olduğunu kaydederek, “Altılı masadan hangi aday çıkarsa çıksın canla başla çalışırız” dedi.

CHP yöneticileri “Doğal aday Kılıçdaroğlu” diyor

CHP kulislerinde ise İYİ Parti’den gelen tepkilere karşı genel itibarıyla bir sessizlik hakim olsa da Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP’li üst düzey bir yetkili, son kararın partilerin yetkili kurullarında verileceğine dikkat çekerek, “Adaya altılı masa karar verecek” ifadesini kullandı. Aynı yetkili, Akşener’in “kazanacak aday” kriterini gündeme getirdiğinin hatırlatılması üzerine de “Tabii ki biz de bu kriteri gözeteceğiz. Ancak, yağsız pilav olur mu olur, pirinçsiz pilav olur mu, olmaz” sözleriyle adaylık konusunda partisinin Kılıçdaroğlu ısrarındaki tutumunu anlattı. Aynı yetkili, masanın doğal adayının Kılıçdaroğlu olması gerektiğini de savundu.

HDP: Kimseyle pazarlık yapmayız

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise, sürece “bir akıl tartıştırıyor” iddiasıyla katıldı. Beştaş, süreci tartıştırmak ve meseleyi bilerek kaşımak isteyen bir aklın devrede olduğunu bildiklerini ifade etti. “HDP’ye bakanlık” tartışmaları ile ilgili “Kimseyle pazarlığımız söz konusu olamaz” diyen Beştaş, adaylık tartışmaları ile ilgili de 27 Eylül’de yayınladıkları deklarasyonu hatırlattı.

HDP, 11 maddelik ilkeleri içeren demokrasi tutum belgesini 27 Eylül 2021’de yayınlamış ve bu ilkelere uymayan cumhurbaşkanı adayını desteklemeyeceğini açıklamıştı. Bu açıklama ile HDP’nin Meral Akşener ile Mansur Yavaş’ın adaylığını desteklemeyeceği yorumları yapılmıştı.

Deklarasyonlarının çok açık olduğunu belirten Beştaş, “Türkiye’yi bu cendereden çıkartacak, daha demokratik, daha özgürlükçü, ekonomik buhranın kesinlikle azaltılacağı bir mücadele hattındayız. Emek ittifakı olarak büyüyerek, genişleyerek üçüncü yol olarak ciddi seçenek yürümeye devam ediyoruz” ifadelerini de kullandı.

Paylaşın

Altılı Masa İçin Çarpıcı İddia: Adayın Açıklanacağı Tarih

Altılı masanın cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katıldığı bir programda “Adayı ne zaman açıklayacaksınız?” sorusuna verdiği yanıt, gözleri altı liderin ikinci tur görüşmelerinin ilkini gerçekleştirecekleri 2 Ekim tarihine çevirdi.

Akşener’in aday açıklamasının tarihine ilişkin soru üzerine “2 Ekim’de bunu söz söyleyeceğim” demesine karşın, partilerin kurmayları erken seçimin gündeme gelip gelmemesine bağlı olarak bu konuda en erken tarih olarak 2022’nin aralık ya da 2023’ün ocak ayına işaret ediyor.

Altılı masa 2 Ekim Pazar günü saat 14.00’de CHP Genel Merkezi’nde toplanacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, toplantı öncesi hem davet hem de gündem önerilerini almak üzere beş lideri tek tek ziyaret edecek. Ancak Akşener’in yarattığı beklentinin aksine, 2 Ekim’deki toplantının gündeminde aday ismiyle ilgili bir başlığın yer alması beklenmiyor.

Partilerin kurmayları, ortak adayın açıklanacağı tarihin, seçimin zamanında yapılması halinde en erken 2023 ocak ya da şubat ayı olacağını ifade ederken, seçimin mayısa çekilmesi durumunda ise aralık ayında adayın açıklanabileceği belirtiliyor. Kurmaylar, “Son ana kadar aday açıklanmayacağı gibi son ana kadar bir isimle partiler kendisini bağlamaz. Ama elbette partilerin aday olarak görmek istedikleri kişilerin piar çalışmaları olacak” değerlendirmesini yapıyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre; 2 Ekim’de yapılacak toplantıda, ortak ilkelerin, politikaların konuşulacağı ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı adayının ismi değil ama parlamenter sisteme geçiş sürecinde ülkeyi nasıl yöneteceği, yetkileri, yapması gereken işler gibi detayların değerlendirilebileceği belirtiliyor.

