Türk Lirası Mevduatlarında Yıllık Kayıp Yüzde 21’i Geçti

Türk lirası cinsinden tasarrufların, enflasyon karşısında eridiğini aktaran CHP’li Gürer, vadeli Türk lirası cinsinden tutulan mevduatların, temmuzda reel olarak yüzde 6,9, son altı ayda yüzde 12,4 ve son bir yılda yüzde 21,3 oranında azaldığını ifade etti.

Dolar olarak değerlendirilen tasarrufların ise son bir ayda reel olarak yüzde 4,2, son altı ayda yüzde 14,8 gelir sağladığına dikkat çeken Gürer, şu bilgileri verdi: Euro cinsinden tutulan tasarruflar ise temmuzda aylık olarak yüzde 6,5, son altı ayda yüzde 17,8 ve son bir yılda yüzde 11 oranında reel olarak büyüdü. Altın ise tasarruf sahibine temmuzda reel olarak yüzde 4, son altı ayda yüzde 17,2 ve son bir yılda yüzde 15,3 oranında kazandırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun, vatandaşı borçlanmaya yönelttiğini, borcunu ödeyemediği için icralık olanların sayısının ise her ay arttığını belirtti. Liranın dolar karşısında kaybının devam ettiğine dikkat çeken Gürer, “kendi paramızla ülkeler arası ticaret yapacağız masalından kendi paramızın dolar karşısında dayanım gücünü koruyamaz noktaya erdik” dedi.

Resmi veriler üzerinden icra dairelerine gelen dosya sayılarındaki artışa dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “1 Ocak- 18 Ağustos 2023 tarihleri arasında icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 oranında artarak 8 milyon 947 bin oldu” dedi.

Ömer Fethi Gürer, ağustos ayı itibariyle UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısının 21 milyon 783 bin olduğuna dikkat çekti.

Borçlanma maliyetlerindeki artışa rağmen vatandaşların bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borç bakiyesinin 4-11 Ağustos haftasında 25,1 milyar lira artarak 2 trilyon 343 milyar liraya ulaştığını belirten CHP’li Gürer, “Söz konusu haftada tüketici kredilerinde 6,9 milyar, kredi kartı borç bakiyesinde ise 18,2 milyar liralık artış yaşandı. Yıl başından bu yana tüketici kredileri yüzde 30,4 artarak 1 trilyon 461 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise yüzde 94,4 oranında artarak 882 milyar liraya kadar çıktı” dedi.

Ömer Fethi Gürer, bankaların zamanında tahsil edilemediği için icra takibine aldıkları vatandaşlardan olan kredi alacaklarının da yılbaşından bu yana 7,1 milyar liralık artışla 37,4 milyar liraya çıktığına işaret etti.

Türkiye’de ekonominin iyi yönetilememesinin acısını vatandaşın yaşadığına vurgu yapan Gürer, Türk lirası cinsinden tasarrufların, enflasyon karşısında eridiğini aktardı. Ömer Fethi Gürer, Vadeli Türk lirası cinsinden tutulan mevduatların, temmuzda reel olarak yüzde 6,9, son altı ayda yüzde 12,4 ve son bir yılda yüzde 21,3 oranında azaldığını ifade etti.

Dolar olarak değerlendirilen tasarrufların ise son bir ayda reel olarak yüzde 4,2, son altı ayda yüzde 14,8 gelir sağladığına dikkat çeken CHP’li Gürer, şu bilgileri verdi: Euro cinsinden tutulan tasarruflar ise temmuzda aylık olarak yüzde 6,5, son altı ayda yüzde 17,8 ve son bir yılda yüzde 11 oranında reel olarak büyüdü. Altın ise tasarruf sahibine temmuzda reel olarak yüzde 4, son altı ayda yüzde 17,2 ve son bir yılda yüzde 15,3 oranında kazandırdı.

“Yoksulluk yaygınlaşırken mutlu azınlık keyfine bakıyor”

Ömer Fethi Gürer, “AKP iktidarlarının uyguladığı yanlış ekonomi politikalarının bedelini yurttaşın ödemektedir. Her gün birden çok ürüne zam gelmektedir. Şeker pancarı taban fiyatı halen açıklanmamışken neredeyse her hafta şekere zam gelmeye başlamıştır. Bu hafta 50 kg şekerin fabrika fiyatı 1212 TL’den 1262 TL’ye çıkmıştır. Türkşeker’in Mart 2022’de yapmış olduğu yüzde 31 zam sonrası 50 kiloluk şekerin çuval fiyatı 550 TL’ye yükselmişti.

