Aslı Biçen Kimdir? Hayatı, Eserleri

1970 yılında Bursa’da dünyaya gelen Aslı Biçen, ilk ve orta öğrenimden sonra, Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Çok sayıda kitabı Türkçeye çeviren Biçen, özellikle Dickens, Faulkner, Cortazar, Fuentes, Rushdie, Djuna Barnes, John Barth, Durrell, Arthur Phillips, A. L. Kennedy, Wallace Stevens ve Ariel Dorfman’dan yaptığı yetkin çevirilerle tanınır. Julio Cortazar’dan 62 Maket Seti’ni, Djuna Barnes’tan Geceyi Anlat Bana’yı, Carlos Fuentes’ten Doğmamış Kristof’u, Salman Rushdie’den Geceyarısı Çocukları’nı, John Fowles’tan Fransız Teğmenin Kadını’nı Türkçeye çevirmiştir.

William Faulkner’dan Abşalom, Abşalom! ve Charles Dickens’tan Kasvetli Ev 2001’de, Louis Breger’den çevirdiği Freud: Görüntünün Ortasındaki Karanlık ve Isaac Bashevis Singer’ın Toplu Öyküler’i 2002’de yayımlandı.

Aslı Biçen, İnceldiği Yerden (2008) adlı romanında; Türkiye’nin dört bir yanında kayıp babasını arayan ve çocukluk aşkı Saliha’yla evlenme hazırlıkları içinde olan bakkal Cemal ve futbolcu sevgilisi Erkan’la gerilimli bir ilişki sürdüren lise öğrencisi Jülide’nin etrafında gelişen yarı-fantastik bir hikâyeyi anlatır.

Tehdit Mektupları (2019) romanında; askerî darbenin ertesinde bir mahkeme salonunda başlayan olaylar, adli bir dava eşliğinde mahkeme tutanaklarını, tehdit mektuplarını, sanığın günlüğünü, bir sevgiliye yazılmış mektupları ve gönderilmemiş başka bazı mektuplarından yola çıkarak, solun ideallerine sempati duyduğu hâlde “harekete” mesafeli duran ama silahlı örgüte yardım iddiasıyla yargılanan bir gencin ve oğlunu kurtarmak için ümitsizce çırpındığı sırada bile darbe olduğunda huzur gelecek diye sevinen bir babanın farklı bakış açılarından o yılların Türkiyesi’ni işler.

Elime Tutun (2019) romanında ise; delilik, cinselliksizlik, dilsizlik ve bellek temaları etrafında gelişen kısa ama son derece yoğun bir hikâyeyi işler. Cinselliğini yitirmiş bir adamla dilini yavaş yavaş kaybedip deliliğe sürüklenen bir kadının “imkânsız” ilişkisini anlatır.

Aslı Biçen’in eserleri: Elime Tutun (2005 Roman), İnceldiği Yerden (2008 Roman), Tehdit Mektupları (2011 Roman), Fransız Teğmenin (2011 Roman), Araf Doğan (2011 Roman), Freud : Görüntünün Ortasındaki Karanlık : Yaşantı (2012 Araştırma), Utanç (2013 Roman), Baba ve Piç (2013 Roman), Ay Batarken (2016 Roman).

Paylaşın

Aslı Akarsakarya Kimdir? Hayatı, Eserleri

1980 yılında Ankara’da dünyaya gelen Aslı Akarsakarya’ın tam adı Aslı Kezban Akarsakarya’dır. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Mühendisliği Bölümünü bitirdi.

Fotoğraf ve edebiyatla yakından ilgilenen yazar, 2003 yılında Talip Apaydın Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülü, 2004 yılında Ömer Seyfettin Öykü Yarışması’nda jüri özel ödülü ve Düşe Kalka adlı dosyasıyla 2009 Yaşar Nabi Öykü Ödülü gibi ödüllere layık görüldü.

2010 kışında yaptığı Hindistan-Bangladeş gezisi sırasında çektiği fotoğraflardan oluşan “Yüzler – Hindistan, Bangladeş” adlı ilk sergisi 1-12 Şubat 2011 tarihleri arasında Ankara Vakıfbank Sanat Galerisinde sergilendi. Hâlen “aslı akarsakarya” adlı kişisel blogunda çevirilerini ve yazılarını yayımlamayı sürdürmektedir.