Ortak aday nasıl belirlenecek?

Ortak adayın nasıl belirleneceğine ilişkin de birkaç formül konuşuluyor. Kurmaylar, “Seçeneklerden bir tanesi aday gösterilecek kişinin kamuoyu desteği. Ama tek başına o da değil. Altı partiye, millete, devlete, kurum, kuruluşlara, bürokrasiye güven veren bir isim olması lazım. ‘Yüzde 50 artı 1’ açısından güven dediğiniz o, millete de güven vermesi lazım. Yüzde 50 artı 1’i alamıyorsa istediği kadar Türkiye’nin meselelerine vakıf olsun işe yaramayacak. Hem masanın güvenini hem devletin güvenini hem kamuoyunun hem milletin güvenini kazanabilecek bir isim olması gerekiyor” değerlendirmesini yapıyor.

Anket seçeneğine ilişkin de, “Anket altı kişi, on kişi yarışa girsin, en yüksek oyu kim alsın, öyle bir çalışma olmaz. Sadece olabilecek isimlerin kamuoyu desteği görülmek istenir. Yoksa anketten kim çıkıyor, haydi masada konuşalım değil” görüşü dile getiriliyor. Kurmaylar adayın açıklanacağı tarihe yakın olası isim ya da isimlerin kamuoyunda daha yoğun tartışılacağına işaret ederek, “Kamuoyunun nasıl yaklaştığı görülür” değerlendirmesini de yapıyor.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday Ve Seçim’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Aksaray’da esnaf ziyaretinde bulundu. Sarıyahşililerle çay sohbetinde bir araya gelen Babacan kendisine yönetilen soruları yanıtladı.

Babacan’ın esnaf ziyaretleri sırasında oto galeri ve yakıt istasyonu sahibi bir esnaf, “Kurtarın artık bizi. Yeter yani, usandık artık. Sen gittin ülkenin başından, berbat ettiler Ali Bey. Valla bıktık, usandık. Adama arabayı satıyorsun, üç gün sonra alamıyorsun. Geçen sene 317 bin TL’ye araba verdim, şimdi 650 bin TL. Toplama adamları getirip ekonominin başına koyuyorlar. Bu ülkenin ekonomisini senden başkası düzeltemez” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Ali Babacan ise esnafa, “Bizim dönemimizde ekonomi niye iyiydi, biliyor musunuz? Bütün kurumlara biz dürüst ve ehil insanları getirdik, işin başına koyduk. İşi bilenlerle çalıştık. İstişare ettik. İşi bilenleri uzaklaştırdılar. Hukuk ve adalet düzelmeden ekonomi de düzelmez” yanıtını verdi.

“Önceliğimiz mutabakat ve ortak adayın ilk turda açık ara kazanması”

Babacan, “Cumhurbaşkanı adayı mısınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Önümüzdeki ilk hedef, altı partinin ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemesi. Çünkü ilk turda açık ara kazanmak istiyorsak, bu ancak partilerin işbirliğiyle yürür. 2018 seçiminde Sayın Erdoğan partilerle işbirliği yapmasaydı seçilemiyordu. Çünkü 50+1 gerekiyordu. Biz 50+1’i değil, açık farkı hedefliyoruz. İlk turda ve açık farkla kazanmak istiyorsak bunun yolu ortak adaydan geçiyor.

Ortak aday konusunda henüz görüşmedik. Niyetimiz ortak aday belirleyebilmek. Ama ortak aday belirleyemezsek o konuda bir uzlaşma olmazsa, o zaman her partinin genel başkanı doğal bir cumhurbaşkanı adayıdır. Dolayısıyla eğer altılı masada uzlaşma olmazsa ben de DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayıyım. İşin tabiatı zaten böyle. Ama önceliğimiz mutabakat ve ortak adayın ilk turda açık ara kazanması.”