Aradan geçen sürede şeker fiyatı 1262 TL erdi. Her fiyat artışı da şekerden mamul ürün fiyatlarını artırıyor. Şeker bir örnek. Ekonomide düzeliyor dedikçe iktidarın eli vatandaşın cebine gidiyor. Hızla yoksulluk yaygınlaşırken mutlu azınlık keyfine bakıyor. İktidarın zenginleştirdikleri ortalık güllük gülistanlık algısı yaratırken vatandaş nasıl geçineceği kaygısı taşıyor” diye konuştu.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

CHP’li Özel’den “İttifak” Açıklaması: Seçime Doğru Bırakacağız

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, “Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız” dedi ve ekledi:

“Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa Büyükşehir Belediyesi İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda düzenlenen partisinin Yunusemre İlçe Başkanlığı Kongresi’ne katıldı.

Gazete Pencere‘nin aktardığına göre Özgür Özel, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ve ittifak konusuna değinerek şunları kaydetti:

“Yüzde 50+1’lik siyaset, Türkiye’yi dikine kesen siyaseti dayatıyor. Bu da bizi ittifak siyasetine mahkum ediyor. Elbette 50+1 ile meşgul olacağız. Ama bunu yaparken birazcık seçime doğru bırakacağız.

Çünkü bu seçimin ertesi günü başlayan ittifak meselesi seni birilerini kırmamak, birilerini karşına almamak, belli yerlerde bir başkasını kızdırmamak üzerinden kendi siyasetini üretememe, kendi siyasetini önerememe, kendi siyasetinde var olamama sonuçlarını doğruyor. O yüzden bence bundan sonra ittifak meselesini seçime yakın bir zamana bırakmak lazım.

Orada hep beraber boksörlerin, güreşçilerin yaptığı gibi müsabakadan önce herkesin bir tartıya çıkması lazım. Hangi sıklet olduğunu, kaç kilo bastığını göstermesi lazım. Ondan sonra bir ittifak yapılacaksa onun bir iç hukukunun yazılıp, ona göre bir şey alınacaksa, verilecekse, paylaşılacaksa gerçek sıkletler üzerinden tartıya çıkmak ve bunu öyle yapmak lazım.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan KKM Açıklaması: Bu Ağır Yükü 85 Milyon Beraber Ödeyeceğiz

Merkez Bankası’nın Kur Korumalı Mevduat kararını değerlendiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir. TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar dolar. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar dolar. Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Kur Korumalı Mevduat (KKM) kararını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Haftasonu piyasalar kapalıyken yine “kervan yolda dizilir” anlayışıyla, birtakım kararlar açıklandı. Alelacele alınan bu kararlar elbette sebepsiz değil. “Harç bitti, yapı paydos!” dememek için; suyunu çeken tulumbaya dolambaçlı yollardan su taşımaya çalışıyorlar.

TCMB, bir yandan bankaların yabancı para zorunlu karşılıklarını artırarak kuruyan döviz rezervlerini makyajlamaya; diğer yandan bankaların menkul kıymet tesisleriyle oynayarak, kapısının önüne terk edilen Kur Korumalı Mevduatın (KKM’nin) yükünü hafifletmeye uğraşıyor.

Rakamlar ortada… 17 Ağustos itibariyle, “TCMB net döviz pozisyon açığı (SWAP dahil)” 61 milyar $. “Kasa sıfır” demek için; 61 milyar $’a ihtiyaç var. TCMB’nin bilançosunda takip ettiği henüz gerçekleşmemiş kur farkı zararı ise 706 milyar lira.

Yine 17 Ağustos itibariyle TCMB’nin, büyük ölçüde KKM’den kaynaklanan zararı 565 milyar lira. Hazine’nin geçen yıldan bu yana KKM için ödediği 152 milyar lira da cabası. Bu ülke böyle bir ekonomik yıkım ve soykırımla daha önce hiç karşılaşmadı.

“En kötü senaryoda bile Hazine’ye yük gelmiyor” dedikleri KKM uygulaması; ülkenin kaynaklarını emen koca bir kara deliğe dönüştü. Sebep oldukları yüksek enflasyon Türk Lirasının “değer biriktirme” işlevini tamamen yok etti. KKM, dolarizasyonu çok yüksek seviyelerde katılaştırdı.

Biz bunların olacağını daha önce söyledik. Saray Hükümetini defalarca uyardık. Bu sıkıntıları nasıl aşacağımızı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile ortaya koyduk. Bugün geldiğimiz noktada haklı çıkmaktan hiç mutlu değiliz. Bu ağır yükü 85 milyon hep beraber ödeyeceğiz.

Bütüncül bir program yerine, parça başına alınan kararlarla bu sorun çözülemez. KKM bu şekilde tasfiye edilemez. Parça başına alınan kararlar vatandaşlarımızı ve piyasaları daha da ürkütebilir. Kaş yapayım derken, göz çıkarılabilir.

“Kasada döviz yokken…”

TCMB’nin son aldığı kararlarla ya bankalar mevduat faizlerini ciddi şekilde artıracak; ya da yüksek enflasyon ortamında millet KKM’den dövize koşacak. Peki, kasada döviz yokken bu nasıl karşılanacak?

