Ekrem İmamoğlu Kararı ‘Altılı Masa’nın Seçim Planlarını Nasıl Etkiler?

“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmiş değil” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Tanju Tosun, “‘Öncelikle aday konusu Altılı Masa’ya bağlı, ısrarla buradan çıkacağının altını çiziyorlar. Kemal Beyin adaylık konusunda istekli olduğunu ve son açıklamalarıyla da sürecin olağan akışında devam edeceğini anlıyoruz” dedi ve ekledi:

“Muhtemel ocak sonuna doğru aday açıklanacak. Benim anladığım kadarıyla Kemal Bey aday olma konusunda aynı noktada. Ama Meral Hanımın tavrı çok önemli, eğer Ekrem Bey yönünde bir ısrarı olursa Kemal bey bu noktada geri adım atar. Böyle bir senaryo Altılı Masa’nın elini güçlendirir, ve AKP’nin de başından beri kurduğu oyunda elini zayıflatır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararıyla birlikte Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı bir kez daha gündemin en sıcak başlığı oldu.

Bir yandan İmamoğlu’na verilen cezanın hukuki ve siyasi yansımaları tartışılırken bir yandan da muhalefetin İmamoğlu’nda karar kılarak, yakalanan bu ivmenin sürdürülmesi gerektiğine dair yorumlar yapılıyor. Farklı düşünenler de var…

Optimar Araştırma’nın sahibi Hilmi Daşdemir’e göre tüm bu olup bitene bakarak Altılı Masa’nın adayı İmamoğlu’dur denilemez.

Fakat düne göre elinin daha da güçlendiği ve yargılamanın İmamoğlu lehine bir katkısı olduğu kanaatinde Daşdemir.

”Her ne kadar İmamoğlu genel başkanı için zaman zaman destek açıklamaları yapsa da ben hiç bir zaman da oyunun dışında kaldığını düşünmedim. Yargılama süreci hukuki bir süreç, ‘ahmak’ sözünün hakaret olduğunu söyleyenler ve söylemeyenler var ama ben daha çok toplumsal boyutu ile ilgili konuşabilirim. Buradan bakınca siyasi anlamda bir rantı var bu durumun. Dolayısıyla bu yargılamanın İmamoğlu lehine bir katkısı oldu elbette.”

Hilmi Daşdemir halihazırda yargılama süreci devam ederken, İmamoğlu hakkında verilen cezanın onanmış olarak kabul edilmesinin hükümete dair oluşturulan algı ile alakalı olduğu düşüncesinde.

”Hükümet müdahale etmiş olarak algılanıyor… Fakat siyasi olarak bir mağduriyet üzerinden bu durumun İmamoğlu’na bir faydası olur mu bilinmez. Çünkü her zaman da bu mağduriyet hikayeleri tutmaz. Toplumun nasıl algıladığına çok bağlıdır bu… Fakat Sayın Erdoğan ve Sayın İmamoğlu hakkındaki kararların benzer olduğuna dair yorumlar var, buna da katılmıyorum. Erdoğan bir şiir okuyarak fikirlerini ifade etmeye çalıştığı için ceza aldı, İmamoğlu ise bir hakaret davasına maruz kalarak ceza aldı ki bu ceza daha onanmadı. Karara göre bir değerlendirme yapılmalı ancak iki konu birbirinden bağımsız.”

İmamoğlu’nun olası adaylığı karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl bir siyaset izleyeceği de merak konusu.

Hilmi Daşdemir’e göre Erdoğan, İmamoğlu’nun şimdiye kadar belediye başkanlığı döneminde yapmış olduğu hizmetlere bakacak. Bununla birlikte, Erdoğan ‘dış politika, Cumhuriyet ve AK Parti döneminde yapılan yatırımların mukayesesi ve de İmamoğlu’nun yetersizliği’ tezi üzerinden bir siyaset izleyecek…

”Olur da İmamoğlu Altılı Masa’nın adayı olursa, Sayın Erdoğan İmamoğlu’nun belediye hizmetlerine bakacaktır. Başkanlığı döneminden beri yaptığı yatırımlar ve toplu taşıma hizmetlerinde ciddi aksama var, kamuoyunun da gündeminde bu durum. Bir yıl öncesine yaptığımız kamuoyu araştırmalarında İmamoğlu’na verilen destek on puan kadar düşmüş durumdaydı. Bence bu faaliyetler ve hizmetler denetlenecek, gözardı edilmeyecek.”

Ayrıca İmamoğlu’nın 23 Haziran sonrasında Cumhurbaşkanı gibi hareket etmesi ve bunun üzerinden bir kurgu yapılması ciddi anlamda ayağını yerden kesti ve iletişim kazalarına neden oldu. Bu iletişim kazalarına yenileri de eklenebilir… Böyle bakıldığında Sayın Erdoğan belediye faaliyetleri, dış politika, Cumhuriyet ve AK Parti döneminde yapılan yatırımların mukayesi üzerinden bir değerlendirme yapacak… Ve İmamoğlu’nun yetersizliği üzerinden bir siyaset izleyecek.”

”Kemal Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor fakat Meral Akşener’in tavrı çok önemli”

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Tosun’a göre, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmiş değil.

Fakat bu noktada da İYİ Parti lideri Meral Akşener’in tutumunun belirleyici olacağını söylüyor.

”Öncelikle aday konusu Altılı Masa’ya bağlı, ısrarla buradan çıkacağının altını çiziyorlar. Kemal Beyin adaylık konusunda istekli olduğunu ve son açıklamalarıyla da sürecin olağan akışında devam edeceğini anlıyoruz. Muhtemel ocak sonuna doğru aday açıklanacak. Benim anladığım kadarıyla Kemal Bey aday olma konusunda aynı noktada. Ama Meral Hanımın tavrı çok önemli, eğer Ekrem Bey yönünde bir ısrarı olursa Kemal bey bu noktada geri adım atar. Böyle bir senaryo Altılı Masa’nın elini güçlendirir, ve AKP’nin de başından beri kurduğu oyunda elini zayıflatır.”

Prof. Dr. Tanju Tosun Yargıtay’ın, İmamoğlu hakkındaki kararı onaması halinde oluşan mağduriyetin Altılı Masa’nın elini güçlendireceği kanısında.

Prof. Dr. Tosun, Ekrem İmamoğlu’nun yasaklı hale gelmesi durumunda ise Meral Akşener’in aday belirleme sürecinde etkin rolü olacağını ifade ediyor.

”Belki Yargıtay kararı onarsa Ekrem Bey siyasetin dışında kalır, aday yapılmaz. Ama özellikle buradaki mağduriyet Altılı Masa’nın adayının seçmen nezdinde milli irade adına__meşruiyetinin__artmasına katkı yapar. Eğer İmamoğlu yasaklı hale gelirse bu kez Sayın Kemal Kılıçdaroğlu mu yoksa Sayın Mansur Yavaş üzerinde mi durulur. Burada Meral Hanımın özellikle belirleyeci rol oynayacağı kanaatindeyim. Mansur Yavaş, hala bu denklemin içinde, edindiğimiz izlenim ve kamuoyu araştırması bunu gösteriyor. İYİ Parti teşkilatında Mnasur Beyin adaylığı öne çıkıyor.”

Ekrem İmamoğlu verilen cezanın hukuki sürecinin hızlandırılacağını da düşünmüyor Prof. Dr. Tanju Tosun. Çünkü aksi durumun bumerang etkisi yaratacağını söylüyor.

”Aday gösterildiği takdirde sürecin hızlandırılacağını düşünmüyorum, bu bumerang etkisi yaratır. Milli irade üzerinden meşruiyet arayan bir hareketin, bizahiti bu iradenin meşruiyeti konusunda atacağı adımlar, Altılı Masa’nın seçmen nezdinde daha fazla itibar kazanmasına yol açar. Seçmen ne yapılmak istendiğini görür, eski siyasilere yasak getirildiğinde iktidara gelen isimler var. Halk asla bu müdahalalere olumlu bakmıyor.”

”Erdoğan’ın karşısında bu haliyle yarışacak olan İmamoğlu, ceza almamış bir İmamoğlu’ndan çok daha güçlü”

Siyaset Bilimci ve istanpolinst Genel Direktörü Seren Selvi Korkmaz’a göre ise İmamoğlu Saraçhane’ye bu çağrıyı yaparak ve de yanına Akşener’i alarak altı lideri etrafında topladı.

Korkmaz, İmamoğlu’nun kendisine dair soru işaretleri olanları bile tarafına çekmeyi başardığına dikkat çekiyor.

”İmamoğlu Saraçhane’ye bu çağrıyı yaparak, yanına da Akşener’i alarak altı lideri etrafında topladı. Bu da oyun değiştirici olduğunu ve toplumun desteğini aldığını gösterdi. İmamoğlu’na dair soru işaretleri olanlar bile bugün çok farklı düşünüyor. Öte yandan daha önceleri yaptığımız araştırmalarda iktidar seçmeni yerel seçimlerdeki adaletsizliğe vurgu yapmıştı. O yüzden baktığınızda Erdoğan’ın karşısında bu haliyle yarışacak olan İmamoğlu, ceza almamış bir İmamoğlu’ndan çok daha güçlü.”

Bu tablodan sonra İmamoğlu’nun adaylığının güçlendiğini fakat yine de Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair son kararın Kemal Kılıçdaroğlu’na ait olduğunun altını çiziyor Siyaset Bilimci Korkmaz.

Siyaset Bilimci ve istanpolinst Genel Direktörü Seren Selvi Korkmaz her ne kadar daha önce Altılı Masa liderlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığında bir uzlaşı olsa da İmamoğlu etrafında oluşan havanın masadaki liderleri de etkileyebileceği görüşünde.

”Bu saatten sonra İmamoğlu’nun adaylığı Kılıçdaroğlu’na bağlı. Ama özellikle bu süreçte İmamoğlu’nun açıkçası adaylığının daha da kuvvetleneceğini düşünüyorum. Altılı Masa’daki liderlerde de fikir değişikliği olmuş olabilir. Çünkü daha önce Kılıçdaroğlu’nda bir konsodilasyon vardı ama İYİ Parti’nin fikir değişikliğini gözlemleyebiliyorduk. Ama bu atmosferin diğer liderlerini etkileyeceğini düşünüyorum.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Saraçhane’de Gövde Gösterisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı Masa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yargılandığı davada çıkan sürpriz hapis cezası kararının ardından Saraçhane’de gövde gösterisi yaptı. 

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Başkanı Gültekin Uysal’ın katıldığı mitingde Saadet Partisi’ni İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı temsil etti.

“Millet, iradesine sahip çıkıyor” sloganı altında düzenlenen etkinlikte ilk olarak sahneye çıkan İmamoğlu, 2019 seçimlerinde İBB için kullanılan oyların geçersiz sayıldığını hatırlatarak “Tertemiz, helal oyunuzu iptal ettiler. Seçimi yenilediler. Onlar sizin seçtiğiniz belediye başkanını görevden alıp hapsetmek için mahkemeden karar çıkarttılar. Baktılar mahkemenin hâkimi istedikleri gibi karar vermeyecek onu sürüp başka bir hakimle karar çıkarttılar. Bu ülkeyi yönetenlerin sizinle ne dertleri, ne alıp veremedikleri var?” sorusunu yöneltti.

“Bunlar hasta, çok hasta. Bunlar milletin iradesine karşı alerjisi olan insanlar” diyen İmamoğlu, “Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun halkın oylarıyla seçilmiş bir yöneticiyi haksız, hukuksuz biçimde görevden almak haddini bilmemektir” dedi.

Altılı masanın en çalışkan neferi olacağı sözü veren İmamoğlu, “Ben ortak aklın iradesine inanıyorum. Toplumun barış içinde, ortak bir geleceği inşa edeceğine inanıyorum. Onların dikte ettirdiği yok hükmündeki kararlardan asla korkmuyorum. Birlikte bu karanlık günleri aşacağız. Asla üzülmeyeceğiz. Asla öfkeye kapılmayacağız. Ama hep birlikte kararlı olacağız. Bu dava bana açılmış bir dava değil. Bu dava ülke davası. Bu dava adalet davası. Bu dava eşitlik davası!” diye konuştu.

İmamoğlu, konuşmasını “2023 çok güzel olacak. Yalnız benim ya da senin için değil. Hepimiz için çok güzel olacak. Bütün vatandaşlarımız için çok güzel olacak. Herkes kazanacak. Çocuklarımız kazanacak. Gençlerimiz kazanacak. Hepinizi çok seviyorum. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Her şey çok güzel olacak!” diye tamamladı.

Kılıçdaroğlu: Maratonun sonuna geldik

İmamoğlu’nun ardından sahneye gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 16 milyon İstanbullunun iradesine bir yargıç aracılığıyla darbe vurulduğunu belirterek “Şunu herkes çok iyi bilsin. Ekrem Başkan hakkında verilen karar bize bir milim geri adım attırmayacaktır. Adalet ağacının içindeki kurtları tek tek temizleyeceğiz. Açık ve net ifade edeyim hiç kimse, hiçbir güç Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’a hizmet etmekten alıkoyamaz” dedi.

“Hiç kimse unutmasın ve umutsuzluğa kapılmasın. Bu bir maratondur. Maratonun sonuna geldik. 6 ay sonra maraton bitecek” şeklinde konuşan Kılıçdaroğlu, vatandaşlara “Asla başınızı öne eğmeyin, önümüzde altı ay kaldı. Siz de haykırın. İktidar, iktidar, iktidar. İktidar olmak için geliyoruz” diye seslendi.

Babacan: İmamoğlu kardeşime yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kılıçdaroğlu’nun ardından bir konuşma gerçekleştirdi. Babacan, üç dönem seçim kuralını hatırlatarak iktidarın artık bu kurala uymadığını belirtti, AKP’nin iktidara gelmeden önce verdiği sözlerden döndüğünü vurguladı.

“İmamoğlu kardeşime yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum. Canan Kaftancıoğlu’na ve Demirtaş’a yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum. İktidarın kaybettiği belediyelere kayyum atayarak rövanş almasını kabul etmiyorum. Nedir bu çektiğimiz? Devlet gücünü ele geçiren başlıyor altındakileri ezmeye, zulmetmeye…”

Uysal: Bu deli gömleğini her türlü yırtacağız

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal, Saraçhane’deki mitingde yaptığı konuşmada “Türk milletinin tarihi yürüyüşünde önemli bir kilometre taşının bulunduğu noktadayız. Milletim için üzüntü içerisindeyim. Bu büyük devlet için üzüntü içerisindeyiz. Geleceği karartılan gençlerimiz adına üzüntü içerisindeyiz” dedi.

Uysal ayrıca, “Demokrasi ile hukuk ile bu iktidar sahiplerinin ufuklarını gömdük. Bakmayın isimlerine Adalet ve Kalkınma Partisi dediklerine. Adaletleri batanı çok oldu. Onların adaleti Deniz Feneri davalarında zaten batmıştı. Adınız ak olacağına alnınız ak olaydı” ifadelerini kulandı.

“Bu kararın milletin vicdanında nokta kadar bir karşılığı yoktur” diyen Uysal şöyle devam etti. “Bugün, bu büyük ülkenin her şeyini çalanlar; çaldıkları yetmedi, sandığı çalmaya kalktılar. Ama bilsinler ki; dünümüzü çalanlara yarınlarımızı çaldırtmayacağız. Bu deli gömleği her türlü yırtacağız.

Davutoğlu: Sahip olduğunuz mutlak güç sizi aldatmasın

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, Saraçhane’de “Meselemiz sadece Sayın İmamoğlu’nun hak ettiği makamı korumak değildir. Meselemiz İstanbul seçmeninin iradesini korumak, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik değerlerini korumaktır” dedi.

Davutoğlu ayrıca “Güç sahipleri, sakın ha sahip olduğunuz mutlak güç sizi aldatmasın, geçmişte nice mutlak güç sahipleri aldandılar. Demokrasi aşığı 85 milyon adına söylüyorum korkmadık, korkmayacağız. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, herkesin hakkını koruyacağız.” ifadelerini kullandı.

Akşener: Demokrasi, sandık ve bu irade bizimdir

Davutoğlu’nun ardından sözü alan İYİ Parti Merak Akşener, şu ifadeleri kullandı: “Yüz yıl önce olduğu gibi bugün de ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyenler burada. İstanbul’dan haykıranları duymadıkları anda biz Saraçhane’deyiz. Siz diyorsunuz ki ‘Saray sizinse Saraçhane bizimdir’ 16 milyon İstanbullunun iradesi burada.

Size bize terörist deseler de haksız yere Ekrem kardeşimi yargılasalar da bu irade, bu yürek, bu cesaret bu demokrasi aşkı bu sandıkta verilecek cezanın ortaya koyduğu irade gösteriyor ki artık 16 milyon İstanbullunun dışında 85 milyon Türkiyelinin de Ekrem İmamoğlu’nun yanında olduğunu görüyoruz. Hiçbir haksızlık sonsuza kadar sürmez. Geldikleri gibi giderler. Demokrasi, sandık ve bu irade bizimdir”

Sabri Tekir: Şüphesiz kaybedecekler

Akşener’in ardından sözü Saadet Partisi Genel Vekili Sabri Tekir ise, “Dünden bugüne, adalet mekanizmasına kişisel ve siyasi hesaplarla müdahale edenler mutlaka ve mutlaka kaybetmişlerdir, eğer böyle bir müdahale varsa, buna müdahil olanlar şüphesiz kaybedeceklerdir” dedi.

Altılı Masa’ya dahil olan Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, önceden planlanmış bir hastane randevusu nedeniyle Saraçhane’deki programa katılamayacağını açıklamış, “Orada bulunan herkese canıgönülden selamlarımı iletiyorum. Hepimizin ortak talebi: Önce Adalet, Her daim adalet, Herkese Adalet!” paylaşımında bulunmuştu.

Ne olmuştu?

İmamoğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi dün 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmiş ve TCK’nın 53’üncü maddesi uyarınca “siyasi yasak” hükmü uygulamıştı. Kararın kesinleşmesi için istinaf mahkemesi ve Yargıtay süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor.

İmamoğlu, 30 Ekim 2019’da Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen kongrede 31 Mart seçimlerinin iptal edilmesini eleştirmiş, Soylu buna karşı yaptığı açıklamada, “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum; bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti. Gazetecilerin Soylu’nun bu sözlerini soruğu İmamoğlu da, “Ben lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Tam da 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır, önce oraya bir odaklansın” yanıtı vermişti.

İmamoğlu bu sözleriyle, yanıt verdiği Soylu’yu kastettiğini savunuyor. Geçen duruşmada tanık olarak dinlenen FOX TV muhabiri Gülşah İnce de bu yönde beyanda bulunmuştu.

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: Altılı Masa Yeni Metin Sunabilir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın, başörtüsü ve ailenin korunması başlıkları altına sunduğu anayasa değişikliği teklifi ile ilgili komisyon görüşmeleri sırasında iktidarın teklifine ilişkin çekincelerin düzeltildiği yeni bir metin sunmasının da ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünün yasa değişikliği teklifi ile teminat altına alınmasını önermesinin ardından iktidar konuyu anayasa değişikliği ile yapmak için çalışmalara başlamıştı. Bu kapsamda “başörtüsüne anayasal güvence ve ailenin korunması” ile ilgili anayasa değişikliği önerisi, Cumhur İttifakı ortakları MHP ve BBP ile birlikte toplam 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na geçen Cuma günü sunulmuştu.

İYİ Partililerden Kılıçdaroğlu’na tepki

İktidarın teklifini sunmasının ardından Altılı Masa’yı oluşturan partiler içinde nasıl tutum izleneceğine dair toplantılar düzenlendi. CHP’nin Merkez Yönetim Kurulu ile İYİ Parti’nin ise Genel İdare Kurulu Pazartesi günü yaptıkları toplantılarda konuya ilişkin nasıl bir yol çizilmesi gerektiği ele alındı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in edindiği bilgilere göre İYİ Parti’nin GİK toplantısında hemen hemen her üye söz olarak böyle bir konunun gündeme gelmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi ve halkın ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiği bir dönemde aslında günümüzde sorun olmayan başörtüsü meselesinin yeniden gündemde olmasını doğru bulmadıklarını belirttiler.

Toplantıda söz alan İYİ Partililer Kılıçdaroğlu’nun böyle bir teklifi Altılı Masa ile istişare etmeden gündeme getirmesini eleştirerek “Şimdi ekonomide vatandaşın en canının yandığı böyle bir dönemde gündem ekonomi olması gerekirken Ocak sonu Şubat ayına kadar iktidar bunu gündeme taşıyabilir” endişesini paylaştılar.

Bu kapsamda toplantıda şu anda anketlere göre önemli bir oranda olduğu gözlemlenen arada kalan kararsız seçmenin bu tartışmalar nedeniyle AKP’ye doğru kayma riski de dile getirildi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da toplantının ardından yaptığı açıklamada iktidarın teklif metnine ilişkin bazı düzeltmeler yapılması gerektiği ifade edilmekle birlikte GİK’teki genel eğilimin “olumlu” olduğunu belirtmişti. Zorlu, “Burada iki önemli hususun altı çizildi. Bir; metin içerisinde riskli gördüğümüz, ileride problem yaratacağını düşündüğümüz bazı ifadeler var. Bunların değiştirilmesi gerekmektedir. Genel İdare Kurulumuzdan çıkan ortak görüş budur. Bununla birlikte Genel İdare Kurulumuzda çoğunluğun eğilimi, temayülü ise olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz yönündedir. Yani, evet yönündedir” demişti.

Altılı Masa’dan yeni bir teklif mi gelecek?

Kılıçdaroğlu ise dün gazetelerin Ankara temsilcileri ile düzenlenen toplantıda soru üzerine anayasa değişikliği ile ilgili anayasa hocalarından görüş alacaklarını belirterek “Bir bakacağız. Ondan sonra oturup karar vereceğiz. Büyük bir olasılıkla önümüzdeki süreçte, altılı masada da konuşulabilir. Oturur konuşuruz. Ona göre bir karar veririz, birlikte” ifadelerini kullandı.

Her ne kadar şu ana çeşitli açıklamalar yapılmış olsa da genel beklenti altılı masa liderlerinin 26 Aralık’taki toplantı öncesinde karşılıklı görüşmelerle bu konuda bir eşgüdüm sağlamaya çalışacakları yönünde.

İYİ Parti konuyu gündeme getiren parti CHP olduğu için çözümünü ya da eşgüdümü sağlaması gereken tarafın yine CHP olduğunu düşünüyor. Bu arada gerek CHP gerekse İYİ Parti bu aşamada teklifi toptancı bir şekilde reddetmeyi ise doğru bulmuyor.

Peki Altılı Masa bu konuda eşgüdümü sağlamaya yönelik nasıl bir çözüm bulabilir?

Edinilen bilgiye göre teklifin TBMM’deki komisyon görüşmeleri sırasında muhalefet üyeleri anayasa hukukçularının da katkılarının bulunacağı, çekince görülen ifadelerin düzetilmiş halinin yer alacağı yeni bir metin sunabilir.

Macaristan’dakine benzer referandum tuzağı endişesi 

Öte yandan gerek İYİ Parti gerekse CHP ailenin korunması başlığı altında eşcinsel evliliklerin yasaklanmasını getiren hükmün iktidar tarafından Macaristan’dakine benzer şekilde yeni bir kutuplaştırma yöntemi olarak kullanılacağını düşünüyor.

İktidarın teklifi ile Anayasa’nın 41’nci maddesin “Ailenin korunması” ile ilgili başlık altındaki birinci fıkraya, “Evlilik birliği ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” hükmünün eklenmesi öngörülüyor.

Muhalefet ise Türkiye’de eşcinsel evliliklerin yasal olarak zaten mümkün olmadığına dikkat çekerek bunu Macaristan’daki referanduma benzer bir tuzak olarak görüyor.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de teklifin sunulması ile ilgili düzenlediği basın toplantısında “Hem Nüfus Kanunu’na hem de Medeni Kanunu’na göre zaten evlilik birlikteliği bir kadın ve bir erkekten oluşur. Ama ailenin korunması ile ilgili toplumsal ihtiyaç vardı” demişti.

Oylama süreci nasıl işliyor?

Anayasa değişikliği tekliflerinde Genel Kurul’da, iki ayrı madde için iki tur oylama düzenleniyor. Milletvekillerinin oylarını gizli kullandığı oylamada maddeler ayrı ayrı oylanıyor.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AKP’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AKP ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Paylaşın

Babacan’dan İktidara ‘Büyüme’ Tepkisi: Fakirden Alıp Zengine Veriyorlar

İktidarın ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti iktidarının ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştirdi. Babacan, sosyal medya hesabında, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” notuyla video paylaştı.

Babacan’ın videodaki konuşması şöyle:

“Bana soruyorlar şimdi asgari ücret ne olmalı, emekli maaşı ne olmalı? Ben de diyorum ki ‘Formül vereyim çok basit.’ Çünkü bugün söylediğim rakam ay sonuna kadar eriyip gidecek. Ben diyorum ki; bir, ay sonunu niye bekliyorsunuz? Yapacaksanız şimdiden yapın, elinizi tutan mı var? Niye eylülde, ekimde artırmadınız madem para eridi de? Oyalama. Varsayalım ki 1 Ocak’ta artıracaksınız. Formül basit. Gerçek, dürüst enflasyonu alın, üzerine bir de refah payı ekleyin.

‘Büyüdük’ diyoruz ya…Milli gelirden de bu büyümenin payını alsın. Emeklilerimiz de alsın, işçilerimiz de alsın, herkes alsın. Bu sadece satın alma gücünü koruyacak bir rakamdır. İşte, ‘Enflasyon kadar artırdık daha ne istiyorsunuz’ demeyin. Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.”

Babacan’dan ATV’deki sansüre tepki

Ali Babacan, ATV’de yayınlanan ‘Esra Erol’da’ programında Besime adlı kadının kızıyla Kürtçe konuşması sırasında yayının sesinin kesilmesine tepki gösterdi.

Babacan soyla medya hesabından söz konusu haberi paylaşarak programda yaşananlara Kürtçe “Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e” sözleriyle tepki gösterdi. Ali Babacan, ifadenin Türkçe tercümesini de yazdı.

Babacan’ın paylaşımı şöyle:

“Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e. Biz bu rencide edici yaklaşımı reddediyoruz. Ayıptır, günahtır, yazıktır.”

Paylaşın

Altılı Masa, HDP’yle Uzlaşırsa Yüzde 55-60 Potansiyeli Var

2023’te yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala, ‘millet’ ve ‘cumhur’ ittifaklarının oy oranları arasında uçurum olmadığı anketlere yansıyor. Birçok ankette partiler ve ittifakların oy oranı başa başa çıkıyor.

T24’ten Murat Sabuncu‘ya konuşan Bekir Ağırdır, oy oranları yüzde 31 ila 37-38 arasında değişse bile AKP’nin halen birinci olduğunu, CHP’nin araştırmalara bağlı olarak yüzde 22 ila 26-27 arasında değiştiğini kaydetti.

Ağırdır, AKP’ye oy verenlerin bir kısmının yaşam tarzları, dini inançları veya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a duygusal bağları nedeniyle oy verdiğini, hataları gördüklerini ama güvenin ağır bastığını ifade etti. Ağırdır, AKP’ye oy veren diğer kesimlerin gerekçelerini sayarak oyların belirli bir seviyede tutulduğunu ancak daha fazla gerilemeyeceği anlamına gelmediğini kaydetti.

‘AKP – MHP yüzde 51 zor’

Ağırdır şöyle devam etti: “Öbür tarafın ne yapacağına bakıyorlar ama sonuçta MHP ile beraber baktığımız zaman AK Parti’ye işte 40-42 bandında bunu çok zorlasa bile 45 yapabilir ama 51 yapma ihtimali neredeyse yok. Çünkü o kopan insanlar yani AK Parti dediği 50’lerden hatta bir dönem tek başına 56’lara ulaştığı zamandan bugün 30’lara geldiyse kaybetmemiş değil yarı yarıya neredeyse kaybetmiş durumda. O kaybettiklerini de sadece fevri bir duyguyla kaybetmiş değil.”

‘Altılı masanın bir özelliği var’

Ağırdır, altılı masanın sosyal demokrat ve İslamcı gelenekten partilerin bulunduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “6’lı Masa’da bir sosyal demokrat parti var. İslamcı gelenekten gelen ama daha sonra dünyevileşmiş kesimleri temsil eden Deva, Gelecek gibiler var. Dindarları temsil eden ama dinin bu kadar siyasete araç edilmesine ya da yolsuzluğa itirazı olan Saadet Partisi gibi birisi var.

İyi Parti gibi daha geleneksel, daha milliyetçi ya da Atatürkçü değerlere yaslandığını iddia eden sol fikriyatla mesafeli olan ama kentli, metropollü başka bir sosyolojik kümenin partisi var. Dolayısıyla bir bakıma bu 6 partinin bir arada oluşu anlamlı ama eksik yani bakarsan 3 Türkiye analizine geri dönersek üçünü de temsil etmiyor. Kürtler yok orada. Problem orada.

‘HDP’yle uzlaşılırsa yüzde 55 – 60 potansiyeli var’

Dolayısıyla da bu itirazlardan ve gerçek hayatın sorunlarından iktidarın yorgunluklarından, hatalarından sonuç olarak 6’lı Masa’da işte 42-45 bandında ama AK Parti, MHP ortaklığının 51’e ulaşma şansı zor görünse de 6’lı Masa’nın eğer HDP ile ya da Kürtlerle bir uzlaşma dili yakalayabilirse, HDP ile konuşarak, uzlaşarak, ittifak yaparak, Kürtlerin ihtiyaç ve talepleri üzerinden yeni bir siyaset inşa ederek 55-60’a kadar çıkabilecek de bir potansiyeli var.

Çünkü bütün bu tartışmanın, bu sosyolojik analizlerin dışından baktığımızda gidişata memnuniyet ya da gidişattan rahatsızlık diye baktığımızda ama yönetim düzenine ama ekonomik gidişata ama ülkenin etrafındaki risklere, fırsatlara bakarak insanların kanaatlerine, toplumun kanaatlerine baktığımızda toplumun 3’te 2’si iktidarın karşısında ve gidişata itirazı var, 3’te 1’i de iktidarın yanında her şeye karşın.

‘AKP – MHP’nin oy potansiyeli…’

Demek ki 6’lı Masa’nın ve HDP’nin meselesi nasıl oy alırlar da da bu 3’te 2 potansiyeli bir araya getirecek doğru siyaseti örebilirler meselesi. Ama AK Parti, MHP açısından bakarsak onların böyle bir tercihi yok. Onlar zaten Kürtleri neredeyse gözden çıkarmış durumdalar. Gençleri zaten neredeyse gözden çıkarmış durumdalar.

Dolayısıyla diyelim maksimumda 50-51 gibi olan bir maksimum potansiyellerinin ne kadarını gerçek hayata sayıya çevirebilecekleri peşindeler. Halbuki muhalefet 65’lere yakın bir potansiyeli nasıl sayıya ve seçimde bir sonuca çevirebileceğinin yolunu bulmak durumunda. İkisi de aynı potansiyelden başlamıyor. O nedenle 6’lı Masa’ya daha çok odaklanıyoruz. HDP’nin söylediklerine daha yakından bakıyoruz. Çünkü oyunun gidişatını muhalefetin yaptıkları belirleyecek iktidarın yaptıkları değil.”

Paylaşın

Ali Babacan: Bütçede 547 Milyar Lira Faiz Ödemesi Var

Partisinin genel merkezinde Sosyal Politikalar Eylem Planı’nın ikincisini açıklayan DEVA Lideri Babacan, Meclis’te görüşülen 2023 bütçesi için, “Bütçe Genel Kurul’a indi. O bütçede 547 milyar TL faiz ödemesi var. Bu yılki 330 milyar TL yetmedi. En az bir o kadar da kur farkı ödeyecekler. 650 milyarı 85 milyon vatandaştan vergilerle topluyor, heybeye dolduruyor, o heybeyi olduğu gibi zaten parası olana veriyor” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında ekonomik krize değinerek, “Koskoca ülke Survivor setine döndü. Dün İstanbul’dan Ankara’ya dönerken mola verdik. Bir TIR şoförü geldi yanıma. Emekli, 65-70 yaşlarında. ‘TIR şoförlüğü yapmasam geçinmem mümkün değil. 4500 lira emekli maaşı alıyorum’ dedi. Emekli vatandaşımız o yaşta yollarda direksiyon sallayarak hayatta kalmaya çalışıyor. Hani sosyal devlet?” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, 46 maddelik yeni taahhütlerini Sosyal Politikalar Eylem Planı’nın ikincisini açıklayarak paylaştı. Partinin genel merkezinde düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Genel Başkan Ali Babacan şu ifadeleri kullandı:

‘Sosyal adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz’’

“Özgür ve zengin Türkiye’nin yolu sosyal adaleti sağlamaktan geçiyor. Sosyal adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. ‘Yardım eden değil, yardımcı olan devlet’ anlayışıyla hareket edeceğiz.

‘Türk-İş’e baskı yapılıyor’

Neredeyse ortalama ücret haline gelen asgari ücret, açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı, asgari ücretin 4,5 katını aşmış durumda. Türk-İş bunu 40 yıldır açıklıyor. Bunu açıkladığı için son zamanlarda gittikçe daha çok baskıyla karşı karşıya kalıyor. Ama milyonlarca çalışanın temsilcisi olacaksınız bunu dosdoğru açıklamak zorundasınız. Hükûmet de onlara doğruyu söyledikleri için baskı yapıyor. Bu dönemde dik durabilmek, doğruyu söyleyebilmek en önemlisi.

‘Bütçede 547 milyar TL faiz ödemesi var’

Bütçe Genel Kurul’a indi. O bütçede 547 milyar TL faiz ödemesi var. Bu yılki 330 milyar TL yetmedi. En az bir o kadar da kur farkı ödeyecekler. 650 milyarı 85 milyon vatandaştan vergilerle topluyor, heybeye dolduruyor, o heybeyi olduğu gibi zaten parası olana veriyor.

‘Ülke Survivor setine döndü’

Koskoca ülke Survivor setine döndü. Dün İstanbul’dan Ankara’ya dönerken mola verdik. Bir TIR şoförü geldi yanıma. Emekli, 65-70 yaşlarında. ‘TIR şoförlüğü yapmasam geçinmem mümkün değil. 4500 lira emekli maaşı alıyorum’ dedi. Emekli vatandaşımız o yaşta yollarda direksiyon sallayarak hayatta kalmaya çalışıyor. Hani sosyal devlet?

“Bir bakan ‘Öyle bir miras bırakmışsınız ki yiyoruz bitmiyor’ dedi”

11 yıl bu ülkenin ekonomisini yöneten ekibin başında oldum. İbrahim (Çanakcı) Bey ekonomi yönetiminde teknik ekibin başındaydı. Görevimizi, devasa bir başarı hikayesi bırakarak devrettik. Benden sonra göreve gelen bir bakanın ifadesini söylüyorum: ‘Sayın Başkanım, öyle bir miras bırakmışsınız ki yiyoruz yiyoruz bitmiyor’ dedi. İsmi gizli kalsın. Hamdolsun sayısız hizmetlerde bulunduk. Hatalarımız da oldu ama ders alarak DEVA Partisi’ni kurduk. En önemli başarılarımızdan birisi mutlak yoksulluğu sıfırlamamızdı. Bu büyük utanca son verdik. Bugün ne yazık ki yeniden geldi.

‘Halkı kendine bağımlı kılmaya çalışanlarla mücadele veriyoruz’

Yoksullaşan halkı kendine bağımlı kılmaya çalışanlarla, vatandaşın başını kaldırmasına bile imkân vermeyen bu ortamdan siyasi nema elde etmeye çalışanlarla mücadele veriyoruz. 85 milyonu geçim derdine sürükleyen otoriter ittifakla mücadele ediyoruz.

‘İktidarın en büyük yalanını afişe ediyorum’

İktidar asılsız bir korku yayıyor. Mesela ne diyorlar? ‘İktidar değişirse sosyal yardımlar kesilir’ diyorlar. Böyle bir şey yok. Bu iktidarın en büyük yalanını afişe ediyorum. Yapılan yardımlara, kazanılmış haklara göz dikecek hiç kimseye biz geçit vermeyiz. DEVA Partisi buna hiçbir zaman müsaade etmez.

“Bizim kitabımızda ‘Altta kalanın canı çıksın’ diye bir şey yazmıyor”

İktidar ihtiyaç sahiplerinin siyasi görüşünü anlamaya çalışıyor. ‘Bizden mi, değil mi’ diye bakıyor. Parti teşkilatını yardım için gerekli bir durak olarak ortaya sokuyor. Biz bu adaletsizliğe son vereceğiz. Bizim kitabımızda ‘Altta kalanın canı çıksın’ diye bir şey yazmıyor. Biz, ihtiyaç sahiplerine ‘asgari gelir desteği’ sağlamaktan bahsediyoruz. Dünyanın konuştuğu bir model.

Asgari gelir desteği: Gelir yetersizse, farkı devlet kapatacak

Önce her haneye bir sosyal hizmet uzmanı atayacağız. O arkadaşlarımız gidecek, kapıları çalacak. ‘Bir ihtiyacınız var mı?’ diyecek. Devlet vatandaşın ayağına gidecek. Eve giren parayla eve girmesi gereken parayı karşılaştıracak. Gelir yetersizse, farkı devlet kapatacak.

‘Vergileri vatandaşlarımıza ayırarak ekonomiyi ayağa kaldıracağız’

‘DEVA Partisi yardımları artıracakmış, böyle mi olur’ diyenler olduğunu görüyorum. Evet, biz bu derin yoksulluk girdabından ancak böyle çıkacağız. Her birimizin harcamasından, kazancından alınan vergileri devleti batırma projelerine değil, vatandaşlarımıza ayırarak ekonomiyi ayağa kaldıracağız.

‘En önemlisi; insanların kendi çalışmalarıyla ayakta durabilmeleri’

Bizim için en önemlisi; insanlarımızın devlet yardımlarına ve desteklerine ihtiyacı olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri. Kendi imkânlarıyla, kendi çalışmalarıyla, kendi gelirleriyle ayakta durabilmeleri. Asıl hedefimiz ülkeyi öyle bir refah noktasına ulaştırabilmek. Mutlak yoksulluğu tekrar sıfırlamak boynumuzun borcu. Bu çok hızlı yapacağız. Bizim anlayışımızdaki devlet; yardım eden değil, yardımcı olan devlettir.

‘Herkes millî gelirden büyümenin payını alsın’

Varsayalım ki 1 Ocak’ta artıracaksınız. Formül basit. Gerçek, dürüst enflasyonu alın. Üzerine bir de refah payını ekleyin. Asgari ücretlilerimize, emeklilerimize, memurlarımıza verin. ‘Büyüdük’ diyorsunuz ya. Emekliler, işçiler, herkes millî gelirden büyümenin payını alsın.

‘Dünya Yaşlı Hakları Sözleşmesi’nin hazırlanma sürecini başlatmayı hedefliyoruz’

Yaşça büyük vatandaşlarımızın kendi ayakları üzerinde durabilen, isteklerini ve ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabilen, saygın insanlar olmasını çok önemsiyoruz. Dünyada bir boş vermişlik var. Birleşmiş Milletler nezdinde yaşlı haklarını koruyan bir sözleşme yok. Türkiye olarak kolları sıvayacağız. Dünya Yaşlı Hakları Sözleşmesi’nin hazırlanmasıyla ilgili bir süreci başlatmayı hedefliyoruz. Gün gelecek, herkes yaşlanacak. Bunu unutmayacağız, gençler.

Nafaka alanların 65 aylığı almasının önündeki engeller kaldırılacak

Nafaka alanların 65 yaş aylığı almasının önünde engeller var. İşin özü emeklilikse 65 hakkıyla nafaka hakkının eş zamanlı yürürlükte olması lazım. Bunu yapacağımızı ilan ediyoruz.

Evde bakım hizmetini sağlayan aile üyelerine ücretsiz destek

Daha önce; evde bakım aylığı alanların, genel sağlık sigortası primlerini ödeyeceğimizi, geçmişe yönelik borçları sileceğimizi söylemiştik. Şimdi de bakım hizmetlerini üstlenen vatandaşlarımızın karşılaştığı güçlükleri giderme yönünde ekleme yaptık: Evde bakım hizmetini sağlayan aile üyelerine bakım eğitimlerini ve psikolojik yönlendirme desteklerini devlet ücretsiz sağlayacak.

Esnaf kısa çalışma ödeneğinden faydalanacak

Sosyal güvenlikte; Esnaf Ahilik Sandığı’na dahil esnafın kısa çalışma ödeneğinden faydalanmalarını sağlayacağız. Ayrıca SGK ödemesi kapsamında olmayan ve kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaçların bedelini devletin karşılayacağını ortaya koymuş durumdayız.

‘Özel sektörde mola sürelerinin iyileştirilmesi gerekiyor’

Özel sektörde dinlenme hakkıyla, mola süreleriyle ilgili sorunlar var. Biliyoruz. Mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor. Ayrıca ILO’nun 173 sayılı ‘İşçi Alacaklarının Korunmasına İlişkin Sözleşmesi’ var. Eğer bir işyeri zor duruma düştüyse, bunun telafisiyle ilgili önceliğin çalışanlara verilmesi gerektiğini söylüyoruz.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken Yorum: Erdoğan Yeni Ortaklar Arıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına yeni ortaklar aradığını belirten DEVA Lideri Babacan, “Bizim altılı masanın partilerinden bir partiyi denedi, olmadı. İkinci partiyi denedi, olmuyor. Bakalım altılı masadaki partilerden kime, nasıl bir şey yapacak. Belli ki ortağından memnun değil” dedi ve ekledi:

“Yeni bir ortak bulsa belki bu ortağı kenara koymak isteyebilir önümüzdeki seçimlerde. Onu da bulamıyor. Kimse bu kadar büyük yanlışın ve hatanın içine ortak olarak girmek istemiyor. Bana göre mecburi bir ortaklık söz konusu. Artık birbirlerine katlanacaklar.”

FOX TV’de İlker Karagöz’ün sunduğu Çalar Saat programına katılan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TÜİK’in bugün açıkladığı enflasyon rakamını değerlendirdi.

Yıllık yüzde 84,39 olarak açıklanan enflasyonun halka sorulmasını isteyen Babacan, “TÜİK’in açıkladığının hiç kıymeti yok. Çünkü gerçek rakam değil. Alışverişe giden, kendine üst baş alan, gıda ihtiyacı için marketleri, pazarı gezen herkes görüyor ki Türkiye’de enflasyon en az yüzde 200. TÜİK’i referans alırsanız ülkede yoksulluk çoğalır. Sabit gelirli herkes kaybeder. Gerçek enflasyonu baz almak gerekiyor. Bizim asgari ücretle, emekli ve memur maaşlarıyla ilgili ölçümüz şu: Gerçek enflasyon artı refah payı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına yeni ortaklar aradığını belirten Babacan, şöyle devam etti:

“Bizim altılı masanın partilerinden bir partiyi denedi, olmadı. İkinci partiyi denedi, olmuyor. Bakalım altılı masadaki partilerden kime, nasıl bir şey yapacak. Belli ki ortağından memnun değil. Yeni bir ortak bulsa belki bu ortağı kenara koymak isteyebilir önümüzdeki seçimlerde. Onu da bulamıyor. Kimse bu kadar büyük yanlışın ve hatanın içine ortak olarak girmek istemiyor. Bana göre mecburi bir ortaklık söz konusu. Artık birbirlerine katlanacaklar” dedi.

“Bahçeli’nin yasa dışı bir çevresi var”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için “yasa dışı bir çevresi var” diyen Babacan, “Hapisten çıkarttıklarıyla poz veriyor. Öyle bir halka var etrafında. Ülkeyi bu hale getiren Sayın Erdoğan. Hukuksuzluğu göz yuman, yasa dışı suç örgütlerine kapıyı aralık bırakan, onlarla ortağı üzerinden iş birliği yapan kendisi” diye konuştu.

“Parti içi istişare sürecini başlatacağız”

DEVA lideri Babacan, cumhurbaşkanı adayı konusunda ise şu açıklamayı yaptı: “Havuzu çok geniş tutuyoruz. Hiçbir ismi dışlamıyoruz. Arkadaşlarımıza ‘Zamanı geliyor, herkes bir zihin egzersizi yapmaya başlasın’ dedim. Parti içi bir istişare sürecini başlatacağız.”

“Merkez Bankası 250 milyar dolar sattı”

Babacan, Merkez Bankası’nın arka kapıdan döviz sattığını da belirtti: “Merkez Bankası para yakma fırını olarak kullanılıyor. Arka kapıdan ne kadar döviz sattıklarını da açıklamıyorlar. Sattıkları rakamın 250 milyar doları geçtiğini hesap ediyoruz. Sayın Erdoğan kapı kapı borç para istiyor. Suudi Arabistan’a, BAE’ye, Katar’a gidiyor, ‘Borç ver’ diyor. Borç aldıkları parayı da arka kapıdan yakıyorlar.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Enflasyon, Hırsızlığın Modern Bir Yöntemidir

Parti çalışmaları için gittiği Malatya’da halk buluşmasında konuşan DEVA Lideri Babacan, “Sabit ücretle geçinmeye çalışan herkes çok haklı. Enflasyon patladı gitti. ‘Yıl başında asgari ücrete zam vereceğiz, emekli maaşını artıracağız’ diyorlar. Kepçeyle aldıklarını kaşıkla verecekler.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Enflasyonun kazananı parası olandır. Kaybeden; sabit gelirle geçinmeye çalışan işçidir, memurdur, emeklidir. Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti çalışmaları için gittiği Malatya’da halk buluşmasında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“(DEVA Partisi’nin eylem planlarını göstererek) “Seçimlerden sonra kurulacak hükûmetin programını hazırlıyoruz. Bütün bakanların ev ödevlerini hazırlıyoruz. İktidara soruyorum. Böyle bir hazırlığınız var mı? Bu ülkenin sorunlarını nasıl çözeceksiniz? Bugüne kadar 16 tane eylem planı açıklamışız. Verdiğimiz her sözü yazılı veriyoruz. Ne yapacağımızı sıralayıp takvime bağlıyoruz.

‘Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir’

Sabit ücretle geçinmeye çalışan herkes çok haklı. Enflasyon patladı gitti. ‘Yıl başında asgari ücrete zam vereceğiz, emekli maaşını artıracağız’ diyorlar. Kepçeyle aldıklarını kaşıkla verecekler. Enflasyonun kazananı parası olandır. Kaybeden; sabit gelirle geçinmeye çalışan işçidir, memurdur, emeklidir. Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir.

‘Maliyeti aşağı çek; fiyatlar nasıl düşüyor, gör’

‘Fiyatı niye yükselttin’ diye esnafı, marketçiyi, pazarcı esnafını suçluyorlar. Halbuki maliyeti düşürün. Enflasyon böyle düşer. Gübrenin, yemin parasının yarısını devlet olarak karşılayacaksın; elektriği, mazotu çiftçiye ucuza sağlayacaksın ki maliyet düşsün. Maliyeti aşağı çek, fiyatlar nasıl düşüyor, gör.

(200 lira göstererek) “200 lira 2009’da tedavüle çıktığında 134 dolar ediyordu. Bugün 11 dolar ediyor. 123 dolar kaybolmuş. Bu paranın içinden 123 doları kim aldı? Nereye gitti bu para? Bu paranın değeri niye düştü? Malatya cevabı biliyor: Kötü yönetim.

‘Bu mu ekonomi yönetimi?’

(Cep telefonunu göstererek) “Akıllı telefon temel ihtiyaç. Gençlere ‘Şikâyet etme, çıkart bakayım telefonunu’ diyorlar. Öyle diyen cevabını alıyor. Amerika’da asgari ücretle geçinen birisi 1 haftalık maaşıyla en iyisinden bir telefon alabiliyor. Türkiye’de bu süre 6 ay. Amerika’da 7 gün, Avrupa’da 8-9 gün, bizde 180 gün. Bu mu ekonomi yönetimi? ‘Ben ekonomistim, alanım ekonomi’ deyip ülkeyi içine düşürdüğü alanı görüyorsunuz.

Bir kişi her şeyi bilemez. Ülkeyi yönetiyorsanız bilenlerle çalışmak zorundasınız. Bir lider ancak sağlam kadroların üzerinde yükselir. ‘Her şeyi ben yaptım, ben yapıyorum’ demeye başlarsan ülke de kaybeder sen de kaybedersin.

Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ‘yeni anayasa’ deyip duruyorlardı. İki yıldır ne koydular ortaya? Biz altı parti bir araya geldik, 84 maddelik anayasa değişiklik önerimizi masaya koyduk. Biz iş üretiyoruz. Bunların işi gücü laf üretmek.

‘Hükûmetin iyi yaptığı şeyleri devam ettireceğiz’

Hükûmetin yaptığı bir miktar bir şeyler var, doğru. Sayısı az. İyi yaptığı şeyleri devam ettireceğiz. Yarım yaptıklarını tamamlarız. Yanlışlarını da çöpe atarız, doğrularını yaparız. Siyaha siyah, beyaza beyaz.

Türkiye’de bir demokrasi mücadelesi veriyoruz. İnsan hak ve özgürlüklerinin doyasıya yaşandığı bir ülke hedefliyoruz. Eşit vatandaşlığın olduğu, her bir vatandaşın haklarını doyasıya yaşadığı bir ülke hedefliyoruz. Adaleti hep beraber sağlayacağız.

Bu ülkede bir Kürt sorunu var. Pek çok kesimin farklı sorunları var. Bu sorunları aşmakta eşit vatandaşlık diyoruz. İnsanın anasından doğduğu için sahip olduğu hakkı devlet aynen tanımalı. Temel haklar pazarlık konusu yapılmaz. Devlet bunun kefili olur. Onu da biz gerçekleştireceğiz.”

Paylaşın

Babacan, ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Kriterlerini Açıkladı: Öncelikle…

Cumhurbaşkanı adayı kriterlerini açıklayan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Öncelikle dürüst, sözüne inanılır, sözünde duran, güvenilir bir insan olsun. Bu çok önemli. Çünkü seçime giderken birçok taahhütte bulunuyorsunuz, vaatlerde bulunuyorsunuz. Dolayısıyla sözünde duran, güvenilir bir isim olması önemli” dedi ve ekledi:

“İkincisi gerçekten demokrasiyi inanması lazım. Yani demokrasiyi içselleştirmesi lazım. Yani bizim çalıştığımız Güçlendirmiş Parlamenter Sistemi sözde değil özde desteklemesi lazım, sahiplenmesi lazım. Çok çok önemli. Eğer demokrasiye inanmayan, demokrasiyi araç olarak kullanmak isteyen -ki daha önce yaşadık siyasi tarihimizde- böyle bir şey olmaması lazım.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TV100’de Gürkan Hacır’ın sunduğu “Yüzler Kulübü” programına konuk oldu, gazeteciler Gürel, Erdoğan Aktaş ve Pınar Işık Ardor’un sorularını yanıtladı.

“Altılı Masa”nın aday belirleme kriterinin ne olacağı ve DEVA Partisi’nin bir adayı olup olmadığı sorulan Babacan, “Bugün itibariyle Altılı Masa’da herhangi bir isim konuşmadık. Herhangi bir isimle ilgili olumlu ya da olumsuz bir değerlendirmede bulunmadık. Çünkü biz baştan biz bir sıralama ilan etmiştik, bu işi hangi sırayla götüreceğiz diye. İlk önce yapmamız gereken geçiş sürecinin yol haritasını tamamlamak ve seçim sonrası kurulacak hükümetin programını bitirmek. Bir bakıma ortak cumhurbaşkanı adayımızın seçim beyannamesini altı partinin ortak bir şekilde yazıp bitirmesi. Bu şunun için çok önemli. İlk defaya yaşıyoruz, Türkiye’de bir örneği yok, bu sürecin. Bunlar bitmeden adayı konuşmanın yanlış olacağını düşünüyoruz” yanıtını verdi.

Partilerin kendi içinde cumhurbaşkanı adayı konusunda değerlendirmeler yapıyor olabileceğini söyleyen Babacan, “Her parti kuşkusuz kendi içinde bir değerlendirme süreci yapıyor olabilir. Ama bu partilerin iç süreçleri. Altılı Masa’nın bu konuyla ilgili henüz bir süreci yok. Biz mesela parti içinde ilk defa geçtiğimiz salı yaptığımız genel merkez yönetim kurulu toplantımızda arkadaşlarıma, ‘Artık zamanı geliyor bu işin, herkes yavaş yavaş kendi zihninin içinde şöyle bir muhtemel isimleri değerlendirmeye başlasın, kim olur kim olmaz diye herkes bir zihinsel egzersize başlasın çünkü biz aralık ayından itibaren parti içinde bir istişare süreciz başlatacağız’ dedim” şeklinde konuştu.

“Sizin aklınızda isimler dolaşmaya başladı mı, siz de kendi içinizde bir fikir teatisinde bulunmaya başladınız mı?” sorusu üzerine Ali Babacan, “Aklımda tabi dolaşıyor ama aklımda dolaşanları henüz hiç kimseyle paylaşmadım, eşim dahil. Ama bir zihni değerlendirme var. Bir de ben çok dinliyorum insanları. Ama bu dinleme süreci bir yerde değerlendirme ve kendi isimlerimizi yani Altılı Masa’ya götüreceğimiz isimleri belirleme süreci başlayacak” dedi.

“Teorik olarak şunu söylüyoruz hep: 6 genel başkandan hepsi tek tek potansiyel cumhurbaşkanı adayıdır diyoruz” diyen Babacan, “Bizim parti teşkilatımıza sorun kim cumhurbaşkanı adayı olsun diye hepsi beni söyler. Ama bir başka partinin teşkilatı da kendi genel başkanını söyleyebilir. Aynı zamanda dışarıdan da isimler olabilir. Şu anda biz o havuzu küçültmüyoruz” ifadelerini kullandı.

Aday kriterleri

Aklındaki adaylarda kriterinin ne olduğuna dair soru üzerine Babacan, şunları söyledi:

“Öncelikle dürüst, sözüne inanılır, sözünde duran, güvenilir bir insan olsun. Bu çok önemli. Çünkü seçime giderken birçok taahhütte bulunuyorsunuz, vaatlerde bulunuyorsunuz. Dolayısıyla sözünde duran, güvenilir bir isim olması önemli. İkincisi gerçekten demokrasiyi inanması lazım. Yani demokrasiyi içselleştirmesi lazım. Yani bizim çalıştığımız Güçlendirmiş Parlamenter Sistemi sözde değil özde desteklemesi lazım, sahiplenmesi lazım. Çok çok önemli. Eğer demokrasiye inanmayan, demokrasiyi araç olarak kullanmak isteyen -ki daha önce yaşadık siyasi tarihimizde- böyle bir şey olmaması lazım.”

Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili istişare sürecini yeni başlatmalarına karşın “Bugün seçim olsa adayımız hazır” ya da “Açıklayacağız” dedikleri belirtilen Babacan, “Diyelim ki, bugün bir baskın seçim kararı açıklandı. Karar açıklandıktan sonra ancak 1-2 gün sonra parlamentoda görüşülür, sonra seçim takvimi belli olur. Biz ne diyoruz Altılı Masa olarak: Seçim takvimi belli olduktan 2 gün sonra adayımızı açıklarız. Biz ne yaparız hemen bütün kurullarımızı olağanüstü toplantıya çağırırız, herkes dağarcığındaki bütün isimleri döksün deriz. Altılı Masa’ya kısa bir liste götürürüz. Herkes herhalde benzer bir şey yapar, sonra listelerdeki isimler çakıştı mı, tamam beyaz duman hemen tüter” karşılığını verdi.

Hızla belirlenecek bir adayın 20 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında ne kadar başarılı olabileceği sorulan Babacan, şu yanıtı verdi:

“3-5 günde belirlenmesi adayın zayıf olduğu anlamına gelmez. Bizim hızlı bir şekilde belirleyeceğimiz aday, şu andaki iktidarın cumhurbaşkanı adayının en önemli alternatifidir. Şu anda Türkiye’ye bakın Altılı Masa’dan başka, bir alternatifi var mı bu hükümetin? Altılı Masa diye bir şey olmasa, şu andaki iktidarın bir alternatifi var mı? Şöyle bir yoklayın zihninizi, yok öyle bir şey. Altılı Masa, şu anda bugünkü iktidarın tek alternatifi, bir tek alternatif bu. Ve altı parti artık pek çok konuda politikalarını birleştiriyor. Ayrı ayrı partiler olmamıza rağmen yarınların Türkiye’sinde buluşuyoruz. Bununla ilgili çok geniş bir çalışma başlattık. 72 tane başlık tespit ettik ve bugün itibariyle 36’sında tam mutabık kalmış durumdayız.”

‘Bizim yaptığımız koalisyon değil’

“Eski koalisyonlar dönemi vardı, 1990’lar falan. Yaptığımız öyle bir şey değil, bazen karıştırılıyor. Bu koalisyon değil başka bir şey. Koalisyonlar diyorsanız AK Parti ve MHP’nin yaptığı ne Allah aşkına. AK Parti kendi başına mı iktidar? Eski koalisyonlar nasıl oluyordu? Partiler ayrı ayrı seçime giriyordu. Seçim öncesi bir iş birliği yok. Karşılıklı hakaretler, birbirini incitmeler oluyordu. Seçimden sonra oturup bir bakıyorlardı parlamentoya hiç kimsenin çoğunluğu yok. Ortaklık görüşmesine başlıyorlardı. Biz ne yapıyoruz? 12 Şubat’ta başlayan bir beraber çalışma kültürü oluşturduk. Biz Türkiye’nin yarınlarında buluşuyoruz.”

Erdoğan Aktaş’ın “Başkanlık sisteminin değiştirilmesini halka sormayacak mısınız? 400’den fazla vekiliniz varsa direkt Meclis’te mi anayasa değişikliği yapacaksınız?” sorusuna Ali Babacan “Şu anda altı partinin ortak anlayışı ‘Buna gerek olmasın’ diyoruz. Hatta bu konudaki mutabakatımızı yazılı hale getirip, geçiş süreciyle ilgili 32 başlık belirledik, karar verilmesi gereken hususlardan biri de bu. Ama bu 32 başlıkla ilgili her şeye karar verdikten sonra biz bunu kamuoyuyla paylaşacağız. 400 üzerinde bir oyla Meclis’ten geçerse, referanduma gerek kalmadan geçişi yapacağız. Çünkü seçimden sonra oluşacak Meclis, taze bir iradenin temsili olacak. Zaten oylanmış yeni bir meclis” yanıtını verdi.

‘Yavaş ve İmamoğlu’nun adaylığı bizi ilgilendiren bir konu değil’

Cumhurbaşkanı adayları arasında isimleri anılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında da konuşan Ali Babacan, “İki belediye başkanı konusu bizi ilgilendiren bir konu değil. Mesele CHP’nin meselesidir. O partinin adaylarıdır. Bizim bu konuyla ilgili bir şey söylememiz başka bir partinin iç meselesine müdahil olmamızdır, bunu doğru görmem. Kendileri parti içerisinde değerlendirirler” diye konuştu.

Paylaşın

Altılı Masa, Anayasa Önerilerini Açıkladı; Vaatler Seçmenin Beklentisini Karşılar Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı masa, Şubat ayından bu yana üzerinde çalıştığı Anayasa değişikliği önerisini “Şimdi Demokrasi Zamanı” sloganıyla açıkladı.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş vaadi sunan altılı masanın değişiklik önerisine göre seçimin kazanılması halinde partili cumhurbaşkanlığı dönemi kapanacak. 84 maddeden oluşan teklif metninde güçlü meclis, bağımsız yargı ve istikrarlı yürütme vurgusu dikkat çekti. Teklife göre, parti kapatma zorlaştırılırken, hayvan hakları da yeni anayasaya giriyor. Cumhurbaşkanının ise mevcut sistemde olduğu gibi halk tarafından seçilmesi öngörülüyor.

Seçmenin beklentilerini karşılayabilecek mi?

Peki, bu vaatler, seçmenin altılı masadan beklentilerini karşılayabilecek mi? Siyaset bilimcilere göre, adayını açıklamakta geç kalan altılı masanın aynı zamanda somut ekonomik vaatlere odaklanması gerekiyor.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtlayan Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Siyaset Bilimci Dr. Berk Esen, altılı masanın 84 maddede uzlaşıya varmış olmasının demokrasi tarihi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Ancak Esen, altılı masa ortak hükümet programı konusunda da uyarılarda bulundu. Altılı masanın Şubat ayından beri anayasa çalışması yürüttüğünü hatırlatan Esen, “Dokuz aylık sürede bence altılı masa seçim kazanma ve seçim kazandıktan sonra ülkeyi beraber şekilde yönetebileceğine dair seçmenler nezdinde yeterince bir beklenti yaratamamış durumda” dedi.

“Ortak hükümet programının ilan edilmesi gerekiyor”

Türkiye’nin giderek otoriterleştiğini belirten Esen, “Seçmenin büyük bölümünü çok olumsuz bir şekilde etkileyen ekonomik kriz devam ederken ben seçmenlerin yaklaşık 150 sayfalık bir metni inceleyerek bu teknik maddeler üstünden seçimlerde karar vereceklerini düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Altılı masanın en geç iki ay içerisinde ortak bir hükümet programı açıklaması gerektiğini de kaydeden Esen, altılı masanın seçimlere birlikte girilip girilmeyeceğini ve ortak adayı netleştirmesi gerektiğinin de altını çizdi.

Anayasa değişiklik teklifinin bu şartlarda anlam kazanacağını kaydeden Esen, “Ama altılı masa, daha acil ve önemli konularda herhangi bir adım atmış durumda değil. Açıkçası seçim kazanmak açısından bu altı partinin sadece bu somut belgenin de ötesine geçecek şekilde bir işbirliğine girebildiklerini de mesajını vermeleri gerekiyor” diye konuştu.

“İktidar, ülkeyi seçim ekonomisine sokacak”

Altılı masanın ocak ayı başına kadar ortak hükümet programı ile ortak adayını açıklamaması halinde seçmeni ikna etmekte zorlanacağını dile getiren Esen, iktidarın da bu süreçte yapacağı hamlelere dikkat çekti. Esen, “İktidarın ülkeyi seçim ekonomisine sokarak seçimleri kazanmak için çok daha somut hamleler atacağını düşünüyorum. O hamleler karşısında da altılı masanın açıkçası hızlı bir şekilde yanıt vermesi açısından acilen bu ortak programın ve tabii ortak adayın artık ortaya çıkması gerekiyor” ifadelerini de kullandı.

“Ekonomik sorunların çözümü iyi anlatılmalı”

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun da vatandaşın ekonomik sorunları öncelik haline getirdiğini belirterek, “Bugün altılı masa tarafından açıklanan anayasa değişiklikleriyle vatandaşın çok fazla ilgilenmesi doğal olarak kolay değil” dedi.

Vatandaşın altılı masa nezdinde daha çok ekonomiye ilişkin politikalara ve ortak adaya odaklandığını kaydeden Tosun, “Söz konusu anayasa değişikliği, vatandaşın günlük hayatını nasıl etkileyeceği iyi şekilde anlatılırsa o zaman seçmen üzerinde etkili olabilir” diye konuştu.

İyi bir iletişim stratejisiyle bu hedefin başarılması durumunda altılı masaya yönelik desteğin yeniden artabileceğini dile getiren Tosun, “Altılı masanın önceliği, ister ekonomi planı, ister ortak program bağlamında düşünelim. Çok somut, net anlaşılabilir özlü ifadelerle Türkiye’nin ekonomik sorunlarının nasıl aşılabileceğini vatandaşa anlatmak olmalı” ifadesini de kullandı.

Paylaşın