Paylaşın

Öğretmenlere Polisten Sert Müdahale; Siyasilerden Tepki

Ankara’da biraraya gelen Özel Sektör Öğretmenleri, taban maaş ve özlük hakları için bakanlığa yürümek isterken polisin sert müdahalesine maruz kaldılar. Siyasi parti liderleri, polisin sert müdahalesine tepki göstererek, destek açıklaması yaptılar.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Öğretmene yapılan bu efeliği affetmeyeceğiz!” ifadelerini kullanırken, İYİ P7arti Lideri Akşener, “Milletle inatlaşarak devlet yönetilmez!” dedi.

Karamollaoğlu, açıklamasında, “Öğretmeni susturan bir devletin, gelecek nesillere söyleyeceği bir sözü yok demektir.” ifadelerine yer verirken, DEVA Lideri Babacan’da, “Anayasal hakkını kullanan öğretmenlerimizin gözaltına alınmalarını kınıyorum” dedi.

Liderlerin açıklamaları şöyle:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Öğretmenlere gaz mı sıktınız, öyle mi? Öğretmenlere şiddet uyguladınız, öyle mi? Öğretmenlere… “Al bunu diyen” o kişi, beni beklesin. Öğretmene yapılan bu efeliği affetmeyeceğiz!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Çiftçilerimiz, gençlerimiz ve doktorlarımızdan sonra sıra; Cumhuriyetimizin teminatı olan öğretmenlerimizde… Onları hem haksızlıklarla baş başa bırakıp hem de haklarını aradıkları için cezalandıramazsınız. Milletle inatlaşarak devlet yönetilmez!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu:

“Özel sektörde öğretmenlik yapan eğitimcilerin tek bir isteği var; insanca yaşam! İktidar bu sese kulak vereceğine, sesleri bastırmaya çalışıyor. Öğretmeni susturan bir devletin, gelecek nesillere söyleyeceği bir sözü yok demektir.”

DEVA Partisi lideri Ali Babacan:

“Öğretmenler eylem yapıyorsa, sebebini öğrenmek, görmezden gelen iktidarın görevidir. Anayasal hakkını kullanan öğretmenlerimizin gözaltına alınmalarını kınıyorum. Görmezden gelinen herkesin sesi olacağız. Öğretmenler gözaltında.”

Ne olmuştu?

Ankara’da biraraya gelen Özel Sektör Öğretmenleri, taban maaş ve özlük hakları için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde toplanmış, bakanlığa yürümek isteyen öğretmenler gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan öğretmenler daha sonra serbest bırakılmıştı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Yolsuzluk’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sedat Peker’in devlet içinde yolsuzluk ve rüşvet ağları ile ilgili iddialarının ardından sosyal medya hesabından siyasi etik ile ilgili bir video yayınladı.

“Yolsuzluğu ülkemize hiçbir zaman yakıştıramadık, yakıştıramıyoruz” notuyla yayınlanan videoda Babacan’ın geçmiş konuşmaları yer almakta. Babacan’ın videodaki önemli açıklamaları şöyle:

“Çok yanlış isimlerin etrafında toplandığı bir mekanizma haline geldi şu andaki iktidar. Bir sürü menfaat şebekesi zaman içinde oluştu. Bakın biz 2014 ve 2015 yıllarında, benim bakanlığımın son iki yılı Siyasi Etik Yasası’nı çıkarmak için çok uğraştık.

Yolsuzlukla mücadele, şeffaflık, siyasi etik. Çünkü yasaları bırakın, siyasi perspektiften etik olanla olmayanın yazılı hale getirilmesi çok önemli bir konudur. Ben bunun çok mücadelesini verdim. Hepsi kayıtlarda.

İleri bütün demokrasilerde seçilmişler için bir etik kurallar silsilesi var. Atanmışlar için yine bir etik kurallar silsilesi var. Bu kuralları önce bir yazılı hale getirmek gerekiyor. Bu kurallara uyup uymamakla ilgili tespitleri yapacak mekanizmalar oluşturmak gerekiyor ve kurallara uymayanlara da yaptırım gerekiyor.

Onların hiçbirisi yapılmadı. Çünkü kurulu düzenden istifade edenler vardı, bir. İkincisi de o siyasi etik kodları yazılı hale gelince uygulamanın ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkacaktı.

