Guardian: Erdoğan, Suriye’de Diplomasiye Başvurmak Zorunda Kaldı

Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian, Türkiye – Suriye yakınlaşmasını değerlendirdi. Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la ilişkilere dair 19 Ağustos’ta yaptığı açıklamanın, “10 yıldan uzun süredir devrilmesini savunduğu Esad rejimini stabilize etmeye yönelik yeni bir politika” olduğu öne sürüldü.

Erdoğan, açıklamasında siyasette dargınlığa yer olmadığını ve diyaloğun açık tutulması gerektiğini belirterek, “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki” demişti.

Haberde, Türkiye’nin son yıllarda Rusya’nın İdlib’e düzenlediği saldırılara sert şekilde karşı çıktığı fakat son dönemde bu tavrından vazgeçtiği de savunuldu.

Ayrıca Erdoğan’ın mayıstan beri Suriye’ye düzenlenebilecek bir askeri operasyona dair açıklama yaptığı, Suriyeli sığınmacıların burada oluşturulacak “güvenli bölgelere” yerleştirilmesinin hedeflendiği, mayısta 1 milyon sığınmacının geri gönderilmesiyle ilgili planların duyurulduğu hatırlatıldı.

Ancak Erdoğan’ın 5 Ağustos’taki Soçi Zirvesi’nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den bu hamle için destek alamadığı, bu nedenle diplomasi yolunu tercih etmek zorunda kaldığı iddia edildi.

Erdoğan, geçen ay İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen zirvede de Tel Rıf’at ve Münbiç’teki PKK, PYG ve YPG’nin bölgeden çıkarılması gerektiğini ve bunun için Türkiye’nin operasyon düzenlemeyi hedeflediğini söylemiş fakat Rusya’dan veya İran’dan destek alamamıştı.

Haberde, Ankara’nın Şam politikasındaki değişimin, Türkiye’deki milyonlarca sığınmacının Suriye’ye gönderilmesine neden olabileceği endişelerini de beraberinde getirdiği savunuldu.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan kimliğini paylaşmayan bir üst düzey istihbarat yetkilisi, Guardian’a açıklamasında “Türk tarafının gönderdiği mesaj net. PKK’nın üstesinden gelmek istiyorlar ve Esad’ın da şimdi bununla ilgili bir kozu var. Fakat tüm pazarlıklar Putin üzerinden yapılıyor, o yüzden şansını fazla zorlamamalı” dedi.

Öte yandan istihbarat yetkilileri, Türk hükümetinin yakın zamanda Esad’la doğrudan iletişime geçeceğini düşünmediklerini de belirtti.

Demokratik Suriye Meclisi Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ahmed ise dünkü açıklamasında, Türkiye’nin Suriye hükümetiyle yakınlaşma çabalarıyla ilgili “Şam ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi mevcut krizi derinleştirir” demişti.

Erdoğan’la Esad’ın Özbekistan’da görüşeceği söylentileri de gündeme gelmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugünkü açıklamasında iddiaları yalanlayarak böyle bir görüşmenin gerçekleşmeyeceğini belirtti.

Çavuşoğlu, iki hafta önce Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda, 10 ay önce Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’la görüştüğünü açıklamıştı.

Bağlantısızlar Hareketi’nin Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen toplantısında ayaküstü konuştuklarını belirten Çavuşoğlu, Mikdad’a “Suriye’nin tek çıkar yolunun siyasi uzlaşı olduğunu, muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın sağlanması gerektiğini, Türkiye’nin böyle bir durumda buna destek olabileceğini söylediğini” ifade etmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Atomlar İlk Kez Sıvı İçinde Yüzerken Görüntülendi

Birleşik Krallık’taki Manchester Üniversitesi araştırmacıları, sıvı hücreleri incelemenin yeni bir yolunu geliştirdi. Bunu yaparken de ilk kez bir sıvıda tekil atomların hareketi görüntülendi.

Bu başarı, temiz enerji üretimi ve önemli biyolojik süreçler için gerekli teknolojilerin geliştirilmesinin önünü açabilir.

Hakemli bilimsel dergi Nature’da yayımlanan araştırma, iki grafen tabakası (karbon atomlarından oluşan 2 boyutlu bir malzeme) arasına bir tuzlu su çözeltisi yerleştirdi. Çözeltinin içine de atomlar kondu.

Daha sonra ekip, transmisyon elektron mikroskobu (TEM) adı verilen cihazı kullanarak platin atomlarının malzemenin yüzeyinde nasıl hareket ettiğini inceledi.

TEM, vakumlu odacıklar yaratılmasıyla çalışan bir cihaz olduğu için araştırmanın püf noktası sıvıyı hapseden altıgen grafen tabakalarıydı.