Edebiyat dünyasında öyküleriyle dikkat çeken Aslı Akarsakarya’nın kalem ürünleri Karakalem, kitap-lık, Kül Öykü, Varlık ve Yalınayak Edebiyat gibi dergilerde yer almıştır. Konu ve şahıs zenginliğiyle dikkat çeken Düşe Kalka (2009) adlı öykü kitabında kimi zaman masaldan tarihe, rüyadan yaşama karışan bir dille, kimi zaman gerçekçi bir üslupla okuru öykünün coğrafyasında yeni bir yolculuğa çıkarır.

Yazar, ağırlıklı olarak kadın-erkek ve aile ilişkileri, toplumsal otorite figürleri tarafından bastırılan ve kimlik oluşumları değişik seviyelerde şiddet uygulanarak kontrol altına alınmaya çalışılan kişileri anlatır. Kimlik, kendine özgürlük, güzellik, çocukluk, yetişkinlik, başarı, inanç gibi sıkça sorgulanmayan, sorgulanmamasına alışılmış kavramlar öykülerinde sıkça işlediği temalardır.

2009’da, üzerinde çalıştığı ilk romanı ve henüz yayımlanmamış olan Ö’nün ilk üç bölümünü, bir seyahati esnasında kaybettiği belleğinden dosya çalınmış olması ihtimaline karşı, telif hakkı problemleri yaşamamak amacıyla kendi kişisel blogunda yayımlamıştır. Yazar, İçeride Kalanlar (2016) adlı romanında trajediyi ve acıyı neşeli, tutkulu biçimde anlatmıştır.

Aslı Akarsakarya’ın eserleri: Düşe Kalka (2009 Hikaye), İçeride Kalanlar (2016 Roman).

Paylaşın

Mehmet Asım Us Kimdir? Hayatı, Eserleri

1884 yılında Manisa’nın Gördes İlçesi’nde dünyaya gelen Mehmet Asım Us, 11 Aralık 1967 günü İstanbul Kadıköy’de evine giderken bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti, 13 Aralık 1967 günü Karacaahmet’te aile mezarlığına defnedildi.

Gördes ve Beşiktaş Askeri Rüşdiyeleri’nde orta, Vefa İdadisi’nde lise öğrenimini tamamladı. 9 Temmuz 1907’de Mülkiye’den mezun oldu. Eylül 1907’de Ziraat Bankası Piyango Kalemi Kâtipliğine tayin edilerek Devlet hizmetine girdi. Burada bir yıl çalıştıktan sonra idare mesleğine geçti.

Eylül 1908’de tayin edildiği İzmir Vilayeti Maiyyet Memurluğunda stajını bitirdikten, bir süre de Gördes Kazası Kaymakam Vekilliği yaptıktan sonra, 14 Eylül 1909’da Elmalı Kaymakamlığı’na atandı. Nisan 1910’da bu görevden istifa ederek ayrıldı; İstanbul’a gelerek Hüseyin Câhid (Yalçın)’in çıkardığı Tanin gazetesine yazar olarak girdi. Eylül 1910’da İstanbul Dârülmuallimî’ni Edebiyat, Malumat-ı Kanuniye, Ahlak Dersleri Muallimliğine atandı”

Tanin gazetesinde Türk ve dünya gündeminde önemli olan konularla ilgili köşe yazıları yazdı. “Mayıs 1914’te Mâliye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdîrliği 2. Mümeyyizliği’ne tayin edildi. Mayıs 1918’de bu görevden de istifa ederek ayrıldı. Haziran 1918’de Ahmet Emin (Yalman) ile birlikte Vakit gazetesini çıkarmaya başladı. Mütareke ve Milli Mücadele yılları boyunca bu ortaklık devam etti.