Etik kodları bir okudular, dediler ‘Bunların hiçbiri bize uymaz’ yani ortada fiiliyat var. Adına AK deyip de şeffaflık ve yolsuzluklarla mücadele konusunda belli bir duruş ortaya koymazsanız, bu bir beka meselesi haline gelir. “

Paylaşın

Babacan’dan ‘Erdoğan’ Yorumu: Müsait Bir Yerde Onları İndireceğiz

Nevşehirli bir vatandaşın “Tayyip Erdoğan küçük ortağıyla tuzak yapmaya çalışıyor ama biz o tuzakları yemeyeceğiz” demesi üzerine DEVA Lideri Babacan, “O dönem bitiyor. Müsait bir yerde onları indireceğiz, devam edeceğiz” karşılığını verdi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Nevşehir’de esnafla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Babacan’ın Nevşehir’deki temaslarına ilişkin bir video, DEVA Partisi tarafından bugün basınla paylaşıldı.

Nevşehirli bir vatandaş ile sohbet eden Babacan, Altılı Masa çalışmalarına ilişkin, “Anayasayı bir parti kendi başına değiştirecek sayıyı bulamıyor hiçbir zaman. Siyasi tarihimizde hiç olmamış. Anayasa değişikliği illa uzlaşma gerektiriyor. Biz o uzlaşmayı seçimden önce oluşturduk ki seçimden sonra memleket vakit kaybetmesin” dedi.

Vatandaş da Babacan’a, “Tayyip Erdoğan küçük ortağıyla tuzak yapmaya çalışıyor ama biz o tuzakları yemeyeceğiz” diye karşılık verdi. Babacan ise “O dönem bitiyor. Müsait bir yerde onları indireceğiz, devam edeceğiz” diye konuştu.

“Sizden rica ediyorum, kurtarın bizi”

KPSS’yi kazandığı halde ataması yapılmayan bir öğretmen adayının annesi de Babacan’a, “Oğlum öğretmen, evde oturuyorlar hepsi de. Atanamayan öğretmenler için sizden rica ediyorum, kurtarın bizi, emekleri boşuna gitmesin çocuklarımızın. Yardım edin” dedi.

Babacan da kadına, “Hepsinin farkındayız. KPSS’de kazanıyorlar ama mülakatta eleniyorlar. Onun da farkındayız. Biz mülakatı kaldıracağız, yazılı sınav neyse o” cevabını verdi.

Paylaşın

Babacan: Beştepe Ekonomik Krizi Rüyasında Bile Çözemez

Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, ekonomik krize değinerek, “Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomiden sorumlu olduğu dönemi “Kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit” sözleriyle savunan Babacan, “Krizden çıkış planı elimizde” dedi. Babacan, Akkuyu Nükleer Santrali üzerinden hükûmete seslendi, “Yanlış işleri günü geldiğinde açığa çıkartırız” dedi. Babacan seçimlere ilişkin de iddialı konuştu: Gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara’da partisinin il başkanları toplantısında şu ifadeleri kullandı: 

“Seçimlere, kendi adımızla sanımızla, kendi şanımızla namımızla ve eylem planlarımızla gireceğiz. Vatandaşlarımız mührü DEVA’nın damlasına vuracak. DEVA’nın damlası da seçime damgayı vuracak. Ya başaracağız ya başaracağız. Başka bir seçeneğimiz yok. DEVA’nın başarısı, Türkiye’nin başarısı demek. Seçimin ertesi günü gazete manşetlerinde ‘AK Parti’ye veda, Türkiye’ye DEVA’ yazacak. Bu değişim, Türkiye’nin hayrına olacak.

Ekonomik krizi Beştepe mi çözecek? Mümkün değil. Beştepe ekonomik krizi rüyasında bile artık çözemez. Beştepe ve çevresindekilere kriz dokunmuyor. Krizden çıkış planı bizim elimizde. Biz çözeceğiz. Kriz ortamını en geç 6 ay içinde rahatlatırız. Enflasyonu en geç 2 yıl içinde tek haneye indireceğiz.