Artık havanda su dövmeyin. Önümüzdeki bir yılda çevrilmesi gereken dış borç 206 milyar $. Hazine’nin sadece önümüzdeki dört ayda ödeyeceği dış borç 4,5 milyar $.  Ama diğer tarafta ülkemizin döviz pozisyon açığı arşa çıkmış.

Vatandaşlarımıza ve piyasalara güven verecek bir programı artık derhal açıklayın. Eylül’de açıklayacağınız Orta Vadeli Program bu çerçevede önemli bir fırsattır. Herkese güven verecek para, maliye politikalarıyla, tutarlı bir makro ihtiyati çerçeveyi ortaya koyun.

Bu programla orta vadede KKM’den nasıl çıkacağınızın yol haritasını kamuoyuna açıklayın. Dolarizasyonu ve ülkemizin risk primini gerçekten düşürmek istiyorsanız, bu söylediklerimi mutlaka yapın. Aksi halde millet ve tarih huzurunda çok ağır vebal ödersiniz.”

Paylaşın

“Değişim” Tartışmaları: CHP’de “Yeni İttifak” Hesabı

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ tartışmaları devam ediyor. Değişim yanlıları Kemal Kılıçdaroğlu’nun yöneteceği bir parti yapısıyla yerel seçime gitmenin sıkıntılı olacağını savunuyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Kılıçdaroğlu’nun varlığının sadece parti değil ittifaklar için de sıkıntı olduğunu savunanlar, “Şu an partinin içine düştüğü en zor durum, bu halde yerel seçimlere gidersek ittifak yapma potansiyelimiz ortadan kalkacak.

Ancak CHP’de bir değişim olursa yeni bir isimle yeni bir ittifak zemini yaratıp farklı partilerle masaya yeniden oturulabilir. Yeni bir anlayış, yeni bir liderlik, yeni bir güven duygusu verir ama mevcut haliyle bunu sağlamak zor” diyor.

“Özgür Özel’in kazanması zor” 

CHP kasım ayı başında yapılması beklenen büyük kurultaya hazırlanıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday gösterilmesi beklenen kurultayda yeni bir gelişme olmazsa CHP Grup Başkanı Özgür Özel de tartıya çıkacak. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da destek verse Özel’in Kılıçdaroğlu ile gireceği yarışı kazanmasının çok zor olduğu savunuluyor.

Değişim beklentisini yerel seçim sonrasında toplanacak bir olağanüstü kongreye bırakanlar, “CHP’de ciddi bir değişim gerekiyor. Ancak birincisi Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın çıkışları, ikincisi değişim talebiyle adı öne çıkanların CHP’nin son 10-15 yılına damga vuran siyasetçiler olması bu değişim iradesini sakatladı. Bu kongre zor ama yerel seçim sonrası daha gerçek bir değişim tartışması yaşayacağız” diyor.

Öte yandan CHP’nin kongre takvimi işliyor. Seçim sonrası değişim çağrılarının yapıldığı partide ilk çekişme mahalle delege seçimlerinde, ardından ilçe kongrelerinde yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde “piro” olarak adlandırılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bazı partililer kongre sürecinde de bu lakabı kullanarak pozisyon alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ekibinde yer alan puro içen bazı isimlere gönderme yapanlarsa bu ekibi ise “purocu” diye anıyor. Bu nedenle devam eden seçimlerde de partililerin birbirlerine “Pirocu musun, purocu musun” diye sorduğu anlatılıyor.

Paylaşın

“CHP’li Özel, Genel Başkanlık İçin Hazırlanıyor” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ tartışmaları devam ediyor. Özgür Özel’in adaylık açıklaması için bir metin üzerinde çalıştığı, bu metnin bir ‘tutum belgesi’ işlevi göreceği öne sürüldü.

Özgür Özel’le çalışan isimler, “Bu çalışma bir sır değil. Bunu her yerde dile getiriyoruz. Bizlere değişimin altını doldurmadılar diyen isimlere cevap olacağını belirtmek istiyoruz” diyor.

Değişim açıklamasıyla ilk çıkışı yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden İstanbul’u işaret etmesiyle gözler Özgür Özel’e çevrildi. İmamoğlu, yaptığı açıklamada, “CHP’nin tarihi bilen, geçmişi tertemiz evlatları vardır. Bunlar göreve hazırdır. Bunlardan birisi -ismi geçtiği için söylüyorum- Özgür Özel’dir” demişti.

Diken’den Altan Sancar’ın haberine göre, Özel, eylül başında genel başkanlık için yola çıkacak. Özel’in adaylık açıklaması için bir metin üzerinde çalıştığı, bu metnin bir ‘tutum belgesi’ işlevi göreceği belirtiliyor. Açıklama için net tarih dillendirilmese de metin üzerindeki çalışmaların bitmesi ile kararlaştırılacağı belirtiliyor. Çalışmanın ve açıklamanın eylüle yetişmesi bekleniyor.