Araştırmanın başyazarı Dr. Nick Clark, “Çalışmamızda, sıvıyı kullanmasaydık yanıltıcı bilgiler elde ederdik” diye konuştu:

Bu bir dönüm noktası ve sadece başlangıç. Sürdürülebilir kimyasal işlem süreçlerini destekleyen malzemelerin geliştirilmesi için bu tekniği şimdiden kullanmak istiyoruz.

Bilim insanları bu grafen tabakaları sürdürülebilir şekilde hidrojen üretmenin potansiyel bir yolu olarak görüyor. Bu, olası uygulama alanlarından sadece biri.

Ancak uzmanlar hidrojeni Dünya’yı iklim krizinden kurtarmak için gereken sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak görüyor.

Araştırma ekibinden Prof. Dr. Sarah Haigh, bulguları şöyle yorumladı:

Maddelerin bu tür davranışlarının endüstriyel ve bilimsel önemi göz önüne alındığında, sıvılarla temas halindeki yüzeylerde atomların nasıl davrandığına dair ne kadar çok şey öğrenmemiz gerektiğini gördük. Bu şaşırtıcı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

2022 Dünyanın En Sıcak Yıllarından Biri Olacak

Birleşik Krallık ulusal hava durumu servisi MetOffice tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, gelecek yıl sıcaklıklar endüstri öncesi ortalamalarının 1,09 santigrat derece üzerinde gerçekleşecek. 

Kurumun uzun vadeli tahmin bölümü başkanı Adam Scaife, elde ettikleri sonuçların, sera gazlarının dünyayı artan bir oranda ısıttığını gösterdiğini kaydetti.

Ofisin tahmini, küresel iklimin “temel itici güçlerine” dayalı olarak hesaplanıyor, ancak iklimi soğutan büyük volkanik patlamalar gibi beklenmeyen olayları içermiyor.

2021’den daha sıcak değil

Ocak-Eylül 2021 verileri, Met Office’in 2021 tahmininin gerçek küresel ortalama sıcaklıktan yaklaşık 0,03 derece düştüğünü gösterdi. Ulusal hava durumu servisi, ortalama küresel sıcaklığın 2000-2020 yıllarında arasında 0,7 derece arttığını da kaydetti.

2022 yılının 1850-1900 ortalamalarının 1,96 derece üzerinde olsa da, hala Ocak-Eylül 2021’den daha soğuk olması bekleniyor.

Yeşil Gazete’nin haberine göre, Scaife, bunun temel olarak geçici bir soğutma etkisi olan “La Niña” hava olayı nedeniyle olduğunu söyledi.

Mahsul verimi yüzde 30 azalacak

Bloomberg’in yaptığı bir araştırmaya göre de sıcaklıklardaki söz konusu artış, küresel mahsul veriminin yaklaşık yüzde 30 düşmesine ve gıda talebinin hızla artmasına neden olabilir.

Aşırı ve değişken sıcaklıklar, insan sağlığını da doğrudan etkiliyor; felç ve miyokard enfarktüsünden ölüm oranını artırıyor.

Met Office’in iklim uzmanı Doug Smith de küresel ortalama sıcaklıktaki kabaca 2 derecelik bir artışın, dünya çapında önemli sıcaklık farklılıkları olduğu gerçeğini maskelediğini söylüyor.

Dünyada sıcaklık artışı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) Kasım ayında yayımladığı “Küresel İklimin Durumu 2021” raporuna göre, yoğun sıcak hava dalgaları ve yıkıcı seller gibi aşırı hava olayları şu anda dünyanın “yeni normali” oldu.

Çalışmaya göre, 2002’den sonraki 20 yıllık sıcaklık ortalaması, sanayi devri öncesine kıyasla 1 dereceyi aşma yolunda. Küresel deniz seviyeleri ve atmosferdeki sera gazı birikimi de 2021’de rekor düzeylere çıktı.

Sera gazı yoğunluğunun küresel sıcaklık üzerindeki etkisiyle Ocak-Eylül 2021 döneminde küresel sıcaklık artışı 1850-1900 dönemindeki ortalama sıcaklığa göre 1,09 dereceyi buldu.

Rapora göre, artan sıcaklıkların gezegen üzerindeki etkisi de artarken, dünya daha önce görülmemiş bir yere doğru gidiyor. Rapor, 2021 dahil son 7 yılın büyük ihtimalle kayıtlara geçen en sıcak dönem olacağını söylüyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 12’ncisi yayımlanan Emisyon Raporu da sıcaklık ve emisyonlar konusunda diğer raporları destekliyor.

Rapor, karbon emisyonunun azaltılması yönündeki planların iklim krizinin tehlikeli boyutlarını önleyecek düzeyde olmadığını belirtirken bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklık artışının 2,7 dereceyi bulabileceği ve bunun yıkıcı sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor.

Paylaşın