Bizim kriz çözme tecrübemize tüm dünya şahit. El alemin ‘Model ülke Türkiye’, ‘ilham kaynağı Türkiye’, ‘turbo ülke Türkiye” dediği dönemde ülke ülke gezip yaptıklarımızı anlattık. Başka ülkeler bizden ders aldılar. 2014’te Dünya Bankası, Türkiye’nin en parlak döneminin tecrübesinin kitabını yayınladı. Hem iktidara hem de ders alması gereken başka çevrelere tavsiye ediyorum. Türkiye demokrasiyle, insan haklarıyla, özgürlüklerle, hukukla, adaletle beraber bir ekonomik başarıyı nasıl elde etmiş, okusunlar. Burada çok tecrübe var.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”

Mutlak yoksulluğu sıfırladık. 34 yıl yüksek seyreden enflasyonu 2 senede tek haneye indirdik. Paradan 6 sıfırı attık. Döviz kurlarında yıllarca istikrar sağladık. Bıraktığımızda dolar kuru 2 lira 90 kuruştu. Millî gelirimizi 12.500 dolara taşıdık. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Kim ne derse desin. Kim ne iddia ederse etsin. Rakamlar ortada. Bakmayın boş konuşanlara. Devletin Hazinesini, Merkez Bankası’nı, rezervlerle, yedek akçelerle doldurduk.

Tüm başarılara imza atarken hamdolsun boğazımızdan bir gram bile haram lokma geçmedi. Türkiye’nin dört bir yanında alnımız açık, başımız dik geziyorsak o gün yaptıklarımızla ilgili her zaman hesap vermeye hazır olduğumuz için. Bazıları o kadar rahat değil. Şimdiden hazırlıklarını yapıyorlar.  İktidardakilerin bir kısmı da iktidara yakın çevreler de ilk seçimde iktidarın değişeceğini görüyorlar, şimdiden kendileriyle ilgili bir çıkış planlaması yapıyorlar. Ama o kadar kolay olmayacak. Zaten bağımsız yargı kendi süreçlerini başlatır. Her türlü denetimler olur. İdari, yasama denetimleri olur.

‘İnşaat mı, sanayi mi?’ kavgası yaşadık. Sayın Erdoğan ile benim aramdaki kavga. Basın arşivlerine bakın. Babacan diyor ki: ‘Beton, taş, toprak… Bütün kaynaklar buraya gidiyor. Yarın bu iş ülkeyi krize sokacak.’ Önce sanayi, yatırım, istihdam, üretim, ihracat dedik.  Ne yaptılar? Ülkenin itibarının en yüksek olduğu, çok düşük maliyetlerle dünyanın her yerinden kaynak bulduğu dönemde o kaynakları kısa sürede emsal değişikliğiyle rant oluşturacak projelere yönelttiler. Kayıt dışı, vergi yok, haksız, hukuksuz, neye göre paylaşıldığı belli olmayan bir rant. Yolsuzluğun ve rüşvetin en çok döndüğü alanlardan biridir. Fakat maalesef o rant ve gözü dönmüşlük bizim verdiğimiz bu mücadelede karşı cepheyi galip kıldı.

İsrafın ve borçlanmanın çok hızlı arttığı dönemlerde açık açık çıktık, ‘Bu gidiş doğru değil. Yavaşlayın. Tasarruf şart’ dedik. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ dedi. ‘Fren Ali’ dediler. Zamanında Fren Ali’nin söylediklerine kulak verselerdi, bugün memleket el alemin 3-5 milyar dolarına muhtaç hale gelmezdi. Cumhurbaşkanı ülke ülke bazılarının önünde ilkelerinden vazgeçmek zorunda kalmazdı.

Rusya’yla neler dönüyor, anlamıyoruz. Karanlıkta neler yapılıyor, bilmiyoruz. Akkuyu termik santralindeki son gelişmeler, Erdoğan’ın bir anda çark edip Esad’la görüşme arayışına girmesi, eş zamanlı olarak Merkez Bankası’na giren ve kaynağı resmen açıklanmayan 12 milyar dolar civarında rakam… Özellikle Akkuyu Nükleer Santraliyle alakalı hükûmeti uyarmak istiyorum. Eğer bu ülkenin, devletin, milletin çıkarlarını 3-5 kuruşa değişip yanlış işler yapıyorsanız günü geldiğinde biz bütün bunları açığa çıkartırız. Bu millete gösteririz.