Özel’le çalışan isimler, “Bu çalışma bir sır değil. Bunu her yerde dile getiriyoruz. Bizlere değişimin altını doldurmadılar diyen isimlere cevap olacağını belirtmek istiyoruz” diyor.

Özel’in adaylık açıklaması sonrası grup başkanlığı görevinden istifa edip etmeyeceği ise net değil. Ancak genel merkez yönetimi bu durumda güven oylaması istenebileceğini dile getiriyor. Değişim talep edenler ise “Vekillerimiz elbette talep edebilir, ancak sonucun ne olacağı sürpriz olabilir” diyerek genel merkezin vekillerin büyük bölümü üzerinde hakimiyetinin olmadığını vurguluyor.

Genel merkezin adayı Kemal Kılıçdaroğlu

Öte yandan CHP Genel Merkezi, kurultayda partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösterecek. İkinci bir adayın çıkması durumundaysa kurultayda verilecek önergeyle parti meclisi için blok liste uygulamasına gidilmesi planlanıyor.

CHP kurultaylarında genel başkan adayı olan Kılıçdaroğlu genellikle sunulan çarşaf liste için anahtar liste kullanıyordu. Bu anahtar liste zaman zaman delinerek, listede yer almayan isimler parti meclisine giriyordu. CHP yönetiminin listenin delinmemesi için bu yönteme başvurabileceği belirtiliyor.

‘Değişim’ cephesi ise kendilerinin blok veya anahtar liste yerine, çarşaf liste ile parti meclisi üyelerinin belirlenmesinin tamamen delegeye bırakılması gerektiğini düşünüyor.

Paylaşın

CHP İstanbul’da Kılıçdaroğlu, “Değişimciler” Karşısında Önde

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ederken, CHP İstanbul ilçe teşkilatlarında 5 Ağustos’ta başlayan ilçe kongreleri sürüyor. Şu ana kadar 17 ilçede seçimler yapıldı. Kalan 22 ilçenin seçimleri ise 3 Eylül’e kadar tamamlanacak.

Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın parti içi yarışın İstanbul ayağında şu ana kadar ‘köklü değişim’ talebini sürekli dile getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yakın isimler geride kalmış görünüyor.

Tamamlanan seçimlerde il kongresinde oy kullanacak 230 kurultay delegesi seçildi. Bu delegelerin 150’sinin genel merkeze yakın isimler, 80 delegenin ise İmamoğlu’na yakın ve değişimi destekleyen partililer olduğu belirtiliyor.

İstanbul’da ‘değişimciler’ ile genel merkezin tercih ettiği isimler arasında 5 Ağustos’ta başlayan yarış 3 Eylül’e kadar devam edecek. Seçimleri tamamlanan 17 ilçeden Bağcılar, Silivri ve Başakşehir’de ilçe başkanları İmamoğlu’na yakın isimler oldu.

Yine İmamoğlu’na yakın olduğu bilinen Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise ilçe kongresinde delege listesine alınmadı. Önceki dönemlerde hep delege seçilen Akgün’ün adı böylece ilk defa listede yer bulamadı. İddiaya göre Akgün’ün isminin listeye eklenmesini İlçe Başkanı Halis Çiçekçi istemedi.

Bülent Kerimoğlu delege olamadı

Genel merkeze yakın isimlerden ise Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ilçe kongresinde delege olmak istemedi. Kerimoğlu’nun bu tercihinin gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kongre süreci başlamadan kısa bir süre önce Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul ilçe başkanlarıyla bir toplantı düzenlemişti. O toplantının amacının 39 ilçenin ‘değişim’ yönünde bir fotoğraf vermesi olduğu belirtilmişti. Ancak toplantıya sadece 12 ilçe başkanı katılınca fotoğraf da verilmemişti.

5-13 Ağustos tarihleri arasında 17 ilçede yapılan seçimlerde göreve gelen ilçe başkanları şöyle oldu:

Ataşehir: Celal Yalçın
Beylikdüzü: Mülayim Demirtaş
Gaziosmanpaşa: Hakan Bahçetepe
Tuzla: Eren Ali Bingöl
Zeytinburnu: Metin Doğan
Avcılar: Erdal Nas

Bağcılar: Murat Sönmez
Bakırköy: Gizem Başaran Arslan
Başakşehir: Beyzade Kayabaşı
Bayrampaşa: Hasan Mutlu
Beşiktaş: Alican Şen

Büyükçekmece: Halis Çiçekçi
Çatalca: Mehmet Seddar Çoban
Çekmeköy: Melda Tutan
Esenyurt: Hüseyin Ergin
Sancaktepe: Muharrem Aydın
Silivri: Berker Esen

22 ilçede yapılacak seçimler

Geriye kalan 22 ilçedeki seçim tarihleri ise şöyle:

19 Ağustos: Arnavutköy, Bahçelievler, Beykoz, Esenler, Ümraniye.
20 Ağustos: Eyüpsultan, Kağıthane, Maltepe, Şişli, Sultanbeyli.
26 Ağustos: Adalar, Beyoğlu, Küçükçekmece, Sultangazi, Üsküdar.
27 Ağustos: Pendik, Kadıköy.
3 Eylül: Şile, Güngören, Sarıyer, Fatih, Kartal.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Seçim Yorumu: Sonuçların Sağlıklı Bir Analizi Yapılmıyor

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

“Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, T24’ten Metin Kaan Kurtuluş‘a konuştu. Kılıçdaroğlu, kendisine gelen eleştirilere yönelik “Toplumun tüm kesimleriyle barışma ve demokrasi için buluşturma çabası yanlışsa, bu yanlışın en büyüğünü ben yaptım” dedi.

Kılıçdaroğlu, toplumun büyük bir bölümünü seçimi kazanacakları yönünde ikna etmelerini bir “başarı” olarak nitelendirirken, sonuçların beklenen yönde gelmemesinin muhalif seçmende “derin bir travma yarattığını” söyledi. Bu travmanın 2024 yerel seçimlerinde sandığa yansımayacağını düşündüğünü ifade eden CHP lideri, “Elbette hayal kırıklığı içinde veya beklentilerin gerçekleşmemesi nedeniyle bu tür söylemler oluyor. Yazılıyor, çiziliyor, sosyal medyada da söyleniyor. Ben sonuçta bu ülke insanının sağduyulu davranacağını düşünüyorum. Bizim kitabımızda umutsuzluğa yer yok” diye devam etti.

Kılıçdaroğlu, 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’nin CHP adaylarını desteklemediği ve HDP’nin kendi adaylarını çıkardığı senaryoda CHP’nin İstanbul ve Ankara’yı kaybetme olasılığı sorulduğunda ise, “Niye kaybedelim? Belediye başkanlarımız başarılı” yanıtını verdi ve partisinin daha fazla belediye kazanacağını söyledi.

“Parti mücadelesi değil, demokrasi mücadelesi”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 vekil istedik. Hayatımın en büyük pişmanlığıdır” ifadeleriyle ilgili olarak da, “Ben o tür tartışmalara girmek istemem, kendi açımdan doğru da bulmam. Şuna inanırım, biz bir parti mücadelesi değil, bir demokrasi mücadelesi veriyoruz…” dedi.

Kılıçdaroğlu, seçimlerdeki oy oranlarını ise şöyle yorumladı: “Milletvekilliği seçimleri penceresinden sonuçlara baktığımızda oylarımızın arttığını görüyoruz. Uzun yıllardır milletvekili çıkaramadığımız bazı illerden (Rize – Kars – Düzce – Diyarbakır – Karabük – Erzincan gibi) milletvekili çıkardık. Bu bağlamda milletvekilliği seçim sonuçlarını en azından ilk kez milletvekili çıkardığımız iller için bir kazanım olarak gördük. Ayrıca deprem bölgesinde bizim oylarımız arttı. Bu sonuçlar sizi tatmin etti mi diye soracak olursanız, elbette ki hayır. Ama her halükarda oyu düşen parti AK Parti, ama tartışılan parti CHP oldu. Bizim oyumuz yükseldi, ama buna rağmen beklediğimiz sonucu alamadık. Beklediğimiz sonucu alabilseydik tartışmalar farklı yöne evrilecekti.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelince, Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum.

Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Paylaşın

“İmamoğlu, Aday Olmayacağını Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. 

Seçim sonrası değişim çağrısı yapan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” manifestosu bekleniyor. İnternet sitesi üzerinden tabanın değişim taleplerini belirleyen İmamoğlu’nun 10 Ağustos’a kadar bu açıklamayı yapacağı bildirilmişti.

Ancak hem çalışmaların henüz tamamlanmaması hem de geçtiğimiz hafta sonu başlayan ilçe kurultaylarındaki eğilimi gözlemlemek için açıklamanın ay sonuna sarkabileceği belirtiliyor. Hürriyet’in haberine göre kulislerde, İmamoğlu’nun bu açıklamasıyla hem partisiyle ilgili değişim taleplerini somutlaştıracağı hem de kişisel yol haritasına ilişkin güçlü işaret vereceğinden söz ediliyor.

CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, bu açıklamasında genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. İmamoğlu, ‘İstanbul problemi’ nedeniyle kararını bir türlü netleştiremedi.

CHP kaynakları, “Bu süreçte kimse İstanbul’u kaybetmenin sorumluluğunu üstlenmek istemez. İstanbul’u kaybetmiş bir isim olarak genel başkanlık koltuğunda oturmak da kolay olmaz. Ekrem Bey de bugüne kadar bu probleme uygun bir çözüm bulamadığı için arada kaldı. Ancak şimdi, tercihi İstanbul’dan yana olacak. Zaten son günlerde yakın çevresi de, ‘Ekrem Bey genel başkanlık adaylığı için kendisi ortaya çıkmayacak ama Özgür Bey aday olursa kendisini destekleyecektir” dediler.

İmamoğlu, CHP içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı

Öte taraftan, Halk TV yazarı Fikret Bila, İmamoğlu’nun Tunceli’de ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile cep telefonundan gerçekleştirdiği görüşmeyi köşesine taşıdı.

‘Değişim’ ekibinin sosyal medyaya sızdırılan toplantısından sonra özellikle Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki iplerin koptuğunun, liderlik yarışının başladığına dair haberlerin kamuoyuna yansıdığını hatırlatan Bila, şöyle devam etti:

“Bu sürecin kurultayda genel başkanlığı kim kazanırsa kazansın CHP’nin parçalanmasıyla sonuçlanacağı yorumları yapılıyordu. Hatta İmamoğlu’nun ayrı bir parti kurmak için harekete geçtiği de öne sürülmüştü.

Bu tür haber ve yorumlar dağınık bir CHP görüntüsü yaratıyordu. İmamoğlu, bu görüntüyü ve parti içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı.

Ziyaret ettiği Tunceli’den kameraların önünde Kılıçdaroğlu’nu aradı ve sıcak bir konuşma yaptı. İmamoğlu bu telefon sohbetiyle Kılıçdaroğlu’yla aralarında ‘baba-oğul’ ilişkisi kalmadığına yönelik haberleri tekzip ettiği gibi diyaloglarının kopmadığını, görüşmeye devam ettiklerini göstermiş oldu.

İmamoğlu’nun bu adımı onarıcı ve önemli bir adımdır. Parti içi rekabetin nezaket sınırları içinde, kırıp, dökmeden de yürütülebileceğini ortaya koymuş, CHP’de kavga, gürültü, dağılma, parçalanma bekleyenlerin heveslerini de kırmıştır. Bu CHP için olumlu bir gelişmedir.”

İmamoğlu’nun görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’na “Genel başkanım cebinizi aradım ama ulaşamadım. Evinizin numarasını da çevirdim valla. Tunceli’deyiz, memnunuz burada ziyaretlerimizi yapıyoruz. Nazimiye’de bir konukevi yapmıştık biliyorsunuz. Orayı ziyaret edeceğiz. Sonra dönüş yapacağız. Bu benim dördüncü gelişim. Zaten çok seviyorum” dediği anlar kameralara yansımıştı.

Özgür Özel, kurultay için anadolu turuna çıkacak

Ayrıca Özgür Özel’in bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edeceği ve ardından kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre Özel, bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edecek. İstifa etmesinin ardından Özel’in, kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Öte yandan Özel ve değişimcilerin bu planla, “İmamoğlu’nu 2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde ‘CHP’nin cumhurbaşkanı adayı’ göstermeyi hedeflediği” de iddia ediliyor.

Özel’in Anadolu turunu seçim bölgesi Manisa’dan başlatacağı kulislerde konuşuluyor. Bunun yanı sıra Manisa il yönetiminin istifalar sonucu düşmesi kulislerde yeni bir tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu, önceki gün yapılan MYK toplantısında Manisa il başkanlığına yeni yönetiminin atanması için yetki aldı.

Ardından Kılıçdaroğlu, il başkanlığına eski Manisa il başkanı Semih Balaban’a yakın isimlerden olan Kuyumcu’yu atadı. Balaban ile Özel’in arasının iyi olmadığı biliniyor. Bu açıdan duyum kulislerde, “Özel’in önceki il, ilçe ve mahalle kurultaylarında Balaban’a karşı başarı kazanamaması” anımsatılarak “Kılıçdaroğlu’nun Özel’e karşı yaptığı bir hamle” olarak değerlendirildi.

Ancak Özel’in özellikle Adana ve Osmaniye’de etkili olduğu belirtilirken “değişim” ekibinin “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde etkili olabileceği” de gündemde.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: Özgür Özel Kurultay İçin Anadolu Turuna Çıkacak

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in kurultay için Anadolu turuna çıkacağı iddia edildi.

Özgür Özel’in bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edeceği ve ardından kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Cumhuriyet’ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre Özel, bu ay içinde grup başkanlığı görevinden istifa edecek. İstifa etmesinin ardından Özel’in, kurultay çalışmaları kapsamında Anadolu turuna çıkarak parti örgütüyle bir araya gelmeyi planladığı öne sürülüyor.

Öte yandan Özel ve değişimcilerin bu planla, “İmamoğlu’nu 2028 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde ‘CHP’nin cumhurbaşkanı adayı’ göstermeyi hedeflediği” de iddia ediliyor.

Özel’in Anadolu turunu seçim bölgesi Manisa’dan başlatacağı kulislerde konuşuluyor. Bunun yanı sıra Manisa il yönetiminin istifalar sonucu düşmesi kulislerde yeni bir tartışma yarattı. Kılıçdaroğlu, önceki gün yapılan MYK toplantısında Manisa il başkanlığına yeni yönetiminin atanması için yetki aldı.