Büyük Zafer’den sonra ortaklık bozularak söz konusu Vakit gazetesini Ağabeyi Hakkı Târık (Us) ile birlikte devam ettirdi. Kırk yaşında iken Kâmuran (Us) Hanım ile evlendi. Bir oğlu vardır. Fransızcaya vâkıftı. Gazeteciliğinin yanı sıra milletvekilliği de yapan Asım Us, pek çok kitap ve makale kaleme aldı.

1927 yılında 3. Dönem TBMM’ne milletvekili olarak giren Asım Us 1950 yılına kadar bu görevi devam ettirdi. 1950 yılından sonra ise hem siyasi açıdan geri planda kaldı ve hem de Vakit gazetesi ekonomik olarak zayıflayıp etkinliğini kaybetti.

Mehmet Asım Us’un eserleri: Karikatür, Mekâtib-i İptidaiyede Tahrir Dersi Nasıl Tedris Edilmeli?, Malumat-ı Kanuniyye, Anadolu Yavrusunun Kitabı, Müntehab: Çocuk Şiirleri: Devre-i Ula, Yugoslavya’da Seyahat Notları, Londra Seyahati İntibaları, İstanbul’dan Çoruh’a, Son 150 Yılın Tarihi: Tanzimat Paşaları, Gördüklerim / Duyduklarım / Duygularım, Asım Us’un Hatıra Notları: 1930’dan 1950 Yılına Kadar Atatürk ve İsmet İnönü Devrine Ait.

Paylaşın

Asım Tanış Kimdir? Hayatı, Eserleri

1942 yılında Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesinde dünyaya gelen Asım Tanış, ilköğrenimini aynı yerde, ortaokulu ve son sınıfa dek liseyi Niğde’de okudu. Lise son sınıfı, 1960 yılında Antalya’da bitirdi.

Bir ulusal yarışmaya katılıp, İtalyan Hükümeti’nin “İtalya’da üniversite öğrenimi” için verdiği dört burstan birini kazandı. O yıllarda Türkiye genelinde yalnızca Ankara’da bulunan “Siyasal Bilgiler Fakültesi”ni de burslu olarak kazanıp bir ay okumuş, ancak haber gelince bırakıp İtalya’ya gitmiştir. İlk başta Roma’da ve Perugia Yabancılar Üniversitesi’nde İtalyanca okudu. Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.

Pavia Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 1962’den 1966’ya kadar okudu ve “Edebiyat Doktoru” olarak bitirdi. Amsterdam’da bulunan “Vrije Universiteit”teki Hollandalı bir öğretim üyesi tarafından “Türk Dili” bölümünü kurmak için öneri almış, ancak, öneren kişi ağır biçimde hastalandığından bu iş gerçekleşmemiştir.
Hollanda’nın başkentindeki bir üniversitede hukuk fakültesine yazılmış ancak ekonomik sorunlar nedeniyle gidememiştir.

1967-70 yılları arasında, İstanbul’da, sabahları, Farmitalia adlı bir İtalyan ilaç firmasında ve Pirelli Lastik fabrikasında çevirmenlik yapmış, öğleden sonraları da, Tepebaşı’ndaki, (İtalyan Dışişleri Bakanlığı’na bağlı) “İtalyan Kültür Merkezi”nde “İtalyanlara Türkçe”, “Türklere İtalyanca” öğretmiştir.

1970’te İtalya’da, Venedik Üniversitesi Yabancı Diller ve Edebiyatlar Fakültesi’nin Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde görev almış, başlangıçta “Türk Dili ve Edebiyatı, 1983’te de “Türk Dili” kürsülerini kurup ilk kez bu üniversitede Türkçe öğretimini başlatmıştır. 1997 yılı Kasım ayı başında erken emekliye ayrılmıştır.

1972 yılında gazeteci-yazar İlhami Soysal Venedik’e geldiğinde, onunla görüşüp öğrencilerle Türkiye konusunda konuşturmuştur. 1974 yılında, Venedik ve Padova üniversitelerinden öğretim üyeleri, özellikle, Padova Üniversitesi’nden, Prof. Dr. Luigi Polacco, öğretim üyesi olmayan başka kişilerle birlikte, Türkiye’nin ve Türklerin İtalya’da daha iyi tanıtılmasına büyük katkısı olabilecek “Venedik-Türk Kültür ve Dostluk Derneği”nin kurulmasını sağlamıştır.

A. Kadir Meriçboyu ile başlayan işbirliği sonucu, İtalyan ozanlarından yaptığı çeviriler, 1975’te “Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri” dizisinin 2.sinde, (İtalyanca aracılığıyla) Bulgar ve Arnavut ozanlarından yaptığı çeviriler 1980’de aynı dizinin 3.sünde yayımlanmıştır. İtalyan ozanlarından Aldo Severini’den çevirdiği “Maden Ocağının Dibinde” başlıklı şiiri Cem Karaca şarkıya dönüştürmüştür. Berke Vardar ona Türk Dili Kurumu’na üye olmasını önermiş. Bu öneriyi değerlendiren yazar, kurumun 50. kuruluş yılındaki toplantıya katılmıştır.

1983’te İtalyan ve Türk hükûmetlerinin onayı sonucunda, Türk yurttaşlığını koruyarak İtalyan yurttaşlığını da almıştır. 1986 ve 1988 yıllarında iki kez gittiği Yugoslavya, Makedonya ve Kosova’da yaşayan Türklerin dillerini araştırmıştır. Bu araştırmalarla ilgili olanların kimi yazıları Üsküp ve Priştine’de Türkçe olarak çıkan dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır.

1988’de Venedik Üniversitesi’ne, Üsküp’te Türkçe yayımlanan bir gazete ve derginin başyazarı ve yöneticisi Vefki Hasan’ı ve 1991 yılında Kosova’nın başkenti Priştine Üniversitesi’nde “Türk Dili ve Edebiyatı” öğretim üyesi, Prof. Dr. Nimetullah Hafız’ı getirtip, öğrencilere konuşturmuştur.

Kıbrıs ile ilgili olarak İtalyan gazetelerine/gazetecilerine yazdığı ve birkaçı bir İtalyan gazetesinde yayımlanan yazıları nedeniyle, Kıbrıs Cumhurbaşkanı, sayın Rauf Denktaş kendisini 1999’da Kıbrıs’a davet etmiş, orada yetkililerle görüşmüştür.

2000 yılında, Niğde Valisi’nin isteği üzerine, İtalya’da tanıdığı arkeologlara başvurup, şimdiki Kemerhisar beldesinde, eski Tyana’nın bulunduğu alanda, 2001’de kazı çalışmalarının başlamasını sağladı. Onun aracılığıyla, Pavia Üniversitesi’nden gelen 2. Arkeoloji Heyeti, 2006-2010 yılları arasında, oldukça ilginç sonuçlar ortaya koyan yüzey araştırmasıni gerçekleştirmiş ve gerekli izni aldıktan sonra, 2011’de, Kınık Höyük’te, şimdilik 2020 yılına dek sürecek, kazı çalışmalarını başlatmıştır.

Asım Tanış’ın başlıca kitapları: Büyük Türkçe İtalyanca Öğretici Sözlük, Büyük İtalyanca-Türkçe Büyük Öğretici Sözlük Cilt: 1, Herkes İçin Yapısal Yolla İtalyanca, Herkes İçin Yapısal Yolla İtalyanca 2, Küçük İtalyanca – Türkçe / Türkçe – İtalyanca Sözlük, Piccolo Dizionario Italiano – Turco Turco – Italiano, İtalyanca – Türkçe / Türkçe – İtalyanca Standart Sözlük (Orta).

Paylaşın

Asım Gültekin Kimdir? Hayatı, Eserleri

1975 yılında Amasya’nın Taşova İlçesi’nde dünyaya gelen Asım Gültekin, 22 Temmuz 2020 yılında Amasya’da hayatını kaybetti. 23 Temmuz 2020’de memleketi Taşova’da, Doğu Mahallesi Mezarlığı’na defnedildi.

Asım Gültekin; lise eğitimini Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinde, üniversite eğitimini ise Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünde tamamladı.

Farklı illerdeki okullarda edebiyat öğretmenliği yaptı. Uzun yıllar boyunca Türkiye Dergiler Birliği başkanlığı görevinde bulundu, gelenek haline gelen Dergi Günleri/Dergi Fuarlarını başlattı. Dünya Dergiler Birliği’nin[1] kurulmasına öncülük etti. Dil ve etimolojiyle olan ilgisinden ötürü, Dil Evi Etimoloji Topluluğu’nu kurdu. 2008’de yılın öğretmeni seçildi.

Çeşitli yayınevlerine ve dergilere editör, danışman ve yayın kurulu olarak katkı sağladı. Biat, Seher, Kitap Postası, Cafcaf ve CF dergilerini çıkardı. Kültür sanat haberlerinin derlendiği Dünya Bizim sitesinin kurucuları arasında yer aldı ve uzun yıllar genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

Temmuz, Yörünge, Yedi İklim, Yeni Şafak, Sağduyu, Millî Gazete, Karar Gazete Vakit, Şehrengiz, Düş Çınarı, Kırklar, Gerçek Hayat, Genç gibi dergi ve gazetelerde de kültür yazıları yayımlandı.

Asım Gültekin’in eserleri: Birden Bine Türkçede Sayıların Kökeni Üzerine Denemeler, Alışmak Ölümüne Karşı.

Paylaşın

Arzu Toker Kimdir? Hayatı, Eserleri

Gazeteci ve çevirmen Arzu Toker, 1952 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti İlçesi’nde dünyaya geldi. Arzu Toker, 1974 yılında, o zamandan beri yaşadığı Almanya’ya taşındı.

Arzu Toker, 2007 yılının başlarında, Toker ve Mina Ahadi, İslamiyetten vazgeçmiş insanları temsil etmeyi amaçlayan bir Alman derneği olan Eski Müslümanlar Merkez Konseyi’nin kurucuları arasındaydı.

Toker, İslam’ın insanlık dışı olduğunu, Almanya Anayasası’na aykırı olduğunu ve hem kadın düşmanı hem de kötü niyetli olduğunu düşünmektedir. Toker, göre İslam’da kadının üreme makinesine indirgendiğini iddia etmektedir ve Hollanda’nın birçok şehrinde İslamcıların elinde kadın ve gündüz bakım merkezleri olduğu konusunda uyarmaktadır.

Toker’e göre Hollanda, bu İslami sütunlaştırmaya izin vererek fazla hoşgörülü davrandığını söylemiştir. Yine İslam’ın baskıyı temsil ettiği ve Ayaan Hirsi Ali’yi örnek alarak bunun dile getirilmesine izin verilmesi gerektiğini açıklamıştır.

Paylaşın

Arzu Demir Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Haziran 1973 yılında Ağrı’nın Patnos ilçesinde dünyaya gelen Arzu Demir, ilk, orta ve lise öğrenimimi Patnos’ta tamamladı. Atatürk Üniversitesi Ağrı Eğitim Fakültesini bitirdi. Mezun olduktan sonra öğretmenlik yapmaya başladı.

Diğer yandan şiirle ilgilendi. 2010 Frankfurt Kitap Fuarında, “Türkiye’de Geleneksel ve Modern Yaşamda Kadın” adıyla bir sunum yapan sanatçı bu sunum üzerine; 2012 yılında FBK’nın ve 2013 yılında Rosa Luxemburg Stiftung’un davetlisi olarak, Almanya’da, “Sanatta Vicdan Güzelliği- Sözcüklerle Irkçılığa Karşı” adı altında ırkçılığa karşı sanatın ve özellikle de edebiyatın önemini vurgulayan etkinlikler gerçekleştirdi. İki çocuk annesi olan Demir, hâlen Ankara’da şiir ve yazı çalışmalarını sürdürmektedir.

Şiirle yazı hayatına başlayan Arzu Demir, 2007’de Kıyı ve Damar dergilerinde yayımlanan iki şiiri ile de edebiyat dünyasına adım atmıştır. Sanatçı, edebiyat çevrelerinde 2010 yılına kadar “Arzu Alır” adıyla tanınmıştır. Kaleme aldığı şiir, öykü ve yazıları; Aratos, Denizsuyukasesi, Dünyanın Öyküsü, Ekin Sanat, Kar, Kıyı, Kurşun Kalem, Kül Öykü, Lacivert, Mühür, Patika, Roman Kahramanları ve Sözcelem gibi süreli yayınların yanı sıra Matrix ve Bawülon gibi Almanca edebiyat dergilerinde de yayımlanmıştır. Şair, Yalnızlık Üşür (2007) ve Şeytan Gül Dalına Dönerse (2010) adını verdiği ilk iki şiir kitabını da “Arzu Alır” imzasıyla yayımlamıştır.

Şeytan Gül Dalına Dönerse adlı şiir kitabı Almancaya çevrilmiş, Wenn Satan sich zum Rosenzweig beugt adıyla 2010 yılında okurlarının karşısına çıkmıştır. Şiirlerini ağırlıklı olarak serbest tarzda kaleme almış ve kelime oyunlarına sık sık başvurmuştur. Birey, insan ve bireyin dünyadaki yaşayışı onun şiirlerinin hareket noktasıdır. Bireyin dünyada yaşadığı tutarsızlığı, oradan oraya savruluşunu ve karmaşayı şiirsel bir üslûpla okuyucuya sunmuştur. Şiirle başladığı yazı serüveninde öyküler de kaleme almış ve kurguda çemberi genişleterek romana yönelmiştir.

Arzu Demir, 2014 yılında yayımlanan Nuhun Gemileri adlı ilk romanı üzerine “Nuhun Gemileri, onu yazdığım dönemdeki iç dünyamın, ihtiyaç duyduğu cevapları arayışının hikâyesidir. Bir çözüme ulaşmanın, mümkünse uzlaşmaya varmanın özlemiyle yazılmıştır. Şiirlerimde olduğu gibi karmaşayı, çelişkiyi, çalkantıyı dile getirse de şiir olmamıştır.

Çünkü şiir sorar, karşı durur, çelişkiyle kıvranır ama cevaplar bulmanın, çözüm aramanın, hele uzlaşmanın yeri olamaz. Bu yüzden söylenecek olana göre farklı türlerde yazmayı daha doğru buluyorum. Nasıl akmak isterse öyle akıyor söz. Fakat hemen ekleyeyim akmakla, yalnızca esin ve esrikliği kastetmiyorum, yazmayı sürdürmek için deli gibi çalışmak da gerekiyor…” cümleleriyle hem kurguya başvurma gerekçesini dile getirmiş, hem de şiir dili ile kurgunun ayrımını yapmıştır.

Sanatçı, Nuhun Gemileri’nde; bir yandan mekânın ve hatta zamanın başkalaştığı bir dünyada meydana getirilme gayreti gösterilen bir ütopyanın karşısında gittikçe güç kazanan distopyayla mücadelesini anlatırken, diğer yandan insanın çelişkiler ve şüphelerle örülmüş kendini varetme yolunda, kendini bulma çabasını merkeze almıştır. “Şiir benim için soluk almak gibi…” diyen sanatçı öykü ve roman kaleme almış olsa da şair kimliği ön plandadır.

Şairin Asıl Suret ve Bahçedekiler (2014) adlı şiir kitabı da Monica Carbe ve Wolfgang Riemann tarafından Almancaya çevrilmiş ve Pop Verlag tarafından Urbild Abbild und die Wesen im Garten adıyla 2017 yılında basılmıştır.

Arzu Demir’in eserleri: Yalnızlık Üşür (2007 Şiir), Şeytan Gül Dalına Dönerse (2010 Şiir), Asıl Suret ve Bahçedekiler (2014 Şiir), Nuhun Gemileri (2014 Roman).

Paylaşın

Arif Ay Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Aralık 1953 yılında Niğde’nin Bor İlçesinin Balcı köyünde dünyaya gelen Arif Ay, öğrenim hayatına Balcı’da başlayan şair, ilkokul eğitimini üçüncü sınıfa kadar burada sürdürdü. Dördüncü, beşinci sınıfları ve ortaokulu Ankara’da Balgat İlkokulu/Ortaokulunda tamamladı.

Lise öğrenimine Bahçelievler Cumhuriyet Lisesinde başlayan Arif Ay, daha sonra Bor’a dönerek Şehit Nuri Pamir Lisesinde öğrenimini üçüncülükle tamamladı. 1972’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine kaydını yaptırdı ancak 1973’te, çalışmak zorunda olduğu için derslere devam edememesi nedeniyle kaydı silindi.

Tekrar sınava giren şair, 1974’te Gazi Eğitim Enstitüsünün Türkçe Bölümünü kazandı ve aynı yıl memuriyete başladı. Askerlik tecil belgesi alamadığı için üniversiteden kaydı silinen şair tekrar sınava girdi, 1975’te Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesini kazandı ve bir yıl okuduktan sonra çıkan aftan faydalanarak tekrar Ankara’ya Gazi Üniversitesine döndü. Gazi Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.

Arif Ay, lise yıllarında Bor’dayken muhabirlik, haritacılık gibi pek çok alanda çalıştı. Üniversite öğrencisiyken 1974’te Türkiye Çimento ve Toprak Sanayi Genel Müdürlüğünde kütüphane memuru olarak atandı. Aynı yıldan itibaren iki yıl Milli Türk Talebe Birliği Ankara Başkanlığı yaptı.

Kasım 1982-Şubat 1983 arasında askerlik görevini ifa etti. 1990’da Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’na eğitim müdürü oldu ve yine aynı kurumda başkanlık müşaviri görevini sürdürdü. 1993’te Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak atandı. 1999’dan buya Başkent Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışma hayatını sürdürmektedir.

Arif Ay’ın eserleri: Hıra (1978 Şiir), Dosyalar (1980 Şiir), Şiirin Kandilleri (1983 Şiir), Gökyüzü Saatleri (1986 Şiir), İma Kitabı (1989 Şiir), Saat Yirmi Dörtte Saksafon Dersleri (1991 Hikaye), Gece Yazıları (1991 Deneme), Anne Hikâyeleri Antolojisi (1991 Antoloji), Bin Yılın Destanı (1992 Şiir), Bosna Alevler İçinde (1993 Diğer), Flowering Sky (1994 Şiir), Yirmi Yaş Şiirleri (1995 Şiir),

Dokuz Kandil (1997 Şiir), Ateş ve Caz (2000 Şiir), Türk Edebiyatından Anne Şiirleri (2001 Antoloji), Türk Edebiyatından Çocuklara Şiirler (2001 Antoloji), Dağlara Götür Beni (2001 Şiir), Uzun Bir Hüzün (2006 Şiir), Güne Doğan Koşu (2006 Şiir), Şiirimin Şehirleri (2011 Şiir), Fuzuli’nin Yalnızlık Arkadaşı: Sezai Karakoç (2016 Biyografi), Direnişin Klas Hali: Nuri Pakdil (2016 Biyografi), Dipköşe (2016 Şiir), Gün Dökümleri (2017 Günlük).

Paylaşın

Ari Çokona Kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında İstanbul’un Fener semtinde dünyaya gelen Ari Çokona’nın tam ismi Aristotelis olsa da, günlük yaşamda ve eserlerinde “Ari” kısaltmasını tercih etmektedir. Tam isminin “çok uzun olması” nedeniyle bu yola başvurduğunu ifade etmiştir.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde başladığı üniversite eğitimini, yüksek kimya mühendisi olarak tamamladı. Bir süre boya sanayisinde bu mesleği icra etse de, sonrasında lise öğretmeni olarak iş hayatına devam etti.

Günümüzde, Zoğrafyon Rum Lisesi’nde çalışmaktadır. Kendisiyle aynı kurumda görev yapan Mağdalini Frangoplo Çokona ile evlidir. Çift, Cihangir’de ikamet etmekle birlikte; Kimon ve Dimitri isminde iki çocuğa sahiptir.

2004 yılında Çağdaş Yunan edebiyatı çevirileri yapmaya başladı. İki ciltten müteşekkil Ege’nin Karşı Yakasından: Çağdaş Yunan Edebiyat Seçkisi isimli çeviri eseri, 2007’de Yunanistan Edebiyat Çevirmenleri Derneği tarafınca çeviri ödülüne layık görüldü. İlber Ortalı; Çokona’nın Kritovulos Tarihi (1451-1467) isimli çeviri çalışmasını, “beklenen çeviri” olarak niteledi.

