Altılı Masa’nın Adayı Nasıl Belirlenecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, İYİ Parti’nin ev sahipliğinde on birinci toplantıya hazırlanıyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş vaat eden Altılı Masa bu süreci yönetecek “Cumhurbaşkanı (adayı) kim olacak?” sorusuna önümüzdeki bir ay içinde yanıt vermeye hazırlanıyor. Son toplantısında “Ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına” karar veren liderler önce adayı belirleme usulünü ele alacak. Bu konuda İYİ Parti’nin iki önerisi var.

Akşener 19 Ocak’ta liderler turuna başlayacak

Altılı Masa İYİ Parti’nin ev sahipliğinde on birinci toplantıya hazırlanıyor. 26 Ocak’ta gerçekleşecek toplantının iki ana gündemi var. Son toplantıda büyük ölçüde tamamlanan Geçiş Süreci Yol Haritası ile Altılı Masa’nın seçim manifestosu anlamına gelecek Ortak Politikalar Metnine nokta konulacak. Ev sahibi İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in gündemle ilgili görüş alışverişinde bulunmak üzere perşembe (19 Ocak) günü liderleri ziyaret etmesi planlanıyor.

Cumhurbaşkanı adayı parti genel başkanlığını bırakacak mı?

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, Altılı Masa’daki partilerin temsilcilerinden edinilen bilgiye göre aylardır hazırlığı süren iki metinle ilgili büyük ölçüde uzlaşma sağlandı. Siyasi parti genel başkanlarının Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması konusunda genel bir eğilim oluştu. Ancak geçiş sürecini Cumhurbaşkanı Yardımcıları ile birlikte yönetme vaadi bulunan Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi durumunda partisiyle kuracağı ilişkinin nasıl olacağı sorusuna henüz yanıt verilmiş değil.

Bu konunun liderler arasında ikili görüşmelerde ele alınabileceği ve 26 Ocak’taki toplantıda karara bağlanabileceği kaydediliyor. Cumhurbaşkanı adayının genel başkan olması durumunda bu görevi bırakması gerektiğini savunanlar var. Ancak karşı çıkanlar ise “Şu anki başkanlık sistemi ile parlamenter sistemi ayrı düşünmek gerek. Parlamenter sistemde temsili bir cumhurbaşkanı tarifi yapıyoruz. Bu sistemde ise icranın başında bir yetkili var. Partili olmak ilkesel olarak karşı çıktığımız bir durum ama geçiş süreci tamamlanana kadar bu devam etmeli. Kim Cumhurbaşkanı olursa olsun buna ihtiyaç duyacaktır” görüşünü dile getiriyor.

30 Ocak ertelenebilir mi?

Altılı Masa’nın son toplantısında Geçiş Süreci ve Ortak Politikalar Metni’nin 30 Ocak’ta yapılacak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyuna duyurulacağı açıklandı. Ancak bu konuda da farklı görüşler dile getirilmeye başlandı. Bazı parti yetkilileri “Hükümet programı da geçiş süreci de adayla ilişkili. Bu iki metnin adayla açıklanması, hatta aday tarafından açıklanması daha şık olabilir. Sonuçta iki metin de adayı güçlendirecek metinler” diyerek 26 Ocak toplantısında 30 Ocak lansmanının ertelenmesinin de ele alınabileceğini kaydediyor.

Ancak adayla programın açıklanmasının ayrı olması gerektiğini savunanlar ise “30 Ocak’ta açıklanması planlanan iki metin de çok önemli. Topluma dönük vaatlerimizi içeriyor. Bunları adayla açıklarsak gözler adaya çevrilir ve bu vaatler gölgede kalır, ilgi azalır. Ayrı yapmak daha doğru” görüşünü savunuyor. Ama bu iki önerinin de 26 Ocak’taki toplantıda ele alınıp karara varılması bekleniyor.

Aday değil usul konuşulacak

Altılı Masa kurmaylarından edinilen bilgiye göre toplantının en önemli gündem maddelerinden biri de ortak Cumhurbaşkanı adayı olacak. Ancak 26 Ocak’taki toplantıda da bir isim belirlenmesi beklenmiyor. Yetkililer toplantı öncesi ikili görüşmelerde liderlerin aday belirleme usulünü ele alacağını, toplantıda da bunun kararını verme ihtimalinin yüksek olacağını kaydediyor. Akşener’in yapacağı liderler turunda ele alınacak usul ile ilgili partilerin mutfaklarında da öneriler şekillenmeye başladı.

Hem halkın hem de partilerin görüşü masaya getirilsin önerisi

Toplantıya ev sahipliği yapacak olan İYİ Parti “Aday halka sorulsun” görüşünü savunuyor. Bu kapsamda diğer partilerin de “aday belirleme sürecinde kamuoyu anketlerine bakılabilir” görüşü doğrultusunda Altılı Masa’nın belirlediği güvenilir bazı şirketlere ortak anket yaptırılması, hatta uluslararası kimi şirketlerden de destek alınması gerektiği ifade ediliyor.

İYİ Parti ayrıca parti tabanlarının görüşünün yanı sıra partilerin Genel İdare Kurulu, Parti Meclisi gibi geniş yönetim organları ile Başkanlık Divanı, MYK gibi parti yürütme organları ve milletvekillerinin de adayla ilgili eğilimlerinin belirlenip Altılı Masa’ya bunların da taşınması önerisinde bulunuyor.

İYİ Parti’de “Aday belirleme usulüyle ilgili birkaç kriter konulabilir. Partilerin kendi iç kararları, yetkili kurullarının tabanlarının eğilimleri. Halk ne diyor, partinin kendi tabanları ne diyor? Bunlar masaya getirilmeli” deniliyor.

Paylaşın

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu Rezervi: Seçmen Sandığa Gitmez

“Kazanacak aday” kriterini baştan itibaren dile getiren İYİ Parti, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığına en mesafeli parti konumunda. İYİ Partililer buna gerekçe olarak “İYİ Parti seçmeninin tepki olarak sandığa gitmemesi” ihtimalini gösteriyor.

Partili seçmenin sandığa gitmemesi halinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda seçilme şansının artacağına işaret edilerek, “Seçmen sandığa giderse, bizim adayımızın şansı yüksek olur. Ama tabanımızda, ‘sandığa gitmeyiz’ diyen seçmen çok fazla” görüşü dile getiriliyor.

Altılı Masa’da yer alan siyasi partiler, 26 Ocak’ta Akşener’in ev sahipliğinde yapılacak toplantıda, cumhurbaşkanı adayı belirlemek için masaya oturacak.

Geçirdiği rahatsızlığın ardından, dün parti genel merkezinde mesaisine başlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, toplantı gündemine ilişkin Perşembe gününden itibaren liderleri ziyarete başlayacak.

Kulislerde, aday isminin netleşeceği tarih olarak ise Şubat  ayının ilk yarısında, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak  ikinci turun son toplantısı gösteriliyor.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda ortak mutabakat açıklayan altı siyasi parti, bu işbirliğini  hem cumhurbaşkanlığı seçimi hem de parlamento seçiminde ittifaka taşımak için son viraja giriyor.

2022 yılı Şubat ayından itibaren 10 toplantıyı geride bırakan Altılı Masa’da seçim güvenliği, güçlendirilmiş parlamenter sisteme ilişkin anayasa değişikliği, kurumsal reformlara ilişkin çalışmalar tamamlandı. Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının “seçim bildirgesi” niteliğindeki “temel politikalar” ve “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası”na ilişkin metinler ise 30 Ocak’ta kamuoyuna açıklanacak.

Aday belirleme yöntemi netleşecek

Altılı Masa’nın önündeki en kritik konu ise cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ve bu adayın nasıl belirleneceği. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Perşembe günü, toplantı gündem önerilerini almak için liderler turuna çıkacak.  Akşener’in bu ziyaretlerinde aday belirleme yöntemi konusunda görüş alışverişinde bulunması ve toplantıda aday belirleme yönteminin netleştirilmesi bekleniyor.

Kim hangi adayı istiyor?

Her ne kadar Altılı Masa’da şimdiye kadar aday ismi konuşulmasa da parti kulislerinde adaya ilişkin eğilimler uzun süredir konuşuluyor. CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığında ısrarlı. CHP liderinin,  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adaylıklarına rezerv koyduğu için öncelikle kendi adaylığı üzerinde uzlaşma arayacağı ifade ediliyor.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na destek eğiliminde olduğu belirtilirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da kendi adaylığını bir süredir seslendiriyor.

Gelecek Partisi’nde de Kılıçdaroğlu’nun adaylığına sıcak bakılmıyor. Ancak aday konusunda belirleyici iki ismin Akşener ve Kılıçdaroğlu olacağı masadaki diğer siyasi partilerce de dile getiriliyor ve iki liderin uzlaşması halinde sorunun büyük ölçüde çözülmüş olacağına işaret ediliyor.

İYİ Parti’de Kılıçdaroğlu rezervi: Seçmen sandığa gitmez

“Kazanacak aday” kriterini baştan itibaren dile getiren İYİ Parti, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına en mesafeli parti konumunda. İYİ Partililer buna gerekçe olarak “İYİ Parti seçmeninin tepki olarak sandığa gitmemesi” ihtimalini gösteriyor.

Partili seçmenin sandığa gitmemesi halinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda seçilme şansının artacağına işaret edilerek, “Seçmen sandığa giderse, bizim adayımızın şansı yüksek olur. Ama tabanımızda, ‘sandığa gitmeyiz’ diyen seçmen çok fazla” görüşü dile getiriliyor.

‘Halka, parti kurullarına, tabana sorulabilir’

Partiden gelen bu görüşler doğrultusunda,  Akşener’in,  adayın kamuoyu anketleri ile halka sorulması, ayrıca parti yetkili kurullarının ve tabanlarının eğilimlerine göre belirlenmesi önerilerini masaya getireceği belirtiliyor.  Hangi isimlerin kamuoyu anketine konulacağı, anketin hangi şirket tarafından nasıl yapılacağı konusunun da liderlerin masasında olacağına dikkat çekiliyor:

“Tabii öncelikle anket yöntemi konusunda mutabık kalmak gerekiyor. Bu konuda partilerin birbirlerini çek edebilecekleri bir ortak çalışma grubu oluşturulabilir. Aday belirlemede iki kriter çok önemli: Birincisi kamuoyu anketi ile halka sorulmalı. İkincisi de partinin yetkili kurullarının eğilimi ve tabanlarının eğilimi alınmalı. Bunlar masaya getirilmeli.”

‘Fark azsa, liderler içlerinden birini tercih edebilirler’

İYİ Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilk turda seçimi kazanma potansiyeli en yüksek isim olarak ifade edilirken, İmamoğlu’nun hakkındaki yargı kararı nedeniyle aday gösterilme olasılığı düşük görülüyor. Ancak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hala İYİ Parti’nin gündeminde.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan bir parti yöneticisi, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilebilmesi için kriterin ne olacağı sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

“Kamuoyu anketlerinde, Kemal bey ile Mansur Yavaş arasında ilk başlarda çok fark vardı.  Mesela, Kemal bey yüzde 38 civarındaysa Yavaş yüzde 56-58  çıkıyordu. Ama şimdi baktığımızda, Kemal bey  aradaki farkı biraz daha  kapatmış görünüyor. Mesela böyle bir anket yaparsınız, aradaki fark 1-2  puan olur o zaman liderler kendi içlerinden birini aday olarak tercih edebilirler. Ama fark çok olursa, bu göze alınabilir bir risk değil.”

Geçiş süreci yönetimi de masada netleşecek

Altılı Masa’nın 30 Ocak’ta kamuoyuna açıklanması beklenen “geçiş süreci”nin en tartışmalı konusunu, masadaki liderlerin yönetimde nasıl görev alacağı oluşturuyor.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, “Cumhurbaşkanı imza yetkisini Altılı Masa liderleriyle paylaşacak” açıklaması nedeniyle tartışma konusu olan yönetim modeli konusuna da toplantıda son noktanın konulması bekleniyor.

Liderlerin “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” olarak yönetimde görev almaları konusunda uzlaşma noktasına gelindiği belirtilirken, milletvekili olmak isteyen liderlerin yerine partiden birisinin görevlendirilmesi seçeneğinin de düşünülebileceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı’nın anayasal yetkilerini kullanmaya engel bir yönetim modeli olmayacağı belirtilirken, çok önemli kararlar ve atamalarda, “istişare”  yöntemini kullanabileceği bir sistem öngörülüyor.

30 Ocak’ta aday da açıklanabilir mi?

Cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağı ise en çok merak edilen konuların başında geliyor. Adayın 26 Ocak toplantısında netleşmesi zayıf seçenek olarak görülüyor. O nedenle seçim bildirgesi ve geçiş sürecinin yol haritasının açıklanacağı 30 Ocak’taki toplantıya yetişmeyeceği düşünülüyor.

Altılı Masa kulislerinde, adayın açıklanma tarihi olarak,  SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak ikinci turun son toplantısı gösteriliyor. Liderlerin bu toplantı öncesinde yoğun bir görüşme trafiği yürüteceği ve seçim takvimini de dikkate alarak,  Şubat’ın ilk yarısında adayı açıklayabileceği ifade ediliyor.

Geçiş sürecinde cumhurbaşkanı parti ile bağını sürdürecek mi?

Toplantıda netleşmesi beklenen konulardan biri de cumhurbaşkanı adayının parti liderlerinden biri olması halinde, geçiş sürecinde parti genel başkanlığından ayrılıp ayrılmayacağı olacak. Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinde, cumhurbaşkanının partisiyle bağının kesilmesi öngörülüyor. Ancak geçiş sürecinde, masadaki diğer liderlerin cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı bir denklemde, cumhurbaşkanının parti bağının kesilmesinin sıkıntılara yol açacağına dikkat çekiliyor.

DEVA Partisi de bu nedenle geçiş sürecinde, liderin partisiyle bağını sürdürmesi önerisini masaya getirmeyi planlıyor. Kulislerde, cumhurbaşkanının geçiş sürecinde parti ile ilişiğinin kesilmesi halinde doğacak sakıncalar şöyle ifade ediliyor:

“Diyelim Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçildi. Bir parti yöneticisi de CHP Genel Başkanı oldu. Peki CHP o zaman Kılıçdaroğlu’nun taahhütlerinin arkasında olmazsa ne olacak? Tahhütlerimizi hayata geçirme şansımız kalmaz. Parlamenter sistemde, temsili sembolik olacağı için parti bağı olmasın, ama geçiş sürecinde icranın başında olacağı için parti bağı sürmeli. Bu olmazsa, geçiş sürecini tamamlayamazsınız.”

Paylaşın

Altılı Masa’dan Kritik “Kamu Kurumları” Hamlesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, 30 Ocak’ta ortak politika belgesinin yanı sıra, parlamenter sisteme geçişin yol haritasını da kamuoyu ile paylaşacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre, bu yol haritasında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş için atılan adımların tersi hayata geçirilecek. Bunun için yasal ve anayasal düzenlemeler gündeme gelecek. Bunun yanı sıra pratik anlamda da sürecin yürütülmesi için önlemler alınacak. Kritik kamu kurumlarının başındaki isimlerin değişmesi de bu adımlardan birsi olacak.

Altılı masanın cumhurbaşkanı adayının kazanması durumunda kabine üyelerinin yanı sıra görev yapacak üst düzey kadrolar da altı lider tarafından belirlenecek. Bu kurumların başında Merkez Bankası, Milli İstihbarat Teşkilatı, Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı gelecek.

Aday ile birlikte yönetim kadrosu da açıklanacak

Altılı masa kurmaylarından edinilen bilgiye göre yol haritası ve ortak politika belgesi açıklandıktan sonran liderler yönetim kadroları ve cumhurbaşkanı adayı üzerinden çalışma yapacak. Cumhurbaşkanı adayı ile birlikte yönetim kadrosuna ilişkin de açıklama yapılması planlanıyor.

3 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi kullanılacak

Parlamenter sisteme dönüşte yol temizliği olarak değerlendirilen üst düzey bürokratlara yönelik bu atamalar, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş ile birlikte yayınlanan 3 numaralı kararnameye dayanarak yapılacak. Kararnamede üst düzey kamu yöneticilerinin atama ve görevden alma yetkisi cumhurbaşkanına verilmişti.

Merkez Bankası’nın yapısı değişecek

Altılı masanın daha önce açıkladığı ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ raporuna göre Merkez Bankası’nın yapısının değişmesi öngörülmüştü. Yine aynı raporda Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden düzenlenmesi, Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması öngörülmüştü. Altılı masanın hazırladığı anayasa değişikliği çalışmasına göre de Anayasa Mahkemesi ve HSK gibi kurumlarda yapısal değişiklik hedefleniyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çok Kapsamlı Reform Listemiz Var

İstanbul Sözleşmesi’nin ‘sadece bir başlangıç’ olduğunu belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İlk 6 ayda; halka açık şirketlerde kadınların yönetim kurulu kademesinde eşit biçimde temsil edilmeleri için alt sınır getirerek kadınlara uygulanan “cam tavanı” kadınlarla birlikte paramparça edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi sadece bir başlangıç. Çok kapsamlı reform listemiz var.” dedi.

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’, 20 Mart 2021’de bir gece yarısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla feshedilmişti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu kararı ‘hukuka uygun’ bulmuştu. Muhalefet liderleri, iktidara gelmeleri halinde bu sözleşmeyi geri getireceklerini belirtiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“İlk 6 ayda; halka açık şirketlerde kadınların yönetim kurulu kademesinde eşit biçimde temsil edilmeleri için alt sınır getirerek kadınlara uygulanan “cam tavanı” kadınlarla birlikte paramparça edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi sadece bir başlangıç. Çok kapsamlı reform listemiz var.”

Paylaşın

Erdoğan İle Kılıçdaroğlu Arasında “Alkışlaşma” Polemiği: Bırak Palavrayı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki “alkışlama” polemiği, Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’a verdiği cevapla bir adım daha ileri gitti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Komutanlarımızla coşkumuza tahammül edemedi” sözüne karşı, “Bırak palavrayı, benimle ilgili iftiralarını askerlere alkışlattın” dedi.

Tank Palet Fabrikası’ndaki törende, Kuvvet Komutanlarının, Erdoğan’ın konuşmasındaki Kılıçdaroğlu ile ilgili sözlerini de alkışlamaları üzerine başlayan karşılıklı açıklamalar bugün ilk polemiğe dönüştü.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muğla’da katıldığı açılış töreninde, daha önce kuvvet komutanlarına “haddinizi bilin” açıklaması yapan Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak, “Gerçi müstemleke zihniyetlilerin kepazelikleri bitip tükenmek bilmiyor. Geçtiğimiz günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücüne güç katacak bir savunma sanayi projemizin açılışında ordumuzun komutanlarıyla yaşadığımız sevince tahammül edemediklerini hep birlikte gördük” ifadelerini kullandı.

“Bırak palavrayı, iftiralarını alkışlattın, Kenan Evren kafasısın”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleriyle, kuvvet komutanlarının Tank Palet Fabrikası’ndaki ‘alkışlama’larının, savunma sanayi projesine ilişkin sözlerine yönelik olduğunu iddia ederken CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, alkışlanan sözlerin Erdoğan’ın iddia ettiği gibi projeye yönelik olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Erdoğan bırak palavrayı. Benimle ilgili iftiralarını askerlere alkışlattın. Sen artık Kenan Evren kafasısın, biz özgürlükçüyüz, reformcuyuz. Komuta kademesine tekrar sesleniyorum; siyaset istiyorsanız, o kutsal üniforma ile yapamazsınız. İzin vermem. Türkiye’nin askerisiniz siz!”

Ne alkışlanmıştı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası’nda yapılan ‘Yeni Nesil Fırtına Obüsleri Teslimat Töreni’ndeki konuşmasında “Amerika’dan İngiltere’ye, oradan Almanya’ya kapı kapı dolaşarak benzin istasyonlarındaki afedersiniz restoranlarda bir şeyler yemeye gayret edenler, yabancı yabancı ekonomi komiserlerinden yardım dileniyor” demişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Çiftçiye Ücretsiz Elektrik Sözü

Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla” dedi ve ekledi:

“Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli’de Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya geldi.

Muhtarların mazot, gübre, elektrik, ilaç, tohum fiyatıyla ilgili rahatsızlıklarını dile getirdiği toplantıda Kılıçdaroğlu, “Elektriğin çiftçilere ücretsiz verilmesi bizim ana hedeflerimizden birisi” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Petrole ihtiyaç yok, doğal gaza, kömüre ihtiyaç yok bunların hepsi dışarıdan geliyor dolar ödüyorsun. Allah’ın güneşi bedava, niye güneş enerjisi sistemini (GES) yapmıyorsunuz?” dedi.

“Bir proje geliştirdik, Şanlıurfa için geliştirdik ve Şanlıurfalılara şu sözü verdik, ‘Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığını bize verin, bütün çiftçilere elektriği bedava vereceğiz.’ Kooperatif kuracaklar. Bütün çiftçiler, ticaret borsası, ziraat odaları hepsi ortak olacaklar ve dolayısıyla elektriği üreteceğiz” sözlerini ekledi.

Kılıçdaroğlu şunları ifade etti:

“Bunu önce Şanlıurfa için dedik, sonra etrafındaki altı il için dedik, beş yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla.

Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak.”

Kılıçdaroğlu ayrıca Bozkurt Belediyesi Güneş Enerji Santrali’nin açılışına katıldı. “Hep beraber çiftçilerin kazanacağı bir ortamı yaratmak zorundayız ve bunu yaratacağız. Elektrikten başladık. Allah nasip ederse sizlerin oylarıyla iktidar olduğumuzda, kırsalda çalışan genç kadınların ve çocukların sosyal güvenlik primini de sosyal devlet olarak biz ödeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

“Altılı Masa Adayını Şubat’ta Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa, aday ve Ortak Politikalar Metni için çalışmalarına yoğunluk kazandırdı.

26 Ocak’taki Altılı Masa 11’inci liderler buluşmasından önce ev sahibi konumunda olan İYİ Parti Lideri Akşener, beş liderle makamlarında buluşarak zirveye ilişkin fikir alışverişinde bulunacak. Bu buluşmalarda, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri ve belirlenme süreci görüşülecek.

Adayın masa içinden mi yoksa dışından mı olacağına yönelik prensip kararına da büyük oranda bu buluşmalarda karar verilecek. 26 Ocak’ta yapılacak görüşmelerin ardından 30 Ocak Ortak Politikalar Metni’nin ilanı için hazırlıklar hızlandırılacak.

Halka açık lansman

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, 30 Ocak’taki lansman, diğer açıklamaların aksine halka açık olacak. Altı parti üyelerinin katılımının planlandığı buluşmada, Hükümet Programı ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci anlatılacak. Burada, kamuoyunda tartışmalara da neden olan, “Cumhurbaşkanı olmayan liderlerin cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı” kararı da resmen duyurulacak.

Altılı Masa’nın adayı ne zaman açıklanacak?

Altılı Masa’da planlanan bir diğer gelişme, Cumhurbaşkanı adayının kamuoyuna nasıl açıklanacağı olacak. Bu konuda Şubat ayı, kararın verileceği tarih olarak gösteriliyor.

Buna göre, lansmandan yaklaşık 10 gün sonra Saadet Partisi ev sahipliğinde 12’inci liderler buluşmasını gerçekleştirecek olan Altılı Masa, bu tarihe kadar adayını belirleyecek ve Şubat ayının ikinci haftasından sonra aday, İstanbul’da düzenlenecek ortak mitingle kamuoyunun karşısına çıkacak.

Paylaşın

Türkiye’de 3 Milyon Çocuk Kronik Yetersiz Beslenme Sorunu Yaşıyor

CHP Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, Birleşmiş Milletler ’in haziran ayında güncellediği ‘Dünya Yoksulluk Haritası’na bakıldığında, Türkiye’de beş yaş altı çocukların yüzde 17’si, yani yaklaşık 1 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme yaşadığını belirterek, Aile Destek Sigortası (ADS) kapsamında hayata geçirmeyi planladıkları çalışmalardan şöyle bahsetti:

“Kronik yetersiz beslenme yaşayan çocuk sayısı ise 3 milyon. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerde tüm çocukların okullarında ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği yiyebilmeleri sağlanacak. ADS kapsamındaki ailelerin çocukları için kreşler ücretsiz olacak.

Kreş hakkının evrensel bir hak olduğunu da savunuyoruz. Somut önerilerimizin sadece bir bölümünü paylaşmakla yetindik. Çalıştayımızda çocuk konusunu bütüncül, sürdürülebilir ve kapsamlı politikaları oluşturmak amacıyla bilimsel olarak tüm tarafların katılımı ile değerlendirdik. Çocuklarımızın BM Çocuk Hakları Sözleşmesi temeli ile iyilik hallerini sağlamaya kararlıyız.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Çocuk Hakları Haftası’nda düzenlediği ‘Ulusal Çocuk Politikaları Çalıştayı’nın sonuç metninde çocukların hakları, çocuk yoksulluğu, çocuk adalet sistemi ve politikaları öne çıktı.

Metinde Türkiye’de çocukların büyük oranda yoksulluk yaşadığı, çocuk hakları konusunda yeterince hızlı hareket edilmediği vurgulanırken, CHP’nin Aile Destek Sigortası’nda çocuklar için planlanan çalışmalara dikkat çekildi.

CHP Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, CHP’nin çocuk politikalarında çocukların güçlenmesi, hayata etkin ve adil katılımı ilkeleri üzerinden şekillendirilmesi gerektiğine inandıklarını ifade etti. Tüm çocuklar için sorun olabilecek alanları tespit ederek yaşanan sorunları önleyici sosyal politikalar geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Taşkın, şunları kaydetti:

“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açık ara en başarısız olduğu alanın çocuklar olduğunu da vurgulamalıyız. TÜİK verilerine göre, 22 milyon 738 bin 300 çocuğun 7,5 milyona yakını yani, yüzde 32’si yoksulluktan ve yoksunluktan mustarip. Aile Destek Sigortası kapsamındaki ailelerin çocuklarının tüm eğitim masrafları karşılanarak eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak.”

‘Kreşler ücretsiz olacak’

Birleşmiş Milletler ’in haziran ayında güncellediği ‘Dünya Yoksulluk Haritası’na bakıldığında, Türkiye’de beş yaş altı çocukların yüzde 17’si, yani yaklaşık 1 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme yaşadığını söyleyen Taşkın, Aile Destek Sigortası kapsamında hayata geçirmeyi planladıkları çalışmalardan şöyle bahsetti:

“Kronik yetersiz beslenme yaşayan çocuk sayısı ise 3 milyon. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı mahallelerde tüm çocukların okullarında ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği yiyebilmeleri sağlanacak. ADS kapsamındaki ailelerin çocukları için kreşler ücretsiz olacak.

Kreş hakkının evrensel bir hak olduğunu da savunuyoruz. Somut önerilerimizin sadece bir bölümünü paylaşmakla yetindik. Çalıştayımızda çocuk konusunu bütüncül, sürdürülebilir ve kapsamlı politikaları oluşturmak amacıyla bilimsel olarak tüm tarafların katılımı ile değerlendirdik. Çocuklarımızın BM Çocuk Hakları Sözleşmesi temeli ile iyilik hallerini sağlamaya kararlıyız.”

(Kaynak: Artı Gerçek)

Paylaşın

CHP’li Özel, Bakan Soylu’nun “Trol Ordusu” Olduğunu İddia Etti

CHP’li Özel, Bakan Soylu’nun “trol ordusu” olduğunu, bu “ordunun finansmanının Soylu’nun Bakanı olduğu dönemlerde İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bazı belediyeler tarafından” yapıldığını iddia etti.

Özel, İçişleri Bakanlığı Müşaviri olduğuna dair Bakanlık web sitesinden aldığı bilgileri paylaştığı Emin Şen’in Süleyman Soylu, AKP’de Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğundan beri “il il dolaşıp sosyal medya eğitimi adı altında trollük eğitimi” verdiklerini söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddialarını bugün TBMM’de yaptığı açıklamada paylaştı.

Soylu’nun “trol ordusu” olduğunu iddia eden Özel, bu “ordunun finansmanının Soylu’nun Bakanı olduğu dönemlerde İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bazı belediyeler tarafından” yapıldığını iddia etti.

Özel, İçişleri Bakanlığı Müşaviri olduğuna dair Bakanlık web sitesinden aldığı bilgileri paylaştığı Emin Şen’in Süleyman Soylu, AKP’de Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğundan beri “il il dolaşıp sosyal medya eğitimi adı altında trollük eğitimi” verdiklerini söyledi.

Emin Şen’in, “yasadışı bir şekilde” iki özel şirketin kurucusu ve yöneticisi olduğunu söyleyen Özel, bu şirketlerden ilkinin Native Teknoloji ve diğerinin SM360 olarak bilindiğini aktardı.

Özel, Şen’in SM360 şirketinin geçmişte ortakları arasında Gülen hareketinin Genç Siviller oluşumunun yöneticisi Turgay Oğur’un ve yine hareketle bağlantılı Mücteva Kılıç’ın olduğunu belirtti.

Özel, şirketlerin ihaleler yoluyla “buzdağının görünür kısmında 23 milyon TL’lik” iş aldıklarını belirtti ve bu gelirin sözkonusu “trol ordusunu” yönetmek için harcandığını iddia etti.

Özel’in açıkladığına göre Ebabil Harekatı adı verilen ve Telegram mesajlaşma uygulamasında 25 kişilik kapalı bir grup tarafından örgütlenen oluşum sosyal medyada 8 bin kişilik bir trol ordusuna oluşuyor.

Bu troller, Telegram grubunda belirlenen hesapları hedefliyor ya da bunlarla ilgili hedefli mesajları yayıyor.

Özel, Süleyman Soylu’nun “trol ordusunun” “İBB Kandil kadrosu” mesajları paylaştığını, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındda videolarla karalama kampanyası yürüttüğünü ve Canan Kaftancıoğlu’nun Twitter hesabının kapatılmasında pay sahibi olduğunu iddia etti.

Özel, Emniyet ve Jandarma genel müdürlüklerinin resmi Twitter hesaplarında ortak paylaşılan mesajları örnek göstererek:

“Eminimsi’nin cep telefonunda kaç tane hesap var bilinmez ama Jandarma Genel Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün tweetlerini aynı telefondan atacak yetki var. Süleyman Soylu için oluşturulmuş trol ordusunun komutanı polisi ve jandarmayı Soylu’ya kalkan ediyor. Eminimsi’nin arka cebinde geziyor bu hesaplar… Hacklense ne olur?” diye sordu.

Özel, “Yarın MHP Süleyman Soylu ile çatışmaya girsin, ebabiller onların üzerine uçmaya başlar” dedi.

Bakanlık reddeti

Özel, açıklamalarına devam ettiği sırada İçişleri Bakanlığı Emin Şen’in Bakanlık ile bağlantısını reddeden bir açıklama yaptı. Buna göre açıklamada, “CHP milletvekili Özgür Özel’in ismini zikrettiği Emin Şen; devlet memuru olmayıp, bakan müşaviri görevi de bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Liderlere İmza Yetkisi’ Açıklaması

CHP Lideri Davutoğlu’nun ‘genel başkanlara imza yetkisi’ sözlerine ilişkin CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, “Yüzde 1, yüzde 3, yüzde 25, yüzde 50 diye bakamayız. Çok değerli bu çabalar. İki ayrı kriterimiz var. Altı partinin lideri siyasi partiler yasamıza göre her biri genel başkan olduğu için eşittir” dediği aktaarıldı:

“O nedenle biz öyle bir ikili mekanizma kuracağız ki siyasi partiler kanununa göre altısı da sistemde olsun istiyoruz, başkan yardımcılığı olursa çok güzel olur. Demokratik sistem, temsili demokrasi, hangi partinin yüzde kaç oy aldığıyla da ilgilidir, ona göre şekillenir.

Altı partinin lideri eşittir ve başkan yardımcısı olacaktır. Aynı zamanda seçimde hangi parti ne kadar oy alırsa temsili demokrasinin ruhuna uygun olarak bakanlar kurulu dağılımında bunu esas alacağız. Bunları incelikli bir şekilde çalıştık.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı içeriden veya dışarıdan olsun genel başkanlar doğrudan karar süreçler içerisinde imza yetkisine sahip olarak bulunacaklar. İster içeriden ister dışarıdan olsun genel başkanlar imza yetkisine sahip olacak. Bu büyük bir teminattır” diye konuşmuştu.

Davutoğlu dün de katıldığı programda, “Seçilen cumhurbaşkanı dedi ki, ben kabul etmiyorum. Aldığınız oylar da düşüktü. Ben bu kararı veriyorum” sorusuna “Dediği anda bir kriz çıkar, çok açık söyleyeyim ve o cumhurbaşkanı Meclis desteğini kaybeder. Ülke yeniden seçime gitmek zorunda kalır” yanıtını vermişti.

Davutoğlu’nun gündeme getirdiği konuyu Halk TV’deki programında değerlendiren İsmail Küçükkaya, CHP liderinin daha önce kendisine aktardığı bilgileri paylaştı.

Buna göre Kılıçdaroğlu, ‘ikili mekanizma’ kuracaklarını belirterek şunları söyledi:

“Altı partinin de bu iş birliğinde olağanüstü stratejik önemi var. Yüzde 1, yüzde 3, yüzde 25, yüzde 50 diye bakamayız. Çok değerli bu çabalar. İki ayrı kriterimiz var. Altı partinin lideri siyasi partiler yasamıza göre her biri genel başkan olduğu için eşittir. O nedenle biz öyle bir ikili mekanizma kuracağız ki siyasi partiler kanununa göre altısı da sistemde olsun istiyoruz, başkan yardımcılığı olursa çok güzel olur. Demokratik sistem, temsili demokrasi, hangi partinin yüzde kaç oy aldığıyla da ilgilidir, ona göre şekillenir.

Altı partinin lideri eşittir ve başkan yardımcısı olacaktır. Aynı zamanda seçimde hangi parti ne kadar oy alırsa temsili demokrasinin ruhuna uygun olarak bakanlar kurulu dağılımında bunu esas alacağız. Bunları incelikli bir şekilde çalıştık.”

Paylaşın