Kılıçdaroğlu’ndan Selman’ı Ağırlayacak Erdoğan’a Tepki: Katille Kucaklaşacak

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlayacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki göstererek, “Devletin başındaki kişi, cinayet emrini veren katille kucaklaşacak” dedi.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, Pınar Gültekin’in öldürülmesine ilişkin davada katiline ceza indirimi uygulanmasına da değinerek, “Önce yakılan, sonra parçalanarak öldürülen bir kadın. Yargıç karar verdi, haksız tahrik indirimi sağladı. Müebbeti 23 yıla döndürdü. Hangi vicdan, hangi ahlak kabul eder?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemenin yasalaşmaması için parlamentoda sonuna kadar mücadele edeceklerini, yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının özgürce yazmasını ve eleştirebilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olmasını, parlamentonun toplumun sorunlarına çözüm üretmesini istediklerini söyledi.

Türkiye’nin büyük sorunları bulunduğunu ve herkesin bunun farkında olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak. Yönetime bakıyorsunuz, ne yaptığı belli değil. Saraya bakıyorsunuz, ayrı havalarda. İniyorsunuz alana, halka gidiyorsunuz, dünya kadar şikayet dinliyorsunuz.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Güzel bir ülkede, huzur içinde, beraber yaşamak istiyoruz. Her evde huzur olsun, herkesin işi gücü olsun, gazeteciler özgürce yazsın, eleştirsinler istiyoruz. Demokrasi olsun istiyoruz, kadın erkek eşitliği olsun istiyoruz, İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsun istiyoruz. Her alın terinin değerli olduğunun kabul edilmesini istiyoruz, çatısı altında olduğumuz parlamento toplumun sorunlarına çözüm üretsin istiyoruz. Bir yerlerden, Saray’dan talimat alan bir parlamento istemiyoruz. Milli Kurtuluş Savaşı’nda dik duran parlamento yine aynı şekilde durabilmeli.

Bunları söylüyorum ama büyük sorunlarımız var bunun farkındayım zaten. Herkes de bunun farkında. Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak, yönetime bakıyorsunuz ne yaptığı belli değil, Saray’a bakıyorsunuz ayrı havalarda, iniyorsunuz alana halka gidiyorsunuz dünya kadar şikayet dinliyorsunuz. Yönetim ve halk arasında büyük bir uçurum var şu anda. Saray ne yaptığını bilmiyor, halksa perişan vaziyette. Çıkış noktasının tek adresi var. Adresin adı belli, Cumhuriyet Halk Partisi. Halkın partisi. Söz veriyorum halkıma her kuruşun hesabını veren bir yönetim gelecek. Herkesin iş güç sahibi olduğu bir Türkiye’yi inşa etmek için bir yönetim gelecek.

“Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız” 

İkinci yüzyıla giderken güzel, itibarlı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bütün kurumlarıyla saygı duyulan bir Türkiye. Yargıçları adalet dağıtacak, kamu görevlileri liyakat içinde halkına hizmet edecek, verilen her kuruşun hesabı halka verilecek. Temiz bir Türkiye, güzel bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye. Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız. Karanlıkları aydınlığa çevirmek gibi temel bir görevimiz var bu görevi yapacağız. Söz veriyorum bu görevi ya yapacağız ya yapacağız. Aydınlığa çıkaracağız.

Pınar Hanım konuştu, yasama, yargı, yürütme. Kuvvetler ayrılığı. Şimdi bitti kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliği var. Bir kişiye bağlı her şey. Hakimi, savcısı, parlamentosu her şey ona bağlı. Bir sansür teklifi getirmişler. Vermişler milletvekillerinin eline Saray’da hazırlanmış ‘bunun altına atın imzaları.’ Atıyorlar imzaları. Ne olduğunu da bilmiyorlar, nasıl bir felaket olduğunun da farkında değiller. Efendim kimse Saray’ı eleştirmesin, kimse AK Parti’yi eleştirmesin, kimse MHP’yi eleştirmesin herkesin ağzına bant çekelim, hiç kimse konuşmasın dünyayı güllük gülistanlık gösterelim millete. Sanıyorlar ki bu millet bunu yutacak, yutmayız efendim yutmayız. Bu millet bunu yutmaz. Her şey meydanda her şey görünüyor.

Yasa teklifi getiriyorlar, komisyonda görüşülecek. Yargıtay’dan da bir üye istiyorlar, Yargıtay’dan da bir hakim geliyor. Komisyonda konuşuyor ‘ya bu doğru değil, bu uygulanması ciddi sorunlar yaratır bu yasanın’ diyor. Hemen AK Parti ve MHP milletvekilleri hakimi susturmaya çalışıyorlar. İşin içinden gelen adam bu yanlış diyor ama susturuyorlar. Büyük bir ihtimalle de pişman olmuşlardır.

Onlar tabii şöyle bekliyorlardı; Yargıtay’dan birisini istedik, hakim diye birisi gelecek, biz ne dersek altına mührü basacak ve diyecekler ki çok mükemmel bir tekliftir. Böyle birisini bekliyorlar. E namuslu bir yargıç gelmiş, ahlaklı bir adam gelmiş ‘yanlıştır bu’ diyor. Pınar Hanım dedi ki ‘Biz Silivri’de yatmaya alışığız.’ Silivri gerçekten de bu ülkenin tarihinde önemli bir isim olarak kalacaktır. Romanları olacaktır, adaletsizliğin tarihini yazmak isteyenler önce Silivri’ye bakacaklardır. Nazilerin toplama kampı gibiydi orası. Kimi buldularsa atıyorlardı içeriye. Sanıyorlar ki biz bunları söylemeyeceğiz. Siz bizi hala öğrenemediniz mi?

“Ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?”

Eğer İstanbul’da Suudi Konsolosluğu’nda bir cinayet işleniyorsa, o cinayetin bütün ayrıntılarını sorgulamak ve gerçeği halkla paylaşmak artı gerekli cezayı vermek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin görevidir. Eğer siz para uğruna, Türkiye’yi kötü yönettiniz, dilencilik yapıyorsunuz gidiyorsunuz birilerinden para istemeye ve tutuyorsunuz Türkiye’de görünmekte olan bir davayı ve işlenen bir cinayeti birilerinin talebi üzerine ve para uğruna Suudi Arabistan’a veriyorsunuz. ‘Al sen bak’ diyorsunuz.

Bunu yazan Yargıç, ‘Söz konusu davanın devri sanıklar açısından kendi davalarının yargıcı olmak sonucunu doğuracaktır’ diyor. Katille hakim aynı adam. Türkçesi bu. ‘Davalar bozulan ikili ilişkilerin düzeltilmesine diyet olarak verilmiştir’ diyor. Bu kadar açık bu kadar net konuyor ortaya. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde vicdan sahibi olan herkese sormak isterim, devletin itibarını bu kadar ayaklar altına alan, para uğruna bu ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?

Cinayet öncesi geliyorlar zaten üç tane tuğgeneral, 2 tane yarbay iki teğmen 8 istihbarat elemanı geliyor. Katlediyorlar konsoloslukta devletinin itibarını İstanbul’daki Suudi Konsolosluğu’nun bahçesine gömüyorlar. Bunlar ülkeye asla ve asla itibar kazandıracak olaylar değildir itibar kaybettiren olaylardır. Sandığa gideceğiz demokratik yollarla ben bunların tamamını emekli edeceğim.

Bir de daha önceden beyefendi o kadar yüksekten atıyor ki, ‘Suudi Arabistan belgeleri dinlemek istedi ama bir de almak istedi. Dinletiriz, gösteririz ama vermeyiz. Verelim de ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?’ Verdiler. Ya adam bari sözünde durur ya. ‘Kaşıkçı başkonsoloslukta ne yazık ki alçakça bir operasyonla şehit edildi’ böyle diyor Erdoğan. Veliaht Prens dedi ki, gelecek olan beyefendi, ‘Cemal Kaşıkçı başkonsolosluktan çıktı’ diyor. ‘Ya Cemal Kaşıkçı çocuk mu? Dışarıda nişanlısı var onu alıp ayrılamaz mıydı? Bunlar dünyayı enayi zannediyor, bu millet enayi değil hesabını sormasını bilir’ diyor.

Kim enayi oldu? Bu millet değil doğru. Ama birileri kendisini enayi yerine koydu. Para için üç kuruş için üç kuruş üç tane Cent beş tane dolar için Türkiye’nin itibarı satıldı. Şimdi geliyor, gelecek yine kucaklaşacaklar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başındaki kişi cinayet emrini veren katille kucaklaşacak. Türkiye’nin itibarı, şerefi, onuru. Yerde bırakılan bir Türkiye değil ayağa kalkan onurlu güçlü bir Türkiye istiyoruz. Yapmadılar, onurumuzu ayaklar altına aldılar. Zaten başlangıç belliydi.

Bakın İsrail Mavi Marmara’da bizim 10 kardeşimizi şehit ettiler değil mi? Dosyayı verdiler mi Türkiye’ye? Vermediler. Hem de açık sularda. Bizimki yine esti gürledi. ‘Sana 20 milyon dolar vereyim dosyayı kapat’ dediler. Kapattılar. Onlar unuttu ama biz unutmadık. Rüşvet alandan büyükelçi yaparsanız baştan itibaren kokmaya başlar. Kokmaya başladı da zaten. Şimdi kucaklaşacak, ‘bana biraz para ver zor durumdayım’ diyecek. Ya onurunla dersinki kardeşim ben bu devleti yönetemiyorum, onurumla ben bu görevi bırakıyorum. Yönetecek kişi gelsin buraya yeni başkan da seçilsin ve Türkiye de bu rezaletten kurtulsun dersin kardeşim.”

Paylaşın

5 Ayda 50 Bine Yakın Esnaf İflas Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Esnaf Sicil Gazetesi’nin verilerini paylaşarak bu yılın ilk 5 ayındaki esnaf iflaslarını değerlendirdi.

CHP’li Ağbaba, büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor diye yorumladı. Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldiğini belirten Ağbaba, şu ifadeleri kullandı;

“Böylece bu yılın henüz ilk 5 ayında iflas eden esnaf sayısı 50 bine yaklaştı. Mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı ise 8 bin 322 olarak kayıtlara geçti. 2021 yılının mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı 3 bin 893 olarak açıklanmıştı. Geçtiğimiz yıl mayıs ayından bu yılın mayıs ayına iflas eden esnaf sayısında yaşanan artış yüzde 113 oldu. Bakan Nebati her seferinde göstergeler iyi, piyasalar canlı diyor ama yaşanan toplu iflasları da görmemezlikten geliyor.

Nebati’nin enflasyona dayalı sözde büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor. Kur artışı ve dolaylı olarak artan maliyetler esnafların artık dükkanına yeni ürün alamamasına neden oluyor. Ardı ardına gelen zamlar ve yüksek faturalara ek olarak esnafların bankalara olan borçları da düşünüldüğünde, esnafın bu yılın sonunu görmesi neredeyse imkansız hale gelmektedir.”

Şu ana kadar kur korumalı mevduata hazineden ödenen toplam para 21,1 milyar TL olduğunu hatırlatan Ağbaba, açıklamasının devamında şunları söyledi;

“Buna ek olarak kur korumalı mevduata geçen şirketlere sağlanan kurumlar vergisi avantajı ile nedeniyle vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı ise 10 milyar TL olarak açıklandı. Yani şu ana kadar resmi verilere göre Kur Korumalı Mevduatın hazineye maliyeti 30 milyar TL. Hatırlanacağı tam kapanma döneminde 1,3 milyon esnafa verilen toplam hibe ise 4,6 milyar TL ile sınırlı kalmıştı. Bugüne kadar KKM’den zenginlere verilen destek esnafa verilen destekten tam 7 kat daha fazla. İktidara geldiğimizde yapacağımız ilk iş esnaflarımızın banka kredilerinin faizlerini sileceğiz, zengini daha fazla zengin yapan Kur Korumalı Mevduat uygulamasına son verip, küçük esnafımızı destekleyeceğiz.”

Paylaşın

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Adaylık Çağrısına Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” çağrısına verdiği yanıtta, “Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” ifadelerine yer verdi.

‘İktidarın Öcalan ile görüştüğünü’ de dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar” diye konuştu.

Dikkat çeken “Bülent Arınç’la tokalaşma” konusunda da Kılıçdaroğlu, “Bülent Arınç’la tokalaştık, hatta bir değil iki kez tokalaştık. Niye tokalaşmayalım. Farkı siyasi kulvarlarda olmamıza karşın birbirimize saygılıyız” dedi.

Arınç’ın konuşmasında “AK Parti yeni kurulduğunda ve iktidar olmadığında her toplantıya gittiklerini ısrarla ifade etmesine” dikkati çeken Kılıçdaroğlu, gündem olan “Kral çıplak demenin zamanıdır” ifadesini de “Demokrasi için çok önemli bir açıklama” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasetçilere ders verir nitelikte bir konuşma. Bu ifade benim açımdan önemli aslında Türk demokrasisi için de son derece önemli bir açıklama” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Gerçekleri dinlemeye tahammül edemiyorlar. Gerçekleri kim anlatıyor, gazeteciler. Gazeteci yazacak, haber yapacak buna tahammül edemiyorlar. Gerçekleri yazarsan, kamuoyuna sunarsan hapise atacağım diyor. Benim söylediklerimi yazacaksın, diyor. Akıllı bir iktidar özgür bir medyayı savunur. Çünkü bir haksızlık olduğunda anında müdahale etmesine ortam hazırlıyor. Bunlar korkunun eseri. Özgür medyaya, eleştiriye tahammül edemiyorlar.

Parayı biriktiriyorlar şimdi, seçime gideceğiz diye. Türkiye’nin sorunlarına derman olma şansları yok, bunlar gidici ve gidecekler. Kendi beceriksizliğini çöz kardeşim, illa birilerine mi atacaksın suçu. Mazotta yüzde 300’e kadar zam olur mu ya. Bunu yapan Saray, Saray oligarkları. Bir tane adam koymuşsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başına. Ne söylediği, ne yaptığı belli değil. Gözlerine mi bakacağız, boyuna mı bakacağız, endamına mı bakacağız. Kardeşim sen dön bir benzin fiyatlarına bak, peynir fiyatlarına bak, domates, salatalık fiyatlarına bak. Bunların dünyadan haberi yok.

Hasar tespit komisyonu kurmaya karar verdik. Aklı başında ekonomiyi bilenleri toplayacağız, tespit yapacağız. Strateji ve planlama örgütü kuracağız. Çiftçi neyi ekecek, biçecek planlamak lazım. Mazota bu kadar zam… Nereye gidecek bu. Bir vatandaşın nefes alması lazım, kredi faizlerini sıfırlayacağız. Ortak söylemimiz, 6 ayda insanlar rahat bir nefes alacak. 6 ay içinde Türkiye’de bütün sorunların çözümü ortaya konur.

Devletin tüm kurumlarında nitelikli kişiler var ama bir kenara atılmışlar. Bir güreşçinin banka yönetim kurulunda ne işi var? Önüne gelen dosyayı nasıl inceleyecek? Bütün bunların atamaları baştan sakat. Emin olun kısa sürede fiyat istikrarı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Bir kişinin egosuyla yönetiliyor.

“85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz”

Faizi indirdik diyor, hangi faizi indirdi. İndirdiği faiz yok. Merkez Bankası, bankalara düşük faizli kredi veriyor, bankaları karlarını yükselttiler. Vatandaşa da yüksek faizli kredi veriyor. Erdoğan kimi kandırıyor, birilerine para kazandırıyor. Boşuna beşli çete demiyoruz. 85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz. Kur korumalı mevduat uygulamasını derhal kaldıracağız. Birilerine bu avantajı niye vereceğim ya? Milletin karnı doymuyor, ben kalkacağım 100-150 bin kişiye olağanüstü faiz vereceğim.

Ekmek alırken vergi verecek milyarları alırken vergi vermeyecek. Man Adası geleneği bu. Getirdiler paraları beş kuruş bir faiz vermediler. Buradan önce Amerika’ya bildiriliyor, şu kadar para hareketi var oradan Man Adası’ndan Türkiye’ye geliyor, vergi cennetlerinden geldiği için beş kuruş para verilmiyor. Açtı bununla ilgili dava, Yargıtay’da bu davayı kazandık. Belgelerin tamamı doğru. Oradaki iddialarımın arkasındayım.

Yap-işlet-devlet ile yapılanlar soygun düzeniyle yapılmıştır. Bunların zarar etme şansı sıfır. İntikam duygusuyla değil, adaletle çözeceğiz. Devletin nasıl soyulduğunu, soygunun boyutunu tespit edeceğiz.

Erdoğan’a adaylık yanıtı

Telaş, çekiniyor. Yüreğin varsa diyor, cumhurbaşkanı adayını açıkla diyor. Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım. Yüreği yetiyorsa çıksın karşıma, dışarıdan niye gazel okuyor. Devletin bütün bilgileri senin elinde. Haksızlık yaptıysak çıkarsın beni mat edersin. Yapamaz, cesaret edemez, çünkü kirli birisi. Benim ne soracağımı gayet iyi biliyor. 10 tane soru sordum. 128 milyar doları kime sattın? O bana sordu hepsine cevap verdim. Birisine bile cevap veremez. Devleti yönetemiyor efendim. Devleti yönetme gücü, kapasitesi yok artık. Bana saldırıyor bir ağız dalaşı yapalım ve dolayısıyla millet benimle Erdoğan arasında tartışmayla ilgilensin. Fiyat artışıyla, zamla, perişanlık gündeme gelmesin.

Arkadaş senin, gücün yetiyorsa toplarsın kadronu, çıkarsın televizyonda karşıma ben söz veriyorum ben tek geleceğim. Sen kimi istiyorsan al gel. Nebati’ni de al, istiyorsan rüşvet alan büyükelçilerini de al, kimi istiyorsan al. Çıkamaz, temiz adam değil, cesaret edemez. Bana niye hakaret ediyorsun kardeşim. Ben senin seviyene düşmem. Ben bu insanlara saygılıyım. Ben kimseye hakaret etmem. Bir düşüncem varsa çıkar efendi gibi anlatırım. Ama o hakaret ederek çünkü bilgi birikim yok hatalarının farkında değil. Yönetim gücünü kaybetmiş durumda. Ülkemizde teknik olarak enflasyon değil bir hayat pahalılığı var diyor. Enflasyonla hayat pahalılığının ne olduğunu bilmiyor. Bunu bilmeyen bir devleti yönetemez.

Büyük bir olasılıkla erken seçime gidecekler, çünkü yönetemiyorlar. Felakete doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın bu sorunları çözme kapasitesi de yok, bilgisi de yok. Kasımda olabilir seçim. Yarın bile seçim olsa, biz buna hazırız. Sandık güvenliğinden, seçim bildirgelerine kadar hazırız. Millet İttifakı da buna hazır. Biz 6’lı masa olarak hazırız. Aynı kaygıları taşıyoruz.

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı

Zamanında olursa, Erdoğan’ın aday olmaması lazım. Anayasa açık, hukukçular söylüyor. Büyük bir ihtimalle erken seçim olacak. Bu gerçeği Erdoğan da biliyor, Bahçeli de biliyor.

Bir komisyon kuruldu. 12 kişiden oluşan bir komisyonumuz. 6 güvenlikçi 6 da siyasetçi olmak üzere. Çalışmalar devam ediyor. Her bir aşamada sandık güvenliğini sağlarız diye çalışma yaptık. Benim çağrım olacak; seçim günü sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Bu konuda güvenliği sağlayacağımızdan emin olmalarını istiyorum. Türk demokrasi tarihine güzel bir armağan bırakmalıyız, nasıl sonlandırdığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız. Hep beraber sandığa gidelim, oyumuzu kullanalım, demokrasiyi yeniden getirelim. Seçin güvenliğinden kimsenin kaygısı olmasın. SADAT değil feriştahı gelse bir şey olmaz. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.

İktidardan gitmemek için baskı kuruyorlar, medyaya baskı kuruyorlar, bilim insanlarına, üniversitelere, sosyal medyaya düzenleme getiriyorlar. Bunlar yetmedi şimdi de seçim kanunuyla oynuyorlar. Ben burada kalacağım, hangi yasalarla iktidarımı korurum demektir. Demokrasinin en zayıf noktası geldiğiniz gibi gitmemenizdir. SADAT paramiliter bir yapılanmadır. Erdoğan’ın koruması altında. Bir devletin cumhurbaşkanıyla paramiliter yapıyla ne işi var. Ben miyim milliyetçi Bahçeli mi milliyetçi.

Terör konusunda en ağır maliyeti ödeyen Türkiye’dir. NATO’nun gündeminde kesinlikle terör konusu ele alınmalı ve ortak çaba uygulanması lazım. Teröre destek veren NATO üyeleri var. İsveç, Norveç… (Türkiye’nin tutumu) O konuda yanlış yapıyoruz demiyoruz.

Adalet Yürüyüşü

Çok duygulandığım bir konu. Karar alırken sıradan bir karar değil, yürürken de sıradan bir yürüyüş değildi. Tek başıma yürüyeceğimi söyledim. İlk gün yatacak yeri bile zor buldum. İstanbul’a geldiğimde yanımda milyonlar vardı, oğlum vardı… Gazeteciler sordu, babamla gurur duyuyorum dedi. Burayı atlayalım isterseniz…

Karar alıyorsunuz, iddianame alınıyor mahkeme beraat ettiriyor. AİHM beraat ettiriyor. Bu ülkede kim olursa olsun zülme uğradığı zaman insan olarak burada bir haksızlık var demek lazım. Bu haksızlıktır, zulümdür bu. Ben yanlışı dile getirmezsem yarın bana sormayacaklar mı bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptın diye. Haksızlık kime yapıldıysa karşı çıkacaksınız.

İktidar görüşüyor zaten Öcalan ile. Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar. Memlekette soyulmadık kişi kalmadı.

Bütün alanlarda toplumu rahatlatmak zorundasınız. Şunu bilinmesini isterim, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursa olsun 6’lı masada kendisini temsil eden birini görüyor.

Ben konuşurken diğer liderlerin iradelerine müdahale etme konusunda duyarlıyım belirtmek isterim… Olması gereken şu, elbette ki devleti tarafsız yönetmek zorundasınız. Devletin temeli ahlak ve adalettir. Herkes görevlerini yasal çerçeve içinde götürdüğü sürece her şey gider niye gitmesin. Hala kafalarında Venezuela var Nijer var. Ya Venezuela buğdayı dışarıdan ithal ediyor. Ya bunların dünyadan haberi yok. Yönetemiyorlar, bilmiyorlar, yönetme güçleri yok.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Halk Kime Teveccüh Ederse O İktidar Olacaktır

Katıldığı bir etkinlikte gündeme dair açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” ifadelerini kullandı.

Altılı masayı birleştiren tek konunun ülkeye demokrasi getirmek olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıda gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bu tür vakıflara siyaset kurumunun, akademinin ihtiyacı var. Medyanın ihtiyacı var. Biz siyasetçiler bir konu üzerinde istesek de yeterince derinleşemeyiz. Sivil toplum örgütleri, belli bir konuyu ele alır, bütün çerçevesiyle masaya yatırır, olayı olgunlaştırır. Yararlanmak isteyen siyaset kurumunun önüne koyar. Bazı siyasal bilimciler ‘Önümüzdeki 50 yıl içinde siyasi partilerin rolü giderek azalacak, STK’ların rolü daha fazla olacak’ diyor.

Demokrasimiz gelişmedi, 100 yılı devirdik bu 100 yıl içinde büyük bedeller ödedik doğru. Başbakanları idam ettik, gencecik fidan gibi gençlerimizi idam ettik. Darbeler, bildiriler oldu. Geçmişten ders çıkarıp, güzel bir gelecek inşa etmek zorundayız. Bizim temel sorunumuz, demokrasimizin arzu ettiği düzeyde gelişmemesinin temel noktası şu. Ödediğimiz vergilerin hesabını sormuyoruz. İş dünyası da bunun üzerinde durmalı.

Bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişle ilgili hazırladığımız metinde önemli bir şey var. Kesin Hesap Komisyonu kurulacak ve başkanı ana muhalefetten olacak. Bu demokrasinin gelişmesi açısından, iktidarı elinde bulunduran gücün ‘Ana muhalefete gidip hesap vereceğim, daha dikkatli olmalıyım’ içgüdüsünü geliştirecek. Bu bizim açımızdan son derece önemli.

İkinci temel sorunumuz medya. Aslında medya o kadar ayrıştı ki. İktidar sahiplerinin en çok ihtiyaç duyacakları şey özgür medyadır. Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerinde olan olayı iktidar sahipleri en hızlı medyadan öğrenirler. Bir grup medya sadece güzelleme yapıyorsa aslında iktidarın aleyhinedir, gerçekleri göremez. Medyanın özgür olması gerekir. Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır. Yargı konusunda ciddi sorunlarımız var. Yargının bağımsız olması lazım. Can ve mal güvenliği, demokrasi bu demek aslında. Can ve mal güvenliği olmazsa akademik dünyada, iş dünyası da olmaz. Sivil toplum da olmaz. Farklı düşüncelere tahammül edemiyorsak orada demokrasi yoktur zaten.

İktidar olursunuz, iktidardan gitmemek için Seçim Kanunu başta olmak üzere ‘Medyayı kontrol edeceğim, yargıyı kontrol edeceğim. Ben mutlaka yerimde kalacağım’ dediğiniz andan itibaren demokrasi kan kaybetmeye başlıyor. Siyaset kurumu eğer hatalardan ders çıkarırsa tarih tekerrür etmez ki. Tekerrür yapılan yanlışlardan ders çıkarmamak ama demokrasiyi rayından çıkararak, ülkeyi başka yere götürmek demektir aynı zamanda.

“Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor”

Güzel bir konuşma yaptı sayın Arınç. ‘Keşke diğer partiler de gelse buraya’ dedi. Doğru. Demokrasiyi savunuyorsak birlikte olalım. 1970’lerde, 80’lerde siyasi partilerin genel başkanları otururlardı, televizyonlarda tartışırlardı. Bu dönemin bittiğini görüyoruz. Herkesin bir televizyonu var ve belli olaylar tartışılıyor.

Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır.

Tazminatlardan söz ettiniz sayın Arınç. Dünya kadar tazminat davası açıldı ama hiç birisi beni yıldıramaz. O davaların hangi gerekçelerle açıldığını da biliyorum. Bütün o davaları kazanacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.”

Paylaşın

Kulis: CHP İstanbul İl Başkanlığı İçin Üç İsim Öne Çıktı

Kulislere göre parti üyeliği düşürülen Canan Kaftancıoğlu’nun yerine CHP İstanbul İl Başkanlığı için üç isim öne çıktı. Kulislerde konuşulan isimler; İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun, Üsküdar İlçe Başkanı Suat Özçağdaş ile Fatih İlçe Başkanı Soner Özimer oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 4 yıl 11 aylık hapis cezasının kesinleşmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın parti üyeliğini düşürdüğü İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “fiili” olarak başkanlık görevini sürdürmesi kararı aldı.

CHP, Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesine karşı hukuki itiraz yollarını kullanmaya hazırlanırken, resmi işlemlerde imza yetkisini kullanacak olan il başkanı ataması da yapacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP kulislerinde, bu görev için İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun’un adı ön plana çıktı. Kaftancıoğlu’nun, kadın ve yakın çalışma arkadaşı olması nedeniyle Coşkun’dan yana tercih koyabileceği belirtiliyor.

Kulislerde, Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki seçimlerin kritik önemde olması nedeniyle, Kaftancıoğlu gibi sahada aktif çalışacak, deneyimli bir ismi de tercih edebileceği konuşuluyor.

Ne olmuştu?

İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında Yargıtay 3. Dairesi’nin beş ayrı suçlamadan verilen mahkumiyet kararının üçünü onamasıyla 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezası kesinleşmiş ve Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getirilmişti.

Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kaftancıoğlu, denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılmıştı.

Yargıtay, yerel mahkemenin Türk Ceza Yasası’nın 53. maddesine göre ‘Parti yöneticisi olmasına kısıtlama’ getirilmesini öngören cezayı da onadığı için Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düşürülmüştü.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Biz Daha Ölmedik

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız” dedi.

Haber Merkezi / Diyarbakır’da, geçen hafta gözaltına alınan 21 gazeteciyi gündeme getiren Kılıçdaroğlu, “Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi Eylemlerine katılanlara yönelik, “sürtük, çürük” ifadelerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “”Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz” dedi.

AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın, 2018 yılında yakın korumalarının silahlı saldırısıyla yaşamını yitiren Şenyaşar ailesinin adalet arayışına da dikkat çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Şenyaşar ailesinin hakkını hukukunu savunmak suç olmaya başladı” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Adalet Yürüyüşü bizim tarihimizde değil dünya siyaset tarihinde önemli bir yere sahip. Bunu anlatırken duygulanırım. Bu konuya aslında hiç girmek istemedim ama. Açılış böyle olduğu için girmek zorunda kaldım. Bu ülkenin adaletsizliğe tahammülü yok artık. İnsanların düşünceleri kimlikleri inançları farklı olabilir. Ya arkadaş ne istiyorsunuz ya! Ne istiyorsunuz? Hakkı savunmak bile suç olmaya başladı!

O yürüyüş bir başlangıçtı adalet yürüyüşü bitmiş değil. Sürdürüyoruz onu. Hakkımızı ala ala ve milletin desteğini ala ala o yürüyüşü sürdürüyoruz. Devam da edeceğiz. O yürüyüş bizi 6 lideri buluşturdu. Bu işin felsefesinde o var. Hepimiz hukuku adaleti hakkı istiyoruz. O yürüyüş sonucunda büyük kentlerin şu anda Türkiye’nin nüfusunun yüzde 54’ü CHP’li belediyeler tarafından yürütülüyor. Diğer partileri de katınca yüzde 65’leri buluyor. Bu yürüyüş bitmiş değil. En son kişi adaletsizlikten şikâyet etmeyinceye kadar bu yürüyüşü sürdürteceğiz. Bunu yapmıyorsak siyasetin anlamı ne?

Bakın Pençe operasyonundan şehitlerimiz geliyor. Acılarını bile doğru dürüst yaşayamıyorlar. Bölücü örgüte karşı mücadele eden kahraman ordumuz güvenlik güçlerimiz hayatlarını veriyorlar. Bu ülkenin bağımsızlığı için, terör olmasın bu topraklarda diye. Bütün bunları düşünerek bütün vatandaşlarıma seslenmek isterim.

Ben size bize katılın derken bu iki kelimenin sıradan bir kelime olmadığın bu davetin de sıradan bir davet olmadığını bilmenizi isterim. Adalet istiyorsanız bu topraklarda hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diyorsanız bu topraklarda beraber yaşayalım diyorsanız her evde tencere kaynasın diyorsanız, çiftçi alın terinin karşılığını alsın diyorsanız bize katılın.

Biri saraylarda yatarken biri yatacak yer bulamıyorsa bu haksızlığa dur demeniz gerekiyor diyorsanız bize katılın. Biz bunu istiyoruz. Temiz siyaset. Temiz siyaset istiyorsanız bize katılın. Bu ülkede benim ödediğim vergiyi siyaset nereye harcıyor diyorsanız bize katılın.

Temiz ahlaklı siyaset istiyoruz. Siyaset parlamentonun kirlilikten arınmasını istiyorsanız bize katılın diyoruz. Düşünün lütfen elinizi vicdanınıza koyun. Geçmişte a partisi b partisi diyebilirsiniz. Bugün farklı bir noktadayız. Olay bir parti olayı olmayı çoktan açtı olay artık Türkiye olayıdır. Türkiye geleceğidir.

Türkiye İstatistik Kurumu’na talimat veriyorsun enflasyonu düşük göster diye. Milyonlarca işçi emekli dul ve yetim düşük aylık alacak bunun için mi? Her türlü baskı olur mu? Hakkı savunmak ne zamandan beri suç olamaya başladı? İnsanlar bir devlet kurumunun önüne gidiyorlar. ‘Rakamları yanlış yayınlıyorsun’ diyorlar: ‘Birilerinin hakkını yiyorsunuz’ diyorlar.

Ya dul ve yetime ne veriyorsun zaten ya! Ona bir göz dikiyorsun. İşçiye memure ne veriyorsun zaten. Ona bile göz dikiyorsun. Bir taraftan bu olurken öbür taraftan çetelere Avrupa’daki enflasyon farkını da ödüyorsun. İnsaf ya. Bu mudur adalet? Bu haksızlık yeter artık diyorsanız bize katılın beraber olalım. Küçük dereler nehirleri oluşturur ve o nehirler okyanusa akar. Biz artık okyanusa akmak zorundayız.

Ya gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek bir şey varsa da o da medyanın özgürlüğüdür. 20’ye yakın gazeteciyi topluyorsun Diyarbakır’da hangi gerekçesiyle içerideler. Evrensel gazetesi tam bin gündür Basın İlan Kurumu ilan vermiyor. Neden_? Basın İlan Kurumun Basın İnfaz Kurumu’na döndürdüler. Niye vermiyorsun kardeşim, saraydakiler rahatsız diye mi? Yeni Asya gazetesine 864 gündür ilan verilmiyor niye kardeşim? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?

“Baronlar daha iyi bilir”

Türkiye’de ekilemeyen binlerce dönüm alan var, Sudan’da, Nijer’de, Venezuela’da yer kiralıyor. Venezuela’ya gidişleri başka nedenledir, baronlar daha iyi bilir. Çiftçi kardeşlerime sözüm var. Havza bazlı planlama yapacağız. Hiçbir çiftçinin traktörü, hayvanı haczedilmeyecek. Her köyde veteriner, ziraat mühendisi olacak. Elektrik ücretleri ürünü sattıktan sonra ödenecek, faiz uygulanmayacak. Güneşten enerji üreteceğiz, bütün çiftçilere elektriği ücretsiz vereceğiz.

Erdoğan ‘Kimse aç ve açıkta değil. Enflasyon sorunu yok, pahalılık var’ diyor. Şaşırmış. Enflasyonun, pahalılığın ne olduğunu bilmiyor. Dünya Gıda Örgütü’ne göre Türkiye’de 15 milyon kişi yetersiz besleniyor. Son 3 ayda 15 milyon kişiye 500 bin kişi daha ilave edilmiş. 5 yaş bebeklerin yüzde 6’sı yetersiz besleniyor. Bunun farkındalar mı?

Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise sarayında keyif içinde yaşıyor. Sarayda herkesin karnı tok. Çocukları milyon dolarları transferle uğraşıyorlar. Zalim fukaranın halinden anlamaz. Mazluma da Kaf Dağı’ndan bakar gibi bakıyorlar. Sırça köşkler yıkıldığı zaman hepsini göreceğiz.”

Erdoğan küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya, ‘Milletimizin dilinden konuşuyorum’ diyor. Millete de iftira atıyor. Bu millet zulmün karşısında duran bir millettir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz. Bu küfür üzerine Türkiye’nin genç muhafazakar kadınlarına bir kez daha seslenmek istiyorum; ‘Bugün bunu söyleyen yarın size hayat tarzınız üzerinden küfredecektir. İstanbul Sözleşmesi sizin eseriniz. Ama Erdoğan bazı radikal kafaların baskısıyla sözleşmenizi elinizden aldı.

Radikal kafalar istiyor ki, muhafazakar kadınlar iş bulmasın, o radikal kafalar sana ‘süslüman’ diyorlar. Sana hayat şansı tanımak istemiyorlar. Kadın köleleşsin, baskı altında ezilsin istiyorlar. Radikaller Erdoğan’ı tehdit edip, kadın haklarının gasp etmenin zevkini aldılar. Sevgili kardeşim, yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım. CHP eski CHP değildir. Beraberiz, birlikteyiz. Artık aynı değerleri savunuyoruz.

“Biz daha ölmedik”

Son zamanlarda sureti kendinden menkul bazıları türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Bana muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Muhaliflik dersi verenler, biz daha ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu biz gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır. Yazı yazmayan, konuşmayan adam bize muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi sonuna kadar yapacağız.”

Paylaşın

Kaftancıoğlu’nun Parti Üyeliği Düşürüldü: Korkularının Ecele Faydası Olmayacak

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğini düşürdü. Kaftancıoğlu ise karar sonrası yaptığı açıklamada, “Korkularının ecele faydası olmayacak!” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğini düşürdü.

Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliğinin düşürülmesi Yargıtay’ın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin çarptırdığı 4 yıl 11 aylık hapis cezasını onanmasının ve ayrıca siyaset yasağı getirmesinin ardından geldi.

Canan Kaftancıoğlu, cezanın infaz edilmesiyle birlikte geçen hafta Silivri Cezaevi’ne gönderilmiş ancak işlemlerinin ardından denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılmıştı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesi ile İstanbul İl Başkanlığı da infaz süreci tamamlanana kadar resmen bitmiş olacak.

Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyasi yasak kararını tanımıyoruz mahkemeyi tanımıyoruz. Canan Kaftancıoğlu İstanbul İl başkanımızdır. Nokta” demişti.

Kaftancıoğlu: Korkularının ecele faydası olmayacak

Kaftancıoğlu, siyasi parti üyeliğinin düşürülmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve şöyle dedi:

“CHP hukuk bürolarında değil Kuvayi Milliye ruhuyla savaş meydanlarında kurulmuş bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi üyeliği inanç işidir, yürek işidir, emek işidir. O inanç, o yürek, o emek bizde oldukça gerisi teferruattır… Ne demiştik? Korkularının ecele faydası olmayacak!”

Kaftancıoğlu hakkında yargılama süreci

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Kaftancıoğlu’nun İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak 6 Eylül 2019’da mahkumiyetine karar verilen davanın temyiz incelemesini tamamlamıştı.

Kaftancıoğlu’na “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”ten verilen 1 yıl 6 ay 20 gün ile “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak”tan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezalarını kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu gerekçesiyle onayan daire, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan verilen 2 yıl 4 ay hapis cezasını ise 1 yıl 9 ay olarak düzelterek onama kararı vermişti

Paylaşın

CHP, Bolu Belediye Başkanı Özcan’ı Kesin İhraç İstemiyle Disipline Sevk Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı, “kesin ihraç” istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti. Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin de partiden ihraç edildi.