“İnsanlar bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyor”

Kiralar uçtu. İnsanlar İstanbul’da oda paylaşıyor. Yaşamak için bir dairenin banyosunu, mutfağını paylaşıyorlar. Türkiye’yi 2022 yılında getirdikleri nokta bu. Ekonomi yönetiminin başında olduğumuz dönemde, orta gelirliler, muhitine göre 5-10 yıllık maaşlarının toplamıyla bir daire alma imkânına sahipti. Sayın Erdoğan’ın konut paketlerine sığmayacak hayalleri gerçekleştirdik.

Bu yıl 850 bin öğrenci üniversiteye girmeye hak kazandı. Örgün sistemdeki toplam öğrenci sayısı ise 3 milyon 800 bin. Rakamları yuvarlayarak söylüyorum, tüm Türkiye’deki yurt kapasitesi ise 700 bin KYK, 300 bin özel, toplam 1 milyon civarında. Bu yetmiyor. Bazı şehirlerde kesinlikle yetmiyor. İstanbul’da kiralar 5 bin liradan başlıyor, 10 bin, 15 bin lira…

Diyelim ki gencimiz Ankara Üniversitesi’ne geldi. Hukuk, kamu yönetimi, iktisat, bir bölümü kazandı. Kampüse en yakın yer Cebeci’deki bir dairenin kirası 4 bin liradan aşağı değil. Diyelim ki ODTÜ. Mühendislik okuyacak. Türkiye’nin en güzel üretimlerinde imzası olacak. ODTÜ çevresinde 5 bin liranın altında kiralık yer bulmak çok zorlaştı. Ben, gençlere yaşatılan bu dramı içime sindiremiyorum. ‘Barınacak yer bulamıyoruz’ diyen gençleri gördükçe kahroluyorum. Türkiye gençlerini açıkta bırakan bir ülke olmaz, olamaz.

Kurulduğumuz günden beri Türkiye’nin tüm ihtiyaçlarına yanıt ürettik. DEVA Partisi’yle Türkiye siyasetine eylem planlarımızı armağan ettik. Eylem planlarımızın her birisi Türkiye’nin nefes borusudur. Ayrıca siyasi hayatımıza eylem planları hazırlama geleneğini de biz kazandırdık.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Koalisyon Protokolü Kararı

Altılı masanın gündemindeki protokolün, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini nasıl kullanacağı, fiili parlamenter sistemin nasıl uygulanacağı, cumhurbaşkanı yardımcılıkları, bakanlıklar ve üst kurulların çalışma şekillerine ilişkin ayrıntıların yer alacağı belirtiliyor.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre; Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek için altı muhalefet partisinin (CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti) bir araya gelerek oluşturduğu ‘altılı masa’nın son toplantısında liderlerin “koalisyon protokolünün” ayrıntılarını görüştükleri öğrenildi.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde altıncı kez buluşan liderler, temmuz ayında yapılan toplantıdan sonra hazırlıkları yürütülen parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilkelerinin belirleneceği “koalisyon protokolü”nü ele aldılar. Görüşmelerde liderler, protokolün partilerinin yetkili organlarında ele alınmasını da kararlaştırdı.

Paylaşın

Karamollaoğlu İstedi, Bildiride ‘Birliktelik’ Vurgusu Yapıldı

6’lı Masa’nın ilk tur görüşmeleri önceki gün tamamlandı. Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir süre önce yaptığı “Yeni sistemde ittifaklara gerek kalmadı” yönündeki açıklaması nedeniyle ortaya atılan “Masa’da çatlak var” söylentilerini bertaraf etmek için yayınlanacak bildiride özellikle ‘Birliktelik’ vurgusu yapılmasını istedi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bunun üzerine bildiride, “Siyasi iktidarın ortaklarının ve varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın, tüm siyasi mühendislerin çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güç ile” vurgusu yapıldı.

Açıklamada ayrıca “Bugünden itibaren seçim öncesi, dönemi, sonrası olmak üzere önümüzdeki süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekrar çizmek isteriz” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın