‘Altılı Masa’da Başörtüsü İçin Ortak Tutum Arayışı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Kritik toplantının ana başlıkları arasında, “Genişleme stratejisi” ve “Başörtüsü için ortak tutum arayışı” olması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, toplantının gündeminde, “olağan” gündeminde, tamamlanma aşamasına gelen parlamenter geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmaları yer alacak.

Kritik gündem maddelerini ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “masaya taşıyacağını” açıkladığı Büyük Türkiye Partisi’nin (BTP) masaya dahil edilmesi önerisi ve başörtüsüne anayasal güvence konusunda ortak tutum belirlenmesi konuları oluşturacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hafta başından itibaren masada yer alan siyasi partilerin liderlerini ziyaret ederek gündem önerilerini aldı.

“Genişleme stratejisi” görüşülecek

Toplantıda, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun masa gündemine gelmesi beklenmiyor. Ancak önceki toplantılardan farklı olarak, Altılı Masa’ya dahil olmak isteyen siyasi partilerle ilgili nasıl bir tutum alınacağı netleşmiş olacak.

Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Altılı Masa’ya alınmasını isteyen BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın bu talebini masaya getirecek.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu talebe olumsuz bir yanıt vermedi. Ancak başta ev sahibi DEVA Partisi olmak üzere, Gelecek ve Saadet Partisi de, BTP’in masaya dahil edilmesine sıcak bakmıyor. Üç siyasi partinin karşı çıkış gerekçesinin altında, Altılı Masa’nın yaklaşık 1 yıldır yürüttüğü çalışmalarda mesafe alınması; başka siyasi partilerin katılım talepleri ile masa çalışmalarının sekteye uğrayacağı endişesi dile getiriliyor.

CHP Lideri açıkça karşı çıkmasa da CHP içinde de, Altılı Masa’nın henüz bir ittifaka dönüşmediğine dikkat çekilerek genişleme taleplerinin ittifak sürecinde görüşülebileceği veya İYİ Parti’nin BTP adaylarını kendi listesinden aday gösterebileceği yorumları da yapılıyor.

Kulislerde BTP’nin Altılı Masa’ya katılım talebinin “krize yol açmayacak” şekilde liderler tarafından çözüleceği beklentisi dile getirilirken, Altılı Masa’nın bundan sonraki katılım taleplerine dönük ilke kararı da alabileceği belirtiliyor.

Başörtüsü için ortak tutum arayışı

Altılı Masa’nın bir başka önemli konusu ise AKP ve MHP’nin başörtüsü ve “ailenin korunması”na ilişkin anayasa değişikliği ile ilgili ortak nasıl bir tutum alınacağı olacak.

Başörtüsü serbestisi konusunda yasa değişikliği teklifi veren CHP, bu düzenlemeye destek istiyor. CHP, anayasa değişikliğinin yeni parlamentonun işi olduğu gerekçesiyle, bu konudaki bir anayasa değişikliğine destek verilmeyeceğini açıklamıştı. Muhalefetin bölünmesinin “referandum” sonucunu doğuracağını dikkate alan Akşener ise konuyu Altılı Masa’ya götürme kararı aldı.

AKP’nin başörtüsü üzerinden seçmenini konsolide edebilmek için seçimlerde “üç sandık” koyma hesabını dikkate alan muhalefet, “referandum” sonucu doğurmayacak seçenekler üzerinde uzlaşma arayacak.  O nedenle, masadan ya anayasa değişikliğine destek vermeme ya da destek verip 400’ün üzerinde bir oyla parlamentodan geçmesinin sağlanması yönünde karar alınabilir.

Ancak bu konuda uzlaşma sağlanmanın da kolay olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü CHP, “anayasayı tanımayan bir siyasi anlayışla anayasa yapılamayacağını” savunarak, başörtüsü konusu da olsa AKP ile bir anayasa değişikliğinin içinde olmayacağı görüşünü önceden kamuoyuna açıkladı.

İYİ Parti ise hem CHP, hem de iktidar partisinin bu konuyu gündeme getirmesinden rahatsız.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten 400’ün üzerinde kabulü için muhalefetin de destek vermesi gerektiğini savunuyor.

“Anayasal ve yasal reformlar”a başörtüsü arası

Anayasal ve yasal reformlar komisyonunun çalışmasında sona geldiği belirtilirken, kamuoyuna açıklanmasının, AKP’nin başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği teklifinin içeriğinin netleşmesinden sonraya bırakılabileceği belirtiliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre masadan AKP’nin anayasa değişikliği teklifine destek çıkmaması halinde, Altılı Masa’nın kılık kıyafet konusu dahil dini kazanımların  korunmasına ilişkin hükümleri de içerecek şekilde reform planlarının kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Ancak destek kararı çıkarsa, başörtüsü konusunda ayrıca bir düzenlemeye yer verilmeyebileceği belirtiliyor.

Çalışmalar ortaklaştırılacak

Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasının ise liderlerin en önemli gündem maddesi olması bekleniyor. Bu konuda çalışma yürüten komisyonun hazırladığı taslağa liderlerin son biçimini vereceği ve bu konuda liderlerin “uzlaşı” açıklayabilecekleri belirtiliyor.

Seçimden sonra kurulacak hükümetin “programı” niteliğindeki temel politikalar konusunda çalışmaların da liderler tarafından ele alınması planlanıyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da BTP Formülü: Milletvekili Kontenjanı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi bir araya gelecek. İYİ Parti Lideri Akşener’in “BTP masaya dahil olsun” önerisi de Altılı Masa liderlerin gündemi olacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan 6’lı masa kurmayları, “BTP’nin bir yıldır devam eden masa çalışmalarında yer almak yerine milletvekili seçimlerindeki ittifaklarda yer alabileceğini” söylüyor.

“BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın İYİ Parti listelerinden aday olabileceği” konuşuluyor. Partilerin kurmayları, “Çalışmalarımız bir yıldır devam ediyor. Birçok şey oturdu. Onların bu çalışmalara dahil olması yerine bir milletvekilliği verilebilir” değerlendirmesini yapıyor.

Altılı Masa 14 Kasım pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde yeniden bir araya gelecek.

Altılı Masa toplantısının ilk gündemi güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası kapsamında yapılan hazırlıklar olacak. Çalışmaları yürüten komisyonların raporlarını değerlendirecek olan liderler, önceki toplantıda ortaklaşılan “Kamu yönetiminde, ekonomide, eğitimde neler yapılacak? Siyasi etik, yolsuzluk gibi konularda ne önlemler alınacak?” başlıklarında değerlendirme yapacak.

İYİ Parti listesinden

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre bunun yanında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “BTP masaya dahil olsun” önerisi de liderlerin bir diğer gündemi olacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan 6’lı masa kurmayları, “BTP’nin bir yıldır devam eden masa çalışmalarında yer almak yerine milletvekili seçimlerindeki ittifaklarda yer alabileceğini” söylüyor. “BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın İYİ Parti listelerinden aday olabileceği” konuşuluyor.

Partilerin kurmayları, “Çalışmalarımız bir yıldır devam ediyor. Birçok şey oturdu. Onların bu çalışmalara dahil olması yerine bir milletvekilliği verilebilir” değerlendirmesini yapıyor.

Başörütüsü üzerinden süren anayasa değişikliği teklifinin de masaya gündeme gelebileceği öğrenildi. Ayrıca İBB Başkanı İmamoğlu’nun siyasi yasak istemiyle yargılandığı davanın da masanın gündeminde olacağını belirten 6’lı masa kurmayları, “İmamoğlu konusu ‘hukuki bir facia’ olarak konuşulabilir” görüşünü bildiriyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da BTP Rahatsızlığı; İstifa Resti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’da Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) rahatsızlığı: Akşener’in yaptığı ’emrivakidir’, ‘herkes yıpranacak’.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, Bağımsız Türkiye Partisi’ni (BTP) 6’lı masaya katılma talebinin İYİ Parti tarafından liderlere sunulacak olmasının tartışma yarattığını yazdı.

Pehlivan’ın aktardığına göre DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yaptığının “emrivaki” olduğunu dile getirerek “Herkes yıpranacak” dedi.

Pehlivan’ın bugünkü köşe yazısında “Altılı masada istifa resti” başlığıyla yer alan kısım şöyle:

“Meral Akşener’in bu yaptığı emrivakidir. Herkes yıpranacak.”

DEVA Partisi’nin koridorlarında bu sözler yankılanıyor. “Kim söyledi” diye soruyorum. Mustafa Yeneroğlu, adını duyuyorum. Daha da fazlası var… Hatta ve hatta “istifa” kelimesi bile dile gelmiş.

Kafanız karışmasın, anlatayım…

DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın ev sahipliğinde altılı masanın yeni toplantısı beş gün sonra gerçekleşecek. En merak edilen ise BTP’nin altılı masaya katılıp katılmayacağı…

Öyle ya; Meral Akşener, BTP lideri Hüseyin Baş’ın bu talebini masadaki liderlere iletecek.

İşte hem Akşener’in bu hamlesi hem de BTP’nin masaya katılma ihtimali birçok ismi rahatsız ediyor. Zira, hep Saadet Partisi’nin net tavrı konuşulurken DEVA’nın içinde de çok ciddi bir kaynama olduğunu öğreniyorum.

Örneğin, Babacan’ın sağ kollarından Mustafa Yeneroğlu’nu duyuyorum…

Evet, Genel Başkan Yardımcısı Yeneroğlu’nun yakın çevresine söylediklerini aktaracağım ama öncelikle şunu vurgulamalıyım: DEVA Partisi kaynakları “Bu sözler Yeneroğlu’nun sadece kişisel görüşleri değil, partideki herkes böyle düşünüyor” diye hatırlatıyor.

İşte Mustafa Yeneroğlu’nun partisinin koridorlarında söylediklerinin özeti:

“Çok ciddi bir süreçle karşı karşıyayız. Ve bu seçim hayati, mutlaka kazanılması gereken bir seçim. Kim olursa olsun… Yarın bizim genel başkanımız da böyle bir yöntemi izler ve bu teklifi masaya getirirse ne manaya gelir? Emrivaki manasına gelir değil mi? Sonuç itibarıyla her taraf yıpranacak şu veya bu şekilde… Haliyle, Meral Hanım’ın bu yaptığını da herkes emrivaki olarak okuyor.

Bunun ötesinde, tartıştığımız BTP ticarethane mi, tarikat mı, siyasi parti mi? Yöneticilerinin kaç evliliği olmuş, kaç çocuğu var? Şeffaf ve demokratik değiller. Yaptığımız iş çok ciddi bir iş. Biz demokratik Türkiye mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele ancak demokrasi bilinci olan insanlarla birlikte verilir. Bu çocuk oyuncağı değil ki… Bu şekliyle ayağa düşürülen bir görüntü olabileceğinden ciddi manada endişe ediyorum.

Sürekli kadın-erkek eşitliğini vurguluyoruz, değil mi? Gelin görün ki konuştuğumuz parti kurucusunun eşlerinin sayısını vermenin zor olacağı bir denklemle karşı karşıyayız! Haliyle, ana muhalefet liderinin, Meclis’te büyük siyasi grubu bulunan bir partinin genel başkanının ve benim genel başkanımın böylesi bir düzlemle aynı masada oturması, işin ciddiyetine çok aykırı yaklaşım olur. Eminim ki İYİ Parti’de de ‘kadın-erkek eşitliği’ diyen, ‘demokrasi’ diyen, ‘hukuk devleti’ diyen insanların çok büyük bir bölümü bizden farklı düşünmüyordur.

Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya olduğumuz bir yarıştayız. Altılı masanın bu yolla aşırı derece magazinleştirileceğini ve sulandırılacağını ifade ediyorum.”

Pehlivan, telefon ile görüştüğü Yeneroğlu’nun kendisine “Bu konuda DEVA Partisi’nin pozisyonu neyse benim pozisyonum da odur” dediğini aktardı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Derhal Kapatacağız

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıl dönümünde bir mesaj paylaşan DEVA Lideri Babacan, “YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 41’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle bugün sosyal medya hesabında bir mesaj paylaştı.

Babacan, mesajında şu ifadeleri kullandı: YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız.

YÖK nedir?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 1982 Anayasası’nın 131. maddesi esasında; “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile” kurulmuş olan kurum. Anayasa’ya göre; Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

Söz konusu kanun 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’dur.

Bu kanuna göre Yükseköğretim, akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanmamıştır. Kanunla Türkiye’deki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır.

Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

YÖK Yokken Üniversiteler Nereye Bağlıydı?

1981 Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

  • Üniversiteler,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler,
  • Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
  • Mektupla öğretim yapan YAYKUR
Paylaşın

Abdullah Gül’e Yakın Kaynak: Gül’ü Adaylık İçin Arayan Olmadı

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa ortak cumhurbaşkanı adayı için özel bir ekip kurmayı planlıyor.

Ekip ortak aday için kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı çalışmalar yapacak, adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütecek. Ortak aday konusunda ismi yeniden gündeme gelen Abdullah Gül’e yakın bir kaynaksa, “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Altılı masa 14 Kasım Pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde sekizinci kez toplanacak. Masanın gündeminde, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’ ve ‘önemli temel politika alanları için kurulan ortak çalışma grubunun’ yaptıkları çalışmalar yer alacak. Toplantıdan bu alışmaların kamuoyu ile paylaşılmasına dair bir karar çıkması bekleniyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın altılı masaya ve Millet İttifakı’na katılma talebinin de masada olacağı 14 Kasım toplantısına ilişkin parti kurmayları, “Ortak aday konusundan önce geçiş sürecinin yol haritası, temel konulardaki ortak söylemin kararlaştırılması benimsenmişti. Bu iki başlıkta anlaşma sağlandıktan sonra aday konusu gündeme gelecek. Adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütülecek. 14’ünde geçiş sürecinin yol haritasıyla ilişkin somut bir açıklama yapılırsa, ‘şu şartlarda anlaştık’ denilirse bilin ki bir ay sonra adayın kim olduğu da açıklanabilir” ifadelerini kullandılar.

Kaynaklar, liderlerin sekizinci toplantısında 14 Kasım’daki toplantıda geçiş sürecinin yol haritası ve ortak söylem konusunda uzlaşma sağlanması durumunda, ortak aday çıkarma konusunun da ele alınabileceğini belirtiyor.

Ortak aday kararının netleşmesinin akabinde de bu konuda özel bir çalışma ekibinin kurulabileceğine işaret eden kaynaklar, kurulacak ekibin gerekirse kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı bir ön çalışma yürüteceğini, ekipte mevcut altı partiden temsilcilerin yer alacağını aktarırken, “Ekip doğrudan adayın kim olacağı için çalışma yürütecek. Bütün partilerin en güvendiği anket firmaları belirlendikten sonra, bu firmaların yaptıkları anketlerden çıkan isimlerin ortalamasına bakılacak. Ancak sadece anket sonuçlarına bakılarak aday belirlenmez. Anketlerin bu konudaki etkisi yüzde 20 olur. Anket sonuçlarının yanısıra adı geçen isimlerin geçmişte ne yaptığı, diğer partilerden oy alıp alamayacağına da bakılır” görüşünü dile getirdiler.

‘Herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok’

Ortak aday konusunda son dönemde kulislerde ismi yeniden gündeme gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün durumuna ilişkin ise altılı masa kurmayları, kendisiyle bu anlamda bir görüşme ve temas yapılmadığını söyleyerek, “Öncelik altılı masadan bir ismin aday olarak çıkması. Çıkmazsa, dışarıdan bir isim konuşulur ama altılı masada uygun isimler var” değerlendirmesini yaptılar.

Gül’e yakın bir kaynak ise “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Kendisinin dışında gelişen bir durum söz konusu. Abdullah Bey’den bağımsız gelişiyor” ifadesini kullandı. Gül’ün altılı masanın ortak adayı olma ihtimali için ‘o biraz zayıf bir ihtimal gibi duruyor’ görüşünü dile getiren aynı kaynak, “Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Paylaşın

Babacan: Erdoğan, MHP’nin Kahrını Çekmek Zorunda

DEVA Lideri Babacan, Cumhur İttifakı’nı “Tayyip Erdoğan da seçilemiyor. AK Parti’nin adayı olarak gitseydi 2018’de seçilebilir miydi? O yüzden mecburen MHP’nin kahrını çekmek zorunda. Ortaklık uğruna AK Parti seçmeninin oyunu, desteğini aldı ama iradenin anahtarını da Bahçeli’nin eline verdi. AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık. Bir tane şöyle ortak ittifak dökümanı görmedim ben bugüne kadar” sözleriyle eleştirdi ve ekledi:

“AK Parti ve MHP beraber nasıl yönetecekler bu ülkeyi? Niye MHP’li hiçbir bakan yok? Niye Erdoğan istediği halde Bahçeli bir tane bakan ismi vermiyor. Bu normal bir ortaklık değil. Belki böylesi işine geliyor Bahçeli’nin. Belki de Bahçeli başarısızlığın ortağı görünmek istemiyor.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV’de yayınlanan ‘Bir Karar Ver’ programının konuğu oldu. Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Kendi adıma büyük bir helalleşme ihtiyacı hissediyorum” diyerek 2017 referandumundaki kararından pişman olduğunu açıkladı.

Babacan, “2017’de referandumunda keşke konuşmama kararımı bozup konuşsaydım. Millete keşke ‘bu iş yanlış, memleketin başını belaya sokacağız’ diye anlatsaydım.2015’te bakanlık bittikten sonra kendime kendime bir konuşmama kararı aldım. Çünkü konuştukça siyasette varım diyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Babacan, “Halbuki ben o dönem soğutma ve siyasetten bir çıkış dönemi olarak kendime çizdim. Usül olarak yanlış da olsa bu referandumla ilgili grup kararı alındı. Geçmişe bakınca ‘belki de Türkiye’nin bunu yaşayıp yaşayarak olmaması gerektiğini görmesi gerekiyordu’ diyorum. Önce imzalar toplandı sonra milletvekilleri gördü, sır gibi sakladılar.

Hem MHP’den hem AK Parti’den asıl konusu bu olan insanlar çalıştırılmadı. Başkanlık sistemi konusunda çalışmış, kitaplar yazmış kişiler çalıştırılmadı. Sır gibi saklandı Meclis’e sunulurken ‘pat’ diye ortaya çıktı. Keşke çıkıp avaz avaz bağırsaydım ‘yanlış, yapmayalım bu işi’ diye” şeklinde konuştu.

ODTÜ’deki birincilik konuşması

ODTÜ’deki birincilik konuşmasını da yayınlayan Babacan, “TED’e göre baya steril bir konuşma yapmışım” diyerek ”Mezuniyet töreninde salonda başörtülü sadece annem vardı. O dönem öyleydi, şimdi tabii TED de çok değişti. Anadolu’nun en ücra köşesine kadar TED girdi, çok güzel burs sistemi başlattılar. Hem yakın hem de babam yabancı dile çok önem veriyordu. O günkü konuşmama bugün çok katılmayabilirim.18 yaşındaydım, liseyi yeni bitirmişti. Konuşmamı kendim yazdım oturdum. O günkü Günaydın gazetesi çok enteresan, farklı bir gazeteydi. Biraz tabloid, haber ile dedikodunun karışık yayınlandığı, münferit bir gazeteydi. Gençlik öyle bir konuşma yapmışım işte. Lise mezuniyetine göre baya steril bir konuşma yapmışım. Her iki konuşma metinini de okul yönetimi benden istedi ve onayladı. Düşününce o dönemdeki TED yönetimi benim öyle bir konuşma yapmamda mahsur görmemiş. ‘Böyle bir şey olmaz’ diyebilirlerdi ama o gün demek ki özgürlükçü bakış açısı varmış” ifadelerini kullandı.

“İşlerine geldiğinde demokrat işlerine gelmediğinde otokrat”

Babacan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığında HDP’ye yönelik gerçekleştirilen ziyarete ilişkin de konuştu. Ziyareti eleştiren Babacan, “2015’te iki seçim arasında kendileri ziyaretlerde bulundular. Onlar irtibat kurduğunda ziyaret ettiklerinde hiçbir şey yok muhalefet ziyaret edince vay teröristler, vay ortaklar. İşlerine geldiğinde demokrat işlerine gelmediğinde otokrat. Böyle çalışıyor.

Altılı masayı mutabakatla çalışan bir kuruluşa benzetiyorum. HDP konusu Altılı masanın ortak gündem konusu değil. DEVA Partisi olarak böyle bir bariyerimiz yok. ‘Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyorsun?’ sorusu gelince parti farketmeksizin herkesin cevabı aynı” dedi.

“AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık”

AKP-MHP ortaklığını ‘garip’ olarak nitelendiren Babacan, Cumhur İttifakı’nı “Tayyip Erdoğan da seçilemiyor. AK Parti’nin adayı olarak gitseydi 2018’de seçilebilir miydi? O yüzden mecburen MHP’nin kahrını çekmek zorunda. Ortaklık uğruna AK Parti seçmeninin oyunu, desteğini aldı ama iradenin anahtarını da Bahçeli’nin eline verdi. AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık. Bir tane şöyle ortak ittifak dökümanı görmedim ben bugüne kadar” sözleriyle eleştirdi. Babacan şunları söyledi:

“AK Parti ve MHP beraber nasıl yönetecekler bu ülkeyi? Niye MHP’li hiçbir bakan yok? Niye Erdoğan istediği halde Bahçeli bir tane bakan ismi vermiyor. Bu normal bir ortaklık değil. Belki böylesi işine geliyor Bahçeli’nin. Belki de Bahçeli başarısızlığın ortağı görünmek istemiyor. Dün enflasyon açıklandı, son 24 yılın en yükseği. TÜİK’in örtmeye çalıştığı enflasyon TÜFE’de yüzde 85’e çıktı, gıda enflasyonu yüzde 99’a çıktı, ÜFE’de de yüzde 157’ye.

Bir tane MHP’li bakan yok ki millet çıkıp hesap sorsun. Hem iktidara ortak olayım iktidarın bütün menfaatlerini sağlayayım, kadrolaşayım devlette ama hiç sorumluluk üstlenmeyeyim. Tipik bir Bahçeli oyunu. Erdoğan da ona katlanmak zorunda kalıyor, yanlış iş. Biz ne yapıyoruz? Bu ülkeyi yöneteceksek gelin bugünden her şeyi konuşalım hiçbir şeyi sonraya bırakmayalım diyoruz. 85 milyonu yönetmek istiyorsanız ortak bir protokol lazım. Ülkeyi kazanamazsak insanları tekrar tek adam arayışına başlar”

Paylaşın

‘Altılı Masa’ 14 Kasım’da Genişleme Stratejisini Netleştirecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Lideri Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken özellikle oy oranı düşük olan siyasi partilerde de ittifak arayışları başladı. Bu konuda somut adım atan partilerden birisi ise BTP oldu.

Partinin kurucu lideri Haydar Baş’ın yaşamını yitirmesinin ardından genel başkanlık görevini üstlenen oğlu Hüseyin Baş, önce katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı içinde yer almak istediğini duyurdu.

Bu çağrıya İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener olumlu yanıt verdi ve ziyaret ettiği Baş’ın bu talebini “Altılı Masa’ya götüreceğini” açıkladı.

Akşener’in telefonla görüşerek bu niyetine ilişkin bilgi verdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Baş’ın talebinin 14 Kasım’da görüşüleceği mesajını verdi.

Genişleme stratejisi belirlenecek

Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Sarıgül de dahil olmak istiyor

Seçim ittifakı içinde yer almak isteyen başka partilerin de olabileceği, bunların bu aşamadan sonra masaya dahil edilmesinin, çalışmalarda zafiyet yaratacağı belirtiliyor.

Bu arada bazı küçük siyasi partilerin de muhalefet ittifakı için temaslara başladığı ifade ediliyor.

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül’ün muhalefet bloğu içinde yer almak istediği ve bu konuda nabız yokladığı siyasi kulislere yansıyan bilgilerden.

DEVA Partisi Sözcüsü Şahin: Başka talepler de var, genişleme ihtimali zayıf

14 Kasım’daki toplantıya ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi de masanın genişlemesine soğuk bakıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Parti Sözcüsü İdris Şahin, Altılı Masa’nın çalışma usullerinin liderlerin mutabakatıyla belirlendiğini ve kararların “istişare, müzakere, mutabakat” esasına dayandığına dikkat çekti. Şahin, “Eğer bir karar alınacaksa, bu ilkeler doğrultusunda alınacak” dedi.

Altılı Masa’nın çalışmalarını artık neredeyse son aşamaya getirdiğine dikkat çeken Şahin, masada yer almak isteyen başka siyasi partilerin de olduğunu, her talep üzerine masanın genişlemesinin sıkıntı yaratacağına etti.

Şahin, “Şu aşamadan sonra genişleme ihtimalini son derece zayıf görüyoruz” dedi. BTP’nin bir seçim ittifakı içinde yer alması konusunda ise şu görüşleri dile getirdi:

“Sayın Baş’ın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dair ortak mutabakat metnine destek olması son derece kıymetlidir. Bunu önemsiyoruz. Altılı Masa’nın oluşturacağı ve ortaklaşa vereceği kararda ittifaklar ne şekilde şekillenir, seçimlere hangi şartlarda girilir; bu husus netleştiğinde sistem değişikliğine yönelik her desteği de kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz.”

BTP’li Çetin: Meral Hanım masada yer almamızı canı gönülden istiyor

BTP ise Altılı Masa’nın “Yedili Masa” olması olmasını istiyor.

BTP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Çetin, Altılı Masa’nın Yedili Masa’ya dönüşüp dönüşmeyeceğine 14 Kasım’da liderlerin karar vereceğine işarete ederken, “Biz Millet İttifakı’na girmek istiyoruz. masanın da yedinci partisi olmak istiyoruz” dedi.

BTP’nin oy oranının yüzde 2 bandında olduğunu ve katılırlarsa masanın üç veya dördüncü büyük partisi olacakları iddiasında bulunan Çetin, eğer masadan kabul görmezlerse Cumhur İttifakı’na da gitmeyeceklerini, kendi yollarında yürüyeceklerini ifade etti.

Akşener’le yapılan görüşmenin son derece olumlu olduğunu, ittifak veya Altılı Masa’da yer almalarına destek verdiğini belirten Çetin, “Meral Hanım, bizim orada olmamızı canı gönülden istiyor. Listelerde veya Altılı Masa’da, her şartta olmamız istiyor. Çünkü şayet bu seçimde Cumhur İttifakı kazanırsa, Millet İttifakı diye bir şey kalmaz. Onun için bu seçimde bunu söküp atmak istiyor Meral Hanım” diye konuştu.

Paylaşın

Babacan’dan ‘Faiz’ Tepkisi: Bu Yıl 650 Milyar Lira Ödenecek

Partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan DEVA Lideri Babacan, “Sürekli milleti kandırmaya çalışıyorsunuz faizle ilgili. Siz bir milletin ödediği faize bakın. Merkez faizini düşürüyorsunuz da niye bu sene 330 milyar faiz ödüyorsunuz?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütçe hazırlayıp Meclis’e gönderiyorsunuz. Ödediğiniz faiz yetmiyor bir de kur korumalı yüzünden ödeyeceksiniz fazladan? Bu miktar ne? 300-350 milyar. Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek. Bu parayla tam bir milyon konut üretilip vatandaşa bedava dağıtılabilirdi. 8 milyon kişi başvurdu diye övünüyorlar bir de konut projesine. Hayal satıyor ya”

Yaklaşan seçimlere ilişin değerlendirmede bulunan Babacan, “Seçime adım adım yaklaşıyoruz. Burada iktidarcılık oynamıyoruz. Meselemiz Türkiye’nin yarını. Herkes göreviniz başında, çalışıyoruz. Kadrolarımız genişleye genişleye yürüyoruz. Seçim günü geldiğinde de DEVA Partisi, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak bir parti olacak. Ya başaracağız ya başaracağız! Türkiye’nin uçurumdan aşağı yuvarlanmasına asla ama asla izin vermeyeceğiz.” dedi.

DEVA Lideri Babacan, Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde AK Parti’nin ‘Türkiye Yüzyılı’ programı için bestelenen şarkının okunmasına “Gözümüzün önünde polis bandosuna iktidar partisinin seçim şarkısını söylettiler ya. Bir dakika diyoruz ya, hop diyoruz, ne oluyoruz diyoruz” sözleriyle tepki gösterdi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nın açılış konuştu. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Ülkemizin gri listelere düşmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin lekelerini temizleyeceğiz. Bu ülkenin sorunlarına çözüm üreteceğiz. Eğer bunu istiyorsan zaten çalışacaksın, çok çalışacaksın. İlk kez bir siyasi parti, ilk 90 günde ne yapacağını planıyla bütçesiyle açıkladı. 16 tane eylem planı hazırladık. Çünkü biz çalışıyoruz, sınıfın çalışkan öğrencisiyiz. Tembeller düşünsün. Vizyon, vizyon diye ortalığı ayağa kaldırdılar, ne açıkladılar Allah aşkına?

“Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek”

Sürekli milleti kandırmaya çalışıyorsunuz faizle ilgili. Siz bir milletin ödediği faize bakın. Merkez faizini düşürüyorsunuz da niye bu sene 330 milyar faiz ödüyorsunuz? Bütçe hazırlayıp Meclis’e gönderiyorsunuz. Ödediğiniz faiz yetmiyor bir de kur korumalı yüzünden ödeyeceksiniz fazladan? Bu miktar ne? 300-350 milyar. Bu yıl toplamda 650 milyar faiz ödenecek. Bu parayla tam bir milyon konut üretilip vatandaşa bedava dağıtılabilirdi. 8 milyon kişi başvurdu diye övünüyorlar bir de konut projesine. Hayal satıyor ya.

Bakın dün akşam Sabancı Üniversitesi’nde genç arkadaşlarımızla buluştuk. Herhalde 700-800 kişilik bir salonda öğrenciler geldiler, konuştuk. Bizim bu gençlerimize borcumuz var. Çünkü bu hükümet bu gençlere gençlik borçlandı. Bizim onlara insan onuruna yaraşır bir hayat borcumuz var. Bu ülkeyi gidenlerin değil, yaşamak isteyenlerin ülkesi yapacağız. Ki bunu geçmişte yapmıştık da. Değil kendi gençlerimiz başka ülkelerden bile geliyorlardı Türkiye’ye.

Devlet iseniz tarafsız olmak zorundasınız. Daha yeni yaşadık bakın Emniyet Teşkilatı. Ülkenin yöneticilerine hizmet etmeye zorlanan bir teşkilat, partilileşmeye zorlanan bir teşkilat işini doğru yapamaz ki. Her parti için geçerli bu. Ben gördüğüm her polis intiharı haberine kahroluyorum. Gördünüz değil mi? Polis Akademisi mezuniyet töreni. Gözümüzün önünde polis bandosuna iktidar partisinin seçim şarkısını söylettiler ya. Bir dakika diyoruz ya, hop diyoruz, ne oluyoruz diyoruz. Çok istiyorsanız bu şarkıları kaydettirip Spotify’a yükletebilirsiniz. Ama kalkıp da orada, sokakların güvenliğini sağlamakla yükümlü insanlara kendi partinizin şarkısını söyletemezsiniz.

AK Parti, seçim şarkısını polise söyletsin diye mi iktidara geldi? AK Parti’yi yıllarca iktidara taşıyan tertemiz insanlar bu yüzden mi oy verdi? Milletin parasını çarçur etsin diye mi? Hayır, tahmin edemezlerdi. Ezilenlerin oyunu alan o parti, bu düzen için mi oy aldı?

Biliyorum ki adaletli insanlar bu konuda dertleşiyorlar. Yüksek sesle konuşamıyorlar ama memnun değiller. Ben buradan sesleniyorum, gelin hep beraber olalım. Dindar insanların da kendisini eleştirebildiğini hem ülkeye hem dünyaya gösterelim. Gelin el ele verelim.

“Erdoğan, milletin kendisine teslim ettiği anahtarı Bahçeli’ye teslim etti”

Bakın krizlerin ortağı Bahçeli’yi, Perinçek’i almış yanına Türkiye Yüzyılı’na yürüyormuş. Bu mu sizin vizyonunuz ya? Partiyi iki kişinin dudağından çıkanla hareket eden bir partiye çevirdi. Krizlerin ortağı istedi seçime gitti, o istedi mafyayı hapisten çıkardı. Tak dedi, şak oldu. Erdoğan, milletin kendisine teslim ettiği anahtarı Bahçeli’ye teslim etti. Size bu yüzden mi oy verdiler bu insanlar?

20 yıl önce, tam 3 Kasım, tam 20 yıl önce. Ekonomiyi devraldık, enflasyonu tek haneye indirdik, 30 yıl sonra ilkti. Bugün TÜİK açıkladı enflasyonu. Yüzde 85.51. Makyajlanmış ve de. Biz 20 yıl önce ülkeyi bu durumdan nasıl çıkardıysak yine yapacağız DEVA kadroları olarak. İlk altı ayda bu krizin havasını dağıtacağız, en geç iki yılda da enflasyonu tek haneye indireceğiz.