Ardından Kılıçdaroğlu, il başkanlığına eski Manisa il başkanı Semih Balaban’a yakın isimlerden olan Kuyumcu’yu atadı. Balaban ile Özel’in arasının iyi olmadığı biliniyor. Bu açıdan duyum kulislerde, “Özel’in önceki il, ilçe ve mahalle kurultaylarında Balaban’a karşı başarı kazanamaması” anımsatılarak “Kılıçdaroğlu’nun Özel’e karşı yaptığı bir hamle” olarak değerlendirildi.

Ancak Özel’in özellikle Adana ve Osmaniye’de etkili olduğu belirtilirken “değişim” ekibinin “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde etkili olabileceği” de gündemde.

Gözler İmamoğlu’nun kararında

Öte taraftan seçim sonrası değişim çağrısı yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “değişim” manifestosu bekleniyor. İnternet sitesi üzerinden tabanın değişim taleplerini belirleyen İmamoğlu’nun 10 Ağustos’a kadar bu açıklamayı yapacağı bildirilmişti.

Ancak hem çalışmaların henüz tamamlanmaması hem de geçtiğimiz hafta sonu başlayan ilçe kurultaylarındaki eğilimi gözlemlemek için açıklamanın ay sonuna sarkabileceği belirtiliyor. Hürriyet’in haberine göre kulislerde, İmamoğlu’nun bu açıklamasıyla hem partisiyle ilgili değişim taleplerini somutlaştıracağı hem de kişisel yol haritasına ilişkin güçlü işaret vereceğinden söz ediliyor.

CHP kaynaklarına göre İmamoğlu, bu açıklamasında genel başkanlık yerine yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına ilişkin tercihini de kamuoyu ile paylaşacak. İmamoğlu, ‘İstanbul problemi’ nedeniyle kararını bir türlü netleştiremedi.

CHP kaynakları, “Bu süreçte kimse İstanbul’u kaybetmenin sorumluluğunu üstlenmek istemez. İstanbul’u kaybetmiş bir isim olarak genel başkanlık koltuğunda oturmak da kolay olmaz. Ekrem Bey de bugüne kadar bu probleme uygun bir çözüm bulamadığı için arada kaldı. Ancak şimdi, tercihi İstanbul’dan yana olacak. Zaten son günlerde yakın çevresi de, ‘Ekrem Bey genel başkanlık adaylığı için kendisi ortaya çıkmayacak ama Özgür Bey aday olursa kendisini destekleyecektir” dediler.

İmamoğlu, CHP içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı

Ayrıca, Halk TV yazarı Fikret Bila, İmamoğlu’nun Tunceli’de ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile cep telefonundan gerçekleştirdiği görüşmeyi köşesine taşıdı.

‘Değişim’ ekibinin sosyal medyaya sızdırılan toplantısından sonra özellikle Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki iplerin koptuğunun, liderlik yarışının başladığına dair haberlerin kamuoyuna yansıdığını hatırlatan Bila, şöyle devam etti:

“Bu sürecin kurultayda genel başkanlığı kim kazanırsa kazansın CHP’nin parçalanmasıyla sonuçlanacağı yorumları yapılıyordu. Hatta İmamoğlu’nun ayrı bir parti kurmak için harekete geçtiği de öne sürülmüştü.

Bu tür haber ve yorumlar dağınık bir CHP görüntüsü yaratıyordu. İmamoğlu, bu görüntüyü ve parti içi gerginliği ortadan kaldıracak onarıcı bir adım attı.

Ziyaret ettiği Tunceli’den kameraların önünde Kılıçdaroğlu’nu aradı ve sıcak bir konuşma yaptı. İmamoğlu bu telefon sohbetiyle Kılıçdaroğlu’yla aralarında ‘baba-oğul’ ilişkisi kalmadığına yönelik haberleri tekzip ettiği gibi diyaloglarının kopmadığını, görüşmeye devam ettiklerini göstermiş oldu.

İmamoğlu’nun bu adımı onarıcı ve önemli bir adımdır. Parti içi rekabetin nezaket sınırları içinde, kırıp, dökmeden de yürütülebileceğini ortaya koymuş, CHP’de kavga, gürültü, dağılma, parçalanma bekleyenlerin heveslerini de kırmıştır. Bu CHP için olumlu bir gelişmedir.”

İmamoğlu’nun görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’na “Genel başkanım cebinizi aradım ama ulaşamadım. Evinizin numarasını da çevirdim valla. Tunceli’deyiz, memnunuz burada ziyaretlerimizi yapıyoruz. Nazimiye’de bir konukevi yapmıştık biliyorsunuz. Orayı ziyaret edeceğiz. Sonra dönüş yapacağız. Bu benim dördüncü gelişim. Zaten çok seviyorum” dediği anlar kameralara yansımıştı.

