Hazine’nin Dış Borcu Önceki Aya Göre 238 Milyar Lira Arttı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) verilerini paylaşan CHP Milletvekili Süleyman Bülbül, “Hazine’nin iç ve dış borç stoku mayısta bir önceki aya göre 238,2 milyar lira daha artarak 3 trilyon 364 milyar liraya kadar yükseldi” dedi.

CHP) Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, yaptığı yazılı açıklama ile Merkez Bankası’nın verilerini paylaştı. Bankanın 17 Haziran itibariyle brüt rezervin 101 milyar dolara düştüğünü kaydeden Bülbül, “AKP iktidarının kötü ekonomi politikası sonucu; elde edilen verilerin de ortaya koyduğu üzere hem ülke hem de vatandaş borç batağına batmış durumda. Türkiye’nin uluslararası yatırım açığı nisan ayında 2,3 milyar dolar küçülerek 236,8 milyar dolara geriledi” dedi.

‘Dış borç bir önceki aya göre 238,2 milyar lira daha arttı’

“Merkez Bankası’nın, brüt rezervinde 10-17 Haziran günleri arasında, 1,5 milyar dolarlık azalış oldu. 17 Haziran itibarıyla brüt rezerv 101 milyar dolara düştü. Brüt rezerv geçen yılın sonuna göre ise 10 milyar dolar azaldı. Swap borcu dahil net rezervi ise eksi 53,8 milyar dolar oldu” diyen Bülbül, “Hazine’nin iç ve dış borç stoku mayısta bir önceki aya göre 238,2 milyar lira daha artarak 3 trilyon 364 milyar liraya kadar yükseldi” bilgisini paylaştı.

Kur korumaları mevduat hesabı açanlara verilen faiz tutarına da değinen Bülbül, “Cumhurbaşkanlığı’nın TBMM’ye sunduğu ek bütçe kanunu teklifiyle, bütçe gelirleri 1 trilyon 80 buçuk milyar lira büyütülerek 2 trilyon 883 milyar liraya çıkarılıyor. Dolayısıyla başlangıçta yaklaşık 278 buçuk milyar lira olan bütçe açığı tahmini değişmiyor. 24 Aralık 2021’de 11,67 lira olan dolar kurundan 6 ay vadeli kur korumalı mevduat hesabı açanlar 6 aylık dönemde net olarak yüzde 48,9 oranında faiz elde ettiler” dedi.

Söz konusu faizin halkın cebinden çıktığını belirten Bülbül, “Son 6 haftada vatandaşların borçlarında 91 milyar liralık artış yaşandı” diye belirtti.

İcra dosyalarındaki artış

Evrensel’in aktardığına göre icra dairelerinde bulunan dosyaların artışına da dikkat çeken CHP’li Bülbül, “İcra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı son bir yılda bir milyon 485 bin adet artarak 24 Haziran itibarıyla 23 milyon 778 bine çıktı. Çiftçi, emekli, esnaf, genç borçlu memleket borçlu. Vatandaşın alım gücü kalmadı, enflasyon yüzde 200’lere dayanmış durumda. Memleket bu durumdayken Saray ve yandaşları hayal dünyasında yaşamaya devam ediyor. Ama vatandaş bunun hesabını sandıkta soracak, tek adam rejimini sandıkta ilk seçimde gönderecek” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Adayını Açıklayacağı Tarih Kulislere Sızdı

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek’in bugünkü köşesinde aktardığına göre Akşener’in ev sahipliğinde yapılacak beşinci toplantının temel gündemini “aday” mevzusu oluşturacak. Liderlerin o gün “ortak aday” konusunu netleştirmesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu’nun ise yapılacak beşinci toplantıya son dönemde yaptırdığı kamuoyu araştırmalarının sonuçlarından oluşan bir raporla katılması bekleniyor.

“Edindiğim bilgiye göre o raporda, Meral Akşener’in sıkça ifade ettiği “13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak” görüşünü destekleyen sonuçlar yer alıyor.” diyen Zeyrek, “Rapordaki bütün göstergeler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aday olacağı bir seçimi, her durumda kaybedeceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

CHP kulisleri hareketli

“Beşinci “Altılı Masa” toplantısında aday konusunda da ilginç bir karar çıkabilir.” diyen Zeyrek şu ifadeleri kullandı:

“CHP kulislerini yakından takip eden Politikyol.com Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Fırat PolitikTV canlı yayınında ilginç bir kulis paylaştı.

Fırat’a göre, Millet İttifakı ortak aday belirleyecek ve adayın ismini 29 Ekim günü kamuoyuna duyuracak.

CHP’nin masaya getireceği raporda örtülü “aday Kemal Kılıçdaroğlu olmalı” mesajı da var gibi.

Ancak, öyle anlaşılıyor ki diğer beş lider ortak adayın Kılıçdaroğlu olması konusunda henüz hemfikir olmamış.

Altı parti de beşinci toplantıdan sonra 29 Ekim’e kadar kamuoyu yoklamalarını yoğunlaştıracaklar.

Millet İttifakı’nda Kılıçdaroğlu dışında Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı da gündemde. Akşener her ne kadar “Başbakan” olmak istese de ittifakın aday adayları arasında görülüyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Bakanlara ‘Prens Selman’ Tepkisi: Katilin…

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında, Marmaris yangını sırasında, Prens Selman ile birlikte Saray’daki yemekte olan bakanlara seslenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bakanlar ne yapıyor Allah aşkına? Fırsat buldular geldiler bir eğlenceye katıldılar. Prens mi gelmişti buraya? Onunla beraber sofraya oturdular orada ağaçlar yanarken. Senin görevin o. Senin görevin katilin sofrasına oturmak değil!” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, 20 milyon Euro ile kayıplara karışan Ertunç Laçinel ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli ilişkisini de gündeme getiren Kılıçdaroğlu, “Malı götür hırsızlığı yap, Saray kapı gibi arkanda duruyor. Böyle bir kanun dünyanın hangi ülkesinde görüldü?” ifadelerini kullandı.

Canan Kaftancıoğlu’na verilen cezaya tepki gösteren eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını söyleyen eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın rütbelerinin sökülmesine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Sabri Uzun da Hanefi Avcı da bilsin, az kaldı, geliyor sandık. Onların sökülen rütbelerini aynen dikeceğiz” dedi.

Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı’nın görevden alınmasına tepki gösteren Kılıçdaroğlu ”Sabah ‘Türk Ocağı İstanbul İl Yönetimi görevden alındı’ diye gördüm. Bizim kavgaya değil; birbirimizi dinlemeye, oturmaya ihtiyacımız var. İslam dünyasında dünya kadar sorun var, kan akıyor. Birbirlerini öldürenler İslam dünyasında. Birbirlerine silah çekiyorlar. İslam dünyasında kan durmasın mı, güzellik olmasın mı, demokrasi, adalet olmasın mı?Bizim konuşmaya ihtiyacımız var, buna bile tahammül edemiyorlar, akıllarını yitirmişler” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki haftalık olağan grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle;

“Türk Ocakları’nın İstanbul’da düzenlediği bir toplantıya katılmıştım. Aradan zaman geçti ikincisi düzenlendi, bu sefer daha kapsamlıydı. Akademik dünyadan pek çok insan katılmıştı. Bu dünyanın, İslam dünyasının sorunları var. Türkiye örnek olmak zorundadır. İnsanların inancına nasıl saygı duyulduğunu göstermek zorundadır. Adalet vurgusu yaptım, İslam açısından da ne kadar önemli olduğunu söyledim. Sabah Türk Ocakları İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu görevden alındı. Bizim konuşmaya ihtiyacımız var, bir arada oturup güzeli nasıl inşa edebiliriz buna ihtiyacımız var. İslam dünyasında kan akıyor, birbirlerini öldürenler İslam dünyasında çoğunlukla. İslam dünyasında kan durmasın mı, demokrasi olmasın mı, adalet olmasın mı? Tahammül edemiyorlar ya, akıllarını yitirmiş bunlar. Adalete tahammül edemeyen bir anlayış bu ülkeye adaleti nasıl getirecek. Kimse endişelenmesin, adaleti biz getireceğiz. Her kavga sonlarını getiriyor.

Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig yazmış… 11. yüzyılda yazılıyor, 21 yüzyıldayız. Diyor ki Yusuf Has Hacib, halkın adaletle yönetilmesi gerektiğini söylüyor. Yönetemiyorlar, yönetme güçleri yok. Akıllarını kullanmıyorlar. İstişare nedir? Bunu dahi düşünmek istemiyorlar. Bir kişi ben her şeyi bilirim diyor. Kimseye danışmam diyor. Bir kişi ben her şeyi biliyorum diyorsa aslında hiçbir şeyi bilmiyor demektir.

Adalet önemli bir kavram. İstanbul’daki toplantıda adaletin ne olduğunu da ifade ettim. Devlette görev yapan insanların toplumda adaletsizlik varsa bunu belirtme hakkı vardır. Sabri Uzun ve Hanefi Avcı’dan bahsediyorum. Sabri Uzun, yanlı yapıyorsunuz dedi. Vay sen misin bunu söyleyen. Arkasından Hanefi Avcı, Selahattin Demirtaş için AİHM kararını uygulayın dedi. İkisinin de rütbeleri sökülecek. Adaletsizliğin ulaştığı boyutu görüyor musunuz? Sabri Uzun da Hanefi Avcı da bilsin, az kaldı, geliyor sandık. Onların sökülen rütbelerini aynen dikeceğiz. Haksızlığa tahammül edemiyoruz biz. Öyle FETÖ iltisaklı falan deniyor. Bir ipte iki cambaz oynamaz. Biri düştü, diğeri de düşecek.

TSK’nin 80-90 yaşındaki generallerini hapse atıyorsunuz. Bazıları hapiste olduğunu da bilmiyor. Bu mudur devlet yönetimi. Benden değil at içeri, bu benden tüm suçlarını kapat. Böyle bir devlet yönetimi olmaz.

Adalet olarak yönetemiyorlar ama ekonomik olarak da yönetemiyorlar. Şekerde hiçbir sıkıntımız yoktu, durduk yere IMF’nin talimatına uydular, kota getireceğiz diye. Kotayı uyguladılar, şeker üretimimiz düştü. Şeker fabrikalarını sattılar. 10 fabrikayı 680 milyon dolara sattılar. Tefecilere bir ayda ödenen para 19 milyar lira. 24 yıl sonra Türkiye şeker ithal etmek zorunda. Yönetemiyorlar. Devlet böyle yönetilmez. Şeker fabrikalarını neden özelleştirdiniz.”

Çay, Rize’nin Artvin’in Trabzon’un stratejik ürünüdür. Şekerde hangi oyunu oynadılarsa çayda aynı oyunu oynayacaklar. Ulusal Çay Konseyi fiyat belirleyecekmiş. Yükü sırtından atacaklar, düşük fiyatı biz belirlemedik konsey belirledi diyecekler.

Rizeli kazanmasın, Artvinli kazanmasın, Trabzonlu kazanmasın ama yabancı çay üreticileri kazansın. Bu iktidar size değil yabancılara çalışıyor. Bize oy versinler veya vermesinler biz adaletten yanayız. Rizeli kardeşim duy bunu, biz iktidar olacağız. Sözüm var, kaçak çayları toplayıp Rize’nin meydanında yakacağım. Sen kazanacaksın. Biz oy peşinde kısır bir siyaset yapmıyoruz. Bizim için her şeyden önemlisi bu ülkede yaşayan insanların refahıdır. Çayı üreteceksin alın teri dökeceksin, sen kazanmayacaksın dışarıdan çay ithal edeceksin. Ne için? Rizeliyi çantada keklik görüyor, Trabzonluyu çantada keklik görüyor. Unutma, bu millet uyandı. Milletin sesi var artık.

Bu yükü özel sektör kaldıramaz, fatura millete çıkıyor. Çayda da benzer bir olaya doğru gidiyoruz. Çay Karadeniz’in stratejik ürünüdür. Şekerde hangi oyunu oynamak istiyorlarsa çayda da aynısını oynamak istiyorlar. Yükü sırtlarından atacaklar, düşük fiyat belirleyecekler; ‘Valla biz belirlemedik Ulusal Çay Konseyi belirledi’ diyecekler. Bu iktidar size değil, yabancı çay üretcilerine çalışıyorlar. Sözüm söz, kim çalışıyorsa ondan yanayız. İktidar olacağız, kaçak çayla nasıl mücadele edeceğiz göreceksiniz.

Biz oy peşinde kısır bir siyaset yapmıyoruz. Bizim için her şeyden önemli olan bu ülkede yaşayan insanın refahıdır. Bizim siyaset anlayışımız budur. Ne yaparsam yaparım zorla alırım bunların ağzındaki lokmayı yine oy alırım diye düşünüyor. Çiftçinin kredisini sileceğiz. Borçları tak diye sileceğiz. Elektriği çiftçiye bedava vereceğiz.

Erdoğan arada bir dinliyor beni. Diyabetli çocuklar için daha konforlu bir yaşam sürmesi lazım demiştim. Söz vermiş ben bunu yapacağım demiş, teşekkür ederim kendisine. Eczacılar da büyük sıkıntı içinde. İlaç fiyat kararnamesi 13 yıldır güncellenmiyor. Personel maaşlarını, kira ve faturaları karşılayamaz durumdalar. Yarısı iflas edecek. İlaç fiyat kararnamesini belirlesinler.

Mavi Marmara

Halka doğruları söylememek gibi bir gelenekten geliyorsanız devleti sağlıklı yönetemezsiniz. Mavi Marmara’da hayatını kaybeden şehitlerimiz vardı. Uluslararası sularda Çetin Topçu ailesini ziyaret ettim. Oğlu olayı anlatırken göz yaşlarını tutamadı. Bize kimse sahip çıkmadı dedi. Onlara sahip çıkacağımızı yanlarında olacağımızı, varsa adaletsizliğin üzerine gideceğimizi, o dosyanın bizim iktidarımızda kapanmayacağını söyledik. Daha acı olanı giderken bize mi sordunuz cümlesi. Oraya gideceğini biliyorsun yeri göğü inletiyordun bunları tahrik ettin gidin dedin gemiler verdin. Hatta bazı milletvekilleri de katılacaktı ama son anda onlar vazgeçtiler. Ölenlere sahip çıktılar mı? Çıkmadılar. Ama biz sahip çıktık.

Yunanistan’a efeleniyor beyefendi. 2017’de bir konuşma yapmışım ‘Ege adalarının 18’ini işgal etti. Benim her söylediğime laf yetiştiriyorsun şu işgal edilen adalarla ilgili bir cümle kur’ diyorum. Cümle dahi kuramıyor. Şimdi ortalık başak yerde arada bir gidip Yunanistan’a beni kızdırmayın yok gelirin yok giderim yok şunu bunu yapacağım. Yapacaksan yap kardeşim ne bağırıp duruyorsun. Yapamayacağını sen de ben de biliyoruz. Adalara silah getiriyorlar, gıkın bile çıkmadı ya. Şimdi efeleniyor!

Bahçeli’ye yanıt

Marmaris’teki yangın, orman yangınlarının olacağını bütün dünya biliyor. (Bahçeli’ye) Anladığım kadarıyla tek bir makale dahi okumamış. Allah akıl fikir versin. Yangın çıktı gittik oraya. Üç gün söndüremediler. Yav niye yapamıyorsunuz bunu? Gece görüşü yok, ihale açılmış 4 Temmuz’da gelecekmiş. Ya bu yangının çıkacağını sadece ben değil bütün dünya söyledi. Herkes hazırlıklı olsun diye. Beşli çete olunca 10 dakikada ihale sonuçlanıyor. Ormanları korumak için açtığın ihale 4 Temmuz’u bekleyecek. Ben bunu söyledim diye kıyameti koparıyorlar. Ne derseniz deyin biz haklıyız. ‘Muğla’da Büyükşehir Belediyesi sende’ diyor.

Bir kere şunu söyleyeyim ben senin gibi değilim, Muğla Büyükşehir Belediyesi bende değil Muğla halkınındır. Senin anlayışınla devleti biz yönetmeyiz. Devlet ayrıdır siyaset ayrıdır. ‘Acaba ne yaptınız ne gibi bir çalışmayı ortaya koydunuz. Büyükşehir belediyelerinin itfaiyesi yok mu? Ama bizler burası CHP belediyesidir demedik, bakanlarımızla tüm ekibimizle buraya indik, atılması gereken tüm adımları attık. Vallahi de billahi de devletin ne olduğunu ve nasıl yönetildiğini bilmiyor. Marmaris Belediyesi 328 personel görevlendirdi. 156 araçla yangına müdahale ettiler. Bunları vali biliyor. Su takviyesi yapıldı ayrıca. Veteriner ekipleri görevlendirdiler. Bunu da Muğla Büyükşehir yaptı. Yiyecek içecek sağlandı. Araçlar bozulursa diye mobil tamir ekipleri görevlendirdiler. Sadece Muğla değil, Ankara, İzmir, Aydın, Eskişehir, Antalya ve Burdur belediyeleri de doğrudan doğruya yardım gönderdiler. Bu adam devleti yönetmeyi bilmiyor. Sen ben ayrımı yapıyor. Ya orman yanıyor kardeşim. O orman hem senin hem benim. Bunu söylemesi bile kafasındaki ayrımcılığın ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

Bakanlar ne yapıyor Allah aşkına? Fırsat buldular geldiler bir eğlenceye katıldılar. Prens mi gelmişti buraya? Onunla beraber sofraya oturdular orada ağaçlar yanarken. Senin görevin o. Senin görevin katilin sofrasına oturmak değil!

Canikli’ye seslendi: Neden Konuşmuyorsun?

Nurettin Canikli… Boydak Holding’e yakınını kayyum olarak atıyor. Bir süre sonra diyolar ki bizim yurtdışına depo yapmamız lazım. Slovakya’ya yapmamız lazım diyorlar. Dünyanın parasını ödüyorlar. Adam da yok ortada, 20 milyon Euro da yok. Ama Canikli konuşmuyor. Buradan sesleniyorum, niye konuşmuyorsun sen, niye koruyorsun bu adamı? Fuat Oktay’dan da ses yok. Ya bunlar bunun ortağı üzerine gidemiyorlar… Bir kanun getiriyorlar, kayyum atanırsa kayyumun yaptığı bütün işler, hukuki idari ve mahalli cezai sorumluluğu olmaz. Saray arkanda kapı gibi duruyor. AKP’ye geçmişte oy verenlere sesleniyorum, siz böyle bir kanunu dünyanın hangi ülkesinde gördünüz. Hırsızlık yapana hırsızlık yapabilir diye kanun getiren bir ülke getirin. Hırsızlığın yasayla korunduğunu ilk defa görüyorum. Sen götür malı diyorlar. Meraklanma diyorlar, kimse hesap soramaz diyorlar.

Hangi kanunu çıkarırlarsa çıkarsınlar bu kardeşiniz tamamına hesabını soracak. Bu memlekette huzur istiyorsanız, hak hukuk adalet istiyorsanız, çiftçi kazansın üretici kazansın diyorsanız bize katılacaksınız. Devleti soran haramilerden hesap sorulsun diyorsanız bize katılacaksınız. Haramilerin defterini düreceğiz, hep beraber. Katil dediğinin önünde ikiye katlanmasınlar diyorsanız bize katılacaksınız. Uyuşturucu baronlarıyla mücadele etmek istiyorsanız bize katılacaksınız. Devlette liyakat olsun diyorsanız bize katılacaksınız. Suriyeliler kendi iradeleriyle ülkerlerine gitsin diyorsanız bize katılacaksınız. Hiç kimsenin endişesi olmasın.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Anayasa Değişikliği İçin Bir Araya Geliyor

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren 6 muhalefet partisinin genel başkanları 3 Temmuz Pazar günü beşinci kez bir araya geliyor. Toplantının gündeminde Anayasal ve Yasal Çerçeve Hazırlık Komisyonu’nun pazar gününe kadar tamamlamayı hedeflediği ortak metnin olması bekleniyor.

Komisyon, bir süredir Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için hazırlanan ortak metinde belirlenen ilke, esas ve kuralların anayasaya uygun hale getirilmesine yönelik çalışma yürütüyordu.

Anayasa Komisyonu, 3 Temmuz’a hazırlanıyor

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün toplantıya dair aktardığı habere göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu’ndan oluşan komisyon, çalışmasını büyük oranda tamamladı.

Önümüzdeki birkaç gün içerisinde üç ya da dört toplantı daha yapacak olan komisyon, ortak metni liderlerin görüşüne sunulmak üzere hazır hale getirmeyi hedefliyor. Pazar gününe kadar hazırlanacak olan ortak metinde anayasanın ilk 75 maddesinde değişiklik öngörülmedi.

Yürütülen çalışma ile anayas’nın yasama, yürütme ve yargıyı düzenleyen bölümlerinde değişiklikler yapılması hedefleniyor. Bu çerçevede Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metninde ilan edilen düzenlemelere yönelik Anayasa’nın 60’a yakın maddesinde değişiklik öngörülecek. Değişiklikler, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinden başbakanlık ve bakanlar kurulunun yeniden hayata geçirilmesinin yanı sıra HSK’nın yapısı, Danıştay ve Sayıştay gibi kurumların yapılandırılması gibi düzenlemeleri kapsayacak.

400 bulunsa da referanduma götürülebilir

Mevcut sistemde anayasa değişikliğinin referanduma gitmeden kabulü için en az 400 milletvekilinin oyu gerekiyor. Değişikliğin referanduma götürülmesi için ise en az 360 milletvekilinin oyuna ihtiyaç duyuluyor. Yapılan değerlendirmelerde muhalefetin, Meclis üye tam sayısının 3’te 2 çoğunluğu olan 400 milletvekiline ulaşması durumunda dahi, düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için referanduma gidilebileceği görüşü öne çıkıyor.

Geçiş sürecinde Cumhurbaşkanı yardımcılıkları ne şekilde olacak?

Kulislerde, altılı masayı oluşturan liderlerin kabinede cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev almasının da geçiş süreci seçenekleri arasında değerlendirildiği ifade ediliyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başbakan adayı olduğunu açıklamıştı, ancak geçiş süreci tamamlanana kadar başbakanlık müessesi kurulamayacak. Bu nedenle yeni sisteme geçene kadar Akşener’le birlikte ittifakta yer alması muhtemel liderlerin cumhurbaşkanlığı yardımcısı olarak görev yapacağı bir model üzerinde çalışılıyor.

Altılı masa ilk olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişte uyulacak ilke ve esasların belirlendiği mutabakat metnini, ardında da kurulan Seçim Güvenliği Komisyonu ile Kurumsal Reformlar Komisyonu hazırladıkları raporları kamuoyu ile paylaşmıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bir Ülkede Adalet Yoksa Yozlaşma Vardır

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamada, “Adaletli olduğunuza, hesapverebilir olduğunuzu da kabul etmişsiniz demektir. Bir ülkede adalet varsa onun etrafında biliniz ki hukukun üstünlüğü, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, kadın-erkek eşitliği, liyakat, özgürlük, sosyal devlet, hakça bölüşüm, insan ve doğa hakları vardır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Ocakları İslam Dünyası Meseleleri ve Çözüm Yolları Sempozyumu’na katıldı. CHP liderinin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2016’da düzenlenen sempozyumda bir konuşma yapmış ve İslam dünyasındaki temel sorunların neler olduğuna dair düşüncelerime ve sorunların çözümüne ilişkin önermelerimi paylaşmıştım. Böylesine önemli bir buluşmada önemli bir isimden alıntı yapmak istiyorum.

Karl Marx, ‘Filozoflar dünyayı çeşitli biçimde yorumlamışlardır. Oysa sorun onu değiştirmektir’ der. Bu cümlenin geniş yorumuna atfen şunu söylemeliyim. Sizlerle birlikte biz siyasetçilerin de öncelikli görevi ülkesini daha iyiye ve daha güzele doğru değiştirmektir.

Sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin önermelerde bulunmak, sorunu tespit etmek kadar önemlidir. Eğer sahip olduğumuz bilgiyi, var olan sorunları ortadan kaldırmaya dönük olarak yorumluyorsak bir başka soruna da kapı aralamış oluruz. Günümüz İslam Dünyasının sorunlarını bilmeli, hatta gerçeklikle yüzleşebilmeliyiz.

Bakara Suresi, 44. ayette Yahudi din adamlarına ithafen şöyle seslenilir: Siz insanlara gerçek iyilik, erdem ve dindarlığı tavsiye ederken kendinizi unutuyor, bundan muaf olduğunuzu sanıyorsunuz öyle mi? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Elbette burada hitap Yahudi din adamlarına yöneliktir. Ancak muhatabı tüm din adamları, tüm yönetici kadrolar, tüm insanlıktır.

Adalet vurgusu

İslam dünyasının güncel sorunlarına ve çözümlerine ilişkin önlemlerini, itirazlarını çok daha yüksek sesle dile getirmesi toplumsal barışımızın tesisi açısından bir zorunluluktur. İslam, kayırmacılığa, denetimsizliğe, otoriterliğe izin vermez. Bu bağlamda İslam hangi sistemle yönetildiğimize değil, nasıl yönetildiğimizle ilgilidir. Doğrudan nasıl yönetilmemiz gerektiğinin yanıtını da kendisi verir.

İslam açısından kriter adaletle yönetilip, yönetilmediğimizdir. İslam tüm insanlığa adalet penceresinden bakar ve bakmamız gerektiğini bir şart olarak önümüze koyar. İslam’a göre herkes için ve her alanda tesis edilmemiş adalete adalet denilemez. İslam’ın öngördüğü adalette ‘ama’ ile başlayan ve adaleti, adalet arayışını daraltan, erteleten cümlelere bahane ve gerekçelere yer yoktur.

Bizler, İslam’ın temel değerlerini savunuyormuş gibi görünerek zenginliği, kayırmacılığı, özgürlüğü, denetimsizliği kendisine bahşeden, gerçek bağlamından kopartılarak sunulan sabır ve şükür tavsiyeleriyle de milyonlara yoksulluğu, dışlanmayı, baskıyı reva gören anlayışlara karşı adaleti savunmalıyız.

Adaletli olduğunuza, hesapverebilir olduğunuzu da kabul etmişsiniz demektir. Bir ülkede adalet varsa onun etrafında biliniz ki hukukun üstünlüğü, denetlenebilirlik, hesap verebilirlik, kadın-erkek eşitliği, liyakat, özgürlük, sosyal devlet, hakça bölüşüm, insan ve doğa hakları vardır. Bir ülkede adalet yoksa, adaletsizliğin çevresinde kayırmacılık, eşitsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, liyakatsizlik, yozlaşma, bağımlı yargı vardır.

İslam, adaleti ve adaletin çevresinde dönenleri tesis edenlerden yanadır. Adaleti nasıl tesis edeceğiz? İçinde bulunduğumuz bu çağda müslüman olmanın neyi ifade ettiği, nasıl bir müslüman kimliğine sahip olmamız gerektiği konusunda aklımızı kullanarak en geniş mutabakatı sağlamalıyız. Bu mutabakatı da dışardan bir dayatmayla değil bizzat kendimiz İslam ülkelerinin içinde bulunduğu durumla, soğukkanlı bir biçimde yüzleşerek gerçekleştirebiliriz.

Tüm özgürlük alanlarını herkesi kapsayacak şekilde güvence altına alan bir laiklik anlayışından yana olmalıyız. İçinde bulunduğumuz coğrafyada etik ve ilkelere dayalı bir düzen hedefiyle yol yürümeliyiz. Haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan olmayı tercih edemeyiz.

Dünyadaki çatışma alanlarının yaklaşık yüzde 60’ını müslüman ülkeler oluştururken, kafamızı kuma gömemeyiz. Şekli olarak kimin nasıl yaşadığıyla değil, sürdürdüğü yaşam pratiği içinde ne kadar adaletli olup olmadığıyla ilgilenmeliyiz.

Konuşmacı listesine baktığımda neredeyse hiç kadın akademisyen, araştırmacı görmedim. Bir, iki isim dışında erkek ağırlıklı bir listeyle karşı karşıyayız. Oysa Türkiye ilahiyat birikiminde kadınlar vardır. Günümüz İslam dünyasının meselelerini kadınlar olmadan konuşamayız. Kadınlar olmadan çözüm yolları da bulamayız.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Yakında İktidar Olacağız

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Türkiye’ye ziyaretini eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kapatılan Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyasına dair, “Yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara saldırısında vefat eden Çetin Topçuoğlu’nun ailesini İstanbul’da ziyaret etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaretinin ardından gazetecilerin soruların da yanıt vererek açıklama yaptı.

Mavi Marmara saldırısını üzerine konuşan CHP lideri, “Şehitlerimiz var. Şehitlerimizin kanı üzerinden İsrail’le pazarlık yapıldı ve anlaşma zemini arandı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu dava, bitmiş bir dava değildir. Biz bu davayı kapatmış değiliz. Herkesin hakkını ve hukukunu korumak zorundayız. Siz kendi vatandaşınızın hakkını ve hukukunu korumayacak da ne yapacaksınız?” dedi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O nedenle geldim, oturduk konuştuk, dertleştik. Olayı anlatan kardeşimiz gözyaşlarını tutamadı. Hala bu acı yaşanıyor. Bunu çözmek zorundayız. Bu konuda biz elimizden geleni yapacağız. Bazı istekleri oldu o isteklerin de takipçisi olacağız Uluslararası sularda eğer bizim insanımız katlediliyor ve bunların hakkı hukuku aranmıyorsa, bir gece yarısı anlaşmayla sözde barış zemini yaratılmak isteniyorsa bunu kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bu konu bizim için kapanmış bir konu değildir ve takipçisi olacağız.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a ilişkin de açıklamalarda bulundu. “Düne kadar her türlü hakareti yaptığınız, her türlü eleştiriyi yaptığınız kişiyle kucaklaşıyorsunuz. Üç beş dolar için, üç beş kuruş için bunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin kaldırması mümkün değildir. Bizim kaldırmamız mümkün değildir” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu ülkenin bir itibarı, saygınlığı vardır. Siz nasıl bu ülkenin saygınlığını itibarını üç beş kuruş için yerle bir edersiniz? Türkiye topraklarında bir cinayet işleniyor. Salman buraya gelmeden önce cinayet dosyası da kapatılıyor. Onu da araştıracağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değildir. Hiç kimse, ‘gider Türkiye Cumhuriyeti devletinde, bir konsoloslukta insanları öldürürüm, sonrasında üstünü kapatırız, böylece istediğim yerde cinayeti işlerim’ diye hevese kapılmasın. Bu dersi vermezseniz bu hevese kapılanlar olur. Bu dersi vermek zorundayız. Bu da bizim hedeflerimizden bir tanesidir. Türkiye’nin itibarına hiç kimse gölge düşüremez. Erdoğan’la oynuyorlar biliyorum. Aynı kayığa bindiler onu da gayet biliyorum. Aynı kayığa binebilirsin, dosyanın üzerini örtebilirsin ama Allah’ın izniyle yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu, Türkiye’nin itibarının nasıl korunduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız. Bu ülke itibarlı bir ülkedir. Ülkenin itibarını devleti yöneten birisi ayaklar altına alamaz.”

“O dosya bizim için kapanmış bir dosya değil”

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’le bir görüşmesinin olup olmayacağı sorulan CHP lideri, “Aslında görüşmek için kendisinden talebim oldu. Fakat baskı altında. Dolayısıyla o görüşme gerçekleşemedi. Medya önünde rahatlıkla şunu söyleyebilirim. Kendisinin de öldürülen nişanlısının da hakkını, hukukunu sonuna kadar arayacağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değil” dedi.

Gazetecilerin, “Yunanistan’la gerilim var. Adaların silahlandırılması durumu var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Erdoğan iç politikada üst perdeden konuşur tabii. Atar, tutar, şunu yaparım, bunu yaparım ama… hayatın gerçeğine baktığınızda hiçbir şey yapmayan, eli kolu bağlı, bir anlamda kendisi egemen güçlere teslim olmuş gibi bir havası var. İktidar değişecek. İktidar olacağız. Yunanlılar, Yunan yöneticileri bizim Kuva-i Milliyeci olduğumuzu biliyorlar. Bizim hangi gelenekten geldiğimizi, ülkenin çıkarlarını nasıl koruduğumuzu da gayet iyi biliyorlar. O yöneticiler aynı zamanda rahmetli Ecevit’i de rahmetli Erbakan’ı da çok iyi biliyorlar. Şimdi konuşsunlar. İktidara geldiğimizde o adalardaki silahların ne olacağını biz onlara göstereceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Harami Düzenini Yıkacağım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmette 3. Yıl Sunumu”na katıldı. CHP Lideri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasının ardından kürsüye çıktı ve açıklamalarda bulundu.

Birgün’de yer alan habere göre; “Bir yola çıktık aydınlık Türkiye için” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın üzerinde baskı olduğunu biliyorum. Ellerinin kollarının bağlanmak istendiğini biliyorum. Millet iktidarında biz yeni bir hedef ortaya koyacağız. Merkez ile yerel arasında sağlıklı bir denge oluşturacağız. Yeni kaynaklar yaratacağız” ifadelerini kullandı”

Altılı masa açıklaması

Açıklamasında altılı masaya da değinen CHP Lideri, “Evet beraberiz, evet birlikteyiz, evet Millet İttifakı’yız. 6 lider bir aradayız. Ayrı partileriz, doğru. Ayrı programlarımız var, doğru. Hedeflerimiz farklı olabilir ama ortaklaştığımız alanlar var. Demokrasi gibi, adalet gibi, devlette liyakat gibi, kadın erkek eşitliği gibi, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye gibi… Temel, ana normlarda birlikteyiz. Beraber yapacağız bunları” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ben bazen diyorum ya ‘helalleşme’ diye. Helalleşme; gücü elinde bulunduranın yaptığı haksızlık dolayısıyla kişiden özür dilenmesidir, burada bir yanlış yaptık demesidir. Yoksa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerle oturup helalleşeceğiz diye bir kavram yok. Onun hesabını mutlaka soracağız. Öyle çocuklarına vakıflar kurduracaksın, milyon dolarlarla oynayacaksın, ABD’lerde gökdelenler yapacaksın, Kılıçdaroğlu onları görmeyecek! Göreceğim, hepsini göreceğim! O paraların tamamını Türkiye’ye getireceğim ve halkın hizmetine sunacağım.”

“Bir soygun düzenini, bir harami düzenini yıkacağım. Kararlıyım” diyen Kılıçdaroğlu, “Haramilerin olduğu yerde adalet olmaz, haramilerin olduğu yerde gelir dağılımı dengeli olmaz, haramilerin olduğu yerde halkın hakkı yenir, haramilerin olduğu yerde milyonlarca insan yatağa aç girer. Haramilerin iktidarını yıktığımızda göreceksiniz aydınlık Türkiye’yi, göreceksiniz çağdaş uygarlığı…” ifadelerini kullandı.

“Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz”

Kılıçdaroğlu, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Asla umutsuzluğa kapılmayın. Hep beraber Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in öngördüğü çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ve birlikte mücadele edeceğiz, birlikte çalışacağız. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ayırmadan, kadını erkeği ayırmadan, yaşlısı genci ayırmadan birlikte yapacağız. Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.”

Paylaşın

Milleti İttifakı İktidara Gelirse Kim, Hangi Koltuğa Oturacak?

Gazeteci Barış Pehlivan, son yazısında, Millet İttifakı’nda kimlerin hangi koltuğa oturacağının şimdiden belirlendiğini yazdı. Pehlivan, yazısında, oy oranının, koltukların dağılımında etkili olacağını da belirtti.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında çarpıcı ifadeler kullandı. “Tam uyumak üzereyken geldi mesaj: “Acaba ilk kararnamede kimler olacak?”” diyen Pehlivan “Neymiş, Millet İttifakı iktidara gelirse kimlerin hangi koltuğa oturacağı şimdiden belirleniyormuş. “Birinci kararname yazılmaya başlanmış bile” diyordu bir bilen.” sözlerin israf etti.

Duyduğu bilginin doğru sayıldığını söyleyen Pehlivan “Altılı masanın oluşturduğu yapılardan en kritiği Kurumsal Reformlar Komisyonu. Bu komisyon AKP iktidarının çürüttüğü devletin yeniden yapılandırılması için yol haritasını belirliyor. Alınan karara göre, seçim sonrası Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması birinci hedef. Yani olası ilk kararnamede bu teşkilatın ilanını göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bürokraside kimler görevlendirilecek? 

Pehlivan, yazısının devamında “Deniyor ki Millet İttifakı’nda devletin önemli kurumlarına kimlerin atanacağına dair bir plan var. Başta CHP olmak üzere muhalefet cephesinde liste hazırlığı yapanlar bulunuyor.” diyerek şunları aktardı:

Yani Merkez Bankası’ndan TRT’ye, hangi kuruma kimin getirileceğine dair olası isimler tartışılıyor. Hatta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “onurlu bürokrat” dediği ve devlette şu an görev yapan bazı kişilerle görüşmeler de yapılıyor. AKP döneminde suça bulaşmamış, hükümetin değil devletin adamı olmuş isimlerin deneyimlerinden nasıl yararlanılabileceği üzerinde çalışılıyor. Belki haberleri yok ama onların seçim sonrası oluşturulacak yeni yapılanmada görevlerine devam etmesi de planlanıyor.

Dahası, çürüyen devletin nasıl yeniden ayağa kaldırılacağına dair, bizzat çürümeye tanık olan yani devlette aktif olarak çalışan bazı isimlerden destek de alınıyor. Yani Millet İttifakı iktidara gelirse çıkarılacak kanunlar için “içeriden” öneriler geliyor. Kim onlar, diye sorduğumda “Ağırlıklı olarak ekonomi bürokrasisindeki yöneticiler” deniyor.

Kuşku yok ki altılı masadan bir iktidar çıkması kadar hangi partinin ne kadar oy alacağı da önem arz ediyor. Buna göre, seçmenden alınan güç, koltukların dağılımında kimin görüşünün ağırlık kazanacağını da belirleyecek.

Son olarak…

Yüzlerce kişilik değişimden bahsediyorum.

Bir CHP kurmayı, “Biz kazandığımız anda kimin devlette hangi koltuğa oturacağı önceden belirlenecek, yani kaos olmayacak” dedi. Ağırlıklı görüş o isimlerin seçim sonrası açıklanması olsa da Demokrat Parti, “Bazı kritik kadroların seçimden önce ilan edilmesi gerek” diye düşünüyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Uyuşturucu Baronlarının Defterlerini Düreceğiz

Aydın’da partisinin üye katılım töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu uyuşturucuya yönelik yaptığı açıklamada, “Uyuşturucu baronlarıyla kol kola giren siyasetçilerin ve baronların defterlerini düreceğiz. Gencecik evlatlarımızı zehirliyorlar. Polis kardeşlerimize ‘Yetki sende’ diyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bir parti olayı olmaktan çıkmıştır” diyen Kılıçdaroğlu, “Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Biz, 6 lider bir araya gelerek Türkiye’nin kaderini değiştirmek istiyoruz. Bir yüzyılı devirdik. 2023’e giderken Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bu amaçlarla yola çıktık. Bu amaçları gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyaretlerini de eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Hiçbir devlet başkanı para dilenmek için yurt dışına gitmedi. Suudi Arabistan’a gideyim, BAE’ye gideyim acaba bana para verirler mi vesaire… Bu duruma Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç düşmedi. Şimdi el avuç açıyoruz ‘birileri bize para verir mi’ diye. Türkiye’yi bundan çıkaracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aydın’da partisinin üye katılım töreninde konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Bu ülkede yaşayan herkesin huzur içinde yaşamasını isteriz. Bize oy verir veya vermez hiç önemi yok. Ona hizmet götürmek bizim temel görevimizdir. Belediye başkanlarımız burada. Onlara 7 madde vermişim, ‘her ay okuyun’ diyorum. ‘Belediye başkanı seçildiğinizde önce yoksul mahallelerden başlayarak hizmet götüreceksiniz’, ‘bol miktarda kreş açacaksınız’ diyorum.

“Türkiye’yi ayağa kaldırmak zorundayız”

Çok sorun var Türkiye’de farkındayım. Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Biz, 6 lider bir araya gelerek Türkiye’nin kaderini değiştirmek istiyoruz. Bir yüzyılı devirdik. 2023’e giderken Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bu amaçlarla yola çıktık. Bu amaçları gerçekleştireceğiz. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bir parti olayı olmaktan çıkmıştır. Sorun bir Türkiye sorunudur ve biz Türkiye’yi ayağa kaldırmak zorundayız.

Hiçbir devlet başkanı para dilenmek için yurt dışına gitmedi. Suudi Arabistan’a gideyim, BAE’ye gideyim acaba bana para verirler mi vesaire… Bu duruma Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç düşmedi. Şimdi el avuç açıyoruz ‘birileri bize para verir mi’ diye. Türkiye’yi bundan çıkaracağız. Bütün komşularımızla huzur içinde yaşayacağız. Bir sözüm var. Allah nasip eder sizlerin oyları oylarıyla eğer ittifak iktidar olursa Suriyeli kardeşlerimizi kendi iradeleri ile ülkelerine göndereceğiz.

Gençlerimiz işsiz biliyorum. Yazılı da kazanıp sözlü de eleniyorsa onun hakkı, hukuku yeniyor demektir. Bu millete sözüm var. KPSS olacak, kim sınavı kazanmışsa ataması yapılacak. Mülakat kaldırılacak. Devlette liyakat olacak. Bir işi ehline teslim etmek sadece insanlığın gereği değil aynı zamanda inancımızın da bir gereğidir.

Çocuklarına vakıf kuruyorlar. Bir burada bir ABD’de. Buradan milyon dolarları ABD’ye transfer ediyorlar. Manhattan’da gökdelen yapıyorlar, Muhammed Ali’nin çiftliğini satın alıyorlar. Kendi dünyalıklarını ABD’de yapıyorlar ama benim bu millete sözüm var o paraların tamamını Türkiye’ye getireceğim ve sizlere teslim edeceğim. Göreceksiniz yolsuzluk yapanların burnundan fitil fitil getireceğim. Hiç endişe etmeyin. Hakkı, hukuku ve adaleti savunmak için bu kardeşiniz yürüdü. Tek başına yürümedi, milyonlarla yürüdü. Adaleti birlikte sağlayacağız.

İnsanların hataları olabilir. Bazen kurumların da eksiklikleri, yanlışlıkları olabilir. Bizim de CHP olarak hatalarımız, eksikliklerimiz oldu. Bugün de olabilir. Bütün mesele hatalardan ders çıkarmaktır. Biz oturduk Ankara’da güzel nutuklar attık ‘Bize niye oy çıkmıyor’ dedik. Sen gittin vatandaşın sofrasına oturdun mu? Derdini dinledin mi? Gezmek, konuşmak lazım. Biz bir ara başörtüsü sorununu Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Sana ne kardeşim kadının giyim kuşamından? Bizim sadece saygı duymamız lazım.

Adımız Halk Partisi. Gerçek anlamda halkın partisi olmak için çalışıyoruz. Doğudan, batıdan, güneyden, kuzeyden halkın partisi olmak için. Halkın her katmanına gidiyoruz, konuşuyoruz. Sandık günü elinizi vicdanınıza koyup oy kullanın. Önümüzdeki seçimlerin kaderini gençler belirleyecek, biz değil. 7.5 milyon genç ilk kez gidip sandığa oy kullanacak. Türkiye’nin kaderini belirleyecek. İlk kez sandığa oy kullanacak 7.5 milyon gencimiz var.

“Uyuşturucu baronlarının defterlerini düreceğiz”

Bu 7.5 milyon genç dünya siyaset tarihine önemli bir miras bırakacak. Bir otoriter yönetimi, demokratik yöntemlerle sonlandırmak gibi bir görevi ifade edecek. Hep beraber sarayda oturanı Allah’ın izniyle emekli edeceğiz. Diktatör sözünü ilk kez Aydın’da bir mitingde kullanmıştım. Kullandığım zaman yadırganmıştı ama şimdi ne kadar doğru olduğu biliniyor. Bugün Türkiye’nin geldiği durum iç açıcı değil ama düzelteceğiz. Kadınlar da çok mutlu değiller. Kadınlar da bu iktidara gerekli dersi verecekler. Evlerde huzur yok biliyorum.

Uyuşturucu baronlarıyla kol kola giren siyasetçilerin ve baronların defterlerini düreceğiz. Gencecik evlatlarımızı zehirliyorlar. Polis kardeşlerimize ‘Yetki sende’ diyeceğiz. Hangi siyasi müdahale ederse onunda defterini düreceğiz. Bütün sıkıntıların farkındayız, nasıl çözeceğimizi de biliyoruz. Bizi yetkilendirin.”

Paylaşın

CHP’li Özel: Seçimi Kaybedip Krizi Muhalefetin Kucağına Atacaklar

İktidar kanadındaki seçim senaryolarını anlatan CHP’li Özel, “Erken seçim olursa Erdoğan kazanacağı için yapmaz, kaybedeceğini bildiği için ileride daha fazla kaybetmemek için yapar” dedi. Özel, “Bu ekonomik krizi muhalefetin kucağına atacaklar” ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Halk TV’de Şirin Payzın’la Sözüm Var programına konuk oldu. Özel’in açıklamaları şöyle:

“Denilen şudur ki seçimi kaybedeceklerini bile bile yapacaklar. Bu ekonomik krizi muhalefetin kucağına atacaklar. Güçlü bir medyaları var, bir tek TRT ile Anadolu Ajansı normale dönebilir, onun dışında bütün kanallar ellerinde. Bürokraside güçlüler.

Yargı bürokrasisinde yeni hükümeti zorlayacak şekilde yargı engelleri olacak, sıkı bir muhalefetle ve Yüce Divan olmadan yani kirli çamaşırlar meydana saçılmadan krizi muhalefetin kucağına atıp bir dönem için muhalefette kalmayı göze alabileceklerini söylüyorlar. Erdoğan ekimde seçime gidecekse kazanacağını bildiği için değil, martta ya da haziranda daha fazla kaybetmemek için gidiyor diye bir iddiada var.”

‘Sürgünler yaşanıyor’

Bürokraside ve özellikle Merkez Bankası’ndaki mobbing ve sürgünlerden de bahseden Özel şunları söyledi; “Türkiye Merkez Bankası’nda mobbingin ötesinde sürgünler yaşanıyor. ‘Yapamazsınız’ diyeni İzmir şubesine, Denizli şubesine gönderiyorlar. İşi gücü makro ekonomide analiz yapıp reçete üretmek olan çok üst düzeye gelmiş kişiler partimize başvuruyorlar. Yakınları vasıtasıyla başvuruyorlar. Diyorlar ki ‘Benim oğlum şu kadar süredir başekonomist’.

Enflasyon faiz meselesinde ya da ‘Kur Korumalı Mevduat meselesi şöyle bir felakete götürür’ dediği için ‘sen sus’ deyip görevden el çektirmeleri falan bırakın Denizli şubesine İzmir şubesine gönderildiği ve 1 yıllık düz memur görevinde yollandıkları söyleniyor. Bürokratların muz cumhuriyetinde olmayacak işler yaptığını da anlatıyorlar. Merkez Bankası çalışanlarının özellikle mobbinge sürgüne uğrayan veya şikayetçi olanlar, kendisi gelemeyen ablasını yolluyor, babasını yolluyor, ‘buna bir şey deyin bir de bizi bilin’ diyorlar” dedi.

Paylaşın