Çokona’nın; Türk ve Yunan dergilerinde yayımlanmış şiir ve öyküleri mevcuttur. Bunlara ek olarak; Türkiye Rumları tarihi hakkında araştırmalar neşretmekte ve çocuk edebiyatı eserleri yazmaktadır.

Ari Çokona’nın eserleri: Fener (2009), 20. Yüzyıl Başlarında Anadolu ve Trakya’daki Rum Yerleşimleri (2016), Altınkanat Okulu (2018), Minik Yaman’ın Dev Macerası (2020).

Paylaşın

Hande Altaylı Kimdir? Hayatı, Eserleri

1971 yılında Balıkesir’in Edremit ilçesinde dünyaya gelen Hande Altaylı, Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümünde okudu. Çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı ve şarkı sözleri yazdı. 

Kahperengi (2012) adlı romanı dizi olarak uyarlandı ve “Merhamet” adında dizi olarak çekildi. Hande Altaylı, ilk romanı Aşka Şeytan Karışır (2006)’da Aslı ve Ömer ekseninde aşk temasını işlemiştir. Roman yayımlandığı tarihten itibaren yirminin üzerinde basımı yapılmış ve gazetelerin çok satanlar listesinde sıklıkla yer almıştır.

Altaylı’nın dostluk temasını ele aldığı ikinci romanı Maraz (2009) hiç beklemediği bir anda kendi karanlığında kalan genç bir kadının, aniden tuzla buz olan bir evlilik ve sonrasında büyük bir hızla tersine dönmeye başlayan dünyadaki Aslı’nın hikâyesidir. Altaylı’nın filme de çekilen romanı Kahperengi (2012) küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul’un ışıklı gecelerine uzanan bir yolculuğun hikâyesidir.

Romanda sevginin değil, mecburiyetin birlikte tuttuğu bir ailede büyüyen Narin, ilk kez âşık olduğunda yolların nihayet daha büyük yollara bağlandığını, o büyük yolların da başka şehirlere, ülkelere kavuştuğunu ve biri gittiğinde arkasında bir yol bıraktığını anlar.. Ama o yolların nefrete, ihanete de açıldığını anlaması için aradan yılların geçmesi, dostlukların sınanması, kaybedilenlerin bulunması gerekecektir.

Yazar, Kahperengi üzerine verdiği bir söyleşide ilk iki romanında bulunan Aslı karakterine şu cümlelerle açıklık getirmiştir: Ben Türk edebiyatına geç başladım. Aile kitaplığımız Fransızların, Rusların egemenliği altındaydı. Türk yazarlara geçtiğimde isimlere bir türlü alışamadım. Tamamen bu rahatsızlıktan dolayı ilk iki romanımda isim bulmakta ve kullanmakta zorluk çektim. Aslı ile kendimi rahat hissediyordum. Sonra bunu aştım. Şimdi bir Aslı’ya ihtiyacım yok. Narin’le de kendimi iyi hissettim.

Yazarın son romanı Delice (2015)’de ise Meryem ile Aliço’nun hikâyesi vardır. Kurtuluş, bu romanı şu cümlelerle değerlendirmiştir: Sessiz ve derinden yazıyor Hande Altaylı… Hızlı değil, uydurma değil, gerçek ve yavaştan yazıyor. Yeni kitabı Delice çok gerçekçi bir roman… Yanlış insana aşık olan bir kadının yaşadıkları üstüne kurgulanmış. Kitabı okuyunca yine hayat muhasebesine başlayacaksınız ve soracaksınız kendinize: Aşk, başkasının sırtına bakmak mıdır?.

Hande Altaylı’nın romanları genel olarak değerlendirildiğinde aşk ve dostluk gibi temaların kadın-erkek ilişkiler etrafında ele alındığı görülmektedir.

Hande Altaylı’nın eserleri: Aşka Şeytan Karışır Okuyan (2006 Roman), Maraz (2009 Roman), Kahperengi (2012 Roman), Delice (2015 Roman).

Paylaşın