Paylaşın

İlke Ve Demokrasi Hareketi’nden Kılıçdaroğlu’na “Aday Olma” Çağrısı

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının başladığı CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultayda aday olmama çağrısı geldi: Kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız en doğrusu olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlke ve Demokrasi Hareketi sözcüsü Prof. Dr. Örsan Öymen, CHP’deki kongre ve kurultay sürecine ilişkin Kılıçdaroğlu’na yazdıkları çağrı mektubunu Taksim’deki bir otelde düzenlenen basın toplantısında açıkladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP’nin ilke ve programlarının kurultay tarafından belirlendiğini, her partilinin de bu ilkelere uymakla yükümlü olduğunu vurgulayan Öymen, geçen yıllarda ve mevcut yönetim döneminde bu ilkelere en üst seviyede uyulmadığını savundu.

‘Başta laiklik olmak üzere, bu ilkelerin bertaraf edildiğini gözlemlediklerini’ ifade eden Öymen, CHP’de değişim isteyen diğer aday adaylarının da bu ilkelere ve partinin ideolojisine yeterince sahip çıkmadıklarını öne sürdü. Öymen, kurdukları İlke ve Demokrasi Hareketi’nin kendi içinde genel başkanlık için aday adayı çıkartacağını kaydetti.

Mayıstaki seçimlerden sonra kongre ve kurultay süreci hakkındaki görüşlerini aktarmak için Kılıçdaroğlu’na bu mektubu yazdıklarını dile getiren Öymen, söz konusu mektubu okudu.

“Şahsınızın, örgütlerin ve parti üyelerinin son seçimlerden önce ortaya koyduğu yoğun emeklere ve çalışmalara rağmen seçim ne yazık ki kaybedilmiştir” denilen mektupta, CHP’nin kaybettiği ilk seçim olması halinde partide yönetimin değişmesi konusunda bu kadar yoğun bir tartışma yaşanmayacağına işaret edildi. Mektupta, “Ancak ne yazık ki CHP, sizin genel başkanlığınızla girilen tüm seçimleri, 13 yılda girilen 12 seçimi kaybetmiştir” ifadesi kullanıldı.

Bu seçimlerin içinde 5 milletvekili seçimi, 3 cumhurbaşkanlığı seçimi, 2 referandum ve 2 belediye seçimi olduğu savunulan mektupta, ‘2019’daki belediye seçimlerinde kazanılan kentler kısmen bir başarı olsa da Türkiye genelinde o seçimlerin de kaybedildiği’ belirtildi.

Mektupta, ‘seçimlerin kaybedilme nedenleri’ şöyle sıralandı: “Parti içi demokrasinin yeterli seviyede uygulanmamış olması. Başta laiklik olmak üzere, partinin parti programında ve tüzüğünde ifade edilen kurumsal kimliğinin ve temel ilkelerinin büyük ölçüde bertaraf edilmiş olması. Devletçi, kamucu, halkçı, sosyal demokrat ve demokratik solcu ekonomi politikalarının yeterli ve somut biçimde geliştirilmemiş ve halka aktarılmamış olması. Milletvekilliği listelerinde oy oranı çok düşük olan ittifak içindeki siyasi partilere seçilebilecek sıralardan orantısız sayıda fazla milletvekilliğinin verilmiş olması.”

Mektupta, seçimlerden sonra yönetim tarafından gerçekçi bir analiz ve öz eleştirinin ortaya konulmadığı, yönetimi eleştirenlerin disiplin cezası ve partiden ihraçla tehdit edildiği savunularak, Zafer Partisi ile yapılan gizli protokolün de hayal kırıklığına neden olduğu öne sürüldü.

Kılıçdaroğlu’na mektupta şu çağrıda bulunuldu: “CHP’nin ve Türkiye’nin geleceği için, demokratik laik, sosyal hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi ve Cumhuriyet’in korunması için, ayrıca şahsınızın da daha fazla yıpranmaması için demokrasinin ve siyaset etiğinin bir gereği olarak yerel seçimlerden önce kurultayın yapılmasını sağlamanız, önümüzdeki kurultayda genel başkan adayı olmamanız ve bunu en kısa sürede açıklamanız, kurultaydaki genel başkanlık yarışında herhangi bir aday adayını desteklemeden tarafsız kalmanız ve kongre kurultay seçim sürecine müdahale etmemeniz en doğrusu olacaktır.”

“Bir sonuca varmış değiliz”

Öymen, İlke ve Demokrasi Hareketi’nin aday adayının kim olacağı sorusuna şu yanıtı verdi: “Arkadaşlarla bir araya gelip isim konusunda karar alacağız. Fakat şu kadarını söyleyebilirim, örgütten, tabandan, üyelerimizden benim CHP genel başkan aday adayı olmam konusunda öneriler, beklentiler, talepler geliyor. Henüz bir sonuca varmış değiliz. Bu konuda sorumluluk üstlenmeye hazırım.”

Paylaşın