Tanju Özcan’ın 16 Mayıs’taki belediye meclisi toplantısında AKP’li meclis üyesi Hacer Çınar’a yönelik sözleri nedeniyle disipline sevki kararlaştırıldı.

Özcan’ın söz konusu toplantıda, oylamada el kaldıran Çınar’a yönelik, “Bana niye el sallıyorsunuz, ben evli barklı adamım, ayıp oluyor” sözleri kamuoyunda tepki çekmişti. Çınar, olayın ardından koruma kararı aldırmıştı.

Özcan, bir süre sonra tedbir kararının kaldırıldığını açıklamış; sosyal medya hesabından, “Evli barklı adamım, dedim diye Bolu 1. Aile Mahkemesi’nce verilen ihtiyat-i tedbir kararı, Bolu 2. Aile Mahkemesi’nce kaldırılmıştır” ifadelerini paylaşmıştı.

Özcan, daha önce de katıldığı bir televizyon programında, kendisinden tüp bebek için yardım isteyen bir kadınla ilgili anısını anlatırken,’Benim bebeğim olmuyor, bana yardımcı olabilir misiniz’ dedi… Hanımefendi dedim ben size nasıl yardımcı olabilirim o konuda… Meğer kadıncağız tüp bebek tedavisi görmek istiyormuş…” sözleri nedeniyle de geçen yıl Eylül ayında “uyarı” istemiyle disipline sevk edilmişti.

Yüksek Disiplin Kurulu, Özcan’ın uyarı almasına karar vermişti. Özcan, geçen hafta da Cumhurbaşkanlığı için aday olabileceğine dair bir tweet paylaşmış; “Yol verin ben bu resti göreyim” ifadelerini kullanmıştı.

Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin CHP’den ihraç edildi

Öte yandan, rüşvet iddiaları nedeniyle geçici olarak görevden alınan Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin CHP’den ihraç edildi.

İçişleri Bakanlığı, Şubat ayında Bilecik Belediyesi’ndeki rüşvet iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma nedeniyle Belediye Başkanı Semih Şahin’i geçici olarak görevden uzaklaştırmıştı.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin’in Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini açıklamıştı.

Paylaşın

CHP’den ‘SADAT’ Hakkında Suç Duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, başkanlığındaki CHP Heyeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Suç duyurusunun ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan şunları söyledi:

“Paramiliter bir suç örgütü olan SADAT hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunun için Ankara Adliyesi’ndeyiz. Daha önce sayın genel başkanımız yaptığı açıklamalarla da ortaya çıktığı üzere SADAT paramiliter bir yapıdır. Kanunlarımız karşısında paramiliter örgütlenme suçtur. SADAT, paramiliter örgütlenmesiyle Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde suç işlemek için kurulmuş ve Saray’ın da desteğini arkasına alarak faaliyet yürüten bir suç örgütüdür.

İnternet sitelerinde yaptıkları yayın, açıklama ve ilanlarda açık bir şekilde gayri nizami harp eğitimi ve terör eğitimi verdiklerini ikrar etmektedirler. Verdikleri kurs sonunda mezun olanların sabotaj, terör gibi yetenekleri kazandıklarını açıkça deklare eden suç örgütü ile karşı karşıyayız.

SADAT’ın yetkililerinin yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki SADAT silah ticareti yapmaktadır. Silah ticaretine aracılık yapmaktadır. Bu açıkça suçtur. SADAT bunları yaparken öbür taraftan bir yan kuruluşu olan aynı kişilerin birlikte hareket ettiği ASSAM adlı bir kuruluşun eliyle anayasal düzeni değiştirmek üzere Asrika adı altında bir devlet kurarak anayasal düzeni değiştirme hedefi olduğunu açıkça ifade etmektedir.

SADAT yetkilileri bunu şiddet yoluyla hedeflediklerini açıkça ortaya koymaktadırlar. SADAT bu gücü kimden alıyor? SADAT’ın verdiği bir başka mesaj sandıkta kaybedecekleri iktidarı şiddet yoluyla vermeme konusunda gereğini yapacaklarını söyleyecek kadar pervasızlaşmışlar. Bu sözlerin, girişimlerin, yapıların tamamı suçtur. Herkes biliyor ki SADAT bu amaçla kurulmuş bir örgüttür. Ne yazık ki arkasında saray rejimi vardır.

Savcılığa verdiğimiz dosyada açıkça görülecektir ki terör ve şiddet yoluyla anayasal düzeni değiştirmek ve suç işlemek için örgüt kurmuşlardır. ”

‘Cesur savcılara ihtiyacımız var’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise şunları söyledi: Cesur savcılara ihtiyacımız var. Tüm soruşturmaların, tüm yargılamaların amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Gerçeğin üstünü hiçbir güç örtemez. SADAT’la ilgili başvurumuzu ciddi bir şekilde incelerse, korkmazsa, siyasi iktidarın baskısı altında kendini hissetmese gerçek ortaya çıkacaktır.

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Adnan Tanrıverdi tarafından kurulan SADAT’ın İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan merkezinin kapısına dayanarak, “Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur… Burası terörist yetiştiren bir kurumdur. Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliği sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve saraydır” açıklaması yapmıştı.

SADAT, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na 1 milyon lira tazminat davası açtığını duyurmuştu. Dava dilekçesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına yer verilerek “Çok ağır ithamlarda bulunmak suretiyle müvekkil şirketin kişilik hakkına saldırı gerçekleştirilmiştir” denilmişti.

Paylaşın