Biz ne zaman ekonomi, dış işleri ve AB kadrolarımızla yaptığımız başarılardan bahsetsek sayın Erdoğan ne diyor ki, ‘Biz izin verdik ki yaptılar.’ Tamam o zaman madem bir imza ile oluyor, hadi düşür enflasyonu. Tek imza dedin, çok istedin bunu, millet de tamam dedi. Hadi yap yapacağını iş imzaysa. Ama olmaz. Siz ancak dürüst ve ehil kadrolarla başarı sağlayabilirsiniz. Bu ülke deney değil, bu ülkenin insanları da kobay değil. Dünya gidiyor Mersin’e, bizimki gidiyor tersine.

Sen ülkede tarımı batır sonra ‘müjde’ ver buğday gelecek diye. Gözümüz yollarda kalsın buğday gemisi diye. Bu ülkenin 85 milyon nüfusu var. Hem Avrupa’nın en büyüğü hem de en genci. Topraklar elverişli. Müthiş bir üretim potansiyeli var. Ama kötü yönetimle tarımı bitirdiler. Siz enflasyonu tarımla düşürürsünüz, üreterek. Sadece Tarım Kredi’nin geçen yıl 500 milyon lira zarar ettiği açıklandı. Bu da, bizim bakkalımıza rakip çıkardığı market yani. Yaptıklarının bedelini sadece onlar ödemiyor, hepimiz ödüyoruz.

“Ya başaracağız ya başaracağız”

Seçime adım adım yaklaşıyoruz. Burada iktidarcılık oynamıyoruz. Meselemiz Türkiye’nin yarını. Herkes göreviniz başında, çalışıyoruz. Kadrolarımız genişleye genişleye yürüyoruz. Seçim günü geldiğinde de DEVA Partisi, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak bir parti olacak. Ya başaracağız ya başaracağız! Türkiye’nin uçurumdan aşağı yuvarlanmasına asla ama asla izin vermeyeceğiz.”

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a ‘Türkiye Yüzyılı’ Eleştirisi: İçi Boş Bir Masal

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “Türkiye Yüzyılı” üzerinden eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Geçen hafta 1,5 saat boyunca içi boş bir ‘Türkiye Yüzyılı’ masalı dinledik. Tam bir boş çerçeve. Fiilen yaptıkları ayrı telden, açıkladıkları Türkiye yüzyılı ayrı telden çalıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Madem çoğulcu demokrasi, katılımcılık, insan hakları diyorsun; niye gelecek yüzyılı bekliyorsun? Bugün yapsana. Adaleti her gün çiğniyorlar, ondan sonra ‘Türkiye Yüzyılı’nda adalet, özgürlük diyeceğiz’ diyorlar. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, 16. eylem planını İstanbul Kibrithane’de düzenlenen tanıtım töreninde duyurdu.

“Kalkınma Seferberliği” başlığını taşıyan eylem planında yer alan 10 hedefi açıklayan Babacan, “Geçen hafta 1,5 saat boyunca içi boş bir ‘Türkiye Yüzyılı’ masalı dinledik. Tam bir boş çerçeve. Fiilen yaptıkları ayrı telden, açıkladıkları Türkiye yüzyılı ayrı telden çalıyor. Madem çoğulcu demokrasi, katılımcılık, insan hakları diyorsun; niye gelecek yüzyılı bekliyorsun? Bugün yapsana. Adaleti her gün çiğniyorlar, ondan sonra ‘Türkiye Yüzyılı’nda adalet, özgürlük diyeceğiz’ diyorlar. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diye konuştu.

5 yıl içinde kişi başına millî geliri yüksek gelirli ülkeler grubuna yükselteceklerini ileri süren Babacan, eylem planındaki maddeleri “sıçrama tahtasına” benzetti. Babacan, “Hani kimi dalga geçenler bizim için ‘Kendilerini İsveç’te mi, Norveç’te mi zannediyorlar?’ diyorlar… İsveç’te de Norveç’te değiliz ama Türkiye’yi iklimi güzel, insanı güzel, demokrasisi ve ekonomisi İsveç, Norveç gibi bir ülke yapmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

İşte Babacan’ın açıkladığı 10 hedef:

En az 10 sanayi vahası: “Yeni nesil üretim üsleri kuracağız. Ülkemizi en az 10 sanayi vahasıyla taçlandıracağız. Tüm Organize Sanayi Bölgeleri’ni entegre kampüsler haline getireceğiz.”

500 milyar dolar ihracat: “İhracatımızı büyüteceğiz. Hedefimiz net: İktidarımızın ilk döneminin sonunda ihracatımızı 500 milyar dolara çıkartacağız. İhracatımızda kilogram değerini 2 dolara ulaştırırken, yüksek teknolojinin payını da tam 2 misline yükselteceğiz.”

En az 100 bin Süper KOBİ: “Esnafın işini büyütmesini sağlayacağız. Mikro işletmeler küçük, küçük işletmeler orta boy, orta boy işletme olacak. Türkiye böyle büyüyecek. Türkiye’de büyümenin lokomotifi özel sektördür. Türkiye’yi ‘Süper KOBİ’lerle’ tanıştıracağız. DEVA Partisi iktidarında dünyayla rekabet etme gücü olan en az 100 bin Süper KOBİ’miz olacak.”

Sanayide her gün bin istihdam: “İstihdamda atılım yapacağız. Her iş günü 1000 yeni sanayi istihdamı sağlayacağız. İktidarımızın ilk döneminde sanayi istihdamımızı 1 milyon kişi artıracağız.”

Ara değil, aranan eleman: “İstihdamı, ara değil, aranan elemanlarla büyüteceğiz. Özel sektörün yönettiği, iş garantili meslek ve çıraklık okullarını yaygınlaştıracağız. Cobot, yani insan-robot iş birliğine ayrı bir önem vereceğiz. İş gücünde yarınların yetkinliğine Türkiye’yi eriştireceğiz.”

Yeni finansman modeli: “Yeni bir finansman modeli sunacağız. Yatırımların artması lazım. Bunu sağlamak için de yatırımcılarımıza destek olmak lazım. Yatırımcıya uzun vadeli ve teminat şartları uygun krediler sunmak lazım. Kamunun yatırımcıya ve iş yapanlara karşı yükümlülüklerini tam ve gününde yerine getirmesi lazım. Vergi oranlarının makul olması lazım.”

Yenilikçiliğin iktidarı: “Yenilikçiliği iktidara taşıyacağız. İktidarımızın ilk döneminde en az 1 yarı-iletken tesisi ve en az 2 elektrikli araç pil fabrikası kurulmasını sağlayacağız. Yerlilik katma değerle ölçülüyor. Kritik, hayati ürünlerde Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltması gerek. Yarı iletken ve çip gibi alanlarda Ay’a yolculuk projesi başlatıyoruz. Ay’a öyle ‘sert düşüş’, kontrolsüz bir demir parçasını Ay’a düşürdüm, isabet ettirdim’ değil.”

Katma değer hamlesi: “Katma değer hamlesi başlatacağımız ilk dört sektörde otomotiv, kimya, tekstil ve medikal var. Tüm bu sektörlerdeki başarılarımız, Sayın Erdoğan’a emekliliğinde silmeyeceği tweetler attıracak. Bizi kutlayacağından hiç kuşkumuz yok, sonuçta memleketin başarısı. O da sevinir diye tahmin ediyoruz.”

Kaliteli büyüme: “Ekonomik büyümemize kalite kazandıracağız. Şu anda emeğin millî gelirden aldığı pay yüzde 36’dan yüzde 25’e düşmüş durumda. Yüzde 75’i sermaye alıyor. Türkiye niteliksiz, gelişigüzel ve ülkenin yoksul kesiminin sırtına basarak gerçekleşen büyüme yaşıyor. Böyle bir büyüme istemiyoruz. Biz; dünyadaki dönüşümü avantaja çeviren, uluslararası patent ve marka başvurularını ikiye katlayan bir aklı devreye sokacağız.”

“Yeter ki Sen İste” projesi: “Devlete girişimcilik yaptırmayacağız. Devlet, girişimcinin işini kolaylaştıran bir katalizör işlevi görecek. Katalizör devlet; KOBİ’sine, esnafına ve girişimcisine kolay ve hızlı hizmet sağlayan, tek durak ofiste herkesin işini kolaylaştırmak… Bir de yeni sistem projesi hazırladık. Adı, ‘Yeter ki Sen İste’. E-devlet’e benzer bir şekilde girişimcilerimiz, küçük işletmelerimiz, esnafımız internet üzerinden her türlü işini yapacak. Devlet kapısında sürünmeyecek.”

Lokomotif teşvikler: “Lokomotif teşvikler vereceğiz. Net katma değer, tedarik zincirindeki rol gibi kriterlere bakacağız. Teşvik sistemimizi komple sadeleştireceğiz.”

Paylaşın

“Altılı Masa Cumhurbaşkanı Adayını Anketle Belirleyecek” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayını, tüm ülkeye yayılan bir anketin sonunda belirleyeceği ve bu anketin yılın ilk günlerinde yapılacağı ileri sürdü.

Diken’den Altan Sancar’ın kulis haberine göre; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir tartışılan cumhurbaşkanlığı adaylığına dair CHP içinden gelen açık destek yerini “İzle ve gör” yaklaşımına bırakıyor. Uzun süre “Adayımız Kılıçdaroğlu” diyen CHP’li bazı isimler dahi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adaylık ihtimalini reddetmiyor. Öte yandan ‘altılı masa’nın adayı belirlemek için anket düzenlemeye hazırlandığı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun gezileriyle birlikte açıklamaları cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı tartışmalarını beraberinde getirmişti. Vaatleri ve sosyal medyada yayınladığını videolarda kullandığı ‘ben’ dili de bu beklentileri büyütmüştü. CHP içindense gerek açık kimlikle gerekse kulis haberlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığına işaret ediliyordu.

CHP’nin de olduğu ‘altılı masa’nın önemli aktörü İYİ Parti’nin lideri Meral Akşener ve partinin kurmaylarıysa Kılıçdaroğlu’na ‘saygı duyduklarını, ancak adayın kazanacak bir isim olması’ yönünde görüşlerini açıklamıştı. DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden de benzer açıklamalar gelmişti. Partiler İBB Başkanı İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığını reddetmemişti.

Tüm şehirlerde anket

Haberdeki bilgilere göre, ‘altılı masa’ ilerleyen aylarda cumhurbaşkanı adaylarını belirlemek üzere Türkiye’nin tüm şehirlerini ve toplumsal gruplarını kapsayacak bir ankete hazırlanıyor.

Parti kulislerinden edinilen bilgilere göre farklı şirketler üzerinden yürütülecek çalışmalarda yer alacak isimlere ve tarihlerine liderler karar verecek. Anket sonuçlarının liderlere ulaşması ve koalisyon mutabakatının sağlanmasının ardından da adayın belirlenmesi için son adımlar atılacak. Masanın anket çalışmalarına 2023’te başlaması bekleniyor.

Haberde, CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destekleyen bazı isimlerin İmamoğlu’nun adaylığını net şekilde reddetmediği vurgulandı ve “Geçtiğimiz aylarda Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ‘kesinleştiğini’ söyleyen bir başka CHP’li isim de adaylık tartışmalarına ‘temkinli yaklaşmayı’ tercih ediyor. İmamoğlu’yla birlikte Yavaş’ın da adaylık şansını ‘yüksek’ gördüğünü söyleyerek ‘kazanacak aday’ tartışmasının partileri içinde de karşılık bulduğunu belirtiyor” ifadesi yer aldı.

Paylaşın